Neonatoloji

406 soru

Soru 241Soru

Maternal hipertansiyon öyküsü olan, 3939 haftalık gebelik haftasında 3400 gram3400 \text{ gram} (AGA) olarak doğan bir erkek bebeğin postnatal 66. saatinde yapılan rutin taramasında plazma glukoz düzeyi 32 mg/dL32 \text{ mg/dL} olarak saptanmıştır. Bebeğin fizik muayenesi tamamen normal olup bebek asemptomatiktir. Bu bebek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: \%10 Dekstrozdan Dekstrozdan 2 \text{ mL/kg}$ IV bolus verilmesi ve ardından glukoz infüzyonu başlanması

Cevap

Postnatal 4244-24 saat aralığında, asemptomatik bir bebekte kan şekeri 35 mg/dL35 \text{ mg/dL}'nin altında ise \%10 dekstroz bolusu ve infüzyonu başlanmalıdır.
Yenidoğanlarda hipoglisemi yönetimi Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) ve Türkiye Neonatoloji Cemiyeti rehberlerine göre postnatal yaşa göre normalize edilir. 4244-24 saatlik asemptomatik bir bebekte kan şekeri 35 mg/dL35 \text{ mg/dL}'nin altında ise, sadece besleme yeterli değildir ve merkezi sinir sistemi hasarını önlemek için \%10 dekstroz ile IV müdahale şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Bebeğin postnatal yaşını ve semptom durumunu belirle.
Bebek 66 saatlik (4-24 saat aralığında) ve asemptomatiktir.
Yenidoğan hipoglisemi yönetimi yaşa ve semptom varlığına göre değişir.
2
Ölçülen glukoz değerini (32 mg/dL32 \text{ mg/dL}) ilgili yaş grubunun eşik değerleri ile karşılaştır.
32 mg/dL32 \text{ mg/dL}, asemptomatik 4244-24 saatlik bebekler için IV tedavi sınırı olan 35 mg/dL35 \text{ mg/dL}'nin altındadır.
4-24 saatlik asemptomatik bebeklerde 3545 mg/dL35-45 \text{ mg/dL} arası besleme, 35 mg/dL35 \text{ mg/dL} altı ise IV tedavi gerektirir.
3
Uygun tedavi dozunu ve yöntemini belirle.
\%10 Dekstrozdan Dekstrozdan 2 \text{ mL/kg}( ( 200 \text{ mg/kg})bolusve) bolus ve 6-8 \text{ mg/kg/dk}$ hızında infüzyon.
Hızlı glisemi kontrolü sağlamak için bolus dozu kritiktir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan asemptomatik hipoglisemisinde postnatal yaşa göre müdahale eşikleri (özellikle 4-24 saat aralığı).
Soru 242Soru

Gebelikte son bir haftadır bebek hareketlerinde azalma öyküsü olan anneden, 3737 haftalık, 28502850 gram ağırlığında doğan kız bebekte doğumdan hemen sonra belirgin solukluk, kalp tepe atımının 175175/dk ve solunum sayısının 6868/dk olduğu saptanıyor. Fizik muayenede hepatosplenomegali saptanmayan hastanın laboratuvar incelemesinde; Hb: 5.85.8 g/dL, Hct: %18\%18, retikülosit: %14\%14, periferik yaymada 30/10030/100 lökosit olacak şekilde nükleuslu eritrosit artışı gözleniyor. Direkt Coombs testi negatif ve total bilirubin düzeyi 1.41.4 mg/dL olarak saptandığına göre, bu bebek için en olası tanı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik fetomaternal kanama

Cevap

En olası tanı kronik fetomaternal kanamadır.
Kronik fetomaternal kanama; doğumda ağır solukluk ve anemiye rağmen normal bilirubin düzeyi, yüksek retikülosit sayısı ve artmış nükleuslu eritrositlerle karakterizedir. Annenin bebek hareketlerinde azalma hissetmesi, kan kaybının doğumdan günler öncesinde başladığını gösteren tipik bir klinik ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Doğumda ağır anemi, taşikardi ve taşipne saptandı.
Bebeğin hemoglobin düzeyinin (5.85.8 g/dL) çok düşük olması kalp yetmezliği bulgularına (taşikardi, taşipne) yol açmıştır.
2
Hemolitik sürecin dışlanması
Total bilirubin düzeyinin normal olması ve Direkt Coombs testinin negatifliği.
Ağır hemoliz durumunda (Rh/ABO uygunsuzluğu gibi) bilirubinde belirgin artış ve Coombs pozitifliği beklenirdi.
3
Kanama zamanlamasının (akut vs kronik) analizi
Yüksek retikülosit (%14\%14) ve nükleuslu eritrosit artışı saptandı.
Retikülosit artışı kemik iliğinin anemiye yanıt vermek için yeterli zamana sahip olduğunu, yani sürecin kronik olduğunu gösterir. Akut kanamada retikülosit yanıtı henüz oluşmamıştır.
4
Maternal öykü ile korelasyon
Bebek hareketlerinde azalma öyküsü.
Fetal hareketlerin azalması, fetomaternal transfüzyon nedeniyle fetüste gelişen kronik distress ve anemiyi destekleyen kritik bir veridir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan döneminde ağır aneminin ayırıcı tanısında retikülosit sayısı (kanama zamanlaması) ve bilirubin düzeyi (hemoliz dışlanması) en önemli kriterlerdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 243Soru

3939 haftalık, sağlıklı bir kız bebek normal vajinal yolla doğmuştur. Annesi, doğumdan sonraki ilk 33 gün boyunca gelen sütünün miktarının az ve renginin koyu sarı olmasından endişe ederek polikliniğe başvurmuştur. Yapılan fizik muayenede bebeğin hidrasyonunun doğal olduğu ve %55 ağırlık kaybı olduğu saptanmıştır. Bebeğin bu dönemde aldığı anne sütü tipi (kolostrum) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protein ve mineral içeriği matür süte göre daha yüksektir.

Cevap

Kolostrumun protein ve mineral içeriği matür süte göre daha yüksektir.
Kolostrum (ilk 454-5 gün), yenidoğanın bağışıklık sistemini desteklemek için yüksek oranda protein (özellikle salgısal IgA ve laktoferrin) ve mineral içerir. Matür süte kıyasla sodyum, potasyum ve klor miktarı daha fazladır.

Adım Adım Çözüm

1
Postnatal süreyi değerlendir.
Doğumdan sonraki ilk 33 gün kolostrum evresidir.
Anne sütünün evreleri zamana göre kolostrum (050-5 gün), geçiş sütü (5155-15 gün) ve matür süt (>15>15 gün) olarak ayrılır.
2
Kolostrumun makro besin içeriğini karşılaştır.
Protein içeriği yüksek, yağ ve laktoz içeriği düşüktür.
Yenidoğanın ilk günlerdeki yüksek bağışıklık ve büyüme ihtiyacı nedeniyle protein (antikorlar dahil) ön plandadır.
3
Mineraller ve kalori değerlerini analiz et.
Mineraller daha yüksek, toplam kalori daha düşüktür.
Yağ içeriğinin az olması toplam enerji yoğunluğunu düşürür.

Anahtar Kavram

Anne sütünün laktasyon evrelerine göre içerik değişimi (Kolostrum özellikleri)

Alternatif Yöntem

Sütün renginden (sarı) beta-karoten ve yüksek protein içeriğini hatırlayarak, enerjiden ziyade koruyucu (immün) özelliklerin ön planda olduğunu düşünebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 244Soru

3939 haftalık gestasyon yaşında, 34003400 gram ağırlığında, sağlıklı bir anneden normal spontan vajinal yolla doğan erkek bebek, postnatal 4.4. saatinde belirgin solukluk ve taşipne nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde kalp hızı 170/dakika170/\text{dakika}, solunum sayısı 72/dakika72/\text{dakika} saptanıyor. Karaciğer ve dalak palpe edilemiyor, sarılık izlenmiyor.

Laboratuvar bulguları şu şekildedir:

TetkikSonuç
Hemoglobin7.8 g/dL7.8 \text{ g/dL}
Hematokrit%23\%23
Retikülosit%9\%9 (Yaymada normoblastlar mevcut)
Direkt CoombsNegatif
Total Bilirubin0.9 mg/dL0.9 \text{ mg/dL}

Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fetomaternal transfüzyon

Cevap

En olası tanı, sarılık ve hiperbilirubinemi olmaksızın gelişen anemi ve kemik iliği yanıtı (retikülositoz) nedeniyle fetomaternal transfüzyondur.
Fetomaternal transfüzyon tanısı, yenidoğanda doğum anında veya hemen sonrasında görülen, sarılığın eşlik etmediği ancak kemik iliği yanıtının (retikülositoz, normoblastemi) aktif olduğu anemiler için tipiktir. Vakada Direkt Coombs negatifliği immün hemolizi, normal bilirubin ise tüm hemolitik süreçleri dışlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Aneminin ve kemik iliği yanıtının değerlendirilmesi
Hb 7.8 g/dL7.8 \text{ g/dL} (belirgin anemi) ve Retikülosit %9\%9 (yüksek)
Bebeğin anemik olduğu ve kemik iliğinin bu duruma eritropoezi artırarak (normoblastlar ve retikülositoz) yanıt verdiği doğrulanır.
2
Hemoliz bulgularının kontrol edilmesi
Total bilirubin 0.9 mg/dL0.9 \text{ mg/dL} (normal) ve sarılık yok
Normal bilirubin seviyesi, aneminin bir hemoliz (yıkım) sürecine bağlı olmadığını gösterir.
3
Ayırıcı tanının netleştirilmesi
Tanı: Fetomaternal transfüzyon
Sarılık ve hepatosplenomegali olmaksızın görülen anemi, kan kaybını (fetomaternal, iatrojenik veya internal) düşündürür. Retikülosit yüksekliği üretim eksikliğini dışlar.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda sarılık eşlik etmeyen anemilerde öncelikle fetomaternal kanama veya internal kanamalar düşünülmelidir.

Daha Fazla Pratik

Fetomaternal kanama tanısını kesinleştirmek için anne kanında fetal eritrositleri gösteren Kleihauer-Betke testi veya akım sitometrisi yapılabilir.

Alternatif Yöntem

Klinik pratikte anemik bir yenidoğanda sarılık yoksa; 'Fetomaternal kanama mı, yoksa vücut içi bir kanama (örneğin subgaleal hematom) mı?' sorusu sorulmalıdır. Fizik muayenede kitle veya organomegali olmaması fetomaternal kanama olasılığını artırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 245Soru

Vakum destekli bir doğumla 3737 haftalık gestasyon süresini tamamlayarak 21002100 gram ağırlığında dünyaya gelen bir erkek bebeğin 1.1. dakika değerlendirmesinde; kalp hızı 110110/dakika, solunumu zayıf ve düzensiz, ekstremiteleri hafif fleksiyonda, nazal kateter yerleştirilmesine sadece yüz buruşturma ile yanıt veriyor ve gövdesi pembe, ekstremiteleri siyanotik saptanıyor. Doğumdan yaklaşık 22 saat sonra yapılan fizik muayenesinde; saçlı deride sütür hatlarını geçen, oksiputa ve kulak arkasına doğru yayılım gösteren, palpasyonla fluktuasyon veren, üzerine basmakla çukurlaşmayan yumuşak bir kitle izleniyor. Bebeğin kalp hızının 175175/dakika ve kapiller dolum zamanının 44 saniye olduğu saptanıyor.

Bu bebek için en olası tanı, gestasyonel yaş sınıflandırması ve 1.1. dakika APGAR skoru aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subgaleal kanama - SGA - 66

Cevap

Subgaleal kanama tanısı alan, gestasyonel yaşına göre SGA olan ve Apgar skoru 66 olarak hesaplanan seçenek doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, bebeğin tüm klinik ve antropometrik verilerini doğru sentezlemektedir. Vakum doğumu sonrası gelişen, sütürleri geçen ve şok tablosuna yol açan kitle subgaleal aponevroz altındaki kanamadır. 3737 haftalık ve 21002100 gram olan bir bebek düşük doğum ağırlıklı ve SGA kategorisindedir. Apgar skoru ise beş bileşenin toplamı olarak 66 puandır.

Adım Adım Çözüm

1
APGAR skorunu hesaplayınız.
66 puan.
Kalp hızı >100100 (22), Zayıf solunum (11), Hafif fleksiyon (11), Yüz buruşturma (11), Akrosiyanoz (11) puan üzerinden toplam 66 elde edilir.
2
Kafadaki kitlenin anatomik yerleşimini ve klinik etkisini analiz ediniz.
Subgaleal kanama.
Sütürleri geçmesi, fluktuasyon vermesi ve subgaleal aralığın geniş kapasitesi nedeniyle gelişen hipovolemik şok (taşikardi, uzamış kapiller dolum) bu tanıyı doğrular.
3
Doğum ağırlığını gestasyonel yaşa göre sınıflandırınız.
SGA (Small for Gestational Age).
3737 haftalık (term) bir bebek için 21002100 gram, büyüme eğrilerinde 10.10. persentilin altındadır.

Anahtar Kavram

Yenidoğan kafa travmalarının ayırıcı tanısı ve gestasyonel yaş sınıflandırması.
Soru 246Soru

Gestasyonel yaşı 3838 hafta olan, preeklampsi tanılı anneden sezaryen ile doğan bir yenidoğan; doğum sonrası ısıtılmış, kurulanmış ve uygun pozisyon verilmiştir. Taktil uyarıya rağmen apneik olan bebeğe maske ile pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) başlanmış ve göğüs hareketlerinin varlığı doğrulanmıştır. PBV’nin 3030. saniyesinde yapılan değerlendirmede bebeğin kalp hızı 55/dk55\text{/dk} olarak saptanmıştır.

Bu aşamada yapılması gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göğüs basısına başlanmalı ve FiO2FiO_2 değeri %100\%100 olacak şekilde yükseltilmelidir.

Cevap

Kalp hızı 60/dk60\text{/dk}'nın altında olan ve etkin ventilasyon (3030 saniye boyunca göğüs hareketli PBV) sağlanan bebekte göğüs basısına başlanmalı ve oksijen konsantrasyonu %100\%100'e çıkarılmalıdır.
NRP algoritmasına göre, 3030 saniyelik etkin (göğüs hareketli) PBV sonrası kalp hızı hâlâ 60/dk60\text{/dk}'nın altındaysa, bir sonraki adım göğüs basısına başlamak ve bu sırada verilen oksijen konsantrasyonunu %100\%100'e çıkarmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
PBV'nin etkinliğini kontrol et.
Göğüs hareketleri var, ventilasyon etkin.
Ventilasyon etkin değilse önce MRSOPA adımları uygulanmalıdır.
2
Kalp hızını değerlendir.
Kalp hızı 55/dk55\text{/dk} (<60/dk<60\text{/dk}).
Canlandırma algoritmasında göğüs basısı kararı kalp hızı eşiğine göre verilir.
3
İleri canlandırma basamağına geç.
Göğüs basısı başlatılır ve FiO2FiO_2 %100\%100'e yükseltilir.
Kalp hızı <60/dk<60\text{/dk} olduğunda doku perfüzyonunu ve oksijenasyonu maksimize etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan canlandırmasında (NRP) göğüs basısı endikasyonu, en az 3030 saniye süren ve göğüs hareketini sağlayan etkin PBV'ye rağmen kalp hızının 60/dk60\text{/dk}'nın altında kalmasıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 247Soru

Gebelik haftası 3434 hafta olan ve 2200 gram2200 \text{ gram} (SGA) olarak doğan bir erkek bebek, postnatal 66. saatinde yapılan rutin taramasında kapiller kan şekeri 30 mg/dL30 \text{ mg/dL} olarak saptanıyor. Fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmayan ve asemptomatik olan bebeğin emme refleksi güçlüdür. Bu bebek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Intravenöz %10 dekstroz infüzyonu başlanması

Cevap

İntravenöz %10 dekstroz infüzyonu başlanması en uygun yaklaşımdır.
Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) ve Pediatrik Endokrin Derneği (ESPE) kılavuzlarına göre, postnatal 4244-24 saat arasındaki asemptomatik riskli bebeklerde kan şekeri <35 mg/dL<35 \text{ mg/dL} ise intravenöz glikoz infüzyonu (68 mg/kg/dk6-8 \text{ mg/kg/dk} hızında) başlanmalıdır. Bebek emebiliyor olsa dahi, bu saat diliminde 35 mg/dL35 \text{ mg/dL}'nin altı güvenli kabul edilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Bebeğin risk grubunu ve postnatal yaşını belirle
Bebek geç prematüre/SGA grubundadır ve postnatal 6. saatindedir.
Müdahale eşikleri bebeğin yaşına (saat cinsinden) göre değişir.
2
Kılavuzlara göre müdahale eşik değerini kontrol et
4-24 saat aralığındaki asemptomatik bebekler için IV tedavi sınırı 35 mg/dL'dir.
AAP ve ESPE kılavuzları, postnatal yaş ilerledikçe güvenli glikoz sınırını yukarı çeker.
3
Ölçülen değeri eşik değerle karşılaştır
Ölçülen 30 mg/dL değeri, 35 mg/dL olan sınırın altındadır.
Asemptomatik olsa dahi, bu değerde oral besleme başarısız kabul edilir veya doğrudan IV tedavi önerilir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan hipoglisemisinde postnatal yaşa göre değişen müdahale eşikleri (AAP kriterleri).

Daha Fazla Pratik

Diyabetik anne bebeklerinde hipogliseminin temel mekanizmasını (hiperinsülinizm) tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Eğer bebek semptomatik (letarji, apne, nöbet vb.) olsaydı, tedaviye ek olarak mutlaka 200 mg/kg200 \text{ mg/kg} dozunda %10\%10 dekstroz bolusu eklenmesi gerekirdi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 248Soru

Sadece anne sütü ile beslenen, 34003400 gram ağırlığında doğan bir erkek bebek, yaşamının 44. gününde belirgin sarılık ve huzursuzluk nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde tartısının 29502950 gram olduğu, turgorunun hafif azaldığı, mukozaların kuru olduğu ve sarılığın tüm vücuda yayıldığı saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde elde edilen bulgular aşağıdadır:

TetkikSonuç
Total Bilirubin1818 mg/dL
Direkt Bilirubin0,80,8 mg/dL
Hemoglobin16,516,5 g/dL
Retikülosit%1,1\%1,1
Direkt CoombsNegatif

Bu bebekte hiperbilirubinemiye yol açan en olası durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Emzirme yetersizliği sarılığı

Cevap

Bebekte saptanan aşırı tartı kaybı, dehidratasyon bulguları ve hemoliz yokluğu ile uyumlu olan 'emzirme yetersizliği sarılığı' en olası tanıdır.
Bebekte saptanan aşırı tartı kaybı (%13,2\%13,2), turgor azalması ve kuru mukoza gibi dehidratasyon bulguları, yaşamın ilk günlerinde yetersiz beslenmeye bağlı gelişen emzirme yetersizliği sarılığını (erken başlangıçlı anne sütü sarılığı) desteklemektedir. Laboratuvarda hemoliz bulgularının (anemi, retikülositoz, direkt Coombs pozitifliği) olmaması da bu tanıyı pekiştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Bebeğin tartı kaybı yüzdesini hesapla.
Tartı kaybı: (34002950)/3400=%13,2(3400 - 2950) / 3400 = \%13,2.
Yenidoğanlarda ilk haftada %10\%10'un üzerindeki tartı kaybı patolojik kabul edilir ve yetersiz beslenmeye işaret eder.
2
Klinik hidrasyon bulgularını değerlendir.
Turgor azalması ve kuru mukozalar mevcuttur.
Bu bulgular bebeğin dehidratasyonda olduğunu ve sıvı alımının yetersiz olduğunu doğrular.
3
Laboratuvar verileriyle hemolizi dışla.
Hemoglobin (16,516,5 g/dL) ve retikülosit (%1,1\%1,1) normal; direkt Coombs negatif.
Uyuşmazlık veya enzim eksikliklerine bağlı hemolitik süreçlerin olmadığını gösterir.
4
Sarılık tipini ve zamanlamasını belirle.
Yaşamın 44. gününde başlayan indirekt hiperbilirubinemi ve dehidratasyon tablosu.
Bu tablo, 'erken başlangıçlı anne sütü sarılığı' olarak da bilinen emzirme yetersizliği sarılığı ile tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Emzirme yetersizliği sarılığı (Breastfeeding jaundice), yetersiz anne sütü alımı sonucu artan enterohepatik sirkülasyon ve dehidratasyon nedeniyle ilk hafta içinde görülen indirekt hiperbilirubinemidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 249Soru

Yenidoğan döneminde saptanan hipokalseminin klinik bulguları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klinik muayenede tipik olarak belirgin bir kas hipotonisi ve letarji saptanır.

Cevap

Yenidoğan hipokalsemisi klinik olarak irritabilite artışı ve 'jitteriness' ile karakterizedir, belirgin kas hipotonisi beklenen bir bulgu değildir.
Yenidoğan hipokalsemisi nöromüsküler irritabilitede artışa neden olur. Bu durum klinik olarak 'jitteriness' (titreme), irritabilite, hiperrefleksi ve ağır vakalarda konvülsiyonlar ile kendini gösterir. Belirgin kas hipotonisi (gevşek bebek) ise genellikle sepsis, intrakraniyal kanama veya hipermagnezemi gibi merkezi sinir sistemini deprese eden durumlarda görülür, hipokalsemide beklenen bir bulgu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Hipokalseminin temel etkisini belirle.
Nöromüsküler irritabilitede artış.
Düşük kalsiyum düzeyleri sinir ve kas hücrelerinin uyarılma eşiğini düşürür.
2
Klinik bulguları bu etkiyle ilişkilendir.
Jitteriness, hiperrefleksi ve konvülsiyonlar.
Uyarılabilirlik artışı bu tipik motor bulgulara yol açar.
3
Yanlış seçeneği (hipotoni) değerlendir.
Hipotoni irritabilite artışı ile çelişir.
Kas hipotonisi genellikle sepsis, ağır asfiksi veya hipermagnezemi gibi durumlarda görülür; hipokalsemide ise kas tonusu artma eğilimindedir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan hipokalsemisi nöromüsküler irritabilite artışına bağlı bulgularla (tetani, jitteriness) kendini gösterir.
Soru 250Soru

4141 haftalık, koyu mekonyumlu amniyotik sıvı varlığında vajinal yolla doğan bir erkek bebekte, doğumdan hemen sonra belirgin takipne, inleme ve siyanoz gelişiyor. Endotrakeal aspirasyonda mekonyum saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın, yama tarzında düzensiz infiltrasyonlar ve belirgin havalanma artışı izleniyor. İzleminin 1212. saatinde akciğer kompliyansında belirgin azalma ve ciddi hipoksemi saptanan hastada ekzojen sürfaktan tedavisi uygulanıyor. Bu hastada sürfaktan tedavisi uygulanmasının temel patofizyolojik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mekonyumun sürfaktan proteinlerini doğrudan inaktive etmesi ve tip II pnömositlerden salınımı baskılaması

Cevap

Mekonyumun sürfaktan proteinlerini doğrudan inaktive etmesi ve tip II pnömositlerden salınımı baskılaması
Mekonyum aspirasyonu sonrası gelişen ağır solunum yetmezliğinde, mekonyum içeriğindeki albumin, safra asitleri ve serbest yağ asitleri alveol yüzeyindeki sürfaktanı doğrudan inaktive eder. Ayrıca tip II pnömositler üzerinde toksik etki yaratarak sürfaktan sentezini ve salınımını baskılar. Bu durum akciğer kompliyansında belirgin azalmaya (restriktif tablo) yol açar ve ekzojen sürfaktan tedavisi bu kaybı yerine koymayı hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Bebek 4141 haftalık (term), mekonyumlu doğum öyküsü var ve akciğer grafisinde yama tarzı infiltrasyonlar ile havalanma artışı mevcut. Bu tablo Mekonyum Aspirasyon Sendromu (MAS) ile uyumludur.
Ayırıcı tanıda RDS prematürite gerektirir, TTN ise genellikle havalanma artışı ve fissürde sıvı ile gider ama yama tarzı infiltrasyon yapmaz.
2
Kompliyans değişikliğinin yorumlanması
İzlemde akciğer kompliyansının azalması (akciğerlerin sertleşmesi), sürfaktanın işlevini yitirdiğini veya azaldığını gösterir.
MAS sadece bir obstrüksiyon (tıkanma) hastalığı değil, aynı zamanda sekonder bir sürfaktan yetersizliği durumudur.
3
Sürfaktan tedavi gerekçesinin belirlenmesi
Mekonyum içeriğindeki maddeler sürfaktanı inaktive eder. Ekzojen sürfaktan bu inaktivasyonu yenmek için verilir.
Sürfaktan inaktivasyonu MAS'ın en ağır ve tedavi edilebilir patofizyolojik bileşenlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Mekonyum Aspirasyon Sendromu'nda sekonder sürfaktan inaktivasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 251Soru

Postnatal 1212. saatinde letarji ve emmeme şikayetiyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılan term bir erkek bebeğin fizik muayenesinde mikropenis ve hafif skleral ikter saptanıyor. Plazma glukoz düzeyi 25 mg/dl25 \text{ mg/dl} ölçülen bebeğe %10\%10 dekstroz infüzyonu 10 mg/kg/dk10 \text{ mg/kg/dk} hızında (GİH) başlanıyor. Ancak 22. saatteki kontrol kan şekerinin 40 mg/dl40 \text{ mg/dl} üzerine çıkarılamadığı görülüyor. Bu bebekte etiyolojik tanıya yönelik yapılması gereken en uygun ilk laboratuvar yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipoglisemi anında (kritik örnek) serum kortizol, büyüme hormonu ve insülin düzeyi bakılması

Cevap

Hipoglisemi anında (kritik örnek) serum kortizol, büyüme hormonu ve insülin düzeylerinin ölçülmesi
Vakada tanımlanan term bebekte hipoglisemiye eşlik eden mikropenis, hipogonadotropik hipogonadizm ve büyüme hormonu (GH) eksikliğini düşündürür. Hafif skleral ikter ise kortizol eksikliğine bağlı gelişen neonatal kolestaza (hepatit sendromu) işaret etmektedir. 10 mg/kg/dk10 \text{ mg/kg/dk} gibi yüksek bir glukoz infüzyon hızına rağmen kan şekerinin düşük kalması, hormonal eksikliğin veya hiperinsülinizmin ciddiyetini gösterir. Bu durumda kesin tanı, hipoglisemi anında alınan örneklerde (kritik örnek) düşük GH, düşük kortizol ve düşük insülin düzeylerinin gösterilmesi ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir (Mikropenis + Hipoglisemi + İkter)
Hipogonadotropik hipogonadizm, GH eksikliği ve kortizol eksikliğine (kolestaza bağlı ikter) işaret eder.
Bu üçlü bulgu konjenital panhipopituitarizm için tipik bir triad oluşturur.
2
Glukoz infüzyon hızı (GİH) gereksinimini analiz et
10 mg/kg/dk10 \text{ mg/kg/dk} üzerindeki dirençli GİH ihtiyacı hiperinsülinizm veya hormonal eksiklikleri düşündürür.
Normal bir yenidoğan 46 mg/kg/dk4-6 \text{ mg/kg/dk} GİH ile normoglisemik kalabilir; yüksek ihtiyaç patolojik durumun şiddetini gösterir.
3
Tanısal 'kritik örnek' stratejisini uygula
Hipoglisemi anında (glukoz < 4050 mg/dl40-50 \text{ mg/dl}) alınan kanda insülin, GH ve kortizol düzeyleri en anlamlı bilgiyi verir.
Hormon düzeyleri ancak uyarıcı bir uyaran (hipoglisemi) varken bazalden ayrışarak tanı koydurucu olur.

Anahtar Kavram

Neonatal Hipopituitarizm ve Hipoglisemi Ayırıcı Tanısı
Soru 252Soru

4040 haftalık, 3500 gram3500\text{ gram} ağırlığında, mekonyumsuz amniyotik sıvı ile doğan bir yenidoğan; doğum sonrası yapılan ilk değerlendirmede apneik ve kalp hızının 50 vuru/dakika50\text{ vuru/dakika} olduğu saptanıyor. Isıtma, kurulama ve havayolu temizliği yapıldıktan sonra pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) başlanıyor. PBV'nin 1515. saniyesinde yapılan kontrolde göğüs hareketlerinin izlenmediği ve kalp hızının artmadığı görülüyor. Ventilasyon düzeltici adımlar (MR. SOPA) uygulanmasına rağmen göğüs hareketleri sağlanamayınca bebek endotrakeal yolla entübe ediliyor. Entübasyon sonrası göğüs hareketlerinin sağlandığı doğrulanıyor. Toplam 3030 saniyelik "etkin" ventilasyon sonrası yapılan değerlendirmede kalp hızının halen 50 vuru/dakika50\text{ vuru/dakika} olduğu saptanıyor. Bu aşamada yapılması gereken en uygun uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oksijen konsantrasyonunu %100'e yükseltmek ve göğüs kompresyonuna başlamak

Cevap

Oksijen konsantrasyonunu %100'e yükseltmek ve göğüs kompresyonuna başlamak
Yenidoğan canlandırma algoritmasına (NRP 8. Baskı) göre, canlandırmanın en kritik basamağı akciğerlerin etkin havalandırılmasıdır. Senaryoda göğüs hareketlerinin ancak entübasyon sonrası sağlandığı belirtilmiştir. Bu 'etkin' ventilasyonun 30 saniye sürdürülmesine rağmen kalp hızı hala 60 vuru/dakika60\text{ vuru/dakika}'nın altındaysa, bir sonraki basamak göğüs kompresyonuna başlamaktır. NRP kılavuzu, göğüs kompresyonuna başlandığı anda FiO2 değerinin %100\%100 olacak şekilde yükseltilmesini önerir.

Adım Adım Çözüm

1
PBV etkinliğinin doğrulanması
Entübasyon sonrası göğüs hareketlerinin izlenmesi
Göğüs hareketi sağlamayan ventilasyon 'etkin' kabul edilmez ve algoritma ilerletilmez.
2
30 saniye boyunca etkin ventilasyon uygulanması
Kalp hızının değerlendirilmesi
Kalp hızının ventilasyona yanıt vermesi için yeterli süre tanınmalıdır.
3
Kalp hızı < 60/dakika ise ileri canlandırmaya geçilmesi
Göğüs kompresyonu ve %100 O2
Bradikardi devam ediyorsa dolaşım desteği ve maksimum oksijenizasyon gereklidir.

Anahtar Kavram

NRP algoritmasında göğüs kompresyonuna geçiş kriteri, en az 30 saniyelik 'göğüs hareketini sağlayan' etkin ventilasyona rağmen kalp hızının 60 vuru/dakika altında kalmasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 253Soru

33 günlük term bebek, belirgin sarılık nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde cilt ve skleralar yaygın ikterik olup, organomegali saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; total bilirubin 2525 mg/dL, direkt bilirubin 0.80.8 mg/dL, hemoglobin 1616 g/dL, retikülosit %1\%1 ve direkt Coombs testi negatif olarak saptanıyor. Yoğun fototerapi uygulanmasına rağmen bilirubin düzeyi 2020 mg/dL'nin altına düşmüyor. Aile öyküsünde, bir önceki kardeşin benzer bir tabloyu takiben bebeklik döneminde kernikterus nedeniyle kaybedildiği öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı ve beklenen klinik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crigler-Najjar Sendromu Tip I; fenobarbital tedavisine yanıt alınmaz.

Cevap

En olası tanı Crigler-Najjar Sendromu Tip I'dir ve bu tabloda fenobarbital tedavisine yanıt alınması beklenmez.
Vakadaki yüksek bilirubin düzeyleri (>20>20 mg/dL), hemoliz bulgularının olmaması, fototerapiye zayıf yanıt ve ailede kernikterus nedeniyle kardeş kaybı öyküsü Crigler-Najjar Sendromu Tip I'i işaret eder. Bu sendromda UGT1A1 enzim aktivitesi tamamen yok olduğundan, fenobarbital tedavisiyle enzim indüksiyonu yapılamaz ve bilirubin düzeylerinde düşüş sağlanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Bilirubin tipini belirle.
İndirekt hiperbilirubinemi (2525 mg/dL total, 0.80.8 mg/dL direkt).
Tedavi ve ayırıcı tanı için hiperbilirubineminin konjuge mi yoksa ankonjuge mi olduğunu anlamak gerekir.
2
Hemoliz varlığını araştır.
Hemoliz yok (Normal hemoglobin, düşük retikülosit, negatif Coombs).
Yüksek indirekt bilirubinin en sık nedeni hemolizdir; hemoliz dışlanınca enzim eksiklikleri ön plana çıkar.
3
Klinik seyri ve aile öyküsünü değerlendir.
Fototerapiye yanıtsızlık ve kardeş ölümü öyküsü.
Ağır ve yanıtsız seyir, Crigler-Najjar Tip I'in Tip II ve diğer selim durumlardan ayrılmasını sağlar.
4
Tanıyı kesinleştir ve beklenen bulguyu saptan.
Crigler-Najjar Sendromu Tip I; fenobarbital yanıtı negatiftir.
Tip I'de enzim aktivitesi sıfır olduğu için indükleyici tedaviye (fenobarbital) yanıt alınamaz.

Anahtar Kavram

Crigler-Najjar Sendromu Tip I, tam enzim eksikliği (UDP-GT) nedeniyle ağır indirekt hiperbilirubinemi ve fenobarbitale yanıtsızlık ile karakterizedir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 254Soru

2828 haftalık olarak dünyaya gelen bir prematüre bebekte, doğumdan hemen sonra başlayan takipne, ekspiratuar inleme ve interkostal çekilmeler saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde bilateral yaygın retikülogranüler görünüm (buzlu cam manzarası) ve hava bronkogramları izleniyor. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Respiratuar distres sendromu (RDSRDS)

Cevap

Prematüre doğum, erken başlayan solunum sıkıntısı ve grafideki buzlu cam manzarası Respiratuar Distres Sendromu (RDSRDS) tanısını koydurur.
2828 hafta gibi erken bir gestasyonel yaşta doğan bebekte, sürfaktan eksikliğine bağlı olarak gelişen ve akciğer grafisinde tipik retikülogranüler (buzlu cam) görünüm ile hava bronkogramlarına neden olan tablo Respiratuar Distres Sendromu (RDSRDS)'dur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın gestasyonel yaşını değerlendir
2828 haftalık (çok düşük doğum ağırlıklı prematüre)
RDSRDS riski gestasyonel yaş azaldıkça belirgin şekilde artar.
2
Klinik bulguları analiz et
Doğumdan hemen sonra başlayan takipne, inleme ve çekilmeler
Sürfaktan eksikliğinde alveoler kollaps ve fonksiyonel rezidüel kapasite kaybı hızlıca gelişir.
3
Radyolojik bulguları yorumla
Buzlu cam manzarası ve hava bronkogramları
Yaygın mikroatelektaziler retikülogranüler (buzlu cam) görünüme, açık kalan bronşlar ise hava bronkogramlarına neden olur.

Anahtar Kavram

Respiratuar Distres Sendromu (RDSRDS) patofizyolojisi ve radyolojik tanı kriterleri
Tahmini Süre:45s
Soru 255Soru

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen çok düşük doğum ağırlıklı bir prematüre bebeğin rutin kranial ultrasonografi taramasında; germinal matriks bölgesinden kaynaklanan kanamanın ventrikül sistemini doldurduğu, ancak ventriküllerde dilatasyon yapmadığı gözlenmiştir. İki gün sonra yapılan kontrol ultrasonografide ise kanamanın ipsilateral periventriküler beyaz cevher alanına doğru genişlediği ve bu alanda kama şeklinde bir ekojenite artışı oluştuğu saptanmıştır. Bu olguda sonradan gelişen parankimal lezyonun patofizyolojisinden sorumlu olan temel süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaudotalamik oluktaki medüller venlerin basıya uğraması sonucu gelişen venöz infarkt

Cevap

Kaudotalamik oluktaki medüller venlerin basıya uğraması sonucu gelişen venöz infarkt
Doğru seçenek, Evre 44 intraventriküler kanamanın patofizyolojik temelini tam olarak açıklar. Germinal matriks kanaması, subependimal bölgedeki terminal ven (vena thalamostriata) ve onun dalları olan medüller venler üzerinde bası oluşturur. Bu venöz obstrüksiyon, periventriküler beyaz cevherde venöz konjesyona, ardından infarkta ve son olarak infarkt alanına kan sızmasına (hemorajik infarkt) neden olur. Bu nedenle bu lezyona artık İntraparankimal Hemorajik İnfarkt (IPHI) denilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Bebekte başlangıçta Evre 22 (ventrikül içi kanama, dilatasyon yok) olan tablonun Evre 44 (parankimal tutulum) düzeyine ilerlediği saptanmıştır.
Lezyonun evresini belirlemek, altta yatan patofizyolojiyi anlamak için ilk adımdır.
2
Evre 44 lezyonunun (IPHI) anatomik yapısını analiz et
Parankimal lezyonun kama şeklinde ve ipsilateral germinal matriks kanaması ile komşu olduğu doğrulanmıştır.
Bu radyolojik görünüm, medüller venlerin drenaj alanına uymaktadır.
3
Damarsal mekanizmayı hatırla
Germinal matriks kanamasının terminal veni (thalamostriate vein) basıya uğratarak periventriküler venöz dönüşü engellediği sonucuna varılır.
Papile Evre 44 tanımı artık modern tıpta 'İntraparankimal Hemorajik İnfarkt' (IPHI) olarak adlandırılır ve venöz bir olaydır.

Anahtar Kavram

İntraventriküler Kanama Evre 44 (IPHI) Mekanizması

Daha Fazla Pratik

Periventriküler lökomalazi (PVL) ile intraventriküler kanama (İVK) arasındaki patogenez ve lokalizasyon farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 256Soru

Yenidoğan döneminde görülen solunum sıkıntısı tablolarından biri olan respiratuar distres sendromu gelişimi için en önemli risk faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prematürite

Cevap

Respiratuar distres sendromu (RDS) için en önemli risk faktörü prematüritedir.
Respiratuar distres sendromu (RDS), akciğerlerin olgunlaşmamasına bağlı gelişen sürfaktan eksikliği tablosudur. Sürfaktan üretimi gebelik haftasıyla korele olduğu için, bebek ne kadar erken (prematüre) doğarsa RDS gelişme riski o kadar artar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastalığın patofizyolojisini hatırla.
RDS, Tip 2 pnömositlerden salınan sürfaktan maddesinin eksikliği sonucu oluşur.
Sürfaktan eksikliği alveollerin yüzey gerilimini artırarak ekspiryum sonunda kollapsa neden olur.
2
Sürfaktan üretim zamanını değerlendir.
Sürfaktan üretimi gebelik haftası ilerledikçe artar ve genellikle 343534-35. haftalarda yeterli düzeye ulaşır.
Bebeğin ne kadar erken doğduğu (prematürite derecesi), sürfaktan eksikliği ve RDS riskini doğrudan belirler.

Anahtar Kavram

Sürfaktan eksikliğine bağlı RDS gelişiminde en belirleyici faktör gestasyonel yaştır.
Tahmini Süre:30s
Soru 257Soru

Gebelik süresi 4242 hafta olarak saptanan, 27502750 gram ağırlığında doğan bir yenidoğanın yaşamının birinci dakikasındaki değerlendirmesinde; kalp hızı 9595/dakika, solunumu yavaş ve düzensiz, ekstremitelerinde hafif fleksiyonu mevcut, orofaringeal aspirasyona sadece yüz buruşturma ile yanıt veriyor ve vücut rengi akrosiyanotik (gövde pembe, ekstremiteler mor) olarak izleniyor. Fizik muayenesinde derinin parşömen benzeri görünümde ve yer yer çatlaklarla dolu olduğu, tüm ayak tabanının derin oluklarla kaplı olduğu görülüyor. Nörolojik muayenede Moro refleksinin sağda alınamadığı, ancak her iki tarafta palmar yakalama (grasp) refleksinin canlı olduğu saptanıyor. Ayrıca sağ parietal bölgede, sütür hatlarını geçmeyen, palpasyonla fluktuasyon veren sınırları belirgin bir şişlik saptanıyor.

Bu bebek için en uygun sınıflandırma, APGAR skoru ve eşlik eden klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Postterm, SGA (küçük gestasyonel yaş), APGAR skoru 55, Erb-Duchenne paralizisi ve sefal hematom

Cevap

Bu yenidoğan; gestasyonel yaşına göre postterm ve SGA'dır, 1.1. dakika APGAR skoru 55’tir, eşlik eden bulgular ise Erb-Duchenne paralizisi ve sefal hematomdur.
Bebeğin gestasyonel yaşı (4242 hafta) postterm olduğunu, doğum ağırlığı (27502750 g) ise bu hafta için belirlenen persentil eğrilerinin altında kaldığını (SGA) kanıtlar. APGAR skoru; kalp hızı <100<100 (11), zayıf solunum (11), fleksiyon (11), yüz buruşturma (11) ve akrosiyanoz (11) toplamı olarak 55'tir. Moro refleksinin asimetrik olup eldeki yakalama refleksinin korunması, hasarın C5C5-C6C6 seviyesinde (Erb-Duchenne) olduğunu gösterir. Sütür hattını geçmeyen fluktuasyon veren şişlik ise tipik bir sefal hematomdur.

Adım Adım Çözüm

1
APGAR skorunu hesapla.
Kalp hızı <100<100 (11), Solunum düzensiz (11), Tonus fleksiyon (11), Refleks uyarılabilirliği/grimace (11), Renk/akrosiyanoz (11) = Toplam 55 puan.
Yaşamın ilk dakikasındaki klinik durumu belirlemek için standart puanlama kullanılır.
2
Gestasyonel yaş ve ağırlığı sınıflandır.
4242 hafta = Postterm. 27502750 g (42. hafta için <10.<10. persentil) = SGA.
Doğum ağırlığı ve gebelik haftası arasındaki ilişki risk analizinde kritiktir.
3
Nörolojik ve fiziksel bulguları analiz et.
Moro asimetrik, yakalama var = Erb-Duchenne (C5C5-C6C6). Sütür geçmeyen şişlik = Sefal hematom. Parşömen deri = Postmatürite bulgusu.
Doğum travmaları ve gestasyonel matürite belirtilerini ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan Sınıflandırması ve Doğum Travmaları

Daha Fazla Pratik

Farklı gestasyonel haftalar için SGA/LGA ağırlık sınırlarını ve Ballard skorlama parametrelerini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 258Soru

2626 haftalık, 900900 gram olarak doğan bir prematüre bebekte postnatal 1414. günde beslenme intoleransı, safralı kusma ve abdominal distansiyon gelişiyor. Bebeğin klinik takibi sırasında genel durumunun bozulması üzerine yapılan radyolojik değerlendirmede bir bulgu saptanıyor ve cerrahi ekibe danışılıyor. Bu bebekte saptanan aşağıdaki radyolojik bulgulardan hangisi mutlak cerrahi endikasyon olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pnömoperitonyum

Cevap

Pnömoperitonyum, nekrotizan enterokolit vakalarında bağırsak perforasyonunun kanıtı olduğu için cerrahi müdahale gerektiren tek mutlak radyolojik endikasyondur.
Pnömoperitonyum, bağırsak perforasyonunu temsil eden radyolojik bir bulgudur ve nekrotizan enterokolit yönetiminde kabul edilen tek mutlak cerrahi endikasyondur. Diğer tüm radyolojik ve klinik bulgular (portal venöz gaz, sabit bağırsak ansı, klinik bozulma) rölatif endikasyonlar kategorisindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve gestasyonel verilerini analiz et.
2626 haftalık ve düşük doğum ağırlıklı (900900 gram) bir prematüre bebekte postnatal 22. haftada gelişen semptomlar nekrotizan enterokolit (NEK) ile uyumludur.
NEK, özellikle çok düşük doğum ağırlıklı prematürelerde postnatal 22-33. haftalarda en sık görülen gastrointestinal acildir.
2
Bell evrelemesine göre cerrahi endikasyonları değerlendir.
Bell evrelemesinde Evre IIIB (ileri evre), bağırsak perforasyonu ve buna bağlı pnömoperitonyum ile karakterizedir.
Perforasyon, bağırsak bütünlüğünün bozulduğunu gösterdiği için acil cerrahi müdahale gerektirir.
3
Mutlak ve rölatif endikasyonlar arasındaki ayrımı yap.
Pnömoperitonyum dışındaki bulgular (portal gaz, sabit ans, klinik kötüleşme) rölatif endikasyonlardır; pnömoperitonyum ise tek mutlak endikasyondur.
Sistematik yaklaşımla, tek kesin cerrahi gerekliliğin perforasyon (pnömoperitonyum) olduğu sonucuna varılır.

Anahtar Kavram

Nekrotizan enterokolitte cerrahi yönetimi belirleyen Bell evrelemesi ve perforasyonun (pnömoperitonyum) mutlak cerrahi endikasyon olması.
Tahmini Süre:45s
Soru 259Soru

3333 haftalık prematüre bir bebek, annesinin doğum öncesi 33 gün süren yüksek ateş öyküsü ve "kahverengi-yeşil" renkli amniyon sıvısı eşliğinde sezaryen ile doğurtuluyor. Doğumda bebeğin gövde ve ekstremitelerinde yaygın eritematöz papüller ve küçük grimsi mikroapseler saptanıyor. Klinik tablo "granulomatosis infantiseptica" olarak değerlendirilen bu bebekte, etken patojen ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oda ısısında (25C25^\circ C) karakteristik "takla atar" (tumbling) tarzda hareket eder.

Cevap

Listeria monocytogenes'in oda ısısında (25C25^\circ C) takla atar (tumbling) tarzda hareket etmesi en tipik mikrobiyolojik özelliklerinden biridir.
Vakadaki prematüre doğum, annede ateş, kirli kahverengi amniyon sıvısı ve bebekteki yaygın granülomatöz döküntüler (granulomatosis infantiseptica) Listeria monocytogenes enfeksiyonu için karakteristiktir. Bu patojenin en önemli mikrobiyolojik özelliği, 25C25^\circ C oda ısısında karakteristik 'takla atar' (tumbling) tarzda hareket etmesi, ancak 37C37^\circ C'de hareketsiz olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını analiz etme
Prematüre doğum, kirli/kahverengi amniyon sıvısı ve vücutta yaygın papüler döküntüler/mikroapseler.
Bu bulgular yenidoğan döneminde 'Granulomatosis infantiseptica' tablosunu tanımlar.
2
Etyolojik ajanı tanımlama
Granulomatosis infantiseptica'nın patognomonik etkeni Listeria monocytogenes'tir.
Listeria, transplasental yolla bulaşarak erken başlangıçlı ağır bir sepsis tablosuna neden olur.
3
Patojenin özelliklerini sorgulama
Listeria monocytogenes: Gram pozitif basil, katalaz (+), CAMP (+), soğukta üreyebilen ve 25C25^\circ C'de hareketli bir bakteridir.
TUS sınavında Listeria'nın ayırıcı mikrobiyolojik özellikleri sıkça sorgulanmaktadır.

Anahtar Kavram

Granulomatosis infantiseptica ve Listeria monocytogenes özellikleri

Daha Fazla Pratik

Yenidoğan döneminde Listeria ve Grup B Streptokok sepsisi arasındaki laboratuvar farklarını (Gram boyama ve katalaz testi) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 260Soru

4040 haftalık gebelikten 24002400 gram ağırlığında doğan bir erkek bebeğin doğum sonrası yapılan ilk fizik muayenesinde; sağ parietal bölgede sütür hatlarını geçmeyen, palpasyonla fluktuasyon veren bir şişlik saptanıyor. Bebeğin cildinde yer yer soyulmalar izlenirken, ayak tabanı çizgilerinin topuğa kadar tüm tabanı kapladığı ve Moro refleksinin simetrik olduğu görülüyor. Bebeğin 1.1. dakika değerlendirmesinde; kalp hızının 110110/dakika olduğu, solunumunun yavaş ve düzensiz seyrettiği, ekstremitelerinde hafif fleksiyonun mevcut olduğu, nazal aspirasyona öksürerek yanıt verdiği ve akrosiyanozunun bulunduğu saptanıyor.

Buna göre, bu yenidoğan için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gestasyonel yaşına göre 'SGA' (small for gestational age) olarak sınıflandırılır ve 1.1. dakika APGAR skoru 77’dir.

Cevap

Bebek gestasyonel yaşına göre SGA olarak sınıflandırılmalı ve 1. dakika APGAR skoru 7 olarak hesaplanmalıdır.
Bebek 4040 haftalık (term) olmasına rağmen 24002400 gram ağırlığıyla gestasyonel yaşına göre küçük (SGA) kabul edilir. APGAR skorlamasında; kalp hızı >100>100 (22 puan), zayıf solunum (11 puan), hafif fleksiyon (11 puan), öksürerek yanıt verme (22 puan) ve akrosiyanoz (11 puan) toplamda 77 puan etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gestasyonel yaş ve ağırlık ilişkisini değerlendir
40 haftalık (term) bir bebek için 2400 gram ağırlık, büyüme eğrilerinde 10. persentilin altındadır (SGA).
Yenidoğan sınıflandırmasında persentil değerleri gestasyonel yaşa göre belirlenir.
2
APGAR parametrelerini puanla
Kalp hızı (>100) = 2; Solunum (zayıf) = 1; Kas tonusu (fleksiyon) = 1; Refleks (öksürük) = 2; Renk (akrosiyanoz) = 1. Toplam = 7.
APGAR skoru yenidoğanın doğum sonrası fizyolojik adaptasyonunu ölçer.
3
Fizik muayene bulgularını yorumla
Sütür hattını geçmeyen şişlik 'sefal hematom'dur. Ciltteki soyulmalar ve tam ayak çizgileri maturite (term) işaretidir.
Sefal hematom subperiosteal bir kanama olduğu için sütür hatları ile sınırlıdır.

Anahtar Kavram

Yenidoğan Sınıflandırması ve APGAR Skorlaması
ÖncekiSayfa 13 / 21Sonraki
Neonatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin