Romatoloji

414 soru

Soru 181Soru

8 yaşında bir kız hasta; son iki haftadır giderek artan solukluk, halsizlik ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, skleralar hafif ikterik saptanıyor; organomegali veya lenfadenopati izlenmiyor. Diğer sistem muayeneleri doğal olan hastanın laboratuvar incelemesinde; hemoglobin 7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}, retikülosit %12\%12, direkt Coombs testi (4+)(4+) pozitif, indirekt bilirubin 3.2 mg/dL3.2\text{ mg/dL}, lökosit 4.800/mm34.800/\text{mm}^3 ve trombosit 165.000/mm3165.000/\text{mm}^3 bulunuyor. Antinükleer antikor (ANA) titresi 1:12801:1280 homojen paternli pozitif saptanan hastada diğer biyokimyasal parametreler normal sınırlardadır.

Bu hastada SLICC (Systemic Lupus International Collaborating Clinics) sınıflandırma kriterlerine göre "Sistemik Lupus Eritematozus" (SLE) tanısının kesinleşmesi için aşağıdakilerden hangisinin saptanması tek başına yeterlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek biyopsisinde immün kompleks aracılı nefrit bulgularının saptanması

Cevap

Böbrek biyopsisinde immün kompleks aracılı nefrit bulgularının saptanması yeterlidir; çünkü SLICC kriterlerine göre biyopsi kanıtlı nefrit ile beraber ANA veya anti-dsDNA pozitifliği tanı için tek başına yeterli bir yoldur.
SLICC (2012) kriterlerine göre SLE tanısı iki şekilde konulabilir: 1) En az biri klinik ve biri immünolojik olmak üzere toplam 4 kriterin karşılanması, 2) Böbrek biyopsisinde lupus nefriti saptanmasıyla birlikte ANA veya anti-dsDNA pozitifliği. Sorudaki hastada zaten ANA pozitifliği ve bir klinik kriter (hemolitik anemi) mevcuttur. Diğer seçenekler (A, C, D, E) hastaya sadece birer kriter daha ekleyerek toplamı üçe çıkarmakta ve 4 kriter şartını sağlayamamaktadır. Ancak böbrek biyopsisi seçeneği, hastadaki ANA pozitifliği ile birleşerek SLICC'in ikinci tanı yoluna göre kesin tanı koydurmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Mevcut klinik kriterlerin belirlenmesi
Hastada direkt Coombs pozitif hemolitik anemi mevcuttur (1 Klinik kriter).
SLICC kriter sayımı için mevcut klinik bulguları belirlemek gerekir.
2
Mevcut immünolojik kriterlerin belirlenmesi
Hastada ANA pozitifliği mevcuttur (1 İmmünolojik kriter).
SLE tanısı için immünolojik bulguların varlığı sorgulanmalıdır.
3
SLICC tanı yollarının analizi
Tanı için ya 4 kriter (en az 1 klinik + 1 immünolojik) ya da biyopsi + ANA/dsDNA gereklidir.
SLICC sınıflamasının iki farklı tanı yolu olduğu bilinmelidir.
4
Seçeneklerin kriter sayısına etkisinin değerlendirilmesi
Böbrek biyopsisi dışındaki seçenekler toplam kriter sayısını 3'e çıkarmakta, biyopsi ise kestirme yoldan tanı koydurmaktadır.
Kriter sayısının 4'e ulaşmadığı durumlarda biyopsi yolunun önemi vurgulanır.

Anahtar Kavram

SLICC kriterlerinde böbrek biyopsisi 'kestirme' tanı yoludur.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 182Soru

1212 yaşında bir kız çocuk; son iki haftadır devam eden ateş, halsizlik, yüzünde güneşe maruziyetle artan döküntü ve el eklemlerinde ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde malar eritem ve her iki el bileğinde artrit saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA (antinükleer antikor) 1:6401:640 pozitif bulunuyor. Bu hastada şikayetlerin bir enfeksiyondan ziyade Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) aktivasyonuna bağlı olduğunu en güçlü şekilde destekleyen laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-dsDNA antikor titresi artışı ve serum kompleman (C3,C4C3, C4) düzeylerinde düşme

Cevap

Anti-dsDNA antikor titresi artışı ve kompleman (C3, C4) düzeylerinde azalma, SLE alevlenmesini enfeksiyondan ayırmada en anlamlı bulgudur.
Doğru yanıt olan Anti-dsDNA titresi artışı ve kompleman düzeylerindeki düşüş, SLE patogenezindeki immün kompleks oluşumu ve kompleman tüketimini yansıtır. Bu bulgular klinik alevlenme ve özellikle böbrek tutulumu (nefrit) ile çok yakından ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Hastada malar raş, artrit ve ANA pozitifliği mevcuttur; bu tablo SLE ile uyumludur.
SLE tanısı için klinik ve immünolojik kriterlerin birleşimi gereklidir.
2
Hastalık aktivite belirteçlerini enfeksiyon belirteçlerinden ayırt et.
Anti-dsDNA ve kompleman düzeyleri aktiviteyi gösterirken, CRP enfeksiyonu işaret eder.
SLE'de aktif hastalık sırasında immün kompleks tüketimine bağlı komplemanlar düşer.
3
Seçenekler arasında en spesifik aktivite markerını belirle.
Doğru yanıt Anti-dsDNA artışı ve kompleman düşüşüdür.
Bu kombinasyon özellikle lupus nefriti gelişimi ve sistemik alevlenme ile en güçlü korelasyonu gösterir.

Anahtar Kavram

SLE hastalık aktivitesinin izlenmesinde Anti-dsDNA ve kompleman düzeyleri (C3, C4) temel parametrelerdir.
Soru 183Soru

44 yaşında bir erkek çocuk, 343-4 ayda bir tekrarlayan, 22 gün süren yüksek ateş ve şiddetli karın ağrısı şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde batında yaygın hassasiyet ve rebound (hassasiyetin çekilmesiyle oluşan ağrı) saptanmıştır. Hastanın laboratuvar değerleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreAtak SırasıAtak Dışı (11 hafta sonra)
Ateş (^\circC)39,539,536,636,6
Lökosit (/mm3/mm^3)16.50016.5007.2007.200
CRP (mg/Lmg/L)858522

Atakların kendiliğinden düzeldiği ve hastanın babasında da benzer şikayetler sonrası böbrek yetmezliği geliştiği öğrenilmiştir. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF)

Cevap

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF)
Hastada görülen periyodik (tekrarlayan) ateş, kısa süreli karın ağrısı atakları (peritonit), ataklar arasında klinik ve laboratuvarın tamamen normale dönmesi ve babada amiloidoza bağlı böbrek yetmezliği öyküsü, Türkiye'de en sık görülen otoinflamatuar hastalık olan Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısını koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Ateş ve karın ağrısının periyodik doğasını değerlendir.
Atakların 22 gün sürmesi ve kendiliğinden düzelmesi periyodik ateş sendromlarını düşündürür.
FMF atakları tipik olarak 127212-72 saat sürer ve serözit (peritonit) eşlik eder.
2
Aile öyküsünü analiz et.
Babadaki böbrek yetmezliği, tedavi edilmeyen FMF'nin en önemli komplikasyonu olan sekonder (AA) amiloidozu düşündürür.
MEFV gen mutasyonları, özellikle M694VM694V, amiloidoz riski ile ilişkilidir.
3
Laboratuvar bulgularını yorumla.
Atak sırasında akut faz reaktanlarının yükselip atak dışında normale dönmesi otoinflamatuar süreci kanıtlar.
FMF tanısında ataklar arası dönemde laboratuvarın normal olması ayırt edici bir kriterdir.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi tanısında tekrarlayan serözit ve ailede amiloidoz öyküsü.
Tahmini Süre:45s
Soru 184Soru

1111 yaşında bir kız çocuk, voleybol antrenmanları sonrası ortaya çıkan ve istirahatle düzelen her iki diz ve ayak bileği ağrısı şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde eklemlerde şişlik veya ısı artışı saptanmıyor; ancak her iki el 55. parmağının 9090^\circ dereceden fazla pasif dorsifleksiyona geldiği, her iki el başparmağının ön kola değebildiği ve her iki dizin 1010^\circ dereceden fazla hiperekstansiyonda olduğu saptanıyor. Sistemik muayenesi ve cilt bulguları normal olan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Benign hipermobilite sendromu

Cevap

Hastanın klinik tablosu ve fizik muayene bulguları (Beighton skoru: 6/96/9) dikkate alındığında en olası tanı benign hipermobilite sendromudur.
Hastadaki ağrının voleybol gibi fiziksel aktiviteler sonrası ortaya çıkması mekanik bir nedeni düşündürür. Fizik muayenede saptanan 55. parmak ekstansiyonu, başparmağın ön kola değmesi ve dizlerdeki hiperekstansiyon bulguları Beighton skorlama sisteminde toplam 66 puana karşılık gelir. Çocuklarda 55 ve üzeri puan hipermobilite için anlamlıdır. Sistemik ve cilt bulgularının normal olması ise bu durumun selim seyirli olduğunu destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ağrı karakterini analiz et
Ağrı voleybol antrenmanları (aktivite) sonrası ortaya çıkıyor ve istirahatle düzeliyor; bu durum mekanik bir ağrı tipini işaret eder.
Mekanik ağrılar inflamatuar ağrıların aksine sabah tutukluğu göstermez ve aktivite ile artar.
2
Fizik muayene bulgularına göre Beighton skorunu hesapla
5. parmak ekstansiyonu (+2+2), başparmak-ön kol teması (+2+2), diz hiperekstansiyonu (+2+2) olmak üzere toplam 6/96/9 puan saptanmıştır.
Çocuklarda Beighton skorunun 55 ve üzerinde olması hipermobilite lehine değerlendirilir.
3
Ayırıcı tanı yap
Artrit bulgularının yokluğu JİA'yı; cilt ve sistemik muayenenin normal olması EDS ve Marfan gibi kalıtsal bağ dokusu hastalıklarını dışlar.
İzole hipermobilite ve aktivite sonrası ağrı varlığı benign hipermobilite sendromunun tipik sunumudur.

Anahtar Kavram

Beighton skorlaması ve benign hipermobilite sendromu tanısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 185Soru

55 yaşında bir kız çocuk; son 22 aydır merdiven çıkarken zorlanma, yerden kalkarken ellerini dizlerine dayayarak destek alma (GowerGower belirtisi) ve kollarını yukarı kaldırırken çabuk yorulma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki üst göz kapağında morumsu-eritemli ödemli renk değişikliği (heliotropheliotrop döküntü) ve parmak eklemleri (metakarpofalangeal ve proksimal interfalangeal) üzerinde simetrik yerleşimli, kırmızı-menekşe renginde skuamlı plaklar (GottronGottron papülleri) saptanıyor. Bu klinik tablo ile başvuran bir çocukta, tanısal değerlendirme ve hastalık süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AntiJo1Anti-Jo1 antikor pozitifliği, bu yaş grubunda en sık görülen miyozit spesifik antikordur.

Cevap

Anti-Jo1 antikor pozitifliğinin bu yaş grubunda en sık görülen miyozit spesifik antikor olduğu ifadesi yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü AntiJo1Anti-Jo1 antikoru juvenil dermatomiyozitte (JDM) oldukça nadir görülür (oranı %5\%5'ten azdır). Bu antikor daha çok yetişkinlerdeki antisentez sendromu ile ilişkilidir. JDM hastalarında en sık saptanan miyozit spesifik antikorlar anti-p155/140p155/140 (anti-TIF1TIF1-gama) ve anti-MJMJ (anti-NXP2NXP2)'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Proksimal kas güçsüzlüğü, heliotrop döküntü ve Gottron papülleri varlığı Juvenil Dermatomiyozit (JDM) tanısını düşündürür.
JDM, çocukluk çağının en sık inflamatuar miyopatisidir.
2
Tanı kriterlerini değerlendir
Bohan ve Peter kriterlerine göre; tipik döküntüye ek olarak proksimal kas güçsüzlüğü, enzim yüksekliği, EMG bulguları ve biyopsi bulgularından en az üçünün olması kesin tanı koydurur.
Bu kriterler hastalığın standart tanı protokolüdür.
3
Serolojik belirteçleri ve antikorları karşılaştır
AntiJo1Anti-Jo1 yetişkinlerde sıktır; JDM'de ise en sık anti-p155/140p155/140 (TIF1TIF1-gama) ve anti-MJMJ (NXP2NXP2) antikorları görülür.
Yaş grupları arasında immünolojik profil farklılık gösterir.

Anahtar Kavram

Juvenil Dermatomiyozitte antikor profili ve tanı kriterleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 186Soru

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısıyla izlenen 1212 yaşındaki erkek hastada MEFVMEFV geninde M694V/M694VM694V/M694V homozigot mutasyonu saptanmıştır. Günde 1.51.5 mg kolşisin tedavisi alan hastanın son bir yıldır hiç klinik atağı olmamıştır. Ancak atak dışı dönemde yapılan rutin kontrollerinde Serum Amiloid A (SAASAA) düzeyi sürekli olarak 100100 mg/L (N<10N < 10 mg/L) saptanmaktadır. Bu hastada sekonder (AAAA) amiloidoz gelişimini önlemek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolşisin dozu tolere edilebilen maksimum doza çıkılmalı; inflamasyon bu şekilde de kontrol altına alınamazsa IL1IL-1 inhibitörleri (anakinra/kanakinumab) düşünülmelidir.

Cevap

Kolşisin dozunun maksimuma çıkarılması ve gerekirse biyolojik ajanların (IL1IL-1 inhibitörleri) eklenmesi en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım, inflamasyonu hem klinik hem de biyokimyasal olarak tamamen baskılamaktır. M694VM694V homozigot mutasyonu olan hastalar amiloidoz açısından en riskli gruptur ve ataklar arası dönemde bakılan SAASAA düzeyinin sürekli yüksek olması (>10> 10 mg/L), subklinik inflamasyonun devam ettiğini gösterir. Bu durumda kolşisin dozu artırılmalı, yanıt alınamazsa interlökin-1 (IL1IL-1) inhibitörleri gibi biyolojik ajanlar tedaviye eklenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının karşılaştırılması.
Hastanın klinik olarak atak geçirmemesi (klinik remisyon) ile laboratuvar olarak SAASAA yüksekliğinin (biyokimyasal remisyon yokluğu) çeliştiği saptanır.
Subklinik inflamasyonun tespiti için laboratuvar parametreleri esastır.
2
Risk analizi yapılması.
M694VM694V homozigotluğu ve yüksek SAASAA düzeyleri, AAAA amiloidozu için en yüksek risk grubunu oluşturur.
FMFFMF'de amiloidoz gelişimini belirleyen temel faktör toplam inflamasyon yüküdür.
3
Tedavi optimizasyonu planlanması.
Öncelikle kolşisin dozu hastanın yaş ve kilosuna göre maksimum tolere edilen düzeye çıkarılır.
Kolşisin direnci veya yetersiz yanıtı durumunda basamaklı tedavi uygulanır.
4
Biyolojik tedavi endikasyonunun belirlenmesi.
Maksimum kolşisin dozuna rağmen SAASAA düzeyi >10> 10 mg/L seyrediyorsa anti-IL1IL-1 ajanlar başlanır.
Anti-IL1IL-1 ajanlar subklinik inflamasyonu baskılamada oldukça etkindir.

Anahtar Kavram

FMF'de subklinik inflamasyonun (yüksek SAA) yönetimi ve amiloidoz profilaksisi.

İpuçları

1
M694VM694V mutasyonu ile amiloidoz arasındaki ilişkiyi hatırlayın.
2
Tedavi hedefinin sadece atak sayısını azaltmak değil, SAASAA gibi inflamasyon belirteçlerini normalize etmek olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

FMF'de kolşisin direnci tanımını ve EULAR önerilerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 187Soru

1010 yaşında bir erkek çocuk, son birkaç haftadır merdiven çıkarken çabuk yorulma, kollarını yukarı kaldırarak saçını taramada zorlanma ve halsizlik şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki göz kapağında ödem ve morumsu renk değişikliği, metakarpofalangeal eklemlerin dorsal yüzlerinde ise eritemli ve hafif pullanan papüller saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatin kinaz (CKCK) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeyleri yaş grubuna göre belirgin yüksek bulunuyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil dermatomiyozit

Cevap

Proksimal kas güçsüzlüğü ve karakteristik deri bulguları olan hastada en olası tanı juvenil dermatomiyozittir.
Hastada tarif edilen merdiven çıkma ve saç tarama zorluğu 'proksimal kas güçsüzlüğünü', göz kapaklarındaki morumsu döküntü 'heliotrop raş'ı ve eklem yüzlerindeki papüller 'Gottron papülleri'ni tanımlamaktadır. Bu bulguların kas enzim yüksekliği (CKCK, LDHLDH) ile birlikteliği juvenil dermatomiyozit tanısı için Bohan ve Peter kriterlerini karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Merdiven çıkma ve saç tarama zorluğu proksimal kas güçsüzlüğünü işaret eder.
Juvenil dermatomiyozit (JDM), omuz ve kalça kuşağı gibi proksimal kasları etkileyen inflamatuar bir miyopatidir.
2
Deri bulgularını tanımlama
Göz kapağındaki morarma 'heliotrop döküntü', eklem üzerindeki papüller ise 'Gottron papülleri'dir.
Bu döküntüler JDM için patognomonik (tanı koydurucu) fizik muayene bulgularıdır.
3
Laboratuvar sonuçlarını yorumlama
Yüksek CKCK ve LDHLDH düzeyleri kas lifi hasarını kanıtlar.
Miyozit sürecinde kas hücrelerinden salınan enzimlerin serum düzeyleri artar.

Anahtar Kavram

Juvenil Dermatomiyozit Tanı Üçlüsü: Proksimal Kas Güçsüzlüğü + Heliotrop/Gottron Döküntüleri + Kas Enzim Yüksekliği
Soru 188Soru

1818 aylık bir kız çocuk, son 1010 haftadır sağ dizinde ve sol el bileğinde şişlik, hareket kısıtlılığı ve sabahları yataktan kalkarken zorlanma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenede her iki eklemde efüzyon, ısı artışı ve hareket kısıtlılığı saptanıyor; ancak belirgin bir kızarıklık veya sistemik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; ANAANA 1/6401/640 pozitif, RFRF negatif, ESRESR 3838 mm/saatmm/saat, CRPCRP 1,21,2 mg/dLmg/dL (Normal: <0,5<0,5) ve ASOASO 120120 IU/mLIU/mL (Normal: <200<200) olarak bulunuyor. Başlangıç göz muayenesi normal saptanan bu hastada, en olası tanı ve kronik üveit riski nedeniyle yapılması gereken en uygun izlem stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligoartiküler JIA; tanıdan itibaren ilk 44 yıl boyunca 33 ayda bir yarık lamba muayenesi

Cevap

Oligoartiküler JIA; tanıdan itibaren ilk 44 yıl boyunca 33 ayda bir yarık lamba muayenesi
Hastada saptanan 22 eklem tutulumu ve 1010 haftalık süre oligoartiküler JIA tanısını doğrular. 77 yaşından küçük başlangıç yaşı ve yüksek ANAANA titresi (1/6401/640), kronik asemptomatik anterior üveit gelişimi için en yüksek risk faktörleridir. Güncel kılavuzlara göre bu gruptaki hastalar tanıdan itibaren ilk 44 yıl boyunca her 33 ayda bir yarık lamba (slit-lamp) muayenesi ile taranmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eklem sayısı ve süresini değerlendir
22 eklem tutulumu ve 1010 haftalık süre saptandı.
JIA tanısı için artritin en az 66 hafta sürmesi ve oligoartiküler tip için ilk 66 ayda en fazla 44 eklem tutulması gerekir.
2
Laboratuvar ve demografik verileri analiz et
1818 aylık kız hasta, ANAANA pozitifliği mevcut.
77 yaşından önce başlayan ve ANAANA pozitifliği olan oligoartiküler JIA olguları, üveit gelişimi açısından en yüksek risk grubundadır.
3
Üveit tarama sıklığını belirle
33 ayda bir yarık lamba muayenesi kararlaştırıldı.
Yüksek riskli bu grupta (Yaş <7< 7, ANAANA pozitif, hastalık süresi <4< 4 yıl) asemptomatik üveit gelişimi riski nedeniyle tarama sıklığı her 33 ayda bir olmalıdır.

Anahtar Kavram

JIA'da Üveit Risk Stratifikasyonu
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 189Soru

12 yaşında bir kız olgu, yaklaşık 6 aydır her iki diz ve ayak bileğinde özellikle fiziksel aktivite sonrası artan, dinlenmekle azalan ağrı şikayetiyle getiriliyor. Sabah tutukluğu tariflemeyen olgunun fizik muayenesinde eklemlerde şişlik veya ısı artışı saptanmıyor. Muayene bulguları şöyledir:

- Her iki el başparmağını ön kola değdirebiliyor.
- Her iki el 5. parmağını 9090^{\circ}'den fazla dorsifleksiyona getirebiliyor.
- Her iki dirseğini 1515^{\circ} hiperekstansiyona getirebiliyor.
- Dizlerinde hiperekstansiyon saptanmıyor.
- Dizlerini bükmeden öne eğildiğinde avuç içlerini yere değdiremiyor.

Laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, eritrosit sedimantasyon hızı (ESH) ve C-reaktif protein (CRP) normal sınırlarda bulunuyor.

Bu hasta için en olası tanı ve klinik yaklaşım ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eklemlerdeki hipermobilite derecesi yaş ilerledikçe fizyolojik olarak artma eğilimi gösterdiğinden, klinik tablonun erişkinlikte ağırlaşması beklenir.

Cevap

Eklemlerdeki hipermobilite derecesinin yaş ilerledikçe fizyolojik olarak artma eğilimi gösterdiği ve klinik tablonun erişkinlikte ağırlaşacağı ifadesi yanlıştır.
Doğru cevap olan seçenek, hipermobilitenin yaşla arttığını iddia etmektedir; oysa eklem laksitesi (gevşekliği) çocukluk döneminde en yüksek seviyededir ve yaş ilerledikçe fizyolojik olarak azalma gösterir. Bu nedenle, hipermobiliteye bağlı semptomların erişkinlikte ağırlaşması değil, genellikle düzelmesi beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Olgunun Beighton skorunun hesaplanması.
Başparmaklar (2) + 5. parmaklar (2) + Dirsekler (2) + Dizler (0) + Avuç içleri (0) = 6/9.
Hipermobilite tanısı için objektif skorlama yapmak.
2
Tanı kriterlerinin (Brighton Kriterleri) değerlendirilmesi.
Major kriterler olan Beighton skoru 4\geq 4 ve 3 aydan uzun süren 4+ eklemde artralji mevcuttur.
Klinik tanıyı doğrulamak.
3
Durumun doğal seyrinin ve eşlik eden bulguların analiz edilmesi.
Ligamentöz laksite çocuklukta en fazladır ve yaşla birlikte azalır; sistemik bağ dokusu bulguları eşlik edebilir.
Doğru prognoz ve yönetim planını belirlemek.

Anahtar Kavram

Benign Hipermobilite Sendromu'nda eklem laksitesi yaşla birlikte azalır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 190Soru

1212 yaşındaki kız hasta, sistemik lupus eritematozus (SLESLE) tanısıyla izlenmektedir. Rutin kontrolünde bacaklarda şişlik ve idrar miktarında azalma şikayeti saptanan hastanın fizik muayene ve laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreBulgular
Kan Basıncı135/90135/90 mmHgmmHg (>> 9595 persentil)
Ödem++++ pretibial
Tam İdrar Analizi3+3+ proteinüri, her sahada bol dismorfik eritrosit
Serum Kreatinin0.90.9 mg/dLmg/dL (Normal)

Bu hastada renal tutulumun aktivitesini değerlendirmede ve olası bir alevlenmeyi (flare) öngörmede en değerli laboratuvar parametre çifti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-dsDNA titresi artışı ve kompleman (C3C3, C4C4) seviyelerinde düşüş

Cevap

Anti-dsDNA titresi artışı ve kompleman (C3C3, C4C4) seviyelerinde düşüşün birlikte görülmesi, renal aktivitenin en güçlü göstergesidir.
Sistemik lupus eritematozus hastalarında, özellikle böbrek tutulumunun (lupus nefriti) aktif olduğu dönemlerde dolaşımdaki immün kompleksler kompleman sistemini klasik yoldan aktive eder. Bu durum serum C3C3 ve C4C4 düzeylerinde düşüşe (hipokomplemanemihipokomplemanemi) neden olur. Aynı zamanda anti-dsDNA antikorlarının titresi yükselir. Bu iki parametrenin birlikte değişimi, nefrit alevlenmesini öngörmede ve tedavinin etkinliğini değerlendirmede klinik pratiğin en değerli araçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Hastada hipertansiyon, ödem, proteinüri ve hematüri (nefritik/nefrotik tablo) mevcuttur.
Mevcut bulgular sistemik lupus eritematozus (SLESLE) hastasında aktif bir lupus nefritini düşündürmektedir.
2
Hastalık aktivite belirteçlerini hatırla.
SLE'de genel aktiviteyi gösteren markerlar arasında anti-dsDNA ve kompleman seviyeleri kritiktir.
Tanı anında kullanılan Anti-Sm gibi markerlar kalıcıdır ancak dsDNA ve kompleman düzeyleri hastalık seyrine göre değişir.
3
Renal aktiviteye en spesifik olanı seç.
Anti-dsDNA artışı ve C3C3-C4C4 düşüşü (hipokomplemanemi) nefrit aktivitesiyle en ilişkili laboratuvar çiftidir.
Kompleman tüketimi immün kompleks birikimini ve doku hasarını yansıtırken, dsDNA titresi bu immün yanıtın şiddetini gösterir.

Anahtar Kavram

SLE hastalık aktivitesinin laboratuvar takibi

Daha Fazla Pratik

Lupus nefriti tanısında 'altın standart' yöntemin böbrek biyopsisi olduğunu ve tedavi seçiminin biyopsi sınıflandırmasına göre yapıldığını unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 191Soru

6 aylık erkek bebek, 7 gündür devam eden ve oral antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen yüksek ateş (39,2C39,2^\circ\text{C}) şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede huzursuz görünümde olduğu, gövdesinde polimorf döküntülerin bulunduğu ve dudaklarında çatlamalar olduğu saptanıyor. Gözlerde konjonktivit, ekstremite değişikliği veya servikal lenfadenopati izlenmiyor.

Laboratuvar tetkiklerinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

* Hemoglobin: 9,69,6 g/dL
* Beyaz küre: 18.500/mm318.500/\text{mm}^3 (nötrofil hakimiyeti)
* Trombosit: 360.000/mm3360.000/\text{mm}^3
* CRP: 9595 mg/L, ESR: 7070 mm/saat
* ALT: 8585 U/L, Albümin: 2,62,6 g/dL
* Tam idrar analizi: 1515 lökosit/her saha, nitrit negatif

Yapılan ekokardiyografide koroner arter z-skorları normal sınırlarda (<2,0<2,0) saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz immünoglobulin (IVIG) ve asetilsalisilik asit tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Doğru cevap, İntravenöz immünoglobulin (IVIG) ve asetilsalisilik asit tedavisinin başlanmasını öneren seçenektir.
Seçilen yaklaşım doğrudur çünkü hasta 'İnkomplet Kawasaki Hastalığı' tanı kriterlerini karşılamaktadır. 6 aylık bir bebekte 7 gündür süren ateş ve 2 klinik bulguya (döküntü, mukozit) ek olarak yüksek CRP/ESR mevcuttur. Amerikan Kalp Derneği (AHA) kılavuzuna göre bu durumda ek laboratuvar kriterlerine bakılır. Hastada hipoalbüminemi, anemi, ALT yüksekliği, lökositoz ve steril piyüri olmak üzere 5 destekleyici laboratuvar bulgusu vardır (3\ge 3 olması yeterlidir). Bu tabloda ekokardiyografi normal olsa bile koroner arter anevrizması riskini önlemek amacıyla vakit kaybetmeden IVIG ve aspirin tedavisi başlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hasta 6 aylık (infant, yüksek risk). Ateş > 5 gün (7 gün). Sadece 2 klasik bulgu var (döküntü, dudak değişikliği). Tanı: 'İnkomplet (Eksik) Kawasaki Hastalığı' şüphesi.
Klasik tanı için ateş + 4 bulgu gerekir, ancak bebeklerde bulgular eksik olabilir.
2
İnflamasyon belirteçlerini kontrol et
CRP (9595 mg/L) ve ESR (7070 mm/saat) yüksek.
AHA kılavuzuna göre; ateş 5\ge 5 gün ve 2-3 kriteri olan hastada CRP 30\ge 30 mg/L veya ESR 40\ge 40 mm/saat ise ek laboratuvar kriterlerine bakılır.
3
Ek laboratuvar kriterlerini say
Pozitif kriterler: 1. Albümin 3,0\le 3,0 g/dL (2,6), 2. Anemi (Yaşa göre düşük Hb), 3. ALT yüksekliği (>45 U/L), 4. Lökositoz (>15.000), 5. İdrarda lökosit (>10/saha).
Kılavuza göre 3\ge 3 laboratuvar kriteri pozitif ise tedavi endikedir.
4
Ekokardiyografi bulgusunu algoritma ile birleştir
Ekokardiyografi normal olsa bile, laboratuvar kriterleri karşılandığı için tedavi verilmelidir.
İnkomplet Kawasaki algoritmasında, laboratuvar kriterleri destekliyorsa (3\ge 3 kriter), pozitif Eko bulgusu beklenmeden IVIG tedavisi başlanmalıdır.

Anahtar Kavram

İnkomplet Kawasaki Hastalığı Algoritması: Bebeklerde (<1 yaş) ateş ve yetersiz klinik bulgu olsa bile, yüksek inflamasyon ve destekleyici laboratuvar bulguları (steril piyüri, hipoalbüminemi, yüksek ALT, lökositoz) varlığında ekokardiyografi normal olsa dahi IVIG tedavisi başlanmalıdır.
Soru 192Soru

99 yaşında bir kız çocuk, okulda beden eğitimi dersleri veya yoğun oyun aktivitelerinden sonra ortaya çıkan, dinlenmekle geçen diz ve ayak bileği ağrıları şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde eklemlerde şişlik, hassasiyet veya ısı artışı saptanmıyor. Yapılan fiziksel değerlendirmede hastanın her iki el başparmağının ön kola değdiği, dirseklerinin 1010^\circ'den fazla hiperekstansiyona geldiği ve dizlerinin de 1010^\circ'den fazla geriye kaçtığı (hiperekstansiyon) gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Benign hipermobilite sendromu

Cevap

Klinik tablo ve fizik muayene bulguları (Beighton skoru) ışığında en olası tanı Benign hipermobilite sendromudur.
Vakada tanımlanan aktivite sonrası artan ağrı, fizik muayenede şişlik olmaması ve Beighton skoruna giren bulguların (başparmak-ön kol teması, dirsek ve diz hiperekstansiyonu) varlığı, Benign hipermobilite sendromu tanısını doğrular. Bu tabloda eklemlerin normalden fazla hareket açıklığına sahip olması, çevre dokularda mekanik strese ve ağrıya yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrının karakterini ve zamanlamasını analiz et.
Ağrı aktivite (beden eğitimi, oyun) sonrası ortaya çıkıyor ve dinlenmekle geçiyor. Bu, mekanik kökenli bir ağrıyı düşündürür.
İnflamatuar ağrılar genellikle sabahları daha kötüdür, mekanik ağrılar ise gün sonuna doğru veya aktivite sonrası artar.
2
Fizik muayene bulgularını (Beighton kriterleri) değerlendir.
Hastada başparmak-ön kol teması (2 puan), dirsek hiperekstansiyonu (2 puan) ve diz hiperekstansiyonu (2 puan) mevcuttur. Toplamda en az 6/9 Beighton skoru saptanmaktadır.
Beighton skoru 4\geq 4 (veya 5\geq 5) olması, semptomatik bir çocukta benign hipermobilite sendromu tanısını destekler.
3
Ayırıcı tanıyı gözden geçir.
İnflamatuar bulguların (şişlik, ısı artışı, tutukluk) olmaması JIA ve ARA'yı dışlatırken; ağrının gece değil aktivite sonrası olması büyüme ağrılarından uzaklaştırır.
Doğru tanı için spesifik muayene bulguları ile ağrı öyküsü birleştirilmelidir.

Anahtar Kavram

Beighton skorlaması ve pediatrik hipermobilite yönetimi

İpuçları

1
Ağrının günün hangi saatinde ve neyden sonra ortaya çıktığına dikkat edin.
2
Muayenede belirtilen 'hiperekstansiyon' ve 'başparmak teması' gibi bulgular bir skorlama sisteminin parçasıdır.
3
Beighton skoru adı verilen sistemde 4 veya üzeri puan almak, eklem gevşekliği lehine değerlendirilir.

Daha Fazla Pratik

Beighton skorlamasının tüm bileşenlerini (beşinci parmak, başparmak, dirsek, diz ve gövde fleksiyonu) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 193Soru

1414 yaşında kız çocuk; son 22 aydır yanaklarında döküntü, halsizlik ve el eklemlerinde ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde malar eritem, ağrısız damak ülserleri ve her iki el bileğinde hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANAANA pozitifliği (1/3201/320, homojen patern), antidsDNAanti-dsDNA pozitifliği, C3C3 düzeyinde düşüklük ve tam idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri saptanıyor. Bu hastanın tanı ve klinik izlemi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-dsDNA antikor düzeyi ve kompleman (C3C3, C4C4) seviyeleri hastalık aktivitesini izlemede değerlidir.

Cevap

Anti-dsDNA antikor düzeyi ve kompleman seviyeleri hastalık aktivitesini izlemede değerlidir.
Sistemik Lupus Eritematozus tanısında anti-dsDNA antikoru yüksek spesifiteye sahiptir ve düzeyindeki artış (özellikle C3 ve C4 düşüklüğü ile birlikte) klinik aktivite ve lupus nefriti gelişimi/alevlenmesi ile yakından ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Malar eritem (kelebek döküntüsü), oral ülser, artralji/artrit ve fotosensitivite öyküsü klinik kriterleri destekler.
SLE tanısı için ACR veya SLICC kriterlerinin karşılanması gerekir.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et.
ANA (+), anti-dsDNA (+), hipokomplemantemi (düşük C3) ve proteinüri saptandı.
Bu bulgular hem immünolojik kriterleri hem de organ tutulumunu (nefrit) gösterir.
3
Hastalık aktivitesini ve izlemi planla.
Anti-dsDNA artışı ve kompleman (C3, C4) düşüşü aktif hastalığı, özellikle nefrit alevlenmesini işaret eder.
Hastalık yönetimi, serolojik belirteçlerin takibiyle yönlendirilir.

Anahtar Kavram

Sistemik Lupus Eritematozus'ta (SLE) laboratuvar parametrelerinin tanısal değeri ve hastalık aktivitesiyle ilişkisi.

İpuçları

1
SLE'de hangi laboratuvar değerlerinin böbrek tutulumu alevlenmesiyle birlikte azaldığını hatırlayın.
2
Hastalık aktivitesini takip ederken kullanılan spesifik bir antikor ve kompleman sisteminin bileşenlerini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Lupus nefriti sınıflamasını ve tedavi yaklaşımlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 194Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 ayda bir tekrarlayan, 232-3 gün süren yüksek ateş ve şiddetli karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın ataklar sırasında yapılan fizik muayenesinde batın genelinde hassasiyet ve rebound saptanırken, ataklar arasındaki dönemde hastanın tamamen sağlıklı olduğu ve fizik muayenesinin normal olduğu belirtiliyor. Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF)

Cevap

Kısa süreli (131-3 gün), tekrarlayan ateş ve peritonit (karın ağrısı) atakları ile karakterize olan tablo Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısını desteklemektedir.
Hastanın klinik tablosu; tekrarlayan ateş, serozit (peritonit) bulgusu olan akut karın ağrısı ve ataklar arasındaki sağlıklı dönem özellikleri ile Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) için tipiktir. Tel Hashomer tanı kriterlerine göre bu bulgular tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları değerlendir
Tekrarlayan ateş ve şiddetli karın ağrısı (serozit bulgusu) saptandı.
Periyodik ateş sendromlarının ayırıcı tanısında serozit varlığı kritik bir ipucudur.
2
Atak süresini analiz et
Atakların 232-3 gün sürdüğü belirlendi.
FMF atakları tipik olarak 127212-72 saat (ortalama 22 gün) sürer; bu süre TRAPS gibi diğer sendromlardan ayırt edicidir.
3
Atak dışı dönemi sorgula
Hasta ataklar dışında tamamen sağlıklıdır.
Otoinflamatuar hastalıkların temel özelliği, ataklar arasında semptomsuz dönemlerin olmasıdır.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısında en önemli klinik özellik, tekrarlayan kısa süreli ateş ve buna eşlik eden serozit (karın ağrısı, göğüs ağrısı) ataklarıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 195Soru

44 aylık erkek bebek, 66 gündür devam eden 39,2C39,2^\circ\text{C} ateş ve huzursuzluk şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral non-pürülan konjonktival enjeksiyon ve sol omuzdaki BCG aşı skarı üzerinde belirgin eritem ve endürasyon saptanıyor. Diğer sistem muayeneleri doğal bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde CRP: 95 mg/L95\text{ mg/L}, albümin: 2,7 g/dL2,7\text{ g/dL}, hemoglobin: 9,2 g/dL9,2\text{ g/dL} ve idrar incelemesinde her sahada 2020 lökosit (steril piüri) saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz immünoglobulin (İVİG) ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanarak ekokardiyografi planlanması

Cevap

Hastaya inkomplet Kawasaki hastalığı tanısıyla İVİG ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanmalı ve ekokardiyografi planlanmalıdır.
Hastada 55 günü geçen ateşle birlikte iki klinik kriter (konjonktivit ve BCG skarı reaktivasyonu) mevcuttur. Süt çocuklarında bu tablo 'İnkomplet Kawasaki' olarak değerlendirilir. Laboratuvar bulgularından olan düşük albümin, anemi ve steril piüri bu tanıyı güçlü şekilde desteklemektedir. Tedavide amaç koroner arter anevrizmalarını önlemek olduğu için vakit kaybetmeden İVİG ve yüksek doz aspirin başlanmalı, ekokardiyografi ile koronerler değerlendirilmelidir. Ayrıca İVİG tedavisi sonrası canlı aşıların (kızamık gibi) 1111 ay ertelenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada 55 günü aşan ateş, konjonktivit ve BCG skarı reaktivasyonu (atipik ama spesifik bir bulgu) saptanmıştır.
Kawasaki hastalığında özellikle süt çocuklarında tanı kriterleri her zaman tam olarak karşılanmayabilir (İnkomplet Kawasaki).
2
Laboratuvar bulgularının analizi
Yüksek CRP (>30 mg/L> 30\text{ mg/L}), düşük albümin (<3 g/dL< 3\text{ g/dL}), anemi ve steril piüri saptanmıştır.
Bu laboratuvar değerleri, Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) algoritmasına göre inkomplet Kawasaki tanısını destekleyen ek kriterlerdir.
3
Tedavi kararının verilmesi
İVİG (2 g/kg2\text{ g/kg}) ve yüksek doz aspirin (80100 mg/kg/gu¨n80-100\text{ mg/kg/gün}) başlanması.
Tedavinin amacı koroner arter lezyonlarının gelişimini önlemektir; tedaviye ateşin 1010. gününden önce başlanması kritiktir.

Anahtar Kavram

İnkomplet Kawasaki Hastalığı ve BCG Skarı Reaktivasyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 196Soru

1414 yaşında bir kız çocuk; son 22 aydır devam eden halsizlik, güneş ışığına hassasiyet ve saç dökülmesi şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde yanaklarda ve burun sırtında yerleşen, nazolabial sulkusları koruyan eritematöz döküntü ile her iki el bileğinde belirgin hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hb: 10,510,5 g/dL, lökosit: 31003100 /mm³, trombosit: 138.000138.000 /mm³, ANA: 1/12801/1280 (homojen), anti-dsDNA: negatif ve anti-Sm: negatif olarak saptanıyor. Hastanede takibi sırasında akut konfüzyonel durum ve görsel halüsinasyonlar gelişen hastanın beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesi normal bulunuyor. Bu hastada gelişen klinik tabloyu açıklayan ve SLE için yüksek özgüllüğe sahip olan antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-ribozomal P antikoru

Cevap

Doğru yanıt Anti-ribozomal P antikorudur.
Anti-ribozomal P antikoru, SLE tanısı için >%95>\%95 özgüllüğe sahiptir. Çocukluk çağı SLE vakalarında nöropsikiyatrik tutulum erişkinlere göre daha sıktır ve psikoz veya depresyon gibi tabloların varlığında Anti-ribozomal P antikorunun pozitifliği tanısal değeri çok yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Malar döküntü, artrit, alopesi, lökopeni ve ANA pozitifliği Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısını desteklemektedir.
Hastanın mevcut bulguları 2019 EULAR/ACR kriterlerine göre kesin SLE tanısı için yeterlidir.
2
Yeni gelişen nöropsikiyatrik tabloyu değerlendir.
Psikoz ve görsel halüsinasyonlar, Nöropsikiyatrik SLE (NPSLE) kapsamında değerlendirilmelidir.
BOS bulgularının normal olması santral sinir sistemi enfeksiyonlarını dışlamaktadır.
3
Laboratuvar verileriyle spesifik antikoru eşleştir.
Anti-dsDNA ve Anti-Sm negatifliği durumunda, nöropsikiyatrik tutulumla en ilişkili spesifik antikor Anti-ribozomal P'dir.
Anti-ribozomal P antikoru, SLE tanısı için yüksek özgüllüğe sahiptir ve özellikle psikoz ile güçlü ilişkili olduğu bilinmektedir.

Anahtar Kavram

Nöropsikiyatrik SLE ve Anti-ribozomal P antikoru ilişkisi

Alternatif Yöntem

Eleyerek gitme yöntemi: Anti-dsDNA ve Anti-Sm negatif verildiğinde, SLE spesifik antikorları arasında nöropsikiyatrik bağlamda geriye kalan en güçlü seçenek Anti-ribozomal P'dir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 197Soru

13 yaşında bir kız çocuk, son 6 aydır her iki ayak bileğinde özellikle beden eğitimi dersleri ve uzun yürüyüşler sonrası belirginleşen ağrı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde iki kez sol omuz çıkığı nedeniyle acil servis başvurusu olduğu öğrenilen hastanın fizik muayenesinde boyu 97. persentilde, zayıf yapılı (astenik) ve kollarının boyuna göre uzun olduğu görülüyor. Eklemlerde şişlik veya ısı artışı saptanmayan hastanın hipermobilite değerlendirmesinde; her iki el küçük parmağının 90 derecenin üzerinde ekstansiyona geldiği, her iki el başparmağının ön kola değdirilebildiği, her iki dizin 15 derece hiperekstansiyonda olduğu, ancak dirseklerin en fazla 5 derece ekstansiyona gelebildiği ve öne eğildiğinde avuçlarını yere tam olarak değdirebildiği saptanıyor. Bu hasta için Brighton kriterlerine göre en olası tanısal değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir majör (Beighton skoru 4\geq 4) ve üç minör (1-3 eklemde artralji, tekrarlayan omuz subluksasyonu, marfanoid habitus) kriteri karşıladığı için benign hipermobilite sendromu tanısı alır.

Cevap

Hasta, bir majör (Beighton skoru 7) ve üç minör (artralji, omuz subluksasyonu, marfanoid habitus) kriteri karşıladığı için Brighton kriterlerine göre Benign Hipermobilite Sendromu tanısı alır.
Hastada hesaplanan Beighton skoru 7 olup, bu durum Brighton kriterlerinden ilk majör kriteri karşılar. Ayrıca hastada ayak bileklerinde (2 eklem) 3 aydan uzun süren ağrı (Minör 2), geçmişte aynı eklemde tekrarlayan çıkık öyküsü (Minör 3) ve astenik yapı ile kolların uzun olmasıyla uyumlu marfanoid habitus (Minör 5) mevcuttur. Brighton kriterlerine göre 1 majör ve en az 2 minör kriterin varlığı tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Beighton skorunu hesapla
Küçük parmaklar (2) + Başparmaklar (2) + Dizler (2) + Gövde fleksiyonu (1) = 7 puan (Dirsekler < 10° olduğu için puan alınmaz).
Brighton majör kriterlerinden birini (Beighton 4\geq 4) belirlemek için.
2
Minör kriterleri değerlendir
1-3 eklemde artralji (ayak bilekleri), tekrarlayan subluksasyon (omuz çıkığı) ve marfanoid habitus mevcuttur.
Tanı için gerekli ek kriterlerin varlığını saptamak için.
3
Brighton tanı algoritmasını uygula
1 Majör + 2 (veya daha fazla) Minör kriter varlığı tanıyı doğrular.
Benign Hipermobilite Sendromu (BJHS) tanısını kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Benign Hipermobilite Sendromu tanısında Brighton Kriterleri (2 Majör veya 1 Majör + 2 Minör veya 4 Minör) kullanılır.

Alternatif Yöntem

Beighton skoru hesaplanırken her zaman bilateral (sağ ve sol) değerlendirme yapıldığına ve toplamın 9 puan olduğuna dikkat edilmelidir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 198Soru

77 yaşında Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanılı bir çocuk, yaş ve kilosuna uygun maksimum dozda (1.51.5 mg/gün) düzenli kolşisin tedavisi almasına rağmen, son 66 ay içinde 44 kez tipik peritonit ve ateş atağı geçirmiştir. Ataklar arası dönemde yapılan kontrollerinde serum amiloid A (SAA) ve C-reaktif protein (CRP) düzeylerinin sürekli yüksek seyrettiği saptanmıştır. Bu hastada "kolşisin dirençli FMF" tablosu düşünüldüğünde, tedavi yönetimi için bir sonraki aşamada aşağıdaki biyolojik ajanlardan hangisinin kullanımı en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anakinra

Cevap

Kolşisin dirençli FMF hastalarında tedaviye eklenmesi gereken en uygun ajan bir IL-1 inhibitörü olan Anakinra'dır.
Doğru seçenek olan anakinra, bir interlökin-1 (IL-1) reseptör antagonistidir. FMF patogenezinde pirin mutasyonu sonucu gelişen inflamatuar yanıtın merkezinde IL-1 aşırı salınımı yer aldığı için, kolşisin dirençli vakalarda en etkili ve önerilen tedavi basamağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun değerlendirilmesi
Hastanın maksimum doz kolşisin almasına rağmen sık atak geçirmesi ve ataklar arası dönemde subklinik inflamasyonun (yüksek SAA/CRP) devam etmesi 'kolşisin direnci' olarak tanımlanır.
Tedavi değişikliği kararı vermeden önce direnç kriterlerinin karşılandığından emin olunmalıdır.
2
Patofizyolojik yolağın belirlenmesi
FMF'te MEFV gen mutasyonu sonucu pirin proteini işlevsiz kalır ve kaspaz-1 aktivasyonu üzerinden IL-1 beta salınımı artar.
Hedefe yönelik tedavi seçimi için hastalığın moleküler mekanizmasının bilinmesi gerekir.
3
Uygun biyolojik ajanın seçilmesi
IL-1 yolağını bloke eden anakinra veya canakinumab gibi ilaçlar tedaviye eklenir.
Otoinflamatuar hastalıklarda IL-1 blokajı en spesifik ve etkili tedavi yöntemidir.

Anahtar Kavram

FMF'te kolşisin direnci durumunda interlökin-1 (IL-1) inhibitörleri (Anakinra, Canakinumab) kullanılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 199Soru

33 yaşında bir kız çocuk; 77 gündür devam eden 38,8C38,8^\circ\text{C} ateş, her iki gözde çapaklanmanın eşlik etmediği kızarıklık, dudaklarda kuruma ve çatlama şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede gövdede polimorfik makülopapüler döküntü, sol servikal bölgede 1,8 cm1,8\text{ cm} çapında ağrısız lenfadenopati ve el sırtlarında belirgin ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde sedimentasyon ve CRP yüksekliği ile idrar kültüründe üreme olmayan steril piyüri saptanıyor. Kawasaki hastalığı tanısı konulan bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz immünglobulin (İVİG) tedavisi uygulandığı için kızamık-kızamıkçık-kabakulak ve suçiçeği aşıları 11 ay süreyle ertelenmelidir.

Cevap

İntravenöz immünglobulin (İVİG) tedavisi uygulandığı için kızamık-kızamıkçık-kabakulak ve suçiçeği aşıları 11 ay süreyle ertelenmelidir.
Kawasaki hastalığı tedavisinde kullanılan yüksek doz İVİG, vücuda yoğun miktarda pasif antikor verilmesine neden olur. Bu antikorlar, kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) ve suçiçeği gibi canlı aşıların içeriğindeki zayıflatılmış virüslerin çoğalmasını engelleyerek bağışıklık yanıtını baskılayabilir. Bu nedenle, aşıların etkinliğini sağlamak amacıyla bu tür canlı aşıların uygulanması İVİG tedavisinden sonra 1111 ay süreyle ertelenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme
Hastanın ateş süresi (7 gün) ve eşlik eden 4/5 kriter (konjonktivit, mukoza değişikliği, LAP, ekstremite değişikliği) ile klasik Kawasaki hastalığı tanısı doğrulanmıştır.
Tanı kriterlerinin ve steril piyüri gibi destekleyici laboratuvar bulgularının belirlenmesi gerekir.
2
Tedavi protokolü belirleme
Standart tedavi olarak İVİG (2 g/kg2\text{ g/kg}) ve aspirin başlanmalıdır.
Koroner arter anevrizması riskini azaltmak için erken dönemde İVİG verilmesi kritiktir.
3
Aşı takvimi düzenleme
İVİG sonrası pasif antikor interferansı nedeniyle canlı aşılar ertelenmelidir.
Canlı virüs aşılarının etkinliğinin korunması için antikorların vücuttan temizlenmesi beklenmelidir.

Anahtar Kavram

Kawasaki hastalığında İVİG tedavisi sonrası canlı aşı (KKK ve suçiçeği) erteleme süresi 11 aydır.

Daha Fazla Pratik

İnkomplet Kawasaki hastalığı laboratuvar kriterlerini ve Kobayashi skorlamasını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 200Soru

88 yaşında bir kız çocuk, son birkaç haftadır kollarını yukarı kaldırarak saçını tararken zorlanma ve ellerinin küçük eklemleri üzerinde yer alan menekşe rengi, hafif kabarık döküntüler şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde serum kreatin kinaz (CKCK) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeyleri yüksek saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil dermatomiyozit

Cevap

Juvenil dermatomiyozit
Juvenil dermatomiyozit, çocukluk çağının en sık inflamatuar miyopatisidir. Hastada görülen kollarını kaldırmakta zorlanma proksimal kas güçsüzlüğünü, el eklemleri üzerindeki döküntüler ise Gottron papüllerini temsil eder. Bu klinik tabloya eşlik eden CKCK ve LDHLDH yüksekliği tanı için oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada proksimal kas güçsüzlüğü (saç tarama zorluğu) ve eklem üzerlerinde tipik döküntüler (Gottron papülleri tanımlanmış) mevcut.
Juvenil dermatomiyozit tanısında klinik ipuçlarını belirlemek ilk adımdır.
2
Laboratuvar sonuçlarını değerlendir.
Kas enzimlerinde (CKCK, LDHLDH) belirgin yükseklik saptandı.
Kas enzimlerindeki artış, inflamatuar bir miyopatiyi destekleyen objektif bir veridir.
3
Tanı kriterleri ile birleştir.
Bohan ve Peter kriterlerine göre proksimal güçsüzlük, karakteristik döküntü ve enzim yüksekliği Juvenil Dermatomiyozit tanısını koydurur.
Klinik ve laboratuvar bulgularının uyumu en olası tanıyı belirler.

Anahtar Kavram

Juvenil dermatomiyozit, karakteristik deri döküntüleri (Gottron papülleri, heliotrop döküntü) ve simetrik proksimal kas güçsüzlüğü ile seyreden kronik inflamatuar bir miyopatidir.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 10 / 21Sonraki