Romatoloji

414 soru

Soru 161Soru

1010 yaşında erkek çocuk, yaklaşık 33 hafta önce geçirdiği ateşli ishal atağını takiben sağ ayak bileğinde ve sol dizinde ağrılı şişlik şikayeti ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde her iki gözde konjonktival hiperemi ve sağ aşil tendonunda hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde eritrosit sedimentasyon hızı (4848 mm/saat) ve C-reaktif protein (3636 mg/L) yüksek bulunurken, sinoviyal sıvı analizinde lökosit sayısı 18.00018.000/mm³ (çoğunluğu polimorfonükleer lökosit) olarak saptanıyor ve kültürde üreme olmuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif Artrit

Cevap

Reaktif Artrit, öncül bir enfeksiyonu takip eden steril sinoviyal sıvı ve asimetrik artrit tablosu ile karakterizedir.
Doğru seçenek olan reaktif artrit, genellikle Salmonella, Shigella veya Yersinia gibi patojenlerle gelişen gastroenteritlerden sonra ortaya çıkar. Hastada görülen asimetrik büyük eklem tutulumu (oligoartrit), konjonktivit ve entezit (aşıl tendiniti) bulguları bu tanı için karakteristiktir. Sinoviyal sıvının inflamatuar olması ancak kültürde üreme olmaması da tanıyı destekleyen önemli bir laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Öykü analizi yapılması
Hastanın 33 hafta önce geçirdiği gastrointestinal enfeksiyon (ishal) belirlendi.
Reaktif artrit tipik olarak gastrointestinal veya ürogenital enfeksiyonlardan 11-44 hafta sonra gelişir.
2
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Asimetrik oligoartrit (diz, ayak bileği), konjonktivit ve entezit (aşıl tendonu hassasiyeti) saptandı.
Bu bulgular spondiloartropatiler grubunda yer alan reaktif artritin klasik triadını ve ek bulgularını oluşturur.
3
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Yüksek inflamatuar belirteçler ve steril, inflamatuar karakterde sinoviyal sıvı belirlendi.
Septik artrit dışlanırken reaktif sürecin devam ettiği doğrulanmış olur.

Anahtar Kavram

Reaktif artrit, tetikleyici bir enfeksiyondan sonra gelişen, HLA-B27 ile ilişkili olabilen, steril bir artrit tablosudur.
Soru 162Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 33 aydır haftada 232-3 gece uykudan uyandıran her iki bacak ağrısı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Ağrının uyluk ve baldır bölgesinde yoğunlaştığı, ebeveynlerinin masaj yapmasıyla çocuğun tekrar uykuya daldığı öğreniliyor. Sabahları tamamen sağlıklı olan ve gün boyu hareketli olan çocuğun fizik muayenesinde eklemlerde şişlik, hassasiyet veya hareket kısıtlılığı saptanmıyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyüme ağrıları

Cevap

Büyüme ağrıları
Büyüme ağrıları, çocukluk çağının en sık görülen benign kas-iskelet ağrısı tipidir. Genellikle 3123-12 yaş arası çocuklarda görülür. Ağrı tipik olarak akşam veya gece saatlerinde ortaya çıkar, bilateraldir (iki taraflıdır), uyluk ve bacaklarda (eklem dışı bölgelerde) hissedilir. Fizik muayene tamamen normaldir ve ağrı masajla kolayca rahatlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrının zamanlaması ve yerleşimini analiz et
Ağrı gece ortaya çıkıyor, bilateral (iki taraflı) ve uyluk-baldır bölgesinde.
Büyüme ağrıları tipik olarak gece uykudan uyandırır ve bilateraldir.
2
Eşlik eden bulguları ve rahatlatıcı faktörleri değerlendir
Masajla rahatlama var; ateş, kilo kaybı veya eklem şişliği yok.
Benign ağrılar masaj ve sıcak uygulama ile rahatlar; inflamatuar veya malign süreçlerde sistemik bulgular beklenir.
3
Fizik muayene ve sabah aktivitesini kontrol et
Fizik muayene tamamen normal, sabah tutukluğu yok.
Normal fizik muayene ve sabah semptomsuz olması benign mekanik ağrıları inflamatuar artritlerden ayırır.

Anahtar Kavram

Büyüme ağrıları (Growing Pains) tanısı; gece ağrısı, bilateral yerleşim, masajla rahatlama ve normal fizik muayene bulguları ile konur.

İpuçları

1
Ağrının her iki bacakta olması ve sabahları tamamen geçmesi hangi durumu düşündürür?
2
Fizik muayenesinde eklem şişliği olmayan ve masajla rahatlayan ağrılar genellikle selim karakterlidir.

Daha Fazla Pratik

Benign hipermobilite sendromunda Beighton skorlamasının nasıl yapıldığını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 163Soru

Dokuz haftadır sol dizinde şişlik ve sabahları belirginleşen, gün içinde hareketle azalan aksama şikayeti bulunan 2,52,5 yaşındaki bir kız çocuk polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde sol dizde artrit saptanıyor; ateş, döküntü veya diğer sistemik bulgulara rastlanmıyor. Laboratuvar incelemesinde ESRESR hafif yüksek, ANAANA pozitif saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken göz muayenesi (üveit taraması) sıklığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligoartiküler juvenil idiopatik artrit; 33 ayda bir

Cevap

Oligoartiküler juvenil idiopatik artrit tanısı alan ve ANA pozitifliği saptanan yüksek riskli çocuklarda üveit taraması her 3 ayda bir yapılmalıdır.
Vakada tanımlanan 2,52,5 yaş, tek eklem tutulumu ve 99 haftalık süre oligoartiküler juvenil idiopatik artrit (JIAJIA) ile tam uyumludur. Bu hasta grubunda (başlangıç yaşı <6<6 yaş, oligoartiküler tip ve ANAANA pozitifliği) asemptomatik seyreden kronik non-granülomatöz anterior üveit riski çok yüksektir. Bu nedenle, ilk 44 yıl boyunca her 33 ayda bir biyomikroskobik (yarık lamba) göz muayenesi yapılması standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hasta 2,52,5 yaşında, tek eklem tutulumu mevcut ve şikayetleri 66 haftadan (99 hafta) uzun sürmüş.
Juvenil İdiopatik Artrit (JIAJIA) tanısı için artritin 1616 yaşından önce başlaması ve en az 66 hafta sürmesi gerekir.
2
JIAJIA alt tipinin belirlenmesi
İlk 66 ayda 44 veya daha az eklem tutulumu olduğu için tanı 'Oligoartiküler JIAJIA'dır.
Eklem sayısı tedaviyi ve komplikasyon riskini belirlemede kritiktir.
3
Üveit risk analizi ve tarama planı
ANAANA pozitifliği, oligoartiküler tip ve 66 yaşından küçük başlangıç yüksek risk grubunu tanımlar; tarama 33 ayda birdir.
JIAJIA'da üveit genellikle asemptomatiktir ve geri dönüşsüz görme kaybını önlemek için rutin tarama şarttır.

Anahtar Kavram

Oligoartiküler JIA'da ANA pozitifliği üveit için en önemli risk faktörüdür ve sıkı takip gerektirir.

Daha Fazla Pratik

JIA alt tiplerinden sistemik başlangıçlı JIA (Still Hastalığı) için tipik olan 'quotidian' ateş ve döküntü özelliklerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 164Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, bacakların ekstansör yüzeylerinde ve gluteal bölgede belirgin olan, ciltten kabarık döküntüler ve karın ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde trombosit sayısı 280.000/mm3280.000/mm^3 ve kompleman C3C3 düzeyi normal saptanıyor. İzlemi sırasında hastanın karın ağrısı kolik tarzda şiddetleniyor ve batın muayenesinde sağ üst kadranda ağrılı, sucuk tarzında bir kitle palpe ediliyor. Bu hastada gelişen gastrointestinal komplikasyonla ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağırsak duvarında vaskülite ikincil oluşan submukozal hematomlar, invajinasyon için odak (lead point) oluşturmaktadır.

Cevap

Bağırsak duvarında vaskülite ikincil oluşan submukozal hematomlar, invajinasyon için odak (lead point) oluşturmaktadır.
Henoch-Schönlein Purpurası'nda görülen invajinasyonun patofizyolojik temeli, vaskülite bağlı bağırsak duvarında gelişen submukozal hematom ve ödemdir. Bu hematomlar bağırsak peristaltizmi sırasında bir odak (lead point) vazifesi görerek bağırsağın distal segmente doğru sürüklenmesine ve iç içe geçmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Palpabl purpura, normal trombosit sayısı ve normal C3C3 düzeyi ile Henoch-Schönlein Purpurası (HSP) tanısı konur.
HSP, non-trombositopenik purpura ile karakterize küçük damar vaskülitidir.
2
Akut komplikasyonu tanımla
Kolik tarzda karın ağrısı ve batında kitle palpe edilmesi invajinasyonu (iç içe geçme) düşündürür.
İnvajinasyon, HSP'nin en ciddi akut cerrahi gastrointestinal komplikasyonudur.
3
HSP'ye özgü patofizyolojiyi hatırla
Vaskülit nedeniyle bağırsak duvarında oluşan submukozal ödem ve hematomların 'lead point' oluşturduğu sonucuna varılır.
HSP'de invajinasyonun mekanizması idiopatik (peyer plakları) vakalardan farklıdır; intramural hematomlar tetiği çeker.

Anahtar Kavram

HSP ilişkili invajinasyonun patofizyolojisi ve ileo-ileal yerleşim sıklığı
Soru 165Soru

99 yaşındaki bir erkek hasta; yaklaşık bir aydır devam eden ateş, halsizlik, bacaklarda ağrılı subkutan nodüller ve livedo reticularis benzeri döküntüler ile getiriliyor. Fizik muayenede kan basıncı 135/95135/95 mmHg (yüksek) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde belirgin lökositoz ve eritrosit sedimentasyon hızında (ESH) yükseklik saptanırken, tam idrar tetkiki ve serum kreatinin düzeyi normal bulunuyor. Bu klinik tabloya göre, bu hastada öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliarteritis nodosa (PAN)

Cevap

Poliarteritis nodosa (PAN)
Poliarteritis nodosa (PAN), orta çaplı damarları tutan sistemik bir vaskülittir. Çocuklarda ateş, miyalji, livedo reticularis, subkutan nodüller ve renovasküler kaynaklı hipertansiyon ile sunulur. En önemli ayırt edici özelliği, glomerulonefrit (hematüri/proteinüri silendirleri) ve akciğer tutulumunun (infiltrasyon/nodül) beklenmemesidir. Bu hastada hipertansiyonun varlığına rağmen idrar tetkikinin normal olması, PAN tanısını kuvvetle desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Ateş, livedo reticularis, ağrılı nodüller ve hipertansiyon varlığı tespit edildi.
Vaskülitlerin ayırıcı tanısında deri bulguları ve organ tutulumu anahtardır.
2
Renal tutulum özelliklerini değerlendir
Hastada hipertansiyon var ancak tam idrar tetkiki (TİT) normal; yani glomerulonefrit yok.
PAN'da hipertansiyon renovasküler (damar tutulumu) kaynaklıdır, parankimal (glomerulonefrit) kaynaklı değildir.
3
Ayırıcı tanı yap
Normal TİT bulgusu MPA ve GPA'yı dışlar. Livedo reticularis ve hipertansiyon kombinasyonu PAN'a yönlendirir.
Orta çaplı damar vasküliti olan PAN, küçük damar vaskülitlerinden glomerulonefrit ve akciğer tutulumunun yokluğu ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Poliarteritis Nodosa (PAN) tanısında en karakteristik özelliklerden biri, renal arter tutulumuna bağlı hipertansiyon görülmesine rağmen akciğerlerin korunması ve glomerulonefrit saptanmamasıdır.

Daha Fazla Pratik

PAN tanısı alan bir çocukta Hepatit B serolojisini ve karın ağrısı varlığında mezenterik arter anjiyografisini kontrol etmeyi unutmayın.

Alternatif Yöntem

ANCA serolojisi ve anjiyografi farkı: PAN genellikle ANCA negatiftir; oysa MPA ve GPA ANCA pozitiftir. PAN'da tanı koydurucu altın standart yöntem anjiyografide izlenen mikroanevrizmalardır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 166Soru

Sekiz yaşında bir kız çocuğu, sağ bacağında son bir yıldır giderek belirginleşen, derinin sertleşip alttaki dokulara yapıştığı bant şeklinde bir lezyon nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede sağ dizde fleksiyon kontraktürü ve sağ bacakta sol bacağa göre 1.5 cm1.5\text{ cm} kısalık saptanıyor. Sistemik sorgusunda parmaklarda soğukla tetiklenen renk değişikliği, yutma güçlüğü veya solunum sıkıntısı öyküsü bulunmuyor. Laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, akut faz reaktanları ve tam idrar tetkiki normal sınırlardadır.

Bu hastadaki en olası tanı ve hastalığın aktif döneminde progresyonu durdurmak için ilk tercih edilmesi gereken sistemik tedavi eşleşmesi aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lineer skleroderma — Sistemik metotreksat

Cevap

En olası tanı Lineer skleroderma olup, tedavide ilk tercih Sistemik metotreksattır.
Çocukluk çağında en sık görülen skleroderma türü juvenil lokalize sklerodermadır (JLS). Lineer skleroderma, JLS'nin en sık görülen klinik alt tipidir. Hastadaki gibi kolda veya bacakta tek taraflı, deriden kemiğe kadar inebilen bant şeklinde sklerotik lezyonlar yapar. Fasyal ve kas tutulumu sonucunda eklem kontraktürleri ve etkilenen ekstremitede kısalık (büyüme arresti) gelişir. Hastalığın sistemik organ veya belirgin kapiller tutulumu (Raynaud) olmasa da, ciddi fonksiyonel ve kozmetik sekel bırakma potansiyeli nedeniyle tedavide sadece topikal ajanlar kullanılmaz; aktif dönemde ilk tercih sistemik metotreksat ve sıklıkla başlangıçta uygulanan sistemik kortikosteroid kombinasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz etmek ve lezyonun derinliğini değerlendirmek.
Tek taraflı, bant şeklinde cilt sertliği, eklem kontraktürü ve ekstremite kısalığı (büyüme defekti) saptandı; ancak iç organ veya vasküler (Raynaud) tutulum yok.
Lokalize skleroderma alt tipleri ile sistemik skleroderma sendromlarını birbirinden ayırt etmek için.
2
Ayırıcı tanıları dışlayarak kesin tanıya ulaşmak.
İç organ tutulumu olmaması sistemik skleroz ve miks bağ dokusu hastalığını dışlar. Lezyonun derin dokulara (kas/kemik) inip kontraktür ve kısalık yapması plak morfeayı dışlar. Tanı lineer sklerodermadır.
Çocukluk çağında sklerodermanın en sık görülen formu olan lineer sklerodermanın klasik ekstremite tutulumu asimetri ve kontraktür ile karakterizedir.
3
Tanıya uygun medikal tedavi stratejisini belirlemek.
Büyüme kıkırdağı ve eklem üzerindeki hasarı durdurmak için agresif tedavi gereklidir; ilk tercih sistemik metotreksattır.
Yüzeyel lezyonların aksine (topikal tedavi yeten plak morfea), lineer skleroderma kalıcı sakatlık bırakabileceğinden erken dönemde sistemik hastalık modifiye edici ajanlar (DMARD) başlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Lokalize sklerodermanın lineer alt tipinin klinik tanınması ve kalıcı ekstremite morbiditesini önlemek için topikal tedavi yerine sistemik tedavi (metotreksat) başlanması gerekliliği.

İpuçları

1
Hastada iç organ bulgusu (Raynaud, nefes darlığı) olmaması, durumun sistemik değil lokalize bir süreç olduğunu gösterir.
2
Lokalize sklerodermanın derin dokulara (kas, fasya) inerek bacakta kısalık ve eklemde bükülme kısıtlılığı yapan alt tipi en sık görülen formudur.
3
Büyüme defekti yaratan bu bant şeklindeki lineer skleroderma formunda, hasarı engellemek için topikal steroidler yetmez; bir antimetabolit ajan olan metotreksat ilk seçenektir.

Daha Fazla Pratik

Miks bağ dokusu hastalığında (MCTD) en sık görülen ve mortalitenin en önemli nedeni olan kardiyopulmoner komplikasyonu (pulmoner arteriyel hipertansiyon) gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 167Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, ani başlayan karın ağrısı ve sağ dizinde ağrılı şişlik şikayetiyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde sağ dizde efüzyon, ısı artışı ve hareket kısıtlılığı saptanmış; ancak başvuru anındaki sistemik cilt muayenesinde herhangi bir döküntüye rastlanmamıştır. Yapılan ilk tetkiklerinde akut faz reaktanları hafif yüksek, tam kan sayımı ve biyokimyasal değerleri normal sınırlarda saptanmıştır.

Bu hastada Henoch-Schönlein Purpurası (IgA Vaskuliti) tanısının EULAR/PRINTO kriterlerine göre doğrulanabilmesi için aşağıdaki bulgulardan hangisinin klinik izlemde görülmesi veya kanıtlanması zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt ekstremite yerleşimli, trombositopeninin eşlik etmediği palpabl purpura

Cevap

Alt ekstremite yerleşimli, trombositopeninin eşlik etmediği palpabl purpura
EULAR/PRINTO (2010) kriterlerine göre, Henoch-Schönlein Purpurası tanısı için 'trombositopeni olmaksızın palpabl purpura' bulunması zorunlu (mandatuar) kriterdir. Bu temel kriterin yanında abdominal ağrı, artrit/artralji, renal tutulum veya herhangi bir biyopside baskın IgA depolanması bulgularından en az birinin bulunması tanıyı kesinleştirir. Sorudaki vakada abdominal ağrı ve artrit mevcuttur; ancak döküntü henüz gelişmemiştir. Tanının netleşmesi için palpabl purpuranın ortaya çıkması şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada artrit ve abdominal ağrı mevcut, ancak tanı koymak için döküntü eksik.
HSP tanısı için klinik şüphe olsa da kriterlerin tamamlanması gerekir.
2
EULAR/PRINTO 2010 tanı kriterlerini hatırla
Tanı için mandatuar kriter: Trombositopeni olmaksızın palpabl purpura.
Bu kriter olmadan HSP tanısı kesinleştirilemez.
3
Destekleyici kriterleri kontrol et
Karın ağrısı, artrit, renal tutulum veya biyopside IgA depolanmasından en az biri eşlik etmelidir.
Mandatuar kritere ek olarak bu bulgulardan birinin varlığı tanıyı koydurur.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein Purpurası (IgA Vaskuliti) Tanı Kriterleri

İpuçları

1
Bu hastalıkta döküntülerin en tipik özelliği 'ele gelen' (palpabl) olmaları ve trombosit sayısıyla ilişkili olmamalarıdır.

Daha Fazla Pratik

HSP tanısı alan bir çocukta renal tutulumun izlemi için haftalık tam idrar tetkiki ve kan basıncı ölçümünün önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 168Soru

On dört yaşında bir kız çocuk; yaklaşık üç yıldır devam eden Raynaud fenomeni, yüzünde telanjiektaziler ve parmaklarında deride sertleşme (sklerodaktili) şikayetleriyle izlenmektedir. Fizik muayenede deri tutulumunun metakarpofalangeal eklemlerin distali ile sınırlı olduğu, gövde tutulumunun olmadığı görülüyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde antinükleer antikor (ANAANA) "sentromer" paterninde pozitif saptanıyor. Bu hastanın klinik seyri ve otoantikor profili dikkate alındığında, uzun dönemde aşağıdaki komplikasyonlardan hangisinin gelişme riskinin, anti-topoizomeraz I (Scl70Scl-70) pozitifliği olan bir hastaya göre daha yüksek olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzole pulmoner arteriyel hipertansiyon

Cevap

İzole pulmoner arteriyel hipertansiyon seçeneği, sınırlı sistemik skleroz ve anti-sentromer antikor pozitifliği olan hastalarda en karakteristik geç dönem komplikasyondur.
Sentromer paterninde ANA pozitifliği ve metakarpofalangeal eklemlere distal deri tutulumu olan hastalarda 'Sınırlı Sistemik Skleroz' tanısı konur. Bu hastalarda geç dönemde gelişen izole pulmoner arteriyel hipertansiyon riski, diffüz tipte (anti-Scl-70 pozitif) görülen interstisyel akciğer hastalığı riskine göre istatistiksel olarak daha belirgindir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini sentezle.
Raynaud, sınırlı deri tutulumu (distal) ve anti-sentromer pozitifliği 'Sınırlı Sistemik Skleroz' (Juvenil başlangıçlı) tanısına yönlendirir.
Sistemik sklerozda deri tutulumunun yaygınlığı ve antikor profili prognozu belirler.
2
Sınırlı ve Diffüz alt tiplerin organ tutulum risklerini karşılaştır.
Anti-sentromer (sınırlı tip) geç dönemde izole pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) riski ile, anti-Scl-70 (diffüz tip) ise erken dönem interstisyel akciğer hastalığı (İAH) riski ile ilişkilidir.
Antikorlar spesifik organ hasarı paternleri için prediktif değere sahiptir.

Anahtar Kavram

Sistemik skleroz alt tiplerinde (sınırlı vs. diffüz) otoantikorların komplikasyonlarla olan spesifik ilişkisi.

Alternatif Yöntem

Sistemik sklerozda antikorları komplikasyonlarla eşleştirirken: Sentromer = Sınırlı/PAH, Scl-70 = Diffüz/ILD (İAH), RNA Pol III = Diffüz/Renal Kriz şeklinde gruplandırmak çözümü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 169Soru

1010 yaşında, futbol kursuna yeni başlayan bir erkek çocuk, antrenmanlar sonrası artan ve dinlenmekle azalan sağ topuk ağrısı şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde topuk arka kısmında hassasiyet saptanıyor ve kalkaneusun medial-lateral yönde sıkıştırılmasıyla (squeeze testi) ağrının şiddetlendiği gözleniyor. Laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, eritrosit sedimentasyon hızı ve C-reaktif protein düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sever hastalığı (Kalkaneal apofizit)

Cevap

Sever hastalığı (Kalkaneal apofizit)
Sever hastalığı (kalkaneal apofizit), genellikle 8128-12 yaş arasındaki aktif çocuklarda görülen ve kalkaneal büyüme plağının tekrarlayan mikrotravmalarına bağlı oluşan benign bir durumdur. Squeeze testi (topuğun her iki yandan sıkıştırılması) bu hastalık için oldukça karakteristiktir ve laboratuvar bulgularının normal olması tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü analizi
1010 yaşındaki erkek çocukta, yeni başlayan yoğun spor aktivitesi sonrası ortaya çıkan mekanik (aktiviteyle artan, dinlenmekle azalan) topuk ağrısı saptandı.
Mekanik ağrılar genellikle aktivite sonrasında ortaya çıkar ve dinlenmekle düzelir, bu da inflamatuar süreçlerden ayırıcı bir noktadır.
2
Fizik muayene bulgularının yorumlanması
Kalkaneusun medial ve lateralinden sıkıştırılmasıyla ağrının tetiklenmesi (pozitif Squeeze testi) saptandı.
Squeeze testi, kalkaneal apofizitte (Sever hastalığı) tipik olarak pozitif saptanırken, aşil tendiniti veya plantar fasiitte pozitif olması beklenmez.
3
Laboratuvar dışlama
Tam kan sayımı ve inflamatuar belirteçlerin (ESH, CRP) normal olduğu görüldü.
Normal laboratuvar bulguları, kalkaneal osteomiyelit (enfeksiyon) ve entesit ilişkili jüvenil idiyopatik artrit (inflamasyon) tanılarını dışlamaya yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Sever hastalığı (Kalkaneal apofizit), 8128-12 yaş arası aktif çocuklarda görülen, topuk ağrısının en yaygın mekanik nedenidir ve squeeze testi ile tanısı desteklenir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 170Soru

12 yaşında kız hasta; bacaklarının ekstansör yüzeylerinde palpabl purpurik döküntüler, gezici karakterde artralji ve şiddetli kramp tarzında karın ağrısı ile Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti) tanısı alıyor. Hastanede izlemi sırasında karın ağrısı aniden şiddetlenen, safralı kusması ve 'çilek jölesi' şeklinde dışkılaması olan hastanın ultrasonografisinde ileoileal bölgede invajinasyon (intususepsiyon) saptanıyor. Bu klinik tablo ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdiyopatik çocukluk çağı invajinasyonlarının aksine, vaskülite bağlı bu süreçte bağırsak duvarındaki submukozal hematomlar genellikle bir 'lead point' (öncü nokta) görevi görürler.

Cevap

İdiyopatik çocukluk çağı invajinasyonlarının aksine, vaskülite bağlı bu süreçte bağırsak duvarındaki submukozal hematomlar genellikle bir 'lead point' (öncü nokta) görevi görürler.
Doğru olan seçenek, HSP'de bağırsak duvarındaki vaskülite bağlı oluşan submukozal hematomların bir 'lead point' (öncü nokta) görevi görerek invajinasyonu tetiklediğini belirtir. Bu, idiyopatik çocukluk çağı invajinasyonlarından (genellikle belirgin bir lead point saptanmaz) ayrılan en temel patofizyolojik özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tanının doğrulanması
Hasta; palpabl purpura, artralji ve şiddetli karın ağrısı ile HSP (IgA vasküliti) kriterlerini karşılamaktadır.
EULAR/PRINTO kriterlerine göre palpabl purpura zorunludur.
2
Komplikasyonun (invajinasyon) analiz edilmesi
HSP'de görülen invajinasyonun %70'inden fazlası ileoileal yerleşimlidir.
Vaskülitik odaklar ve submukozal kanamalar ince bağırsaklarda daha yoğundur.
3
Mekanizmanın idiyopatik formla karşılaştırılması
HSP'de submukozal hematomlar mekanik bir öncü nokta (lead point) oluştururken, idiyopatik vakalarda genellikle böyle bir nokta yoktur.
İdiyopatik vakalar genellikle viral enfeksiyon sonrası peyer plakları hipertrofisiyle ilişkilidir.
4
Laboratuvar ve tedavi parametrelerinin değerlendirilmesi
HSP'de C3C3 normaldir ve steroidler cerrahi komplikasyonları engellemez.
Patogenez kompleman tüketiminden ziyade IgA1 içeren immün kompleks birikimiyle ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein purpurasında gastrointestinal tutulum ve invajinasyon özellikleri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 171Soru

1414 yaşındaki bir kız öğrenci, özellikle okulun modern dans kulübü çalışmalarının yoğunlaştığı dönemlerde artan, dinlenmekle azalan simetrik diz ve ayak bileği ağrıları şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki el küçük parmaklarının metakarpofalangeal eklemlerinin 9090^{\circ} üzerinde pasif hiperekstansiyonu, her iki el başparmağının fleksör yönde ön kola değmesi, her iki dirseğin 1515^{\circ} hiperekstansiyonu ve gövde fleksiyonu ile avuç içlerinin yere tam olarak değmesi saptanıyor. Alt ekstremite eklem hareket açıklıkları (ROM) geniş olup, diz eklemlerinde 55^{\circ} ekstansiyon saptanıyor. Bu klinik tablo ve muayene bulguları dikkate alındığında, hastanın tanısı ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada 'Beighton skoru'nun 44 veya üzerinde olması, eşlik eden ağrı veya diğer klinik bulgular olmasa dahi tek başına 'Benign Hipermobilite Sendromu' tanısı koymak için yeterlidir.

Cevap

Beighton skorunun 4 veya üzerinde olması sadece eklem hipermobilitesini gösterir; 'Benign Hipermobilite Sendromu' tanısı için bu durumun klinik semptomlar ve Brighton kriterleri ile desteklenmesi gerekir.
Benign Hipermobilite Sendromu (BHS) tanısı için sadece eklem gevşekliği (hipermobilite) yeterli değildir. Brighton kriterlerine göre, yüksek Beighton skoruna ek olarak kronik artralji (>3 ay) veya diğer minör kriterlerin (yumuşak doku lezyonları, marfanoid yapı vb.) eşlik etmesi gerekir. Aksi takdirde bu durum sadece 'asemptomatik jeneralize eklem hipermobilitesi' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın Beighton skorunu hesapla.
Küçük parmak hiperekstansiyonu (1+1), Başparmak-ön kol teması (1+1), Dirsek hiperekstansiyonu >10° (1+1), Gövde fleksiyonu (1). Dizler <10° olduğu için 0 puan. Toplam = 7/9.
Beighton skoru jeneralize eklem gevşekliğini standardize bir şekilde ölçmek için kullanılır.
2
Hipermobilite ile Hipermobilite Sendromu ayrımını yap.
Hasta hipermobildir ve 6 aydır süren artraljisi vardır. Bu durum Brighton kriterlerini (2 majör kriter: Beighton >=4 ve >=4 eklemde >3 ay ağrı) karşılar.
Sadece skorun yüksek olması 'sendrom' anlamına gelmez, patolojik süreç için semptom gereklidir.
3
Yanlış olan önermeyi belirle.
B seçeneği, skorun semptomsuz bireylerde bile tanı koyduracağını iddia ettiği için yanlıştır.
Kriterler, benign bir varyant olan hipermobiliteyi bir hastalık tablosu olan sendromdan ayırmak için tasarlanmıştır.

Anahtar Kavram

Benign Hipermobilite Sendromu tanısında Beighton skoru bir tarama aracıdır; kesin tanı Brighton kriterleri ile konur ve mutlaka semptomatik (artralji vb.) bir süreç gerektirir.

Daha Fazla Pratik

Büyüme ağrıları ve hipermobilite arasındaki farkları pekiştirmek için 'sabah tutukluğu' ve 'gece uykudan uyandıran ağrı' ayırıcı tanısına odaklanın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 172Soru

1515 yaşında bir kız çocuk; ellerde ve parmaklarda belirgin ödemli şişlik ("puffy fingers"), soğukla tetiklenen parmak ucu morarması (Raynaud fenomeni), eklem ağrıları ve proksimal kaslarda güçsüzlük şikayetleriyle getiriliyor. Laboratuvar incelemesinde ANA 1:25601:2560 titrasyonda benekli (speckled) patern saptanıyor. Bu hastada Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı ve klinik seyri göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı için yüksek titrede anti-U1RNP antikor varlığı zorunludur; ancak klinik takipte bu antikorun kaybolup anti-dsDNA'nın belirmesi Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) yönüne fenotipik kaymayı işaret eder.

Cevap

Anti-U1RNP varlığı MCTD için zorunludur ve antikor profilindeki değişim SLE veya SSc yönüne fenotipik kaymayı işaret eder
Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı için yüksek titrede (>1:1000>1:1000) anti-U1RNP antikor varlığı zorunlu bir kriterdir. Çocuklarda bu hastalık erişkinlerden farklı olarak oldukça dinamik bir süreç izler. Hastalık seyri sırasında anti-U1RNP antikor titresi düşerken anti-dsDNA ve anti-Sm antikorlarının belirmesi, klinik tablonun Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) yönüne evrildiğini (fenotipik kayma) gösteren en önemli laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Raynaud + Puffy fingers + Artrit + Miyozit + speckled ANA = MCTD (Sharp Sendromu) ön tanısı
MCTD, SLE, Sistemik Skleroz ve Dermatomiyozit özelliklerinin bir arada görüldüğü bir overlap sendromudur.
2
Serolojik kriteri belirle
Anti-U1RNP pozitifliği (>1:1000>1:1000 titre)
Tanı için yüksek titre anti-U1RNP varlığı şarttır; anti-Sm veya anti-dsDNA'nın başlangıçta negatif olması beklenir.
3
Pediatrik progresyonu değerlendir
Fenotipik kayma (Phenotypic shift) riski
MCTD tanılı çocukların yaklaşık %25-50'si yıllar içinde izole bir bağ dokusu hastalığına (en sık SLE veya SSc) dönüşebilir; bu durum antikor profilindeki değişimle (anti-U1RNP'nin düşüp diğerlerinin yükselmesi) takip edilir.
4
Mortalite nedenlerini karşılaştır
Pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) en önemli risk
MCTD'de renal kriz veya şiddetli nefrit nadirdir; en sık ölüm nedeni PAH'tır.

Anahtar Kavram

MCTD'de Tanısal Seroloji ve Fenotipik Kayma Kavramı

Daha Fazla Pratik

MCTD, SLE ve SSc arasındaki renal tutulum farklarını (Nefrit vs Renal Kriz vs Nadirlik) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 173Soru

1313 yaşındaki erkek çocuk, sağ diz ve sol ayak bileğinde üç gündür devam eden ağrı ve şişlik nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden iki hafta önce ateşli bir ishal geçirdiği, ayrıca son birkaç gündür idrar yaparken yanma ve her iki gözünde kanlanma şikayetlerinin olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde sağ dizde efüzyon, konjonktival hiperemi ve glans peniste ağrısız, yüzeyel sirküler erezyonlar (balanitis sirkinatabalanitis\ sirkinata) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde HLAB27HLA-B27 pozitif bulunuyor.

Bu klinik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif artrit

Cevap

Reaktif artrit
Doğru seçenek olan Reaktif artrit, enfeksiyöz bir tetikleyiciyi (ishal) takiben gelişen, asimetrik oligoartrit, üretrit ve konjonktivit triadı ile karakterizedir. Hastada saptanan balanitis sirkinata ise bu hastalık için oldukça spesifik ve tanı koydurucu bir deri bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik hikayesindeki tetikleyici faktörü belirle
İki hafta önce geçirilmiş gastrointestinal enfeksiyon (ishal) öyküsü mevcut
Reaktif artrit tipik olarak enterik veya ürogenital enfeksiyonları takip eder
2
Ekstraartiküler bulguları ve triadı analiz et
Üretrit (dizüri), konjonktivit ve artrit birlikteliği saptanmıştır
Bu triad klasik olarak Reaktif Artrit (Reiter sendromu) tanısını akla getirir
3
Deri bulgusunu değerlendir
Balanitis sirkinata (glans peniste sirküler erezyonlar) saptanmıştır
Balanitis sirkinata ve keratoderma blennorrhagicum bu tanıya özgü deri bulgularıdır
4
Genetik yatkınlığı kontrol et
HLAB27HLA-B27 pozitifliği saptanmıştır
Spondiloartropatiler ve reaktif artrit grubunda HLAB27HLA-B27 birlikteliği tanıyı destekler

Anahtar Kavram

Reaktif artrit, tipik olarak ishal veya üretrit sonrası gelişen, asimetrik oligoartrit ve ekstraartiküler bulgularla karakterize bir spondiloartropatidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 174Soru

1010 yaşında kız çocuk; son bir aydır devam eden halsizlik, eklem ağrıları ve saç dökülmesi şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki yanak üzerinde yerleşen ve burun sırtından geçen, ancak nazolabial olukları etkilemeyen eritematöz döküntü ile ağız içinde ağrısız ülserler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 10.210.2 g/dL, lökosit 2.8002.800/mm 3^3, trombosit 120.000120.000/mm 3^3 ve tam idrar tetkikinde 3+3+ proteinüri saptanıyor. Antinükleer antikor (ANA) testi 1/6401/640 (homojen patern) pozitif bulunan bu hastada, hem tanıda yüksek özgünlüğe (spesifite) sahip olan hem de klinik seyir ve böbrek tutulumu gibi hastalık aktiviteleriyle paralellik gösteren laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-çift sarmallı DNA (Anti-dsDNA) antikorları

Cevap

Sistemik Lupus Eritematozus tanısında yüksek spesifiteye sahip olan ve hastalık aktivitesiyle korelasyon gösteren belirteç Anti-dsDNA antikorlarıdır.
Anti-dsDNA antikorları, Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısında kullanılan en spesifik belirteçlerden biridir. Ayrıca, bu antikorların titresi hastalık aktivitesi ile, özellikle de lupus nefriti varlığı ve şiddeti ile doğrudan ilişkilidir. Hastalık alevlenmelerinde titre artarken, tedaviyle birlikte düşme eğilimi gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını birleştirerek ön tanıyı belirle.
Malar döküntü, oral ülserler, alopesi, pansitopeni ve proteinüri bulguları SLE (Sistemik Lupus Eritematozus) tanısını güçlü şekilde desteklemektedir.
ACR ve SLICC kriterlerine göre hastada hem mukokütanöz hem hematolojik hem de renal tutulum mevcuttur.
2
Tanısal spesifite ve hastalık aktivite takibi özelliklerini sağlayan testi seç.
Anti-dsDNA antikorları hem SLE için %95'in üzerinde spesifiktir hem de aktiviteyle (özellikle lupus nefriti ile) paralellik gösterir.
Diğer otoantikorlar (örneğin Anti-Sm) spesifik olsa da aktivite takibinde kullanılmazlar.

Anahtar Kavram

SLE'de Anti-dsDNA titresi ve kompleman (C3, C4) düşüklüğü aktif hastalığı ve özellikle renal tutulumu gösterir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 175Soru

Beş gündür devam eden 39,2C39,2^\circ\text{C} ateş şikayetiyle getirilen üç yaşındaki bir kız çocuğun fizik muayenesinde; gövdede polimorf döküntü, dudaklarda kuruma ve çatlama, bilateral non-pürülan konjonktivit ve sağ servikal bölgede 1,5 cm1,5\text{ cm} çapında tek taraflı lenfadenopati saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde sedimentasyon ve C-reaktif protein (CRP) düzeyleri belirgin yüksek bulunan bu hastada en olası tanı ve uygun yönetimle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kawasaki hastalığı tanısıyla tek doz 2 g/kg2\text{ g/kg} intravenöz immünoglobulin (İVİG) ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Kawasaki hastalığı tanısıyla tek doz 2 g/kg2\text{ g/kg} intravenöz immünoglobulin (İVİG) ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanmalıdır.
Hastada 5 gündür süren yüksek ateşin yanında bilateral non-pürülan konjonktivit, polimorf döküntü, dudak değişiklikleri ve servikal lenfadenopati bulunması klasik Kawasaki hastalığı tanısını doğrular. Bu durumda koroner arter hasarını önlemek için standart tedavi olan 2 g/kg2\text{ g/kg} İVİG ve anti-inflamatuar dozda aspirin (80-100 mg/kg/gu¨n80\text{-}100\text{ mg/kg/gün}) birlikte başlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
5 gün süren ateş + 4 kriter (konjonktivit, döküntü, dudak/ağız değişikliği, lenfadenopati).
Kawasaki hastalığı tanısı için 5 gün ateş ve en az 4 ana kriter gereklidir.
2
Ayırıcı tanının yapılması
Kızıl ve diğer viral döküntülü hastalıkların dışlanması.
Konjonktivit varlığı kızılda beklenmez; pürülan olmaması ise adenoviral enfeksiyonlardan ayırır.
3
Tedavi protokolünün belirlenmesi
İVİG (2 g/kg2\text{ g/kg}) ve yüksek doz aspirin başlanması.
Koroner arter anevrizması riskini azaltmak için en etkili tedavi yöntemidir.

Anahtar Kavram

Kawasaki Hastalığı Tanı Kriterleri ve Akut Dönem Tedavisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 176Soru

88 yaşında erkek çocuk, ailevi Akdeniz ateşi (FMF) tanısıyla izlenmektedir. Genetik analizinde MEFVMEFV geninde M694V/M694V homozigot mutasyonu saptanan hasta, günlük 1 mg1 \text{ mg} kolşisin tedavisi almaktadır. Son 66 aydır hiç klinik atağı olmadığını belirten hastanın fizik muayenesi tamamen normaldir. Yapılan poliklinik kontrollerinde laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Değer
Eritrosit sedimentasyon hızı45 mm/saat45 \text{ mm/saat}0200-20
C-reaktif protein (CRP)32 mg/L32 \text{ mg/L}050-5
Serum amiloid A (SAA)95 mg/L95 \text{ mg/L}<10< 10
Tam idrar tetkikiNormal-

Bu hasta için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnteriktal dönemde subklinik inflamasyon devam ettiği için kolşisin dozu artırılmalı ve SAA düzeyi izlenmelidir.

Cevap

İnteriktal dönemde subklinik inflamasyon devam ettiği için kolşisin dozu artırılmalı ve SAA düzeyi izlenmelidir.
Ailevi Akdeniz ateşinde (FMF) tedavinin en kritik hedefi sekonder (AA) amiloidozun önlenmesidir. M694V homozigotluğu, erken başlangıçlı hastalık ve yüksek amiloidoz riski ile doğrudan ilişkilidir. Bazı hastalarda klinik ataklar kontrol altına alınsa bile interiktal dönemde sessiz bir inflamasyon devam edebilir. Serum amiloid A (SAA) düzeyi 10 mg/L10 \text{ mg/L}'nin üzerinde olan hastalarda amiloidoz riski belirgin artmaktadır. Bu hastada proteinüri henüz gelişmemiş olsa da (amiloidozun klinik işareti), yüksek SAA düzeyi tedavinin (kolşisin) yetersiz olduğunu gösterir. Bu durumda kolşisin dozu kademeli olarak artırılmalı ve laboratuvar parametreleri normale çekilmeye çalışılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Genotip ve klinik durumu analiz et.
Hasta M694V homozigot (yüksek amiloidoz riski) ve klinik olarak atak geçirmiyor.
M694V mutasyonu FMF'de en agresif formlardan biridir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla.
İnteriktal (atak dışı) dönemde ESH, CRP ve özellikle SAA belirgin yüksek.
Bu durum hastada subklinik inflamasyonun devam ettiğini gösterir.
3
Yönetim planını belirle.
Kolşisin dozunu tolere edilen maksimum düzeye çıkarıp SAA takibi yapmak.
FMF tedavisinin ana hedefi sadece atakları durdurmak değil, SAA düzeyini <10 mg/L tutarak amiloidozu önlemektir.

Anahtar Kavram

FMF hastalarında klinik remisyon (atak yokluğu) her zaman tam biyokimyasal remisyon anlamına gelmez; amiloidozdan korunmak için SAA takibi ve tedavinin buna göre titrasyonu esastır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 177Soru

88 yaşında bir erkek çocuk; son birkaç aydır yerinden kalkarken zorlanma ve merdiven çıkarken çabuk yorulma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde üst göz kapaklarında morumsu renk değişikliği (heliotropheliotrop döküntü) ve interfalangeal eklemler üzerinde eritemli, skuamlı papüller (GottronGottron papülleri) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum CKCK düzeyi 22002200 U/LU/L, ASTAST 190190 U/LU/L ve LDHLDH 850850 U/LU/L olarak ölçülüyor. Buna göre, bu hastanın tanısal süreci ve klinik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AntiJo1Anti-Jo-1 antikor pozitifliği, juvenil dermatomiyozit olgularında erişkin dermatomiyozitine göre çok daha yüksek oranda görülür ve kalsinozis gelişimi için en spesifik göstergedir.

Cevap

Anti-Jo-1 antikorunun çocuklarda daha sık görüldüğünü ve kalsinozis göstergesi olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Doğru yanıt olan ifadedeki hata iki yönlüdür: İlk olarak, AntiJo1Anti-Jo-1 antikoru juvenil dermatomiyozitli (JDMJDM) çocuklarda oldukça nadir saptanır (erişkinlerde daha sıktır). İkinci olarak, kalsinozis gelişimi ile en güçlü ilişkisi olan antikor AntiJo1Anti-Jo-1 değil, AntiNXP2Anti-NXP2 (veya AntiMJAnti-MJ) antikorudur. AntiJo1Anti-Jo-1 daha çok interstisyel akciğer hastalığı ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Heliotrop döküntü, Gottron papülleri, proksimal kas güçsüzlüğü ve enzim yüksekliği mevcuttur.
Bu bulgular Juvenil Dermatomiyozit (JDM) ön tanısını güçlü bir şekilde destekler.
2
Bohan ve Peter tanı kriterlerini uygula
Deri döküntüsü + 2 kas kriteri (Güçsüzlük, Enzim) = 'Olası' (Probable) JDM.
'Kesin' (Definite) tanı için deri döküntüsüne ek olarak 3 kas kriteri (toplam 5 kriterden 4'ü) gereklidir.
3
Spesifik antikor ve komplikasyon ilişkisini sorgula
Anti-Jo-1 çocuklarda nadirdir; kalsinozis Anti-NXP2 ile ilişkilidir.
Erişkin ve çocuk formları arasındaki antikor profili farkı tanısal bir ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Juvenil Dermatomiyozit Tanı Kriterleri ve Antikor Profili
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 178Soru

55 yaşında bir kız çocuk, son 1010 haftadır her iki el bileğinde, her iki dizinde ve sol el 2.2. ve 3.3. proksimal interfalangeal (PIFPIF) eklemlerinde (toplamtoplam 66 eklemeklem) şişlik, hareket kısıtlılığı ve sabahları yaklaşık 11 saat süren tutukluk şikayetiyle getiriliyor. Öyküsünden bu şikayetlerinin aralıksız devam ettiği, gezici karakterde olmadığı ve yüksek ateşin eşlik etmediği öğreniliyor. Fizik muayenede etkilenen eklemlerde sıcaklık artışı ve efüzyon saptanırken; döküntü, üfürüm veya organomegali saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; ANAANA pozitif (1/3201/320, granüler), RFRF negatif, ESHESH 4848 mm/saatmm/saat ve CRPCRP 1818 mg/Lmg/L (N<5N < 5) olarak bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı ve kronik üveit riski nedeniyle yapılması gereken göz muayenesi sıklığı aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliartiküler JiAJiA (RFRF negatif) — 33 ayda bir yarık lamba (slit-lamp) muayenesi

Cevap

Poliartiküler JiAJiA (RFRF negatif) tanısı konulmalı ve 33 ayda bir yarık lamba muayenesi ile üveit taraması yapılmalıdır.
Hastada başlangıçtan itibaren saptanan 66 eklem tutulumu (her iki el bileği, her iki diz, 22 PIFPIF eklemi), ILAR kriterlerine göre Poliartiküler JiAJiA tanısını koydurur. RFRF negatifliği ile Poliartiküler JiAJiA (RFRF negatif) alt tipi netleşir. JiAJiA tanılı bir çocukta üveit riski; ANAANA pozitifliği, kız cinsiyet, küçük yaşta başlangıç (6\leq 6 yaş) ve oligo/poliartiküler tip ile artar. Bu hasta 55 yaşında ve ANAANA pozitif olduğu için 'en yüksek risk' grubundadır ve Amerikan Pediatri Akademisi (AAPAAP) ve Romatoloji Koleji (ACRACR) kılavuzlarına göre 33 ayda bir yarık lamba muayenesi ile taranmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eklem sayısını belirle
66 eklem tutulumu saptandı.
ILAR kriterlerine göre ilk 66 ayda 55 veya daha fazla eklem tutulumu poliartiküler sınıfına girer.
2
Süreyi ve serolojiyi değerlendir
1010 hafta (> 66 hafta), RFRF negatif, ANAANA pozitif.
JiAJiA tanısı için artrit en az 66 hafta sürmelidir.
3
Üveit riskini belirle
Yüksek risk grubu (Yaş <7< 7, ANAANA pozitif, Poliartiküler/Oligoartiküler subtype).
Başlangıç yaşı 6\leq 6 olan ve ANAANA pozitifliği bulunan hastalarda ilk 44 yıl boyunca en sıkı takip gereklidir.
4
Tarama sıklığını belirle
33 ayda bir muayene.
Yüksek riskli grupta asemptomatik üveit gelişme riski nedeniyle 33 aylık aralıklar standarttır.

Anahtar Kavram

Poliartiküler Juvenil İdiopatik Artrit (JIA) Sınıflandırması ve Üveit Tarama Protokolü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 179Soru

1515 yaşındaki bir kız hasta; üç haftadır devam eden halsizlik, yaygın eklem ağrısı ve son üç gündür eklenen öksürük, hemoptizi ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 140/95140/95 mmHg saptanıyor; ancak üst solunum yolu muayenesi, akciğer oskültasyonu (yaygın rallere rağmen) ve cilt muayenesi normal olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin düzeyi 2.82.8 mg/dL, idrar analizinde 2+2+ proteinüri ve her sahada bol dismorfik eritrosit izleniyor. Serolojik incelemede p-ANCA (MPO-spesifik) pozitifliği saptanırken; c-ANCA, anti-GBM ve ANA negatif bulunuyor. Yapılan böbrek biyopsisinde granülomatöz inflamasyon izlenmeksizin pauci-immün nekrotizan glomerülonefrit saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroskopik polianjitis

Cevap

Mikroskopik polianjitis (MPA)
Mikroskopik polianjitis, pulmoner-renal sendromun en önemli nedenlerinden biridir. p-ANCA pozitifliği, pauci-immün glomerülonefrit ve akciğer tutulumu ile karakterizedir. Vaka sunumunda granülomların olmaması ve üst solunum yolunun korunmuş olması, Granülomatoz polianjitis (Wegener) yerine Mikroskopik polianjitis tanısını koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Hastada hemoptizi (akciğer) ve hematüri/proteinüri/kreatinin artışı (böbrek) ile seyreden 'Pulmoner-Renal Sendrom' mevcuttur.
Vaskülitlerin organ tutulum paternlerini belirlemek tanı için ilk adımdır.
2
Serolojik verilerin değerlendirilmesi
p-ANCA (MPO) pozitifliği, ANCA ilişkili vaskülitlere (MPA, GPA, EGPA) yönlendirir.
ANCA tipi, vaskülit alt grupları arasında ayrım yapmaya yardımcı olur.
3
Biyopsi ve ek bulguların incelenmesi
Pauci-immün nekrotizan glomerülonefrit varlığı ancak granülomun olmaması MPA tanısını kesinleştirir.
GPA'dan farklı olarak MPA'da granülomatöz inflamasyon ve üst solunum yolu tutulumu beklenmez.

Anahtar Kavram

Mikroskopik polianjitis (MPA), küçük damarları (kapiller, venül, arteriol) tutan, nekrotizan glomerülonefrit ve pulmoner kapillerit ile seyreden, biyopside granülom izlenmeyen bir pauci-immün vaskülittir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 180Soru

66 yaşında bir kız çocuk, son bir aydır merdiven çıkarken zorlanma, yerinden kalkarken elleriyle dizlerinden destek alma ve saçlarını tararken kollarında çabuk yorulma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde proksimal kas gruplarında simetrik güçsüzlük, üst göz kapaklarında heliotrop (morumsu) döküntü ve el parmak eklemleri üzerinde Gottron papülleri saptanıyor.

Bohan ve Peter tanı kriterleri göz önüne alındığında, bu hastada tanıyı kesinleştirmek için kullanılan kriterler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serumda anti-çift sarmallı DNADNA (anti-dsDNA) ve anti-Sm antikor pozitifliği

Cevap

Serumda anti-dsDNA ve anti-Sm antikor pozitifliği saptanması, Juvenil Dermatomiyozit (JDM) tanı kriterleri arasında yer almaz.
Serumda anti-dsDNA ve anti-Sm antikorlarının pozitifliği, Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) hastalığına özgü tanısal bulgulardır. Juvenil Dermatomiyozit (JDM) tanısında kullanılan Bohan ve Peter kriterleri arasında proksimal güçsüzlük, kas enzim artışı, miyopatik EMG, karakteristik biyopsi bulguları ve tipik deri döküntüleri yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et.
Proksimal kas güçsüzlüğü (merdiven çıkma zorluğu) ve tipik deri bulguları (heliotrop döküntü, Gottron papülleri) Juvenil Dermatomiyozit (JDM) tablosunu işaret etmektedir.
JDM, çocukluk çağının en sık inflamatuar miyopatisidir ve deri bulguları ile proksimal miyopati triadı ile tanınır.
2
Bohan ve Peter tanı kriterlerini gözden geçir.
Kriterler: 1) Simetrik proksimal kas güçsüzlüğü, 2) Kas enzim yüksekliği, 3) EMG'de miyopatik değişiklikler, 4) Kas biyopsisi bulguları, 5) Karakteristik deri döküntüsü.
JDM tanısı için karakteristik döküntüye ek olarak diğer 4 kriterden 3'ünün varlığı kesin tanı koydurur.
3
Seçeneklerdeki tetkiklerin JDM kriterleri ile uyumunu doğrula.
Kas enzimleri, EMG, biyopsi ve döküntü kriterler içindeyken, anti-dsDNA ve anti-Sm antikorları SLE tanısına yöneliktir.
JDM'de miyozite özgü antikorlar (anti-Mi2, anti-NXP2, anti-TIF1-gama vb.) saptanabilir ancak anti-dsDNA tanı kriteri değildir.

Anahtar Kavram

Bohan ve Peter Tanı Kriterleri
ÖncekiSayfa 9 / 21Sonraki
Romatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 9 | Examkin