Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 4861Soru

Bâkî’ye ait aşağıdaki beyit verilmiştir:

<i>Yollarında çâk olan dâmân-ı sahrâdır velî
Ceyb-i p��k-i pâdişâh-ı âleme ermez eli</i>

Bu beyitteki edebi sanatlar ve bunların dizelerdeki yansımalarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyitte geçen 'dâmân-ı sahrâ' (çölün eteği) tamlamasında, benzeyen ve kendisine benzetilen unsurlar doğrudan bir arada kullanılarak teşbih-i beliğ (yalın benzetme) yapılmıştır.

Cevap

Beyitte geçen 'dâmân-ı sahrâ' (çölün eteği) tamlamasında teşbih-i beliğ değil, kapalı istiare ve teşhis sanatının yapıldığını belirten yargı beyitle ilgili söylenemez.
Beytin ilk dizesinde geçen 'dâmân-ı sahrâ' (çölün eteği) ifadesinde çöl, bir insana veya etekli bir giysiye benzetilmiştir. Kendisine benzetilen insan veya giysi dizede doğrudan yer almamış, sadece ona ait bir özellik olan 'dâmân' (etek) belirtilmiştir. Bu durum kapalı istiare (ve kişileştirme) örneğidir. Teşbih-i beliğ olabilmesi için benzeyen ve kendisine benzetilen unsurların her ikisinin de (örneğin 'çöl etektir' veya 'sahra dâmândır' şeklinde) açıkça bulunması gerekirdi. Bu nedenle 'dâmân-ı sahrâ' tamlamasında teşbih-i beliğ olduğunu belirten yargı söylenemez ve aranan doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte yer alan sözcüklerin anlamlarını ve kurulan ilişkileri çözümlemek.
'Dâmân-ı sahrâ' çölün eteği, 'ceyb-i pâk-i pâdişâh-ı âlem' ise cihan padişahının temiz yakası anlamına gelir. 'Çâk olmak' yırtılmak, 'velî' ise ancak/fakat anlamındadır.
Beytin genel anlam dünyasını kavrayıp sanatları doğru tespit edebilmek için kelime dağarcığını çözümlemek gerekir.
2
Teşhis ve istiare sanatlarını beyit üzerinde incelemek.
Çölün (sahra) eteğinin olması ve elinin padişahın yakasına ulaşamaması ifadelerinde çöl kişileştirilmiştir (teşhis). Teşhis olan her yerde kapalı istiare vardır. Burada sadece benzeyen (sahra) verilmiş, kendisine benzetilen (insan/giysili varlık) söylenmeyip onun özelliği (etek, el) verilmiştir. Bu bir kapalı istiaredir.
Benzetme unsurlarının kullanım şekline göre teşbih-i beliğ ile kapalı istiare arasındaki farkı ortaya koymak.
3
Hüsnütalil ve tenasüp sanatlarının varlığını kontrol etmek.
Çölün yarık ve çatlaklarla dolu yapısı, padişaha kavuşma yolunda eteğinin yırtılması gibi hayali ve estetik bir nedene bağlanarak hüsnütalil yapılmıştır. Ayrıca etek (dâmân) ve yaka (ceyb) kelimeleri arasında tenasüp sanatı vardır.
Beyitteki diğer yan sanatların doğru açıklanıp açıklanmadığını doğrulamak.
4
Kinaye sanatının varlığını sorgulamak.
'Ceyb-i pâk' ifadesi hem gerçek anlamda (temiz yaka) hem de mecaz anlamda (temiz ahlak, günahsızlık) kullanılabilecek bir kinaye örneğidir.
Seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olan yargıyı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Edebi sanatlar içerisinde yer alan teşbih (özellikle teşbih-i beliğ) ile kapalı istiare arasındaki yapısal farklar ve teşhis, hüsnütalil, tenasüp, kinaye sanatlarının tespiti.

Alternatif Yöntem

Beyitteki söz sanatlarını incelerken, benzeyen ve kendisine benzetilen unsurları tespit etmek için 'X, Y gibidir' kalıbını uygulayabilirsiniz. Örneğin 'sahra etek gibidir' ifadesi anlamsız kalırken, sahranın insana benzetilip sadece eteğinin söylenmesi kapalı istiare formülüne doğrudan uyar. Bu yapısal mantıkla teşbih-i beliğ ile istiare kolayca ayırt edilebilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4862Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirine ait üç farklı şiir örneği aşağıda verilmiştir:

I.
*Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.*
*Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.*
*Bekçileri gibiyiz ebenced bu derelerin,*
*Bu yakıcı sürülerin, bu vahşi kayaların.*

II.
*Ne içindeyim zamanın,*
*Ne de büsbütün dışında;*
*Yekpare, geniş bir anın*
*Parçalanmaz akışında.*

III.
*Hava kurşun gibi ağır!!*
*Bağır*
*bağır*
*bağır*
*ba��ırıyorum.*
*Koşun*
*kurşun*
*eritmeğe*
*çağırıyorum...*

Bu şiirlerin temsil ettiği şiir anlayışları ve bu anlayışların estetik/tematik özellikleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. ve II. şiirler hece ölçüsüyle kaleme alınmış olup her iki şiir anlayışında da şiirin öğretici bir işleve sahip olması gerektiği savunulmuş, toplumsal sorunların çözümünde edebiyata pragmatik bir rol biçilmiştir.

Cevap

İlk iki şiir hece ölçüsüyle kaleme alınmış olsa da, saf (öz) şiir anlayışını yansıtan ikinci şiirde didaktik ve pragmatik bir edebiyat anlayışı kesinlikle reddedilir; sanat sadece estetik haz amacı taşır.
Seçeneklerde belirtilen şiir anlayışları karşılaştırıldığında, saf şiir anlayışının (ikinci şiir) didaktik (öğretici) bir amaç gütmesi veya toplumsal fayda amacıyla edebiyata pragmatik bir rol biçmesi söz konusu olamaz. Saf şiir estetiği, şiirin her türlü faydacılıktan uzak, sadece estetik bir haz uyandırmak amacıyla yazılması gerektiğini savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Alıntılanan üç şiir parçasının hangi Cumhuriyet Dönemi şiir anlayışlarına ve şairlere ait olduğunu belirleyin.
I. şiir Kemalettin Kamu'nun 'Bingöl Çobanları' (Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir), II. şiir Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Ne İçindeyim Zamanın' (Saf şiir), III. şiir ise Nazım Hikmet'in 'Kerem Gibi' (Toplumcu gerçekçi şiir) adlı eserleridir.
Seçeneklerdeki iddiaların doğruluğunu test etmek için şiirlerin temsil ettiği edebi yönelimleri kesin olarak saptamak gerekir.
2
Şiirlerin biçimsel ve içeriksel özelliklerini ait oldukları edebi anlayışların ilkeleriyle karşılaştırın.
I. şiirde pastoral/köy hayatı teması, II. şiirde zaman ve sezgisellik, III. şiirde ise serbest nazım, basamaklı yapı ve fütüristik/ideolojik hitabet edası tespit edilir. Bu özellikler ilgili seçeneklerdeki ifadeleri doğrular.
Her bir edebi anlayışın poetikasına uygun düşen biçim ve içerik özelliklerinin doğruluğunu kontrol etmek gerekir.
3
I. ve II. şiirlerin estetik işlevlerini didaktizm ve pragmatizm yönünden değerlendirin.
I. şiirde memleketçi edebiyatın öğretici/tanıtıcı tonu bulunabilir ancak saf şiir anlayışıyla yazılan II. şiirde 'sanat sanat içindir' ilkesi geçerlidir. Saf şiir, didaktizme ve toplumsal fayda arayışına tamamen karşıdır.
Saf şiirin temel felsefesini ve onun toplumsal/didaktik şiirden farkını ortaya koyarak yanlış yargıyı tespit etmek hedeflenir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki Saf Şiir, Toplumcu Gerçekçi Şiir ve Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışlarının karşılaştırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4863Soru

Aşağıda sol sütunda karışık olarak verilen âşık edebiyatı temsilcilerini, sağ sütunda verilen kendilerine özgü edebi nitelikleri ve sanat anlayışlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Âşık Ömer
Dadaloğlu
Seyranî
Erzurumlu Emrah

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmeler şu şekildedir: Âşık Ömer ile 17. yüzyılda yaşayıp Şairname yazan şair bilgisi; Dadaloğlu ile aruz ölçüsünü tamamen dışlayıp iskân mücadelelerini anlatan şair bilgisi; Seyranî ile medrese eğitimi birikimiyle sert taşlamalar yazan şair bilgisi; Erzurumlu Emrah ile hem hece hem aruz kullanan ve kendi adıyla âşık kolu kuran şair bilgisi.
Âşık Ömer, 17. yüzyılda yaşamış ordu şairidir ve yüzden fazla halk şairini değerlendirdiği Şairname adlı eseriyle edebiyat tarihi için vazgeçilmez bir kaynak sunmuştur. Dadaloğlu, aruz ölçüsünü ve divan edebiyatı etkisini tamamen dışlayan, göçebe Avşar Türkmenlerinin hak arayışlarını ve iskân direnişlerini haykıran 19. yüzyıl şairidir. Seyranî, medrese eğitimi almış, aruzla da yazmakla birlikte toplumsal yozlaşma ve haksızlıkları sert biçimde yerdiği taşlamalarıyla tanınır. Erzurumlu Emrah ise 19. yüzyılda hem heceyi hem aruzu ustaca kullanmış ve kendisinden sonraki kuşakları etkileyen Emrah kolunun kurucusu olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Âşık Ömer'in edebiyat tarihindeki yerini ve en karakteristik eserini tespit etmek
Âşık Ömer'in 17. yüzyılda yaşadığı ve sınır boylarında gezen bir ordu şairi olarak yüzden fazla şaire yer verdiği Şairname eserini yazdığı bilgisiyle eşleştirme yapılır.
Şairname türünün en bilinen örneği Âşık Ömer'e aittir.
2
Dadaloğlu'nun aruz kullanma durumunu ve şiirlerindeki ana temayı belirlemek
Dadaloğlu'nun divan edebiyatı etkisini tamamen reddettiği, yalnızca heceyle yazdığı ve göçebe Avşar Türkmenlerinin iskân sorunlarını koçaklama türünde işlediği bilgisiyle eşleştirme tamamlanır.
Dadaloğlu, Karacaoğlan gibi aruz ölçüsünü hiç kullanmayan seçkin halk şairlerindendir.
3
Seyranî'nin şiirlerindeki ana yönelimi ve üslubunu incelemek
Seyranî'nin medrese eğitiminden faydalanıp toplumsal adaletsizlikleri ve yozlaşmayı taşlama (hiciv) türündeki şiirleriyle eleştirdiği bilgisiyle eşleştirme gerçekleştirilir.
Taşlama denince âşık edebiyatında akla gelen ilk isim Seyranî'dir.
4
Erzurumlu Emrah'ın edebi kimliğini ve kurduğu geleneği analiz etmek
Erzurumlu Emrah'ın hem heceyi hem aruzu kullanarak divan edebiyatı estetiğini halk şiiriyle harmanladığı ve kendi adıyla anılan Emrah kolunu başlattığı bilgisiyle eşleştirme sağlanır.
Erzurumlu Emrah halk şiirinde aruz etkisinin en belirgin olduğu ve çırak yetiştirme noktasında okul niteliği kazanan Emrah kolunun öncüsüdür.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Sanatçılarının Dönemleri, Edebi Nitelikleri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4864Soru

Aşağıda sol sütunda verilen Servet-i Fünun dönemi eserlerini, sağ sütunda yer alan ve bu eserlerin tür, içerik veya yazılış arka planı özelliklerini açıklayan doğru ifadelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kâbus
Hayat ve Kitaplar
Kavgalarım
Hac Yolunda

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmenin doğru biçimi: Kâbus - İstibdat dönemi kısıtlamalarına rağmen yazılmış aile içi sorunları işleyen realist tiyatro eseri; Hayat ve Kitaplar - Ahmet Şuayip'in Hippolyte Taine'in determinist kuramını uyguladığı bilimsel eleştiri makaleleri; Kavgalarım - Hüseyin Cahit Yalçın'ın Servet-i Fünun karşıtlarına yazdığı polemik yazıları; Hac Yolunda - Cenap Şahabettin'in tasvirci bir üslupla yazdığı Hicaz seyahati izlenimleridir.
Doğru eşleştirmede: Kâbus eseri istibdat sansürüne rağmen yazılan realist tiyatro örneğiyle; Hayat ve Kitaplar eseri Ahmet Şuayip'in determinist/bilimsel eleştirileriyle; Kavgalarım eseri Hüseyin Cahit Yalçın'ın polemikleriyle; Hac Yolunda eseri ise Cenap Şahabettin'in sanatlı Hicaz seyahati izlenimleriyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kâbus eserinin türünü, yazarını ve yazıldığı dönemin siyasi şartlarını değerlendiriniz.
Eserin Halit Ziya Uşaklıgil'e ait olduğu, istibdat döneminin getirdiği sahneleme engellerine rağmen yazıldığı ve realist bir aile içi dramı konu edindiği belirlenir.
Servet-i Fünun döneminde tiyatro, siyasi baskılar nedeniyle gerilemiş olsa da realist tekniklerin uygulandığı evlilik ve kıskançlık temalı eserler yazılmıştır.
2
Hayat ve Kitaplar eserini, yazarını ve temel eleştiri yöntemini inceleyiniz.
Eserin Ahmet Şuayip'e ait olduğu, Hippolyte Taine'in pozitivist ve determinist ilkelerini edebiyatımıza tanıttığı saptanır.
Ahmet Şuayip, Servet-i Fünun'da sadece eleştiriyle ilgilenmiş; öznel izlenimler yerine bilimsel ve nesnel yöntemleri savunmuştur.
3
Kavgalarım eserini, yazarın topluluk içindeki rolü ve diğer edebi gruplarla ilişkisi üzerinden analiz ediniz.
Hüseyin Cahit Yalçın'ın Servet-i Fünun karşıtlarına (özellikle eski edebiyat yanlılarına ve Ali Kemal'e) verdiği yanıtları bir araya getirdiği görülür.
Hüseyin Cahit Yalçın, topluluğun polemikçi kalemi olarak edebi tartışmaları bu eserle kitaplaştırmıştır.
4
Hac Yolunda eserinin türünü, yazarın üslubunu ve içeriğini saptayınız.
Cenap Şahabettin'in hekim olarak gittiği Hicaz seyahatini, Servet-i Fünun'un ağır, tasvirci nesir diliyle anlattığı gezi yazısı olduğu bulunur.
Gezi yazısı türünde Cenap Şahabettin, sanatlı ve süslü nesrin en önemli örneklerini vermiştir.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Dönemi Tiyatro, Eleştiri ve Gezi Yazısı Türlerinin Temel Eserleri ve İçerik Özellikleri
Soru 4865Soru

Aşağıdaki dizelerde öne çıkan edebi sanatları, verilen kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal / Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
Gül hasretinle yollara tutsun kulağını / Nergis gibi kıyamete dek çeksin intizar
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl / Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl
Gökyüzünün başka rengi de varmış / Geç fark ettim taşın sert olduğunu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizeler ve sanatlar şu şekilde eşleşmektedir: Bâkî mahlasının olduğu dize Tevriye ile; gül ve nergisin hasreti Hüsn-i Talil ile; hilâl ifadesi Mecaz-ı Mürsel ile; gökyüzü renginin sonradan fark edilmesi ise Tecahül-i Arif ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede her beyit, en belirgin olan ve literatürde o beyitle özdeşleşmiş sanatla birleştirilmiştir: Bâkî'nin kalıcılığı (Tevriye), tabiatın aşkla yorumlanması (Hüsn-i Talil), bayrağın hilal ile anılması (Mecaz-ı Mürsel) ve yaşlılık farkındalığının sorgulanması (Tecahül-i Arif).

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki anahtar kelimeyi analiz etme
Bâkî kelimesinin çift anlamlılığı
Hem şair adı hem de 'sonsuz' anlamı tevriye sanatına işaret eder.
2
İkinci beyitteki neden-sonuç ilişkisini inceleme
Doğa olayına şiirsel bir gerekçe bulma
Çiçeklerin doğal özellikleri sevgiliye bağlanmıştır, bu hüsn-i talildir.
3
Üçüncü mısradaki kelime çağrışımını belirleme
Hilâl - Bayrak ilişkisi
Benzetme amacı gütmeden bir kavramın diğeri yerine kullanılması mecaz-ı mürseldir.
4
Dördüncü mısradaki bilgelik düzeyini sorgulama
Bilinen gerçeği bilmiyormuş gibi aktarma
Şairin farkındalığını yok sayması tecahül-i arif sanatıdır.

Anahtar Kavram

Edebi sanatlarda anlam incelikleri ve sözcüklerin çok anlamlılığı
Soru 4866Soru

Aşağıdaki beyitler, 17. ve 18. yüzyıl Divan edebiyatına yön veren farklı şairlerin sanat anlayışlarını ve edebi eğilimlerini yansıtmaktadır:

I. Beyit:
*Etdi o kadar eser-i hayret-i hüsnün*
*Kim âyinede sûret-i dükkân-ı hayâliz*

II. Beyit:
*Sözde kanun-ı edeb hıfz olunmak elzemdir*
*Lâf-ı bî-hûde ile kadrini dûn eyleme sözün*

III. Beyit:
*Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a*
*Bir iki gün edelim zevk ü safâ dünyâda*

Bu beyitlerin dil, üslup ve içerik özellikleri dikkate alındığında; temsil ettikleri edebi akım/eğilim ve ait oldukları yüzyıl eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Sebk-i Hindi (17. yüzyıl) - II. Hikemi tarz (17. yüzyıl) - III. Mahallileşme (18. yüzyıl)

Cevap

I. beyitte Sebk-i Hindi (17. yüzyıl), II. beyitte Hikemi tarz (17. yüzyıl), III. beyitte Mahallileşme (18. yüzyıl) akım ve yüzyıl eşleştirmesinin yer aldığı seçenek doğrudur.
Doğru olan seçenek, beyitlerin dil ve içerik özelliklerini tam olarak yansıtmaktadır. İlk beyit, hayal dünyasının zenginliği ve imge derinliğiyle 17. yüzyıl Sebk-i Hindi akımını (Neşati); ikinci beyit, öğüt verici ve ahlaki niteliğiyle 17. yüzyıl Hikemi tarzını (Nabi); üçüncü beyit ise yerel unsurları ve Lale Devri eğlencelerini yansıtan somut yapısıyla 18. yüzyıl Mahallileşme akımını (Nedim) örneklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
I. beyiti dil, üslup ve içerik bakımından analiz etmek.
Beyitte geçen 'hayret-i hüsn' (güzelliğin hayreti) ve 'sûret-i dükkân-ı hayâl' (hayal dükkanının resmi) gibi son derece soyut, alışılmamış bağdaştırmalar ve imgesel dil özellikleri, bu beytin Sebk-i Hindi akımına bağlı olduğunu göstermektedir. Bu beyit 17. yüzyıl şairi Neşati'ye aittir.
Edebi akımı ve şairin yüzyılını saptamak için.
2
II. beyiti dil, üslup ve içerik bakımından analiz etmek.
Beyitte geçen 'edep kanunu', 'boş sözlerle sözün değerini düşürme' gibi ifadelerle didaktik, ahlaki ve felsefi bir öğüt verilmektedir. Bu üslup 17. yüzyılda Nabi ile özdeşleşen Hikemi (didaktik) tarzın en belirgin örneğidir.
Edebi akımı ve şairin yüzyılını saptamak için.
3
III. beyiti dil, üslup ve içerik bakımından analiz etmek.
Beyitte geçen 'serv-i revan' (salınarak yürüyen sevgili), 'Sa'd-abad' (Lale Devri'nin eğlence ve mesire yeri) ve 'zevk ü safa' ifadeleri, günlük yaşamı ve yerel unsurları şiire aktaran Mahallileşme akımının ve şuhane gazel tarzının örneğidir. Bu beyit 18. yüzyıl şairi Nedim'e aittir.
Edebi akımı ve şairin yüzyılını saptamak için.
4
Elde edilen verileri birleştirerek doğru seçeneği belirlemek.
Sırasıyla I. beyit için Sebk-i Hindi (17. yüzyıl), II. beyit için Hikemi tarz (17. yüzyıl), III. beyit için Mahallileşme (18. yüzyıl) eşleştirmesi doğru cevaptır.
Sentez ve nihai cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

17. ve 18. yüzyıl Divan şairlerinin edebi akımlarla (Sebk-i Hindi, Hikemi tarz, Mahallileşme) olan ilişkisi ve bu akımların şiirlerdeki üslup yansımaları.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4867Soru

Tanzimat II. Dönem Türk edebiyatı, sanatçıların kaleme aldığı mukaddimeler (önsözler) ve teorik yazılar aracılığıyla yeni edebi yönelimlerin sistemleştirildiği bir dönemdir. Sanat��ıların estetik anlayışlarını ortaya koydukları bu metinlerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Abdülhak Hamit Tarhan, Makber için yazdığı mukaddimede, şiirin rasyonel bir zemin üzerine inşa edilmesi gerektiğini savunarak klasisizmin akıl ve sağduyu ilkelerini benimsemiş; tefekkürün duygu ve feryattan daha üstün bir şiirsel değer taşıdığını öne sürmüştür.

Cevap

Abdülhak Hamit Tarhan'ın Makber önsözünde klasisizmin rasyonel ilkelerini savunduğunu belirten yargı yanlıştır. Şair, bu mukaddimede ve eserinde akılcılığı değil, metafizik bir duyarlılıkla romantizmin kuralsızlığını ve coşkusunu ön plana çıkarmıştır.
Abdülhak Hamit Tarhan'ın Makber önsözünde rasyonalizmi ve klasisizmi savunduğunu iddia eden yargı yanlıştır. Sanatçı, bu eserinde ve genel edebi görüşlerinde romantizm akımının etkisiyle hareket etmiş; aklı ve kuralları dışlayarak şiiri metafizik bir ürperti, ölüm karşısında bir feryat ve coşkun bir duygu seli olarak tanımlamıştır. Dolayısıyla bu ifade gerçekle bağdaşmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat II. Dönem sanatçılarının edebi görüşlerini ve teorik yazılarını incelemek.
Dönem sanatçılarından Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Muallim Naci, Nabizade Nazım ve Samipaşazade Sezai'nin estetik beyanlarını içeren mukaddime ve eserleri tespit edildi.
Soruda verilen yargıların doğruluğunu test etmek için her bir sanatçının edebi görüşüyle eşleştirmek gerekir.
2
Abdülhak Hamit Tarhan'ın Makber mukaddimesindeki edebi kimliğini ve estetik görüşlerini değerlendirmek.
Sanatçının Makber önsözünde ölüm, metafizik ve varoluş üzerine odaklandığı, klasisizmin akıl ve kuralcılığı yerine romantizmin duygu ve kuralsızlığını temel aldığı belirlendi.
Yazarda klasisizm ve akılcılığın bulunmadığını ortaya koyarak yanlış yargıyı saptamak.
3
Diğer sanatçıların (Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Naci, Nabizade Nazım, Samipaşazade Sezai) belirtilen eserlerdeki (Takdir-i Elhan, Istılahat-ı Edebiyye, Karabibik önsözü, Şemsa önsözü) görüşlerinin doğruluğunu kontrol etmek.
Tüm diğer seçeneklerdeki edebi iddiaların tarihsel gerçeklerle ve yazarların beyanlarıyla tamamen örtüştüğü doğrulandı.
Çeldiricilerin doğruluğundan emin olarak net bir eleme gerçekleştirmek.

Anahtar Kavram

Tanzimat II. Dönem sanatçılarının edebi mukaddimeleri, poetikaları ve benimsedikleri edebi akımlar arasındaki ilişkiler.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4868Soru

İlk ve Orta Çağlarda kurulan Türk devletleri ve toplulukları, gerek hüküm sürdükleri coğrafyalarda gerekse göç ettikleri bölgelerde dünya tarihi üzerinde derin izler bırakmışlardır. Sol sütunda verilen Türk devlet/topluluklarını, sağ sütunda verilen kendilerine özgü tarihi ve askeri-siyasi özellikleri ile doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hazarlar
Peçenekler
Kırgızlar
Avarlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hazarlar - Belencer Savaşı ve Hazar Barış Çağı; Peçenekler - Devletleşememe ve Malazgirt'te Selçuklu safına geçme; Kırgızlar - Ötüken'in son Türk hâkimi ve Moğol egemenliği; Avarlar - İstanbul kuşatması ve Slavların teşkilatlandırılması.
Verilen eşleştirmede Hazarlar Kafkasya savunması ve Pax Chazarica ile, Peçenekler devletleşemeyip Malazgirt'te taraf değiştirmeleriyle, Kırgızlar Ötüken'deki son Türk hâkimiyeti ve Yenisey Kitabeleriyle, Avarlar ise Sasanilerle ortaklaşa İstanbul'u kuşatmaları ve Slavları teşkilatlandırmalarıyla doğru bir şekilde örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hazarlar topluluğunun temel askeri ve dini/ticari özelliklerini belirlemek.
Hazarların Museviliği benimseyen tek Türk devleti olması, Kafkasya'da Emeviler ile (Belencer Savaşı) mücadele etmesi ve Hazar Barış Çağı'nı (Pax Chazarica) kurması bilgileri eşleştirilir. Bu durum Hazarlar ile ticaret ve Kafkasya savunması ilişkisini doğrular.
Toplulukların özgün tarihi olaylarını ve coğrafi etkilerini ayırt etmek analitik çözüm için ilk adımdır.
2
Peçeneklerin siyasi yapısını ve Bizans ile ilişkilerini analiz etmek.
Peçeneklerin Karadeniz kuzeyinde devlet kuramayıp boy birliği kurması ve Bizans ordusunda paralı askerken Malazgirt'te Selçuklu safına geçmesi bilgisi eşleştirilir.
Bizans'ta ücretli askerlik yapan diğer Türk boylarıyla (Oğuzlar, Kıpçaklar) karıştırılmaması için devletleşme düzeyleri ve savaşlar analiz edilmelidir.
3
Kırgızların Ötüken'deki tarihi rolünü ve kültürel miraslarını incelemek.
Kırgızların Uygurları yıkarak Ötüken'de kurulan son Türk devleti olması, Yenisey Kitabeleri'ni oluşturması ve Moğol egemenliğini kabul etmesi bilgisi eşleştirilir.
Ötüken merkezli kurulan Hun, Göktürk ve Uygur gibi devletlerden sonraki son siyasi hâkimiyeti belirlemek kronolojik doğruluk sağlar.
4
Avarların Avrupa'daki askeri faaliyetlerini ve etnik etkilerini değerlendirmek.
Avarların Sasaniler ile iş birliği yaparak İstanbul'u kuşatmaları ve Slavları askeri yönden etkileyip teşkilatlandırmaları bilgisi eşleştirilir.
Hem Asya hem de Avrupa'da devlet kuran ve İstanbul'u ilk kez kuşatan topluluğu belirlemek eşleştirmeyi tamamlar.

Anahtar Kavram

Orta Çağ'da Asya ve Avrupa'da faaliyet gösteren Türk devlet ve topluluklarının siyasi, dini ve askeri özellikleri.
Soru 4869Soru

Bir sucul ekosistemde biyoçeşitlilik; besin maddesi miktarı, güneş ışığın��n erişebilirliği ve suyun fiziksel-kimyasal özellikleri gibi birçok faktöre bağlı olarak dikey ve yatay doğrultuda değişkenlik gösterir. Derin bir göl ekosistemindeki ekolojik bölgeler ve su döngüsü süreçleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Su döngüsünün yüzey akışı sürecinde karalardan taşınan mineral ve besin tuzlarının akarsular vasıtasıyla göle ulaştığı ağız kesimleri, besin maddesi yoğunluğunun ve suyun havalanma oranının yüksek olması nedeniyle biyoçeşitliliğin en fazla yoğunlaştığı alanlardır.

Cevap

Su döngüsünün yüzey akışı sürecinde karalardan taşınan mineral ve besin tuzlarının akarsular vasıtasıyla göle ulaştığı ağız kesimleri, besin maddesi yoğunluğunun ve suyun havalanma oranının yüksek olması nedeniyle biyoçeşitliliğin en fazla yoğunlaştığı alanlardır.
Akarsuların göllere döküldüğü ağız kısımları, yüzey akışı vasıtasıyla karalardan taşınan besin tuzları ve mineraller bakımından oldukça zengindir. Ayrıca akarsuyun göle döküldüğü bu kesimlerde su sürekli hareket halinde olduğundan havalanma oranı ve çözünmüş oksijen miktarı yüksektir. Bu durum, bu alanları son derece verimli ve biyoçeşitliliği yüksek geçiş (ekoton) bölgeleri haline getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsu ağızlarının sucul ekosistemler üzerindeki etkisini belirlemek.
Akarsuların göle döküldüğü alanların (nehir ağızları) karasal yüzey akışıyla taşınan mineraller ve besin tuzları bakımından zengin olduğu, ayrıca suyun hareketliliğine bağlı olarak yüksek oksijen barındırdığı tespit edildi.
Su döngüsünün karasal akış aşaması, minerallerin göl ekosistemine taşınmasını sağlar.
2
Göl ekosisteminin dikey tabakalarındaki biyoçeşitlilik faktörlerini analiz etmek.
Derinlikle birlikte güneş ışığının ve sıcaklığın azalması nedeniyle birincil üretimin ve genel biyoçeşitliliğin derin kesimlerde (profundal ve bentik bölgeler) azaldığı ortaya kondu.
Fotosentez için güneş ışığı şarttır; bu nedenle üreticiler gölün ışık alan limnetik bölgesinde yoğunlaşır.
3
Besin piramidindeki enerji aktarım mekanizmasını değerlendirmek.
Besin zincirinde yukarı doğru çıkıldığında enerjinin her basamakta azalarak aktarıldığı (%10 kuralı) ve derin katmanlarda enerji birikiminin yüzeyden fazla olamayacağı belirlendi.
Termodinamik yasaları gereği enerjinin büyük kısmı her basamakta ısı olarak kaybedilir.
4
İklim ve buharlaşma süreçlerinin göl tuzluluğuna etkisini analiz etmek.
Akdeniz iklim bölgesindeki göllerde yaz kuraklığı ve yüksek buharlaşma nedeniyle su seviyesinin azaldığı ve tuzluluğun arttığı, bunun da genel biyoçeşitliliği sınırladığı tespit edildi.
Yaz aylarında yağışın azalması su seviyesini düşürür ve çözünmüş tuz konsantrasyonunu artırır.

Anahtar Kavram

Su ekosistemlerinde biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen fiziksel, kimyasal ve hidrolojik faktörler ile bunların su döngüsü süreçleriyle etkileşimi.
Soru 4870Soru

Karahanlılar ve Gazneliler Dönemi'ne ait idari, sosyal ve askeri yapılar incelendiğinde şu özellikler dikkat çekmektedir:
- Karahanlılar, Maveraünnehir bölgesinde ribat adı verilen kervansaraylar in��a ederek ticareti canlandırmış, ikili devlet teşkilatını sürdürmüş ve resmi dil olarak Türkçeyi benimsemişlerdir.
- Gazneliler, geniş bir coğrafyada çok uluslu bir yapı yönetmiş, saray ve orduda gulam sistemine ağırlık vermiş, devlet idaresinde divan teşkilatını Fars bürokrasisiyle harmanlayarak kurumsallaştırmışlardır.

Buna göre, Karahanlılar ve Gazneliler'in belirtilen kurumsal ve kültürel yapılanma modelleri dikkate alındığında, devletlerin izledikleri politikalar hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karahanlılar'ın etnik yönden homojen bir Türk coğrafyasına dayanması ulusal kimliği korumalarını sağlarken, Gazneliler'in çok uluslu demografik yapısı onları merkezi otoriteyi korumak amacıyla gulam sistemi ve Fars bürokrasisine yönlendirmiştir.

Cevap

Karahanlılar'ın etnik yönden homojen bir Türk coğrafyasına dayanması ulusal kimliği korumalarını sağlarken, Gazneliler'in çok uluslu demografik yapısı onları merkezi otoriteyi korumak amacıyla gulam sistemi ve Fars bürokrasisine yönlendirmiştir.
Karahanlılar'ın yönetimindeki nüfusun büyük oranda Türklerden oluşması, onların dil, yazı ve yönetim geleneklerinde Türk kimliğini korumalarını kolaylaştırmıştır. Gazneliler ise farklı etnik kökenlerden gelen toplulukları tek merkezden yönetmek zorunda kaldıkları için sadakati doğrudan sultana bağlı profesyonel askerlerden oluşan gulam sistemini ve köklü İran bürokrasi geleneğini benimsemişlerdir. Bu durum demografik yapının yönetimsel ve kültürel tercihler üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Karahanlılar'ın nüfus yapısı ve coğrafi özelliklerini analiz etmek.
Karahanlılar'ın homojen bir Türk nüfusa sahip olması, ikili teşkilat ve resmi dil Türkçe gibi milli özellikleri korumalarını sağlamıştır.
Demografik yapının devletin kültürel ve idari politikalarındaki etkisini belirlemek için.
2
Gazneliler'in demografik yapısı ve kurumsal araçlarını incelemek.
Gazneliler'in çok uluslu bir coğrafyada kurulması, merkezi otoriteyi korumak için sadık askerlerden oluşan gulam sistemini ve köklü Fars bürokrasisini (divan yapısı) kullanmalarını zorunlu kılmıştır.
Etnik çeşitliliğin yönetim üzerindeki etkisini ortaya koymak için.
3
Seçeneklerdeki tarihsel yanılgıları (anakronizm) ve kavramsal hataları belirlemek.
Ulus devlet, anayasal vatandaşlık, emperyalizm, sömürgecilik ve laiklik gibi kavramların Orta Çağ için anakronizm olduğu; ikili teşkilatın taht kavgalarını önlemediği ve gulam ile ikta sistemlerinin birbiriyle çelişmediği tespit edilmiştir.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru yargıya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Karahanlılar ve Gazneliler devletlerinin demografik yapılarının yönetim ve kültür politikalarına etkisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4871Soru

Aşağıda sol sütunda Divan edebiyatı şairlerine ait beyitler, sağ sütunda ise Divan edebiyatı naz��m türleri karışık olarak verilmiştir. Bu beyitleri işledikleri temalara göre uygun nazım türleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yâ Rab kemâl-i lütfun için kıl kerem bana
Tevfîkini refîk et ü def' et sitem bana
Benim o husrev-i mülk-i sühan ki şi'r-i terim
Alır revâcını her dem fasâhat u belâgatten
Hâk-i pâkine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa urup gezer âvâre su
Gör zâhidi kim tâatını halka satar hep
Sanır ki bu bâzârda zühd ile necât var

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk beyit Münacat, ikinci beyit Fahriye, üçüncü beyit Naat ve dördüncü beyit Hicviye ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede birinci beyit Allah'a yakarış içerdiği için Münacat; ikinci beyit şairin kendi sanatını övmesinden dolayı Fahriye; üçüncü beyit Hz. Peygamber'e duyulan sevgiyi su motifi üzerinden aktardığı için Naat; dördüncü beyit ise gösterişçi zâhidi eleştirdiği için Hicviye ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk beytin kelime kadrosunu ve hitap yönünü incelemek.
"Yâ Rab" ifadesi ve şairin Allah'tan dilekte bulunması tespit edilmiştir.
Münacatlar Allah'a yakarışları içerdiğinden bu beyit münacattır.
2
İkinci beytin şairin üslubu ve konusu açısından değerlendirilmesi.
Şairin kendi şiirsel yeteneğini "husrev-i mülk-i sühan" gibi iddialı tamlamalarla övdüğü görülmüştür.
Şairin kendisini ve sanatını övdüğü nazım türü fahriyedir.
3
Üçüncü beyitte kullanılan teşbih ve mecazların kime yönelik olduğunu belirlemek.
Suyun "hâk-i pâk"e (kutsal toprağa) ulaşmak için başını taştan taşa vurması imgesinin Hz. Muhammed'e duyulan aşkı simgelediği anlaşılmıştır.
Hz. Muhammed'e duyulan sevgi ve övgünün işlendiği tür naattır.
4
Dördüncü beytin toplumsal/bireysel eleştiri yönünü analiz etmek.
"Zâhid" tipinin ibadetini gösterişe alet etmesinin alaycı bir üslûpla yerildiği görülmüştür.
Divan edebiyatında yerme, eleştirme amacıyla yazılan şiirler hicviye olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerin içerik ve temalarına göre nazım türlerini belirleme
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4872Soru

Tanzimat Dönemi Türk şiiri, hem biçimsel hem de tematik açıdan ciddi bir dönüşümün ve Doğu-Batı çatışmasının izlerini taşır. Bu dönem şairleri, geleneksel ile modern arasında farklı estetik ve felsefi tutumlar geliştirmişlerdir.

Aşağıda verilen Tanzimat Dönemi şiirlerinden alınmış beyit ve bent örneklerini, bu şiirlerin temsil ettiği estetik, felsefi veya tematik dönüşümü açıklayan ifadelerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Gül hazin, sümbül perişan, bağzârın şevki yok
Şâdmanlık kalmamış, feryâd ü zârın şevki yok
Eyvah! Ne yer ne yâr kaldı,
Gönlüm dolu âh ü zâr kaldı.
Şimdi buradaydı, gitti elden,
Gitti ebede gelip ezelden.
İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez
Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizeler ve edebi açıklamalar şu şekilde eşleşmektedir: Hürriyet ve esaret kavramlarını işleyen kaside beyti, klasik biçimde sosyal-siyasi temaların toplumsal faydacı estetikle ele alınmasıyla; gül ve sümbülün perişanlığını anlatan beyit, bireysel hüzün ve tabiatın estetik sınırları genişleten yeni duyarlılığıyla; 'Eyvah!' ünlemiyle başlayan bent, ölüm karşısındaki metafizik isyan ve biçimsel düzensizlikle; akıl ve terazi benzetmesini içeren hikemi beyit ise insanın kavrayış sınırlarını sorgulayan Doğu-Batı zihniyet çatışmasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; hürriyet kavramını işleyen beyit klasik kaside biçiminde sosyal temaların ele alınmasını (toplumcu estetik); gül ve sümbülün perişanlığını tasvir eden beyit bireysel hüzün ve tabiatla estetik sınırların genişletilmesini; 'Eyvah!' ile başlayan bent ölüm karşısındaki metafizik ürpertiyi ve biçimsel serbestliği; akıl ve terazi benzetmesi sunan beyit ise insanın kavrayış sınırlarını sorgulayan hikemi üslubu doğru şekilde tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen beyit ve bentlerdeki tematik kavramlar ile anahtar kelimeler incelenir.
Birinci parçada 'hürriyet/esaret', ikinci parçada 'gül/sümbül/hazin/feryad', üçüncü parçada 'eyvah/gitti ebede/yâr', dördüncü parçada 'idrak-i maali/akıl/terazi' kavramları belirlenir.
Şiirlerin hangi Tanzimat şairine ve edebi yönelime ait olduğunu bulabilmek amacıyla tematik ipuçları saptanmalıdır.
2
Dizelerin sahipleri ve edebi kimlikleri tespit edilir.
İlk beyit Namık Kemal'e (toplumsal/siyasi fayda), ikinci beyit Recaizade Mahmut Ekrem'e (bireysel hüzün/tabiat), üçüncü bent Abdülhak Hamit Tarhan'a (ölüm/metafizik/romantik isyan), dördüncü beyit Ziya Paşa'ya (hikemi/didaktik üslup) aittir.
Sanatçıların Tanzimat Dönemi Türk şiirindeki estetik ve zihinsel konumlarını belirlemek doğru eşleştirmeyi sağlayacaktır.
3
Her bir edebi parça ile sağ sütunda yer alan estetik/felsefi açıklamalar eşleştirilir.
Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi klasik nazım şekliyle sosyal kavramların birleşimidir. Recaizade'nin beyti Servet-i Fünun'u hazırlayan bireysel tabiat duyarlılığıdır. Hamit'in Makber'i metafizik ürperti ve biçimsel düzensizliktir. Ziya Paşa'nın beyti ise klasik hikemi üslupla aklın sınırlarını sorgulamadır.
Dizelerin içerik ve biçimsel özellikleri ile Tanzimat şiirinin gelişim çizgisi arasındaki doğrudan ilişki kurularak çözüm tamamlanır.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Şiirinin Estetik, Felsefi ve Biçimsel Dönüşümü
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4873Soru

Aşağıda verilen beyitler ile bu beyitlerin üslup, tema ve zihniyet bakımından temsilcisi olan 17. ve 18. yüzyıl Divan şairlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem âyinesi sâf değil"
"Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i mezellettir / Bu denli kibr ü nâz u ser-keşî bilmem ne illettir"
"Bu şehr-i Sıtanbul ki bî-misl ü bahâdır / Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır"
"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen"

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci beyit Nef'î ile, ikinci beyit Nâbî ile, üçüncü beyit Nedîm ile, dördüncü beyit ise Şeyh Gâlib ile eşleşir.
Gururlu ve iddialı fahriye tonuyla öne çıkan ilk beyit Nef'î'nin; ahlaki değerleri ve didaktik düşünceyi aşılayan ikinci beyit Nâbî'nin; İstanbul'u somut güzellikleriyle öven üçüncü beyit Nedîm'in; insanı kainatın merkezine koyan tasavvufî ve derin dördüncü beyit ise Şeyh Gâlib'in edebi zihniyetini ve sanat anlayışını yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyit olan 'Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem âyinesi sâf değil' incelenir.
Beyitte şair kendisini olağanüstü söz söyleyen bir papağana benzetmekte, felekle (çark) bile konuşamayacağını çünkü onun aynasının (zihninin) temiz olmadığını söyleyerek büyük bir iddia ortaya koymaktadır. Bu mağrur ve kendinden emin ton (fahriye üslubu) 17. yüzyıl şairi Nef'î ile eşleştirilir.
Nef'î, Divan edebiyatında kaside ve fahriye türünde en gururlu, iddialı ve yüksek ses tonuna sahip şairdir.
2
İkinci beyit olan 'Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i mezellettir / Bu denli kibr ü nâz u ser-keşî bilmem ne illettir' incelenir.
Beyitte insan vücudunun mayasının değersiz toprak olduğu hatırlatılmakta ve insanın bu derece kibirli, nazlı ve asi olmasının nasıl bir hastalık (illet) olduğu sorgulanmaktadır. Bu ahlaki ve felsefi öğüt veren didaktik yaklaşım 17. yüzyıl şairi Nâbî ile eşleştirilir.
Toplumsal aksaklıkları, insan ahlakını sorgulayan ve düşünceyi şiire aktaran hikemî (didaktik) tarzın öncüsü Nâbî'dir.
3
Üçüncü beyit olan 'Bu şehr-i Sıtanbul ki bî-misl ü bahâdır / Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır' incelenir.
İstanbul'un eşsiz bir değerde olduğu, tek bir taşına bütün İran (Acem) ülkesinin feda edileceği söylenmektedir. Bu somut mekân sevgisi, coşku ve yerel ögeler 18. yüzyıl şairi Nedîm ile eşleştirilir.
Lale Devri'nin eğlence hayatını, İstanbul sevgisini ve mahallileşme akımını şiire taşıyan en büyük isim Nedîm'dir.
4
Dördüncü beyit olan 'Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen' incelenir.
Beyitte insanın kendi değerini bilmesi gerektiği, çünkü onun kâinatın özü (zübde-i âlem) ve yaratılmışların göz bebeği olduğu tasavvufî ve derin bir felsefeyle dile getirilmiştir. Bu soyut ve tasavvufî derinlik 18. yüzyıl şairi Şeyh Gâlib ile eşleştirilir.
İnsanı tasavvufî bir olgunlukla ele alan ve Sebk-i Hindî akımının ağır sembolizmiyle yoğuran şair Şeyh Gâlib'dir.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Şairlerinin Sanat Anlayışları ve Akımları
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4874Soru

Aşağıdaki sol sütunda yer alan beyitler ile sağ sütunda verilen edebi sanatlar eşleştirilmek istenmektedir. Buna göre, hangi beyit hangi edebi sanatla eşleşmelidir?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rüzgârın görmüş��z
Müheyyâ oldu meclis, sâkiyâ peymâneler dönsün
Gönüller cûşa gelsin, şevk ile mestâneler dönsün
Sen gideli ebr-i bahâr ağlar sararmış yâs tutar gülşen
Feryâd eder bülbüller, perişan hâldedir çemen
Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbanın olam var mı benim bunda günahım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci beyit leffüneşr, ikinci beyit mecazımürsel, üçüncü beyit hüsnütalil ve dördüncü beyit tecahülüarif sanatı ile eşleşmelidir.
Verilen beyitler incelendiğinde; birinci beyitte geçen kavramların simetrik dağılımı leffüneşr ile, ikinci beyitte kadeh üzerinden içkinin kastedilmesi mecazımürsel ile, üçüncü beyitte doğa olaylarının sevgilinin ayrılığına bağlanması hüsnütalil ile ve dördüncü beyitte şairin aşkın sorumluluğunu üstlenmeyip bilmezlikten gelmesi tecahülüarif sanatı ile birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki kelime gruplarını anlam yönünden incelemek.
Birinci dizedeki 'hazân' ve 'bahâr' kelimelerinin, ikinci dizedeki 'gam' ve 'neşât' kelimeleriyle anlamca eşleştiği fark edilir. Bu durum simetrik bir düzen sunar.
Kelime grupları arasındaki bu tür simetrik veya paralel anlam ilişkileri leffüneşr sanatının temelidir.
2
İkinci beyitteki 'peymâne' kelimesinin kullanımını değerlendirmek.
'Peymâne' (kadeh) kelimesinin aslında kadehin kendisini değil, içindeki sıvının (içki) hareketini kastettiği belirlenir.
Benzetme amacı gütmeden bir kavramın başka bir kavram yerine kullanılması mecazımürsel sanatı olarak adlandırılır.
3
Üçüncü beyitteki doğa betimlemelerinin nedenlerini çözümlemek.
Bulutun yağmur yağdırması ve çemenin sararması gibi doğal mevsimsel olayların, sevgilinin gidişine bağlandığı görülür.
Doğal bir olayı gerçek nedeninin dışında, edebi ve hayali bir güzel nedene bağlama sanatı hüsnütalildir.
4
Dördüncü beyitteki soru yapısının ardındaki anlamı sorgulamak.
Şairin, kendi iradesiyle gerçekleşen sevgiyi ve bakışı tamamen dışsallaştırarak 'benim günahım var mı?' diye sorması ve gerçeği bilmezlikten gelmesi tespit edilir.
Bilinen bir gerçeği nükte yapmak amacıyla bilmezlikten gelme sanatı tecahülüariftir.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatı beyitlerinde edebi sanatların (leffüneşr, mecazımürsel, hüsnütalil, tecahülüarif) tespiti ve analizi
Soru 4875Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde farklı eğilimleri (Saf Şiir, Toplumcu Şiir, Millî Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir) temsil eden sanatçılar ile bu sanatçıların şiir anlayışlarına ve poetikalarına dair açıklamaları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahmet Hamdi Tanpınar
Ercüment Behzat Lav
Ziya Osman Saba
Ömer Bedrettin Uşaklı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahmet Hamdi Tanpınar - Rüya, zaman ve musiki odaklı saf şiir; Ercüment Behzat Lav - Dadaizm etkili deneysel toplumcu şiir; Ziya Osman Saba - Ev-aile sevgisi odaklı Yedi Meşaleci saf şiir; Ömer Bedrettin Uşaklı - Anadolu ve deniz temalı memleketçi/pastoral şiir eşleşmesidir.
Ahmet Hamdi Tanpınar rüya, zaman ve musiki odaklı saf şiir anlayışıyla; Ercüment Behzat Lav Dadaizm etkili deneysel toplumcu gerçekçi şiirleriyle; Ziya Osman Saba Yedi Meşaleciler içindeki evcil/mistik saf şiir çizgisiyle; Ömer Bedrettin Uşaklı ise Anadolu ve deniz temalı memleketçi/pastoral hece şiirleriyle tanınır. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın poetikasını incelemek
Rüya, zaman, musiki kavramları ve 'Antalyalı Genç Kıza Mektup' ile eşleşir.
Tanpınar, saf şiir anlayışının estetik temellerini bu kavramlarla ve bu mektupla açıklamıştır.
2
Ercüment Behzat Lav'ın şiir serüvenini incelemek
Dadaizm, sürrealizm etkileri ve deneysel toplumcu gerçekçilikle eşleşir.
Lav, hece veya aruz ölçüsünü tamamen dışlayarak Cumhuriyet'in ilk yıllarında avangart ve toplumcu şiirin öncülüğünü yapmıştır.
3
Ziya Osman Saba'nın Yedi Meşaleciler içindeki yerini belirlemek
Gruba ömür boyu sadık kalarak ev içi yaşam, anılar ve inanç temalarını işleyen saf şiir çizgisiyle eşleşir.
Yedi Meşaleciler'in şiiri sonuna kadar sürdüren tek üyesi olarak Saba, saf şiirin evcil-mistik yönünü temsil eder.
4
Ömer Bedrettin Uşaklı'nın edebi kimliğini saptamak
Hece ölçüsüyle yazılan memleketçi, deniz ve pastoral manzaralarla eşleşir.
Sanatçı, Millî Edebiyat zevkini sürdürenler arasında Anadolu doğasını ve deniz duyarlılığını işleyen lirik hece şairidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde Saf Şiir, Toplumcu Şiir ve Millî Edebiyat Zevkini Sürdürenlerin poetikaları ve temsilcileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4876Soru

Tekke (dinî-tasavvufî) Türk edebiyatı temsilcilerinin ve eserlerinin ele alındığı aşağıdaki yargıların hangisinde bir bilgi yanlışı yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 17. yüzyıl tekke edebiyatının en güçlü şairlerinden Niyâzî-i Mısrî, Yunus Emre ile Fuzûlî'nin şiir dünyasını birleştirmiş; hem aruzla hem de heceyle yazdığı divanındaki tasavvufi şiirleri ve özellikle devriye nazım türünün en özgün örneklerinden biri olan Risâletü'n-Nushiyye mesnevisiyle tanınmıştır.

Cevap

Niyâzî-i Mısrî'nin anlatıldığı ve Risâletü'n-Nushiyye'nin ona ait bir devriye olarak belirtildiği yargı.
Niyâzî-i Mısrî'ye ait olduğu belirtilen Risâletü'n-Nushiyye mesnevisi aslında 14. yüzyılın büyük mutasavvıfı Yunus Emre'ye aittir. Ayrıca bu eser devriye nazım türünün değil, didaktik mesnevi (nasihatname) türünün bir örneğidir. Dolayısıyla bu yargı bilgi yanlışı içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde sunulan tekke edebiyatı sanatçıları ve eserlerinin genel kontrolünü yapınız.
Eşrefoğlu Rûmî, Kaygusuz Abdal, Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal'a dair yüzyıl, üslup ve eser bilgilerinin tamamen doğru olduğu görülür.
Bilgi yanlışı içeren seçeneği tespit etmek için doğru yargıları elemek gerekir.
2
Niyâzî-i Mısrî bölümünde adı geçen Risâletü'n-Nushiyye mesnevisinin yazarını kontrol ediniz.
Risâletü'n-Nushiyye'nin 17. yüzyıl şairi Niyâzî-i Mısrî'ye değil, 14. yüzyılın başlarında Yunus Emre'ye ait bir eser olduğu saptanır.
Sanatçı-eser eşleştirmesindeki hatayı ortaya koymak.
3
Risâletü'n-Nushiyye'nin edebiyat tarihindeki nazım türünü ve niteliğini inceleyiniz.
Eserin ruhun devrini anlatan bir devriye değil, sembolik ve didaktik nitelikli bir nasihatname (mesnevi) olduğu belirlenir.
Metindeki nazım türü hatasını da belirleyerek bilgi yanlışını pekiştirmek.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Temsilcileri ve Eserleri
Soru 4877Soru

İslamiyet öncesi Türk destanlarının oluşumu, yayılması ve yazıya geçirilmesi üzerine araştırma yapan bir edebiyat tarihçisi, incelediği destanlarla ilgili şu notları almıştır:

* I. Destan: Bir hükümdarın kızlarını insanlardan uzak tutarak göksel bir güçle (kurt şeklinde tecelli eden tanrıyla) evlendirmesi ve bu birliktelikten yeni nesillerin türemesini anlatır.
* II. Destan: ��inlilerle yapılan barış karşılığında kutsal sayılan bir kaya parçasının verilmesi üzerine tanrının gazabıyla ülkeye çöken kıtlığı ve halkın güneye doğru göç etmek zorunda kalışını işler.
* III. Destan: Boyun uğradığı büyük bir kıyım sonrası hayatta kalan son çocuk ile onu besleyip büyüten dişi kurdun sığındıkları bir dağda soylarını devam ettirmesini konu edinir.
* IV. Destan: Hun hükümdarı Mete Han'ın hayatı çevresinde şekillenen, onun doğumundan başlayarak dünyayı fethetme ülküsünü ve boy teşkilatını kurmasını sembolik unsurlarla aktarır.

Bu parçada özellikleri verilen destanlar ve ait oldukları Türk toplulukları/devletleri göz önüne alındığında, aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. Destan, Göktürklere ait olan Bozkurt Destanı'dır; bu destan ile benzer motifleri barındıran Ergenekon Destanı, Türk edebiyatının ilk yazılı belgeleri olan Orhun Yazıtları'nda bütüncül edebi metinler halinde yer almaktadır.

Cevap

Göktürklere ait Bozkurt ve Ergenekon destanlarının Orhun Yazıtları'nda bütüncül edebi metinler halinde yer aldığını iddia eden yargı yanlıştır.
Üçüncü destan olarak nitelenen anlatı Göktürklere ait Bozkurt Destanı'dır. Bozkurt Destanı ve onun devamı olan Ergenekon Destanı, Göktürklerin sözlü edebiyat ürünleridir. Bu destanlar Orhun Yazıtları'nda bütüncül edebi metinler olarak yer almaz. Yazıtlarda Göktürk Devleti'nin kuruluşu, yıkılışı ve bağımsızlık mücadeleleri tarihi bir dille anlatılsa da destan metinleri yazıtların muhtevasında yer almamaktadır. Bu destanların ilk yazılı şekillerine Çin yıllığında (Sui Kitabı, Zhou Kitabı vb.) ve daha geç dönem tarih kitaplarında rastlanır. Bu nedenle bu destanların Orhun Yazıtları'nda bütüncül edebi metinler halinde yer aldığını savunan yargı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada özellikleri özetlenen destanların isimlerini ve ait oldukları Türk topluluklarını saptamak.
I. destanın Uygurlara ait Türeyiş Destanı, II. destanın Uygurlara ait Göç Destanı, III. destanın Göktürklere ait Bozkurt Destanı, IV. destanın ise Hunlara ait Oğuz Kağan Destanı olduğu belirlenir.
Destanların olay örgüleri ve ayırt edici motifleri (kurt şeklinde tecelli eden tanrı, kutsal kayanın verilmesi, dişi kurdun son çocuğu kurtarması, Mete Han'ın fetihleri) doğru teşhis için temel verilerdir.
2
Seçeneklerde verilen tarihi kaynak ve nitelik bilgilerinin doğruluğunu kontrol etmek.
Türeyiş ve Göç destanlarının Uygurlara, Oğuz Kağan'ın Hunlara ait olduğu; Göç destanının Cüveynî'nin Tarih-i Cihan-güşâ eserinde, Oğuz Kağan'ın ise Paris'teki Uygur harfli nüshada yer aldığı doğrulanır.
İslamiyet öncesi Türk destanlarının günümüze ulaşmasını sağlayan yazılı kaynaklar ve bu kaynakların özellikleri hakkında derinlemesine analiz yapmak gerekir.
3
Göktürk destanlarının yazılı kaynaklardaki durumunu ve Orhun Yazıtları'nın içeriğini değerlendirmek.
Göktürklere ait Bozkurt ve Ergenekon destanlarının Orhun Yazıtları'nda (Kül Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk abideleri) bütüncül birer edebi metin olarak bulunmadığı, bu destanların Çin yıllıklarında ve İslamiyet sonrası tarihi kayıtlarda yer aldığı saptanır.
Yazılı edebiyat dönemi ürünleri ile sözlü dönem destanlarının korunma biçimleri arasındaki farkı ayırt etmek sorunun çözümünü sağlar.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Destanları, Motifleri ve Yazılı Kaynakları
Soru 4878Soru

13. ve 14. yüzyıllarda Anadolu sahasında gelişen Divan edebiyatı ve bu dönemin şairleriyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gülşehrî, tasavvufi ve ahlaki düşüncelerini T��rk halkına aşılamak amacıyla Türkçe kaleme aldığı Felekname ve Mantıku't-Tayr adlı mesnevileriyle Anadolu'da Türkçenin bir edebiyat dili olarak gelişmesine öncülük etmiştir.

Cevap

Gülşehrî'nin Felekname ve Mantıku't-Tayr adlı eserlerinin her ikisini de Türkçe kaleme aldığını belirten ifade yanlıştır; çünkü Felekname Farsça yazılmıştır.
Gülşehrî'nin Felekname ve Mantıku't-Tayr adlı mesnevilerinin her ikisini de Türkçe yazdığı iddiası yanlıştır. Şair, tasavvufi ve ahlaki bir mesnevi olan Felekname'yi 1301 yılında Farsça kaleme almıştır. Türkçe dil bilinciyle yazdığı ve Türkçeyi Farsçadan üstün kılmayı amaçladığı eseri ise Mantıku't-Tayr tercümesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen 13. ve 14. yüzyıl şairlerinin (Aşık Paşa, Hoca Dehhani, Gülşehrî, Ahmedî, Kadı Burhaneddin) edebi özellikleri ve eser eşleştirmeleri incelenir.
Gülşehrî dışındaki tüm şairlerin eserleri, yüzyılları ve edebi nitelikleri hakkındaki bilgilerin doğru olduğu tespit edilir.
Seçeneklerdeki doğru bilgileri eleyerek yanlış olan bilgiye odaklanmak.
2
Gülşehrî'nin eserlerinin dil özellikleri karşılaştırılır.
Gülşehrî'nin Mantıku't-Tayr adlı mesnevisini Türkçe yazdığı bilgisi doğru iken, 1301 yılında yazdığı Felekname adlı mesnevisini Farsça kaleme aldığı belirlenir.
Yazarın Türkçecilik yönü bilinse de her eserini Türkçe yazmadığı gerçeğini ayırt etmek.

Anahtar Kavram

13. ve 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserlerinin Dil Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4879Soru

Milli Edebiyat Dönemi romanlarında bireysel bunalımlardan sıyrılarak toplumsal ve millî bir ülküye yönelen veya bu idealler doğrultusunda sarsıcı gerçeklerle yüzleşen aydın karakterlerin dönüşümü önemli bir yapısal unsurdur. Örneğin Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun *Kiralık Konak* romanındaki ----, başlangıçta bireysel ve estetik kaygılar güden, aşk acısıyla kıvranan bir şairken savaşın ve işgalin etkisiyle millî duygularla kuşanıp cepheye koşar ve orada şehit olur. Aynı yazarın *Yaban* romanındaki ---- ise I. Dünya Savaşı'nda kolunu kaybetmiş bir gazi olarak sığındığı Anadolu köyünde köylüyü aydınlatmayı ve onlarla bütünleşmeyi hedeflerken aradaki derin zihniyet uçurumu nedeniyle dışlanır ve bir yabancı olarak kalır. Halide Edip Adıvar'ın *Ateşten Gömlek* romanında ise eşini ve çocuğunu İzmir'in işgalinde kaybettikten sonra İstanbul'a gelerek millî bilinci uyandıran mitinglerin odağında yer alan ----, daha sonra Anadolu'ya geçerek hastanelerde hemşirelik yapar ve cephe gerisinde Millî Mücadele'nin sembol isimlerinden biri olur.

Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdekilerin hangisinde verilen karakterler getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakkı Celis - Ahmet Celal - Ayşe

Cevap

Hakkı Celis - Ahmet Celal - Ayşe
Parçada tasvir edilen üç farklı dönüşüm sırasıyla Kiralık Konak'ta millî şuura ulaşıp cepheye giden şair Hakkı Celis'e, Yaban romanında köylü ile aydın uçurumunu yaşayan gazi Ahmet Celal'e ve Ateşten Gömlek romanında İzmir'in işgalinden sonra Anadolu'daki direnişe katılan Ayşe'ye aittir. Bu karakterler sırasıyla doğru eşleştirildiğinde doğru yanıta ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kiralık Konak romanındaki dönüşüm geçiren şair karakteri tespit etmek
Romanda Seniha'ya aşık olan ve bireysel sanat anlayışından sıyrılıp Çanakkale cephesine katılarak şehit düşen şair Hakkı Celis'tir.
Parçadaki ilk boşluğun Kiralık Konak'taki dönüşen şair aydını nitelemesidir.
2
Yaban romanındaki gazi ve köylü ile çatışan aydını belirlemek
Bu karakter, I. Dünya Savaşı gazisi olup Anadolu köyünde yabancılaşmayı iliklerine kadar hisseden Ahmet Celal'dir.
Parçadaki ikinci boşluğun Yaban romanındaki aydın-halk uçurumunu yaşayan karakter olmasıdır.
3
Ateşten Gömlek romanındaki millî mücadeleye katılan hemşire/kadın karakteri belirlemek
Eşi ve çocuğu İzmir'de şehit edildikten sonra millî mücadeleye katılan ve hemşire olarak görev yapan karakter Ayşe'dir.
Parçadaki üçüncü boşluğun Ateşten Gömlek'in sembol kadın kahramanı olmasıdır.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat romanlarında aydın karakterlerin zihniyet ve rol dönüşümleri, temsil ettikleri sosyal tezler ve roman kadroları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4880Soru

Kutadgu Bilig'de yer alan;

*"Cihan terk etipen tapug kılmakı / Manga yeg katıglanıp udmakı"*
(Dünyayı terk edip sadece ibadetle meşgul olmak, benim i��in çabalayıp dünyaya uymaktan daha iyidir.)

beyitiyle kendi hayat felsefesini özetleyen şahsiyet ile onun bu inziva tercihine karşı çıkarak insanlara karışıp devlet hizmetinde bulunmanın ve topluma akıl yoluyla fayda sağlamanın daha doğru olduğunu savunan şahsiyet aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Odgurmış - Ögdülmiş

Cevap

İnzivayı ve ahireti temsil eden Odgurmış ile onu topluma faydalı olmaya davet eden ve aklı temsil eden Ögdülmiş
Verilen beyit, dünya işlerinden uzak durmayı ve sadece ahiret hayatına yönelmeyi (kanaat ve akıbeti) savunan Odgurmış'a aittir. Onun bu görüşlerine karşı çıkarak insanların toplum içinde yaşaması, birbirlerine yardım etmesi ve akıl yoluyla devlete hizmet etmesi gerektiğini savunan karakter ise Ögdülmiş'tir. Bu sebeple doğru eşleştirme Odgurmış ve Ögdülmiş şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte verilen düşünceyi analiz etmek
Beyitte dünyayı terk edip sadece ibadet etmenin (inzivanın) dünyevi uğraşlara tercih edildiği açıkça ifade edilmektedir.
Bu görüş Kutadgu Bilig'deki zahid ve kanaatkâr karakter olan Odgurmış'ın (akıbet/yaşamın sonu) temel felsefesini yansıtır.
2
İkinci karakterin niteliğini belirlemek
İnzivaya çekilen bu karakteri topluma hizmet etmeye ve akılcı bir yaklaşımla insanlara faydalı olmaya davet eden kişinin rolü tespit edilmelidir.
Eserde bu daveti yapan, mektuplaşan ve onunla uzun felsefi tartışmalara giren karakter, vezirin oğlu olan ve aklı/bilgiyi temsil eden Ögdülmiş'tir.
3
Karakterleri sırasıyla eşleştirmek
İlk karakter Odgurmış, ikinci karakter ise Ögdülmiş olarak belirlenir ve sırasıyla bir araya getirilir.
Münazaranın tarafları doğru sırayla bir araya getirilerek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Kutadgu Bilig'deki alegorik karakterler, temsil ettikleri değerler ve aralarındaki felsefi münazaralar
Tahmini Süre:2m 30s
ÖncekiSayfa 244 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin