Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7741Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen numaralanmış şiir parçalarını, sağ sütunda yer alan ahenk özellikleri (ölçü, kafiye ve redif) ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
Aşkın şerbetidir yârsız içilmez
Gönül kapısıdır kolay açılmaz
Sırrını ellere faş etme gönül
Cihânı hüsnünün nûruyla tenvîr eylersin ey dost
Gönül mülkünü lûtfunla ta'mîr eylersin ey dost
Derelerden sel gibi
Esip geçen yel gibi
Gurbet elde kalmışım
Bükülmüştüm bel gibi
Her nefeste eyledim yüz bin günah
Bir günaha etmedim bir gün ah

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki şiir parçaları ile sağ sütundaki ahenk özellikleri şu şekilde eşleşmektedir: Karac'oğlan ile başlayan dörtlük '11'li hece ölçüsü, yarım kafiye ve ek hâlinde redif' özelliğiyle; 'Cihânı hüsnünün...' beyti 'Aruz ölç��sü, zengin kafiye ve sözcük hâlinde redif' özelliğiyle; 'Derelerden sel gibi...' dörtlüğü '7'li hece ölçüsü, tam kafiye ve sözcük hâlinde redif' özelliğiyle; 'Her nefeste eyledim...' beyti ise 'Aruz ölçüsü ve cinaslı kafiye' özelliğiyle eşleşir.
Şiir parçaları incelendiğinde; Karac'oğlan'ın dörtlüğü 11'li hece ölçüsü, yarım kafiye ve ek hâlinde redif içerir. Tenvîr/ta'mîr kelimelerini barındıran beyit aruz ölçüsü, zengin kafiye ve sözcük hâlinde redif içerir. Sel/yel/bel dizelerinden oluşan dörtlük 7'li hece ölçüsü, tam kafiye ve sözcük hâlinde redif içerir. Son beyit ise aruz ölçüsü ve cinaslı kafiye içerir. Bu durum eşleştirmelerin tam uyumlu olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şiir parçasının hece sayısı ve dize sonu ses benzerlikleri incelenir.
Dizelerin 11'li hece ölçüsüyle yazıldığı, '-ülmez / -ilmez / -ılmaz' eklerinin redif olduğu ve 'göç-', 'iç-', 'aç-' köklerindeki 'ç' sesinin yarım kafiye oluşturduğu saptanarak birinci özellik ile eşleştirilir.
Halk şiirinde yaygın olan 11'li hece ölçüsü ve yarım kafiye yapısını tespit etmek ahenk çözümlemesinin ilk adımıdır.
2
İkinci şiir parçasının ölçüsü ve dize sonlarındaki sözcüklerin işlevi analiz edilir.
Beytin aruz ölçüsüyle yazıldığı, 'eylersin ey dost' kelimelerinin redif olduğu, 'tenvîr' ve 'ta'mîr' kelimelerindeki '-îr' seslerinin zengin kafiye oluşturduğu saptanarak ikinci özellik ile eşleştirilir.
Divan şiiri geleneğindeki aruz ölçüsü ve uzun ünlünün zengin kafiye oluşturma özelliğini bilmek doğru eşleştirme için gereklidir.
3
Üçüncü şiir parçasının hece sayısı ve dize sonlarındaki kafiye ve redifler çözümlenir.
Dörtlüğün 7'li hece ölçüsüyle yazıldığı, 'gibi' kelimelerinin sözcük hâlinde redif olduğu ve 'sel', 'yel', 'bel' kelimelerindeki '-el' seslerinin tam kafiye oluşturduğu belirlenerek üçüncü özellik ile eşleştirilir.
Mani tipi veya kısa heceli halk şiirlerindeki tam kafiye ve kelime redifi unsurlarını ayırt etmek gerekir.
4
Dördüncü şiir parçasının dize sonlarındaki kelimelerin anlam ilişkileri incelenir.
Beytin aruz ölçüsüyle yazıldığı, dize sonlarındaki 'günah' ile 'gün ah' kelimelerinin sesteş (yazılışları aynı, anlamları farklı) olduğu ve cinaslı kafiye oluşturduğu belirlenerek dördüncü özellik ile eşleştirilir.
Cinaslı kafiyenin sesteş kelimelerle veya kelime gruplarıyla kurulduğunu bilmek doğru analizi tamamlar.

Anahtar Kavram

Şiirlerdeki ölçü, kafiye ve redif unsurlarının ait oldukları gelenekler (Halk ve Divan şiiri) çerçevesinde ayırt edilip doğru tasnif edilmesi.
Soru 7742Soru

Öngörülen evrenin öğrenciler evreni (EE) olduğu ve C\c(x)Ç(x): "xx çalışkandır.", B(x)B(x): "xx başarılıdır." yüklemlerinin tanımlandığı bir sistemde; "Çalışkan olan hiçbir öğrencinin başarısız olduğu söylenemez." önermesinin yüklemler mantığındaki doğru sembolik karşılığı ¬x(C\c(x)¬B(x))\neg \exists x (Ç(x) \rightarrow \neg B(x)) ifadesidir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen önermenin sembolik g��sterimi yanlıştır. Doğru gösterim ¬x(C\c(x)¬B(x))\neg \exists x (Ç(x) \wedge \neg B(x)) veya buna eşdeğer olan x(C\c(x)B(x))\forall x (Ç(x) \rightarrow B(x)) olmalıdır.
Önermenin doğru sembolleştirilmesi ¬x(C\c(x)¬B(x))\neg \exists x (Ç(x) \wedge \neg B(x)) veya x(C\c(x)B(x))\forall x (Ç(x) \rightarrow B(x)) olmalıdır. Önerilen ¬x(C\c(x)¬B(x))\neg \exists x (Ç(x) \rightarrow \neg B(x)) ifadesi mantıksal olarak 'Her öğrenci çalışkandır ve başarılıdır' anlamına gelen farklı bir önermeye eşdeğer olduğundan yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal dildeki önermenin mantıksal yapısını çözümleme.
"Çalışkan olan hiçbir öğrencinin başarısız olduğu söylenemez" ifadesi, "Öğrenciler evreninde hem çalışkan olup hem de başarısız olan (başarılı olmayan) hiçbir öğrenci yoktur" anlamına gelir.
Niceleyici ve yüklemler arasındaki mantıksal ilişkileri doğru kurabilmek için cümlenin gerçek anlamını belirlemek gerekir.
2
Çözümlenen yapıyı yüklemler ve niceleyiciler ile ifade etme.
"Çalışkan (C\c(x)Ç(x)) ve başarısız (¬B(x)\neg B(x)) olan bir öğrencinin varlığı" ifadesi x(C\c(x)¬B(x))\exists x (Ç(x) \wedge \neg B(x)) şeklinde yazılır. Bunun değillenmesi ise ¬x(C\c(x)¬B(x))\neg \exists x (Ç(x) \wedge \neg B(x)) ifadesini verir.
Tikel niceleyici altında varlık iddiası tümel evetleme (\wedge) ile kurulur ve değilleme eklemi tüm ifadenin başına getirilir.
3
Önerilen sembolleştirmenin mantıksal eşdeğerini bulma.
¬x(C\c(x)¬B(x))\neg \exists x (Ç(x) \rightarrow \neg B(x)) ifadesi sırasıyla değillemenin içeri dağıtılmasıyla x¬(C\c(x)¬B(x))\forall x \neg (Ç(x) \rightarrow \neg B(x)) şeklini alır. Koşul ekleminin açılımı uygulandığında x¬(¬C\c(x)¬B(x))\forall x \neg (\neg Ç(x) \vee \neg B(x)) olur. De Morgan kuralları ile bu ifade x(C\c(x)B(x))\forall x (Ç(x) \wedge B(x)) önermesine dönüşür.
Önerilen sembolleştirmenin orijinal önerme ile aynı anlamı taşıyıp taşımadığını mantıksal kurallarla denetlemek gerekir.
4
Eşdeğer ifadelerin anlamlarını karşılaştırma.
"Çalışkan olan hiçbir öğrencinin başarısız olmadığı" iddiası, "Her öğrencinin hem çalışkan hem başarılı olduğu" iddiası ile aynı değildir. Dolayısıyla önerilen sembolleştirme yanlıştır.
Çıkan sonucun orijinal iddiadan tamamen farklı olduğunu doğrulayarak önermenin doğruluk değerinin 'Yanlış' olduğuna karar verilir.

Anahtar Kavram

Yüklemler Mantığında Niceleyici Eşdeğerlikleri ve Sembolleştirme Kuralları
Soru 7743Soru

Aşağıda verilen ayet ve hadis meallerini, Kur'an-ı Kerim'in temel kavramlarından ihlas ve takva çerçevesindeki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

“De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En'âm Suresi, 162. ayet)
“Şüphesiz ki Allah sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve niyetlerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33)
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve ancak Müslümanlar olarak can verin.” (Âl-i İmrân Suresi, 102. ayet)
“Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır.” (Hac Suresi, 37. ayet)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: En'âm Suresi 162. ayeti bütün hayatın Allah rızasına adanmasıyla; dış görünüş yerine kalbe ve niyete bakılacağını belirten hadis ibadetlerin özündeki niyetin esas olmasıyla; Âl-i İmrân Suresi 102. ayeti kötülüklerden korunmadaki en üst düzey titizlikle; Hac Suresi 37. ayeti ise ibadetlerin kabulünün kulun kalbindeki takva derecesine bağlı olmasıyla eşleşir.
Tüm eşleştirmeler, ayet ve hadislerin doğrudan Kur'an'ın temel kavramları olan ihlas (samimiyet, Allah rızası) ve takva (sakınmak, duyarlılık) tanımlarıyla ve bağlamlarıyla tam uyum içerisindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk ayetteki ibadetlerin ve ölüm-kalım çizgisinin sadece Allah için olması ifadesi incelenir.
Bu ifadenin tevhit inancını samimiyetle (ihlasla) yaşama ve tüm hayatı Allah'ın rızasına adama açıklamasıyla eşleştiği belirlenir.
İhlas kavramı, ibadette yalnızca Allah'ın rızasını aramaktır.
2
Hadisteki dış görünüş yerine kalplere ve niyetlere bakılacağı ifadesi değerlendirilir.
Bu hadisin, ibadetlerin şekli boyutundan ziyade özündeki samimi niyetin esas olduğunu bildiren açıklama ile eşleştiği saptanır.
Ameller niyetlere göre değer kazanır ve niyetin samimi olması ihlasın temel şartıdır.
3
Üçüncü ayetteki 'Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının' buyruğu analiz edilir.
Bu buyruğun, müminin hayatı boyunca göstermesi gereken en üst düzeydeki titizlik ve takva bilinciyle eşleştiği görülür.
Takva kelime anlamı olarak korunmak, sakınmak demektir ve Allah'ın sevgisini kaybetme korkusuyla günahlardan kaçınmayı ifade eder.
4
Dördüncü ayetteki kurbanın et ve kanının değil, sadece takvanın Allah'a ulaşacağı ifadesi ele alınır.
Bu ifadenin, ibadetlerin kabulünün şekilsel mükemmellikten çok kalpteki takva derecesine bağlı olduğu açıklamasıyla eşleştiği sonucuna varılır.
İbadetlerin özü ve Allah katındaki değeri, kulun gösterdiği takva ve samimiyete bağlıdır.

Anahtar Kavram

İhlas ve takva kavramlarının ayet ve hadisler ışığında analizi ve yorumlanması.
Soru 7744Soru

Kutadgu Bilig, Türk edebiyatında İslamiyet'in kabulünden sonraki ilk büyük eser olması sebebiyle köklü bir kültürel ve edebi değişimin izlerini taşır. Eser, bir yandan eski Türk devlet geleneğini ve töresini yaşatırken diğer yandan yeni kabul edilen İslam dininin getirdiği ahlaki ve hukuki değerleri bu yapıya entegre eder. Bu sentez, hem biçimsel hem de içeriksel düzeyde esere bir 'geçiş dönemi' karakteri kazandırır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kutadgu Bilig'in 'geçiş dönemi' niteliğini yansıtan özelliklerinden biri olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vahdet-i vücut anlayışı çerçevesinde şekillenen tasavvufi düşüncenin ve ilahi aşk temasının, hece ölçüsüyle yazılan hikmetler aracılığıyla halkı eğitmek amacıyla eserin temel felsefesi olarak belirlenmesi

Cevap

Vahdet-i vücut anlayışı çerçevesinde şekillenen tasavvufi düşüncenin ve ilahi aşk temasının, hece ölçüsüyle yazılan hikmetler aracılığıyla halkı eğitmek amacıyla eserin temel felsefesi olarak belirlenmesi
Doğru seçenek olan ifadedeki vahdet-i vücut felsefesi, ilahi aşk teması ve hece ölçüsüyle yazılan 'hikmet' kavramları Hoca Ahmet Yesevi'nin Divân-ı Hikmet adlı eserine aittir. Yusuf Has Hacib'in kaleme aldığı Kutadgu Bilig ise alegorik bir siyasetnamedir. Eserde ahlak, devlet yönetimi ve adalet gibi dünyevi/idari konular aruz vezniyle ve mesnevi nazım biçimiyle işlenmiştir; dolayısıyla eserin temel felsefesi tasavvufi bir nitelik taşımaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kutadgu Bilig'in 'geçiş dönemi' nitelikleri hem biçim hem de içerik açısından analiz edilir.
Karahanlı Türkçesiyle yazılması, aruz ve mesnevi kullanımına rağmen dörtlük/hece izleri taşıması biçimsel; töre-İslam sentezi ve zühd-hizmet tartışması ise içeriksel olarak bu nitelikleri doğrular.
Eserin geçiş dönemi karakterini belirleyen temel unsurları ortaya koymak gerekir.
2
Seçeneklerde yer alan felsefi ve edebi iddialar geçiş dönemi eserleriyle karşılaştırılır.
Vahdet-i vücut, ilahi aşk ve hikmet kavramlarının Ahmet Yesevi'nin Divân-ı Hikmet eseriyle doğrudan ilişkili olduğu belirlenir.
Kutadgu Bilig'in bir siyasetname olduğu ve tasavvufi/mistik bir temele dayanmadığı gerçeğini doğrulamak gerekir.
3
Kutadgu Bilig'de zühd (Odgurmış) ile toplumsal hizmet (Ögdülmiş) arasındaki münazaranın sonucu değerlendirilir.
Yusuf Has Hacib'in inziva hayatı yerine topluma karışıp hizmet etmeyi daha üstün tuttuğu görülür.
Eserin genel felsefesinin tasavvufi mistisizmden ziyade dünyevi ahlak ve devlet yönetimi olduğunu göstermek gerekir.

Anahtar Kavram

Kutadgu Bilig'in Geçiş Dönemi Özellikleri ve Edebi Felsefesi
Soru 7745Soru

Bakara suresinin 187. ayetinde yer alan '...fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin, için...' ifadesi nazil olduğunda, bazı sahabiler yataklarının altına siyah ve beyaz ipler koymuş ve bunları birbirinden ayırt etmeye çalışmışlardır. Durumu öğrenen Hz. Muhammed (s.a.v.), ayette geçen ipliklerden kastın 'gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığı' olduğunu ifade ederek konuyu açıklığa kavuşturmuştur.

Bu olayda Hz. Muhammed'in (s.a.v.) yerine getirdiği peygamberlik görevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tebyin

Cevap

Tebyin
Metindeki olayda Hz. Muhammed (s.a.v.), Bakara suresinin 187. ayetinde yer alan ve sahabilerin yanlış yorumladığı 'siyah ve beyaz iplik' ifadesinin asıl manasını (gece ile gündüzün ayrışması) açıklayarak konuyu aydınlatmıştır. Bu faaliyet, peygamberlerin ilahi vahyi açıklama, yorumlama ve detaylandırma görevi olan tebyin ile doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen olaydaki temel problemi tespit etmek.
Sahabilerin ayette geçen mecazi bir ifade olan 'siyah ve beyaz iplik' kavramını somut bir şekilde anlayarak yanıldıkları görülmektedir.
Sorunun çözümüne başlamak için sahabenin hatasını ve Hz. Peygamber'in yaptığı müdahalenin niteliğini belirlemek gerekir.
2
Hz. Muhammed'in müdahalesini analiz etmek.
Peygamberimiz, bu ifadenin asıl anlamının 'gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığı' olduğunu ifade ederek konuya açıklık getirmiştir.
Eylemin bir 'açıklama, izah ve tefsir' faaliyeti olduğunu netleştirmek için peygamberin sözlü müdahalesi incelenmelidir.
3
Bulunan eylemi peygamberlik görevleriyle eşleştirmek.
Kapalı bir vahyi açıklama ve detaylandırma işlevi din kültürü literatüründe 'tebyin' olarak adlandırılır. Dolayısıyla bu görev tebyindir.
Teşri hüküm koyma, tebliğ duyurma, temsil örnek olma iken, tebyin açıklamadır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Kur'an ayetlerindeki kapalı veya mecazi ifadeleri açıklığa kavuşturma görevi (Tebyin)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7746Soru

Aşağıda Hz. Muhammed'in hayatından verilen tarihi olaylar ile bu olayların temsil ettiği temel ahlaki ilkeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bizans İmparatoru Herakliyus'un, Ebu Süfyan'a Hz. Muhammed'in hayat��nda hiç yalan söyleyip söylemediğini sorması üzerine, henüz Müslüman olmamış Ebu Süfyan'ın onun her zaman dürüst davrandığını itiraf etmesi.
Hicret gecesi kendisini öldürmek üzere evini kuşatan müşriklerin kendisine bıraktığı kıymetli eşyaları, canı pahasına koruyup sahiplerine ulaştırması için Hz. Ali'yi yatağında bırakması.
Bedir Savaşı sonrasında esir düşen amcası Abbas'ın fidyesinin ödenmesi hususunda kendisine ayrıcalık tanınması yönündeki talepleri reddederek kuralların herkese eşit uygulanmasını sağlaması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bizans İmparatoru Herakliyus'un sorgusunda Ebu Süfyan'ın Hz. Muhammed'in dürüstlüğünü onaylaması 'Sıdk' ile; hicret gecesi emanetlerin sahiplerine ulaştırılması için Hz. Ali'nin görevlendirilmesi 'Emanet' ile; Bedir Savaşı esirlerinden amcası Abbas'a fidye ayrıcalığı tanınmaması ise 'Adalet' ilkesiyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Ebu Süfyan'ın Hz. Muhammed'in yalan söylemediğini itiraf etmesi sıdk ilkesine; can güvenliği tehdit altındayken bile müşriklerin emanetlerini korumak için Hz. Ali'yi görevlendirmesi emanet ilkesine; amcası Abbas'a fidye konusunda ayrıcalık tanınmamasını istemesi ise adalet ilkesine dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci tarihi olayda (Herakliyus ve Ebu Süfyan görüşmesi) dürüstlük ve yalan söylememe vurgusu analiz edilir.
Bu durum, peygamberlerin doğruluk niteliği olan 'Sıdk' ile eşleşir.
Çünkü yalan söylememek ve gerçeği konuşmak doğrudan sıdk kavramının tanımıdır.
2
İkinci tarihi olayda (Hicret gecesi emanetlerin iade süreci) emanetlerin korunması davranışı analiz edilir.
Bu durum, peygamberlerin güvenilirlik niteliği olan 'Emanet' ile eşleşir.
Emanet edilen eşyaların düşman dahi olsalar sahiplerine ulaştırılması güvenilirlik ilkesinin en somut örneğidir.
3
Üçüncü tarihi olayda (amcası Abbas'ın fidye bedelinde indirim yapılmaması) kanunlar önündeki eşitlik ilkesi analiz edilir.
Bu durum, peygamberin tarafsızlık ve kanun üstünlüğünü gözeten 'Adalet' ilkesi ile eşleşir.
Akrabalık bağlarına bakılmaksızın kuralların herkese eşit şekilde uygulanması adaletin temel koşuludur.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in sıdk, emanet ve adalet ilkelerini hayatındaki somut olaylar üzerinden ayırt etme.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7747Soru

Alevi-Bektaşi kültüründe bir cemin düzenli ve kurallara uygun şekilde icra edilebilmesi için belirli bir ritüel akışının takip edilmesi zorunludur. Buna göre, bir cem erkanında gerçekleştirilen aşağıdaki uygulamaları, törenin başlangıcından bitişine doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cem ibadetinin ritüel akışı sırasıyla; dedenin posta oturması, canların birbiriyle helalleşip rızalık vermesi, On İki Hizmet'in yerine getirilmesi, semah dönülmesi ve nihayetinde lokmaların dağıtılması ile cemin sırlanması şeklinde olmalıdır.
Cem erkanının ritüel akışı, manevi bir disiplin çerçevesinde sırasıyla dedenin posta oturması, katılanların birbirine rızalık vermesi, hizmetlerin görülmesi, semah dönülmesi ve en nihayetinde lokmaların dağıtılıp cemin gülbankla sırlanması sırasını takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Cem ibadetinin başlangıç ritüelini tespit etme
Mürşid veya dedenin posta oturması ilk adım olarak belirlenir.
Cem ibadeti, cemi yönetecek manevi rehberin posta geçmesiyle resmiyet kazanır.
2
Manevi temizlik ve rızalık aşamasını konumlandırma
Katılımcıların karşılıklı rızalık vermesi ve helalleşmesi ikinci adım olarak belirlenir.
Alevilik-Bektaşilikte kul hakkı ödenmeden ve canlar birbirine rıza göstermeden cemin diğer aşamalarına geçilmesi inançsal olarak kabul edilemez.
3
On İki Hizmet görevlilerinin ritüellerini belirleme
Çırağın uyandırılması ve meydanın süpürülmesi gibi On İki Hizmet adımları üçüncü sıraya yerleştirilir.
Toplumsal rıza alındıktan sonra cemin düzenli akışı için görevli canlar sırasıyla hizmetlerini yürütür.
4
Manevi coşku ve semah ritüelini konumlandırma
Zakirler eşliğinde deyişlerle semah dönülmesi dördüncü adım olarak belirlenir.
Semah, cemin içinde hizmetlerin devam ettiği bir aşamada manevi aşkın dışa vurumu olarak icra edilir.
5
Cemin nihayete erdirilmesini ve lokma paylaşımını belirleme
Lokmaların pay edilmesi ve gülbank ile cemin sırlanması son adım olarak belirlenir.
Cem ibadeti, getirilen yiyeceklerin (lokma) paylaşılıp yenmesi ve dedenin bitiş duası (gülbank) ile cemi sırlamasıyla nihayete erer.

Anahtar Kavram

Alevilik-Bektaşilikte Cem İbadetinin Ritüel Akışı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7748Soru

Aşağıdaki paragrafta boş bırakılan yerleri eğitim sosyolojisine ait uygun kavramlarla doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Eğitim kurumu, bireylerin toplumsal yapı içerisindeki konumlarını belirlemede kritik bir rol oynar. Modern toplumlarda bireyin doğuştan gelen özellikleri yerine kendi yetenek ve emeğine bağlı olarak statü elde etmesini öngören sisteme denir. Eğitimde her bireye yeteneklerini özgürce geliştirebilmesi için adil imkânların sunulması esası olarak tanımlanır. Bireyin aldığı eğitim sayesinde elde ettiği yeni kazanımlarla toplumsal tabakalar aras��nda yer değiştirmesi ise kavramıyla açıklanır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boşluklara sırasıyla 'meritokrasi', 'fırsat eşitliği' ve 'toplumsal hareketlilik' kavramları gelmelidir.
Paragraftaki ilk boşluk liyakat ve yeteneğe dayalı toplumsal düzeni öngören meritokrasiyi; ikinci boşluk eğitimde adil başlangıç koşullarını sağlayan fırsat eşitliğini; üçüncü boşluk ise eğitim aracılığıyla tabakalar arası yer değiştirmeyi ifade eden toplumsal hareketliliği tanımlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki ilk boşluğu incelemek ve doğuştan gelen ayrıcalıklar yerine yetenek ve emeğe dayalı statü elde etmeyi savunan kavramı belirlemek.
İlk boşluğa gelmesi gereken kavramın 'meritokrasi' (liyakat) olduğu tespit edilir.
Bireyin kendi başarısı ve çabası doğrultusunda toplumsal statü kazanmasını öngören sosyolojik yapı meritokrasidir.
2
Paragraftaki ikinci boşluğu incelemek ve eğitimde herkese yeteneklerini geliştirebilmesi için benzer koşulların sunulmasını ifade eden kavramı belirlemek.
İkinci boşluğa gelmesi gereken kavramın 'fırsat eşitliği' olduğu tespit edilir.
Eğitimde engelleri kaldırarak adil bir başlangıç sunma ilkesi fırsat eşitliğidir.
3
Paragraftaki üçüncü boşluğu incelemek ve eğitim vasıtasıyla toplumsal tabakalar arasındaki yer değiştirmeyi belirten kavramı bulmak.
Üçüncü boşluğa gelmesi gereken kavramın 'toplumsal hareketlilik' olduğu tespit edilir.
Bireyin edindiği eğitim derecesiyle statüsünü değiştirip başka bir tabakaya geçmesi toplumsal hareketliliğin temel göstergesidir.

Anahtar Kavram

Eğitim kurumu ile toplumsal yapı arasındaki ilişkide meritokrasi, fırsat eşitliği ve toplumsal hareketlilik kavramlarının işlevleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7749Soru

Kız der: "Bey yigidim, eğer seni buradan kurtaracak olursam bana söz verir misin, benimle evlenir misin?" Beyrek ant içti: "Kılıcıma doğranayım, okuma saplanayım, yer gibi yarılayım, toprak gibi savrulayım; zindandan çıkarsam seni kendime helal kılacağım." dedi. Kız da zindanın kapısını açtı, Beyrek dışarı çıktı. Beyrek orada duran bir ata bindi ve yola koyuldu.

Dede Korkut Hikâyeleri'nden alınan bu parça ve ait olduğu anlatı türünün özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Destandan halk hikâyesine geçiş döneminin özelliklerini taşıyan bu metinde; yemin etme ve kahramanlık gibi epik ögeler ile aşk ve sadakat gibi insani temalar bir arada yer almaktadır.

Cevap

Destandan halk hikâyesine geçiş döneminin özelliklerini taşıyan bu metinde; yemin etme ve kahramanlık gibi epik ögeler ile aşk ve sadakat gibi insani temalar bir arada yer almaktadır.
Destandan halk hikâyesine geçişin en önemli eseri kabul edilen Dede Korkut Hikâyeleri'nden alınan bu metinde, kahramanın silahı üzerine ant içmesi gibi destansı (epik) gelenekler ile aşk, sadakat gibi halk hikâyelerine özgü bireysel ve insani temalar iç içe geçmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin dil ve içerik özelliklerinin belirlenmesi.
Metinde yalın bir Türkçe kullanıldığı, kahramanlık unsurları içeren bir ant içme (yemin) motifi ile evlenme/sadakat gibi insani temaların bir arada yer aldığı görülür.
Metnin hangi dönem ve türe ait olduğunu belirlemek için üslup ve içerik analizi yapılmalıdır.
2
Metnin ait olduğu eserin (Dede Korkut Hikâyeleri) edebiyat tarihindeki yerinin saptanması.
Eserin, Türk edebiyatında destan geleneğinden halk hikâyeciliğine geçişin ilk örneği olduğu saptanır.
Parçadaki hem epik (destan) hem de lirik/gerçekçi (halk hikâyesi) unsurların birlikteliğini doğru yorumlayabilmek için eserin geçiş dönemi karakteri hatırlanmalıdır.
3
Seçeneklerin bu bilgiler ışığında değerlendirilmesi.
Yemin etme gibi destansı ögelerle aşk ve sadakat gibi halk hikâyesi temalarının bir arada sunulduğunu belirten ifadenin doğru olduğu görülür.
Yanlış türler (masal, efsane, destan) ve yanlış yapısal özellikler elenerek doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Dede Korkut Hikâyeleri'nin destandan halk hikâyesine geçiş niteliği ve içerik özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7750Soru

Aşağıda, (pq)(pq)(p \lor q) \land \sim(p \rightarrow q) bileşik önermesinin çözümleyici çizelge (ağaç) yöntemi kullanılarak tutarlılığının denetlenmesinde uygulanacak adımlar karışık olarak verilmiştir. Bu adımların doğru bir çözümleme sırasına göre sıralanışını belirleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çözümleyici çizelgede ilk adımda ana eklem olan tümel evetleme kuralı uygulanır. İkinci adımda, işlem önceliği kuralı uyarınca çatal açma gerektiren tikel evetleme yerine alt alta yazma gerektiren değillenmiş koşul önermesi çözümlenir. Üçüncü adımda, alt alta yazma işlemleri tamamlandığ�� için tikel evetleme önermesine çatal açma kuralı uygulanır. Son adımda ise dallardaki önermeler ile yoldaki değillemeleri karşılaştırılarak çelişki tespit edilen dal kapatılır.
Çözümleyici çizelgede öncelikle ana eklem olan tümel evetleme çözülür. Ardından alt alta yazma kuralının çatal açmaya olan önceliği sebebiyle değillenmiş koşul önermesi çözülmeli, sonrasında ise tikel evetleme çözülüp yollardaki çelişkilere göre denetim tamamlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ana önermenin eklemine göre ilk kuralın uygulanması
pqp \lor q ve (pq)\sim(p \rightarrow q) önermelerinin elde edilmesi
Ana eklem tümel evetleme (\land) olduğu için ilk olarak alt alta yazma kuralı uygulanır.
2
İşlem önceliğine göre alt önermenin ��özümlenmesi
pp ve q\sim q önermelerinin elde edilmesi
Alt alta yazma kuralı gerektiren değillenmiş koşul önermesi, çatal açma kuralı gerektiren tikel evetleme önermesinden önce çözümlenir.
3
Dallandırıcı kuralın uygulanması
pqp \lor q önermesi için iki dal açılarak dalların ucuna sırasıyla pp ve qq yazılması
Sıradaki işlem tikel evetleme (pqp \lor q) olduğu için çatal açma kuralı uygulanır.
4
Yolların çelişki yönünden denetlenmesi ve kapatılması
Sağdaki dalın altına x işareti konularak kapatılması, soldaki dalın ise açık kalması
Sağ daldaki qq önermesi ile aynı yol üzerindeki q\sim q önermesi çeliştiği için bu dal kapatılır.

Anahtar Kavram

Çözümleyici Çizelgede İşlem Önceliği ve Dal Kapatma Kuralları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7751Soru

İslam inanç esaslarının vahiy kaynaklı olması, hür iradeye dayanması, bölünmez bir bütünlük arz etmesi ve insanın doğuştan getirdiği yönelimlerle uyumlu olması gibi kendine özgü temel nitelikleri bulunmaktadır. Kur'an-ı Kerim'de yer alan birçok ayet, bu özelliklere işaret etmektedir.

Buna göre, aşağıda sol sütunda verilen İslam inanç esaslarının özellikleri ile sağ sütunda verilen ilgili ayet meallerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cebir ve baskı taşımaması (Hür iradeye dayanması)
Tecezzi kabul etmemesi (Bölünmez bir bütün olması)
Tevkifî olması (Vahiy kaynaklı olması)
Fıtrata uygun olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cebir ve baskı taşımaması özelliği Bakara suresi 256. ayetle, tecezzi kabul etmemesi özelliği Bakara suresi 85. ayetle, tevkifî olması özelliği A'râf suresi 203. ayetle, fıtrata uygun olması özelliği ise Rûm suresi 30. ayetle eşleşmektedir.
İslam inanç esaslarının her bir özelliği, kendisini açıklayan veya ona işaret eden ilgili ayet mealiyle anlamlı bir bütün oluşturur. Cebir taşımama zorlama olmamasıyla, tecezzi kabul etmeme inancın bölünmezliğiyle, tevkifîlik vahye uymakla ve fıtrata uygunluk insanın yaratılış özellikleriyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki 'Cebir ve baskı taşımaması' ilkesi analiz edilir ve dinî kabullerde zorlamanın olmadığını belirten ayetle eşleştirilir.
Bu ilke, 'Dinde zorlama yoktur...' ifadesini barındıran Bakara suresi 256. ayet ile eşleşir.
Zorlama olmaması, irade hürriyetini ve cebir taşımamayı doğrudan ifade eder.
2
Sol sütundaki 'Tecezzi kabul etmemesi' ilkesi analiz edilir ve inancın bölünmezliğini vurgulayan ayetle eşleştirilir.
Bu ilke, Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmeyi kınayan Bakara suresi 85. ayet ile eşleşir.
Bölünmezlik, inanç esaslarının tamamına bir bütün olarak inanılması gerektiği anlamına gelir.
3
Sol sütundaki 'Tevkifî olması' ilkesi analiz edilir ve kaynağın sadece vahiy olduğunu belirten ayetle eşleştirilir.
Bu ilke, 'Ben ancak bana vahyolunana uyarım...' ifadesini içeren A'râf suresi 203. ayet ile eşleşir.
Vahye uyulması gerektiğinin belirtilmesi, inanç esaslarının ilahi kaynaklı olduğunu gösterir.
4
Sol sütundaki 'Fıtrata uygun olması' ilkesi analiz edilir ve fıtrat kelimesinin geçtiği ilgili ayetle eşleştirilir.
Bu ilke, insanın doğuştan getirdiği inanma eğilimine işaret eden Rûm suresi 30. ayet ile eşleşir.
Ayet metninde geçen fıtrat ifadesi, inanç esaslarının insanın yaratılış özellikleriyle uyumunu yansıtır.

Anahtar Kavram

İslam inanç esaslarının özellikleri ve ayetlerle ilişkisi
Soru 7752Soru

Âşık Garip yola çıkmak üzereyken Şahsenem’in yanına geldi. İki âşık kucaklaşıp ağlaştılar. Şahsenem, Garip’in boynuna sarılıp gitmemesi için yalvardı. Garip ise gurbete gitmeye kararlıydı. Sazını omzuna alıp Şahsenem’e dönerek şu sözleri söyledi:

*Gidiyorum nazlı yârim ağlama,*
*Kömür gözlüm karaları bağlama,*
*Gurbet elde yüreğimi dağlama,*
*Alnımıza ne yazıldı görelim.*

Bu parça ve ait oldu��u türün özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metinde olay örgüsünü içeren kısımlar nesirle (düzyazı), duygusal yoğunluğun arttığı konuşmalar ise nazımla (şiir) ifade edilmiştir.

Cevap

Metinde olay örgüsünü içeren kısımlar nesirle (düzyazı), duygusal yoğunluğun arttığı konuşmalar ise nazımla (şiir) ifade edilmiştir.
Halk hikâyelerinde olay örgüsünü içeren kısımlar nesirle (düzyazı), duygusal yoğunluğun arttığı konuşmalar ise nazımla (şiir) ifade edilir. Parçada da olay akışı düzyazı ile verilirken kahramanın duygularını ifade ettiği bölüm şiir olarak aktarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin biçimsel yapısını inceleme.
Metnin giriş kısmının düzyazı (nesir), altındaki dörtlüğün ise şiir (nazım) formunda olduğu görülür.
Halk hikâyelerinin nazım-nesir karışık yapısını tespit etmek.
2
Şiirin hece ölçünü hesaplama.
Dizelerdeki heceler sayıldığında (1111-li hece ölçüsü) olduğu bulunur.
Metindeki şiirin nazım biçimini belirlemek ve semai (88-li) iddiasını çürütmek.
3
Hikâyenin türünü ve kahramanını belirleme.
Metnin Âşık Garip hikâyesinden alındığı ve aşk konulu bir halk hikâyesi olduğu tespit edilir.
Seçeneklerdeki tür ve yazar/dönem bilgilerini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Halk hikâyelerinin nazım-nesir karışık yapısı ve biçimsel özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7753Soru

Yahudilik tarihi boyunca hem inanç esaslarının gelişiminde hem de dinî kimliğin kurumsallaşmasında dönüm noktası kabul edilen aşağıdaki tarihsel gelişmeleri, geçmişten günümüze doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yahudilik tarihine yön veren olayların kronolojik sıralaması Hz. İbrahim ile yapılan ilk ahitleşme, Hz. Musa liderliğinde Mısır'dan çıkış, Babil sürgünü sonrası İkinci Tapınak dönemi ve son olarak Romalıların mabedi yıkarak başlattığı Diaspora dönemi şeklindedir.
Kronolojik sıralama dinin atası olan Hz. İbrahim ile başlar, yasanın kurumsallaştığı Hz. Musa dönemiyle devam eder, Babil Sürgünü sonrası İkinci Tapınak ve Tevrat derleme çalışmalarıyla sürer ve Roma yıkımıyla başlayan Diaspora dönemiyle son bulur.

Adım Adım Çözüm

1
Yahudiliğin kökenlerini oluşturan ataerkil dönemin başlangıcını belirlemek.
Hz. İbrahim ile yapılan ahitleşme Yahudilik tarihinin başlangıcıdır.
Kenan topraklarının vadedilmesi ve ahit inancının temeli bu döneme dayanır.
2
Kavmin kurtuluşunu ve yasanın alınışını kronolojiye yerleştirmek.
Hz. Musa liderliğindeki Mısır'dan çıkış ve On Emir'in gelişi ikinci sıradadır.
Mısır esaretinin sona ermesi ve Sina ahdi, Hz. İbrahim'den sonraki kurumsallaşma aşamasıdır.
3
Mabedin yıkılışı sonrası sürgün ve dönüş süreçlerini incelemek.
Babil Sürgünü sonrasında İkinci Tapınak'ın inşası ve metinlerin derlenmesi üçüncü sıradadır.
M.Ö. 6. yüzyılda gerçekleşen Babil Sürgünü ve sonrasındaki süreç, Yahudi dinî edebiyatının temellerinin atılmasını sağlamıştır.
4
Roma İmparatorluğu dönemindeki büyük sürgünü belirlemek.
Romalıların Kudüs'ü işgali ve mabedin yıkılarak Diaspora sürecinin başlaması kronolojide en sondur.
M.S. 70 yılında gerçekleşen bu olay, Yahudi tarihinin yakın dönemlere kadar uzanan küresel sürgün dönemini başlatmıştır.

Anahtar Kavram

Yahudilik tarihinin kronolojik evreleri ve inanç esaslarının gelişimi
Soru 7754Soru

İbadetler, hem bireyin ahlaki ve ruhsal gelişimine katkıda bulunur hem de toplumsal yapının güçlenmesini, adaletin ve barışın tesis edilmesini sağlar. Aşağıdaki tabloda sol sütunda bazı ibadetlerin pratik uygulamaları ve işlevleri, sağ sütunda ise bu i��levlerin doğrudan ilişkili olduğu bireysel veya toplumsal fayda alanları verilmiştir. Sol sütundaki uygulamaları, sağ sütundaki en uygun fayda alanlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Zekât ve sadaka ibadetinin, toplumdaki gelir adaletsizliğini azaltarak zengin ile fakir arasındaki güven köprülerini kurması ve haset duygusunun önüne geçmesi
Oruç ibadetinin, kişinin nefsî arzularına karşı koyarak sabır, şükür ve yüksek düzeyde bir öz denetim (oto-kontrol) bilinci geliştirmesini sağlaması
Hac ibadetinin, dünyanın dört bir yanından gelen farklı dil, ırk ve sosyo-ekonomik statüdeki Müslümanları aynı kıyafetle (ihram) bir araya getirmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Zekât ibadeti toplumsal tabakalar arasındaki ekonomik uçurumları daraltma (sosyal barış), oruç ibadeti bireyin iç dünyasında öz denetim mekanizması oluşturma (bireysel), hac ibadeti ise evrensel düzeyde eşitlik ve kardeşlik duygusunu pekiştirme (toplumsal/evrensel) faydalarıyla eşleşmektedir.
Zekâtın toplumsal adaleti ve dayanışmayı sağlaması, orucun iradeyi ve öz denetimi eğitmesi, haccın ise farklı milletlerden Müslümanları eşitlik potasında buluşturması, ibadetlerin sırasıyla toplumsal-ekonomik, bireysel-ahlaki ve evrensel-toplumsal faydalarıyla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci uygulamayı analiz ediniz.
Zekât ve sadaka ibadetinin zengin ile fakir arasındaki ilişkileri düzenlemesi ve adaletsizliği önlemesi, sosyo-ekonomik boyutlu bir faydadır.
Toplumda barış ve güven ortamının sağlanması doğrudan toplumsal tabakalar arasındaki ekonomik uçurumların daraltılmasıyla ilgilidir.
2
Sol sütundaki ikinci uygulamayı analiz ediniz.
Orucun nefis terbiyesi, sabır ve şükür kazandırması bireysel ahlaki ve ruhsal gelişimle ilgilidir.
Bu işlev, bireyin kendi iç dünyasında iradesini kontrol edebilmesini ve öz denetim mekanizması geliştirmesini sağlar.
3
Sol sütundaki üçüncü uygulamayı analiz ediniz.
Hac ibadetinde ihram giyilerek tüm farklılıkların (statü, ırk, dil) ortadan kalkması, küresel ölçekte bir eşitliği gösterir.
Bu durum, etnik ve kültürel sınırları aşarak evrensel düzeyde eşitlik ve ortak bir ümmet bilinci oluşturur.

Anahtar Kavram

İbadetlerin Bireysel ve Toplumsal Faydaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7755Soru

Bahçelerde mor meni
Verem ettin sen beni
Ya sen gel bana katlan
Ya ben alayım seni

Nenni de nenni bebek
Uyu da büyü bebek

Bu dizelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İçerik ve yapı özellikleri dikkate alındığında İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki 'sagu' türünün halk edebiyatındaki karşılığıdır.

Cevap

İçerik ve yapı özellikleri dikkate alındığında İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki 'sagu' türünün halk edebiyatındaki karşılığı olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır.
Verilen ninninin İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki sagu türünün karşılığı olduğunu iddia eden ifade yanlıştır. Sagu, ölen kişilerin ardından duyulan acıyı anlatan bir yas şiiridir ve bunun halk edebiyatındaki tam karşılığı ağıttır. Bebekleri uyutmak amacıyla söylenen ninni türünün sagu ile hem içerik hem de işlev açısından hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiirin şekil ve içerik özelliklerini inceleyerek türünü belirlemek.
Şiirde geçen 'Nenni de nenni bebek' ifadesi ve genel olarak bebeği uyutma amacı taşıması, bu şiirin anonim halk edebiyatı nazım türlerinden olan 'ninni' olduğunu göstermektedir.
Şiirin türünü doğru tespit etmek, şıklarda yapılan tanımlamaların doğruluğunu denetlemek için gereklidir.
2
Şiirin dörtlük kısmındaki kafiye şemasını ve hece ölçüsünü analiz etmek.
'mor meni (a) - sen beni (a) - bana katlan (x) - alayım seni (a)' dizilişiyle aaxaaaxa mani tipi uyak düzeni ve tüm dizelerde 8'li hece ölçüsü (88'li hece kalıbı) tespit edilmiştir.
Şiirin biçimsel özelliklerine yönelik şıkların doğruluğunu test etmek.
3
İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki 'sagu' türünün halk edebiyatındaki karşılığını değerlendirmek.
Sagu, ölen bir kişinin ardından duyulan acıyı dile getiren yuğ törenlerinde söylenen yas şiiridir ve halk edebiyatındaki karşılığı 'ağıt'tır; ninninin sagu ile bir ilgisi yoktur.
Halk edebiyatı nazım türlerinin İslamiyet öncesindeki ve Divan edebiyatındaki karşılıklarını doğru bilerek yanlış olan seçeneği ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Anonim Halk Edebiyatı Nazım Türleri ve Karşılıkları
Soru 7756Soru

Sol sütundaki kavram çiftlerini, sağ sütunda verilen kavramlar arası ilişkilerin tanımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Üçgen - Üç kenarlı
Kuş - Kanarya
Kadın - Yazar
Çiçek - Taş

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Üçgen - Üç kenarlı çifti Eşitlik ile; Kuş - Kanarya çifti Tam Girişimlik ile; Kadın - Yazar çifti Eksik Girişimlik ile; Çiçek - Taş çifti ise Ayrıklık ile eşleşir.
Verilen kavram çiftlerinin kaplamları incelendiğinde; Üçgen ve Üç kenarlı kavramları birbirinin tüm elemanlarını kapsadığı için Eşitlik; Kuş ve Kanarya kavramlarından Kuş olanı Kanarya olanını tamamen kapsadığı için Tam Girişimlik; Kadın ve Yazar kavramları birbirini kısmen kapsadığı için Eksik Girişimlik; Çiçek ve Taş kavramlarının ise ortak elemanı bulunmadığı için Ayrıklık ilişkisi ile doğru bir şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram çiftlerinin kaplam (eleman) kümesi ilişkilerini analiz edin.
Üçgen ve üç kenarlı kavramlarının aynı nesneleri karşıladığı; kuş ve kanarya kavramlarından birinin diğerini tamamen kapsadığı; kadın ve yazar kavramlarının kısmen kesiştiği; çiçek ve taş kavramlarının ise hiç ortak elemanı olmadığı belirlenir.
Kavramlar arası ilişkiler, kavramların kaplamlarının birbirlerini kapsama durumlarına göre belirlenir.
2
Tespit edilen kaplam ilişkilerini mantıksal tanımlarla karşılaştırın.
Tam kaplama ilişkisi 'eşitlik', tek yönlü tam kaplama 'tam girişimlik', kısmi kaplama 'eksik girişimlik' ve sıfır kaplama 'ayrıklık' tanımlarıyla eşleştirilir.
Her bir kavram çiftinin kaplam özellikleri mantık kurallarındaki tanımlarla birebir örtüşmelidir.

Anahtar Kavram

Klasik mantıkta iki kavramın kaplamları arasındaki ilişkiler; eşitlik, ayrıklık, tam girişimlik ve eksik girişimlik olmak üzere dört gruba ayrılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7757Soru

Bir toplumda sanayileşmeye bağlı olarak fabrikaların kurulması, tarım sektöründeki iş gücünün sanayi ve hizmet sektörüne kaymasına neden olmuştur. Kırsal bölgelerden kente göç eden aileler, geleneksel geniş aile bağlarını korumaya çalışsalar da zamanla kent yaşamının getirdiği ekonomik koşullar nedeniyle çekirdek aile yapısını benimsemişlerdir. Kentteki yeni iş kollarında çalışan bireylerin gelir d��zeylerinin yükselmesiyle birlikte toplumsal tabakadaki konumları değişmiş, eğitim olanaklarının artmasıyla da yeni kültürel değerler ve tüketim alışkanlıkları kazanmışlardır.

Bu parçada betimlenen toplumsal süreçler dikkate alındığında, toplumsal değişme ve türleri ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayileşme ve göçün aile yapısını ve kültürel değerleri dönüştürmesi, belirli bir yön veya değer yargısı (ilerleme veya gerileme) atfedilmeden açıklanan, nesnel ve çok boyutlu bir toplumsal değişme sürecidir.

Cevap

Sanayileşme ve göçün aile yapısını ve kültürel değerleri dönüştürmesi, belirli bir yön veya değer yargısı (ilerleme veya gerileme) atfedilmeden açıklanan, nesnel ve çok boyutlu bir toplumsal değişme sürecidir.
Toplumsal değişme, toplumsal yapıda, ilişkilerde ve kurumlarda zaman içinde meydana gelen her türlü farklılaşmayı ifade eden nesnel ve değer yargılarından bağımsız bir kavramdır. Parçada sanayileşme (ekonomik/teknolojik) ve göç (demografik) faktörlerinin etkisiyle aile yapısı, tabakalaşma ve kültürel değerlerde meydana gelen değişimler anlatılmaktadır. Bu durum, toplumsal değişmenin çok boyutlu olduğunu ve herhangi bir iyi/kötü, ilerleme/gerileme gibi değer yargısı içermeksizin gerçekleştiğini gösterir. Bu nedenle doğru yanıt, sanayileşme ve göçün aile yapısını ve kültürel değerleri dönüştürmesinin nesnel ve çok boyutlu bir toplumsal değişme süreci olduğunu belirten seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel toplumsal süreçleri ve değişimin kaynaklarını belirleme.
Sanayileşme (ekonomik/teknolojik faktör) ve göç (demografik faktör) süreçlerinin aile yapısını ve kültürel değerleri değiştirdiği tespit edilmiştir.
Toplumsal değişmeyi tetikleyen faktörlerin ve bunların hangi kurumlarda değişime yol açtığının anlaşılması için bu analiz gereklidir.
2
Toplumsal değişme kavramının sosyolojik tanımı ile seçeneklerdeki yargıları karşılaştırma.
Toplumsal değişmenin nesnel, yön belirtmeyen (değer yargısından bağımsız) ve çok boyutlu bir yapı gösterdiği doğrulanmıştır.
YKS felsefe grubu sorularında toplumsal değişme (nesnel) ile toplumsal ilerleme (öznel/değer yüklü) kavramlarının ayrımını doğru yapabilmek için bu değerlendirme kritiktir.

Anahtar Kavram

Toplumsal değişme ve toplumsal ilerleme arasındaki fark ile toplumsal değişmenin nesnel niteliği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7758Soru

Yazılım geliştiricisi Harun Bey, projesini hayata geçirmek için yatırımcı Kerem Bey ile görüşür. Kerem Bey gerekli sermayeyi sağlamayı kabul eder; ancak girişimin kâr veya zarar etmesine bakılmaksızın her ay parasının sabit bir oranında getiri getirmesini ve risk durumunda anaparanın tamamıyla iade edilmesini şart koşar. Harun Bey ise ticari ortaklıkların emek, risk ve kâr-zarar paylaşımı esasına dayanması gerektiğini belirterek bu şartı reddeder. Buna göre, yatırımcı Kerem Bey'in teklif ettiği ve Harun Bey'in reddettiği bu iktisadi uygulamanın İslam dinindeki adı ve yasaklanma gerekçesi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Riba (Faiz) - Sermaye sahibinin hiçbir risk üstlenmeden ve emek harcamadan kesin ve haksız bir kazanç sağlamayı hedeflemesi

Cevap

Riba (Faiz) - Sermaye sahibinin hiçbir risk üstlenmeden ve emek harcamadan kesin ve haksız bir kazanç sağlamayı hedeflemesi
Sermaye sahibinin hiçbir ticari risk almadan ve emek sarf etmeden, önceden belirlenmiş kesin bir oran üzerinden kazanç elde etmeyi şart koşması İslam dininde doğrudan 'Riba (Faiz)' olarak kabul edilir. Doğru cevapta belirtilen açıklama bu durumla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kerem Bey'in yatırım teklifindeki koşullar ve Harun Bey'in itiraz gerekçesi analiz edilir.
Kerem Bey'in kâr/zarardan bağımsız sabit gelir ve anapara garantisi talep ettiği; Harun Bey'in ise risk ve kâr-zarar paylaşımını savunduğu belirlenir.
Uyuşmazlığın temelindeki iktisadi taleplerin niteliğini belirlemek.
2
Kerem Bey'in risksiz ve emeksiz kazanç beklentisi İslam iktisat ilkeleri açısından değerlendirilir.
Bu talebin, paranın işletilmesinden doğan riskin üstlenilmemesi nedeniyle haksız bir kazanç biçimi olduğu tespit edilir.
İslam dininin ticari kazançlarda aradığı meşruiyet kriterlerini uygulamak.
3
İslam fıkhındaki kavramlarla bu haksız getiri talebi eşleştirilir.
Söz konusu risksiz ve kesin getiri şartının doğrudan 'Riba (Faiz)' kapsamında yasaklandığı sonucuna ulaşılır.
Doğru iktisadi terimi belirlemek.
4
Seçeneklerde sunulan diğer fıkhi ve iktisadi terimler (İhtikar, Gabn-i fahiş, Karz-ı hasen, Ta'sir) gözden geçirilir.
Bu kavramların darlık yaratma, aldatma, borç verme veya fiyat sınırlaması ile ilgili olduğu ve bu senaryoya uymadığı teyit edilir.
Yanlış seçenekleri eleyerek analizi tamamlamak.

Anahtar Kavram

Riba ve İslam İktisat Ahlakındaki Yasaklanma Gerekçesi
Soru 7759Soru

Sanat eserleri evreninde (EE) tanımlanan;

R(x)R(x): "xx bir resimdir."
O(x)O(x): "xx özgündür."
D(x)D(x): "xx değerlidir."

yüklemleri verilmiştir.

Buna göre, "Her resim özgünse değerlidir; ancak bazı resimler ne özgündür ne de değerlidir." önermesinin yüklemler mantığındaki doğru sembolik ifadesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (x(R(x)(O(x)D(x)))x(R(x)¬O(x)¬D(x)))(\forall x (R(x) \rightarrow (O(x) \rightarrow D(x))) \wedge \exists x (R(x) \wedge \neg O(x) \wedge \neg D(x)))

Cevap

Her resim özgünse değerlidir; ancak bazı resimler ne özgündür ne de değerlidir önermesinin yüklemler mantığındaki doğru sembolik ifadesi, birinci kısmı tümel niceleyici altında koşul eklemiyle, ikinci kısmı tikel niceleyici altında tümel evetleme ve değilleme eklemleriyle gösteren ve bu iki kısmı tümel evetleme eklemiyle bağlayan seçenektir.
Doğru olan seçenekte, ilk bileşendeki tümel önerme 'Her resim (R(x)R(x)) için eğer resim özgünse (O(x)O(x)) değerlidir (D(x)D(x))' koşul yapısıyla doğru bir biçimde x(R(x)(O(x)D(x)))\forall x (R(x) \rightarrow (O(x) \rightarrow D(x))) olarak sembolleştirilmiştir. İkinci bileşendeki tikel önerme ise 'Bazı xx'ler vardır ki hem resimdir (R(x)R(x)), hem özgün değildir (¬O(x)\neg O(x)) hem de değerli değildir (¬D(x)\neg D(x))' anlamını karşılayacak şekilde x(R(x)¬O(x)¬D(x))\exists x (R(x) \wedge \neg O(x) \wedge \neg D(x)) olarak ifade edilmiştir. Bu iki bileşenin 'ancak' bağlacının karşılığı olan tümel evetleme eklemiyle (\wedge) birleştirilmesiyle doğru sonuca ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Önermeyi 'ancak' bağlacına göre iki ana bileşene ayırmak.
Birinci bileşen: 'Her resim özgünse değerlidir.' İkinci bileşen: 'Bazı resimler ne özgündür ne de değerlidir.' İki bileşen arasındaki ana eklem: 'ancak' (ve / \wedge).
Bileşik önermelerin doğru sembolleştirilmesi için öncelikle ana eklemin ve ana bileşenlerin tespit edilmesi gerekir.
2
Birinci bileşen olan 'Her resim özgünse değerlidir' ifadesini yüklemler mantığına aktarmak.
x(R(x)(O(x)D(x)))\forall x (R(x) \rightarrow (O(x) \rightarrow D(x)))
Tümel niceleyici (\forall) içeren ifadelerde evrendeki elemanların sınırlandırılması (resim olma koşulu) 'ise' (\rightarrow) eklemiyle yapılır. 'Her resim (R(x)R(x)) için eğer resim özgünse (O(x)O(x)) değerlidir (D(x)D(x))' yapısı bu şekilde kurulur.
3
İkinci bileşen olan 'bazı resimler ne özgündür ne de değerlidir' ifadesini sembolleştirmek.
x(R(x)¬O(x)¬D(x))\exists x (R(x) \wedge \neg O(x) \wedge \neg D(x))
Tikel niceleyici (\exists) kullanılan varlıksal ifadelerde nitelikler 've' (\wedge) eklemiyle bağlanır. 'Ne özgündür ne de değerlidir' ifadesi 'özgün değildir ve değerli değildir' anlamına geldiğinden yüklemler değillenerek (¬O(x)¬D(x)\neg O(x) \wedge \neg D(x)) tikel niceleyici altında gösterilir.
4
Elde edilen iki sembolik ifadeyi ana eklem olan tümel evetleme (\wedge) ile birleştirmek.
(x(R(x)(O(x)D(x)))x(R(x)¬O(x)¬D(x)))(\forall x (R(x) \rightarrow (O(x) \rightarrow D(x))) \wedge \exists x (R(x) \wedge \neg O(x) \wedge \neg D(x)))
Türkçedeki 'ancak' bağlacı, iki önermenin aynı anda gerçekleştiğini bildirdiği için mantıksal olarak tümel evetleme eklemi ile temsil edilir.

Anahtar Kavram

Yüklemler mantığında tümel ve tikel niceleyicilerle kurulan bileşik önermelerin uygun mantıksal eklemler (koşul ve tümel evetleme eklemleri) kullanılarak doğru sembolleştirilmesi.
Soru 7760Soru

Alevilik-Bektaşilik düşüncesinde önemli bir yere sahip olan musahiplik (yol kardeşliği), Hz. Muhammed ile Hz. Ali arasındaki kardeşlik bağına (muahat) dayandırılan manevi bir kurumdur. Bu kurum vasıtasıyla iki aile, pir ve topluluk huzurunda ikrar vererek birbirini kardeş edinir. Yol kardeşleri, adeta tek bir can ve iki beden gibi kabul edilir; birbirlerinin sadece maddi değil, ahlaki ve manevi sorumluluklarını da taşırlar.

Buna göre, Alevilik-Bektaşilik'teki musahiplik kurumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin kendi kişisel tercihleriyle bekar olarak da başlatabildikleri ve istedikleri zaman tek taraflı sonlandırabildikleri geçici bir sözleşmedir.

Cevap

Musahiplik kurumu bekar bireyler arasında kurulabilen ve istendiğinde sonlandırılabilen geçici bir bağ olmayıp, evli çiftler arasında kurulan ömür boyu sürecek manevi bir yol kardeşliğidir.
Musahiplik, Alevilik-Bektaşilik geleneğinde geçici bir sözleşme değildir; aksine ahirette de devam edeceğine inanılan ömür boyu süren kutsal bir bağdır. Ayrıca bu ritüel bekar bireyler arasında değil, evli çiftler (iki aile) arasında gerçekleştirilir. Bu nedenle bireylerin bunu bekar olarak başlatabileceği ve istediklerinde sonlandırabileceği iddiası yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Musahiplik kavramının Alevilik-Bektaşilik geleneğindeki tanımını ve kurallarını gözden geçirin.
Musahipliğin evli iki çift (dört kişi) arasında, dede ve cemaat huzurunda ömür boyu sürmek üzere verilen bir ikrar olduğunu tespit edin.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu ölçebilmek için temel kuralları belirlemek gerekir.
2
Seçenekleri bu bilgiler doğrultusunda analiz edin.
Toplumsal dayanışma, karşılıklı sorumluluk, cemaat huzurunda ikrar ve ahlaki denetim özelliklerinin musahiplik ile uyumlu olduğunu, ancak bekar bireylerce kurulma ve istendiğinde sonlandırılma özelliğinin tamamen yanlış olduğunu belirleyin.
Yanlış olan (söylenemeyecek olan) yargıyı bularak doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Musahiplik (Yol Kardeşliği) Ritüeli
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 388 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin