Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8081Soru

Mevleviliğin Kırşehir çevresinde yayılmasını sağlayan ve Türkçenin bir edebiyat dili olması için bilinçli bir mücadele yürüten 14. yüzyıl şairidir. Tasavvufi düşüncelerini halka aşılamak amacıyla kaleme aldığı en ünlü eserinde, kuşların tasavvuf yolculuğunu ve Simurg'a ulaşma çabalarını alegorik bir dille anlatmıştır. Türk edebiyatında bu türün ilk ve en başarılı örneklerinden kabul edilen bu telif-tercüme eserin sahibi olan sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gülşehrî

Cevap

Parçada bahsedilen edebi niteliklere ve kuşların tasavvufi yolculuğunu anlatan alegorik Mantıku't-Tayr adlı esere sahip olan sanatçı Gülşehrî'dir.
Parçada özellikleri anlatılan sanatçı Gülşehrî'dir. 14. yüzyılda Kırşehir'de yaşayan şair, tasavvuf inancını yaymak amacıyla Feridüddin Attar'ın Mantıku't-Tayr adlı alegorik eserini Türkçeye çevirmiş ve esere kendisinden pek muhtelif hikayeler ile eklemeler yaparak telif-tercüme bir nitelik kazandırmıştır. Bu eseriyle Türkçenin edebi dil olmasına büyük katkı sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ipuçlarını (yüzyıl, şehir ve eser içeriği) analiz etmek
Sanatçının 14. yüzyılda yaşadığı, Kırşehir'de Mevleviliği yaydığı ve kuşların Simurg'a yolculuğunu konu alan alegorik bir eseri (Mantıku't-Tayr) olduğu belirlenmiştir.
Soruda yer alan ipuçları bizi doğrudan Feridüddin Attar'ın eserini Türkçe telif-tercüme eden şaire götürür.
2
Seçeneklerdeki şairleri eser ve yüzyıl bakımından karşılaştırmak
Gülşehrî'nin Mantıku't-Tayr eseriyle bu tanıma tam olarak uyduğu, Aşık Paşa'nın Garibnâme ile, Ahmedî'nin İskendername ile öne çıktığı, Sultan Veled'in 13. yüzyılda yaşadığı ve Şeyhî'nin ise 15. yüzyıl sanatçısı olduğu görülür.
Doğru şairi bulmak ve çeldiricileri elemek için şairlerin yaşadığı yüzyıllar ve en bilinen eserleri karşılaştırılmalıdır.

Anahtar Kavram

14. Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8082Soru

Servet-i Fünun Dönemi Türk romanı; teknik olgunluğu, sanatsal üslubu ve psikolojik derinliğiyle Tanzimat Dönemi romanından ayrılır. Bu dönemde Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf, gerek ele aldıkları temalar gerekse kurgu teknikleriyle öne çıkan iki önemli isim olmuştur.

Bu iki sanatçının eserleri üzerinde inceleme yapan bir edebiyat araştırmacısının hazırladığı raporda yer alan aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halit Ziya Uşaklıgil, realizm akımının ilkeleri doğrultusunda kaleme aldığı Aşk-ı Memnu romanında alafranga yaşam tarzına özenen bir ailenin iç dünyasını ve çöküşünü nesnel tasvirlerle aktarmıştır.

Cevap

Halit Ziya Uşaklıgil'in realizm akımının ilkeleri doğrultusunda kaleme aldığı Aşk-ı Memnu romanında alafranga yaşam tarzına özenen bir ailenin iç dünyasını ve çöküşünü nesnel tasvirlerle aktardığı yargısı doğrudur.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu romanı realizm akımının etkisiyle yazılmış olup alafranga hayata özenen Melih Bey takımının ve Adnan Bey ailesinin iç dünyasını, ihtiraslarını ve uğradıkları çöküşü realist tasvirlerle başarıyla yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen romanların yazarlarını ve dönemlerini analiz etmek.
Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu'nun Halit Ziya Uşaklıgil'e; Eylül ve Halas'ın Mehmet Rauf'a; Karabibik'in ise Nabizade Nazım'a ait olduğu tespit edilir.
Yazar ve eser eşleştirmelerindeki yanlışlıkları eleyebilmek için temel bilgileri kontrol etmek gerekir.
2
Eserlerin içeriklerini, temalarını ve yazıldıkları edebi dönemlerin özelliklerini karşılaştırmak.
Aşk-ı Memnu'nun Servet-i Fünun Dönemi'nde realizm akımıyla yazıldığı, alafranga yaşam özentisi ve aile dramını nesnel tasvirlerle sunduğu doğrulanır. Diğer seçeneklerdeki yazar, dönem ve tema eşleştirmelerinin hatalı olduğu belirlenir.
Doğru edebi yargıyı saptamak ve çeldiricileri elemek için.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Romanı ve Temsilcileri
Soru 8083Soru

Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa urup gezer âvâre su

Bu beyitte öne çıkan edebî sanatlar aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hüsn-i ta'lîl - Teşhis

Cevap

Hüsn-i ta'lîl ve teşhis sanatlarının bir arada verildiği seçenek doğrudur. Beyitte suyun akışı güzel bir nedene bağlanmış ve suya insan özelliği verilmiştir.
Doğru seçenekte belirtilen hüsn-i ta'lîl ve teşhis sanatları beyitte belirgin biçimde yer almaktadır. Suyun akması gibi doğal bir olay, sevgilinin ayağının tozuna ulaşma amacıyla açıklanarak hüsn-i ta'lîl yapılmıştır. Ayrıca suyun 'avare' olarak nitelenmesi ve 'başını taştan taşa vurması' ile teşhis (kişileştirme) sanatı gerçekleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte geçen 'başını taştan taşa vurup gezmek' ve 'avare' ifadelerini incelemek.
Suyun (cansız bir varlığın) insan gibi başını taşa vurduğu ve avare gezdiği belirtilerek insana ait özelliklerin suya aktarıldığı (teşhis/kişileştirme sanatı yapıldığı) belirlenir.
İnsana ait özelliklerin insan dışı varlıklara aktarılması teşhis sanatını oluşturur.
2
Suyun taşlar arasında akıp gitmesinin (doğal bir olayın) gerekçesini incelemek.
Suyun akışının, sevgilinin (Hz. Peygamber'in) ayağının tozuna ulaşmak istemesi gibi şairane ve güzel bir nedene bağlandığı (hüsn-i ta'lîl sanatı yapıldığı) belirlenir.
Doğal bir olayın gerçek nedeninin dışında, şairane ve güzel bir nedene bağlanması hüsn-i ta'lîl sanatını oluşturur.

Anahtar Kavram

Edebî Sanatlar (Söz Sanatları)
Soru 8084Soru

Divan edebiyatı; Arap ve Fars edebiyatlarının etkisiyle şekillenmiş, kendine özgü estetik kuralları ve kaynakları olan köklü bir edebi gelenektir. Bu edebi gelenek ve onun genel özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdakilerden hangisi Divan edebiyatı için söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal aksaklıkları düzeltmek amacıyla hak, adalet ve hürriyet gibi kavramları odağa alarak edebi eseri halkı eğitmede bir araç olarak görmüşlerdir.

Cevap

Toplumsal aksaklıkları düzeltmek amacıyla hak, adalet ve hürriyet gibi kavramları odağa alarak edebi eseri halkı eğitmede bir araç olarak görmüşlerdir.
Toplumsal aksaklıkları düzeltmeyi, hak, adalet ve hürriyet gibi kavramları odağa almayı hedefleyen ve edebi eseri halkı eğitmede bir araç olarak gören anlayış, Divan edebiyatına değil Tanzimat I. Dönem edebiyatına aittir. Divan edebiyatı soyut, estetik kaygısı yüksek ve bireysel temalı bir edebiyattır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan edebi özellikleri dönemlerin zihniyetleriyle karşılaştırmak
Gül ve bülbül gibi mazmunların kullanılması, aruz ölçüsü, beyit bütünlüğü (parça güzelliği), Arap-Fars edebiyatı kaynaklı nazım biçimleri ve dinî-mitolojik kaynaklar Divan edebiyatının temel taşlarıdır.
Soruda istenen, Divan edebiyatına ait olmayan özelliğin belirlenmesidir.
2
Edebi eserin halkı eğitme aracı olarak görülmesi ve hak, adalet, hürriyet kavramlarının işlenmesini değerlendirmek
Edebi eserin toplumsal fayda amacıyla kullanılması ve hak, adalet, hürriyet gibi kavramların edebiyata girmesi Şinasi, Namık Kemal gibi sanatçıların öncülük ettiği Tanzimat I. Dönem edebiyatının belirgin özelliğidir.
Divan edebiyatının bireysel, soyut ve 'sanat sanat içindir' ilkesine dayanan yapısıyla bu toplumsal ve faydacı anlayış çelişir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatının Genel Özellikleri ve Kaynakları
Soru 8085Soru

Aşağıda âşık edebiyatı geleneğinden alınmış bazı d��rtlükler ve bu dörtlüklerin ait olduğu nazım biçimi/türü sınıflandırmaları karışık olarak verilmiştir. Dörtlüklerin hece ölçüsü, dil ve tema özelliklerini dikkate alarak sol sütundaki dörtlükleri sağ sütundaki doğru nazım biçimi ve nazım türüyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Behey elâ gözlü dilber
Vakit erişti gidelim
Bize kısmet bu yerlerde
Durmayalım tez gidelim
Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle doğru
Yardan bir haber gelirse
Giderim o yola doğru
Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir
Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda adam beğenmez
Medrese kaçkını şerir yezidi
Ulu yetmiş iki adem beğenmez

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütunda verilen birinci dörtlük Varsağı nazım biçimiyle; ikinci dörtlük Semai biçiminde ve Güzelleme türüyle; üçüncü dörtlük Koşma biçiminde ve Koçaklama türüyle; dördüncü dörtlük ise Koşma biçiminde ve Taşlama türüyle eşleşmelidir.
Dörtlüklerin hece ölçüleri ve konuları incelendiğinde; 'Behey' ünlemli ve 8'li hece ölçülü dörtlük Varsağı nazım biçimiyle; aşk temalı ve 8'li hece ölçülü dörtlük Semai-Güzelleme ile; yiğitlik temalı ve 11'li hece ölçülü dörtlük Koşma-Koçaklama ile; toplumsal yergi barındıran ve 11'li hece ölçülü dörtlük ise Koşma-Taşlama ile tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hece ölçüsünün sayılması
Dörtlüklerin hece sayıları belirlenir: Birinci ve ikinci dörtlükler 8'li, üçüncü ve dördüncü dörtlükler ise 11'li hece ölçüsüyle yazılmıştır.
Âşık edebiyatında hece ölçüsü, nazım biçimlerini (koşma ile semaiyi) birbirinden ayırmak için en temel yapısal unsurdur.
2
Üslup özelliklerinin (ünlemlerin) tespiti
Birinci dörtlükteki 'Behey' ünlemi tespit edilir.
Güney Anadolu'daki Varsak boyuna ait yiğitçe, mertçe bir eda taşıyan ve 'bre, hey, behey' gibi ünlemler barındıran 8'li hece ölçülü şiirler doğrudan Varsağı olarak sınıflandırılır.
3
Dörtlüklerin temalarına (nazım türlerine) göre incelenmesi
İkinci dörtlükte 'yar' ve 'yeşil başlı gövel ördek' gibi aşk/doğa ögeleriyle Güzelleme; üçüncü dörtlükte 'Avşar elleri, arap atlar' gibi yiğitlik ve mücadele ögeleriyle Koçaklama; dördüncü dörtlükte ise 'adam beğenmez, medrese kaçkını' gibi yergi ögeleriyle Taşlama türleri tespit edilir.
Hece ölçüsüyle belirlenen nazım biçimlerinin hangi nazım türüne ait olduğunu anlamak için şiirin ana temasına odaklanılması gerekir.

Anahtar Kavram

Âşık edebiyatı nazım biçimlerini (koşma, semai, varsağı) hece ölçüsü ve üslup özelliklerine göre ayırt etme; nazım türlerini (güzelleme, koçaklama, taşlama) ise tematik özelliklerine göre belirleme.
Soru 8086Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Divan nesri temsilcilerini, sağ sütunda verilen edebî özellikleri veya eserleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Babür Şah
Latîfî
Nâimâ
Koçi Bey

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Babür Şah - Türk edebiyatında ilk anı örneği; Latîfî - Alfabetik sıralamal�� şair tezkiresi; Nâimâ - İlk resmi vakanüvis; Koçi Bey - Siyasi rapor (risale)
Doğru eşleştirmede her yazar kendi özgün eseri ve o eserin Türk edebiyatındaki tarihsel önemiyle eşleşmektedir. Babür Şah ilk anı olan Babürname ile, Latîfî ilk alfabetik tezkireyle, Nâimâ ilk resmi tarihçi olarak, Koçi Bey ise siyasi tahlil içeren risalesi ile anılır.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki yazarları ve edebî kimliklerini inceleyin.
Babür Şah, Latîfî, Nâimâ ve Koçi Bey'in edebî kimlikleri belirlenir.
Doğru eşleştirmenin yapılabilmesi için yazarların temsil ettiği nesir türlerini bilmek gerekir.
2
Yazarları, sağ sütundaki eser tanımlarıyla eşleştirin.
Babür Şah anı türüyle, Latîfî alfabetik tezkireyle, Nâimâ vakanüvislikle, Koçi Bey risaleyle eşleşir.
Yazarların ayırt edici nitelikleri ve eserlerinin türleri bu eşleştirmeyi doğrular.

Anahtar Kavram

Divan Nesri Temsilcileri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8087Soru

İslam ahlakında ahlaki ilkelerin nihai kaynağı vahiydir (Kur’an ve Sünnet). İlahî iradeyle belirlenen bu ilkeler, insanlığa doğru ve yanlışın evrensel ölçütlerini sunar. İnsanın sahip olduğu akıl ise bu evrensel ilkeleri anlamak, kavramak ve değişen hayat şartlarında pratik çözümlere dön��ştürmekle görevlidir. Bunun yanı sıra İslam, toplumların tarihsel süreçte ürettiği örf ve adetleri de dinin inanç ve ahlak esaslarına aykırı düşmediği sürece ahlakın yardımcı kaynakları arasında kabul etmiştir.

Bu parçadan hareketle İslam ahlakının kaynakları ve işleyişi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akıl, vahiyle bildirilen ahlaki ilkelerin doğruluğunu denetleyen nihai hakemdir.

Cevap

Akıl, vahiyle bildirilen ahlaki ilkelerin doğruluğunu denetleyen nihai hakemdir.
İslam ahlak anlayışında selim akıl vahyi anlamak ve uygulamakla yükümlüdür; vahyin doğruluğunu denetleyen veya onun üzerinde hüküm veren nihai bir hakem konumunda değildir. Bu nedenle bu ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metni okuyarak İslam ahlakının kaynaklarını ve aralarındaki ilişkiyi analiz etme.
İslam ahlakının temel kaynağının vahiy olduğu, aklın bunu anlama ve uygulama aracı olduğu, örfün ise dinle çelişmediği sürece yardımcı kaynak olduğu belirlendi.
Soruda istenen 'söylenemez' yargıyı bulmak için öncelikle metindeki doğru ilişkileri tespit etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin metindeki bilgilerle ve genel İslam ahlakı ilkeleriyle karşılaştırılması.
Vahiy, akıl ve örfe dair seçeneklerdeki olumlu/olumsuz tanımlamaların doğruluk değerleri sorgulandı.
Yanlış olan ve metinden çıkarılamayacak yargıyı barındıran seçeneği doğru şekilde teşhis etmek için.
3
Akıl ile vahiy arasındaki yetki ve sınır ilişkisini değerlendirme.
Aklın vahyi denetleyen nihai bir hakem olamayacağı, bilakis onu anlamakla görevli bir araç olduğu sonucuna ulaşıldı.
Doğru cevabın neden bu seçenek olduğunu gerekçelendirerek kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakının Kaynakları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8088Soru

Aşağıda verilen Cumhuriyet Dönemi şiir alıntılarını, bu şiirlerin üslup ve tema özelliklerini yansıtan şairleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliği
Bir dalın altında aramayı bilmedim
Çoklarından düşüyor da bunca
Görmüyorlar düştüğünü
Geçip gidiyorlar yanından
Yerde solgun bir gül oluyor dokununca.
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadeti adından belli
Bilmem etmeli mi ihbar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Verilen alıntılardan 'İşim gücüm budur benim...' Orhan Veli Kanık ile, 'Benim doğduğum köylerde...' Cahit Külebi ile, 'Çoklarından düşüyor da bunca...' Behçet Necatigil ile ve 'Tanıdığım bir ağaç var...' Melih Cevdet Anday ile eşleşmektedir.
Eşleştirmelerin tamamı şairlerin edebi yönelimleri ve şiir poetikalarıyla doğrudan örtüşmektedir. 'İşim gücüm budur benim...' dizesiyle başlayan ve gündelik yaşamın naif bir tablosunu çizen şiir Garip'in öncüsü Orhan Veli'ye; Anadolu'nun doğasını ve çocukluğun saf izlenimlerini modern bir söyleyişle aktaran memleketçi şiir Cahit Külebi'ye; kent yaşamında gözden kaçan detayları, yalnızlığı ve hüznü 'evler şairi' duyarlılığıyla işleyen dizeler Behçet Necatigil'e; sıradan bir sokak ağacının varoluşunu hafif ve nükteli bir dille ele alan şiir ise Melih Cevdet Anday'a aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiir alıntılarının biçim, dil ve tema özelliklerini analiz etmek.
İlk ve dördüncü şiirlerin ölçüsüz, kafiyesiz, günlük konuşma diliyle yazılmış yalın ve ironik; ikinci şiirin Anadolu/köy temasını işleyen lirik; üçüncü şiirin ise kent insanının yalnızlığını anlatan bireysel ve kapalı bir üsluba sahip olduğu belirlenir.
Şairlerin bağlı oldukları edebi yönelimleri tespit edebilmek için şiirlerin üslup özelliklerini anlamak gerekir.
2
İlk ve dördüncü alıntıları Garip Akımı (I. Yeni) ilkeleriyle ilişkilendirmek.
Orhan Veli Kanık'ın 'Dalgacı Mahmut' şiiri ile Melih Cevdet Anday'ın 'Rahatı Kaçan Ağaç' şiirinin Garip akımının getirdiği sıradan insanı ve şaşırtmayı temel alan yapısıyla örtüştüğü görülür.
Garip şairlerinin dil ve biçim serbestliğini, günlük hayatı şiire yansıtma biçimlerini ayırt etmek.
3
İkinci ve üçüncü alıntıları Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir temsilcileriyle ilişkilendirmek.
Cahit Külebi'nin memleketçi ve lirik tarzı ile Behçet Necatigil'in 'evler', 'aile' ve bireyin yalnızlığı gibi temalara yönelen kapalı/hüzünlü tarzının Garip dışı yenilikçi şiire ait olduğu saptanır.
Garip dışı bağımsız şairlerin şiirsel estetiği koruyarak yeniliği nasıl sürdürdüklerini belirlemek.

Anahtar Kavram

Garip Akımı (I. Yeni) ve Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir temsilcilerinin üslup ve tema farkları
Soru 8089Soru

Divan edebiyatı düzyazı (nesir) geleneğiyle ilgili araştırma yapan bir öğrenci, hazırlayacağı sunum için şu bilgileri kartlara not etmiştir:

* XV. yüzyılda Anadolu sahasında süslü nesrin ilk ve en önemli temsilcisi kabul edilen yazarın, secilerle örülü münacat türündeki eseri.
* II. Murad'ın isteğiyle Farsçadan Türkçeye çevrilen, sade nesrin en başarılı ve karakteristik örneklerinden biri kabul edilen nasihatname türündeki eser.
* XVI. yüzyılda Hindistan'dan dönüş yolculuğunu ve karşılaşılan maceraları sade bir dille aktaran, edebiyatımızdaki ilk gezi yazısı örneklerinden olan eser.
* XVII. yüzyılda yaşamış ünlü bilim insanının; tütün, kahve, musiki ve benzeri dönemin tartışmalı dini ve sosyal konularını akılcı bir yaklaşımla ele aldığı eseri.

Buna göre öğrencinin hazırladığı kartlarda aşağıdaki eserlerden hangisine ait bir bilgiye yer verilmemiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heşt Behişt

Cevap

Heşt Behişt
Verilen bilgiler incelendiğinde; XV. yüzyılda Anadolu sahasında süslü nesrin ilk örneği kabul edilen eser Tazarrunâme'dir. II. Murad'ın isteğiyle Farsçadan çevrilen sade nesir örneği Kâbusnâme'dir. XVI. yüzyılda yazılan ve ilk gezi yazısı kabul edilen eser Mir'atü'l-Memalik'tir. XVII. yüzyıldaki güncel dini ve sosyal tartışmaları ele alan eser ise Mîzânü'l-Hakk'tır. Heşt Behişt ise Sehi Bey'in kaleme aldığı Anadolu sahasındaki ilk şairler tezkiresidir ve kartlardaki bilgilerde bu esere değinilmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kartta verilen birinci bilgiyi analiz etme.
XV. yüzyılda Anadolu sahasında süslü nesrin ilk örneği olan ve secili diliyle tanınan münacatın Sinan Paşa'ya ait Tazarrunâme olduğu belirlenir.
Birinci karttaki bilginin hangi esere ait olduğunu saptamak için.
2
Kartta verilen ikinci bilgiyi analiz etme.
II. Murad'ın isteğiyle Farsçadan sade bir dille çevrilen nasihatname türündeki eserin Mercimek Ahmet'e ait Kâbusnâme olduğu belirlenir.
İkinci karttaki bilginin hangi esere ait olduğunu saptamak için.
3
Kartta verilen üçüncü bilgiyi analiz etme.
XVI. yüzyılda Hindistan'dan dönüş yolculuğunu anlatan ve ilk seyahatname örneklerinden olan eserin Seydi Ali Reis'e ait Mir'atü'l-Memalik olduğu belirlenir.
Üçüncü karttaki bilginin hangi esere ait olduğunu saptamak için.
4
Kartta verilen dördüncü bilgiyi analiz etme.
XVII. yüzyılda tütün, kahve gibi dönemin güncel ve tartışmalı konularını akılcı bir dille ele alan eserin Kâtib Çelebi'ye ait Mîzânü'l-Hakk fî İhtiyâri'l-Ahakk olduğu belirlenir.
Dördüncü karttaki bilginin hangi esere ait olduğunu saptamak için.
5
Seçeneklerde kalan son eserin niteliğini belirleme.
Heşt Behişt'in Sehi Bey tarafından yazılan Anadolu sahasındaki ilk tezkire (biyografi) örneği olduğu ve kartlardaki hiçbir bilgiyle eşleşmediği sonucuna ulaşılır.
Kartlarda yer verilmeyen eseri bulup doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Divan Nesri ve Temsilcileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8090Soru

Aşağıdaki günlük hayat örneklerini, İslam dininde bu davranışların 'salih amel' olarak nitelendirilmesini engelleyen temel şartlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir iş insanının, çevresinde cömert olarak tanınmak ve ticari prestijini artırmak amacıyla bir yetimhanenin masraflarını üstlenmesi.
Bir kimsenin, ihtiyaç sahiplerine dağıtmak amacıyla haksız yollarla elde ettiği kazancı bir vakfa bağışlaması.
Yaratıcıya ve ahiret gününe inanmayan bir kişinin, yalnızca insani duyarlılıkla sokak hayvanları için barınak yaptırması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bir iş insanının prestij kazanmak amacıyla yaptığı bağış ihlas ilkesinin göz ardı edilmesiyle; haksız kazançla yapılan bağış amelin meşru ve helal olması kuralının ihlal edilmesiyle; inanmayan birinin sokak hayvanlarına barınak yapması ise iman bağı şartının bulunmamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; prestij kazanmak için yapılan yardım ihlas eksikliğiyle, haksız kazançla yapılan iyilik meşruiyet ihlaliyle, iman etmeyen birinin yaptığı iyilik ise iman ön şartının bulunmaması ilkesiyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durumdaki iş insanının amacını analiz etmek.
İş insanının davranışı gösteriş ve prestij (riya) amacı taşıdığından, ibadet ve amellerde yalnızca Allah'ın hoşnutluğunu gözetmeyi ifade eden 'ihlas' ilkesine aykırıdır. Bu nedenle ihlasın göz ardı edilmesi seçeneğiyle eşleşir.
Amellerin niyet boyutu, salih amel değerlendirmesinde belirleyici unsurdur.
2
İkinci durumdaki hayır faaliyetinin kaynağını incelemek.
Haksız yollarla elde edilen kazancın bağışlanması, amelin meşru ve helal olması kuralını çiğner. İslam'da meşru olmayan yollarla yapılan iyilikler salih amel olarak kabul edilmez.
Salih amelin hem niyet hem de uygulanan yöntem ve kaynak açısından dinin sınırlarına uygun olması zorunludur.
3
Üçüncü durumdaki kişinin inanç durumunu değerlendirmek.
İman etmemiş bir kimsenin yaptığı güzel davranışlar ahlaki açıdan değerli olsa da, İslam inanç sisteminde salih amel olarak adlandırılabilmesi için iman ön şartı aranır. Dolayısıyla iman bağı şartının yokluğu seçeneğiyle eşleşir.
Kur'an-ı Kerim'de salih ameller neredeyse her zaman iman kavramıyla birlikte (iman edip salih amel işleyenler şeklinde) zikredilir.

Anahtar Kavram

Salih Amelin Kabul Şartları ve Önündeki Engeller
Soru 8091Soru

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatında roman ve hikaye türlerinin gelişim sürecinde yayımlanan aşa��ıdaki anlatı eserlerini, ilk baskı (yayımlanma) tarihlerine göre kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eserlerin ilk baskı yıllarına göre kronolojik sıralaması: Yeniçeriler (1871) - İntibah (1876) - Cezmi (1880) - Turfanda mı yoksa Turfa mı? (1890) - Araba Sevdası (1896) şeklindedir.
Tanzimat Dönemi'nin önemli anlatı eserlerinin ilk yayımlanma yılları sırasıyla şöyledir: Yeniçeriler 1871'de, İntibah 1876'da, Cezmi 1880'de, Turfanda mı yoksa Turfa mı? 1890'da ve Araba Sevdası ise 1896'da yayımlanmıştır. Bu durum kronolojik sıralamayı doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin ilk yayımlanma yıllarını belirleme
Yeniçeriler: 1871, İntibah: 1876, Cezmi: 1880, Turfanda mı yoksa Turfa mı?: 1890, Araba Sevdası: 1896
Kronolojik sıralamayı doğru yapabilmek için eserlerin ilk baskı tarihlerini bilmek gerekir.
2
Yılları en eskiden en yeniye doğru sıralama
1871 < 1876 < 1880 < 1890 < 1896
İstenen sıralama eskiden yeniye doğrudur.
3
Eserleri doğru tarih sırasıyla eşleştirme
Yeniçeriler - İntibah - Cezmi - Turfanda mı yoksa Turfa mı? - Araba Sevdası
Tarihsel sıralamaya göre eser kimliklerini dizmek.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatında roman ve hikaye türlerinin tarihsel gelişimi ve önemli kilometre taşları.
Soru 8092Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen 13. ve 14. yüzyıl Divan edebiyatı sanatçılarını, sağ sütundaki kendilerine ait belirgin özellikleri ve edebi yönleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gülşehrî
Ahmedî
Kadı Burhaneddin
Seyyid Nesîmî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gülşehrî - Tasavvufi mertebeleri kuşların sembolik yolculuğu üzerinden anlatan eser; Ahmedî - Büyük İskender'in fetihlerini konu alan eser; Kadı Burhaneddin - Azeri Türkçesiyle tuyuğ yazan hükümdar şair; Seyyid Nesîmî - Hurufilik inancını savunan lirik şair eşleşmeleri doğrudur.
Gülşehrî, Mantıku't-Tayr eserinin sahibi olarak kuşların yolculuğunu anlatır; Ahmedî, İskendername'nin yazarıdır; Kadı Burhaneddin, tuyuğ yazan hükümdar şairdir; Seyyid Nesîmî ise Hurufilik felsefesini benimseyen lirik şairdir. Eşleştirmeler bu tanımlara tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sanatçıların temel edebi yönelimlerini belirlemek
Gülşehrî ve Seyyid Nesîmî tasavvufi/lirik yönüyle, Ahmedî mesnevi yazarlığıyla, Kadı Burhaneddin ise tuyuğları ve devlet adamlığıyla bilinmektedir.
Şairlerin ayırt edici edebi kimliklerini belirlemek doğru eşleşmeye ulaşmayı sağlar.
2
Eserler ile şairleri eşleştirmek
Mantıku't-Tayr (kuşların yolculuğu) Gülşehrî ile; İskendername (İskender'in fetihleri) Ahmedî ile eşleşir.
Edebi eserlerin konu içerikleri doğrudan şairleriyle ilişkilidir.
3
Nazım biçimleri ve düşünsel akımları şairlerle eşleştirmek
Tuyuğ nazım biçimi ve Azeri Türkçesi Kadı Burhaneddin ile; Hurufilik inancı ve coşkulu lirik divan şiirleri ise Seyyid Nesîmî ile eşleşir.
Kadı Burhaneddin ve Seyyid Nesîmî'nin şiirlerindeki özgün biçimsel ve düşünsel unsurlar en belirgin ayırt edici özellikleridir.

Anahtar Kavram

13. ve 14. Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri
Soru 8093Soru

Klasik mantıkta ters döndürme; bir önermenin doğruluk değerini ve niteliğini değiştirmeden, öznesinin karşıt halini yüklem, yükleminin karşıt halini ise özne yapma işlemidir.

Buna göre, 'Hiçbir canlı taş değildir.' önermesinin mantık kurallarına uygun ters döndürmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bazı taş olmayanlar canlı olmayan değildir.

Cevap

Bazı taş olmayanlar canlı olmayan değildir.
Tümel olumsuz (E) bir önermenin ters döndürmesi tikel olumsuz (O) bir önerme olur. 'Hiçbir canlı taş değildir' önermesinde özne 'canlı', yüklem ise 'taş'tır. Ters döndürme kurallarına göre yüklemin olumsuzu (taş olmayan) yeni önermenin öznesi, öznenin olumsuzu (canlı olmayan) ise yeni önermenin yüklemi yapılır. Niceliği tikel (Bazı), niteliği ise olumsuz (değildir) olan bu yeni önerme 'Bazı taş olmayanlar canlı olmayan değildir' şeklinde ifade edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Önermenin nicelik, nitelik ve terimlerini belirleme
'Hiçbir canl�� taş değildir' önermesi tümel olumsuz (E) formdadır. Özne (S) 'canlı', yüklem (P) 'taş'tır.
Döndürme kurallarını doğru uygulayabilmek için öncelikle mevcut önermenin türünü ve öğelerini tespit etmek gerekir.
2
Ters döndürme kuralını uygulama
Tümel olumsuz (E) bir önermenin ters döndürmesi tikel olumsuz (O) olur. Kural gereği önerme 'Bazı olmayan-P'ler olmayan-S değildir' formuna çevrilmelidir.
Ters döndürmede terimlerin olumsuzlarının alınarak yer değiştirilmesi ve kurallara uygun nicelik-nitelik eşleşmesinin yapılması zorunludur.
3
Terimleri yerleştirerek sonuç önermesini oluşturma
'olmayan-P' yerine 'taş olmayan', 'olmayan-S' yerine 'canlı olmayan' getirilerek tikel olumsuz biçimde 'Bazı taş olmayanlar canlı olmayan değildir' önermesi elde edilir.
Belirlenen kural kalıbına Türkçe terimlerin yerleştirilmesiyle mantıksal açıdan geçerli ve eş değer olan ters döndürülmüş önerme kurulur.

Anahtar Kavram

Tümel olumsuz bir önermenin ters döndürme kuralı

Alternatif Yöntem

Ters döndürme kurallarını akılda tutmak için 'E-C-İ-P' (düz döndürme için: A->I, E->E, I->I, O->Yok) ve 'A-B-O-G' (ters döndürme için: A->A, E->O, I->Yok, O->O) sesli harf kodlamaları kullanılabilir. Bu kodlamaya göre E (Tümel Olumsuz) önermesinin ters döndürmesi O (Tikel Olumsuz) önermedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8094Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri Servet-i Fünun Dönemi Türk edebiyatı bilgileriniz doğrultusunda uygun yazar ve eser adlarıyla doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Servet-i Fünun Dönemi'nde, Türk romanının teknik açıdan Batılı bir kimlik kazanmasında öncü rol üstlenen ve Servet-i Fünun kuşağının hayal-hakikat çatışmasını Ahmet Cemil karakteri üzerinden anlatan yazar olarak kabul edilir. Bu dönemde onun kadar süslü bir üslup kullanmayan, ruh tahlillerine ağırlık vererek edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olan adlı eseri kaleme alan yazar ise olarak edebiyat tarihindeki yerini almıştır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'Halit Ziya Uşaklıgil' (veya 'Halit Ziya'), ikinci boşluğa 'Eylül', üçüncü boşluğa 'Mehmet Rauf' yazılmalıdır.
Verilen parçada boşluklar sırasıyla Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk modernist/teknik olgunluğa sahip eserleri yazan Halit Ziya Uşaklıgil, ilk psikolojik roman olan Eylül ve bu eserin yazarı olan Mehmet Rauf ile doldurulmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen 'Ahmet Cemil' karakteri ve Türk romanının Batılı anlamda teknik olgunluğa ulaştırılması bilgisinden yola çıkılarak ilk boşluğa getirilmesi gereken yazar tespit edilir.
İlk boşluğa 'Halit Ziya Uşaklıgil' yazılmalıdır.
Ahmet Cemil, Servet-i Fünun kuşağını temsil eden Mai ve Siyah romanının başkahramanıdır ve bu eserin yazarı Halit Ziya Uşaklıgil'dir.
2
Metindeki 'edebiyatımızın ilk psikolojik romanı' ifadesinden hareketle ikinci boşluğa gelecek eser belirlenir.
İkinci boşluğa 'Eylül' yazılmalıdır.
Türk edebiyatında ilk psikolojik roman kabul edilen eser Eylül'dür.
3
Eylül romanının yazarının kim olduğu belirlenerek üçüncü boşluk doldurulur.
Üçüncü boşluğa 'Mehmet Rauf' yazılmalıdır.
Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olan Eylül, Mehmet Rauf tarafından kaleme alınmıştır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun romanının önde gelen iki ismi olan Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf'un eserleri, karakterleri ve üslup özellikleri bakımından karşılaştırılması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8095Soru

Divânu Lugâti't-Türk'ün genel özellikleri, yazılış amacı ve yapısına dair sol sütunda verilen kavramları, sağ sütunda verilen en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

El-Muktedî bi-Emrillah
Hakaniye Türkçesi
Arapça
Balasagun

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

El-Muktedî bi-Emrillah ile sözlüğün sunulduğu Abbasi halifesi; Hakaniye Türkçesi ile Geçiş Dönemi Türk edebi yazı dili; Arapça ile Türkçe kelimelerin anlamlarını açıklamak için kullanılan esas dil; Balasagun ile haritanın merkezinde yer alan tarihi şehir eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede: El-Muktedî bi-Emrillah eserin sunulduğu Abbasi halifesi açıklamasıyla; Hakaniye Türkçesi eserin temel yazı dili açıklamasıyla; Arapça kelimelerin anlamlarının açıklandığı aracı dil açıklamasıyla; Balasagun ise haritanın merkezindeki şehir açıklamasıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk kavram olan El-Muktedî bi-Emrillah'ın Divânu Lugâti't-Türk ile olan tarihi ilişkisi belirlenir.
Bu isim, Kaşgarlı Mahmut'un Bağdat'ta tamamladığı sözlüğü sunduğu Abbasi halifesidir.
Eserin ithaf edildiği makamı ve kişiyi doğru eşleştirmek için.
2
İkinci kavram olan Hakaniye Türkçesi incelenir.
Hakaniye Türkçesi (Karahanlı Türkçesi), eserdeki kelimelerin ve Geçiş Dönemi eserlerinin yazıldığı edebi Türk yazı dilidir.
Eserin dilsel temelini oluşturan edebi lehçeyi bulmak için.
3
Üçüncü kavram olan Arapça kelimesinin eserdeki rolü tespit edilir.
Divânu Lugâti't-Türk, Araplara Türkçe öğretmeyi amaçladığından açıklama dili Arapçadır.
Sözlükte Türkçe kelimelerin anlamlandırılmasında kullanılan aracı dili belirlemek için.
4
Dördüncü kavram olan Balasagun coğrafi adının eserdeki yeri bulunur.
Balasagun, eserin sonundaki meşhur Türk dünyası haritasının tam merkez noktası olarak çizilmiştir.
Haritada merkez kabul edilen ve önem verilen şehri saptamak için.

Anahtar Kavram

Divânu Lugâti't-Türk'ün yazar metodu, ithaf edildiği şahsiyet, yazım dili, lehçe özellikleri ve harita bilgisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8096Soru

Bir mantık dersinde öğretmen tahtaya şu iki çıkarımı yazar:

I. Çıkarım:
* Bütün insanlar solunum yapar.
* Sokrates bir insandır.
* O hâlde Sokrates solunum yapar.

II. Çıkarım:
* Bütün balıklar karada yaşar.
* Hamsi bir balıktır.
* O hâlde hamsi karada yaşar.

Öğrencilerden Elif, bu çıkarımları inceledikten sonra şu iddiada bulunur:
"Birinci çıkarımda hem öncüller hem de sonuç dış dünyadaki gerçeklikle uyuşmaktadır. İkinci çıkarımda ise 'Bütün balıklar karada yaşar' öncülü ile 'O hâlde hamsi karada yaşar' sonuç önermesi gerçekliğe aykırıdır. Bu nedenle birinci çıkarım mantıksal olarak doğru, ikinci çıkarım ise mantıksal olarak yanlıştır."

Buna göre, Elif'in yaptığı değerlendirme ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgi doğruluğu (içeriksel doğruluk) ile mantıksal doğruluğu (biçimsel doğruluk) karıştırmış; ikinci çıkarımın öncüllerinin olgusal olarak yanlış olmasından hareketle çıkarımın biçimsel olarak da geçersiz olduğunu savunmuştur.

Cevap

Elif'in bilgi doğruluğu ile mantıksal doğruluğu karıştırarak, ikinci çıkarımın öncüllerinin olgusal olarak yanlış olmasından dolayı onun biçimsel olarak da geçersiz olduğunu savunması doğrudur.
Mantıksal doğruluk (biçimsel doğruluk), bir akıl yürütmenin öncülleri ile sonucu arasındaki mantıksal ilişkinin doğruluğudur ve biçimsel geçerlilikle ilgilidir. Bilgi doğruluğu (içeriksel doğruluk) ise önermelerin bildirdiği konunun dış dünyadaki gerçeklikle uyuşmasıdır. İkinci çıkarımda 'Bütün balıklar karada yaşar' ifadesi olgusal olarak yanlış olsa da, çıkarım biçimsel olarak geçerlidir. Doğru cevap seçeneğinde belirtildiği gibi, Elif önermelerin olgusal olarak yanlış olmasından yola çıkarak çıkarımın mantıksal açıdan da geçersiz olduğunu ileri sürerek bu iki doğruluk türünü birbirine karıştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Çıkarımların mantıksal yapısını ve geçerliliğini incelemek.
Her iki çıkarım da tümdengelim formundadır (Bütün A'lar B'dir, C bir A'dır, o hâlde C bir B'dir). Bu form biçimsel (mantıksal) açıdan tamamen geçerlidir.
Bir akıl yürütmenin mantıksal doğruluğu, önermelerin içeriğinden bağımsız olarak biçimsel kurallara uygunluğu ile belirlenir.
2
Önermelerin bilgi doğruluğunu (olgusal doğruluğunu) kontrol etmek.
Birinci çıkarımdaki tüm önermeler olgusal olarak doğrudur. İkinci çıkarımda ise 'Bütün balıklar karada yaşar' öncülü ve 'Hamsi karada yaşar' sonucu olgusal olarak yanlıştır.
Bilgi doğruluğu, önermelerin dış dünyadaki nesnel gerçeklikle uyuşup uyuşmadığını test eder.
3
Elif'in iddiasını analiz etmek.
Elif, ikinci çıkarımın olgusal olarak yanlış olmasından ötürü mantıksal olarak da yanlış (geçersiz) olduğunu iddia etmiştir. Bu durum bilgi doğruluğu ile mantıksal doğruluğun birbirine karıştırıldığını gösterir.
Geçerli bir çıkarımın öncülleri yanlış olsa dahi biçimsel geçerliliği (mantıksal doğruluğu) korunur.

Anahtar Kavram

Mantıksal doğruluk (biçimsel doğruluk) ve bilgi doğruluğu (içeriksel doğruluk) arasındaki ayrım.
Soru 8097Soru

Fecr-i Âti topluluğunun önemli şair ve oyun yazarlarından biridir. Şiirlerinde genellikle aşk ve kadın temalarını işlemiş, adalar ve deniz manzarasını betimlediği için 'Adalar Şairi' olarak tanınmıştır. Edebiyat dünyasında oyun yazarlığıyla da adından söz ettiren sanatçının *Ruh-ı Sanat* adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır. Ayrıca Şehabettin Süleyman ile ortaklaşa kaleme aldığı tiyatro oyunları da mevcuttur.

Bu parçada tanıtılan Fecr-i Âti sanatçısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tahsin Nahit

Cevap

Tahsin Nahit
Parçada verilen 'Adalar Şairi' unvanı, Ruh-ı Sanat şiir kitabı ve Şehabettin Süleyman ile ortak tiyatro yazma bilgileri doğrudan Tahsin Nahit'i işaret etmektedir. Tahsin Nahit, Fecr-i Âti şiirinin en lirik ve önemli temsilcilerindendir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar kelimeleri ve bilgileri belirleme
Sanatçının 'Adalar Şairi' olarak tanındığı, Ruh-ı Sanat adlı şiir kitabının bulunduğu ve Şehabettin Süleyman ile ortak tiyatro eserleri yazdığı tespit edilmiştir.
Soruda tanıtılan sanatçının kim olduğunu belirlemek için ayırt edici unvan ve eser bilgilerini analiz etmek gerekir.
2
Elde edilen verileri seçeneklerdeki sanatçılarla eşleştirme
Bu özellikler doğrudan Fecr-i Âti şairi ve oyun yazarı olan şahsiyete işaret etmektedir.
'Adalar Şairi' unvanı ve Ruh-ı Sanat eseri edebiyatımızda bu sanatçıyla özdeşleşmiştir.
3
Doğru seçeneği belirleme
Tanıtılan sanatçının Tahsin Nahit olduğu sonucuna varılır.
Elde edilen tüm biyografik ve bibliyografik veriler bu ismi doğrulamaktadır.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti şairlerinden Tahsin Nahit'in edebi kişiliği, unvanı ve eserleri
Soru 8098Soru

Aşağıda sol sütunda Divan edebiyatından alınan beyitler, sağ sütunda ise bu beyitlerin ait olabileceği nazım şekilleri verilmiştir. Beyitleri biçim ve içerik özelliklerine göre en uygun nazım şekliyle eşle��tiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyız cânâ / Muhabbet mülkünün sultân-ı âlî-şânıyız cânâ
Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su / Kim bu denli tutuşan odlara kılmaz çare su
Bir eşek var idi zaîf ü nizâr / Yük elinden anın katı bîzâr
Dehr bir meclistir onda sâkî-i devrân ecel / Kime bir peymâne sundu akıbet toprağa kor

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Lirik aşk temalı aa kafiyeli birinci beyit gazelle; naat türündeki aa kafiyeli ikinci beyit kasideyle; hikaye edici aa kafiyeli üçüncü beyit mesneviyle; felsefi temalı ab kafiyeli dördüncü beyit ise kıtayla eşleşir.
Lirik aşk temalı aa kafiyeli birinci beyit gazelle; naat türündeki aa kafiyeli ikinci beyit kasideyle; hikaye edici aa kafiyeli üçüncü beyit mesneviyle; felsefi temalı ab kafiyeli dördüncü beyit ise kıtayla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemalarının çıkarılması
İlk üç beyit aa kafiye düzenindedir. Dördüncü beyit ise ab (xa) kafiye düzenine sahiptir.
Divan şiirinde beyitlerle kurulan nazım şekillerinde kafiye örgüsü en belirleyici biçimsel unsurdur.
2
Kendi arasında kafiyeli (aa) olan beyitlerin içeriksel analizinin yapılması
Birinci beyitteki lirik aşk ifadesi gazel nazım şekline; ikinci beyitteki Peygamber'e duyulan sevgi teması (naat) kasideye; üçüncü beyitteki alegorik olay anlatımı ise mesneviye işaret eder.
aa kafiye düzenine sahip matla beyitlerini birbirinden ayırmak için temanın ve üslubun çözümlenmesi gerekir.
3
Matlasız olan beyit yapısının değerlendirilmesi
Dördüncü beyit hem ab (xa) kafiye düzenine sahip olması hem de ecel ve dünya üzerine felsefi bir düşünceyi işlemesi sebebiyle kıta nazım şekli ile örtüşür.
Kıtalar genellikle matlasız (ab/xa) başlar ve felsefi, ahlaki ya da hiciv içerikli konularda kaleme alınır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinin (gazel, kaside, mesnevi, kıta) kafiye düzeni, konu ve anlatım özelliklerine göre tespit edilmesi.
Soru 8099Soru

Samipaşazade Sezai'nin Tanzimat Dönemi'nde esaret temasını işleyen *Sergüzeşt* romanının olay örgüsü dikkate alındığında, aşağıda verilen olayları romanın kronolojik akış��na göre eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Olayların doğru kronolojik sıralaması: İlk olarak Dilber'in İstanbul'daki memur evine satılması, ardından Asaf Paşa'nın konağındaki eğitim ve uyum süreci, Celal ile aralarında başlayan trajik aşk, bu aşkın ardından Mısır'a satılması ve Cevher ile kaçı�� planı yapması, son olarak da Cevher'in ölümü üzerine Nil Nehri'ne atlayarak intihar etmesi şeklindedir.
Sergüzeşt romanında Dilber'in trajik öyküsü doğrusal bir kronolojiyle ilerler. Hikaye, Dilber'in Kafkasya'dan getirilip satıldığı memur evindeki eziyetlerle başlar. Ardından Asaf Paşa konağına satılması ve burada Celal ile tanışıp âşık olmasıyla gelişir. İlişkinin ortaya çıkmasıyla Mısır'daki konağa satılır ve orada Cevher ile kaçış planları yapar. Son olarak kaçış sırasında Cevher'in ölmesi üzerine çaresiz kalan Dilber Nil Nehri'ne atlayarak intihar eder.

Adım Adım Çözüm

1
Romandaki başlangıç durumunu tespit etmek
Dilber'in Kafkasya'dan kaçırılıp İstanbul'da bir memur evine satılması olay örgüsünün giriş bölümüdür.
Olayların çıkış noktası kahramanın ilk esaret deneyimidir.
2
Kahramanın mekan değiştirmesini ve gelişimini izlemek
Dilber'in Asaf Paşa'nın konağına geçerek burada eğitim görmesi ve uyum sağlaması kronolojide ikinci sıradadır.
Bu geçiş, kahramanın sosyal çevre ve yaşam standartlarındaki değişimi gösterir.
3
Düğüm noktasını başlatan ana çatışmayı belirlemek
Celal ile Dilber arasındaki imkânsız aşkın filizlenmesi üçüncü sıradadır.
Bu aşk, romanın trajik yönünü çizen ve sürgün sürecini başlatan temel olaydır.
4
Sürgün ve kurtuluş çabasını analiz etmek
Dilber'in Mısır'a satılması ve harem ağası Cevher ile kaçış planı yapması dördüncü sıradadır.
Aşkın ortaya çıkması kahramanın evden uzaklaştırılmasına ve Mısır'a gönderilmesine neden olmuştur.
5
Romanın çözüm (son) kısmını belirlemek
Cevher'in ölümüyle çaresiz kalan Dilber'in Nil'e atlayarak intihar etmesi beşinci ve son sıradadır.
Bu olay, esarete karşı canı pahasına direnme temasını içeren ve romanı sonlandıran trajik çözümdür.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi romanlarında olay örgüsü ve tema gelişimi (Sergüzeşt örneği)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8100Soru

Tanzimat I. Dönem Türk edebiyatı; sanata, toplumu eğiten ve dönüştüren bir araç misyonu yükleyen şairlerin şekillendirdiği bir edebi evredir. Bu dönem sanatçıları, biçimsel açıdan Divan şiiri geleneğini büyük ölçüde sürdürseler de içerikte vatan, millet, hürriyet, adalet, kanun ve akıl gibi kavramları işleyerek köklü yenilikler yapmışlardır.

Buna göre, aşağıda verilen beyitlerden hangisinin Tanzimat I. Dönem şiir anlayışını yansıttığı söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gül hazin, sümbül perişan, bağ-ı zârın şevki yok
Derd-i hicranımla ağlar nâlân olur şimdi kuşlar

Cevap

Gül hazin, sümbül perişan, bağ-ı zârın şevki yok / Derd-i hicranımla ağlar nâlân olur şimdi kuşlar
Gül hazin, sümbül perişan, bağ-ı zârın şevki yok / Derd-i hicranımla ağlar nâlân olur şimdi kuşlar dizeleri Tanzimat II. Dönem sanatçısı Recaizade Mahmut Ekrem'e aittir. Tanzimat II. Dönem'de 'sanat sanat içindir' ilkesi benimsenmiş; vatan, hürriyet, adalet gibi toplumsal temalar yerine aşk, ölüm, hüzün ve doğa gibi tamamen bireysel konulara yönelinmiştir. Dolayısıyla bu beyit Tanzimat I. Dönem'in toplumsal şiir çizgisine ait değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen beyitlerin temalarını ve kullanılan anahtar kavramları incelemek.
Dört beyitte sırasıyla vatan-millet-kanun, toplumsal eleştiri, vatan sevgisi ve akıl-idrak kavramlarının öne çıktığı; bir beyitte ise gül, sümbül, kuşlar gibi doğa unsurları üzerinden bireysel bir ayrılık acısının işlendiği görülür.
Tanzimat I. Dönem şiirini belirleyen temel unsurun toplumsal fayda (vatan, millet, hürriyet, adalet) ve akılcılık olduğunu tespit etmek gerekir.
2
Beyitlerin hangi dönem ve sanatçılara ait olduğunu belirlemek.
Toplumsal ve akılcı temalara sahip beyitlerin Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi Tanzimat I. Dönem şairlerine ait olduğu; bireysel hüzün içeren beyitin ise Tanzimat II. Dönem şairi Recaizade Mahmut Ekrem'e ait olduğu belirlenir.
Tanzimat I. ve II. Dönem sanatçılarının edebi anlayış farklarını ve dönem sınırlarını ayırt edebilmek.
3
Tanzimat I. Dönem şiir anlayışıyla bağdaşmayan seçeneği tespit etmek.
Recaizade Mahmut Ekrem'e ait olan ve tamamen bireysel, içsel bir acıyı doğa tasvirleriyle ele alan beyit, Tanzimat I. Dönem'in toplumsal ve öğretici şiir anlayışıyla örtüşmemektedir.
Doğru seçeneği dönem özellikleri ve şairlerin edebi yönelimleri doğrultusunda doğrulamak.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. Dönem ve II. Dönem Şiirinin Tematik ve Sanat Anlayışı Farkları
ÖncekiSayfa 405 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin