Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2421Soru

Din ve birey ilişkisi bağlamında önem taşıyan bazı temel kavramlar ile bu kavramların bireysel düzeydeki yansımalarını içeren açıklamalar aşağıda verilmiştir. Buna göre, sol sütunda yer alan kavramlar sağ sütundaki hangi açıklamalarla doğru şekilde eşleştirilmelidir?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fıtrat
Tevhid
İbadet
Takva

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fıtrat kavramı insanın doğuştan gelen inanma eğilimiyle, Tevhid kavramı iç dünyadaki inanç büt��nlüğüyle, İbadet kavramı bireyi arındıran düzenli eylemlerle, Takva kavramı ise kötülüklerden sakınma gayreti ve sorumluluk bilinciyle eşleşmelidir.
Fıtrat kavramı doğuştan gelen temiz inanma eğilimini, Tevhid inancı tek ilah inancıyla sağlanan iç bütünlüğü, İbadet manevi arınma eylemlerini, Takva ise sorumluluk bilinciyle kötülüklerden sakınmayı ifade ettiğinden eşleştirmeler bu doğrultuda yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Fıtrat kavramının tanımını belirleyip uygun açıklamayla eşleştirme.
Fıtrat kavramı, insanın doğuştan getirdiği inanma eğilimi ve temiz yapısı olarak tanımlanır. Bu tanım, insanın doğuştan getirdiği yönelme eğilimini ifade eden açıklamayla eşleşmektedir.
Din ve birey ilişkisinde fıtrat, bireyin inanmaya olan doğuştan gelen yatkınlığını ve safiyetini temsil eder.
2
Tevhid kavramının tanımını belirleyip uygun açıklamayla eşleştirme.
Tevhid kavramı, Allah'ın birliği inancıdır. Bu inanç, bireyin zihninde ve kalbinde sadece tek bir yaratıcıyı kabul ederek iç dünyasında tutarlı bir bütünlük yakalamasını ifade eden açıklamayla eşleşmektedir.
Tevhid inancı, bireyin hayatı tek bir merkezden anlamlandırmasını sağlayarak iç huzuru ve inanç bütünlüğünü destekler.
3
İbadet kavramının tanımını belirleyip uygun açıklamayla eşleştirme.
İbadet kavramı, Yaratıcı'nın rızasını kazanmak için yapılan eylemleri kapsar. Bu tanım, bireyin O'nun rızasını kazanmak amacıyla gerçekleştirdiği ve kendisini maddi-manevi arındıran düzenli eylemleri içeren açıklamayla eşleşmektedir.
İbadetler, bireyin inancını somutlaştırarak manevi gelişimine doğrudan katkıda bulunur.
4
Takva kavramının tanımını belirleyip uygun açıklamayla eşleştirme.
Takva kavramı, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyarak kötülüklerden sakınmayı ifade eder. Bu tanım, bireyin Yaratıcı'ya karşı hissettiği derin sorumluluk bilinciyle haramlardan sakınma gayretini anlatan açıklamayla eşleşmektedir.
Takva, inancın ahlaki boyuta yansıması ve bireyin kendisini kötülüklerden koruma bilincidir.

Anahtar Kavram

Din ve birey ilişkisinde temel kavramların (fıtrat, tevhid, ibadet, takva) tanımları ve bireysel hayattaki yansımaları.
Soru 2422Soru

Sınıfta İslam bilgi teorisi üzerine yapılan bir tartışmada Ahmet, geceleri gördüğü bazı rüyaların kendisi için yönlendirici olduğunu ve hayatındaki önemli kararları bu doğrultuda aldığını belirtmiştir. Arkadaşı Büşra ise bu durumun kişisel olarak değerli olabileceğini ancak bu tür deneyimlerin başkalarını bağlamayacağını, İslam dininde herkesi bağlayan kesin bilgilerin yalnızca vahiy ve ona dayanan sadık haberler ile selim akıl ve salim duyularla elde edilebileceğini savunmuştur.

Ahmet ve Büşra arasında geçen bu tartışmadan hareketle, İslam bilgi sisteminde yer alan rüya, ilham ve keşif gibi unsurların bilgi değeriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu kaynaklar yalnızca deneyimi yaşayan kişi için öznel bir değer ifade eder; dini alanda genel, kesin ve bağlayıcı bir delil niteliği taşımazlar.

Cevap

Rüya, ilham ve keşif gibi kaynaklar yalnızca deneyimi yaşayan kişi için öznel bir değer ifade eder; dini alanda genel, kesin ve bağlayıcı bir delil niteliği taşımazlar.
İslam bilgi teorisinde bilgi kaynakları nesnellik ve bağlayıcılık düzeyine göre ayrılır. Vahiy, selim akıl ve salim duyular herkes için bağlayıcı ve objektif kaynaklarken; rüya, ilham ve keşif yalnızca deneyimi yaşayan birey için öznel bir değer taşır. Başkaları için dini hüküm oluşturmada delil olamazlar. Bu yüzden bu kaynakların öznel olduğunu ve bağlayıcı olmadığını belirten seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İslam bilgi kaynaklarının nesnel ve öznel olarak sınıflandırılmasını analiz etmek.
Vahiy, selim akıl ve salim duyular nesnel (objektif) bilgi kaynaklarıdır. Rüya, ilham ve keşif ise öznel (subjektif) bilgi kaynaklarıdır.
Soruda geçen rüya, ilham ve keşif kavramlarının epistemolojik sınırlarını doğru çizmek için bu sınıflandırma gereklidir.
2
Söz konusu öznel kaynakların dini alandaki bağlayıcılık düzeyini değerlendirmek.
Bu kaynaklar genel bir dini hüküm koymak veya başkalarına tebliğ etmek amacıyla delil olarak kullanılamaz, bağlayıcılığı yoktur.
İslam'da inanç ve ibadet esasları gibi genel hükümlerin sadece objektif, kesin deliller olan vahye ve akl-ı selime dayanması zorunludur.
3
Seçenekleri bu değerlendirmeler ışığında inceleyip doğru yargıyı bulmak.
Rüya, ilham ve keşfin sadece kişi için öznel bir değer taşıdığını, dini alanda bağlayıcı delil olamayacağını belirten seçenek doğrudur.
Çünkü İslam epistemolojisinde bu kaynakların genel geçerliliği reddedilirken bireysel rehberlik değeri tamamen yadsınmamıştır.

Anahtar Kavram

İslam epistemolojisinde vahyin genel ve bağlayıcı niteliği ile rüya, ilham ve keşfin öznel ve bağlayıcı olmayan yapısı arasındaki fark.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2423Soru

Huneyn Gazvesi'nde İslam ordusu, hevesli ve sayıca üstün olmasına rağmen düşmanın pususu karşısında sarsılmış ve bir grup asker geri çekilmeye başlamıştı. Ordunun dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bu kritik anda Hz. Muhammed, bineğini düşman saflarına doğru sürerek "Ben yalan söylemeyen peygamberim! Ben Abdülmuttalib'in torunuyum!" diye seslenmiş ve sarsılmaz bir duruş sergilemiştir. Onun bu vakur tavrı ve geri adım atmayan duruşu, paniğe kapılan sahabilerin tekrar toparlanmasını ve savaşın seyrinin değişmesini sağlamıştır.

Bu parçada aktarılan olaydan hareketle Hz. Muhammed'in cesaret ve kararlılığı hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cesaret ve kararlılık; ümitsizliğe düşmeden, inancın verdiği sarsılmaz bir güvenle sorumluluk üstlenmek ve kriz anlarında etrafına güven aşılayan vakur bir duruş sergilemektir.

Cevap

Cesaret ve kararlılık; ümitsizliğe düşmeden, inancın verdiği sarsılmaz bir güvenle sorumluluk üstlenmek ve kriz anlarında etrafına güven aşılayan vakur bir duruş sergilemektir.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere Hz. Muhammed'in Huneyn Gazvesi'ndeki vakur duruşu, kriz anlarında ümitsizliğe kapılmadan sorumluluk alma ve çevreye güven aşılama niteliklerini barındırır. Bu durum, İslam ahlakındaki cesaret ve kararlılık kavramının inançla bağını ve toplumsal liderlik rolünü ortaya koyar.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki olay analiz edilir. Huneyn Gazvesi'nde ordunun dağılma tehlikesi yaşadığı kriz anında Hz. Muhammed'in geri çekilmeyip öne çıkması ve sorumluluk alması incelenir.
Olayın Hz. Muhammed'in sarsılmaz liderlik ve cesaretini simgelediği anlaşılır.
Metindeki ana fikri kavramak.
2
Seçeneklerdeki kavramsal iddialar değerlendirilir. Peygamber'in davranışının ümmet için örnek teşkil ettiği (üsve-i hasene), kontrolsüz bir atılganlık (tehevvür) olmadığı ve askeri sınırlarla daraltılamayacağı belirlenir.
Çeldirici seçeneklerin kavramsal hataları tespit edilir.
Ahlak ve peygamberlik kavramlarının doğru sınırlarını ayırt etmek.
3
Doğru yargı ile olay eşleştirilir. Geri adım atmama, sorumluluk alma ve çevreye güven verme davranışının cesaret ve kararlılıkla doğrudan ilişkisi kurulur.
İnançtan beslenen cesaret ve kararlılık tanımı doğrulanır.
Soru kökündeki ana fikri bulmak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Şecaati (Cesareti) ve Kararlılığı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2424Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte uygulanan nüfus politikalarına ait aşağıdaki gelişmeleri, geçmişten günümüze doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'deki nüfus politikalarının kronolojik gelişimi sırasıyla: 1923-1965 dönemindeki nüfus artış hızını artırma çabaları, 1965 yılında antinatalist politikaya geçilmesi, 1980 sonrasında nüfusun niteliğini artırma odağı ve 2000'li yılların ortalarından itibaren yeniden doğumları artırmaya yönelik teşviklerin uygulanması şeklindedir.
Türkiye'deki nüfus politikaları sırasıyla pronatalist ilk dönem (1923-1965), antinatalist planlama dönemi (1965-1980), niteliksel iyileşme dönemi (1980-2005) ve günümüzün teşvik edici politikaları (2005 sonrası) olarak sıralanır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarında (1923-1965) uygulanan pronatalist (nüfus artışını destekleyen) politikaları belirlemek.
İlk sırada yer alan gelişme, çok çocuklu ailelerin yol vergisinden muaf tutulmasıdır.
Savaştan yeni çıkan ülkede nüfusun hızlıca artması hedeflenmiştir.
2
1960'lı yıllardan itibaren değişen politikalara bakmak.
İkinci sırada, hızlı nüfus artışına karşı 1965 yılında çıkarılan ilk Nüfus Planlaması Kanunu yer alır.
Nüfus artış hızının kalkınmayı engellediği fark edilmiş ve antinatalist politikalara geçilmiştir.
3
1980 sonrası dönemdeki gelişmeleri incelemek.
Üçüncü sırada, nüfusun niceliğinden çok niteliğini (eğitim, sağlık) iyileştirmeyi amaçlayan ve aile planlamasını anayasal hak haline getiren dönem gelir.
Nüfus yapısının modernleştirilmesi ve bireysel tercihlerin ön plana çıkarılması amaçlanmıştır.
4
Günümüzdeki (2000'li yıllar ve sonrası) politikalara bakmak.
Son sırada, doğurganlık oranının 212{}1 yenilenme sınırının altına düşmesiyle yeniden doğumları teşvik eden uygulamalara geçilmesi yer alır.
Nüfusun yaşlanmasını önlemek ve dinamik nüfus yapısını korumak hedeflenmektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de uygulanan nüfus politikalarının tarihsel gelişimi ve dönemlere göre özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2425Soru

İnsanın iç dünyasında hissettiği bir yüce varlığa inanma ve sığınma eğilimi (fıtrat), tarih boyunca her toplumda dinî inanışların karşılık bulmasını kolaylaştırmıştır. Ancak İslam düşüncesine göre fıtrat, dinî duygunun insandaki alıcısı ve zemini konumundayken, dinin asıl kaynağı insanı yaratan ve ona rehberlik eden Allah'ın peygamberler aracılığıyla gönderdiği vahiydir. Din, bu ilahi kaynaklı yapısıyla bir yandan bireyin anlam arayışına cevap verip onu ahlaki olarak yetkinleştirirken diğer yandan adaleti ve dayanışmayı emrederek toplumsal düzenin manevi temelini oluşturur.

Bu parçadan hareketle dinin tanımı, kaynağı ve insan hayatındaki yeri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsanın doğuştan sahip olduğu inanma ihtiyacı, dinin kurucu ve belirleyici kaynağının insan fıtratı olduğunu gösterir.

Cevap

İnsanın doğuştan sahip olduğu inanma ihtiyacı, dinin kurucu ve belirleyici kayna��ının insan fıtratı olduğunu gösterir.
İnsanın doğuştan inanma ihtiyacına (fıtrata) sahip olması, dinin kurucu kaynağının fıtrat olduğunu göstermez. Parçada fıtratın sadece dinin alıcısı ve zemini olduğu, dinin asıl kaynağının ise ilahi vahiy olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle fıtratın dinin kurucu kaynağı olduğunu iddia eden ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki fıtrat ve kaynak ilişkisini analiz etmek.
Fıtrat��n dinin 'alıcısı ve zemini' olduğu, ancak 'dinin asıl kaynağının ilahi vahiy' olduğu tespit edilir.
Dinin beşeri/psikolojik bir kaynaktan mı yoksa ilahi vahiyle mi kurulduğunu ayırt etmek.
2
Dinin bireysel ve toplumsal işlevlerini incelemek.
Dinin birey için anlam arayışı ve ahlaki olgunluk sağladığı, toplum için ise adaleti ve düzeni tesis ettiği belirlenir.
Dinin insan hayatındaki yeri ve önemini değerlendirmek.
3
Seçenekleri analiz ederek parçayla çelişen yargıyı bulmak.
İnanma ihtiyacının (fıtratın) dinin kurucu ve belirleyici kaynağı olduğunu iddia eden yargının parçayla doğrudan çeliştiği görülür.
Soru kökünde istenen 'söylenemez' olan seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Dinin kaynağı ilahi vahiydir; fıtrat ise insanın dinî hakikatleri kabul etme eğilimi ve kabiliyetidir. Fıtrat dinin kaynağı değil, insandaki alıcısıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2426Soru

İslam dininin ibadet mekanlarına yönelik belirlediği temel kurallar; yönün Kâbe’ye (kıbleye) dönülmesi, mekanın temiz olması ve cemaatle namaz kılınabilmesine elverişli bulunması gibi evrensel ilkelerle sınırlıdır. Buna karşın, Endülüs’teki Kurtuba Camii’nin çift kemerli sütun yapısı, Batı Afrika’daki çamurdan inşa edilmiş Büyük Djenne Camii’nin kendine has formu ve Osmanlı coğrafyasındaki merkezi kubbeli, kurşun kaplı cami mimarisi, İslam dünyasının farklı coğrafyalarında ortaya çıkmış özgün kültürel ve sanatsal yorumlardır.

Bu parçadan hareketle din, kültür ve sanat ilişkisine dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yapılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinin evrensel nitelikteki ibadet ilkeleri sabit kalırken, bu ilkelerin somut sanat eserlerine dönüşmesi yerel kültürlerin ve coğrafi şartların sunduğu imkanlarla biçimlenir.

Cevap

Dinin evrensel nitelikteki ibadet ilkeleri sabit kalırken, bu ilkelerin somut sanat eserlerine dönüşmesi yerel kültürlerin ve coğrafi şartların sunduğu imkanlarla biçimlenir.
Parçada belirtildiği üzere, İslam dininin ibadet mekanları için koyduğu kurallar yönün Kâbe'ye dönülmesi ve temizlik gibi evrensel esaslardır. Farklı coğrafyalardaki camilerin (Kurtuba, Djenne veya Osmanlı mimarisi) farklı malzemelerle ve estetik formlarla inşa edilmesi, dinin evrensel özünün yerel kültür ve coğrafi imkanlarla harmanlanarak sanata yansıdığını gösterir. Bu durum, dinin evrensel ilkelerinin sabitliğini korurken kültürel/sanatsal ifadelerin yerelliğini ve çeşitliliğini ortaya koyar.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen dinin evrensel kuralları ile yerel uygulamalar arasındaki ayrımı analiz etmek.
İslam dininin ibadet mekanı için sadece Kâbe'ye yönelme, temizlik ve cemaate uygunluk gibi genel/evrensel esaslar koyduğu; buna karşın Kurtuba, Djenne ve Osmanlı camilerindeki mimari formların bölgesel kültür ve malzemelere göre farklılaştığı tespit edilir.
Dinin evrensel sınırları ile sanatsal özgürlük ve yerellik alanını birbirinden ayırt etmek gerekir.
2
Din, kültür ve sanat arasındaki etkileşimin niteliğini değerlendirmek.
Dinin özü (inanç ve ibadet esasları) sabit ve tek iken, kültür ve sanatın bu özü içinde bulunulan coğrafyanın estetik algısı ve şartlarına göre çok çeşitli biçimlerde somutlaştırdığı anlaşılır.
Kültürel ve sanatsal çeşitliliğin inanç birliğini zedelemediğini kavramak hedeflenir.
3
Seçenekleri bu analiz doğrultusunda süzgeçten geçirmek.
Dinin evrensel ilkelerinin sabitliğini korurken somut eserlerin yerel imkanlarla şekillendiğini ifade eden yargının doğru olduğu; yerel mimari biçimleri doğrudan dinin aslı sayan veya yerel ögeleri din dışı kabul eden diğer yargıların ise elenmesi gerektiği görülür.
Doğru seçeneğe mantıksal analiz yoluyla ulaşmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Din, Kültür ve Sanat İlişkisi: Dinin evrensel ilkelerinin farklı kültürel coğrafyalarda özgün sanatsal formlarla yansıması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2427Soru

İslam ahlakında bireysel ve toplumsal hayatı şekillendiren olumlu tutum ve erdemler, yalnızca teorik birer kavram olmayıp günlük hayattaki karar ve davranışlarda somut karşılıklar bulur.

Aşağıda sol sütunda İslam ahlakındaki bazı olumlu tutum ve erdemler, sağ sütunda ise bu erdemlerin günlük hayatta gözlemlenebileceği örnek durumlar verilmiştir.

Bu erdemleri, ilgili oldukları örnek durumlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İsar (Diğerkâmlık)
Hüsn-i Zan
Müsamaha (Hoşgörü)
Kanaat

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İsar (Diğerkâmlık) kavramı kendi borcu olmasına rağmen biriktirdiği sermayeyi meslektaşına veren esnafın durumuyla; Hüsn-i Zan kavramı çalışanın gecikmesini tembelliğe değil elinde olmayan nedenlere yoran yöneticinin durumuyla; Müsamaha kavramı öğrencisine ceza vermeyip esneklik gösteren öğretmenin durumuyla; Kanaat kavramı ise gayrimeşru kazancı reddedip helal geliriyle yetinen memurun durumuyla eşleşir.
İsar, kişinin kendisi ihtiyaç içindeyken bile başkasını kendine tercih etmesidir; bu durum kendi ödemeleri olan esnafın fedakarlığıyla eşleşir. Hüsn-i zan, başkaları hakkında iyi düşünmektir; bu durum yöneticinin çalışanı hakkındaki olumlu kanaatiyle eşleşir. Müsamaha, hata ve kusurları hoş görmektir; bu durum öğretmenin toleransıyla eşleşir. Kanaat ise elindekiyle yetinip helal kazanca razı olmaktır; bu durum memurun dürüstlüğü ve helal kazanç tercihiyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki kavramların İslam ahlakındaki terimsel anlamlarını belirlemek.
İsar, başkasını kendine tercih etmedir; Hüsn-i zan, iyi niyetli düşünmedir; Müsamaha, hoşgörülü ve bağışlayıcı olmadır; Kanaat ise elindekiyle yetinip helal kazanca razı olmadır.
Kavramların doğru eşleştirilebilmesi için öncelikle teorik çerçevelerinin netleştirilmesi gerekir.
2
Sağ sütunda yer alan olayların temel ahlaki vurgularını analiz etmek.
Birinci olayda 'kendi borcu varken fedakarlık yapma', ikinci olayda 'kötü niyet aramayıp olumlu düşünme', üçüncü olayda 'hatayı bağışlayıp tolerans gösterme', dördüncü olayda ise 'gayrimeşru kazanç yerine helal olanla yetinme' durumları tespit edilir.
Olayların ana fikrini yakalayarak ilgili ahlaki kavramlarla köprü kurabilmek.
3
Analiz edilen durumları ilgili ahlaki kavramlarla eşleştirmek.
İsar birinci durumla, Hüsn-i Zan ikinci durumla, Müsamaha üçüncü durumla, Kanaat dördüncü durumla eşleşir.
Eşleştirme işlemini tamamlayarak doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakında Olumlu Tutumlar ve Erdemlerin Günlük Hayattaki Yansımaları
Soru 2428Soru

Ahlaki değerler, bireyin iç dünyasındaki vicdani duyarlılık ile dış dünyadaki toplumsal normlar arasında bir köprü vazifesi görür. Bir değerin ahlaki bir nitelik kazanması, onun sadece toplum tarafından benimsenmesine değil, aynı zamanda bireyin iradesiyle seçtiği ahlaki eylemlere kaynaklık etmesine bağlıdır. İslam düşüncesinde de değerlerin mahiyeti, onların inançla temellenerek hayata geçirilen salih amellere dönüşmesiyle anlam kazanır. Değerler durağan birer bilgi yığını değil, insan davranışlarına yön veren ve onları ahlaki açıdan anlamlandıran dinamik ilkelerdir.

Buna göre, ahlak ve değer kavramlarının mahiyeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değerlerin ahlaki bir boyut kazanması, bireysel kabulün iradi bir eyleme dönüşerek somutlaşmasını gerektirir.

Cevap

Değerlerin ahlaki bir boyut kazanması, bireysel kabulün iradi bir eyleme dönüşerek somutlaşmasını gerektirir.
Metinde ahlaki değerlerin durağan olmadığı, bireyin iradesiyle seçtiği ahlaki eylemlere kaynaklık etmesi gerektiği ve inançla temellenerek salih amellere (somut davranışlara) dönüşmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, değerlerin ahlaki bir nitelik kazanabilmesi için bireyin vicdani kabulünün iradi bir eyleme dönüşerek somutlaşması gerektiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metninde geçen ahlak ve değer kavramlarının mahiyetiyle ilgili temel vurgular belirlenir.
Değerlerin vicdan ve toplumsal normlar arasında köprü olduğu, durağan olmadığı, iradeyle seçilen eylemlere ve salih amellere dönüşmesi gerektiği tespit edilir.
Metindeki ana fikri anlamak ve seçenekleri bu doğrultuda değerlendirmek için gereklidir.
2
Seçenekler metindeki çıkarımlarla karşılaştırılır.
Değerlerin sadece zihinsel bilgi olmadığı, iradi eylemlerle somutlaşması gerektiği gerçeğinin doğru cevap seçeneğinde ifade edildiği görülür.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru yargıya ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Ahlak ve Değer Kavramlarının Mahiyeti ve Eylemle İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2429Soru

Aşağıda verilen nem kavramlarını, bu kavramların genel özellikleri ve coğrafi dağılışları üzerindeki etkilerini gösteren açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mutlak Nem
Maksimum Nem
Bağıl Nem

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mutlak nem kavramı havadaki mevcut su buharı miktarını belirten açıklamayla, maksimum nem kavramı havanın nem taşıma kapasitesini ifade eden açıklamayla, bağıl nem kavramı ise havanın yağış bırakma ihtimalini gösteren oran açıklamasıyla eşleşir.
Mutlak nem havada bulunan mevcut nem miktarını, maksimum nem havanın sıcaklığa bağlı nem taşıma kapasitesini, bağıl nem ise havanın neme doyma oranını ve yağış ihtimalini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Mutlak nem kavramının tanımını ve özelliklerini analiz etme
Mutlak nem, 1 m31\text{ m}^3 hava içinde bulunan su buharının gram cinsinden miktarıdır. Bu miktar sıcaklık (buharlaşma) ve su kaynağına bağlıdır. Dolayısıyla Ekvator çevresi ve kıyı kesimlerde yüksek olan açıklama mutlak neme aittir.
Havada o an bulunan fiili nem miktarını ifade eden kavramı doğru özelliklerle ilişkilendirmek için.
2
Maksimum nem kavramının tanımını ve özelliklerini analiz etme
Maksimum nem, havanın belirli bir sıcaklıkta alabileceği en fazla nem miktarıdır. Sıcaklık arttıkça hava moleküllerinin arası açılır (genleşir) ve hacmi büyüyen havanın nem taşıma kapasitesi artar. Bu durum doğrudan sıcaklıkla doğru orantılıdır.
Havanın sıcaklığa bağlı olarak değişen nem alma sınırını belirlemek için.
3
Bağıl nem kavramının tanımını ve sıcaklık ilişkisini analiz etme
Bağıl nem (nispi nem), mutlak nemin maksimum neme yüzde (%) cinsinden oranıdır. Havanın doyma derecesini ve yağış ihtimalini gösterir. Sıcaklık arttıkça maksimum nem arttığından bağıl nem düşer; dolayısıyla aralarında ters orantı vardır.
Nem oranını ve yağış olasılığını gösteren bağıl nemin formülünü ve sıcaklık ilişkisini yorumlamak için.

Anahtar Kavram

Nem Türleri ve Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2430Soru

İslam ahlakında bazı tutum ve davranışlar yerilmiş, toplumsal huzuru bozduğu gerekçesiyle yasaklanmıştır. Aşağıda bu davranışlara dair günlük hayattan örnek senaryolar ve ahlaki kavramlar verilmiştir. Bu senaryoları ilgili oldukları kötü davranışlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gıybet
Haset
Tecessüs

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gıybet kavramı arkadaşının arkasından hoşlanmayacağı kusurlarını anlatma senaryosuyla, haset kavramı başkasının nimetinin yok olmasını isteme senaryosuyla, tecessüs kavramı ise başkalarının gizli hallerini ve özel hayatını araştırma senaryosuyla eşleşmelidir.
Gıybet kavramı gıyapta konuşma örneğiyle, haset kavramı çekememezlik ve nimetin gitmesini isteme örneğiyle, tecessüs kavramı ise gizli durumları araştırma örneğiyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gıybet kavramının tanımı ve senaryosu analiz edilir.
Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı şeyleri söylemektir. Arkadaşının gıyabında konuşan Ayşe'nin durumu bu davranışa örnektir.
Gıybet kavramının günlük hayattaki karşılığını tespit etmek.
2
Haset kavramının tanımı ve senaryosu incelenir.
Haset, başkasındaki nimetlerin yok olmasını istemektir. Komşusunun arabasına zarar gelmesini dileyen Ahmet'in durumu haset ile eşleşir.
Haset davranışının ayırt edici özelliğini belirlemek.
3
Tecessüs kavramının tanımı ve senaryosu ele alınır.
Tecessüs, insanların gizli durumlarını ve kusurlarını araştırmaktır. Komşusunu gözetleyen Ömer'in durumu tecessüs kavramı ile eşleşir.
Son kavramın ve senaryonun doğru eşleştiğinden emin olmak.

Anahtar Kavram

İslam dininin yasakladığı kötü davranışların (gıybet, haset, tecessüs) tanımlarının ve toplumsal hayattaki yansımalarının bilinmesi.
Soru 2431Soru

Hegel'e göre evrensel akıl (Geist), kendi içine kapalı durağan bir yapı olmayıp, kendini gerçekleştirmek amacıyla sürekli bir hareket ve açılım içindedir. Doğa ve insanlık tarihi, bu mutlak ruhun kendisini dışsallaştırdığı ve kendi bilincine ulaştığı diyalektik bir sürecin ürünüdür. Bu bakış açısına göre dışsal nesneler dünyası, kendi başına var olan bağımsız bir töz değildir; aksine tinin kendini gerçekleştirme sürecinde büründüğü geçici somut biçimlerdir.

Buna göre, Hegel'in varlık yaklaşımı hakkında aşağıdakilerden hangisi ileri sürülebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi dünya, zihinsel veya tinsel bir ilkenin kendini dışsallaştırıp somutlaştırmasının bir ürünüdür.

Cevap

Maddi dünya, zihinsel veya tinsel bir ilkenin kendini dışsallaştırıp somutlaştırmasının bir ürünüdür.
Parçada Hegel'in varlığın kökenine Geist adlı mutlak aklı yerleştirdiği ve maddi dünyayı bu mutlak aklın kendini somutlaştırdığı diyalektik bir süreç olarak tanımladığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla maddi dünya kendi başına bağımsız bir gerçeklik olmayıp, tinsel bir ilkenin dışsallaşması ve somutlaşmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel felsefi kavramları ve iddiaları belirleme
Hegel'in varlığın temeline durağan olmayan, sürekli hareket halinde olan evrensel akıl veya tinsel bir gücü (Geist) koyduğu, doğayı ve tarihi ise bu tinin somutlaşma süreci olarak gördüğü anlaşılmıştır.
Düşünürün ontolojik konumunun doğru tespit edilmesi soruyu çözmek için gereklidir.
2
Düşünürün görüşünü idealist ontoloji çerçevesinde değerlendirme ve doğru seçeneği bulma
Maddi evrenin, Geist'ın kendini dışsallaştırmasıyla oluşan bir görünüş olduğunu belirten seçeneğin Hegel'in varlık anlayışını doğru açıkladığı sonucuna varılmıştır.
Hegel'in nesnel idealizmine göre madde, tinin (Geist) bir tezahürü ve diyalektik gelişiminin bir evresidir.

Anahtar Kavram

Hegel'in Nesnel İdealizmi ve Geist Tasavvuru
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2432Soru

"Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör." (İnsân Suresi, 3. ayet)

Yukarıda verilen ayet-i kerime ve İslam düşüncesindeki hidayet-dalalet dengesi göz önünde bulundurulduğunda, sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hidayet
Dalalet
Cüz'i İrade

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hidayet kavramı Allah'ın insanlara doğru yolu göstermesi açıklamasıyla, Dalalet kavramı kulun kendi hür seçimiyle doğru yoldan sapması açıklamasıyla, Cüz'i İrade kavramı ise insanın şükretme veya nankörlük etme yollarından birini seçebilme gücü açıklamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede hidayet kavramı Allah'ın insanlara doğru yolu göstermesiyle, dalalet kavramı kulun kendi hür seçimiyle haktan sapmasıyla, cüz'i irade ise insanın bu yollar arasında tercih yapabilme kabiliyetiyle ilişkilendirilmiştir. Bu eşleştirme İnsân Suresi 3. ayetteki 'doğru yolu gösterdik' ve 'ister şükredici olsun ister nankör' ifadeleriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ayetin içeriğini ve kavramları analiz edin.
İnsân Suresi 3. ayette geçen 'yolu gösterdik' ifadesinin hidayete, 'şükredici veya nankör olma' tercihinin ise insanın cüz'i iradesine işaret ettiğini belirleyin.
Kavramların ayet bağlamındaki rollerini doğru tespit etmek eşleştirmeyi kolaylaştırır.
2
Hidayet kavramını tanımıyla eşleştirin.
Hidayet terimini 'Allah'ın doğru yolu yönlendirmesi' açıklamasıyla eşleştirin.
Hidayet kelime anlamı olarak doğru yola ulaştırma ve rehberlik etmedir.
3
Dalalet kavramını tanımıyla eşleştirin.
Dalalet terimini 'doğru yoldan sapma ve batıla yönelme' açıklamasıyla eşleştirin.
Dalalet, hidayetin zıttı olup haktan sapmayı ifade eder.
4
Cüz'i İrade kavramını tanımıyla eşleştirin.
Cüz'i İrade terimini 'insanın ayette belirtilen seçeneklerden birini seçebilme gücü' açıklamasıyla eşleştirin.
Cüz'i irade insanın seçme ve karar verme serbestisini temsil eder.

Anahtar Kavram

Hidayet, dalalet ve cüz'i irade kavramlarının tanımları ile aralarındaki teolojik ilişki
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2433Soru

Din; kaynağı, tanımı ve insan hayatındaki işlevleri bakımından çok boyutlu bir yapıdır. Aşağıda verilen dinin boyutları ile bu boyutların açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dinin İlahi Kaynağı
Dinin Bireysel Boyutu
Dinin Toplumsal Boyutu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dinin İlahi Kaynağı, vahiy temelli olması ve dünya-ahiret mutluluğuna yönlendirmesi ile; Dinin Bireysel Boyutu, fıtrattaki inanma ihtiyacı ve iç huzur ile; Dinin Toplumsal Boyutu ise adalet, dayanışma ve ahlaki düzen inşası ile eşleşmektedir.
Dinin ilahi kaynağı doğrudan vahiyle temellendirilirken, bireysel boyutu insanın fıtri inanma ve anlam arayışına, toplumsal boyutu ise toplumsal barış, adalet ve ahlak düzenine odaklanır. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler kavramların tanımları ve işlevleriyle tam bir uyum göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dinin kaynağı kavramını analiz etmek
Dinin kaynağı ilahidir; Allah'ın vahiy yoluyla gönderdiği mesajlara dayanır. Bu durum, vahiy temelli olma ve hür iradeyle mutluluğa yönlendirme açıklaması ile örtüşür.
Dinin ilahi niteliğinin vahiy ve peygamberlik müessesesiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirlemek.
2
Dinin bireye yönelik işlevini analiz etmek
Din, bireyin anlam arayışına, fıtri inanma ihtiyacına ve iç huzuruna katkı sağlar. Bu durum, fıtrat ve iç huzur vurgusu yapan açıklama ile eşleşir.
Dinin insan psikolojisi ve fıtratı üzerindeki etkilerini ayırt etmek.
3
Dinin topluma yönelik işlevini analiz etmek
Din, bireyleri aşarak toplumda adalet, barış ve kardeşlik gibi ortak değerler etrafında düzen kurmayı hedefler. Bu durum, ahlaki ve hukuki düzen inşası açıklaması ile eşleşir.
Dinin toplumsal dayanışma, hukuk ve ahlak üzerindeki yapıcı rolünü kavramak.

Anahtar Kavram

Dinin Tanımı, Kaynağı ve İnsan Hayatındaki Yeri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2434Soru

Dinin tanımı, kaynağı ve insan hayatındaki yerine dair aşağıda verilen kavramsal boyutları, bu boyutları en doğru şekilde açıklayan ifadelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kaynak Açısından Din (Dinin Aşkınlığı)
Fıtrat Perspektifi (Bireysel Temel)
Ahlaki ve Hukuki Bütünleşme (Toplumsal Rol)
Metafizik Anlam Arayışı (Varoluşsal Rol)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kaynak Açısından Din ilahi bildirimlere dayanmasıyla; Fıtrat Perspektifi insanın öz doğasındaki inanma meyliyle; Ahlaki ve Hukuki Bütünleşme ortak ahlaki değerler ve toplumsal güvenle; Metafizik Anlam Arayışı ise hayata dair nihai gaye ve ölüm sonrası süreçteki sükunetle eşleşmektedir.
Kaynak Açısından Din (Dinin Aşkınlığı) kavramı ilahi bildirimlerle; Fıtrat Perspektifi bireyin öz doğasındaki inanma meyliyle; Ahlaki ve Hukuki Bütünleşme toplumsal ahlak ve güven ortamıyla; Metafizik Anlam Arayışı ise insanın hayata dair nihai gaye ve ölüm sonrasına yönelik sükunetiyle doğru bir şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dinin kaynağına dair ifadeleri analiz etme
Kaynak Açısından Din (Dinin Aşkınlığı) kavramı, dinin kaynağının beşerî olmadığına vurgu yapan ve ilahi bildirimleri işaret eden açıklamayla eşleşir.
Dinin kaynağının ilahiliği, vahiy ve peygamberlik müessesesi üzerinden temellendirilir.
2
İnsanın doğuştan gelen yönelimini (fıtratı) analiz etme
Fıtrat Perspektifi, dış etki olmaksızın insanın öz doğasında var olan inanma ihtiyacını belirten açıklamayla eşleşir.
Fıtrat, İslam düşüncesinde insanın doğuştan getirdiği tevhit ve inanma potansiyelini ifade eden temel kavramdır.
3
Dinin sosyal hayattaki işlevlerini inceleme
Ahlaki ve Hukuki Bütünleşme (Toplumsal Rol), adalet, güven ve ortak değerlerle toplumsal düzeni pekiştiren açıklamayla eşleşir.
Din, bireysel ahlakı toplumsal sorumluluklara dönüştürerek sosyal barışı sağlar.
4
Dinin bireyin anlam arayışına katkısını inceleme
Metafizik Anlam Arayışı (Varoluşsal Rol), insanın ölüm sonrası ve hayata dair nihai gaye hakkındaki ruhsal sükuneti ele alan açıklamayla eşleşir.
İnsan, varoluşsal boşluğu ve ölüm gerçeğini dinin sunduğu metafizik çerçeve ile anlamlandırır.

Anahtar Kavram

Dinin Tanımı, Kaynağı ve İnsan Hayatındaki Yeri
Soru 2435Soru

aa, bb ve cc gerçel sayıları için

a2b<0a^2 \cdot b < 0
b3c2=0b^3 \cdot c^2 = 0
ab<ca - b < c

koşulları sağlanmaktadır.

Buna göre,

I. a2c=0a^2 \cdot c = 0
II. b2>(b)2-b^2 > (-b)^2
III. a3b2c>0\frac{-a^3}{b^2 - c} > 0

ifadelerinden hangileri her zaman doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III ifadelerinin doğru olduğunu belirten seçenek
I ve III ifadelerinin her ikisinin de doğru olduğunu belirten seçenek doğrudur. c = 0 olduğundan I. öncüldeki çarpım sıfıra eşittir. Ayrıca a negatif olduğundan -a^3 pozitif, b negatif olduğundan b^2 pozitif olup bölümün sonucu pozitiftir, yani III. öncül de her zaman doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
a2b<0a^2 \cdot b < 0 eşitsizliğinden yola çıkarak değişkenlerin işaretlerini analiz etmek.
a0a \neq 0 olduğundan a2>0a^2 > 0 olur, bu durumda b<0b < 0 olmalıdır.
Bir gerçel sayının çift kuvveti sıfır hariç daima pozitiftir. Çarpımın negatif olabilmesi için bb negatif olmalıdır.
2
b3c2=0b^3 \cdot c^2 = 0 eşitliğini kullanarak cc sayısının değerini belirlemek.
b<0b < 0 olduğundan b30b^3 \neq 0 olur. Dolayısıyla c2=0    c=0c^2 = 0 \implies c = 0 bulunur.
Çarpımın sıfır olması için en az bir çarpanın sıfır olması gerekir. bb sıfır olamayacağına göre cc sıfır olmalıdır. Sıfır sayısı nötr bir sayıdır.
3
ab<ca - b < c eşitsizliğini kullanarak aa ile bb arasındaki ilişkiyi bulmak.
c=0c = 0 yazıldığında ab<0    a<ba - b < 0 \implies a < b elde edilir. Buradan a<b<0a < b < 0 sıralaması bulunur.
Bulunan cc değeri eşitsizlikte yerine yazılarak değişkenler arasındaki nihai sıralama belirlenir.
4
Öncülleri elde edilen a<b<0a < b < 0 ve c=0c = 0 bilgilerine göre tek tek incelemek.
I. öncül (a2c=0a^2 \cdot c = 0) doğrudur çünkü c=0c = 0 dır. II. öncül (b2>(b)2-b^2 > (-b)^2) yanlıştır çünkü negatif > pozitif çelişkisi oluşur. III. öncül (a3b2c>0\frac{-a^3}{b^2 - c} > 0) doğrudur çünkü pay a3>0-a^3 > 0 ve payda b2>0b^2 > 0 dır.
Her öncüldeki ifadelerin işaretleri ve değerleri elde edilen eşitsizlikler ve nötrlük durumuna göre test edilir.

Anahtar Kavram

Pozitif ve Negatif Sayılarda İşlemler ve Sıfırın Nötrlüğü
Soru 2436Soru

Bir torbada üzerinde birer sayı yazılı olan 5 kart bulunmaktadır. Kartların üzerinde sırasıyla şu sayılar yazmaktadır:

* 6-6
* 16\sqrt{16}
* 00
* 3,53,5
* 153-\frac{15}{3}

Bu kartlardan üzerinde bir tam sayı yazılı olanlar seçilerek bir kutuya atılacaktır.

Buna göre, kutuya kaç tane kart atılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 4

Cevap

Kutuya 4 tane kart atılır.
Kartlardaki sayılardan 6-6, 16=4\sqrt{16} = 4, 00 ve 153=5-\frac{15}{3} = -5 olmak üzere toplam 4 tanesi tam sayıdır. Dolayısıyla kutuya 4 kart atılır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen sayıların her birini en sade haliyle yazalım.
Kartlardaki sayılar:
- 6-6 (en sade halde)
- 16=4\sqrt{16} = 4
- 00 (en sade halde)
- 3,53,5 (ondalık sayı)
- 153=5-\frac{15}{3} = -5
Köklü ve kesirli ifadelerin tam sayı belirtip belirtmediğini görmek için sadeleştirme yapılması gerekir.
2
Elde edilen değerlerin tam sayı kümesinin (Z\mathbb{Z}) elemanı olup olmadığını kontrol edelim.
- 6Z-6 \in \mathbb{Z} (Negatif tam sayı)
- 4Z4 \in \mathbb{Z} (Pozitif tam sayı)
- 0Z0 \in \mathbb{Z} (Nötr tam sayı)
- 3,5Z3,5 \notin \mathbb{Z} (Rasyonel sayı ancak tam sayı değil)
- 5Z-5 \in \mathbb{Z} (Negatif tam sayı)
Tam sayılar kümesi pozitif tam sayılar, negatif tam sayılar ve sıfırdan oluşur.
3
Tam sayı olan kartların toplam sayısını bulalım.
Tam sayı olanlar: 6-6, 16\sqrt{16} (yani 4), 00 ve 153-\frac{15}{3} (yani 5-5) olmak üzere toplam 4 tanedir.
Kutuya atılacak kart sayısını belirlemek için tam sayı olan elemanları saymamız gerekir.

Anahtar Kavram

Sayı Kümeleri ve Elemanlarının Belirlenmesi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 2437Soru

İslam epistemolojisinde (bilgi teorisi) bilgi kaynakları, taşıdıkları bağlayıcılık ve objektiflik derecelerine göre sınıflandırılır. Aşağıda sol sütunda verilen bilgi kaynaklarını, sağ sütunda yer alan ve bunların bilgi değerlerini açıklayan doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Vahiy
Rüya
İlham
Keşif

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Vahiy kavramı mutlak bağlayıcı ve kesin ilahi bilgi tanımıyla; rüya kavramı uykudaki bağlayıcı olmayan durum tanımıyla; ilham kavramı temiz gönüllere doğan kesinlik taşımayan fısıltı tanımıyla; keşif kavramı ise perdelerin kalkmasıyla gaybi hakikatlere ulaşma tanımıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede vahiy mutlak bağlayıcı bilgi kaynağı olarak tanımlanırken; rüya uykudaki bağlayıcı olmayan durumla, ilham kalbe doğan manevi yönlendirmeyle ve keşif ise manevi perdelerin kalkmasıyla gaybi hakikatlere ulaşma durumuyla eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Vahiy kavramının epistemolojik değerini belirleme
Vahiy, peygamberler aracılığıyla gelen ve herkes için mutlak bağlayıcı olan kesin bir bilgi kaynağıdır.
Diğer bilgi kaynaklarından farkını ortaya koyarak doğru tanımıyla eşleştirmek amacıyla bu belirleme yapılır.
2
Rüya kavramının bilgi değerini analiz etme
Rüya, uykudaki öznel bir tecrübe olup dini hüküm koymada bağlayıcı değildir.
Öznel doğasını ve bağlayıcı olmama özelliğini ilgili tanımla eşleştirmek için analiz edilir.
3
İlham ve keşif kavramlarının tanımlarını ve farklarını ayırt etme
İlham kalbe doğan manevi fısıltı iken, keşif perdenin kalkmasıyla gaybi hakikatlerin açılmasıdır; her ikisi de sadece yaşayanı bağlar.
Birbiriyle karıştırılabilecek bu iki öznel kaynağı doğru eşleşen tanımlara yönlendirmek için bu ayrım yapılır.

Anahtar Kavram

Vahiy, rüya, ilham ve keşif kavramlarının İslam bilgi teorisi ve epistemolojisi açısından bilgi değeri ve bağlayıcılık dereceleri.
Soru 2438Soru

İslam dininde 'zarurât-ı hamse' (beş temel zorunluluk) olarak adlandırılan ve korunması esas alınan değerlerin başında canın korunması gelir. Canın korunması; bireyin yaşama hakkının güvence altına alınmasını, beden ve ruh sağlığın��n korunmasını, hayatı tehlikeye atacak risklerin önlenmesini kapsar.

Buna göre;
I. İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yasal olarak zorunlu tutulması,
II. Hastalık durumunda tıbbi tedavi yöntemlerine başvurulması,
III. Haksız kazanç ve sömürüyü önlemek amacıyla faizin yasaklanması

uygulamalarından hangileri doğrudan 'canın korunması' gayesi ile ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci öncülde verilen iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile ikinci öncülde verilen hastalık durumunda tedavi olunması uygulamaları doğrudan 'canın korunması' kapsamında yer alırken, üçüncü öncüldeki faizin yasaklanması 'malın korunması' ilkesine aittir. Dolayısıyla doğru yanıt 'I ve II' öncüllerini içeren seçenektir.
Doğru seçenekte belirtilen birinci ve ikinci öncüller doğrudan canın korunması ilkesiyle ilgilidir. İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri hayati tehlikeleri önlerken, tedavi olmak da beden bütünlüğünü ve sağlığı korumayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Öncülleri analiz ederek hangi Zarurât-ı Hamse ilkesine ait olduklarını belirleme.
Birinci öncül (iş güvenliği) ve ikinci öncül (tedavi olma) can güvenliği ve beden sağlığı ile ilgilidir. Üçüncü öncül (faiz yasağı) ise mülkiyet ve helal kazançla yani malın korunmasıyla ilgilidir.
Soruda bizden doğrudan 'canın korunması' ile ilişkilendirilebilecek öncülleri bulmamız istenmektedir.
2
Canın korunması kapsamında olan öncülleri birleştirerek doğru cevaba ulaşma.
Birinci ve ikinci öncüller canın korunması kapsamına girer.
İslam dininde insan hayatının tehlikeye atılmaması ve sağlığın korunması yönündeki emirler bu iki öncülü doğrudan canın korunması ilkesine bağlar.

Anahtar Kavram

Canın Korunması İlkesi (Zarurât-ı Hamse)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2439Soru

Bir matematik öğretmeni, gerçel sayılar kümesinin bazı alt kümelerini ve bu kümeler arasındaki ilişkiyi gösteren bir şema hazırlamıştır. Bu şemada; Doğal Sayılar (N\mathbb{N}), Tam Sayılar (Z\mathbb{Z}), Rasyonel Sayılar (Q\mathbb{Q}) ve İrrasyonel Sayılar (Q\mathbb{Q}') kümeleri yer almaktadır.

Öğretmen, şemadaki bölgeleri şu şekilde sınıflandırmış ve bazı sayıları bu bölgelere yazmıştır:
* **1. Bölge (N\mathbb{N}):** Doğal sayılar kümesi. (Yazılan sayılar: 55, 00, 3-3)
* **2. Bölge (ZN\mathbb{Z} \setminus \mathbb{N}):** Tam sayılar kümesinde olup doğal sayı olmayan elemanlar. (Yazılan sayılar: 16-\sqrt{16}, 9\sqrt{9})
* **3. Bölge (QZ\mathbb{Q} \setminus \mathbb{Z}):** Rasyonel sayılar kümesinde olup tam sayı olmayan elemanlar. (Yazılan sayılar: 122\frac{12}{2}, 3.63.6, 2\sqrt{2})
* **4. Bölge (Q\mathbb{Q}'):** İrrasyonel sayılar kümesi. (Yazılan sayılar: π\pi, 227\frac{22}{7})

Buna göre, öğretmenin hazırladığı şemada yanlış bölgeye yazılan sayıların sayısı kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 5

Cevap

Şemada yanlış bölgeye yazılan sayıların sayısı 5'dir.
Şemada yanlış yerleştirilen sayılar; negatif bir tam sayı olan 3-3, aslında birer doğal sayı olan 9\sqrt{9} ile 122\frac{12}{2}, irrasyonel bir sayı olan 2\sqrt{2} ve rasyonel bir sayı olan 227\frac{22}{7} olmak üzere toplam 5 tanedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sayıların değerlerini sadeleştirerek ait oldukları en dar sayı kümelerini belirleme.
5N5 \in \mathbb{N}, 0N0 \in \mathbb{N}, 3Z-3 \in \mathbb{Z}, 16=4Z-\sqrt{16} = -4 \in \mathbb{Z}, 9=3N\sqrt{9} = 3 \in \mathbb{N}, 122=6N\frac{12}{2} = 6 \in \mathbb{N}, 3.6Q3.6 \in \mathbb{Q}, 2Q\sqrt{2} \in \mathbb{Q}', πQ\pi \in \mathbb{Q}', 227Q\frac{22}{7} \in \mathbb{Q}.
Sayıların hangi kümede yer aldığını doğru tespit edebilmek için önce sade hallerini bulmalıyız.
2
Sayıların şemadaki tanımlara göre hangi bölgede yer alması gerektiğini belirleme.
1. Bölge'de olması gerekenler: 5,0,9,1225, 0, \sqrt{9}, \frac{12}{2}. 2. Bölge'de olması gerekenler: 3,16-3, -\sqrt{16}. 3. Bölge'de olması gerekenler: 3.6,2273.6, \frac{22}{7}. 4. Bölge'de olması gerekenler: 2,π\sqrt{2}, \pi.
Bölgelerin matematiksel tanımlarına göre her elemanın ait olduğu doğru yeri bulmalıyız.
3
Verilen şemadaki konumlar ile doğru konumları karşılaştırarak yanlış yerleştirilenleri bulma.
3-3 (1. bölge yerine 2. bölgede olmalı), 9\sqrt{9} (2. bölge yerine 1. bölgede olmalı), 122\frac{12}{2} (3. bölge yerine 1. bölgede olmalı), 2\sqrt{2} (3. bölge yerine 4. bölgede olmalı), 227\frac{22}{7} (4. bölge yerine 3. bölgede olmalı). Toplam 5 sayı yanlış yerleştirilmiştir.
Yanlış yerleştirilen eleman sayısını belirlemek için birebir karşılaştırma yapmalıyız.

Anahtar Kavram

Sayı Kümelerinin Tanımı ve Elemanların Sınıflandırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2440Soru

aa, bb ve cc birer tam sayı olmak üzere,

a(b+c)a \cdot (b + c)

ifadesinin bir tek sayı olduğu bilinmektedir.

Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi her zaman bir çift sayıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: a+b+ca + b + c

Cevap

a + b + c
Verilen a(b+c)a \cdot (b + c) çarpımının tek sayı olması, hem aa çarpanının hem de b+cb + c çarpanının tek sayı olmasını gerektirir. Buradan aa tek sayıdır ve b+cb + c de tek sayıdır. İstenen a+b+ca + b + c ifadesi, a+(b+c)a + (b + c) şeklinde yazıldığında, iki tek sayının toplamı haline gelir. İki tek tam sayının toplamı ise her zaman çift sayı olduğundan, bu ifade her zaman bir çift sayıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen çarpım ifadesinin teklik-çiftlik durumunu analiz etme.
aa ve b+cb+c ifadelerinin her ikisi de tek sayıdır.
İki tam sayının çarpımının tek sayı olabilmesi için çarpanların her birinin ayrı ayrı tek sayı olması zorunludur.
2
Bileşenlerin teklik-çiftlik durumlarını belirleme.
aa tek sayıdır. b+cb+c toplamı tek sayı olduğundan, bb ve cc sayılarından biri tek, diğeri çift sayıdır.
İki tam sayının toplamının tek sayı olması, bu sayılardan birinin tek, diğerinin ise çift olmasını gerektirir.
3
a+b+ca + b + c ifadesinin yapısını gruplandırarak kontrol etme.
a+(b+c)a + (b + c) toplamında aa tek sayı, b+cb + c tek sayı olduğundan, toplamın sonucu Tek+Tek=C¸ift\text{Tek} + \text{Tek} = \text{Çift} olur.
İki tek tam sayının toplamı her zaman çift bir tam sayıdır.
4
Diğer seçeneklerde yer alan üslü ifadelerin negatif üs durumunu inceleme.
Değişkenlerden üs konumunda olanlar negatif seçilirse ifade rasyonel sayı olur ve teklik-çiftlik özelliği aranmaz.
Soruda değişkenlerin pozitif olduğu belirtilmemiş, sadece tam sayı olduğu söylenmiştir. Bu nedenle negatif tam sayı olma olasılıkları göz önünde bulundurulmalıdır.

Anahtar Kavram

Tam sayılarda toplama ve çarpma işlemlerinin teklik-çiftlik kuralları ile üslü ifadelerde taban ve üssün tam sayı olma koşulu.
ÖncekiSayfa 122 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin