Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2481Soru

Savan (subtropikal) iklim bölgesinde, yıl içinde sıcaklık ortalamaları her zaman yüksek olmasına rağmen yağışların neredeyse tamamının yaz aylarında yoğunlaşması ve kış aylarının belirgin şekilde kurak geçmesi üzerinde etkili olan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaz mevsiminde Termik Alçak Basınç (ITCZ) kuşağının, kış mevsiminde ise Dinamik Yüksek Basınç kuşağının bölgede etkili olması

Cevap

Yaz mevsiminde Termik Alçak Basınç (ITCZ) kuşağının, kış mevsiminde ise Dinamik Yüksek Basınç kuşağının bölgede etkili olması
Savan ikliminde yağış rejimini belirleyen temel unsur, basınç kuşaklarının Güneş'in görünür hareketine bağlı olarak mevsimsel olarak yer değiştirmesidir. Yaz aylarında ekvatoral alçak basınç kuşağı (ITCZ) kuzeye/güneye doğru genişleyerek savan bölgelerini etkisi altına alır ve yükselici (konveksiyonel) hava hareketleriyle bol yağış bırakır. Kış aylarında ise 30 derece enlemlerindeki subtropikal dinamik yüksek basınç kuşağı (alçalıcı hava hareketleri) bu bölgelere kayarak kurak bir dönemin yaşanmasına neden olur. Doğru yanıt, bu basınç kuşaklarının mevsimsel yer değiştirmesini ifade eden seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Savan ikliminin sıcaklık ve yağış özelliklerini analiz etmek.
Savan ikliminin yıl boyunca sıcaklığının yüksek olduğunu ancak yağışlerinin belirgin bir şekilde yaz mevsiminde toplandığını ve kışın kurak geçtiğini tespit ederiz.
Mevsimsel yağış rejimini belirleyen temel klimatolojik faktörü bulmak için iklim özelliklerini ortaya koymak gerekir.
2
Küresel basınç sistemlerinin mevsimsel hareketlerini değerlendirmek.
Güneş ışınlarının dik geldiği yaz aylarında Ekvatoral Alçak Basınç (ITCZ) kuşağının savan enlemlerine doğru genişlediğini, kış aylarında ise 30 derece enlemlerindeki Dinamik Yüksek Basınç kuşağının bu bölgelere kayarak yağışı engellediğini görürüz.
Savan iklimindeki yağış rejiminin genel atmosfer dolaşımı ve basınç kuşaklarının mevsimsel salınımıyla ilişkili olduğunu açıklamak için.

Anahtar Kavram

Savan ikliminin yağış rejiminde basınç kuşaklarının mevsimsel salınımının etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2482Soru

Bir bilgisayar programı, sisteme girilen bir xx tam sayısı için aşağıdaki adımları sırasıyla uygulamaktadır:

* 1. Adım: Girilen sayının karesini al.
* 2. Adım: Elde edilen sayıdan 5 çıkar.
* 3. Adım: Elde edilen sonucu x3x - 3 sayısına böl.

Bu programın 3. adımının sonunda elde edilen sonuç da bir tam sayı olduğuna göre, sisteme girilebilecek xx tam sayılarının alabileceği farklı değerlerin toplamı kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 18

Cevap

Sisteme girilebilecek xx tam sayılarının alabileceği farklı değerlerin toplamı 18'dir.
İfadenin bir tam sayı belirtmesi için paydanın 4 sayısının pozitif veya negatif tüm tam sayı bölenleri olması gerekir. Bu bölenlerden elde edilen xx değerlerinin toplamı 18'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Program adımlarını formüle etme
x25x3\frac{x^2 - 5}{x - 3} ifadesi elde edilir.
Programın girdi üzerinde yaptığı işlemleri matematiksel olarak ifade etmek için.
2
İfadeyi tam kısımlı biçime dönüştürme
x+3+4x3x + 3 + \frac{4}{x - 3} ifadesi elde edilir.
Bölünebilme analizini kolaylaştırmak için payı paydanın katı cinsinden yazmak.
3
Bölünebilme koşulunu belirleme
x3x - 3 ifadesi 4'ün tam sayı bölenleri olmalıdır.
Girdi ve sonucun tam sayı olması şartından dolayı kesirli kısmın tam sayı olmasını sağlamak.
4
Değişken değerlerini hesaplama
x{4,2,5,1,7,1}x \in \{4, 2, 5, 1, 7, -1\}
4'ün tüm pozitif ve negatif bölenlerine göre denklem çözümlerini yapmak.
5
Değerlerin toplamını bulma
18
Soru kökündeki toplam istemini yerine getirmek.

Anahtar Kavram

Tam sayı bölenleri ve rasyonel ifadelerin tam sayı olma koşulları.
Soru 2483Soru

Bir coğrafya öğretmeni, bölge sınırlarının belirlenmesi ve bu sınırların zamanla değişimi konusunu anlatırken tahtaya şu bilgileri yazmışt��r:

I. Akdeniz iklim bölgesinin sınırları ile maki bitki örtüsü bölgesinin sınırları büyük oranda çakışmaktadır.
II. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) gibi siyasi ve askeri bölge sınırları, yeni üye katılımlarıyla kısa sürede ve kesin hatlarla değişebilir.
III. Himalaya Dağlık Bölgesi'nin sınırları, bölgedeki dış kuvvetlerin aşındırma faaliyetleri nedeniyle sanayi bölgelerinin sınırlarına göre çok daha kısa sürede değişir.
IV. Doğal (fiziki) bölge sınırları genellikle ülkelerin idari sınırlarında olduğu gibi keskin hatlarla ayrılırken, beşerî bölge sınırları kademeli bir geçiş gösterir.

Buna göre, öğretmenin tahtaya yazdığı ifadelerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II numaralı ifadeler doğrudur.
Akdeniz iklimi ile maki bitki örtüsü sınırlarının büyük oranda benzerlik göstererek çakışması ve NATO gibi askeri/siyasi örgütlerin sınırlarının üye katılımlarıyla kısa sürede ve net sınırlarla değişebilmesi coğrafi gerçeklerle uyuşmaktadır. Bu nedenle I ve II numaralı bilgileri içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal ve beşerî bölgelerin sınır değişim hızlarını karşılaştırma
Himalaya Dağlık Bölgesi gibi fiziki bölge sınırlarının çok yavaş; sanayi ve yerleşme gibi beşerî bölge sınırlarının ise hızlı değiştiği belirlenir. Bu doğrultuda III numaralı ifadenin yanlış olduğu tespit edilir.
Fiziki özelliklerin (dağ, iklim vb.) değişimi jeolojik süreçlerle gerçekleştiğinden binlerce yıl alırken, beşerî unsurlar insan faaliyetlerine bağlı olarak kısa sürede değişebilir.
2
Siyasi ve askeri bölgelerin sınır değişim özelliklerini değerlendirme
NATO gibi askeri ve siyasi bölgelerin sınırlarının üye ülkelerin katılımı veya ayrılmasıyla aniden ve net sınırlarla değişebileceği görülür. Bu doğrultuda II numaralı ifadenin doğru olduğu belirlenir.
Siyasi ve askeri sınırların yapay ve idari kararlara dayanması, sınırların hızlı ve esnek şekilde güncellenmesine olanak tanır.
3
Fiziki unsurlar arasındaki sınır çakışmasını analiz etme
Akdeniz iklim bölgesi ile maki bitki örtüsü bölgesinin sınırlarının örtüştüğü belirlenir. Bu doğrultuda I numaralı ifadenin doğru olduğu saptanır.
İklim ve bitki örtüsü gibi birbirini doğrudan etkileyen doğal unsurların oluşturduğu coğrafi bölgelerin sınırları büyük oranda çakışmaktadır.
4
Doğal ve beşerî/idari bölgelerin geçiş hatlarını karşılaştırma
Doğal bölgelerin sınırlarının kademeli, idari sınırların ise keskin çizgilerle ayrıldığı hatırlanarak IV numaralı ifadenin yanlış olduğu belirlenir.
Doğal olaylar yeryüzünde aniden bıçak gibi kesilmez, bir bölgeden diğerine yumuşak bir geçiş kuşağı oluşturur. İdari sınırlar ise yasal haritalarla kesin olarak çizilir.

Anahtar Kavram

Bölge Kavramı ve Sınırların Belirlenmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2484Soru

Aşağıda din felsefesinde kullanılan temel kavramlar ve bu kavramların açıklamaları verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşle��tiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aşkın (Aşkınlık)
İçkin (İçkinlik)
Teodise
Vahiy

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Aşkın terimi Tanrı'nın evrenin ötesinde olmasıyla; İçkin terimi Tanrı'nın evrenin içinde bulunmasıyla; Teodise terimi kötülük problemine karşı Tanrı'nın adaletini savunmayla; Vahiy terimi ise yaratıcı mesajların elçiler aracılığıyla bildirilmesiyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede her kavram kendi felsefi tanımıyla buluşmaktadır. Aşkın kavramı evrenin ötesindeki bir Tanrı'yı, içkin kavramı evrenin içindeki bir Tanrı'yı, teodise kötülük karşısında Tanrı'nın adaletini savunmayı, vahiy ise ilahi mesajların elçilerle iletilmesini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Aşkın (Aşkınlık) kavramını tanımlayın.
Aşkın, Tanrı'nın doğanın ve fiziksel evrenin ötesinde, ondan bağımsız ve farklı bir varlık yapısına sahip olduğunu belirtir. Bu durum, Tanrı'nın evrenin dışında bulunması anlamına gelen ifadeyle eşleşir.
Kavramın ontolojik sınırlarını belirlemek için.
2
İçkin (İçkinlik) kavramını tanımlayın.
İçkin, Tanrı'nın evrenin her noktasında, doğanın işleyişinde bizzat var olduğunu ve evrenle bütünleştiğini belirtir. Bu durum, Tanrı'nın evrenin içinde mevcut olması anlamına gelen ifadeyle eşleşir.
Aşkın kavramının karşıt anlamını netleştirmek için.
3
Teodise kavramını tanımlayın.
Teodise, evrendeki acı ve kötülüklerin varlığına rağmen Tanrı'nın adil ve iyi olduğunu mantıksal olarak kanıtlama ve savunma girişimidir.
Din felsefesinin en temel problemlerinden kötülük sorununa verilen yanıtı kavramak için.
4
Vahiy kavramını tanımlayın.
Vahiy, Tanrı'nın bildirmek istediği inanç, ibadet ve ahlak kurallarını peygamberler aracılığıyla insanlara iletmesidir.
Tanrı-insan arasındaki bilgisel iletişimin adını koymak için.

Anahtar Kavram

Din felsefesinin temel kavramları arasındaki farkları analiz etme.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2485Soru

Aşağıda verilen ef'âl-i mükellefîn kavramlarını, bu kavramlara ait doğru dinî hüküm tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Farz
Sünnet
Haram

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Farz kavramı 'Dinimizce yapılması kesin olarak emredilen ve terk edilmesi günah olan ameller' tanımıyla, Sünnet kavramı 'Peygamberimizin söz, fiil ve takrirleri ile yapılmasını tavsiye ettiği ameller' tanımıyla, Haram kavramı ise 'Dinimizce yapılması kesin olarak yasaklanan ve yapılması günah olan ameller' tanımıyla eşleşmelidir.
Farz, yapılması kesin olarak emredilen işleri; sünnet, Peygamberimizin yapılmasını tavsiye ettiği davranışları; haram ise kesin olarak yasaklanan fiilleri ifade eder. Bu eşleştirme kavramların temel tanımlarına tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Farz kavramının tanımını belirlemek.
Farz, 'Dinimizce yapılması kesin olarak emredilen ve terk edilmesi günah olan ameller' tanımıyla eşleşir.
Farz, dinen yerine getirilmesi kesinlikle zorunlu olan mükellefiyetleri ifade eder.
2
Sünnet kavramının tanımını belirlemek.
Sünnet, 'Peygamberimizin söz, fiil ve takrirleri ile yapılmasını tavsiye ettiği ameller' tanımıyla eşleşir.
Sünnet, Hz. Peygamber'in sünnetine uygun olan tavsiye niteliğindeki davranışları kapsar.
3
Haram kavramının tanımını belirlemek.
Haram, 'Dinimizce yapılması kesin olarak yasaklanan ve yapılması günah olan ameller' tanımıyla eşleşir.
Haram, yapılması kesin delillerle yasaklanmış amelleri tanımlar.

Anahtar Kavram

Ef'âl-i Mükellefîn kavramlarının tanımları ve dinî hüküm dereceleri.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2486Soru

İslam kelamında imanın rüknü ve geçerlilik şartları ele alınırken kalp ile tasdik ve dil ile ikrar kavramlarının varlığı veya yokluğu bireyin dünyevi ve uhrevi durumunu belirler. Buna göre, sol tarafta verilen durumları sağ taraftaki kelami ve hukuki karşılıklarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kalben inanıp onayladığı hâlde ölüm tehdidi veya ağır baskı altında olduğu için inancını diliyle beyan edemeyen kişi
İnanç esaslarını kalben benimseyip onaylayan ve bu inancını diliyle de özgür iradesiyle açıklayan kişi
Kalbiyle inanmadığı hâlde toplumsal menfaatler veya baskı sebebiyle diliyle inandığını söyleyen kişi
Kalben İslam'ın inanç esaslarını reddeden ve diliyle de inanmadığını açıkça ilan eden kişi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Baskı altındaki inanmış kişinin ahirette mümin sayılması; inancını kalben onaylayıp diliyle beyan edenin gerçek mümin kabul edilmesi; kalben inanmayıp diliyle inandığını söyleyenin münafık sayılması; hem kalben hem diliyle reddedenin ise kâfir kabul edilmesi doğru eşleştirmedir.
Baskı altındaki samimi inanç sahibinin durumunun ahiretteki iman geçerliliğine zarar vermemesi, özgür iradeyle tasdik ve ikrarı birleştirenin gerçek mümin kabul edilmesi, kalbi ile dili çelişenlerin münafık, her ikisiyle de reddedenlerin ise kâfir statüsünde eşleştirilmesi kavramların kelam ilmindeki tanımlarına tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tasdik ve ikrar kavramlarının bireyin kelami ve hukuki durumuna etkisini incelemek.
Kalp ile tasdik imanın kurucu rüknü iken, dil ile ikrar imanın dünyada bilinmesini sağlayan hukuki şarttır.
Kişilerin durumlarını bu iki kritere göre sınıflandırabilmek için.
2
Ölüm tehdidi veya baskı (ikrah) durumundaki kişinin durumunu değerlendirmek.
Bu durumdaki kişinin kalbi imanla doluysa diliyle ikrar etmemesi ahiretteki imanına zarar vermez fakat dünyada Müslüman muamelesi göremez.
İkrarda özgür iradenin bulunmasının dünyevi hukuki tescil için gerekli olduğunu anlamak için.
3
Kalbiyle inanmadığı hâlde diliyle inandığını söyleyenlerin ve her ikisinde de inkâr edenlerin durumunu belirlemek.
İnanmadığı hâlde inanmış gibi görünenlerin münafık, hem kalben hem de diliyle inkâr edenlerin ise kâfir olduğunu tespit etmek.
Tasdik ve ikrarın bir arada bulunmamasının veya ikisinin birden olmamasının sonuçlarını ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

İmanın kalbi boyutu (tasdik) ile dışa dönük boyutu (ikrar) arasındaki ilişki ve bu ilişkinin doğurduğu kelami ve hukuki statüler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2487Soru

İdealist felsefe geleneğinde yer alan aşağıdaki düşünürleri, varlığın niteliğine dair savundukları temel ontolojik yaklaşımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Aristoteles
Farabi
Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon - İdealar dünyasını asıl gerçeklik kabul eden görüş; Aristoteles - Madde ile form (idea) ilişkisini savunan görüş; Farabi - Zorunlu varlıktan akli taşma (sudur) yoluyla türemeyi savunan görüş; Hegel - Geist'ın diyalektik gelişimini savunan görüş.
Düşünürlerin varlık anlayışları incelendiğinde Platon asıl gerçekliği idealara dayandırır; Aristoteles varlığı madde-form birlikteliğiyle tanımlarken formun kurucu rolünü öne çıkarır; Farabi zorunlu varlık ve sudur kuramını benimser; Hegel ise Geist'ın diyalektik gelişimini esas alır. Bu eşleştirmeler felsefe tarihindeki klasik ontolojik ayrımlara tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk eşleştirmeyi yapmak için Platon'un temel varlık felsefesini analiz etmek.
Platon'un 'İdealar Kuramı' gereği duyusal dünya gölgelerden oluşur, asıl gerçeklik akılla kavranan idealardır. Bu durum birinci açıklama ile eşleşir.
Platon idealizmin kurucusu olarak gerçekliği idea kavramıyla doğrudan özdeşleştirmiştir.
2
Aristoteles'in idealist anlayışını diğerlerinden ayıran yönü belirlemek.
Aristoteles, hocası Platon'dan farklı olarak ideaların varlığın içinde form (biçim) olarak bulunduğunu savunmuş ve madde-form ilişkisini ortaya koymuştur. Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
Madde ve form kavram çifti doğrudan Aristotelesçi ontolojinin temel yapı taşıdır.
3
Farabi'nin metafizik ve varlık açıklamasını incelemek.
Farabi, zorunlu varlık (Vacibü'l-vücud) olarak gördüğü Tanrı'dan taşma (sudur) yoluyla evrenin akılsal düzeyde oluştuğunu savunur. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Vacibü'l-vücud ve sudur kavramları Farabi felsefesinin ayırt edici nitelikleridir.
4
Hegel'in diyalektik idealizmini eşleştirmek.
Hegel, mutlak zihin veya evrensel akıl anlamına gelen Geist'ın diyalektik süreçlerle varlık sahnesinde kendini açtığını öne sürer. Bu durum dördüncü açıklama ile eşleşir.
Geist kavramı ve diyalektik (tez-antitez-sentez) süreci Hegel idealizminin temelidir.

Anahtar Kavram

İdealist filozofların (Platon, Aristoteles, Farabi, Hegel) varlığı akılsal/düşünsel temelde açıklayan özgün ontolojik sistemleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2488Soru

Hz. Muhammed'in hayatında karşılaştığı çeşitli olaylar karşısındaki ahlaki tutumları ile bu tutumların temsil ettiği merhamet ve müsamaha boyutlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mekke'nin Fethi günü, kendisine ve Müslümanlara yıllarca zulmetmiş olan Mekkeli müşriklere genel af ilan ederek serbest bırakması.
Taif'te taşlanarak şehirden çıkarılmasına rağmen, kendisini bu duruma düşürenlerin helakı yerine hidayet bulmaları için dua etmesi.
Medine'de bir Yahudi cenazesi geçerken ayağa kalkması ve yanındakilerin onun Müslüman olmadığını hatırlatması üzerine 'O da bir can (insan) değil mi?' buyurması.
Uhud Savaşı'nda kendisini yaralayan ve dişini kıran müşriklere beddua etmesini isteyenlere 'Ben lanetçi olarak değil, rahmet ve davetçi olarak g��nderildim.' demesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mekke'nin Fethi'ndeki genel af uygulaması düşmanlarına karşı bağışlayıcılığı tercih etmesiyle; Taif halkına yönelik duası kendisini taşlayanların hidayetini arzulayan şefkatiyle; Yahudi cenazesine saygı göstermesi din ayrımı gözetmeksizin insan onuruna değer vermesiyle; Uhud Savaşı'ndaki yaralanma sonrası beyanı ise peygamberlik görevinin özünün rahmet olduğunu vurgulamasıyla eşleşir.
Eşleştirmede her bir tarihi olay, Hz. Muhammed'in merhamet ve müsamaha anlayışının farklı bir yönünü (bağışlayıcılık, şefkat, insan onuruna saygı ve rahmet misyonu) doğrudan ve en uygun şekilde karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Mekke'nin Fethi'ndeki olayın analizi
Mekkelilerin bağışlanması eylemi, intikam yerine af ve müsamahayı göstermektedir.
Yıllarca süren baskıya rağmen genel af ilan edilmesi, cezalandırma gücü varken bağışlamayı seçtiğini gösterir.
2
Taif olayındaki duanın analizi
Kendisine taş atanlar için hidayet dilemesi, derin bir şefkat ve merhamet göstergesidir.
Cezalandırılmalarını talep edebilecekken onların doğru yola ulaşmalarını istemesi, merhametinin kuşatıcılığını gösterir.
3
Yahudi cenazesine gösterilen saygının analizi
İnanç ayrımı olmaksızın insan onuruna değer verildiği sonucuna ulaşılır.
'O da bir can değil mi?' sorusu, insan olmanın başlı başına bir değer ve saygı kaynağı olduğunu ifade eder.
4
Uhud Savaşı'ndaki ifadenin analizi
Peygamberlik vazifesinin özünün rahmet olduğunun vurgulanmasıdır.
Lanetçi değil, davetçi ve rahmetçi olarak gönderildiğini söylemesi, bu misyonun genel karakterini açıklar.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Merhameti ve Müsamahası
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2489Soru

Aşağıdaki ayet meallerinde geçen muttaki (takva sahibi) bireylerin özellikleri ile bu özelliklerin yansıttığı ahlaki ve dini tutumları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

“Bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar (infak ederler), öfkelerini yutarlar...” (Âl-i İmrân Suresi, 134. ayet)
“Onlar gayba inanırlar, namazı kılarlar...” (Bakara Suresi, 3. ayet)
“...Antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirirler.” (Bakara Suresi, 177. ayet)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bollukta ve darlıkta infak edip öfkesini yutanlar cömertlik ve öfke kontrol��yle; gayba inanıp namaz kılanlar inanç esaslarını tasdik ve ibadet bilinciyle; sözlerini yerine getirenler ise güvenilirlik ve ahde vefayla eşleşir.
Doğru eşleştirmede infak etmek ve öfkeyi kontrol etmek cömertlik ve nefis terbiyesiyle; gayba inanıp namaz kılmak inanç ve ibadet bilinciyle; sözünde durmak ise güvenilirlik ve ahde vefayla doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ayet mealinde yer alan 'infak etme' ve 'öfkeyi yutma' ifadeleri incelenir.
Bu özelliklerin cömertlik ve nefis terbiyesiyle (öfke kontrolü) ilgili olduğu belirlenir.
İnfak maddi paylaşımı, öfkeyi yutmak ise içsel kontrolü ifade eder.
2
İkinci ayet mealinde yer alan 'gayba inanma' ve 'namaz kılma' ifadeleri incelenir.
Bu özelliklerin inanç esaslarını tasdik ve ibadet bilinciyle ilgili olduğu belirlenir.
İnanmak kalbi/zihni bir kabulü, namaz ise ameli bir ibadeti gösterir.
3
Üçüncü ayet mealinde yer alan 'sözlerini yerine getirme' ifadesi incelenir.
Bu özelliğin güvenilirlik ve ahde vefayla ilgili olduğu belirlenir.
Verilen sözü tutmak ahlaki dürüstlük ve sözleşmelere sadakat anlamına gelir.

Anahtar Kavram

Muttakilerin Kur'an'da belirtilen pratik ahlaki ve ibadi özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2490Soru

Ayşe, okul temsilciliği seçimlerinde rakibi olan Zeynep'in kazanmasını kabullenememiş, onun bu başarıyı hak etmediğini düşünerek i��ten içe Zeynep'in itibar kaybetmesini istemiştir. Zeynep'in bir açığını bulmak amacıyla onun günlüğünü gizlice okumuş ve burada yazan bazı özel bilgileri onun arkasından diğer arkadaşlarına anlatmıştır. Ayrıca Zeynep'in sınavda kopya çektiği yönünde asılsız bir söylenti yaymıştır.

Bu parçada Ayşe'nin sergilediği davranışlar İslam ahlakında yerilen kötü davranışlar açısından analiz edildiğinde, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayşe'nin Zeynep'in günlüğündeki gerçek bilgileri onun bulunmadığı ortamlarda başkalarına anlatması, yalan içermediği için "gıybet" kapsamında değerlendirilemez.

Cevap

Ayşe'nin Zeynep'in günlüğündeki gerçek bilgileri onun bulunmadığı ortamlarda başkalarına anlatmasının, yalan içermediği gerekçesiyle gıybet sayılamayacağını belirten yargı söylenemez.
Zeynep'in günlüğünde yazan gerçek durumların başkalarına aktarılmasının gıybet kapsamında değerlendirilemeyeceği ifadesi yanlıştır. İslam ahlakında gıybet, bir kişinin arkasından duyduğunda hoşlanmayacağı doğru nitelikteki durumların konuşulmasıdır. Eğer aktarılan bilgi yalan olsaydı bu durum iftira olurdu. Bu nedenle söylenenlerin doğru olması eylemi gıybet olmaktan çıkarmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen olumsuz davranışları tek tek belirleyin.
Ayşe'nin başarıyı kabullenememesi, günlüğü gizlice okuması, gerçek sırları başkasına anlatması ve asılsız kopya çekme söylentisi yayması tespit edilir.
Soruda geçen eylemlerin İslam ahlakındaki terimsel karşılıklarını bulmak için ilk adımdır.
2
Tespit edilen eylemleri seçeneklerdeki kavramlarla karşılaştırarak doğruluklarını kontrol edin.
Başarıyı çekememek 'haset', gizlice günlük okumak 'tecessüs', asılsız söylenti yaymak 'iftira' ve kesin kanıt olmadan kötü düşünmek 'suizan' kavramlarıyla doğru eşleşmektedir.
Çeldirici seçeneklerin kavramsal doğruluk analizini yapmak için bu adım gereklidir.
3
Gıybet ve iftira ayrımına odaklanarak günlüğün arkadan anlatılması eylemini değerlendirin.
Zeynep'in arkasından konuşulan bilgilerin doğru olması, bu eylemi gıybet olmaktan çıkarmaz; aksine gıybetin tam tanımına uyar. Bu nedenle gıybet sayılamayacağını iddia eden ifade yanlıştır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için gıybet kavramının yalan içermeyen, doğru ama gizli durumları da kapsadığı gerçeğini ortaya koymak gerekir.

Anahtar Kavram

İslam'da Yerilen Kötü Davranışlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2491Soru

Aşağıdaki cümlede parantez içinde yanlış yazılmış olarak verilen birleşik sözcüklerin Türk Dil Kurumu (TDK) yazım kurallarına uygun doğru biçimlerini boşluklara yazınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Modern bilimsel araştırmalar, evrenin derinliklerinde gerçekleşen pek çok (olağandışı) olayda yer çekimi dalgalarının rolünü (farketmek) için yeni yöntemler geliştirmektedir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boşluklara sırasıyla 'olağan dışı' ve 'fark etmek' sözcükleri getirilmelidir.
Cümledeki boşluklar doldurulurken TDK'nin ayrı yazılan birleşik kelimelerle ilgili iki temel kuralı uygulanır: Birincisi, 'dış, iç, sıra' sözcükleriyle yapılan birleşik kelimelerin ayrı yazılması kuralıdır; bu yüzden 'olağan dışı' ayrı yazılır. İkincisi, etmek yardımcı fiiliyle kurulan ve herhangi bir ses türemesi veya düşmesi içermeyen birleşik fiillerin ayrı yazılması kuralıdır; bu yüzden 'fark etmek' ayrı yazılır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki birinci parantez içi ifadenin (olağandışı) yapısını ve TDK yazım kurallarındaki yerini analiz etmek.
Sözcüğün 'olağan dışı' şeklinde ayrı yazılması gerektiği tespit edilir.
Türkçe yazım kurallarına göre 'dış, iç, sıra' sözcükleriyle oluşturulan birleşik kelime ve terimlerin ayrı yazılması gerekir.
2
Cümledeki ikinci parantez içi ifadenin (farketmek) yapısını ve TDK yazım kurallarındaki yerini analiz etmek.
Sözcüğün 'fark etmek' şeklinde ayrı yazılması gerektiği tespit edilir.
Ses düşmesi veya ses türemesine uğramayan yardımcı fiillerle (etmek, olmak vb.) kurulan birleşik fiiller ayrı yazılır.

Anahtar Kavram

Ayrı yazılan birleşik kelimelerin yazım kuralları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2492Soru
A={4,32,0,2,5,28}A = \left\{-4, -\frac{3}{2}, 0, \sqrt{2}, 5, 2{}8\right\} kümesi veriliyor. Buna göre, bu kümenin elemanlarından kaç tanesi rasyonel sayı olduğu halde bir tam sayı değildir?
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2

Cevap

Rasyonel sayı olup tam sayı olmayan elemanların sayısı 2'dir.
Verilen kümede rasyonel sayı olup tam sayı olmayan elemanlar 32-\frac{3}{2} ve 282{}8 (yani 2810\frac{28}{10}) sayılarıdır. Kümedeki 4-4, 00 ve 55 elemanları birer tam sayıdır. 2\sqrt{2} sayısı ise irrasyonel olduğu için rasyonel değildir. Bu nedenle koşulu sağlayan toplam eleman sayısı 2'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Kümedeki her bir elemanın hangi sayı kümesine ait olduğunu analiz etmek.
4-4, 00 ve 55 elemanları hem rasyonel sayıdır (Q\mathbb{Q}) hem de birer tam sayıdır (Z\mathbb{Z}). 32-\frac{3}{2} ve 28=28102{}8 = \frac{28}{10} sayıları rasyonel sayıdır ancak birer tam sayı değildir. 2\sqrt{2} sayısı ise irrasyonel bir sayıdır (Q\mathbb{Q}'), dolayısıyla rasyonel sayı değildir.
Soruda istenen 'rasyonel sayı olduğu halde tam sayı olmayan' koşulunu test edebilmek için elemanları gruplandırmamız gerekir.
2
Belirlenen koşullara uyan elemanları saymak.
Koşulları sağlayan elemanlar 32-\frac{3}{2} ve 282{}8 sayılarıdır. Bu sayıların adedi 2'dir.
Hem rasyonel sayı kümesine ait olan hem de tam sayı kümesine ait olmayan elemanların toplam sayısını bulmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Sayı Kümeleri ve Alt Küme İlişkileri
Soru 2493Soru

Bir botanikçinin Amazon yağmur ormanlarında yaptığı saha çalışmasında daha önce tıp literatüründe yer almayan mavi yapraklı bir bitkiyle karşılaşmasıyla başlayan süreç şu şekilde gelişmiştir:

- Bitkinin kendisi, insan zihninden bağımsız bir şekilde doğada var olmaya devam etmektedir.
- Botanikçi, bu bitkinin özünün ağrı kesici bir etkiye sahip olduğunu iddia etmiştir.
- Botanikçi, bu iddiasını kanıtlamak için bitkiyi laboratuvarda analiz etmiş, kimyasal bileşenlerini ayrıştırmış ve elde ettiği verilerle iddiasını destekleyen bilimsel bir rapor hazırlamıştır.

Buna göre, botanikçinin bu çalışmasında sırasıyla bilgi felsefesinin hangi temel kavramları örneklendirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçeklik - Doğruluk - Temellendirme

Cevap

Gerçeklik - Doğruluk - Temellendirme
Dış dünyada insan zihninden bağımsız olarak var olan bitki 'gerçeklik' boyutunu temsil eder. Botanikçinin bu bitkinin niteliğine dair kurduğu iddia (ağrı kesici olması) zihinsel bir yargı olduğundan ve nesnesiyle uyuştuğunda bilgi değeri taşıyacağından 'doğruluk' kavramına karşılık gelir. Botanikçinin laboratuvar araştırmaları ve bilimsel raporla bu iddianın nedenlerini, kanıtlarını ve gerekçelerini ortaya koyması ise 'temellendirme' sürecidir. Bu nedenle doğru sıralama 'Gerçeklik - Doğruluk - Temellendirme' olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülü analiz etmek
Bitkinin insan zihninden bağımsız bir şekilde dış dünyada var olması 'gerçeklik' kavramını örnekler.
Gerçeklik, bilincin dışındaki somut ve nesnel varoluş alanını ifade eder.
2
İkinci öncülü analiz etmek
Botanikçinin bitkinin etkisine dair ortaya koyduğu iddianın/önermenin gerçeklikle uyuşma durumu 'doğruluk' kavramını örnekler.
Doğruluk, zihnimizdeki bir yargının veya önermenin yöneldiği nesneyle uyumlu olmasıdır.
3
Üçüncü öncülü analiz etmek
Botanikçinin iddiasını laboratuvar ortamında analizlerle ve bilimsel verilerle destekleme süreci 'temellendirme' kavramını örnekler.
Temellendirme, felsefede ve bilimde ileri sürülen bir savın mantıksal veya deneysel gerekçelerini gösterme işidir.

Anahtar Kavram

Bilgi Felsefesinin Temel Kavramları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2494Soru

Q\mathbb{Q} rasyonel sayılar kümesini ve Q\mathbb{Q}' irrasyonel sayılar kümesini göstermektedir.

SS kümesi
S={n:1n30,nZ+}S = \{ \sqrt{n} : 1 \le n \le 30, \, n \in \mathbb{Z}^+ \}
şeklinde tanımlanıyor.

Buna göre, SS kümesinin herhangi iki farklı elemanının çarpımı bir irrasyonel sayı olacak biçimde seçilebilecek en geniş alt kümesinin eleman sayısı kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19

Cevap

Seçilebilecek en geniş alt kümenin eleman sayısı 19'dur.
Sayılar sadeleştirildiğinde ortak kök dışı çekirdeğe sahip sayılar aynı gruba yerleştirilir. Herhangi iki elemanın çarpımının irrasyonel olması için bu grupların her birinden en fazla bir temsilci seçilebilir. Toplam 19 farklı grup oluştuğundan seçilebilecek en geniş alt küme 19 elemanlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Çarpımları rasyonel olan sayı çiftlerini belirlemek için n\sqrt{n} biçimindeki sayıları sadeleştirelim.
İki farklı aa ve bb pozitif tam sayısı için ab=ab\sqrt{a} \cdot \sqrt{b} = \sqrt{a \cdot b} çarpımının rasyonel sayı olması, aba \cdot b çarpımının bir tam kare olmasıyla mümkündür. Bu durum, aa ve bb sayılarının en sade biçimdeki kök içi kısımlarının (karesiz çekirdeklerinin) aynı olmasını gerektirir.
Bir köklü sayının rasyonel bir sayı ile çarpılarak rasyonel yapılması, köklü kısmın eşleniğiyle çarpılması ilkesine dayanır.
2
11 ile 3030 arasındaki pozitif tam sayıları en sade kök içi çekirdeklerine göre gruplandıralım.
Gruplar şu şekildedir:
- Çekirdek 1 (Rasyonel sayılar): {1,4,9,16,25}\{1, 4, 9, 16, 25\} (5 eleman)
- Çekirdek 2: {2,8,18}\{2, 8, 18\} (yani {2,22,32}\{\sqrt{2}, 2\sqrt{2}, 3\sqrt{2}\} - 3 eleman)
- Çekirdek 3: {3,12,27}\{3, 12, 27\} (yani {3,23,33}\{\sqrt{3}, 2\sqrt{3}, 3\sqrt{3}\} - 3 eleman)
- Çekirdek 5: {5,20}\{5, 20\} (yani {5,25}\{\sqrt{5}, 2\sqrt{5}\} - 2 eleman)
- Çekirdek 6: {6,24}\{6, 24\} (yani {6,26}\{\sqrt{6}, 2\sqrt{6}\} - 2 eleman)
- Çekirdek 7: {7,28}\{7, 28\} (yani {7,27}\{\sqrt{7}, 2\sqrt{7}\} - 2 eleman)
- Tek elemanlı gruplar (çekirdekleri kendisi olanlar): {10},{11},{13},{14},{15},{17},{19},{21},{22},{23},{26},{29},{30}\{10\}, \{11\}, \{13\}, \{14\}, \{15\}, \{17\}, \{19\}, \{21\}, \{22\}, \{23\}, \{26\}, \{29\}, \{30\} (13 grup)
Aynı gruptan seçilecek herhangi iki elemanın çarpımı bir rasyonel sayı üretecektir.
3
Her gruptan en fazla kaç eleman seçilebileceğini analiz edelim.
Herhangi iki elemanın çarpımının irrasyonel olması istendiğinden, yukarıdaki grupların her birinden en fazla 1 eleman seçebiliriz. Birden fazla eleman seçilmesi durumunda, o iki elemanın çarpımı rasyonel sayı olacaktır.
Alt kümedeki hiçbir iki elemanın çarpımının rasyonel olmaması koşulunu sağlamak için grup başına temsilci sayısı sınırlandırılmalıdır.
4
Seçilebilecek maksimum eleman sayısını bulmak için tüm grupları toplayalım.
Çoklu elemana sahip 6 grup vardır ve her birinden 1'er eleman seçilir. Tek elemanlı 13 grup vardır ve her birinden 1'er eleman seçilir. Toplam maksimum eleman sayısı: 61+131=196 \cdot 1 + 13 \cdot 1 = 19 olur.
Her bağımsız gruptan birer temsilci alınarak oluşturulabilecek en geniş kümenin sınırını belirlemek.

Anahtar Kavram

Rasyonel ve irrasyonel sayı kümelerinin özellikleri, köklü sayıların çarpımının rasyonellik şartı.
Soru 2495Soru

İhsan, kulun hem Yaratıcı’ya hem de yaratılana karşı sergilediği ahlaki ve ameli tutumun en nitelikli halini ifade eder. Bu kavramın dikey boyutu, kulun ibadetlerini Allah’ı görüyormuşçasına derin bir murakabe ve huşu içinde yapmasını öngörürken; yatay boyutu ise bu içsel farkındalığın sosyal hayatta insanlara iyilik etmek, işleri en güzel şekilde yapmak ve ahlaki erdemleri kuşanmak şeklinde tezahür etmesini gerektirir. Bu iki boyutun bütünleşmesiyle şekillenen 'muhsin' ��ahsiyeti, davranışlarını dışsal zorlamalar veya beşeri denetimler sebebiyle değil, her an ilahi bir gözetim altında olduğunun bilinciyle güzelleştirir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi parçada tanımlanan ihsan ve muhsin kavramlarının özünü doğrudan yansıtan bir davranıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir esnafın, hiç kimsenin kendisini denetlemediği durumlarda dahi Allah'ın kendisini gördüğü inancıyla ölçü ve tartıda dürüst davranması ve müşterilerine güler yüz göstermesi

Cevap

Bir esnafın, hiç kimsenin kendisini denetlemediği durumlarda dahi Allah'ın kendisini gördüğü inancıyla ölçü ve tartıda dürüst davranması ve müşterilerine güler yüz göstermesi
İhsan kavramı, kişinin ibadet ve davranışlarını Allah'ın kendisini her an gördüğü bilinciyle (dikey boyut) gerçekleştirmesini ve bu bilincin ahlaka yansıyarak insanlara iyilik yapmak ve işini dürüstçe, en güzel biçimde yapmak şeklinde ortaya çıkmasını (yatay boyut) ifade eder. Esnafın hiç kimse görmese bile Allah'ın kendisini gördüğünü bilerek hile yapmaması ve insanlara güler yüz göstermesi bu iki boyutu tam olarak bütünleştiren bir davranıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ihsan kavramının iki boyutunu analiz etme
İhsan kavramının Yaratıcı'ya yönelik boyutunun (dikey boyut) 'Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmek/murakabe', yaratılana yönelik boyutunun (yatay boyut) ise 'iyilik yapmak, işini en güzel şekilde yapmak ve ahlaki erdemleri sergilemek' olduğu belirlenir.
Soru kökünün bizden istediği bütüncül ihsan tanımının bileşenlerini netleştirmek için.
2
Seçenekleri analiz ederek kavramları ayrıştırma
İbadetlerin sadece Allah rızası için yapılması 'ihlas'; günahtan korunma çabası 'takva'; inancın kalp ve dil ile ifadesi 'tasdik ve ikrar'; şekilsel kurallara uygunluk ise genel anlamda 'salih amel' veya ibadetin rüknüdür. Esnaf örneğinde ise hem Allah'ın gözetimi bilinci (dikey boyut) hem de dürüstlük ve güler yüz (yatay boyut) birlikte yer almaktadır.
Çeldirici seçeneklerde yer alan kavram yanılgılarını tespit edip doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

İhsan kavramının dikey (ibadetlerde Allah'ın gözetimi bilinci) ve yatay (ahlak ve toplumsal ilişkilerde iyilik/güzellik) boyutlarının bir bütün olarak kavranması ve 'muhsin' şahsiyetin bu farkındalıkla davranması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2496Soru

Karl Marx, Hegel'in diyalektik yöntemini benimsediğini ancak onu baş aşağı durduğu yerden ayakları üzerine diktiğini belirtir. Ona göre diyalektik hareketin temeli 'idea' ya da 'Mutlak Ruh' değil, bizzat maddi gerçekliğin kendisidir. Düşünce, beynin maddi bir ürünüdür ve maddi koşullar zihinsel yapıyı belirler. Doğa ve tarih, kendi içindeki çelişkilerle devinen maddi bir süreçten ibarettir.

Buna göre parçadaki görüşleri savunan bir filozofun aşağıdakilerden hangisini reddetmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihinden bağımsız ve maddi evrenden ��nce var olan aşkın bir tinsel ilkenin (ideanın) kurucu rolünü

Cevap

Zihinden bağımsız ve maddi evrenden önce var olan aşkın bir tinsel ilkenin (ideanın) kurucu rolünün reddedilmesi
Doğru seçenek materyalizmin ontolojik olarak karşı çıktığı idealist görüşü ifade etmektedir. Materyalizm, evrenin ve varlığın temelinde maddeyi görür; düşünce, ruh ya da tin gibi kavramları maddenin bir ürünü veya yansıması kabul eder. Dolayısıyla, maddeden önce var olan ve her şeyi şekillendiren aşkın bir tinsel ilkenin (ideanın) varlığını reddeder.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi iddiaları analiz etmek.
Parçada düşüncenin maddeden türediği, diyalektiğin temelinin madde olduğu ve maddi koşulların zihinsel yapıyı belirlediği saptanmıştır.
Düşünürün ontolojik yaklaşımını doğru tespit etmek.
2
Seçeneklerdeki iddiaları materyalist varlık görüşüyle karşılaştırmak.
Maddi dünyanın önceliğini, düşüncenin beynin fonksiyonu olduğunu ve diyalektik değişimi içeren görüşlerin materyalizmle uyumlu olduğu, tinsel kurucu ilke fikrinin ise idealist olduğu belirlenmiştir.
Materyalist bir filozofun kabul edeceği tezler ile reddedeceği tezleri ayrıştırmak.
3
Düşünürün reddetmesi gereken temel tezi belirlemek.
Aşkın bir tinsel ilkeyi/ideayı maddi gerçekliğin önüne koyan idealist yaklaşım, materyalist ontolojiyle doğrudan çeliştiği için reddedilmesi gereken seçenektir.
Soru kökünde sorulan 'reddetmesi beklenen' yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Materyalizm (Maddeci Varlık Görüşü) ve İdealizm Çatışması
Soru 2497Soru

Septik düşünürlere göre, aynı nesne veya durum hakkında birbiriyle çelişen ve her biri kendince haklı gerekçelere sahip olan farklı iddialar ileri sürülebilir. Örneğin, bir şey aynı anda hem tatlı hem acı, hem iyi hem kötü olarak algılanabilir. Bu iddiaların her biri eşit derecede savunulabilir niteliktedir ve hangisinin kesin doğru olduğunu ortaya koyacak tarafsız bir ölçüt bulunmamaktadır. Bu durum karşısında yapılabilecek en doğru şey, herhangi bir iddia hakkında onay vermekten kaçınmak ve yargıyı askıya almaktır (epoché). Ancak bu sayede zihin çelişkilerin yarattığı gerilimden kurtulup sükunete (ataraxia) kavuşabilir.

Buna göre, parçada Septiklerin yargıyı askıya alma (epoché) tavrını benimsemelerinin temel gerekçesi olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herhangi bir savın doğruluğunu kanıtlayacak kesin bir ölçütün bulunmaması ve çelişik iddiaların eşit güçte olması

Cevap

Herhangi bir savın doğruluğunu kanıtlayacak kesin bir ölçütün bulunmaması ve çelişik iddiaların eşit güçte olması
Parçada Septiklerin yargıyı askıya alma tavrının temel gerekçesi olarak, zihnin dışındaki nesnelerin gerçek yapısını bilecek kesin bir ölçütün olmaması ve karşıt iddiaların her birinin eşit derecede ikna edici olması gösterilmektedir. Bu nedenle karşıt iddiaların eşit derecede savunulabilir olduğu durumlarda yargıda bulunmaktan kaçınmak gerektiği savunulmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramları ve şüpheci (Septik) argümanı analiz etmek.
Septiklerin, karşıt tezlerin eşit güçte olması (isostheneia) durumunda kesin bir doğruluk ölçütü bulunmadığı için yargıyı askıya alma (epoché) yöntemine başvurdukları belirlendi.
Soruda istenen 'yargıyı askıya alma gerekçesi'nin felsefi temelini parçadan doğru saptamak.
2
Seçenekleri Septik felsefenin ilkeleri doğrultusunda değerlendirmek.
Çelişen savların eşit ikna edicilikte olmasının ve kesin bir ölçütün bulunmamasının doğrudan epoché'ye yol açtığı, diğer seçeneklerin ise rasyonalizm, empirizm veya dogmatizm gibi farklı felsefi tutumlara ya da kavram yanılgılarına dayandığı saptandı.
Doğru gerekçeyi içeren seçeneği yanlış yorumlara dayanan çeldiricilerden ayırt etmek.
3
Doğru seçeneği belirlemek.
Herhangi bir savın doğruluğunu kanıtlayacak kesin bir ölçütün bulunmaması ve çelişik iddiaların eşit güçte olması seçeneğinin doğru yanıt olduğu belirlendi.
Parçadaki temel argüman ile seçenekteki ifadenin birebir örtüştüğünü teyit etmek.

Anahtar Kavram

Septisizmde yargıyı askıya alma (epoché) ve sükunet (ataraxia) ilişkisi
Soru 2498Soru

Hz. Muhammed, Medine'ye İslam'ın inanç ve ahlak esaslarını anlatmak üzere genç bir sahabe olan Mus'ab b. Umeyr'i öğretmen olarak görevlendirmiştir. Genç yaşına rağmen Mus'ab, nezaketi, sabrı ve ikna edici hitabetiyle Medine toplumunda ahlaki değerlerin yayılmasında büyük bir başarı elde etmiştir.

Buna göre, Hz. Muhammed'in Mus'ab b. Umeyr'e bu görevi vermesi, İslam'ın gençliğe bakışı ve toplumsal değerlerin aktarılması açısından aşağıdakilerden hangisini doğrudan gösterir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gençlerin toplumsal sorumluluk üstlenme, dini ve ahlaki değerleri temsil etme ve yayma potansiyeline güvenildiğini

Cevap

Gençlerin toplumsal sorumluluk üstlenme, dini ve ahlaki değerleri temsil etme ve yayma potansiyeline güvenildiğini
Doğru yanıt, gençlerin dini ve ahlaki değerleri temsil etme ve yayma potansiyeline güvenildiğini ifade eden seçenektir. Hz. Muhammed'in genç yaştaki Mus'ab b. Umeyr'i Medine gibi kritik bir yere öğretmen ve elçi olarak göndermesi, gençlerin toplumsal yapıyı inşa etmedeki gücüne ve sorumluluk bilincine olan güvenin en somut örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki olay ve bağlam analiz edilir.
Hz. Muhammed'in genç bir sahabi olan Mus'ab b. Umeyr'i Medine'ye İslam'ı öğretmek amacıyla gönderdiği ve Mus'ab'ın bu toplumsal görevi başarıyla yerine getirdiği tespit edilir.
Soru kökünün bizden istediği temel çıkarımı yapmak için verilen tarihsel veriyi doğru anlamak gerekir.
2
İslam'ın gençlik ve toplumsal değerler konusundaki temel yaklaşımıyla olay ilişkilendirilir.
Genç yaştaki bir bireyin toplumsal bir değişime öncülük etmesi ve ahlaki değerleri tebliğ etmesi, gençliğin aktif rolüne ve sorumluluk bilincine verilen önemi gösterir.
İslam'ın genç nesillere verdiği değeri ve toplumsal sorumluluk yüklemesini kavramak hedeflenmektedir.
3
Seçenekler değerlendirilerek doğru yargıya ulaşılır.
Mus'ab b. Umeyr'in öğretmen olarak görevlendirilmesinin, gençlerin dini ve ahlaki değerleri yayma potansiyeline ve onların toplumsal sorumluluk üstlenebileceğine duyulan güveni gösterdiği sonucuna varılır.
Soru kökündeki 'doğrudan gösterir' ifadesinin tam karşılığı bu seçenekte yer almaktadır.

Anahtar Kavram

İslam ahlakı ve toplumsal yapıda gençlerin aktif sorumluluğu ile temsil gücü.
Soru 2499Soru

Yerkürenin küresel yüzeyinin düzleme aktarılması sırasında meydana gelen bozulmaları en aza indirmek amacıyla farklı harita projeksiyon yöntemleri kullanılmaktadır. Aşağıda verilen harita projeksiyon türleri ile bu projeksiyonların en az hata payıyla çizim yapılmasını sağladığı coğrafi bölgeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Silindirik Projeksiyon
Konik Projeksiyon
Düzlem Projeksiyon

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Silindirik projeksiyon Ekvator çevresindeki ülkelerle (Brezilya, Endonezya, Kongo), konik projeksiyon orta kuşak ülkeleriyle (Türkiye, İtalya, ABD) ve düzlem projeksiyon kutup çevresindeki bölgelerle (Grönland, Antarktika, Sibirya) eşleşmektedir.
Dünya'nın küresel şeklinden dolayı harita çizimlerinde bozulmalar meydana gelir. Projeksiyon yöntemleri bu bozulmaları en aza indirmeyi amaçlar. Projeksiyon yüzeyinin Dünya küresine temas ettiği alanlarda hata oranı en düşüktür. Silindirik projeksiyon Ekvator çevresindeki ülkeleri, konik projeksiyon orta kuşaktaki ülkeleri, düzlem projeksiyon ise kutup çevresindeki bölgeleri en az hatayla haritaya aktarmayı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Projeksiyon yöntemlerinin Dünya üzerindeki teğet noktalarını ve en az bozulmanın yaşandığı enlemleri belirleyin.
Silindirik projeksiyon Ekvator ve çevresini, konik projeksiyon orta kuşağı, düzlem projeksiyon ise kutup ve çevresini en az bozulmayla gösterir.
Projeksiyon yüzeyinin yer küreye temas ettiği (teğet geçtiği) alanlarda bozulma en az düzeydedir.
2
Eşleştirilecek ülkelerin veya coğrafi bölgelerin hangi enlem derecelerinde (kuşaklarda) yer aldığını tespit edin.
Brezilya, Endonezya ve Kongo Ekvator çevresinde; Türkiye, İtalya ve ABD Orta Kuşak'ta; Grönland, Antarktika ve Sibirya ise kutup çevresindedir.
Ülkelerin mutlak konumları, haritalarının çiziminde en az bozulmaya yol açacak projeksiyon yönteminin seçilmesini sağlar.
3
Projeksiyon türleri ile coğrafi kuşakları ve bunlara uygun ülkeleri eşleştirin.
Silindirik projeksiyon Brezilya, Endonezya ve Kongo ile; konik projeksiyon Türkiye, İtalya ve ABD ile; düzlem projeksiyon ise Grönland, Antarktika ve Sibirya ile eşleşir.
Bölgelerin coğrafi konum özellikleri ile projeksiyon yöntemlerinin bozulma oranının en düşük olduğu alanlar birbiriyle doğrudan örtüşür.

Anahtar Kavram

Projeksiyon Yöntemleri ve Coğrafi Kuşaklar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2500Soru

Bölge sınırlarının belirlenmesinde kullanılan kriterler ile bölgelerin sınırlarının değişim hızları ve özellikleri birbirinden farklıdır.

Buna göre, sol sütundaki bölge örnekleri ile sağ sütundaki bölge sınırlarının belirlenme ve değişim özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Deprem Kuşa��ı Bölgesi
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölgesi
NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Bölgesi
Organize Sanayi Bölgesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Deprem Kuşağı Bölgesi yer yapısına bağlı ve değiştirilemeyen doğal bölgedir; Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölgesi belirli hedefler doğrultusunda planlanmış işlevsel kalkınma bölgesidir; NATO Bölgesi devletlerin siyasi ve askeri kararlarıyla sınırları aniden değişebilen siyasi bölgedir; Organize Sanayi Bölgesi ise ekonomik yatırımlara ve beşerî faaliyetlere bağlı olarak sınırları kısa sürede değişebilen bölgedir.
Eşleştirme yapıldığında; Deprem Kuşağı Bölgesi'nin doğal/jeolojik yapıyla ilgili sınırlarının beşerî müdahalelerle değiştirilemeyeceği belirtilen tanım ile eşleştiği; GAP Bölgesi'nin idari ve coğrafi hedeflerle oluşturulmuş işlevsel bir kalkınma bölgesi olduğu; NATO Bölgesi'nin siyasi ve askeri üyelik kararlarıyla aniden değişebileceği; Organize Sanayi Bölgesi'nin ise beşerî faaliyetlerin artışıyla sınırlarının kısa sürede genişleyebileceği görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal bölge sınırlarının değişim özellikleri analiz edilir.
Deprem Kuşağı Bölgesi, jeolojik (fiziki/doğal) kriterlere göre belirlenir. Doğal sınırların değişimi çok uzun zaman alır ve insan müdahalesiyle değiştirilemez. Bu nedenle yer yapısına bağlı olarak belirlenen doğal şekilsel bölge tanımıyla eşleşir.
Deprem kuşağı gibi yer yapısına bağlı fiziki özellikler beşerî etkilerden bağımsızdır.
2
İşlevsel bölge kavramı ve kalkınma projeleri değerlendirilir.
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölgesi, belirli bir kalkınma planı çerçevesinde planlama, yönetim ve ekonomik hedefler doğrultusunda oluşturulmuştur. Bu durum onu işlevsel kalkınma projesi bölgesiyle eşleştirir.
Bölgesel kalkınma projeleri, yönetimsel ve işlevsel hedefleri gerçekleştirmek amacıyla sınırlandırılır.
3
Siyasi/askeri bölgelerin sınır değişim hızları ve kuralları incelenir.
NATO Bölgesi siyasi ve askeri bir kuruluştur. Sınırları üye ülkelerin sınırları ile çakışır. Bir ülkenin örgüte üye olması veya ayrılmasıyla sınırları bir günde aniden değişebilir.
Siyasi sınırların değişimi, fiziki sınırların aksine beşerî kararlarla anlık olarak gerçekleşebilir.
4
Beşerî ve ekonomik bölgelerin özellikleri analiz edilir.
Organize Sanayi Bölgesi, beşerî ve ekonomik faaliyetlere dayanır. Fabrikaların kurulması, sanayi alanlarının genişlemesi gibi durumlarda bu bölgenin sınırları kısa sürede değişebilir ve genişleyebilir.
Ekonomik ve beşerî faaliyetler, fiziki süreçlere göre çok daha dinamik ve hızlı değişim gösterir.

Anahtar Kavram

Bölgelerin sınırlarının belirlenmesinde kullanılan kriterlerin (doğal, beşerî, ekonomik ve işlevsel) ve bu sınırların değişim hızlarının kavranması.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 125 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin