Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 81Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen cümleleri, taşıdıkları anlam özelliklerine göre sağ sütundaki uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sanatçı, son öykü kitabında büyük kentin gölgesinde unutulmuş insanların günlük yaşam mücadelelerini ve ayakta kalma çabalarını konu edinmiştir.
Yapıtta, sözcüklerin alışılmış anlam sınırlarının dışına çıkılarak çağrışım gücü yüksek, imgeli ve oldukça yoğun bir anlatım tercih edilmiştir.
Yazar, Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu halkının gösterdiği fedakarlıkları, kahramanların yöresel ağız özelliklerini taşıyan canlı ve kıvrak bir dille aktarmaktadır.
Okuyucuyu derinden etkileyen bu sürükleyici eserin, edebiyat dünyasında uzun yıllar adından söz ettirecek nitelikte bir şaheser olduğunu düşünüyorum.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk cümle içerik cümlesiyle, ikinci cümle üslup cümlesiyle, üçüncü cümle hem içerik hem üslup cümlesiyle, dördüncü cümle ise öznel değerlendirme cümlesiyle eşleşmektedir.
Cümlelerin doğru eşleştirmesi, her cümlenin taşıdığı anlam özelliğine göre yapılmıştır. İlk cümle eserin konusunu (büyük kentteki insanların günlük yaşam mücadelelerini) verdiğinden sadece içerik cümlesidir. İkinci cümle eserin dil ve anlatım özelliklerini (çağrışım gücü yüksek, imgeli anlatım) belirttiğinden sadece üslup cümlesidir. Üçüncü cümle eserin konusunu (Kurtuluş Savaşı yıllarındaki fedakarlıklar) ve bu konunun aktarılış tarzını (yöresel ağız özellikleri, canlı ve kıvrak dil) birlikte verdiğinden hem içerik hem üslup cümlesidir. Dördüncü cümle ise eserin niteliğine dair kişisel, öznel bir beğeni içerdiğinden nesnel bir içerik veya üslup bilgisi taşımayan öznel değerlendirme cümlesidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki 'unutulmuş insanların günlük yaşam mücadelelerini ve ayakta kalma çabalarını konu edinmiştir' ifadesi incelenir.
Bu ifadenin eserin konusuna (içeriğine) yönelik olduğu tespit edilir ve içerik cümlesiyle eşleştirilir.
Yazarın neyi anlattığı sorusunun cevabı içerik cümlesini verir.
2
İkinci cümledeki 'sözcüklerin alışılmış anlam sınırlarının dışına çıkılarak çağrışım gücü yüksek, imgeli ve oldukça yoğun bir anlatım tercih edilmiştir' ifadesi incelenir.
Bu ifadenin eserin dil ve anlatım özelliklerine (üslubuna) yönelik olduğu tespit edilir ve üslup cümlesiyle eşleştirilir.
Yazarın eseri nasıl anlattığı, dili nasıl kullandığı sorusunun cevabı üslup cümlesini verir.
3
Üçüncü cümledeki 'Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu halkının gösterdiği fedakarlıkları' ve 'kahramanların yöresel ağız özelliklerini taşıyan canlı ve kıvrak bir dille aktarmaktadır' ifadeleri incelenir.
Cümlede hem konunun (neyin anlatıldığının) hem de anlatım tarzının (nasıl anlatıldığının) bir arada verildiği tespit edilir ve hem içerik hem üslup seçeneğiyle eşleştirilir.
Eserde ele alınan tema ile dil özelliklerinin aynı cümlede bulunması durumunda hem içerik hem üslup özelliği taşınır.
4
Dördüncü cümledeki 'sürükleyici eserin... adından söz ettirecek nitelikte bir şaheser olduğunu düşünüyorum' ifadesi incelenir.
Bu ifadenin nesnel bir içerik veya üslup unsuru barındırmadığı, tamamen öznel bir değerlendirme olduğu saptanarak öznel değerlendirme cümlesiyle eşleştirilir.
Kişisel beğeniler ve yorumlar nesnel içerik veya üslup cümleleri kapsamında değerlendirilmez.

Anahtar Kavram

İçerik ve Üslup Cümleleri
Soru 82Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen cümleleri, sağ sütundaki anlamca en yakın eşleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir düşüncenin tarihsel süreçte ayakta kalması, onun mutlak doğruluğundan ziyade, değişen koşullara uyum sağlayabilecek esnek bir yapıya sahip olmasıyla ilgilidir.
Bilimsel ilerleme, eski doğruların kesin bir şekilde terk edilmesiyle değil; onların, yeni veriler ışığında daha kapsamlı kuramların içinde eritilmesiyle gerçekleşir.
Edebiyatta özgünlük, yepyeni bir dünya yaratmakta değil; herkesin gördüğü tanıd��k dünyayı, kimsenin bakmadığı bir pencereden sunabilmektedir.
Geçmişin kültürel mirasını olduğu gibi korumaya çalışmak, onu müzelerin soğukluğuna hapsetmekten farksızdır; oysa miras, ancak bugünün yaşamıyla harmanlandığında canlı kalabilir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki cümlelerin sağ sütundaki en yakın anlamlı karşılıklarıyla doğru eşleşmesi sırasıyla şu şekildedir: Düşüncelerin kalıcılığını esnekliğe bağlayan cümle fikirlerin kalıcılığını yenilenebilme becerisine bağlayan cümle ile; bilimsel ilerlemeyi eski doğruları yeni kuramlar içinde eritmeye bağlayan cümle bilimde gelişimi geçmiş bilgilerin yeni teorilerin bünyesine katılmasına bağlayan cümle ile; edebiyatta özgünlüğü bilinen dünyayı kimsenin bakmadığı pencereden sunmaya bağlayan cümle yazınsal yaratıcılığı bilinen yaşamı alışılmadık bakış açısıyla yorumlamaya bağlayan cümle ile; son olarak kültürel mirası bugünün yaşamıyla harmanlama gerekliliğini savunan cümle tarihsel değerleri güncel hayatın parçası yapma gerekliliğiyle eşleşir.
Verilen cümle çiftleri, temel kavramlar (düşüncelerin esnekliği, bilimsel ilerlemenin kapsayıcılığı, edebiyatta bilineni farklı sunma ve kültürel mirası güncel kılma) yönünden birbirleriyle tamamen örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki 'tarihsel süreçte ayakta kalma' ve 'esnek yapı' anahtar kelimelerini belirleme.
Tarihsel kalıcılığın değişime ayak uydurabilme (esneklik) ile ilişkili olduğunu saptama.
İlk cümleyi en doğru şekilde karşılayan yargıyı diğer sütunda bulabilmek için temel anlam eksenini kurmak.
2
İkinci cümledeki bilimsel ilerlemenin 'eski doğruları terk etmek' değil, 'yeni kuramlar içinde eritmek' olduğu ifadesini analiz etme.
Gelişimin geçmişi yok sayarak değil, onu daha geniş bir çerçeveye dahil ederek gerçekleştiğini belirleme.
Bilim felsefesi bağlamındaki bu yargının karşılığını aramak.
3
Üçüncü cümledeki edebiyatta 'özgünlük' kavramını 'tanıdık dünyayı kimsenin bakmadığı bir pencereden sunmak' ifadesiyle bağdaştırma.
Yaratıcılığın yeni bir şey uydurmak değil, bilineni farklı bir tarzda yorumlamak anlamına geldiğini görme.
Sanat ve edebiyat odaklı cümlenin anlamdaşını doğru tespit etmek.
4
Dördüncü cümledeki kültürel mirası aynen korumanın onu işlevsizleştireceği, 'bugünün yaşamıyla harmanlama' gerekliliği düşüncesini değerlendirme.
Mirasın güncel hayata entegre edilerek süreklilik kazanabileceğini anlama.
Son cümlenin de anlamca özdeşini bulup tüm eşleştirmeleri tamamlamak.

Anahtar Kavram

Yakın ve Özdeş Anlamlı Cümleler
Soru 83Soru

Akarsular yeryüzünü şekillendirirken yatak eğimi, su miktarı ve yük miktarına bağlı olarak aşındırma veya biriktirme faaliyetlerinde bulunurlar. Bazı yer şekillerinin oluşumunda ise hem aşındırma hem de biriktirme süreçleri aynı anda etkilidir.

Buna göre, Türkiye'de bulunan aşağıdaki yer şekillerinden hangisinin oluşum mekanizmasında hem aşındırma hem de biriktirme süreçleri birlikte etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyük Menderes Nehri'nin yatağında oluşturduğu menderesler (büklümler)

Cevap

Büyük Menderes Nehri'nin yatağında oluşturduğu menderesler (büklümler)
Büyük Menderes Nehri'nin yatağında oluşturduğu menderesler hem aşındırma hem de biriktirme faaliyetlerinin birlikte yürütülmesiyle oluşur. Akarsu yana doğru salınımlar yaparken dış bükey kısımlarda çarpmak yoluyla aşındırma yaparken, iç bükey kısımlarda ise taşıdığı alüvyonları yığınak şeklinde biriktirir. Bu yönüyle menderesler (ve sekiler/taraçalar) karma kökenli akarsu şekilleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsu yer şekillerinin oluşum mekanizmalarını incelemek.
Şekillerin sadece aşındırma, sadece biriktirme ya da hem aşındırma hem de biriktirme (karma) süreçleriyle oluştuğunu tespit etmek.
Soruda hem aşındırma hem biriktirmenin bir arada olduğu karma bir yer şekli aranmaktadır.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerini kökenlerine göre gruplandırmak.
Çarşamba Ovası ve birikinti yelpazesinin birikim; kanyon vadi ve dev kazanının ise aşınım şekli olduğunu belirlemek.
Tek yönlü süreçlerle oluşan yer şekillerini eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
3
Mendereslerin oluşum sürecini değerlendirmek.
Mendereslerde akarsuyun hem çarpmak (yana aşındırma) hem de yığınak (biriktirme) yaptığını belirlemek.
Hem aşındırma hem biriktirme süreçlerinin birlikte gerçekleştiği seçeneği doğrulamak.

Anahtar Kavram

Akarsu aşındırma ve biriktirme şekillerinin oluşum mekanizmaları ve Türkiye'deki örnekleri.
Soru 84Soru

3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Türkiye sınırlarındaki bütün bilim ve eğitim kurumları Maarif Vekaletine bağlanmış, medreseler kapatılmış ve yabancı/azınlık okullarının müfredatına Türkçe, tarih, coğrafya gibi kültür derslerinin konulması zorunlu tutulmuştur.

Buna göre, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun uygulamaları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisinin hedeflendiği savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel eğitim kurumları ile modern okulların bir arada faaliyet göstermesinin yasal güvence altına alınması

Cevap

Geleneksel eğitim kurumları ile modern okulların bir arada faaliyet göstermesinin yasal güvence altına alınması
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, ülkede farklı müfredat ve anlayışla eğitim veren kurumları tek çatı altında birleştirmiştir. Bu doğrultuda medreselerin kapatılmasıyla geleneksel eğitim kurumları ile modern okulların bir arada varlığını sürdürmesi engellenmiş, eğitimdeki ikilik sonlandırılmıştır. Dolayısıyla, geleneksel eğitim kurumları ile modern okulların bir arada faaliyet göstermesinin yasal güvence altına alınması hedeflendiği savunulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun getirdiği temel değişiklikleri analiz etme
Tüm okulların tek bir merkeze (Maarif Vekaleti) bağlandığı ve medreselerin kapatılarak eğitimde ikiliğin önlendiği saptanır.
Yasanın eğitim birliğini ve laikleşmeyi amaçlayan yönünü anlamak için bu adım gereklidir.
2
Yabancı ve azınlık okullarına getirilen kuralların amacını belirleme
Türkçe, tarih, coğrafya gibi derslerin zorunlu hale getirilmesiyle bu okulların milli egemenlik ve milli kültür politikalarına uygun hale getirilmesi hedeflenmiştir.
Yasanın millileştirme ve bağımsızlık yönünü analiz etmek amacıyla gerçekleştirilir.
3
Eğitimde ikilik yaratacak durumların ortadan kaldırılmasını değerlendirme
Geleneksel medrese eğitimi ile çağdaş okulların bir arada yaşaması eğitimde ikiliğe yol açacağından, medreselerin kapatılması bu birlikteliği reddetmek anlamına gelir.
Seçeneklerdeki geleneksel eğitim kurumlarının korunması ifadesinin yasanın ruhuyla çeliştiğini teyit etmek için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birliğin ve laikleşmenin sağlanması, eğitimdeki ikiliklerin sonlandırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 85Soru

Yerçekimi ve gazların yoğunluğu gibi faktörlere bağlı olarak dikey yönde dizilen atmosfer katmanlarını, yeryüzünden (yerden) dış uzaya doğru yükseldikçe karşılaşılan sıraya göre en alttan en üste doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Atmosferin yeryüzünden dış uzaya doğru doğru sıralanışı sırasıyla Troposfer, Stratosfer, Mezosfer ve Termosfer şeklindedir.
Yerçekimi etkisiyle yoğunluğu en fazla olan gazlar yeryüzüne en yakın yerde toplanır. Bu doğrultuda yeryüzünden yukarıya doğru gidildiğinde sırasıyla troposfer, stratosfer, mezosfer ve en son termosfer katmanları ile karşılaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Yerçekiminin en fazla olduğu ve su buharının tamamının yer aldığı, yeryüzüyle doğrudan temas eden en alt katman belirlenir.
Bu katman Troposfer'dir.
Yoğunluğu en fazla olan gazlar yerçekimi etkisiyle yere en yakın katmanda birikir.
2
Troposferin hemen üst sınırından başlayan ve ozon tabakasına ev sahipliği yapan ikinci katman belirlenir.
Bu katman Stratosfer'dir.
Troposferden sonra gelen bu katmanda dikey hava hareketleri bulunmaz ve yatay rüzgarlar etkilidir.
3
Stratosferin üzerinde konumlanan ve Dünya'yı uzaydan gelen gök taşlarından koruyan üçüncü katman belirlenir.
Bu katman Mezosfer'dir.
Sürtünme kuvvetinin etkisiyle meteorların parçalanarak yeryüzüne ulaşmasını engeller.
4
Atmosferin dikey yapısında mezosferden sonra gelen, güneş ışınlarının etkisiyle gazların iyonlarına ayrıştığı en üst katman belirlenir.
Bu katman Termosfer'dir.
Gazlar çok seyrek ve iyonize haldedir, bu sayede radyo dalgaları yansıtılır.

Anahtar Kavram

Atmosferin katmanları ve bu katmanların yeryüzünden yükseldikçe dikey sıralanış düzeni.
Soru 86Soru

Aşağıda verilen coğrafi durumlar ile bu durumların ortaya çıkmasındaki temel nedenleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe yer çekimi ivmesinin artış göstermesi
Ekvator çevresinin uzunluğunun, iki meridyen yayının birleşimiyle oluşan daire uzunluğundan fazla olması
Güneş ışınlarının düşme açısının Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe küçülmesi
Paralel dairelerinin boylarının Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe kısalması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ekvator'dan kutuplara gidildikçe yer çekiminin artması kutupların yerin merkezine yakın olmasıyla; Ekvator çevresinin meridyen dairesinden uzun olması Ekvator yarıçapının kutuplar yarıçapından uzun olmasıyla; güneş ışınlarının açısının daralması yüzeyin kavis almasıyla; paralel boylarının kısalması ise küre üzerindeki yatay kesitlerin daralmasıyla eşleşir.
Eşleştirmelerin tamamı coğrafi durumların Dünya'nın şekline bağlı fiziksel ve geometrik nedenleriyle doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir. Yer çekimi ve Ekvator-kutuplar çevre farkı Dünya'nın geoit (basık) şeklinden kaynaklanırken, güneş ışınlarının geliş açısı ve paralel boylarının değişimi Dünya'nın küresel (kavisli) yapısının sonuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya'nın geoit şeklinin yer çekimi üzerindeki etkisini belirlemek.
Dünya kutuplardan basık olduğu için kutup noktaları yerin merkezine daha yakındır, bu da kutuplarda yer çekiminin daha fazla olmasına yol açar.
Yer çekimi kuvveti yerin merkezine olan uzaklıkla ters orantılıdır.
2
Ekvator çevresi ile meridyen dairesinin uzunluk farkını analiz etmek.
Ekvator'un şişkin olması (Ekvator yarıçapının daha büyük olması), Ekvator çevresini meridyen dairesinden daha uzun yapar.
Bu durum geoit şeklin özgün bir geometrik sonucudur.
3
Güneş ışınlarının düşme açısındaki değişimi incelemek.
Dünya'nın küresel şeklinden dolayı yüzey eğrilir ve Ekvator'dan uzaklaştıkça ışınların geliş açısı daralır.
Kavisli yüzeyler üzerindeki her noktanın teğet düzlemi Güneş'e göre farklı açılar yapar.
4
Paralel boylarının kısalma nedenini tespit etmek.
Küresel bir cismin yatay kesitleri merkezden (Ekvator) kutuplara doğru gidildikçe küçülür.
Kürenin geometrik yapısı gereği paralel çevreleri kutuplarda sıfıra ulaşır (nokta halini alır).

Anahtar Kavram

Dünya'nın şeklinin sonuçları (küresel ve geoit şekil ayrımı)
Soru 87Soru

Kelam ilminde imanın mahiyeti tartışılırken kalp ile tasdik ve dil ile ikrar arasındaki ilişki kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Ehl-i Sünnet kelamcılarının çoğunluğu, imanın yegane rüknünün kalp ile tasdik olduğunu; dil ile ikrarın ise kalpteki inancın dış dünyada bilinmesini sağlayan ve kişiye dünyada Müslüman muamelesi (cenaze namazı, miras, evlilik vb. hukuki hükümler) uygulanmasına zemin hazırlayan bir şart olduğunu kabul etmiştir.

Bir kelam dersinde bu konuyu tartışan öğrencilerin görüşleri şu şekildedir:

- Ahmet: "İman yalnızca kalpte gerçekleşen bir onaylamadan ibaret olamaz; kişi inancını diliyle ikrar etmediği sürece kalbindeki tasdikin Allah katında hiçbir değeri yoktur ve bu kişi ahirette kesinlikle kurtuluşa eremez."
- Büşra: "Zorlama ve ölüm tehdidi (ikrah) altında kalan bir kimse, kalben inanmaya devam etse dahi diliyle inkar ettiğini beyan ettiği anda dilin beyanı esas alınacağından imanını tamamen kaybetmiş olur."
- Cihan: "Konuşma engeli olan (dilsiz) bir kimsenin kalben tasdik ettiği halde diliyle ikrar edememesine rağmen mümin kabul edilmesi, dil ile ikrarın imanın kurucu bir rüknü değil, kalpteki inancın dış dünyadaki bir işareti olduğunu gösterir."
- Derya: "İslam'ın inanç esaslarını kalben onaylamadığı halde toplumsal menfaat veya baskılar sebebiyle diliyle Müslüman olduğunu söyleyen bir kimse, dünyada Müslüman muamelesi görse de kalbi tasdiki bulunmadığı için Allah katında mümin sayılmaz."
- Elif: "Herhangi bir engeli veya hayati tehlikesi bulunmayan bir kimsenin inancını diliyle beyan etmemesi, kalbiyle tasdik etmiş olsa bile onun ahirette ebedi olarak cezalandırılmasına yol açar; çünkü ikrar imanın uhrevi geçerlilik (sıhhat) şartıdır."

Buna göre, yukarıda iman-amel ve tasdik-ikrar ilişkisi hakkında görüş belirten öğrencilerden hangilerinin ifadeleri, Ehl-i Sünnet kelamının bu genel kabulüyle çelişmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahmet, Büşra ve Elif

Cevap

Ahmet, Büşra ve Elif'in görüşleri çelişmektedir.
Ehl-i Sünnet kelamında imanın yegane rüknü kalp ile tasdiktir. Ahmet'in ikrarı ahiret kurtuluşu için mutlak zorunlu kılması; Büşra'nın baskı altındaki inkarın imanı yok edeceğini savunması (hâlbuki ikrah durumunda kalp tasdiki sürdüğü için iman korunur); Elif'in ise ikrarı imanın uhrevi geçerlilik şartı olarak nitelendirmesi (hâlbuki ikrar dünyevi hükümlerin şartıdır) verilen tezle doğrudan çelişir. Bu nedenle Ahmet, Büşra ve Elif'in görüşleri yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ehl-i Sünnet kelamındaki imanın tanımı ve rükünleri analiz edilir.
Ehl-i Sünnet'in çoğunluğuna göre imanın asıl ve tek rüknü kalbin tasdikidir. Dil ile ikrar ise dünyevi hükümlerin (cenaze, miras vb.) uygulanması için bir şarttır.
Soruda verilen temel tezin sınırlarını netleştirmek.
2
Ahmet, Büşra ve Elif'in görüşleri bu teze göre değerlendirilir.
Ahmet ikrarı ahiret kurtuluşu için zorunlu görerek, Büşra ölüm tehdidi (ikrah) altındaki ikrarı/inkarı mutlak kabul ederek, Elif ise ikrarı imanın uhrevi sıhhat şartı sayarak tezle çelişmiştir.
Tezle uyuşmayan/çelişen öğrencileri belirlemek.
3
Cihan ve Derya'nın görüşleri analiz edilir.
Cihan dilsiz örneğiyle ikrarın asli rükün olmadığını doğru savunmuş, Derya ise münafık örneğiyle kalp tasdiki olmadan sadece dil ikrarının Allah katında yetersiz olduğunu doğru açıklamıştır. Bu iki görüş tezle çelişmez.
Doğru olan öğrencilerin elenmesini sağlamak.
4
Elde edilen sonuçlar birleştirilerek çelişen öğrencilerin listesi belirlenir.
Ahmet, Büşra ve Elif tezle çelişen görüşler ileri sürmüştür.
Nihai doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İman-Tasdik ve İman-İkrar İlişkisi
Soru 88Soru

1 Kasım 1928'de kabul edilen Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun'un ardından, ülkede okuryazar oranını artırmak ve halka yeni alfabeyi öğretmek amacıyla 'Millet Mektepleri' açılmıştır. Bu mekteplerde, genç yaşlı her yaştan vatandaşa okuma yazma eğitiminin yanı sıra temel yaşam ve vatandaşlık bilgileri de verilmiştir.

Buna göre, Millet Mekteplerinin açılmasıyla aşağıdakilerden hangisinin amaçlandığı savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkedeki bütün eğitim kurumlarını tek bir merkeze bağlayarak öğretim birliğini sağlamak

Cevap

Ülkedeki bütün eğitim kurumlarını tek bir merkeze bağlayarak öğretim birliğini sağlamak
Ülkedeki bütün eğitim kurumlarının tek bir merkez altında toplanması ve öğretim birliğinin sağlanması, 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun temel amacıdır. 1928'de açılan Millet Mekteplerinin ise ana amacı yeni harfleri halka öğretmek ve okuryazarlık oranını artırmaktır. Dolayısıyla öğretim birliğini sağlama amacı Millet Mekteplerine ait bir özellik olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Millet Mekteplerinin açılma amacını ve işlevini belirlemek.
Millet Mektepleri, Harf İnkılabı sonrasında yeni harfleri halka öğretmek ve okuryazarlık oranını artırmak için açılmıştır.
Soruda verilen paragraftaki bilgileri çözümlemek ve Millet Mekteplerinin kapsamını anlamak.
2
Öğretim birliğinin hangi inkılapla sağlandığını tespit etmek.
Ülkedeki bütün eğitim kurumlarının tek merkezden yönetilmesi 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile gerçekleşmiştir.
Millet Mekteplerinin işlevi ile öğretim birliği (Tevhid-i Tedrisat) arasındaki farkı ayırt etmek.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olan (savunulamayacak olan) amacı bulmak.
Öğretim birliğini sağlamaya yönelik ifadenin Millet Mektepleri ile ilgili olmadığı belirlenir.
Diğer seçeneklerdeki hedeflerin tamamı Millet Mekteplerinin işlevleriyle örtüşürken, öğretim birliği ifadesi Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na aittir.

Anahtar Kavram

Millet Mektepleri ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu arasındaki amaç farkı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 89Soru

Rasyonalist filozoflar, bilginin kaynağı olarak aklı görseler de bu temel kabulün içini doldururken farklı kavramsal araçlar ve açıklamalar geliştirmişlerdir. Aşağıda rasyonalist filozofların epistemolojik görüşlerine dair yapılan açıklamaları, ilişkili oldukları temel kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon'un, duyusal dünyanın değişkenliğine karşı değişmez ve genelgeçer bilginin ruhun geçmiş yaşantılarından getirdiği ideaların hatırlanmasıyla mümkün olduğunu savunduğu kuramdır.
Descartes'ın şüphe yöntemini sonuna kadar götürdükten sonra, zihnin hiçbir dışsal veriye ve duyuma ihtiyaç duymadan, kendi üzerine düşünerek ulaştığı ilk kesin ve şüphe götürmez apaçıklığı sağlayan zihinsel yetidir.
Spinoza'nın, evrenin rasyonel ve zorunlu düzenini (tözün doğasını) parçalı ve dolaylı akıl yürütmelerin ötesine geçerek bir bütün olarak tek bir bakışta kavramayı sağlayan en üst düzey bilgi türüdür.
Leibniz'in, karşıtları mantıksal çelişki yaratacağı için doğruluğu zorunlu olan ve doğrulanması için hiçbir deneysel gözleme ihtiyaç duyulmayan apriori önerme kategorisidir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon'un hatırlama kuramı ile Anamnesis; Descartes'ın şüphe sonrası apaçıklığı sağlayan yetisi ile Aklın Doğal Işığı; Spinoza'nın dolaysız en üst düzey bilgisi ile Sezgisel Akıl; Leibniz'in karşıtı çelişki yaratan önermeleri ile Akıl Doğruları eşleşmektedir.
Verilen eşleştirmelerde Platon'un ideaları hatırlama kuramı anamnesis ile, Descartes'ın şüphe sonrası apaçıklığa ulaştıran zihinsel yetisi aklın doğal ışığı ile, Spinoza'nın dolaysız en üst düzey bilgisi sezgisel akıl ile ve Leibniz'in karşıtı çelişki yaratan zorunlu önermeleri akıl doğruları ile eşleşmektedir. Bu eşleştirme rasyonalizmin farklı filozoflardaki kavramsal yansımalarını tam ve doğru olarak ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un bilgi görüşü analiz edilir.
Platon'un duyulardan bağımsız, ideaların hatırlanmasına dayalı kuramının 'Anamnesis' olduğu belirlenir ve birinci ifade bu kavramla eşleştirilir.
Platon rasyonalizmini ruhun ölümsüzlüğü ve ideaları önceden görmüş olması üzerinden açıklar.
2
Descartes'ın metodolojisi ve doğuştan gelen fikirleri kavrama biçimi incelenir.
Descartes'ın şüpheyi aşarak kesin bilgiye ulaştıran zihinsel yetiyi 'Aklın Doğal Işığı' (lumen naturale) olarak adlandırdığı tespit edilir ve ikinci ifade bu kavramla eşleştirilir.
Metodik şüphe sonucunda ulaşılan 'düşünüyorum o halde varım' önermesi aklın kendi kendini doğrudan kavramasının ürünüdür.
3
Spinoza'nın bilgi sınıflaması incelenir.
Spinoza'da üçüncü ve en yüksek bilgi türünün dolaysız kavrayış olan 'Sezgisel Akıl' olduğu saptanır ve üçüncü ifade bu kavramla eşleştirilir.
Sezgisel akıl, tümdengelimsel çıkarımların ötesinde, tözün özünü doğrudan kavramamızı sağlar.
4
Leibniz'in bilgi ayrımı değerlendirilir.
Karşıtı çelişki yaratan, zorunlu ve apriori doğruların 'Akıl Doğruları' olduğu görülür ve dördüncü ifade bu kavramla eşleştirilir.
Leibniz mantıksal ilkelerle temellendirilen doğruları akıl doğruları olarak adlandırır.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların bilgiye ulaşmada akla biçtikleri roller ve geliştirdikleri özgün epistemolojik kavramlar.
Soru 90Soru

Felsefe dersinde öğretmen, tahtaya felsefi sorgulamalara ve filozofların tavırlarına dair bazı örnek durumlar yazmıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen filozof tavırları ile sağ sütunda yer alan felsefi düşüncenin ayırt edici özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Filozofun, bilginin kaynağı ve imkânı üzerine geliştirdiği kendi kuramını yeniden ele alarak, bu kuramı oluşturan zihinsel süreçlerin sınırlılıklarını ve geçerliliğini ikinci bir düşünmeyle sorgulaması.
Ahlak felsefesinde 'insanın eylemlerinde tamamen özgür olduğunu' savunan bir düşünürün, yapıtının ilerleyen bölümlerinde kaderci ya da önceden belirlenmiş bir nedensellik modeline yer vermeyerek önermeleri arasında mantıksal uyum araması.
Bilim felsefesi çalışan bir araştırmacının, kendisinden önceki yüzyıllarda ortaya konmuş bilim kuramlarını dışlamadan, bu kuramların üzerine yeni sorular ve bakış açıları ekleyerek ortak düşünce mirasını zenginleştirmesi.
Bir düşünürün, içinde yaşadığı toplumun sarsılmaz doğrular olarak kabul ettiği geleneksel yargıları doğrudan benimsemek yerine, 'Bu kuralların kaynağı nedir?' ve 'Hangi ölçüte göre doğrudur?' gibi sorularla temellerini irdelemesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci durum Refleksiflik, ikinci durum Tutarlılık, üçüncü durum Kümülatiflik ve dördüncü durum Sorgulayıcılık özellikleri ile eşleşir.
Verilen filozof tavırları analiz edildiğinde; kendi zihinsel süreçlerini ve kuramını sorgulayan filozofun refleksif davrandığı, önermeleri arasındaki uyumu gözeterek çelişkilerden kaçınanın tutarlılığı benimsediği, ortak mirasa katkıda bulunarak yığılımlı ilerleme sağlayanın kümülatif yapıyı yansıttığı ve genel geçer doğruların temellerini irdeleyen kişinin sorgulayıcılık özelliğini sergilediği görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci örnek durumdaki filozof tavrı incelenir. Düşünürün kendi epistemolojik kuramını bir düşünme nesnesi hâline getirerek zihnin süreçlerini incelediği görülür.
Bu durum, düşüncenin kendi üzerine dönerek kendini sorgulaması olan 'Refleksiflik' özelliği ile eşleşir.
Refleksif düşünce, zihnin kendi ürettiği bilgi ve fikirler üzerine yeniden yönelmesidir.
2
İkinci durum analiz edilir. Filozofun aynı yapıt içinde kaderciliği dışlayıp özgürlüğü savunarak önermeleri arasındaki uyumu koruduğu tespit edilir.
Bu durum, argümanların birbiriyle çelişmemesini ifade eden 'Tutarlılık' özelliğiyle eşleşir.
Felsefede tutarlılık, düşüncelerin kendi içinde akla uygun ve çelişkisiz bir bütün oluşturmasıdır.
3
Üçüncü durum incelenir. Bilim felsefecisinin geçmişteki kuramları yok saymadan, onların üstüne yeni sorular ekleyerek düşünce mirasını zenginleştirdiği belirlenir.
Bu durum, felsefi bilginin tarihsel süreçte üst üste eklenerek yığılmasını anlatan 'Kümülatiflik' özelliğiyle eşleşir.
Felsefe, bilim gibi doğrusal ilerlemez; fikirlerin yığılımlı olarak (kümülatif) birikmesiyle gelişir.
4
Dördüncü durum incelenir. Düşünürün toplumsal doğruları doğrudan kabul etmeyip bunların kaynağını ve doğruluğunu sorgulayan sorular sorduğu görülür.
Bu durum, verili olanı olduğu gibi benimsememe ve temellerini irdeleme anlamına gelen 'Sorgulayıcılık' özelliğiyle eşleşir.
Sorgulayıcılık, felsefenin dogmatik kabullere karşı çıkarak her konuyu soru konusu yapma tavrıdır.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 91Soru

(I) Tarihî yapıların restorasyonu, yalnızca fiziksel bir onarım süreci değil, aynı zamanda geçmişin estetik ve kültürel değerlerini geleceğe aktarma eylemidir. (II) Bu koruma eyleminde temel ilke, yapıya yapılacak müdahalelerin en az düzeyde tutulması ve yapının tarihsel bütünlüğünün korunmasıdır. (III) İtalyan sanat tarihçisi Cesare Brandi de restorasyonu, yapının estetik ve tarihsel çift karakterini gözeten bir takdir ve yeniden sunum süreci olarak tanımlar. (IV) Günümüzde tarihî kent merkezlerindeki sivil mimarlık örneklerinin turizme kazandırılması, yerel ekonomilerin canlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. (V) Bu doğrultuda yürütülen çağdaş restorasyon projelerinde, yapıya eklenen yeni parçaların özgün dokudan ayırt edilebilir olması bu kuramsal yaklaşımın en somut yansımasıdır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV) paragrafın genelinde ele alınan tarihî yapıların restorasyonu ve koruma kuramları konusundan saparak tarihî yapıların turizme ve ekonomiye katkısına değindiği için akışı bozmaktadır.
Paragrafta tarihî yapıların korunması, restorasyonu ve bu restorasyonun taşıması gereken kuramsal nitelikler (estetik-tarihsel bütünlük, müdahalelerin geri döndürülebilir olması) üzerinde durulmaktadır. Birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci cümleler bu kuramsal çerçeveyi inşa ederken; dördüncü cümle konudan saparak sivil mimarlık örneklerinin turizme kazandırılmasının yerel ekonomiye etkisinden söz etmektedir. Dolayısıyla dördüncü cümle akışı bozmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genel konusunu ve ana düşüncesini belirlemek.
Metinde tarihî yapıların korunması, restorasyonu ve bu alandaki kuramsal yaklaşımların (özellikle Cesare Brandi'nin kuramı ve koruma ilkelerinin) ele alındığı görülür.
Akışı bozan cümleyi bulmak için öncelikle metnin neyden bahsettiğini anlamak gerekir.
2
Cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal bağlantıları incelemek.
Birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci cümlelerin birbirini tamamladığı; birinci ve ikinci cümlelerdeki koruma ilkelerinin üçüncü cümledeki Cesare Brandi tanımıyla desteklendiği, beşinci cümledeki 'bu doğrultuda' ve 'bu kuramsal yaklaşım' ifadelerinin doğrudan bu cümlelere bağlandığı tespit edilir.
Bağlayıcı ögelerin ve düşünce zincirinin hangi cümlede kesildiğini belirlemek akışı bozan cümleyi ortaya çıkarır.
3
Metnin bütünlüğüne uymayan, konuya farklı bir açıdan yaklaşan cümleyi tespit etmek.
Dördüncü cümlenin restorasyonun kuramsal boyutundan tamamen uzaklaşarak tarihî konakların turizme ve yerel ekonomiye katkısından bahsettiği görülür. Bu cümle akışı bozmaktadır.
Konunun yönünü aniden değiştiren cümle akışı bozan cümledir.

Anahtar Kavram

Paragrafta düşüncenin akışını bozan cümleyi bulma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 92Soru

Pozitivizm ve analitik felsefe, felsefe tarihinde metafiziksel kabullere karşı çıkışlarıyla ve bilimsel/olgusal yöntemi benimsemeleriyle öne çıkarlar. Aşağıda verilen filozof ve akımları, felsefe tarihindeki temel yaklaşımları veya savlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Auguste Comte
Ludwig Wittgenstein
Mantıksal Pozitivizm (Viyana Çevresi)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Auguste Comte, Üç Hal Yasası ve pozitif aşama görüşüyle; Ludwig Wittgenstein, dil çözümlemeleri ve dilin sınırları teziyle; Mantıksal Pozitivizm ise deney ve mantıksal doğrulama yoluyla metafiziğin reddedilmesiyle eşleşmektedir.
Eşleştirme, felsefe tarihindeki temel teorik kabullere dayanmaktadır: Auguste Comte Üç Hal Yasası ile, Ludwig Wittgenstein dil felsefesi ve dil çözümlemeleri ile, Mantıksal Pozitivizm ise deney ve doğrulama odaklı metafizik karşıtlığı ile tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak Auguste Comte'un temel felsefi görüşünü belirleyin.
Comte, insan düşüncesinin gelişimini teolojik, metafizik ve pozitif (olgusal) olarak ayıran Üç Hal Yasası'nı savunur. Bu durum onu üçüncü açıklamayla eşleştirir.
Comte'un pozitivizminin ayırt edici özelliği olgusal aşama ve Üç Hal Yasası'dır.
2
İkinci olarak Ludwig Wittgenstein'ın yaklaşımını analiz edin.
Wittgenstein felsefeyi dil çözümlemelerine dayandırır ve dilin sınırlarını vurgular. Bu durum onu birinci açıklamayla eşleştirir.
Wittgenstein'ın dil analizi ve dilin sınırlarına dair görüşleri analitik felsefenin temelini oluşturur.
3
Son olarak Mantıksal Pozitivizm (Viyana Çevresi) akımının görüşlerini değerlendirin.
Viyana Çevresi düşünürleri metafiziksel önermeleri tamamen anlamsız bularak deney ve mantıksal doğrulama ilkelerini savunurlar. Bu durum onları ikinci açıklamayla eşleştirir.
Doğrulanabilirlik ilkesi ve metafiziğin kesin reddi mantıksal pozitivizmin ayırt edici özelliğidir.

Anahtar Kavram

Pozitivizm, mantıksal pozitivizm ve analitik felsefenin temel iddiaları ve temsilcileri arasındaki ayrım.
Soru 93Soru

Matematik iklim kuşakları ile sıcaklık kuşaklarının sınırları ve bu sınırların yarım kürelerdeki dağılış özellikleri düşünüldüğünde, sol sütunda verilen durumlar ile sağ sütunda verilen etkenleri doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Matematik iklim kuşaklarının sınırlarını belirleyen temel etken
Sıcaklık kuşaklarının sınırlarının yarım kürelerde farklılık göstermesinin temel nedeni
Matematik iklim kuşakları sınırlarının her iki yarım kürede de simetrik olmasının nedeni

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Matematik iklim kuşaklarının sınırlarını belirleyen temel etken eksen eğikliği (232723^\circ 27'); sıcaklık kuşaklarının yarım kürelerdeki sınır farklılığının temel nedeni kara ve denizlerin dağılışı ile okyanus akıntıları; matematik iklim kuşaklarının simetrik olmasının nedeni ise eksen eğikliği derecesinin her iki yarım kürede de aynı olmasıdır.
Matematik iklim kuşaklarının sınırlarının belirlenmesindeki temel etken yer ekseninin yörünge düzlemine eğik olması ve buna bağlı olarak Güneş ışınlarının en son dik geldiği yerlerin dönenceleri oluşturmasıdır. Sıcaklık kuşaklarının sınırlarının her iki yarım kürede farklılık göstermesinin nedeni ise okyanus akıntıları, kara ve denizlerin dağılışı ile genel hava dolaşımı gibi özel konum şartlarıdır. Matematik iklim kuşaklarının simetrik olmasının sebebi ise eksen eğikliği derecesinin her iki yarım küre için de 232723^\circ 27' şeklinde aynı olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Matematik iklim kuşaklarının sınırlarının nasıl belirlendiğini incelemek.
Matematik iklim kuşaklarının sınırlarının dönenceler (232723^\circ 27') ve kutup daireleri (663366^\circ 33') enlemlerinden geçtiği görülür. Bu sınırlar doğrudan eksen eğikliğine bağlıdır.
Eksen eğikliği açısı değiştikçe bu enlemlerin derecesi de değişeceğinden, sınırları belirleyen temel etken eksen eğikliğidir.
2
Sıcaklık kuşaklarının sınırlarının neden yarım küreler arasında farklılık gösterdiğini analiz etmek.
Sıcaklık kuşaklarının sınırlarının Kuzey ve Güney Yarım Küre'de aynı enlemlerden geçmediği tespit edilir. Örneğin sıcak kuşak Kuzey Yarım Küre'de daha geniş yer kaplar.
Bu durumun nedeni enlem dışındaki özel konum şartlarıdır. Karaların oranı Kuzey Yarım Küre'de daha fazla olduğundan ısınma ve sıcaklık değerleri farklılık gösterir, okyanus akıntıları da bu sınırı dalgalandırır.
3
Matematik iklim kuşaklarının her iki yarım kürede de neden simetrik olduğunu değerlendirmek.
Dönencelerin her iki yarım kürede de 232723^\circ 27' enleminde, kutup dairelerinin de 663366^\circ 33' enleminde olduğu belirlenir.
Bunun sebebi eksen eğikliğinin her iki yarım küre için de aynı değere (232723^\circ 27') sahip olmasıdır. Eksen eğikliği sabit bir açı olduğu için kuşaklar simetrik uzanır.

Anahtar Kavram

Matematik iklim kuşakları eksen eğikliğine bağlı olarak her iki yarım kürede simetrik sınırlarla belirlenirken; sıcaklık kuşakları, kara ve denizlerin dağılışı ile okyanus akıntıları gibi özel konum faktörleri nedeniyle asimetriktir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 94Soru

Varlık felsefesinde (ontoloji) 'varlığın var olup olmadığı' sorusuna verilen yanıtlar nihilizm (hiçcilik) ve realizm (gerçekçilik) ana eksenlerinde şekillenmiş, bu akımlar kendi içlerinde farklı alt yaklaşımlara ayrılmıştır.

Buna göre, sol sütundaki felsefi yaklaşımlarla sağ sütundaki tanımları kavramsal sınırlarını dikkate alarak doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gorgiasçı Ontolojik Nihilizm
Naif (Doğal) Realizm
Eleştirel (Kritik) Realizm
Taoist Metafizik Nihilizm (Hiçlik / Wu)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gorgiasçı Ontolojik Nihilizm varlığın dil ve bilgi sınırlarına indirgenerek reddedildiği tanım ile; Naif Realizm dış dünyadaki nesnel gerçekliğin doğrudan duyu organlarıyla algılandığı gibi var olduğunu savunan tanım ile; Eleştirel Realizm dış gerçekliğin zihinsel süzgeçler ve bilimsel yöntemle dolaylı kavrandığı tanım ile; Taoist Metafizik Nihilizm ise nesnelerin sabit bir özden yoksun dinamik bir boşluk esasına dayandığı tanım ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Gorgiasçı Ontolojik Nihilizm, varlığı dil ve bilgi sınırlarıyla reddeden tanıma; Naif Realizm, dış dünyayı duyuların doğrudan sunduğu gibi kabul eden tanıma; Eleştirel Realizm, duyuların yanıltıcılığını vurgulayıp gerçekliği zihinsel süzgeçlerle açıklayan tanıma; Taoist Metafizik Nihilizm ise nesnelerin sabit bir özden yoksun dinamik bir boşluk (Wu) esasına dayandığını belirten tanıma karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Gorgiasçı Ontolojik Nihilizm kavramını analiz etme
Gorgias'ın varlığın yokluğunu bilgi ve dil sınırlarıyla temellendiren ünlü üçlü argümanına ('yoktur', 'bilinemez', 'anlatılamaz') odaklanılır. Bu durum, varlığın mevcudiyetini epistemolojik imkansızlıklar üzerinden reddeden tanım ile örtüşür.
Radikal nihilizmin epistemolojik temellerini belirlemek için.
2
Naif (Doğal) Realizm ile Eleştirel (Kritik) Realizm arasındaki ayrımı saptama
Naif realizm dış dünyayı doğrudan duyu verileriyle olduğu gibi kabul ederken; eleştirel realizm duyuların yanıltıcılığını gözetip zihnin kurucu kategorilerini ve dolaylı bilme sürecini öne çıkarır. Bu doğrultuda doğrudan algı tanımı naif realizmle, zihinsel dolayım ve yöntem süzgeci vurgusu ise eleştirel realizmle eşleşir.
Realizmin iki farklı bilgi kuramsal düzeyini ayırt etmek için.
3
Taoist Metafizik Nihilizm (Wu/Hiçlik) kavramını yorumlama
Taoizm'deki hiçliğin mutlak bir yok oluş (nihilizm) değil, nesnelerin sabit bir özden yoksun olarak sürekli akış ve boşluk içinde var olması anlamına geldiği belirlenir. Bu, dinamik boşluk ve özsüzlük ilkesini içeren tanım ile eşleşir.
Doğu felsefesindeki hiçlik algısının Batı nihilizminden farkını ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Nihilizm ve realizm alt yaklaşımlarının ontolojik ve epistemolojik temellendirmeleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 95Soru

İnsanın ahlaki kararlar alırken ve eylemlerde bulunurken ne ölçüde hür olduğunu açıklayan felsefi görüşleri, bu görüşlerin temel tezleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Determinizm
İndeterminizm
Otodeterminizm
Fatalizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme sonucunda; Determinizm yaklaşımı insanın eylemlerinde özgür olmadığını savunan görüşle, İndeterminizm tamamen özgür olduğunu savunan görüşle, Otodeterminizm bireyin kendini geliştirdiği ölçüde özgürleşebileceğini savunan görüşle, Fatalizm ise eylemlerin üstün bir güç tarafından önceden belirlendiğini savunan görüşle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede her felsefi yaklaşım kendi temel iddiasıyla eşleşmektedir. Determinizm neden-sonuç zincirine, indeterminizm sınırsız özgürlüğe, otodeterminizm ahlaki özerkliğe, fatalizm ise kaderciliğe dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Belirlenimcilik anlamına gelen determinizmin insanın kararlarında özgür olmadığını savunduğu bilinmelidir.
Determinizm, eylemlerin içsel ve dışsal nedenlerle belirlendiğini belirten görüşle eşleşir.
Kavramın temel tanımından hareketle belirlenmişlik vurgusunu yakalamak için.
2
Belirlenmezcilik anlamına gelen indeterminizmin determinizmin aksine sınırsız özgürlüğü savunduğu tespit edilmelidir.
İndeterminizm, eylemleri sınırlayan bir neden olmadığını ve bireyin tamamen özgür olduğunu belirten görüşle eşleşir.
Özgürlüğün önündeki engellerin reddedildiğini görmek için.
3
Ahlaki özerklik olan otodeterminizmin özgürlüğü insanın kendisini geliştirmesine ve ahlaki olgunluğuna bağladığı belirlenmelidir.
Otodeterminizm, bireyin kendi kararlarını kendi bilgisiyle belirleyebileceğini savunan görüşle eşleşir.
Özgürlüğün dereceli ve kişiye bağlı bir süreç olarak ele alındığını anlamak için.
4
Kadercilik anlamına gelen fatalizmin, insan iradesini aşan yazgı vurgusu incelenmelidir.
Fatalizm, eylemlerin doğaüstü bir güç tarafından önceden belirlendiğini belirten görüşle eşleşir.
İnsan iradesinin evrensel/ilahi bir senaryoya tabi tutulduğunu ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Ahlaki Eylemde Özgürlük Problemi
Soru 96Soru

Türkiye'de yer alan dört farklı alana ait coğrafi özellikler şu şekildedir:

* Merkez A: Türkiye'nin en kuzey ucunda yer alan ve 2121 Aralık tarihinde en uzun geceyi yaşayan il sınırları içerisindedir.
* Merkez B: Türkiye sınırları içinde çizgisel hızın en fazla olduğu ve yıl boyunca gece ile gündüz süreleri arasındaki farkın en az yaşandığı il sınırları içerisindedir.
* Merkez C: Ekinoks tarihlerinde yerel saati Merkez B'ye göre daha geri olan ve enlem derecesi Merkez A ile Merkez B'nin enlemleri farkının tam ortasına yakın olan bir alandır.
* Merkez D: 2121 Haziran günü öğle vaktinde Güneş ışınlarını Merkez B'den daha eğik, Merkez C'den ise daha dik açıyla alan ve yerel saati Merkez C'den daha ileri olan bir alandır.

Buna göre; Merkez A, B, C ve D'nin 2121 Haziran tarihindeki gündüz sürelerinin en uzundan en kısaya doğru sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: A - C - D - B

Cevap

A - C - D - B
21 Haziran tarihinde Kuzey Yarım Küre'de yer alan Türkiye'de, kuzeye doğru gidildikçe gündüz süreleri uzar. Belirlenen enlem sıralamasına göre merkezler kuzeyden güneye doğru A, C, D ve B şeklinde sıralanmaktadır. Bu nedenle en uzun gündüz en kuzeydeki A merkezinde, en kısa gündüz ise en güneydeki B merkezinde yaşanır. Doğru sıralama A - C - D - B şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkez A'nın enlemini belirleme
Merkez A, yaklaşık 42 K42^\circ\text{ K} enlemindedir.
Türkiye'nin en kuzey ucunda yer alması ve 21 Aralık'ta en uzun geceyi yaşaması, bu merkezin enleminin en yüksek (42 K42^\circ\text{ K}) olduğunu gösterir.
2
Merkez B'nin enlemini belirleme
Merkez B, yaklaşık 36 K36^\circ\text{ K} enlemindedir.
Çizgisel hızın en fazla ve gece-gündüz süre farkının en az olduğu yer Ekvator'a en yakın olan güney ucudur.
3
Merkez C'nin enlemini belirleme
Merkez C, yaklaşık 39 K39^\circ\text{ K} enlemindedir.
Enlem derecesinin A (42 K42^\circ\text{ K}) ile B (36 K36^\circ\text{ K}) enlemleri farkının tam ortasında yer alması 42+362=39\frac{42 + 36}{2} = 39^\circ enlemine karşılık gelir.
4
Merkez D'nin enlemini belirleme
Merkez D, 36 K36^\circ\text{ K} ile 39 K39^\circ\text{ K} enlemleri arasındadır.
21 Haziran'da Güneş ışınlarının düşme açısı enleme göre değişir. Güneş ışınlarını B'den (36 K36^\circ\text{ K}) daha eğik alması enleminin B'den büyük olduğunu; C'den (39 K39^\circ\text{ K}) daha dik alması ise enleminin C'den küçük olduğunu gösterir.
5
21 Haziran tarihindeki gündüz sürelerini karşılaştırma
Gündüz süreleri sıralaması: A > C > D > B
21 Haziran solstisinde Kuzey Yarım Küre'de kuzeye gidildikçe enlem derecesi arttığı için gündüz süresi de uzar.

Anahtar Kavram

21 Haziran solstisinde enlem derecesine bağlı olarak gündüz sürelerinin değişimi ve Güneş ışınlarının düşme açısı ilişkisi
Soru 97Soru

Rasyonalist (akılcı) filozoflar, bilginin kaynağının akıl olduğu konusunda uzlaşsalar da bu akli bilginin yapısını, kökenini ve açığa çıkarılma biçimini farklı kuramsal çerçevelerle açıklamışlardır. Aşağıda verilen rasyonalist filozofların epistemolojik yaklaşımlarını, bu yaklaşımlara temel oluşturan açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sokrates'in epistemolojik yaklaşımı
Platon'un bilgi kuramı
Descartes'ın metodik şüphesi
Leibniz'in rasyonalist bilgi teorisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokrates'in yaklaşımı zihindeki doğruların diyalektik sorgulamayla açığa çıkarılması açıklamasıyla; Platon'un kuramı bilginin anamnesis (hatırlama) süreci olması ve İdealar dünyasıyla ilişkisi açıklamasıyla; Descartes'ın metodik şüphesi duyulardan ve kabullerden kötü cin varsayımı gibi yöntemlerle arınarak sarsılmaz öznelliğe ulaşılması açıklamasıyla; Leibniz'in bilgi teorisi ise akıl hakikatleri ve olgu hakikatleri ayrımı açıklamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmeler rasyonalist felsefedeki temel metodolojik ayrımları yansıtmaktadır. Sokrates diyalektik diyaloglar vasıtasıyla zihindeki bilgilerin dışarıdan bilgi eklenmeden açığa çıkarılmasını savunur. Platon epistemolojisini idealar kuramına ve anamnesis (hatırlama) fikrine dayandırır. Descartes metodik şüphe sürecinde rüya ve kötü cin gibi uç senaryoları kullanarak kesin bilince (cogito) ulaşır. Leibniz ise bilginin ezelî doğasını açıklarken akıl hakikatleri (apriori zorunluluklar) ve olgu hakikatleri (deneyimsel olumsallıklar) ayrımını yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Sokrates'in maieutik (doğurtma) y��ntemini inceleme
Sokrates'in sorgulama yöntemi, kişide zaten var olan ancak farkında olunmayan bilgileri gün ışığına çıkarmayı hedefler. Bu durum, zihne yeni bilgi eklenmeksizin doğruların bilince çıkarılması açıklamasıyla örtüşür.
Sokrates'in 'kimseye yeni bir şey öğretemem, sadece düşünmelerini sağlayabilirim' felsefesini epistemolojik düzeyde tespit etmek.
2
Platon'un İdealar ve Anamnesis kuramını analiz etme
Platon'da bilginin kaynağı ezelî ruhun idealarla kurduğu temastır ve fenomenler dünyasındaki nesneler bu ezelî formların kopyalarıdır. Bu nedenle bilmek, anamnesis yani hatırlamadır.
Platon'un epistemolojisinde akılsal formların (ideaların) ve hatırlama kavramının rolünü belirlemek.
3
Descartes'ın metodik şüphesinin işleyişini inceleme
Descartes, kesin bilgiye ulaşmak için şüpheyi yöntem olarak kullanır. Duyuların yanıltıcılığı, rüya hali ve zihni yanıltan kötü cin varsayımı gibi aşamalardan geçerek nihai olarak düşünen benliğe (cogito) ulaşır.
Descartes'ın şüpheyi septikler gibi amaç değil, dogmatik kesinliğe ulaşmak için araç olarak nasıl kullandığını anlamak.
4
Leibniz'in akıl ve olgu hakikatleri ayrımını belirleme
Leibniz, akıl hakikatlerinin mantıksal, zorunlu ve çelişmezlik ilkesine dayandığını (apriori), olgu hakikatlerinin ise olumsal olduğunu savunarak rasyonalist rasyonaliteyi temellendirir.
Leibniz'in rasyonalizm içindeki kendine has bilgi ayrımını çözümlemek.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların bilginin kaynağı, yapısı ve yöntemine ilişkin geliştirdikleri farklı rasyonel argümanlar (Sokrates'in maieutik yöntemi, Platon'un anamnesis kuramı, Descartes'ın metodik şüphesi ve Leibniz'in akıl hakikatleri ayrımı).
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 98Soru

Kütüphaneler, uzun yıllar boyunca yalnızca kitapların sessizlik içinde korunduğu ve ödünç verildiği statik mekânlar olarak algılanmıştır. Ancak günümüzde bu kurumlar, dijitalleşmenin de etkisiyle kabuk değiştirerek bilginin paylaşıldığı, kültürel etkinliklerin düzenlendiği ve insanların bir araya geldiği dinamik yaşam alanlarına dönüşmektedir. Artık modern bir kütüphaneye giden bir ziyaretçi, sadece raflar arasında dolaşmakla kalmayıp atölye çalışmalarına katılabilmekte, dijital veri tabanlarına erişebilmekte ve ortak çalışma alanlarında projeler üretebilmektedir. Dolayısıyla kütüphaneler, sessiz birer depo olmaktan sıyrılarak toplumsal etkileşimin ve ortak üretimin canlı birer merkezi hâline gelmektedir.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kütüphanelerin günümüzde kazandığı yeni işlevler ve üstlendiği toplumsal roller

Cevap

Kütüphanelerin günümüzde kazandığı yeni işlevler ve üstlendiği toplumsal roller
Metnin genelinde kütüphanelerin geleneksel olarak sadece kitap saklanan sessiz mekânlar olma işlevinden sıyrılarak günümüzde dijitalleşme, atölye çalışmaları ve kültürel etkinlikler gibi yeni toplumsal roller kazandığı üzerinde durulmaktadır. Kütüphanelerin günümüzde kazandığı yeni işlevler ve üstlendiği toplumsal roller ifadesi metnin bu bütünsel iletisini tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genelinde neyin anlatıldığını, konunun ne olduğunu belirlemek amacıyla metni okumak.
Metinde kütüphanelerin sadece kitap saklanan sessiz yerler olmaktan çıkıp günümüzde sosyal, kültürel ve dijital imkânlar sunan aktif yaşam alanlarına dönüştüğü anlatılmaktadır.
Paragrafın konusunu bulmak, metnin tamamını kapsayan ve yazarın üzerinde durduğu genel durumu tespit etmeyi gerektirir.
2
Metnin ana fikrini ve odak noktasını özetleyen bir konu ifadesi oluşturmak.
Konu 'kütüphanelerin zaman içindeki işlevsel ve toplumsal değişimi' olarak özetlenir.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu sınamak için zihinde sınırları net bir konu taslağı oluşturmak elenme sürecini kolaylaştırır.
3
Oluşturulan konuyu seçeneklerle karşılaştırarak en genel ve doğru yargıyı seçmek.
Kütüphanelerin günümüzde kazandığı yeni işlevler ve üstlendiği toplumsal roller ifadesinin paragrafın tamamını kapsadığı ve doğru cevap olduğu belirlenir. Diğer seçeneklerin ise metindeki bazı kelimelerden yola çıkarak yazılmış metin dışı yorumlar veya dar kapsamlı yan fikirler olduğu görülür.
Doğru yanıtın metnin bütününü temsil etmesi, çeldiricilerin ise metin dışı yorum barındırması veya sınırlı bir ayrıntıya odaklanması kuralına dayanarak eleme yapılır.

Anahtar Kavram

Paragrafın Konusu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 99Soru

Yerçekimi, sıcaklık ve çizgisel hız gibi faktörlerin etkisiyle kalınlığı Ekvator'dan kutuplara doğru değişen troposferin hemen üzerinde yer alan stratosfer katmanında, dikey yönlü hava hareketleri görülmezken jet rüzgarları adı verilen çok güçlü yatay hava akımları etkili olmaktadır.

Stratosfer katmanında dikey yönlü hava hareketlerinin gerçekleşmemesi, bu katmanın aşağıdaki özelliklerinden hangisinin doğrudan bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıcaklığın yükseldikçe artış göstermesinin kararlı bir hava yapısı oluşturması

Cevap

Sıcaklığın yükseldikçe artış göstermesinin kararlı bir hava yapısı oluşturması
Stratosfer katmanında sıcaklık, troposferin aksine yerden yükseldikçe artış gösterir. Bu durum, sıcak ve hafif havanın üstte, soğuk ve yoğun havanın ise altta kalmasına neden olur. Bu atmosferik duruma 'sıcaklık terselmesi' veya 'kararlı hava kütlesi' denir. Kararlı hava kütlelerinde konveksiyon (dikey yükselici hareket) gerçekleşemeyeceği için dikey hava hareketleri görülmez.

Adım Adım Çözüm

1
Troposfer ve stratosfer katmanlarındaki dikey sıcaklık değişimleri analiz edilir.
Troposferde sıcaklık yükseldikçe azalırken, stratosferde yükseldikçe artmaktadır.
Hava hareketlerinin yönünü belirleyen temel faktör, sıcaklığın dikey doğrultudaki değişimidir.
2
Sıcaklığın yükseldikçe artmasının hava kütlesinin kararlılığı üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Üstte sıcak (hafif) havanın, altta ise soğuk (yoğun) havanın bulunması konveksiyonel (dikey) hava hareketlerini engeller.
Havanın dikey yönde yükselebilmesi için alt tabakaların üst tabakalardan daha sıcak ve hafif olması gerekir.
3
Doğru seçenek belirlenir.
Stratosferde dikey hava hareketlerinin görülmemesi, sıcaklığın yükseldikçe artmasıyla oluşan kararlı hava yapısının sonucudur.
Bu fiziksel durum dikey yönlü karışımları önler ve sadece jet rüzgarları gibi yatay akımların oluşmasına izin verir.

Anahtar Kavram

Stratosferde sıcaklığın yükseklikle artması (sıcaklık terselmesi) sonucu dikey hava hareketlerinin gerçekleşmemesi ve kararlı hava kütlesi oluşumu.
Soru 100Soru

Felsefe disiplinini diğer bilgi alanlarından ayıran birtakım zihinsel nitelikler bulunmaktadır. Sol tarafta verilen bu kavramlar ile sağ taraftaki açıklamaları doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rasyonellik
Refleksiflik
Tutarlılık
Kümülatiflik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rasyonellik ile 'Ortaya atılan felsefi görüşlerin akıl yürütme kurallarına ve mantığa uygun olarak gerekçelendirilmesi', Refleksiflik ile 'Zihnin kendi üzerine yönelerek, bilme eyleminin ve mevcut bilgilerin yeniden sorgulanması', Tutarlılık ile 'Felsefi bir sistem içindeki savların birbiriyle çelişmemesi ve uyumlu bir bütün oluşturması', Kümülatiflik ile 'Felsefi sorulara verilen yanıtların tarih boyunca birikmesi ve farklı görüşlerin bir arada varlığını sürdürmesi' eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmelerle rasyonellik akla dayanma, refleksiflik düşünce üzerine düşünme, tutarlılık içsel çelişmezlik ve kümülatiflik ise bilgilerin birikme özelliğiyle doğru bir şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonellik kavramının tanımını belirleme.
Rasyonellik akla dayalı olmayı gerektirir. Akıl yürütme ve mantığa uygun gerekçelendirmeyi içeren açıklama ile eşleşir.
Rasyonellik ilkesinin temel mantıksal ve akılsal gerekçelendirme yapısını ortaya koymak.
2
Refleksiflik kavramının tanımını belirleme.
Refleksiflik zihnin kendi üzerine yönelmesidir. Düşünmenin kendi bilme eylemini sorgulaması ile eşleşir.
Refleksif düşüncenin kendi içine dönük yapısını saptamak.
3
Tutarlılık kavramının tanımını belirleme.
Tutarlılık çelişmezlik ilkesine dayanır. Savların çelişmemesi ve uyumlu bütün oluşturması ile eşleşir.
Felsefedeki tutarlılık kavramının çelişmeme ilkesiyle ilişkisini kurmak.
4
Kümülatiflik kavramının tanımını belirleme.
Kümülatiflik yığılımlı olmayı ifade eder. Soruların ve yanıtların tarih boyunca birikmesiyle eşleşir.
Kümülatif felsefi bilginin tarihsel süreçteki birikim özelliğini belirlemek.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
ÖncekiSayfa 5 / 338Sonraki