Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1781Soru

İlk Türk devletlerindeki yönetim, hukuk ve sosyo-ekonomik sisteme ait aşağıdaki kavramları, karşılarında verilen açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kut
Töre
Kurultay
Ülüş

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kut kavramının hükümdarlık yetkisinin Tanrı tarafından verilmesiyle, Töre'nin yazısız hukuk kurallarıyla, Kurultay'ın danışma meclisiyle, Ülüş'ün ise ekonomik pay ve paylaştırma prensibiyle eşleştirilmesi gerekir.
Kut yönetim yetkisini, Töre yazısız hukuku, Kurultay danışma meclisini, Ülüş ise ekonomik pay ve paylaştırılmayı ifade etmektedir. Bu tanımların eşleştirilmesiyle doğru sonuca ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kut kavramının tanımını belirleme
Kut, Gök Tanrı tarafından kağana verildiğine inanılan siyasi meşruiyet ve devlet yönetme gücüdür. Bu nedenle 'Hükümdara ülkeyi yönetme yetkisinin Gök Tanrı tarafından verildiğine inanılan kutsal güç' açıklamasıyla eşleşir.
Siyasi yönetim anlayışının temelini oluşturan inancı tespit etmek.
2
Töre kavramının tanımını belirleme
Töre, Türk toplumunda sosyal ve siyasi hayatı düzenleyen yazısız hukuk kurallarıdır. Bu nedenle 'Sosyal hayatı ve devlet yönetimini düzenleyen, köklü geleneklerden oluşan yazısız hukuk kuralları' açıklamasıyla eşleşir.
İlk Türk devletlerindeki hukuk sisteminin kaynağını belirlemek.
3
Kurultay kavramının tanımını belirleme
Kurultay, kağanın başkanlığında toplanan ve boy beylerinin de katıldığı danışma niteliğindeki meclistir. Bu nedenle 'Geniş katılımıyla toplanan, devlet işlerinin görüşüldüğü ve hükümdara danışmanlık yapan meclis' açıklamasıyla eşleşir.
Devlet yönetimindeki meclis yapısını ve karar mekanizmasını analiz etmek.
4
Ülüş kavramının tanımını belirleme
Ülüş, kelime anlamı olarak 'pay, hisse' demektir ve Tanrı'nın hükümdara verdiği ekonomik gücü ve bunun paylaştırılmasını ifade eder. Bu nedenle 'Gök Tanrı'nın kağana bağışladığına inanılan, iktisadi güç ve ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması prensibi' açıklamasıyla eşleşir.
İlk Türk devletlerinde ekonomik üleşme ve paylaştırma anlayışını tespit etmek.

Anahtar Kavram

İlk Türk Devletlerinde Yönetim Anlayışı, Kut, Töre, Kurultay ve Ülüş Kavramları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1782Soru

Aşağıdaki cümleleri, içerdikleri tamlama yanlışlarının nedenleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Siyasi ve ekonomi ilişkileri geliştirmek amacıyla yeni bir heyet kuruldu.
Çocuğun eğitimiyle yakından ilgilenmeli, her türlü ihtiyac��nı karşılamalıyız.
Kitap okumasını sevmeyen kişilerin kendilerini geliştirmesi zordur.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Siyasi ve ekonomi ilişkileri cümlesi sıfat ve isim tamlamasının ortak bir tamlanana bağlanmasıyla; çocuğun eğitimiyle yakından ilgilenmeli cümlesi tamlayan eksikliğiyle; kitap okumasını sevmeyen cümlesi ise gereksiz iyelik eki kullanımıyla eşleşmelidir.
Verilen cümlelerdeki yapısal bozukluklar tamlama kurallarıyla doğrudan ilişkilidir. Sıfat ve isimlerin ortak tamlanana bağlanması, cümlede kime ait olduğu belirtilmeyen isimlerin bulunması (tamlayan eksikliği) ve eylemsilere işlevsiz iyelik eklerinin getirilmesi Türkçedeki en tipik tamlama hatalarını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki tamlama yapısını inceleyiniz.
'Siyasi' (sıfat) ve 'ekonomi' (isim) sözcükleri 'ilişkileri' tamlananına bağlanmıştır. 'Ekonomi ilişkileri' kurallı bir isim tamlamasıyken 'siyasi ilişkileri' ifadesi uyumsuzdur. Bu durum sıfat ve isim tamlamasının ortak tamlanana bağlanması hatasıdır.
Türkçede sıfat tamlamaları ile isim tamlamaları farklı ek yapılarına sahip olduğundan aynı tamlanana bağlanamazlar.
2
İkinci cümledeki iyelik ekli sözcüğü ve anlam ilgisini kontrol ediniz.
'ihtiyacını' sözcüğü iyelik eki almıştır fakat cümlenin başında yer alan 'çocuğun' sözcüğüyle bu öge arasında doğrudan bir tamlama ilişkisi kurulmamıştır. Bu durum tamlayan eksikliğine yol açmaktadır.
Sıralı veya bağlı yapılarda tamlayanın ortak kullanılması hedeflendiğinde ikinci kısımda eksiklik oluşması anlatım bozukluğuna sebep olur.
3
Üçüncü cümledeki fiilimsi eklerini çözümleyiniz.
'okumasını' sözcüğündeki '-sı' eki iyelik (tamlanan) ekidir ancak burada bir iyelik ilişkisi bulunmamaktadır. Sözcük iyelik eki olmadan doğrudan belirtme hal ekiyle çekimlenmelidir.
İsim-fiil gruplarında aitlik bildiren bir durum yoksa iyelik ekinin kullanımı gereksiz kabul edilir ve yapısal bozukluk doğurur.

Anahtar Kavram

Tamlama Yanlışları
Soru 1783Soru

Türkçedeki 'ki'nin kullanımı göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım hatası yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öyle bir sessizlik çöktüki odaya, kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu.

Cevap

Öyle bir sessizlik çöktüki odaya, kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu.
Doğru yanıt 'Öyle bir sessizlik çöktüki odaya, kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu.' cümlesidir. Bu cümledeki 'çöktü' eylemi çekimli bir fiildir. Türkçede fiillerden sonra gelen 'ki' her zaman bağlaç görevindedir ve bağlaç olan 'ki' kendinden önceki kelimeden ayrı yazılmalıdır. Dolayısıyla kelimenin 'çöktü ki' şeklinde ayrı yazılması gerekirdi.

Adım Adım Çözüm

1
Kalıplaşmış olan 'ki' bağlaçlarını içeren cümleleri belirlemek ve bunların yazımını incelemek.
Birinci cümledeki 'Mademki' ve beşinci cümledeki 'Oysaki' kelimelerinin kalıplaştığı için biti��ik yazılması gerektiği ve doğru yazıldığı görülür.
Türkçede 'sanki, oysaki, mademki, belki, halbuki, çünkü, meğerki, illaki' sözcüklerindeki 'ki' bağlaçları kalıplaştığından bitişik yazılmalıdır.
2
Ek olan '-ki'nin (sıfat yapan ek ve ilgi zamiri) kullanıldığı kelimeleri incelemek.
İkinci cümledeki 'Evdeki' (sıfat yapan ek) ve üçüncü cümledeki 'Seninki' (ilgi zamiri) ile 'her zamanki' (sıfat yapan ek) kelimeleri bitişik yazılmış ve doğru yazılmıştır.
Sıfat yapan ek olan '-ki' ile ilgi zamiri olan '-ki' eklendiği sözcüğe daima bitişik yazılır.
3
Dördüncü cümledeki 'çöktüki' kelimesinin yapısını ve 'ki'nin işlevini değerlendirmek.
'Çöktü' çekimli bir fiildir ve fiilden sonra gelen 'ki' bir bağlaçtır. Ayrı yazılması gerekirken bitişik yazıldığı için yazım yanlışı yapılmıştır.
Türkçede fiillerden sonra gelen 'ki' her zaman bağlaçtır ve ayrı yazılması zorunludur.

Anahtar Kavram

Türkçede 'ki' bağlacı ve '-ki' ekinin (ilgi zamiri ve sıfat yapan ek) yazım kuralları.
Soru 1784Soru

(I) Antik Çağ'da kütüphaneler, yalnızca parşömen ve papirüslerin korunduğu sessiz depolar değil; dönemin bilginlerinin bir araya gelip tartıştığı canlı birer akademi işlevi görüyordu. (II) Özellikle İskenderiye ve Bergama kütüphaneleri, sundukları geniş kaynakların yanı sıra felsefe okullarına ev sahipliği yaparak entelektüel üretimin merkezleri hâline gelmişti. (III) Bu büyük bilgi merkezleri, dönemin yöneticilerinden aldıkları himaye sayesinde bilimsel çalışmaların sürekliliğini sağlıyordu. (IV) Günümüzün modern kütüphanecilik anlayışında ise dijital veri tabanları ve uzaktan erişim sistemleri bilgiye ulaşma hızını ve yöntemlerini tamamen değiştirmiştir. (V) Nitekim bu destek ve özgür tartışma ortamı, antik kütüphaneleri bilginin sadece saklandığı değil, aynı zamanda yeniden üretildiği toplumsal etkileşim alanları kılmıştır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV numaralı cümle) düşüncenin akışını bozmaktadır.
Dördüncü cümlede, antik kütüphanelerin toplumsal ve akademik rollerine değinilirken aniden günümüz kütüphaneciliğindeki dijitalleşmeye geçilmiş ve konunun odağı değiştirilmiştir. Bu cümle çıkarıldığında parçanın anlam bütünlüğü sağlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki cümlelerin ortak konusunu ve bu konuya yaklaşım açısını belirlemek için tüm cümleleri inceleyin.
Parçanın genelinde antik kütüphanelerin sadece birer depo değil, entelektüel tartışmaların yapıldığı ve yöneticilerce desteklenen sosyal kurumlar olduğu anlatılmaktadır.
Paragrafın ana konusunu saptamak, konu dışına çıkan cümleyi kolayca bulmamızı sağlar.
2
Cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal bağlantıları (bu nedenle, nitekim, bu destek vb.) kontrol edin.
Üçüncü cümlede geçen 'bu büyük bilgi merkezleri' ifadesi ikinci cümleye; beşinci cümledeki 'bu destek' ifadesi ise üçüncü cümledeki 'yöneticilerinden aldıkları himaye' ibaresine bağlanmaktadır. Ancak dördüncü cümlede aniden günümüz kütüphaneciliğinin dijitalleşme sürecinden bahsedilmektedir.
Akışı bozan cümleler genellikle önceki ve sonraki cümleler arasındaki anlamsal köprüleri koparır.
3
Akışı bozduğundan şüphelenilen cümleyi paragraftan çıkarıp kalan cümlelerin birbiriyle uyumunu test edin.
Dördüncü cümle çıkarıldığında, üçüncü cümlede belirtilen yönetici desteği ile beşinci cümledeki 'Nitekim bu destek...' ifadesi kusursuz bir biçimde birbirine bağlanmaktadır.
Akışı bozan cümle çıkarıldığında paragrafın anlam bütünlüğünün sağlanması, doğru yanıtın teyit edilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümleyi bulma

Alternatif Yöntem

Parçayı okurken her cümlenin yanına kısaca konusunu (örneğin: I. Antik kütüphanelerin işlevi, II. İskenderiye ve Bergama örneği, III. Yönetici desteği, IV. Günümüz dijital kütüphaneleri, V. Desteğin entelektüel hayata katkısı) yazabilirsiniz. Bu yöntemle konu zincirinden sapan halkayı (IV. cümle) görsel olarak daha hızlı görebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1785Soru

Aşağıdaki tarihsel gelişmelerin, Türklerin İslam dünyasıyla ilişkilerinin gelişimi ve İslamiyet'i kabul süreçleri göz önüne alındığında, geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; öncelikle Emevilerin mevali politikasına son veren Abbasilerin hoşgörülü ve eşitlikçi bir idare tarzını benimsemesi, ardından Karluk Türklerinin askeri yardımıyla Müslüman ordularının Orta Asya'da Çin yayılmacılığını engellemesi (Talas Savaşı), bunu takiben Talas Savaşı'nın ardından Türk boylarının İslam inancını benimsemeye başlaması ve son olarak Karahanlı Devleti'nin İslamiyet'i resmi devlet dini ilan etmesi şeklindedir.
Türklerin İslam dünyasıyla yakınlaşması ve İslamiyet'i kabulü belirli bir neden-sonuç sırasını takip eder. İlk olarak 750 yılında Emevi Devleti yıkılmış ve yerine kurulan Abbasiler mevali politikasını terk etmiştir. Bu siyasi yumuşama sayesinde 751 yılındaki Talas Savaşı'nda Karluklar Müslümanların yanında savaşa katılarak Çin'i mağlup etmiştir. Savaşın ardından Türk boyları (Karluk, Yağma, Çiğil vb.) arasında İslamiyet barışçıl yollarla yayılmaya başlamış, bu süreç en nihayetinde 10. yüzyılda Karahanlı Devleti'nin resmi din olarak İslamiyet'i kabul etmesiyle kurumsal bir devlet kimliği kazanmıştır. Bu nedenle kronolojik sıralama bu düzende olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Emevi iktidarından Abbasi iktidarına geçişi ve mevali politikasının kalkmasını belirleme
750 yılında gerçekleşen bu idari değişim, Türk-Arap yakınlaşmasının önündeki en büyük engeli kaldırmıştır.
Hoşgörülü idare, Türklerin Müslümanlarla ittifak kurmasının zeminini hazırlayan en erken kronolojik gelişmedir.
2
Talas Savaşı'nın askeri ittifak boyutunu tespit etme
751 yılında Karluklar ve Abbasiler Çin'e karşı ortak hareket ederek Talas Savaşı'nı kazanmıştır.
Bu ittifak ve zafer, iki toplum arasındaki yakınlaşmayı fiili bir iş birliğine dönüştürmüştür.
3
Savaş sonrası sosyal ve kültürel etkileşim sürecini çözümleme
Talas Savaşı'nı takip eden y��llarda Karluk, Yağma ve Çiğil boyları arasında İslamiyet hızla yayılmıştır.
Askeri iş birliğinin getirdiği barış ve güvenlik ortamı, kitlelerin yeni dini kabul etmesini hızlandırmıştır.
4
Dini kabulün devlet düzeyinde kurumsallaşmasını saptama
10. yüzyılın ortalarında Karahanlı Devleti, Satuk Buğra Han döneminde İslamiyet'i resmi din olarak kabul etmiştir.
Bu gelişme, bireysel ve boy düzeyindeki geçişlerin ardından gelen en son kurumsal aşamadır.

Anahtar Kavram

Türklerin İslamiyet'i kabul sürecinin siyasi, askeri ve kültürel neden-sonuç ilişkileri içinde kronolojik gelişimi
Soru 1786Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru işaretinin (??) kullanımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bunca işin arasında o evrakları nereye koyduğumu bir türlü hatırlamıyorum?

Cevap

Bunca işin arasında o evrakları nereye koyduğumu bir türlü hatırlamıyorum cümlesinin sonuna soru işareti değil nokta konmalıdır.
Doğru yanıt, 'Bunca işin arasında o evrakları nereye koyduğumu bir türlü hatırlamıyorum?' cümlesidir. Bu cümle, içinde soru sözcüğü ('nereye') bulundurmasına rağmen doğrudan soru sorma amacı taşımayan, bir durum bildiren dolaylı bir soru cümlesidir. Dolayısıyla cümlenin sonuna soru işareti (??) değil, nokta (..) getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerin doğrudan soru anlamı taşıyıp taşımadığını inceleyin.
Bizimle tatile gelip gelmeyeceğini sana söyledi mi, Neden herkesin bu kadar telaşlı olduğunu bana açıklayacak biri yok mu ve Ah, o güzel günlerin değerini zamanında neden bilemedik cümleleri doğrudan soru sormaktadır ve cevap beklemektedir. Bu yüzden sonlarına soru işareti konması doğrudur.
Soru eki veya soru sözcüğüyle kurulan ve soru anlamı taşıyan cümlelerin sonuna soru işareti konur.
2
Soru işaretinin yay ayraç içindeki özel işlevini kontrol edin.
Konya'ya 33 (?) saatte ulaştığı belirtiliyor cümlesindeki kullanım, bilginin şüpheli olduğunu göstermektedir ve doğrudur.
Bilinmeyen, kesin olmayan veya şüpheyle karşılanan durumları belirtmek için yay ayraç içinde soru işareti kullanılır.
3
Dolaylı soru bildiren cümlenin yüklemini ve anlamına olan etkisini değerlendirin.
Bunca işin arasında o evrakları nereye koyduğumu bir türlü hatırlamıyorum cümlesi bir soru sormamakta, aksine hatırlamama durumunu bildirmektedir. Dolayısıyla bu cümlenin sonuna soru işareti değil, nokta konmalıdır.
Soru sözcüğü içeren fakat soru anlamı taşımayan dolaylı soru cümlelerinin sonuna soru işareti konmaz.

Anahtar Kavram

Soru İşaretinin Kullanım Alanları ve Soru Anlamı Taşımayan Cümleler
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1787Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerlere virgül işareti getirilmesi gerekiyorsa ',' (virgül), herhangi bir noktalama işareti getirilmemesi gerekiyorsa 'X' yazınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Edebiyat eleştirmenleri, yapıtları incelerken yazarın iç dünyasını toplumsal koşulların sanata etkisini göz ardı etmemelidir. Eserin üslup özelliklerini belirleyip içeriğin derinliğini ortaya koymak eleştirinin temel amacıdır. Eleştirmen esere önyargıyla yaklaşırsa nesnel bir değerlendirme yapması imkânsız hale gelir. Çünkü sanat, toplumla sürekli etkileşim halinde olan ve ondan beslenen canlı bir mekanizmadır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa virgül (,) işareti getirilmeli; ikinci, üçüncü ve dördüncü boşluklar ise boş bırakılmalı veya bu boşluklara 'X' işareti konulmalıdır.
Eş görevli ögeleri ayırmak amacıyla birinci boşluğa virgül getirilirken; zarf-fiil, şart eki ve bağlaç kullanım kuralları nedeniyle diğer boşluklar boş bırakılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci boşluğun görevini tespit etmek.
Birinci boşluk, 'yazarın iç dünyasını' ve 'toplumsal koşulların sanata etkisini' belirtili nesnelerini bağlamaktadır. Bu ögeler eş görevli söz öbekleri olduğu için aralarına virgül (,) konulmalıdır.
Cümle içinde eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına virgül konur.
2
İkinci boşluğun durumunu incelemek.
İkinci boşluktan önce 'belirleyip' zarf-fiili gelmiştir. Cümlede art arda sıralanan başka bir zarf-fiil bulunmadığı için bu boşluk boş bırakılmalıdır.
Metin içinde zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra virgül konmaz.
3
Üçüncü boşluğun durumunu incelemek.
Üçüncü boşluktan önce 'yaklaşırsa' sözcüğünde şart eki (-se/-sa) yer almaktadır. Şart ekinden sonra virgül konmayacağı için bu boşluk boş bırakılmalıdır.
Metin içinde şart ekinden (-se/-sa) sonra virgül konmaz.
4
Dördüncü boşluğun durumunu incelemek.
Dördüncü boşluk, 've' bağlacının hemen ardındadır. Bağlaçların öncesinde veya sonrasında virgül kullanılmayacağı için bu boşluk boş bırakılmalıdır.
Metin içinde ve, veya, yahut, ya... ya bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz.

Anahtar Kavram

Virgülün kullanım alanları ve virgül kullanılmayan durumlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1788Soru

Derin deniz araştırmaları, okyanus tabanındaki ekstrem koşullar nedeniyle günümüzde de uzay keşifleri kadar karmaşık ve yüksek maliyetlidir. Güneş ışığının tamamen kaybolduğu bu derinlikler, hidrotermal bacaların etrafında kümelenen kemosentetik mikrobiyal canlılar için benzersiz bir sığınaktır. Örneğin fotosentez yapamayan dev tüp solucanları, hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları enerjiyi güneşten değil, yer kabuğunun derinliklerinden sızan hidrojen sülfür bileşiklerini işleyerek elde ederler. Okyanus tabanındaki bu ekstrem yaşam kuşakları, sığ kıyı sularına kıyasla çok daha durağan, dış etkilere kapalı ve yavaş değişen bir yapı sergiler. Ünlü deniz biyoloğu Sylvia Earle bu durumu, "Okyanus derinlikleri, gezegenimizin biyolojik geçmişini kesintisiz saklayan devasa birer arşiv odasıdır." sözleriyle ifade eder. Nitekim bu karanlık bölgelerde yaşayan canlı türlerinin %80'inden fazlası, avlanmak ve eş bulmak için biyolüminesans adı verilen soğuk ışık üretme yöntemini kullanmaktadır.

Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanımlama

Cevap

Parçada tanımlama düşünceyi geliştirme yoluna başvurulmamıştır. Diğer seçeneklerdeki karşılaştırma, örneklendirme, tanık gösterme ve sayısal verilerden yararlanma yolları ise metin içinde açıkça kullanılmıştır.
Parçada tanımlama yoluna başvurulmamıştır. Tanımlama, bir kavramın veya varlığın ne olduğunu belirten, "Bu nedir?" sorusuna cevap veren cümlelerdir. Parçada geçen "...uzay keşifleri kadar karmaşık ve yüksek maliyetlidir." ve "...kemosentetik mikrobiyal canlılar için benzersiz bir sığınaktır." cümleleri ek fiille (-dir/-tir) bitmesine rağmen bir kavramı tanımlamamış, durum açıklaması ve betimleme yapmıştır. Bu nedenle doğru cevap tanımlama seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki karşılaştırma unsurlarını tespit etme
Metinde "uzay keşifleri kadar" ve "sığ kıyı sularına kıyasla çok daha durağan" ifadeleriyle iki farklı karşılaştırma yapıldığı belirlenmiştir.
Karşılaştırma seçeneğini elemek için metinde iki kavram, durum veya varlığın benzer ya da farklı yönlerinin kıyaslanıp kıyaslanmadığı kontrol edilmelidir.
2
Metindeki örneklendirme ögesini belirleme
"Örneğin fotosentez yapamayan dev tüp solucanları..." ifadesiyle kemosentetik mikrobiyal canlılara somut bir örnek verildiği tespit edilmiştir.
Örneklendirme seçeneğini doğrulamak amacıyla, soyut bir düşünceyi somutlaştırmak için verilen canlı örneğinin varlığı kontrol edilmelidir.
3
Metindeki tanık gösterme kullanımını inceleme
Deniz biyoloğu Sylvia Earle'ün adı anılarak doğrudan kendi sözüne yer verildiği saptanmıştır.
Tanık göstermeyi saptamak için yazarın kendi savını desteklemek üzere alanında uzman bir kişinin görüşüne doğrudan veya dolaylı olarak başvurup başvurmadığı incelenmelidir.
4
Metindeki sayısal verileri arama
Metnin son cümlesinde geçen "%80'inden fazlası" ifadesinin istatistiksel bir veri sunduğu görülmüştür.
Sayısal verilerden yararlanma seçeneğini doğrulamak için metindeki nicel veya istatistiksel verilerin varlığı araştırılmalıdır.
5
Metinde tanımlama olup olmadığını değerlendirme
Metinde "Nedir?" sorusuna yanıt veren nesnel bir tanım cümlesinin bulunmadığı; "maliyetlidir", "sığınaktır" gibi ek fiilli biten cümlelerin tanım değil, betimleme ve açıklama cümlesi olduğu anlaşılmıştır.
Tanımlama seçeneğinin doğruluğunu test etmek için metindeki ek fiilli cümlelerin kavramların özsel sınırlarını çizip çizmediği analiz edilmelidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Düşünceyi Geliştirme Yolları (Tanımlama, Karşılaştırma, Örneklendirme, Tanık Gösterme, Sayısal Verilerden Yararlanma)
Soru 1789Soru

Türkçede tırnak işareti, yay ayraç ve köşeli ayracın işlevlerine uygun kullanılması yazım doğruluğu açısından büyük önem taşır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu noktalama işaretlerinden birinin kullanımı yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edebiyat araştırmalarında adından sıkça söz ettiren Abdülhak Hamit Tarhan (Şair-i Azam (1852-1937)) Türk şiirine getirdiği yeniliklerle tanınır.

Cevap

Edebiyat araştırmalarında adından sıkça söz ettiren Abdülhak Hamit Tarhan (Şair-i Azam (1852-1937)) Türk şiirine getirdiği yeniliklerle tanınır.
Doğru yanıt, Abdülhak Hamit Tarhan'ın unvanı ve yaşam tarihlerinin verildiği cümledir. Bu cümlede ayraç içinde ayraç kullanılması gerektiği halde dışta köşeli ayraç yerine yay ayraç kullanılmış, bu da noktalama hatasına yol açmıştır. Doğru yazım '[Şair-i Azam (1852-1937)]' şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki tırnak işareti, yay ayraç ve köşeli ayracın kullanım amaçlarını belirleme
Seçeneklerde doğrudan alıntıların tırnak içine alınması, kitap adlarının tırnak içine alınması, eş anlamlı kelimelerin yay ayraçla belirtilmesi ve ayraç içinde ayraç kullanımı örneklenmiştir.
Noktalama kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığını test etmek için her bir noktalama işaretinin işlevini kontrol etmek gerekir.
2
Ayraç içinde ayraç kullanım kuralını inceleme
TDK kurallarına göre, ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda dıştaki ayraç köşeli ayraç [ ], içteki ayraç ise yay ayraç ( ) olmalıdır.
İki yay ayracın iç içe kullanımı dil bilgisi standartlarına göre noktalama hatası oluşturur.
3
Hatalı kullanımı tespit etme
Abdülhak Hamit Tarhan ifadesinden sonra gelen kısımda '(Şair-i Azam (1852-1937))' şeklinde iç içe iki yay ayraç kullanıldığı görülmüştür. Bu kullanım yanlıştır; doğrusu '[Şair-i Azam (1852-1937)]' olmalıdır.
Köşeli ayraç kuralının ihlal edilip edilmediğini doğrulamak için yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılması kuralı.
Soru 1790Soru

İlk Türk devletlerinde kağanlar geniş yetkilere sahip olmakla birlikte, töre adı verilen yazısız hukuk kurallarına uymak zorundaydılar. Töre hükümleri kağan dahil herkesi bağlardı.

Buna göre, ilk Türk devletlerindeki yönetim anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdarın yetkilerinin hukuk kuralları çerçevesinde sınırlandırıldığı

Cevap

Hükümdarın yetkilerinin hukuk kuralları çerçevesinde sınırlandırıldığı
Hükümdarın töre kurallarına uymak zorunda olması, onun yetkilerinin sınırsız olmadığını ve hukukun hükümdarın üzerinde olduğunu gösterir. Bu durum yönetim gücünün hukuk kuralları ile sınırlandırıldığının en açık kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihsel bilgiyi analiz etmek.
Hükümdar (kağan) da dahil olmak üzere herkesin töre adı verilen yazısız hukuk kurallarına uymakla yükümlü olduğu anlaşılır.
Yönetim gücünü elinde bulunduran hükümdarın üzerindeki bağlayıcı unsurları tespit etmek.
2
Ulaşılan bilgiyi yönetim hukuku kavramlarıyla ilişkilendirmek.
Hükümdarın dahi töre kurallarına uymak zorunda olması, onun yetkilerinin sınırsız olmadığını ve hukuk kurallarıyla sınırlandırıldığını doğrular.
Hukukun üstünlüğü ve sınırlı iktidar kavramları arasında doğru mantıksal bağı kurmak.

Anahtar Kavram

Töre ve Hükümdarın Yetkilerinin Sınırlandırılması
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1791Soru

Türkçede bazı cümleler yapı (biçim) bakımından olumsuzluk bildiren ek veya sözcükleri (-me/-ma, -maz/-mez, -sız/-siz, değil, yok) barındırdığı hâlde, anlam bakımından olumlu yargı taşır.

Buna göre, aşağıdaki c��mlelerin hangisi biçimce olumsuz olduğu hâlde anlamca olumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söylediğin bu etkileyici sözleri o da duymamış değil.

Cevap

Söylediğin bu etkileyici sözleri o da duymamış değil.
Cümle incelendiğinde yüklemde hem '-ma' olumsuzluk eki hem de 'değil' edatı kullanıldığı görülmektedir. Bu yapısal unsurlar cümleyi biçimce olumsuz yapar. Ancak anlam bakımından 'duymamış değil' ifadesi 'duymuş' anlamına geldiği için cümle anlamca olumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki cümlelerin yüklemlerinde olumsuzluk bildiren ek veya sözcüklerin (-me/-ma, -maz/-mez, -sız/-siz, değil, yok) varlığı kontrol edilir.
Doğru seçenekte yer alan yüklemde hem '-ma/-me' olumsuzluk eki hem de 'değil' edatı bulunmaktadır. Bu durum cümlenin biçimce olumsuz olduğunu gösterir.
Biçimce olumsuzluk tespiti, cümlede yapısal olarak olumsuzluk unsurlarının bulunup bulunmadığına dayanır.
2
Cümlenin kastettiği asıl anlam çözümlenir.
Cümledeki 'duymamış değil' ifadesi, iki olumsuz unsurun bir araya gelmesiyle 'duymuş / duydu' anlamına dönüşmektedir.
Türkçede iki olumsuz ifadenin birleşmesi, matematiksel olarak iki eksinin çarpımının artı etmesi gibi anlamı olumluya çevirir.

Anahtar Kavram

Cümle Türleri - Biçimce Olumsuz Anlamca Olumlu Cümleler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1792Soru

Bir tarih araştırmacısı, Orhan Gazi Dönemi'nde kurulan Yaya ve Müsellem teşkilatını değerlendirirken şu ifadeleri kullanmıştır:

'Bu askeri birlik, kurulduğu dönemde tebaanın devlete olan bağlılığını pekiştirmiş ve modern anlamda ulus devlet bilincinin oluşmasında öncü bir rol oynamıştır. Vatan savunması fikrini kurumsallaştıran bu teşkilat, milli orduların dünyadaki ilk örneklerindendir.'

Bu araştırmacının yapmış olduğu değerlendirme, tarihsel olayların ele alınmasında uyulması gereken aşağıdaki kurallardan hangisinin ihlal edildiğine doğrudan bir örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarihsel olayların gerçekleştikleri dönemin şartları, değer yargıları ve kavramları çerçevesinde ele alınması

Cevap

Tarihsel olayların gerçekleştikleri dönemin şartları, değer yargıları ve kavramları çerçevesinde ele alınması
Yaya ve Müsellem teşkilatı 14. yüzyılda (Orhan Gazi Dönemi) kurulmuştur. Bu dönemde 'ulus devlet' veya 'milli ordu' gibi kavramlar henüz tarih sahnesinde mevcut değildir. Araştırmacının tarihi bir kurumu incelerken kendi döneminde var olmayan modern kavramlarla (ulus devlet, milli ordu) açıklaması 'anakronizm' (kronolojik uyumsuzluk) hatasıdır. Tarih metodolojisine göre, tarihi olaylar gerçekleştikleri dönemin koşulları, kavramları ve değer yargılarıyla ele alınmalıdır. Bu nedenle araştırmacının yaptığı değerlendirme, tarihsel olayların gerçekleştikleri dönemin şartları ve kavramları çerçevesinde ele alınması kuralını ihlal etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen tarihsel bağlamı ve kullanılan kavramları tespit etmek.
Değerlendirilen askeri teşkilatın Orhan Gazi Dönemi'ne (14. yüzyıl) ait olduğu, ancak açıklamada 'ulus devlet' ve 'milli ordu' gibi modern (18. yüzyıl sonrası) kavramların kullanıldığı görülmüştür.
Tarihsel metinlerdeki metodolojik hataları saptamak için kavramların ait oldukları dönemler ile incelenen dönem arasındaki zamansal uyumu incelemek gerekir.
2
Tarih biliminin metodolojik kurallarını hatırlayarak bu uyumsuzluğun hangi kavramla ilişkili olduğunu belirlemek.
Tarihsel olay veya kavramları kendi dönemi yerine günümüzün ya da başka bir dönemin koşullarıyla açıklama hatasının 'anakronizm' olduğu belirlenmiştir.
Anakronizm, tarih araştırmalarında en sık yapılan yöntem hatalarından biridir ve olayların kendi dönemi dışındaki kavramlarla açıklanmasını yasaklar.
3
Belirlenen yöntem hatasının hangi bilimsel kuralın ihlali olduğunu seçeneklerden bulmak.
Araştırmacının anakronizme düşerek ihlal ettiği kuralın 'tarihsel olayların gerçekleştikleri dönemin şartları, değer yargıları ve kavramları çerçevesinde ele alınması' kuralı olduğu sonucuna ulaşılır.
Tarihçinin temel görevi, geçmişi geçmişin kendi dili ve koşullarıyla anlamaya çalışmaktır.

Anahtar Kavram

Tarihsel olayların değerlendirilmesinde anakronizmden kaçınma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1793Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, birbiriyle çelişen sözcüklerin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eminim ki edebiyat dünyasında kalıcı olmayı başarmış yazarlar, yaşadıkları çağın sosyal sorunlarına hiçbir zaman duyarsız kalmamış olmalı.

Cevap

Eminim ki edebiyat dünyasında kalıcı olmayı başarmış yazarlar, yaşadıkları çağın sosyal sorunlarına hiçbir zaman duyarsız kalmamış olmalı.
Doğru seçenekteki cümlede, 'Eminim ki' ifadesiyle kesinlik belirtilmesine rağmen, yüklemdeki 'kalmamış olmalı' ifadesiyle bir tahmin veya olasılık dile getirilmiştir. Bu iki ifadenin aynı cümlede yer alması anlamca çelişen sözcüklerin kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki kesinlik ve olasılık/tahmin bildiren sözcükleri veya ekleri belirleyin.
'Eminim ki' sözü kesinlik ifade ederken, yüklemde yer alan '-miş olmalı' ifadesi olasılık veya tahmin bildirmektedir.
Anlamca çelişen sözcüklerin yol açtığı anlatım bozukluklarını tespit etmek için cümlede birbiriyle çelişen yargıların olup olmadığı kontrol edilmelidir.
2
Bu iki ifadenin aynı cümlede yer almasının yarattığı anlam belirsizliğini değerlendirin.
Bir eylemin kesin olarak gerçekleştiğini iddia ederken aynı zamanda ihtimal dâhilinde bırakmak mantıksal bir çelişki oluşturur.
Kesinlik ve olasılık bildiren ögelerin bir arada bulunması anlatım bozukluğunun temel nedenidir.

Anahtar Kavram

Kesinlik ve olasılık bildiren kelimelerin veya eklerin aynı cümlede kullanılması anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğuna yol açar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1794Soru

Aşağıdaki cümleleri, taşıdıkları anlam özelliklerine (içerik, üslup veya hem içerik hem üslup) göre uygun kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Romanında, yoksul bir kasabada hayata tutunmaya çalışan yetim bir çocuğun dramını gözler önüne seriyor.
Duru, süssüz ve kısa cümlelerle örülmüş dili sayesinde okuru hiç yormayan bir anlatım yakalamış.
Eski İstanbul yaşamını konu edinen bu yapıtında, kahramanların yöresel ağız özelliklerini yansıtan samimi bir söyleyiş kullanmış.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümle İçerik (Konu) Cümlesi ile, ikinci cümle Üslup (Biçem) Cümlesi ile, üçüncü cümle ise Hem İçerik Hem Üslup Cümlesi ile eşleşir.
Cümlelerin her biri incelendiğinde; birinci cümlenin eserin konusunu (yoksul bir kasabadaki çocuğun dramı) belirterek içeriğe, ikinci cümlenin eserin anlatım dilini (duru, süssüz ve kısa cümleler) belirterek üsluba, üçüncü cümlenin ise hem konuyu (Eski İstanbul yaşamı) hem de anlatım dilini (yöresel ağız, samimi söyleyiş) vererek hem içerik hem üsluba karşılık geldiği görülmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümleyi 'Eser neyi anlatıyor?' sorusu açısından incelemek.
Cümlede eserin 'yoksul bir kasabada hayata tutunmaya çalışan yetim bir çocuğun dramını' anlattığı belirtilmektedir. Bu durum eserin konusu yani içeriğidir.
Bir eserin konusunu, temasını belirten cümleler içerik cümlesidir.
2
İkinci cümleyi 'Eser nasıl anlatılıyor?' sorusu açısından incelemek.
Cümlede eserin 'duru, süssüz ve kısa cümlelerle örülmüş dili' ve 'okuru yormayan anlatımı' belirtilmektedir. Bu durum eserin dil ve anlatım biçimi yani üslubudur.
Bir eserin dilini, anlatım biçimini, sözcük tercihlerini ifade eden cümleler üslup cümlesidir.
3
Üçüncü cümleyi hem ne anlatıldığı hem de nasıl anlatıldığı soruları açısından incelemek.
Cümlede hem eserin konusu ('Eski İstanbul yaşamı') hem de anlatım özellikleri ('yöresel ağız özellikleri', 'samimi bir söyleyiş') bir arada sunulmuştur.
Hem neyin anlatıldığını hem de nasıl anlatıldığını aynı anda içeren cümleler hem içerik hem de üslup özelliklerini barındırır.

Anahtar Kavram

İçerik (konunun ne olduğu) ve Üslup (anlatımın nasıl yapıldığı) cümlelerinin ayırt edilmesi
Soru 1795Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ki" bağlacı veya ekinin yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oysaki bu eski konağın restorasyon çalışmaları henüz tamamlanmamıştı.

Cevap

Oysaki bu eski konağın restorasyon çalışmaları henüz tamamlanmamıştı.
Doğru seçenekte yer alan 'oysaki' sözcüğü, Türkçede kalıplaşmış olduğu için her zaman bitişik yazılan bağlaçlardan biridir (oysaki, sanki, mademki, belki, halbuki, çünkü, meğerki, illaki). Cümledeki kullanımı tamamen doğrudur ve başka bir yazım hatası bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde yer alan 'ki' unsurlarının işlevlerini ve türlerini belirlemek.
İlk cümlede fiilden sonra gelen bağlaç, ikinci cümlede sıfat yapan ek, üçüncü cümlede kalıplaşmış bağlaç, dördüncü cümlede ilgi zamiri, beşinci cümlede ise pekiştirme görevli bağlaç tespit edilmiştir.
Yazım kurallarını doğru uygulayabilmek için öncelikle dil bilgisi işlevinin saptanması gerekir.
2
İşlevi belirlenen 'ki' unsurlarının yazım kurallarına uygunluğunu denetlemek.
Kalıplaşmış olan 'oysaki' ifadesinin bitişik yazımı doğruyken; 'fark ettimki' (fark ettim ki olmalı), 'zihnimde ki' (zihnimdeki olmalı), 'bizim ki' (bizimki olmalı) ve 'öyleki' (öyle ki olmalı) kullanımları yanlıştır.
Hatalı kullanımları eleyerek doğru yazılmış olan seçeneği bulmak için.

Anahtar Kavram

Türkçede 'ki' bağlacı, ilgi zamiri olan '-ki' ve sıfat yapan '-ki' ekinin yazımı ile kalıplaşmış istisnalar.
Soru 1796Soru

Aşağıdaki parçada numaralanmış yerlerden hangisine "Özellikle o dönemdeki jeofizikçiler, katı yer kabuğunun altındaki katmanların kıtaları sürükleyecek kadar esnek olamayacağını savunmu��lardır." cümlesi getirilmelidir? Cevabınızı Roma rakamıyla (I, II, III, IV veya V) yazınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Alfred Wegener, 1912 yılında karaların günümüzdeki konumlarına nasıl ulaştığını açıklamak amacıyla kıta kayması teorisini ortaya atmıştır. (I) Wegener bu teorisinde, başlangıçta tüm kıtaların 'Pangea' adı verilen devasa tek bir süper kıta oluşturduğunu ileri sürmüştür. (II) Ona göre bu süper kıta zamanla parçalanmış ve kıtalar manto tabakası üzerinde adeta yüzerek bugünkü yerlerine doğru hareket etmiştir. (III) Ancak Wegener, kıtaları hareket ettiren mekanizmanın ne olduğunu fiziksel kanıtlarla tam olarak açıklayamamıştır. (IV) Bu nedenle onun teorisi, levha tektoniği teorisinin geliştiği 1960'lara kadar bilim dünyası tarafından şüpheyle karşılanmıştır. (V)

Cevap:
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Verilen cümle parçada IV numaralı yere getirilmelidir.
Verilen cümle, Alfred Wegener'in kıtaları hareket ettiren mekanizmayı açıklayamadığını belirten ifadenin (4. cümle) hemen ardından gelmelidir. Jeofizikçilerin yer kabuğu altındaki katmanların esnekliğine dair itirazı, mekanizma eksikliği ile doğrudan bağlantılıdır. Bu itiraz ve eksiklik, bir sonraki cümlede geçen 'Bu nedenle onun teorisi şüpheyle karşılanmıştır' yargısının gerekçesini oluşturur. Dolayısıyla bu cümle IV numaralı yere getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki cümlelerin anlamsal ilişkisini ve akışını inceleyin.
Parçanın genelinde Alfred Wegener'in kıta kayması teorisi ve bu teorinin bilim dünyasındaki yankıları anlatılmaktadır.
Paragrafın ana konusunu ve kronolojik/mantıksal akışını kavramak, yerleştirilecek cümlenin yerini belirlemede ilk adımdır.
2
Yerleştirilecek cümlenin içeriğini ve ipuçlarını analiz edin.
Yerleştirilecek cümlede yer alan 'özellikle o dönemdeki jeofizikçiler' ve kıtaların sürüklenecek kadar 'esnek olamayacağı' argümanı, Wegener'in teorisine yönelik bilimsel bir itiraz ve mekanizma eksikliği eleştirisini barındırmaktadır.
Cümledeki anahtar ifadeler ('o dönemdeki jeofizikçiler', 'savunmuşlardır'), bu ifadeden önce teorinin mekanizma açıklamasına yönelik bir eksiklikten bahsedilmesi gerektiğini gösterir.
3
Parçadaki numaralanmış yerlerin öncesi ve sonrasındaki bağlamı kontrol edin.
Parçanın 4. cümlesinde Wegener'in 'kıtaları hareket ettiren mekanizmayı tam açıklayamadığı' belirtilmiş, 5. cümlesinde ise 'Bu nedenle' ifadesiyle teorinin şüpheyle karşılandığı anlatılmıştır. Araya jeofizikçilerin itirazını içeren cümlenin gelmesi, 5. cümledeki gerekçeyi (Bu nedenle...) mantıksal olarak tamamlar.
Teorinin mekanizmasının açıklanamaması (4. cümle) ile jeofizikçilerin itirazı (yerleştirilecek cümle) birleşerek teorinin şüpheyle karşılanmasının (5. cümle) doğrudan nedenini oluşturur.

Anahtar Kavram

Paragrafta Cümle Yerleştirme ve Anlam Akışı
Soru 1797Soru

Aşağıdaki cümleleri, içlerinde yer alan "ki" bağlacı veya ekinin yazımıyla ilgili yapılan yazım hatası sayısına göre en az olandan en çok olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; hiç hatası olmayan birinci cümleyle başlamalı, ardından sırasıyla bir hatası olan ikinci cümle, iki hatası olan üçüncü cümle ve üç hatası olan dördüncü cümle şeklinde devam etmelidir.
Yazım hatası bulunmayan birinci cümle, 1 hata içeren ikinci cümle, 2 hata içeren üçüncü cümle ve 3 hata içeren dördüncü cümle şeklinde yapılan sıralama doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki "ki" ekinin ve bağlacının kullanımlarını ve kalıplaşmış durumları belirlemek.
Birinci cümlede sırasıyla "mademki" (doğru, kalıplaşmış), "oysaki" (doğru, kalıplaşmış) ve "duydum ki" (doğru, bağlaç) ifadeleri incelenmiş ve 0 hata tespit edilmiştir.
Cümlelerin doğru hata sayısını bulmak için ilk olarak doğru kullanımları ayırt etmek gerekir.
2
İkinci ve üçüncü cümlelerdeki hatalı kullanımları belirlemek.
İkinci cümlede "öyleki" (yanlış, ayrı yazılmalı) ifadesiyle 1 hata; üçüncü cümlede "geçmişte ki" (yanlış, bitişik yazılmalı) ve "gelirki" (yanlış, ayrı yazılmalı) ifadeleriyle 2 hata tespit edilmiştir.
Hatalı kullanımları tespit ederek her cümlenin net hata skoruna ulaşmak.
3
Dördüncü cümledeki hatalı kullanımları belirlemek ve tüm cümleleri hata sayısına göre küçükten büyüğe sıralamak.
Dördüncü cümlede "Duvar daki" (yanlış, bitişik yazılmalı), "beğenmişki" (yanlış, ayrı yazılmalı) ve "oysa ki" (yanlış, bitişik yazılmalı) ifadeleriyle 3 hata tespit edilmiş; sıralama en az hatadan en çok hataya doğru yapılmıştır.
Tüm verileri toplayarak sorunun kökündeki yönergeye uygun sıralamayı elde etmek.

Anahtar Kavram

"ki" bağlacı ayrı yazılırken, sıfat yapan ve ilgi zamiri olan "-ki" ekleri bitişik yazılır. Ayrıca "som bahçem" (sanki, oysaki, mademki, belki, halbuki, çünkü, meğerki, illaki) formülüyle kalıplaşmış olan bağlaçlar da bitişik yazılır.
Soru 1798Soru

Talas Savaşı'ndan (751) sonra Orta Asya üzerindeki Çin baskısının kırılmasıyla Türk boyları ile Müslüman Araplar arasındaki mücadeleler yerini barışçıl ve ticari ilişkilere bırakmıştır. Abbasi Devleti'nin, Emevilerin aksine Arap olmayan Müslümanlara eşit davrandığı ümmetçi politikası ve Türklerin savaşçılık özelliklerinden yararlanmak amacıyla kurduğu 'Avasım' ile 'Samarra' şehirleri, Türklerin ��slam dinini ve kültürünü yakından tanımalarını sağlamıştır. Bu süreç, Karluk, Yağma ve Çiğil gibi Türk boylarının kitleler halinde İslamiyet'i benimsemesinin önünü açmıştır.

Bu bilgilere göre, Türklerin İslamiyet'i kabul süreci ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Abbasilerin izlediği eşitlikçi ve hoşgörülü siyasetin, Türklerin yeni dini benimsemelerinde ve İslam dünyasıyla bütünleşmelerinde belirleyici bir etken olduğu

Cevap

Abbasilerin izlediği eşitlikçi ve hoşgörülü siyasetin, Türklerin yeni dini benimsemelerinde ve İslam dünyasıyla bütünleşmelerinde belirleyici bir etken olduğu seçeneği doğrudur.
Abbasilerin, Emevilerin Arap milliyetçisi yaklaşımından vazgeçip tüm Müslümanları eşit gören ümmetçi ve hoşgörülü bir politika benimsemesi, Türklerin İslamiyet'e kitleler halinde geçmesini sağlayan en önemli faktördür. Ayrıca Türklerin askeri gücünden yararlanmak amacıyla kurulan şehirler bu etkileşimi artırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel bilgileri ve tarihi bağlamı analiz etme
Talas Savaşı sonrasında Türk-Arap mücadelelerinin sona erdiği, Abbasilerin hoşgörülü (ümmetçi) bir politika izlediği ve Türklere askeri görevler vererek özel ordugah şehirleri kurduğu görülmektedir.
Sorunun kökünde verilen bilgilerin doğru analiz edilmesi, seçeneklerin elenmesi için gereklidir.
2
Abbasilerin Emevilerden farkını ve bunun Türklerin İslamiyet'i kabulüne etkisini değerlendirme
Emevilerin Arap milliyetçiliğine dayalı 'mevali' politikası yerine Abbasilerin uyguladığı eşitlikçi politikanın, Türk boylarının İslamiyet'e yakınlaşmasında anahtar rol oynadığı tespit edilir.
Türklerin kitleler halinde İslamiyet'e geçişinin nedenini doğrudan açıklayan seçeneği bulmak amaçlanmaktadır.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olanları eleme
Mevali politikasının sürdürüldüğü iddiası, Çin baskısının arttığı iddiası ve askeri özelliklerin yok olduğu iddiaları paragraf ve tarihi gerçeklerle çeliştiği için elenir.
Doğru sonuca ulaşmak ve çeldiricilerin neden elendiğini netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Abbasilerin ümmetçi ve hoşgörülü politikalarının Türklerin İslamiyet'i kabulü üzerindeki kolaylaştırıcı etkisi
Soru 1799Soru

Karahanlılar, İslamiyet'i resmi din olarak kabul etmelerine rağmen resmi dil olarak Türkçeyi kullanmışlar, Uygur alfabesiyle eserler yazmışlar ve devlet yönetiminde eski Türk devlet geleneklerinden biri olan ikili teşkilat sistemini sürdürmüşlerdir.

Buna göre Karahanlıların bu uygulamaları, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslam dinini benimserken millî benliklerini ve kültürel özelliklerini korumaya çalıştıklarının

Cevap

İslam dinini benimserken millî benliklerini ve kültürel özelliklerini korumaya çalıştıklarının
Karahanlıların resmi dil olarak Türkçeyi seçmeleri, Uygur alfabesini kullanmaları ve ikili devlet teşkilatını uygulamaya devam etmeleri, İslam dinini benimsemelerine rağmen kendi millî ve kültürel benliklerini korumaya çalıştıklarının en doğrudan kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Karahanlıların resmi dilde Türkçe tercihini ve Uygur alfabesini kullanmalarını analiz etmek
Bu durumun millî kültürü korumaya yönelik olduğunu saptamak
Kültürel uygulamaların millî benlik üzerindeki etkisini belirlemek
2
İkili teşkilat gibi geleneksel yönetim biçimlerinin devam ettirilmesini değerlendirmek
Siyasi yapıda tarihsel sürekliliğin korunduğunu görmek
İslamiyet öncesi siyasi geleneklerin yeni dönemdeki yerini saptamak
3
Kültürel ve siyasi verileri birleştirerek genel bir yargıya ulaşmak
Karahanlıların yeni bir dini kabul etmelerine rağmen millî kimliklerini muhafaza ettikleri çıkarımını yapmak
Soruda istenen doğrudan göstergeyi netleştirmek

Anahtar Kavram

Karahanlılar Devleti'nin millî benliğini koruma politikaları (ulusçu yapı)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1800Soru

Akustik ekoloji kavramı, modern kentlerin sadece görsel değil, aynı zamanda işitsel birer kimliğe sahip olduğu gerçeğinden hareket eder. Bir şehrin ses peyzajı (soundscape); rüzgârın uğultusundan sokak satıcılarının nidalarına, trafik gürültüsünden çocuk parklarındaki cıvıltılara kadar uzanan geniş bir akustik yelpazeyi kapsar. Ancak sanayileşme ve kontrolsüz kentleşme, şehirlerin bu özgün ses dokusunu tek tipleştirerek gürültü kirliliğine dönüştürmektedir. Akustik ekologlar, bir bölgenin ses haritasını çıkarırken yalnızca gürültüyü azaltmayı değil, o çevreye karakterini veren ve toplumsal hafızada yer edinen nitelikli sesleri korumayı da hedeflerler. Dolayısıyla ses peyzajı tasarımı, kentsel planlamanın estetik ve kültürel bir boyutu olarak ele alınmalıdır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kentsel alanların işitsel kimliğini oluşturan ses peyzaj�� kavramı ve bunun korunmasının gerekliliği

Cevap

Kentsel alanların işitsel kimliğini oluşturan ses peyzajı kavramı ve bunun korunmasının gerekliliği
Paragrafın bütününde kentlerin işitsel kimliğini oluşturan 'ses peyzajı' kavramı üzerinde durulmakta ve bu kimliğin kentsel planlama dahilinde korunması gerektiği savunulmaktadır. Dolayısıyla 'Kentsel alanların işitsel kimliğini oluşturan ses peyzajı kavramı ve bunun korunmasının gerekliliği' ifadesi parçanın konusunu tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ilk cümlesini inceleyerek yazarın çıkış noktasını belirleme.
Yazar, kentlerin sadece görsel değil, aynı zamanda işitsel bir kimliğe de sahip olduğunu belirterek akustik ekoloji ve ses peyzajı kavramını tanıtmaktadır.
Paragrafın giriş kısmı genellikle konunun sınırlarını çizer.
2
Metnin gelişme bölümünde konunun nasıl detaylandırıldığını analiz etme.
Sanayileşmenin ses peyzajını tek tipleştirdiği, akustik ekologların ise özgün ve hafızada yer eden sesleri korumayı hedeflediği belirtilmektedir.
Yazarın neye karşı çıktığını ve neyi savunduğunu belirlemek konuyu netleştirir.
3
Sonuç cümlesiyle metnin ana iletisini ve konusunu bütünleştirme.
Ses peyzajı tasarımının kentsel planlamanın kültürel ve estetik bir boyutu olarak ele alınması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Sonuç cümleleri genellikle konunun ne amaçla ele alındığını özetler.

Anahtar Kavram

Paragrafta Konu, bir yazıda üzerinde durulan olay, durum, düşünce veya olgudur. Yazarın okura aktarmak istediği temel çerçevedir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 90 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin