Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 questions

Question 301Question

48 yaşında erkek hasta, yaklaşık bir yıldır devam eden epigastrik yanma ve hazımsızlık şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan endoskopide antrum mukozasının eritemli ve ödemli olduğu izleniyor. Alınan biyopsi örneğinin mikroskobik incelemesinde; lamina propriada plazma hücrelerinden zengin yoğun inflamatuar infiltrat, germinal merkezli lenfoid foliküller ve gland epitelini infiltre ederek destrükte eden lenfosit kümeleri (lenfoepitelyal lezyonlar) saptanıyor. Bu hastadaki mevcut patolojik tabloyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Erken evrede saptandığında H.pyloriH. pylori eradikasyonu ile tam regresyon gösterebilir.

Answer

MALT lenfoma (MALToma) düşündüren bu tabloda, erken evrede H.pyloriH. pylori eradikasyonu ile regresyon sağlanması karakteristik bir özelliktir.
Biyopsi bulguları (lenfoid folikül ve lenfoepitelyal lezyonlar) H.pyloriH. pylori enfeksiyonu ile ilişkili MALT lenfomayı işaret eder. MALT lenfomaların bir özelliği, erken evrede (translokasyonlar gelişmeden önce) sadece bakteriyel eradikasyon ile tamamen gerileyebilmeleridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve biyopsi bulgularını analiz et.
Antral yerleşim, yoğun plazma hücresi, lenfoid foliküller ve en önemlisi 'lenfoepitelyal lezyonlar' saptandı.
Bu bulgular kronik H.pyloriH. pylori gastriti zemininde gelişen MALT lenfoma (Mukoza İlişkili Lenfoid Doku lenfoması) için tipiktir.
2
MALT lenfomanın etiyopatogenezini değerlendir.
Tümörün büyümesinin başlangıçta H.pyloriH. pylori antijenlerine karşı oluşan T-hücre yanıtına bağımlı olduğu anlaşıldı.
Antijenik uyarının (bakterinin) ortadan kaldırılması, tümörün gerilemesine olanak tanır.
3
Tedavi yanıtını seçeneklerle karşılaştır.
Eradikasyon tedavisi ile regresyon seçeneğinin en doğru klinik yaklaşım olduğu belirlendi.
MALToma, enfeksiyona sekonder gelişen ve erken evrede antibiyoterapi ile kür sağlanabilen nadir neoplazilerden biridir.

Key Concept

Mide MALT Lenfoması ve H. pylori İlişkisi
Question 302Question

4242 yaşında, obezite tanısı olan ve dört çocuk annesi bir kadın hasta; akşam yemeğinde yediği yağlı bir öğün sonrası aniden başlayan şiddetli sağ üst kadran ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sağ hipokondriyum derin palpasyonu sırasında hastanın ağrı nedeniyle inspiryumunu (nefes almasını) yarıda kestiği (Murphy bulgusu) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hafif lökositoz izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut kolesistit

Answer

Akut kolesistit tanısı, hastanın klinik öyküsü (yağlı yemek sonrası ağrı), fizik muayene bulguları (Murphy bulgusu) ve lökositoz ile uyumludur.
Akut kolesistit, genellikle safra kesesi boynunda veya sistik kanalda bir taşın takılması sonucu lümen içi basıncın artması ve mukozal hasar gelişmesiyle oluşur. Hastada tarif edilen sağ üst kadran ağrısı, bulantı, kusma ve özellikle fizik muayenede saptanan Murphy bulgusu, bu tanı için klasik ve tanı koydurucu özelliklerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Hasta profili (42 yaş, kadın, obez, multipar - 4F kuralı) ve yağlı yemekle tetiklenen ağrı, safra taşı ilişkili bir patolojiyi düşündürür.
Safra taşları için risk faktörleri klinik tanıda yol göstericidir.
2
Fizik muayene bulgusunun yorumlanması
Murphy bulgusunun pozitif olması (palpasyonla inspiryumun durması), safra kesesinin inflamatuar bir süreçten geçtiğini kanıtlar.
Murphy bulgusu akut kolesistit için yüksek özgüllüğe sahip bir fizik muayene bulgusudur.
3
Tanısal eşleştirme
Akut inflamasyon belirtileri (lökositoz, ağrı, Murphy bulgusu) ile en uyumlu tanı Akut Kolesistit olarak belirlenir.
Diğer seçenekler kronik veya asemptomatik süreçleri temsil etmektedir.

Key Concept

Akut kolesistit tanısında Murphy bulgusu ve klinik risk faktörlerinin (4F: Female, Fat, Forty, Fertile) önemi.

Hints

1
Murphy bulgusu hangi organın inflamasyonunda görülür?
Estimated Time:45s
Question 303Question

5555 yaşında erkek hastada rutin kontrol sırasında yapılan abdominal ultrasonda safra kesesi fundusunda 1.51.5 cm'lik segmental bir duvar kalınlaşması saptanmıştır. Kolesistektomi materyalinin histopatolojik incelemesinde; mukoza epitelinin muskularis propria tabakası içine doğru invajinasyonlar (fıtıklaşmalar) yaptığı ve bu invajinasyonların muskularis propria boyunca genişleyerek lümenle ilişkili kistik boşluklar oluşturduğu, çevrelerinde ise belirgin düz kas hiperplazisi olduğu izlenmiştir. Bu hastada tanımlanan patolojik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Adenomyomatozis

Answer

Histopatolojik olarak mukoza epitelinin muskularis propria içine invajinasyonu (Rokitansky-Aschoff sinüsleri) ve düz kas hiperplazisi ile karakterize olan tablo Adenomyomatozis'tir.
Tanımlanan vakadaki mukoza invajinasyonları (Rokitansky-Aschoff sinüsleri) ve muskularis propria tabakasındaki düz kas hiperplazisi, adenomyomatozis için tipik mikroskobik özelliklerdir. Bu durum genellikle fundus bölgesinde lokalize veya segmental olabilir ve makroskobik olarak duvar kalınlaşması şeklinde izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Histopatolojik bulguları analiz et
Mukoza epitelinin muskularis propriaya doğru fıtıklaşması ve lümenle bağlantılı kistik yapılar saptanmıştır.
Bu bulgu safra kesesi hastalıklarında Rokitansky-Aschoff sinüslerinin varlığını gösterir.
2
Eşlik eden doku yanıtını değerlendir
Belirgin düz kas hiperplazisi olduğu izlenmiştir.
Düz kas hiperplazisi, bu sürecin reaktif bir proliferasyon olduğunu destekler.
3
Spesifik tanıya ulaş
Rokitansky-Aschoff sinüsleri + Düz kas hiperplazisi = Adenomyomatozis.
Bu kombinasyon adenomyomatozis (adenomyomatöz hiperplazi) için patognomoniktir.

Key Concept

Rokitansky-Aschoff sinüsleri ve adenomyomatozis patogenezi

Practice More

Adenomyomatozis ile safra kesesi karsinomu arasındaki ayırıcı tanıda kullanılan histolojik kriterleri gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 304Question

6262 yaşında erkek hasta; son bir aydır giderek artan sırta vuran künt ağrı, iştahsızlık ve 10 kg10 \text{ kg} kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede ikter saptanan hastanın abdominal BTBT incelemesinde pankreas başında 4 cm4 \text{ cm}'lik, düzensiz sınırlı kitle ve bu kitleye komşu omentumda yer yer "tebeşirimsi beyaz renkli" sert odaklarla karakterize enzimatik yağ nekrozu alanları izleniyor. Yapılan moleküler analizde, tümör hücrelerinde 18q2118q21 lokusunda homozigot delesyon saptanmıştır.

Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulguları ile saptanan genetik değişiklik göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Saptanan delesyon, TGFβTGF-\beta sinyal yolağında yer alan SMAD4SMAD4 genini etkileyerek karsinogenezin geç evrelerinde tümör progresyonuna katkıda bulunur.

Answer

Saptanan delesyonun 18q21 lokusundaki SMAD4 genini etkileyerek TGF-beta yolağı üzerinden tümör progresyonuna yol açtığı ifadesi doğrudur.
Pankreas duktal adenokarsinomunda karsinogenez birikimli genetik hasarlarla ilerler. 18q2118q21 lokusunda bulunan SMAD4SMAD4 (DPC4DPC4) geninin inaktivasyonu, vakaların yaklaşık %50\%50'sinde görülür ve tümörün invaziv karakter kazanmasında, progresyonunda ve metastaz kapasitesinin artmasında kritik öneme sahiptir. Bu gen, hücre büyümesini baskılayan TGFβTGF-\beta sinyal yolağının temel bir bileşenidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Ağrısız sarılık, kilo kaybı ve pankreas başı kitlesi, 'Pankreas Duktal Adenokarsinomu'nu işaret eder.
Pankreas başı tümörleri safra yoluna bası yaparak ikter ile prezente olur.
2
Morfolojik bulgunun analizi
Tebeşirimsi beyaz alanlar, pankreatik lipazların salınımıyla oluşan 'enzimatik yağ nekrozu'dur.
Lipazlar yağ asitlerini serbestleştirir, kalsiyum ile birleşerek sabunlaşma (saponifikasyon) odakları oluşturur.
3
Genetik lokusun tanımlanması
18q21 lokusu SMAD4 (DPC4) genine karşılık gelir.
DPC4 (Deleted in Pancreatic Carcinoma locus 4) ismi bu ilişkiden gelir.
4
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
SMAD4 kaybı TGF-beta sinyal yolağını bozarak büyüme inhibisyonunu ortadan kaldırır.
TGF-beta normalde epitelyal hücre büyümesini baskılar; SMAD4 ise bu sinyali çekirdeğe taşıyan temel proteindir.

Key Concept

Pankreas kanseri karsinogenezinde SMAD4 (DPC4) inaktivasyonu, invaziv aşamaya geçişte rol oynayan kritik bir geç evre değişikliğidir.
Estimated Time:2m 30s
Question 305Question

2828 yaşında erkek hasta, özellikle katı gıdalara karşı gelişen yutma güçlüğü (disfajidisfaji) ve zaman zaman gıdaların takılma hissi şikayeti ile başvuruyor. Özgeçmişinde bronşiyal astım ve alerjik rinit öyküsü olan hastaya yapılan endoskopide, özofagus mukozasında konsantrik halkalanmalar (trakealizasyontrakealizasyon) ve lineer oluklanmalar izleniyor. Özofagusun hem proksimal hem de distal segmentlerinden alınan biyopsilerde çok katlı yassı epitel içerisinde her bir büyük büyütme alanında (BBABBA) 253025-30 adet eozinofil saptanıyor.

Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında, hastadaki patolojinin gastroözofageal reflü hastalığından (GO¨RHGÖRH) ayrımında en karakteristik olan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Eozinofillerin epitelin yüzeyel tabakalarında mikroapseler oluşturması

Answer

Epitelin yüzeyel tabakalarında eozinofilik mikroapselerin varlığı, bu vakanın eozinofilik özofajit olduğunu ve GÖRH'den farklılaştığını gösteren en karakteristik bulgudur.
Eozinofilik özofajitte (EoÖ), eozinofillerin skuamöz epitel içerisinde kümelenerek eozinofilik mikroapseler oluşturması ve bu hücrelerin epitelin en yüzeyel tabakalarına kadar ulaşması, gastroözofageal reflü hastalığından (GÖRH) ayrımda kullanılan en spesifik morfolojik özelliklerden biridir. Ayrıca EoÖ'de eozinofil sayısı genellikle eozinofilik özofajitte çok daha yüksektir (>1520>15-20 eozinofil/BBA).

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Genç erkek hasta, atopik öykü (astım, rinit) ve katı gıda disfajisi/takılması mevcuttur.
Eozinofilik özofajit (EoÖ) tipik olarak atopik bireylerde ve disfaji ile karakterize bir tablodur.
2
Endoskopik bulguları yorumla
Konsantrik halkalar (trakealizasyon) ve lineer oluklar görülmektedir.
Bu bulgular EoÖ için klasik makroskobik görünümlerdir.
3
Histopatolojik verileri analiz et
Proksimal ve distalde >15>15 eozinofil/BBA saptanmıştır.
GÖRH'de eozinofiller genellikle az sayıdadır (<10<10 eozinofil/BBA) ve distalde sınırlıdır.
4
Ayırıcı tanıyı netleştir
Eozinofilik mikroapseler ve yüzeyel yerleşim EoÖ lehinedir.
GÖRH'de eozinofiller daha derin tabakalarda ve dağınık yerleşimliyken, EoÖ'de yüzeyel mikroapseler tipiktir.

Key Concept

Eozinofilik özofajitin (EoÖ) ayırıcı tanısında; atopik öykü, endoskopik halkalanmalar, proksimal-distal yaygın tutulum (>15>15 eozinofil/BBA) ve eozinofilik mikroapseler temel kriterlerdir.
Question 306Question

66 yaşında bir çocuk, geçirdiği influenza enfeksiyonu sırasında ateşini düşürmek amacıyla salisilat içeren bir ilaç kullanımını takiben; inatçı kusma, karaciğerde büyüme ve progresif bilinç bulanıklığı tablosuyla acil servise getiriliyor. Laboratuvar tetkiklerinde transaminaz (ASTAST, ALTALT) düzeylerinde ve serum amonyak seviyesinde belirgin artış saptanırken, bilirubin düzeylerinin normal sınırlarda olduğu izleniyor. Karaciğer biyopsisinde belirgin bir inflamasyon veya nekroz izlenmezken, hepatosit sitoplazmalarında nukleusu yerinden itmeyen, ince damlacıklar şeklinde yağ birikimi saptanıyor.

Bu klinik ve morfolojik bulguların temelinde yatan patogenetik düzenek aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mitokondriyal fonksiyon bozukluğu ve yağ asitlerinin β\beta-oksidasyonunda duraksama

Answer

Reye sendromunda temel defekt, salisilatların etkisiyle tetiklenen mitokondriyal hasar ve buna bağlı gelişen mikroveziküler yağlanmadır.
Vakada tanımlanan klinik tablo (salisilat kullanımı, ensefalopati, hiperamonemi) ve histopatolojik bulgu (mikroveziküler yağlanma), Reye sendromunun tipik göstergesidir. Bu hastalığın patogenezinde salisilatların mitokondrilerde yer alan enzim sistemlerine (özellikle β\beta-oksidasyon enzimlerine) zarar vermesi yatar. Bu durum karaciğerde akut fonksiyon kaybına ve yağların hepatositlerde küçük damlacıklar halinde birikmesine neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz etme
Viral enfeksiyon sonrası salisilat kullanımı, akut ensefalopati, hiperamonemi ve transaminaz yüksekliği saptandı.
Bu tablo klasik olarak Reye sendromunu işaret etmektedir.
2
Histopatolojik bulguyu yorumlama
Nukleusu yerinden itmeyen mikroveziküler yağlanma saptandı.
Reye sendromunda makroveziküler yağlanmanın aksine, nukleus merkezdedir ve yağ damlacıkları küçüktür.
3
Patogenezi belirleme
Salisilatların mitokondriyal enzimlere zarar vererek yağ asidi oksidasyonunu bozduğu belirlendi.
Mitokondriyal disfonksiyon, hem enerji krizine (ensefalopati) hem de yağ asitlerinin birikimine (yağlanma) neden olur.

Key Concept

Reye Sendromu ve Mikroveziküler Yağlanma Mekanizması

Hints

1
Hastadaki ensefalopati ve mikroveziküler yağlanma birlikteliği mitokondriyal bir hasarı düşündürmelidir.

Practice More

Mikroveziküler yağlanmanın diğer nedenleri olan Gebelik Akut Yağlı Karaciğeri ve Valproat toksisitesini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 307Question

65 yaşında bir erkek hasta, son 6 aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve fiziksel kapasitede azalma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerde aşağıdaki bulgular saptanıyor:

- Hemoglobin: 8.5 g/dL8.5 \text{ g/dL}
- Ortalama eritrosit hacmi (MCV): 72 fL72 \text{ fL}
- Dışkıda gizli kan: Pozitif

Kolonoskopik incelemede çekumda lümene doğru uzanan, frajil ve ekzofitik karakterde bir kitle izleniyor. Biyopsi materyalinin moleküler incelemesinde tümörün 'mikrosatellit instabilite' (MSI) yolağı üzerinden geliştiği saptanıyor.

Buna göre, bu hastadaki kitlede aşağıdaki histopatolojik veya moleküler bulgulardan hangisinin görülme olasılığı en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: Tümör dokusunda yoğun müsinöz alanlar ve belirgin intraepitelyal lenfosit infiltrasyonu

Answer

Tümör dokusunda yoğun müsinöz alanlar ve belirgin intraepitelyal lenfosit infiltrasyonu görülmesi en muhtemel bulgudur.
Sağ kolon yerleşimli ve mikrosatellit instabilitesi (MSI) gösteren kolorektal karsinomlar, morfolojik olarak klasik adenokarsinomlardan farklılık gösterir. Bu tümörlerde sıklıkla müsinöz diferansiyasyon (müsin gölleri), medüller büyüme paterni ve tümör hücreleri arasına sızmış yoğun intraepitelyal lenfosit infiltrasyonu izlenir. Bu özellikler, MSI yolağının tanısında önemli morfolojik ipuçlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hipokrom mikrositer anemi (demir eksikliği) ve çekum yerleşimli ekzofitik kitle, tipik bir sağ kolon kanseri tablosudur.
Sağ kolon kanserleri lümen geniş olduğu için obstrüksiyona neden olmadan önce kronik kanama ve anemi ile belirti verir.
2
Moleküler yolağın belirlenmesi
Tümörün 'mikrosatellit instabilite' (MSI) yolağı ile geliştiği belirtilmiştir.
Kolorektal kanserlerin yaklaşık %15'i DNA mismatch tamir (MMR) kusurlarına bağlı gelişen MSI yolağını izler.
3
MSI yolağına özgü morfolojik özelliklerin eşleştirilmesi
MSI-H tümörler tipik olarak sağ kolon yerleşimli, müsinöz/medüller yapıda ve yoğun lenfosit infiltrasyonu içeren tümörlerdir.
Kromozomal instabilite (CIN) yolağından farklı olarak MSI tümörleri diploid yapıdadır ve belirgin immun yanıt tetiklerler.

Key Concept

Sağ kolon yerleşimli, MSI-H (Mikrosatellit Instabilitesi yüksek) kolorektal karsinomların karakteristik histopatolojik ve moleküler özellikleri.
Estimated Time:2m 0s
Question 308Question

22 yaşında bir erkek çocuk, karında giderek artan şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede sağ üst kadranda ağrısız, sert bir kitle saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyinin yaşa göre beklenenin çok üzerinde (>200.000>200.000 ng/mLng/mL) olduğu görülüyor. Karaciğerdeki kitleden alınan biyopsi örneğinde küçük, koyu nükleuslu, dar sitoplazmalı primitif epitelyal hücrelerin oluşturduğu tabakalar ve bu hücrelerin arasında yer yer osteoid (kemik) benzeri yapılar içeren mezenkimal alanlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hepatoblastom

Answer

Çocukluk çağında görülen, belirgin AFP yüksekliği ve histolojik olarak epitelyal/mezenkimal karışık komponent içeren tümör Hepatoblastomdur.
Vakadaki çocukluk çağı yerleşimi (2 yaş), aşırı derecede artmış AFP düzeyi ve biyopsi örneğinde izlenen hem primitif epitelyal hücreler hem de mezenkimal (osteoid) alanlar, klasik bir 'mikst tip' hepatoblastom tablosunu tamamlamaktadır. Beckwith-Wiedemann sendromu ve ailesel adenomatöz polipozis (FAP) ile ilişkili olabilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin değerlendirilmesi
2 yaşında erkek çocukta hızlı büyüyen karaciğer kitlesi saptandı.
Hepatoblastom tipik olarak 3 yaş altı çocuklarda görülür.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
Belirgin serum AFP yüksekliği mevcut.
Hepatoblastom vakalarının %90'ından fazlasında AFP tanısal düzeyde yüksektir.
3
Histopatolojik morfolojinin yorumlanması
Primitif epitelyal hücreler ve osteoid dokusu saptandı.
Bu bulgular mikst (karışık) tip hepatoblastom için patognomoniktir.

Key Concept

Hepatoblastom, çocukluk çağının en sık primer karaciğer tümörüdür ve genellikle 3 yaşından önce görülür; tanı anında AFP düzeyleri çok yüksektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 309Question

Kolelitiazis tanısıyla elektif kolesistektomi uygulanan 4545 yaşındaki kadın hastanın ameliyat sonrası patolojik incelemesinde, safra kesesi mukozasında yaygın, sarı renkli, lineer ve punktat beneklenmeler saptanmıştır. Makroskobik olarak "çilek safra kesesi" (strawberrystrawberry gallbladdergallbladder) olarak tanımlanan bu klinik tablonun temel histopatolojik karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lamina propriada kolesterol esterleri içeren köpüksü makrofaj birikimi

Answer

Kolesterolozis tablosunda karakteristik bulgu, lamina propria içinde kolesterol esterleri ile yüklü köpüksü sitoplazmalı makrofajların birikmesidir.
Kolesterolozis, safra kesesi mukozasının lamina propriasında kolesterol yüklü makrofajların (köpük hücreleri) birikmesiyle karakterizedir. Makroskobik olarak hiperemik mukoza üzerinde bu makrofaj kümeleri küçük sarı noktalar şeklinde görülür ve 'çilek safra kesesi' görünümünü oluşturur. Bu durum genellikle klinik olarak asemptomatiktir ve kolesistektomi materyallerinde rastlantısal olarak saptanır.

Step-by-Step Solution

1
Makroskobik bulguyu tanımla.
Safra kesesi mukozasındaki sarı lineer beneklenmeler (çilek görünümü) kolesterolozisi (cholesterolosischolesterolosis) işaret eder.
Çilek safra kesesi, bu antitenin patognomonik makroskobik tanımıdır.
2
Etiyolojiyi ve mikroskobik yerleşimi hatırla.
Safradaki kolesterol miktarının artmasıyla kolesterol esterleri lamina propriadaki makrofajlarda birikir.
Lipid birikimi epitelde değil, epiteli destekleyen bağ dokusu olan lamina propriadaki fagositik hücrelerde gerçekleşir.

Key Concept

Kolesterolozis (Çilek Safra Kesesi)

Practice More

Safra kesesi taşlarının (kolesterol ve pigment taşları) oluşum mekanizmalarını ve risk faktörlerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 0s
Question 310Question

28 yaşında kadın hasta, rutin kontrol sırasında yapılan ultrasonografide karaciğer sağ lobunda 4 cm çapında, iyi sınırlı bir kitle saptanması üzerine başvuruyor. Hastanın 10 yıldır oral kontraseptif kullanım öyküsü mevcuttur. Yapılan dinamik BT incelemesinde kitlenin arteryel fazda belirgin kontrastlandığı ve santralinde "yıldızvari" (stellate) bir skar dokusu içerdiği izleniyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fokal Nodüler Hiperplazi

Answer

Vakadaki klinik ve radyolojik bulgular ışığında en olası tanı Fokal Nodüler Hiperplazi'dir.
Fokal nodüler hiperplazi, iyi sınırlı, kapsülsüz bir kitle olup kesit yüzünde merkezi bir stellate (yıldızvari) skar içermesiyle tanınır. Bu skar dokusundan çevreye doğru uzanan fibröz septalar karaciğer parankimini nodüllere ayırır. Radyolojik olarak arteryel fazda kuvvetli kontrastlanma ve skarın geç fazlarda boyanması tipiktir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın demografik özelliklerini ve risk faktörlerini değerlendirin.
Genç kadın hasta ve uzun süreli oral kontraseptif kullanımı saptandı.
Karaciğer kitlelerinde yaş, cinsiyet ve ilaç kullanım öyküsü ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Radyolojik bulgulardaki spesifik ipuçlarını analiz edin.
Arteryel kontrastlanma ve santral stellate (yıldızvari) skar dokusu tespit edildi.
Santral skar, karaciğerin nodüler hiperplastik yanıtlarında (FNH) patognomonik bir bulgudur.
3
Bulguları karaciğer tümörlerinin tipik paternleri ile karşılaştırın.
Adenomda skar beklenmez, hemanjiomda periferik kontrastlanma olur; bu durumda en uygun tanı Fokal Nodüler Hiperplazi'dir.
Mevcut bulgular kümesi neoplastik bir süreçten ziyade reaktif bir süreci işaret etmektedir.

Key Concept

Fokal nodüler hiperplazi (FNH), karaciğerin neoplastik olmayan, vasküler bir anomaliye karşı geliştirdiği hiperplastik bir yanıttır ve karakteristik olarak fibröz septaların yayıldığı merkezi bir skar içerir.

Practice More

Karaciğer tümörleri arasında malign potansiyeli olan hepatosellüler adenom alt tiplerini (HNF1-alfa, beta-katenin mutasyonu olanlar) incelemek faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 311Question

4545 yaşındaki erkek hasta, alkol alımı sonrası ani başlayan, sırtına vuran kuşak tarzı şiddetli karın ağrısı ve serum amilaz düzeyinde 55 kat artış saptanması üzerine 'akut pankreatit' tanısıyla yatırılıyor. Hastanın peripankreatik yağ dokusunda makroskobik olarak 'tebeşir beyazı' opak odakların izlendiği saptanıyor. Bu odakların mikroskobik incelemesinde izlenen, nükleuslarını kaybetmiş ancak hücre sınırları korunmuş 'gölge hücre' görünümü aşağıdaki patolojik süreçlerden hangisi için karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Enzimatik yağ nekrozu

Answer

Enzimatik yağ nekrozu
Doğru cevap olan enzimatik yağ nekrozu; akut pankreatit sırasında aktive olan pankreatik lipazların yağ dokusuna sızarak trigliseridleri hidroliz etmesiyle oluşur. Serbest kalan yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşmesi (sabunlaşma) makroskobik olarak tebeşir beyazı görünümü verirken, mikroskobik olarak nükleusunu kaybetmiş 'gölge hücreler' ve kalsiyumun bazofilik boyanması izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Sırtına vuran ağrı ve yüksek amilaz seviyesi 'akut pankreatit' tanısını doğrular.
Pankreas hastalıklarında enzimlerin peripankreatik dokulara sızması beklenir.
2
Makroskobik bulguyu yorumla
'Tebeşir beyazı' odaklar, kalsiyum ile yağ asitlerinin birleşmesi (sabunlaşma) sonucu oluşur.
Lipaz enzimi yağ hücrelerini yıkarak serbest yağ asitlerini açığa çıkarır.
3
Mikroskobik bulguyla eşleştir
Nükleus kaybı ve hücre sınırlarının gölge şeklinde korunması enzimatik yağ nekrozunun tipik histolojik özelliğidir.
Hücrelerin iskeleti bir süre korunurken nükleer içerik kaybolur ve bazofilik kalsiyum çökeltileri izlenir.

Key Concept

Akut pankreatit seyrinde aktive olan lipazlar tarafından oluşturulan enzimatik yağ nekrozu, kalsiyum ile birleşerek sabunlaşma (saponifikasyon) alanlarını ve makroskobik tebeşir beyazı görünümü oluşturur.
Estimated Time:45s
Question 312Question

4545 yaşında kadın hasta, epigastrik bölgede dolgunluk ve künt ağrı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan batın tomografisinde pankreas korpus-kuyruk bileşkesinde yerleşimli, yaklaşık 66 cmcm çapında, çok odacıklı (multiloküle) kistik bir kitle izleniyor. Kitlenin ana pankreatik kanal ile ilişkisi saptanmıyor. Cerrahi eksizyon sonrası yapılan histopatolojik incelemede, kist boşluğunun müsinle dolu olduğu, duvarın kolumnar müsin salgılayan epitelle döşeli olduğu ve epitelin hemen altında yoğun "over benzeri stroma" (ovarian-like stroma) bulunduğu gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Müsinöz kistik neoplazi

Answer

Müsinöz kistik neoplazi
Müsinöz kistik neoplazi tanısı; kadın cinsiyet dominansı, pankreasın korpus veya kuyruk kesimine yerleşim, ana pankreatik kanal ile bağlantısızlık ve en önemlisi histopatolojik olarak saptanan yoğun, hücreden zengin "over benzeri stroma" varlığı ile konur. Bu tümörlerin bir kısmı invaziv karsinoma dönüşme potansiyeli taşıdığından cerrahi olarak çıkarılmaları gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve demografik verileri analiz et
Hasta orta yaşlı bir kadındır ve kitle pankreasın kuyruk kesimine yakın yerleşmiştir.
Müsinöz kistik neoplaziler vakaların %95'inden fazlasında kadınlarda görülür ve sıklıkla gövde/kuyruk yerleşimlidir.
2
Radyolojik ve makroskobik bulguları değerlendir
Kanal ile ilişkisi olmayan, multiloküle kistik kitle saptanmıştır.
Müsinöz kistik neoplazilerin IPMN'den en önemli farklarından biri duktal sistemle ilişkisiz olmalarıdır.
3
Histopatolojik karakteristik bulguyu tanımla
Epitel altında "over benzeri stroma" (ovarian-like stroma) izlenmiştir.
Bu bulgu müsinöz kistik neoplazi için ayırıcı tanıda en değerli ve patognomonik kriterdir.

Key Concept

Pankreasın müsinöz kistik neoplazileri, karakteristik olarak kadınlarda pankreas kuyruğunda yerleşen ve histolojik olarak over benzeri stroma içeren tümörlerdir.

Practice More

Pankreasın kistik neoplazilerini ayırırken; kitlenin yerleşimi, kanal ile ilişkisi, hastanın yaşı/cinsiyeti ve müsin içeriği parametrelerini bir tablo halinde çalışmak konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 0s
Question 313Question

4242 yaşında kadın hasta, son 66 aydır devam eden epigastrik ağrı ve yanma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide antrumunda nodüler mukoza ve eritemli alanlar izleniyor. Alınan biyopsilerin histopatolojik incelemesinde lamina propriada yoğun lenfoplazmositik infiltrasyon, lenfoid folikül oluşumları ve mide bezlerini infiltre eden (lenfoepitelyal lezyon) atipik monomorfik lenfositler saptanıyor. İmmünhistokimyasal olarak bu hücrelerin CD20(+)CD20(+), CD5()CD5(-) ve CD10()CD10(-) olduğu belirleniyor. HelicobacterHelicobacter pyloripylori pozitifliği de saptanan hastaya standart eradikasyon tedavisi uygulanıyor. Tedaviden 11 yıl sonra yapılan kontrol endoskopisinde lezyonun morfolojik olarak sebat ettiği ve gerilemediği görülüyor.

Bu klinik ve histopatolojik tabloya sahip hastada aşağıdaki genetik değişikliklerden hangisinin bulunma olasılığı en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: t(11;18)(q21;q21)t(11;18)(q21;q21)

Answer

Mide MALT lenfomasında saptanan ve Helicobacter pylori eradikasyon tedavisine yanıtsızlıkla ilişkili olan en olası genetik değişiklik t(11;18)(q21;q21)t(11;18)(q21;q21) translokasyonudur.
Vakada tanımlanan histopatolojik özellikler (lenfoepitelyal lezyon, marjinal zon morfolojisi) mide MALTMALT lenfoması tanısını koydurur. Bu tümörlerin büyük çoğunluğu HelicobacterHelicobacter pyloripylori eradikasyonu ile gerilerken, t(11;18)(q21;q21)t(11;18)(q21;q21) translokasyonu içeren vakalar eradikasyon tedavisine yanıt vermezler. Bu translokasyon sonucunda oluşan API2MLTAPI2-MLT (BIRC3MALT1BIRC3-MALT1) füzyon geni, NFκBNF-κB sinyal yolunu aktive ederek antijenik uyarıdan bağımsız büyüme sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histopatolojik bulguların analizi
Antrum yerleşimi, lenfoepitelyal lezyonlar ve marjinal zon kökenli atipik hücreler (CD20+CD20+, CD5CD5-, CD10CD10-) ekstranodal marjinal zon lenfomasını (MALTMALT lenfoma) işaret eder.
MALT lenfoma mide mukozasında lenfoid folikül oluşumu ve bez epiteli içine lenfosit sızmasıyla karakterizedir.
2
Eradikasyon tedavisine yanıtın değerlendirilmesi
Tümörün HH. pyloripylori eradikasyonuna rağmen gerilememesi, tümörün artık otonom bir genetik mekanizmaya sahip olduğunu gösterir.
H. pylori-bağımlı MALT lenfomalar eradikasyonla gerilerken, belirli translokasyonlara sahip olanlar otonom hale gelir.
3
Spesifik genetik belirtecin saptanması
t(11;18)(q21;q21)t(11;18)(q21;q21) translokasyonu BIRC3MALT1BIRC3-MALT1 füzyonuna neden olur.
Bu füzyon proteini, NF-κB yolunu sürekli aktif tutarak H. pylori uyarısına gerek kalmadan hücre sağkalımını sağlar.

Key Concept

MALT lenfomada t(11;18)(q21;q21)t(11;18)(q21;q21) varlığı, Helicobacter pylori eradikasyon tedavisine direnç için en önemli belirteçtir.

Alternative Method

MALT lenfoma tanısında eradikasyona direnç sorulduğunda, seçeneklerdeki translokasyonlar arasında spesifik olarak API2-MLT (11;18) aranmalıdır. Diğer MALToma translokasyonları olan t(1;14) ve t(14;18)-MALT1 varyantları da dirençle ilişkilidir ancak en sık görülen t(11;18)'dir.
Estimated Time:3m 0s
Question 314Question

Kilo kaybı, iştahsızlık ve sırtına vuran kuşak tarzı epigastrik ağrı şikayetleriyle başvuran 6262 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde sol bacak ve ön kolda gezici yüzeyel tromboflebit (Trousseau bulgusu) saptanmıştır. Batın BTBT incelemesinde pankreas gövde-kuyruk bileşkesinde 44 cmcm çapında, düzensiz sınırlı kitle izlenmiştir. Bu tümörün moleküler patogenezinde rol oynayan, TGFβTGF-\beta sinyal yolağının mediyatörü olarak görev yapan ve genellikle progresyonun geç evrelerinde (invaziv karsinom aşamasında) inaktive olan gen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: SMAD4SMAD4 (DPC4DPC4)

Answer

Pankreas duktal adenokarsinomunda TGF-β sinyal yolağında görev alan ve karsinomun invaziv aşamasında inaktive olan gen SMAD4 (DPC4) genidir.
Doğru seçenek olan gen, pankreas kanserlerinin yaklaşık %50\%50'sinde inaktive olan, 18q18q kromozomunda yer alan ve DPC4DPC4 (Deleted in Pancreatic Carcinoma 4) olarak da bilinen SMAD4SMAD4 genidir. Bu gen TGFβTGF-\beta sinyal yolağında bir transkripsiyon faktörü olarak görev yapar ve bu yolağın inaktivasyonu hücre çoğalmasının baskılanmasını ortadan kaldırarak metastatik potansiyeli artırır. Progresyon modelinde invaziv karsinom aşamasına geçişte kritik bir rol oynar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Kilo kaybı, kuşak tarzı ağrı ve Trousseau bulgusu (gezici tromboflebit), pankreas gövde/kuyruk yerleşimli bir adenokarsinomu işaret eder.
Trousseau bulgusu, pankreas kanseri gibi müsin üreten adenokarsinomlarda görülen paraneoplastik bir sendromdur.
2
Moleküler yolak analizi
Soruda spesifik olarak TGF-β sinyal yolağının mediyatörü olan gen sorulmaktadır.
TGF-β yolağı pankreas kanseri progresyonunda önemli bir tümör baskılayıcı yoldur ve bu yoldaki en önemli protein SMAD4'tür.
3
Progresyon evresinin belirlenmesi
Genellikle invaziv aşamada (PanIN-3 sonrası) inaktive olan gen belirlenmelidir.
KRAS en erken (PanIN-1), p16 orta (PanIN-2), SMAD4 ve p53 ise geç (PanIN-3/Karsinom) evre değişiklikleridir.

Key Concept

Pankreas duktal adenokarsinomu moleküler patogenezi (PanIN progresyon modeli) ve SMAD4 (DPC4) geninin rolü.

Alternative Method

Pankreas kanseri genetik progresyonunu 'K-P-S' (KRAS, p16, SMAD4) kronolojik sırasıyla hatırlamak, erken ve geç evre ayrımını yapmayı kolaylaştırır.
Estimated Time:2m 0s
Question 315Question

55 yaşında kadın hastaya yapılan tarama kolonoskopisinde, proksimal kolonda 8 mm çapında, sapsız (sesil) ve hafif kabarık bir lezyon saptanıyor. Biyopsi örneğinin mikroskobik incelemesinde; kriptlerin bazal kısımlarında genişleme ile 'L' ya da 'çizme' (boot-shaped) şeklinde dallanmalar saptanan, yüzeyel kısımları ise serrat (testere dişi) görünümünde olan bir polip izleniyor. Bu lezyon ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu lezyonun patogenezinde sıklıkla BRAF mutasyonları ve mikrosatellit instabilitesi rol oynar.

Answer

Sessiz serrat lezyonlar (SSL), proksimal kolonda yerleşen, BRAF mutasyonları ve mikrosatellit instabilitesi (MSI) ile ilişkili olan prekanseröz lezyonlardır.
Doğru seçenek, sessiz serrat lezyonların (SSL) moleküler özelliklerini doğru tanımlamaktadır. SSL'ler proksimal kolonda (sağ kolon) sık görülür ve BRAF mutasyonları ile ilişkilidir. Bu lezyonlar CIMP (+) üzerinden MLH1 promoter metilasyonuna ve dolayısıyla mikrosatellit instabilitesine (MSI) yol açarak karsinoma ilerleyebilir. Histolojik olarak kript tabanına kadar uzanan serrasyon ve 'L' ya da 'çizme' şeklindeki kriptler tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Lezyonun morfolojik bulgularını (proksimal yerleşim, bazal kript genişlemesi ve L-şekli) değerlendir.
Bu bulguların Sessiz Serrat Lezyon (SSL) için karakteristik olduğunu saptanması.
SSL, hiperplastik poliplerden farklı olarak kript tabanında da serrasyon ve şekil bozukluğu gösterir.
2
Lezyonun moleküler patogenezini hatırla.
Serrat yolağın BRAF mutasyonu, CpG ada metilasyonu (CIMP) ve MSI ile ilişkili olduğunun doğrulanması.
Bu yolak, klasik adenom-karsinom yolağından (APC-KRAS-p53) bağımsız bir karsinogenez sürecidir.

Key Concept

Sessiz Serrat Lezyon (SSL) Patogenezi
Question 316Question

6565 yaşında, obezite ve uzun süreli retrosternal yanma (pirozipirozi) şikayeti olan bir erkek hastada, yeni gelişen yutma güçlüğü (disfajidisfaji) üzerine yapılan endoskopide distal özofagusta ve gastroözofageal bileşkede düzensiz kitle saptanıyor. Alınan biyopside müsin üreten glandüler yapılar izleniyor. Bu hastadaki tümörün patogenezi ve morfolojik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tümör çevresinde sıklıkla asit reflüsüne yanıt olarak gelişen goblet hücreli intestinal metaplazi alanları saptanır

Answer

Tümör çevresinde sıklıkla asit reflüsüne yanıt olarak gelişen goblet hücreli intestinal metaplazi alanları saptanır
Hastanın klinik tablosu (obezite, uzun süreli reflü) ve tümörün yerleşimi (distal özofagus) ile morfolojisi (glandüler yapı, müsin üretimi) bir adenokarsinomu işaret etmektedir. Özofagus adenokarsinomları, kronik reflüye bağlı olarak gelişen ve intestinal metaplazi (goblet hücreleri varlığı) ile karakterize olan Barrett özofagusu zemininde gelişir. Bu metaplastik zemin, zamanla displazi ve invaziv karsinom sekansına ilerler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve morfolojik verilerin analizi
Obezite, pirozi ve distal özofagus yerleşimi ile glandüler yapı (müsin üretimi) bir adenokarsinomu işaret eder.
Özofagusun distalinde ve reflü zemininde gelişen glandüler tümörler adenokarsinomdur.
2
Patogenez ve prekürsör lezyonun belirlenmesi
Adenokarsinomun öncül lezyonu Barrett özofagusudur.
Barrett özofagusu, asit reflüsüne yanıt olarak yassı epitelin intestinal tip kolumnar epitele dönüşmesidir.
3
Histopatolojik belirteçlerin doğrulanması
Barrett özofagusunun mikroskobik tanısı için goblet hücrelerinin görülmesi şarttır.
İntestinal metaplazinin altın standart bulgusu goblet hücreli kolumnar epiteldir.

Key Concept

Özofagus Adenokarsinomu ve Barrett Özofagusu İlişkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 317Question

Yirmi yılı aşkın süredir kronik pirozis ve regürjitasyon şikayetleri olan bir hastadan alınan distal özofagus biyopsisinde intestinal metaplazi (Barrett özofagusu) izlenmiştir. Bu lezyonun adenokarsinoma ilerleme sürecindeki moleküler patogenez incelendiğinde; hücre siklusunun kontrolünü bozan, klonal genişlemeye yol açan ve genellikle neoplastik progresyonun en erken evresinde (displazi öncesi veya erken displazi) saptanan moleküler değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: CDKN2ACDKN2A (p16/INK4ap16/INK4a) gen inaktivasyonu

Answer

Barrett özofagusunda metaplaziden adenokarsinoma gidişin en erken evresinde saptanan moleküler değişiklik CDKN2ACDKN2A (p16/INK4ap16/INK4a) gen inaktivasyonudur.
Barrett özofagusunda intestinal metaplazi zemininde adenokarsinom gelişimi çok basamaklı bir süreçtir. CDKN2ACDKN2A (p16/INK4ap16/INK4a) geninin susturulması (metilasyon veya delesyon yoluyla), klonal ekspansiyonu tetikleyen ve metaplazi odaklarında displazi riskini artıran en erken saptanan moleküler olaydır. Bu gen, RbRb proteini üzerinden hücre siklusunu inhibe eder.

Step-by-Step Solution

1
Barrett özofagusunun patogenezini ve adenokarsinom gelişim sürecini analiz et.
Sürecin intestinal metaplazi, displazi ve karsinom basamaklarından oluştuğu belirlendi.
Malign transformasyonun moleküler sırasını anlamak için evreleme gereklidir.
2
Erken ve geç genetik değişiklikleri karşılaştır.
p16p16 kaybının erken, p53p53 kaybının geç evre olduğu saptandı.
Klinik soruda 'en erken evre' vurgusu yapıldığı için kronolojik sıra kritiktir.
3
CDKN2ACDKN2A geninin fonksiyonunu ve inaktivasyon mekanizmasını değerlendir.
9p219p21 lokusundaki bu genin kaybı hücre siklusunda G1/S kontrolünü bozar.
Klonal genişlemenin temel mekanizmasını açıklar.

Key Concept

Barrett özofagusu patogenezinde genetik değişikliklerin kronolojik sırası: Erken dönemde CDKN2ACDKN2A (p16p16) inaktivasyonu, geç dönemde TP53TP53 mutasyonu ve ERBB2ERBB2 amplifikasyonu görülür.
Estimated Time:2m 0s
Question 318Question

22 yaşında erkek hasta, sağ üst kadranda dolgunluk ve ağrı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın tıbbi geçmişinde hepatit öyküsü, alkol kullanımı veya bilinen bir metabolik karaciğer hastalığı bulunmamaktadır. Serum alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi normal sınırlarda saptanmıştır. Batın tomografisinde karaciğer sağ lobunda iyi sınırlı, 88 cmcm çapında solid kitle izleniyor. Cerrahi rezeksiyon materyalinin histopatolojik incelemesinde; bol granüler eosinofilik sitoplazmalı ve belirgin nukleollü neoplastik hepatositlerin, paralel dizilimli lamellar kollajen bantları ile birbirinden ayrıldığı gözleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fibrolamellar karsinom

Answer

Karakteristik histolojik bulgular ve klinik tablo ışığında en olası tanı fibrolamellar karsinomdur.
Fibrolamellar karsinom, genç erişkinlerde (203020-30 yaş) görülme eğilimi olan, altta yatan bir siroz veya hepatit öyküsü bulunmayan bir tümördür. Mikroskobik olarak, geniş eosinofilik sitoplazmalı poligonel hücrelerin, paralel (lamellar) kollajen demetleri ile çevrelendiği görülür. Bu morfolojik yapı, hastanın yaşı ve normal AFPAFP düzeyi ile birleştiğinde tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Genç yaşta (2222 yaş), siroz öyküsü olmayan ve normal AFPAFP düzeyine sahip bir hasta profili belirlendi.
Fibrolamellar karsinom, klasik hepatosellüler karsinomdan farklı olarak gençlerde ve sağlıklı karaciğer dokusunda gelişir.
2
Morfolojik bulguları değerlendir
Eosinofilik sitoplazmalı hücreler ve lamellar kollajen bantları saptandı.
Bu mikroskobik görünüm fibrolamellar alt tipe özgüdür ve tanı koydurucudur.

Key Concept

Fibrolamellar hepatosellüler karsinom; genç erişkinlerde, siroz olmaksızın gelişen, normal AFP seviyesi ve karakteristik lamellar fibrozis ile seyreden bir tümördür.
Estimated Time:1m 30s
Question 319Question

4848 yaşında kadın hasta, sağ üst kadranda dolgunluk ve künt bir ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ hipokondriyumda ağrısız, gergin bir kitle palpe ediliyor. Yapılan kolesistektomi materyalinin makroskobik incelemesinde, safra kesesinin belirgin derecede genişlemiş ve gergin olduğu, lümeninde ise yeşil-kahverengi safra yerine berrak, müsinöz bir sıvının toplandığı gözleniyor. Bu klinik ve patolojik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Safra kesesi hidropsu (mukosel)

Answer

Safra kesesi hidropsu (mukosel)
Safra kesesi hidropsu (mukosel), genellikle sistik kanalı tıkayan bir taş nedeniyle kesenin boşalamaması sonucu gelişir. Bu süreçte lümen içindeki orijinal safra pigmentleri mukoza tarafından geri emilirken, mukoza hücreleri berrak müsin salgılamaya devam eder. Sonuçta kese gerginleşir, duvarı incelir ve lümen berrak, yapışkan bir sıvı ile dolar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve makroskobik bulguları analiz et.
Ağrısız gergin kitle (palpabl kese) ve lümende berrak müsinöz sıvı saptanmıştır.
Bu bulgular safra içeriğinin değiştiğini ve kesenin distansiyona uğradığını gösterir.
2
Patofizyolojik süreci değerlendir.
Sistik kanalın tam tıkanması sonucu safra kesesindeki pigmentler reabsorbe edilmiş, mukoza ise salgı üretmeye devam etmiştir.
pigmentlerin emilip berrak sıvının kalması 'mukosel' teriminin temelini oluşturur.

Key Concept

Safra kesesi hidropsu (mukosel), sistik kanalın kronik obstrüksiyonu sonrası gelişen non-inflamatuar bir distansiyondur.

Practice More

Safra kesesi karsinomu risk faktörleri ve porselen kese ilişkisini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 320Question

6868 yaşında erkek hasta, son 66 aydır devam eden sağ üst kadran ağrısı, halsizlik ve belirgin kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın anamnezinde yaklaşık 3535 yıl boyunca bir plastik üretim tesisinde polivinil klorür (PVCPVC) maruziyeti olduğu öğreniliyor. Yapılan batın tomografisinde karaciğerde yaygın, yer yer hemorajik odaklar içeren multipl kitleler saptanıyor. Karaciğer iğne biyopsisinde, vasküler kanalları döşeyen, belirgin nükleer atipi gösteren iğsi ve epiteloid görünümlü malign hücreler izleniyor. Bu hastadaki olası tanı ve bu tümörün patolojik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Karaciğer anjiyosarkomu olup, malign endotel hücreleri karakteristik olarak önceden var olan sinüzoidal yapıları bir iskele gibi kullanarak büyüme eğilimindedir.

Answer

Karaciğer anjiyosarkomu, malign endotel hücrelerinin sinüzoidal yapıları iskele olarak kullanarak büyümesi ile karakterize, PVC maruziyetiyle ilişkili bir tümördür.
Karaciğer anjiyosarkomu, nadir fakat oldukça agresif bir vasküler malignitedir. Polivinil klorür (PVC), arsenik ve Thorotrast gibi maddelerle maruziyet sonrası geliştiği iyi bilinmektedir. Histopatolojik olarak, malign endotel hücreleri karaciğer sinüzoidlerini bir 'iskele' gibi kullanarak yayılır, bu durum hepatosit kordonlarının atrofisine ve vasküler kanalların genişlemesine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykü ve maruziyetin değerlendirilmesi
Hastadaki PVCPVC maruziyeti, karaciğer anjiyosarkomu için spesifik ve yüksek riskli bir faktördür.
Belirli kimyasal maruziyetler (PVC, arsenik, Thorotrast) anjiyosarkom patogenezinde kritik rol oynar.
2
Morfolojik bulguların analizi
Multipl hemorajik kitleler ve malign endotelyal hücre varlığı saptanmıştır.
Vasküler kökenli malign hücreler, epitelyal (HCC) veya hepatosellüler (Adenom) tümörlerden ayrımı sağlar.
3
Büyüme paterninin belirlenmesi
Anjiyosarkoma özgü 'sinüzoidal iskele' tipi büyüme paterninin doğrulanması.
Bu patern, anjiyosarkomun karaciğerdeki karakteristik histolojik yayılım biçimidir.

Key Concept

Karaciğer anjiyosarkomu ve çevresel karsinojenlerle (PVC) ilişkisi.

Practice More

Karaciğer anjiyosarkomu tanısında kullanılan CD31 ve Factor VIII-related antigen belirteçlerini tekrar edin.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 16 / 17Next
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 16 | Examkin