Benign Meme Hastalıkları ve Kitleleri

38 soru

Soru 1Soru

4545 yaşında kadın hasta, sağ memesinde son 33 ay içerisinde hızla büyüyen, ağrısız kitle şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda yaklaşık 6 cm6\text{ cm} boyutunda, hareketli, düzgün sınırlı, sert kıvamda kitle saptanıyor; aksiller bölgede patolojik lenfadenopati saptanmıyor. Ultrasonografide hipoekoik, düzgün sınırlı, içerisinde yarık benzeri kistik alanlar barındıran solid kitle izleniyor. Yapılan kalın iğne biyopsisinde artmış stromal sellülerite gösteren 'fibroepitelyal lezyon' raporlanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geniş lokal eksizyon (en az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır ile)

Cevap

Geniş lokal eksizyon (en az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır ile)
Vakada tanımlanan hızlı büyüme, büyük boyut ve biyopsideki artmış stromal sellülerite bulguları tipik bir Fillodes Tümör (PT) tablosudur. Fillodes tümörler histolojik olarak benign, borderline veya malign olabilirler; ancak hepsinde ortak tedavi prensibi, lokal nüks riskini minimize etmek için kitlenin çevresindeki sağlam dokuyla birlikte (geniş lokal eksizyon) çıkarılmasıdır. Standart yaklaşım en az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır sağlanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
4545 yaş, hızlı büyüme, 6 cm6\text{ cm} boyut ve USG'de kistik alanlar (intratümöral kleftler).
Hızlı büyüme ve kistik alanlar fillodes tümörü (cystosarcoma phyllodes) basit fibroadenomdan ayıran temel özelliklerdir.
2
Biyopsi sonucunu yorumla.
Artmış stromal sellülerite içeren fibroepitelyal lezyon.
Bu bulgu fillodes tümör tanısını destekleyen en önemli histopatolojik veridir.
3
Cerrahi planı oluştur.
En az 1 cm1\text{ cm} cerrahi sınır içerecek şekilde geniş lokal eksizyon.
Fillodes tümörler benign olsalar dahi çevre dokuya mikroskopik uzanımlar gösterebilirler, sadece kitleyi çıkarmak (enükleasyon) %20-40 oranında nükse yol açar.

Anahtar Kavram

Fillodes tümörlerin cerrahi yönetiminde lokal nüksü önlemek için geniş cerrahi sınır (1 cm1\text{ cm}) bırakılması esastır.
Soru 2Soru

Sağ meme alt dış kadranda eline gelen ağrısız kitle nedeniyle polikliniğe başvuran 2222 yaşındaki bir kadın hastanın muayenesinde; kitlenin 2 cm2\text{ cm} çapında, düzgün sınırlı, lastik kıvamında ve son derece hareketli olduğu saptanıyor.

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fibroadenom

Cevap

En olası tanı, genç yaş grubunda sık görülen ve tipik muayene bulguları veren fibroadenomdur.
Genç bir kadın hastada saptanan ağrısız, düzgün sınırlı, lastik kıvamındaki ve muayene sırasında çok hareketli olan (meme faresi bulgusu) kitle, fibroadenom için en tipik klinik tablodur. Bu yaş grubundaki en sık benign meme kitlesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hasta demografisi ve semptom süresi değerlendirilir.
2222 yaşında genç bir hasta, 66 aydır var olan ağrısız kitle.
Yaş, benign lezyonların (özellikle fibroadenom) görülme sıklığı açısından kritik bir veridir.
2
Fizik muayene bulguları analiz edilir.
Düzgün sınırlı, lastik kıvamında ve son derece hareketli (mobil) kitle.
Karakteristik 'meme faresi' (breast mouse) bulgusu, fibroadenomun en belirgin klinik özelliğidir.
3
Ayırıcı tanı yapılarak en olası seçenek belirlenir.
Fibroadenom tanısı netleştirilir.
Genç yaşta mobil ve düzgün sınırlı kitleler için ilk sırada düşünülmesi gereken tanıdır.

Anahtar Kavram

Fibroadenom, genç kadınlarda en sık görülen benign meme tümörü olup, 'meme faresi' olarak bilinen yüksek mobilite özelliği ile karakterizedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 3Soru

Rutin tarama mammografisinde kümelenmiş mikrokalsifikasyon saptanan 4646 yaşındaki kadın hastaya yapılan stereotaktik kor biyopsi sonucu 'atipik duktal hiperplazi' (ADH) olarak raporlanmıştır. Bu klinik tabloya göre, hastanın yönetiminde bir sonraki aşamada yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lezyonun cerrahi olarak eksize edilmesi

Cevap

Kor biyopsi ile saptanan atipik duktal hiperplazi (ADH) odaklarında evre artışı riski yüksek olduğu için lezyonun cerrahi olarak eksize edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Kor biyopsi (stereotaktik veya ultrason eşliğinde) ile saptanan atipik duktal hiperplazi (ADH), örnekleme hatası nedeniyle çevresindeki daha ciddi lezyonları gizleyebilir. Literatürde, ADH saptanan kor biyopsilerin cerrahi eksizyon sonrasında %2030\%20-30 oranında duktal karsinoma in situ (DCIS) veya invaziv kansere yükseldiği (upgrade) gösterilmiştir. Bu nedenle, kor biyopsi sonucu ADH gelen tüm hastalar için standart yaklaşım lezyonun cerrahi olarak tamamen çıkarılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kor biyopsi sonucunun ve ADH tanısının biyolojik öneminin değerlendirilmesi.
ADH'nin hem bir risk faktörü hem de bir prekürsör lezyon olabileceği saptandı.
Kor biyopsi örneklemesi sınırlı olduğu için lezyonun tamamının incelenmesi gereklidir.
2
Evre artışı (upgrade) riskinin hesaplanması.
ADH saptanan olgularda tüm doku çıkarıldığında %2030\%20-30 oranında DCIS veya invaziv kanser saptanabileceği belirlendi.
Mevcut biyopsi odağının yakınında sinsi bir maligniteyi atlamamak kritik önemdedir.
3
Kesin tanı ve tedavi planı için cerrahi müdahale kararı verilmesi.
Cerrahi eksizyon ile lezyonun tam olarak çıkarılması ve kesin patolojik evreleme yapılması planlandı.
Altın standart yaklaşım, ADH saptanan tüm şüpheli lezyonların cerrahi eksizyonudur.

Anahtar Kavram

Atipik Duktal Hiperplazi (ADH) yönetiminde cerrahi eksizyon zorunluluğu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

4545 yaşında asemptomatik bir kadın hastanın rutin tarama mammografisinde; sol meme üst dış kadranda 15 mm15\text{ mm} boyutunda, spiküle konturlu ve merkezinde radyolüsen (yağ içeren) alan barındıran 'yıldızvari' bir lezyon saptanmıştır. Fizik muayenede palpable kitle saptanmayan hastaya yapılan kalın iğne (tru-cut) biyopsisi sonucu 'radyal skar' ile uyumlu benign bulgular gelmiştir. Bu aşamada izlenmesi gereken en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lezyonun cerrahi olarak eksize edilmesi

Cevap

Radyal skarlar, mammografide maligniteyi en çok taklit eden lezyonlardır ve eşlik eden karsinom riski nedeniyle cerrahi olarak eksize edilmelidirler.
Radyal skar (veya 1 cm1\text{ cm} üzerindeyse kompleks sklerozan lezyon), mammografide spiküle konturları ile meme kanserini taklit eden ancak merkezindeki radyolüsen (yağlı) alan ile ondan ayrılan benign bir lezyondur. Bu lezyonların en önemli özelliği, kalın iğne biyopsisinde benign gelseler dahi, cerrahi eksizyon sonrası %10\%10 ile %40\%40 arasında değişen oranlarda DCIS veya invaziv karsinom tanısına 'upgrade' olmalarıdır. Bu nedenle, karsinom odağını ekarte etmek için altın standart yaklaşım cerrahi eksizyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Mammografik bulgunun analizi
Merkezinde radyolüsen alan olan spiküle lezyon (Siyah Yıldız - Black Star).
Maligniteyi (Beyaz Yıldız) taklit eden radyal skar/kompleks sklerozan lezyon şüphesi uyandırır.
2
Biyopsi sonucu ile risk değerlendirmesi
Biyopsinin benign gelmesi, lezyonun tamamının benign olduğunu garanti etmez.
Radyal skarların çevresinde veya içinde %1040\%10-40 oranında DCIS veya invaziv kanser odakları bulunabilir.
3
Tedavi kararının verilmesi
Cerrahi eksizyon.
Upgrade riskini ekarte etmek için lezyonun tamamının histopatolojik olarak incelenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Radyal skar ve kompleks sklerozan lezyonların cerrahi yönetim gerekliliği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

3333 yaşında kadın hasta, sol memesinde son 33 haftadır giderek büyüyen ağrılı kitle ve meme cildinde kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden 22 yıl önce doğum yaptığı ve emzirmeyi 66 ay önce bıraktığı öğreniliyor. Fizik muayenede sol meme dış kadranda yaklaşık 4 cm4\text{ cm} boyutunda, sert, cilde fikse kitle ve kitle üzerinde pürülan akıntılı fistül ağzı saptanıyor. Ultrasonografide hipoekoik koleksiyon alanları ve bu alanlardan parankime doğru uzanan "parmaksı" (finger-like) hipoekoik uzanımlar izleniyor. Yapılan kalın iğne biyopsisinde (tru-cut) kazeifikasyon içermeyen, lobul merkezli granülomatöz inflamasyon saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip hasta için aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Malignite ve tüberküloz dışlandıktan sonra başlangıç yönetiminde kortikosteroid tedavisi uygulanabilir veya spontan rezolüsyon açısından yakın izlem tercih edilebilir.

Cevap

Malignite ve tüberküloz dışlandıktan sonra başlangıç yönetiminde kortikosteroid tedavisi veya yakın izlem tercih edilmesi en uygun yaklaşımdır.
İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM), klinik ve radyolojik olarak maligniteyi taklit edebilen benign bir inflamatuar hastalıktır. Ultrasonografide izlenen koleksiyonlar ve bunlardan parankime uzanan tübüler yapılar tipiktir. Tanı kor biyopsi ile konur; ancak tüberküloz (kazeifikasyon ile ayrılır), sarkoidoz ve mantar enfeksiyonları gibi diğer granülomatöz süreçler dışlanmalıdır. Tedavide sistemik kortikosteroidler oldukça etkilidir; son yıllarda seçilmiş vakalarda sadece gözlem (spontan iyileşme beklentisiyle) de önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Laktasyon sonrası dönemde gelişen, fistüllü ağrılı kitle ve ultrasonografideki 'parmaksı' uzanımlar İdiyopatik Granülomatöz Mastit'i (İGM) düşündürür.
İGM tipik olarak genç, çocuk doğurmuş kadınlarda kitle ve deri değişiklikleriyle seyreder.
2
Histopatolojik bulguyu analiz et.
Kazeifikasyon içermeyen granülomlar İGM lehinedir.
Kazeifikasyon nekrozu tüberküloz mastitinin ayırt edici özelliğidir.
3
Tedavi stratejisini belirle.
Steroid tedavisi veya gözlem kararı verilir.
Cerrahi nüks riskinin yüksekliği nedeniyle güncel yaklaşım konservatif veya medikal (steroid) tedavidir.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısı bir dışlama tanısıdır; özellikle tüberküloz ve meme kanseri mutlaka dışlanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Periduktal mastit (Zuska hastalığı) ve İGM arasındaki klinik ve patolojik farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

44 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 3 aydır mevcut olan, ağrısız ve oldukça sert bir kitle nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde 22 yıldır Tip 1 diyabet nedeniyle insülin kullanımı ve son bir yıldır diyabetik nefropati tanısı mevcuttur. Fizik muayenede sağ meme üst kadranda, yaklaşık 4 cm4\text{ cm} çapında, düzensiz sınırlı, taş sertliğinde ve mobil bir kitle palpe ediliyor. Aksillada patolojik lenf nodu saptanmıyor. Ultrasonografik incelemede kitlenin düzensiz sınırlı, hipoekoik olduğu ve arkasında belirgin akustik gölgelenme oluşturduğu görülüyor. Malignite şüphesiyle yapılan kalın iğne (tru-cut) biyopsisinde; yoğun asellüler kollajen demetleri (keloid benzeri fibrozis), duktüler atrofi ve duktus/damar çevresinde yoğun lenfositik infiltrasyon (lobülit) raporlanıyor. Bu klinik ve patolojik bulgular ışığında, hastanın yönetiminde bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klinik izlem ve konservatif yönetim

Cevap

Doğru yanıt, biyopsi ile tanısı kesinleşmiş diyabetik mastopati olgularında cerrahi girişimden kaçınılarak yapılan klinik izlem ve konservatif yönetimdir.
Diyabetik mastopati, özellikle Tip 1 diyabetli premenopozal kadınlarda görülen nadir bir benign durumdur. Histolojik olarak saptanan keloid benzeri yoğun fibrozis ve periduktal lenfositik infiltrasyon tanıyı koydurur. Bu lezyonlar cerrahi olarak eksize edildiklerinde yüksek oranda nüks ettikleri için, malignite kalın iğne biyopsisi ile dışlandıktan sonra ek bir cerrahi girişim önerilmez; hastalar klinik ve radyolojik izleme alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Uzun süreli Tip 1 diyabet öyküsü ve taş sertliğinde kitle varlığı saptandı.
Diyabetik mastopati genellikle uzun süreli insülin kullanan Tip 1 diyabetli kadınlarda görülür.
2
Radyolojik bulguların değerlendirilmesi
USG'de izlenen posterior akustik gölgelenme, malignite kuşkusunu artırdı.
Bu lezyonlar radyolojik olarak sıklıkla karsinomu taklit ederler.
3
Patolojik raporun yorumlanması
Keloid benzeri fibrozis ve lenfositik lobülit bulguları ile diyabetik mastopati tanısı kesinleşti.
Biyopsi, maligniteyi dışlamak ve bu spesifik benign tabloyu tanımak için altın standarttır.
4
Yönetim planının oluşturulması
Cerrahi girişimin nüks riskini artıracağı bilinerek konservatif izleme karar verildi.
Eksizyon sonrası aynı bölgede veya karşı memede tekrarlama oranı %80'lere varabilir.

Anahtar Kavram

Diyabetik mastopati, uzun süreli diyabeti olan hastalarda görülen, klinik ve radyolojik olarak maligniteyi taklit eden ancak biyopsi ile tanı konulduktan sonra cerrahi tedavi gerektirmeyen benign bir meme lezyonudur.

İpuçları

1
Hastanın özgeçmişindeki kronik hastalık ile meme kitlesi arasındaki ilişkiyi düşünün.
2
Ultrasonografideki belirgin akustik gölgelenme sizi kansere yönlendirse de biyopsi raporundaki asellüler fibrozis ve lenfositik lobülit bulgularına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

İdiyopatik granülomatöz mastit ile diyabetik mastopatiyi klinik ve tedavi açısından karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

3838 yaşında, 1515 paket-yıl sigara içme öyküsü olan kadın hasta, sol memesinde areola komşuluğunda yaklaşık 66 aydır tekrarlayan ağrılı kitle ve akıntı şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenede sol meme başında çekilme saptanıyor; areola saat 22 hizasında hiperemik, flüktüasyon veren kitle ve kitle üzerinde aktif pürülan drenaj izlenen fistül ağzı gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periduktal mastit (Zuska hastalığı)

Cevap

Periduktal mastit (Zuska hastalığı)
Periduktal mastit (Zuska hastalığı), özellikle sigara içen kadınlarda laktiferöz duktusların subareolar kısımlarında görülen skuamöz metaplazi sonucu oluşur. Bu durum duktusların tıkanmasına, periduktal inflamasyona, apse formasyonuna ve areola kenarından cilde açılan kronik fistüllere yol açar. Meme başı çekilmesi de bu süreçte sık görülen bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve kitle yerleşimini analiz et.
Genç yaş, aktif sigara kullanımı ve subareolar (meme başı arkası) yerleşim saptandı.
Sigara, laktiferöz duktuslardaki skuamöz metaplazinin en önemli tetikleyicisidir.
2
Klinik seyri ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Tekrarlayan apse formasyonu, fistülizasyon ve inflamasyona bağlı meme başı çekilmesi izlendi.
Duktusların keratin tıkacı ile tıkanması periduktal inflamasyona ve sekonder enfeksiyonlara yol açar.
3
Ayırıcı tanıları dışla.
Laktasyon öyküsü olmaması ve yerleşim yeri özellikleri ile diğer mastit türleri dışlanarak Periduktal mastit tanısına ulaşıldı.
Subareolar apse ve fistül birlikteliği Zuska hastalığı için patognomonik sayılabilecek bir klinik triaddır.

Anahtar Kavram

Sigara içen kadınlarda subareolar yerleşimli, tekrarlayan apse ve kronik fistülizasyon ile seyreden benign enflamatuar süreç Periduktal Mastit (Zuska hastalığı) olarak tanımlanır.

Alternatif Yöntem

Klinik ipuçlarını eşleştirme yöntemi: Sigara + Subareolar yerleşim + Fistül = Zuska hastalığı.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8Soru

4646 yaşında kadın hasta, sol memesinde ele gelen sertlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol meme üst dış kadranda yaklaşık 2 cm2\text{ cm} boyutunda, spiküle konturlu ve oldukça sert yapıda bir kitle palpe ediliyor. Mammografik incelemede BI-RADS 4C4\text{C} olarak raporlanan, düzensiz sınırlı opasite artışı saptanıyor. Hastadan alınan kalın iğne biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; fibröz stroma içerisinde dağınık yerleşimli, lümenlerinde belirgin eozinofilik sekresyon bulunan, tek sıralı kübik epitelle döşeli küçük ve yuvarlak gland yapılarının varlığı izleniyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede bu glandları döşeyen hücrelerin S100 ile kuvvetli ve diffüz pozitif boyandığı, ancak p63 ve düz kas aktini (SMA) ile bazal tabakada hiçbir boyanma saptanmadığı rapor ediliyor.

Bu bulgular ışığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroglandüler adenozis

Cevap

Mikroglandüler adenozis
Doğru cevap olan mikroglandüler adenozis, klinik ve radyolojik olarak maligniteyi taklit eden nadir bir benign lezyondur. Histopatolojik olarak miyoeptelyal hücre tabakasının kaybı (p63 ve SMA negatifliği) ve S100 proteininin kuvvetli pozitifliği ile karakterizedir. Bu İHK profili, onu benzer morfolojiye sahip tübüler karsinomdan (S100 negatif) ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Hasta spiküle, sert ve BI-RADS 4C4\text{C} bir kitleye sahip; bu durum öncelikle maligniteyi (Tübüler karsinom gibi) düşündürür.
Miyoeptelyal tabakası olmayan benign lezyonlar radyolojik olarak kanseri mükemmel taklit eder.
2
Histopatolojik özellikleri analiz et
Tek sıralı kübik epitel, lümende eozinofilik sekresyon ve küçük yuvarlak glandlar mikroglandüler adenozis (MGA) lehinedir.
MGA'da glandlar tübüler karsinomun aksine daha yuvarlak hatlıdır.
3
İmmünohistokimyasal belirteçleri yorumla
p63 ve SMA negatifliği miyoeptelyal tabakanın olmadığını; S100 pozitifliği ise MGA tanısını doğrular.
S100, MGA ile tübüler karsinom arasındaki en kritik ayırıcı tanı aracıdır (Tübüler karsinom S100 negatiftir).

Anahtar Kavram

Mikroglandüler adenozis (MGA), meme patolojisinde 'miyoeptelyal tabakası olmayan benign lezyon' olarak bilinen tek istisnadır ve S100 pozitifliği tanıda anahtardır.
Soru 9Soru

2222 yaşında kadın hasta, sağ memesinde ele gelen kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda yaklaşık 2 cm2\text{ cm} boyutunda, düzgün sınırlı, oldukça hareketli (mouse in the breast) ve ağrısız bir kitle saptanıyor. Aksiller muayenesi doğal olan hastanın ultrasonografisinde 20×10 mm20 \times 10\text{ mm} boyutlarında, düzgün sınırlı, oval şekilli, hipoekoik solid lezyon (BI-RADS 3) izleniyor. Bu hasta ve saptanan lezyon ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fibroadenomların içerisinde malignite gelişimi oldukça nadir olup, geliştiğinde en sık saptanan tip lobüler karsinoma in situ (LCIS) şeklindedir.

Cevap

Fibroadenomların içerisinde gelişen karsinomların en sık lobüler karsinoma in situ (LCIS) tipinde olduğu bilgisi doğrudur.
Fibroadenomlar içerisinde karsinom gelişimi son derece nadirdir (yaklaşık %0.02-%0.1). Bu kitleler içerisinde bir odak olarak kanser geliştiğinde, bu vakaların yaklaşık %65-90'ı lobüler karsinoma in situ (LCIS) veya duktal karsinoma in situ (DCIS) karakterindedir. TUS kaynaklarında en sık vurgulanan tip LCIS'tir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik ve klinik bulgularını analiz et.
22 yaşında, mobil ve ağrısız kitle fibroadenom için klasiktir.
Fibroadenomlar genç kadınlarda en sık görülen benign meme tümörüdür.
2
Radyolojik bulguları (BI-RADS 3) yorumla.
Düzgün sınırlı, oval ve hipoekoik lezyon benigniteyi destekler.
BI-RADS 3 muhtemelen benign olduğunu ve kısa süreli takibin uygun olduğunu gösterir.
3
Seçeneklerdeki patolojik ve klinik bilgileri doğrula.
Fibroadenom içinde gelişen nadir malignitelerin çoğunluğunun LCIS olduğu bilgisini hatırla.
TUS sınavlarında fibroadenom ve malignite ilişkisi sorgulandığında bu spesifik bilgi ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Fibroadenomların klinik özellikleri ve malignite potansiyeli
Soru 10Soru

4141 yaşında kadın hasta, sol memesinde son 44 ay içerisinde fark ettiği ve hızla büyüdüğünü belirttiği, ağrısız kitle şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede sol meme üst dış kadranda yaklaşık 6 cm6\text{ cm} boyutunda, mobil, sert kıvamlı ve lobüle konturlu kitle palpe ediliyor. Aksiller bölgede patolojik lenf nodu saptanmıyor. Yapılan kalın iğne (tru-cut) biyopsisi sonucu "fillodes tümör" olarak raporlanıyor.

Bu hastada lokal nüks riskini minimize etmek için önerilen en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En az 1 cm1\text{ cm} sağlam cerrahi sınırla geniş lokal eksizyon

Cevap

Fillodes tümörlerin cerrahi tedavisinde en uygun yaklaşım, lokal nüks riskini en aza indirmek için kitlenin çevresindeki sağlam dokuyla birlikte en az 1 cm1\text{ cm} cerrahi sınırla geniş lokal eksizyonudur.
Fillodes tümörler, memenin hızlı büyüyen fibroepitelyal lezyonlarıdır. Histolojik derecesi ne olursa olsun (benign, borderline veya malign), bu tümörlerde en önemli cerrahi prensip lokal nüksü önlemektir. Literatürde kabul gören standart yaklaşım, kitleyi çevresindeki normal meme dokusuyla birlikte en az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır kalacak şekilde çıkarmaktır. Bu vaka örneğinde kitle 6 cm6\text{ cm} olsa dahi meme-kitle oranı uygunsa geniş eksizyon tercih edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve patolojik bulguları değerlendir
Hızlı büyüme gösteren, fibroepitelyal kökenli fillodes tümör tanısı konuldu.
Vakada biyopsi ile fillodes tümör doğrulanmıştır ve bu tümörler yüksek nüks potansiyeline sahiptir.
2
Cerrahi prensibi belirle
Geniş lokal eksizyon ve 1 cm1\text{ cm} güvenlik sınırı hedeflenmelidir.
Fillodes tümörler psödokapsüle sahip oldukları için sadece enükleasyon yapıldığında mikroskobik odaklar geride kalabilir ve bu da nükse yol açar.
3
Lenfatik yaklaşımı planla
Aksiller müdahaleden kaçınılır.
Fillodes tümörler sarkomlar gibi hematojen yolla (özellikle akciğere) metastaz yaparlar, lenfatik yayılım %11'in altındadır.

Anahtar Kavram

Fillodes tümörlerde cerrahi sınır genişliği (1 cm1\text{ cm} kuralı)
Soru 11Soru

4545 yaşında kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 22 haftadır fark ettiği sertlik ve ciltte çekinti şikayeti ile başvuruyor. Hastanın öyküsünden yaklaşık 11 ay önce geçirdiği bir trafik kazasında emniyet kemerinin baskısına bağlı olarak aynı bölgede yaygın ekimoz ve ağrı geliştiği öğreniliyor. Fizik muayenede sol meme üst dış kadranda, yaklaşık 2 cm2\text{ cm} boyutunda, sert kıvamlı, çevre dokulara fikse ve üzerinde cilt çekintisi olan palpabl kitle saptanıyor. Mammografik incelemede kitle bölgesinde spiküler uzanımlar ve kümelenmiş mikrokalsifikasyonlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yağ nekrozu

Cevap

Yağ nekrozu
Yağ nekrozu, meme travması veya cerrahisi sonrası serbestleşen yağ asitlerinin yol açtığı inflamatuar bir yanıttır. Bu süreçte oluşan fibrozis, Cooper ligamentlerini çekerek ciltte çekintiye (dimpling) ve muayenede sert, fikse bir kitleye neden olur. Mammografide ise spiküler görünüm ve kalsifikasyonlar (özellikle yağ kistleri çevresinde) izlenebilir. Travma öyküsü bu tablonun en önemli ayırt edici özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anamnezindeki spesifik veriyi analiz etme
Emniyet kemeri travması ve sonrasında gelişen ekimoz, meme dokusunda lokal bir hasar oluştuğunu gösterir.
Yağ nekrozu vakalarının yaklaşık yarısında belirgin bir travma veya geçirilmiş cerrahi öyküsü bulunur.
2
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendirme
Fikse kitle, cilt çekintisi (dimpling), spiküler uzanım ve mikrokalsifikasyon hem meme kanseri hem de yağ nekrozu için ortak bulgulardır.
Yağ nekrozu, gelişen fibröz reaksiyon nedeniyle klinik olarak maligniteyi en güçlü taklit eden benign meme hastalığıdır.
3
Diferansiyel tanı yaparak en olası sonuca ulaşma
Travma öyküsünün varlığı, süreci benign bir inflamatuar/yıkım süreci olan yağ nekrozuna yönlendirir.
TUS sınav formatında travma öyküsü ve maligniteyi taklit eden kitle kombinasyonu yağ nekrozu için anahtar ipucudur.

Anahtar Kavram

Meme yağ nekrozunun klinik ve radyolojik olarak meme kanserini taklit etmesi ve ayırıcı tanıda travma öyküsünün önemi.
Soru 12Soru

38 yaşında kadın hasta, son 4 ayda hızla büyüyen, ağrısız, yaklaşık 7 cm7\text{ cm} boyutunda, hareketli ve düzgün sınırlı sol meme kitlesi şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede kitle lobüle yapıda palpasyonla hissediliyor; aksiller lenfadenopati saptanmıyor. Ultrasonografide hipoekoik, düzgün sınırlı, içerisinde kistik alanlar barındıran solid kitle izleniyor. Tru-cut (core) biyopsi sonucu "sellüler stroma içeren fibroepitelyal lezyon" olarak raporlanıyor.

Bu hasta için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geniş lokal eksizyon (1 cm1\text{ cm} cerrahi sınır ile)

Cevap

Geniş lokal eksizyon (1 cm1\text{ cm} cerrahi sınır ile)
Vakadaki hızlı büyüme, kitlenin boyutu ve biyopsi sonucundaki stromal sellülarite artışı Fillodes Tümör tanısını desteklemektedir. Bu tümörlerin benign, borderline veya malign tipleri fark etmeksizin temel cerrahi tedavisi, lokal nüks riskini minimize etmek için en az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır ile geniş lokal eksizyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hızlı büyüme, büyük boyut (7 cm7\text{ cm}) ve lobüle yapı fillodes tümörü düşündürür.
Fibroadenomlar genellikle daha yavaş büyür ve daha küçük boyutlarda kalma eğilimindedir.
2
Biyopsi sonucunun yorumlanması
"Sellüler stroma içeren fibroepitelyal lezyon" ifadesi, fibroadenom ile fillodes tümör ayrımında stromal hücre yoğunluğunun arttığını işaret eder.
Fillodes tümörleri fibroadenomlardan ayıran temel histopatolojik fark stromal sellülaritedir.
3
Tedavi yönteminin belirlenmesi
Lokal nüks riski nedeniyle 1 cm1\text{ cm} cerrahi sınır ile geniş lokal eksizyon planlanır.
Enükleasyon (sadece kitlenin çıkarılması) durumunda fillodes tümörlerde lokal nüks oranı çok yüksektir.

Anahtar Kavram

Fillodes tümörlerin yönetiminde cerrahi sınırların önemi
Soru 13Soru

4747 yaşında kadın hasta, rutin tarama mammografisinde sol memede saptanan bir anomali nedeniyle değerlendiriliyor. Mammografide sol meme üst dış kadranda 1.2 cm1.2\text{ cm} boyutunda, spiküle konturlu, düzensiz sınırlı ve mikrokalsifikasyonlar içeren bir lezyon izleniyor. Ultrasonografide bu bölgeye uyan, arkasında belirgin akustik gölgelenme oluşturan, düzensiz sınırlı hipoekoik solid kitle saptanıyor. Yapılan Tru-cut biyopsi sonucunda "Sklerozan Adenozis" tanısı konuluyor.

Bu klinik tablo ve tanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meme kanseri gelişme riskini kontrol grubuna göre yaklaşık 1.521.5-2 kat artırmaktadır.

Cevap

Meme kanseri gelişme riskini kontrol grubuna göre yaklaşık 1.521.5-2 kat artırmaktadır
Doğru ifade, bu durumun meme kanseri riskini yaklaşık 1.521.5-2 kat artırdığını belirten seçenektir. Sklerozan adenozis, fibrokistik değişiklikler spektrumunda yer alan, atipisiz proliferatif bir lezyondur ve epidemiyolojik çalışmalar bu gruptaki hastaların meme kanseri riskinin genel popülasyona göre hafif-orta düzeyde arttığını göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Hastada saptanan spiküle kitle ve akustik gölgelenme bulguları radyolojik olarak invaziv duktal karsinomu (malignite) güçlü bir şekilde taklit etmektedir.
Sklerozan adenozis, radyolojik olarak malignite ile en sık karışan benign meme hastalıklarından biridir.
2
Patolojik tanının sınıflandırılması
Biyopsi ile konulan Sklerozan Adenozis tanısı, 'atipisiz proliferatif meme hastalıkları' kategorisine girer.
Bu lezyonlar, terminal duktal lobüler ünitede asiner yapıların proliferasyonu ve eşlik eden stromal fibrozis ile karakterizedir.
3
Kanser riskinin belirlenmesi
Atipisiz proliferatif lezyonların meme kanseri için rölatif riski (RR) 1.52.01.5-2.0 arasındadır.
Meme kanseri riskini belirleyen temel faktör, lezyonun atipili olup olmamasıdır; atipili lezyonlarda (ADH/ALH) bu risk 454-5 kata çıkar.

Anahtar Kavram

Sklerozan Adenozis'in maligniteyi taklit etme özelliği ve meme kanseri rölatif risk sınıflamasındaki yeri.

Daha Fazla Pratik

Meme koruyucu cerrahinin kontrendikasyonlarını ve BI-RADS sınıflamasındaki yönetim algoritmalarını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

3434 yaşında kadın hasta, sol memesinde son 33 ayda hızla büyüyen, ağrısız, sert ve hareketli bir kitle (6 cm6\text{ cm}) şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede kitle düzgün sınırlı olup aksiller lenfadenopati saptanmıyor. Ultrasonografide hipoekoik, düzgün sınırlı, solid kitle izleniyor. Yapılan kalın iğne biyopsisinde (tru-cut); yoğun kollajenöz stroma içerisinde iğsi (spindle) hücrelerle döşeli, anastomoz yapan damar benzeri (slit-like) yarıklar izleniyor. İmmünohistokimyasal incelemede bu iğsi hücrelerin CD34 ile güçlü pozitif; Faktör VIII, CD31 ve desmin ile negatif boyandığı saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psödoanjiyomatöz stromal hiperplazi (PASH)

Cevap

Psödoanjiyomatöz stromal hiperplazi (PASH)
Psödoanjiyomatöz stromal hiperplazi (PASH), memenin benign myofibroblastik bir lezyonudur. Mikroskobik olarak, yoğun stromal kollajen içerisinde gerçek damar yapısı olmayan, anastomoz yapan slit-like (yarık benzeri) boşluklar ile karakterizedir. Bu boşlukları döşeyen iğsi hücreler CD34 ile pozitif boyanırken, endotel belirteçleri olan Faktör VIII ve CD31 ile negatif boyanırlar. Büyük boyutlara ulaştığında (dev PASH) klinik olarak fillodes tümörü veya fibroadenomu taklit edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç hastada hızla büyüyen, büyük boyutlu (6 cm6\text{ cm}), ancak benign özellikler gösteren (hareketli, düzgün sınırlı) kitle saptandı.
Hızlı büyüme hem benign (PASH, dev fibroadenom) hem de malign (fillodes, anjiyosarkom) süreçlerde görülebilir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Kollajenöz stroma içinde endotel içermeyen, anastomoz yapan damar benzeri boşluklar izlendi.
Bu yapı 'psödoanjiyomatöz' görünümün temelidir; gerçek damar yapılarını taklit eder.
3
İmmünohistokimyasal belirteçleri yorumla
CD34(+) pozitifliği myofibroblastik kökeni desteklerken, Faktör VIII ve CD31 negatifliği gerçek endotelin olmadığını kanıtladı.
Bu ayrım, lezyonu anjiyosarkom gibi malign vasküler tümörlerden ayıran en kritik adımdır.
4
Tanıyı kesinleştir
Bulgular Psödoanjiyomatöz stromal hiperplazi (PASH) tanısına yönlendirdi.
PASH, hormon duyarlı myofibroblastların proliferasyonu sonucu oluşan benign bir durumdur.

Anahtar Kavram

Psödoanjiyomatöz stromal hiperplazi (PASH), histolojik olarak anjiyosarkomu taklit edebilen ancak CD34 pozitifliği ve Faktör VIII/CD31 negatifliği ile ayırt edilen benign bir meme lezyonudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

Sol meme alt iç kadranda yaklaşık 3 cm3\text{ cm} çapında, ağrısız, mobil ve yumuşak kıvamlı bir kitlesi olan 4242 yaşındaki kadın hastanın mammografisinde; kitlenin ince bir kapsülle çevrili olduğu ve içerisinde radyolüsen yağ alanları ile radyoopak glandüler elementlerin bir arada bulunduğu "meme içinde meme" (breast within a breast) görünümü saptanmıştır.

Bu klinik ve radyolojik bulgular eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hamartom (Fibroadenolipom)

Cevap

Hamartom (Fibroadenolipom)
Hamartom (fibroadenolipom), normal meme dokusu elementlerinin (glandüler doku, yağ dokusu ve fibröz doku) bir kapsül içerisinde düzensiz birleşimiyle oluşan benign bir lezyondur. Mammografide kitlenin etrafında ince bir kapsülün görülmesi ve içerisindeki karışık yoğunluktaki dokuların oluşturduğu "meme içinde meme" görünümü bu tanı için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene bulgularını değerlendir.
Yumuşak kıvamlı, mobil ve ağrısız kitle, benign bir süreci (lipom, hamartom, kist gibi) öncelikle düşündürür.
Malign kitleler genellikle daha sert ve düzensiz sınırlıdır.
2
Radyolojik bulguları analiz et.
Mammografide ince kapsüllü, hem yağ (radyolüsen) hem de glandüler (radyoopak) doku içeren yapı izlenmektedir.
Bu karışık yapı, lezyonun normal meme dokusu elementlerinden oluştuğunu gösterir.
3
Patognomonik bulgu ile tanıya git.
"Meme içinde meme" (breast within a breast) veya "dilimlenmiş sosis" görünümü saptanmıştır.
Bu görünüm hamartom (fibroadenolipom) için tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Hamartom (Fibroadenolipom) radyolojik özellikleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 16Soru

3434 yaşında kadın hasta, sol memesinde aniden başlayan ağrı ve gerilme hissi ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol meme dış kadranda, cildin hemen altında kordon şeklinde, hassas ve sert bir yapı palpe ediliyor. Lezyonun üzerindeki ciltte kolun yukarı kaldırılmasıyla belirginleşen hafif bir oluklaşma izleniyor. Meme başında akıntı, palpabl kitle veya aksiller lenfadenopati saptanmayan bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Semptomatik tedavi ve gözlem

Cevap

Semptomatik tedavi ve gözlem en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım semptomatik tedavi ve gözlemdir. Mondor hastalığı, meme duvarındaki yüzeyel venlerin (özellikle torakoepigastrik ven) tromboflebitidir. Tanı klinik olarak konur ve tedavi genellikle ağrıyı azaltmaya yönelik non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ve sıcak kompres ile sınırlıdır. Hastalık benign seyirlidir ve cerrahi veya agresif tıbbi tedavi gerektirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene bulgularının analizi
Kordon şeklinde sertlik ve ciltte çekinti (oluklaşma) saptanması
Bu bulgular Mondor hastalığı için patognomoniktir.
2
Ayırıcı tanı ve kesin tanı koyma
Mondor hastalığı (memenin yüzeyel tromboflebiti) tanısı
Meme duvarındaki yüzeyel venlerin (lateral torasik, torakoepigastrik) inflamatuar trombozudur.
3
Tedavi planının oluşturulması
NSAİİ ve sıcak kompres ile konservatif yönetim
Hastalık genellikle 262-6 hafta içinde sekel bırakmadan kendiliğinden düzelir.

Anahtar Kavram

Mondor Hastalığı (Memenin Yüzeyel Tromboflebiti)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

3636 yaşında kadın hasta, sağ meme başında yaklaşık 22 haftadır fark ettiği, kendiliğinden gelen ve çamaşırını lekeleyen kanlı akıntı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede her iki memede palpabl kitle saptanmıyor; ancak sağ meme areolası üzerine bası yapıldığında saat 22 hizasından, tek kanaldan serosanjinöz karakterde akıntı geldiği gözleniyor. Aksiller lenfadenopati saptanmayan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntraduktal papillom

Cevap

Meme başından gelen kendiliğinden, tek taraflı ve kanlı/serosanjinöz akıntının en olası nedeni olan intraduktal papillom doğru tanıdır.
Vakada tanımlanan kendiliğinden gelen, tek taraflı, tek kanaldan kaynaklanan serosanjinöz (kanlı) akıntı 'patolojik meme başı akıntısı' kriterlerini karşılamaktadır. Palpabl kitle saptanmayan bu tür vakalarda en sık saptanan benign lezyon intraduktal papillomdur. Bu lezyonlar genellikle areola altında yerleşen ana laktiferöz duktuslar içinde gelişen polipoid yapılardır.

Adım Adım Çözüm

1
Akıntı karakterini analiz etme
Akıntı patolojiktir (kendiliğinden, tek taraflı, kanlı/serosanjinöz ve tek duktustan).
Fizyolojik akıntılar genellikle iki taraflı, süt benzeri veya sarımtıraktır.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendirme
Kitle saptanmaması, lezyonun duktus içinde küçük bir papillom olduğunu destekler.
Meme kanserine bağlı akıntılara sıklıkla eşlik eden bir kitle bulunur.
3
Ayırıcı tanı yapma
Patolojik meme başı akıntılarının %75-80'i benign nedenlere (başta intraduktal papillom) bağlıdır.
En sık nedenin belirlenmesi tanısal önceliği sağlar.

Anahtar Kavram

Patolojik meme başı akıntısı ve en sık nedeni
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 18Soru

5252 yaşında kadın hastanın rutin tarama mammografisinde sol meme üst dış kadranda 1.2 cm1.2\text{ cm} boyutunda, santralinde radyolüsen bir alan içeren, uzun ve ince spikülasyonları olan stellat (yıldızsı) görünümlü bir lezyon saptanıyor. Hastanın fizik muayenesi normaldir. Bu lezyon için en olası tanı ve yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Radyal skar; mammografik olarak karsinomdan ayırt edilemediği için eksizyonel biyopsi yapılmalıdır.

Cevap

Radyal skar; mammografik olarak karsinomdan ayırt edilemediği için eksizyonel biyopsi yapılmalıdır.
Radyal skar (kompleks sklerozan lezyon), mammografide santral lüsensi ve çevreye uzanan ince spikülasyonları ile 'yıldızsı' (stellat) bir görünüm sergiler. Bu görünüm invaziv duktal karsinomu, özellikle de tübüler karsinomu mükemmel şekilde taklit eder. Klinik olarak ele gelen kitle genellikle yoktur. Radyal skarların en önemli özelliği, cerrahi olarak çıkarıldıklarında yaklaşık %10-40 vakada odak noktasında veya komşuluğunda karsinom (özellikle DCIS veya tübüler karsinom) saptanabilmesidir. Bu 'upgrade' riski nedeniyle, mammografik veya biyopsi tanılı tüm radyal skarların tam cerrahi eksizyonu standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Mammografik bulguların analizi
Santral lüsensi ve uzun spikülasyonları olan 1.2 cm1.2\text{ cm} boyutunda stellat lezyon belirlendi.
Bu radyolojik bulgular 'Radyal Skar' (Kompleks Sklerozan Lezyon) için klasiktir.
2
Ayırıcı tanı yapılması
Öncelikli ayırıcı tanı tübüler karsinom ve diğer invaziv meme kanserleridir.
Radyal skar mammografik olarak karsinomdan ayırt edilemeyen bir malignite taklitçisidir.
3
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Tam cerrahi eksizyon planlandı.
Core biyopsi benign gelse bile, lezyonun içinde veya çevresinde %10-40 oranında DCIS veya invaziv karsinom (upgrade) bulunma riski nedeniyle eksizyon zorunludur.

Anahtar Kavram

Radyal skar (kompleks sklerozan lezyon), mammografide stellat görünümle karsinomu taklit eden ve upgrade riski nedeniyle cerrahi eksizyon gerektiren benign bir lezyondur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

3434 yaşında kadın hasta, sol memesinde son 33 gündür belirginleşen ağrılı bir sertlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sol meme lateral kadranda, meme cildinde oluklanmaya (dimpling) neden olan, palpasyonla "gergin bir sicim" şeklinde hissedilen ağrılı ve lineer bir yapı saptanıyor. Hastanın sistemik ateşi olmayıp muayene bölgesinde ısı artışı veya flüktüasyon saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mondor hastalığı

Cevap

Mondor hastalığı
Mondor hastalığı, memenin lateral ve alt kısımlarında yer alan yüzeyel venlerin tromboflebitidir. Muayenede tipik olarak 'sicim' veya 'gergin ip' şeklinde palpabl, hassas, lineer bir kordon saptanır. Bu venöz yapı cilde yapışık olduğu için kol kaldırıldığında veya meme hareket ettirildiğinde ciltte çekilmeye (oluklanma) neden olabilir. Tedavisi genellikle semptomatik olup (NSAİİ ve sıcak kompres) benign ve kendini sınırlayan bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada saptanan sicim benzeri (cord-like) lineer yapı ve ciltte çekilme bulgusu belirlendi.
Mondor hastalığının en spesifik muayene bulgusu tromboze venin palpasyonla ip gibi hissedilmesidir.
2
Ayırıcı tanı analizi
İnflamasyon (ısı artışı, ateş) ve yaygın ödem bulgularının yokluğu ile enfektif veya malign süreçler (mastit, inflamatuar kanser) dışlandı.
Mondor hastalığı tipik olarak lokalize bir vasküler olaydır ve sistemik bulgu vermez.
3
Tanısal eşleştirme
Meme duvarındaki yüzeyel venlerin (özellikle torakoepigastrik ven) tromboflebiti olan Mondor hastalığı tanısına varıldı.
Klinik prezentasyon bu benign durumla tam uyum göstermektedir.

Anahtar Kavram

Mondor hastalığı, meme ve göğüs duvarındaki yüzeyel venlerin (torakoepigastrik, lateral torasik veya üst epigastrik venler) kendiliğinden sınırlanan yüzeyel tromboflebitidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 20Soru

4444 yaşında kadın hasta, sol memesinde son 22 ay içinde hızla büyüyen, yaklaşık 8 cm8\text{ cm} çapında, ağrısız, sert ve hareketli kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede kitle üzerindeki cildin gergin ve parlak olduğu, yüzeyel venlerin belirginleştiği saptanıyor. Aksiller muayenede palpabl lenfadenopati saptanmıyor. Yapılan kalın iğne (tru-cut) biyopsisi sonucu; stromal hipersellülerite, belirgin stromal atipi, stromal aşırı büyüme (overgrowth) ve >10>10 mitoz/1010 BBA (Büyük Büyütme Alanı) özellikleri ile "Malign Fillodes Tümör" olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır sağlanacak şekilde geniş lokal eksizyon

Cevap

En az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır sağlanacak şekilde geniş lokal eksizyon
Malign fillodes tümörler, meme kanserinden farklı olarak sarkomatoz bir davranış sergiler ve lenfatik yolla yayılım oldukça nadirdir (%1\%1 civarı). Bu nedenle aksillada palpabl şüpheli lenf nodu bulunmadığı sürece aksiller lenf nodu diseksiyonu veya sentinel lenf nodu biyopsisi yapılmaz. Temel cerrahi prensip, lokal nüks riskini azaltmak adına kitlenin en az 1 cm1\text{ cm} sağlam doku sınırı ile çıkarılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Hızlı büyüme, venöz ağ belirginliği ve histolojik kriterler (mitoz, atipi) Malign Fillodes Tümör tanısını doğrular.
Tanının netleştirilmesi uygun cerrahi sınırın belirlenmesi için kritiktir.
2
Metastaz paterninin belirlenmesi
Fillodes tümörlerin sarkomatoz karakterde olduğu ve lenfatik yayılımın %1\%1'den az olduğu belirlenir.
Bu bilgi, aksiller müdahalenin (SLNB veya ALND) gereksiz olduğunu ortaya koyar.
3
Cerrahi tekniğin seçilmesi
Lokal nüksü önlemek için 1 cm1\text{ cm} güvenlik sınırı hedefleyen geniş lokal eksizyon planlanır.
Fillodes tümörlerde en önemli prognostik faktör cerrahi sınır temizliğidir.

Anahtar Kavram

Fillodes tümörlerde malignite varlığında dahi aksiller lenf nodu diseksiyonu endike değildir; tedavi temiz cerrahi sınırlı (1 cm1\text{ cm}) eksizyondur.

Daha Fazla Pratik

Malign fillodes tümörün histopatolojik olarak fibroadenomdan ayrımında kullanılan en önemli kriterleri (stromal sellülerite, mitoz, sınır yapısı) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 2Sonraki