Meme Enfeksiyonları ve Enflamatuar Hastalıkları

40 soru

Soru 21Soru →

3434 yaşında, iki çocuk annesi kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 11 aydır devam eden ağrılı kitle ve meme cildinde kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden son doğumunu 22 yıl önce yaptığı ve emzirmeyi 11 yıl önce kestiği öğreniliyor. Fizik muayenede sağ meme dış kadranda yaklaşık 5×45 \times 4 cm boyutlarında, sert, hassas, düzensiz sınırlı kitle ve üzerinde eritemli alanlar saptanıyor. Aksiller muayenede patolojik lenfadenopati saptanmıyor. Meme ultrasonografisinde multipl, birbirine tübüler yapılarla bağlanan hipoekoik alanlar ("parmaksı uzanımlar") izleniyor. Yapılan tru-cut biyopside "lobüllere sınırlı, kazeifikasyon içermeyen granülomatöz inflamasyon" saptanıyor; mikrobiyolojik incelemelerde üreme saptanmıyor. Bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik kortikosteroid tedavisi

Cevap

İdiopatik granülomatöz mastit tanısı konulan bu hastada en uygun ilk basamak tedavi sistemik kortikosteroid uygulamasıdır.
Vakada tanımlanan klinik tablo (genç yaş, laktasyon geçmişi), radyolojik bulgu (parmaksı uzanımlar) ve patolojik sonuç (kazeifiye olmayan granülomlar) İdiopatik Granülomatöz Mastit (İGM) ile tam uyumludur. Güncel cerrahi yaklaşımda İGM'nin ilk basamak tedavisi sistemik kortikosteroidlerdir. Steroid tedavisiyle hastaların çoğunda tam iyileşme sağlanır veya kitle cerrahiye uygun hale gelecek kadar küçülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Emzirme sonrası dönemde ortaya çıkan, kanseri taklit eden sert kitle ve US'deki parmaksı uzanımlar İGM şüphesini doğurur.
İGM tipik olarak reprodüktif çağdaki kadınlarda, laktasyon sonrası ilk birkaç yılda görülür.
2
Patolojik bulgunun yorumlanması
Kazeifiye olmayan granülomatöz inflamasyon İGM için karakteristiktir.
Kazeifikasyonun olmaması tüberkülozu, granülomların varlığı ise basit enfeksiyonları dışlar.
3
Tedavi kararının verilmesi
İlk basamakta sistemik steroidler (genellikle 0.50.5-11 mg/kg/gün) başlanır.
Steroidler inflamasyonu baskılayarak kitlenin küçülmesini sağlar ve cerrahi gereksinimini azaltır.

Anahtar Kavram

İdiopatik Granülomatöz Mastit (İGM) Tanı ve Tedavisi

Alternatif Yöntem

Steroid yan etkisi veya kontrendikasyonu olan durumlarda immünosüpresif ajanlar (örneğin Metotreksat) tercih edilebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 22Soru →

3232 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 33 haftadır devam eden ağrılı kitle şikayetiyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda yaklaşık 44 cm boyutunda, sert kıvamlı, sınırları net seçilemeyen ve cilde hafif yapışıklık gösteren kitle palpe ediliyor. Aksillada patolojik lenfadenopati saptanmıyor. Yapılan kor (core) biyopside granülomatöz inflamasyon alanları izleniyor. Bu hastada klinik ve patolojik bulgular ışığında İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısını tüberküloz mastitinden ayırt etmede en değerli histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granülomların lobül merkezli (lobülosentrik) yerleşim göstermesi

Cevap

Granülomların lobül merkezli (lobülosentrik) yerleşim göstermesi İGM tanısında en spesifik histopatolojik bulgudur.
İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM), etiyolojisi tam bilinmeyen ancak histopatolojik olarak terminal duktal lobüler ünitelere (lobüllere) sınırlı, non-kazeifiye granülomatöz inflamasyonla karakterize kronik bir hastalıktır. İnflamasyonun lobül merkezli (lobülosentrik) olması, granülomların lobül yapısını bozmadan içinde gelişmesi, tüberküloz ve diğer sistemik granülomatöz hastalıklardan ayrımında kullanılan en önemli kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumun analizi
Genç kadın, ağrılı kitle ve biyopside granülomatöz inflamasyon saptanması bizi granülomatöz mastit ayırıcı tanısına yönlendirir.
Meme kitlelerinde granülomatöz inflamasyon hem idiyopatik süreçlerde hem de enfeksiyonlarda (TBC gibi) görülebilir.
2
Ayırıcı tanı kriterlerinin belirlenmesi
İGM ve Tüberküloz ayrımında en önemli patolojik farklar nekroz tipi ve granülom lokalizasyonudur.
Tüberkülozda kazeifikasyon nekrozu beklenirken, İGM'de non-kazeifiye granülomlar ve mikroapseler görülür.
3
Spesifik histopatolojik bulgunun seçilmesi
İGM'de granülomatöz sürecin meme lobüllerine (terminal duktal lobüler ünite) hapsolmuş olması (lobülosentrik patern) tanıyı destekleyen en değerli bulgudur.
Tüberküloz ve sarkoidozda granülomlar stromada daha yaygın ve rastgele yerleşim gösterirken İGM'de lobül odaklıdır.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısında 'lobülosentrik non-kazeifiye granülomlar' patognomonik sayılabilecek en değerli histopatolojik bulgudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru →

3232 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 22 aydır var olan ağrılı kitle ve cilde açılan fistül ağızları şikayetiyle başvuruyor. Yapılan kor (tru−cuttru-cut) biyopside "kazeifikasyon içermeyen granülomatöz mastit" tanısı konuluyor. Bu hastada tanının idiyopatik granülomatöz mastit olduğunu en çok destekleyen histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granülomatöz inflamasyonun esas olarak meme lobüllerine sınırlı olması

Cevap

Histopatolojik incelemede granülomatöz inflamasyonun meme lobüllerine sınırlı olması (lobülosentrik yerleşim), İGM tanısını en güçlü destekleyen bulgudur.
İdiyopatik granülomatöz mastit, etyolojisi tam bilinmeyen ancak otoimmün süreçlerin suçlandığı bir tablodur. En karakteristik histopatolojik bulgusu, granülomatöz inflamasyonun meme lobüllerini merkez alması (lobülosentrik yerleşim) ve kazeifikasyon nekrozu içermemesidir. Bu özelliğiyle, tüberküloz (kazeifiye) ve sarkoidoz gibi sistemik granülomatöz hastalıklardan ayırt edilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve patolojik bulguları analiz et
Hastada kitle, fistül ve kazeifiye olmayan granülomlar saptanmış; bu tablo İGM veya diğer granülomatöz hastalıkları (tbc, sarkoidoz vb.) düşündürür.
Tanısal ayrım için granülomun yerleşimi ve ek bulgular kritiktir.
2
İGM'nin spesifik patolojik özelliğini hatırla
İGM, lobülleri hedef alan (lobülosentrik) bir hastalıktır.
Ayırıcı tanıda yer alan tüberküloz genellikle duktusları tutar veya dokuda yaygın dağılım gösterir.
3
Diğer seçenekleri dışla
Skuamöz metaplazi Zuska hastalığını, kazeifikasyon tüberkülozu, plazma hücreleri ise duktus ektazisini işaret eder.
Her enflamatuar meme hastalığının kendine özgü baskın bir histopatolojik özelliği vardır.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) 'lobülosentrik' bir hastalıktır; bu özellik onu diğer granülomatöz süreçlerden ayırmada yardımcıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 24Soru →

Postpartum 33. haftasında olan 2929 yaşındaki kadın hasta, sol memesinin üst dış kadranında saptadığı ağrılı kitle, kızarıklık ve 39∘C39^\circ C ateş nedeniyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede ilgili kadranda fluktuasyon veren, yaklaşık 44 cm çapında hassas kitle saptanıyor. Kitle üzerindeki ciltte ileri derecede incelme, parlak mor renk değişikliği ve yer yer nekroz odağı izleniyor. Ultrasonografide bu bölgede multiloküle apse koleksiyonu doğrulanıyor. Bu aşamada hasta için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsizyon ve drenaj

Cevap

İnsizyon ve drenaj seçeneği doğrudur çünkü apse üzerindeki ciltte nekroz ve incelme gelişmesi açık drenaj için kesin bir endikasyondur.
Meme apsesi yönetiminde güncel yaklaşım, laktasyonel apselerin çoğunda ultrason eşliğinde iğne aspirasyonunu ilk basamak olarak önerir. Ancak, apse üzerindeki cildin nekroza gitmesi, ileri derecede incelmesi veya apsenin 55 cm'den büyük olması durumunda cerrahi insizyon ve drenaj kesin bir gerekliliktir. Bu hastada ciltte saptanan mor renk değişikliği ve nekroz odağı, açık drenaj yapılmasını zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada postpartum dönemde, ateş ve fluktuasyon veren 44 cm'lik apse saptanmıştır. Ciltte nekroz ve incelme bulguları mevcuttur.
Tedavi yöntemini belirlemek için apsenin boyutu ve üzerindeki cilt bütünlüğü değerlendirilmelidir.
2
Drenaj yöntemini seçme
İğne aspirasyonu yerine insizyon ve drenaj (I&D) kararı verilir.
Standart rehberlere göre laktasyonel apselerde iğne aspirasyonu ilk seçenek olsa da, 55 cm'den büyük apseler veya ciltte nekroz/incelme olan vakalarda I&D tercih edilmelidir.
3
Eşlik eden tedavileri belirleme
Drenaj sonrası antibiyoterapi başlanması ve emzirmenin devam ettirilmesi önerilir.
Enfeksiyonun temizlenmesi ve sütün drene olmaya devam etmesi iyileşmeyi hızlandırır.

Anahtar Kavram

Laktasyonel meme apselerinde cerrahi drenaj endikasyonları

Daha Fazla Pratik

İnce iğne aspirasyonu ile tedavi edilen apselerde nüks takibi ve antibiyotik seçimini (S. aureus ve anaerob kapsamı) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 25Soru →

3434 yaşında kadın hasta, sol memesinde 22 aydır devam eden, birden fazla odakta ağrılı sert kitleler ve cilde açılan pürülan akıntılı fistüller nedeniyle başvuruyor. Yapılan Tru-cut biyopsi incelemesinde "lobül merkezli, non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon ve mikroapseler" saptanıyor. Hastanın anamnezi derinleştirildiğinde, son 66 aydır amenore şikayeti olduğu ve her iki meme başından kendiliğinden süt kıvamında akıntı geldiği öğreniliyor. Bu hastada granülomatöz mastit nükslerini önlemek amacıyla standart tedaviye aşağıdakilerden hangisinin eklenmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabergolin

Cevap

Amenore ve galaktore eşliğinde seyreden idiyopatik granülomatöz mastit olgusunda, hiperprolaktinemiyi tedavi etmek amacıyla eklenen Kabergolin en uygun seçenektir.
Doğru seçenek olan dopamin agonisti kullanımı, hastada saptanan amenore ve galaktore ile karakterize hiperprolaktinemi durumunu hedefler. Güncel cerrahi literatürde, hiperprolaktineminin granülomatöz mastit gelişiminde ve özellikle tedaviye dirençli nükslerde önemli bir risk faktörü olduğu gösterilmiştir; bu nedenle prolaktin seviyesinin düşürülmesi nüksü önlemede kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguların analizi
Biyopsi sonucu 'lobül merkezli non-kazeifiye granülom' olan hasta İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısı alır.
Tanının netleştirilmesi ve inflamasyonun paterninin belirlenmesi için gereklidir.
2
Eşlik eden sistemik semptomların değerlendirilmesi
Amenore ve galaktore bulguları, hastada hiperprolaktinemi olduğunu düşündürür.
İGM'nin etiyolojisinde ve nükslerinde hiperprolaktineminin rolü bilinmektedir.
3
Etiyolojiye yönelik spesifik tedavi seçimi
Prolaktin seviyesini düşürmek için dopamin agonisti olan kabergolin tedaviye eklenmelidir.
Yüksek prolaktin seviyeleri, meme kanallarındaki sekresyonu artırarak granülomatöz reaksiyonun devam etmesine ve nükse neden olabilir.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) ve Hiperprolaktinemi İlişkisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 26Soru →

4040 yaşında, emzirmeyen kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 33 haftadır devam eden ve dış merkezde başlanan 1414 günlük oral antibiyotik tedavisine (amoksisilin-klavulanat) yanıt vermeyen kızarıklık, şişlik ve ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ memede yaygın eritem, ısı artışı ve tüm meme cildinde 'portakal kabuğu' (peaupeau d′oranged'orange) görünümü saptanıyor. Palpasyonda fluktuasyon veren apse odağı saptanmazken, sağ aksillada 22 cm çapında, sert ve fikse lenf nodları palpe ediliyor. Tanıyı kesinleştirmek amacıyla hastadan alınan cilt punch biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dermal lenf kanalları içerisinde tümör hücre embolileri

Cevap

Dermal lenf kanalları içerisinde tümör hücre embolilerinin saptanması, inflamatuar meme kanseri tanısını kesinleştiren karakteristik patolojik bulgudur.
Doğru seçenek olan dermal lenf kanallarındaki tümör hücre embolileri, inflamatuar meme kanserinin (IBC) patognomonik özelliğidir. IBC, memenin en agresif kanser türlerinden biridir ve klinik olarak enfeksiyonu taklit etmesinin nedeni, tümör hücrelerinin dermal lenf sistemini tıkayarak yaygın ödem ve inflamatuar benzeri bir yanıta yol açmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Emzirmeyen bir hastada, antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen 'mastit' tablosu, portakal kabuğu görünümü ve aksiller lenfadenopati mevcuttur.
Bu bulgular klinik olarak inflamatuar meme kanseri (IBC) şüphesini en üst düzeye çıkarır.
2
Patofizyolojiyi analiz et
IBC'de görülen cilt ödemi ve eritemin nedeni bakteriyel enfeksiyon değil, dermal lenfatiklerin tümör hücreleri tarafından tıkanmasıdır.
Meme cildindeki karakteristik 'portakal kabuğu' görüntüsünün nedenini anlamak tanısal biyopsi yerini belirler.
3
Tanısal yöntemi belirle
Cilt punch biyopsisi ve alttaki parankimal kitleden kor biyopsi planlanır.
Kesin tanı, ciltteki lenfatik embolilerin histopatolojik olarak gösterilmesi ile konur.

Anahtar Kavram

İnflamatuar meme kanseri (IBC), akut mastiti taklit eden klinik görünümüyle (eritem, ödem, ısı artışı) karakterizedir; ancak emzirmeyen hastada antibiyotik tedavisine yanıtsızlık durumunda ayırıcı tanıda mutlaka cilt punch biyopsisi ile dermal lenfatik emboliler araştırılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

İnflamatuar meme kanseri tanısı konan bir hastada neoadjuvan kemoterapi, cerrahi ve radyoterapiyi içeren multimodalite tedavi yaklaşımlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 27Soru →

3232 yaşında kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 11 aydır devam eden ağrılı şişlik ve meme cildinde kızarıklık şikâyetiyle başvuruyor. Hastanın 22 yıl önce ikinci doğumunu yaptığı ve 11 yıl önce emzirmeyi bıraktığı öğreniliyor. Fizik muayenede sol meme alt dış kadranda yaklaşık 44 cm boyutunda, cilde fikse, hassas kitle ve kitle üzerinde cilde açılan küçük bir fistül ağzı saptanıyor. Aksiller muayenede patolojik lenf nodu saptanmıyor. Yapılan kor biyopsi sonucunda 'lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon' raporlanıyor. Tüberküloz ve diğer spesifik nedenler dışlandıktan sonra, bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik kortikosteroid tedavisi

Cevap

Sistemik kortikosteroid tedavisi
Sistemik kortikosteroid tedavisi, İdiopatik Granülomatöz Mastit vakalarında enflamatuar süreci kontrol altına alan ve cerrahiye gereksinimi azaltan primer tedavi yöntemidir. Histopatolojide saptanan 'lobülosentrik' dağılım İGM için tipiktir ve Tüberküloz gibi 'duktosentrik' granulom yapan hastalıklardan ayrımında önemlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguları değerlendir
Hastada emzirme sonrası dönemde (postpartum 2. yıl) ortaya çıkan, kanseri taklit eden kitle ve fistül varlığı ile 'lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz' patern İdiopatik Granülomatöz Mastit'i (İGM) işaret eder.
Tanının netleştirilmesi ve malignitenin dışlanması için kor biyopsi altın standarttır.
2
Ayırıcı tanıda spesifik ajanları ekarte et
Özellikle Tüberküloz (kazeifiye granülom) ve mantar enfeksiyonları dışlanmalıdır.
Steroid tedavisi öncesi latent enfeksiyonların alevlenmesini önlemek gerekir.
3
Tedavi protokolünü belirle
Güncel kılavuzlara göre medikal tedavi (kortikosteroidler) ilk tercihtir.
Cerrahi nüks oranlarının yüksekliği (%20-50) ve steroidlerin yüksek başarı oranı nedeniyle ilk basamaktır.

Anahtar Kavram

İdiopatik Granülomatöz Mastit (İGM) yönetiminde, malignite ve enfeksiyonlar dışlandıktan sonra ilk seçenek sistemik kortikosteroidlerdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 28Soru →

32 yaşında, günde 1 paket sigara içen kadın hasta, areola kenarında yer alan ve kronikleşen pürülan akıntılı bir fistül nedeniyle başvuruyor. Öyküsünden son iki yıl içinde aynı bölgeden üç kez apse drenajı yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenede subareolar bölgede endürasyon ve areola saat 2 hizasında fistül ağzı saptanıyor. Bu klinik tabloya (Zuska hastalığı) neden olan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süt kanallarının skuamöz metaplazisi

Cevap

Zuska hastalığında (periduktal mastit) temel patolojik süreç süt kanallarının skuamöz metaplazisidir.
Zuska hastalığında (periduktal mastit), laktiferöz duktusların terminal kısımlarını döşeyen normal epitel, sigara içimi gibi çevresel faktörlerin etkisiyle keratinize skuamöz metaplaziye uğrar. Bu durum duktus içinde keratin tıkaçları oluşturarak drenajı bozar, staza ve ardından anaerobların da eşlik edebildiği polimikrobiyal enfeksiyonlara zemin hazırlar. Sonuçta tekrarlayan subareolar apseler ve kronik periareolar fistüller gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Genç kadın, aktif sigara içicisi, tekrarlayan subareolar apse ve areola kenarında kronik fistül.
Bu triad tipik olarak Zuska hastalığını (periduktal mastit) işaret eder.
2
Hastalığın etyolojik faktörlerini hatırla.
Sigara içimi en önemli risk faktörüdür.
Sigara dumanındaki toksinler duktus epiteli üzerinde doğrudan etkilidir.
3
Patofizyolojik mekanizmayı tanımla.
Laktiferöz duktusların terminal kısımlarında keratinize skuamöz metaplazi gelişir.
Bu metaplazi kanalın tıkanmasına, keratin birikimine, staza ve ardından ikincil enfeksiyon/apse/fistül oluşumuna yol açar.

Anahtar Kavram

Zuska Hastalığı (Periduktal Mastit) Patogenezi

İpuçları

1
Hastanın sigara içiyor olması ve apselerin sürekli 'subareolar' bölgede tekrarlaması tanı için anahtardır.
2
Bu hastalık 'Zuska Hastalığı' olarak da bilinir ve temelinde kanal epiteli değişikliği yatar.
3
Normalde kolumnar olan duktus epiteli, keratin üreten yassı epitele dönüştüğünde kanal tıkanır. Bu dönüşümün tıbbi adı nedir?

Daha Fazla Pratik

Zuska hastalığının cerrahi tedavisinde fistül yolu ile birlikte tutulan laktiferöz kanalın total eksizyonunun (Hadfield ameliyatı) nüksü önlemedeki önemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru →

Laktasyonunun üçüncü ayında olan 3535 yaşındaki kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 22 haftadır devam eden kızarıklık, şişlik ve ısı artışı şikayetiyle başvuruyor. Hastaya dış merkezde laktasyonel mastit tanısıyla başlanan 1414 günlük oral sefalosporin tedavisine rağmen klinik tabloda düzelme olmamış; aksine eritem alanı genişlemiş ve meme derisinde yaygın ödemle birlikte "portakal kabuğu" (peaupeau d′oranged'orange) görünümü gelişmiştir. Ateşi 37.0∘C37.0^\circ C olan hastanın aksiller muayenesinde fikse, sert lenf nodları palpe ediliyor. Bu hasta için en uygun yönetim planı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meme parankiminden kalın iğne (core) ve deriden "punch" biyopsi yapılması; tanı kesinleşirse neoadjuvan kemoterapi planlanması

Cevap

Meme parankiminden kalın iğne (core) ve deriden punch biyopsi yapılması, ardından neoadjuvan kemoterapiye başlanması en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım, mastit semptomları gösteren ancak klasik tedaviye yanıt vermeyen bir hastada maligniteyi (İnflamatuar Meme Kanseri) dışlamak için derhal çoklu biyopsi yapmaktır. İMK tanısı konulduğunda, hastalık evre T4d olarak kabul edilir ve tedaviye primer cerrahi yerine sistemik kontrolü sağlamak amacıyla neoadjuvan kemoterapi ile başlanması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Antibiyotiğe yanıtsız mastit, peau d'orange ve fikse aksiller lenf nodları saptandı.
Laktasyonel mastit taklidinde bulunan ancak tedaviye yanıt vermeyen durumlarda inflamatuar meme kanseri (İMK) dışlanmalıdır.
2
Tanısal biyopsi yöntemini belirle
Meme parankiminden kalın iğne (core) ve derideki lenfatik embolileri göstermek için punch biyopsi planlandı.
İMK tanısı için dermal lenfatiklerin tümör embolileri ile tıkanıklığının gösterilmesi karakteristiktir.
3
Tedavi sekansını planla
Tanı kesinleştiğinde tedaviye neoadjuvan kemoterapi (NAK) ile başlanması kararlaştırıldı.
İMK (Evre T4d), tanı anında sistemik kabul edilen agresif bir kanserdir; lokal kontrol (cerrahi) öncesi sistemik kontrol (kemoterapi) zorunludur.

Anahtar Kavram

İnflamatuar meme kanseri, klinik olarak mastiti taklit edebilir; 1-2 haftalık antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen her mastit tablosunda biyopsi yapılarak İMK dışlanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

İnflamatuar meme kanserinde radyoterapinin yerini ve neoadjuvan tedavi sonrası cerrahi tipini (MKS kontrendikasyonu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 30Soru →

3838 yaşında, 2020 paket-yıl sigara içme öyküsü olan kadın hasta, yaklaşık 66 aydır devam eden, meme başı çevresinden tekrarlayan pürülan akıntı ve ağrı şikayetiyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde meme başında içeri doğru çekilme (retraksiyon) ve periareolar bölgede aktif drene olan fistül ağzı saptanıyor.

Bu hastada en olası tanı olan periduktal mastit (Zuska hastalığı) patogenezinde rol oynayan temel histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi

Cevap

Laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi
Laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi, Zuska hastalığının patognomonik bulgusudur. Sigara içimi, duktus epitelinde skuamöz transformasyona ve aşırı keratin üretimine neden olur. Bu keratin birikintileri kanalı tıkayarak retrograd obstrüksiyona, duktal ektaziye ve sonunda kanalın rüptüre olmasıyla periduktal dokuda şiddetli inflamasyona yol açar. Bu süreç sıklıkla kronikleşerek periareolar fistül oluşumu ile sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Genç-orta yaşlı, ağır sigara içicisi, subareolar tekrarlayan apse/fistül ve meme başı retraksiyonu olan hasta profili belirlendi.
Bu klinik tablo periduktal mastit (Zuska hastalığı) için tipiktir.
2
Patogenezi sorgulama
Sigara dumanındaki toksinlerin veya A vitamini eksikliğinin laktiferöz duktuslardaki kolumnar epiteli skuamöz epitele dönüştürdüğü (metaplazi) hatırlandı.
Hastalığın temelinde yatan ve kanal tıkanıklığına yol açan olay budur.
3
Klinik seyrin histopatolojik karşılığını eşleştirme
Duktal rüptür ve periduktal inflamasyonun temel nedeni skuamöz metaplazi sonucu oluşan keratin tıkaçlarıdır.
Keratin birikimi kanalı tıkar, genişletir ve sonunda rüptür ile fistülleşmeye yol açar.

Anahtar Kavram

Zuska hastalığı (periduktal mastit), sigara içenlerde görülen, subareolar süt kanallarının skuamöz metaplazisi ve keratin tıkaçları ile karakterize kronik bir inflamatuar süreçtir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 31Soru →

3333 yaşında kadın hasta, sağ memesinin dış kadranında yaklaşık 44 aydır devam eden, medikal tedaviye dirençli, zaman zaman kendiliğinden drene olan fistülize ağrılı kitleler nedeniyle başvuruyor. Öyküsünde sigara kullanımı olmayan ve emzirmeyen hastanın yapılan fizik muayenesinde meme başında çekilme saptanmıyor; ancak areola komşuluğunda olmayan, periferik yerleşimli multipl inflamatuar kitleler ve cilde açılan fistül ağızları izleniyor. Yapılan kor biyopsi incelemesinde; granülomatöz inflamasyon alanları içerisinde nötrofillerle çevrili, santralinde boşluklar (vakuoller) içeren karakteristik "kistik nötrofilik granülomatöz mastit" tablosu saptanıyor. Bu klinik ve histopatolojik tabloya en sık eşlik eden mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Corynebacterium kroppenstedtii

Cevap

Corynebacterium kroppenstedtii
Kistik nötrofilik granülomatöz mastit (CNGM), idiyopatik granülomatöz mastitin spesifik bir histopatolojik varyantıdır. Bu tabloda granülomlar içinde nötrofillerle çevrili boş vakuoller izlenir. Yapılan çalışmalarda bu tabloya en sık Corynebacterium kroppenstedtii gibi lipofilik gram pozitif basillerin eşlik ettiği gösterilmiştir. Bu mikroorganizmalar standart kültürlerde zor ürer ve genellikle uzun inkübasyon veya özel besiyerleri gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prezentasyonu değerlendir
Hasta periferik yerleşimli, kronik, fistülize kitlelere sahip ve sigara öyküsü yok.
Zuska hastalığı (subareolar, sigara ilişkili) ile İdiyopatik Granülomatöz Mastit (IGM) ayrımını yapmak için gereklidir.
2
Histopatolojik bulguyu analiz et
Nötrofillerle çevrili vakuoller içeren kistik nötrofilik granülomatöz mastit (CNGM) saptandı.
CNGM, IGM'nin spesifik bir alt tipi olup belirli bir mikroorganizma ile güçlü ilişki gösterir.
3
Etiyolojik ajanı tanımla
Corynebacterium kroppenstedtii.
CNGM patolojisinde lipofilik gram pozitif basiller olan Corynebacterium türleri (özellikle C. kroppenstedtii) en sık saptanan etkendir.

Anahtar Kavram

Kistik Nötrofilik Granülomatöz Mastit (CNGM) ve Corynebacterium ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 32Soru →

4141 yaşında kadın hasta, meme başı arkasında yerleşimli, tekrarlayan ve ağrılı abseler nedeniyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın 2525 paket-yıl sigara öyküsü olduğu ve son iki yılda üç kez aynı bölgeden apse drenajı yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenede periareolar bölgede inflamasyon bulguları ve saat 22 hizasında areola kenarında pürülan akıntılı fistül ağzı izleniyor. Bu hastada patolojik sürecin temelinde yatan ve nükslerden sorumlu tutulan primer histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi

Cevap

Laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi
Zuska hastalığı (periduktal mastit), özellikle sigara içen kadınlarda görülen, laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi ile karakterize bir durumdur. Bu metaplazi sonucu oluşan keratin birikintileri duktusları tıkar, duktusun rüptüre olmasıyla periduktal alanda kronik inflamasyon, apse ve areola kenarından drene olan fistüller gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Hastada sigara kullanımı, tekrarlayan subareolar (periareolar) abseler ve areola kenarında kronik fistül mevcuttur.
Bu klinik üçlü Zuska hastalığını (periduktal mastit) güçlü bir şekilde destekler.
2
Hastalığın patogenezini belirleme
Sigara dumanındaki toksinlerin duktus epiteli üzerinde skuamöz metaplaziye yol açtığı bilinmektedir.
Skuamöz metaplazi sonucu oluşan keratin tıkaçları laktiferöz duktusları tıkar, dilatasyona ve rüptüre neden olur.
3
Nüks mekanizmasını açıklama
Rüptüre olan duktusun içeriği (keratin) çevre dokuda şiddetli inflamasyona, apseye ve sonuçta fistül oluşumuna yol açar.
Altta yatan metaplastik duktus çıkarılmadığı sürece sadece apse drenajı nüksleri engelleyemez.

Anahtar Kavram

Zuska hastalığında (periduktal mastit) primer patoloji laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisidir.

İpuçları

1
Hastanın sigara öyküsü ve abselerin yeri (subareolar) tanı için anahtar ipuçlarıdır.

Daha Fazla Pratik

Zuska hastalığının tedavisinde nüksleri önlemek için uygulanan cerrahi yöntemi (major duktus eksizyonu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru →

3030 yaşında, emziren bir kadın hasta; sağ memesinde ani gelişen şiddetli ağrı, kızarıklık ve fluktuasyon veren kitle saptanması üzerine 'laktasyonel meme apsesi' tanısı alıyor. Bu hastanın yönetiminde, oluşabilecek 'süt fistülü' ve kalıcı nedbe dokusu (skarskar) riskini en aza indirmek amacıyla tercih edilmesi gereken ilk basamak girişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Apsenin ultrason eşliğinde iğne aspirasyonu ile boşaltılması

Cevap

Laktasyonel meme apselerinde iğne aspirasyonu ile drenaj tercih edilmelidir.
Doğru seçenek olan 'iğne aspirasyonu', laktasyonel meme apselerinin güncel yönetiminde ilk tercih edilen yöntemdir. Ultrason eşliğinde yapılan aspirasyon, apsenin etkili bir şekilde boşaltılmasını sağlarken, cerrahi insizyonun aksine meme dokusunda ve süt kanallarında geniş hasar bırakmaz. Bu sayede işlem sonrası en sık çekinilen komplikasyonlardan biri olan 'süt fistülü' gelişme riski anlamlı düzeyde azalır ve skar dokusu oluşumu minimumda kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın laktasyonel meme apsesi tanısını doğrula.
Laktasyonda olan hastada palpabl kitle, fluktuasyon ve sistemik bulguların (ateş, ağrı) varlığı.
Tedavi stratejisini belirlemek için apse ile basit mastit ayrımı yapılmalıdır.
2
Drenaj yöntemi olarak ultrason eşliğinde iğne aspirasyonunu planla.
Apse odağının iğne ile boşaltılması ve elde edilen materyalin kültüre gönderilmesi.
İğne aspirasyonu, cerrahi drenaja göre daha az invazivdir ve süt fistülü riskini azaltır.
3
Eş zamanlı antibiyotik tedavisine başla ve emzirmeyi sürdür.
Enfeksiyonun kontrol altına alınması ve sütün durgunluğunun (staz) önlenmesi.
Emzirme, memenin boşalmasını sağlayarak apsenin iyileşmesini hızlandırır.

Anahtar Kavram

Laktasyonel meme apsesi yönetiminde iğne aspirasyonu, cerrahi insizyon ve drenaja göre daha düşük komplikasyon riskine sahiptir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 34Soru →

2929 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 1,51,5 aydır devam eden ağrılı, sert kitle ve üzerinde yer yer cilde açılan pürülan akıntılı fistül ağızları şikayetiyle başvuruyor. Hastanın 22 yıl önce doğum yaptığı ve emzirmeyi 11 yıl önce bıraktığı öğreniliyor. Yapılan fizik muayenede meme başında çekilme saptanmıyor ancak retroareolar bölgeden perifere uzanan, birden fazla kadranda çok odaklı inflamasyon alanları ve sert nodüler yapılar izleniyor. Yapılan kalın iğne biyopsisinde (tru-cut) "lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz mastit" saptanıyor; boyamalarda asido-rezistan basiller (ARB) ve fungal elemanlar izlenmiyor. Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlk basamakta sistemik kortikosteroidler tercih edilmeli, steroid direnci veya nüks gelişen olgularda metotreksat gibi immünsupresif ajanlar düşünülmelidir.

Cevap

İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM) tanısı alan hastalarda, cerrahi sonrası nüks oranlarının %50'lere varması nedeniyle güncel yaklaşım olarak sistemik kortikosteroidler ilk basamak tedavidir; steroid tedavisine yanıt alınamayan veya nüks eden dirençli vakalarda ise metotreksat gibi immünsupresif ajanlar tercih edilmelidir.
İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM), etiyolojisi tam bilinmeyen ancak immünolojik temelli olduğu düşünülen kronik inflamatuar bir meme hastalığıdır. Tanı, klinik şüphe ve kalın iğne biyopsisinde 'lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz' yapıların görülmesi ile konur. Tedavide cerrahinin yeri, nüks oranlarının yüksekliği nedeniyle sınırlıdır. Güncel tedavide ilk tercih sistemik kortikosteroidlerdir (örneğin 0,50,5 mg/kg/gün prednizolon). Kortikosteroid tedavisine dirençli olgularda veya steroid dozunu düşerken nüks gelişen hastalarda metotreksat (haftalık 1010-1515 mg) gibi immünsupresif ajanların eklenmesi başarı oranını artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve biyopsi bulgularını değerlendir
Laktasyon dışı dönemde, periferik yerleşimli, birden fazla kadranı tutan ve biyopsisi lobülosentrik granülomatöz inflamasyon gösteren olgu İGM olarak tanımlanır.
Zuska hastalığı (periduktal mastit) santral/retroareolar yerleşimli ve sigara ile ilişkilidir; İGM ise daha periferik ve lobül tabanlıdır.
2
Enfeksiyöz granülomatöz hastalıkları dışla
Biyopsi boyamalarında ARB ve mantar görülmemesi, tüberküloz ve fungal mastiti ikinci plana iter.
Tüberküloz mastitinde granülomlar lobülosentrik olmaktan ziyade yaygındır ve sıklıkla kazeifikasyon içerir.
3
Uygun tedavi modalitesini seç
Cerrahi nüks riski nedeniyle ertelenir ve steroid tedavisine başlanır.
İGM tedavisinde steroidler altın standarttır; metotreksat ise steroid yan etkilerinden kaçınmak veya direnci kırmak için kullanılır.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit Yönetimi

Alternatif Yöntem

Bazı sınırlı olgularda veya steroid kontrendikasyonu olan hastalarda, sadece yakın takip (bekle-gör yaklaşımı) ile spontan regresyonun beklenebileceği de literatürde tartışılmaktadır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru →

3232 yaşında kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 44 aydır devam eden ağrılı kitle ve deri üzerinde birden fazla fistül ağzından pürülan akıntı şikâyeti ile başvuruyor. Yapılan biyopsi sonucunda "lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon" saptanıyor. Sistemik steroid tedavisine yanıt alınamayan hastanın ayrıntılı sorgulamasında son 66 aydır sekonder amenore tariflediği öğreniliyor. Serum prolaktin düzeyi 140140 ng/mLng/mL (N: 5−255-25 ng/mLng/mL) saptanan hastanın hipofiz MRG incelemesinde 55 mmmm boyutunda bir mikroadenom tespit ediliyor. Bu hasta için bir sonraki en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dopamin agonisti (bromokriptin) tedavisi başlanması

Cevap

Hiperprolaktinemiye neden olan bir adenom varlığında, dopamin agonisti (bromokriptin veya kabergolin) tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
İdyopatik granülomatöz mastit (İGM), steroid tedavisine direnç gösterdiğinde sekonder nedenler araştırılmalıdır. Hiperprolaktinemi (bu vakada hipofizer mikroadenoma bağlı), duktal epitelde sekresyon artışına ve inflamatuar sürecin tetiklenmesine neden olan bilinen bir faktördür. Bu tür spesifik bir etiyoloji saptandığında, dopamin agonistleri ile prolaktin düzeyinin düşürülmesi, dirençli lezyonların tedavisinde ve nükslerin önlenmesinde anahtar adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Patolojik bulguların değerlendirilmesi
Lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon bulgusu İdyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısını doğrular.
Tüberküloz ve sarkoidoz gibi diğer granülomatöz hastalıkların dışlanması için patolojik patern kritiktir.
2
Tedavi direncinin ve eşlik eden semptomların analizi
Steroid direncine eşlik eden sekonder amenore, hormonal bir bozukluğa işaret eder.
İGM olgularında hiperprolaktinemi, duktal sekresyonların stazına ve otoimmün yanıtın şiddetlenmesine yol açabilir.
3
Etiyolojik faktöre yönelik tetkiklerin yorumlanması
Serum prolaktin yüksekliği ve hipofizdeki mikroadenom, hiperprolaktineminin kaynağını açıklar.
Altta yatan sekonder neden tedavi edilmeden mastit tablosunun kontrol altına alınması zordur.
4
Spesifik tedavi seçeneğinin belirlenmesi
Dopamin agonisti kullanımı ile prolaktin seviyelerinin düşürülmesi hedeflenir.
Literatürde dirençli İGM vakalarında prolaktin kontrolünün lezyonların gerilemesini sağladığı gösterilmiştir.

Anahtar Kavram

İdyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) ve Hiperprolaktinemi İlişkisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 36Soru →

3636 yaşında, 1515 yıldır günde 1,51,5 paket sigara içen kadın hasta, sağ meme başında tekrarlayan ağrılı şişlik ve areola kenarından pürülan akıntı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden son 22 yıl içinde 33 kez subareolar apse nedeniyle drenaj uygulandığı öğreniliyor. Fizik muayenede areola saat 22 hizasında kronik fistül ağzı ve bu bölgede endürasyon saptanıyor. Bu hastada kalıcı iyileşme sağlamak ve nüksleri önlemek için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fistül traktı ile birlikte ilgili laktiferöz kanalın ve hastalıklı subareolar duktal dokunun total eksizyonu

Cevap

Fistül traktı ile birlikte ilgili laktiferöz kanalın ve hastalıklı subareolar duktal dokunun total eksizyonu (Hadfield prosedürü)
Doğru yanıt olan cerrahi yaklaşım, Zuska hastalığının patogenezine yöneliktir. Periduktal mastitte temel sorun ana laktiferöz kanalların skuamöz metaplazisi ve keratin ile tıkanmasıdır. Bu nedenle sadece fistülün veya apsenin tedavisi yeterli olmaz; hastalıklı kanal sisteminin tamamının çıkarılması (subareolar rezeksiyon) gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Zuska Hastalığı (Periduktal Mastit)
Sigara içen kadında tekrarlayan subareolar apse ve mammiller fistül varlığı tipiktir.
2
Patofizyolojiyi analiz et
Skuamöz metaplazi ve keratin tıkaçları
Sigara, duktal epiteli skuamöz hale getirir; keratin tıkaçları kanalı tıkayarak apse ve fistül gelişimini tetikler.
3
Definitif tedavi yöntemini belirle
Duktal sistem ve trakt eksizyonu
Sadece drenaj nüksü önlemez; hastalıklı kanalların çıkarılması gerekir.

Anahtar Kavram

Zuska hastalığında nüksleri önlemek için fistül traktı ile birlikte subareolar duktal sistemin eksizyonu (Hadfield prosedürü) gereklidir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 37Soru →

3636 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 22 aydır devam eden, üzerinde birden fazla fistül ağzı ve pürülan akıntısı olan ağrılı bir kitle nedeniyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 33 yıl önce doğum yaptığı öğreniliyor. Alınan akıntı örneğinin rutin kültürlerinde üreme saptanmıyor. Ultrasonografide düzensiz sınırlı hipoekoik alanlar ve fistül traktları izleniyor. Kalın iğne (core) biyopsisinde "terminal duktal lobüler üniteye sınırlı, kazeifikasyon nekrozu içermeyen granülomatöz inflamasyon" saptanıyor. Bu hastada başlanan kortikosteroid tedavisine direnç gelişmesi üzerine tedaviye metotreksat eklenmesi planlanmaktadır. Tedaviye metotreksat eklenmeden önce, immünsüpresif tedavi ile progresyon riski taşıması nedeniyle bu hastada mutlaka dışlanması gereken en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meme tüberkülozu

Cevap

Meme tüberkülozu, idiyopatik granülomatöz mastit ile histopatolojik olarak karışabilen ve immünsüpresif tedavi öncesi mutlaka dışlanması gereken tanıdır.
İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM), histopatolojik olarak 'kazeifiye olmayan lobüler granülomlar' ile karakterizedir. Meme tüberkülozu ise tipik olarak kazeifikasyon içerse de, bazen İGM ile birebir aynı histopatolojik görünümü sergileyebilir. Metotreksat gibi güçlü immünsüpresif ajanlar başlanmadan önce, tüberküloz gibi latent veya aktif enfeksiyonların PPD, Quantiferon veya PCR yöntemleriyle dışlanması, tedavinin güvenliği açısından zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve patolojik bulguların analizi
İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM) ön tanısı
Laktasyon sonrası dönem, fistülleşen kitle ve biyopside saptanan kazeifiye olmayan 'lobülosentrik' granülomlar İGM için karakteristiktir.
2
Tedavi algoritmasının değerlendirilmesi
İmmünsüpresif (Metotreksat) tedavi endikasyonu
Kortikosteroid tedavisine dirençli veya steroid yan etkilerinin geliştiği İGM vakalarında metotreksat bir sonraki basamak seçeneğidir.
3
Tedavi öncesi güvenlik kontrolü
Enfeksiyöz odakların (özellikle Tüberküloz) dışlanması
Granülomatöz hastalıkların ayırıcı tanısında yer alan tüberküloz, immünsüpresifler altında disemine olabilir. Standart kültürlerde ürememesi tüberkülozu dışlamaz.

Anahtar Kavram

İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM) yönetiminde immünsüpresif tedavi öncesi tüberkülozun dışlanması kritik öneme sahiptir.
Soru 38Soru →

34 yaşında kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 2 aydır devam eden ağrılı kitle ve bu kitle üzerinden cilde açılan, zaman zaman pürülan akıntının eşlik ettiği sinüs ağızları şikayetiyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın yapılan kor (core) biyopsi incelemesinde "duktus çevresinde non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon ve mikroapseler" saptanıyor. İdiopatik granülomatöz mastit (İGM) ön tanısıyla kortikosteroid tedavisi başlanması planlanan bu hastada, tedaviye başlamadan önce klinik ve laboratuvar olarak öncelikle dışlanması gereken hastalık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meme tüberkülozu

Cevap

İdiopatik granülomatöz mastit tanısı konulmadan ve steroid tedavisi başlanmadan önce tüberküloz gibi enfeksiyöz granülomatöz hastalıklar dışlanmalıdır.
İdiopatik granülomatöz mastit (İGM), tanısı ancak diğer spesifik granülomatöz hastalıkların (özellikle tüberküloz, sarkoidoz ve mantar enfeksiyonları) dışlanmasıyla konulabilen bir hastalıktır. Klinik olarak meme kanserini taklit eden ağrılı kitleler ve cilde açılan multipl fistüllerle seyreder. Tedavisinde kortikosteroidler veya diğer immünosüpresifler kullanılır. Ancak bu ilaçlar enfeksiyöz bir granülomatöz süreci (örneğin meme tüberkülozunu) ciddi şekilde kötüleştirebileceği için, tedavi öncesi tüberkülozun klinik, radyolojik veya bakteriyolojik (ARB, kültür veya PCR) olarak dışlanması kritik önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve patolojik bulguları (kitle, sinüs ağızları, non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon) değerlendir.
Granülomatöz mastit tanısı doğrulanır.
Vakada tarif edilen tablo tipik bir granülomatöz süreçtir.
2
Granülomatöz inflamasyon yapan ayırıcı tanıları (Tüberküloz, sarkoidoz, mantar enfeksiyonları) gözden geçir.
İdiopatik tanısının bir 'dışlama tanısı' olduğu fark edilir.
Spesifik bir neden bulunamadığında 'idiopatik' tanısı konulur.
3
Planlanan kortikosteroid tedavisinin yan etkilerini ve risklerini analiz et.
Steroidlerin latent tüberkülozu aktive edebileceği veya mevcut enfeksiyonu şiddetlendireceği belirlenir.
İmmünosüpresif tedavi öncesi aktif enfeksiyonun dışlanması cerrahi ve tıbbi bir zorunluluktur.

Anahtar Kavram

İdiopatik Granülomatöz Mastit ve Enfeksiyöz Ayırıcı Tanı

Daha Fazla Pratik

İdiopatik granülomatöz mastit tanısı alan bir hastada steroid tedavisine yanıt alınamadığında metotreksat gibi diğer immünosüpresiflerin kullanımı ve cerrahi seçenekleri gözden geçirilmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 39Soru →

5858 yaşında postmenopozal kadın hasta, her iki meme başından gelen koyu kıvamlı, yeşil-kahverengi akıntı ve meme başında çekilme şikâyetiyle başvuruyor. Fizik muayenede subareolar bölgede hassas olmayan, düzensiz sınırlı bir kitle palpe ediliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duktal ektazi

Cevap

Postmenopozal dönemde görülen, bilateral koyu kıvamlı (yeşil-kahverengi) akıntı ve meme başı çekilmesiyle karakterize olan en olası tanı duktal ektazidir.
Duktal ektazi, özellikle postmenopozal dönemdeki kadınlarda görülen, büyük süt kanallarının genişlemesi ve çevresinde plazma hücrelerinden zengin bir enflamasyonla (plazma hücreli mastit) karakterize benign bir durumdur. Tipik olarak bilateral, koyu renkli (yeşil, kahverengi veya siyah) ve yapışkan bir meme başı akıntısı ile kendini gösterir. Kanalların kısalması ve çevresindeki fibrozis, meme başında çekilmeye ve subareolar bölgede sert, düzensiz sınırlı bir kitleye neden olabilir ki bu durum klinik olarak kanseri taklit edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaş ve hormonal durumunu değerlendir
5858 yaşında ve postmenopozal olması, malignite riskini artırsa da spesifik benign tabloları da akla getirir.
Yaş, meme hastalıklarında ayırıcı tanı için kritik bir parametredir.
2
Meme başı akıntısının karakterini analiz et
Akıntının her iki memeden gelmesi (bilateral) ve yeşil-kahverengi (koyu kıvamlı) olması patognomoniktir.
Bilateral akıntılar genellikle sistemik veya benign duktal süreçlere işaret eder.
3
Fizik muayene bulguları ile klinik tabloyu birleştir
Subareolar kitle ve meme başında çekilme, kronik enflamasyon ve fibrozis sonucu oluşan duktal ektazi (plazma hücreli mastit) bulgularıdır.
Duktal ektazide süt kanallarının genişlemesi ve çevresindeki fibrozis, meme başında içeri çekilmeye neden olur.

Anahtar Kavram

Duktal ektazi (plazma hücreli mastit), postmenopozal kadınlarda görülen, kalınlaşmış sekresyonlar ve periduktal fibrozis ile seyreden non-bakteriyel bir enflamatuar hastalıktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 40Soru →

3838 yaşında kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 33 aydır devam eden, birden fazla bölgeden cilde açılan pürülan akıntılı fistüller, ağrılı kitle ve meme cildinde yaygın ödem şikayetiyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde 22 yıl önce doğum yaptığı ve dış merkezde mastit ön tanısıyla verilen çok sayıda antibiyotik tedavisine rağmen semptomların gerilemediği, aksine meme cildinde "portakal kabuğu" (peau d'orange) görünümünün geliştiği öğreniliyor. Fizik muayenede ayrıca her iki bacak ön yüzünde (pretibial) ağrılı, eritematöz nodüller saptanıyor. Yapılan biyopside "lobülleri çevreleyen, kazeifikasyon göstermeyen granülomatöz inflamasyon" izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdiyopatik granülomatöz mastit; tüberküloz ve diğer spesifik granülomatöz etkenler dışlandıktan sonra ilk basamakta sistemik kortikosteroid tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM); yönetimde tüberküloz gibi spesifik nedenler dışlandıktan sonra sistemik kortikosteroid tedavisi uygulanır.
Doğru yanıt olan seçenek, İGM'nin hem klinik (doğum sonrası kronik mastit), hem histopatolojik (lobül merkezli non-kazeifiye granülom), hem de sistemik (eritema nodosum) özelliklerini doğru birleştirmiştir. İGM tedavisinde steroidler altın standarttır; ancak tüberküloz gibi spesifik granülomatöz hastalıklar steroid kullanımı öncesi mutlaka dışlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme yapılması
Hastada antibiyotiğe yanıtsız kronik mastit bulguları (fistül, ödem) ve doğum sonrası dönem öyküsü mevcut.
İGM genellikle doğumdan sonraki ilk birkaç yıl içinde görülür ve maligniteyi taklit eden cilt değişikliklerine (peau d'orange) neden olabilir.
2
Ekstramammaryal bulguların analizi
Hastadaki pretibial eritematöz nodüller 'eritema nodosum' olarak tanımlanır.
Eritema nodosum ve artrit, İGM'nin nadir fakat karakteristik sistemik birliktelikleridir.
3
Histopatolojik bulguların yorumlanması
Lobül merkezli, kazeifikasyon içermeyen granülomatöz inflamasyon saptandı.
Bu bulgu İGM için tipiktir; tüberkülozdaki granülomlar genellikle kazeifikasyon gösterir ve lobül sınırlı değildir.
4
Tedavi planının oluşturulması
Tüberküloz ve sarkoidoz dışlandıktan sonra sistemik kortikosteroid tedavisi başlanması.
İGM bir dışlama tanısıdır ve otoimmün komponenti nedeniyle steroidlere çok iyi yanıt verir.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM), klinik olarak meme kanserini taklit edebilen, lobül merkezli non-kazeifiye granülomlarla karakterize ve sistemik olarak eritema nodosumun eşlik edebildiği enflamatuar bir hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Granülomatöz mastit tanısında 'Corynebacterium' türlerinin (özellikle C. kroppenstedtii) rolü ve bunun periduktal mastit ile ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 2
Meme Enfeksiyonları ve Enflamatuar Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin