Enfeksiyon Hastalıkları

346 soru

Soru 1Soru

Ormanlık bir alanda kamp yaptıktan yaklaşık 1010 gün sonra ateş, halsizlik ve kas ağrısı şikayetleri başlayan 2828 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde; diz arkasında (popliteal bölge) merkezinde soluklaşma olan, çevreye doğru halka şeklinde genişleyen yaklaşık 1010 cm çapında ağrısız, eritematöz bir lezyon saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lyme hastalığı

Cevap

Eritema migrans bulgusu ve uygun maruziyet öyküsü nedeniyle en olası tanı Lyme hastalığıdır.
Lyme hastalığı, Ixodes cinsi kenelerle bulaşan Borrelia burgdorferi enfeksiyonudur. Hastalığın erken lokalize evresinde (evre 1), ısırık bölgesinde merkezden çevreye doğru genişleyen, orta kısmı soluklaşarak 'hedef tahtası' veya 'öküz gözü' görünümü alan ağrısız döküntü (eritema kronikum migrans) görülür. Bu bulgu tanı için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik maruziyet öyküsünü ve semptomlarını değerlendir.
Ormanlık alan maruziyeti (kene teması riski), ateş ve halsizlik gibi non-spesifik viral benzeri semptomlar saptandı.
Zoonotik hastalıklarda epidemiyolojik öykü tanıya giden ilk adımdır.
2
Fizik muayenedeki deri lezyonunu karakterize et.
Diz arkasında halka şeklinde genişleyen, merkezi soluk 'öküz gözü' (target lesion) görünümlü eritem saptandı.
Bu lezyon (Eritema kronikum migrans), Lyme hastalığı için patognomoniktir.
3
Olası tanıları karşılaştırarak ayırıcı tanı yap.
Diğer kene kaynaklı veya zoonotik hastalıklar (KKKA, Tularemi vb.) bu spesifik döküntü paternini oluşturmaz.
Hastalığın erken evre tanısı tipik klinik bulguya dayanır.

Anahtar Kavram

Eritema kronikum migrans (Lyme hastalığı)
Tahmini Süre:45s
Soru 2Soru

32 yaşında erkek hasta, 2 gündür devam eden şiddetli kramp tarzında karın ağrısı, tenesmus (dışkılama sonrası rahatlayamama) ve günde 15 kez olan kanlı-mukuslu dışkılama şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde ateşi 39.2C39.2^{\circ}C ölçülen hastanın batın muayenesinde sol alt kadranda belirgin hassasiyet ve hafif defans saptanıyor. Dışkının mikroskobik incelemesinde her sahada bol polimorfnüveli lökosit ve eritrosit izleniyor.

Bu hastadaki klinik tabloya neden olan en olası etken mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroorganizma mide asidine oldukça dirençlidir ve çok düşük dozlarda bile hastalık oluşturabilir.

Cevap

En olası etken olan Shigella, mide asidine dirençlidir ve 10-100 adet bakteri gibi çok düşük bir inokülumla enfeksiyon oluşturabilme özelliğine sahiptir.
Shigella türleri, diğer birçok enterik patojenin aksine mide asidine (pH 2.0-3.0) karşı oldukça dayanıklıdır. Bu dayanıklılık, bakterilerin mideden sağ çıkarak kolona ulaşmasını sağlar ve enfeksiyon oluşturmak için gereken bakteri sayısını (inokülum) 1010010-100 adet gibi çok düşük bir seviyeye indirir. Bu durum, hastalığın insandan insana çok kolay bulaşmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Yüksek ateş, tenesmus, kanlı-mukuslu dışkılama ve sol alt kadran hassasiyeti dizanterik bir tabloyu (distal kolon tutulumu) işaret eder.
Ayırıcı tanıda Shigella, Campylobacter, EIEC ve bazen Salmonella yer alır.
2
En olası etkeni (Shigella) belirle.
Tenesmus ve sol alt kadran ağrısının ön planda olması, distal kolon tutulumunu en çok seven Shigella'yı ilk sıraya koyar.
Salmonella genellikle ileoçekal bölgeyi tutarken, Shigella rektosigmoid bölgeyi tercih eder.
3
Etkenin mikrobiyolojik ve epidemiyolojik özelliklerini sorgula.
Shigella'nın asit direnci, düşük enfektif dozu ve sadece insanda bulunması en karakteristik özellikleridir.
TUS sınavında mikroorganizmaların bulaş dozları ve rezervuarları sıkça sorgulanan ayırt edici bilgilerdir.

Anahtar Kavram

Shigella enfeksiyonlarında patogenez ve bulaş özellikleri

Daha Fazla Pratik

Shigella dysenteriae tip 1 tarafından salınan Shiga toksininin etki mekanizmasını (60S ribozom inhibisyonu) ve HÜS gelişimindeki rolünü gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

3535 yaşında erkek hasta, iş başvurusu için istenen tarama testlerinde VDRLVDRL sonucunun 1:321:32 titrede pozitif gelmesi üzerine başvuruyor. Tanıyı doğrulamak amacıyla yapılan TPPATPPA (Treponema pallidum partikül aglütinasyon) testi de pozitif sonuçlanıyor. Hastanın yapılan fizik muayenesinde herhangi bir patolojik bulguya rastlanmıyor ve sistem sorgulamasında klinik bir şikayeti olmadığı belirleniyor. Ayrıntılı anamnezinde, yaklaşık 88 ay önce genital bölgesinde ağrısız ve kendiliğinden iyileşen bir yara çıktığı öğreniliyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2.42.4 milyon ünite Benzatin Penisilin G, tek doz IM

Cevap

Erken latent sifiliz tanısı alan bu hastada en uygun tedavi yaklaşımı tek doz 2.42.4 milyon ünite Benzatin Penisilin G uygulanmasıdır.
Hastanın hem non-treponemal (VDRLVDRL) hem de treponemal (TPPATPPA) testleri pozitiftir ve klinik olarak asemptomatiktir; bu tablo latent sifiliz ile uyumludur. Anamnezde primer lezyonun (şankr) 88 ay önce çıktığının belirtilmesi, enfeksiyon süresinin bir yıldan kısa olduğunu (erken latent) kanıtlar. Erken evre sifiliz vakalarında (primer, sekonder ve erken latent) standart tedavi 2.42.4 milyon ünite Benzatin Penisilin G'nin tek doz intramüsküler uygulanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik verilerin ve klinik tablonun değerlendirilmesi
Pozitif VDRL (non-treponemal) ve TPPA (treponemal) testleri ile asemptomatik klinik tablo, 'Latent Sifiliz' tanısını doğrular.
Sifiliz tanısı genellikle bir tarama (VDRL/RPR) ve bir doğrulama (TPPA/FTA-ABS) testi kombinasyonu ile konur.
2
Enfeksiyonun evrelendirilmesi
Anamnezdeki şankr öyküsünün 8 ay önce olması, hastanın 'Erken Latent Sifiliz' evresinde olduğunu gösterir.
Bir yılı aşmayan latent vakalar erken latent, bir yılı aşan veya süresi bilinmeyen vakalar geç latent olarak sınıflandırılır.
3
Evreye uygun tedavi seçiminin yapılması
Erken latent sifiliz için standart tedavi rehberlerine göre tek doz Benzatin Penisilin G uygulanır.
Erken evrelerde (primer, sekonder ve erken latent) tek doz penisilin kür sağlamak için yeterlidir.

Anahtar Kavram

Latent sifilizde tedavi süresi, enfeksiyonun süresine (erken vs. geç) göre belirlenir; kesim noktası genellikle 1 yıldır.
Soru 4Soru

Ev yapımı konserve tüketimi sonrası bulantı, kusma, pitozis, diplopi ve yukarıdan aşağıya yayılan (desendan) simetrik gevşek paralizi şikayetleri ile başvuran bir hastada en olası etken hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Clostridium botulinum

Cevap

Clostridium botulinum
Doğru yanıt olan etken, nöromüsküler kavşakta asetilkolin salınımını geri dönüşümsüz olarak bloke ederek karakterize bir klinik tablo oluşturur. Ev yapımı konservelerde uygun olmayan sterilizasyon sonucu üreyen sporların ürettiği toksinin alınmasıyla; pitozis, diplopi, disfaji gibi kranyal sinir bulgularını takiben gövde ve ekstremitelere yayılan simetrik gevşek paralizi gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsündeki risk faktörünü ve klinik başlangıcı analiz edin.
Ev yapımı konserve tüketimi ve kranyal sinir tutulumu (pitozis, diplopi) saptandı.
Gıda kaynaklı botulizmde preform toksin tüketimi ve başlangıçta kranyal sinir bulguları tipiktir.
2
Paralizinin yayılım yönünü ve tipini değerlendirin.
Yukarıdan aşağıya (desendan) ve gevşek (flask) tipte paralizi olduğu belirlendi.
Botulinum toksini nöromüsküler kavşakta asetilkolin salınımını engelleyerek desendan flask paraliziye yol açar.
3
Klinik tabloyu olası Clostridium türleri ile eşleştirin.
Clostridium botulinum tablosu ile tam uyum sağlandı.
Belirtilen semptom kompleksi botulizm tanısı için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Gıda kaynaklı Botulizm tanısı: Ev yapımı konserve maruziyeti ve desendan flask paralizi.
Tahmini Süre:45s
Soru 5Soru

6565 yaşında erkek hasta, kolonoskopi sonrası gelişen *Enterococcus faecalis* endokarditi tanısıyla yatırılıyor. Yapılan mikrobiyolojik incelemede suşun vankomisine duyarlı olduğu, ancak yüksek düzey gentamisin direnci (HLAR) testinin pozitif olduğu saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde kreatinin değeri 2.42.4 mg/dL (normal: 0.71.20.7-1.2 mg/dL) olarak ölçülen hastaya ampisilin ve seftriakson kombinasyon tedavisi planlanıyor. Bu kombinasyon tedavisinde seftriaksonun kullanım amacı ve etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Penisilin bağlayan protein 2 ve 3'ü (PBPPBP 22 ve 33) doyurarak ampisilinin hücre duvarı üzerindeki etkinliğini sinerjistik olarak artırmak

Cevap

Seftriaksonun bu kombinasyondaki görevi, enterokokların PBP 2 ve PBP 3 reseptörlerini doyurarak ampisilinin etkisini sinerjistik olarak artırmaktır.
Doğru yanıt olan seçenek, seftriaksonun PBP 2 ve 3 reseptörlerini doyurarak ampisilinin hücre duvarı üzerindeki etkinliğini artırdığını ifade eder. *Enterococcus faecalis* endokarditinde, özellikle aminoglikozid direnci (HLAR) olan veya böbrek yetmezliği nedeniyle aminoglikozid kullanılamayan hastalarda ampisilin + seftriakson kombinasyonu standart bir yaklaşımdır. Seftriaksonun bu suşlar üzerinde tek başına etkinliği olmasa da, belirli penisilin bağlayan proteinlere (PBP 2 ve 3) yüksek afinite göstermesi, ampisilinin diğer PBP'lere bağlanarak bakteriyi öldürmesine (bakterisid etki) olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve direnç profilini analiz et
*E. faecalis* endokarditi, HLAR (+) ve böbrek yetmezliği saptandı.
Yüksek düzey aminoglikozid direnci (HLAR), standart ampisilin + gentamisin sinerjisinin çalışmayacağını gösterir.
2
Böbrek yetmezliğini göz önüne alarak tedavi seç
Aminoglikozidlerden kaçınılarak ampisilin + seftriakson kombinasyonuna karar verildi.
Ampisilin + seftriakson, HLAR varlığında aminoglikozid içermeyen en etkili sinerjistik kombinasyondur.
3
Moleküler sinerji mekanizmasını açıkla
Seftriakson PBP 2/3'ü, ampisilin ise PBP 1/4/5'i bağlayarak tam blokaj sağlar.
Enterokoklar sefalosporinlere dirençli olsa da, seftriaksonun belirli PBP'lere afinitesi bu özel sinerjinin temelidir.

Anahtar Kavram

Enterokok Endokarditinde Beta-Laktam Sinerjisi (Ampisilin + Seftriakson)

Daha Fazla Pratik

Vankomisine dirençli enterokok (VRE) enfeksiyonlarında kullanılan daptomisin ve linezolidin etki mekanizmalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 6Soru

4242 yaşında kadın hasta, son iki gündür devam eden yan ağrısı ve yüksek ateş şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde bilinci konfüze (GCS:13GCS: 13), kan basıncı 85/5085/50 mmHg, solunum sayısı 26/dk26/dk ve kalp hızı 115/dk115/dk olarak saptanıyor. Hastaya uygun dozda (3030 mL/kg) kristaloid sıvı resüsitasyonu yapılmasına rağmen ortalama arter basıncı (OAB) 6060 mmHg düzeyinde kalıyor ve serum laktat düzeyi 3.23.2 mmol/L ölçülüyor. Bu klinik verilere göre, Sepsis-3 konsensus tanımlamaları uyarınca hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Septik şok

Cevap

Hastanın sıvı resüsitasyonuna yanıtsız hipotansiyonu ve laktat yüksekliği nedeniyle en olası tanısı Septik şoktur.
Sepsis-3 konsensusuna göre septik şok; sepsisin bir alt kümesi olup, hücresel ve metabolik anormalliklerin mortaliteyi belirgin artıracak düzeyde olduğu tabloyu ifade eder. Tanı için hastada sepsis varlığına ek olarak, yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncını 65\geq 65 mmHg tutmak için vazopressör gereksinimi ve serum laktat düzeyinin >2> 2 mmol/L olması gerekir. Bu vakada her iki kriter de karşılanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
qSOFA (hızlı SOFA) kriterlerinin değerlendirilmesi
GCS < 1515, Solunum sayısı 22/dk\geq 22/dk ve Sistolik Kan Basıncı 100\leq 100 mmHg kriterlerinin üçü de pozitif (3/33/3).
Yoğun bakım dışı ünitelerde sepsis şüphesi olan hastaların hızlı taranması için qSOFA kullanılır.
2
Sıvı resüsitasyonuna yanıtın değerlendirilmesi
3030 mL/kg sıvıya rağmen OAB < 6565 mmHg.
Septik şok tanısı için sıvıya dirençli hipotansiyonun varlığı gereklidir.
3
Metabolik disfonksiyonun laktat ile doğrulanması
Laktat 3.23.2 mmol/L (>2> 2 mmol/L).
Sepsis-3 uyarınca septik şok tanısı için vazopressör ihtiyacı ile birlikte laktatın 22 mmol/L'den yüksek olması şarttır.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 Tanımları ve Septik Şok Kriterleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

4848 yaşında erkek hasta, evinde beslediği kuşların temizliğiyle uğraştıktan yaklaşık 22 hafta sonra başlayan 39C39^\circ\text{C} ateş, şiddetli baş ağrısı, kuru öksürük ve yaygın kas ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde nabız 72/dak72/\text{dak} olarak ölçülüyor; batın muayenesinde splenomegali saptanıyor ve gövdesinde "Horder lekeleri" olarak adlandırılan soluk pembe renkli maküler döküntüler gözleniyor. Akciğer grafisinde bilateral yama tarzında infiltrasyonlar izlenen bu hastada tanıda en olası etken hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Chlamydia psittaci

Cevap

Chlamydia psittaci
Vakada sunulan kuş teması, atipik pnömoni tablosu, akciğer grafisindeki bilateral infiltratlar, sistemik bulgulardan splenomegali, nabız-ateş uyumsuzluğu (rölatif bradikardi) ve özellikle gövdedeki pembe maküler döküntüler (Horder lekeleri) tipik olarak Chlamydia psittaci enfeksiyonunu işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın maruziyet öyküsü ve klinik semptomlarını değerlendir.
Kuş teması öyküsü varlığı, yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve kuru öksürük atipik pnömoni düşündürür.
Psittakoz, enfekte kuşların (papağan, güvercin vb.) dışkı veya tüylerinin inhalasyonu ile bulaşır.
2
Fizik muayene bulgularındaki spesifik ipuçlarını analiz et.
Rölatif bradikardi, splenomegali ve Horder lekeleri saptandı.
Pnömoni tablosuna splenomegalinin eşlik etmesi sınırlı sayıda etkende (Psittakoz, Q ateşi, Tularemi) görülür. Horder lekeleri ise Psittakoz için karakteristik bir bulgudur.
3
Ayırıcı tanı yaparak en olası etkeni belirle.
Klinik ve epidemiyolojik veriler ışığında en olası tanı Chlamydia psittaci enfeksiyonudur.
Diğer zoonozlarda (Q ateşi, Tularemi) kuş teması ve Horder lekeleri kombinasyonu beklenmez.

Anahtar Kavram

Psittakoz (Papağan Ateşi), atipik pnömoni bulgularına ek olarak splenomegali, rölatif bradikardi ve Horder lekeleri ile karakterize olan, kuş kaynaklı bir zoonozdur.
Soru 8Soru

4242 yaşında erkek hasta, çoklu travma sonrası yoğun bakım ünitesinde izlenirken yatışının 5.5. gününde septik şok tablosuna giriyor. Hastada belirgin ödem (artmış damar dışı sıvı hacmi) ve hiperdinamik sirkülasyon (artmış renal klirens) saptanıyor. Ampirik tedavi planında amikasin için "genişletilmiş aralıklı dozlama" (günde tek doz) stratejisi seçiliyor. Bu hastada uygulanan dozlama stratejisinin farmakodinamik ve klinik gerekçesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konsantrasyona bağımlı öldürme etkisi nedeniyle Cmax/MICC_{max}/MIC oranının 8108-10 katına ulaşması hedeflenir ve uzun doz aralığı bakterilerde gelişebilecek "adaptif rezistansı" önler.

Cevap

Konsantrasyona bağımlı öldürme etkisi nedeniyle Cmax/MICC_{max}/MIC oranının 8108-10 katına ulaşması hedeflenir ve uzun doz aralığı bakterilerde gelişebilecek 'adaptif rezistansı' önler.
Doğru yanıt olan seçenek, aminoglikozidlerin temel farmakodinamik prensiplerini eksiksiz yansıtmaktadır. Bu ilaç grubunda bakterisidal hız ve güç, doruk konsantrasyonun (CmaxC_{max}) minimum inhibitör konsantrasyonuna (MICMIC) oranına bağlıdır (Cmax/MICC_{max}/MIC hedefi 810\geq 8-10). Genişletilmiş aralıklı dozlamanın (günde tek doz) en önemli avantajlarından biri, bakterilerin ilaca ilk maruziyetten sonra gösterdiği ve ilaç alımını azalttığı 'adaptif rezistans' fenomenini, dozlar arasındaki uzun ilaçsız dönem sayesinde aşabilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunun ve ilaç sınıfının özelliklerinin belirlenmesi.
Sepsis/travma nedeniyle dağılım hacmi artmış ve renal klirensi yükselmiş bir hastada aminoglikozid (amikasin) kullanımı planlanmaktadır.
Sepsiste kapiller kaçak ve sıvı resüsitasyonu VdV_d'yi artırırken, hiperdinamik faz renal atılımı hızlandırabilir; bu da doz ayarlaması gerektirir.
2
Aminoglikozidlerin farmakodinamik parametrelerinin analizi.
Aminoglikozidler konsantrasyona bağımlı öldürme ve post-antibiyotik etki (PAE) gösterir.
Etkinlik için Cmax/MICC_{max}/MIC oranının maksimize edilmesi gerekir.
3
Genişletilmiş aralıklı dozlamanın (tek doz) rasyonalitesinin değerlendirilmesi.
Yüksek doz tek seferde verilerek yüksek Cmax/MICC_{max}/MIC sağlanır ve dozlar arasındaki uzun süre (ilaçsız dönem) adaptif rezistansı önler.
Adaptif rezistans, bakterilerin aminoglikozide ilk maruziyetinden sonra ilacı hücre içine alan kanalları geçici olarak kapatmasıdır; bu durumun düzelmesi için serum seviyesinin düşmesi beklenmelidir.
4
Toksisite ve güvenlik profilinin değerlendirilmesi.
Genişletilmiş aralık, böbrek korteksindeki birikimi azaltarak nefrotoksisiteyi minimize eder.
Böbrek proksimal tübül hücreleri ilacı doyurulabilir bir mekanizma ile alır; sürekli düşük seviyeler yerine bir kez yüksek seviye ve ardından uzun boşluk, toplam birikimi azaltır.

Anahtar Kavram

Aminoglikozid PK/PD: Konsantrasyona bağımlı öldürme, Adaptif Rezistans ve Genişletilmiş Aralıklı Dozlama Prensipleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

34 yaşında erkek hasta, yaklaşık 10 gündür devam eden ateş, boğaz ağrısı, halsizlik ve vücudunda yaygın döküntü şikayetleriyle poliklinik başvuruyor. Anamnezinde 2 ay önce şüpheli cinsel temas öyküsü olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede vücut sıcaklığı 38.2C38.2^\circ C ölçülüyor. Gövdede ve ekstremitelerde yaygın, avuç içleri ve ayak tabanlarını da tutan, kaşıntısız, bakır kırmızısı renginde makülopapüler lezyonlar ile servikal ve aksiller bölgelerde ağrısız, lastik kıvamında lenfadenopatiler saptanıyor. Nörolojik muayenesi doğal izleniyor. Klinik olarak Sekonder Sifiliz ön tanısı düşünülen hastadan istenen VDRL testi negatif olarak raporlanıyor.

Bu aşamada, hastadaki klinik ve laboratuvar uyumsuzluğunu açıklamak veya tanıyı netleştirmek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antikor fazlalığına bağlı Prozon fenomeni olasılığı nedeniyle serum dilüe edilerek test tekrarlanmalıdır.

Cevap

Antikor fazlalığına bağlı Prozon fenomeni olasılığı nedeniyle serum dilüe edilerek test tekrarlanmalıdır.
Sekonder Sifiliz, spiroket yükünün ve antikor yanıtının en yüksek olduğu dönemdir. Normalde VDRL/RPR testlerinin bu evrede pozitif olması beklenir (%99+). Ancak hastaların yaklaşık %1-2'sinde antikor titresi o kadar yüksektir ki, antijen-antikor kompleksleri ağ (lattice) oluşturamaz ve çökelme gözlenmez. Buna Prozon Fenomeni denir. Laboratuvardan serumun 1:10 veya 1:100 oranında dilüe edilerek çalışılması istendiğinde, antikor yoğunluğu optimal seviyeye iner ve reaksiyon pozitifleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Ateş, lenfadenopati ve özellikle 'avuç içi/ayak tabanı' tutan döküntü Sekonder Sifiliz için patognomoniktir.
Bu bulgular hastalığın disemine evrede olduğunu gösterir.
2
Test sonucunu değerlendir
Klinik tablo sekonder sifiliz ile tam uyumlu iken VDRL (tarama testi) negatif gelmiştir.
Sekonder sifilizde serolojik testlerin neredeyse %100 pozitif olması beklenir. Burada bir uyumsuzluk vardır.
3
Uyumsuzluğun nedenini belirle
Sekonder sifilizde aşırı yüksek antikor titreleri, laboratuvar testinde aglütinasyonu engelleyerek 'Yalancı Negatif' sonuca (Prozon Fenomeni) neden olabilir.
Antijen-antikor oranının dengesizliği (Hook etkisi) reaksiyonun görülmesini engeller.
4
Çözüm yolunu seç
Serumun seyreltilmesi (dilüsyon) antikor konsantrasyonunu düşürerek reaksiyonun görünür hale gelmesini sağlar.
Tanıyı doğrulamak için en pratik ve doğru laboratuvar yaklaşımı budur.

Anahtar Kavram

Prozon Fenomeni (Hook Etkisi)

İpuçları

1
Hastanın klinik bulguları (avuç içi döküntü, LAP, cinsel öykü) Sekonder Sifiliz ile tam uyumludur.
2
Sekonder Sifilizde antikor üretimi çok yüksektir; bazen 'fazla iyi' bir antikor yanıtı laboratuvar testlerinde teknik sorun yaratabilir.
3
Antijen-antikor reaksiyonlarında antikorun aşırı fazlalığı aglütinasyonu engeller (Hook etkisi); bunu çözmek için serumu seyreltmek gerekir.

Daha Fazla Pratik

Primer sifilizde 'Şankır' lezyonundan alınan örnekte Karanlık Saha Mikroskopisi kullanımı ile ilgili soruları gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

VDRL yerine doğrudan spesifik treponemal testler (FTA-ABS veya TP-PA) istenebilir; bu testlerde prozon fenomeni görülme olasılığı çok daha düşüktür veya yoktur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

5050 yaşında kadın hasta, bahçede çalışırken ayağına batan yabancı cisimden yaklaşık 1010 gün sonra; çenesini tam açamama, boyun ve sırt kaslarında ağrılı sertlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kitle kaslarında spazm (trismus), yüz kaslarının kasılmasına bağlı tipik bir yüz ifadesi (risus sardonicus) ve abdominal rigidite saptanıyor. Hastada ışık ve ses gibi uyaranlarla tetiklenen jeneralize spazmlar gözleniyor. Bu hastanın klinik tablosundan sorumlu olan etkenin eradikasyonu için uygulanacak antimikrobiyal tedavi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metronidazol, Penisilin G'nin aksine GABA antagonizması yapmadığı için ilk seçenek olarak tercih edilir.

Cevap

Metronidazolün GABA antagonisti etkisi olmaması nedeniyle Penisilin G'ye tercih edildiğini belirten ifade doğrudur.
Tetanosun temel patogenezi, tetanospazmin toksininin inhibitör nörotransmitterler olan GABA ve glisin salınımını engellemesidir. Penisilin G, yüksek dozlarda kendisi de bir GABA antagonisti gibi davranarak klinik tabloyu ağırlaştırabilir. Metronidazol ise bu etkiyi göstermez ve anaerobik etkinliği sayesinde vejetatif bakterileri başarıyla eradike eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Anamnezdeki kirli yara hikayesi ve fizik muayenedeki trismus, risus sardonicus ve jeneralize spazm bulguları tetanos (Clostridium tetani enfeksiyonu) tanısını koydurur.
Tedavi stratejisinin belirlenmesi için öncelikle etkenin ve patogenezin tanımlanması gerekir.
2
Antimikrobiyal tedavi seçeneklerini değerlendir
Etken anaerob bir bakteri olduğu için metronidazol veya penisilin G seçenekleri değerlendirilir.
Anaerobik bakterilerin eradikasyonu için uygun spektrumlu ajan seçilmelidir.
3
Antibiyotiklerin yan etki ve patofizyolojik etkileşimlerini analiz et
Penisilin G, yapısal olarak GABA reseptörlerine bağlanıp antagonizma yapabilir, bu durum tetanosun patofizyolojisindeki inhibisyon kaybını daha da kötüleştirir.
Tetanos hastalarında nöronal eksitasyon zaten artmış olduğundan, bu durumu şiddetlendirecek ilaçlardan kaçınılmalıdır.

Anahtar Kavram

Tetanos tedavisinde metronidazol, Penisilin G'nin pro-konvülzan (GABA antagonisti) etkisi nedeniyle tercih edilen ilk seçenek antibiyotiktir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

Yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan 72 yaşındaki erkek hasta, mekanik ventilatör desteği altındadır. Yatışının 5. gününde ani gelişen hipotansiyon (sistolik kan basıncı 85 mmHg), taşikardi (nabız 110/dk) ve laktat yüksekliği (4 mmol/L) saptanıyor. Hastaya hızlıca 30 mL/kg kristaloid sıvı resüsitasyonu uygulanmasına rağmen ortalama arter basıncı (OAB) 65 mmHg'nin altında seyretmeye devam ediyor ve laktat düzeyi düşmüyor. Vazopressör tedavi başlanması planlanıyor.

Sepsis-3 (Third International Consensus Definitions for Sepsis and Septic Shock) kriterlerine göre, bu hastanın 'septik şok' tanısı alabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin de klinik tabloya eşlik etmesi zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen OAB'yi ≥ 65 mmHg düzeyinde tutabilmek için vazopressör ihtiyacı olması

Cevap

Yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen OAB'yi ≥ 65 mmHg düzeyinde tutabilmek için vazopressör ihtiyacı olması seçeneği doğru cevaptır.
Sepsis-3 uzlaşı raporuna göre 'Septik Şok' tanısı klinik bir yapıdır ve şu iki kriterin BİRLİKTE olmasını gerektirir: 1) Yeterli hacim resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncını (OAB) 65 mmHg ve üzerinde tutmak için vazopressör tedavisinin gerekli olması, VE 2) Serum laktat düzeyinin > 2 mmol/L olması. Sorudaki hastada laktat yüksekliği ve sıvıya dirençli hipotansiyon belirtilmiştir; tanıyı kesinleştiren unsur vazopressör gereksinimidir.

Adım Adım Çözüm

1
Sepsis-3 Tanımlarını Hatırla
Sepsis: Enfeksiyona karşı düzensiz konak yanıtı sonucu gelişen hayatı tehdit edici organ disfonksiyonu (SOFA skorunda ≥2 puan artış).
Tanı kriterlerinin temelini oluşturur.
2
Septik Şok Kriterlerini İncele
Septik şok, sepsisin dolaşım, hücresel ve metabolik anormalliklerin mortaliteyi artırdığı alt grubudur. Tanı için: 1) Yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen OAB ≥ 65 mmHg tutmak için vazopressör gereksinimi VE 2) Serum laktat düzeyinin > 2 mmol/L (18 mg/dL) olması gerekir.
Soru kökü spesifik olarak septik şok tanısını sormaktadır.
3
Vaka Verilerini Değerlendir
Hastada laktat > 2 mmol/L (4 mmol/L verilmiş) ve sıvı resüsitasyonuna yanıtsız hipotansiyon var. Tanımın tamamlanması için 'vazopressör gereksinimi' kriteri vurgulanmalıdır.
Verilen şıklardan hangisinin tanımı tamamladığını bulmak.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 Septik Şok Tanı Kriterleri
Soru 12Soru

Postoperatif dönemde geniş spektrumlu sefalosporin tedavisi alan 8080 yaşındaki bir hastada, tedavinin 77. gününde yeni gelişen ateş ve dizüri şikayetleri ortaya çıkıyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde idrar kültüründe Gram pozitif, katalaz negatif ve safra-eskulin testi pozitif olan koklar ürüyor. Bu klinik tablonun gelişimini açıklayan en olası durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etkenin sefalosporinlere karşı doğal (intrinsik) dirençli olması

Cevap

Klinik tabloyu açıklayan en olası durum, etken olan enterokokların sefalosporinlere karşı doğal (intrinsik) dirençli olmasıdır.
Vakadaki Gram pozitif, katalaz negatif ve safra-eskulin pozitif bulguları, hastada bir enterokok enfeksiyonu geliştiğini kanıtlar. Enterokoklar, tüm kuşak sefalosporinlere karşı doğal (intrinsik) olarak dirençlidir. Bu durum, geniş spektrumlu sefalosporin kullanan hastalarda floradaki diğer bakterilerin baskılanması sonucu enterokokların aşırı çoğalmasına ve özellikle hastane kaynaklı idrar yolu enfeksiyonu veya bakteremi gibi tabloların gelişmesine (seleksiyon baskısı) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularını değerlendir.
Gram pozitif, katalaz negatif ve safra-eskulin pozitif olması etkenin Enterococcus türü (veya nadiren Grup D streptokok) olduğunu gösterir.
Enterokokların karakteristik laboratuvar kimliklendirme özelliklerini belirlemek.
2
Klinik bağlamı analiz et.
Enfeksiyonun geniş spektrumlu sefalosporin tedavisi altında geliştiği görülmektedir.
Antibiyotik baskısı altında hangi mikroorganizmaların seleksiyon avantajı kazandığını belirlemek.
3
Mikroorganizma ve antibiyotik etkileşimini kur.
Enterokoklar tüm sefalosporinlere doğal dirençlidir; bu nedenle tedavi altında kolonize olup enfeksiyon geliştirebilirler.
Klinik tabloyu açıklayan temel mikrobiyolojik ve farmakolojik gerçeği saptamak.

Anahtar Kavram

Enterokokların sefalosporinlere karşı doğal (intrinsik) direnci
Soru 13Soru

Tip 2 diyabet tanısı ile takipli 64 yaşında kadın hasta, 3 gündür devam eden üşüme, titreme, yüksek ateş ve sağ üst kadran ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede ateş 38.8C38.8^\circ\text{C} ölçülüyor ve sağ hipokondriyak bölgede hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz (18.000/mm318.000/\text{mm}^3) ve alkalen fosfataz (ALP) yüksekliği dikkat çekiyor. Abdominal görüntülemede karaciğer sağ lobunda 6 cm6 \text{ cm} çapında hipoekoik lezyon izleniyor. Perkütan drenaj materyalinden yapılan kültürde Gram-negatif basiller üüyor ve kolonilerin uzama (string) testinin pozitif (>5 mm>5 \text{ mm}) olduğu görülüyor. Bu hastada kalıcı görme kaybını önlemek amacıyla, semptom olmasa dahi öncelikle istenmesi gereken konsültasyon veya tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göz hastalıkları konsültasyonu

Cevap

Göz hastalıkları konsültasyonu (Endoftalmit taraması)
Sorudaki vaka, tipik bir 'İnvaziv Klebsiella pneumoniae Karaciğer Apsesi Sendromu' tablosudur. Özellikle diyabetik hastalarda, Asya kökenlilerde daha sık olmakla birlikte, hipervirülan *Klebsiella pneumoniae* suşları karaciğer apsesine ve eş zamanlı metastatik enfeksiyonlara (göz, beyin, akciğer) yol açar. 'String testi'nin (uzama testi) pozitif olması, bu bakterinin hiper-mukovizkoz (aşırı kapsüllü) fenotipini gösterir. Bu tablonun en yıkıcı komplikasyonu endojen endoftalmittir. Hastalarda göz şikayeti başlangıçta silik olabilir, ancak hızlı müdahale edilmezse kalıcı körlükle sonuçlanır. Bu nedenle, bu tanıyı alan her hastada, semptom sorgulamasıyla yetinilmeyip rutin oftalmolojik muayene (fundoskopi) önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Diyabetik hasta + Karaciğer apsesi + Gram-negatif basil + Pozitif String testi
Bu kombinasyon 'İnvaziv Karaciğer Apsesi Sendromu'nu (Hipervirülan Klebsiella pneumoniae) işaret eder.
2
Etkenin spesifik özelliklerini hatırla
Hipervirülan K. pneumoniae (hvKP), özellikle K1 ve K2 kapsül tipleri ile ilişkilidir ve metastatik enfeksiyon yapma eğilimi çok yüksektir.
String testinin pozitif olması (mukovizkozitenin artması) bu virülan suşun tipik özelliğidir.
3
En kritik metastatik komplikasyonu belirle
Endojen endoftalmit.
Bu sendromda hastaların yaklaşık %10-15'inde septik metastaz görülür ve endoftalmit, hızlı ve kalıcı görme kaybına yol açabildiği için acil tarama gerektirir.

Anahtar Kavram

İnvaziv Klebsiella Pneumoniae Karaciğer Apsesi Sendromu ve Endoftalmit İlişkisi

İpuçları

1
Etken bakteri 'string testi' pozitif olan bir *Klebsiella* türüdür.
2
Bu bakteri türü diyabetik hastalarda karaciğer apsesi yaptığında, kan yoluyla diğer organlara, özellikle de göze yayılma eğilimindedir.

Daha Fazla Pratik

Streptococcus gallolyticus bakteriyemisinde yapılması gereken tarama testini (kolonoskopi) hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

28 yaşında erkek hasta, vücudunda yaygın döküntü ve halsizlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede gövdede, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında makülopapüler lezyonlar ile servikal lenfadenopatiler saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde RPR 1:64 pozitif ve TPHA pozitif bulunarak sekonder sifiliz tanısı konuluyor. Hastaya 2.4 Milyon Ünite Benzatin Penisilin G intramusküler olarak uygulanıyor. Enjeksiyondan yaklaşık 6 saat sonra hastada ani başlayan titreme, 39.5°C ateş, şiddetli kas ağrıları, taşikardi ve mevcut cilt lezyonlarında belirginleşme gözleniyor. Hastanın kan basıncı 100/60 mmHg ölçülüyor; solunum sıkıntısı, hışıltılı solunum (wheezing) veya ürtiker saptanmıyor.

Bu hastada gelişen klinik tablo için en olası tanı ve yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Jarisch-Herxheimer reaksiyonu gelişmiştir; semptomatik tedavi ve hidrasyon ile takip edilmelidir

Cevap

Jarisch-Herxheimer reaksiyonu gelişmiştir; semptomatik tedavi ve hidrasyon ile takip edilmelidir
Jarisch-Herxheimer reaksiyonu, spiroket enfeksiyonlarının (Sifiliz, Lyme, Leptospiroz) etkin antibiyotik tedavisine başlanmasından sonraki ilk 24 saat içinde (genellikle 2-8 saat) görülen akut febril bir reaksiyondur. Spiroketlerin masif yıkımı sonucu açığa çıkan lipoproteinler ve endotoksin benzeri maddeler sitokin fırtınasına (TNF-alfa, IL-6) yol açar. Klinik olarak ateş, titreme, baş ağrısı, miyalji, taşikardi ve mevcut cilt lezyonlarının belirginleşmesi (alevlenme) ile karakterizedir. Genellikle selim seirlidir ve 24 saat içinde kendiliğinden düzelir. Tedavisi semptomatiktir (antipiretikler, hidrasyon); antibiyotik tedavisi kesinlikle KESİLMEZ.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Sifiliz tedavisi (Penisilin) sonrası 6. saatte ateş, titreme, miyalji ve lezyonlarda artış var. Anafilaksi bulgusu (ürtiker, dispne) yok.
Tanıyı koymak için semptomların zamanlaması ve niteliği kritiktir.
2
Ayırıcı tanıları değerlendir
Anafilaksi hemen gelişir ve solunum bulgusu verir. Hoigné psikiyatrik tablodur. Bu tablo Jarisch-Herxheimer ile uyumludur.
Spiroket tedavilerinde sık görülen bu reaksiyonu diğer acillerden ayırmak gerekir.
3
Yönetimi belirle
Jarisch-Herxheimer kendini sınırlar (self-limited); tedavi kesilmez, sadece semptomatik destek (antipiretik, sıvı) verilir.
Gereksiz adrenalin kullanımı veya tedavinin kesilmesini önlemek için.

Anahtar Kavram

Jarisch-Herxheimer Reaksiyonu

İpuçları

1
Tablonun antibiyotik uygulamasından saatler sonra ortaya çıkması ve cilt lezyonlarının belirginleşmesi, bunun bakteriyel ölüme bağlı bir yanıt olduğunu düşündürmelidir.
2
Solunum sıkıntısı ve ürtikerin olmaması, bu tablonun Tip 1 IgE aracılı bir alerjik reaksiyon (anafilaksi) olmadığını gösterir.
3
Sifiliz tedavisinde 'tedaviye yanıt olarak gelişen, kendi kendini sınırlayan ateşli reaksiyon' tanımı Jarisch-Herxheimer reaksiyonunu işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Sifiliz tedavisinde kullanılan diğer penisilin formları (Prokain vs Benzatin) ve bunların özgül yan etkilerini (örn. Hoigné sendromu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

3232 yaşında erkek hasta; son 22 haftadır avuç içlerinde ve vücudunda kaşıntısız, kırmızı-kahverengi döküntüler şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede yaygın lenfadenopati ve palmar bölgede makülopapüler lezyonlar saptanıyor. Hastanın anamnezinde 33 ay önce penisinde ağrısız, kendiliğinden geçen bir yara olduğu öğreniliyor. Yapılan VDRL (Venereal Disease Research Laboratory) tarama testi 1/321/32 titrasyonda pozitif bulunuyor.

Bu hastada sifiliz tanısını kesinleştirmek için istenmesi gereken spesifik treponemal test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FTA-ABS (Fluorescent Treponemal Antibody Absorption)

Cevap

Sekonder sifiliz düşündüren klinik bulguları ve pozitif VDRL sonucu olan bu hastada tanıyı kesinleştirmek için FTA-ABS gibi spesifik bir treponemal test istenmelidir.
Sekonder sifiliz tanısında algoritma, non-treponemal bir tarama testinin (VDRL/RPR) ardından pozitif sonuçların spesifik bir treponemal test (FTA-ABS, TPPA veya TPIA) ile doğrulanmasını gerektirir. Hastada sekonder sifiliz bulguları (palmo-plantar döküntü, lenfadenopati) mevcuttur ve VDRL pozitiftir. Tanıyı kesinleştirmek için kullanılan en yaygın treponemal doğrulama testi FTA-ABS'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Avuç içi/ayak tabanı döküntüleri ve geçirilmiş ağrısız yara (şankr) öyküsü sekonder sifiliz ile uyumludur.
Sifiliz evrelerini belirlemek tanısal algoritma için ilk adımdır.
2
Tarama testi sonucunu yorumla.
VDRL pozitifliği non-treponemal bir tarama sonucudur ve biyolojik yalancı pozitiflik içerebilir.
Non-treponemal testler lipid antijenlerine karşı oluşan antikorları ölçer, spesifik değildir.
3
Doğrulama testi aşamasına geç.
Treponema pallidum'a özgü antikorları saptayan FTA-ABS veya TPPA testlerinden biri seçilmelidir.
Tanının kesinleşmesi için spesifik treponemal antikorların gösterilmesi şarttır.

Anahtar Kavram

Sifiliz tanı algoritmasında non-treponemal testler (VDRL/RPR) tarama, treponemal testler (FTA-ABS/TPPA) doğrulama amacıyla kullanılır.
Tahmini Süre:45s
Soru 16Soru

2626 yaşında erkek hasta, 1010 gündür giderek artan halsizlik, iştahsızlık ve ateş şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 39.4C39.4^\circ C, nabız 72/dakika72/dakika ölçülüyor. Karın muayenesinde hafif splenomegali saptanıyor ve gövdesinde basmakla solan, az sayıda gül rengi maküler döküntüler dikkati çekiyor. Laboratuvar incelemesinde lökopeni saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tifo

Cevap

Verilen klinik bulgular ışığında en olası tanı Tifo'dur.
Tifo (Salmonella typhi enfeksiyonu), basamaklı artan ateş, relatif bradikardi (Faget belirtisi), splenomegali, lökopeni ve karın-göğüs bölgesinde basmakla solan gül rengi lekeler (rose spots) ile karakterize sistemik bir enfeksiyondur. Vakadaki tüm bulgular bu tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın değerlendirilmesi
Yüksek ateş (39.4C39.4^\circ C) ve düşük nabız (72/dakika72/dakika) arasındaki uyumsuzluk saptandı.
Yüksek ateşe rağmen nabzın beklenenden düşük olması (Faget belirtisi/relatif bradikardi) tifo için çok değerli bir ipucudur.
2
Döküntü karakterinin incelenmesi
Gövdede gül rengi lekeler (rose spots) saptandı.
Rose spots, Salmonella typhi enfeksiyonunda (tifo) hastalığın ikinci haftasında görülen patognomonik bir bulgudur.
3
Tanının netleştirilmesi
Tifo tanısına ulaşıldı.
Splenomegali ve lökopeni bulguları da tifonun sistemik yayılımını ve kemik iliği üzerindeki etkilerini desteklemektedir.

Anahtar Kavram

Tifo (Enterik Ateş) Tanı Kriterleri

Alternatif Yöntem

Ateş-nabız uyumsuzluğuna (Faget belirtisi) odaklanmak, tifo ve brusella gibi sınırlı sayıdaki tanıyı hızla akla getirir; rose spots varlığı ise tifoyu kesinleştirir.
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

Kolesistektomi sonrası 3.3. günde olan 4242 yaşında kadın hasta, ateş ve nefes darlığı nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde; ateş 38.8C38.8^\circ \text{C}, nabız 115/dk115/\text{dk}, solunum sayısı 26/dk26/\text{dk}, kan basıncı 85/50 mmHg85/50 \text{ mmHg} saptanıyor. Hastaya yapılan 30 mL/kg30 \text{ mL/kg} izotonik kristaloid resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncı 60 mmHg60 \text{ mmHg} olarak devam ediyor ve kan basıncını korumak için norepinefrin infüzyonuna başlanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum laktat düzeyi 3.4 mmol/L3.4 \text{ mmol/L} olarak ölçülüyor.

Sepsis-33 (The Third International Consensus Definitions for Sepsis and Septic Shock) kılavuzuna göre bu hastanın klinik tablosu için en uygun tanımlama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Septik şok

Cevap

Septik şok
Septik şok, Sepsis-33 kriterlerine göre; sepsisli bir hastada yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncını 65 mmHg\geq 65 \text{ mmHg} düzeyinde tutmak için vazopressör gereksinimi olması VE serum laktat düzeyinin >2 mmol/L> 2 \text{ mmol/L} (>18 mg/dL> 18 \text{ mg/dL}) olması olarak tanımlanır. Bu vaka her iki kriteri de karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Postoperatif enfeksiyon şüphesi, hipotansiyon, taşipne ve ateş mevcuttur.
Sepsis şüphesi olan hastada ilk adım odak ve ciddiyet tayinidir.
2
Sıvı resüsitasyon yanıtını kontrol et
30 mL/kg30 \text{ mL/kg} sıvıya rağmen ortalama arter basıncı (OAB) 65 mmHg65 \text{ mmHg}'nin altında kalmıştır.
Vazopressör gereksinimi şok tanımı için kritik bir bileşendir.
3
Biyokimyasal parametreleri incele
Serum laktat düzeyi 3.4 mmol/L3.4 \text{ mmol/L} olarak saptanmıştır.
Sepsis-33 kriterlerine göre septik şok için laktat eşiği >2 mmol/L> 2 \text{ mmol/L}'dir.
4
Kriterleri birleştir
Vazopressör ihtiyacı ++ Laktat >2> 2 == Septik Şok.
Her iki kriterin sıvı resüsitasyonu sonrası varlığı septik şok tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 kriterlerine göre Septik Şok tanımı: Sepsis tablosuna ek olarak, yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen OAB 65 mmHg\geq 65 \text{ mmHg} tutmak için vazopressör gereksinimi VE serum laktat düzeyinin >2 mmol/L> 2 \text{ mmol/L} olmasıdır.
Soru 18Soru

2626 yaşında kadın hasta; menstrüasyonunun 22. gününde ani başlayan 40C40^\circ\text{C} ateş, bulantı, kusma, ishal ve tüm vücutta yaygın, "güneş yanığı"na benzer eritematöz döküntü ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde konfüzyonu olan hastanın kan basıncı 75/45 mmHg75/45\text{ mmHg}, nabzı 125/dk125/\text{dk} ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde üre, kreatinin ve karaciğer fonksiyon testlerinde belirgin yükseklik saptanırken, trombosit sayısı 85.000/mm385.000/\text{mm}^3 olarak bulunuyor. Bu klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan kültürlerinde etken bakterinin üreme olasılığı oldukça düşüktür.

Cevap

Kan kültürlerinde etken bakterinin üreme olasılığının oldukça düşük olması
Stafilokokal Toksik Şok Sendromu'nda (TSS), klinik bulgular Staphylococcus aureus tarafından salınan TSST-1 toksininin süperantijen etkisiyle oluşur. Bakteri lokal bir odakta (bu vakada vajinal tampon) çoğalır ve toksin salgılar. Bu nedenle bakterinin kendisinin kana karışması (bakteriyemi) nadirdir ve kan kültürleri vakaların %95'inden fazlasında negatif sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Yüksek ateş, hipotansiyon, yaygın döküntü, multiorgan tutulumu ve menstrüasyon öyküsü
Bu bulgular klasik olarak Stafilokokal Toksik Şok Sendromu'nu (TSS) düşündürür.
2
Etkeni ve patogenezi belirle
Staphylococcus aureus ve TSST-1 (süperantijen)
S. aureus'un ürettiği bu toksin, T-hücrelerini non-spesifik olarak aktive ederek yaygın sitokin salınımına yol açar.
3
Laboratuvar özelliklerini hatırla
Kan kültürleri genellikle negatiftir (<%5)
TSS, bakteriyemik bir hastalıktan ziyade bir 'toksinemi' tablosudur. Bakteri odak noktada (vajen) kalırken toksin sistemik dolaşıma katılır.

Anahtar Kavram

Stafilokokal Toksik Şok Sendromu'nda (TSS) bakteriyemi nadirdir; tablo toksin aracılıdır.

Daha Fazla Pratik

Stafilokokal TSS ile Streptokokal STSS arasındaki farkları (özellikle kan kültürü pozitifliği ve nekrotizan fasyit varlığı) karşılaştıran tabloları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

3232 yaşında intravenöz "black tar" eroin kullanımı öyküsü olan erkek hasta, son 22 gündür giderek artan çift görme, konuşma bozukluğu ve kollarında belirginleşen güçsüzlük şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral ptozis, dilate ve ışığa yavaş yanıt veren pupiller, dizartri ve üst ekstremitelerden başlayıp aşağı doğru ilerleyen simetrik flask paralizi saptanıyor. Sol ön kolda süpüratif, krepitasyon alınmayan derin bir apse odağı izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yara botulizmi; yönetimde acil botulinum antitoksini, apse debridmanı ve penisilin G tedavisi uygulanmalıdır.

Cevap

Yara botulizmi; yönetimde acil botulinum antitoksini, apse debridmanı ve penisilin G tedavisi uygulanmalıdır.
Hastadaki intravenöz ilaç kullanımı sonrası gelişen simetrik inen flask paralizi, ptozis ve pupil dilatasyonu (midriyazis) 'Yara Botulizmi' için patognomoniktir. Tedavide dolaşımdaki toksini bağlamak için acilen antitoksin verilmeli, anaerobik üreme odağı olan apse debride edilmeli ve etken Clostridium botulinum'u eradike etmek için Penisilin G veya Metronidazol başlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Adım 1: Klinik bulguların ve öykünün sentezlenmesi
İntravenöz ilaç kullanımı, inen flask paralizi, bulber bulgular (diplopi, dizartri) ve pupil dilatasyonu birlikteliği saptanmıştır.
Bu kombinasyon, Clostridium botulinum toksininin nöromüsküler kavşakta asetilkolin salınımını inhibe etmesiyle oluşan botulizm tablosunu işaret eder.
2
Adım 2: Ayırıcı tanının yapılması
Guillain-Barré (asendan), Miyastenia Gravis (pupil korunur) ve Miller-Fisher triadı dışlanmıştır.
Yara botulizmi, özellikle IV ilaç kullanıcılarında apseli odaklarda anaerobik ortamda üreyen C. botulinum sporlarının vejetatif hale geçip toksin üretmesiyle oluşur.
3
Adım 3: Tedavi protokolünün belirlenmesi
Antitoksin (toksini nötralize etmek için), debridman (kaynağı temizlemek için) ve Penisilin G/Metronidazol seçimi.
Tedavide nöromüsküler iletimi daha da bozabilecek aminoglikozidlerden ve magnezyumdan kaçınılmalıdır.

Anahtar Kavram

Yara botulizmi kliniğinde inen paralizi ve pupil tutulumu karakteristiktir; tedavide antitoksin ve cerrahi odak temizliği esastır.
Soru 20Soru

52 yaşında erkek hasta, ailesi tarafından son 6 aydır fark edilen ilerleyici unutkanlık, kişilik değişiklikleri ve yürüme güçlüğü şikayetleriyle getiriliyor. Özgeçmişinde özellik saptanmayan hastanın nörolojik muayenesinde; pupillerin ışık refleksi alınamıyor ancak akomodasyona yanıt veriyor (Argyll Robertson pupili). Derin tendon refleksleri alt ekstremitelerde alınamıyor ve Romberg testi pozitif saptanıyor.

Rutin laboratuvar tetkiklerinde serum VDRL 1/64 pozitif ve TPHA pozitif bulunuyor. Yapılan lomber ponksiyonda BOS analizi şu şekildedir:

ParametreSonuçNormal Değer
Protein75 mg/dL15-45 mg/dL
Glukoz55 mg/dL40-70 mg/dL
Hücre30/mm³ (lenfosit hakimiyeti)0-5/mm³
BOS VDRLNegatifNegatif

Bu hasta için en doğru klinik değerlendirme ve yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut klinik ve laboratuvar bulguları nörosifilizi desteklemektedir; BOS VDRL testinin düşük duyarlılığı nedeniyle negatif olması tanıyı dışlatmaz, intravenöz penisilin tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Mevcut klinik ve laboratuvar bulguları nörosifilizi desteklemektedir; BOS VDRL testinin düşük duyarlılığı nedeniyle negatif olması tanıyı dışlatmaz, intravenöz penisilin tedavisi başlanmalıdır.
Hastada nörosifiliz için patognomonik olan Argyll Robertson pupili ve Tabes Dorsalis bulguları mevcuttur. Serum serolojisi pozitiftir. BOS analizinde saptanan lenfositik pleositoz ve protein yüksekliği aktif nörosifilizi destekler. Nörosifiliz tanısında BOS VDRL testi %100'e yakın özgüllüğe sahip olsa da, duyarlılığı %30-70 arasındadır. Bu nedenle, klinik şüphe ve diğer BOS bulguları varlığında BOS VDRL negatifliği tanıyı dışlatmaz. Hasta 'Olası Nörosifiliz' kabul edilerek IV Penisilin tedavisi almalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Argyll Robertson pupili, ataksi, refleks kaybı ve kognitif yıkım nörosifilizin (Tabes Dorsalis ve parankimal tutulum) klasik bulgularıdır.
Sifilizin geç dönem komplikasyonlarını tanımak ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Serum serolojisini değerlendir
Serum VDRL ve TPHA pozitifliği hastanın sifiliz geçirdiğini veya aktif enfeksiyonu olduğunu kanıtlar.
Nörosifiliz tanısı için öncelikle sistemik sifiliz varlığı gösterilmelidir.
3
BOS bulgularını ve VDRL testini yorumla
BOS'ta pleositoz ve protein yüksekliği aktif inflamasyonu gösterir. BOS VDRL negatiftir.
BOS VDRL testinin özgüllüğü yüksektir (pozitifse tanı koydurur) ancak duyarlılığı düşüktür (%30-70). Yani negatif olması nörosifilizi dışlatmaz.
4
Tanı ve tedavi kararını ver
Klinik uyumlu, serum pozitif ve BOS inflamatuar ise BOS VDRL negatif olsa bile 'Olası Nörosifiliz' kabul edilerek tedavi (IV Kristalize Penisilin G) başlanmalıdır.
Tedavisiz nörosifiliz kalıcı nörolojik hasara yol açar.

Anahtar Kavram

Nörosifiliz Tanı Kriterleri ve BOS VDRL Sınırlamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 18Sonraki