Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 61Soru →

3434 yaşında kadın hasta, 33 gündür devam eden yüksek ateş, kuru öksürük ve giderek artan nefes darlığı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde İnfluenza A saptanıyor. Fizik muayenesinde bilateral yaygın raller duyuluyor; juguler venöz dolgunluk saptanmıyor ve S3S_3 duyulmuyor. Akciğer grafisinde bilateral yama tarzında infiltrasyonlar izleniyor. Arteriyel kan gazında, PEEP 55 cmH2OcmH_2O ve FiO2FiO_2 %40\%40 (0,40,4) iken PaO2PaO_2 değeri 8888 mmHgmmHg olarak ölçülüyor. Bu hasta için Berlin kriterlerine göre en olası tanı ve şiddet sınıflandırması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hafif ARDS

Cevap

Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 220220 olan hastada tanı hafif ARDS'dir.
Doğru yanıt hafif ARDS'dir çünkü Berlin kriterlerine göre hastanın başlangıç süresi akut (3 gün), akciğer grafisinde bilateral infiltrasyonları mevcut, kalp yetersizliği klinik olarak dışlanmış ve PEEP ≥5\geq 5 iken hesaplanan PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 220220 (200−300200-300 aralığında) saptanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Akut başlangıç (3 gün), bilateral infiltratlar ve tetikleyici (viral pnömoni) mevcut.
ARDS tanısı için başlangıcın ilk bir hafta içinde olması ve bilateral radyolojik bulgu gerekir.
2
Ödem kaynağını dışla
Normal juguler venöz basınç ve S3 yokluğu kardiyojenik ödemi dışlar.
Berlin kriterlerine göre ödem hidrostatik/kardiyak nedenlerle tam olarak açıklanamamalıdır.
3
PaO2/FiO2 (P/F) oranını hesapla
88/0,4=22088 / 0,4 = 220
Şiddet sınıflandırması PEEP en az 55 cmH2OcmH_2O iken P/F oranına göre yapılır.
4
Berlin şiddet sınıflamasını uygula
200<220≤300200 < 220 \leq 300 olduğu için hafif derece ARDS.
Hafif ARDS aralığı 200-300 arasıdır.

Anahtar Kavram

Berlin ARDS Kriterleri ve Şiddet Sınıflandırması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 62Soru →

5858 yaşında, emekli muhasebeci olan kadın hasta; son 22 aydır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde hiç sigara içme öyküsü bulunmayan hastanın, kronik üriner sistem enfeksiyonları nedeniyle son 66 aydır proflaktik amaçlı nitrofurantoin kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde bilateral ince (velcro) raller saptanıyor. Toraks yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografisinde (HRCT) her iki akciğer alt loblarında periferik yerleşimli buzlu cam dansiteleri ve retiküler çizgilenmeler izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nitrofurantoin ilişkili akciğer hasarı

Cevap

Nitrofurantoin kullanımı ile ilişkili interstisyel akciğer hastalığı tablosu en olası tanıdır.
Nitrofurantoin kullanımı sırasında gelişen kronik pulmoner reaksiyonlar, ilacın kesilmesiyle düzelebilir veya kalıcı fibrozise yol açabilir. Hastadaki buzlu cam ve retiküler dansiteler, kronik nitrofurantoin maruziyetinde sık görülen radyolojik paternlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın özgeçmişindeki ilaç kullanımını sorgula.
6 aydır kesintisiz nitrofurantoin kullanımı saptandı.
Bazı ilaçlar (nitrofurantoin, amiodaron, metotreksat) akciğer parankiminde hasar yaparak interstisyel akciğer hastalığına yol açabilir.
2
Klinik ve radyolojik bulguları birleştir.
İlerleyici dispne, kuru öksürük, velcro raller ve HRCT'de bazal buzlu cam dansiteleri.
Bu bulgular bir interstisyel akciğer hastalığı (İAH) paternini işaret eder; nitrofurantoin kullanımıyla kronik fibrotik veya buzlu cam ağırlıklı (NSIP benzeri) tablolar görülebilir.
3
Ayırıcı tanıları dışla.
IPF (bal peteği yok), Sarkoidoz (LAP yok), HP (maruziyet yok).
İlaç kullanım öyküsü olan hastalarda öncelikle ilaca bağlı akciğer hasarı düşünülmelidir.

Anahtar Kavram

Nitrofurantoin, hem akut aşırı duyarlılık reaksiyonuna hem de kronik fibrotik interstisyel akciğer hastalığına neden olabilen önemli bir ilaçtır.

İpuçları

1
Hastanın kullandığı spesifik bir ilacın akciğer yan etkisi olabilir mi?

Daha Fazla Pratik

İlaca bağlı akciğer hastalıklarında en sık sorumlu tutulan diğer ajanları (amiodaron, metotreksat) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 63Soru →

34 yaşında erkek hasta, yaklaşık 20 gündür devam eden şiddetli baş ağrısı, aralıklı ateş ve gece terlemesi şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede ense sertliği pozitif saptanıyor ve hasta konfüze görünümde değerlendiriliyor. Kraniyal manyetik rezonans görüntülemede bazal sisternalarda belirgin leptomeningeal kontrast tutulumu izleniyor. Yapılan lomber ponksiyon analizinde Beyin Omurilik Sıvısı (BOS) bulguları şu şekildedir:

ParametreDeğer
BasınçArtmış
GörünümBerrak/Hafif bulanık
Hücre Sayısı350/mm³ (%85 Lenfosit)
Protein180 mg/dL
Glikoz22 mg/dL (Eş zamanlı kan şekeri: 100 mg/dL)

Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulguları dikkate alındığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberküloz menenjit

Cevap

Tüberküloz menenjit
Soruda verilen vaka klasik bir Tüberküloz Menenjit tablosudur. Tanısal ipuçları şunlardır: 1) Subakut seyir (20 gün), 2) Bazal meningeal tutulum (TBM'nin en tipik radyolojik bulgusudur, çünkü eksuda beyin tabanında birikir), 3) BOS profili: Lenfositer hakimiyet, belirgin yüksek protein ve çok düşük glikoz. Bu 'üçlü' kombinasyon (Lenfosit + Yüksek Protein + Düşük Glikoz) aksi kanıtlanana kadar Tüberküloz Menenjit kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyri değerlendir.
20 günlük öykü (Subakut seyir), akut bakteriyel menenjitten uzaklaştırır.
Semptomların süresi etyolojik ayırıcı tanıda kilit öneme sahiptir.
2
Radyolojik bulguları analiz et.
Bazal meningeal tutulum.
Bazal sisternalarda kontrastlanma Tüberküloz menenjit, Fungal menenjit veya Sarkoidoz için oldukça karakteristiktir.
3
BOS biyokimyasını yorumla.
Glikoz çok düşük (%22 kan şekerinin çok altında), Protein belirgin yüksek.
Glikozun kan şekerine oranının <0.3 olması Tüberküloz veya Bakteriyel enfeksiyonu işaret eder; Viral menenjitte glikoz normaldir.
4
Hücre tipini değerlendir.
Lenfositer hakimiyet.
Düşük glikoz + Yüksek protein ortamında Lenfositer hakimiyet Tüberküloz menenjit için en güçlü göstergedir (Listeria hariç bakteriyellerde nötrofil hakimdir).

Anahtar Kavram

Tüberküloz menenjit tanısında BOS bulguları: Lenfositer pleositoz, yüksek protein ve belirgin düşük glikoz (hipoglikoraji) üçlüsü ile birlikte bazal meningeal tutulum.

İpuçları

1
BOS glikoz düzeyine dikkat edin; kan şekerinin %50'sinin çok altında olması hangi tanıları ekarte eder?
2
Lenfositer hakimiyet varlığında düşük glikoz görülmesi, viral menenjiti dışlar. Geriye Tüberküloz, Fungal veya tedavi almış/Listeria gibi bakteriyel nedenler kalır.
3
Kraniyal görüntülemedeki 'bazal meningeal tutulum' ifadesi, tüberküloz menenjit için çok spesifik bir radyolojik bulgudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 64Soru →

45 yaşında erkek hasta, 5 gündür devam eden yüksek ateş, öksürük ve sağ yan ağrısı şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sağ bazalde solunum sesleri azalmış ve matite alınıyor. Akciğer grafisinde sağ alt zonda pnömonik infiltrasyon ve eşlik eden plevral efüzyon saptanıyor. Yapılan tanısal torasentezde plevral sıvı analizi sonuçları şöyledir:

* Görünüm: Bulanık sarı
* pH: 7.10
* Glukoz: 30 mg/dL
* LDH: 1200 U/L
* Gram boyama: Negatif

Buna göre, bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uygun antibiyotik tedavisi ve tüp torakostomi uygulanması

Cevap

Uygun antibiyotik tedavisi ve tüp torakostomi uygulanması
Hastada pnömoniye eşlik eden plevral efüzyon (parapnömonik efüzyon) mevcuttur. Plevral sıvı analizinde pH < 7.20 (7.10) ve Glukoz < 60 mg/dL (30 mg/dL) olması, bu sıvının 'Komplike Parapnömonik Efüzyon' olduğunu gösterir. Komplike efüzyonlar, ampiyeme dönüşme ve loküle olma riski yüksek sıvılardır. Bu nedenle tedavi algoritmasında antibiyotik tedavisine ek olarak mutlaka tüp torakostomi ile drenaj uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kliniğini ve sıvı analizini değerlendir
Pnömoni tablosu + Plevral sıvı pH: 7.10 (< 7.20) ve Glukoz: 30 mg/dL (< 60 mg/dL).
Bu değerler efüzyonun 'Komplike Parapnömonik Efüzyon' aşamasına geçtiğini gösterir.
2
Komplike parapnömonik efüzyon için tedavi kılavuzlarını hatırla
Drenaj gerekliliği.
pH < 7.20, Glukoz < 60 mg/dL, püy varlığı veya pozitif gram boyama/kültür durumlarında antibiyotiğe ek olarak mutlaka drenaj (tüp torakostomi) yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Komplike parapnömonik efüzyonlarda (pH < 7.20 veya Glukoz < 60 mg/dL) sadece antibiyotik yetmez, tüp torakostomi ile drenaj şarttır.

İpuçları

1
Parapnömonik efüzyonlarda tedavi kararını belirleyen en önemli parametreler plevral sıvı pH ve glukoz düzeyleridir.
2
Sıvı pH değerinin 7.20'nin altında olması, metabolik aktivitenin yüksek olduğunu ve sıvının komplike hale geldiğini gösterir.
3
Komplike parapnömonik efüzyonlarda (pH < 7.20) antibiyotik tek başına enfeksiyonu kontrol edemez, enfekte sıvının vücuttan uzaklaştırılması (drenaj) gerekir.

Daha Fazla Pratik

Light kriterleri kullanılarak eksüda ve transüda ayrımının yapıldığı bir vaka sorusu çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 65Soru →

Altmış beş yaşında erkek hastada yapılan tetkiklerde sağ akciğer alt lobda 3 cm3 \text{ cm} çaplı, biyopsisi adenokarsinom ile uyumlu kitle ve sağ taraflı plevral efüzyon saptanmıştır. Yapılan torasentezde sıvı seröanjinöz görünümde, eksuda karakterinde olup; üç kez gönderilen sitolojik inceleme sonucu malignite yönünden negatif gelmiştir. Uzak metastaz taraması ve mediastinal lenf nodu örneklemesi negatif olan bu hastada, en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Video yardımlı torakoskopi (VATS) ile plevral değerlendirme yapılması; plevra negatifse cerrahiye geçilmesi

Cevap

Video yardımlı torakoskopi (VATS) ile plevral değerlendirme yapılması; plevra negatifse cerrahi rezeksiyona geçilmesi en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım, efüzyonun karakterini kesinleştirmektir. Akciğer kanserli bir hastada plevral efüzyonun sitolojisi negatifse, bu sıvı 'paramalign' olabilir. Paramalign efüzyonlar evreyi değiştirmez ve cerrahiye engel teşkil etmez. Ancak sitolojinin negatif olması plevral metastazı kesin dışlamadığından, cerrahi kararı öncesi VATS ile plevranın görsel ve biyopsi ile değerlendirilmesi zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Kitle boyutu ve efüzyon varlığının klinik evrelemedeki yerini belirle.
3 cm3 \text{ cm} kitle (T2) ve plevral efüzyon (şüpheli M1a).
TNM evrelemesinde plevral efüzyonun varlığı, hastalığın evresini doğrudan Evre I-II'den Evre IV'e (M1a) taşıyabilir.
2
Torasentez sitolojisi sonuçlarını analiz et.
Üç kez negatif sitoloji.
Malign plevral efüzyonlarda sitolojinin duyarlılığı her tekrarda artsa da, negatif olması maligniteyi kesin olarak dışlamaz.
3
Paramalign efüzyon ile malign efüzyon ayrımı için ileri tanı yöntemini seç.
Video yardımlı torakoskopi (VATS).
Sitoloji negatifse plevranın doğrudan gözlenmesi ve şüpheli alanlardan biyopsi alınması kesin evreleme için zorunludur.
4
VATS sonucuna göre tedavi planını kesinleştir.
Plevra negatifse küratif rezeksiyon; pozitifse palyatif tedavi.
Paramalign efüzyonlar (atelektazi veya lenfatik tıkanıklığa bağlı) cerrahiye engel değildir.

Anahtar Kavram

Akciğer kanserinde plevral efüzyon varlığında sitoloji negatifse, 'paramalign efüzyon' ihtimali nedeniyle kesin evreleme için VATS veya torakoskopi uygulanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Paramalign efüzyon ile malign plevral efüzyon arasındaki farkların TNM-8 evrelemesi üzerindeki etkilerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 66Soru →

6262 yaşında erkek hasta, son 55 yıldır giderek artan nefes darlığı ve özellikle kış aylarında artış gösteren öksürük ve beyaz-gri renkli balgam çıkarma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 4040 paket-yıl sigara öyküsü mevcut. Fizik muayenede göğüs ön-arka çapı artmış, ekspiryum süresi uzamış ve her iki akciğer bazallerinde hafif ronküsler saptanıyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçları aşağıdadır:

ParametreBeklenen DeğerÖlçülen (Pre-BD)% BeklenenÖlçülen (Post-BD)
FEV1 (L)3.403.401.601.6047471.681.68
FVC (L)4.504.503.203.2071713.303.30
FEV1/FVC>0.75>0.750.500.50-0.510.51

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)

Cevap

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) tanısı, hastanın klinik öyküsü (yoğun sigara kullanımı, ilerleyici nefes darlığı) ve solunum fonksiyon testindeki kalıcı obstrüksiyon (FEV1/FVC<0.70FEV1/FVC < 0.70) bulgusu ile konur. Bu vakada bronkodilatör sonrası oran 0.510.51 olarak kalmış ve FEV1FEV1 artışı reversibilite sınırlarının altında gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hava yolu kısıtlılığının (obstrüksiyon) varlığını değerlendir.
FEV1/FVCFEV1/FVC oranının 0.500.50 (ve post-BD 0.510.51) olması, 0.700.70 eşik değerinin altında olduğu için obstrüksiyonu doğrular.
Obstrüktif akciğer hastalıklarının temel SFT kriteri düşük FEV1/FVCFEV1/FVC oranıdır.
2
Bronkodilatör sonrası reversibiliteyi hesapla.
FEV1FEV1 değişimi: 1.68−1.60=0.08L1.68 - 1.60 = 0.08 L (80mL80 mL) ve artış oranı: (0.08/1.60)×100=%5(0.08 / 1.60) \times 100 = \%5.
Anlamlı reversibilite için hem 200mL200 mL hem de %12\%12 üzerinde bir artış gereklidir; bu hastada reversibilite negatiftir.
3
Klinik verilerle SFT bulgularını sentezle.
4040 paket-yıl sigara öyküsü, 6262 yaş ve kalıcı (irreversible) hava yolu obstrüksiyonu birleştiğinde tanı KOAH'tır.
GOLD rehberine göre post-BD FEV1/FVC<0.70FEV1/FVC < 0.70 kalıcı hava yolu kısıtlılığının ve KOAH'ın kanıtıdır.

Anahtar Kavram

KOAH tanısı, risk faktörlerine maruz kalmış bir hastada post-bronkodilatör FEV1/FVC<0.70FEV1/FVC < 0.70 olmasıyla konur.

Daha Fazla Pratik

KOAH'lı bir hastada GOLD evrelemesi (1-4) ve gruplandırma (A, B, E) kriterlerini tekrar etmeniz faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 67Soru →

3434 yaşında kadın hasta, son 88 aydır giderek artan efor dispnesi, eforla tetiklenen batıcı göğüs ağrısı ve dün sabah olan bir kez hemoptizi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde oskültasyonda pulmoner odakta S2S2 sesinde sertleşme (P2 vurgusu) ve sternum sol kenarında 3/63/6 şiddetinde holosistolik üfürüm saptanıyor. Alt ekstremite ödemi bulunmayan hastanın DD-dimer düzeyi normal saptanmıştır. Yapılan sağ kalp kateterizasyonunda (SKK) ortalama pulmoner arter basıncı (mPABmPAB) 3838 mmHg, pulmoner kapiller uç basıncı (PKUBPKUB) 1111 mmHg ve kardiyak debi 4.24.2 L/dk olarak ölçülmüştür. İnhale nitrik oksit (iNOiNO) ile yapılan farmakolojik test sonrasında mPABmPAB değerinin 2222 mmHg'ye düştüğü ve kardiyak debinin 4.64.6 L/dk'ya yükseldiği gözlenmiştir.

Bu hasta için en uygun ilk basamak farmakolojik tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nifedipin

Cevap

Vazoreaktivite testi pozitif olan WHO Grup 1 Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon (PAH) hastalarında ilk basamak tedavi yüksek doz kalsiyum kanal blokerleridir (örneğin nifedipin).
Hastada saptanan mPAB 3838 mmHg ve PKUB 1111 mmHg değerleri pre-kapiller pulmoner hipertansiyon ile uyumludur. Akut vazoreaktivite testi sırasında mPAB'ın en az 1010 mmHg düşerek ≤40\le 40 mmHg seviyesine inmesi (burada 2222 mmHg) ve kardiyak debinin korunması testi 'pozitif' kılar. Pozitif vazoreaktif yanıt veren WHO Grup 1 PAH hastalarında, kalsiyum kanal blokerleri (Nifedipin, Diltiazem veya Amlodipin) ilk tercih edilen farmakolojik tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik verilerin analizi
mPAB > 2020 mmHg ve PKUB ≤15\le 15 mmHg olması, hastanın pre-kapiller pulmoner hipertansiyon (PH) olduğunu gösterir.
Tanısal sınıflandırmayı doğru yapabilmek için hemodinamik verileri yorumlamak gerekir.
2
Vazoreaktivite testinin yorumlanması
mPAB'da 1616 mmHg'lik bir düşüş (38→2238 \rightarrow 22) saptanmış ve sonuç mPAB 4040 mmHg'nin altında kalmıştır; kardiyak debi de düşmemiştir. Bu durum 'vazoreaktivite testi pozitif' olarak kabul edilir.
Tedavi seçimini belirleyen kritik kriter vazoreaktivite testine alınan yanıttır.
3
Tedavi protokolünün belirlenmesi
Akut vazoreaktivite yanıtı olan WHO Grup 1 (PAH) hastalarında yüksek doz kalsiyum kanal blokerleri (KKB) başlanır.
KKB tedavisi, vazoreaktif hastalarda çok iyi prognoz ve uzun dönem sağkalım sağlar.

Anahtar Kavram

Vazoreaktif Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Vazoreaktivite testi pozitif olan hastaların takipte bu yanıtı kaybedip kaybetmediklerini belirlemek için yıllık kontrol SKK yapılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 68Soru →

6464 yaşında erkek hasta, son 33 yıldır eforla artan nefes darlığı ve kronik öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 4545 paket-yıl sigara öyküsü mevcut olan hastanın fizik muayenesinde göğüs ön-arka çapının arttığı (fıçı göğüs), ekspiryum süresinin uzadığı ve oskültasyonda kalp seslerinin derinden geldiği saptanıyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testi (SFTSFT) ve difüzyon kapasitesi (DLCODLCO) sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreÖlçülen Değer (Beklenenin %)
FEV1/FVCFEV_1/FVC0.580.58
FEV1FEV_1%52\%52
FVCFVC%88\%88
RVRV (Rezidüel Volüm)%145\%145
TLCTLC (Total Akciğer Kapasitesi)%115\%115
DLCODLCO%42\%42

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları temel alındığında, hastanın en olası tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amfizem

Cevap

Sunulan klinik ve laboratuvar verileri doğrultusunda en olası tanı amfizemsir.
Doğru seçenek olan amfizemde, sigara içimine bağlı olarak alveolar septaların yıkımı gerçekleşir. Bu durum iki temel sonuca yol açar: Birincisi, havayolu desteğinin kaybı sonucu obstrüksiyon (FEV1/FVC<0.70FEV_1/FVC < 0.70) ve hava hapsi (RVRV artışı); ikincisi ise gaz değişim yüzeyinin kaybı sonucu difüzyon kapasitesinde (DLCODLCO) belirgin azalmadır. Hastadaki fıçı göğüs ve SFT bulguları bu tabloyla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını değerlendir.
0.580.58 değeri obstrüktif bir havayolu hastalığını doğrular.
0.700.70 altındaki oranlar obstrüksiyonun temel göstergesidir.
2
Akciğer volümlerini (RVRV ve TLCTLC) analiz et.
RVRV (%145\%145) ve TLCTLC (%115\%115) artışı hiperenflasyon ve hava hapsini gösterir.
Obstrüktif hastalıklarda ekspiratuar akım kısıtlılığı nedeniyle akciğerlerde hava hapsi meydana gelir.
3
DLCODLCO (difüzyon kapasitesi) değerini yorumla.
%42\%42 değeri ciddi bir difüzyon kaybına işaret eder.
Obstrüktif hastalıklar arasında sadece amfizemde alveolar-kapiller yüzey yıkımı nedeniyle difüzyon kapasitesi bu kadar belirgin düşer.

Anahtar Kavram

Obstrüktif akciğer hastalıklarının ayırıcı tanısında DLCODLCO kullanımı.

Daha Fazla Pratik

KOAH'lı hastalarda GOLD 2024 sınıflamasına göre tedavi basamaklarını ve üçlü tedavinin (LAMA+LABA+ICSLAMA+LABA+ICS) endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 69Soru →

Epilepsi tanısı ile takip edilen 34 yaşında erkek hasta, evde geçirdiği jeneralize tonik-klonik nöbet sonrasında acil servise getiriliyor. Yakınları, nöbet sırasında hastanın kustuğunu ifade ediyor. Nöbetten yaklaşık 4 saat sonra hastada yeni gelişen öksürük, nefes darlığı ve 37,8°C ateş tespit ediliyor. Fizik muayenede sağ bazalde krepitan raller duyuluyor. Oda havasında oksijen saturasyonu %92 ölçülüyor. Toraks BT'de sağ alt lob posterior segmentte buzlu cam görünümü ve peribronşiyal kalınlaşma izleniyor. Lökosit sayısı 12.500/mm³ olarak saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadece destek tedavisi verilerek izlenmesi

Cevap

Sadece destek tedavisi verilerek izlenmesi
Hastanın kliniği, aspirasyon olayından çok kısa bir süre sonra (4 saat) ortaya çıkmıştır. Bu durum, mide içeriğinin asidik etkisine bağlı gelişen 'Kimyasal Pnömonitis' (Mendelson Sendromu) ile uyumludur. Kimyasal pnömonitis, başlangıçta steril bir inflamatuar süreçtir ve bakteriyel enfeksiyon değildir. Bu nedenle ilk yaklaşım, hastanın oksijenasyonunu sağlamak ve destek tedavisidir. Profilaktik antibiyotik kullanımı, pnömoni gelişimini engellemediği gibi, olası bir enfeksiyonda dirençli mikroorganizmaların üremesine neden olabilir. Antibiyotik tedavisi, ancak 48 saatten uzun süren ateş, artan infiltrasyonlar veya klinik kötüleşme durumunda düşünülmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu tanımla
Aspirasyon sonrası erken dönemde (4. saat) gelişen solunum sıkıntısı ve infiltrasyon.
Tanının doğru konulması tedavi seçimini belirler.
2
Zamanlamayı değerlendir
Semptomların aspirasyondan çok kısa süre sonra (saatler içinde) başlaması 'Kimyasal Pnömonitis'i (Mendelson Sendromu) işaret eder.
Bakteriyel aspirasyon pnömonisi gelişim süreci genellikle daha uzundur (günler).
3
Tedavi prensibini uygula
Kimyasal pnömonitis steril bir inflamasyondur. Profilaktik antibiyotik önerilmez; hipoksi ve solunum desteği yeterlidir.
Gereksiz antibiyotik kullanımı dirençli organizmalarla süperenfeksiyona yol açabilir.

Anahtar Kavram

Kimyasal Pnömonitis (Mendelson Sendromu) ile Bakteriyel Aspirasyon Pnömonisi Ayrımı

İpuçları

1
Semptomların aspirasyon olayından ne kadar süre sonra (4 saat) başladığına dikkat ediniz.
2
Bakteriyel kolonizasyon ve enfeksiyonun yerleşmesi için genellikle 24 saatten fazla süre gerekir.
3
Tablo enfeksiyondan ziyade mide asidinin akciğer parankiminde yarattığı akut 'kimyasal' hasardır.

Daha Fazla Pratik

Bakteriyel aspirasyon pnömonisinde tercih edilecek antibiyotik rejimlerini gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 70Soru →

6464 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan efor dispnesi, merdiven çıkarken belirginleşen sağ plöritik yan ağrısı ve balgamda kan görme (hemoptizi) şikayetleriyle başvuruyor. Öyküsünden 11 yıl önce ani başlayan nefes darlığı nedeniyle başvurduğu merkezde Wells skoru 6.56.5 (yüksek risk) saptanarak yapılan D−dimerD-dimer testi 34003400 ng/mL bulunduğu ve pulmoner emboli (PEPE) tanısıyla 66 ay süreyle antikoagüle edildiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde S2S_2’nin pulmoner bileşeninde sertleşme, juguler venöz dolgunluk ve triküspit odakta pansistolik üfürüm saptanıyor. Yapılan sağ kalp kateterizasyonunda; ortalama pulmoner arter basıncı (mPAPmPAP) 4646 mmHg, pulmoner kapiller uç basıncı (PCWPPCWP) 1111 mmHg ve kardiyak indeks 2.12.1 L/dk/m2m^2 ölçülüyor. Ventilasyon-perfüzyon (V/QV/Q) sintigrafisinde bilateral çok sayıda segmental perfüzyon defekti izleniyor.

Bu hastada küratif amaçla planlanması gereken en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Operabilite açısından değerlendirilerek pulmoner endarterektomi planlanması

Cevap

Operabilite açısından değerlendirilerek pulmoner endarterektomi planlanması
Hastanın öyküsündeki geçirilmiş pulmoner emboli, hemodinamik verilerindeki pre-kapiller pulmoner hipertansiyon tablosu (mPAP≥20mPAP \geq 20, PCWP≤15PCWP \leq 15) ve V/QV/Q sintigrafisindeki segmental perfüzyon defektleri birleştiğinde tanı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflamasına göre Grup 4 Pulmoner Hipertansiyon, yani Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon'dur (KTEPH). KTEPH'in küratif tedavisi, deneyimli merkezlerde gerçekleştirilen pulmoner endarterektomidir. Bu prosedür ile organize olmuş trombüsler temizlenerek pulmoner vasküler direnç düşürülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve anamnez verilerini analiz et.
Geçirilmiş PE öyküsü, progresif dispne, hemoptizi ve sağ kalp yetersizliği bulguları kronik bir süreci işaret eder.
Akut PE sonrası hastaların bir kısmında trombüsün organize olmasıyla KTEPH gelişebilir.
2
Sağ kalp kateterizasyon verilerini yorumla.
mPAP>20mPAP > 20 mmHg ve PCWP≤15PCWP \leq 15 mmHg olması 'Pre-kapiller Pulmoner Hipertansiyon' tanısını doğrular.
PCWP'nin düşük olması sol kalp hastalığına bağlı (Grup 2) PH'ı dışlar.
3
Görüntüleme bulgularını (V/Q sintigrafisi) değerlendir.
Multipl segmental perfüzyon defektleri KTEPH (Grup 4) için tipik ve tanısal bir bulgudur.
V/Q sintigrafisi, KTEPH tanısında BT anjiyografiden daha duyarlı bir tarama testidir.
4
Tedavi algoritmasını belirle.
Grup 4 (KTEPH) hastalarında ilk ve en etkili (küratif) tedavi pulmoner endarterektomidir.
Cerrahi, vasküler yatağı temizleyerek sağ ventrikül yükünü azaltır ve sürviyi belirgin iyileştirir.

Anahtar Kavram

Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH) Tanı ve Tedavi Algoritması

Daha Fazla Pratik

Pulmoner hipertansiyonun 5 grubunun hemodinamik ve etiyolojik özelliklerini içeren bir tabloyu inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 71Soru →

3232 yaşında kadın hasta; 33 haftadır devam eden öksürük, gece terlemesi ve 44 kgkg kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan balgam incelemesinde asite dirençli basiller (ARBARB) saptanıyor. Hastaya İzoniazid, Rifampisin, Etambutol ve Pirazinamid'den oluşan standart anti-tüberküloz tedavi başlanıyor. Tedavinin 11. haftasında kontrol muayenesine gelen hasta, idrarının ve gözyaşının turuncu-kırmızı renge boyandığını ifade ediyor. Bu klinik tabloya neden olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rifampisin

Cevap

Vücut sıvılarında (idrar, gözyaşı) turuncu-kırmızı renk değişikliğine neden olan ilaç Rifampisin'dir.
Rifampisin, yapısı gereği vücut salgılarına (idrar, gözyaşı, ter, tükürük) geçerek bu sıvıların turuncu-kırmızı renge boyanmasına neden olur. Bu durum hasta eğitimi açısından kritiktir çünkü hastalar bu durumu kanama veya ciddi bir yan etki sanarak tedaviyi bırakabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Hastada konstitüsyonel semptomlar (gece terlemesi, kilo kaybı) ve balgamda ARB pozitifliği ile tüberküloz tanısı konulmuştur.
Tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkilerini ayırt etmek için temel tanısal veriler sağlanmıştır.
2
Tedavi sonrası ortaya çıkan yeni bulguyu analiz et.
İdrar ve gözyaşında turuncu-kırmızı renk değişikliği saptanmıştır.
Bu bulgu, anti-tüberküloz ilaçlardan birinin spesifik ve beklenen bir yan etkisidir.
3
İlaç ve yan etki eşleştirmesini yap.
Rifampisin vücut sıvılarını boyayan ilaçtır.
TUS sınavlarında sık sorulan, temel farmakolojik ve klinik bilgidir.

Anahtar Kavram

Anti-tüberküloz ilaçların karakteristik yan etkileri

Daha Fazla Pratik

Etambutolun neden olduğu optik nöritin görme muayenesi ve renkli görme testleri ile takibini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 72Soru →

4242 yaşında erkek hasta, son 66 aydır haftada 22 veya 33 kez tekrarlayan nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi ve özellikle sabaha karşı uykudan uyandıran öksürük şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Sigara öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesinde her iki akciğerde ekspiryum sonunda hafif wheezing saptanıyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen (%)Bronkodilatör Sonrası
FEV1FEV_12,102,10 L%58\%582,552,55 L
FVCFVC3,803,80 L%85\%853,903,90 L
FEV1/FVCFEV_1/FVC0,550,55-0,650,65

Bu klinik ve laboratuvar bulguları birlikte değerlendirildiğinde, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bronşiyal astım

Cevap

Bronşiyal astım
Hastanın klinik tablosu (tekrarlayan dispne, gece öksürüğü, wheezing) ve SFT'de FEV1FEV_1 değerinde saptanan 450450 ml (%21,4\%21,4) artış, GINA kılavuzlarına göre bronşiyal astım tanısı için tipik olan 'anlamlı reversibilite' kriterlerini tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
SFT bazal değerlerini analiz et
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının 0,700,70'in altında (0,550,55) olması obstrüktif bir patern olduğunu gösterir.
Obstrüktif akciğer hastalıklarının temel fizyopatolojik bulgusu hava yolu kısıtlılığıdır.
2
Bronkodilatör sonrası değişimi hesapla
FEV1FEV_1 değerindeki artış 450450 ml (2,55−2,102,55 - 2,10) ve oran olarak %21,4\%21,4 (0,45/2,100,45 / 2,10)'tür.
Reversibilite testi, obstrüksiyonun geri dönüşümlü olup olmadığını belirlemek için yapılır.
3
Tanı kriterleri ile karşılaştır
FEV1FEV_1 değerinde 200200 ml ve %12\%12 üzerindeki artış 'anlamlı reversibilite' olarak kabul edilir ve astım tanısını doğrular.
Klinik öykü (gece semptomları, wheezing) ve laboratuvar kanıtı birleştiğinde en olası tanıya ulaşılır.

Anahtar Kavram

Obstrüktif akciğer hastalıklarında ayırıcı tanıda SFT'de reversibilite (havayolu aşırı duyarlılığı ve geri dönüşümlülük) en kritik parametredir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 73Soru →

5959 yaşında kadın hasta; belirgin halsizlik, bacaklarda şişlik ve yeni gelişen hipertansiyon şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde proksimal kaslarda belirgin güçsüzlük, hiperpigmentasyon ve pretibial ödem saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
Potasyum (K+K^+)2.2 mEq/L2.2 \text{ mEq/L}
Bikarbonat (HCO3−HCO_3^-)38 mEq/L38 \text{ mEq/L}
Glukoz265 mg/dL265 \text{ mg/dL}
Sodyum (Na+Na^+)144 mEq/L144 \text{ mEq/L}

Toraks BT'de sol hiler bölgede 4 cm4 \text{ cm} çapında, mediastinal lenfadenopatilerin eşlik ettiği santral yerleşimli kitle izleniyor. Bu hastada en olası tanı ve paraneoplastik sendrom eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli karsinom - Ektopik ACTH salınımı

Cevap

Küçük hücreli akciğer karsinomu zemininde gelişen ektopik ACTH salınımı
Küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK), nöroendokrin kökenli olması nedeniyle en sık ektopik hormon salgılayan tümördür. Ektopik ACTH salınımı KHAK vakalarının yaklaşık %1−5\%1-5'inde görülür ve tipik Cushing sendromu (ay dede yüzü, buffalo hörgücü) gelişecek vakit bulamayan agresif tümörlerde, kortizolün mineralokortikoid reseptörleri üzerindeki etkisiyle ağır hipokalemi, metabolik alkaloz ve hipertansiyon ile karakterize bir klinik tablo oluşturur. Hiperpigmentasyon da ektopik ACTH fazlalığında görülen önemli bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Hipokalemi (2.2 mEq/L2.2 \text{ mEq/L}), metabolik alkaloz (HCO3−:38 mEq/LHCO_3^-: 38 \text{ mEq/L}), hipertansiyon ve hiperglisemi saptandı.
Bu kombinasyon mineralokortikoid etkisi baskın olan bir hiperkortizolizm tablosuna işaret eder.
2
Radyolojik bulgu ile ilişkilendir
Santral yerleşimli kitle ve mediastinal LAP belirlendi.
Küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK) tipik olarak santral yerleşimlidir ve en sık paraneoplastik sendrom oluşturan akciğer kanseridir.
3
Ayırıcı tanı yap
Ektopik ACTH salınımı en muhtemel nedendir.
KHAK hastalarında ektopik ACTH, hızla yükselen kortizolün mineralokortikoid reseptörlerini satüre etmesi sonucu belirgin hipokalemik alkaloz ve hipertansiyon yapar; bu tablo 'hızlı seyirli Cushing' olarak bilinir.

Anahtar Kavram

Küçük hücreli akciğer karsinomunda ektopik ACTH salınımı, mineralokortikoid fazlalığı bulguları (hipokalemi, alkaloz, HTN) ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 74Soru →

4848 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan nefes darlığı ve özellikle sırt üstü yattığında belirginleşen solunum güçlüğü (ortopne) şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde ilerleyici bir nöromüsküler hastalık tanısı mevcut olup, fizik muayenesinde yardımcı solunum kaslarının kullanımı ve paradoksal abdominal solunum gözleniyor. Hastaya uygulanan solunum fonksiyon testi (SFTSFT) sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen (%\%)
FVCFVC (LL)2.352.355656
FEV1FEV1 (LL)2.102.106161
FEV1/FVCFEV1/FVC (%\%)8989-
TLCTLC (LL)3.903.906262
DLCODLCO (mL/dk/mmHgmL/dk/mmHg)26269898

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, tanıyı kesinleştirmek veya şiddetini belirlemek amacıyla yapılacak ek değerlendirmede aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Supin pozisyonda ölçülen FVC değerinde, dik pozisyona göre %25'ten fazla azalma

Cevap

Supin pozisyonda ölçülen FVC değerinde, dik pozisyona göre %25'ten fazla azalma
Hastada saptanan düşük vital kapasite (FVCFVC) ve total akciğer kapasitesi (TLCTLC) ile birlikte normal difüzyon kapasitesi (DLCODLCO), akciğer parankimi dışı bir restriktif süreci işaret eder. Özellikle ortopne ve paradoksal abdominal solunum (inspirasyon sırasında karnın içeri çökmesi), diyafram kasının ciddi güçsüzlüğünü veya paralizisini gösterir. Diyafram güçsüzlüğü olan hastalarda, yer çekimi yardımı ortadan kalktığında ve abdominal organlar supin pozisyonda diyaframı kranyal yöne ittiğinde FVCFVC değerinde dik pozisyona göre %20−25\%20-25 üzerinde bir düşüş gözlenmesi tanısaldır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
İlerleyici nefes darlığı, ortopne ve paradoksal abdominal solunum saptandı.
Bu bulgular primer bir akciğer hastalığından ziyade diyafram güçsüzlüğünü veya nöromüsküler bir patolojiyi düşündürür.
2
SFT verilerinin yorumlanması
Düşük FVC, düşük TLC ve yüksek FEV1/FVC oranı ile 'Ekstrapulmoner Restriktif Patern' doğrulandı.
FEV1/FVC oranının korunması obstrüksiyonu dışlarken, TLC düşüklüğü restriksiyonu kanıtlar.
3
DLCO verisinin analizi
DLCO'nun normal (%98) olduğu görüldü.
DLCO'nun normal olması, restriksiyonun nedeninin akciğer parankiminde (interstisyel hastalık vb.) değil, göğüs duvarı veya kas yapısında olduğunu gösterir.
4
Spesifik tanısal bulgunun belirlenmesi
Supin FVC düşüşü diyafram paralizisi için altın standart klinik testtir.
Sağlıklı bireylerde yatınca FVC %5-10 düşerken, diyafram güçsüzlüğünde bu düşüş %20-25'i geçer.

Anahtar Kavram

Ekstrapulmoner Restriksiyon ve Diyafram Güçsüzlüğü Tanısı

İpuçları

1
Hastanın ortopne (yatarak nefes alamama) şikayetinin mekanik nedenini düşünün.
2
SFT'de restriksiyon var ancak parankim sağlam (DLCO normal). Bu durum göğüs duvarı veya kas sorunlarını gösterir.
3
Diyafram paralizisinde supin (yatar) pozisyonda ölçülen vital kapasite, yer çekimi etkisinin kaybolması nedeniyle belirgin düşer.

Daha Fazla Pratik

İnterstisyel akciğer hastalıklarındaki (restriktif + düşük DLCO) patern ile bu vakayı karşılaştırınız.

Alternatif Yöntem

Maksimal inspiratuar basınç (MIP) ve maksimal ekspiratuar basınç (MEP) ölçümleri nöromüsküler solunum yetmezliği tanısında kullanılan diğer önemli testlerdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 75Soru →

6262 yaşında erkek hasta, eforla artan nefes darlığı ve kronik öksürük şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde göğüs ön-arka çapının arttığı ve oskültasyonda ekspiryumun uzadığı saptanıyor. Hastanın solunum fonksiyon testinde (SFT) elde edilen bulgular aşağıda verilmiştir:

ParametreÖlçülen Değer (Beklenen %)
FEV1/FVCFEV_1/FVC%58\%58
FEV1FEV_1%52\%52
FVCFVC%64\%64
TLCTLC%122\%122
RVRV%155\%155

Bu verilere dayanarak, hastada izlenen FVCFVC düşüklüğünün en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hava hapsi

Cevap

Hava hapsi (Air trapping)
Hastada FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının düşük olması obstrüktif bir süreci gösterir. FVCFVC değerindeki azalma restriksiyonu düşündürse de, Total Akciğer Kapasitesi (TLCTLC) değerinin artmış olması (>%120>\%120) gerçek bir restriksiyonu dışlar. Rezidüel volümün (RVRV) aşırı artışı (hava hapsi), akciğer kapasitesinin büyük bir kısmını işgal ederek hastanın dışarı üfleyebileceği maksimum hava miktarını (FVCFVC) azaltmıştır. Bu durum literatürde hava hapsine bağlı psödorestriksiyon olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını değerlendir.
Oran %58\%58 (<%70< \%70) olduğu için obstrüktif patern mevcuttur.
Obstrüktif akciğer hastalıklarının temel SFT kriteri bu oranın düşmesidir.
2
FVCFVC düşüklüğünü statik akciğer volümleriyle karşılaştır.
FVCFVC %64\%64 (düşük), ancak TLCTLC %122\%122 (artmış).
Gerçek bir restriksiyon olsaydı TLCTLC değerinin %80\%80'in altında olması gerekirdi.
3
RVRV değerini analiz et.
RVRV %155\%155 ile anlamlı derecede artmıştır.
Obstrüksiyona bağlı gelişen hava hapsi (hiperenflasyon), RVRV hacmini artırarak FVCFVC için kalan alanı daraltır.

Anahtar Kavram

Obstrüktif hastalıklarda hava hapsine bağlı gelişen 'Psödorestriksiyon' olgusu.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 76Soru →

45 yaşında erkek hasta, son 1 yıldır artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 20 yıldır diş protez teknisyeni olarak çalıştığı ve sigara kullanmadığı öğreniliyor. Fizik muayenede her iki akciğer üst zonlarında inspiratuar raller duyuluyor. Solunum fonksiyon testinde FVC %65, FEV1 %88 ve FEV1/FVC oranı %108 olarak ölçülüyor. PA akciğer grafisinde üst ve orta zonlarda multipl nodüler opasiteler ve hiler lenf nodlarında 'yumurta kabuğu' (eggshell) görünümünde kalsifikasyonlar izleniyor.

Bu hastada klinik ve radyolojik bulgulara göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Silikozis

Cevap

Silikozis
Hastanın 'diş protez teknisyeni' olması (kumlama işlemine bağlı silika maruziyeti), radyolojide 'üst zonlarda nodüler opasiteler' ve hiler lenf nodlarında 'yumurta kabuğu (eggshell) kalsifikasyonu' görülmesi Silikozis tanısını koydurur. Silikozis, silika kristallerinin inhalasyonu sonucu gelişen fibrotik bir akciğer hastalığıdır ve tipik olarak üst lobları tutar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini analiz et
45 yaş erkek, 20 yıllık diş protez teknisyeni (yoğun silika maruziyeti riski).
Meslek öyküsü, intertisiyel akciğer hastalıklarının ayırıcı tanısında en önemli basamaktır.
2
Radyolojik bulguları değerlendir
Üst zonlarda nodüler opasiteler ve hiler 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonu.
Bu radyolojik patern (Üst zon + Eggshell) silikozis için oldukça spesifiktir.
3
Diğer tanıları dışla
IPF ve Asbestoz alt zonları tutar. Hipersensitivite pnömonisi kalsifikasyon yapmaz. Sarkoidoz benzer bulgular verebilse de mesleki maruziyet tanıyı silikozise yönlendirir.
Klinik ve radyolojik uyumsuzluk nedeniyle diğer seçenekler elenir.

Anahtar Kavram

Pnömokonyoz Radyolojisi

İpuçları

1
Hastanın mesleğine dikkat edin; diş protez yapımında kullanılan malzemeler hangi toza maruz bırakır?
2
Radyolojik olarak 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonu, hiler lenf nodlarında kalsiyum birikimini ifade eder ve çok az hastalıkta görülür.

Daha Fazla Pratik

Silikozisli hastalarda tüberküloz riskinin arttığını ve bu hastalarda PPD testinin önemini hatırlatan bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 77Soru →

4242 yaşında erkek hasta, aşırı alkol alımını takiben başlayan şiddetli kuşak tarzı üst karın ağrısı ve kusma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Akut pankreatit tanısıyla yatırılan hastanın izleminin 3636. saatinde ani gelişen solunum sıkıntısı ve siyanoz gözleniyor. Arteryel kan gazında (maske ile %50\%50 FiO2FiO_2 alırken); pH:7,38pH: 7,38, PaCO2:32mmHgPaCO_2: 32 mmHg, PaO2:55mmHgPaO_2: 55 mmHg ve HCO3:20mEq/LHCO_3: 20 mEq/L ölçülüyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın alveolar infiltrasyonlar saptanıyor. Yapılan ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu normal (%60\%60) olarak değerlendiriliyor. Bu klinik tablo Berlin kriterlerine göre aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta ARDS

Cevap

Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 110110 olan bu tablo 'Orta ARDS' olarak tanımlanır.
Doğru yanıt olan Orta ARDS tanısı, hastanın PaO2PaO_2 değerinin (55mmHg55 mmHg) uygulanan FiO2FiO_2 değerine (0,500,50) bölünmesiyle elde edilen 110110 değerine dayanmaktadır. Berlin kriterlerine göre 100<P/F≤200100 < P/F \leq 200 aralığı orta dereceli ARDS olarak tanımlanır. Hastada tetikleyici faktörün (akut pankreatit) varlığı, bilateral infiltratlar ve normal sol ventrikül fonksiyonları tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
PaO2/FiO2PaO_2 / FiO_2 (P/F) oranını hesaplayınız.
55/0,50=11055 / 0,50 = 110
ARDS şiddetini belirlemek için parsiyel oksijen basıncının, alınan oksijen fraksiyonuna oranı temel kriterdir.
2
Berlin kriterlerinin diğer bileşenlerini (zamanlama, radyoloji, ödemin kökeni) değerlendiriniz.
Zamanlama uyumlu (<1<1 hafta), radyoloji uyumlu (bilateral infiltratlar), hidrostatik ödem dışlanmış (Normal EF).
ARDS tanısı için kalp yetmezliğinin dışlanması ve radyolojik bulguların doğrulanması gerekir.
3
P/F oranına göre şiddet sınıflandırmasını yapınız.
100<110≤200100 < 110 \leq 200 olduğu için 'Orta' kategorisi.
Berlin tanımlamasına göre 200−300200-300 hafif, 100−200100-200 orta, ≤100\leq 100 ağır ARDS olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Berlin ARDS Tanı ve Şiddet Kriterleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 78Soru →

6464 yaşında kadın hasta, son 33 aydır giderek artan efor dispnesi ve sol yan ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın ağrısının nefes almakla şiddetlendiği (plöritik karakterde) öğreniliyor. Özgeçmişinde 2525 yıl önce tüberküloz tanısıyla tedavi gördüğü ve sonrasında takiplerine gitmediği belirtiliyor. Fizik muayenede sol hemitoraks orta ve alt zonlarda vibrasyon torasik alınmıyor, perküsyonda matite saptanıyor. Yapılan diagnostik torasentezde plevral sıvının görünümü "sütümsü ve opak" olarak izleniyor. Plevral sıvı analiz sonuçları aşağıdadır:

- Plevral sıvı protein: 4,5g/dL4,5 g/dL (Serum: 7,0g/dL7,0 g/dL)
- Plevral sıvı LDH: 240U/L240 U/L (Serum: 300U/L300 U/L)
- Plevral sıvı trigliserid: 42mg/dL42 mg/dL
- Plevral sıvı kolesterol: 265mg/dL265 mg/dL
- Plevral sıvı glukoz: 45mg/dL45 mg/dL

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki plevral efüzyonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psödoşilotoraks (Kolesterol plörizisi)

Cevap

Psödoşilotoraks (Kolesterol plörizisi)
Doğru seçenek olan Psödoşilotoraks, Light kriterlerine göre eksüda niteliğinde olan, sütümsü (opak) görünümlü bir plevral sıvıdır. Tanısal olarak plevral sıvı trigliserid düzeyinin 50mg/dL50 mg/dL altında olması ve kolesterol düzeyinin 200mg/dL200 mg/dL üzerinde olması ile karakterizedir. Özellikle tüberküloz veya romatoid artrit gibi on yıllar süren kronik plevral inflamasyon zemininde, plevradaki hücrelerin lizisi ve kolesterolün lenfatik drenajının bozulması sonucu oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Light Kriterlerini değerlendir.
Sıvı/Serum Protein: 4,5/7,0=0,64(>0,5)4,5 / 7,0 = 0,64 (>0,5) ve Sıvı/Serum LDH: 240/300=0,8(>0,6)240 / 300 = 0,8 (>0,6). Sıvı EKSÜDA karakterindedir.
Efüzyonun transüda-eksüda ayrımını yapmak ilk tanısal adımdır.
2
Sıvı görünümünü ve lipid profilini analiz et.
Görünüm sütümsüdür. Trigliserid 42mg/dL(<50mg/dL)42 mg/dL (<50 mg/dL) iken kolesterol 265mg/dL(>200mg/dL)265 mg/dL (>200 mg/dL) düzeyindedir.
Sütümsü sıvılarda şilotoraks ve psödoşilotoraks ayrımı lipid değerleri ile yapılır.
3
Klinik geçmiş ile laboratuvarı sentezle.
25 yıl önceki tüberküloz öyküsü, plevrada kronik inflamasyon ve kalınlaşmaya işaret eder. Bu durum kolesterol kristallerinin birikmesine yol açar.
Psödoşilotoraks, tüberküloz veya romatoid artrit gibi kronik inflamatuar plevral hastalıklarda görülür.

Anahtar Kavram

Psödoşilotoraks (Kolesterol Plörizisi) Tanı Kriterleri

Daha Fazla Pratik

Plevral efüzyonlarda pH ölçümünün önemi ve drenaj endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 79Soru →

Akciğer malignitelerinde tedavi yaklaşımı ve operabilite (cerrahiye uygunluk) kriterleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK), tüm histolojik tipler arasında cerrahi rezeksiyona en iyi yanıt veren ve ilk seçenek olarak cerrahi uygulanan tiptir.

Cevap

Küçük hücreli akciğer kanserinin cerrahi rezeksiyona en iyi yanıt veren ve ilk seçenek olarak cerrahi uygulanan tip olduğu ifadesi yanlıştır.
Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK), biyolojik davranışı gereği tanı anında genellikle yayılmış durumdadır. Bu nedenle KHAK'ta tedavi cerrahi değil, sistemik tedavi (kemoterapi) ve radyoterapidir. Cerrahi rezeksiyona en iyi yanıt veren ve cerrahi odaklı yönetilen grup Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri (KHDAK) grubudur.

Adım Adım Çözüm

1
Akciğer kanseri histolojik tiplerinin biyolojik davranışlarını karşılaştır.
Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) çok agresif ve erken metastaz yapan bir tiptir; Küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) ise daha yerel seyredebilir.
Tedavi yaklaşımını belirleyen temel faktör tümörün yayılma eğilimidir.
2
KHAK ve KHDAK için standart tedavi protokollerini hatırla.
KHDAK erken evrelerde cerrahi odaklıdır; KHAK ise evresinden bağımsız olarak (çok nadir istisnalar dışında) kemoradyoterapi odaklıdır.
Hangi tipin cerrahiden fayda gördüğünü ayırt etmek operabilite kararının temelidir.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri bu kurallar çerçevesinde doğrula.
Küçük hücreli kanserin cerrahiye en iyi yanıt veren tip olduğu bilgisinin hatalı olduğu sonucuna varılır.
Hatalı bilginin tespiti sorunun çözümünü sağlar.

Anahtar Kavram

Akciğer kanserinde histolojik tipe göre tedavi modalitelerinin farklılığı (KHAK vs KHDAK)
Tahmini Süre:45s
Soru 80Soru →

54 yaşında erkek hasta, ani başlayan titreme, 39°C'ye varan yüksek ateş ve nefes darlığı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Hastanın öyküsünden 20 yıldır düzenli ve yüksek miktarda alkol kullandığı öğreniliyor. Hastanın çıkardığı balgamın koyu kıvamlı, yapışkan ve frenk üzümü jölesi (currant jelly) görünümünde olduğu fark ediliyor. Fizik muayenede sağ akciğer üst alanda matite ve bronşiyal sesler duyuluyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ üst lobda yoğun lober konsolidasyon izleniyor ve minör fissürün aşağıya doğru itilerek bombelik oluşturduğu (bulging fissure) görülüyor.

Bu hastada pnömoniye neden olan en olası etken mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klebsiella pneumoniae

Cevap

Klebsiella pneumoniae
Soruda verilen vaka klasik bir Klebsiella pneumoniae (Friedlander pnömonisi) tablosudur. Kronik alkolizm en önemli risk faktörlerinden biridir. Bakterinin oluşturduğu yoğun kapsül yapısı ve nekrotizan inflamasyon nedeniyle eksuda miktarı fazladır; bu da akciğer lobunun hacmini artırarak komşu fissürün dışa doğru bombelik yapmasına (bulging fissure sign) neden olur. Ayrıca doku nekrozu ve kanama nedeniyle balgam tipik olarak 'frenk üzümü jölesi' görünümündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik bulgularını analiz et.
Kronik alkolizm öyküsü, akut başlangıçlı ağır klinik tablo.
Alkolizm, belirli patojenler (Klebsiella, Anaeroblar, Pnömokok) için predispozisyon yaratır.
2
Spesifik tanısal ipuçlarını (balgam ve radyoloji) değerlendir.
Frenk üzümü jölesi (currant jelly) görünümünde balgam ve radyolojide 'bulging fissure' (bombeli fissür) işareti.
Bu iki bulgu Klebsiella pneumoniae için patognomonik (karakteristik) kabul edilir.
3
Ayırıcı tanıyı yap ve en olası etkeni belirle.
Anaeroblar kötü kokulu balgam yapar; Pnömokok pas rengi balgam yapar. Verilen bulgular Klebsiella'yı işaret eder.
Lober enflamasyonun yoğun ödemle fissürü itmesi Klebsiella'ya özgüdür.

Anahtar Kavram

Klebsiella Pnömonisi Karakteristikleri

İpuçları

1
Hastanın kronik alkol kullanımı ve balgamın 'jöle' benzeri yapısı spesifik bir bakteriyi işaret etmektedir.
2
Radyolojik olarak lobun hacminin artarak fissürü itmesi (bombelik), yoğun kapsüllü bir gram-negatif bakterinin özelliğidir.
3
Friedlander pnömonisi olarak da bilinen bu tabloda etken Klebsiella'dır.

Daha Fazla Pratik

Klebsiella pnömonisinde antibiyotik direnci (ESBL pozitifliği) durumunda tedavi yaklaşımını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 4 / 23Sonraki
Göğüs Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 4 | Examkin