Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 81Soru →

3939 yaşında erkek hasta, yaklaşık 33 aydır devam eden öksürük, halsizlik, gece terlemesi ve 77 kgkg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ akciğer üst zonda krepitan raller saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda 33 cmcm çapında kalın duvarlı kavitasyonel lezyon ve çevresinde infiltrasyon izleniyor. Balgamın yayma preparatında aside dirençli basiller (ARB) saptanarak standart dörtlü antitüberküloz tedavi (HRZEHRZE) planlanıyor. Bu hastanın tedavisi ve takibiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedavi rejimindeki etambutolün en önemli yan etkisi optik nörittir ve hastalar görme keskinliği ile renkli görme açısından izlenmelidir.

Cevap

Tedavi rejimindeki etambutolün en önemli yan etkisi optik nörittir ve hastalar görme keskinliği ile renkli görme açısından izlenmelidir.
Tüberküloz tedavisinde kullanılan etambutol, retrobulber nörit riski taşır. Bu yan etki doz bağımlıdır ve hastaların başlangıçta ve tedavi süresince görme keskinliği ile özellikle kırmızı-yeşil renk ayrımı açısından izlenmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve mikrobiyolojik bulguların analizi
Üst lobda kavitasyon, ARB pozitifliği ve konstitüsyonel semptomlar aktif pulmoner tüberküloz tanısını koydurur.
Tüberkülozun tipik prezentasyonu ve tanısal kriterlerini doğrulamak için.
2
Standart tedavi rejiminin değerlendirilmesi
İlk aşamada İzoniazid (H), Rifampisin (R), Pirazinamid (Z) ve Etambutol (E) kullanılır.
Tedavi protokolündeki ilaçların rollerini belirlemek için.
3
İlaç yan etkilerinin ve izlem parametrelerinin belirlenmesi
Etambutolün optik sinir toksisitesi (optik nörit) yaptığı ve periyodik göz muayenesi gerektirdiği bilgisi uygulanır.
Tedavi güvenliğini sağlamak ve doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Antitüberküloz İlaç Yan Etkileri ve Klinik Takip

İpuçları

1
Tedavi rejimindeki ilaçların (HRZE) her birinin kendine özgü toksisite profilleri vardır.
2
Etambutol kullanımı sırasında hastaların renkleri (özellikle kırmızı ve yeşil) ayırt etmede zorlanıp zorlanmadığı sorgulanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

İzoniazid ve Rifampisin gibi ilaçların ortak yan etkisi olan hepatotoksisiteyi ve izlem kriterlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 82Soru →

4242 yaşında erkek hasta; son 22 aydır devam eden öksürük, gece terlemesi ve 77 kgkg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyon saptanan ve balgam mikroskopisinde asit-rezistan basiller (ARB) izlenen hastaya İzoniyazid, Rifampisin, Pirazinamid ve Etambutol'den oluşan dörtlü tedavi başlanıyor. Tedavinin 66. haftasında hasta, her iki gözünde görme netliğinde azalma ve özellikle kırmızı-yeşil renkleri ayırt etmede güçlük yaşadığını belirtiyor. Fizik muayenesinde fundus görünümü doğal (retrobulber) olan bu hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tablodan Etambutol sorumludur ve bu yan etki genellikle doz bağımlıdır.

Cevap

Sorumlu ilaç Etambutol olup, bu yan etki genellikle doz bağımlıdır.
Etambutol, tüberküloz tedavisinde kullanılan ve en önemli yan etkisi optik nörit olan bir ilaçtır. Bu yan etki sıklıkla doz bağımlıdır (genellikle 2525 mg/kg/gu¨nmg/kg/gün üzerindeki dozlarda) ve hastalar sıklıkla görme netliğinde azalma ile özellikle kırmızı ve yeşil renkleri ayırt edememe (diskromatopsi) şikayetiyle başvururlar. Erken evrede fundus muayenesinin normal olması, tutulumun retrobulber olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta kaviteli akciğer tüberkülozu tanısıyla standart dörtlü tedavi (RIPE) almaktadır.
Konstitüsyonel semptomlar ve ARB pozitifliği tüberküloz tanısını doğrular.
2
Yeni gelişen semptomları değerlendir
Görme keskinliğinde azalma ve kırmızı-yeşil renk körlüğü (diskromatopsi) saptanmıştır.
Anti-tüberküloz ilaçların yan etki profili içinde bu bulgular spesifik bir ilaca işaret eder.
3
İlaç ve yan etki eşleştirmesi yap
Etambutol kullanımı ile ilişkili retrobulber optik nörit tanısı konur.
Etambutol'ün en önemli ve karakteristik yan etkisi doz bağımlı optik nörittir.

Anahtar Kavram

Etambutol toksisitesine bağlı optik nörit
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 83Soru →

6565 yaşında erkek hasta; son bir haftadır devam eden yüksek ateş, halsizlik ve son üç gündür tabloya eklenen sulu diyare, karın ağrısı ve konfüzyon şikayetleriyle getirilmiştir. Hastanın bir hafta önce tatilden döndüğü öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde ateş 40∘C40^\circ C, nabız 8282/dk, kan basıncı 115/75115/75 mmHg ve solunum sayısı 2626/dk olarak saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde sodyum 127127 mEq/L, BUN 4242 mg/dL, kreatin kinaz (CK) 550550 U/L ve lökositoz (16.000/mm316.000/mm^3) saptanmıştır. Akciğer grafisinde sağ alt lobda konsolidasyon izlenen hastanın balgam Gram yaymasında bol polimorf nüveli lökosit görülmesine rağmen hakim mikroorganizma saptanmamıştır.

Bu hasta için en olası etken ve CURB-65 skoruna göre en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Legionella pneumophila — Servise yatırılarak tedavi

Cevap

En olası etken Legionella pneumophila'dır ve hastanın CURB-65 skoru 3 olduğu için servise yatırılarak tedavi edilmesi uygundur.
Hastada saptanan 40∘C40^\circ C ateşe karşın nabzın 8282/dk olması (rölatif bradikardi/Faget belirtisi), sulu diyare, konfüzyon, ciddi hiponatremi (127127 mEq/L) ve kreatin kinaz yüksekliği, Legionella pneumophila için klasik bir klinik tablodur. Ayrıca Gram yaymasında lökosit görülüp mikroorganizma saptanmaması atipik etkenleri destekler. CURB-65 skorlamasında Konfüzyon, BUN yüksekliği ve yaş kriterlerini karşılayan hastanın skoru 3'tür ve bu durum servise yatış gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarının analizi
Rölatif bradikardi (Faget belirtisi), diyare, hiponatremi, konfüzyon ve CK yüksekliği saptandı.
Bu multisistemik bulgular, atipik pnomoniler içinde özellikle Legionella pneumophila enfeksiyonu için karakteristiktir.
2
Mikrobiyolojik değerlendirme
Balgam Gram yaymasında lökosit varlığına rağmen etken görülmedi.
Legionella hücre içi bir patojen olduğu için standart Gram boyamasında görülmez.
3
CURB-65 skorunun hesaplanması
C (Konfüzyon): Var (+1), U (BUN > 19 mg/dL): Var (+1), R (Solunum sayısı >= 30): Yok, B (Kan basıncı < 90/60): Yok, 65 (Yaş >= 65): Var (+1). Toplam Skore = 3.
Hastanın yatış kararını belirlemek için standart skorlama sistemi uygulandı.
4
Tedavi yerinin belirlenmesi
Skor 3: Hastaneye yatış (Servis veya ağır tabloda YBÜ değerlendirmesi).
CURB-65 skorunun 2 ve üzeri olması hastaneye yatış endikasyonudur.

Anahtar Kavram

Legionella pnömonisi (Lejyoner hastalığı) klinik prezentasyonu ve CURB-65 skorlaması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 84Soru →

6262 yaşında, 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, son 22 haftadır giderek artan nefes darlığı ve öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sol akciğer bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde sol plevral efüzyon izleniyor. Yapılan plevral sıvı analizinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametrePlevral SıvıSerum
Protein (g/dLg/dL)3,23,26,86,8
LDH (U/LU/L)160160210210

(Laboratuvarın serum LDH üst sınırı: 240240 U/LU/L)

Bu bulgulara göre plevral sıvının Light kriterlerine göre sınıflandırılması ve en olası etiyoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eksuda - Bronkojenik karsinom

Cevap

Plevral sıvının Light kriterlerinden en az birini karşılaması (LDH oranı >0,6> 0,6 veya LDH değeri >2/3> 2/3 ULN) durumunda eksuda olarak kabul edilmesi gerektiğinden, sigara öyküsü olan bu hastada en olası tanı bronkojenik karsinomdur.
Laboratuvar verilerine göre plevral sıvı/serum protein oranı 0,470,47 (<0,5< 0,5) olmasına rağmen, plevral sıvı/serum LDH oranı 0,760,76 (>0,6> 0,6) bulunmuştur. Ayrıca plevral LDH değeri (160160), serum üst sınırının 2/32/3'üne (240×2/3=160240 \times 2/3 = 160) eşittir. Light kriterlerine göre üç parametreden birinin bile eşiği aşması sıvıyı 'eksuda' yapar. Yaşlı ve ağır sigara içicisi bir hastada tek taraflı eksudatif efüzyonun en olası nedeni bronkojenik karsinomdur.

Adım Adım Çözüm

1
Protein oranını hesapla
3,2/6,8≈0,473,2 / 6,8 \approx 0,47
Light kriterlerinin ilk basamağı plevral sıvı/serum protein oranının 0,50,5 üzerinde olup olmadığını kontrol etmektir.
2
LDH oranını hesapla
160/210≈0,76160 / 210 \approx 0,76
İkinci kriter plevral sıvı/serum LDH oranının 0,60,6 üzerinde olmasıdır. Bu değer eşik değerin üzerindedir.
3
Mutlak LDH değerini karşılaştır
240×(2/3)=160240 \times (2/3) = 160 ve plevral LDH 160≥160160 \geq 160
Üçüncü kriter plevral LDH değerinin, serum LDH üst sınırının 2/32/3'ünden büyük olmasıdır.
4
Light kriterlerini yorumla
Sıvı eksudadır
Üç kriterden herhangi birinin varlığı eksuda tanısı için yeterlidir. Burada iki kriter (LDH oranı ve LDH değeri) eksudayı doğrulamaktadır.
5
Klinik korelasyon yap
Bronkojenik karsinom
4040 paket-yıl sigara öyküsü, öksürük ve tek taraflı eksudatif sıvı maligniteyi (özellikle akciğer kanserini) ön plana çıkarır.

Anahtar Kavram

Light Kriterleri: Eksuda tanısı için üç kriterden (Protein oranı >0,5> 0,5, LDH oranı >0,6> 0,6, LDH >2/3> 2/3 ULN) sadece birinin pozitif olması yeterlidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru →

2626 yaşında kadın hasta; son 66 aydır giderek artan nefes darlığı, nefes almakla artan batıcı yan ağrısı ve son 11 haftadır eşlik eden hemoptizi şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde ince raller ve belirgin P2P_2 sertliği saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde DLCODL_{CO} düzeyi beklenenden belirgin düşük (beklenenin %40\%40'ı) bulunuyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) interlobüler septal kalınlaşma, sentrilobüler buzlu cam dansiteleri ve mediastinal lenfadenopati izleniyor. Yapılan sağ kalp kateterizasyonunda; ortalama pulmoner arter basıncı 4848 mmHg, pulmoner kapiller uç basıncı (PCWP) ise 1010 mmHg olarak ölçülüyor. Hastaya pulmoner hipertansiyon tedavisi amacıyla başlanan intravenöz epoprostenol infüzyonu sonrası ani gelişen şiddetli solunum yetmezliği ve radyolojik olarak yaygın alveoler ödem saptanıyor. Bu klinik tabloya yol açan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner veno-oklüzif hastalık

Cevap

Pulmoner veno-oklüzif hastalık
Pulmoner veno-oklüzif hastalık (PVOD), Grup 1' alt grubunda yer alır. Hemodinamik olarak idiyopatik PAH ile karışsa da, HRCT'de interlobüler septal kalınlaşma, mediastinal lenfadenopati ve sentrilobüler buzlu cam dansiteleri ile ayrılır. En karakteristik özelliği, epoprostenol gibi güçlü vazodilatörlerin uygulanması sonrası pulmoner venöz tıkanıklığa bağlı olarak gelişen ani akciğer ödemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik verileri değerlendir
Pre-kapiller pulmoner hipertansiyon (PH)
Ortalama pulmoner arter basıncı ≥20\geq 20 mmHg ve PCWP ≤15\leq 15 mmHg olması pre-kapiller PH (Grup 1, 3, 4 veya 5) olduğunu gösterir.
2
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et
Septal kalınlaşma, buzlu cam dansiteleri, düşük DLCODL_{CO} ve lenfadenopati
Bu bulgular tipik Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon (PAH) olgularında görülmez, pulmoner venöz drenaj bozukluğunu (PVOD/PCH) düşündürür.
3
Tedavi komplikasyonunu yorumla
Vazodilatör sonrası akciğer ödemi
PVOD'da post-kapiller venüllerde tıkanıklık vardır. Vazodilatörler arteriyel girişi artırırken çıkış tıkalı olduğu için kapiller hidrostatik basıncı hızla yükselterek ödeme yol açar.

Anahtar Kavram

Pulmoner veno-oklüzif hastalıkta (PVOD), hemodinamik olarak pre-kapiller bir tablo (normal PCWP) izlenmesine rağmen, patolojinin post-kapiller venüllerde olması nedeniyle vazodilatör tedavi ölümcül akciğer ödemine yol açabilir.
Soru 86Soru →

63 yaşında erkek hasta, öksürük ve balgamda kan görülmesi şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 40 paket/yıl sigara kullanımı olduğu öğreniliyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde sağ akciğer üst lobda 4 cm çapında kitle ve mediastinal lenfadenopatiler izleniyor. Yapılan bronkoskopik biyopsi sonucu 'Skuamöz hücreli karsinom' olarak raporlanıyor. Evreleme amaçlı yapılan servikal mediastinoskopide, sağ akciğerdeki tümöre rağmen 'sol' alt paratrakeal lenf nodunda (İstasyon 4L) tümör invazyonu saptanıyor. Sistemik taramada uzak metastaz bulgusuna rastlanmıyor.

Buna göre, bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Definitif eş zamanlı (konkomitan) kemoradyoterapi

Cevap

Definitif eş zamanlı (konkomitan) kemoradyoterapi
Sorudaki hasta 'Sağ' akciğer tümörüne sahipken 'Sol' paratrakeal lenf nodu tutulumu göstermektedir. Karşı taraf (kontralateral) mediastinal lenf nodu tutulumu TNM evrelemesine göre N3 olarak sınıflandırılır. Herhangi bir T evresi ile birlikte N3 varlığı (uzak metastaz yoksa), hastalığı genellikle Evre IIIB kategorisine sokar. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde (NSCLC) N3 tutulumu inoperabl (cerrahi uygulanamaz) kabul edilir. Performans durumu iyi olan bu hastalarda standart küratif tedavi yaklaşımı definitif eş zamanlı kemoradyoterapidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tümörün yerleşimini ve lenf nodu tutulumunu analiz et.
Tümör sağ akciğerde, ancak sol paratrakeal (karşı taraf mediastinal) lenf nodu tutulumu var.
Evrelemeyi (TNM) belirlemek için lenf nodu haritasının doğru yorumlanması gerekir.
2
N (Nodal) evresini belirle.
Primer tümörün karşı tarafındaki mediastinal lenf nodu tutulumu 'N3' olarak tanımlanır.
İpsilateral (aynı taraf) mediastinal tutulum N2, kontralateral (karşı taraf) mediastinal tutulum N3'tür.
3
Hastalığın evresini ve operabilite durumunu saptayarak tedaviyi seç.
N3 tutulumu Evre IIIB (veya duruma göre IIIC) kabul edilir ve bu evre cerrahi açıdan inoperabl (rezeke edilemez) olarak değerlendirilir. Standart tedavi kemoradyoterapidir.
Akciğer kanserinde karşı taraf mediastinal lenf nodu metastazı cerrahi şansını ortadan kaldırır.

Anahtar Kavram

Akciğer kanserinde kontralateral (karşı taraf) mediastinal veya hiler lenf nodu tutulumu (N3), hastalığı inoperabl kılar ve temel tedavi yaklaşımı definitif kemoradyoterapidir.

İpuçları

1
Tümörün bulunduğu taraf ile lenf nodunun bulunduğu tarafı karşılaştırın: Biri sağda, diğeri solda.
2
Karşı taraf mediastinal lenf nodu tutulumu N3 olarak adlandırılır.
3
N3 evresindeki küçük hücreli dışı akciğer kanseri cerrahi sınırlarını aşmıştır; bu nedenle cerrahi dışı küratif bir yöntem seçilmelidir.

Daha Fazla Pratik

Akciğer kanserinde N1, N2 ve N3 lenf nodu istasyonlarının anatomik yerleşimlerini içeren bir şema çalışın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 87Soru →

4545 yaşında kadın hasta; son 22 saattir ani başlayan nefes darlığı, sağ tarafta nefes alırken artan batıcı karakterde göğüs ağrısı ve öksürükle birlikte çizgisel hemoptizi şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Yaklaşık 55 yıldır sistemik skleroz (skleroderma) tanısıyla takip edilen hastanın solunum fonksiyon testinde FVC:%85FVC: \%85 (beklenenin), FEV1/FVC:%82FEV_1/FVC: \%82, DLCO:%35DLCO: \%35 saptanıyor. Fizik muayenesinde; TA 115/75115/75 mmHg, nabız 108108/dk, solunum sayısı 2626/dk, SpO2SpO_2 %90\%90 (oda havasında) ölçülüyor. Kardiyovasküler muayenede S2S_2 sertliği ve juguler venöz dolgunluk saptanıyor. EKG'de V1−V4V_1-V_4 derivasyonlarında yeni gelişen TT dalga inversiyonu ve laboratuvarda troponin I yüksekliği saptanıyor. Bu hasta için en olası akut klinik tabloya yönelik en uygun yönetim stratejisi ve hastanın kronik zeminindeki pulmoner vasküler tutulumun WHO sınıflamasındaki yeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi ile tanının kesinleştirilmesi ve düşük molekül ağırlıklı heparin başlanarak hastaneye yatırılması; Grup 11

Cevap

Bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi ile tanının kesinleştirilmesi ve düşük molekül ağırlıklı heparin başlanarak hastaneye yatırılması; Grup 11
Sistemik sklerozlu bir hastada normal FVC değerlerine rağmen izole ve belirgin DLCO düşüklüğü olması, tutulumun interstisyel akciğer hastalığından (Grup 3) ziyade pulmoner arteriyel hipertansiyon (Grup 1) lehine olduğunu gösterir. Akut tabloda ise hastanın hemodinamik olarak stabil olması (TA 115/75115/75 mmHg) ancak EKG ve troponin bulgularıyla sağ ventrikül yüklenmesinin eşlik etmesi, durumu 'orta-yüksek riskli pulmoner emboli' kategorisine sokar. Bu durumda BT anjiyografi ile tanı doğrulanmalı ve antikoagülan tedavi başlanarak hasta yakın monitörize edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve risk düzeyini değerlendir.
Ani başlayan dispne, yan ağrısı, hemoptizi ve sağ kalp yüklenme bulguları (EKG değişikliği, troponin yüksekliği) orta-yüksek riskli pulmoner emboliyi (PE) gösterir.
TA > 9090 mmHg olması hastanın hemodinamik olarak stabil olduğunu, ancak biyobelirteç ve RV strain bulguları olması riskin 'orta-yüksek' olduğunu kanıtlar.
2
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) yorumlayarak pulmoner hipertansiyon (PH) grubunu belirle.
Normal FVCFVC (%85\%85) ve belirgin düşük DLCODLCO (%35\%35), interstisyel akciğer hastalığı (Grup 33) yerine primer vasküler tutulumu (Grup 11 PAH) işaret eder.
Sistemik sklerozda PH, interstisyel akciğer hastalığına (Grup 33) bağlı gelişebileceği gibi, parankimal hastalık olmaksızın doğrudan pulmoner arteriyel hipertansiyon (Grup 11) şeklinde de gelişebilir.
3
Tanı ve tedavi stratejisini seç.
Tanı için BT anjiyografi (veya V/Q sintigrafisi) yapılmalı ve antikoagülan tedavi (LMWH veya UFH) başlanmalıdır.
Orta-yüksek riskli PE'de tanı kesinleştirilmeli ve trombolitik yerine antikoagülasyon tercih edilerek hasta yakın izlenmelidir.

Anahtar Kavram

Pulmoner emboli risk sınıflaması ve sistemik sklerozda pulmoner hipertansiyon etiyolojik ayırımı.

Alternatif Yöntem

Hastanın klinik olasılığı çok yüksek olduğunda, böbrek fonksiyonları (GFR < 3030) kısıtlıysa BTPA yerine V/Q sintigrafisi veya Doppler USG ile tanı aranabilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 88Soru →

65 yaşında erkek hasta, 3 gündür devam eden ateş, öksürük ve paslı balgam şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede bilinci açık olan hastanın solunum sayısı 24/dak24/\text{dak}, kan basıncı 105/70 mmHg105/70 \text{ mmHg} ve vücut ısısı 38.8∘C38.8^\circ \text{C} ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde BUNBUN değeri 26 mg/dL26 \text{ mg/dL} saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda lober infiltrasyon izlenen bu hastanın CURB-65 skoruna göre klinik yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi

Cevap

Hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi
Hastanın yaşının 65 olması (1 puan) ve BUN değerinin 19 mg/dL19 \text{ mg/dL} üzerinde olması (1 puan) nedeniyle toplam CURB-65 skoru 2'dir. CURB-65 algoritmasına göre skoru 2 olan hastaların hastaneye yatırılarak takip ve tedavi edilmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini CURB-65 kriterlerine göre puanlayın.
Konfüzyon: Yok (0), Üre (BUN > 19 mg/dL): Var (26 mg/dL) (+1), Solunum Sayısı (>= 30/dk): Yok (24/dk) (0), Kan Basıncı (< 90/60 mmHg): Yok (105/70) (0), Yaş (>= 65): Var (65 yaş) (+1).
Yatış kararını nesnel verilere dayandırmak için skorlama gereklidir.
2
Toplam skoru hesaplayarak risk grubunu belirleyin.
Toplam Skor = 2.
Skor 2, orta derecede mortalite riskini ve hastaneye yatış gerekliliğini temsil eder.
3
Belirlenen risk grubuna uygun tedavi lokasyonuna karar verin.
Hastaneye yatış kararı verilir.
CURB-65 skoru 2 olan hastaların evde takibi güvenli değildir.

Anahtar Kavram

Toplumda gelişen pnömonilerde (TGP) hastaneye yatış kararında en sık kullanılan skorlama sistemi CURB-65'tir.
Soru 89Soru →

4848 yaşında kadın hasta, geçirilmiş obstetrik cerrahi sonrası gelişen sağ yan ağrısı ve solunum sıkıntısı nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede sağ hemitoraks bazalde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Hastaya yapılan torasentez sonucunda elde edilen analiz bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuç
GörünümBerrak, sarı
Plevral Sıvı Protein / Serum Protein0.40.4
Plevral Sıvı LDH / Serum LDH0.50.5
pH7.127.12

Bu hastada en olası tanıyı kesinleştirmek için plevral sıvıda aşağıdaki parametrelerden hangisinin ölçülmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kreatinin

Cevap

Plevral sıvıda kreatinin düzeyi ölçümü
Doğru yanıt olan plevral sıvıda kreatinin ölçümü, cerrahi sonrası iyatrojenik üreter hasarı şüphesi olan ve transuda karakterinde olup düşük pH (<7.20< 7.20) saptanan sıvılarda ürinotoraks tanısını kesinleştirir. Plevral sıvı / serum kreatinin oranının 1.01.0'den büyük olması bu tanı için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Plevral sıvı analizini Light kriterlerine göre değerlendir.
Protein oranı 0.40.4 ve LDH oranı 0.50.5 olduğu için sıvı 'transuda' karakterindedir.
Light kriterlerine göre transuda olması için protein oranının <0.5< 0.5 ve LDH oranının <0.6< 0.6 olması gerekir.
2
Sıvı pH değerini klinik bağlamda analiz et.
Transuda karakterindeki bir sıvıda pH değerinin 7.127.12 (düşük) olması atipiktir.
Transudaların çoğu alkali (pH >7.40> 7.40) iken, sadece ürinotoraks transuda olup düşük pH ile seyreder.
3
Cerrahi öyküsü ve biyokimyasal uyumu birleştirerek tanıya yönelik testi seç.
Obstetrik cerrahi sonrası üreter hasarına bağlı gelişen 'ürinotoraks' düşünülmelidir.
Ürinotoraks tanısı plevral sıvı kreatinin / serum kreatinin oranının >1.0> 1.0 olması ile doğrulanır.

Anahtar Kavram

Ürinotoraks, düşük pH değerine sahip tek transuda nedenidir.

Daha Fazla Pratik

Plevral sıvı glikoz düşüklüğünün en belirgin olduğu klinik durumları (Romatoid artrit, Ampiyem) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 90Soru →

5454 yaşında erkek hasta, bilinen alkolik siroz tanısı (Child-Pugh B) ile takip edilmektedir. Son iki gündür sağ yan ağrısı ve 38.2∘C38.2^\circ C ateş şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sağ akciğer orta ve bazal zonlarda vibrasyon torasik azalmış, oskültasyonda solunum sesleri alınamıyor ve perküsyonla matite saptanıyor. Akciğer grafisinde sağda plevral efüzyon izleniyor. Yapılan torasentezde plevral sıvı seröz görünümde olup biyokimyasal ve hücresel analizi aşağıda sunulmuştur:

ParametrePlevral Sıvı DeğeriSerum Değeri
Protein2.12.1 g/dLg/dL6.26.2 g/dLg/dL
LDH110110 U/LU/L280280 U/LU/L (Üst sınır: 240240 U/LU/L)
Hücre Sayımı700/mm3700/mm^3 (\%85 polimorfonükleer lökosit)-
pH7.367.36-
Glikoz9595 mg/dLmg/dL-
Gram BoyamaBakteri görülmedi-

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı ve bir sonraki en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spontan bakteriyel ampiyem - İntravenöz sefotaksim tedavisi başlanması

Cevap

Spontan bakteriyel ampiyem tanısı ile intravenöz sefotaksim tedavisine başlanması
Bu hastada bilinen karaciğer sirozu mevcuttur ve plevral sıvı analizinde Light kriterlerine göre 'transüda' (düşük protein ve LDH oranları) saptanmıştır. Ancak ateş, plevritik ağrı ve plevral sıvıda nötrofil sayısının 250/mm3250/mm^3 üzerinde olması (700×0.85=595700 \times 0.85 = 595), 'Spontan Bakteriyel Ampiyem (SBEM)' tanısını koydurur. SBEM, sirozlu hastaların yaklaşık \%1-2'sinde görülür ve genellikle spontan bakteriyel peritonit (SBP) ile birliktedir. Tedavisinde intravenöz 3. kuşak sefalosporinler (sefotaksim) kullanılır. En kritik bilgi, SBEM vakalarında parapnömonik ampiyemlerden farklı olarak tüp torakostominin (göğüs tüpü) mortaliteyi artırması nedeniyle önerilmemesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Light kriterlerini uygula
Plevral/Serum Protein = 2.1/6.2=0.332.1 / 6.2 = 0.33 (<0.5<0.5); Plevral/Serum LDH = 110/280=0.39110 / 280 = 0.39 (<0.6<0.6); Plevral LDH = 110110 (<2/3< 2/3 üst sınır). Sıvı transüdadır.
Efüzyonun mekanizmasını (eksüda vs transüda) belirlemek için standart protokoldür.
2
Plevral nötrofil (PMN) sayısını hesapla
700×%85=595/mm3700 \times \%85 = 595/mm^3. PMN sayısı 250/mm3250/mm^3 değerinin üzerindedir.
Sirozlu hastalarda transüda karakterli sıvıda enfeksiyon varlığını (SBEM) kanıtlamak için eşik değerdir.
3
Klinik bağlamı (siroz + ateş + transüda nötrofilisi) değerlendir
Tanı: Spontan Bakteriyel Ampiyem (SBEM).
Sirozun nadir fakat önemli bir komplikasyonudur; spontan bakteriyel peritonit (SBP) ile sıklıkla birliktedir.
4
Yönetim stratejisini belirle
Tedavi sefotaksim gibi 3. kuşak sefalosporinlerdir. Tüp torakostomiden kaçınılmalıdır.
SBEM'de göğüs tüpü takılması komplikasyonları ve mortaliteyi artırır.

Anahtar Kavram

Spontan Bakteriyel Ampiyem (SBEM) Tanı Kriterleri ve Tedavisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 91Soru →

6565 yaşında bir erkek hasta, son 11 yıldır giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde belirgin "velcro" tipi inspiratuar raller duyuluyor ve parmaklarda çomaklaşma saptanıyor. Solunum fonksiyon testlerinde restriktif tipte bozukluk ve DLCODL_{CO} değerinde belirgin azalma saptanıyor. Bu hastada çekilen yüksek çözünürlüklü akciğer tomografisinde (HRCT) aşağıdakilerden hangisinin saptanması "Usual Interstitial Pneumonia" (UIP) radyolojik paternini en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subplevral ve bazal baskınlık gösteren bal peteği (honeycombing) görünümü

Cevap

Subplevral ve bazal baskınlık gösteren bal peteği (honeycombing) görünümü
Subplevral ve bazal baskınlık gösteren bal peteği (honeycombing) görünümü, İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) tanısı için gerekli olan Usual Interstitial Pneumonia (UIP) radyolojik paterninin en karakteristik özelliğidir. Bu görünüm, akciğer mimarisinin geri dönüşümsüz olarak bozulduğunu ve fibrozisin son evreye ulaştığını gösteren kistik boşluklardan oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları ve fizik muayene bulgularını analiz et.
İleri yaş, kronik ilerleyici dispne, velcro ralleri ve çomaklaşma İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) için tipiktir.
Tanısal süreci başlatmak için hastanın klinik tablosunu doğru tanımlamak gerekir.
2
Solunum fonksiyon testi (SFT) bulgularını yorumla.
Restriktif patern ve düşük DLCODL_{CO} varlığı interstisyel bir akciğer hastalığını doğrular.
Hastalığın fizyolojik etkisini anlamak ve ayırıcı tanı yapmak için SFT gereklidir.
3
HRCT üzerinde spesifik radyolojik paternleri değerlendir.
Subplevral, bazal baskın bal peteği görünümü UIP paterni ile uyumludur.
İPF tanısı için radyolojik olarak UIP paterninin gösterilmesi altın standart yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) tanısında HRCT'de bal peteği görünümünün tanısal değeri.

İpuçları

1
Hastanın fizik muayenesinde duyulan 'velcro' ralleri fibrotik bir süreci işaret eder.

Daha Fazla Pratik

İPF tedavisinde kullanılan antifibrotik ajanları (Nintedanib, Pirfenidon) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 92Soru →

5454 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan efor dispnesi ve zaman zaman olan hemoptizi şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 11 yıl önce geçirilmiş, plöritik göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile seyreden, 66 ay süreyle antikoagülan tedavi almış pulmoner emboli öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde S2S_2'nin pulmoner bileşeni sertleşmiş, juguler venöz dolgunluk ve pretibial ++++ ödem saptanmıştır. Yapılan transtorasik ekokardiyografide sağ ventrikül dilate ve hipokinetik olup sistolik pulmoner arter basıncı 70 mmHg70 \text{ mmHg} olarak hesaplanmıştır. Solunum fonksiyon testleri ve karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCODLCO) normal sınırlardadır. Bu hastada pulmoner hipertansiyon etiyolojisini aydınlatmak için algoritmadaki en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ventilasyon/Perfüzyon (V/Q) sintigrafisi

Cevap

Ventilasyon/Perfüzyon (V/Q) sintigrafisi
Doğru yanıt olan seçenek, kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon (KTEPH) şüphesinde yapılması gereken en uygun tarama testini belirtmektedir. KTEPH tanısı için algoritma; ekokardiyografi ile PH şüphesinin doğması, ardından parankimal akciğer hastalıklarının ve sol kalp yetmezliğinin dışlanması ve takiben V/Q sintigrafisi ile kronik tromboembolik yükün taranması şeklinde ilerler. Sintigrafinin normal olması KTEPH tanısını dışlatırken, perfüzyon defektlerinin varlığı ileri incelemeyi gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını ve geçmiş öyküsünü değerlendir.
Giderek artan nefes darlığı, hemoptizi ve geçirilmiş pulmoner emboli öyküsü Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH - Grup 4) olasılığını güçlendirir.
VTE öyküsü olanlarda semptomatik pulmoner hipertansiyon varlığında Grup 4 öncelikli olarak dışlanmalıdır.
2
Yardımcı tanısal testleri (EKO, SFT) analiz et.
Ekokardiyografide ciddi pulmoner hipertansiyon bulguları varken, SFT ve DLCO'nun normal olması parankimal akciğer hastalıklarını (Grup 3) dışlar.
Etiyolojik ayrımda algoritmayı takip etmek için parankimal ve vasküler hastalıkların ayırıcı tanısı yapılmalıdır.
3
Pulmoner hipertansiyon tanı algoritmasını uygula.
Grup 4 taraması için Ventilasyon/Perfüzyon sintigrafisi yapılmasına karar verilir.
V/Q sintigrafisi, kronik organize trombüsleri saptamada BT anjiyografiye göre daha yüksek duyarlılığa sahiptir.

Anahtar Kavram

Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH) Tanı Algoritması
Soru 93Soru →

4646 yaşında kadın hasta, sistemik skleroz tanısıyla takip edilmektedir. Son 66 aydır ilerleyen efor dispnesi, son 11 haftadır nefes almakla artan sağ yan ağrısı ve iki kez olan hemoptizi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan değerlendirmede Wells skoru 1.51.5 (düşük-orta olasılık) ve yaşa göre düzeltilmiş D-dimer düzeyi normal (350350 ng/mL) bulunuyor. Fizik muayenesinde S2S_2 sertliği ve triküspit odakta 3/63/6 şiddetinde pansistolik üfürüm saptanıyor. Sağ kalp kateterizasyonunda; ortalama pulmoner arter basıncı (mPAB) 3434 mmHg, pulmoner arter uç basıncı (PAÜB) 1313 mmHg ve kardiyak debi 3.53.5 L/dakika ölçülüyor. Bu hasta için en olası DSÖ (WHO) klinik sınıflandırma grubu ve en uygun başlangıç tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grup 1 - Ambrisentan ve Tadalafil başlangıç kombinasyonu

Cevap

Grup 1 - Ambrisentan ve Tadalafil başlangıç kombinasyonu
Hastada saptanan mPAB>20mPAB > 20 mmHg, PAU¨B≤15PAÜB \leq 15 mmHg ve PVR>2PVR > 2 Wood ünitesi hemodinamik olarak pre-kapiller pulmoner hipertansiyonu tanımlar. Sistemik skleroz gibi bağ dokusu hastalıkları DSÖ Grup 1 (Pulmoner Arteriyel Hipotransiyon) kategorisinde yer alır. Güncel rehberlere göre, sistemik skleroz ile ilişkili PAH olgularında vazoreaktivite testi genellikle negatif olduğu için kalsiyum kanal blokeri yerine doğrudan ikili kombinasyon tedavisi (Ambrisentan + Tadalafil gibi) başlanması önerilen standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Akut pulmoner emboli olasılığını değerlendir
Wells skoru 1.51.5 ve yaşa göre düzeltilmiş D-dimer (350<460350 < 460 ng/mL) normaldir.
Dispne, plöritik ağrı ve hemoptizi varlığında ilk adım emboliyi dışlamaktır.
2
Hemodinamik verileri yorumla (mPAB ve PAÜB)
mPAB 3434 mmHg (>20>20), PAÜB 1313 mmHg (≤15\leq 15).
mPAB >20>20 mmHg PH tanısı koydurur, PAÜB ≤15\leq 15 mmHg durumun pre-kapiller olduğunu gösterir.
3
Pulmoner Vasküler Rezistansı (PVR) hesapla
PVR=(34−13)/3.5=6PVR = (34 - 13) / 3.5 = 6 Wood Ünitesi (>2>2).
Pre-kapiller PH tanısının kesinleşmesi için PVR'nin 22 Wood ünitesinden büyük olması gerekir.
4
Klinik duruma göre DSÖ grubunu ve tedaviyi belirle
Sistemik skleroz Grup 1 (PAH) içindedir; tedavi başlangıç kombinasyonudur.
Bağ dokusu hastalıkları PAH (Grup 1) nedenidir; vazoreaktivite testi nadiren pozitif olduğundan CCB yerine doğrudan kombinasyon tedavisi (ERA ve PDE5i) başlanır.

Anahtar Kavram

Pulmoner hipertansiyonun hemodinamik sınıflaması (Pre-kapiller PH: mPAB >20>20, PAÜB ≤15\leq 15, PVR >2>2) ve bağ dokusu hastalıkları ile ilişkili PAH yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Bağ dokusu hastalıklarında PAH taraması için yıllık transtorasik ekokardiyografi (TTE) ve DLCO ölçümünün önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 94Soru →

55 yaşında kadın hasta; son 6 aydır giderek artan efor dispnesi, ara ara olan batıcı yan ağrısı ve dün olan bir kez hemoptizi şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde sistemik skleroz (skleroderma) ve kronik hipertansiyon mevcuttur. Akut pulmoner tromboemboli (PTE) şüphesiyle değerlendirilen hastada Wells skoru "düşük olasılık" (<2<2) olarak hesaplanmış ve yapılan BT anjiyografide akut emboli saptanmamıştır. Fizik muayenede; P2P_2 sertliği, oskültasyonda akciğer bazallerinde ince raller ve pretibial ödem saptanıyor. Ekokardiyografide; sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %55\%55, sol atriyum genişlemiş (4545 mm) ve sağ ventrikül dilate izleniyor. Sağ kalp kateterizasyonunda (RHC) şu veriler elde ediliyor:

- Ortalama pulmoner arter basıncı (mPAPmPAP): 3535 mmHg
- Pulmoner arter uç basıncı (PAWPPAWP): 1818 mmHg
- Pulmoner vasküler direnç (PVRPVR): 4.54.5 Wood Ünitesi

Bu hasta için en olası klinik sınıflandırma (DSÖ grubu) ve en uygun tedavi yönetimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grup 2 Pulmoner Hipertansiyon (Kombine Pre- ve Post-kapiller PH); Sol kalp yetmezliği optimizasyonu ve diüretik tedavisi

Cevap

Grup 2 Pulmoner Hipertansiyon (CpcPH); Sol kalp yetmezliği optimizasyonu ve diüretik tedavisi
Doğru seçenek olan 'Grup 2 PH (CpcPH) ve sol kalp yetmezliği optimizasyonu', hastanın sağ kalp kateterizasyonu bulgularına (mPAP 35, PAWP 18, PVR 4.5) tam olarak uymaktadır. 2022 ESC/ERS rehberine göre PAWP > 15 mmHg ve PVR > 2 Wood Ünitesi olan vakalar kombine pre- ve post-kapiller PH olarak tanımlanır ve bu tablo en sık korunan ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği (HFpEF) gibi sol kalp hastalıklarında görülür. Tedavinin temelini PAH spesifik ajanlar değil, altta yatan sol kalp hastalığının ve konjesyonun (diüretikler ile) yönetilmesi oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Sağ kalp kateterizasyonu verilerini analiz et.
mPAP=35mPAP = 35 mmHg (>20) olması PH varlığını; PAWP=18PAWP = 18 mmHg (>15) olması post-kapiller bileşeni; PVR=4.5PVR = 4.5 Wood Ünitesi (>2) olması ise pre-kapiller bileşeni doğrular.
PH tanımı ve pre/post-kapiller ayrımı için bu eşik değerlerin bilinmesi gerekir.
2
Hemodinamik sınıflamayı yap.
Hasta, PAWP ve PVR değerlerinin her ikisinin de yüksek olması nedeniyle 'Kombine Pre- ve Post-kapiller Pulmoner Hipertansiyon (CpcPH)' kategorisindedir.
İzole post-kapiller PH'da PVR ≤2\leq 2 olurken, CpcPH'da PVR >2> 2 olarak saptanır.
3
Klinik tabloyu (DSÖ Grubu) belirle.
Skleroderma tanısına rağmen, PAWP yüksekliği ve ekokardiyografik bulgular (LA genişlemesi, bazal raller) hastayı Grup 2 (Sol kalp hastalığına bağlı PH) sınıfına sokar.
Skleroderma hem Grup 1 (PAH) hem de Grup 2 (HFpEF aracılığıyla) PH nedeni olabilir.
4
Uygun tedaviyi seç.
Grup 2 PH'da tedavi, PAH-spesifik ilaçlar değil, altta yatan sol kalp hastalığının optimizasyonudur.
Grup 2'de PAH ilaçlarının kullanımı akciğer ödemine yol açabilir ve mortaliteyi iyileştirmez.

Anahtar Kavram

Pulmoner Hipertansiyon Hemodinamik Sınıflandırması (ESC/ERS 2022 Güncellemesi)

Daha Fazla Pratik

Pulmoner veno-oklüziv hastalık (PVOD) ve Grup 1 PH arasındaki ayrımı DLCO ve BT bulguları üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 95Soru →

3434 yaşında bir kadın hasta, yaklaşık bir haftadır devam eden yüksek ateş, öksürük ve sağ tarafta nefes almakla artan batıcı ağrı şikayetiyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ alt zonda konsolidasyon ve bu alana eşlik eden plevral sıvı saptanıyor. Yapılan torasentez incelemesinde plevral sıvının bulanık görünümde olduğu saptanıyor ve laboratuvar sonuçları şu şekilde raporlanıyor:

ParametreSonuç
Plevral sıvı / Serum protein oranı0.650.65
Plevral sıvı LDH950950 U/L (Serum üst sınırı: 240240 U/L)
Plevral sıvı pH7.057.05
Plevral sıvı glukozu3030 mg/dL

Bu hasta için en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik antibiyotik tedavisine ek olarak tüp torakostomi uygulanması

Cevap

Sistemik antibiyotik tedavisine ek olarak tüp torakostomi uygulanması
Doğru yaklaşım antibiyotik tedavisine ek olarak tüp torakostomidir. Hastada saptanan plevral sıvı/serum protein oranının 0.50.5'ten, plevral LDH düzeyinin ise serum üst sınırının 2/32/3'ünden (160 U/L) yüksek olması, sıvının Light kriterlerine göre kesinlikle 'eksüda' olduğunu gösterir. Ayrıca plevral sıvı pH değerinin 7.207.20'nin altında ve glukoz düzeyinin 6060 mg/dL'nin altında olması efüzyonun 'komplike' olduğunu gösterir ve bu durum acil drenaj gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Light kriterlerini uygula.
Plevral sıvı/serum protein oranı 0.650.65 (>0.5> 0.5) ve plevral LDH 950950 (>2/3> 2/3 serum üst sınırı olan 160160) olduğu için sıvı eksüdadır.
Sıvının kökenini (transüda/eksüda) belirlemek ilk tanısal adımdır.
2
Efüzyonun komplike olup olmadığını değerlendir.
pH 7.057.05 (<7.20< 7.20) ve glukoz 3030 mg/dL (<60< 60 mg/dL) olması sıvının komplike parapnömonik efüzyon olduğunu gösterir.
Bu değerler plevral aralıktaki bakteriyel aktiviteyi ve inflamasyonu yansıtır.
3
Yönetim planını belirle.
Komplike parapnömonik efüzyonlarda antibiyotik tedavisine ek olarak acil drenaj (tüp torakostomi) endikedir.
Drenaj yapılmaması durumunda sıvı hızla ampiyeme veya plevral kalınlaşmaya (fibrozis) ilerleyebilir.

Anahtar Kavram

Light kriterleri ve komplike parapnömonik efüzyon drenaj endikasyonları

İpuçları

1
Efüzyonun transüda mı yoksa eksüda mı olduğunu anlamak için Light kriterlerini (protein ve LDH oranları) kontrol edin.
2
Eksüda karakterindeki bir efüzyonda pH'ın 7.207.20 ve glukozun 6060 mg/dL altında olması, sıvının drenaj gerektiren 'komplike' bir yapıda olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Diüretik kullanan kalp yetersizliği hastalarında Light kriterlerinin yanıltıcı olabileceğini ve bu durumda 'albumin gradyenti'ne bakılması gerektiğini hatırlayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 96Soru →

62 yaşında erkek hasta, üç aydır devam eden öksürük ve son bir haftadır eklenen hemoptizi şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen toraks BT'de sağ alt lobda visseral plevrayı invaze eden 5.2 cm5.2\text{ cm} boyutunda kitle ile sağ orta lobda 1.8 cm1.8\text{ cm} boyutunda ikinci bir solid nodüler lezyon saptanıyor. Ayrıca sol hiler bölgede 1.5 cm1.5\text{ cm} çapında lenfadenopati izleniyor. PET-BT'de her iki akciğer lezyonunda ve sol hiler lenf nodunda patolojik FDG tutulumu saptanırken, uzak metastaz bulgusuna rastlanmıyor. Yapılan EBUS rehberliğinde transbronşiyal iğne aspirasyonu (TBİİ) ile sol hiler lenf nodundan alınan örnekleme adenokarsinom metastazı olarak raporlanıyor. Bu hastanın TNM 8. edisyonuna göre evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIIC

Cevap

Hastanın TNM 8. edisyonuna göre evresi Evre IIIC'dir.
TNM 8. edisyon evreleme sistemine göre; bir akciğer kanseri vakasında aynı tarafın farklı bir lobunda nodül saptanması T4T_4 kriteridir. Ayrıca primer tümörün karşı tarafında (kontralateral) hiler lenf nodu metastazı saptanması N3N_3 kriteridir. T4T_4 ve N3N_3 parametrelerinin birlikteliği, uzak metastazın yokluğunda (M0M_0) Evre IIIC olarak sınıflandırılır. Bu evre, cerrahi şansın olmadığı ve genellikle definitif kemoradyoterapi planlanan ileri lokal-bölgesel hastalığı temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
T (Primer Tümör) kategorisini belirle
T4T_4
Primer kitle 5.2 cm5.2\text{ cm} (T3) olsa da, aynı tarafın farklı bir lobunda (sağ orta lob) uydu nodül bulunması tümörü T4T_4 kategorisine yükseltir.
2
N (Bölgesel Lenf Nodları) kategorisini belirle
N3N_3
Primer tümörün karşı tarafındaki (kontralateral) hiler lenf nodu tutulumu N3N_3 olarak sınıflandırılır.
3
M (Uzak Metastaz) kategorisini belirle
M0M_0
Görüntüleme yöntemlerinde uzak organ metastazı saptanmadığı belirtilmiştir.
4
T, N ve M değerlerini evreleme tablosunda birleştir
Evre IIIC
TNM 8. edisyon evreleme gruplamasına göre T3N3T_3 N_3 ve T4N3T_4 N_3 kombinasyonları Evre IIIC kapsamına girer.

Anahtar Kavram

Akciğer kanserinde ipsilateral farklı lob nodülleri T4, kontralateral lenf nodu tutulumu ise N3 olarak evrelenir.

Daha Fazla Pratik

Akciğer kanserinde evrelere göre operabilite kriterlerini ve Pancoast tümörlerinde T4-N2 ayrımını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 97Soru →

Elli sekiz yaşında bir erkek, yaklaşık on gündür süregelen yüksek ateş, öksürük ve nefes alırken batan tarzda sağ yan ağrısı şikayetleriyle kliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ hemitoraks bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Akciğer grafisinde sağda plevral sıvı izlenmesi üzerine yapılan torasentez sonuçları şu şekildedir:

- Plevra sıvısı protein / Serum protein: 0,680,68
- Plevra sıvısı LDH: 12401240 U/L (Serum LDH üst sınırı: 200200 U/L)
- pH: 7,057,05
- Glukoz: 3232 mg/dL
- Gram boyama ve kültür: Mikroorganizma saptanmadı.

Hastaya ampirik antibiyotik tedavisi ile birlikte 2424 F göğüs tüpü takılıyor. Ancak drenaj miktarının yetersiz kalması ve klinik tablonun düzelmemesi üzerine çekilen toraks ultrasonografisinde plevral aralıkta "bal peteği" görünümüyle uyumlu çok sayıda kalın septasyon izleniyor.

Bu aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plevral boşluğa intraplevral doku plazminojen aktivatörü (tPA) ve deoksiribonükleaz (DNase) kombinasyonu uygulamak

Cevap

Plevral boşluğa intraplevral doku plazminojen aktivatörü ve deoksiribonükleaz kombinasyonu uygulamak
Verilen laboratuvar bulguları (düşük pH, düşük glukoz, yüksek LDH) ve klinik seyir, hastada komplike parapnömonik efüzyon geliştiğini göstermektedir. Ultrasonografide izlenen septasyonlar (lokülasyon), standart göğüs tüpü drenajının neden başarısız olduğunu açıklamaktadır. Güncel literatür ve TUS müfredatında, bu aşamada cerrahiye (VATS veya dekortikasyon) gitmeden önce drenajı artırmak amacıyla intraplevral doku plazminojen aktivatörü ve DNase kombinasyonu kullanımı en uygun 'bir sonraki adım' olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Plevral sıvının karakterini belirle
Protein oranı >0,5> 0,5 ve LDH >200> 200 (ULN'nin 2/32/3'ünden fazla) olduğu için sıvı eksüda karakterindedir.
Light kriterlerine göre eksüda/transüda ayrımı yapılır.
2
Parapnömonik efüzyonun tipini değerlendir
pH <7,20< 7,20, glukoz <60< 60 mg/dL ve LDH >1000> 1000 U/L olduğu için bu bir "komplike parapnömonik efüzyon"dur.
Komplike efüzyonlarda ampirik antibiyotik tedavisine ek olarak drenaj (tüp torakostomi) zorunludur.
3
Drenaj yetersizliğinin nedenini ve ultrason bulgularını analiz et
Göğüs tüpüne rağmen drenajın olmaması ve USG'deki septasyonlar (bal peteği görünümü), sıvının loküle olduğunu gösterir.
Loküle sıvılarda standart tüp drenajı mekanik engeller nedeniyle başarısız olur.
4
En güncel medikal tedavi yöntemini seç
MIST-2 protokolü uyarınca tPA (fibrini eritmek için) ve DNase (nötrofil DNA'sının neden olduğu viskoziteyi azaltmak için) kombinasyonu uygulanır.
Kombine tedavi, tek başına ajan kullanımına veya cerrahiye gitmeden önceki en etkili medikal adımdır.

Anahtar Kavram

Komplike parapnömonik efüzyonlarda lokülasyon geliştiğinde tPA ve DNase kombinasyonu en etkili medikal yönetim stratejisidir.

Alternatif Yöntem

Eğer tPA+DNase kombinasyonu başarısız olursa veya hastada organize plevral kalınlaşma/akciğer ekspansiyon kusuru varsa, Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi (VATS) en uygun cerrahi seçenektir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 98Soru →

5555 yaşında erkek hasta, gündüz aşırı uyuklama, nefes darlığı ve bacaklarda şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut kitle indeksi (VKIVKI) 5252 kg/m2kg/m^2, pletorik görünüm ve bilateral pretibial +2+2 ödem saptanıyor. Arter kan gazı analizinde (oda havasında); pH:7.36pH: 7.36, PaCO2:54PaCO_2: 54 mmHgmmHg, PaO2:60PaO_2: 60 mmHgmmHg ve HCO3:30HCO_3: 30 mEq/LmEq/L ölçülüyor. Solunum fonksiyon testinde FEV1/FVC:%85FEV_1/FVC: \%85 ve FVC:%62FVC: \%62 (beklenen) olarak saptanıyor. Bu hastada akciğer volümleri değerlendirildiğinde, saptanması en muhtemel ve en karakteristik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekspiratuar yedek hacim (ERV) azalması

Cevap

Ekspiratuar yedek hacim (ERV) azalması
Morbid obezite hastalarında karın ve göğüs duvarındaki aşırı yağ dokusu, solunum kaslarının iş yükünü artırır ve akciğerlerin ekspiryum sonundaki denge hacmini (FRCFRC) aşağı çeker. Bu süreçte rezidüel volüm (RVRV) genellikle değişmediğinden, en belirgin daralma ekspiratuar yedek hacimde (ERVERV) gözlenir. Bu durum Obezite Hipoventilasyon Sendromu'nun en tipik solunum fonksiyon bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta morbid obez (VKI>30VKI > 30), hiperkapnik (PaCO2>45PaCO_2 > 45 mmHgmmHg) ve hipoksiktir. Bu bulgular başka bir nedene bağlanamıyorsa Obezite Hipoventilasyon Sendromu (Pickwick Sendromu) tanısı konur.
Tanısal kriterlerin (obezite + gündüz hiperkapnisi) karşılandığını doğrulamak için.
2
SFT paternini değerlendir
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının korunmuş olması ve FVCFVC düşüklüğü restriktif bir paterne işaret eder.
Obezitenin akciğer mekaniği üzerindeki etkisini belirlemek için.
3
Akciğer volümlerindeki spesifik değişimleri hatırla
Obezitede göğüs duvarı ağırlığı nedeniyle fonksiyonel rezidüel kapasite (FRCFRC) azalır. FRC=ERV+RVFRC = ERV + RV olduğundan ve obezitede RVRV genellikle korunduğundan, en dramatik azalma ERVERV üzerinde gerçekleşir.
Soruda sorulan 'en karakteristik' değişikliği tanımlamak için.

Anahtar Kavram

Obezite Hipoventilasyon Sendromu'nda (OHS) akciğer volüm değişiklikleri

Daha Fazla Pratik

Obezitenin eşlik ettiği KOAH hastalarında (obez-obstrüktif) akciğer volümlerinin nasıl bir dengeye ulaştığını ve 'pseudonormalization' kavramını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 99Soru →

3535 yaşında kadın hasta, son 44 aydır giderek artan efor dispnesi ve merdiven çıkarken bacaklarında hissettiği halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde akciğer oskültasyonunda patolojik ses duyulmuyor, ancak derin inspiryum kapasitesinin kısıtlı olduğu gözleniyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) ve akciğer volüm ölçüm sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenenin Yüzdesi (\%)
FEV1/FVCFEV_1/FVC0.880.88-
FVCFVC2.32.3 L%60\%60
TLCTLC (Total Akciğer Kapasitesi)3.63.6 L%64\%64
RVRV (Rezidüel Volüm)2.42.4 L%138\%138
DLCODLCO (Karbonmonoksit Difüzyon Kapasitesi)-%96\%96

Bu verilere göre, hastada görülen solunum fonksiyon bozukluğu ve en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekstraparenkimal restriktif bozukluk; Myasthenia Gravis

Cevap

Ekstraparenkimal restriktif bozukluk; Myasthenia Gravis
Hastanın test sonuçları klasik bir ekstraparenkimal restriktif patern sergilemektedir. FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının korunmuş olması ve FVCFVC ile TLCTLC değerlerinin düşük olması restriksiyonu tanımlar. Parankimin sağlam olduğunu gösteren normal DLCODLCO değeri ve ekspiratuar kasların zayıflığı nedeniyle akciğerin tam boşaltılamamasını simgeleyen artmış RVRV değeri, Myasthenia Gravis gibi nöromüsküler hastalıklar için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını ve FVCFVC değerini analiz et.
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %88\%88 (normalden yüksek) ve FVCFVC değerinin beklenenin %60\%60'ı olması restriktif bir paterni gösterir.
Obstrüktif hastalıklarda oran azalırken, restriktif durumlarda oran korunur veya artar.
2
Statik akciğer volümlerini (TLCTLC ve RVRV) değerlendir.
TLCTLC azalmış (%64\%64), ancak RVRV belirgin şekilde artmıştır (%138\%138).
TLCTLC azalışı restriksiyonu onaylar; RVRV artışı ise hastanın havayı dışarı atmakta zorlandığını (ekspiratuar kas güçsüzlüğü) gösterir.
3
Karbonmonoksit difüzyon kapasitesini (DLCODLCO) kontrol et.
DLCODLCO değerinin normal olması (%96\%96) akciğer parankiminin ve alveolo-kapiller membranın sağlam olduğunu gösterir.
Normal DLCODLCO varlığında restriksiyonun nedeni akciğer dışı (ekstraparenkimal) sebeplerdir.
4
Klinik tablo ile SFT bulgularını birleştir.
Nöromüsküler güçsüzlük (Myasthenia Gravis) hem restriksiyon hem de RVRV artışı (hava hapsi değil, kas zayıflığına bağlı boşaltamama) ile tam uyumludur.
Bu kombinasyon nöromüsküler göğüs duvarı hastalıkları için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Nöromüsküler hastalıklarda SFT paterninin ayırt edici özelliği; düşük TLC, yüksek RV ve normal DLCO kombinasyonudur.

Daha Fazla Pratik

Nöromüsküler hastalıklarda SFT'nin oturur ve yatar pozisyonlarda tekrarlanması (yatar pozisyonda FVC kaybı) diyafram felci tanısında yardımcı bir yöntemdir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 100Soru →

2828 yaşında, daha önce bilinen bir hastalığı olmayan erkek hasta, bir hafta önce geçirdiği gribal enfeksiyon sonrası aniden başlayan yüksek ateş, titreme, nefes darlığı ve kanlı balgam şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde bilinci konfüze olan hastanın ateşi 39.8∘C39.8^\circ C, nabzı 120/dk120/dk, solunum sayısı 32/dk32/dk ve kan basıncı 85/55mmHg85/55 mmHg olarak saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda bilateral yaygın raller duyuluyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 1.900/mm31.900/mm^3, CRP 290mg/L290 mg/L ve BUNBUN 32mg/dL32 mg/dL bulunuyor. Akciğer tomografisinde her iki akciğerde multipl, içinde hava-sıvı seviyeleri bulunan kalın cidarlı kaviter lezyonlar ve infiltrasyon alanları izleniyor. Bu hasta için en olası etken ve doku destrüksiyonuna yol açan toksin üretimi de göz önüne alındığında en uygun ampirik tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Staphylococcus aureus (CA-MRSA) - Linezolid

Cevap

Toplum kökenli metisilin dirençli Staphylococcus aureus (CA-MRSA) ve doku hasarını azaltmak amacıyla Linezolid kullanımı
Toplum kökenli metisilin dirençli Staphylococcus aureus (CA-MRSA), özellikle influenza sonrası genç bireylerde nekrotizan pnömoniye yol açan en önemli etkendir. Klinik tablodaki hemoptizi, belirgin lökopeni ve radyolojik olarak multipl kavitasyonların (nekroz) varlığı CA-MRSA'ya özgü Panton-Valentine lökosidin (PVL) toksini ile ilişkilidir. Linezolid, 50S ribozomal alt birimine bağlanarak protein sentezini engellediği için PVL gibi toksinlerin üretimini vankomisin gibi hücre duvarı inhibitörlerinden çok daha etkili bir şekilde baskılar ve bu tablodaki mortaliteyi azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamın değerlendirilmesi
Genç hastada influenza sonrası gelişen, hızlı ilerleyen ve hemoptiziyle seyreden ağır bir pnömoni tablosu saptanmıştır.
İnfluenza sonrası sekonder bakteriyel pnömonilerde S. aureus ve S. pneumoniae en sık etkenlerdir.
2
Ağırlık skorlamasının (CURB-65) hesaplanması
Konfüzyon (+), Solunum sayısı 3232 (+), Kan basıncı 85/5585/55 (+) olması nedeniyle CURB-65 skoru 33 bulunmuştur.
Skorun ≥3\geq 3 olması hastanın yüksek riskli olduğunu ve yoğun bakımda tedavi edilmesi gerektiğini gösterir.
3
Laboratuvar ve radyolojik bulguların analizi
Lökopeni (1.900/mm31.900/mm^3) ve tomografide çok sayıda kavitasyon (nekrotizan pnömoni) izlenmektedir.
Toplum kökenli MRSA (CA-MRSA), Panton-Valentine Lökosidin (PVL) toksini aracılığıyla bu spesifik nekrotizan tabloya yol açar.
4
Tedavi seçiminin yapılması
CA-MRSA için etkili, doku penetrasyonu yüksek ve toksin üretimini baskılayan bir ajan seçilmelidir.
Linezolid, protein sentez inhibisyonu üzerinden PVL toksin üretimini durdurduğu için vankomisine göre nekrotizan tablolarda avantajlıdır.

Anahtar Kavram

İnfluenza sonrası gelişen nekrotizan pnömonilerde CA-MRSA ve toksin inhibisyonu yapan antibiyotik seçimi.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 5 / 23Sonraki
Göğüs Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 5 | Examkin