Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 41Soru

Bilateral diyafram paralizisi veya ciddi diyafram güçsüzlüğü şüphesi olan 45 yaşındaki bir hastada, bu tanıyı en güçlü şekilde destekleyen spirometrik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Supin (sırtüstü) pozisyonda ölçülen FVC'nin, oturur pozisyona göre %25'ten fazla düşmesi

Cevap

Supin (sırtüstü) pozisyonda ölçülen FVC'nin, oturur pozisyona göre %25'ten fazla düşmesi
Diyafram paralizisi veya ciddi güçsüzlüğünde, hasta sırtüstü (supin) yattığında abdominal içerik yerçekimi etkisiyle toraks boşluğuna doğru yer değiştirir ve zaten güçsüz olan diyaframı yukarı iter. Bu durum akciğer ekspansiyonunu daha da kısıtlar. Normal bireylerde supin pozisyonda FVC (Zorlu Vital Kapasite) %10-15 kadar azalabilirken, diyafram paralizisinde bu azalma çok daha belirgindir (genellikle >%25-30). Bu 'pozisyonel vital kapasite değişikliği', diyafram güçsüzlüğü için oldukça spesifik ve tanısal değeri yüksek bir testtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Hasta diyafram paralizisi şüphesi taşımaktadır (restriktif bir patern beklenir, ancak spesifik tanı testi sorulmaktadır).
Diyafram, inspirasyonun temel kasıdır ve güçsüzlüğünde akciğer hacimleri azalır.
2
Fizyolojik mekanizmayı hatırla
Oturur pozisyonda yerçekimi abdominal organları aşağı çekerek diyaframa yardımcı olur. Supin pozisyonda ise bu organlar toraksa baskı yapar.
Normal kişilerde supin pozisyona geçiş FVC'yi %10-15 düşürürken, diyafram paralizisinde bu düşüş %25-30'un üzerine çıkar.
3
Seçenekleri ele ve doğruyu bul
Diğer seçenekler obstrüktif veya parankimal hastalık bulgularıdır. Supin FVC düşüşü diyafram güçsüzlüğü için tanısaldır.
Bu test, diyafram fonksiyonunu değerlendirmede kullanılan basit ve değerli bir yöntemdir.

Anahtar Kavram

Diyafram paralizisi tanısında pozisyonel spirometri (Supin FVC düşüşü)
Soru 42Soru

65 yaşında erkek hasta, son 2 yıldır giderek artan efor dispnesi ve kronik öksürük şikayetiyle başvuruyor.

Özgeçmiş: 50 paket-yıl sigara öyküsü mevcut. 5 yıl önce akciğer tüberkülozu tanısıyla 6 aylık standart tedavi almış ve kür sağlanmış.

Klinik Seyir: Son 12 ay içinde 2 kez antibiyotik ve oral steroid kullanımı gerektiren atak geçirmiş, 1 kez de solunum yetmezliği nedeniyle hastaneye yatırılmıştır.

Mevcut Tedavi: Tiotropium 18 mcg/gün (LAMA).

Tetkik Sonuçları:

İncelemeDeğer
FEV1/FVC0.560.56
FEV1 (% beklenen)%40\%40
Kan Eozinofil Sayısı450450 hücre/µL
CAT Skoru2222

Akciğer grafisinde bilateral apikal bölgelerde sekel fibrotik değişiklikler ve alt zonlarda havalanma artışı izlenmektedir.

GOLD (Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease) 2024 raporuna göre, bu hastanın idame tedavisindeki bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut tedaviye uzun etkili beta-2 agonist (LABA) eklenmesi

Cevap

Mevcut tedaviye uzun etkili beta-2 agonist (LABA) eklenerek LAMA + LABA ikili bronkodilatör tedavisine geçilmesi en uygun adımdır.
Hastanın son bir yıl içindeki atak geçmişi (1 hastaneye yatış) onu GOLD Grup E sınıfına sokar. Grup E hastalarında kan eozinofili 300300 hücre/µL üzerinde olduğunda normalde üçlü tedavi (LABA+LAMA+ICS) önerilse de, hastanın özgeçmişindeki tüberküloz öyküsü ICS kullanımı için önemli bir risk faktörüdür ve kılavuzlar bu durumda ICS kullanımından kaçınılmasını (Against Use) önerir. Bu nedenle, mevcut LAMA tedavisine LABA eklenerek ikili bronkodilatör kombinasyonuna geçilmesi en doğru yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Atak geçmişine göre hastanın GOLD grubunu belirleyin.
Hasta son bir yılda 1 kez hastaneye yatış gerektiren ağır atak geçirdiği için GOLD 'Grup E' (Exacerbator) kategorisindedir.
GOLD 2024 sınıflamasında hastaneye yatış gerektiren tek bir atak bile hastayı direkt Grup E'ye sokar.
2
Kan eozinofil düzeyini ve ICS endikasyonunu değerlendirin.
Eozinofil sayısı 450/µL450/µL (>300>300) olup normal şartlarda ICS eklenmesini destekleyen bir bulgudur.
Eozinofil sayısı 300 ve üzeri olan Grup E hastalarında üçlü tedavi (LABA+LAMA+ICS) başlangıç seçeneği olarak düşünülebilir.
3
Hastanın özgeçmişindeki tüberküloz öyküsünün ICS kullanımı üzerindeki etkisini analiz edin.
GOLD kılavuzuna göre geçirilmiş mikobakteriyel enfeksiyon (tüberküloz) öyküsü, ICS kullanımı için 'kullanılmaması önerilen' (Against Use) bir faktördür.
ICS kullanımı KOAH'lı hastalarda pnömoni ve tüberküloz reaktivasyon riskini belirgin şekilde artırır.
4
Kısıtlayıcı faktörler ışığında en uygun tedavi değişikliğine karar verin.
ICS riskli olduğu için hastanın tedavisi ikili bronkodilatör (LAMA + LABA) olarak güncellenmelidir.
LAMA kullanan bir hastada tedavi basamağı artırılırken ICS sakıncalıysa eklenecek ilk ajan LABA olmalıdır.

Anahtar Kavram

GOLD 2024 KOAH idame tedavisinde Grup E hastalarda ICS kullanımı için kan eozinofili eşik değeri (>300>300) önemli olsa da, tüberküloz öyküsü gibi kontrendikasyonlar tedavi seçiminde belirleyicidir.

Daha Fazla Pratik

KOAH'ta hangi durumlarda inhale kortikosteroidlerin (ICS) kesinlikle başlanmaması gerektiğini (eozinofil < 100, tekrarlayan pnömoni, tüberküloz öyküsü) tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 43Soru

3232 yaşında kadın hasta; yaklaşık 33 haftadır devam eden öksürük, gece terlemesi ve son bir ayda 44 kgkg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda infiltrasyon saptanan hastanın balgam yaymasında asidorezistan basiller (ARBARB) pozitif bulunuyor. İzoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol tedavisi başlanan hastanın tedavinin ikinci haftasında ellerinde ve ayaklarında uyuşma ile karıncalanma şikayetleri başlıyor. Bu klinik tabloya neden olması en muhtemel olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzoniazid

Cevap

İzoniazid, piridoksin (B6B_6 vitamini) eksikliği üzerinden periferik nöropatiye yol açan anti-tüberküloz ajandır.
Doğru cevap olan ilaç, tüberküloz tedavisinde yer alan ve yapısal olarak piridoksine benzediği için onun eksikliğine yol açarak periferik nöropati tablosu oluşturan İzoniaziddir. Bu yan etkiyi önlemek için tedaviye genellikle piridoksin eklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların ve tanı bulgularının değerlendirilmesi
Gece terlemesi, kilo kaybı ve ARBARB pozitifliği ile hastada aktif akciğer tüberkülozu tanısı doğrulanmıştır.
Tedavi yan etkisini sorgulamadan önce ana tanının netleştirilmesi gerekir.
2
Yeni gelişen nörolojik şikayetlerin (parestezi) analiz edilmesi
Eldiven-çorap tarzı uyuşma ve karıncalanma, periferik nöropatiyi düşündürmektedir.
Hastanın tedavi altındayken geliştirdiği yeni semptomların ilaç yan etkisi olup olmadığını belirlemek için gereklidir.
3
Anti-tüberküloz ilaçların yan etki profili ile eşleştirme yapılması
İzoniazid kullanımı sırasında piridoksin (B6B_6) eksikliği geliştiği ve bunun nöropatiye yol açtığı bilinmektedir.
Doğru ajanın belirlenmesi tedavinin modifiye edilmesi veya destekleyici tedavi (piridoksin replasmanı) başlanması için kritiktir.

Anahtar Kavram

İzoniazid kullanımına bağlı gelişen periferik nöropati piridoksin (B6B_6) vitamini desteği ile önlenebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 44Soru

7070 yaşında erkek hasta, son bir haftadır artan nefes darlığı ve ayak bileklerinde şişlik şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenede juguler venöz dolgunluk, bilateral ral ve akciğer bazallerinde matite saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral plevral efüzyon izleniyor. Torasentez ile alınan sıvının transüda vasfında olduğu düşünülüyorsa, Light kriterlerine göre aşağıdakilerden hangisinin saptanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plevral sıvı/Serum protein oranının 0.40.4 olması

Cevap

Plevral sıvı/Serum protein oranının 0.50.5'in altında (örneğin 0.40.4) olması
Light kriterlerine göre, bir plevral sıvının transüda olarak kabul edilebilmesi için plevral sıvı/serum protein oranının 0.50.5’in altında, plevral sıvı/serum LDH oranının 0.60.6’nın altında ve plevral sıvı LDH düzeyinin serum üst sınırının 2/32/3'ünden az olması gerekir. Plevral sıvı/serum protein oranının 0.40.4 olması bu kriterleri karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hastadaki bilateral plevral efüzyon, ödem ve juguler venöz dolgunluk kalp yetersizliğini düşündürmektedir.
Kalp yetersizliği, hidrostatik basınç artışına bağlı olarak plevral boşlukta transüda vasfında sıvı birikmesine neden olan en sık sebeptir.
2
Sıvı karakterini belirle
Transüda karakterindeki bir sıvının protein ve LDH içeriği serum değerlerine oranla düşüktür.
Transüda oluşumunda plevral yüzeylerde inflamasyon yoktur, sıvı sadece basınç dengesizliği sonucu plevral boşluğa sızar.
3
Light kriterlerini uygula
Plevral sıvı/serum protein oranı < 0.50.5 olmalıdır.
Light kriterleri eksüdayı tanımlamak için geliştirilmiştir; bu kriterlerin hiçbirini karşılamayan sıvı transüda olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Light kriterleri kullanılarak plevral efüzyonun transüda ve eksüda ayrımının yapılması.

Alternatif Yöntem

Sıvı protein düzeyi 33 g/dL'nin altında veya albumin gradiyenti (serum - sıvı) 1.21.2 g/dL'nin üzerinde ise transüda lehine yorumlanabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 45Soru

Toplumdan edinilmiş pnömoni (TEPTEP) tanısı alan bir hastada, hastalığın şiddetini değerlendirmek ve hastaneye yatış kararını vermek için kullanılan CURB65CURB-65 skorlama sisteminde aşağıdakilerden hangisi bir parametre olarak yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vücut sıcaklığının (Ateş) >39C>39^\circ C olması

Cevap

Vücut sıcaklığının (Ateş) >39C>39^\circ C olması seçeneği doğrudur; çünkü ateş yüksekliği CURB65CURB-65 kriterleri arasında yer almaz.
Vücut sıcaklığı (ateş), pnömoni tanısında anahtar bir bulgu olsa da hastalığın ciddiyetini belirleyen CURB65CURB-65 skorlama sistemindeki beş kriterden biri değildir. Bu sistemde prognozu ve yatış kararını belirleyen ana faktörler yaş, hemodinamik durum, solunum kapasitesi, metabolik durum (üre) ve nörolojik durumdur.

Adım Adım Çözüm

1
CURB65CURB-65 akronimini oluşturan bileşenleri hatırla.
C: ConfusionConfusion, U: UreaUrea, R: RespiratoryRespiratory raterate, B: BloodBlood pressurepressure, 6565: AgeAge 65\geq 65.
Skorlama sisteminin içeriğini doğrulamak için akronimin açılımı bilinmelidir.
2
Seçeneklerdeki klinik verileri bu bileşenlerle eşleştir.
Bilinç değişikliği (C), Üre (U), Solunum hızı (R) ve Kan basıncı (B) kriterlerle eşleşir; ancak ateş yüksekliği eşleşmez.
Hangi parametrenin dışarıda kaldığını belirlemek için karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

CURB65CURB-65 skorlama sistemi; konfüzyon, üre, solunum hızı, kan basıncı ve yaş parametrelerinden oluşur.

Alternatif Yöntem

CURB65CURB-65 kriterlerini hatırlamak için akronimi kullanın: C (Confusion/Konfüzyon), U (Urea/Üre), R (Respiratory/Solunum), B (Blood Pressure/Kan Basıncı), 65 (Yaş).
Tahmini Süre:45s
Soru 46Soru

28 yaşında erkek hasta, 3 haftadır süren sol yan ağrısı, gece terlemesi ve subfebril ateş şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede sol hemitoraksta matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Tanısal torasentez örneğinin analizi sonucunda sıvının eksuda vasfında olduğu belirleniyor. Tüberküloz plörezisi ayırıcı tanısında, aşağıdaki plevral sıvı inceleme bulgularından hangisinin varlığı bu tanıdan en güçlü şekilde uzaklaşılmasına neden olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plevral sıvı yaymasında mezotelyal hücrelerin %5'ten fazla görülmesi

Cevap

Plevral sıvı yaymasında mezotelyal hücrelerin %5'ten fazla görülmesi seçeneği doğru cevaptır.
Tüberküloz plörezisinde visseral ve paryetal plevra yüzeylerinde yoğun bir fibrin birikimi gerçekleşir. Bu fibrin tabakası 'bariyer' görevi görerek mezotelyal hücrelerin plevral sıvıya geçişini engeller. Literatürde, tüberküloz plörezili olguların %98-99'unda plevral sıvıdaki mezotelyal hücre oranı %5'in (hatta sıklıkla %1'in) altındadır. Bu nedenle, plevral sıvı yaymasında mezotelyal hücrelerin %5'ten fazla görülmesi, tüberküloz tanısından güçlü bir şekilde uzaklaşılmasını gerektirir ve alternatif tanılara (özellikle malignite, pulmoner emboli veya konjestif kalp yetmezliği gibi) yönlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç erkek hasta, subakut semptomlar (3 hafta), plöritik ağrı ve eksuda. Tüberküloz plörezisi için tipik bir prezantasyon.
Tüberküloz, Türkiye gibi endemik bölgelerde genç hastalardaki tek taraflı eksudaların en sık nedenlerinden biridir.
2
Tanıyı destekleyen bulguları belirle
Seçeneklerdeki yüksek ADA, düşük glikoz, lenfosit hakimiyeti ve asidik pH tüberküloz tanısını destekleyen bulgulardır.
Bu bulgular plevral boşluktaki kronik granülomatöz inflamasyonun göstergeleridir.
3
Tanıyı dışlayan (negatif prediktif değeri yüksek) bulguyu seç
Mezotelyal hücrelerin %5'ten fazla olması tüberküloz olasılığını belirgin şekilde azaltır.
Tüberküloz plörezisinde plevra yüzeyini kaplayan yoğun fibrin tabakası, mezotelyal hücrelerin sıvıya dökülmesini engeller. Bu hücrelerin varlığı tüberküloz dışı nedenleri (malignite, emboli, vb.) düşündürür.

Anahtar Kavram

Tüberküloz Plörezisi ve Mezotelyal Hücreler

İpuçları

1
Tüberküloz plörezisinde plevra yüzeyleri yoğun fibrin ile kaplanır.
2
Bu fibrin tabakası, normalde plevrayı döşeyen hücrelerin sıvıya dökülmesini engeller.
3
Tüberküloz sıvısında mezotelyal hücreler 'yok denecek kadar' azdır; varlıkları tanıyı bozar.

Daha Fazla Pratik

ADA yüksekliği ve lenfosit hakimiyeti olmasına rağmen mezotelyal hücrelerin yüksek olduğu bir senaryoda lenfoma olasılığını araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Akut pulmoner emboli atağı sonrası en az 3 ay etkin antikoagülan tedavi almasına rağmen efor dispnesi yakınması devam eden 54 yaşındaki erkek hasta değerlendiriliyor. Fizik muayenede P2 sertliği duyuluyor. Transtorasik ekokardiyografide sağ kalp boşluklarında genişleme ve pulmoner arter sistolik basıncında artış saptanıyor. Bu hastada Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH) tanısını dışlamak için kullanılması gereken, duyarlılığı en yüksek tarama testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ventilasyon/Perfüzyon (V/Q) Sintigrafisi

Cevap

Ventilasyon/Perfüzyon (V/Q) Sintigrafisi
Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH) şüphesinde, ventilasyon/perfüzyon (V/Q) sintigrafisi %96-97 gibi çok yüksek bir duyarlılığa (sensitivite) sahiptir. BT anjiyografi akut embolideki büyük pıhtıları mükemmel gösterse de, KTEPH patolojisi olan kronik organize mikrotrombüsleri, web ve bant yapılarını görüntülemede yetersiz kalabilir. Bu nedenle kılavuzlar, açıklanamayan pulmoner hipertansiyonu olan veya PE sonrası semptomları devam eden hastalarda KTEPH'i dışlamak (rule-out) için ilk basamak test olarak V/Q sintigrafisini önerir. Sintigrafi normalse KTEPH tanısı güvenle dışlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Geçirilmiş PE öyküsü, antikoagülasyona rağmen devam eden dispne ve sağ kalp yüklenme bulguları KTEPH şüphesi oluşturur.
KTEPH, akut PE sonrası %0.5-4 oranında gelişebilen ve tedavi edilebilir bir pulmoner hipertansiyon nedenidir.
2
KTEPH için uygun tarama testini belirle
KTEPH taramasında V/Q sintigrafisinin duyarlılığı (sensitivitesi) %96-97 iken, BT anjiyografinin duyarlılığı %51 civarındadır.
Kronik dönemde oluşan distal trombüsler, bantlar ve web yapıları BT anjiyografide gözden kaçabilir ancak sintigrafide perfüzyon defekti olarak görülür.
3
Doğru seçeneği işaretle
Normal bir V/Q sintigrafisi KTEPH tanısını güvenle dışlar.
Kılavuzlar KTEPH şüphesinde dışlama/tarama amaçlı ilk test olarak V/Q sintigrafisini önermektedir.

Anahtar Kavram

Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH) taramasında V/Q sintigrafisi, BT anjiyografiden daha duyarlıdır ve ilk tercih edilen dışlama testidir.
Soru 48Soru

3232 yaşında erkek hasta, ani başlayan nefes darlığı, sağ tarafta batıcı tarzda (plöritik) göğüs ağrısı ve öksürükle ağzından az miktarda kan gelmesi (hemoptizi) şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Yapılan klinik değerlendirmede Wells skoru 22 (düşük klinik olasılık) olarak hesaplanıyor. Bu hastada pulmoner tromboemboli tanısını dışlamak (ekarte etmek) amacıyla ilk basamakta istenmesi gereken tetkik hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: D-dimer düzeyi ölçümü

Cevap

Düşük klinik olasılıklı bir hastada pulmoner tromboemboli tanısını dışlamak için en uygun ilk basamak tetkik D-dimer düzeyi ölçümüdür.
Pulmoner tromboemboli şüphesi olan hastalarda Wells skoru ile klinik olasılık tayini yapılır. Skoru 22 ve altı (veya basitleştirilmiş skorlamaya göre 4\leq 4) olan düşük klinik olasılıklı hastalarda, tanıyı dışlamak için en uygun ve ilk basamak yöntem D-dimer düzeyidir. Negatif bir D-dimer sonucu, yüksek negatif prediktif değeri sayesinde ileri bir görüntülemeye gerek kalmadan tanıyı dışlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik olasılığını Wells skoruna göre belirle.
Wells skoru 22 olarak belirtilmiştir, bu değer hastanın 'düşük klinik olasılık' grubunda olduğunu gösterir.
Tanı algoritması, hastanın klinik olasılığına göre şekillenir.
2
Düşük olasılıklı hasta için uygun dışlama testini seç.
Düşük veya orta olasılıklı hastalarda D-dimer testi istenir.
Hassas bir yöntemle ölçülen D-dimer sonucunun negatif olması, pulmoner tromboemboli tanısını %99'un üzerinde bir doğrulukla dışlar.
3
Test sonucuna göre bir sonraki adımı planla.
D-dimer negatifse ileri tetkik gerekmez; pozitifse bilgisayarlı tomografik pulmoner anjiyografi planlanır.
Gereksiz radyasyon ve kontrast madde maruziyetinden kaçınmak için bu basamaklı yaklaşım uygulanır.

Anahtar Kavram

Pulmoner tromboemboli (PTE) tanı algoritmasında klinik olasılığa göre test seçimi.
Tahmini Süre:45s
Soru 49Soru

5252 yaşında, hiç sigara içmemiş, ev hanımı olan kadın hasta; yaklaşık 22 aydır devam eden ateş, kuru öksürük ve efor dispnesi şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden 11 ay önce dış merkezde pnömoni tanısıyla ampirik antibiyotik tedavisi aldığı ancak klinik tablosunda düzelme olmadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazallerinde inspiratuar ince raller duyuluyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) her iki akciğerde yamalı tarzda, periferik ve peribronkovasküler yerleşimli konsolidasyon alanları ile buzlu cam dansiteleri saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kriptojenik organize pnömoni

Cevap

Kriptojenik organize pnömoni (COP), subakut seyirli ateş, öksürük ve nefes darlığı ile seyreden, radyolojik olarak periferik yerleşimli konsolidasyonlarla karakterize bir interstisyel akciğer hastalığıdır.
Doğru seçenek olan kriptojenik organize pnömoni, tipik olarak subakut bir başlangıç gösterir ve hastalar sıklıkla yanlışlıkla pnömoni tanısı alarak antibiyotik kullanırlar. HRCT'de saptanan periferik ve peribronkovasküler yerleşimli konsolidasyonlar ile buzlu cam alanları bu hastalık için karakteristik bir radyolojik paterndir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküyü analiz et.
22 aylık subakut seyir ve antibiyotiğe yanıtsız pnömoni benzeri tablo saptandı.
COP sıklıkla 'iyileşmeyen pnömoni' şeklinde prezante olur.
2
HRCT bulgularını yorumla.
Periferik ve peribronkovasküler yerleşimli yamalı konsolidasyonlar ile buzlu cam dansiteleri görüldü.
Bu radyolojik patern organize pnömoni için tipiktir ve migratuar (yer değiştiren) özellik gösterebilir.
3
Ayırıcı tanı yap ve sonuca ulaş.
Sigara içmeyen hastada bu klinik ve radyolojik bulgular kriptojenik organize pnömoniyi (COP) işaret eder.
IPF veya DIP gibi diğer interstisyel hastalıklar farklı radyolojik ve demografik özelliklere sahiptir.

Anahtar Kavram

Kriptojenik Organize Pnömoni (COP), klasik olarak antibiyotiğe yanıt vermeyen pnömoni kliniği ve HRCT'de periferik konsolidasyonlarla tanınır.

İpuçları

1
Hastanın antibiyotik tedavisine rağmen düzelmediğine ve semptomların 22 aydır sürdüğüne dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

COP hastalarında transbronşiyal biyopsi veya cerrahi akciğer biyopsisinde görülen histopatolojik bulguları (Masson cisimcikleri) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 50Soru

6565 yaşında erkek hasta, 5050 paket-yıl sigara öyküsü mevcut olup emekli bir boya ustasıdır. Son 22 yıldır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki el parmaklarında çomaklaşma saptanıyor ve oskültasyonda akciğer bazallerinde bilateral "velcro" ralleri duyuluyor. Hastanın yapılan solunum fonksiyon testinde (SFT); FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %72\%72, FVCFVC değeri beklenenin %88\%88'i, total akciğer kapasitesi (TLCTLC) ise beklenenin %92\%92'si olarak bulunuyor. Karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCODL_{CO}) beklenenin %35\%35'i olarak ölçülüyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) üst loplarda belirgin sentrilobüler amfizem ve bülloz alanlar izlenirken, alt loplarda subplevral retiküler opasiteler, bal peteği görünümü (honeycombing) ve traksiyon bronşektazileri saptanıyor. Bu klinik tablo ve radyolojik bulgular ışığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kombine pulmoner fibrozis ve amfizem

Cevap

Kombine pulmoner fibrozis ve amfizem (CPFE)
Kombine pulmoner fibrozis ve amfizem (CPFE), genellikle ağır sigara içicisi erkeklerde görülen; üst loplarda sentrilobüler veya paraseptal amfizem, alt loplarda ise genellikle Olağan İnterstisyel Pnömoni (UIP) paterniyle seyreden fibrozisin birlikteliğidir. Bu hastada SFT'de hacimlerin korunmuş olması amfizemin hiperenflasyon etkisinden kaynaklanır, ancak her iki patoloji de alveoler-kapiller alanı harap ettiği için difüzyon kapasitesi (DLCO) ileri derecede düşmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik bulgularını değerlendir.
5050 paket-yıl sigara öyküsü, çomak parmak ve bazal velcro ralleri mevcuttur.
Ağır sigara öyküsü hem amfizem hem de sigara ile ilişkili interstisyel akciğer hastalıkları için temel risk faktörüdür.
2
Solunum fonksiyon testi (SFT) parametrelerini analiz et.
FEV1/FVCFEV_1/FVC düşük-normal, FVCFVC ve TLCTLC normal sınırlar içinde, ancak DLCODL_{CO} beklenmedik derecede düşük (%35\%35).
Akciğer hacimlerinin korunmuş olmasına rağmen difüzyonun ağır derecede bozulması, amfizem (tıkayıcı/hiperenflasyon) ve fibrozisin (kısıtlayıcı) bir arada bulunduğunu düşündüren karakteristik bir bulgudur.
3
Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi (HRCT) bulgularını yorumla.
Üst loplarda amfizem (yıkım) ve alt loplarda UIP paterni (fibrozis) birlikteliği saptanmıştır.
Zonal dağılım gösteren bu dual patoloji, Kombine Pulmoner Fibrozis ve Amfizem sendromu için tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Kombine Pulmoner Fibrozis ve Amfizem (CPFE) sendromunda SFT'de akciğer hacimlerinin "psödonormalizasyonu" ve belirgin difüzyon kapasitesi kaybı izlenir.

Daha Fazla Pratik

CPFE hastalarında pulmoner hipertansiyon gelişme riskinin tek başına amfizem veya fibrozis hastalarına göre daha yüksek olduğunu ve prognozu olumsuz etkilediğini unutmayın.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 51Soru

6767 yaşında erkek hasta, 33 gündür devam eden ateş, öksürük ve pürülan balgam şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon dışında özellik saptanmıyor. Fizik muayenede; ateş 38.5C38.5^\circ C, nabız 92/dak92/dak, solunum sayısı 26/dak26/dak, kan basıncı 105/65105/65 mmHgmmHg ölçülüyor. Hasta koopere ve oryante olup akciğer oskültasyonunda sağ bazalde raller ve tübüler sufl saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde BUN:22BUN: 22 mg/dLmg/dL, Kreatinin: 1.11.1 mg/dLmg/dL bulunuyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda lober konsolidasyon izleniyor.

Bu hasta için CURB-65 skoruna göre en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastaneye yatırılarak servis şartlarında tedavi edilmesi

Cevap

Hastanın CURB-65 skoru 2 olarak hesaplandığından, en uygun yaklaşım hastaneye (servis) yatırılarak tedavi edilmesidir.
Vakadaki hastanın yaşı 6565'in üzerinde (11 puan) ve BUNBUN değeri 1919 mg/dLmg/dL eşiğinin üzerindedir (11 puan). Konfüzyon olmaması, solunum sayısının 3030'un altında olması ve kan basıncının eşik değerlerin üzerinde olması nedeniyle diğer kriterlerden puan almaz. Toplam 22 puan alan hastalar 'orta risk' grubunda kabul edilir ve Türk Toraks Derneği ile uluslararası kılavuzlara göre hastaneye yatırılarak tedavi edilmeleri önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
CURB-65 kriterlerini hastaya uyarla
C (Konfüzyon): Yok (0), U (Üre/BUN > 19 mg/dL): Var (1), R (Solunum hızı >= 30): Yok (0), B (Kan basıncı < 90/60): Yok (0), 65 (Yaş >= 65): Var (1)
Toplumda gelişen pnömonilerde yatış kararını belirlemek için standart skorlama sistemi kullanılmalıdır.
2
Toplam puanı hesapla
Toplam puan = 2
Yaş (6767) ve BUN (2222 mg/dLmg/dL) kriterleri puan kazandırmaktadır.
3
Skora göre yönetim algoritmasını uygula
2 puan: Hastaneye yatış (servis) endikedir.
CURB-65 algoritmasına göre 0-1 puan ayaktan, 2 puan servis, 3 ve üzeri puan ise yoğun bakım/yakın takip gerektirir.

Anahtar Kavram

CURB-65 skorlama sistemi, toplumda gelişen pnömonilerde mortalite riskini ve tedavi yerini (ayaktan, servis, yoğun bakım) belirlemek için kullanılan pratik bir araçtır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru

6868 yaşında erkek hasta; son 66 haftadır giderek artan halsizlik, iştahsızlık, 1212 kgkg kilo kaybı ve gece terlemeleri şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde yaygın lenfadenopati, splenomegali ve akciğer oskültasyonunda bilateral bazallerde raller saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki akciğer alanında yaygın, yaklaşık 121-2 mmmm çapında, simetrik nodüler dansiteler (miliyer patern) izleniyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır veya tanısal yaklaşım açısından en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fundus muayenesinde koroid tüberküllerinin saptanması

Cevap

Miliyer tüberkülozlu hastada göz dibi incelemesinde koroid tüberküllerinin saptanması en olası ve tanısal değeri yüksek bir bulgudur.
Miliyer tüberküloz, Mycobacterium tuberculosis'in hematojen yolla tüm vücuda yayılmasıyla karakterizedir. Göz dibi muayenesinde görülen koroid tüberkülleri, hematojen yayılımın patognomonik bir bulgusudur ve hastaların yaklaşık %30\%30'unda saptanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Subakut seyirli anayasal semptomlar ve akciğer grafisindeki 'darı tanesi' görünümü miliyer tüberkülozu düşündürür.
Miliyer TB, basillerin hematojen yayılımı sonucu oluşan sistemik bir hastalıktır.
2
Ekstrapulmoner tutulumun değerlendirilmesi
Splenomegali ve lenfadenopati sistemik yayılımın göstergesidir; koroid tüberkülleri ise bu tablonun en spesifik fizik muayene bulgusudur.
Vasküler yapıdan zengin koroidea tabakası hematojen yayılımda sık tutulan bir odaktır.
3
Ayırıcı tanı ve tanısal kısıtlılıkların dışlanması
PPD anerjisi ve balgam ARB negatifliği gibi Miliyer TB'ye özgü tanısal zorluklar göz önünde bulundurulmalıdır.
Sistemik ağır hastalık tablosu hücresel immüniteyi geçici olarak baskılayabilir.

Anahtar Kavram

Miliyer Tüberküloz Tanısal İpuçları ve Koroid Tüberkülleri

Daha Fazla Pratik

Miliyer tüberkülozda tanı koydurucu değeri en yüksek olan doku biyopsisi (karaciğer veya kemik iliği) endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

4242 yaşında erkek hasta, üç ay önce geçirdiği ağır trafik kazası sonrası 44 hafta boyunca yoğun bakım ünitesinde endotrakeal entübe olarak izlenmiştir. Taburculuğundan sonra giderek artan efor dispnesi ve nefes alırken duyulan ıslık sesi (stridor) şikayetleri başlamıştır. Yapılan solunum fonksiyon testinde akım-volüm halkasının hem inspiratuar hem de ekspiratuar kolunda belirgin düzleşme (plato oluşumu) saptanmıştır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trakeal stenoz

Cevap

Trakeal stenoz gibi fiks (sabit) üst havayolu obstrüksiyonlarında akım-volüm halkasının her iki kolunda da düzleşme izlenir.
Trakeal stenoz, havayolu çapının hem nefes alma hem de nefes verme sırasında sabit kaldığı 'fiks üst havayolu obstrüksiyonu'na neden olur. Bu durum akım-volüm halkasında hem üst (ekspiratuar) hem de alt (inspiratuar) eğrilerin plato çizerek düzleşmesiyle karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Uzun süreli entübasyon öyküsü ve stridor varlığı, üst havayolu patolojisini (özellikle darlıkları) düşündürür.
Entübasyon sonrası gelişen sikatrisiyel doku trakeal stenoza yol açabilir.
2
Akım-volüm halkası paterninin analizi
Hem inspiratuar hem de ekspiratuar koldaki düzleşme, obstrüksiyonun 'fiks' (sabit) karakterde olduğunu gösterir.
Fiks darlıklar solunum fazından bağımsız olarak hava akımını her iki yönde de sınırlar.
3
Ayırıcı tanının yapılması
Değişken obstrüksiyonlar (vokal kord disfonksiyonu veya trakeomalazi) sadece tek bir fazda düzleşme yaparken, trakeal stenoz fiks bir darlıktır.
Tanısal patern fiks üst havayolu obstrüksiyonu ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Akım-volüm halkasında hem inspiratuar hem de ekspiratuar düzleşme 'fiks üst havayolu obstrüksiyonu'nun (örn. trakeal stenoz) tipik bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

Vokal kord disfonksiyonu (ekstratorasik değişken) ile trakeomalazi (intratorasik değişken) arasındaki akım-volüm halkası farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru

3838 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır eforla giderek artan nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Sigara öyküsü 55 paket-yıl olup 33 yıl önce bırakmıştır. Fizik muayenede göğüs ön-arka çapı artmış, her iki akciğer bazalinde solunum sesleri azalmış olarak saptanıyor. Karaciğer kosta kenarında 22 cm palpabl, düzgün yüzeyli ve künt kenarlı olarak değerlendiriliyor. Çomak parmak izlenmeyen hastanın solunum fonksiyon testi ve radyoloji bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen %
FEV1/FVC0.58-
FEV11.8 L45
FVC3.1 L82
DLCO-55

Akciğer grafisinde: Her iki alt lobda vasküler gölgelerde azalma ve belirgin radyolüsensi artışı.

Bu hasta için en olası tanıyı doğrulamak amacıyla istenmesi gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum alfa-1 antitiripsin düzeyi ve fenotipleme

Cevap

En olası tanıyı doğrulamak için serum alfa-1 antitiripsin düzeyi ölçülmeli ve fenotip (PiZZ vb.) tayini yapılmalıdır.
Hastanın genç yaşında olması, sigara öyküsünün ağırlığına oranla belirgin amfizem bulguları göstermesi (FEV1 %45, DLCO %55), amfizemin alt loblarda yerleşmesi (panasiner amfizem) ve eşlik eden hepatomegali (karaciğerde biriken hatalı katlanmış proteinler nedeniyle siroz riski), Alfa-1 antitiripsin eksikliğini kuvvetle düşündürür. Kesin tanı için serum düzeyi ve Pi fenotiplemesi gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hasta 3838 yaşında (genç), sigara öyküsü yetersiz (55 paket-yıl) ve fizik muayenede hepatomegali mevcut.
Genç yaşta ortaya çıkan ve sigara ile açıklanamayan ağır amfizem olgularında genetik zemin araştırılmalıdır.
2
SFT ve radyolojik paterni yorumla.
Obstrüktif patern (FEV1/FVC < 0.70), düşük DLCO (amfizem kanıtı) ve radyolojide alt lob (bazal) baskınlığı mevcut.
Sigara ilişkili KOAH tipik olarak üst lob tutulumu yaparken, Alfa-1 antitiripsin eksikliğinde panasiner amfizem alt loblarda yoğunlaşır.
3
Tanısal doğrulama yöntemini seç.
Alfa-1 antitiripsin düzeyi ve fenotipleme istenmesi kararı.
GOLD rehberleri, bazal amfizem veya erken yaşta KOAH saptanan tüm hastalarda AATE taramasını (düzey ve fenotip) önermektedir.

Anahtar Kavram

Alfa-1 Antitiripsin Eksikliği (AATE)

Alternatif Yöntem

Serum protein elektroforezinde alfa-1 globulin bandının saptanmaması veya düzleşmesi, AATE taramasında kullanılan bir diğer ipucudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 55Soru

Elli sekiz yaşında, geçirilmiş serebrovasküler olay sekeli nedeniyle yutma güçlüğü olan erkek hasta, ateş, öksürük ve kötü kokulu balgam şikayetleriyle başvuruyor. Toraks görüntülemesinde sağ akciğer alt lob superior segmentte hava-sıvı seviyesi içeren 4 cm çaplı kaviter lezyon saptanıyor. Akciğer apsesi tanısıyla parenteral ampisilin-sulbaktam tedavisi başlanıyor. Tedavinin 14. gününde hastanın ateşi düşüyor, lökositozu geriliyor ve genel durumu düzeliyor; ancak kontrol akciğer grafisinde kavite duvarında incelme ve çapında minimal küçülme izlenmesine rağmen lezyon sebat ediyor. Bu aşamada hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral antibiyotiğe geçilerek tedavi radyolojik düzelme veya stabil skar dokusu oluşana kadar sürdürülmelidir

Cevap

Oral antibiyotiğe geçilerek tedavi radyolojik düzelme veya stabil skar dokusu oluşana kadar sürdürülmelidir seçeneği doğrudur.
Akciğer apsesi tedavisinde genel yaklaşım, parenteral antibiyotik ile klinik düzelme (ateşin düşmesi, genel durumun toparlaması) sağlandıktan sonra oral antibiyotik tedavisine geçilmesidir. Tedavi süresi standart pnömonilerden farklı olarak daha uzundur ve genellikle 4-6 hafta sürer. Tedaviyi sonlandırma kriteri klinik düzelme değil, radyolojik olarak kavitenin kapanması veya stabil, küçük bir lezyon haline gelmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut durumunu ve tedavi yanıtını değerlendir
Hasta 14 günlük parenteral tedaviye 'klinik' yanıt vermiştir (ateşsiz, lökositoz yok), ancak 'radyolojik' bulgular henüz tam düzelmemiştir.
Tedavi değişikliği veya devamı kararı için klinik ve radyolojik ayrımı yapmak gerekir.
2
Akciğer apsesi tedavi prensiplerini hatırla
Apselerde tedavi süresi uzundur (4-6 hafta+). Klinik düzelme sağlanan hastalarda hastanede kalış süresini uzatmamak için oral tedaviye geçiş standart yaklaşımdır.
Parenteral tedavinin amacı sepsisi kontrol altına almak ve oral alımı güvenli hale getirmektir.
3
Tedavinin ne zaman sonlandırılacağına karar ver
Antibiyotik tedavisi, kavite tamamen kapanana veya küçük, stabil bir skar dokusu kalana kadar devam etmelidir.
Erken kesilmesi nükslere yol açar.

Anahtar Kavram

Akciğer apsesinde tedavi süresi, pnömonilerden daha uzundur ve tedavi sonlandırma kararı klinik değil, radyolojik iyileşmeye göre verilir.

İpuçları

1
Akciğer apsesi, basit pnömoniye göre daha uzun süreli tedavi gerektiren nekrotizan bir süreçtir.
2
Tedavinin başarısı sadece ateşin düşmesiyle değil, akciğer grafisindeki görüntünün düzelmesiyle ölçülür.
3
Hasta klinik olarak iyi durumda olduğu için hastanede yatmasına gerek yoktur, ancak ilaç tedavisi kesilmemelidir.

Daha Fazla Pratik

Akciğer apsesinde cerrahi tedavi endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru

Epilepsi tanısıyla takip edilen ve diş hijyeninin bozuk olduğu bilinen 34 yaşındaki erkek hasta, 3 haftadır devam eden ateş, gece terlemesi ve bol miktarda kötü kokulu balgam çıkarma şikayetleriyle başvuruyor. Toraks BT incelemesinde sağ akciğer üst lob posterior segmentte 4 cm çapında, kalın duvarlı ve hava-sıvı seviyesi içeren kaviter bir lezyon saptanıyor. Bu hastanın ayaktan tedavisinde, etki spektrumu ve potansiyel patojenler göz önüne alındığında, aşağıdaki antibiyotiklerden hangisinin tek başına (monoterapi) kullanımı tedavi başarısızlığı riski nedeniyle uygun değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metronidazol

Cevap

Metronidazol
Metronidazol güçlü bir anti-anaerobik ilaç olmasına rağmen, akciğer apselerinin etiyolojisinde sıklıkla yer alan mikroaerofilik streptokoklara (örn. *Streptococcus anginosus* grubu) karşı etkisizdir. Bu nedenle akciğer apsesi tedavisinde asla monoterapi olarak kullanılmamalı; genellikle bir Beta-laktam (örn. Penisilin veya Seftriakson) ile kombine edilmelidir. Tek başına kullanımında %50'ye varan başarısızlık oranları bildirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanıla
Aspirasyon riski (epilepsi), kötü ağız hijyeni ve kötü kokulu balgam ile başvuran hastada 'Primer Akciğer Apsesi' düşünülür.
Klinik ve radyolojik bulgular (hava-sıvı seviyesi veren kavite) anaerobik etiyolojiyi işaret eder.
2
Olası patojenleri belirle
Primer akciğer apseleri genellikle polimikrobiyaldir; anaeroblar (Bacteroides, Fusobacterium) ve mikroaerofilik streptokoklar (Streptococcus milleri grubu) birlikte bulunur.
Tedavinin her iki grubu da kapsaması gerekir.
3
Seçeneklerdeki antibiyotiklerin spektrumunu değerlendir
Metronidazol anaeroblara karşı çok etkilidir ancak mikroaerofilik streptokoklara karşı etkinliği yoktur.
Bu nedenle akciğer apsesinde tek başına kullanıldığında tedavi başarısızlığı riski yüksektir.

Anahtar Kavram

Primer akciğer apsesi polimikrobiyal bir enfeksiyondur. Metronidazol, ortamdaki aerob ve mikroaerofilik streptokoklara etkisiz olduğu için asla monoterapi olarak verilmemeli, mutlaka bir beta-laktam ile kombine edilmelidir.

İpuçları

1
Akciğer apseleri sadece anaerob bakterilerden kaynaklanmaz; ağız florasındaki diğer bakterileri de düşünün.
2
Seçeneklerden hangisi anaeroblara çok etkili olmasına rağmen, streptokoklara karşı hiç etkinlik göstermez?

Alternatif Yöntem

İlaçların etki mekanizması yerine, 'diyafram üstü' ve 'diyafram altı' anaerobik enfeksiyon ayrımlarını hatırlayarak da çözülebilir. Metronidazol genellikle diyafram altı (batın) enfeksiyonlarında monoterapiye daha uygundur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 57Soru

Proksimal kas güçsüzlüğü şikayetiyle başvuran 6060 yaşındaki bir hastada Lambert-Eaton miyastenik sendromu saptanmıştır. Bu tabloya eşlik etme olasılığı en yüksek olan akciğer malignitesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli karsinom

Cevap

Küçük hücreli karsinom
Lambert-Eaton miyastenik sendromu (LEMS), presinaptik voltaj bağımlı kalsiyum kanallarına karşı oluşan otoantikorların asetilkolin salınımını engellemesiyle karakterizedir. Bu antikorlar en sık küçük hücreli karsinom hücrelerinde bulunan kalsiyum kanallarına karşı gelişen immün yanıtın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bu nedenle doğru yanıt küçük hücreli karsinomdur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Hastada saptanan Lambert-Eaton miyastenik sendromu (LEMS), bir paraneoplastik nöromüsküler bozukluktur.
Tanıdaki ilk adım, klinik sendromun hangi kanser türleriyle güçlü ilişki içinde olduğunu belirlemektir.
2
Patogenez ve tümör ilişkisinin kurulması
LEMS, voltaj bağımlı kalsiyum kanallarına (VGCC) karşı oluşan antikorlar nedeniyle gelişir ve küçük hücreli karsinom hücrelerindeki kalsiyum kanallarıyla çapraz reaksiyon verir.
Bu mekanizma, sendromun neden en sık bu tümör tipinde görüldüğünü açıklar.
3
Seçeneklerin değerlendirilmesi
Küçük hücreli karsinom seçeneği en yüksek korelasyona sahiptir.
Diğer hücre tipleri (adenokarsinom, yassı hücreli vb.) farklı paraneoplastik süreçlerle ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Küçük hücreli akciğer kanseri ve paraneoplastik sendromlar

Alternatif Yöntem

Küçük hücreli kanserin 'nöroendokrin' kökenli olduğunu hatırlamak, sinir sistemini etkileyen (LEMS gibi) veya endokrin sistemini etkileyen (SIADH, ACTH) paraneoplastik sendromların bu tipte daha sık görüldüğünü kavramayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:45s
Soru 58Soru

4646 yaşında kadın hasta, son 77 aydır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hasta ilkokul öğretmeni olup hayatı boyunca hiç sigara kullanmamıştır. Fizik muayenesinde bilateral akciğer bazallerinde ince "velcro" tipi raller duyuluyor; çomak parmak saptanmıyor. Yapılan solunum fonksiyon testlerinde (SFT) FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı 0.880.88, FVCFVC değeri beklenenin %62\%62'si ve DLCODLCO değeri beklenenin %55\%55'i olarak ölçülüyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) bilateral alt loblarda baskın, simetrik buzlu cam dansiteleri ve hafif retiküler çizgilenmeler izlenirken, subpleural parankim alanlarının belirgin şekilde korunduğu (sparingsparing) görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Non-spesifik interstisyel pnömoni

Cevap

Non-spesifik interstisyel pnömoni (NSIP)
Non-spesifik interstisyel pnömoni (NSIP), genellikle sigara içmeyen kadınlarda görülen bir interstisyel akciğer hastalığıdır. Tomografide bilateral, simetrik buzlu cam dansiteleri izlenir. En karakteristik radyolojik özelliği, plevraya komşu parankim alanlarının korunması anlamına gelen 'subpleural sparing' bulgusudur. IPF'nin aksine çomak parmak daha nadirdir ve prognozu daha iyidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hasta orta yaşlı, kadın ve sigara içmiyor. 77 aylık kronik seyir bir interstisyel akciğer hastalığına (İAH) işaret ediyor.
İAH tanısında demografik veriler ve sigara öyküsü ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) yorumla
Yüksek FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı ve düşük FVCFVC ile DLCODLCO, restriktif tipte bir bozukluk olduğunu gösterir.
İnterstisyel tutulum parankim esnekliğini azaltarak restriksiyona neden olur.
3
HRCT bulgularını değerlendir
Simetrik buzlu cam dansiteleri ve en önemlisi "subpleural sparing" (plevra komşuluğundaki parankimin korunması) saptandı.
Subpleural sparing, NSIP'yi idiyopatik pulmoner fibrozis (IPF/UIP) gibi diğer fibrotik süreçlerden ayıran en spesifik radyolojik bulgudur.

Anahtar Kavram

İnterstisyel Akciğer Hastalıklarında Radyolojik Ayırıcı Tanı ve NSIP Spesifik Bulguları
Soru 59Soru

4545 paket-yıl sigara öyküsü olan 5555 yaşında erkek hasta, son üç aydır giderek artan öksürük ve ses kısıklığı şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen toraks BT incelemesinde sol akciğer üst lobda aortik arkusu çevreleyen, aortopulmoner pencereyi dolduran 4.2 cm4.2\text{ cm} çapında kitle saptanıyor. Ayrıca sol alt paratrakeal bölgede 1.5 cm1.5\text{ cm} çapında lenf nodu izleniyor. Yapılan EBUS eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisinde hem ana kitle hem de paratrakeal lenf nodu "adenokarsinom" ile uyumlu bulunuyor. PET-BT'de uzak metastaz saptanmayan bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eş zamanlı kemoradyoterapi

Cevap

Hastanın evresi IIIB (T4 N2 M0) olduğu için en uygun yaklaşım eş zamanlı kemoradyoterapidir.
Klinik tabloda sunulan hastada ses kısıklığı ve aortik arkus komşuluğunda kitle mevcuttur. Bu bulgular, aortik arkusun altından dolanan sol n. laryngeus recurrens'in doğrudan tümör invazyonuna uğradığını gösterir ve bu durum TNM 8. baskıda T4 evresi olarak kabul edilir. İpsilateral mediastinal (sol paratrakeal) lenf nodu tutulumu ise N2 evresidir. T4 N2 M0 kombinasyonu Evre IIIB hastalığı tanımlar. Evre IIIB KHDAK hastaları cerrahi için uygun değildir ve bu hastalar için standart küratif tedavi yaklaşımı eş zamanlı kemoradyoterapidir.

Adım Adım Çözüm

1
T evresini belirle
T4
Sol kitle aortik arkus komşuluğundadır ve hastada 'ses kısıklığı' mevcuttur. Bu durum n. laryngeus recurrens tutulumunu gösterir ki bu TNM 8'e göre T4 kriteridir.
2
N evresini belirle
N2
Sol taraflı kitle için sol paratrakeal lenf nodu tutulumu (Station 4L), ipsilateral mediastinal lenf nodu tutulumu anlamına gelir ve N2 olarak sınıflandırılır.
3
Klinik evreyi saptan
Evre IIIB
T4 N2 M0 kombinasyonu AJCC 8. baskıya göre Evre IIIB'ye karşılık gelir.
4
Tedavi protokolünü seç
Kemoradyoterapi
Evre IIIB küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde cerrahi kontrendikedir ve standart tedavi eş zamanlı kemoradyoterapidir.

Anahtar Kavram

N. laryngeus recurrens tutulumu (ses kısıklığı) T4 kriteridir ve T4 N2 kombinasyonu Evre IIIB olup inoperabldır.

Daha Fazla Pratik

T3 ve T4 ayrımını sağlayan diğer nörolojik bulguları (örneğin n. phrenicus tutulumu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 60Soru

4545 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır giderek artan nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde sistemik skleroz (skleroderma) tanısı mevcut olan hastanın fizik muayenesinde P2P_2 sertliği, triküspit odakta pansistolik üfürüm ve pretibial ++++ ödem saptanıyor. Hastada plöritik göğüs ağrısı veya hemoptizi öyküsü bulunmuyor. Yapılan tetkiklerinde sağ kalp kateterizasyonu bulguları aşağıdaki gibidir:

ParametreDeğer
Ortalama Pulmoner Arter Basıncı (mPAB)3838 mmHg
Pulmoner Kapiller Uç Basıncı (PKUB)1212 mmHg
Pulmoner Vasküler Direnç (PVD)55 Wood ünitesi

Bu hastada Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflandırmasına göre en olası klinik grup ve akut vazoreaktivite testi negatif saptanması durumunda en uygun başlangıç tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grup 1 - Endotelin reseptör antagonisti (Ambrisentan)

Cevap

Dünya Sağlık Örgütü sınıflandırmasına göre sistemik sklerozla ilişkili pulmoner hipertansiyon Grup 1 (Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon) olarak kabul edilir ve vazoreaktivite testi negatif olan bu hastalarda endotelin reseptör antagonistleri uygun bir başlangıç tedavisidir.
Verilen vakada mPAB 3838 mmHg ve PKUB 1212 mmHg olması pre-kapiller pulmoner hipertansiyonu tanımlar. Sistemik skleroz öyküsü bu tabloyu WHO Grup 1 (Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon) içine sokar. Akut vazoreaktivite testi negatif olan Grup 1 PAH hastalarında kalsiyum kanal blokörleri kontrendike/etkisizdir; bu durumda endotelin reseptör antagonistleri (Ambrisentan, Bosentan vb.) veya PDE-5 inhibitörleri ilk basamak tedavi seçenekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik verilerin analizi
mPAB 20\geq 20 mmHg ve PKUB 15\leq 15 mmHg olması pre-kapiller pulmoner hipertansiyonu doğrular.
Pulmoner hipertansiyon tanısı mPAB'ın 2020 mmHg'yi aşmasıyla konur; PKUB ise sol kalp (post-kapiller) ile vasküler/akciğer kaynaklı (pre-kapiller) ayrımı sağlar.
2
Etiyolojik sınıflandırma (WHO Grupları)
Sistemik skleroz (Skleroderma) gibi konnektif doku hastalıkları WHO Grup 1 (PAH) altında yer alır.
Grup 1; idiyopatik, herediter veya ilaç/bağ dokusu hastalıklarıyla ilişkili tabloları kapsar.
3
Tedavi seçimi
Vazoreaktivite testi negatif olduğu için kalsiyum kanal blokörleri yerine spesifik PAH tedavileri (ERA, PDE-5i veya Prostanoidler) seçilmelidir.
Vazoreaktivite negatifliği, damar yatağının kalsiyum kanal blokörlerine yanıt vermeyeceğini gösterir.

Anahtar Kavram

Pulmoner Hipertansiyon WHO Sınıflandırması ve Vazoreaktivite Testine Göre Tedavi Algoritması

Daha Fazla Pratik

Vazoreaktivite testi pozitif olan bir hastada tercih edilmesi gereken kalsiyum kanal blokörü dozlarını ve ilaç isimlerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 23Sonraki
Göğüs Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin