Kardiyoloji

409 soru

Soru 281Soru

Daha önce koroner bypass cerrahisi geçiren 62 yaşındaki erkek hasta, giderek artan karın şişliği ve bacaklarda ödem şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede juguler venöz dolgunluk saptanıyor ve inspirasyonla boyun venlerinin sönmediği (Kussmaul belirtisi) gözleniyor. Ekokardiyografide sol ventrikül sistolik fonksiyonları normal olarak değerlendiriliyor ancak interventriküler septumda inspirasyonla sol ventriküle doğru kayma (septal bounce) izleniyor.

Bu hastada Konstriktif Perikardit ile Restriktif Kardiyomiyopati ayırıcı tanısında, kardiyak kateterizasyonda aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en güçlü şekilde Konstriktif Perikardit tanısını destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Solunumla ventrikül basınçlarında diskordans (sağ ventrikül sistolik basıncı artarken solun azalması) görülmesi

Cevap

Solunumla ventrikül basınçlarında diskordans (sağ ventrikül sistolik basıncı artarken solun azalması) görülmesi
Konstriktif perikarditte, kalınlaşmış perikard kalbin dışarıya doğru genişlemesini engeller. İnspirasyonla venöz dönüş artıp sağ ventrikül dolduğunda, toplam kalp hacmi sabit olduğu için interventriküler septum sol ventriküle doğru itilir (septal bounce). Bu durum, inspirasyonla sağ ventrikül sistolik basıncının artarken sol ventrikül sistolik basıncının azalmasına (Ventriküler Diskordans) neden olur. Restriktif kardiyomiyopatide ise bu etkileşim görülmez; basınçlar solunumla aynı yönde (konkordan) değişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta sağ kalp yetersizliği bulguları (asit, ödem, Kussmaul) ve geçirilmiş cerrahi öyküsü ile Konstriktif Perikardit veya Restriktif Kardiyomiyopati kliniği sergiliyor.
Her iki hastalık da benzer klinik ve fizik muayene bulgularıyla (diyastolik doluş kısıtlılığı) başvurur.
2
Ayırıcı tanı kriterlerini hatırla
Konstriktif perikarditte perikard yaprakları yapışıktır ve solunumla intratorasik basınç değişimleri kalp boşluklarına eşit yansımaz. Bu durum 'Ventriküler Etkileşime' (Interdependans) yol açar.
Restriktif kardiyomiyopatide ise miyokard serttir ancak perikard normaldir; solunumla basınç değişimleri her iki ventriküle eşit (konkordan) yansır.
3
Doğru bulguyu seç
İnspirasyonla sağ ventrikül doluşu artarken (septum sola kayar) sol ventrikül doluşunun azalması (diskordans), Konstriksiyonun patognomonik bulgusudur.
Diğer seçenekler (kare kökü, basınç eşitlenmesi, belirgin y inişi) her iki durumda da görülebilir.

Anahtar Kavram

Konstriktif Perikardit ile Restriktif Kardiyomiyopati Ayrımı (Ventriküler Diskordans)

İpuçları

1
Her iki hastalıkta da sağ kalp yetmezliği bulguları ve diyastolik doluş bozukluğu ortaktır, ancak solunumun ventriküller üzerindeki etkisi farklıdır.
2
Konstriksiyonda kalp, sert bir kabuk içindedir; bir taraf genişlerse diğeri daralmak zorundadır (etkileşim artar).
3
İnspirasyonda sağ ventrikül basıncı artarken solun azalması (ters yönlü hareket), sadece Konstriktif Perikardit için karakteristiktir.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir fizyopatolojik mekanizma olan 'Pulsus Paradoksus' ile 'Kussmaul Belirtisi' arasındaki farkı inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 282Soru

3232 yaşında erkek hasta, halı saha maçı sırasında aniden başlayan çarpıntı ve hafif baş dönmesi şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir kalp hastalığı öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesinde; kan basıncı 115/75115/75 mmHg, nabız 175175/dakika, solunum sayısı 1818/dakika ve vücut sıcaklığı 36.836.8^\circ C olarak ölçülüyor. Çekilen 1212 derivasyonlu EKG'de; 130130 ms süreli geniş QRS kompleksleri, V1V_1 derivasyonunda rSRrSR' paterni (sağ dal bloğu morfolojisi) ve DIID_{II}, DIIID_{III}, aVFaVF derivasyonlarında negatif QRS kompleksleri ile karakterize sol aks sapması izleniyor. Yapılan ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu normal bulunuyor ve yapısal bir kalp hastalığı saptanmıyor. Bu hasta için akut dönemde en uygun tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz verapamil

Cevap

İntravenöz verapamil uygulaması bu hasta için en uygun akut tedavidir.
Hastada izlenen RBBB morfolojisi ve sol aks sapması kombinasyonu, sol ventrikülün posterior fasikülünden kaynaklanan 'İdiyopatik Sol Ventriküler Fasiküler Taşikardi' (Belhassen Taşikardisi) için tipiktir. Bu taşikardi türü, yapısal kalp hastalığı olmayan genç bireylerde görülür ve diğer ventriküler taşikardilerin aksine verapamil gibi kalsiyum kanal blokerlerine son derece duyarlıdır. Hasta stabil olduğu için intravenöz verapamil en uygun akut tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
EKG bulgularını analiz et
Geniş QRS (130130 ms), Sağ Dal Bloğu (RBBB) morfolojisi ve Sol Aks Sapması saptandı.
Ritmin kökenini ve morfolojik tipini belirlemek için.
2
Klinik bağlamı değerlendir
Genç hasta, yapısal kalp hastalığı yok, hemodinamik stabilite mevcut.
İdiyopatik ventriküler taşikardi (VT) alt tiplerini ayırt etmek için.
3
Spesifik tanıyı koy
İdiyopatik Sol Ventriküler Fasiküler Taşikardi (Belhassen Taşikardisi) tanısı konuldu.
RBBB + Sol Aks sapması kombinasyonu sol posterior fasikül kaynaklı VT'yi işaret eder.
4
Tedavi protokolünü seç
Kalsiyum kanal blokeri olan verapamil ilk tercih olarak belirlendi.
Bu spesifik VT tipi re-entry mekanizması ile oluşur ve verapamil duyarlılığı ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Sol Ventriküler Fasiküler Taşikardi (Belhassen)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 283Soru

2828 yaşında kadın hasta, yaklaşık 3030 dakika önce aniden başlayan çarpıntı ve hafif nefes darlığı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde; kan basıncı 118/76118/76 mmHgmmHg, nabız 182/dk182/dk ve düzenli, solunum sayısı 18/dk18/dk, vücut ısısı ise 36.7C36.7^\circ C olarak ölçülüyor. Çekilen elektrokardiyografisinde (EKG) 180/dk180/dk hızında, düzenli, dar QRS kompleksli taşikardi izleniyor ve P dalgaları net olarak seçilemiyor. Bu hastada yapılması gereken ilk girişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vagal manevralar

Cevap

Hemodinamik durumu stabil olan dar QRS'li düzenli taşikardilerde (SVT) ilk yapılması gereken işlem vagal manevralardır.
Vagal manevralar, hemodinamik olarak stabil olan (hipotansiyon, şok bulgusu, bilinç değişikliği veya akut akciğer ödemi olmayan) dar QRS'li düzenli taşikardilerde ilk uygulanması gereken girişimdir. Bu manevralar parasempatik aktiviteyi artırarak AV nodu baskılar ve birçok SVT vakasını ilaçsız sonlandırabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini değerlendir.
Kan basıncı 118/76118/76 mmHgmmHg olduğu için hasta stabildir.
Tedavi protokolü hastanın stabil olup olmamasına göre değişir.
2
EKG ritmini analiz et.
Dar QRS (<120<120 msms), düzenli ve hızlı (180/dk180/dk) ritim; Supraventriküler Taşikardi (SVT) ile uyumludur.
Ritmin kökenini ve düzenini belirlemek spesifik tedaviyi seçmek için gereklidir.
3
Stabil SVT için ilk basamak tedaviyi uygula.
Vagal manevralar (örneğin Valsalva manevrası veya karotis sinüs masajı) uygulanır.
Vagal tonusu artırarak AV düğüm iletisini yavaşlatmak, taşikardiyi sonlandırmada en az invaziv ve ilk seçilecek yöntemdir.

Anahtar Kavram

Stabil Supraventriküler Taşikardi Yönetimi

İpuçları

1
Hastanın kan basıncı değerlerine bakarak stabil olup olmadığını kontrol edin.
2
Dar QRS'li düzenli taşikardilerde ilaçsız yapılabilecek basit manevraları hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Vagal manevralara yanıt vermeyen stabil bir hastada bir sonraki adımın ne olacağını düşünün.
Tahmini Süre:45s
Soru 284Soru

5252 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolü amacıyla polikliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde son iki yıl içerisinde üç kez akut gut artriti atağı geçirdiği ve kolşisin tedavisi aldığı öğreniliyor. Yapılan fizik muayenesinde vücut kitle indeksi 2828 kg/m2kg/m^2, kan basıncı ise 155/95155/95 mmHg saptanıyor. Bu hastada hipertansiyon tedavisi planlanırken, aşağıdaki ilaç gruplarından hangisinin kullanımı metabolik yan etkileri nedeniyle en az uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tiyazid diüretikler

Cevap

Tiyazid diüretikler, böbreklerden ürik asit atılımını azaltarak hiperürisemiye neden oldukları için gut öyküsü olan hastalarda en az uygun olan seçenektir.
Tiyazid grubu diüretikler (örneğin hidroklorotiyazid), böbrek tübüllerinde ürik asit ile aynı taşıyıcıyı kullanarak yarışmalı olarak atılımı engellerler. Bu durum plazma ürik asit seviyelerinde artışa ve duyarlı bireylerde gut ataklarının tetiklenmesine neden olur. Bu nedenle aktif gutu veya sık atak öyküsü olan hipertansif hastalarda ilk seçenek olarak tercih edilmemelidirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın komorbid durumunu belirle.
Hasta hipertansiyon hastasıdır ve tekrarlayan gut atakları (hiperürisemi ilişkili) öyküsüne sahiptir.
Antihipertansif ilaç seçimi hastanın ek hastalıklarına göre optimize edilmelidir.
2
İlaç gruplarının ürik asit üzerindeki etkilerini değerlendir.
Tiyazid ve tiyazid benzeri diüretikler ürik asit atılımını azaltır; Losartan gibi bazı ARB'ler ise atılımı artırır.
Diüretiklerin proksimal tübülde ürik asit geri emilimini artırıcı etkisi gut riskini yükseltir.
3
En az uygun seçeneği belirle.
Tiyazid diüretikler hastanın gut ataklarını sıklaştırabileceği için kaçınılmalıdır.
Klinik kılavuzlar gut hastalarında diüretik kullanımında dikkatli olunmasını önermektedir.

Anahtar Kavram

Hipertansiyon tedavisinde eşlik eden gut varlığında tiyazid diüretiklerden kaçınılmalı, ürikosürik etkisi nedeniyle mümkünse Losartan tercih edilmelidir.

İpuçları

1
Hastanın gut öyküsü olduğunu ve bazı diüretiklerin ürik asit seviyesini artırdığını hatırlayın.
2
Hangi antihipertansif ilaç grubu böbreklerden sodyum ve su atarken ürik asidi vücutta tutar?

Daha Fazla Pratik

Hipertansiyon ve Diabetes Mellitus birlikteliğinde ilk tercih edilmesi gereken ilaç grubunu tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 285Soru

65 yaşında erkek hasta, iskemik kardiyomiyopatiye bağlı kalp yetersizliği (LVEF %35) ve hipertansiyon tanılarıyla takip edilmektedir. Mevcut tedavisinde maksimum tolere edilen dozlarda Ramipril ve Karvedilol bulunmaktadır. Poliklinik kontrolünde hastanın aktif yakınması yoktur; fizik muayenede akciğer sesleri doğal, pretibial ödem (-), kan basıncı 152/94 mmHg ve kalp hızı 68/dk olarak saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin 1.1 mg/dL, potasyum 4.4 mEq/L bulunuyor.

Bu aşamada hastanın kan basıncı regülasyonunu sağlamak ve uzun dönem sağkalımı artırmak için tedaviye eklenmesi en uygun ilaç hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spironolakton

Cevap

Spironolakton (Mineralokortikoid Reseptör Antagonisti)
Hastada HFrEF (EF %35) ve kontrolsüz hipertansiyon mevcuttur. ACE inhibitörü ve Beta bloker tedavisine rağmen kan basıncı yüksektir. Bu hasta grubunda (HFrEF), potasyum düzeyi uygunsa (<5.0 mEq/L) ve ciddi böbrek yetersizliği yoksa (Kreatinin <2.5 mg/dL erkeklerde), tedaviye Mineralokortikoid Reseptör Antagonisti (Spironolakton veya Eplerenon) eklenmesi hem kan basıncı kontrolüne yardımcı olur hem de RALES, EPHESUS gibi dönüm noktası çalışmaların gösterdiği üzere mortaliteyi ve morbiditeyi anlamlı derecede azaltır. Bu nedenle en uygun seçenek Spironolaktondur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik profilini belirle
Düşük EF'li Kalp Yetersizliği (HFrEF) + Kontrolsüz Hipertansiyon + Normokalemi (K: 4.4) + Normal Böbrek Fonksiyonu
Tedavi seçiminde komorbiditeler (KY) ve kontrendikasyonlar (Hiperkalemi, ABY) belirleyicidir.
2
Kılavuzlara göre HFrEF tedavisinde mortaliteyi azaltan ajanları hatırla
ACE inhibitörleri / ARNI, Beta blokerler, Mineralokortikoid Reseptör Antagonistleri (MRA) ve SGLT2 inhibitörleri.
Soru spesifik olarak 'sağkalımı artırmayı' (mortalite faydası) hedeflemektedir.
3
Seçenekleri bu hedefe göre ele
Spironolakton (MRA) mortaliteyi azaltır. Diltiazem kontrendikedir. Furosemid sadece semptomatiktir. Doksazosin kötüleşmeye neden olabilir.
ACEi ve Beta bloker kullanan, potasyumu <5.0 mEq/L ve GFR >30 olan hastalarda MRA eklenmesi sınıf 1 endikasyondur.

Anahtar Kavram

HFrEF ve Hipertansiyon birlikteliğinde, hem kan basıncını düşüren hem de mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış olan Mineralokortikoid Reseptör Antagonistleri (Spironolakton/Eplerenon) tedavinin temel taşlarından biridir.

İpuçları

1
Seçeneklerden hangisi kalp yetersizliği kılavuzlarında 'Dört Temel İlaç' (The Four Pillars) arasında yer alır?
2
Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliğinde negatif inotrop etkili kalsiyum kanal blokerlerinden kaçınılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Hiperkalemi (K > 5.5 mEq/L) durumunda HFrEF tedavisinde Spironolakton yerine hangi ajanın tercih edilebileceğini veya dozun nasıl ayarlanacağını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 286Soru

62 yaşında diyabetik bir hasta, ani başlayan baskı tarzında göğüs ağrısı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Çekilen 12 derivasyonlu yüzey EKG'sinde V1V_1-V4V_4 derivasyonlarında belirgin ST segment elevasyonu ve DIID_{II}, DIIID_{III}, aVFaVF derivasyonlarında resiproka bağlı ST segment depresyonu izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan tıkayıcı lezyonun en olası lokalizasyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol anterior desendan arter (LAD)

Cevap

Sol anterior desendan arter (LAD), prekordiyal derivasyonlar olan V1-V4 aralığındaki ST elevasyonu ile karakterize anterior miyokard enfarktüsünden sorumlu ana damardır.
Miyokard enfarktüsünde EKG'de izlenen ST segment elevasyonu lokalizasyonu, tıkanan koroner arter hakkında doğrudan bilgi verir. V1 ile V4 arasındaki prekordiyal derivasyonlar sol ventrikülün anterior duvarını ve interventriküler septumu görür. Bu bölgelerin kanlanması sol koroner arterin bir dalı olan sol anterior desendan arter (LAD) tarafından sağlandığı için doğru yanıt budur.

Adım Adım Çözüm

1
EKG derivasyonlarındaki değişikliklerin lokalizasyonunu belirle.
V1V_1-V4V_4 derivasyonlarındaki ST elevasyonu anterior (ön) duvar tutulumunu gösterir.
Miyokardın farklı bölgeleri belirli EKG derivasyonları ile eşleşir.
2
Etkilenen bölge ile koroner arter anatomisini eşleştir.
Anterior duvarın kanlanması sol anterior desendan (LAD) arter tarafından sağlanır.
Koroner arterlerin besleme alanları MI lokalizasyonunu belirler.
3
Ayırıcı tanı için resiprok değişiklikleri değerlendir.
DIID_{II}, DIIID_{III}, aVFaVF derivasyonlarındaki ST depresyonu anterior MI durumunda sık görülen resiprok (yansıyan) bir bulgudur.
Enfarktüs bölgesinin tam karşısındaki derivasyonlarda aynasal olarak çökme izlenir.

Anahtar Kavram

EKG derivasyonlarındaki ST elevasyon paternlerine göre enfarktüs bölgesi ve sorumlu koroner arterin tayini.

İpuçları

1
Prekordiyal derivasyonların (V1-V6) hangi duvarları temsil ettiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İnferior MI durumunda hangi derivasyonlarda değişiklik beklendiğini ve sağ ventrikül tutulumunun nasıl saptandığını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 287Soru

2424 yaşında kadın hasta, çocukluktan beri bilinen üfürümüne son yıllarda eforla artan nefes darlığının eşlik etmesi üzerine başvuruyor. Fizik muayenesinde juguler venöz traselerde belirgin dev "aa" dalgaları saptanıyor. Sol sternal kenar ikinci interkostal aralıkta yapılan oskültasyonda; S1S_1 sesinden hemen sonra duyulan yüksek frekanslı bir sesin (klik) ekspiryumda en yüksek şiddette olduğu, ancak derin inspiryum ile şiddetinin azaldığı ve neredeyse kaybolduğu fark ediliyor. Bu klik sesini takiben aynı odakta en iyi duyulan kaba bir sistolik ejeksiyon üfürümü ve S2S_2 sesinde geniş bir çiftleşme (split) saptandığına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Valvüler pulmoner stenoz

Cevap

Valvüler pulmoner stenoz
Vakada tanımlanan inspiryumla şiddeti azalan sistolik ejeksiyon kliği, valvüler pulmoner stenoz için patognomonik bir bulgudur. Sağ ventrikül hipertrofisi dev 'a' dalgalarına, kapak obstrüksiyonu ise RV boşalım süresini uzatarak P2'nin gecikmesine ve geniş S2 splitine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Juguler venöz trasenin analizi
Dev "a" dalgası saptanması
Sağ ventrikül kompliyansının azaldığı (hipertrofi) durumlarda, atriyal kontraksiyonun (a dalgası) dirençle karşılaşması sonucu oluşur.
2
Klik sesinin solunumsal varyasyonunun değerlendirilmesi
İnspiryumla şiddeti azalan ejeksiyon kliği
İnspiryumda sağ atriyuma dönen kanın artmasıyla RA basıncı, düşük olan pulmoner arter basıncını diyastol sonunda geçer ve kapağı ventrikül kasılmadan önce kısmen açar; bu durum gerçek sistoldeki klik şiddetini azaltır.
3
Üfürüm lokalizasyonu ve S2 karakterinin birleştirilmesi
Tanının valvüler pulmoner stenoz olarak doğrulanması
Sol 2. interkostal aralıkta duyulan sistolik ejeksiyon üfürümü ve RV ejeksiyon süresinin uzamasına bağlı oluşan geniş S2 çiftleşmesi valvüler PS tanısını tamamlar.

Anahtar Kavram

Valvüler pulmoner stenozda duyulan ejeksiyon kliği, inspiryum sırasında şiddeti AZALAN tek sağ kalp fenomenidir.
Soru 288Soru

5858 yaşında, kronik böbrek yetmezliği (Evre 55) tanısıyla izlenen ve henüz diyaliz programına alınmamış olan erkek hasta; son 22 gündür artan nefes darlığı, halsizlik ve göğüste dolgunluk hissi ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde tansiyonu 85/5585/55 mmHgmmHg, nabzı 115/dk115/dk, solunum sayısı 24/dk24/dk ve oda havasında SpO2SpO_2 %9292 olarak saptanıyor. Boyun venöz dolgunluğu mevcut ve inspiryumda sistolik kan basıncında 1515 mmHgmmHg düşüş (pulsus paradoksus) izleniyor. Akciğer oskültasyonu doğal, kalp sesleri ise derinden geliyor. EKG'de tüm derivasyonlarda düşük voltaj izlenirken, ST segmentinde herhangi bir elevasyon veya PR depresyonu saptanmıyor. Bu hastanın yönetimi ve olası klinik/tanısal bulguları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyak tamponad gelişen bu hastada öncelikle acil perikardiyosentez uygulanmalı, ardından altta yatan üremik perikardit için hemodiyaliz planlanmalıdır.

Cevap

Kardiyak tamponad gelişen bu hastada öncelikle acil perikardiyosentez uygulanmalı, ardından altta yatan üremik perikardit için hemodiyaliz planlanmalıdır.
Kardiyak tamponad, etiyolojiden bağımsız olarak hayatı tehdit eden bir klinik durumdur ve öncelikle perikardiyal sıvının acil drenajını (perikardiyosentez) gerektirir. Hastanın kronik böbrek yetmezliği öyküsü, tablonun 'üremik perikardit' zemininde geliştiğini göstermektedir. Üremik perikardit, diyaliz başlanması veya diyaliz dozunun artırılması için kesin bir endikasyondur. Ancak tamponad varlığında diyaliz sırasında yapılacak sıvı çekimi hipotansiyonu derinleştirebileceği için önce drenaj yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme ve Beck triadı analizi
Hipotansiyon, boyun venöz dolgunluğu ve derinden gelen kalp sesleri ile birlikte pulsus paradoksus varlığı kardiyak tamponadı doğrular.
Hastanın hemodinamik instabilitesinin nedenini belirlemek.
2
Etiyolojik ipuçlarının değerlendirilmesi
Hastanın Evre 55 KBY olması ve EKG'de tipik perikardit bulgularının (ST elevasyonu) yokluğu üremik perikarditi işaret eder.
Üremik toksinlerin neden olduğu perikarditte inflamasyon genellikle 'sessiz' bir EKG trasesi ile seyreder.
3
Acil müdahale önceliğinin belirlenmesi
Hayatı tehdit eden tamponad için acil perikardiyosentez planlanır.
Hemodinamik çöküşü önlemek için intraperikardiyal basıncın acilen düşürülmesi gerekir.
4
Kesin tedavinin planlanması
Perikardiyosentez sonrası hasta acil hemodiyaliz programına alınır.
Üremik perikardit ve buna bağlı efüzyonun kesin tedavisi diyalizdir.

Anahtar Kavram

Üremik perikardit ve kardiyak tamponad yönetimi

Daha Fazla Pratik

Konstriktif perikardit ile kardiyak tamponad arasındaki hemodinamik farkları (inspiryumda venöz basınç değişimi ve traseler) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 289Soru

Otuz iki yaşında bir kadın hasta, doğumdan 1010 gün sonra ani başlayan ve sol kola yayılan şiddetli retrosternal baskı tarzında göğüs ağrısı ile acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir hastalık veya risk faktörü bulunmayan hastanın fizik muayenesinde kan basıncı 110/70110/70 mmHgmmHg, nabız 88/dk88/dk ve solunum sayısı 18/dk18/dk olarak ölçülüyor. Elektrokardiyografisinde (EKG) V1V6V_1-V_6 derivasyonlarında 44 mmmm ST segment elevasyonu saptanıyor. Acil koroner anjiyografisinde; sol ön inen arter (LADLAD) proksimal segmenti normal izlenirken, orta segmentten itibaren başlayan ve distal bölgeye kadar uzanan yaklaşık 3535 mmmm uzunluğunda, lümende düzgün sınırlı diffüz daralma (hematom ile uyumlu) gözleniyor; diğer koroner arterler ise normal saptanıyor. Bu klinik tablo ve anjiyografik bulgular ışığında, hastanın yönetiminde en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konservatif tıbbi izlem ve yakın klinik takip

Cevap

Hemodinamik olarak stabil olan ve spontan koroner arter diseksiyonu (SCAD) tanısı alan hastalarda en uygun yaklaşım konservatif tıbbi izlemdir.
Doğru yaklaşım konservatif izlemdir; çünkü spontan koroner arter diseksiyonu (SCAD) olan ve hemodinamik dengesi bozulmamış hastaların yaklaşık %70-90'ında lezyonlar tıbbi tedavi ile kendiliğinden iyileşmektedir. Postpartum dönemdeki genç kadınlarda ACS'nin en önemli nedenlerinden biri olan SCAD'da, perkütan girişimler yüksek teknik başarısızlık ve komplikasyon riski taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını ve risk profilini değerlendir
Genç kadın, postpartum dönem ve aterosklerotik risk faktörü yokluğu SCAD tanısını güçlü şekilde düşündürür.
SCAD, genç kadınlarda ve gebelik/postpartum dönemde görülen en sık miyokard enfarktüsü nedenlerinden biridir.
2
Anjiyografik bulguları yorumla
LAD'de görülen düzgün sınırlı, uzun segmentli diffüz daralma 'Tip 2 SCAD' paternidir.
Tip 2 SCAD, aterosklerotik darlıkların aksine daha uzun ve düzgün bir lümen daralmasıyla karakterizedir.
3
Yönetim stratejisini belirle
Hasta hemodinamik olarak stabil olduğu için konservatif tedavi (aspirin, beta bloker vb.) ve takip kararı verilir.
Girişimsel işlemler SCAD zemininde komplikasyon riskini artırır; çoğu diseksiyon birkaç hafta içinde spontan olarak iyileşir.

Anahtar Kavram

Spontan Koroner Arter Diseksiyonu (SCAD) Yönetimi

Daha Fazla Pratik

SCAD hastalarında altta yatan fibromüsküler displazi (FMD) varlığı açısından ekstrakardiyak (renal, karotis, iliyak) arter taraması yapılması önerilir.

Alternatif Yöntem

Kesin tanı anjiyografi ile netleşmezse, intravasküler ultrason (IVUS) veya optik koherens tomografi (OCT) ile intramural hematom ve çift lümen varlığı gösterilebilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 290Soru

6262 yaşında kadın hasta, geniş bir ön duvar miyokard infarktüsü (MI) sonrası izleminin 55. gününde ani gelişen nefes darlığı, konfüzyon ve hipotansiyon (80/5080/50 mmHg) nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde nabız 125125/dakika, juguler venöz dolgunluk mevcut ve kalp sesleri derinden geliyor; akciğer bazallerinde ise ral saptanmıyor. İnspiryum sırasında sistolik kan basıncının 1818 mmHg düştüğü (pulsus paradoksus) gözleniyor. Sağ kalp kateterizasyonunda sağ atriyal basınç trasesinde 'x' inişinin derinleştiği, ancak 'y' inişinin belirgin şekilde köreldiği saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken öncelikli müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyak tamponad - Acil perikardiyosentez

Cevap

Kardiyak tamponad tanısı konulmalı ve acil perikardiyosentez uygulanmalıdır.
Hastada görülen Beck triadı ve pulsus paradoksus bulguları kardiyak tamponad için karakteristiktir. JVP trasesinde 'y' inişinin körelmiş olması, perikard içi basıncın diyastolik doluşu her aşamada engellediğini gösterir ve bu bulgu tamponadı konstriktif perikarditten ayıran en önemli hemodinamik farktır. Tedavide perikardiyosentez acil ve hayat kurtarıcıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hipotansiyon, JVP dolgunluğu ve derinden gelen kalp sesleri (Beck triadı) ile pulsus paradoksus (>10> 10 mmHg düşüş) saptandı.
Bu bulgular perikard boşluğunda sıvı birikimine bağlı obstrüktif şok tablosuna işaret eder.
2
Hemodinamik traseleri yorumla.
JVP'de 'y' inişinin köreldiği (blunted y-descent) görüldü.
Tamponadda perikard içi basınç çok yüksek olduğundan, diyastol başında ventrikülün hızlı doluşu engellenir; bu da 'y' inişinin kaybolmasına neden olur (Konstriksiyonda ise 'y' inişi çok belirgindir).
3
Etiyoloji ve yönetimi belirle.
Post-MI 5. günde gelişen bu tablo serbest duvar rüptürüne bağlı tamponaddır ve hayat kurtarıcı müdahale acil perikardiyosentezdir.
Basıncı düşürmek ve kardiyak debiyi artırmak için perikardiyal mesafedeki kan/sıvı boşaltılmalıdır.

Anahtar Kavram

Kardiyak tamponad ve konstriktif perikardit arasındaki hemodinamik fark: Tamponadda 'y' inişi körelmişken, konstriksiyonda derin ve keskin bir 'y' inişi (Friedreich belirtisi) görülür.

Daha Fazla Pratik

Konstriktif perikardit ve restriktif kardiyomiyopati arasındaki JVP farklarını ve inspiratuar septum hareketlerini (septal bounce) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 291Soru

42 yaşındaki kadın hasta, son 3 aydır giderek artan nefes darlığı ve aralıklı çarpıntı şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 8 ay önce geçirilmiş bir üveit atağı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede kalp tepe atımı 44/dk ve ritmik, kan basıncı 105/70 mmHg olarak ölçülüyor. Dinlemekle S1 şiddetinde değişkenlik saptanmıyor, ek ses veya üfürüm duyulmuyor. Çekilen EKG'de tam (3. derece) AV blok ve sağ dal bloğu izleniyor. Ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %40, bazal septumda incelme ve anevrizmatik genişleme saptanıyor; ancak koroner anjiyografide epikardiyal koroner arterler normal bulunuyor.

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyak Sarkoidoz

Cevap

Kardiyak Sarkoidoz
Bu hastadaki klinik tablo Kardiyak Sarkoidoz için oldukça tipiktir. Tanıyı destekleyen üç ana ayak vardır: 1) İletim Sistemi Tutulumu: Genç bir hastada açıklanamayan yüksek dereceli AV blok sarkoidozun en sık görülen kardiyak belirtilerinden biridir. 2) Sistemik Öykü: Hastadaki üveit öyküsü, altta yatan granülomatöz bir hastalığı (Sarkoidoz) düşündürür. 3) Ekokardiyografik Bulgular: İskemik hastalık dışlandığında, 'bazal septumda incelme' veya anevrizma oluşumu kardiyak sarkoidoz için çok karakteristik bir bulgudur (buna 'Posterior Septal thinning' de denir).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve sistemik bulguları analiz et.
Genç-orta yaş kadın hasta, iletim kusuru (Tam AV blok) ve kalp yetersizliği semptomları var. Eşlik eden 'üveit' öyküsü sistemik bir hastalığı işaret ediyor.
Sistemik tutulum ipuçları, kardiyomiyopati etyolojisini belirlemede kritiktir.
2
Kardiyak görüntüleme ve dışlama kriterlerini değerlendir.
Koroner arterler normal (iskemik değil). Ekokardiyografide 'bazal septumda incelme' spesifik bir bulgudur.
Bazal septal incelme ve anormallikler kardiyak sarkoidoz için karakteristik ekokardiyografik bulgulardır.
3
Tanıları karşılaştır.
Genç hastada açıklanamayan AV blok + Sistemik öykü (Üveit/Akciğer tutulumu) + Bazal septal tutulum triadı Kardiyak Sarkoidoz tanısını koydurur.
Diğer infiltratif hastalıklar (örn. Amiloidoz) genellikle duvar kalınlaşması ile gider, incelme ile gitmez.

Anahtar Kavram

Kardiyak Sarkoidozun Klinik Triadı: İletim Bloğu + Ventriküler Aritmi/KY + Sistemik Bulgular

İpuçları

1
Hastanın kalp dışı bir sistemik bulgusu (göz) var mı? Bu bulgu sizi hangi sistemik hastalığa yönlendiriyor?
2
Koroner arterler normalken 'bölgesel duvar hareket bozukluğu' ve 'septal incelme' görülmesi, yama tarzı tutulum yapan granülomatöz bir hastalığı düşündürmelidir.

Daha Fazla Pratik

Kardiyak MR'da Geç Gadolinyum Tutulumu (LGE) paternlerinin ayırıcı tanısını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 292Soru

6262 yaşında kadın hasta, yaklaşık 2020 yıldır romatizmal mitral darlığı tanısıyla takip edilmektedir. Son aylarda karın şişliği ve bacaklarda ödem şikayetleri başlayan hastanın fizik muayenesinde; boyun venöz dolgunluğu, juguler venöz traselerde belirgin 'v' dalgaları ve pulsatil hepatomegali saptanıyor. Dinlemekle sternum sol alt kenarda 3/63/6 şiddetinde holosistolik bir üfürüm duyuluyor. Bu hastada duyulan üfürümün en karakteristik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Inspiryumla şiddetinin artması

Cevap

Doğru seçenek inspiryumla şiddetinin artmasıdır (Carvallo belirtisi).
Hastada saptanan boyun venöz dolgunluğu, pulsatif karaciğer ve sternumun sol alt ucunda duyulan holosistolik üfürüm, romatizmal kalp hastalığına sekonder gelişmiş ciddi Triküspit yetmezliğini (TY) gösterir. Sağ kalp kaynaklı üfürümlerin (TY, Triküspit darlığı, Pulmoner yetmezlik/darlık), inspiryum sırasında venöz dönüşün artmasına bağlı olarak şiddetlenmesi 'Carvallo belirtisi' olarak adlandırılır ve bu bulgu TY'yi Mitral yetmezliğinden ayıran en önemli özelliklerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgulardan tanıyı belirlemek.
Triküspit Yetmezliği (TY).
Belirgin juguler 'v' dalgası, pulsatil hepatomegali ve sternum sol alt kenardaki holosistolik üfürüm triküspit yetmezliği için klasiktir.
2
Respirasyonun sağ kalp üfürümleri üzerindeki etkisini hatırlamak.
Inspiryumda üfürüm şiddetlenir.
Inspiryum sırasında göğüs içi negatif basınç artar, bu da sağ kalbe venöz dönüşü artırarak yetmezlik akımını ve üfürümü şiddetlendirir.
3
Özel fizik muayene bulgusunu adlandırmak.
Carvallo belirtisi.
Sağ kalp kaynaklı üfürümlerin inspiryumla artması literatürde Carvallo belirtisi olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Triküspit yetmezliğinde üfürüm karakteri ve Carvallo belirtisi
Soru 293Soru

4545 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan ekokardiyografik incelemede kalp boşluklarının tamamında genişleme ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun (EFEF) %25\%25 olduğu saptanıyor. Bu klinik bulgular doğrultusunda hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dilate kardiyomiyopati

Cevap

Dört kalp boşluğunda dilatasyon ve ciddi sistolik disfonksiyon (EF<%40EF < \%40) ile karakterize olan klinik tablo dilate kardiyomiyopatidir.
Ekokardiyografide izlenen tüm kalp boşluklarının genişlemiş olması ve ejeksiyon fraksiyonunun ileri derecede düşük olması (%25\%25), dilate kardiyomiyopatinin klasik tanımlayıcı özellikleridir. Bu hastalık grubunda miyokardiyal liflerdeki gerilme ve incelme sonucu pompa fonksiyonu bozulur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Nefes darlığı ve yorgunluk, kalp yetersizliği bulgularıdır.
Hastanın başvuru şikayetleri kalp debisinin azaldığını düşündürür.
2
Ekokardiyografik verilerin analizi
Tüm kalp boşluklarında genişleme (dilatasyon) ve %25\%25 ejeksiyon fraksiyonu (belirgin sistolik disfonksiyon) saptanmıştır.
Kardiyomiyopatilerin ayırıcı tanısında morfolojik yapı ve sistolik fonksiyonlar belirleyicidir.
3
Tanısal eşleştirme
Dilatasyon + Sistolik Disfonksiyon = Dilate Kardiyomiyopati.
Dilate kardiyomiyopati, kardiyomiyopatiler arasında en sık görülen ve bu bulgularla karakterize olan formdur.

Anahtar Kavram

Dilate kardiyomiyopati (DKM), ventriküler dilatasyon ve bozulmuş miyokardiyal kontraktilite (sistolik disfonksiyon) ile tanımlanan primer bir kalp kası hastalığıdır.

Daha Fazla Pratik

Dilate kardiyomiyopati hastalarında mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış ilaç gruplarını (ACE inhibitörleri, Beta blokerler, MRA) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 294Soru

56 yaşında erkek hasta, Tip 2 diyabet ve Evre 3a kronik böbrek hastalığı tanılarıyla izlenmektedir. Mevcut tedavisi; ramipril 10 mg/gün, amlodipin 10 mg/gün ve klortalidon 25 mg/gün şeklindedir. Hastanın poliklinik muayenesinde kan basıncı 162/98162/98 mmHg saptanmış olup, evdeki düzenli kan basıncı takiplerinin ortalaması 156/94156/94 mmHg olarak bildirilmiştir. Laboratuvar tetkiklerinde serum potasyumu 4.44.4 mEq/L, kreatinin 1.51.5 mg/dL (eGFR: 4646 ml/dk/1.73m21.73m^2) ve ürik asit 8.28.2 mg/dL saptanmıştır. Bu hastada kan basıncı kontrolünü sağlamak amacıyla, güncel kılavuzlar (ESC/ESH) ve klinik çalışma verileri doğrultusunda tedaviye eklenmesi gereken en uygun bir sonraki farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spironolakton

Cevap

Dirençli hipertansiyon tanısı konulan bu hastada, potasyum ve eGFR değerleri uygun olduğu için tedaviye eklenmesi gereken en uygun dördüncü basamak ajan spironolaktondur.
Dirençli hipertansiyon; bir RAAS inhibitörü, bir kalsiyum kanal blokeri ve bir diüretiğin optimal dozda kullanılmasına rağmen kan basıncının kontrol altına alınamaması durumudur. PATHWAY-2 çalışması, bu hastalarda dördüncü basamakta en etkili ajanın spironolakton (255025-50 mg/gün) olduğunu göstermiştir. Hastanın potasyum düzeyinin 5.05.0 mEq/L'nin altında ve eGFR değerinin 3030 ml/dk'nın üzerinde olması, spironolakton kullanımı için güvenli bir pencere sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dirençli hipertansiyon tanısının doğrulanması
Hasta, bir diüretik dahil olmak üzere üç farklı sınıftan ilacı (optimal dozda) kullanmasına rağmen hedef kan basıncına (<130/80< 130/80 mmHg) ulaşamamıştır.
Dirençli HT tanımı, tedaviye direncin objektif olarak saptanmasını gerektirir.
2
Dördüncü basamak ilaç seçimi için laboratuvar parametrelerinin değerlendirilmesi
Hastanın potasyumu 4.44.4 mEq/L (<5.0< 5.0) ve eGFR değeri 4646 ml/dk (>30> 30) olarak saptanmıştır.
Mineralokortikoid reseptör antagonistleri (MRA) için güvenli başlangıç sınırları kontrol edilmelidir.
3
En uygun ajanın belirlenmesi
PATHWAY-2 çalışması ve ESC/ESH kılavuzlarına göre, dördüncü basamakta düşük doz spironolakton eklenmesi en etkili yaklaşımdır.
MRA'lar, dirençli hipertansiyonun patofizyolojisindeki sodyum retansiyonuna karşı en güçlü kanıta sahip ajanlardır.

Anahtar Kavram

Dirençli hipertansiyonda dördüncü basamak tedavi algoritması ve MRA kullanımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 295Soru

6464 yaşında kadın hasta, son 66 saattir devam eden ve istirahatle geçmeyen baskı tarzında göğüs ağrısı ile acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve tip 22 diyabet öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde kan basıncı 95/6095/60 mmHg, nabız 110110/dakika, solunum sayısı 2222/dakika olarak saptanıyor. Kardiyak oskültasyonda S4S_4 gallop ritmi duyuluyor; akciğer bazallerinde ral saptanmıyor. Çekilen EKG'sinde V2V6V_2-V_6, DID_I ve aVLaVL derivasyonlarında 22 mm ST segment depresyonu ile beraber aVRaVR derivasyonunda 1,51,5 mm ST segment elevasyonu izleniyor. Kardiyak troponin TT değeri 0,150,15 ng/mL (N: <0,01<0,01) olarak ölçülüyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil (ilk 22 saat içinde) koroner anjiyografi planlanması

Cevap

Hastanın mevcut klinik ve EKG bulguları ışığında acil (ilk 22 saat içinde) koroner anjiyografi planlanması en uygun yaklaşımdır.
ESC NSTE-AKS kılavuzlarına göre; hemodinamik instabilite, kardiyojenik şok, medikal tedaviye dirençli göğüs ağrısı, hayatı tehdit eden aritmiler ve yaygın ST depresyonu ile birlikte aVRaVR derivasyonunda >1>1 mm ST elevasyonu saptanan hastalar 'çok yüksek riskli' kabul edilir. Bu hastalar için önerilen yaklaşım, tanıyı takiben ilk 22 saat içinde acil koroner anjiyografi ve gereğinde revaskülarizasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve risk düzeyini belirle
Troponin pozitifliği ve EKG değişiklikleri ile hastaya NSTE-AKS tanısı konuldu. Kan basıncının düşük (95/6095/60 mmHg) ve nabzın yüksek (110110/dakika) olması hemodinamik instabiliteyi gösterir.
NSTE-AKS hastalarında invaziv girişim zamanlaması risk sınıflamasına göre yapılır.
2
EKG bulgularını analiz et
Yaygın ST depresyonu ile beraber aVRaVR derivasyonunda elevasyon saptandı.
Bu patern, sol ana koroner arter (LMCA) darlığı veya ciddi üç damar hastalığının (3VD) tipik göstergesidir ve 'çok yüksek risk' kriteridir.
3
ESC kılavuzlarına göre tedavi zamanlamasına karar ver
Hemodinamik instabilite veya LMCA şüphesi uyandıran EKG bulguları varlığında acil invaziv strateji (<2<2 saat) uygulanmalıdır.
Kritik darlıklarda reperfüzyonun gecikmesi mortaliteyi ve miyokard hasarını artırır.

Anahtar Kavram

NSTE-AKS'de çok yüksek risk kriterleri ve acil invaziv strateji endikasyonları.

Daha Fazla Pratik

NSTE-AKS'de GRACE skoruna göre 24 saat ve 72 saatlik invaziv strateji farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 296Soru

4545 yaşında erkek hasta, 11 hafta önce geçirdiği viral üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası gelişen; öne eğilmekle hafifleyen, sırtüstü yatmakla artan şiddetli göğüs ağrısı ile başvuruyor. Başvuru anındaki EKG'sinde yaygın konkav ST segment yükselmesi ve PR segment depresyonu izleniyor. Hastaya uygun dozda NSAİİ ve kolşisin tedavisi başlanıyor. Tedavinin 33. gününde hastada ani gelişen nefes darlığı, halsizlik ve çarpıntı şikayetleri üzerine yapılan muayenede; kan basıncı 80/5080/50 mmHg, nabız 120120/dk saptanıyor. Boyun venöz dolgunluğu belirginleşen hastanın kalp seslerinin derinden geldiği ve inspiryumda sistolik kan basıncının 1515 mmHg düştüğü gözleniyor. Bu hastada gelişen yeni klinik tabloyu doğrulamak amacıyla yapılacak invaziv hemodinamik değerlendirmede aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ atriyal basınç trasesinde 'y' inişinin körelmesi veya kaybolması

Cevap

Kardiyak tamponad tanısında invaziv hemodinamik değerlendirmede sağ atriyal basınç trasesinde 'y' inişinin körelmesi veya kaybolması en olası bulgudur.
Kardiyak tamponadda artmış perikardiyal basınç, diyastolün erken döneminde ventrikülün genleşmesini ve atriyumdan ventriküle kanın hızla boşalmasını engeller. Bu durum, venöz dalga trasesinde atriyal boşalmayı temsil eden 'y' inişinin (y-descent) silinmesine veya körelmesine yol açar. Bu bulgu, tamponadı konstriktif perikarditten ayıran en önemli hemodinamik özelliklerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik seyrini analiz et.
Viral enfeksiyon sonrası pleuritik ağrı ve EKG bulguları (yaygın konkav ST yükselmesi, PR depresyonu) ile akut perikardit tanısı konulmuştur.
Hastanın başlangıç tablosunun akut perikardit olduğunu netleştirmek için gereklidir.
2
Gelişen komplikasyonu tanımla.
Hipotansiyon, taşikardi, boyun ven dolgunluğu, derinden gelen kalp sesleri (Beck triadı) ve pulsus paradoxus (>10>10 mmHg düşüş), hastada kardiyak tamponad geliştiğini gösterir.
Acil müdahale gerektiren tablonun tamponad olduğunu belirlemek için gereklidir.
3
Tamponada özgü hemodinamik bulguyu belirle.
Tamponadda perikard içi basınç yüksektir ve ventrikül dolumu tüm diyastol boyunca kısıtlanmıştır. Bu nedenle 'y' inişi (erken diyastolik boşalma) gerçekleşemez ve trasede körelir.
Tamponadı konstriktif perikarditten ayıran en önemli invaziv bulguyu saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kardiyak tamponadda diyastolün her evresinde dolum kısıtlıdır; bu nedenle 'y' inişi körelirken, konstriktif perikarditte diyastol başı dolum hızlıdır ve 'y' inişi derindir.

Daha Fazla Pratik

Konstriktif perikardit ve restriktif kardiyomiyopati arasındaki invaziv basınç farklarını (interventriküler bağımlılık) incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 297Soru

54 yaşında erkek hasta, yaklaşık 2 saattir devam eden şiddetli retrosternal göğüs ağrısı ve yoğun bulantı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve sigara kullanımı öyküsü bulunuyor.

Fizik muayenede genel durum orta, bilinç açık, cilt soğuk ve nemli izleniyor. Vital bulgular; kan basıncı 88/56 mmHg, kalp tepe atımı 64/dakika ve ritmik olarak ölçülüyor. Oskültasyonda akciğer sesleri bazaller dahil doğal duyuluyor, ancak boyun venlerinde belirgin dolgunluk dikkati çekiyor.

Çekilen 12 derivasyonlu EKG'de DII, DIII ve aVF derivasyonlarında 2 mm ST segment elevasyonu ile DI ve aVL derivasyonlarında resiprokal ST depresyonu saptanıyor.

Bu hastanın başlangıç tedavisinde aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi, hemodinamik tabloyu kötüleştirme riski nedeniyle kaçınılması gereken öncelikli uygulamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dilaltı nitrogliserin veya sprey uygulanması

Cevap

Dilaltı nitrogliserin veya sprey uygulanması
Vaka, klasik bir İnferior MI ve eşlik eden Sağ Ventrikül (RV) Enfarktüsü tablosudur. Tanı ipuçları; EKG'de inferior derivasyonlarda (II, III, aVF) ST elevasyonu olması ve klinik olarak 'Hipotansiyon + Temiz Akciğer Sesleri + Boyun Ven Dolgunluğu' triadının bulunmasıdır. Sağ ventrikül enfarktüsünde kalp debisi tamamen ön yüke (preload) bağımlıdır. Nitratlar (nitrogliserin), venodilatasyon yaparak venöz dönüşü azaltır ve ön yükü düşürür. Bu durum, RV enfarktüslü hastalarda kardiyak debinin aniden çökmesine ve derin, dirençli hipotansiyona yol açar. Bu nedenle bu hastalarda nitratlar (ve diüretikler) kontrendikedir; aksine tedavi intravenöz sıvı (izotonik) ile ön yükü artırmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
EKG ve klinik bulguları eşleştirerek tanı koy.
DII, DIII, aVF elevasyonu 'İnferior MI' tanısını koydurur. Hipotansiyon, temiz akciğer sesleri ve boyun ven dolgunluğu triadı ise eşlik eden 'Sağ Ventrikül Enfarktüsü'ne işaret eder.
İnferior MI vakalarının yaklaşık %40-50'sine sağ ventrikül enfarktüsü eşlik eder.
2
Sağ ventrikül enfarktüsünün fizyolojisini hatırla.
Sağ ventrikül kasılma gücünü kaybettiği için kanı pulmoner artere pompalamakta zorlanır; sistemik dolaşım tamamen venöz dönüşe (preload) bağımlı hale gelir.
Preload düşerse sol ventriküle giden kan azalır ve kardiyak debi çökerek şok tablosu oluşur.
3
İlaçların etkilerini bu fizyolojiye göre değerlendir.
Nitratlar (nitrogliserin) güçlü venodilatörlerdir ve preload'u (ön yükü) belirgin şekilde azaltırlar.
Preload'a bağımlı bu hastada nitrat kullanımı, 'boş ventrikül' sendromuna ve ağır, dirençli hipotansiyona neden olur. Bu nedenle kontrendikedir.

Anahtar Kavram

Sağ Ventrikül Enfarktüsü Yönetimi ve Preload Bağımlılığı

İpuçları

1
Hastanın tansiyonu düşük ve boyun venleri dolgun olmasına rağmen akciğerlerinde sıvı (ral) yok. Bu uyumsuzluk hangi kalp odacığının yetersizliğini gösterir?
2
İnferior MI (DII, DIII, aVF) geçiren hastalarda, kalbin sağ tarafı da etkilenebilir. Sağ kalp yetersizliğinde kalbin doluş basıncını (preload) düşürmek tehlikeli midir?
3
Damarları genişleterek kanın göllenmesine neden olan ilaçlar, kalbe dönen kanı (preload) azaltır. Bu hasta grubunda tansiyonu daha da düşürecek bu ilaç grubu 'N' harfi ile başlar.

Daha Fazla Pratik

İnferior MI'da bradikardi gelişmesi durumunda hangi damarın (RCA vs LCx) tıkalı olduğu nasıl ayırt edilir?
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 298Soru

6868 yaşında kadın hasta, polikliniğe baş ağrısı ve halsizlik şikayeti ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 164/92164/92 mmHg saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde postmenopozal osteoporoz ve son 22 yılda üç kez tekrarlayan kalsiyum oksalat taşı öyküsü mevcuttur. Laboratuvar incelemesinde Kreatinin 0.90.9 mg/dL, Potasyum 4.14.1 mEq/L, Kalsiyum 9.59.5 mg/dL ve albüminüri saptanmamıştır. Bu hasta için en uygun başlangıç antihipertansif tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enalapril + Hidroklorotiyazid

Cevap

En uygun yaklaşım, Evre 22 hipertansiyon nedeniyle ikili kombinasyon (ACE inhibitörü + Tiyazid diüretik) olan enalapril ve hidroklorotiyazid başlanmasıdır.
Doğru seçenek olan enalapril ve hidroklorotiyazid kombinasyonu, hastanın Evre 22 hipertansiyonu için kılavuzlara uygun ikili tedavi sağlarken; hidroklorotiyazid bileşeni sayesinde idrar kalsiyumunu düşürerek nefrolitiyazis ve osteoporoz yönetimine ek katkı sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Hipertansiyon evresinin belirlenmesi
Kan basıncı 164/92164/92 mmHg olan hasta Evre 22 (Grade 2) hipertansiyon olarak sınıflandırılır.
Sistolik 160179160-179 mmHg veya diyastolik 100109100-109 mmHg aralığı Evre 22 olarak kabul edilir.
2
Tedavi stratejisinin seçilmesi
Başlangıçta ikili kombinasyon tedavisi gereklidir.
Kılavuzlar, Evre 11 düşük riskli hastalar ve çok yaşlı/kırılgan hastalar dışındaki herkese ikili kombinasyon (ACEi/ARB + KKB veya Diüretik) önerir.
3
Eşlik eden hastalıklara göre ilaç grubunun belirlenmesi
Tiyazid grubu diüretikler (Hidroklorotiyazid, Klortalidon, İndapamid) tercih edilmelidir.
Tiyazidler distal tübülde kalsiyum reabsorbsiyonunu artırarak kalsiyüriyi azaltır; bu da kalsiyum taşlarını önler ve kemik mineral kaybını yavaşlatır.

Anahtar Kavram

Hipertansiyon tedavisinde komorbiditelere göre ilaç seçimi (Tiyazidlerin kalsiyum metabolizması üzerine etkisi)
Soru 299Soru

6464 yaşında erkek hasta, akut inferior miyokard enfarktüsü nedeniyle izlendiği koroner yoğun bakım ünitesinde, yatışının 4.4. gününde ani başlayan nefes darlığı ve terleme şikayeti geliştiriyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 110110/dakika, solunum sayısı 2828/dakika olarak saptanıyor. Oskültasyonda apekste duyulan, S1S_1 ile başlayıp S2S_2’den önce sonlanan dekresendo karakterde sistolik bir üfürüm ve akciğer bazallerinde raller duyuluyor.

Bu hastada üfürümün pansistolik karakterde olmayıp sistol sonunda şiddetinin azalmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol atriyum kompliyansının düşük olması nedeniyle sol atriyum basıncının sistol sonunda hızla yükselmesi

Cevap

Sol atriyum kompliyansının düşük olması nedeniyle sol atriyum basıncının sistol sonunda hızla yükselmesi doğru açıklamadır.
Akut mitral yetmezliğinde, sol atriyum henüz genişleyecek (dilatasyon) zaman bulamadığı için kompliyansı oldukça düşüktür. Bu durum, sistol sırasında sol atriyuma kaçan kanın atriyum basıncını (özellikle v dalgasını) hızla ve belirgin şekilde yükseltmesine neden olur. Sistolün sonuna doğru sol atriyum basıncı, sol ventrikül basıncına yaklaştığı için aradaki basınç gradyanı azalır ve bu da üfürümün şiddetinin azalarak dekresendo karakter almasına (ve hatta S2S_2’den önce sonlanmasına) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Miyokard enfarktüsü sonrası 4. günde gelişen ani dispne ve hipotansiyon, akut mitral yetmezliğini (genellikle papiller adale rüptürü) düşündürür.
Vaka yönetimi ve ayırıcı tanı için klinik bağlamın kurulması gerekir.
2
Üfürüm karakterini analiz et
Kronik mitral yetmezliğinde üfürüm pansistolik iken, akut durumda dekresendo karakterdedir.
Akut ve kronik kapak hastalıkları arasındaki hemodinamik farkların ayırt edilmesi gerekir.
3
Hemodinamik mekanizmayı açıkla
Düşük kompliyanslı sol atriyuma aniden büyük hacimde kan geçmesi, sol atriyum basıncını (v dalgası) hızla yükseltir ve sistol sonunda sol ventrikül-sol atriyum gradyanı azalır.
Üfürümün şiddeti iki odacık arasındaki basınç farkına bağlıdır; gradyan azaldıkça üfürüm şiddeti azalır.

Anahtar Kavram

Akut Mitral Yetmezliği Hemodinamiği
Soru 300Soru

5555 yaşında kadın hasta, polikliniğe rutin kontrol amacıyla başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 1010 yıldır esansiyel hipertansiyon öyküsü bulunmaktadır. Hasta; **lisinopril 2020 mg, amlodipin 1010 mg ve klortalidon 2525 mg** dozlarını içeren üçlü antihipertansif tedaviyi düzenli kullanmaktadır. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 155/98155/98 mmHg ölçülmektedir. Laboratuvar tetkiklerinde; serum potasyumu 3.83.8 mEq/L, kreatinin 0.80.8 mg/dL (tahmini GFR>60GFR > 60 ml/dk/1.731.73 m2m^2) saptanmaktadır.

Tuz kısıtlamasına ve ilaç uyumuna dikkat ettiği teyit edilen bu hastada, dirençli hipertansiyon yönetimi için tedaviye eklenmesi önerilen ilk ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spironolakton

Cevap

Dirençli hipertansiyon yönetiminde spironolakton eklenmesi en uygun adımdır.
Dirençli hipertansiyon, birisi diüretik olmak üzere üç farklı sınıftan ilacın optimal dozda kullanılmasına rağmen kan basıncı hedeflerine ulaşılamaması durumudur. Bu durumda, mineralokortikoid reseptör antagonisti olan spironolaktonun eklenmesi, patofizyolojideki gizli sodyum retansiyonunu dengeleyerek en güçlü kan basıncı düşüşünü sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Hastanın üçlü maksimal doz tedaviye rağmen kan basıncının >140/90>140/90 mmHg olması 'dirençli hipertansiyon' olarak tanımlanır.
Tedavi algoritmasında bir sonraki basamağa geçmek için dirençli hipertansiyon tanısının doğrulanması gerekir.
2
Kontrendikasyon kontrolü
Serum potasyumunun <4.5<4.5 mEq/L ve GFR'nin >45>45 ml/dk olduğu teyit edildi.
Mineralokortikoid reseptör antagonistleri (MRA) hiperkalemi riskini artırdığı için bu parametreler kritik öneme sahiptir.
3
İlaç seçimi
Tedaviye düşük doz (12.55012.5-50 mg) spironolakton eklendi.
PATHWAY-2 çalışması ve güncel ESC/ESH kılavuzları, dirençli hipertansiyonda spironolaktonun en etkili dördüncü ajan olduğunu göstermektedir.

Anahtar Kavram

Dirençli hipertansiyon tanımı ve dördüncü basamak tedavi seçimi
ÖncekiSayfa 15 / 21Sonraki
Kardiyoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin