Nefrolojide Semiyoloji ve Tanı Yöntemleri

55 soru

Soru 1Soru

4545 yaşında erkek hasta, bel ağrısı nedeniyle iki haftadır düzenli olarak naproksen sodyum kullanımı sonrası halsizlik, hafif ateş ve idrar miktarında azalma şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde gövdede yaygın makülopapüler döküntüler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinin 0.90.9 mg/dLmg/dL’den 2.62.6 mg/dLmg/dL’ye yükseldiği, idrar tetkikinde ise steril piyüri ve 1+1+ proteinüri olduğu görülüyor. Bu hastanın idrar sedimenti incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi tanıyı en çok destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lökosit silendirleri ve eozinofilüri

Cevap

Tanıyı en çok destekleyen bulgu lökosit silendirleri ve eozinofilüridir.
Vakadaki NSAİİ kullanımı, ateş, makülopapüler döküntü ve böbrek fonksiyonlarındaki hızlı bozulma Akut İnterstisyel Nefrit'i (AİN) tanımlar. İdrar sedimentinde görülen lökosit silendirleri inflamasyonun interstisyel/tübüler kaynaklı olduğunu kanıtlar. Eozinofilüri ise ilaca bağlı gelişen aşırı duyarlılık reaksiyonunu destekleyen özgül bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tetikleyici ve sistemik bulguların değerlendirilmesi.
NSAİİ kullanımı öyküsü, ateş, döküntü ve akut böbrek hasarı birlikteliği saptandı.
Bu klinik triad (ateş, döküntü, eozinofili/eozinofilüri) klasik olarak ilaca bağlı Akut İnterstisyel Nefrit'i (AİN) düşündürür.
2
İdrar tetkiki ve sediment bulgularının analizi.
Steril piyüri interstisyel bir inflamasyon olduğunu, sedimentteki lökosit silendirleri ise bu lökositlerin renal parankimden (tübüllerden) kaynaklandığını kanıtlar.
İdrar sedimentindeki lökosit silendirleri ve Wright veya Hansel boyaması ile gösterilen eozinofilüri, AİN tanısını klinik olarak en güçlü destekleyen laboratuvar bulgularıdır.

Anahtar Kavram

Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) Semiyolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

4545 yaşında erkek hasta, rutin sağlık taramasında idrarında saptanan renk değişikliği nedeniyle nefroloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın fizik muayenesi ve tansiyonu normal sınırlarda saptanıyor. Yapılan idrar mikroskopisinde bol miktarda eritrosit izleniyor ve bu eritrositlerin bir kısmının dismorfik yapıda olduğu, özellikle %5\%5 oranında akantosit (G1 hücresi) içerdiği gözleniyor. Bu hastada hematürinin kaynağının glomerüler olduğunu destekleyen en spesifik laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritrosit silindirlerinin görülmesi

Cevap

Eritrosit silindirlerinin görülmesi
Eritrosit silindirleri, eritrositlerin tübüler lümende hapsolmasıyla oluşur ve kanamanın nefron düzeyinde gerçekleştiğini gösteren en spesifik bulgudur. Akantositler (halka şeklinde çıkıntıları olan eritrositler) %5\%5 ve üzerinde görüldüğünde glomerüler hastalıklar için oldukça duyarlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İdrar mikroskopisindeki eritrosit morfolojisini değerlendir.
Dismorfik eritrositler ve akantositler (G1 hücreleri) glomerüler hasarı düşündürür.
Eritrositler glomerül bazal membranındaki çatlaklardan geçerken ve tübüllerin ozmotik ortamında yapısal değişikliğe uğrarlar.
2
Glomerüler kaynaklı kanamanın en kesin laboratuvar göstergesini belirle.
Eritrosit silindirleri (RBC casts).
Glomerülden sızan eritrositlerin tübüllerdeki Tamm-Horsfall mukoproteini ile birleşerek kalıp oluşturması, kanamanın doğrudan renal parankim/tübüler sistem kaynaklı olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Glomerüler ve Non-Glomerüler Hematüri Ayrımı

İpuçları

1
Hematürinin kaynağını belirlerken eritrositlerin morfolojisi ve beraberindeki silindirler en önemli ipuçlarıdır.
2
Akantositlerin (G1 hücreleri) varlığı glomerüler hasarı %90'ın üzerinde spesifiklikle gösterir.

Daha Fazla Pratik

İdrar sedimentinde saptanan diğer silindir tiplerini (lökosit, granüler, mumsu) ve klinik anlamlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 3Soru

Kırk sekiz yaşında erkek hasta, 2020 yıldır gemi söküm ve tersane sanayinde boya raspalama ve kaynak işlerinde çalışmaktadır. Rutin kontrollerinde kan basıncı 155/95155/95 mmHg, serum kreatinin düzeyi 1.71.7 mg/dL saptanıyor. Hastanın yapılan spot idrar analizinde dipstick (çubuk) testi ile protein (+) saptanırken, mikroskobik incelemede sedimentte hücre veya silindir izlenmiyor. Hastanın idrar proteinüri profili aşağıda sunulmuştur:

ParametreDeğerNormal Sınır
Spot İdrar Protein/Kreatinin Oranı (PCR)19001900 mg/g< 150150 mg/g
Spot İdrar Albümin/Kreatinin Oranı (ACR)140140 mg/g< 3030 mg/g

Bu hastadaki proteinüri tablosunun en olası fizyopatolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proksimal tübül hücre hasarı sonucu düşük molekül ağırlıklı proteinlerin geri emiliminin bozulması

Cevap

Proksimal tübül hücre hasarı sonucu düşük molekül ağırlıklı proteinlerin (β2\beta_2-mikroglobulin, RBP vb.) geri emiliminin bozulması (Tübüler Proteinüri)
İdrarda toplam protein (PCR) yüksekken albümin miktarının (ACR) düşük kalması (ACR/PCR < 0.4), idrarda albümin dışı proteinlerin (β2\beta_2-mikroglobulin, hafif zincirler vb.) bulunduğunu gösterir. Kurşun gibi ağır metal maruziyetleri proksimal tübüllerde geri emilimi bozarak düşük molekül ağırlıklı proteinlerin idrarla atılmasına (tübüler proteinüri) neden olur. Kurşun nefropatisi ayrıca hipertansiyon ve kronik böbrek yetmezliği ile seyreder.

Adım Adım Çözüm

1
ACR/PCR oranının hesaplanması ve yorumlanması
140/19000.07140 / 1900 \approx 0.07 (%7)
Albüminin toplam protein içindeki payının çok düşük olması, proteinürinin glomerüler kaynaklı (albümin ağırlıklı) olmadığını gösterir.
2
Klinik bağlamın (Mesleki maruziyet) değerlendirilmesi
Gemi söküm ve kaynak işleri \rightarrow Kronik Kurşun Maruziyeti
Kurşun, böbreklerde öncelikle proksimal tübül epiteli ve interstisyumda hasar yaparak kronik tübülointerstisyel nefrite yol açar.
3
Non-albümin proteinüri nedenleri arasında ayırıcı tanı yapılması
Tübüler Proteinüri vs. Taşma Proteinürisi ayrımı
Sedimentin temiz olması ve kurşun nefropatisi öyküsü, proksimal tübülün geri emilim fonksiyonunun bozulmasına bağlı tübüler proteinüriyi birincil tanı haline getirir.

Anahtar Kavram

Proteinüri Tipleri ve ACR/PCR Diskordanlığı
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4Soru

Kontrolsüz diabetes mellitus ve nefrotik sendrom tanıları olan 6060 yaşındaki erkek hastanın yapılan tam idrar tetkikinde; idrar dansitesi 1.0451.045, idrar glukozu 20002000 mg/dLmg/dL ve idrar proteini 30003000 mg/dLmg/dL olarak saptanmıştır. İdrar mikroskopisinde her sahada 121-2 eritrosit ve nadir hiyalin silindirler izlenmiştir. Bu hastanın gerçek renal konsantrasyon yeteneğini değerlendirmek için hesaplanması gereken düzeltilmiş idrar dansitesi değeri kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1.0281.028

Cevap

Düzeltilmiş idrar dansitesi 1.0281.028 olarak hesaplanır.
İdrar dansitesi (özgül ağırlık), idrarın içindeki çözünmüş maddelerin kütlesini yansıtırken; osmolalite partikül sayısını yansıtır. Glukoz ve protein gibi moleküller, osmolaliteyi belirgin artırmadıkları halde kütleleri nedeniyle dansiteyi yapay olarak çok yükseltirler. Bu nedenle gerçek renal konsantrasyon kapasitesini değerlendirmek için ölçülen dansiteden düzeltme yapılmalıdır. Standart katsayılar; her 11 g/dLg/dL glukoz için 0.0040.004 ve her 11 g/dLg/dL protein için 0.0030.003 çıkarılması şeklindedir. Hesaplamada: 1.045(2×0.004)(3×0.003)=1.0281.045 - (2 \times 0.004) - (3 \times 0.003) = 1.028 bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
İdrardaki glukoz ve protein miktarlarını g/dLg/dL cinsinden belirleyin.
Glukoz: 20002000 mg/dL=2mg/dL = 2 g/dLg/dL; Protein: 30003000 mg/dL=3mg/dL = 3 g/dLg/dL.
Düzeltme katsayıları her 11 g/dLg/dL (1010 g/Lg/L) artış için tanımlanmıştır.
2
Glukozun dansite üzerindeki yapay artış miktarını hesaplayın.
22 g/dL×0.004=0.008g/dL \times 0.004 = 0.008.
İdrardaki her 11 g/dLg/dL glukoz, dansiteyi 0.0040.004 birim artırır.
3
Proteinin dansite üzerindeki yapay artış miktarını hesaplayın.
33 g/dL×0.003=0.009g/dL \times 0.003 = 0.009.
İdrardaki her 11 g/dLg/dL protein, dansiteyi 0.0030.003 birim artırır.
4
Ölçülen dansiteden her iki düzeltme miktarını çıkarın.
1.0450.0080.009=1.0281.045 - 0.008 - 0.009 = 1.028.
Gerçek renal konsantrasyon yeteneğini görmek için non-iyonik ve büyük moleküllerin kütlesel etkisi dışlanmalıdır.

Anahtar Kavram

İdrar Dansitesinde Glukoz ve Protein Düzeltmesi

Daha Fazla Pratik

İdrar dansitesinin aksine, idrar osmolalitesinin bu moleküllerden neden daha az etkilendiğini ve izostenüri kavramını gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Pratik bir yaklaşımla, toplam düzeltme miktarını (0.008+0.009=0.0170.008 + 0.009 = 0.017) tek seferde ölçülen dansitenin son üç basamağından (4517=2845 - 17 = 28) çıkararak hızlıca 1.0281.028 sonucuna ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

2525 yaşında erkek hasta, bir üst solunum yolu enfeksiyonundan 22 gün sonra idrar renginde belirgin koyulaşma şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde kan basıncı 150/95150/95 mmHg ölçülüyor. İdrar tetkikinde idrarın "çay renginde" olduğu, pıhtı içermediği ve mikroskopide bol miktarda eritrosit bulunduğu saptanıyor.

Bu hastada görülen hematürinin glomerüler kaynaklı olduğunu destekleyen en spesifik mikroskobik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar sedimentinde akantositlerin (%5 ve üzeri) görülmesi

Cevap

İdrar sedimentinde akantositlerin (%5 ve üzeri) görülmesi
Akantositler (G1 hücreleri), glomerüler bazal membrandaki yapısal hasardan geçen eritrositlerin karakteristik şekil değişikliğini temsil eder. %5 ve üzeri oranda saptanması, kanamanın glomerüler kaynaklı olduğunu göstermede yüksek özgüllüğe sahiptir. Diğer önemli bulgular arasında eritrosit silindirleri ve genel dismorfik eritrosit varlığı sayılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Genç hastada üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası gelişen çay rengi hematüri ve hipertansiyon, nefritik sendromu (muhtemelen IgA nefropatisi) düşündürmektedir.
Hematürinin rengi ve pıhtı içermemesi kanamanın üst üriner sistemden, muhtemelen glomerülden kaynaklandığına dair ilk ipuçlarıdır.
2
Glomerüler ve non-glomerüler hematüri ayırıcı tanısının yapılması
Glomerüler hematüride eritrositler dismorfik yapıdadır ve eritrosit silindirleri görülebilir.
Eritrositlerin glomerüler bazal membrandan geçerken uğradıkları şekil değişikliği, kanamanın odağını belirlemede en güvenilir mikroskobik yöntemdir.
3
En spesifik morfolojik bulgunun belirlenmesi
Dismorfik eritrositler arasında özellikle akantositlerin (halka üzerinde vezikül benzeri çıkıntılar içeren hücreler) %5'in üzerinde görülmesi glomerüler kanama için en spesifik bulgudur.
Dismorfik eritrositler genel bir terimken, akantositler (G1 hücreleri) glomerüler hasara özgü karakteristik bir alt tiptir.

Anahtar Kavram

Glomerüler hematürinin ayırt edici mikroskobik özellikleri (Akantositler ve Eritrosit silindirleri).

Daha Fazla Pratik

Glomerüler hematüri ile non-glomerüler hematürinin renk, pıhtı ve sediment farklarını içeren karşılaştırma tablosunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

Diyabetes mellitus tanısıyla izlenen bir hastada diyabetik nefropatiyi erken evrede yakalamak için tarama testi olarak kullanılan mikroalbüminüri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 24 saatlik idrarda albümin atılımının 3030030-300 mg/gün arasında olmasıdır.

Cevap

Mikroalbüminüri, 24 saatlik idrarda albümin atılımının 3030030-300 mg/gün arasında olması şeklinde tanımlanır.
Mikroalbüminüri, klinik olarak rutin idrar testlerinde saptanamayan ancak özel yöntemlerle gösterilebilen, 24 saatlik idrarda 3030 ile 300300 mg arasındaki albümin kaçağını ifade eden standart bir tanısal terimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Proteinüri ve albüminüri tanımlarını hatırla.
Normal albüminüri <30<30 mg/gün, mikroalbüminüri 3030030-300 mg/gün, makroalbüminüri ise >300>300 mg/gün'dür.
Tanısal sınır değerlerin belirlenmesi için gereklidir.
2
Tarama testlerinin hassasiyetini değerlendir.
Standart idrar çubukları (dipstick) mikroalbüminüriyi saptayamaz; bunun için özel mikroalbüminüri çubukları veya immünotürbidometrik yöntemler gerekir.
Yanlış negatif sonuçların önlenmesi için testin sınırlarını bilmek önemlidir.
3
Klinik tanı protokolünü gözden geçir.
Geçici nedenleri dışlamak için 33 ay içinde yapılan testlerde süreklilik aranmalıdır.
Egzersiz ve ateş gibi faktörlerin yarattığı geçici artışları kalıcı nefropatiden ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Mikroalbüminüri, diyabetik nefropatinin en erken klinik belirtisidir ve 3030030-300 mg/gün arasındaki albümin atılımını ifade eder.
Soru 7Soru

5252 yaşında erkek hasta, son bir aydır bacaklarında giderek artan şişlik ve idrar miktarında azalma şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki bacakta pretibial 3+3+ ödem ve periorbital ödem saptanıyor; kan basıncı 125/80125/80 mmHg ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum albümin düzeyi 2.22.2 g/dL ve 2424 saatlik idrarda protein ekskresyonu 5.55.5 gram olarak belirleniyor. İdrar sedimentinin ışık mikroskobik incelemesinde bol miktarda "oval yağ cisimcikleri" ve yağ silindirleri gözleniyor. Bu hastanın idrar sedimentinin polarize ışık mikroskobunda incelenmesi sırasında görülmesi beklenen karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Malta haçı görünümü

Cevap

Nefrotik sendromlu hastanın idrar sedimentinde görülen oval yağ cisimcikleri, polarize ışık mikroskobu altında karakteristik 'Malta haçı' görünümü verir.
Vakadaki klinik bulgular (masif proteinüri, hipoalbüminemi, ödem) nefrotik sendromla uyumludur. Nefrotik sendromda idrara sızan kolesterol esterleri içeren 'oval yağ cisimcikleri' polarize ışık mikroskobu altında çift kırılma özelliği sayesinde 'Malta haçı görünümü' oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla.
Hastada hipoalbüminemi (2.22.2 g/dL), masif proteinüri (5.55.5 g/gün) ve ödem varlığı nefrotik sendromu işaret eder.
Nefrotik sendromun temel tanı kriterleri proteinüri, hipoalbüminemi ve ödemdir.
2
İdrar sedimenti bulgularını analiz et.
İdrarda oval yağ cisimcikleri ve yağ silindirlerinin görülmesi 'lipidüri' olduğunu gösterir.
Glomerüler geçirgenlik arttığında albuminle birlikte lipidler de filtre olur ve tübüler hücreler tarafından geri emilerek oval yağ cisimciklerini oluşturur.
3
Polarize ışık mikroskobu etkisini hatırla.
Lipid damlacıkları içindeki kolesterol esterleri çift kırılma (birefringence) özelliğine sahiptir.
Bu fiziksel özellik, ışığın polarize filtreden geçerken karakteristik bir haç şekli oluşturmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendromda görülen lipidürinin (oval yağ cisimcikleri ve yağ silindirleri) polarize ışık mikroskobundaki karakteristik karşılığı 'Malta haçı' görünümüdür.
Soru 8Soru

Bacaklarda şişlik ve idrarda köpürme şikayetiyle başvuran 4545 yaşında bir hastada, 2424 saatlik idrarda 44 g proteinüri saptanıyor. Bu hastanın idrar mikroskopisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenen bir bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oval yağ cisimcikleri

Cevap

Oval yağ cisimcikleri
Doğru seçenek olan oval yağ cisimcikleri, nefrotik sendromda görülen ağır proteinüriye eşlik eden lipidürinin (idrarda yağ atılımı) tipik mikroskobik yansımasıdır. Bu yapılar, lipid yüklü renal tübüler epitel hücreleridir ve polarize ışık altında 'Maltese Cross' (Malta Haçı) görünümü verirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Ödem (bacaklarda şişlik) ve ağır proteinüri (>3.5>3.5 g/gün) nefrotik sendromu gösterir.
Hastanın semptomları ve laboratuvar değeri nefrotik sınırda proteinüri ile uyumludur.
2
Nefrotik sendromda beklenen idrar bulgusunu belirle
Lipidüri (idrarda yağ atılımı) ve buna bağlı oval yağ cisimcikleri veya yağ silindirleri.
Ağır proteinüride tübüler hücreler lipidleri geri emer, döküldüklerinde ise idrarda oval yağ cisimcikleri olarak görülürler.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendromda idrar sedimenti bulguları

Daha Fazla Pratik

Nefrotik sendromda proteinürinin neden olduğu diğer biyokimyasal değişiklikleri (hipoalbüminemi, hiperlipidemi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 9Soru

Yetmiş sekiz yaşında, kronik obstrüktif akciğer hastalığına sekonder ileri derecede kaşeksisi (kas kitlesi belirgin derecede azalmış) olan bir kadın hastanın diyabetik nefropati taraması sırasında yapılan tetkikleri aşağıda verilmiştir:

- Spot idrar protein/kreatinin oranı (PCRPCR): 4.8 g/g4.8 \text{ g/g}
- 2424 saatlik idrar proteini: 1.9 g/gu¨n1.9 \text{ g/gün}
- İdrar sedimenti: Patolojik silindir veya hematüri saptanmadı, nadir hiyalin silindirler mevcut.

Bu kantitatif yöntemler arasındaki belirgin farkın ve spot idrar sonucunun proteinüriyi olduğundan daha yüksek göstermesinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastanın günlük kreatinin atılımının standart kabul edilen değerin çok altında olması

Cevap

Hastanın günlük kreatinin atılımının düşük olması (kas kitlesi azlığı), spot idrar protein/kreatinin oranını (PCR) yapay olarak yükseltir.
Doğru yanıt, hastanın kas kitlesinin azlığına bağlı olarak günlük kreatinin atılımının düşük olmasıdır. Spot idrar protein/kreatinin oranı (PCRPCR), idrardaki protein miktarını idrardaki kreatinin miktarına bölerek hesaplanır. Bu yöntem, ortalama bir yetişkinin günde yaklaşık 1 gram1 \text{ gram} kreatinin attığı varsayımı üzerine kuruludur. Ancak bu hastada olduğu gibi ileri derece kaşeksi durumunda, günlük kreatinin atılımı çok daha düşük (400500 mg400-500 \text{ mg}) olabilir. Paydanın küçülmesi, sonucun (PCRPCR) yapay olarak nefrotik düzeylerde çıkmasına neden olurken, asıl altın standart olan 2424 saatlik idrar proteini non-nefrotik düzeydedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen sonuçlar arasındaki uyumsuzluğu analiz et.
4.8 g/g4.8 \text{ g/g} (nefrotik düzey) ile 1.9 g/gu¨n1.9 \text{ g/gün} (non-nefrotik düzey) arasında ciddi bir fark var.
Spot oranlar, günlük 1 g1 \text{ g} kreatinin atıldığı varsayımına dayanır.
2
Hastanın klinik durumunu (kaşeksi) değerlendir.
İleri derece kaşeksi, kas kitlesinin ve dolayısıyla günlük kreatinin üretim/atılımının çok düşük olduğunu gösterir.
Kreatinin, kaslardaki kreatin fosfattan sabit bir hızla üretilir.
3
PCR formülünü matematiksel olarak incele: PCR=I˙drar ProteiniI˙drar KreatininiPCR = \frac{\text{İdrar Proteini}}{\text{İdrar Kreatinini}}.
Payda (kreatinin) azaldığında, toplam oran (PCR) artar.
Normal bir yetişkinde 1000 mg1000 \text{ mg} olan günlük kreatinin atılımı, bu hastada örneğin 400 mg400 \text{ mg} olabilir.
4
Sonucu doğrula.
1.9 g1.9 \text{ g} proteinüriyi 400 mg(0.4 g)400 \text{ mg} (0.4 \text{ g}) kreatinine bölersek, oran 4.75 g/g4.75 \text{ g/g} bulunur.
Bu durum, spot oranın neden 4.84.8 çıktığını tam olarak açıklar.

Anahtar Kavram

Spot idrar protein/kreatinin oranı (PCR), günlük kreatinin atılımının ekstrem olduğu durumlarda (kaşeksi, vücut geliştirme) 2424 saatlik idrar proteinüri miktarını yanlış yansıtır.

Daha Fazla Pratik

Benzer şekilde, kas kitlesi çok yüksek olan bir vücut geliştiricinde PCR'nin proteinüriyi olduğundan daha düşük (underestimate) gösterebileceğini unutmayınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 10Soru

4242 yaşında kadın hasta, her iki bacakta belirgin ödem ve halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde pretibial 3+3+ ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum albümin düzeyi 2.42.4 g/dL, total kolesterol 380380 mg/dL ve 2424 saatlik idrarda protein 4.54.5 g olarak ölçülüyor. İdrar sedimentinin polarize ışık mikroskobunda incelenmesinde "Maltese haçı" (Maltese cross) görünümü veren oluşumlar ve "oval yağ cisimcikleri" saptanıyor. Bu hastadaki idrar bulguları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oval yağ cisimcikleri, filtre edilen lipidleri fagosite etmiş proksimal tübül epiteli veya makrofajlardır.

Cevap

Oval yağ cisimcikleri, filtre edilen lipidleri fagosite etmiş proksimal tübül epiteli veya makrofajlardır.
Doğru seçenek olan ifadedeki gibi, oval yağ cisimcikleri, glomerüllerden sızan lipidleri (özellikle kolesterol esterlerini) endositoz yoluyla alan proksimal tübül hücreleri veya bu bölgedeki makrofajların idrara dökülmüş halidir. Polarize ışık altında bu hücrelerin içindeki kolesterol esterleri, çift kırılma (birefringence) özelliği sayesinde karakteristik 'Maltese haçı' görüntüsünü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hipolabüminemi, hiperlipidemi, masif ödem ve nefrotik düzeyde proteinüri (>3.5> 3.5 g/gün) varlığı hastada Nefrotik Sendrom olduğunu gösterir.
Sediment bulgularını klinik bağlamda değerlendirmek için tanı gereklidir.
2
Lipidüri mekanizmasını analiz et
Glomerüler geçirgenlik artışı sonucu albümin ile birlikte lipoproteinler de filtre olur; bu lipidler tübül hücrelerine girer veya idrara geçer.
İdrarda yağ görülmesinin temel nedeni filtrasyon bariyerindeki bozulmadır.
3
Spesifik oluşumları tanımla
Lipid içeren tübül hücreleri döküldüğünde 'oval yağ cisimcikleri' olarak adlandırılır. Polarize ışıkta kolesterol esterleri 'Maltese haçı' görünümü verir.
Semiyolojik bulguların hücresel kökenini belirlemek doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendromda görülen lipidüri (yağ silindirleri, oval yağ cisimcikleri), glomerüler bariyer hasarının ve tübüler geri emilim süreçlerinin bir göstergesidir.

Daha Fazla Pratik

Nefrotik ve nefritik sendrom idrar sedimenti farklarını (disfomik eritrositler vs yağlı silindirler) karşılaştıran bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

6262 yaşında, uzun süredir diyabetes mellitus ve hipertansiyon tanıları ile izlenen erkek hasta; son aylarda halsizlik, iştahsızlık ve bacaklarında ödem şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 4.84.8 mg/dL, kan üre azotu (BUN) 7272 mg/dL ve hesaplanan glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) 1414 mL/dk/1.731.73 m2m^2 olarak saptanıyor. Bu hastanın mikroskobik idrar incelemesinde görülmesi beklenen ve "renal yetmezlik silindiri" olarak da adlandırılan patognomonik sediment bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geniş balmumu silindirler

Cevap

İleri evre kronik böbrek yetmezliğinde (Evre 5) görülen geniş balmumu silindirler, "renal yetmezlik silindiri" olarak tanımlanır.
Geniş balmumu silindirler, ileri derecede genişlemiş (dilatasyona uğramış) tübüllerdeki düşük idrar akımı nedeniyle oluşur. Bu silindirlerin çapı normal silindirlerden çok daha büyüktür ve keskin kenarlı, kırılgan (balmumu benzeri) bir yapıya sahiptir. Bu özellikleri nedeniyle ileri evre kronik böbrek yetmezliğinin (özellikle son dönem) patognomonik bir bulgusudur ve 'renal yetmezlik silindiri' olarak bilinirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi
Hastanın eGFR değerinin 1414 mL/dk/1.731.73 m2m^2 olması, Evre 5 Kronik Böbrek Yetmezliği (son dönem böbrek yetmezliği) tanısını koydurur.
Laboratuvar bulguları kronik bir sürecin ileri aşamasını işaret etmektedir.
2
Sediment bulguları ile klinik evrenin ilişkilendirilmesi
İleri evre yetmezlikte nefronların hipertrofisi ve tübüllerin dilatasyonu sonucunda çapı normalin 22-66 katı olan geniş silindirler oluşur.
Tübüler akımın iyice yavaşlaması (staz) ve silindirlerin matürasyonu sonucu mumsu (waxy) bir görünüm kazanması beklenir.
3
Terminolojik eşleştirme yapılması
Bu genişlemiş ve balmumu görünümündeki yapılar literatürde spesifik olarak 'renal failure casts' (renal yetmezlik silindirleri) olarak adlandırılır.
Bu bulgu nefron kaybının ve tübüler disfonksiyonun şiddetini gösterir.

Anahtar Kavram

İleri evre kronik böbrek yetmezliğinde tübüler dilatasyon ve staz sonucu oluşan geniş balmumu silindirler.

Daha Fazla Pratik

İdrar sedimentindeki diğer 'geniş' silindirlerin çaplarının normalden farkını ve hiyalin silindirlerin oluşum mekanizmasını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

4242 yaşında erkek hasta, bir spor salonunda yaptığı ağır antrenman sonrası tüm vücudunda yaygın kas ağrısı ve idrar renginde "çay rengi" koyulaşma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral ekstremite kaslarında belirgin hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde idrar dipstick (çubuk) testinde kan (+++)(+++) pozitif saptanırken, idrar sedimentinin mikroskobik incelemesinde her sahada 010-1 eritrosit görülüyor. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyoglobinüri

Cevap

Miyoglobinüri
İdrar dipstick testinde saptanan kan pozitifliği, test çubuğundaki peroksidaz benzeri aktiviteye dayanır. Bu aktivite sağlam eritrositler, serbest hemoglobin ve miyoglobin tarafından tetiklenir. Hastada kas ağrısı ve ağır egzersiz öyküsü olması, kas yıkımını (rabdomiyoliz) ve buna bağlı miyoglobin salınımını gösterir. Mikroskobide eritrosit görülmemesi, idrardaki 'kan' sinyalinin hücrelerden değil, çözünmüş miyoglobinden kaynaklandığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
İdrar dipstick testi ile mikroskobik inceleme arasındaki farkı değerlendir.
Dipstick kan (+++)(+++) iken mikroskobide eritrosit saptanmaması, psödohematüri (hemoglobinüri veya miyoglobinüri) olduğunu gösterir.
Dipstick testindeki peroksidaz reaksiyonu hem eritrosit içindeki hemoglobini, hem serbest hemoglobini hem de miyoglobini algılar.
2
Hastanın klinik öyküsünü analiz et.
Ağır egzersiz ve kas hassasiyeti rabdomiyoliz lehinedir.
Kas yıkımı sonucu salınan miyoglobin, böbreklerden atılarak idrar rengini koyulaştırır ve dipstickte yalancı kan pozitifliği yapar.

Anahtar Kavram

İdrar dipstick kan pozitifliği ile mikroskobik incelemede eritrosit yokluğu arasındaki diskordansın en sık nedenleri hemoglobinüri ve miyoglobinüridir.
Soru 13Soru

2020 yaşında sağlıklı bir erkek, spor akademisi sınavları öncesi yapılan rutin idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri saptanması üzerine ileri tetkik için başvuruyor. Hastanın fizik muayenesi ve kan basıncı normal sınırlardadır. Hastadan "bölünmüş idrar toplama" (split collection) yöntemiyle 2424 saatlik idrar isteniyor.

Laboratuvar sonuçları:
- Gündüz (ayakta geçirilen süre) idrarında protein: 1200 mg1200 \text{ mg}
- Gece (yatarak geçirilen süre) idrarında protein: 40 mg40 \text{ mg}

Bu verilere göre, hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortostatik proteinüri

Cevap

Hastada saptanan, ayaktayken belirginleşen ancak yatar pozisyonda (gece) tamamen normale dönen proteinüri tablosu 'Ortostatik Proteinüri' tanısını koydurur.
Doğru yanıt olan durum, nefrolojide asemptomatik gençlerde sık görülen benign bir tablodur. Bölünmüş idrar toplama testinde yatarak (gece) toplanan idrar örneğinde proteinüri saptanmaması (<50 mg/gece<50 \text{ mg/gece}), ancak gün içinde ayaktayken belirgin proteinüri görülmesi bu tanı için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
İdrar protein miktarının pozisyonel farkını analiz etmek.
Gündüz ayaktayken 1200 mg1200 \text{ mg} (patolojik), gece yatarken ise 40 mg40 \text{ mg} (normal) protein atılımı olduğu saptandı.
Proteinürinin paternini (geçici mi, kalıcı mı, fonksiyonel mi) belirlemek tanıda kritiktir.
2
Hastanın klinik özelliklerini değerlendirmek.
Genç yaşta, asemptomatik ve hipertansiyonu olmayan bir hasta profili.
Ortostatik proteinüri genellikle 3030 yaş altı gençlerde ve ek semptomu olmayan bireylerde görülür.
3
Bölünmüş idrar toplama (split collection) testini yorumlamak.
Gece idrarının normal olması, yapısal bir glomerüler hasardan ziyade fonksiyonel bir durum olan ortostatik proteinüriyi doğrular.
Sabah ilk idrarda proteinürinin kaybolması bu durumun patognomonik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Ortostatik (postural) proteinüri, özellikle gençlerde görülen, ayakta durmakla artan ve yatar pozisyonda normale dönen benign bir proteinüri tipidir.

Alternatif Yöntem

24 saatlik bölünmüş idrar toplama zahmetli bir yöntem olduğu için; pratik olarak sabah ilk idrar örneğindeki protein/kreatinin oranının normal olması ve gün içindeki rastgele bir idrar örneğinde bu oranın artmış saptanması da tanıda kullanılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

3232 yaşında kadın hasta; halsizlik, el eklemlerinde sabah tutukluğu ve güneşe maruziyet sonrası belirginleşen yüz döküntüsü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 150/95150/95 mmHg ölçülüyor ve her iki bacakta pretibial 1+1+ ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin 1,61,6 mg/dL (bazal: 0,80,8 mg/dL) bulunurken, tam idrar analizinde dipstick ile 2+2+ proteinüri ve makroskobik hematüri saptanıyor. Bu hastada izlenen hematürinin kaynağının alt üriner sistemden ziyade renal parankimal (glomerüler) olduğunu gösteren en spesifik mikroskobik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faz kontrast mikroskobunda eritrositlerin >%5>\%5 oranında akantosit (G1 hücresi) formunda olması

Cevap

Faz kontrast mikroskobunda eritrositlerin %5'inden fazlasının akantosit (G1 hücresi) formunda olması, hematürinin glomerüler kaynaklı olduğunu gösteren en spesifik morfolojik bulgudur.
Doğru seçenek olan akantositlerin (G1 hücreleri) faz kontrast mikroskobunda eritrositlerin %5'inden fazlasını oluşturması, glomerüler kaynaklı hematürinin en spesifik göstergelerinden biridir. Bu hücreler, eritrosit membranından tomurcuklanan sitoplazmik uzantılar (blebs) ile karakterizedir ve glomerüler filtrasyon bariyerinden geçiş sırasındaki mekanik ve ozmotik hasarı yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Genç kadın hastada artrit, malar raş (SLE şüphesi), hipertansiyon ve akut böbrek hasarı varlığı
Hastada sistemik bir hastalığa (muhtemelen Lupus Nefriti) ikincil nefritik/nefrotik bir tablo olduğu anlaşılır.
2
Hematüri ayırıcı tanısının yapılması
Glomerüler ve non-glomerüler hematüri ayrımı
TUS semiyoloji sorularında pıhtı yokluğu, proteinürinin eşlik etmesi ve eritrosit morfolojisi en kritik ayrım noktalarıdır.
3
Spesifik morfolojik bulgunun belirlenmesi
Akantositlerin (G1 hücreleri) %5 eşiği
Dismorfik eritrositler glomerüler kanamayı düşündürse de, özellikle 'halka içerisinde veziküller' şeklinde görülen akantositlerin %5'in üzerinde olması glomerüler kaynak için yüksek spesifiteye sahiptir.

Anahtar Kavram

Glomerüler Hematüri Semiyolojisi

Daha Fazla Pratik

Glomerüler hematüriyi ürolojik kanamalardan ayıran diğer önemli bulguları (eritrosit silindirleri ve proteinüri derecesi) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

2828 yaşında erkek hasta, idrar renginde koyulaşma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tam idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri ve mikroskobik incelemede eritrosit silindirleri (RBCRBC castscasts) saptanıyor. Bu hastada hematürinin kaynağı için aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glomerüler patolojiler

Cevap

İdrar sedimentinde eritrosit silindirlerinin ve eşlik eden proteinürinin saptanması, hematürinin kesin olarak glomerüler kaynaklı olduğunu gösterir.
İdrar mikroskopisinde eritrosit silindirlerinin görülmesi, eritrositlerin glomerüler filtrasyon bariyerini aşarak tübüler sisteme girdiğini ve burada Tamm-Horsfall mukoproteini ile hapsolduğunu gösterir. Bu durum, hematürinin kaynağının glomerüller olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analiz edilmesi
Hastada hematüriye ek olarak 2+2+ proteinüri saptanmıştır.
Proteinüri ve hematüri birlikteliği parankimal/glomerüler hastalık şüphesini artırır.
2
Mikroskobik bulgunun (eritrosit silindiri) yorumlanması
Eritrosit silindirleri, eritrositlerin tübüler lümende Tamm-Horsfall proteini ile birleşerek silindir yapısı oluşturmasıdır.
Bu yapı ancak eritrositler glomerülden tübüllere geçtiğinde oluşabilir; dolayısıyla glomerüler hasarın göstergesidir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Üreter, mesane, üretra veya prostat kaynaklı (ürolojik) kanamalarda eritrositler tübüler sistemden geçmediği için silindir oluşamaz.
Hastalığın anatomik yerleşimini belirlemek tedavi yaklaşımını doğrudan etkiler.

Anahtar Kavram

Eritrosit silindirleri (RBCRBC castscasts), hematürinin glomerüler orijinli olduğunu gösteren patognomonik bir bulgudur.

Daha Fazla Pratik

Glomerüler hematürinin bir diğer önemli mikroskobik bulgusu olan akantositleri ve dismorfik eritrositleri gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 16Soru

6565 yaşında erkek hasta, yaygın kemik ağrıları ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde hemoglobin 9.29.2 g/dL, serum kreatinin 1.81.8 mg/dL ve kalsiyum 11.511.5 mg/dL olarak saptanıyor. Hastanın 2424 saatlik idrarında protein ekskresyonu 4.54.5 g/gün ölçülmesine rağmen, idrar çubuğu (dipstick) ile yapılan incelemede proteinüri negatif bulunmaktadır. Bu hastadaki laboratuvar bulguları arasındaki uyumsuzluğun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar çubuğu testinin esas olarak albümini saptaması, immünoglobulin hafif zincirlerine duyarsız olması

Cevap

İdrar çubuğu testinin esas olarak albümini saptaması ve immünoglobulin hafif zincirlerine (Bence-Jones proteinlerine) duyarsız olmasıdır.
Doğru seçenek, dipstick testinin sınırlılığını açıklamaktadır. İdrar çubuğu (dipstick) yöntemi, tetrabromfenol mavisi adı verilen bir boya içerir. Bu boya, özellikle negatif yüklü olan albümin ile etkileşime girerek renk değiştirir. Multipl miyelomda ise idrara çıkan proteinler immünoglobulin hafif zincirleridir (Bence-Jones). Bu proteinler dipstick tarafından saptanamaz, bu nedenle masif proteinüriye rağmen dipstick sonucu negatif gelebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Yaşlı bir hastada kemik ağrısı, anemi, hiperkalsemi ve böbrek yetmezliği varlığı 'Multipl Miyelom' tanısını güçlü bir şekilde düşündürür.
Bu semptomlar multipl miyelomun tipik CRAB (Kalsiyum yüksekliği, Renal yetmezlik, Anemi, Bone/Kemik lezyonları) bulgularıdır.
2
Laboratuvar uyumsuzluğunu analiz et
2424 saatlik idrarda 4.54.5 g/gün (masif) proteinüri varken dipstick'in negatif olması, idrardaki proteinin albümin dışında bir protein olduğunu gösterir.
Standart dipstick testleri esas olarak albümini saptar. Multipl miyelomda ise idrarda 'Bence-Jones' proteinleri olarak bilinen immünoglobulin hafif zincirleri atılır.
3
Tanı yöntemlerini karşılaştır
Bu gibi durumlarda tüm proteinleri (albümin, globülin, hafif zincirler) saptayan sülfosalisilik asit (SSA) testi veya idrar protein elektroforezi yapılmalıdır.
SSA testi proteinlerin çökertilmesi prensibine dayanır ve her türlü proteini saptayabilir.

Anahtar Kavram

İdrar dipstick testi esas olarak albümini saptar; Multipl miyelomdaki hafif zincir proteinürisini (Bence-Jones) atlayabilir.

Daha Fazla Pratik

İdrar sedimentinde 'balmumu silendirler' (waxy casts) ve 'geniş silendirler'in hangi klinik durumda (kronik böbrek hastalığı) görüldüğünü tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

7070 yaşında erkek hasta, koroner arter hastalığı nedeniyle yapılan elektif koroner anjiyografi işleminden 2424 saat sonra idrar miktarında belirgin azalma ve halsizlik şikayetiyle değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 2.52.5 mg/dL (bazal: 1.11.1 mg/dL) saptanıyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 130/80130/80 mmHg, nabız 7575 atım/dakika olup dehidratasyon bulgusu saptanmıyor. Yapılan idrar analizinde dipstik ile protein (+)(+), kan ()(-) bulunuyor; mikroskopide ise sadece birkaç hyalen ve nadir granüler silindir gözleniyor. Bu hastada aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması, mevcut tablonun 'radyokontrast nefropatisi'ne bağlı olduğunu diğer olası nedenlerden (özellikle prerenal nedenlerden) ayırmada en spesifik kanıttır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Refraktometre ile ölçülen idrar dansitesinin 1.0451.045 üzerinde saptanması

Cevap

Refraktometre ile ölçülen idrar dansitesinin 1.045 üzerinde saptanması, radyokontrast madde varlığını gösteren en spesifik semiyolojik bulgudur.
Radyokontrast maddeler, yüksek molekül ağırlıkları nedeniyle idrarın kırıcılık indisini (refraktif indeks) belirgin şekilde artırırlar. Bu durum, refraktometre ile yapılan ölçümlerde idrar dansitesinin fizyolojik sınırların çok üzerinde (>1.0401.045> 1.040-1.045) çıkmasına neden olur. Prerenal azotemide idrar konsantre olsa bile dansite genellikle 1.0351.035'i geçmez. Dolayısıyla bu aşırı yükseklik, kontrast maddenin tübüllerdeki varlığı için oldukça spesifiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Anjiyografi sonrası 24 saat içinde gelişen akut böbrek hasarı (ABH)
Zamanlama radyokontrast nefropatisini öncelikle düşündürür.
2
Tanısal parametreleri karşılaştır
Radyokontrast nefropatisi, ATN olmasına rağmen prerenal benzeri düşük FENa (%1 altı) ile seyreder.
Kontrast maddelerin indüklediği yoğun renal vazokonstriksiyon sodyum tutulumuna neden olur.
3
Ölçüm yöntemlerinin farkını hatırla
Refraktometre tüm partikülleri ölçerken, dipstik (Uristix) sadece iyonik konsantrasyonu ölçer.
Yüksek molekül ağırlıklı kontrast maddeler refraktif indeksi (dansiteyi) osmolaliteden çok daha fazla artırır.
4
En spesifik bulguyu seç
Dansitenin 1.045'i aşması prerenal durumda (maksimum 1.030-1.035) görülmez.
Bu aşırı yükselme sadece radyokontrast, glukoz veya mannitol varlığında mümkündür.

Anahtar Kavram

İdrar Dansite-Osmolalite Diskrepanzı (Radyokontrast Etkisi)

Daha Fazla Pratik

Radyokontrast nefropatisinden korunmada hidrasyonun önemini ve kontrast tipinin (osmolalite) risk üzerindeki etkilerini gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Dipstik dansitesi ile refraktometre dansitesi karşılaştırılabilir. Dipstik (iyonik dansite) düşükken refraktometrenin çok yüksek çıkması tanıya yaklaştırır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 18Soru

3838 yaşında kadın hasta, son 11 aydır bacaklarında ve göz kapaklarında giderek artan şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede bilateral 4+4+ pretibial ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum albümin düzeyi 2.12.1 g/dL, toplam kolesterol 320320 mg/dL ve 2424 saatlik idrarda protein ekskresyonu 6.56.5 g olarak saptanıyor.

Bu hastanın idrar sedimenti incelemesinde görülmesi beklenen ve mevcut klinik tabloya eşlik eden lipidüriyi karakterize eden en spesifik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oval yağ cisimcikleri

Cevap

Mevcut klinik tablo nefrotik sendrom ile uyumludur ve bu tabloya eşlik eden lipidürinin en karakteristik sediment bulgusu oval yağ cisimcikleridir.
Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (ödem, hipoalbüminemi, hiperlipidemi ve masif proteinüri) nefrotik sendromu tanımlar. Nefrotik sendromda idrara sızan lipitlerin tübül hücreleri tarafından geri emilmesiyle 'oval yağ cisimcikleri' oluşur. Bu yapılar polarize ışık altında 'Malta Haçı' (Maltese Cross) görünümü vererek lipidüriyi en spesifik şekilde kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik Tablonun Belirlenmesi
Hastada saptanan yaygın ödem, ağır hipoalbüminemi (2.12.1 g/dL), hiperlipidemi (320320 mg/dL) ve nefrotik düzeyde proteinüri (6.56.5 g/gün) olması nedeniyle nefrotik sendrom tanısı konur.
Bu bulgular nefrotik sendromun klasik tanı kriterlerini oluşturur.
2
Lipidüri Kavramının Analizi
Nefrotik sendromda glomerüler geçirgenliğin artması sonucu idrara lipitler (serbest yağ asitleri, kolesterol esterleri) geçer.
Glomerüler filtrasyon bariyerindeki hasar büyük moleküllü lipitlerin de geçişine izin verir.
3
Sediment Bulgusu ile Eşleştirme
İdrara geçen lipitler tübül hücreleri tarafından reabsorbe edilir. Bu lipit yüklü dejenere tübül hücrelerine 'oval yağ cisimcikleri' denir.
Oval yağ cisimcikleri polarize ışık mikroskobunda lipitlerin çift kırılma (birefringence) özelliği nedeniyle karakteristik 'Malta Haçı' görünümü verir.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendromda görülen lipidürinin idrar sedimentindeki yansıması oval yağ cisimcikleri ve yağ silindirleridir.
Soru 19Soru

Uzun süredir yatağa bağımlı olan ve ciddi kas atrofisi (sarkopeni) bulunan 7070 yaşındaki kadın hastanın rutin kontrollerinde serum kreatinin düzeyi 0.60.6 mg/dL olarak saptanmıştır. Hekim, hastanın kas kütlesindeki azalma nedeniyle serum kreatinin düzeyinin böbrek fonksiyonlarını olduğundan daha iyi gösterebileceğinden şüphelenmektedir.

Bu hastada glomerüler filtrasyon hızını (GFH) kas kütlesinden ve diyetten bağımsız olarak en güvenilir şekilde yansıtacak endojen belirteç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum Sistatin C

Cevap

Serum Sistatin C
Sistatin C, vücuttaki tüm çekirdekli hücreler tarafından sabit bir hızla üretilen düşük molekül ağırlıklı bir proteindir. Serum düzeyleri kas kütlesinden, diyetten ve enflamasyondan etkilenmez. Bu özelliği nedeniyle, kreatinin üretiminin azaldığı (sarkopeni, amputasyon, immobilizasyon) hastalarda GFH'nin değerlendirilmesi için kreatinine göre çok daha duyarlı ve güvenilir bir belirteçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu analiz et
Hasta yaşlı, yatağa bağımlı ve ciddi kas atrofisi (sarkopeni) var. Serum kreatinini düşük (0.60.6 mg/dL).
Serum kreatinini kas metabolizması ürünüdür. Kas kütlesi çok azaldığında kreatinin üretimi düşer ve böbrek fonksiyonu bozuk olsa bile serum kreatinini 'normal' aralıkta görünebilir (maskelenmiş böbrek yetmezliği).
2
GFH (Glomerüler Filtrasyon Hızı) belirteçlerini değerlendir
Kreatinin, kas kütlesine bağımlıdır. Sistatin C ise tüm çekirdekli hücrelerden sabit hızla sentezlenir.
Kas kütlesi, yaş, cinsiyet veya diyetten etkilenmeyen bir belirteç seçilmelidir.
3
Doğru belirteci seç
Sistatin C, sarkopenik hastalarda GFH tahmini için kreatininden daha güvenilirdir.
Sistatin C düzeyleri kas kitlesinden bağımsız olduğu için bu hasta grubunda tercih edilen endojen belirteçtir.

Anahtar Kavram

Kreatinin düzeyleri kas kütlesi ile doğrudan ilişkilidir; amputasyon, malnütrisyon veya sarkopeni durumlarında GFH'yi olduğundan yüksek (yanlış normal) gösterir. Bu durumlarda kas kütlesinden bağımsız olan Sistatin C daha güvenilir bir GFH göstergesidir.

İpuçları

1
Kreatinin kas metabolizması ürünüdür; kası olmayan birinde düzeyi nasıl etkilenir?
2
Aradığımız madde vücuttaki tüm hücrelerden sabit hızla üretilmeli ve kas kütlesinden bağımsız olmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde Cockcroft-Gault, MDRD ve CKD-EPI formüllerinin farklarını ve kullanım alanlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 20Soru

Bilateral alt ekstremite amputasyonu olan ve tekerlekli sandalye kullanan 58 yaşındaki erkek hasta, rutin kontrollerinde değerlendirilmektedir. Serum kreatinin düzeyi 0.6 mg/dL, kan üre azotu (BUN) 14 mg/dL olarak saptanıyor. Mevcut kreatinin değerine göre hesaplanan eGFR (CKD-EPI) >90 mL/dk/1.73m² olmasına rağmen, hekim hastada latent renal fonksiyon kaybı olduğundan şüphelenmektedir. Bu hastada glomerüler filtrasyon hızını (GFH), kas kütlesinden ve diyetten en az etkilenerek yansıtacak en duyarlı belirteç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum Sistatin C düzeyi

Cevap

Serum Sistatin C düzeyi
Sistatin C, sistein proteaz inhibitörüdür ve tüm çekirdekli hücreler tarafından sabit bir hızla üretilir. Kas kütlesi, cinsiyet veya diyetten etkilenmez. Glomerüler filtrasyonla atılır ve tübüler reabsorbsiyon sonrası katabolize edilir (sekrete edilmez). Bu özellikleri nedeniyle, kreatininin güvenilir olmadığı (amputasyon, malnütrisyon, karaciğer sirozu gibi) durumlarda GFH'nin değerlendirilmesi için en uygun belirteçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Kreatinin kısıtlılıklarını belirle
Serum kreatinini kas kütlesi ile doğrudan ilişkilidir; amputasyon veya sarkopeni varlığında üretim azalır ve GFH normalden yüksek (yalancı normal) tahmin edilir.
GFH tahmini için kullanılan kreatinin, kas metabolizması ürünüdür.
2
Alternatif belirteçleri değerlendir
Sistatin C, tüm çekirdekli hücrelerden sabit hızla üretilir, glomerülden serbestçe filtre edilir ve kas kütlesinden bağımsızdır.
Sistatin C, kas kütlesi düşük hastalarda GFH'yi kreatininden daha doğru yansıtır.

Anahtar Kavram

Kas kütlesi azalmış hastalarda (amputasyon, siroz, yaşlılık) serum kreatinini GFH'yi olduğundan yüksek tahmin ettirir; bu durumlarda Sistatin C daha güvenilir bir belirteçtir.
Sayfa 1 / 3Sonraki
Nefrolojide Semiyoloji ve Tanı Yöntemleri Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin