Romatoloji

547 soru

Soru 341Soru

2222 yaşında erkek hasta, çocukluğundan beri tekrarlayan, 232-3 gün süren yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı ve sağ ayak bileğinde şişlik şikayetiyle başvuruyor. Atak dönemlerinde yapılan incelemelerde lökositoz ve yüksek C-reaktif protein (CRP) saptanıyor. Ataklar dışında tamamen sağlıklı olan hastanın ağabeyinin de benzer şikayetleri olduğu ve kolşisin tedavisiyle ataklarının kontrol altına alındığı öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanıda, aşağıdaki özelliklerden hangisinin görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *MEFV* geninde M694V mutasyonu

Cevap

Klinik bulguları Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) ile uyumlu olan bu hastada *MEFV* geninde M694V mutasyonunun görülmesi beklenir.
Vakada tanımlanan tekrarlayan ateş, serozit (karın ağrısı) ve artrit ataklarının kısa süreli olması (232-3 gün) ve kolşisin yanıtı, Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısı için tipiktir. FMF tanısında en sık saptanan ve özellikle Türk popülasyonunda amiloidoz gelişimiyle en güçlü ilişkisi bulunan genetik değişim *MEFV* genindeki M694V homozigot veya heterozigot mutasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik Bulguların Analizi
Hastadaki 232-3 gün süren ateş, karın ağrısı, artrit atakları ve ailede kolşisin yanıtı öyküsü Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısını koydurur.
FMF atakları tipik olarak kısa süreli (<3<3 gün) ve serozit (peritonit, pleurit) veya sinovit ile seyreder.
2
Genetik ve Komplikasyon İlişkisinin Değerlendirilmesi
FMF'den sorumlu olan *MEFV* genindeki en önemli mutasyonun M694V olduğu belirlenir.
M694V mutasyonu hem hastalığın tanısında hem de sekonder amiloidoz riskinin öngörülmesinde kritiktir.
3
Ayırıcı Tanı Yapılması
Diğer periyodik ateş sendromlarına özgü bulgular (uzun atak süresi, IgD yüksekliği, periorbital ödem) dışlanır.
TRAPS ve HIDS gibi durumlar, atak süreleri ve spesifik eşlik eden bulgularıyla FMF'den ayrılır.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) Tanı Kriterleri ve Genetik Temeli

Daha Fazla Pratik

FMF'de kolşisin direnci durumunda kullanılabilecek biyolojik ajanları (Anakinra, Kanakinumab) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 342Soru

32 yaşında bir kadın hasta; son 2 aydır devam eden ateş (38.5C38.5^\circ C), plevral efüzyon ve malar raş klinik tablosuyla başvuruyor. Yapılan immünolojik incelemesinde ANAANA 1:3201:320 (homojen patern) pozitif saptanıyor. 2019 EULAR/ACR Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) sınıflandırma kriterleri temel alındığında, bu hastada aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması toplam tanı puanında bir artışa neden olmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diskoid lupus lezyonlarının varlığı

Cevap

Diskoid lupus lezyonlarının varlığı, hastada zaten daha yüksek puanlı bir kutanöz bulgu (malar raş) bulunduğu için toplam tanı puanını değiştirmez.
2019 EULAR/ACR kriterlerine göre, bir hastada aynı sistem/alan (domain) içinde birden fazla bulgu saptandığında, sadece o alandaki en yüksek puanlı kriter hesaplamaya dahil edilir. Sorudaki hastada 'Akut kutanöz lupus' (malar raş) nedeniyle kutanöz alandan zaten maksimum 6 puan alınmıştır. 'Diskoid lupus' (subakut kutanöz lupus kategorisi) 4 puan değerindedir ve aynı alanda olduğu için toplam puana (13 puan) ek bir katkı sağlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut klinik ve laboratuvar bulgularını 2019 EULAR/ACR alanlarına göre sınıflandırın.
Ateş (Konstitüsyonel): 2 puan, Plevral efüzyon (Serozit): 5 puan, Malar raş (Akut kutanöz lupus): 6 puan. Giriş kriteri (ANA > 1:80) karşılanmıştır.
Sınıflandırma için önce giriş kriteri, ardından her alandaki en yüksek puanlı bulgu belirlenmelidir.
2
Seçeneklerdeki bulguların ait oldukları alanları ve puanlarını belirleyin.
Anti-Sm: Antikor alanı (6 puan), C3/C4 düşüklüğü: Kompleman alanı (4 puan), Lökopeni: Hematolojik alan (3 puan), Diskoid lupus: Kutanöz alan (4 puan), Proteinüri: Renal alan (4 puan).
Her bulgunun bağımsız bir alan puanı olup olmadığı kontrol edilmelidir.
3
Aynı alan içinde birden fazla bulgu olup olmadığını ve 'en yüksek puan' kuralını uygulayın.
Diskoid lupus ve Malar raş aynı 'Kutanöz' alanındadır. Malar raş 6 puan, Diskoid lupus 4 puandır. En yüksek olan (6) zaten alınmıştır.
EULAR/ACR 2019 kurallarına göre bir alan içindeki birden fazla bulgudan sadece en yükseği sayılır.

Anahtar Kavram

2019 EULAR/ACR SLE sınıflandırma kriterlerinde 'alan (domain)' bazlı puanlama ve aynı alan içindeki bulguların bir kerede sayılması kuralı.

Alternatif Yöntem

Puanlama yaparken 'Kutanöz Alan' hiyerarşisini hatırlamak (Akut [6] > Subakut/Diskoid [4] > Alopesi/Oral ülser [2]) soruyu hızla çözdürür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 343Soru

6868 yaşında kadın hasta; yaklaşık 22 aydır devam eden tek taraflı, şiddetli temporal baş ağrısı, yemek yerken çene kaslarında yorulma ve sağ gözünde ara ara gelişen geçici görme kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ temporal arterde nabız azalmış ve palpasyonla hassas bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde eritrosit sedimentasyon hızı 105105 mm/saat ve CC-reaktif protein (CRPCRP) 4848 mg/L (N<5N < 5) olarak saptanıyor. Bu hastanın klinik tablosu ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi *yanlıştır*?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalığın remisyon ve aktivasyon takibinde serumda pANCAp-ANCA ve cANCAc-ANCA düzeylerinin izlenmesi en güvenilir yöntemdir.

Cevap

Hastalığın remisyon ve aktivasyon takibinde serumda pANCAp-ANCA ve cANCAc-ANCA düzeylerinin izlenmesi en güvenilir yöntemdir ifadesi yanlıştır.
Dev hücreli arterit (GCAGCA), aort ve onun kraniyal dallarını tutan bir büyük damar vaskülitidir. pANCAp-ANCA ve cANCAc-ANCA gibi antikorlar ise granülomatoz polianjitis (GPAGPA), mikroskobik polianjitis (MPAMPA) gibi küçük damar vaskülitlerinin tanı ve takibinde kullanılır. GCAGCA aktivite takibinde en güvenilir parametreler eritrosit sedimentasyon hızı ve CRPCRP gibi akut faz reaktanlarıdır. Bu nedenle ANCAANCA düzeylerinin izlenmesi gerektiği yönündeki ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
İleri yaş (>50>50), tek taraflı baş ağrısı, çene kladikasyosu ve geçici görme kaybı (amaurosis fugax) Dev Hücreli Arterit (GCA) için tipiktir.
Hastanın semptomları ve yüksek sedimentasyon hızı tanısal olarak GCA'yı işaret eder.
2
Vaskülit sınıflandırmasını hatırla
GCA, büyük damar vaskülitleri (Aort ve ana dalları) grubundadır.
Hangi laboratuvar parametrelerinin hangi vaskülit grubuyla ilişkili olduğunu belirlemek için bu sınıflandırma kritiktir.
3
Laboratuvar belirteçlerini değerlendir
ANCAANCA (cANCAc-ANCA ve pANCAp-ANCA) küçük damar vaskülitleri (GPAGPA, MPAMPA, EGPAEGPA) için bir belirteçtir. GCA takibinde kullanılmaz.
Büyük damar vaskülitlerinde (GCA, Takayasu) temel takip parametreleri akut faz reaktanları olan ESHESH ve CRPCRP'dir.

Anahtar Kavram

Dev hücreli arterit (GCA), bir büyük damar vaskülitidir ve tanı/takibinde ANCAANCA düzeylerinin bir yeri yoktur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 344Soru

5858 yaşında erkek hasta, dün akşam katıldığı bir kutlama sonrası gece aniden başlayan sağ ayak başparmak ekleminde şiddetli ağrı, kızarıklık ve şişlik şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 1010 yıldır hipertansiyon tanısı olduğu ve son iki yıl içerisinde iki kez ürolitiazis (böbrek taşı) nedeniyle tedavi gördüğü öğreniliyor. Fizik muayenede 1.1. metatarsofalangeal eklem belirgin derecede inflamatuar ve dokunmakla çok hassas saptanıyor. Eklem aspirasyonunda polarize ışık mikroskobunda iğne şeklinde, kuvvetli negatif çift kırılımlı kristaller izleniyor. Akut atak tedavisi tamamlandıktan sonra, bu hastada kronik dönemde hiperürisemi kontrolü amacıyla aşağıdaki ilaçlardan hangisinin kullanımı kontrendikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Probenesid

Cevap

Ürikosürik bir ilaç olan probenesid, idrarla ürik asit atılımını artırarak nefrolitiazis (böbrek taşı) riskini artırdığı için bu hastada kullanımı kontrendikedir.
Doğru seçenek olan ürikosürik ilaç, proksimal tübüllerde ürik asit geri emilimini inhibe ederek idrarda ürik asit miktarını artırır. Bu durum, özellikle kalsiyum oksalat veya ürik asit taşı öyküsü olan hastalarda yeni taş oluşumu ve renal kolik riskini belirgin şekilde artırdığı için kullanımı mutlak kontrendikasyon teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Tipik podagra (1. MTP eklem tutulumu) ve tetikleyici faktör (akşam yemeği) varlığı gut artritini düşündürür.
Gut atakları genellikle pürinden zengin gıdalar veya alkol alımı sonrası gece aniden başlar.
2
Mikroskobik bulguların analizi
İğne şeklinde, negatif çift kırılımlı kristaller gut tanısını kesinleştirir.
Bu bulgu monosodyum ürat kristallerine özgüdür; psödogutta ise pozitif çift kırılımlı romboik kristaller görülür.
3
Eşlik eden hastalıkların ve ilaç kontrendikasyonlarının kontrolü
Hastanın ürolitiazis öyküsü olduğu için ürikosürik ajanlardan kaçınılmalıdır.
Ürikosürikler (probenesid, sülfinpirazon) idrarda ürik asit konsantrasyonunu artırarak taş oluşumunu tetikler.

Anahtar Kavram

Gut hastalarında kronik hiperürisemi tedavisinde ürolitiazis veya böbrek yetmezliği varsa ürikosürik ajanlar yerine ksantin oksidaz inhibitörleri (allopurinol, febuksostat) tercih edilmelidir.

İpuçları

1
Gut tedavisinde kullanılan ilaçların bir kısmı üretimi azaltırken, bir kısmı atılımı artırır.
2
Böbrekte taş yükünü artırabilecek olan mekanizmayı düşünün.
3
Ürikosürik ajanlar, idrar yoluyla atılan ürik asit miktarını artırdıkları için taş öyküsü olanlarda kaçınılması gereken ilaçlardır.

Daha Fazla Pratik

Gut artritinde akut atak sırasında ürat düşürücü tedaviye başlanmamasının nedenlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 345Soru

2828 yaşında erkek hasta, son 33 haftadır giderek artan dengesizlik, unutkanlık ve kişilik değişiklikleri şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ataksi ve dizartri saptanıyor. Özgeçmişinde son birkaç yıldır tekrarlayan ağrılı oral aftlar ve genital bölgede sikatris (nedbe) bırakarak iyileşen ülserler olduğu öğreniliyor. Kranial MR incelemesinde mezensefalon ve talamus yerleşimli, T2T2 ağırlıklı serilerde hiperintens lezyonlar izleniyor. Bu hastadaki nörolojik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu tablo parankimal nöro-Behçet olarak adlandırılır ve prognozu vasküler tutuluma (dural sinüs trombozu) göre daha kötüdür.

Cevap

Mezensefalon ve talamus tutulumu ile karakterize parankimal nöro-Behçet tablosunun prognozu, dural sinüs trombozuna göre daha kötüdür.
Hastada saptanan ataksi, dizartri ve mezensefalon/talamus yerleşimli MR lezyonları, Behçet hastalığının parankimal nörolojik tutulumuna (parankimal nöro-Behçet) işaret eder. Parankimal tutulum, dural venöz sinüs trombozu ile seyreden vasküler forma göre daha yaygın görülmesine rağmen, daha ağır nörolojik sekellere ve daha kötü bir prognoza sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Ataksi, dizartri ve MR'da beyin sapı/talamus lezyonları saptandı.
Hastanın nörolojik tutulum tipini belirlemek için yerleşim yeri kritiktir.
2
Nöro-Behçet alt tiplerinin ayrımı
Bu bulgular parankimal tutuluma (%80) işaret eder; dural sinüs trombozu (%20) dışlandı.
Vasküler tutulum genellikle kitle etkisi yaratmayan kafa içi basınç artışı ile seyreder.
3
Prognoz ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi
Parankimal tutulumda BOS'ta inflamatuar bulgular beklenir ve prognoz daha ciddidir.
Parankimal hasar kalıcı sekellere ve daha yüksek mortaliteye yol açar.

Anahtar Kavram

Nöro-Behçet parankimal tutulumu en sık beyin sapını etkiler, inflamatuar BOS bulguları ile seyreder ve vasküler (sinüs trombozu) tutuluma göre prognozu daha kötüdür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 346Soru

7878 yaşında erkek hasta, yaklaşık sekiz yıldır her iki dizinde hissettiği ve son dönemde ev içindeki hareketlerini dahi engelleyen ağrı nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın özgeçmişinde evre 44 kronik böbrek hastalığı (GFR:28 mL/dkGFR: 28 \text{ mL/dk}), koroner arter hastalığı ve son bir yıl içerisinde tekrarlayan peptik ülser kanaması öyküsü mevcuttur. Fizik muayenede her iki dizde belirgin krepitasyon, fleksiyon kısıtlılığı ve varus deformitesi saptanıyor. Diz radyografisinde eklem aralığında tam kayıp (kemik kemiğe temas), yoğun subkondral skleroz ve büyük marjinal osteofitler izleniyor. Maksimum doz asetaminofen tedavisine rağmen ağrısı kontrol altına alınamayan ve yaşam kalitesi ciddi şekilde bozulan bu hasta için en uygun bir sonraki yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Total diz artroplastisi planlanması

Cevap

Hastanın ileri evre osteoartriti olması, konservatif tedaviye (asetaminofen) yanıt vermemesi ve NSAİİ kullanımı için ciddi kontrendikasyonları (Evre 4 KBH, GİS kanama öyküsü) bulunması nedeniyle en uygun seçenek cerrahi müdahaledir.
Bu hastada radyolojik olarak 'eklem aralığında tam kayıp' ifadesi Kellgren-Lawrence sınıflamasına göre Evre 4 (son evre) osteoartriti tanımlar. Hastanın Evre 4 KBH ve GİS kanama öyküsü gibi ciddi komorbiditeleri nedeniyle oral NSAİİ kullanımı kesinlikle risklidir. Maksimum doz asetaminofene rağmen ağrı kontrolünün sağlanamaması ve yaşam kalitesinin bozulması, total diz artroplastisi (eklem replasman cerrahisi) için birincil endikasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut tıbbi durumunu ve osteoartrit evresini değerlendir.
Hasta 78 yaşında, evre 4 osteoartrit (radyolojik tam kayıp) ve multipl komorbiditeye (KBH, GİS kanama riski) sahip.
Tedavi seçimi hastanın genel sağlık durumu ve hastalığın şiddetiyle uyumlu olmalıdır.
2
Farmakolojik tedavi seçeneklerini kontrendikasyonlar açısından incele.
Oral NSAİİ'ler (selektif veya non-selektif) böbrek yetmezliği ve kanama öyküsü nedeniyle kullanılamaz.
Güvenli tedavi protokolü oluşturmak için risk faktörleri dışlanmalıdır.
3
Son evre ve dirençli olgularda cerrahi gerekliliğini belirle.
Fonksiyonel kısıtlılık ve şiddetli ağrı devam ettiği için total diz artroplastisi kararı verilir.
Cerrahi, diğer tedavi yöntemlerinin tükendiği veya kontrendike olduğu durumlarda kesin çözümdür.

Anahtar Kavram

İleri evre (Grade 4) osteoartritte, farmakolojik tedavinin (özellikle NSAİİ kontrendikasyonu varlığında) yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi endikasyon doğar.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 347Soru

2020 yaşında erkek hasta, çocukluk çağından beri devam eden, 131-3 gün süren, ateşin eşlik ettiği karın ağrısı atakları nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Ataklar sırasında şiddetli karın ağrısı olduğunu, hareketle arttığını ve ateşinin 39C39^\circ\text{C}'ye kadar yükseldiğini belirtiyor. Atak dışı dönemlerde hasta tamamen semptomsuz olup, laboratuvar değerleri normal sınırlarda seyrediyor. Aile öyküsünde benzer şikayeti olan başka birey bulunmuyor. Yapılan fizik muayenede özellik saptanmıyor. Akut faz reaktanları (CRP, Fibrinojen) atak sırasında yüksek, atak dışında normal bulunuyor. Hastadan istenen *MEFV* gen analizinde bilinen mutasyonlar saptanmıyor (negatif).

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klinik tanı kriterlerini karşıladığı için kolşisin tedavisi ile yanıtı değerlendirmek

Cevap

Klinik tanı kriterlerini karşıladığı için kolşisin tedavisi ile yanıtı değerlendirmek
Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısı esas olarak klinik bulgulara (tekrarlayan ateş ve serozit atakları) dayanır. *MEFV* gen analizinde mutasyon gösterilmesi tanıyı destekler ancak mutasyon saptanmaması FMF tanısını dışlatmaz. Klinik olarak FMF ile uyumlu (Tel-Hashomer kriterlerini karşılayan) ancak genetik testi negatif olan hastalarda en uygun yaklaşım, kolşisin tedavi denemesi (terapötik trial) yapmaktır. Kolşisin tedavisine dramatik yanıt alınması tanıyı doğrular ve aynı zamanda amiloidoz gelişimini önlemek için hayati önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu değerlendir
Tekrarlayan ateş, peritonit (karın ağrısı), kısa süreli ataklar (131-3 gün) ve ataklar arası iyileşme; tipik FMF kliniğidir.
Tel-Hashomer tanı kriterlerine göre tipik bir prezantasyon mevcuttur.
2
Genetik test sonucunu yorumla
*MEFV* gen mutasyonu saptanmamıştır.
FMF hastalarının yaklaşık %10-20'sinde bilinen mutasyonlar saptanamayabilir. FMF öncelikle klinik bir tanıdır.
3
Tedavi yaklaşımını belirle
Klinik olarak FMF şüphesi yüksek olan hastalarda, genetik negatif olsa bile kolşisin tedavisi başlanarak yanıt izlenmelidir.
Kolşisin tedavisine yanıt, Livneh kriterlerinde 'Major Kriter' olarak kabul edilir ve tanıyı destekler.

Anahtar Kavram

FMF'in Klinik Tanısı ve Genetik Negatifliği

İpuçları

1
FMF tanısı koymak için genetik test şart mıdır, yoksa klinik bulgular yeterli olabilir mi?
2
Bu hastanın şikayetleri (kısa süreli ateş ve karın ağrısı atakları) tipik bir FMF tablosunu yansıtmaktadır.
3
Genetiği negatif olsa bile klinik olarak FMF düşünülen hastalarda, tanı ve tedaviye yanıtı görmek için kullanılan temel ilaç kolşisindir.

Daha Fazla Pratik

FMF tanısı almış bir hastada kolşisin direnci kriterlerini ve tedavi basamaklarını çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 348Soru

4242 yaşında kadın hasta, her iki el 22. ve 33. metakarpofalangeal (MKFMKF) eklemlerinde ve sağ dizinde yaklaşık 44 haftadır süren ağrı, şişlik ve sabahları 4545 dakika süren eklem sertliği şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede bahsedilen eklemlerde aktif sinovit bulguları saptanıyor.

Laboratuvar ve radyolojik inceleme sonuçları şöyledir:

ParametreSonuçNormal Değer
Romatoid Faktör (RFRF)28 IU/mL28 \text{ IU/mL}<20 IU/mL< 20 \text{ IU/mL}
Anti-siklik sitrüline peptid (AntiCCPAnti-CCP)NegatifNegatif
CRPCRP14 mg/L14 \text{ mg/L}<5 mg/L< 5 \text{ mg/L}
Eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH)38 mm/saat38 \text{ mm/saat}<20 mm/saat< 20 \text{ mm/saat}
El Grafisi22. MKFMKF ekleminde marjinal erozyonNormal

20102010 ACR/EULAR Romatoid Artrit sınıflandırma kriterlerine göre bu hastanın değerlendirilmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tipik radyolojik erozyon varlığı nedeniyle, puanlama kriterlerini karşılamasa dahi Romatoid Artrit olarak sınıflandırılır.

Cevap

Tipik radyolojik erozyon varlığı nedeniyle hastanın Romatoid Artrit olarak sınıflandırılması doğrudur.
Romatoid Artrit tanısında kullanılan 20102010 ACR/EULAR kriterleri, esasen erken evre hastalığı yakalamak için geliştirilmiş bir puanlama sistemidir (eşik değer 6\geq6). Ancak kriterlerin önemli bir maddesi, Romatoid Artrit ile uyumlu tipik marjinal erozyonların varlığında, hastanın diğer puanlama kriterlerini karşılayıp karşılamadığına bakılmaksızın Romatoid Artrit olarak sınıflandırılabileceğini belirtir. Bu hastada puan 55 çıksa da, saptanan marjinal erozyon tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
ACR/EULAR 20102010 puanlama sistemine göre hastanın mevcut puanını hesapla.
Eklem tutulumu (131-3 küçük eklem): 22 puan; Seroloji (Düşük pozitif RFRF): 22 puan; Akut faz reaktanları (CRP/ESHCRP/ESH yüksek): 11 puan; Süre (<6<6 hafta): 00 puan. Toplam = 55 puan.
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularının standart skorlamadaki yerini belirlemek için.
2
Puanlama sistemindeki istisnai durumları ve ek kriterleri kontrol et.
Hastada saptanan marjinal erozyon, RA için tipik bir radyolojik bulgudur.
Skorlama sistemi dışında kalan tanısal özellikleri değerlendirmek için.
3
Kriterlerin tam metnine göre nihai sınıflandırmayı yap.
ACR/EULAR 20102010 kriterlerine göre, tipik erozyonları olan hastalar 6/106/10 puan eşiğine ulaşmasalar dahi RA olarak sınıflandırılabilirler.
Erozyon varlığının tanısal önceliğini teyit etmek için.

Anahtar Kavram

ACR/EULAR 20102010 Romatoid Artrit Sınıflandırma Kriterleri ve Erozyon İstisnası
Soru 349Soru

4242 yaşında kadın hasta; son 33 aydır belirginleşen halsizlik, güneş maruziyeti sonrası yüzünde oluşan kızarıklık ve her iki el bileği ile metakarpofalangeal eklemlerde sabah tutukluğu ile seyreden ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde malar eritem ve eklemlerde hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA pozitifliği (1/3201/320, granüler patern), lenfopeni (1100/mm31100/mm^3) ve düşük C3C3, C4C4 düzeyleri saptanıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla bakılan aşağıdaki otoantikorlardan hangisinin özgüllüğü (spesifisitesi) en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Smith (Anti-Sm)

Cevap

Sistemik Lupus Eritematozus tanısında özgüllüğü en yüksek olan otoantikor Anti-Smith (Anti-Sm) antikorudur.
Anti-Smith (Anti-Sm) antikoru, SLE hastalarının yaklaşık %20-30'unda pozitif olsa da, bu hastalığa özgüllüğü %99'un üzerindedir ve pozitifliği SLE tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Malar eritem, fotosensitivite ve simetrik küçük eklem artriti Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) düşündürür.
SLE tanısı için klinik kriterlerin (kutanöz ve eklem tutulumu) varlığını teyit etmek.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et
ANA pozitifliği, lenfopeni ve kompleman (C3C3, C4C4) düşüklüğü SLE tanısını destekler.
İmmünolojik kriterlerin ve hematolojik tutulumun varlığını saptamak.
3
Tanısal özgüllüğü en yüksek markeri seç
Anti-Sm antikoru SLE için en spesifik antikordur.
Diğer antikorlar (Anti-dsDNA, Anti-Ro vb.) daha düşük özgüllüğe veya farklı klinik korelasyonlara sahiptir.

Anahtar Kavram

Sistemik Lupus Eritematozus otoantikorlarının tanısal değerleri

Daha Fazla Pratik

Lupus nefriti olan bir hastada hastalık aktivitesini izlemek için Anti-dsDNA ve kompleman düzeylerindeki değişimleri inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 350Soru

4444 yaşında kadın hasta, son 44 aydır her iki el ve ayak küçük eklemlerinde ağrı, şişlik ve sabahları 11 saatten uzun süren eklem tutukluğu şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan ilk tetkiklerinde Romatoid Faktör (RFRF) negatif saptanıyor. Klinik olarak Romatoid Artrit (RARA) şüphesi oldukça yüksek olan bu hastada, tanıyı kesinleştirmek amacıyla istenmesi gereken özgüllüğü en yüksek laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (AntiCCPAnti-CCP)

Cevap

Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP)
Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorları, Romatoid Artrit (RA) tanısında yaklaşık %95-98 oranında oldukça yüksek bir özgüllüğe sahiptir. Özellikle seronegatif (RF negatif) hastalarda tanının doğrulanmasında ve hastalığın daha agresif, erozif bir seyir izleyeceğinin öngörülmesinde en değerli laboratuvar parametresidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Simetrik küçük eklem tutulumu ve belirgin sabah tutukluğu Romatoid Artrit (RA) lehinedir.
RA tipik olarak küçük eklemleri simetrik tutan ve sabah tutukluğu ile seyreden kronik inflamatuar bir artrittir.
2
Serolojik testlerin tanısal değerini karşılaştır
RF negatifliği RA tanısını dışlatmaz; daha özgül bir belirtece ihtiyaç vardır.
Seronegatif RA olgularında veya tanının netleştirilmesi gereken durumlarda özgüllüğü en yüksek olan test tercih edilmelidir.
3
En özgül antikor testini belirle
Anti-CCP testi RA için %95'in üzerinde özgüllüğe sahiptir.
Anti-CCP antikorları hem tanı hem de progresif/erozif hastalık seyri öngörüsünde RF'ye göre çok daha özgüldür.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit tanısında Anti-CCP'nin yüksek özgüllüğü

Daha Fazla Pratik

RA'da radyolojik olarak beklenen en erken bulgu olan juksta-artiküler osteoporozu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 351Soru

2828 yaşında, Sistemik Lupus Eritematozus (SLESLE) tanısı ile takip edilen kadın hasta, ilk gebeliği nedeniyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Özgeçmişinde daha önce bir özellik saptanmayan hastanın yapılan laboratuvar incelemesinde ANAANA 1/6401/640 homojen patern saptanıyor. Bu hastada doğacak bebekte neonatal lupus ve konjenital tam kalp bloğu gelişme riskini öngörmek için öncelikle bakılması gereken laboratuvar parametresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Ro (SS-A) antikorları

Cevap

Anti-Ro (SS-A) antikorları
Anti-Ro (SS-A) antikorları, plasentayı geçebilen IgGIgG yapısında antikorlardır. Fötal kalpteki iletim dokusuna (özellikle AVAV düğüm) saldırarak inflamasyon ve ardından kalıcı fibrozise yol açarlar. Bu durum klinik olarak yenidoğanda neonatal lupus döküntüleri veya daha ciddi olarak konjenital tam kalp bloğu şeklinde karşımıza çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve gebeliğini değerlendir
SLESLE tanılı gebe hastada neonatal komplikasyon riski saptandı.
Anne karnındaki fötusu etkileyebilecek otoantikorların varlığını sorgulamak gerekir.
2
Neonatal lupus ve konjenital kalp bloğu patogenezini hatırla
Anneden geçen IgGIgG yapısındaki antikorların fötal kalp dokusuna bağlanması saptandı.
Neonatal lupus, anneden fötusa pasif antikor transferi (özellikle Anti-Ro ve Anti-La) sonucu oluşur.
3
Sorumlu antikoru belirle
Anti-Ro (SS-A) pozitifliğinin bu tabloyla en güçlü ilişkili olduğu belirlendi.
Anti-Ro (SS-A) antikorları fötal AVAV düğümde fibrozis ve inflamasyona yol açarak geri dönüşümsüz tam kalp bloğuna neden olur.

Anahtar Kavram

Neonatal lupus ve konjenital tam kalp bloğunun en önemli laboratuvar belirteci Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) pozitifliğidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 352Soru

52 yaşında kadın hasta, her iki el bileğinde ve dizlerinde tekrarlayan ağrı, şişlik ve kızarıklık atakları nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde birkaç kez böbrek taşı düşürme öyküsü olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede sağ dizde ve sol el bileğinde efüzyon ve hareket kısıtlılığı saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 11.211.2 mg/dL, fosfor düzeyi 2.12.1 mg/dL olarak bulunuyor. Diz radyografisinde menisküslerde lineer kalsifikasyonlar (kondrokalsinozis) izleniyor.

Bu hastanın eklem sıvısı incelemesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romboid (dikdörtgen) şeklinde, polarize ışıkta pozitif çift kırılma gösteren kristaller

Cevap

Romboid (dikdörtgen) şeklinde, polarize ışıkta pozitif çift kırılma gösteren kristaller
Soruda verilen klinik tablo (tekrarlayan artrit, böbrek taşı) ve laboratuvar bulguları (Hiperkalsemi, Hipofosfatemi), hastada altta yatan bir Primer Hiperparatiroidizm olduğunu göstermektedir. Hiperparatiroidizm, Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığı (CPPD) veya eski adıyla Psödogut için en önemli risk faktörlerinden biridir. Radyografide görülen kondrokalsinozis de bu tanıyı destekler. CPPD'de eklem sıvısı incelemesinde romboid (dikdörtgen) şekilli ve polarize ışıkta zayıf pozitif çift kırılma gösteren kalsiyum pirofosfat kristalleri görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hasta 52 yaşında, tekrarlayan artrit atakları (el bileği ve diz), böbrek taşı öyküsü, Hiperkalsemi (11.211.2 mg/dL) ve Hipofosfatemi (2.12.1 mg/dL) var.
Bu bulgular Primer Hiperparatiroidizm tanısını güçlü bir şekilde düşündürür.
2
Radyolojik bulguyu değerlendir.
Diz radyografisinde kondrokalsinozis (menisküs kalsifikasyonu) var.
Kondrokalsinozis, Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığı (CPPD) veya diğer adıyla Psödogut'un tipik radyolojik bulgusudur.
3
Etiyolojik ilişkiyi kur.
Hiperparatiroidizm, CPPD (Psödogut) gelişimi için majör risk faktörlerinden biridir (4H kuralı: Hemokromatozis, Hiperparatiroidizm, Hipomagnezemi, Hipofosfatazya).
Klinik tablo sekonder CPPD ile uyumludur.
4
CPPD'nin mikroskobik özelliklerini hatırla.
CPPD kristalleri romboid (dikdörtgen/küt uçlu) şekilli ve polarize ışıkta zayıf pozitif çift kırılma gösterir.
Tanıyı kesinleştiren bulgu budur.

Anahtar Kavram

Hiperparatiroidizm, Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığına (CPPD/Psödogut) zemin hazırlayan en önemli metabolik hastalıklardan biridir. CPPD tanısı eklem sıvısında romboid şekilli, pozitif çift kırılan kristallerin görülmesiyle konur.

İpuçları

1
Hastanın kalsiyum ve fosfor değerleri, altta yatan metabolik bir hastalığa (paratiroid bezi ile ilgili) işaret etmektedir.
2
Radyolojide görülen 'kondrokalsinozis', kalsiyum içeren kristallerin birikimini ifade eder ve halk arasında 'yalancı gut' olarak bilinen hastalıkla ilişkilidir.
3
Tanı 'Psödogut' (CPPD) hastalığıdır. Bu hastalığın kristalleri, Gut hastalığının iğne şeklindeki kristallerinden farklı olarak daha küt, dikdörtgen yapıdadır.

Daha Fazla Pratik

Primer Hiperparatiroidizm tedavisinin bu hastadaki artrit ataklarına etkisinin araştırılması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 353Soru

İleri evre ankilozan spondilit (ASAS) tanısı olan ve radyolojik incelemesinde yaygın sindezmofitler ile 'bambu kamışı' vertebra görünümü saptanan 5252 yaşında bir erkek hastada, kostovertebral ve kostosternal eklemlerin ankilozu sonucu gelişen solunum sistemi tutulumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Solunum fonksiyon testlerinde restriktif patern izlenmesine rağmen residüel volüm (RVRV) artmıştır.

Cevap

Solunum fonksiyon testlerinde restriktif patern izlenmesine rağmen residüel volüm (RVRV) artmıştır.
Doğru seçenek, ankilozan spondilitte görülen patofizyolojik durumu tam olarak yansıtmaktadır. Eklemlerin ankilozu göğüs duvarı kompliyansını azaltır ve akciğerlerin tam ekspirasyon yapmasını engelleyerek kalıntı hacmin (RVRV) artmasına neden olur. Bu, restriktif paternli diğer hastalıklardan (parankimal fibrozis gibi) ayrılan en önemli SFT özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel patolojisini analiz et.
İleri evre ankilozan spondilitte kostovertebral, kostosternal ve manubriosternal eklemler ankiloze olur (donar).
Bu eklemlerin donması göğüs kafesinin genişleme ve daralma yeteneğini kısıtlar.
2
Solunum mekaniği üzerindeki etkisini değerlendir.
Göğüs kafesi sabit bir inspiratuar pozisyonda kalmaya meyillidir, bu da ekstrapulmoner bir restriksiyona yol açar.
Akciğerlerin ekspansiyonu kısıtlandığı için vital kapasite (VCVC) ve zorlu vital kapasite (FVCFVC) azalır.
3
Residüel volüm (RVRV) değişikliğini açıkla.
Göğüs duvarı rijiditesi akciğerlerin tam olarak sönmesini (ekspirasyonu) engellediği için RVRV ve RV/TLCRV/TLC oranı artar.
Parenkimal restriksiyonda (örneğin İPF) RVRV azalırken, göğüs duvarı restriksiyonunda (örneğin ASAS) RVRV tipik olarak artar.
4
Kompansasyon mekanizmalarını belirle.
Göğüs kafesi hareketsizleştiği için hasta tamamen diyafragmatik solunuma bağımlı hale gelir.
Abdominal solunum, kısıtlı torasik solunumu kompanse etmek için tek etkili yoldur.

Anahtar Kavram

Ankilozan spondilitte solunum tutulumu, kostovertebral eklem tutulumuna bağlı ekstrapulmoner restriksiyon şeklindedir; tipik bulgusu azalmış vital kapasiteye eşlik eden artmış residüel volümdür.

Alternatif Yöntem

SFT parametrelerini ezberlemek yerine göğüs kafesini 'açılamayan ve kapanamayan sert bir kutu' olarak hayal edin. Kutu kapanamadığı için içeride daha fazla hava kalır (RVRV artışı), kutu açılamadığı için de içeriye fazla hava alınamaz (VCVC azalışı).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 354Soru

4242 yaşında kadın hasta, her iki el metakarpofalangeal (MKFMKF) ve proksimal interfalangeal (PI˙FPİF) eklemlerinde yaklaşık 22 aydır devam eden ağrı, şişlik ve sabahları 1.51.5 saat süren eklem tutukluğu şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede eklemlerde simetrik tutulum ve sinovit saptanıyor. Bu hastada aşağıdaki klinik veya radyolojik bulgulardan hangisinin görülmesi en az beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal interfalangeal (DI˙FDİF) eklemlerin tutulumu

Cevap

Distal interfalangeal (DI˙FDİF) eklemlerin tutulumu
Romatoid Artrit (RARA), simetrik küçük eklem tutulumu ile seyreden kronik inflamatuar bir hastalıktır. El bileği, MKFMKF ve PI˙FPİF eklemleri en sık tutulan yerlerdir. Ancak RARA, karakteristik olarak distal interfalangeal (DI˙FDİF) eklemleri tutmaz. Eğer bir hastada DI˙FDİF eklem tutulumu ön plandaysa, öncelikle osteoartrit veya psöriatik artrit düşünülmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Hasta simetrik poliartrit, küçük eklem tutulumu, >6> 6 hafta süre ve sabah tutukluğu kriterlerini karşılamaktadır.
20102010 ACR/EULARACR/EULAR kriterlerine göre bu tablo Romatoid Artrit (RARA) tanısını destekler.
2
Eklem tutulum paternini analiz et
RARA'da MKFMKF ve PI˙FPİF tutulumu tipiktir ancak DI˙FDİF eklemleri korunur.
DI˙FDİF tutulumu öncelikle osteoartrit (Heberden nodülleri) veya psöriatik artritte görülür.
3
Diğer seçenekleri dışla
Romatoid nodüller, erozyonlar, AntiCCPAnti-CCP pozitifliği ve atlantoaksiyel tutulum RARA ile uyumludur.
Bu bulgular hastalığın tanısal kriterleri veya bilinen ekstra-artiküler komplikasyonlarıdır.

Anahtar Kavram

Romatoid artritte eklem tutulum dağılımı ve DI˙FDİF eklemlerinin korunması (sparing).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 355Soru

Genotipinde homozigot M694VM694V mutasyonu bulunan ve 1212 yıldır Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısıyla takip edilen 3232 yaşındaki erkek hasta kontrole başvuruyor. Hasta, gastrointestinal yan etkiler (şiddetli diyare) nedeniyle tolere edebildiği maksimum doz olan günde 22 mg kolşisin kullanmaktadır. Anamnezinden son bir yılda 55 kez, 232-3 gün süren, ateş ve peritonit ile karakterize atak geçirdiği öğreniliyor. Atak dışı dönemde iki hafta arayla yapılan laboratuvar incelemelerinde CRP: 1.81.8 mg/dL (N <0.5<0.5) ve Serum Amiloid A (SAASAA) düzeyi 6565 mg/L (N <10<10) olarak saptanıyor. 24 saatlik idrarda proteinüri negatif bulunuyor.

Bu hastanın uzun dönem AA amiloidoz riskini azaltmak ve hastalığı kontrol altına almak için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut kolşisin tedavisine ek olarak subkutan IL-1 antagonisti (Anakinra veya Kanakinumab) tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Mevcut kolşisin tedavisine ek olarak subkutan IL-1 antagonisti (Anakinra veya Kanakinumab) tedavisi başlanmasıdır.
Bu hasta 'Kolşisine Dirençli FMF' kriterlerini karşılamaktadır (Maksimum tolere edilen dozda sık atak veya devam eden inflamasyon). Ayrıca homozigot M694VM694V mutasyonu ve inatçı SAASAA yüksekliği, bu hastayı AA amiloidoz gelişimi açısından çok yüksek risk grubuna sokmaktadır. EULAR önerilerine göre, maksimum doz kolşisine rağmen atakları devam eden veya subklinik inflamasyonu baskılanamayan hastalarda tedaviye IL-1 inhibitörü (Anakinra veya Kanakinumab) eklenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk profilini belirle
Homozigot M694VM694V mutasyonu (en yüksek amiloidoz riski) ve inatçı SAA yüksekliği (subklinik inflamasyon) mevcuttur.
Amiloidoz gelişimi için en önemli belirteçler genotip ve kontrol altına alınamayan inflamasyondur.
2
Mevcut tedavinin etkinliğini değerlendir
Hasta tolere edebildiği maksimum doz kolşisini (22 mg) almasına rağmen yılda 55 atak geçirmekte ve akut faz reaktanları normale dönmemektedir.
Bu durum 'Kolşisin Direnci' veya yetersiz yanıt olarak değerlendirilir.
3
Bir sonraki tedavi basamağını seç
Kolşisine dirençli veya tolere edemeyen FMF hastalarında ve amiloidoz riski yüksek olanlarda IL-1 antagonistleri (Anakinra, Kanakinumab) endikedir.
IL-1 blokajı, FMF patogenezindeki ana sitokini hedef alarak hem atakları hem de amiloidoz riskini en etkin şekilde azaltan ajandır.

Anahtar Kavram

FMF'de tedavi hedefi sadece atakların kesilmesi değil, ataklar arası dönemde subklinik inflamasyonun (SAA ve CRP) baskılanarak AA tipi amiloidozun önlenmesidir. Kolşisin direnci veya intoleransı durumunda IL-1 antagonistleri seçkin tedavidir.

İpuçları

1
Hastanın laboratuvar değerlerinde, atak olmadığı halde yüksek seyreden bir akut faz reaktanı (SAA) var. Bu durum uzun vadede hangi ölümcül komplikasyona yol açabilir?
2
FMF tedavisinin birincil amacı hastayı ağrıdan kurtarmak değil, AA amiloidoz gelişimini önlemektir. Homozigot M694V mutasyonu bu açıdan en riskli gruptur.
3
Kolşisin dozunu daha fazla artıramıyorsunuz (yan etki). Ancak inflamasyon devam ediyor. FMF'nin inflamasyon yolunda (inflamozom) anahtar rol oynayan sitokin hangisidir ve bunu bloke eden ilaçlar nelerdir?

Daha Fazla Pratik

FMF'de amiloidoz geliştiğini gösteren ilk laboratuvar bulgusu ve biyopsi yöntemlerini sorgulayan bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 356Soru

Ankilozan spondilit tanısıyla 88 yıldır takip edilen 3838 yaşında erkek hastanın, son dönemde aksiyel semptomları non-steroid anti-inflamatuar ilaçlara yanıt vermez hale gelmiştir. Fizik muayenede modifiye Schober testi 22 cm (1010 cm \rightarrow 1212 cm) olarak ölçülmüştür. Hastanın tıbbi öyküsünde 22 yıl önce tanı konulmuş, şu an remisyonda olan Crohn hastalığı mevcuttur. Bu hastaya biyolojik tedavi başlanması planlanırken, aşağıdaki ajanlardan hangisinin kullanımı hastanın mevcut bağırsak hastalığını alevlendirme riski nedeniyle en az uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekukinumab

Cevap

Sekukinumab
Sekukinumab, bir IL-17A inhibitörüdür. Ankilozan spondilit ve psöriatik artritte oldukça etkili bir ajan olmasına karşın, inflamatuar bağırsak hastalığı (Crohn hastalığı veya Ülseratif Kolit) tanısı olan veya bu hastalık açısından riskli olan kişilerde hastalığın alevlenmesine veya yeni vaka gelişimine yol açabilmesi nedeniyle kullanımı önerilmez. Bu vakada hastanın remisyonda bile olsa Crohn öyküsü olması, bu ilacı en az uygun seçenek yapmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki klinik durumu ve eşlik eden hastalıkları belirle.
Hastada konvansiyonel tedaviye dirençli aksiyel tutulumlu ankilozan spondilit ve eşlik eden Crohn hastalığı saptandı.
Tedavi seçimi yapılırken hem birincil hastalığın etkinliği hem de komorbiditelerin güvenliği değerlendirilmelidir.
2
Aksiyel spondiloartrit tedavisinde kullanılan biyolojik ajan seçeneklerini gözden geçir.
TNF-alfa inhibitörleri ve IL-17A inhibitörleri (Sekukinumab gibi) aksiyel spondiloartrit için onaylı tedavilerdir.
Aksiyel hastalıkta IL-12/23 veya IL-23 inhibitörleri etkisizdir, bu yüzden TNF ve IL-17 blokajı ana hedeflerdir.
3
IL-17A inhibitörlerinin inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) üzerindeki etkisini hatırla.
IL-17 blokajının Crohn hastalığı ve ülseratif koliti tetikleyebildiği veya alevlendirebildiği bilinmektedir.
IL-17 sitokinleri bağırsak mukoza bariyer bütünlüğünde rol oynar; bu nedenle engellenmeleri IBD hastalarında risklidir.

Anahtar Kavram

Spondiloartropatilerde biyolojik tedavi seçimi ve IBD komorbiditesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 357Soru

3939 yaşında kadın hasta; son 22 aydır giderek artan merdiven çıkmada zorlanma, yutma güçlüğü ve göz kapaklarında morumsu renk değişikliği şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde proksimal kaslarda belirgin güç kaybı ve heliotrop döküntü saptanan bu hastada, tanıya yardımcı olacak en spesifik otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Mi-2

Cevap

Vakadaki heliotrop döküntü ve proksimal miyopati birlikteliği dermatomiyoziti işaret eder; bu tablo ile en spesifik ilişkili antikor Anti-Mi-2 antikoru.
Doğru cevap olan Anti-Mi-2 antikoru, dermatomiyozitin heliotrop döküntü ve Gottron papülleri gibi klasik kutanöz bulguları ile %90'ın üzerinde özgüllük gösterir. Bu antikorun varlığı genellikle malignite riskinin düşük olması ve tedaviye iyi yanıt ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Proksimal kas güçsüzlüğü (merdiven çıkma zorluğu), yutma güçlüğü ve heliotrop döküntü (göz kapağında morarma) saptandı.
Hastanın klinik tablosunun enflamatuar miyopatilerden 'dermatomiyozit' olduğunu belirlemek için.
2
Tanısal antikorlar arasından seçim yap
Anti-Mi-2 antikoru klasik dermatomiyozit bulguları ile en yüksek özgüllüğe sahiptir.
Dermatomiyozit alt tiplerini ve ilişkili belirteçleri ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Dermatomiyozit tanısında klasik deri bulguları (heliotrop döküntü, Gottron papülleri) ile Anti-Mi-2 antikorunun güçlü ilişkisi.
Tahmini Süre:50s
Soru 358Soru

1515 yıldır periyodik ateş ve serozit atakları öyküsü olan 2828 yaşında erkek hastanın, kolşisin tedavisine uyumsuz olduğu bilinmektedir. Son fizik muayenesinde belirgin bacak ödemi saptanan hastanın laboratuvar incelemesinde 44 g/gu¨ng/gün proteinüri saptanıyor. Bu hastada nefrotik sendroma yol açan en olası komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AAAA tipi amiloidoz

Cevap

AAAA tipi amiloidoz, Ailevi Akdeniz Ateşi hastalarında kronik inflamasyonun böbreklerde amiloid protein birikimine yol açması sonucu gelişen en önemli komplikasyondur.
AAAA tipi amiloidoz, vücuttaki kronik inflamasyon sırasında karaciğerden sentezlenen Serum Amiloid A (SAASAA) proteininin organlarda (özellikle böbrek, karaciğer, dalak) birikmesiyle oluşur. FMF'te kolşisin tedavisi bu inflamasyonu baskılayarak amiloidoz gelişimini önler. Tedaviye uyumsuzluk durumunda biriken amiloid, glomerül yapısını bozarak önce proteinüriye, ardından tam nefrotik sendroma ve son evre böbrek yetmezliğine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel hastalığını belirle.
Hasta 1515 yıllık periyodik ateş (FMF) öyküsüne sahip.
Altta yatan kronik inflamatuar süreç komplikasyonun kaynağıdır.
2
Yeni gelişen klinik bulguyu analiz et.
Hastada bacak ödemi ve 44 g/gu¨ng/gün proteinüri (nefrotik sendrom) saptanmış.
FMF seyrinde böbrek tutulumunun klinik yansımasını anlamak için gereklidir.
3
İki durum arasındaki patolojik ilişkiyi kur.
Kolşisin uyumsuzluğu olan FMF hastalarında nefrotik sendromun en olası nedeni sekonder (AAAA tipi) amiloidozdur.
Serum amiloid A (SAA) proteininin kronik yüksekliği böbreklerde birikime yol açar.

Anahtar Kavram

FMF hastalarında kolşisin tedavisine uyumsuzluk, sekonder (AA tipi) amiloidoz gelişimine ve buna bağlı nefrotik sendroma zemin hazırlar.
Tahmini Süre:45s
Soru 359Soru

Otuz iki yaşındaki kadın hasta, kış aylarında parmaklarında gelişen renk değişikliği (beyazlaşma ve morarma), ellerinde yaygın şişlik ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede her iki el parmaklarında ödemli görünüm (puffy hands), el sırtındaki ciltte gerginleşme ve proksimal kaslarda 4/54/5 kuvvet saptanıyor. Laboratuvarda ANA 1:12801:1280 (benekli patern) ve Anti-U1 RNP yüksek titrede pozitif bulunuyor.

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı alan bu hastada, aşağıdaki klinik veya laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması en az olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Sm antikor pozitifliği

Cevap

Anti-Sm antikor pozitifliği Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısında beklenen bir bulgu değildir.
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), klinik olarak Raynaud fenomeni ve puffy hands ile karakterize, serolojik olarak ise çok yüksek titrede Anti-U1 RNP antikorunun saptandığı bir tablodur. MCTD tanısı konulan hastalarda SLE'ye özgü Anti-Sm ve Anti-dsDNA antikorlarının negatif olması veya çok düşük titrede bulunması beklenir. Ayrıca şiddetli renal ve SSS tutulumu da SLE'ye kıyasla MCTD'de oldukça nadirdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada Raynaud fenomeni, puffy hands (şiş parmaklar), proksimal miyopati ve sklerodaktili gibi overlap (çakışma) bulguları mevcut.
Bu bulgular SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir arada olduğunu gösterir.
2
Serolojik belirteci değerlendirme
ANA benekli patern ve yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği MCTD için karakteristik laboratuvar bulgusudur.
Anti-U1 RNP, MCTD tanısı için zorunlu olan serolojik kriterdir.
3
Ayırıcı tanı ve dışlama kriterlerini uygulama
MCTD tanısında Anti-Sm ve Anti-dsDNA gibi SLE spesifik antikorların negatif olması beklenir.
Bu antikorların varlığı tanıyı genellikle SLE yönüne kaydırır ve MCTD'nin 'temiz' overlap tanımından uzaklaştırır.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) serolojik olarak yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile tanımlanırken, Anti-Sm ve Anti-dsDNA antikorlarının negatif olması karakteristiktir.

Alternatif Yöntem

Hastalığı bir 'paket' gibi düşünün: SLE (eklem, döküntü), Skleroderma (Raynaud, özofagus) ve Polimiyozit (kas güçsüzlüğü) özelliklerini içerir ancak SLE'nin en tehlikeli iki özelliği (şiddetli böbrek ve beyin tutulumu) ile spesifik antikorları (Sm, dsDNA) genellikle paketin dışındadır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 360Soru

4545 yaşında erkek hasta, akşam yediği ağır yemek ve alkol alımı sonrası gece yarısı sağ ayak başparmağında aniden başlayan şiddetli ağrı, kızarıklık ve şişlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede 1.1. metatarsofalangeal eklemde belirgin hassasiyet, ödem ve eritem saptanıyor. Gut artriti ön tanısı ile yapılan eklem aspirasyonunda, polarize ışık mikroskobunda aşağıdakilerden hangisinin görülmesi tanıyı kesinleştirir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif çift kırılımlı, iğne şeklinde kristaller

Cevap

Negatif çift kırılımlı, iğne şeklinde kristallerin görülmesi gut artriti tanısını kesinleştirir.
Gut artritinde (MSU kristal artropatisi) eklem sıvısının polarize ışık mikroskobundaki incelenmesinde tipik olarak iğne şeklinde ve negatif çift kırılımlı kristaller izlenir. Bu bulgu hastalığın patognomonik ve kesin tanı koydurucu özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir (Podagra)
45 yaşında erkek, akut başlangıçlı 1. MTF artriti (Podagra) ve tetikleyici faktörler gut tanısını güçlü bir şekilde düşündürür.
Gut genellikle orta yaşlı erkeklerde, pürinden zengin beslenme veya alkol sonrası ilk metatarsofalangeal eklemi tutarak başlar.
2
Tanısal test seçimi (Eklem aspirasyonu)
Tanıyı kesinleştirmek için eklem sıvısı aspirasyonu (artrosentez) gereklidir.
Klinik tanı duyarlı olsa da kesin tanı eklem sıvısında kristallerin polarize ışık mikroskobunda gösterilmesidir.
3
Kristal morfolojisini tanımla
Monosodyum ürat (MSU) kristalleri iğne şeklinde ve negatif çift kırılımlı (birefrenjan) özelliktedir.
Bu mikroskobik özellik gutu, romboid şekilli ve pozitif çift kırılımlı kalsiyum pirofosfat kristallerinden ayıran temel farktır.

Anahtar Kavram

Gut hastalığının kesin tanısı, polarize ışık mikroskobunda iğne şeklinde ve negatif çift kırılımlı monosodyum ürat kristallerinin görülmesidir.

İpuçları

1
Hastanın kliniği tipik bir 'podagra' tablosudur, yani gut atağıdır.
2
Gut kristallerinin şekli 'iğne' gibidir.

Daha Fazla Pratik

Gut ve psödogut ayrımında kullanılan kristal özelliklerini bir tablo halinde çalışmak kalıcılığı artırır.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 18 / 28Sonraki
Romatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 18 | Examkin