Romatoloji

547 soru

Soru 61Soru →

32 yaşında erkek hasta, ergenlik döneminden beri devam eden ve yaklaşık 2-3 hafta süren tekrarlayan ateş atakları nedeniyle başvuruyor. Ataklara şiddetli karın ağrısı, gövdede ve ekstremitelerde yer değiştiren (göç edici) kas ağrıları ve tek taraflı göz kapağı şişliği (periorbital ödem) eşlik ediyor. Ataklar arasında hasta tamamen sağlıklı olduğunu belirtiyor. Aile öyküsünde babasında da benzer şikayetler olduğu ve amiloidoz nedeniyle kaybedildiği öğreniliyor. Daha önce Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısı ile kolşisin tedavisi başlanan hastanın şikayetlerinde gerileme olmamış. Bu hastada kesin tanı için bakılması gereken genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TNFRSF1A

Cevap

TNFRSF1A gen mutasyonu (TRAPS tanısı)
Hastada tarif edilen klinik tablo TRAPS (Tümör Nekroz Faktörü Reseptörü İlişkili Periyodik Sendrom) ile uyumludur. TRAPS'ın en ayırt edici özellikleri; atakların uzun sürmesi (genellikle 1-3 hafta), göç edici (migratuvar) kas ağrıları, tek taraflı periorbital ödem ve otozomal dominant geçiş göstermesidir. Ayrıca FMF tedavisinde kullanılan kolşisine yanıt vermemesi tipiktir. TRAPS, TNFRSF1A genindeki mutasyonlar sonucu gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Uzun süren ateş (2-3 hafta), göç edici miyalji, periorbital ödem ve kolşisin direnci.
Ayırıcı tanıda hangi otoinflamatuar sendromun düşünüleceğini belirlemek için semptom süresi ve karakteri kritiktir.
2
Olası sendromları ele
FMF (kısa atak, erizipel benzeri döküntü), HIDS (LAP, aşı tetiklemesi) ve CAPS (soğuk ürtikeri) dışlanır.
Hastadaki 'göç edici kas ağrısı' ve 'periorbital ödem' TRAPS için patognomonik ipuçlarıdır.
3
Tanıyı genetik mutasyonla eşleştir
TRAPS sendromunun nedeni TNFRSF1A gen mutasyonudur.
Kesin tanı için doğru genetik belirtecin seçilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Otoinflamatuar hastalıklarda atak süresi ve spesifik klinik bulgular (periorbital ödem, göç edici miyalji) ayırıcı tanıda belirleyicidir.
Soru 62Soru →

5252 yaşında kadın hasta, her iki el başparmak tabanında özellikle kavrama, anahtar çevirme ve kavanoz açma gibi hareketler sırasında artan ağrı ve güçsüzlük şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde başparmak tabanında belirgin dışa çıkıntı (kare el deformitesi), birinci karpometakarpal (CMC) eklem üzerinde hassasiyet ve hareketle krepitasyon saptanıyor. Başparmağın aksiyel kompresyonu ve rotasyonu ile ağrının tetiklendiği (grind testi pozitif) gözleniyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rizartroz

Cevap

Rizartroz (Birinci karpometakarpal eklem osteoartriti)
Doğru seçenek olan Rizartroz, elin en sık görülen osteoartrit bölgelerinden biri olan birinci karpometakarpal eklemin tutulumudur. Hastalarda mekanik karakterli ağrı, kavrama güçlüğü, eklemde osteofitlere bağlı 'kare el' (squaring) görünümü ve grind testinin (aksiyel yükleme ile rotasyon) pozitif olması tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrının lokalizasyonu ve karakterini belirle
Başparmak tabanı (birinci CMC eklem) ve mekanik karakterli ağrı
Osteoartrit tipik olarak yük binen veya aşırı kullanılan eklemlerde mekanik ağrı yapar.
2
Fizik muayene bulgularını analiz et
Kare el deformitesi ve grind testi pozitifliği
Kare el görünümü, birinci CMC eklemindeki osteofitler ve sublüksasyon sonucu oluşur; grind testi bu ekleme spesifiktir.
3
Ayırıcı tanıları dışla
İnflamatuar bulguların (prolonged morning stiffness, MCP tutulumu) yokluğu
Klinik tablo bizi mekanik bir sorun olan rizartroza yönlendirir.

Anahtar Kavram

Rizartroz (Birinci karpometakarpal eklem osteoartriti) klinik özellikleri ve spesifik muayene bulguları.

Daha Fazla Pratik

Osteoartritin radyolojik bulguları (eklem aralığında daralma, osteofit, subkondral skleroz) ve tedavi basamaklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 63Soru →

22 yaşında erkek hasta, çocukluğundan beri yaklaşık 2-3 gün süren, kendiliğinden gerileyen ateş ve şiddetli karın ağrısı atakları ile başvuruyor. Atak sırasında yapılan fizik muayenesinde karında yaygın hassasiyet ve rebound saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde atak sırasında CRPCRP ve sedimentasyonsedimentasyon değerlerinin çok yüksek olduğu, atak dışı dönemde ise normale döndüğü gözleniyor. Aile öyküsünde benzer şikayetleri olan kardeşleri ve genç yaşta kronik böbrek yetmezliği nedeniyle kaybedilen bir kuzeni olduğu öğreniliyor. Bu hastanın yönetimi ve prognozu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düzenli kolşisin tedavisi, atak sıklığını ve şiddetini azaltmanın yanı sıra sistemik AA tipi amiloidoz gelişimini önlemede en kritik adımdır.

Cevap

Düzenli kolşisin tedavisi, atakları kontrol etmenin yanında AA tipi amiloidoz gelişimini önleyen en temel yöntemdir.
Ailevi Akdeniz Ateşi'nde (FMF) temel tedavi yaklaşımı, hastanın ataklarını baskılamak ve inflamatuar bir süreç olan amiloidoz (AA tipi) gelişimini durdurmak için ömür boyu kesintisiz kolşisin kullanımıdır. Kolşisin, mikrotübül polimerizasyonunu engelleyerek inflamatuar hücrelerin kemotaksisini ve inflamazom aktivasyonunu inhibe eder. Bu sayede hem yaşam kalitesini artırır hem de en ölümcül komplikasyon olan böbrek yetmezliğini önler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Tekrarlayan ateş, serozit (peritonit) ve ailede böbrek yetmezliği öyküsü Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısını düşündürür.
Klinik bulgular ve laboratuvarın atakla ilişkili değişkenliği FMF için tipiktir.
2
Tedavi hedeflerini belirle
Kolşisin tedavisi ömür boyu ve kesintisiz uygulanmalıdır.
Kolşisinin temel amacı inflamasyonu baskılamak ve proteinüriden böbrek yetmezliğine gidişi (amiloidoz) engellemektir.
3
Seçenekleri karşılaştır
Doğru yaklaşım, kolşisinin hem atak hem amiloidoz profilaksisindeki rolünü bilmektir.
Amiloidoz FMF'in en ciddi komplikasyonudur ve böbrek yetmezliğinin en yaygın nedenidir.

Anahtar Kavram

FMF'de Kolşisin Profilaksisi ve Amiloidoz Önleme

İpuçları

1
Hastanın ailesindeki böbrek yetmezliği öyküsü, kronik inflamasyonun bir sonucu olan amiloidoza işaret eder.
2
FMF tanısında klinik kriterler genetikten daha önceliklidir.

Daha Fazla Pratik

Kolşisin dirençli FMF vakalarında hangi biyolojik ajanların (örneğin IL-1 inhibitörleri) kullanıldığını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 64Soru →

27 yaşında erkek hasta, yaklaşık 8 aydır devam eden, sabahları belirgin olan ve hareketle azalan bel ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde her iki topuk bölgesinde ve aşil tendonu yapışma yerlerinde palpasyonla hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde RF ve Anti-CCP negatif, HLA-B27 pozitif bulunuyor. Bu hastada topuk ağrısına neden olan temel patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Entesit

Cevap

Topuk ağrısı olan ve spondiloartropati lehine bulguları bulunan hastadaki temel patolojik süreç entesittir.
Spondiloartropatiler (Ankilozan Spondilit, Psöriatik Artrit, Reaktif Artrit vb.) seronegatif spondiloartropatiler olarak da bilinir ve temel patolojik lezyonları entesittir. Entesit, tendonların, ligamanların veya eklem kapsüllerinin kemiğe yapıştığı bölgelerin inflamasyonudur. Hastadaki topuk ağrısı (aşil tendonu ve plantar fasya yapışma yerleri) bu durumun tipik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç yaş, inflamatuar karakterde bel ağrısı (sabah tutukluğu, hareketle düzelme) ve topuk ağrısı spondiloartropati grubunu düşündürür.
Bu semptomlar aksiyel tutulum ve entesopatini göstergesidir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
RF ve Anti-CCP negatifliği (seronegatiflik) ve HLA-B27 pozitifliği tanıyı destekler.
Bu bulgular Romatoid Artrit'ten uzaklaştırıp Spondiloartropati grubuna yaklaştırır.
3
Patolojik süreci belirle
Spondiloartropatilerin ayırt edici özelliği 'entesit'tir.
Tendon ve ligamanların kemiğe yapıştığı bölgelerin (entesis) inflamasyonu topuk ağrısının (aşil tendiniti/plantar fasiit) nedenidir.

Anahtar Kavram

Spondiloartropatilerin birincil patolojik tutulum yeri 'entesis' bölgeleridir.

İpuçları

1
Hastanın ağrısı sabahları daha kötü olup hareketle düzeliyor; bu inflamatuar bir romatizmaya işarettir.
2
RF ve Anti-CCP negatifliği bu hastayı Romatoid Artrit'ten (seropozitif artrit) uzaklaştırır.
3
Spondiloartropatilerin en karakteristik özelliği, tendonların kemiğe yapıştığı yerlerin tutulmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Ankilozan spondilitte görülebilecek ekstra-artiküler bulguları (üveit, aort yetmezliği vb.) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 65Soru →

5555 yaşında erkek hasta, dün akşam katıldığı ağır bir ziyafet sonrası gece yarısı sağ ayak başparmağında (1.1. MTP eklem) aniden başlayan, üzerine basmasına izin vermeyen şiddetli ağrı, ısı artışı ve şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde eklem eritemli ve aşırı hassas saptanıyor. Klinik olarak gut artriti düşünülen bu hastadan yapılan eklem aspirasyon sıvısının polarize ışık mikroskobundaki karakteristik görünümü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif çift kırılma gösteren iğne şeklinde kristaller

Cevap

Gut artritinde yapılan eklem aspirasyonunda polarize ışık mikroskobu altında negatif çift kırılma (birefrenjans) gösteren iğne şeklinde monosodyum ürat kristalleri görülür.
Vakadaki klinik tablo (akut podagra) tipik bir gut atağını göstermektedir. Gut hastalığında eklem içi sıvıda biriken monosodyum ürat kristalleri, polarize ışık mikroskobu altında incelendiğinde karakteristik olarak iğne şeklinde görünür ve 'negatif çift kırılma' (birefrenjans) özelliği sergilerler. Bu, kristallerin polarizasyon eksenine paralel olduklarında sarı görünmeleri anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Zengin yemek sonrası 1.1. MTP eklemde (podagra) akut inflamasyon tablosu gut artriti ile uyumludur.
Hastalığın tipik prezentasyonunu tanımak ilk adımdır.
2
Tanısal altın standart yöntemi belirle.
Eklem sıvısının polarize ışık mikroskobu ile incelenmesi kesin tanıyı sağlar.
Kristal artropatilerinde kristal tipi mikroskobik inceleme ile ayırt edilir.
3
Monosodyum ürat kristallerinin mikroskobik özelliklerini tanımla.
Negatif çift kırılma (sarı renkli görünüm) ve iğne şekli saptanır.
Bu özellikler gut hastalığına spesifiktir.

Anahtar Kavram

Gut Artriti ve Polarize Işık Mikroskobisi

Daha Fazla Pratik

Gut atağı sırasında serum ürik asit düzeylerinin normal olabileceğini ve kesin tanının eklem sıvısı incelemesi olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 66Soru →

Romatoid artrit (RARA) tanısı ile 1515 yıldır izlenen, aktif sigara içicisi olan 5555 yaşında bir erkek hasta nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde uzun yıllar kömür madeninde çalıştığı öğrenilen hastanın çekilen kontrol akciğer grafisinde; her iki akciğer periferinde bilateral, multipl, çapları 0.50.5 ile 33 cm arasında değişen, düzgün kenarlı nodüler opasiteler saptanıyor. Bu klinik tabloyu en iyi tanımlayan tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Caplan sendromu

Cevap

Caplan sendromu
Caplan sendromu, romatoid artrit hastalarında kömür, silika veya asbest gibi inorganik toz maruziyeti (pnömokonyoz) sonucunda akciğerlerde multipl, genellikle 0.5−30.5-3 cm çapında periferik yerleşimli nodüllerin gelişmesidir. Bu nodüller immünolojik bir yanıt sonucu oluşur ve histopatolojik olarak romatoid nodüllere benzerler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut tanılarını ve mesleki öyküsünü analiz etmek
Romatoid artrit tanısı ve uzun süreli kömür madeni maruziyeti (pnömokonyoz riski) saptandı.
Belirli hastalık birliktelikleri spesifik sendromları işaret eder.
2
Radyolojik bulguları değerlendirmek
Akciğerlerde bilateral, periferik yerleşimli multipl nodüller saptandı.
Akciğer nodülleri RA'nın ekstraartiküler tutulumlarından biridir.
3
RA ve pnömokonyoz birlikteliğini tanımlamak
Bu tablo klasik olarak Caplan sendromu ile uyumludur.
Caplan sendromu, RA ve inorganik toz maruziyeti sonucu oluşan pulmoner nodülleri ifade eder.

Anahtar Kavram

Caplan Sendromu (RA + Pnömokonyoz + Pulmoner Nodüller)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 67Soru →

Raynaud fenomeni, el sırtında diffüz ödem (puffypuffy handhand), simetrik artrit ve proksimal kaslarda güçsüzlük şikayetleri ile başvuran 3636 yaşındaki kadın hastanın laboratuvar incelemesinde; kreatin kinaz (CKCK) düzeyi 900900 U/LU/L, eritrosit sedimentasyon hızı 5050 mm/saatmm/saat ve ANAANA 1/12801/1280 granüler patern pozitif saptanıyor. Sistemik lupus eritematozus, sistemik skleroz ve polimiyozit klinik bulgularının çakışma (overlapoverlap) gösterdiği bu hastada, Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTDMCTD) tanısı için bulunması gereken temel antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1 RNP

Cevap

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı için yüksek titreli Anti-U1 RNP antikorunun bulunması şarttır.
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), klinik olarak sistemik lupus eritematozus, sistemik skleroz ve polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü bir çakışma (overlap) sendromudur. Bu hastalığın tanısı için Alarcon-Segovia veya Kasukawa gibi kabul görmüş kriterlerin tümünde yüksek titreli Anti-U1 RNP antikorunun varlığı temel ve zorunlu şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Raynaud fenomeni, puffy hand, artrit ve miyozit bulgularının varlığı tespit edildi.
Bu bulguların birleşimi SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit özelliklerini içeren bir çakışma (overlap) tablosuna işaret eder.
2
Laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Yüksek CK düzeyi miyoziti, yüksek titreli granüler ANA ise Anti-RNP olasılığını destekler.
MCTD'de karakteristik olarak çok yüksek titreli granüler paternli ANA görülür.
3
Tanısal antikorun belirlenmesi
Anti-U1 RNP antikorunun yüksek titreli pozitifliği belirlendi.
U1 RNP antikorunun varlığı, bu klinik tabloyu Karma Bağ Dokusu Hastalığı olarak tanımlayan temel tanı kriteridir.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) ve Anti-U1 RNP ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 68Soru →

2929 yaşında erkek hasta, 1515 yıldır Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısıyla takip edilmektedir. Genetik analizinde homozigot M694VM694V mutasyonu mevcuttus. Hasta günde 33 mg kolşisin kullanmasına rağmen son 11 yılda 55 kez tipik ateşli peritonit atağı geçirmiştir. Atak dışı dönemde yapılan tetkiklerinde; Serum Amiloid A (SAASAA): 110110 mg/L (Normal <10<10 mg/L), CRPCRP: 3232 mg/L (Normal <5<5 mg/L) ve 2424 saatlik idrarda 450450 mg proteinüri saptanmıştır. Bu hastanın klinik yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedaviye IL−1IL-1 inhibitörü (Anakinra veya Kanakinumab) eklenmelidir.

Cevap

Maksimum doz kolşisin tedavisine rağmen klinik ve biyokimyasal olarak hastalık aktivitesi devam eden hastada tedaviye IL-1 inhibitörü eklenmelidir.
Doğru seçenek olan IL-1 inhibitörü eklenmesi yaklaşımı, hastanın maksimum doz kolşisin almasına rağmen hem klinik ataklarının (yılda ≥3\geq 3 atak) devam etmesi hem de amiloidozun en güçlü göstergesi olan yüksek SAA düzeylerinin ve proteinürinin bulunması nedeniyle en uygun adımdır. EULAR kılavuzları, homozigot M694VM694V gibi riskli genotiplerde ve kolşisin direncinde IL-1 reseptör antagonistlerinin (Anakinra) veya monoklonal IL-1 antikorlarının (Kanakinumab) kullanılmasını önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut tedavi dozunu ve yanıtını değerlendir.
Hasta 33 mg/gün (maksimum doz) kolşisin almasına rağmen yılda 55 atak geçirmektedir.
Kolşisin direnci tanısı için hastanın maksimum tolere edilen dozda (erişkinlerde 33 mg) tedavi alıyor olması gerekir.
2
Atak dışı dönem laboratuvar bulgularını ve komplikasyon riskini analiz et.
Atak dışı dönemde SAA ve CRP yüksekliği ile beraber proteinüri (erken evre amiloidoz belirtisi) mevcuttur.
Subklinik inflamasyonun (SAA >10>10 mg/L) devam etmesi, klinik atak olmasa bile sekonder amiloidoz (AA tipi) için en büyük risk faktörüdür.
3
Güncel kılavuzlara (EULAR) göre biyolojik tedavi endikasyonunu belirle.
IL-1 inhibitörü (Anakinra veya Kanakinumab) tedavisine geçiş kararı verilir.
IL-1 beta, FMF patogenezindeki (inflamazom aktivasyonu) temel sitokindir ve kolşisin dirençli olgularda amiloidozu önlediği kanıtlanmış tek biyolojik tedavi grubudur.

Anahtar Kavram

Kolşisin dirençli Ailevi Akdeniz Ateşi'nde tedavi yönetimi ve IL-1 inhibitörlerinin rolü.

Daha Fazla Pratik

TRAPS ve HIDS gibi diğer otoinflamatuar sendromların atak süresi ve klinik özelliklerine (periorbital ödem, migratuvar miyalji) göz atınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 69Soru →

5858 yaşında kadın hasta, her iki el birinci karpometakarpal ekleminde ve distal interfalangeal (DİF) eklemlerinde yaklaşık bir yıldır devam eden ağrı şikayetiyle başvuruyor. Ağrının el işi yaptıkça arttığını, dinlenmekle azaldığını ve sabahları 1515 dakikadan kısa süren bir tutukluk olduğunu ifade ediyor. Fizik muayenede DİF eklemlerinde sert, kemik yapıda şişlikler (Heberden nodülleri) saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde aktif peptik ülser hastalığı mevcuttur. Bu hastanın semptomatik tedavisinde ilk basamakta tercih edilmesi en uygun farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parasetamol

Cevap

Aktif peptik ülseri olan nodal osteoartritli hastada ilk basamak farmakolojik tedavi parasetamoldür.
Hastanın klinik tablosu (Heberden nodülleri, DİF tutulumu, mekanik karakterli ağrı) nodal osteoartrit ile uyumludur. Osteoartrit yönetiminde farmakolojik tedaviye genellikle parasetamol ile başlanır. Özellikle peptik ülser gibi oral NSAİİ kullanımının riskli olduğu durumlarda parasetamol en güvenli ve uygun ilk seçenek ajandır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Mekanik ağrı (kullanmakla artan), kısa süreli sabah tutukluğu (<3030 dk) ve Heberden nodülleri (DİF tutulumu) Osteoartrit (OA) lehinedir.
Enflamatuar artritlerde (RA gibi) ağrı istirahatle artar ve tutukluk 11 saatten uzun sürer.
2
Hastanın ek risklerini değerlendir
Aktif peptik ülser öyküsü saptandı.
Tedavi seçiminde komorbiditeler (GİS kanama riski, KBY vb.) belirleyicidir.
3
Tedavi algoritmasını uygula
Egzersiz ve yaşam tarzı değişikliğine ek olarak ilk basamak farmakolojik ajan olarak parasetamol seçildi.
Gastrointestinal yan etki profili düşük olması nedeniyle bu hasta grubunda NSAİİ'lere tercih edilir.

Anahtar Kavram

Osteoartritte farmakolojik tedavi basamakları ve kontrendikasyon yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Osteoartrit ve Romatoid Artrit arasındaki radyolojik farkları (erozyon varlığı, eklem aralığı daralma tipi) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 70Soru →

52 yaşında kadın hasta, yaklaşık 10 yıldır ellerinde soğukla tetiklenen morarma ve solukluk şikayeti ile başvuruyor. Son 2 yıldır yüzünde, boynunda ve el parmaklarında cilt sertleşmesi fark eden hastanın muayenesinde; cilt tutulumunun dirseklerin distalinde sınırlı olduğu, yüzde ve göğüs ön duvarında telenjektazilerin bulunduğu saptanıyor. Akciğer oskültasyonu normal olan hastada ANA pozitifliği saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, hastada saptanması en muhtemel olan ve interstisyel akciğer hastalığı (İAH) gelişim riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-sentromer antikor

Cevap

Hastanın klinik bulguları limited kutanöz sistemik skleroz (lcSSc) ile uyumludur ve bu tabloyla en ilişkili, akciğer fibrozis riskinin düşük olduğu antikor Anti-sentromer antikordur.
Vakadaki hasta uzun süreli Raynaud fenomeni ve distal cilt tutulumu (dirseklerin distali ve yüz) ile başvurmuştur. Bu tablo 'limited kutanöz sistemik skleroz' (lcSSc) olarak tanımlanır. Anti-sentromer antikorları bu formun tipik serolojik belirtecidir ve bu hastalarda diffüz forma kıyasla interstisyel akciğer hastalığı (fibrozis) gelişme riski anlamlı derecede daha düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Uzun süreli Raynaud fenomeni, dirseklerin distalinde sınırlı cilt tutulumu ve telenjektaziler limited kutanöz sistemik skleroz (CREST varyantı) tablosuna işaret eder.
Sistemik sklerozun alt tiplerini belirlemek, olası organ tutulumlarını öngörmek için kritiktir.
2
Otoantikor profilinin eşleştirilmesi
Limited formda en sık görülen antikor Anti-sentromer antikordur.
Anti-sentromer antikorlar, lcSSc hastalarının %60-90'ında pozitiftir.
3
Organ tutulum riskinin analizi
Anti-sentromer pozitifliği, interstisyel akciğer hastalığı riskinin düşük, ancak pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) riskinin daha yüksek olmasıyla karakterizedir.
Anti-Scl-70 pozitifliği ise diffüz tutulum ve akciğer fibrozisi (İAH) ile güçlü ilişki gösterir.

Anahtar Kavram

Limited ve Diffüz Sistemik Sklerozun serolojik ve klinik ayrımı.

İpuçları

1
Cilt tutulumunun dirseklerin distali ile sınırlı olması sistemik sklerozun hangi alt tipini düşündürür?
2
Limited formda (CREST varyantı) en sık görülen ve akciğer fibrozisi riskinin düşük olduğu antikor hangisidir?

Daha Fazla Pratik

Sistemik sklerozda akciğer tutulumu tiplerini (İAH vs PAH) ve bunların hangi antikorlarla ilişkili olduğunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 71Soru →

2424 yaşında erkek hasta, sağ dizinde ani gelişen ağrı, şişlik ve sol topuk ağrısı şikayeti ile romatoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın öyküsünden 33 hafta önce korunmasız cinsel ilişki sonrası gelişen dizüri ve üretral akıntı şikayetlerinin olduğu, bu semptomların kendiliğinden gerilediği öğreniliyor. Fizik muayenede sağ dizde belirgin efüzyon ve lokal sıcaklık artışı saptanırken, sol aşil tendonu yapışma yerinde hassasiyet izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif Artrit

Cevap

Hastanın klinik tablosu ve öyküsü bir bütün olarak değerlendirildiğinde doğru tanı Reaktif Artrit seçeneğidir.
Reaktif Artrit, HLA-B27 ilişkili spondiloartropatiler ailesindendir ve genellikle Chlamydia gibi ürogenital veya Salmonella/Shigella gibi gastrointestinal enfeksiyonlardan sonra gelişir. Hastadaki üretrit öyküsü, sağ dizdeki asimetrik artrit ve aşil tendiniti (entezit) bu tanı için klasik bir triadı (veya tetradı) düşündürür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Asimetrik oligoartrit (sağ diz) ve entezit (aşıl tendiniti) saptanması.
Spondiloartropatiler grubunda yer alan hastalıkların temel özelliklerini belirlemek.
2
Tetikleyici faktörün sorgulanması
Artrit öncesi (33 hafta önce) geçirilmiş ürogenital enfeksiyon (üretrit) öyküsü.
Reaktif artrit tanısı için tipik olan 'enfeksiyon sonrası latent dönem' varlığını doğrulamak.
3
Ayırıcı tanının yapılması
RA (simetrik değil), Gut (metabolik değil), Septik artrit (seyir ve yerleşim farklı) seçeneklerinin dışlanması.
Hastanın genç yaşı ve karakteristik klinik seyri ile en uyumlu tanıyı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Reaktif Artrit (ReA), genellikle bir ürogenital veya gastrointestinal enfeksiyonu takip eden (11-44 hafta sonra), asimetrik alt ekstremite oligoartriti ve entezit ile karakterize bir seronegatif spondiloartropatidir.

İpuçları

1
Hastanın artrit şikayetinden önce geçirdiği enfeksiyonun zamanlamasına ve türüne dikkat edin.
2
Alt ekstremitede asimetrik eklem tutulumu ve tendon yapışma yerlerindeki ağrı (entezit), hangi hastalık grubunun özelliğidir?
3
Üretrit, artrit ve üveit/konjonktivit klasiği olan 'Reiter Sendromu' bu hastalığın bir alt formudur.

Daha Fazla Pratik

Reaktif Artrit tanılı bu hastada HLA-B27 pozitifliğinin prognostik önemi ve tedavi basamaklarını (NSAİİ, DMARD) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru →

Her iki el küçük eklemlerinde ağrı ve yaklaşık 1.51.5 saat süren sabah tutukluğu şikayetiyle başvuran 3232 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde; metakarpofalangeal (MKFMKF) ve proksimal interfalangeal (PI˙FPİF) eklemlerde simetrik şişlik ve hassasiyet saptanıyor. Romatoid Artrit (RARA) ön tanısı düşünülen bu hastada, tanıyı desteklemek amacıyla istenen aşağıdaki laboratuvar testlerinden hangisinin RARA için özgüllüğü (spesifitesi) en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrüline peptid (Anti-CCP)

Cevap

Anti-siklik sitrüline peptid (Anti-CCP) antikorları, Romatoid Artrit tanısında en yüksek özgüllüğe sahip testtir.
Romatoid Artrit (RARA) tanısında kullanılan Anti-siklik sitrüline peptid (Anti-CCP) antikorları, yaklaşık %95-98 gibi çok yüksek bir özgüllüğe sahiptir. Bu özelliğiyle, tanının kesinleştirilmesinde ve özellikle erken dönemde diğer poliartritlerden ayırt edilmesinde en değerli serolojik araçtır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu değerlendir.
Simetrik küçük eklem artriti ve uzun süreli sabah tutukluğu Romatoid Artrit (RARA) ile uyumludur.
RARA, tipik olarak MKF ve PİF gibi küçük eklemleri simetrik tutan kronik inflamatuar bir poliartrittir.
2
Tanısal serolojik testlerin özelliklerini karşılaştır.
Anti-CCP antikorlarının özgüllüğü %95'in üzerindedir, oysa RFRF özgüllüğü %70-80 civarındadır.
Anti-CCP, RARA patogeneziyle daha yakından ilişkili olup diğer romatizmal veya enfeksiyöz durumlarda RFRF kadar sık pozitifleşmez.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit serolojisinde Anti-CCP'nin yüksek tanısal özgüllüğü.

Daha Fazla Pratik

Romatoid Artrit'in radyolojik bulgularını (marjinal erozyonlar, eklem aralığında daralma) gözden geçirmek, tanıyı radyolojik açıdan pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 73Soru →

6565 yaşında kadın hasta, her iki elinde ve dizlerinde yaklaşık 55 yıldır devam eden ağrı şikayetiyle başvuruyor. Ağrısının gün içinde hareketle arttığını, dinlenmekle azaldığını ve sabahları uyandığında eklemlerinde hissettiği tutukluğun en fazla 1515 dakika sürdüğünü ifade ediyor. Fizik muayenesinde distal interfalangeal eklemlerde Heberden nodülleri ve sağ diz ekleminde hareketle krepitasyon saptanıyor. Bu hastanın tanı ve yönetim süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıda en değerli laboratuvar bulgusu yüksek titreli Romatoid Faktör (RF) pozitifliğidir.

Cevap

Osteoartrit tanısında Romatoid Faktör (RF) pozitifliği beklenen bir bulgu değildir; tanı klinik ve radyolojik özelliklere dayanır.
Doğru seçenek olan 'Tanıda en değerli laboratuvar bulgusu yüksek titreli RF pozitifliğidir' ifadesi yanlıştır. Osteoartrit (OA) primer olarak kıkırdak dejenerasyonuyla karakterize mekanik bir hastalıktır. Tanı kriterleri arasında Romatoid Faktör (RF) veya Anti-CCP gibi otoantikorlar yer almaz; aksine bu testlerin negatif olması osteoartrit tanısını destekleyen bir durumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analiz edilmesi
Mekanik ağrı (hareketle artan, istirahatle azalan) ve kısa süreli sabah tutukluğu (<30 < 30 dakika) osteoartriti düşündürür.
Enflamatuar artritlerde (RA gibi) ağrı istirahatle artar ve sabah tutukluğu genellikle 1 saatten uzun sürer.
2
Fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi
DİF eklemlerde Heberden nodülleri ve dizde krepitasyon tipik osteoartrit bulgularıdır.
Romatoid artritte DİF eklemler genellikle korunurken, MKF ve PİF eklemler tutulur.
3
Tanısal laboratuvar testlerinin belirlenmesi
Osteoartritte spesifik bir laboratuvar belirteci yoktur; RF ve Anti-CCP negatifliği beklenir.
Romatoid Faktör pozitifliğini tanı kriteri olarak kabul etmek, mekanik bir sorunu sistemik enflamatuar bir hastalıkla karıştırmaya neden olur.

Anahtar Kavram

Osteoartritin Enflamatuar Artritlerden Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 74Soru →

7474 yaşında erkek hasta, sol ayak bileğinde aniden başlayan, üzerine basmasına engel olacak düzeyde şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklık ile acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde kalp yetersizliği (NYHA Sınıf III), evre 44 kronik böbrek yetmezliği (eGFR:22eGFR: 22 mL/dkmL/dk) ve geçirilmiş peptik ülser kanaması bulunmaktadır. Hastanın üç gün önce bacaklarındaki ödem artışı nedeniyle furosemid dozu artırılmıştır. Fizik muayenede sol ayak bileği şiş, eritemli ve dokunmakla çok hassas saptanıyor. Eklem aspirasyonunda lökosit sayısı 25.000/mm325.000/mm^3 (88%88\% PNL) ölçülüyor ve polarize ışık mikroskobunda iğne şeklinde, kuvvetli negatif çift kırılımlı kristaller izleniyor. Bu hastada hem akut atağın kontrolü hem de uzun dönem yönetim için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut dönemde sistemik glukokortikoid (örn. 30−3530-35 mg/gu¨nmg/gün prednizolon) veya intraartiküler steroid tercih edilmeli; atak tamamen yatıştıktan sonra düşük doz (≤100\leq 100 mg/gu¨nmg/gün) allopurinol ile uzun dönem tedavi planlanmalıdır.

Cevap

Akut dönemde glukokortikoidlerin (sistemik veya intraartiküler) kullanılması ve atak sonrası düşük doz allopurinol ile takibi en uygun yaklaşımdır.
Hastada saptanan MSU kristalleri gut artriti tanısını koydurur. Mevcut evre 44 böbrek yetmezliği, kalp yetersizliği ve gastrointestinal sistem (GİS) kanama öyküsü; NSAİİ'lerin ve kolşisinin yüksek dozda kullanımını tehlikeli kılar. Bu gibi kısıtlılıkları olan hastalarda akut dönemde en uygun seçenek sistemik veya intraartiküler glukokortikoidlerdir. Uzun dönemde ürik asit düşürücü tedavi (ULT) için allopurinol ilk seçenektir ancak eGFR<30eGFR < 30 mL/dkmL/dk olanlarda dozun ≤100\leq 100 mg/gu¨nmg/gün gibi düşük bir değerden başlanması önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanı tespiti
Gut Artriti (MSU kristalleri)
İğne şeklinde ve kuvvetli negatif çift kırılımlı kristaller monosodyum ürat (MSU) kristalleridir, bu da gut tanısını doğrular.
2
Komorbiditelerin değerlendirilmesi
NSAİİ ve Kolşisin kısıtlılığı
Evre 44 kronik böbrek yetmezliği (eGFR:22eGFR: 22 mL/dkmL/dk) ve peptik ülser öyküsü NSAİİ'leri kontrendike kılar; ileri KBY ise kolşisin dozunu kısıtlar.
3
Akut tedavi seçimi
Glukokortikoidler
Diğer ajanların riskli olduğu durumlarda steroidler akut inflamasyonu baskılamak için güvenli ve etkilidir.
4
Kronik dönem (ULT) planlaması
Düşük doz Allopurinol
KBY hastalarında allopurinol dozu toksisiteyi önlemek için düşük başlanmalı (≤100\leq 100 mg/gu¨nmg/gün) ve kademeli artırılmalıdır. Probenesid düşük GFR'de etkisizdir.

Anahtar Kavram

Böbrek yetmezliği olan hastalarda gut atağı tedavisi ve doz ayarlı hipoürisemik tedavi yönetimi.
Soru 75Soru →

3535 yaşında kadın hasta, özellikle kış aylarında belirginleşen ellerde soğukla tetiklenen beyazlaşma ve ardından morarma şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde parmak uçlarında küçük çukurcuklu nedbe dokuları (pittingpitting scarsscars) ve parmak derisinde eklem hareketlerini kısıtlayan sertleşme (sklerodaktilisklerodaktili) saptanıyor. Bu klinik bulgular ışığında hasta için en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik skleroz

Cevap

Sistemik skleroz
Sistemik skleroz tanısı klinik olarak konulur. Raynaud fenomeni hastaların yaklaşık %95\%95'inde görülen ilk semptomdur. Parmak uçlarındaki çukurcuklu yaralar (pitting scars) dijital iskemiye bağlı gelişir ve sklerodaktili ile birleştiğinde tanı için oldukça spesifiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküdeki Raynaud fenomenini tanımlamak
Hastadaki soğukla tetiklenen 33 fazlı renk değişikliği (beyaz-mor-kırmızı) Raynaud fenomeni olarak tanımlanır ve sistemik sklerozun en sık ilk bulgusudur.
Tanısal sürecin ilk basamağı vasküler tutulumu fark etmektir.
2
Deri bulgularını analiz etmek
Parmak ucu yaraları (pittingpitting scarsscars) ve parmak derisindeki sertleşme (sklerodaktilisklerodaktili) fibrozis sürecini gösterir.
Bu bulgular bağ dokusundaki aşırı kollajen birikiminin fiziksel kanıtıdır.
3
Sentez ve tanı koyma
Vasküler (Raynaud) ve fibrotik (sklerodaktili) bulguların birlikteliği Sistemik Skleroz tanısını doğrular.
Bu kombinasyon başka bir romatolojik hastalıkta bu kadar spesifik olarak görülmez.

Anahtar Kavram

Sistemik sklerozun klinik tanısal triadı: Raynaud fenomeni, sklerodaktili ve dijital ülserler/skarlar.
Soru 76Soru →

2828 yaşında kadın hasta, sol kolunda ağrı ve çabuk yorulma şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki kol arasında 2020 mmHg kan basıncı farkı saptanıyor. Chapel Hill sınıflamasına göre 'büyük damar vasküliti' grubunda yer alan ve bu klinik tabloya yol açan en olası hastalık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takayasu arteriti

Cevap

Takayasu arteriti, Chapel Hill sınıflamasında büyük damar vasküliti kategorisinde yer alan ve klinikte nabız farkı ile karakterize olan hastalıktır.
Takayasu arteriti, Chapel Hill 2012 sınıflamasına göre büyük damar vaskülitidir. Aort ve ana dallarını (subklavyen arter gibi) tutarak nabızsızlık veya tansiyon farkı gibi belirtilere yol açar. Vakadaki genç kadın profili ve tansiyon farkı bu tanıya ve sınıflamaya tam uyum sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik verilerini ve ana şikayetini analiz edin.
Genç kadın hasta, kol kladikasyosu ve kollar arası tansiyon farkı mevcut.
Bu bulgular aort ve ana dallarının (büyük damarlar) tutulumunu işaret eder.
2
Tutulan damar çapına göre vaskülitleri sınıflandırın.
Büyük damar vaskülitleri Takayasu arteriti ve Dev hücreli arterittir.
Chapel Hill sınıflamasına göre damar çapı en temel ayrım kriteridir.
3
Klinik tabloyu doğru hastalıkla eşleştirin.
Takayasu arteriti tanısına ulaşılır.
Dev hücreli arterit genellikle 5050 yaş üzerinde görülürken, Takayasu arteriti genç kadınlarda tipiktir.

Anahtar Kavram

Chapel Hill sınıflamasına göre büyük damar vaskülitleri Takayasu arteriti ve Dev hücreli arterittir.
Tahmini Süre:45s
Soru 77Soru →

45 yaşında erkek hasta, sağ ayak başparmağında ani başlayan şiddetli ağrı, kızarıklık ve şişlik (podagra) şikayetiyle başvuruyor. Yapılan eklem aspirasyonunun polarize ışık mikroskobundaki incelemesinde, iğne şeklinde ve kuvvetli negatif çift kırılma gösteren kristaller saptanıyor. Bu hastada saptanan kristaller aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Monosodyum ürat kristalleri

Cevap

Monosodyum ürat kristalleri
Monosodyum ürat (MSU) kristalleri, gut hastalığının kesin tanısında kullanılan karakteristik bulgudur. Polarize ışık mikroskobunda kristal ekseni telafi edici (compensator) eksene paralel olduğunda sarı renk (negatif çift kırılma) gösterirler ve iğne benzeri bir yapıya sahiptirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir (podagra).
Hastadaki podagra (1. metatarsofalegeal eklem tutulumu) öncelikle gut artritini düşündürür.
Gut artritinin en tipik başlangıç yeri ayak başparmağıdır.
2
Mikroskobik morfolojiyi analiz et.
İğne şekli ve kuvvetli negatif çift kırılma bulguları birleştirilir.
Bu optik özellikler monosodyum ürat kristallerine özgüdür.

Anahtar Kavram

Gut Artritinde Sinoviyal Sıvı Bulguları

İpuçları

1
Hastanın ayak başparmağındaki 'podagra' tablosu en sık hangi kristal artritinde görülür?
Tahmini Süre:45s
Soru 78Soru →

6262 yaşında erkek hasta, gövdesinin üst kısmında, omuzlarında ve sırtında yaygın eritematöz döküntüler (Şal belirtisi) ile uyluk ve kol proksimalinde belirginleşen, simetrik kas güçsüzlüğü nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede el eklemleri üzerinde Gottron papülleri ve periorbital heliotrop döküntü izleniyor. Laboratuvar incelemesinde Kreatin Kinaz (CK) düzeyi 5.2005.200 U/L saptanıyor. Bu hastada dermatomiyozit tanısı ile takip planlanırken, klinik tabloya eşlik edebilecek okült bir malignite (paraneoplastik süreç) açısından en güçlü belirleyici olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-TIF1-gama (p155/140)

Cevap

Anti-TIF1-gama (p155/140) antikoru, erişkin dermatomiyozit hastalarında malignite riskini en güçlü şekilde öngören otoantikordur.
Dermatomiyozit (DM), özellikle ileri yaş grubundaki hastalarda okült malignitelerle yakından ilişkilidir. Yapılan çalışmalar, Anti-TIF1-gama (p155/140) ve Anti-NXP2 antikorlarının pozitifliğinin, paraneoplastik dermatomiyozit için en spesifik laboratuvar belirteçleri olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, proksimal kas güçsüzlüğü ve karakteristik deri döküntüleri ile başvuran yaşlı bir hastada bu antikorun pozitifliği, hekimi kapsamlı bir kanser taramasına yönlendirmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada izlenen Şal belirtisi, heliotrop döküntü, Gottron papülleri ve proksimal kas güçsüzlüğü tipik bir dermatomiyozit tablosunu ortaya koymaktadır.
Tanının doğru konulması, spesifik risklerin belirlenmesi için ilk adımdır.
2
Yaş ve risk faktörlerinin analizi
6262 yaşındaki bir hastada dermatomiyozit tanısı konulduğunda, bu durumun bir paraneoplastik sendrom olma ihtimali yüksektir.
Erişkinlerde (>50 yaş) dermatomiyozit ve malignite birlikteliği literatürde güçlü bir korelasyona sahiptir.
3
Miyozite özgü antikorların (MSA) taranması
Anti-TIF1-gama (ve ayrıca Anti-NXP2) antikorlarının, erişkin miyozit olgularında malignite riskini belirgin şekilde artırdığı bilinmektedir.
Bu antikorlar, hastalığın alt tiplerini ve prognozu belirlemede kritik rol oynar.
4
Ayırıcı tanının yapılması
Diğer antikorların (Mi-2, Jo-1, MDA5, SRP) malignite yerine akciğer hastalığı, tedavi yanıtı veya nekrotizan süreçlerle ilişkili olduğu teyit edilerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Otoantikorların klinik spesifisitesini ayırt etmek TUS sınavındaki temel yetkinliklerden biridir.

Anahtar Kavram

Erişkin dermatomiyozitinde miyozite özgü antikorlar (MSA) ile klinik fenotipler ve malignite riski arasındaki ilişki.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 79Soru →

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısıyla izlenen 3434 yaşında bir hastada yapılan rutin ekokardiyografik incelemede; mitral kapak yaprakçıklarının her iki yüzeyinde ve korda tendinealarda yerleşen, küçük ve steril karakterde vejetasyonlar saptanmıştır. Bu klinik tabloya (Libman-Sacks endokarditi) sahip olan bir hastada, aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin pozitif saptanması mevcut durumu en iyi açıklar ve tromboembolik olay riskini artırır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-fosfolipid antikor pozitifliği

Cevap

Libman-Sacks endokarditi ve artmış tromboembolik risk ile en güçlü ilişkisi olan bulgu anti-fosfolipid antikor pozitifliğidir.
Libman-Sacks endokarditi, SLE hastalarında görülen steril, verriköz vejetasyonlardır. Bu tablo, anti-fosfolipid antikorların varlığı ile yakından ilişkilidir ve bu hastalarda kapak üzerinde oluşan pıhtılaşma süreçleri sistemik tromboemboli riskini ciddi oranda artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgunun tanımlanması
Hastada saptanan steril vejetasyonlar Libman-Sacks endokarditi olarak tanımlanır.
SLE'de kapaklarda görülen tipik non-bakteriyel vejetasyonların ismidir.
2
Klinik ilişkilerin sorgulanması
Libman-Sacks endokarditinin en sık Antifosfolipid Sendromu (APS) ile ilişkili olduğu belirlenir.
Literatürde bu vejetasyonların varlığı ile anti-fosfolipid antikorlar arasında yüksek korelasyon gösterilmiştir.
3
Uygun laboratuvar tetkikinin seçilmesi
Anti-fosfolipid antikor pozitifliği seçilir.
Bu antikorlar hem endokardit oluşumu hem de sistemik tromboembolik olaylar (inme, emboli vb.) için ana risk faktörüdür.

Anahtar Kavram

Libman-Sacks endokarditi ve Antifosfolipid antikor ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 80Soru →

Genetik analizinde *MEFV* geninde homozigot M694V mutasyonu saptanan 23 yaşındaki erkek hasta, bacaklarda şiddetli ağrı ve 39.5°C'ye ulaşan ateş şikayetiyle başvuruyor. Hasta, ağrının şiddetinden dolayı yürüyemediğini ve yatakta dönmekte bile zorlandığını ifade ediyor. Öyküsünden, düzenli olarak günde 1.5 mg kolşisin kullandığı ve son 3 haftadır bu şikayetlerinin devam ettiği, ek doz kolşisin ve NSAİİ almasına rağmen yanıt alamadığı öğreniliyor. Fizik muayenede alt ekstremite kaslarında (baldır ve uyluk) dokunmakla hassasiyet mevcut olup, eklem hareket açıklığı ağrı nedeniyle kısıtlıdır. Belirgin artrit veya erizipel benzeri eritem izlenmemiştir.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Lökosit16.000/mm³
ESH110 mm/saat
CRP22 mg/dL
Kreatin Kinaz (CK)45 U/L (Normal)
AST/ALTNormal

Bu hastanın klinik tablosu göz önüne alındığında, en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik kortikosteroid (Prednizolon 1-2 mg/kg/gün) başlanması

Cevap

Sistemik kortikosteroid (Prednizolon 1-2 mg/kg/gün) başlanması
Hastanın kliniği Uzamış Febril Miyalji (Protracted Febrile Myalgia) ile tam uyumludur. Bu tablo, özellikle M694V homozigot mutasyonu olan hastalarda görülen, vaskülitik bir süreç olduğu düşünülen nadir bir FMF komplikasyonudur. Karakteristik özellikleri; 1 haftadan uzun süren (bazen haftalarca) şiddetli miyalji, yüksek ateş, çok yüksek sedimentasyon/CRP değerleri ve normal CK (rabdomyoliz veya miyozitten ayırır) düzeyleridir. En önemli özelliklerinden biri kolşisine dirençli olması, ancak kortikosteroid tedavisine dramatik yanıt vermesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanıla
Uzamış Febril Miyalji (PFM)
Şiddetli kas ağrısı, uzun süren ateş (3 hafta), yüksek akut faz yanıtı, normal CK düzeyi ve kolşisine yanıtsızlık bu tanıyı işaret eder.
2
Standart FMF atağından ayır
Süre > 3 gün, şiddet çok daha fazla
Klasik FMF atakları 1-3 gün sürer ve genellikle NSAİİ veya istirahatle geçer. Bu tablo haftalarca sürdüğü için standart atak değildir.
3
Uygun tedaviyi belirle
Kortikosteroid
PFM, kolşisine dirençlidir ancak kortikosteroid tedavisine dramatik ve hızlı yanıt verir.

Anahtar Kavram

Uzamış Febril Miyalji (PFM) Yönetimi

İpuçları

1
Hastanın şikayetlerinin süresine (3 hafta) ve şiddetine dikkat ediniz; bu sıradan bir serozit atağı değildir.
2
Kas enzimleri (CK) normal olduğuna göre bu bir kas yıkımı (rabdomyoliz) veya birincil kas iltihabı (miyozit) değildir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 4 / 28Sonraki
Romatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 4 | Examkin