Romatoloji

547 soru

Soru 81Soru →

6868 yaşında erkek hasta, yaklaşık 1515 yıldır diz osteoartriti (OA) tanısıyla izlenmektedir. Hasta, bahçede çömelerek çalıştığı sırada sağ dizinin arkasında ani bir 'kopma/patlama' hissi ve sonrasında tüm bacakta gelişen ağrılı şişlik, kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ bacakta belirgin ödem, baldırda hassasiyet ve medial malleol çevresinde yarım ay şeklinde ekimotik bir alan (crescent sign) saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rüptüre Baker kisti

Cevap

En olası tanı rüptüre Baker kistidir (Psödotromboflebit sendromu).
Diz osteoartriti olan bir hastada çömelme sonrası ani gelişen baldır ağrısı ve şişliği, popliteal (Baker) kistin rüptürünü (psödotromboflebit) düşündürür. Bu tablonun derin ven trombozundan ayrılmasında en önemli klinik ipucu, rüptüre olan kist sıvısının yer çekimi etkisiyle ayak bileği medial malleol çevresinde morarmaya (crescent sign / Kuhne belirtisi) yol açmasıdır. Bu bulgu osteoartritin mekanik bir komplikasyonu olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın özgeçmişindeki kronik dejeneratif süreci değerlendir.
Diz osteoartriti, popliteal sahada sinovyal sıvı birikimine ve Baker kisti oluşumuna zemin hazırlar.
Popliteal kistler sıklıkla diz içi patolojilere (OA, menisküs yırtığı, inflamatuar artrit) sekonder gelişir.
2
Akut olayın başlangıç şeklini analiz et.
Çömelme sırasında hissedilen ani 'patlama' hissi, kistin içindeki yüksek basınçla perfore olduğunu gösterir.
Mekanik zorlanma, Baker kistinin rüptürüne neden olan en yaygın tetikleyicidir.
3
Spesifik fizik muayene bulgusunu yorumla.
Medial malleol altındaki 'crescent sign' (yarım ay belirtisi), kist sıvısının veya beraberindeki kanamanın fasyal planlar boyunca bacak distalinde toplanmasıdır.
Bu bulgu (Kuhne belirtisi), psödotromboflebit tablosunu gerçek DVT'den ayırmada oldukça değerli ve spesifik bir işarettir.

Anahtar Kavram

Psödotromboflebit Sendromu (Rüptüre Baker Kisti)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 82Soru →

2222 yaşında erkek hasta, MEFVMEFV geninde homozigot M694VM694V mutasyonu ile Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısı almış olup günde 1.51.5 mg kolşisin kullanmaktadır. Son 22 haftadır devam eden yaygın kas ağrısı, bacaklarda ağrılı subkutan nodüler döküntüler ve yeni gelişen şiddetli sol yan ağrısı ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenede kan basıncı 165/105165/105 mmHg ölçülüyor. Batın tomografisinde sol böbrek lojunda perirenal hematom izlenen hastanın HBsAgHBsAg tetkiki negatif saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliarteritis nodosa (PAN)

Cevap

Poliarteritis nodosa (PAN)
Doğru yanıt olan Poliarteritis nodosa (PANPAN), FMFFMF hastalarında (özellikle M694VM694V homozigotları) görülen en önemli vaskülitik komplikasyonlardan biridir. Klasik PANPAN'dan farklı olarak FMFFMF ilişkili vakalar genellikle daha genç yaştadır ve HBsAgHBsAg negatiftir. Böbrek arterlerindeki mikroanevrizmaların rüptürü sonucu oluşan perirenal hematom, bu klinik tablonun en özgün ve acil müdahale gerektiren bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel klinik verilerini analiz et.
FMF tanılı hastada yeni gelişen ateş, hipertansiyon, nodüler döküntü ve perirenal hematom tablosu mevcut.
Bu bulgular orta çaplı damarları tutan bir vasküliti düşündürür.
2
FMF ile ilişkili vaskülitleri gözden geçir.
FMF hastalarında Poliarteritis Nodosa (PAN) ve Henoch-Schönlein Purpurası (HSP) insidansı genel topluma göre yüksektir.
M694VM694V mutasyonu taşıyanlarda vaskülit riski daha belirgindir.
3
Vaskülit tipleri arasında ayırıcı tanı yap.
Böbrekteki mikroanevrizmaların rüptürüne bağlı gelişen perirenal hematom ve yeni gelişen hipertansiyon PAN için tipiktir.
FMF ile ilişkili PAN vakaları genellikle HBsAgHBsAg negatif olup daha erken yaşta görülme eğilimindedir.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) hastalarında poliarteritis nodosa (PANPAN) riski artmıştır ve bu tablo sıklıkla HBsAgHBsAg negatifliği ve perirenal hematom ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

FMF ile ilişkili PAN vakalarının steroid ve kolşisin tedavisine yanıtını ve klasik PAN'dan farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 83Soru →

45 yaşında bir kadın hasta; el bileği, metakarpofalangeal (MKF) ve proksimal interfalangeal (PİF) eklemlerde simetrik ağrı ve şişlik ile sabahları yaklaşık iki saat süren eklem sertliği şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede belirtilen eklemlerde aktif sinovit bulguları saptanıyor. Bu hastada klinik olarak şüphelenilen Romatoid Artrit tanısını doğrulamak amacıyla istenebilecek laboratuvar parametrelerinden hangisi en yüksek özgüllüğe (spesifiteye) sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP)

Cevap

Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP)
Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorları, Romatoid Artrit (RA) tanısında %95-98 civarında bir özgüllüğe sahiptir. RF ile benzer duyarlılığa sahip olmasına rağmen, RA'yı diğer benzer klinik tablolarla seyreden artritlerden ayırt etmede en güvenilir serolojik parametredir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi.
Simetrik küçük eklem tutulumu (MKF, PİF) ve uzun süreli sabah sertliği Romatoid Artrit (RA) lehinedir.
RA'nın tipik sunumu inflamatuar karakterde simetrik poliartrittir.
2
Serolojik testlerin özgüllük açısından karşılaştırılması.
Anti-CCP'nin RA için özgüllüğü %95'in üzerinde iken, RF'nin özgüllüğü daha düşüktür.
Tanı doğrulamada özgüllüğü en yüksek testin seçilmesi yanlış pozitiflik riskini azaltır.
3
Tanısal kararın verilmesi.
En yüksek özgüllüğe sahip olan Anti-CCP testi tanı için en güvenilir parametredir.
Anti-CCP, özellikle erken dönem RA'da ve RF negatif vakalarda tanı koydurucu değere sahiptir.

Anahtar Kavram

Anti-CCP (ACPA), Romatoid Artrit için en spesifik serolojik belirteçtir ve radyolojik progresyonun öngörülmesinde de değerlidir.

İpuçları

1
Tanı kriterlerinde yer alan serolojik testlerin özgüllük oranlarını hatırlamaya çalışın.
2
Hangi testin pozitifliği, gelecekteki eklem erozyonlarının (radyolojik hasarın) daha şiddetli olacağını daha iyi öngörür?

Daha Fazla Pratik

Romatoid Artrit'te hangi eklemlerin tipik olarak tutulmadığını (örneğin DİF eklemler) ve bunun osteoartrit ile ayırıcı tanısını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 84Soru →

58 yaşında erkek hasta, Romatoid Artrit (RA) nedeniyle 10 yıldır haftalık 15 mg15\text{ mg} metotreksat ve günlük 5 mg5\text{ mg} prednizolon kullanmaktadır. Son 2 aydır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde belirgin "velcro" ralleri duyuluyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) subpleural yerleşimli, bazal baskın bal peteği (honeycombing) görünümü ve traksiyon bronşektazileri saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romatoid Artrit ilişkili interstisyel akciğer hastalığı (UIP paterni); antifibrotik tedavi düşünülmelidir.

Cevap

En olası tanı Romatoid Artrit ilişkili interstisyel akciğer hastalığı (UIP paterni) olup, hastaya antifibrotik tedavi düşünülmelidir.
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki fibrotik radyolojik bulguları (bal peteği, traksiyon bronşektazisi) ve RA'ya özgü UIP paternini doğru tanımlamaktadır. RA hastalarında akciğer tutulumu önemli bir mortalite nedenidir ve progresif fibrotik paternlerde antifibrotik ajanların kullanımı güncel kılavuzlarda yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
Hastada sinsi başlangıçlı nefes darlığı, velcro ralleri ve HRCT'de bal peteği görünümü mevcuttur.
Bu bulgular interstisyel akciğer hastalığını ve özellikle fibrotik (UIP) süreci işaret eder.
2
Romatoid Artrit'e özgü İAH paternini belirle.
Romatoid Artrit, bağ dokusu hastalıkları içinde UIP paterninin NSIP'den daha sık görüldüğü istisnai bir durumdur.
Sistemik skleroz veya SLE gibi hastalıklarda NSIP baskınken, RA-İAH vakalarının çoğunda radyolojik ve histolojik olarak UIP paterni izlenir.
3
Ayırıcı tanıda ilaç toksisitesini değerlendir.
Metotreksat pnömonisi bal peteği görünümüyle değil, buzlu cam dansiteleriyle seyreder.
Kronik fibrotik değişikliklerin varlığı, sürecin ilaç yan etkisinden ziyade hastalığın sistemik bir komplikasyonu olduğunu gösterir.
4
Güncel tedavi yaklaşımını belirle.
İlerleyici fibrozis gösteren RA-İAH vakalarında antifibrotik tedavi (Nintedanib) endikasyonu vardır.
Sadece RA tedavisi (immünsüpresyon) akciğerdeki fibrotik süreci durdurmakta yetersiz kalabilmektedir.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit ilişkili İAH'de UIP paterninin baskınlığı ve ilerleyici fibroziste antifibrotik kullanımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 85Soru →

Genellikle 4040 yaş altı kadınlarda görülen, aort ve ana dallarını tutarak üst ekstremitelerde nabız alınamaması veya kan basıncı farkı gibi bulgulara yol açan, "nabızsızlık hastalığı" olarak da bilinen vaskülit aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takayasu arteriti

Cevap

Takayasu arteriti
Takayasu arteriti, aort ve onun ana dallarını (subklavyen arter gibi) tutan granülomatöz bir büyük damar vaskülitidir. Sıklıkla genç kadınlarda görülür ve ekstremiteler arası kan basıncı farkı, nabızların alınamaması veya zayıflaması (nabızsızlık hastalığı) ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Vaskülitin tuttuğu damar çapını ve yerini belirle.
Aort ve ana dalları tutulmaktadır (Büyük damar vasküliti).
Hastalığın sınıflandırılması için ilk adım tutulan damar çapını belirlemektir.
2
Hasta demografisini ve klinik lakabı değerlendir.
4040 yaş altı kadın ve "nabızsızlık hastalığı".
Genç yaş ve nabız kaybı Takayasu arteriti için patognomonik düzeyde değerlidir.
3
Büyük damar vaskülitleri arasında yaşa göre ayırıcı tanı yap.
Takayasu arteriti gençlerde, Dev hücreli arterit yaşlılarda görülür.
İki ana büyük damar vasküliti arasındaki en temel klinik fark yaştır.

Anahtar Kavram

Chapel Hill Sınıflaması: Büyük Damar Vaskülitleri
Tahmini Süre:45s
Soru 86Soru →

Subakut başlangıçlı proksimal kas güçsüzlüğü, eforla artan nefes darlığı ve ellerde soğukla tetiklenen renk değişikliği şikayetleri olan bir hastanın fizik muayenesinde; parmak yan yüzlerinde hiperkeratotik fissürlü lezyonlar (mekanik el) ve akciğer oskültasyonunda bilateral bazal raller saptanmıştır. Kreatin kinaz (CK) düzeyi normalin 10 katı yüksek olan bu hastanın klinik tablosuna en sık eşlik eden otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Jo-1 (Anti-histidil tRNA sentetaz)

Cevap

Anti-Jo-1 (Anti-histidil tRNA sentetaz)
Soruda tarif edilen hasta 'Antisentetaz Sendromu' tablosunu sergilemektedir. Bu sendromun ana bileşenleri; miyozit (yüksek CK, proksimal güçsüzlük), interstisyel akciğer hastalığı (dispne, raller), Raynaud fenomeni, artrit ve 'mekanik el' (parmak uçları ve yanlarında kirli görünümlü, hiperkeratotik fissürler) bulgularıdır. Bu sendromla en sık ilişkili olan antikor, aminoaçil-tRNA sentetaz enzimlerine (özellikle histidil-tRNA sentetaz) karşı gelişen Anti-Jo-1 antikorudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Proksimal kas güçsüzlüğü (Miyozit), İnterstisyel akciğer hastalığı (Nefes darlığı, raller), Raynaud fenomeni, Mekanik el (Hiperkeratotik fissürlü lezyonlar)
Bu bulguların kombinasyonu spesifik bir sendromu işaret eder.
2
Sendromu tanımla
Antisentetaz Sendromu
Miyozit + İAH + Artrit + Raynaud + Mekanik el beşlisi Antisentetaz Sendromunun klasik tablosudur.
3
İlgili otoantikoru belirle
Anti-Jo-1
Antisentetaz sendromu ile en sık ve en güçlü ilişkili olan antikor Anti-Jo-1 antikorudur.

Anahtar Kavram

Antisentetaz sendromu; enflamatuar miyopati, interstisyel akciğer hastalığı, Raynaud fenomeni, artrit ve mekanik el (parmakların yan yüzlerinde çatlaklar) bulgularıyla karakterize bir tablodur ve en sık Anti-Jo-1 pozitifliği ile ilişkilidir.

İpuçları

1
Hastada hem kas (miyozit) hem de akciğer (İAH) tutulumu bir arada bulunuyor.
2
Parmaklardaki 'mekanik el' görünümü ve Raynaud fenomeni, spesifik bir miyozit sendromunu (Antisentetaz sendromu) işaret eder.
3
Antisentetaz sendromunun en sık görülen ve en bilinen antikoru, histidil-tRNA sentetaza karşı olandır.

Daha Fazla Pratik

Antisentetaz sendromlu hastalarda prognozu belirleyen en önemli organ tutulumunun akciğer olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 87Soru →

4242 yaşında kadın hasta; son 22 aydır giderek artan omuz ve kalça çevresinde halsizlik, ellerinde kuruma ve çatlama, nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde son 11 yıldır soğukta parmaklarında morarma (RaynaudRaynaud fenomeni) öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde bilateral bazallerde krepitan raller, proksimal kas gruplarında 3/53/5 kas gücü ve parmak uçları ile yan yüzlerinde hiperkeratotik, ağrılı çatlaklar (mekanikçi eli) saptanıyor. Bu hastada klinik tabloya en yüksek olasılıkla eşlik etmesi beklenen otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Jo-1

Cevap

Anti-Jo-1 antikoru
Hastada saptanan proksimal kas güçsüzlüğü, bazal rallerle karakterize interstisyel akciğer hastalığı ve hiperkeratotik çatlaklarla seyreden 'mekanikçi eli' tablosu klasik olarak Antisentez sendromunu tanımlar. Bu sendromun en sık saptanan ve en tipik otoantikoru Anti-Jo-1 (anti-histidil tRNA sentetaz) antikorudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada proksimal kas güçsüzlüğü (miyopati), interstisyel akciğer hastalığı bulguları (raller, dispne), Raynaud fenomeni ve 'mekanikçi eli' saptandı.
Bu bulgular kümesi belirli bir romatolojik sendromu işaret eder.
2
Sendromu tanımla
Bulgular 'Antisentez Sendromu' (Antisynthetase Syndrome) ile tam uyumludur.
Antisentez sendromu; miyozit, İAH, artrit, Raynaud ve mekanikçi eli beşlisi ile karakterizedir.
3
İlişkili spesifik antikoru belirle
Antisentez sendromunun en sık ve en özgül antikoru Anti-Jo-1'dir (Anti-histidil tRNA sentetaz).
Tanısal doğrulama için bu antikorun bakılması gerekir.

Anahtar Kavram

Antisentez Sendromu ve Anti-Jo-1 Antikoru
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 88Soru →

Otuz iki yaşındaki kadın hasta, iki yıldır sistemik lupus eritematozus (SLE) tanısıyla takip edilmektedir. Son bir aydır bacaklarında şişlik ve idrarında köpürme şikayeti başlayan hastanın yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 155/95155/95 mmHg saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde günlük 4,24,2 gram proteinüri ve idrar sedimentinde eritrosit silendirleri izleniyor. Serum kompleman (C3C3, C4C4) düzeylerinde düşme ve anti-dsDNA titresinde belirgin artış saptanan bu hastada, aktif proliferatif lupus nefriti ile en güçlü korelasyonu gösteren ve renal nüksü öngörmede en değerli olan laboratuvar belirteci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-C1q antikoru

Cevap

Aktif proliferatif lupus nefriti ile en güçlü korelasyonu gösteren belirteç Anti-C1q antikorudur.
Doğru cevap olan Anti-C1q antikoru, SLE hastalarında kompleman sisteminin klasik yolunu aktive eden immün komplekslerin böbrek dokusundaki birikimiyle yakından ilişkilidir. Bu antikorların varlığı, aktif proliferatif nefrit (Sınıf III/IV) varlığını ve tedavi sonrası renal nüks olasılığını belirlemede anti-dsDNA'dan daha yüksek bir negatif prediktif değere ve renal spesifikliğe sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Hastada proteinüri, hipertansiyon ve eritrosit silendirleri olması aktif lupus nefritini (muhtemelen evre III veya IV) düşündürür.
SLE hastalarında bu bulgular glomerüler hasarın ve aktif inflamasyonun göstergesidir.
2
Laboratuvar belirteçlerinin analiz edilmesi
Düşük kompleman ve yüksek anti-dsDNA aktiviteyi destekler ancak organ spesifikliği (böbrek) daha sınırlıdır.
Genel serolojik aktivite markers'ları tüm sistemik alevlenmelerde yükselebilir.
3
Böbrek spesifik aktivite marker'ının seçilmesi
Anti-C1q antikorunun varlığı aktif proliferatif nefrit ile %90'ın üzerinde korelasyon gösterir.
Anti-C1q antikorları glomerüllerde biriken C1q proteinine karşı gelişir ve renal histolojik aktivite indeksi ile doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

SLE'de Anti-C1q antikorları aktif lupus nefriti varlığını ve renal nüks riskini öngörmede en yüksek özgüllüğe sahip aktivite belirtecidir.

Daha Fazla Pratik

Anti-C1q antikorunun negatif olduğu bir hastada aktif proliferatif nefrit görülme olasılığının çok düşük olduğunu (yüksek negatif prediktif değer) unutmayınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 89Soru →

3636 yaşında kadın hasta; el eklemlerinde ağrı, ellerde yaygın şişlik (puffy hand görünümü) ve soğukta parmaklarda morarma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sklerodaktili ve proksimal kaslarda hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA pozitif (1:25601:2560, benekli patern) ve yüksek titrede Anti-U1 RNP antikor pozitifliği saptanıyor. Bu hastada aşağıdaki klinik veya laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması, tanının Karma Bağ Dokusu Hastalığı'ndan (MCTD) uzaklaşarak öncelikle Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) yönünde değerlendirilmesine neden olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belirgin proteinüri ve aktif idrar sedimenti

Cevap

Belirgin proteinüri ve aktif idrar sedimenti bulgularının saptanması, tanının SLE lehine değişmesine neden olur.
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) veya Sharp Sendromu; SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit klinik özelliklerinin örtüştüğü bir tablodur. Hastalığın en önemli laboratuvar bulgusu yüksek titrede Anti-U1 RNP antikorudur. MCTD'de nefrit (aktif idrar sedimenti, belirgin proteinüri) ve merkezi sinir sistemi tutulumu (psikoz, konvülsiyon) nadirdir. Bu tür ağır tutulumların varlığı, tanıyı öncelikle SLE lehine değerlendirmeyi gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları analiz edilir.
Raynaud fenomeni, puffy hand, sklerodaktili, miyozit bulguları ve yüksek titre Anti-U1 RNP pozitifliği Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) için karakteristiktir.
MCTD; SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü bir örtüşme sendromudur.
2
MCTD ile SLE arasındaki ayırıcı tanı kriterleri değerlendirilir.
MCTD'de nefrit (glomerulonefrit) ve merkezi sinir sistemi tutulumu gibi ağır organ tutulumlarının görülme sıklığı oldukça düşüktür.
Bu ağır tutulumlar genellikle primer SLE veya diğer bağ dokusu hastalıklarının baskın olduğu tabloların özelliğidir.
3
Seçenekler arasında SLE tanısını daha güçlü destekleyen bulgu belirlenir.
Aktif idrar sedimenti (hematüri, eritrosit silendirleri) ve proteinüri nefriti gösterir ve bu durum SLE lehine güçlü bir kanıttır.
MCTD'de renal hastalık nadirdir ve saptandığında genellikle membranöz nefropati şeklindedir; aktif sedimentli nefrit ise SLE'nin hallmark bulgusudur.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), yüksek titre Anti-U1 RNP ile karakterize bir overlap sendromudur ve ciddi renal tutulumun yokluğu ile SLE'den ayrılmaya meyillidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 90Soru →

Sistemik Lupus Eritematozus (SLESLE) tanısı ile izlenen 2828 yaşında kadın hastanın rutin kontrolünde; yeni gelişen bacaklarda ödem, idrar miktarında azalma ve kan basıncı yüksekliği saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde yeni gelişen proteinüri ve aktif idrar sedimentinde eritrosit silindirleri izleniyor.

Bu hastada gelişen klinik tabloya eşlik etmesi en muhtemel laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum C3C3 ve C4C4 düzeylerinde düşüş

Cevap

Hastalık aktivitesi ile korelasyon gösteren serum kompleman (C3,C4C3, C4) düzeylerinde düşüş.
Aktif lupus nefriti vakalarında klasik kompleman yolu aktive olduğu için serum C3C3 ve C4C4 düzeyleri tüketilir ve düşer. Bu durum, anti-dsDNA antikorlarının yükselmesiyle birlikte hastalık alevlenmesini (flare) gösteren en önemli laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Hastada ödem, hipertansiyon, proteinüri ve eritrosit silindirleri olması 'Lupus Nefriti' atağını düşündürür.
Bu bulgular aktif glomerülonefritin (böbrek tutulumu) göstergesidir.
2
Aktivite parametrelerinin hatırlanması
SLE'de hastalık aktivitesi arttığında kompleman tüketimi nedeniyle C3C3 ve C4C4 düşer, anti-dsDNA titresi yükselir.
Kompleman sisteminin klasik yoldan aktivasyonu doku hasarına eşlik eder.
3
Seçeneklerin ayırıcı tanısının yapılması
Seçenekler arasında sadece kompleman düzeylerindeki düşüş bir aktivite markerıdır.
Anti-Sm tanısal özgüllük sağlarken, aktiviteyi yansıtmaz.

Anahtar Kavram

SLE'de anti-dsDNA ve kompleman düzeyleri (C3,C4C3, C4) hastalık aktivitesiyle (özellikle lupus nefriti) koreledir.
Soru 91Soru →

72 yaşında kadın hasta, sağ el bileğinde iki gündür devam eden şiddetli ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve hipotiroidi öyküsü bulunan hastanın ateşi 37.8°C olarak ölçülüyor. Fizik muayenede sağ el bileği sıcak, eritemli ve oldukça hassas bulunuyor. Çekilen direkt grafide radyo-karpal eklemde ve triangüler fibrokartilaj kompleksinde lineer kalsifikasyonlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanıya yönelik artrosentez materyalinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romboid (eşkenar dörtgen) şekilli, polarize ışıkta zayıf pozitif çift kırılma gösteren kristaller

Cevap

Romboid (eşkenar dörtgen) şekilli, polarize ışıkta zayıf pozitif çift kırılma gösteren kristaller
Sorudaki vaka tipik bir akut Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığı (CPPD) veya eski adıyla 'Yalancı Gut' (Pseudogout) tablosudur. İleri yaş, el bileği tutulumu ve radyografide kıkırdak kalsifikasyonu (kondrokalsinozis) görülmesi bu tanıyı destekler. Kesin tanı, eklem sıvısında (sinoviyal sıvı) romboid (eşkenar dörtgen) şekilli ve polarize ışık mikroskobunda zayıf pozitif çift kırılma gösteren kalsiyum pirofosfat kristallerinin görülmesiyle konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
72 yaş kadın, el bileği tutulumu (klasik yerleşim), hafif ateş, akut atak.
Hastanın yaşı ve tutulum yeri ayırıcı tanıyı daraltmak için önemlidir.
2
Radyolojik bulguları değerlendir
Radyo-karpal eklemde lineer kalsifikasyonlar (kondrokalsinozis).
Kondrokalsinozis varlığı Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığı (CPPD) veya 'Yalancı Gut' için çok kuvvetli bir ipucudur.
3
Tanıya özgü laboratuvar bulgusunu eşleştir
CPPD tanısı için sinoviyal sıvıda Kalsiyum Pirofosfat kristalleri aranır.
Bu kristaller karakteristik olarak romboid (küt uçlu) şekilli ve zayıf pozitif çift kırılma (birifirijans) özelliğine sahiptir.

Anahtar Kavram

Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığı (CPPD) tanısında sinoviyal sıvı bulguları ve kondrokalsinozis ilişkisi.

İpuçları

1
Radyografide görülen 'lineer kalsifikasyonlar' (kondrokalsinozis) tanının en önemli anahtarıdır.
2
Bu hastalık 'Yalancı Gut' olarak da bilinir çünkü Gut'a benzer akut ataklar yapar, ancak kristal yapısı farklıdır.
3
Gut kristalleri 'Negatif' ve 'İğne' şeklindeyken, bu hastalığın kristalleri 'Pozitif' ve 'Romboid' şeklindedir.

Daha Fazla Pratik

CPPD ile ilişkili metabolik hastalıkların (Hemokromatozis, Hiperparatiroidi, Hipomagnezemi) sorgulandığı bir vaka çalışması.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 92Soru →

4545 yaşında kadın hasta, son 66 aydır bacaklarında tekrarlayan morumsu döküntüler, el eklemlerinde ağrı ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 1515 yıl önce bir operasyon sırasında kan transfüzyonu öyküsü mevcut. Fizik muayenede her iki alt ekstremitede basmakla solmayan palpabl purpurik lezyonlar saptanıyor. Laboratuvar incelemeleri şu şekildedir:

TetkikSonuçReferans
Romatoid Faktör (RF)140140 IU/mL<20<20 IU/mL
Kompleman 44 (C4)<2<2 mg/dL1515-4545 mg/dL
Kompleman 33 (C3)7878 mg/dL8080-160160 mg/dL
İdrar Proteini1.81.8 g/gün<0.15<0.15 g/gün
İdrar Mikroskobisi2020-3030 eritrosit, eritrosit silendirleri-

Bu klinik tabloya neden olan vaskülit tipi ve altta yatan en olası etiyolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kriyoglobulinemik vaskülit - Hepatit C virüsü (HCV)

Cevap

Kriyoglobulinemik vaskülit ve Hepatit C virüsü (HCV) ilişkisi bu klinik tabloyu en iyi açıklayan tanıdır.
Kriyoglobulinemik vaskülit, özellikle kronik Hepatit C enfeksiyonu olan hastalarda immün komplekslerin (kriyoglobulinler) damar duvarına çökmesiyle oluşan bir küçük damar vaskülitidir. Hastadaki palpabl purpura, eklem ağrısı ve halsizlikten oluşan 'Meltzer Triadı' klasik bir bulgudur. Laboratuvarda saptanan romatoid faktör (RF) pozitifliği aslında monoklonal IgM'nin (Tip II) poliklonal IgG'ye karşı gösterdiği RF aktivitesidir. Bu süreçte klasik kompleman yolağı aktive olduğu için C4 düzeyleri çok düşük bulunur, C3 ise normal veya hafif düşük kalabilir. Böbrek tutulumu (membranoproliferatif glomerülonefrit benzeri tablo) sık görülen ve prognozu belirleyen bir komplikasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik üçlünün (Meltzer Triadı) değerlendirilmesi
Hastada palpabl purpura, artralji ve halsizlik (Meltzer Triadı) mevcuttur.
Bu triad kriyoglobulinemik vaskülit için tipik bir klinik sunumdur.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
RF pozitifliği (140140 IU/mL) ve belirgin C4 düşüklüğü (<2<2 mg/dL) saptanmıştır.
Tip II ve III mikst kriyoglobulinemilerde kriyoglobulinler RF aktivitesi gösterir ve klasik yolak üzerinden komplemanı tüketerek özellikle C4 düzeyini düşürür.
3
Organ tutulumu ve etiyoloji eşleştirmesi
Glomerülonefrit bulguları (proteinüri, hematüri, eritrosit silendirleri) ve transfüzyon öyküsü HCV şüphesini artırır.
Mikst kriyoglobulinemik vaskülit vakalarının yaklaşık %90\%90'ından fazlası kronik HCV enfeksiyonu ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Mikst kriyoglobulinemik vaskülit (Tip II/III), HCV enfeksiyonu zemininde gelişen, palpabl purpura, RF pozitifliği ve belirgin C4 düşüklüğü ile karakterize bir küçük damar vaskülitidir.

Daha Fazla Pratik

Kriyoglobulinemik vaskülit tedavisinde altta yatan HCV'ye yönelik antiviral tedavi ile vaskülit kliniğine yönelik immünsüpresif tedavinin yerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 93Soru →

2424 yaşında kadın hasta; çocukluğundan beri tekrarlayan ateş, halsizlik ve eklem ağrıları şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın atakları sırasında özellikle soğuğa maruz kalmakla tetiklenen, kaşıntısız, ürtiker benzeri döküntüleri olduğu belirtiliyor. Son birkaç yıldır progresif sensorineural işitme kaybı geliştiği öğrenilen hastanın laboratuvar incelemesinde, atak dışı dönemde dahi SerumSerum AmyloidAmyloid AA (SAASAA) düzeyi belirgin yüksek saptanıyor. Bu hasta için en olası tanıda rol oynayan genetik mutasyon ve etkilenen protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NLRP3NLRP3 geni mutasyonu - Kriyopirin

Cevap

Muckle-Wells sendromunda rol oynayan NLRP3 geni mutasyonu ve kriyopirin proteini
Hastada tarif edilen klinik tablo (periyodik ateş, soğukla tetiklenen kaşıntısız ürtiker ve sensörinöral işitme kaybı), Kriyopirin İlişkili Periyodik Sendrom (CAPS) başlığı altında yer alan Muckle-Wells sendromuna uymaktadır. Bu sendromun genetik temeli NLRP3 genindeki mutasyonlar sonucu kriyopirin proteininin aşırı aktivasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın belirlenmesi
Tekrarlayan ateş + soğukla tetiklenen kaşıntısız ürtiker benzeri döküntü + progresif sensorineural işitme kaybı saptandı.
Bu semptom kompleksi Kriyopirin İlişkili Periyodik Sendromlar (CAPS) spektrumundaki Muckle-Wells sendromu için karakteristiktir.
2
Laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Persistan yüksek SAA düzeyi saptandı.
Muckle-Wells sendromunda subklinik inflamasyon ataklar arasında da devam edebilir ve bu durum hastaları sekonder (AA) amiloidoz açısından yüksek riske sokar.
3
Etiyolojik eşleştirme yapılması
Tanı: Muckle-Wells Sendromu; Gen: NLRP3; Protein: Kriyopirin.
NLRP3 (CIAS1) genindeki 'gain-of-function' mutasyonları, inflamozom kompleksinin aşırı aktivasyonuna ve kontrolsüz IL-1 salınımına neden olur.

Anahtar Kavram

Otoinflamatuar hastalıklarda klinik bulgu-gen-protein eşleştirmesi ve CAPS spektrumu.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 94Soru →

On yıldır Romatoid Artrit (RARA) nedeniyle takip edilen 5252 yaşında kadın hasta, son iki haftadır sağ yan ağrısı ve eforla artan nefes darlığı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede sağ akciğer alt zonlarda frotman duyuluyor ve perküsyonda matite alınıyor. Yapılan torasentez incelemesinde eksuda karakterinde plevral sıvı saptanıyor. Bu hastada plevral sıvı analiziyle ilgili aşağıdakilerden hangisi en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoz düzeyinin 30 mg/dL30\text{ mg/dL}'nin altında saptanması

Cevap

Plevral sıvı glikoz düzeyinin 30 mg/dL30\text{ mg/dL}'nin altında saptanması
Romatoid artrit plevral efüzyonunun en karakteristik özelliği, glikoz düzeyinin çok düşük (<30 mg/dL< 30\text{ mg/dL}, hatta sıklıkla <10 mg/dL< 10\text{ mg/dL}) olmasıdır. Bu durum, plevradaki glikoz transportunun bozulmasına ve plevral boşluktaki yüksek metabolik aktiviteye bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
On yıllık RARA öyküsü olan hastada yeni gelişen plevral efüzyonun RARA eklem dışı tutulumu olduğu düşünülür.
RARA hastalarında plevral tutulum en sık görülen akciğer manifestasyonlarından biridir.
2
Plevral sıvı karakterinin belirlenmesi
Sıvı eksuda karakterindedir, düşük pHpH ve çok düşük glikoz seviyelerine sahiptir.
RARA efüzyonu inflamatuar bir süreç olduğu için eksuda özellikleri gösterir; glikoz transportundaki bozukluk ve lokal kullanım glikozu düşürür.
3
Ayırıcı tanı ve karakteristik bulgunun seçimi
Glikozun <30 mg/dL< 30\text{ mg/dL} olması RARA için en tipik laboratuvar bulgusudur.
Ampiyem ve malignite dışında bu kadar düşük glikoz düzeyi en çok RARA tutulumuna özgüdür.

Anahtar Kavram

Romatoid artrit plevral efüzyonunda çok düşük glikoz, düşük kompleman ve düşük pHpH görülür.
Soru 95Soru →

3838 yaşında kadın hasta, bir yıldır devam eden Raynaud fenomeni ve son aylarda gelişen gövde ile kolların proksimalinde belirginleşen deri sertliği şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sklerodaktili, göğüs ön duvarı ve karın bölgesinde deri kalınlaşması ile akciğer bazallerinde ince raller saptanıyor. Bu hastada tanıyı destekleyen ve interstisyel akciğer hastalığı gelişimi ile en güçlü ilişkisi olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-topoisomeraz I (Anti-Scl-70)

Cevap

Anti-topoisomeraz I (Anti-Scl-70) antikoru, diffüz sistemik sklerozun karakteristik belirtecidir ve pulmoner tutulumla (İAH) doğrudan ilişkilidir.
Vakadaki deri tutulumunun proksimal dağılımı (gövde tutulumu) ve akciğer bazallerindeki raller (fibrozis belirtisi), diffüz sistemik sklerozu işaret eder. Anti-topoisomeraz I (Anti-Scl-70), bu tabloya en spesifik olan ve pulmoner fibrozis gelişme riskini artıran antikordur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik fenotipi belirle
Hastada proksimal deri tutulumu (gövde ve kolların üst kısmı) mevcut, bu durum diffüz sistemik skleroz (dSSc) tanısını destekler.
Sistemik sklerozda cilt tutulumunun dağılımı alt tipi belirler.
2
Komplikasyon bulgusunu analiz et
Akciğer bazallerinde ince raller ve nefes darlığı, interstisyel akciğer hastalığını (İAH) işaret eder.
SSc'de pulmoner fibrozis en önemli mortalite nedenlerinden biridir.
3
Fenotip ve komplikasyona uygun antikoru seç
dSSc ve İAH ile en spesifik ilişki gösteren antikor Anti-Scl-70'tir.
Tanısal antikorlar hastalık seyrini ve organ tutulum paternini öngörmede kullanılır.

Anahtar Kavram

Sistemik skleroz alt tiplerinde otoantikorların prognostik değeri ve organ tutulumu ile ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Sistemik sklerozda renal kriz riskini artıran ilaçları (örn. yüksek doz steroid) ve ilişkili antikoru (Anti-RNA polimeraz III) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 96Soru →

44 yaşında kadın hasta; el parmaklarında soğukla tetiklenen morarma, proksimal ekstremiteler ile gövdeyi de içeren yaygın cilt sertliği ve son aylarda eforla artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde bilateral velcro rallar saptanıyor. Solunum fonksiyon testinde total akciğer kapasitesinde azalma (restriktif patern) ve DLCODLCO değerinde belirgin düşüş izlenen bu hastada, saptanması en olası otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-topoizomeraz I (Anti-Scl-70)

Cevap

Sistemik sklerozun diffüz tipinde yaygın cilt tutulumu ve interstisyel akciğer hastalığı ile en yakın ilişkili antikor Anti-topoizomeraz I (Anti-Scl-70) antikordur.
Hastada saptanan gövdeyi de içeren yaygın cilt sertliği 'Diffüz Sistemik Skleroz' tanısını koydurur. Akciğerlerde duyulan velcro rallar ve SFT'deki restriktif patern, bu tabloya 'İnterstisyel Akciğer Hastalığı'nın (pulmoner fibrozis) eşlik ettiğini kanıtlar. Diffüz tipte interstisyel akciğer tutulumu ile en spesifik ilişkili otoantikor Anti-topoizomeraz I (Anti-Scl-70) antikordur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik alt tipi belirle
Gövde ve proksimal ekstremite tutulumu olması hastanın 'Diffüz Sistemik Skleroz' olduğunu gösterir.
Limitli tipte cilt tutulumu dirsek ve dizlerin distali ile yüzle sınırlıdır.
2
Organ tutulumunu analiz et
Velcro rallar, restriktif patern ve düşük DLCODLCO, interstisyel akciğer hastalığını (pulmoner fibrozis) işaret eder.
Solunum fonksiyon testinde restriktif patern fibrozisi, normal paternle birlikte izole DLCODLCO düşüklüğü ise genellikle vasküler tutulumu (PAH) gösterir.
3
Klinik tabloyu antikorla eşleştir
Diffüz SSc + İAH varlığında en olası antikor Anti-topoizomeraz I'dir.
Anti-topoizomeraz I, diffüz hastalık ve akciğer fibrozisi için yüksek özgüllüğe sahiptir.

Anahtar Kavram

Sistemik sklerozun alt tipleri (Diffüz vs Limitli) ve organ tutulumu-otoantikor ilişkisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 97Soru →

5252 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır devam eden ağız ve göz kuruluğu, tekrarlayan parotis şişmesi ve artralji şikayetleriyle başvuruyor.

Fizik muayenede bilateral parotis bezleri ağrısız ve hipertrofik saptanıyor. Hastanın tetkik sonuçları aşağıdadır:

İncelemeSonuç
Schirmer Testi33 mm / 55 dk
Ocular Staining Score66
Anti-Ro/SSAPozitif
Romatoid Faktör8484 IU/ml
ANA1:3201:320 (Benekli)

Hastanın özgeçmişinde 1010 yıl önce geçirilmiş bir lenfoma nedeniyle boyun bölgesine radyoterapi aldığı öğreniliyor.

Bu hasta için en uygun klinik yaklaşım veya tanısal yorum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baş ve boyun bölgesine radyoterapi almış olması bir dışlama kriteri olduğundan, primer Sjögren sendromu tanısı konulamaz.

Cevap

Baş ve boyun bölgesine radyoterapi almış olma durumu bir dışlama kriteri olduğu için primer Sjögren sendromu tanısı konulamaz.
ACR/EULAR 20162016 Sjögren sendromu sınıflandırma kriterlerine göre; baş ve boyun bölgesine radyoterapi almış olmak, aktif Hepatit C enfeksiyonu, AIDS, sarkoidoz, amiloidoz, greft versus host hastalığı ve IgG4 ilişkili hastalık varlığı dışlama kriterleridir. Bu durumlar hastanın sicca (kuruluk) semptomlarının primer bir otoimmün süreçten ziyade bu ikincil nedenlere bağlı olabileceğini gösterir. Vaka örneğinde hastanın Anti-Ro pozitifliği ve objektif kuruluk testleri normalde tanı koyduracak düzeyde (55 puan) olsa da, radyoterapi öyküsü nedeniyle 'primer' Sjögren tanısı konulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik (kuruluk, parotis büyümesi) ve laboratuvar (Anti-Ro, Schirmer, OSS) bulgularını Sjögren sendromu sınıflandırma kriterleri açısından değerlendiriniz.
Anti-Ro (33 puan), Schirmer (11 puan) ve OSS (11 puan) ile toplam puan 55 bulunmuştur (44 ve üzeri tanı için yeterlidir).
Tanısal puanlamanın ilk aşaması kriterlerin karşılanıp karşılanmadığını belirlemektir.
2
Hastanın özgeçmişinde yer alan baş-boyun radyoterapisi bilgisini ACR/EULAR 20162016 eksklüzyon (dışlama) kriterleri listesiyle karşılaştırınız.
Radyoterapi öyküsü, Hepatit C, AIDS, Sarkoidoz ve IgG4 ilişkili hastalık gibi durumlarla birlikte 'dışlama kriteri' olarak tanımlanmıştır.
Sınıflandırma kriterleri uygulanmadan önce hastanın bu kriterlerin dışına çıkaran bir ek hastalığının olup olmadığı kontrol edilmelidir.
3
Dışlama kriteri varlığında puanlamanın geçerliliğini yorumlayınız.
Dışlama kriteri mevcut olan hastalarda, diğer bulgular ne kadar tipik olursa olsun 'primer Sjögren sendromu' tanısı konulamaz.
Kriterlerin amacı, semptomların başka bir nedene (radyoterapi hasarı gibi) bağlı olma olasılığını ortadan kaldırmaktır.

Anahtar Kavram

ACR/EULAR 2016 Sjögren Sendromu Sınıflandırma Kriterleri ve Dışlama (Eksklüzyon) Şartları

Alternatif Yöntem

Sjögren tanısında 'Sekonder' terimi için eşlik eden bir ana romatizmal hastalık (RA, SLE, Skleroderma) varlığı aranmalıdır. RF pozitifliği Sjögren'in kendi serolojik özelliklerinden biridir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 98Soru →

3636 yaşında erkek hasta, yaklaşık 1010 aydır devam eden, sabaha karşı uykudan uyandıran ve hareketle azalan inflamatuar karakterde bel ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral sakroiliak eklemler üzerinde hassasiyet saptanıyor ve göğüs kafesi ekspansiyonu 22 cm (azalmış) olarak ölçülüyor. Hastanın özgeçmişinde 33 yıl önce geçirilmiş bir üveit atağı ve sağ topukta tekrarlayan ağrı (As\cilAşil tendiniti) öyküsü mevcuttur. Laboratuvar incelemesinde RFRF ve anti−CCPanti-CCP negatif, HLA−B27HLA-B27 pozitif saptanıyor. Konvansiyonel pelvis grafisi ise normal olarak değerlendiriliyor. Bu hastanın klinik tablosu ve olası tanı kriterleri değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastadaki klinik tablo ankilozan spondilit ile uyumludur; göğüs ekspansiyonundaki azalma kostovertebral ve kostotransvers eklemlerin ankilozuna bağlı gelişen restriktif tipte bir solunum kısıtlılığının göstergesidir.

Cevap

Klinik tablo ankilozan spondilit ile uyumludur ve göğüs ekspansiyonundaki kısıtlılık kostovertebral/kostotransvers eklem ankilozuna bağlı restriktif paternle açıklanır.
Doğru seçenek, ankilozan spondilit tanısını klinik ve laboratuvar bulgularıyla doğru ilişkilendirir. Hastadaki inflamatuar bel ağrısı, üveit, entesit ve HLA-B27 birlikteliği tanı için tipiktir. Göğüs ekspansiyonundaki azalma, spondiloartropatilere özgü olan ve kostovertebral/kostotransvers eklemlerin tutulumu sonucu gelişen karakteristik bir bulgudur; bu durum solunum fonksiyon testlerinde restriktif bir patern olarak karşımıza çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın bel ağrısı karakterini analiz et.
Bel ağrısının sabaha karşı olması, hareketle düzelmesi ve sabah tutukluğunun eşlik etmesi inflamatuar karakterde bir ağrıyı (spondiloartropati) düşündürür.
Mekanik ve inflamatuar bel ağrısı ayrımı spondiloartropati tanısında ilk adımdır.
2
Ekstraartiküler bulguları ve laboratuvarı değerlendir.
Üveit öyküsü, entesit (Aşil tendiniti) ve HLA-B27 pozitifliği aksiyel spondiloartrit (ASAS kriterleri) tanısını kuvvetle destekler.
Seronegatiflik (RF ve anti-CCP negatifliği) bu grubu romatoid artritten ayırır.
3
Göğüs kafesi ekspansiyonundaki azalmanın nedenini belirle.
Ankilozan spondilitte kostovertebral, kostotransvers ve manubriosternal eklemlerdeki inflamasyon ve ardından gelişen ankiloz, göğüs kafesinin genişlemesini kısıtlar.
Bu durum akciğer parankiminden ziyade göğüs duvarı mekaniğine bağlı bir restriktif tipte solunum yetmezliğine yol açar.

Anahtar Kavram

Ankilozan spondilitte kostovertebral eklem tutulumu ve restriktif tipte solunum kısıtlılığı.

Alternatif Yöntem

ASAS aksiyel spondiloartrit kriterlerini hatırlamak: Görüntüleme kolu (MRG veya röntgen) veya Klinik kol (HLA-B27 + 2 klinik özellik). Bu hastada HLA-B27 pozitifliğine ek olarak inflamatuar bel ağrısı ve üveit (ve entesit) mevcut olduğu için klinik koldan tanı konulabilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 99Soru →

4545 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazallerinde bilateral ince krepitan raller (velcro raller) duyuluyor. Hastanın el muayenesinde işaret ve orta parmakların radyal yüzlerinde ağrısız hiperkeratotik çatlaklar ve soyulmalar ("mekanikçi eli" görünümü) saptanıyor. Proksimal kas gücü muayenesinde hafif güç kaybı izlenen hastanın laboratuvar incelemesinde Kreatin Kinaz (CK) düzeyi 32003200 U/L (N: <200<200) ve AST düzeyi 120120 U/L olarak saptanıyor. Bu klinik tablo ile başvuran hastada aşağıdaki otoantikorlardan hangisinin pozitif saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Jo-1

Cevap

Anti-Jo-1 antikoru, miyozit, interstisyel akciğer hastalığı ve mekanikçi eli bulgularından oluşan Antisentez Sendromu'nun en tipik göstergesidir.
Hastanın sunduğu interstisyel akciğer hastalığı, proksimal miyozit ve karakteristik "mekanikçi eli" bulguları, romatolojide klasik olarak Antisentez Sendromu'nu tanımlar. Bu klinik tablo ile en yüksek özgüllüğe sahip ve en sık saptanan antikor, bir aminoaçil-tRNA sentezaz antikoru olan Anti-Jo-1'dir. Anti-Jo-1 pozitifliği, interstisyel akciğer hastalığının seyri açısından önemli bir prognostik göstergedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle
İnterstisyel akciğer hastalığı (dispne + raller), miyozit (kas güçsüzlüğü + yüksek CK) ve deri bulgusu (mekanikçi eli) birlikteliği saptandı.
Bu üçlü bulgu kümesi romatolojide spesifik bir sendroma işaret eder.
2
Sendromu tanımla
Hastadaki tablo "Antisentez Sendromu" olarak tanımlanır.
Antisentez sendromu; miyozit, İAH, mekanikçi eli, artrit ve Raynaud fenomeni ile karakterizedir.
3
Otoantikor eşleşmesini yap
Antisentez sendromu ile en sık ve en güçlü ilişkili antikor Anti-Jo-1 (histidil-tRNA sentezaz) antikorudur.
Bu antikorun varlığı, özellikle akciğer tutulumu riskinin yüksek olduğunu ve prognozun buna göre takip edilmesi gerektiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Antisentez Sendromu ve Anti-Jo-1 İlişkisi

Daha Fazla Pratik

İdiyopatik inflamatuar miyopatilerde 'miyozit spesifik antikorlar' (MSA) ile klinik fenotipler arasındaki eşleşmeleri bir tablo üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 100Soru →

3232 yaşında kadın hasta, son 22 haftadır artan kanlı diyare ve karın ağrısı şikayetlerine ek olarak sağ diz ve sol ayak bileğinde ağrılı şişlik nedeniyle başvuruyor. Özgeçmişinde 44 yıldır ülseratif kolit tanısı mevcut olan hastanın fizik muayenesinde sağ dizde efüzyon ve hareket kısıtlılığı saptanıyor. Bu hastadaki eklem tutulumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik eklem bulguları genellikle bağırsak hastalığının aktivitesi ile paralellik gösterir.

Cevap

İnflamatuar bağırsak hastalığına eşlik eden Tip 1 periferik artritte eklem bulguları genellikle bağırsak hastalığının aktivitesi ile paralellik gösterir.
İnflamatuar bağırsak hastalığı (İBH) ile ilişkili periferik artrit iki tipe ayrılır. Tip 1 artrit (pauciarticular), beşten az eklemi tutan asimetrik bir tablo olup, genellikle bağırsak hastalığının aktivitesi ile paralellik gösterir. Bağırsak atağı başladığında eklem semptomları da başlar; bağırsak tedavisiyle eklem semptomları düzelir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Hastada ülseratif kolit alevlenmesi (kanlı diyare) ile eş zamanlı gelişen asimetrik oligoartrit (diz ve ayak bileği) mevcuttur.
Bu tablo Tip 1 enteropatik periferik artrit ile uyumludur.
2
Eklem tutulumu ile bağırsak aktivitesi ilişkisini değerlendirme
Tip 1 artrit bağırsak aktivitesine bağımlıdır, Tip 2 artrit ve aksiyel tutulum ise bağımsızdır.
Ayırıcı tanı için tutulum tipi ile aktivite ilişkisinin bilinmesi gerekir.
3
En doğru ifadeyi seçme
Eklem bulgularının bağırsak hastalığı aktivitesi ile paralel seyrettiğini belirten seçenek seçilir.
Tip 1 enteropatik artrit, altta yatan barsak hastalığının aktif olduğu dönemlerde ortaya çıkar ve bağırsak tedavisiyle geriler.

Anahtar Kavram

İnflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) ilişkili periferik artrit tiplerinin ayrımı ve bağırsak aktivitesiyle olan ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

İBH ile ilişkili aksiyel tutulumun (sakroiliit/spondilit) bağırsak aktivitesinden bağımsız seyrettiğini ve HLA-B27 ilişkisinin periferik artrite göre çok daha yüksek olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 5 / 28Sonraki
Romatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 5 | Examkin