Romatoloji

547 soru

Soru 41Soru

Behçet hastalığı tanılı 2626 yaşında erkek hasta, sağ gözünde kanlanma ve 'uçuşan cisimler' görme şikayetiyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan oftalmolojik muayenesinde vitritte artış ve retinal venler boyunca inflamatuar kılıflanma (vaskülit) saptanıyor. Bu hastada görme keskinliğini korumak ve inflamasyonu kontrol altına almak için başlanması gereken en uygun ilk seçenek tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Azatioprin ve sistemik kortikosteroid

Cevap

Azatioprin ve sistemik kortikosteroid kombinasyonu
Behçet hastalığında görmeyi tehdit eden posterior üveit veya retinal vaskülit varlığında, inflamasyonu hızla baskılamak ve kalıcı görme kaybını önlemek amacıyla azatioprin ile sistemik kortikosteroid kombinasyonu standart ilk basamak tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada Behçet hastalığı zemininde gelişen 'uçuşan cisimler' ve 'retinal kılıflanma' bulguları posterior üveit ve retinal vaskülite işaret eder.
Doğru tedavi seçimi için tutulan organın ve tutulumun ciddiyetinin belirlenmesi gerekir.
2
Organa özgü tedavi kılavuzlarını uygula.
EULAR ve TUS literatürüne göre Behçet hastalığında posterior segment göz tutulumu major tutulum kabul edilir.
Major tutulumlar (göz, vasküler, MSS) agresif immünsüpresif tedavi gerektirir.
3
İlk seçenek ajanı belirle.
Azatioprin ve kortikosteroid kombinasyonu ilk seçenek olarak seçilir.
Azatioprin görme prognozunu iyileştirmede ve atak sıklığını azaltmada kanıtlanmış etkinliğe sahiptir.

Anahtar Kavram

Behçet hastalığında göz tutulumu tedavisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru

Ellerinde ve yüzünde oluşan döküntüler nedeniyle dermatoloji polikliniğine başvuran 44 yaşındaki kadın hastada heliotrop döküntü ve Gottron papülleri saptanıyor. Yapılan kas gücü muayenesi normal bulunuyor ve kreatin kinaz (CK) düzeyleri normal sınırlarda ölçülüyor. Ancak hasta takibinin 2. haftasında hızla gelişen solunum yetmezliği tablosu ile yoğun bakıma alınıyor. Toraks görüntülemesinde yaygın buzlu cam görünümü ve konsolidasyonlar (hızlı ilerleyen interstisyel akciğer hastalığı) tespit ediliyor.

Bu hastada, mevcut klinik tabloya neden olma olasılığı en yüksek olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-MDA5 (Anti-CADM-140)

Cevap

Anti-MDA5 (Anti-CADM-140) antikoru
Soruda tarif edilen vaka 'Klinik Olarak Amiyopatik Dermatomiyozit' (CADM) tablosudur. Hastada tipik dermatomiyozit cilt bulguları (Gottron, heliotrop) olmasına rağmen kas güçsüzlüğü ve enzim yüksekliği yoktur. Bu tablonun en karakteristik ve ölümcül özelliği Hızlı İlerleyen İnterstisyel Akciğer Hastalığıdır (RP-İAH). Anti-MDA5 (eski adıyla Anti-CADM-140) bu klinik tablo için en spesifik belirteçtir ve kötü prognozu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Heliotrop döküntü ve Gottron papülleri var (Dermatomiyozit cilt bulguları), ancak kas gücü ve CK normal (Amiyopatik).
Hastanın 'Klinik Olarak Amiyopatik Dermatomiyozit' (CADM) tablosunda olduğunu belirlemek için.
2
Komplikasyonu değerlendir
Hızla ilerleyen interstisyel akciğer hastalığı (RP-İAH) ve solunum yetmezliği gelişmiş.
Bu fenotipin en korkulan ve mortaliteyi belirleyen komplikasyonunu tanımak için.
3
Otoantikor ilişkilendirmesi yap
Amiyopatik dermatomiyozit ve RP-İAH kombinasyonu spesifik olarak Anti-MDA5 (Melanoma Differentiation-Associated gene 5) antikoru ile ilişkilidir.
Doğru tanıyı koymak için.

Anahtar Kavram

Anti-MDA5 antikoru, dermatomiyozitin kas tutulumunun az olduğu veya olmadığı (amiyopatik), ancak hızlı ilerleyen ve yüksek mortaliteye sahip interstisyel akciğer hastalığı (RP-İAH) ile seyreden fenotipi ile ilişkilidir.

İpuçları

1
Hastada tipik deri bulguları var ancak kas gücü normal (Amiyopatik).
2
Bu antikor, özellikle Asya popülasyonunda daha sık görülen, kas tutulumunun olmadığı ancak akciğerlerin hızla kötüleştiği bir tablo ile ilişkilidir.
3
Antikorun diğer adı Anti-CADM-140'tır (Clinically Amyopathic Dermatomyositis).

Daha Fazla Pratik

İmmün aracılı nekrotizan miyopatilerde (IMNM) görülen antikorları (Anti-SRP, Anti-HMGCR) ve klinik farklarını çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru

2828 yaşında bir kadın hasta; halsizlik, saç dökülmesi, yaygın eklem ağrısı ve bacaklarında şişlik şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde malar bölgede eritematöz raş, saçlı deride yer yer incelme (non-skatrisyel alopesi) ve 22 eklemde sinovit saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 3400/mm33400/mm^3, hemoglobin 10.2g/dL10.2 g/dL (direkt Coombs pozitif), trombosit sayısı 120.000/mm3120.000/mm^3 ve 2424 saatlik idrarda protein 1.2g1.2 g olarak bulunuyor. Yapılan böbrek biyopsisinde "Evre II lupus nefriti" rapor ediliyor. Serolojik testlerde ANA:1:640ANA: 1:640 (homojen), AntidsDNAAnti-dsDNA pozitif, AntiSmAnti-Sm pozitif, C3C3 ve C4C4 düzeyleri düşük saptanıyor.

Buna göre, bu hastanın 20192019 EULAR/ACR Sistemik Lupus Eritematozus sınıflandırma kriterlerine göre yapılan değerlendirmesinde, "en yüksek" puanın alındığı domain ve bu domainden alınan puan aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek tutulumu (Evre II nefrit, Proteinu¨riEvre\ II\ nefrit,\ Proteinüri) - 88 puan

Cevap

Böbrek tutulumu domaini, Evre II nefrit varlığı nedeniyle 88 puan ile en yüksek ağırlığa sahiptir.
Doğru yanıt olan seçenek, böbrek tutulumu domaininde Evre II nefrit için belirlenen 88 puanlık ağırlığın, hastadaki diğer tüm domain puanlarından (Malar raş 66, Sinovit 66, Antikorlar 66 vb.) daha yüksek olduğunu doğru şekilde tanımlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş kriterini kontrol et
ANA1:80ANA \geq 1:80 olmalıdır. Hastada 1:6401:640 pozitifliği ile giriş kriteri sağlanmıştır.
20192019 EULAR/ACR kriterleri için ANA pozitifliği zorunlu bir eşik değerdir.
2
Klinik domain puanlarını hesapla
Mukokutanöz: 66 (Malar raş > Alopesi), Musküloskeletal: 66 (Sinovit), Hematolojik: 44 (Anemi > Lökopeni), Renal: 88 (Evre II > Proteinüri).
Her domain içinde sadece en yüksek puanı olan kriter hesaba katılır.
3
İmmünolojik domain puanlarını hesapla
Kompleman: 44 (C3 ve C4 düşük), SLE Spesifik Antikorlar: 66 (Anti-dsDNA veya Anti-Sm).
Antikor ve kompleman domainlerinde de hiyerarşik puanlama geçerlidir.
4
Domain puanlarını karşılaştır
Sırasıyla 6,6,4,8,4,66, 6, 4, 8, 4, 6 puanları arasında en yüksek olan 88 puandır (Renal domain).
Soruda hastanın aldığı en yüksek tekil domain puanı sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

2019 EULAR/ACR SLE Sınıflandırma Kriterlerinde Domain İçi Hiyerarşi ve Puanlama Ağırlıkları

Daha Fazla Pratik

Lupus nefriti evrelerine göre tedavi yaklaşımları (MMF vs Siklofosfamid) konusunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 44Soru

7272 yaşında erkek hasta, sağ dizinde aniden başlayan şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde metabolik sendrom, NYHANYHA Sınıf IIIIII kalp yetersizliği ve evre 44 kronik böbrek yetmezliği (GFR:22GFR: 22 ml/dak) öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde sağ dizde efüzyon, ısı artışı ve hassasiyet saptanırken; her iki dirsekte tofüslerle uyumlu nodüller izleniyor. Eklem aspirasyonunda lökosit sayısı 45.000/mm345.000/mm^3 (%90\%90 PMN) saptanıyor ve polarize mikroskopide iğne şeklinde, negatif çift kırılımlı kristaller izleniyor. Serum ürik asit düzeyi 9.29.2 mg/dL olan ve son 33 aydır 100100 mg/gün allopurinol kullanan bu hastada, akut atağın tedavisi ve uzun dönem takibi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut dönemde intraartiküler metilprednizolon uygulanmalı; kronik dönemde allopurinol dozu hedef ürik asit <5< 5 mg/dL olacak şekilde kademeli olarak artırılmalıdır.

Cevap

Akut dönemde intraartiküler steroid uygulanması ve kronik dönemde allopurinol dozunun hedef ürik asit düzeyi 5 mg/dL'nin altına düşecek şekilde titre edilmesi.
Hastada monoartiküler tutulum mevcuttur. Eşlik eden kalp yetersizliği ve ileri evre böbrek yetmezliği; NSAİİ ve kolşisin kullanımını riskli hale getirir. Bu durumda intraartiküler steroid uygulaması hem en etkili hem de en güvenli yoldur. Kronik yönetimde ise, hastada tofüs varlığı nedeniyle ürik asit hedefi 5 mg/dL'nin altı olarak belirlenmeli ve allopurinol dozu böbrek fonksiyonlarına göre dikkatle titre edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Podagra, tofüsler, negatif çift kırılımlı iğne kristaller ve hiperürisemi ile 'Tofüslü Kronik Gut' tanısı kesinleşir.
Tanının netleştirilmesi tedavi stratejisini belirler.
2
Eşlik eden hastalıklar (komorbidite) analizi
Hastada Evre 4 KBY, Kalp Yetersizliği ve Metabolik Sendrom mevcuttur.
Bu durumlar NSAİİ ve yüksek doz kolşisin kullanımını kısıtlar.
3
Akut tedavi seçimi
Monoartrit olması ve sistemik kontrendikasyonlar nedeniyle intraartiküler steroid en uygun seçenektir.
Lokal tedavi sistemik yan etkileri (sıvı retansiyonu, nefrotoksisite) önler.
4
Uzun dönem (kronik) tedavi hedefinin belirlenmesi
Tofüslü hastalarda ürat düşürücü tedavide (ÜDT) hedef serum ürik asit düzeyi < 5 mg/dL'dir.
Tofüslerin rezolüsyonu için daha düşük ürik asit düzeyleri gereklidir.

Anahtar Kavram

Komorbiditesi olan gut hastalarında akut ve kronik yönetim stratejileri.

Alternatif Yöntem

Eğer eklem tutulumu poliartiküler olsaydı ve sistemik steroid kullanımı riskli bulunsaydı, IL-1 inhibitörleri (Anakinra) bir alternatif olarak değerlendirilebilirdi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 45Soru

3232 yaşında erkek hasta, çocukluğundan beri tekrarlayan ateş, karın ağrısı ve kas ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Ataklarının genellikle 22 hafta sürdüğünü, bu sırada göz kapaklarında şişlik (periorbital ödem) geliştiğini ve kas ağrısının bir bölgeden diğerine yer değiştirdiğini belirtiyor. Benzer şikayetlerin babasında da olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede karın hassasiyeti ve uyluk üzerinde eritemli, hassas bir plak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümör nekroz faktörü reseptörü ile ilişkili periyodik sendrom (TRAPS)

Cevap

Tümör nekroz faktörü reseptörü ile ilişkili periyodik sendrom (TRAPS)
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki klinik tabloyla tam uyumludur. TRAPS sendromunda ataklar genellikle 77 günden uzun sürer (ortalama 22 hafta). Hastada görülen periorbital ödem, gezici (migratory) myalji ve uyluk üzerindeki eritemli plaklar bu hastalık için patognomonik sayılabilecek kadar değerlidir. Ayrıca hastalığın otozomal dominant geçişli olması (babada benzer öykü) tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Atak süresini değerlendir
Atak süresinin 22 hafta olması, kısa süreli atakları olan FMF ve HIDS'i dışlar.
TRAPS atakları genellikle 131-3 hafta sürerken, FMF 131-3 gün, HIDS ise 464-6 gün sürer.
2
Klinik spesifik bulguları analiz et
Periorbital ödem ve gezici miyalji (migratory myalgia) saptandı.
Bu bulgular TRAPS sendromu için oldukça karakteristiktir ve ayırıcı tanıda önemli birer ipucudur.
3
Kalıtım paternini incele
Babadaki benzer öykü otozomal dominant (AD) geçişi düşündürür.
FMF ve HIDS otozomal resesif iken, TRAPS (TNFRSF1ATNFRSF1A mutasyonu) otozomal dominanttır.

Anahtar Kavram

Periyodik ateş sendromlarında atak süresi, spesifik klinik bulgular ve kalıtım şekli ayırıcı tanıda temeldir.

Daha Fazla Pratik

TRAPS sendromunda tedavide kullanılan biyolojik ajanların (Etanersept gibi) etki mekanizmasını ve neden kolşisinin bu hastalıkta etkisiz olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 46Soru

5656 yaşında erkek hasta, 1212 yıldır Romatoid Artrit (RARA) tanısıyla takip edilmektedir. Hastanın özgeçmişinde sigara kullanımı mevcut olup, fizik muayenesinde her iki dirsek ekstansör yüzeyinde ağrısız, sert subkütan nodüller saptanmıştır. Son 11 haftadır progresif nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuran hastanın akciğer grafisinde sağda plevral efüzyon izlenmiştir. Yapılan torasentez sonucunda plevral sıvının eksüda niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Bu hastanın plevral sıvı analizi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoz konsantrasyonunun 3030 mg/dL'nin altında olması

Cevap

Plevral sıvı glikoz konsantrasyonunun 3030 mg/dL'nin altında olması beklenen en olası bulgudur.
Romatoid artrit plevral efüzyonunda glikoz düzeyi karakteristiktir ve genellikle 3030 mg/dL'nin (hatta çoğu zaman 1010 mg/dL'nin) altındadır. Bu durum, plevradaki enflamasyon nedeniyle glikozun plevral boşluğa geçişinin bozulmasından kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Uzun süreli RA öyküsü olan erkek hastada subkütan nodüllerin varlığı, plevral efüzyon gibi ekstra-artiküler tutulum riskini artırır.
Romatoid plevral efüzyon erkeklerde, seropozitif (RF/Anti-CCP +) hastalarda ve nodüllü olgularda daha sıktır.
2
Eksüda karakterindeki plevral sıvının biyokimyasal özelliklerini analiz et.
RA efüzyonu; çok düşük glikoz, çok yüksek LDH (>700> 700 U/L), düşük pH (<7.20< 7.20) ve düşük kompleman ile karakterizedir.
Bu biyokimyasal profil, plevral dokudaki yoğun enflamasyon ve glikoz transportundaki bozukluk ile ilişkilidir.
3
Seçenekleri karakterize bulgularla karşılaştır.
Glikozun 3030 mg/dL'nin altında olması RA için tipiktir.
RA plevral sıvısı, glikozun en düşük olduğu (ampiyem ve malignite ile birlikte) plevral sıvı tiplerinden biridir.

Anahtar Kavram

Romatoid artrit plevral efüzyonu; düşük glikoz (<30< 30 mg/dL), düşük pH, yüksek LDH ve düşük kompleman düzeyleri ile karakterize bir eksüdadır.

Daha Fazla Pratik

RA ve SLE plevral efüzyonlarını glikoz ve kompleman düzeyleri üzerinden karşılaştıran bir tabloya göz atın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru

Sistemik lupus eritematozus (SLE) tanılı bir hastada, klinik seyir sırasında gelişen alevlenmeleri (aktivite artışını) saptamada ve özellikle renal tutulum riskini öngörmede en değerli laboratuvar bulgu kombinasyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AntidsDNAAnti-dsDNA titresi artışı ve kompleman (C3,C4C3, C4) düzeylerinde azalma

Cevap

Anti-dsDNA titresi artışı ve kompleman (C3, C4) düzeylerinde azalma kombinasyonu, SLE'de hastalık aktivitesini ve nefrit riskini gösteren en önemli laboratuvar bulgusudur.
Sistemik lupus eritematozus (SLE) seyrinde AntidsDNAAnti-dsDNA antikorları hem tanıda önemli bir kriterdir hem de titresi hastalık aktivitesiyle (özellikle lupus nefriti) doğru orantılı olarak değişir. Eş zamanlı olarak C3C3 ve C4C4 kompleman düzeylerinin azalması, sistemik inflamasyon ve immün komplekslerin tüketimini göstererek alevlenmeyi (flare) doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
SLE hastalık aktivitesi ile ilişkili laboratuvar parametrelerini analiz etmek.
Anti-dsDNA ve kompleman düzeylerinin aktiviteyi yansıttığı belirlendi.
SLE tanısında kullanılan her parametre aktivite takibinde başarılı değildir.
2
Renal tutulum (nefrit) ile korelasyon gösteren antikor tipini hatırlamak.
Anti-dsDNA'nın nefrit gelişimiyle en yakın ilişkili antikor olduğu saptandı.
Anti-dsDNA düzeyleri, glomerüllerdeki immün kompleks birikimiyle paralel seyreder.
3
Aktif dönemde kompleman sistemindeki değişikliği değerlendirmek.
Klasik yolak aktivasyonu sonucu C3 ve C4'ün tükendiği (azaldığı) anlaşıldı.
İmmün komplekslerin temizlenmesi ve doku hasarı sırasında kompleman proteinleri harcanır.

Anahtar Kavram

SLE'de hastalık aktivitesinin ve nefrit riskinin en önemli göstergeleri yüksek Anti-dsDNA ve düşük kompleman (hypocomplementemia) düzeyleridir.

İpuçları

1
Hangi otoantikorun titresi böbrek tutulumu olan hastalarda yükselir?
2
Aktif inflamasyon ve immün kompleks birikimi sırasında kompleman sistemi proteinlerine (C3, C4) ne olur?

Daha Fazla Pratik

Lupus nefritinde en sık görülen ve prognozu en kötü olan histopatolojik evreyi (Klas IV) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 48Soru

62 yaşında kadın hasta, her iki dizinde merdiven inip çıkarken artan ve dinlenmekle azalan ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde eklem hareketleri sırasında krepitasyon alınan hastada osteoartrit düşünülüyor. Bu hastanın diz radyografisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en az beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juksta-artiküler osteoporoz

Cevap

Juksta-artiküler osteoporoz osteoartritte beklenen bir radyolojik bulgu değildir.
Juksta-artiküler osteoporoz seçeneği yanlıştır çünkü bu bulgu osteoartritin aksine inflamatuar artritlerde (özellikle erken dönem Romatoid Artrit) görülür. Osteoartritte ise subkondral bölgede kemik yoğunluğunun arttığı skleroz tablosu izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hastada mekanik karakterli ağrı (hareketle artan, dinlenmekle azalan) ve krepitasyon olması dejeneratif bir süreç olan osteoartriti (OA) düşündürür.
Mekanik ağrı OA için en karakteristik semptomdur.
2
Osteoartritin radyolojik bulgularını hatırla.
Osteoartrit radyolojisinde dört temel bulgu vardır: Eklem aralığında daralma (asimetrik), osteofitler, subkondral skleroz ve subkondral kistler.
Bu bulgular kıkırdak kaybı ve kemiğin bu duruma adaptasyon sürecini yansıtır.
3
İnflamatuar artrit bulguları ile karşılaştır.
Juksta-artiküler osteoporoz ve marjinal erozyonlar, Romatoid Artrit gibi inflamatuar hastalıklarda görülür.
İnflamatuar sitokinler lokal kemik kaybına (osteoporoz) yol açarken, OA'da mekanik yüklenme kemik yapımını (skleroz) artırır.

Anahtar Kavram

Osteoartritin temel radyolojik bulguları subkondral skleroz, osteofitler, eklem aralığında daralma ve kistlerdir; juksta-artiküler osteoporoz ise inflamatuar artritlerin (örn. Romatoid Artrit) bir bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

Osteoartrit ile Romatoid Artrit arasındaki el eklemi tutulum farklarını (DIP vs MCP) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 49Soru

4646 yaşında kadın hasta; el bilekleri, 2.2. metakarpofalangeal (MKPMKP) ve 3.3. proksimal interfalangeal (PI˙FPİF) eklemlerinde 44 aydır devam eden simetrik ağrı ve şişlik şikayetiyle başvuruyor. Sabahları eklemlerindeki tutukluğun düzelmesi 22 saati bulmaktadır. Fizik muayenesinde distal interfalangeal (DI˙FDİF) eklemlerin korunmuş olduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde romatoid faktör (RFRF) ve Anti-CCP pozitif, eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) ise 55mm/saat55 mm/saat bulunuyor. Akciğer grafisinde her iki akciğer bazalinde retiküler dansite artışı izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve akciğer bulgularının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romatoid Artrit - İnterstisyel akciğer hastalığı

Cevap

Romatoid Artrit ve buna eşlik eden İnterstisyel Akciğer Hastalığı
Hastanın klinik tablosu (simetrik MKP/PİF tutulumu, >1>1 saat sabah tutukluğu, DİF eklemlerinin korunması) ve serolojisi (RFRF ve Anti-CCP pozitifliği) tipik Romatoid Artrit ile uyumludur. RA'da akciğer tutulumu sık görülür ve interstisyel akciğer hastalığı (özellikle UIP ve NSIP paternleri) genellikle akciğer bazallerinde retiküler gölgelenmelerle kendini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Simetrik küçük eklem artriti, uzun süreli sabah tutukluğu ve DİF eklemlerinin korunması
Bu patern inflamatuar bir artriti, özellikle de Romatoid Artrit'i (RA) düşündürür.
2
Laboratuvar ve serolojinin analizi
RF (+), Anti-CCP (+) ve yüksek ESH
Anti-CCP'nin yüksek özgüllüğü ve RF pozitifliği, 20102010 ACR/EULAR kriterlerine göre RA tanısını güçlü bir şekilde destekler.
3
Ekstra-artiküler bulguların yorumlanması
Akciğer bazallerinde retiküler dansite artışı
RA'nın en sık görülen ciddi akciğer komplikasyonu interstisyel akciğer hastalığıdır (İAH) ve genellikle bazal yerleşimlidir.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit tanısında simetrik küçük eklem tutulumu, seropozitiflik ve interstisyel akciğer hastalığı gibi ekstra-artiküler tutulumların birlikteliği.
Soru 50Soru

5252 yaşında kadın hasta, yaklaşık 1010 yıldır Romatoid Artrit (RARA) tanısıyla takip edilmektedir. El bileği ve metakarpofalangeal eklemlerinde deformiteleri olan hastanın sabah tutukluğu her gün 22 saatten fazla sürmektedir. Son birkaç aydır giderek artan ses kısıklığı, boğazda dolgunluk hissi ve yutma sırasında ağrı şikayetleri olan hastada fizik muayenede inspiratuar stridor saptanmıştır. Bu hastada larengeal semptomlara neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Krikoaritenoid eklem tutulumu

Cevap

Krikoaritenoid eklem tutulumu hastadaki inspiratuar stridor ve ses kısıklığının en olası nedenidir.
Krikoaritenoid eklem, larenks içerisinde yer alan ve vokal kordların hareketini sağlayan gerçek bir sinovyal eklemdir. Romatoid artrit, vücuttaki tüm sinovyal eklemleri tutabildiği gibi bu eklemi de tutarak sinovite ve ilerleyen dönemde ankilozuna neden olabilir. Bu durum vokal kordların abdüksiyonunu kısıtlayarak inspiratuar stridora, ses kısıklığına ve ciddi vakalarda akut solunum yetmezliğine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Uzun süreli RA öyküsü olan hastada üst solunum yolu obstrüksiyonu bulguları (stridor, ses kısıklığı) mevcut.
RA'nın larengeal tutulumları arasında en spesifik olanı belirlemek için.
2
Larengeal tutulum mekanizmalarını değerlendir
Krikoaritenoid eklem, larenkste bulunan sinovyal bir eklemdir ve RA sinovyal eklemleri hedef alan bir hastalıktır.
Anatomik ve patolojik korelasyon kurmak için.
3
Ayırıcı tanı yap
Stridor, vokal kordların hareket kısıtlılığını veya daralmayı işaret eder; bu durum krikoaritenoid eklem artriti ile uyumludur.
Diğer yumuşak doku veya sinirsel nedenleri dışlamak için.

Anahtar Kavram

Romatoid artrit, krikoaritenoid eklem gibi küçük sinovyal eklemleri tutarak larengeal semptomlara (ses kısıklığı, stridor) neden olabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 51Soru

5555 yaşında kadın hasta, 1515 yıldır primer Sjögren sendromu tanısıyla takip edilmektedir. Son 66 aydır bacaklarında tekrarlayan purpurik döküntüler, her iki el bileğinde ağrı ve belirgin halsizlik şikayetleri gelişiyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede palpabl purpura ve parotis bezlerinde bilateral ağrısız büyüme saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; kompleman C3C3 düzeyi normal sınırda, C4C4 düzeyi 44 mg/dL (N: 154515-45), Romatoid Faktör (RF) pozitif (128128 IU/mL) ve ANA 1:6401:640 granüler bulunuyor. Tam idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri ve her sahada 101210-12 eritrosit saptanıyor.

Bu hastada gelişen renal tutulumun en olası histopatolojik tanısı ve bu tabloya eşlik eden serolojik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membranoproliferatif glomerulonefrit - Tip 2 mikst kriyoglobulinemi

Cevap

Membranoproliferatif glomerulonefrit - Tip 2 mikst kriyoglobulinemi
Sjögren sendromlu bir hastada palpabl purpura, parotis büyümesi, düşük C4 ve RF pozitifliği gibi bulguların bir arada olması, mikst kriyoglobulinemi gelişimini ve buna bağlı sistemik vasküliti gösterir. Kriyoglobulinemik vaskülit böbreklerde en sık membranoproliferatif glomerulonefrit (MPGN) paternine yol açar. Bu tablo aynı zamanda hastada non-Hodgkin lenfoma gelişimi için en güçlü risk faktörlerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Kronik Sjögren sendromu zemininde gelişen palpabl purpura, artralji ve parotomegali varlığı ekstraglandüler (sistemik) bir tutuluma işaret eder.
Sjögren sendromu sadece ekzokrin bezlerle sınırlı kalmayıp sistemik vaskülit tablosuna ilerleyebilir.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Düşük C4 düzeyi ve yüksek RF pozitifliği, kriyoglobulinlerin (özellikle RF aktivitesi gösteren monoklonal IgM içeren Tip 2) varlığını düşündürür.
Kriyoglobulinemik vaskülit, klasik olarak 'erken kompleman' olan C4'ün belirgin düşüklüğü ile karakterizedir.
3
Renal tutulumun belirlenmesi
Hematüri ve proteinüri (aktif sediment), tübüler bir hasardan ziyade glomerüler bir hasarı (glomerulonefrit) gösterir.
Sjögren'de en sık böbrek bulgusu tübülointerstisyel nefrit olsa da, kriyoglobulinemi varlığında tipik lezyon membranoproliferatif glomerulonefrittir (MPGN).

Anahtar Kavram

Sjögren sendromunda kriyoglobulinemik vaskülit ve renal MPGN ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda lenfoma riskini artıran diğer belirteçleri (lokalize germinal merkezler, CD4 lenfopeni) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 52Soru

1414 yaşında kız çocuk; çocukluk çağından itibaren tekrarlayan, 232-3 gün süren ateş, karın ağrısı ve sağ dizde artrit şikayetleriyle getirilmiştir. Hastanın babasının 3838 yaşında kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girmeye başladığı bilinmektedir. Fizik muayenesinde akut batın bulguları saptanmamış, ancak benzer atakların yılda 454-5 kez tekrarlandığı öğrenilmiştir. Bu hastada klinik tablo ve aile öyküsü ile uyumlu olan en olası tanıyı doğrulamak amacıyla yapılan genetik incelemede, aşağıdaki mutasyonlardan hangisinin saptanması sekonder amiloidoz gelişimi açısından en yüksek riski taşır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MEFVMEFV geninde M694VM694V homozigot mutasyonu

Cevap

MEFVMEFV geninde M694VM694V homozigot mutasyonu saptanması, hastada amiloidoz gelişimi için en yüksek risk faktörüdür.
Ailevi Akdeniz Ateşi'nde (FMFFMF) hastalık seyri ve komplikasyon riski ile genetik mutasyonlar arasında güçlü bir ilişki vardır. MEFVMEFV geninde saptanan M694VM694V mutasyonu, özellikle homozigot durumda (M694V/M694VM694V/M694V), hastalığın daha erken yaşta başlamasına, daha şiddetli ataklara (artrit dahil) ve en önemlisi sekonder (AAAA tipi) amiloidoz gelişimi açısından en yüksek risk artışına yol açar. Bu hastada babanın genç yaşta böbrek yetmezliği olması da genetik riskin yüksek olduğuna dair önemli bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları ve atak süresini değerlendir.
Ateş, karın ağrısı ve monoartritin 232-3 gün sürmesi, Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısını ön plana çıkarır.
FMF atakları tipik olarak 131-3 gün sürer; TRAPS gibi diğer sendromlarda ataklar haftalarca sürebilir.
2
Aile öyküsünü analiz et.
Babanın genç yaşta böbrek yetmezliği yaşaması, ailede tedavi edilmemiş FMF'ye ikincil gelişen AA tipi amiloidoz varlığını düşündürür.
FMF'nin en ciddi komplikasyonu, kronik inflamasyonun birikimi sonucu oluşan amiloidozdur.
3
Genotip-fenotip korelasyonunu kur.
M694VM694V mutasyonunun homozigot olması, amiloidoz riskiyle en güçlü ilişkili genotiptir.
Çalışmalar, M694VM694V varyantının daha şiddetli inflamasyona ve kolşisin ihtiyacının daha yüksek olmasına neden olduğunu göstermektedir.

Anahtar Kavram

FMF'de genotip-fenotip ilişkisi ve M694VM694V mutasyonunun amiloidoz riski üzerindeki etkisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 53Soru

48 yaşında kadın hasta; 11 yıldır devam eden Raynaud fenomeni ve son 44 ayda ellerinden başlayıp kollarına, göğüs ön duvarına ve karın bölgesine hızla yayılan cilt sertleşmesi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede ciltte yaygın sertleşme, parmak uçlarında "pitting" skarları ve tendon sürtünme sesleri saptanıyor. Hastanın yapılan solunum fonksiyon testinde FVC %88\%88 ve DLCO %82\%82 (FVC/DLCO oranı: 1,071,07) olarak ölçülüyor. Takibi sırasında hastada ani gelişen şiddetli baş ağrısı ve görme bulanıklığı şikayeti gelişiyor; kan basıncı 195/115195/115 mmHg, serum kreatinin düzeyi 2,82,8 mg/dL (bazal: 0,80,8 mg/dL) ve idrar tetkikinde minimal proteinüri saptanıyor. Bu klinik tablo ile en güçlü ilişkisi olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-RNA polimeraz III

Cevap

Anti-RNA polimeraz III antikoru, diffüz sistemik sklerozda hızlı ilerleyen cilt tutulumu ve hayatı tehdit eden skleroderma renal krizi ile en güçlü ilişkiye sahip olan belirteçtir.
Hastada görülen gövde tutulumlu hızlı ilerleyen cilt sertleşmesi diffüz sistemik skleroz tanısını koydurur. Takipte gelişen ani hipertansiyon ve böbrek yetmezliği tablosu ise tipik bir Skleroderma Renal Krizi (SRC) sunumudur. Anti-RNA polimeraz III antikoru, bu krizin gelişimini öngören en spesifik belirteçtir ve aynı zamanda hızlı progresyon gösteren cilt tutulumu ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Cilt tutulum paternini analiz et.
Gövde ve proksimal ekstremite tutulumu mevcut.
Bu bulgular hastanın 'Diffüz Sistemik Skleroz' (dSSc) grubunda olduğunu gösterir.
2
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) yorumla.
FVC ve DLCO normal, FVC/DLCO oranı düşük (1,071,07).
Düşük oran (<1,6<1,6) interstisyel akciğer hastalığı (İAH) lehinedir ancak bu hastada değerler normal sınırlardadır; akciğer tutulumu henüz belirgin değildir.
3
Akut gelişen semptomları değerlendir.
Malign hipertansiyon (195/115195/115 mmHg) ve akut böbrek hasarı (kreatinin artışı).
Bu tablo, dSSc hastalarında görülen 'Skleroderma Renal Krizi' (SRC) için tipiktir.
4
Klinik tablo ile ilişkili spesifik antikoru belirle.
Anti-RNA polimeraz III.
Literatürde dSSc seyri sırasında SRC riskini en çok artıran antikor olarak bilinir.

Anahtar Kavram

Skleroderma Renal Krizi (SRC) ve Anti-RNA Polimeraz III İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Skleroderma renal krizi tedavisinde ACE inhibitörlerinin (örn. kaptopril) profilaktik değil, kriz anında tedavi edici olarak kullanıldığını ve renal fonksiyonlar bozuk olsa dahi kesilmemesi gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru

1919 yaşında erkek hasta, bebeklik döneminden itibaren yaklaşık her ay tekrarlayan, 464-6 gün süren ateş atakları şikayetiyle başvuruyor. Ataklara her seferinde ağrılı servikal lenfadenopati, karın ağrısı ve ishalin eşlik ettiği; ayrıca çocukluk dönemindeki rutin aşılamalardan sonra bu atakların tetiklendiği belirtiliyor. Fizik muayenede splenomegali ve gövdede makülopapüler döküntüler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde atak sırasında belirgin akut faz yanıtı saptanırken, serum IgDIgD düzeyi 160 IU/mL160 \text{ IU/mL} (N: <100<100) olarak bulunuyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla öncelikle araştırılması gereken genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MVKMVK gen analizi

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları temelinde tanıyı kesinleştirmek için MVKMVK gen analizi yapılmalıdır.
Doğru seçenek olan MVKMVK gen analizi, hastada görülen servikal lenfadenopati, aşı tetiklemesi ve yüksek IgDIgD düzeyi ile karakterize olan Hiper-IgD Sendromu (HIDS) tanısını doğrulamak için kullanılan altın standart testtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Bebeklikten itibaren süregelen 464-6 günlük ateş atakları, ağrılı servikal lenfadenopati ve aşılamalarla tetiklenme öyküsü belirlendi.
Bu bulgular Hiper-IgD Sendromu (HIDS) için patognomonik sayılabilecek özelliklerdir.
2
Laboratuvar verilerini analiz et.
Serum IgDIgD düzeyinin >100 IU/mL>100 \text{ IU/mL} olması tanıyı destekler.
HIDS tanısında IgDIgD yüksekliği önemli bir ipucudur, ancak kesin tanı için genetik veya biyokimyasal kanıt gerekir.
3
Tanısal testi belirle.
Mevalonat kinaz enzimini kodlayan MVKMVK geninde mutasyon saptanması tanı koydurucudur.
HIDS/Mevalonat Kinaz Eksikliği otozomal resesif geçişli bir hastalıktır ve kesin tanı genetik analizle konur.

Anahtar Kavram

Hiper-IgD Sendromu (Mevalonat Kinaz Eksikliği), erken yaşta başlayan, servikal lenfadenopatinin eşlik ettiği ateş atakları ve aşı ile tetiklenme özelliği ile diğer periyodik ateş sendromlarından ayrılır.

Alternatif Yöntem

Genetik teste ulaşılamayan durumlarda, atak sırasında idrarda mevalonik asit düzeyindeki belirgin artış da tanıyı biyokimyasal olarak desteklemek için kullanılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 55Soru

El parmaklarında yaklaşık 33 yıldır süregelen ağrı ve şekil bozukluğu şikayeti olan 7070 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde; distal interfalangeal (DİF) eklemlerde kemiksi sert şişlikler ve bu eklemlerde hafif radyal deviyasyon saptanmıştır. Metakarpofalangeal (MKF) ve el bileği eklemleri muayenede normal bulunmuştur. Bu hastanın tanısı ve klinik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laboratuvar incelemesinde sedimentasyonun belirgin yüksekliği ve Anti-CCP pozitifliği tanıyı kesinleştiren bulgulardır.

Cevap

Laboratuvar incelemesinde sedimentasyonun belirgin yüksekliği ve Anti-CCP pozitifliği saptanması beklenen bir bulgu değildir.
Laboratuvar incelemesinde sedimentasyonun belirgin yüksekliği ve Anti-CCP pozitifliği ifadesi yanlıştır çünkü osteoartrit inflamatuar karakterde olmayan, seronegatif bir hastalıktır. Anti-CCP pozitifliği romatoid artrit için oldukça spesifik bir bulgu olup osteoartrit tanısında beklenmez. Ayrıca osteoartritte sedimentasyon ve CRP gibi belirteçlerin genellikle normal sınırlarda kalması veya yaşa uygun hafif yükseklik göstermesi beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Mekanik karakterli ağrı, DİF tutulumu ve MKF eklemlerinin korunması öncelikle Nodal Osteoartriti düşündürür.
Romatoid Artrit tipik olarak MKF ve el bileğini tutarken DİF eklemlerini korur.
2
Laboratuvar özelliklerini değerlendir.
Osteoartrit sistemik bir inflamatuar hastalık değildir, bu nedenle sedimentasyon normal beklenir.
Yüksek akut faz reaktanları ve otoantikor (Anti-CCP/RF) varlığı inflamatuar artritlere (RA gibi) işaret eder.
3
Radyolojik ve fizik muayene terminolojisini onayla.
Heberden nodülleri ve osteoartritin radyolojik bulguları vaka ile uyumludur.
DİF eklemindeki nodüllere Heberden, PİF eklemindekilere ise Bouchard nodülleri denir.

Anahtar Kavram

Osteoartrit ile Romatoid Artrit ayrımında eklem tutulum dağılımı ve laboratuvar parametrelerinin kullanımı.

Daha Fazla Pratik

Eroziv osteoartrit alt tipindeki 'martı kanadı' (gull-wing) radyolojik görünümü ve MKF tutulumunun sekonder OA (örn. Hemokromatozis) ayırıcı tanısındaki yerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 56Soru

72 yaşında kadın hasta, sağ dizinde ani başlayan şiddetli ağrı, kızarıklık ve şişlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde hipertansiyon ve primer hiperparatiroidi tanıları olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede sağ dizde belirgin ısı artışı, efüzyon ve hareket kısıtlılığı saptanıyor. Diz grafisinde menisküs trasesinde lineer radyoopak görünümler (kondrokalsinozis) izleniyor. Bu hastanın kesin tanısı için yapılan artrosentez sıvısının polarize ışık mikroskobundaki en olası görünümü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romboid şekilli, zayıf pozitif çift kırılma gösteren kristaller

Cevap

Romboid şekilli, zayıf pozitif çift kırılma gösteren kristaller
Hastanın ileri yaşta olması, diz gibi büyük bir eklemde akut artrit atağı yaşaması ve özellikle hiperparatiroidi öyküsünün bulunması Kalsiyum Pirofosfat Dihidrat (CPPD) hastalığını (Psödogut) düşündürür. Radyografide kondrokalsinozis görülmesi tanıyı kuvvetle destekler. CPPD hastalığının kesin tanısı sinovyal sıvıda romboid (küt uçlu, dikdörtgen veya eşkenar dörtgen) şekilli ve polarize ışıkta zayıf pozitif çift kırılma gösteren kristallerin görülmesiyle konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve risk faktörlerini analiz et.
İleri yaş, kadın hasta, akut monoartrit (diz tutulumu) ve hiperparatiroidi öyküsü.
Bu kombinasyon Psödogut (CPPD) için güçlü risk faktörleridir. Hiperparatiroidi, hemokromatozis ve hipomagnezemi CPPD ile ilişkili metabolik hastalıklardır.
2
Radyolojik bulguyu yorumla.
Kondrokalsinozis (kıkırdakta kalsifikasyon).
Kondrokalsinozis, kalsiyum pirofosfat kristallerinin birikimine işaret eder ve Psödogut tanısını destekler.
3
Tanısal test sonucunu belirle.
CPPD kristalleri: Romboid (dikdörtgen/eşkenar dörtgen) şekilli, zayıf pozitif çift kırılma.
Gut (MSU) kristalleri iğne şekilli ve negatif çift kırılma gösterirken, CPPD kristalleri romboid şekilli ve pozitif çift kırılma gösterir.

Anahtar Kavram

Psödogut (Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığı) tanısında klinik ipuçları (yaşlı hasta, diz tutulumu, hiperparatiroidi) ve karakteristik sinovyal sıvı bulgusu (romboid, pozitif çift kırılımlı kristaller) esastır.
Soru 57Soru

6464 yaşında kadın hasta, her iki dizinde merdiven inip çıkarken artan ağrı ve hareketle kısıtlılık şikayetiyle başvuruyor. Hastanın ağrısı dinlenmekle azalmakta, sabahları ise yaklaşık 1515 dakika süren bir eklem sertliği eşlik etmektedir. Fizik muayenede dizlerde krepitasyon ve hafif varus deformitesi saptanıyor; ısı artışı veya belirgin efüzyon izlenmiyor. Çekilen diz grafisinde eklem aralığında asimetrik daralma, marginal osteofitler ve subkondral skleroz saptanıyor. Hastanın tıbbi öyküsünde hipertansiyon ve kronik böbrek yetmezliği (kreatinin:1.8kreatinin: 1.8 mg/dlmg/dl, GFR:42GFR: 42 ml/dkml/dk) olduğu biliniyor.

Bu hasta için en uygun başlangıç farmakolojik tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parasetamol

Cevap

Kronik böbrek yetmezliği olan osteoartritli hastada en uygun başlangıç farmakolojik tedavisi parasetamoldür.
Hastanın klinik özellikleri (mekanik ağrı, kısa sabah tutukluğu) ve radyolojik bulguları (osteofit, skleroz) tipik bir osteoartrit tablosunu göstermektedir. Osteoartrit yönetiminde farmakolojik tedaviden önce kilo kontrolü ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerilse de, ilaç tedavisi başlanacağı zaman parasetamol en güvenli ve etkili başlangıç seçeneğidir. Özellikle bu hastada olduğu gibi kronik böbrek yetmezliği varlığında NSAİİ'lerden kaçınılması gerektiği için parasetamol kullanımı zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Hareketle artan ağrı, kısa süreli sabah tutukluğu (<30 dk), krepitasyon ve radyolojide osteofit/skleroz varlığı osteoartrit (OA) tanısını doğrular.
OA'da ağrı mekanik karakterdedir ve inflamatuar artritlerden farklı olarak sabah tutukluğu çok kısadır.
2
Hastanın ek hastalıklarını ve ilaç kontrendikasyonlarını gözden geçir.
Hastada GFR: 42 ml/dk olan bir kronik böbrek yetmezliği tablosu mevcuttur.
NSAİİ kullanımı böbrek yetmezliği olan hastalarda renal perfüzyonu bozarak akut alevlenmelere neden olabilir.
3
Tedavi rehberlerine göre en güvenli ajanı seç.
OA yönetiminde parasetamol, düşük yan etki profili nedeniyle ilk seçenek farmakolojik ajandır.
Parasetamol, böbrek fonksiyonları üzerinde NSAİİ'ler kadar olumsuz etki göstermez ve başlangıç tedavisi için uygundur.

Anahtar Kavram

Osteoartritte farmakolojik tedavi seçimi, hastanın komorbiditeleri (özellikle renal ve gastrointestinal riskler) göz önüne alınarak yapılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Osteoartritte cerrahi endikasyonları ve el osteoartritindeki Heberden/Bouchard nodüllerinin ayrımını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 58Soru

2727 yaşında erkek hasta, sağ dizde ağrılı şişlik ve sol ayak bileğinde ağrı şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden yaklaşık 33 hafta önce karın ağrısı ve ishalinin olduğu, bu şikayetlerinin kendiliğinden düzeldiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde sağ dizde efüzyon, sol ayak 22. parmağında tüm parmağı kapsayan şişlik (daktilit) ve her iki gözde konjonktival hiperemi saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde RFRF ve antiCCPanti-CCP negatif, CRPCRP ve ESRESR yüksekliği saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif artrit

Cevap

Reaktif artrit, tipik olarak bir enfeksiyonu takiben gelişen asimetrik oligoartrit ve ekstraartiküler bulgularla karakterize bir spondiloartropatidir.
Hastanın sunduğu asimetrik oligoartrit, daktilit (sosis parmak) ve konjonktivit bulgularına, geçirilmiş bir gastrointestinal enfeksiyon öyküsünün eşlik etmesi reaktif artrit (önceden Reiter sendromu olarak bilinirdi) için karakteristiktir. RF ve anti-CCP negatifliği bu durumun bir seronegatif spondiloartropati olduğunu destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Asimetrik artrit (diz ve ayak bileği), daktilit ve konjonktivit saptandı.
Bu bulgular seronegatif spondiloartropati (SpA) grubunu düşündürür.
2
Öykü ve tetikleyici faktörün sorgulanması
3 hafta önce geçirilmiş ishal öyküsü (gastrointestinal enfeksiyon) saptandı.
Reaktif artrit, genellikle GIS veya GÜS enfeksiyonlarından 1-4 hafta sonra ortaya çıkar.
3
Tanının doğrulanması
RF/Anti-CCP negatifliği ve inflamatuar göstergelerin yüksekliği Reaktif artrit tanısını destekler.
Hastada Reiter sendromu triadı (artrit, üretrit/ishal, konjonktivit) ve daktilit mevcuttur.

Anahtar Kavram

Reaktif artrit, HLA-B27 ilişkili spondiloartropatiler grubunda yer alan ve enfeksiyon sonrası gelişen steril bir artrittir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru

5454 yaşında kadın hasta, sistemik lupus eritematozus (SLE) tanısıyla azatiyoprin 100100 mgmg/gün ve prednizolon 55 mgmg/gün kullanmaktadır. Hastada gelişen sağ ayak başparmak eklemindeki (podagra) ağrı ve şişlik nedeniyle yapılan eklem aspirasyonunda; lökosit sayısı 25.000/mm325.000/mm^3 saptanmış ve polarize mikroskopta iğne şeklinde, kuvvetli negatif çift kırılımlı kristaller izlenmiştir. Bu tablo üzerine hastaya gut tanısıyla allopurinol 100100 mgmg/gün başlanmıştır. Tedavinin 1010. gününde hastada ateş, mukozal kanamalar ve halsizlik gelişmiştir. Yapılan tam kan sayımında; hemoglobin 8.28.2 g/dLg/dL, lökosit 1.100/mm31.100/mm^3 (mutlak nötrofil sayısı 350/mm3350/mm^3) ve trombosit 42.000/mm342.000/mm^3 saptanmıştır.

Bu hastada gelişen hematolojik tablonun patogenezinden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Allopurinolün ksantin oksidazı inhibe ederek 6-merkaptopürinin inaktif metabolitlere dönüşümünü engellemesi

Cevap

Hematolojik tablonun nedeni, allopurinolün ksantin oksidazı inhibe ederek azatiyoprin metaboliti olan 6-merkaptopürinin inaktif metabolitlere (6-tiyoürik asit) dönüşümünü engellemesi ve metabolizmayı sitotoksik 6-tiyoguanin nükleotidlerine (6-TGN) doğru kaydırmasıdır.
Azatiyoprin, aktif metaboliti olan 6-merkaptopürine (6-MP) dönüştürülür. 6-MP'nin vücuttan atılması için temel yollardan biri ksantin oksidaz enzimi aracılığıyla inaktif 6-tiyoürik aside dönüştürülmesidir. Allopurinol bu enzimi inhibe ettiğinde, 6-MP inaktif yolağa gidemez ve alternatif olan HGPRT yolağına saparak kemik iliği için yüksek derecede sitotoksik olan 6-tiyoguanin nükleotidlerinin (6-TGN) aşırı üretimine neden olur. Bu durum hastada derin pansitopeni ve febril nötropeniye yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz etme
Hastada podagra ve negatif çift kırılımlı kristallerle gut tanısı kesinleşmiş; SLE nedeniyle azatiyoprin kullandığı belirlenmiştir.
Azatiyoprin ve allopurinol kullanımı olan hastalarda ciddi pansitopeni gelişmesi, klasik bir ilaç etkileşimini düşündürür.
2
Azatiyoprin metabolizmasını değerlendirme
Azatiyoprin \rightarrow 6-Merkaptopürin (6-MP). 6-MP ise ksantin oksidaz (XO) yoluyla inaktif hale getirilir veya TPMT/HGPRT yollarıyla metabolize edilir.
İlaç etkileşiminin hangi aşamada gerçekleştiğini anlamak için metabolik yolakların bilinmesi gerekir.
3
Allopurinol etkisini entegre etme
Allopurinol bir XO inhibitörüdür. XO bloke olunca 6-MP yıkılamaz ve HGPRT yolağına aşırı yük biner; sonuçta kemik iliği için toksik olan 6-TGN metabolitleri birikir.
Bu etkileşim sonucunda azatiyoprin dozu %75 oranında azaltılmadığı sürece fatal pansitopeni riski oluşur.

Anahtar Kavram

Azatiyoprin ve Allopurinol arasındaki ksantin oksidaz (XO) aracılı fatal etkileşim ve pansitopeni riski.

İpuçları

1
Azatiyoprin ve gut ilacı olan bir XO inhibitörü arasındaki ölümcül farmakolojik etkileşimi hatırlayın.
2
6-merkaptopürinin hangi enzimle inaktif hale getirildiğini ve allopurinolün bu enzime ne yaptığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Allopurinol yerine hangi ürat düşürücü ilaçların azatiyoprin ile benzer bir etkileşime girebileceğini (örneğin Febuksostat) araştırın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 60Soru

2121 yaşında kadın hasta, çocukluğundan beri ayda yaklaşık bir kez tekrarlayan, 4848 saat süren ateş ve karın ağrısı atakları ile takip edilmektedir. Son atağı sırasında fizik muayenede sol dizinde şişlik, sıcaklık ve hareket kısıtlılığı saptanıyor. Eklem aspirasyonunda steril inflamatuar sıvı saptanan hastada Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) düşünülüyor. Bu hastalığın klinik özellikleri ve seyri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atakların süresinin genellikle 121-2 hafta arasında olması beklenen bir klinik özelliktir.

Cevap

Atakların süresinin genellikle 1-2 hafta arasında olması beklenen bir klinik özellik değildir; FMF atakları kısa sürelidir (1-3 gün).
Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) atakları tipik olarak 11 ile 33 gün (247224-72 saat) arasında sürer. Atakların 11 haftadan uzun, hatta 22 haftaya kadar sürmesi Tümör Nekroz Faktör Reseptör İlişkili Periyodik Sendrom (TRAPS) hastalığı için tipik bir özelliktir. Bu nedenle atak süresinin 121-2 hafta olduğunu belirten ifade FMF için yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Hasta genç yaşta, tekrarlayan kısa süreli (48 saat) ateş ve peritonit (karın ağrısı) ataklarına sahiptir; ek olarak steril monoartrit mevcuttur. Bu bulgular tipik FMF tablosudur.
Ayırıcı tanı yapabilmek için semptomların süresi ve karakteri belirlenmelidir.
2
Atak sürelerinin karşılaştırılması
FMF atakları 1-3 gün sürerken, soruda yanlış seçenek olarak sunulan 1-2 hafta süreli ataklar TRAPS (TNF Reseptör İlişkili Periyodik Sendrom) için tipiktir.
Otoinflamatuar hastalıkların ayırıcı tanısında atak süresi en belirleyici kriterdir.
3
Hastalık prognozu ve tedavinin değerlendirilmesi
FMF'de M694V mutasyonunun ağırlığı, kolşisinin amiloidozu önlemedeki rolü ve artritin karakteri doğrulanmıştır.
Yanlış olan seçeneğin diğer doğru klinik bilgilerle teyit edilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

FMF ile diğer otoinflamatuar hastalıkların (özellikle TRAPS) klinik süre ve genetik özellikler bazında ayırıcı tanısı.

İpuçları

1
Otoinflamatuar hastalıkları birbirinden ayıran en önemli özelliklerden biri atakların ne kadar sürdüğüdür.
2
FMF'de karın ağrısı ve ateş genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden düzelir. Daha uzun süren ataklar TRAPS'ı düşündürür.

Daha Fazla Pratik

TRAPS ve HIDS (Mevalonat Kinaz Eksikliği) hastalıklarının atak sürelerini ve karakteristik deri/lenf nodu bulgularını FMF ile karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 3 / 28Sonraki
Romatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin