Mikoloji

596 soru

Soru 1Soru

Akut miyeloid lösemi tanısıyla izlenen ve indüksiyon kemoterapisi sonrası 1515 gündür ağır nötropenisi (ANS<100/μLANS < 100/\mu L) devam eden bir hastada; ateş, öksürük ve hemoptizi gelişmiştir. Toraks BT'de nodüler infiltrat çevresinde "halo belirtisi" (halo sign) izlenmiştir. Bu tabloya neden olan etkenin patogenezi ve konak savunması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etkenin oluşturduğu hifler vasküler invazyon yeteneğine sahiptir; BT'de görülen 'halo belirtisi' hiflerin neden olduğu infarkt çevresindeki hemorajiyi yansıtır.

Cevap

Etkenin oluşturduğu hifler vasküler invazyon yeteneğine sahiptir; BT'de görülen 'halo belirtisi' hiflerin neden olduğu infarkt çevresindeki hemorajiyi yansıtır.
Aspergillus hifleri damar duvarına invazyon yaparak tromboz, infarkt ve kanamaya yol açar. Bilgisayarlı tomografide izlenen 'halo belirtisi', merkezi bir infarkt alanını (nodül) çevreleyen hemoraji alanını (buzlu cam) temsil eder. Bu durum özellikle nötropenik hastalarda invaziv aspergillozun erken bir bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Ağır nötropenik bir hastada ateş, hemoptizi ve BT'de halo belirtisi varlığı İnvaziv Pulmoner Aspergilloz (İPA) tablosuna işaret eder.
Nötropeni, Aspergillus türleri için en önemli risk faktörüdür ve halo belirtisi bu grup için karakteristiktir.
2
Patogenezi analiz et
Aspergillus hifleri doku içinde büyürken damar duvarlarını istila eder (anjiyoinvazyon).
Anjiyoinvazyon, doku infarktı ve çevresel hemorajiye (kanama) neden olur; bu da radyolojik olarak nodül çevresindeki buzlu cam manzarasına (halo belirtisi) yol açar.
3
Konak savunma mekanizmalarını ayırt et
Alveoler makrofajlar inhale edilen konidiaları (sporları) temizlerken, nötrofiller dokuya sızan hifleri öldürür.
Nötropenik hastalarda makrofajlar konidiaları tam temizleyemezse, hifler gelişir ve nötrofil olmadığı için dokuyu istila eder.

Anahtar Kavram

İnvaziv Pulmoner Aspergilloz patogenezinde hiflerin anjiyoinvaziv özelliği ve nötropeninin rolü.

Daha Fazla Pratik

İnvaziv aspergillozlu bir hastada nötropeni düzelirken ortaya çıkan 'hava-hilal belirtisi' (air-crescent sign) ile halo belirtisi arasındaki farkı inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

Nötropenik bir hastada; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı şikayetleri sonrası serum galaktomannan testi pozitif bulunmuştur. Akciğer biyopsisinin mikroskobik incelemesinde septalı ve yaklaşık 4545^\circ açı yaparak dikotom dallanan hifler görülmüştür. Kültürde tarçın rengi (cinnamon-brown) koloniler oluşturan bu etkenin amfoterisin B tedavisine doğal dirençli olduğu bilinmektedir.

Bu klinik tabloya neden olan en olası Aspergillus türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aspergillus terreus

Cevap

Tarçın rengi koloniler oluşturan ve amfoterisin B'ye doğal dirençli olan Aspergillus türü Aspergillus terreus'tur.
Vakadaki hasta nötropenik bir immünsupresif hastadır ve invaziv aspergillozis bulguları (galaktomannan pozitifliği, septalı hifler) göstermektedir. Kültürde saptanan 'tarçın rengi' (cinnamon-brown) koloni morfolojisi ve uygulanan amfoterisin B tedavisine yanıt alınamaması (doğal direnç), etkenin Aspergillus terreus olduğunu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve morfolojinin değerlendirilmesi
Nötropenik hasta, pozitif galaktomannan ve septalı, dar açılı hifler varlığı 'İnvaziv Pulmoner Aspergillozis' tanısını koydurur.
Aspergillus türleri invaziv enfeksiyonlarda tipik olarak dar açıyla dallanan septalı hifler oluşturur.
2
Kültür ve direnç özelliklerinin analizi
Tarçın rengi koloni ve amfoterisin B direnci Aspergillus terreus için ayırt edici özelliklerdir.
Aspergillus türleri koloni renklerine göre (A. fumigatus-yeşil, A. flavus-sarı/yeşil, A. niger-siyah) birbirinden ayrılabilir.

Anahtar Kavram

Aspergillus terreus, amfoterisin B'ye doğal (intrinsik) direnci ve tarçın rengi kolonileri ile diğer aspergillus türlerinden ayrılır.
Tahmini Süre:50s
Soru 3Soru

Güney Amerika'da (Kolombiya) kahve plantasyonlarında çalışan 50 yaşındaki erkek hasta; ağız içinde ağrılı yaralar, ses kısıklığı, öksürük ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede orofarenks mukozasında granülomatöz karakterde ülsere lezyonlar saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral hiler lenfadenopati ve alt loblarda yamalı infiltrasyonlar izleniyor. Biyopsi materyalinin 37C37^{\circ}C’deki inkübasyonunda ve doku kesitlerinde; kalın duvarlı, merkezdeki ana hücreden çok sayıda tomurcuklanma gösteren "pilot dümeni" (mariner's wheel) görünümünde mayalar saptanıyor.

Bu etkenin 25C25^{\circ}C’deki üreme özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sabouraud dekstroz agarda (SDA) yavaş büyüyen, septalı hiflerden oluşan beyaz renkli küf kolonileri izlenir.

Cevap

Paracoccidioides brasiliensis termal dimorfik bir mantardır ve doğada (25C25^{\circ}C) septalı hiflerden oluşan beyaz küf kolonileri şeklinde ürer.
Vakada tanımlanan etken, Güney Amerika endemik bölgesi ve karakteristik "pilot dümeni" maya morfolojisi ile Paracoccidioides brasiliensis'tir. Bu mantar termal dimorfik bir etken olup, laboratuvar koşullarında 25C25^{\circ}C'de (veya doğada) septalı hifler içeren beyaz, yavaş büyüyen küf kolonileri oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka verilerini analiz et.
Güney Amerika (Kolombiya) maruziyeti, ağız içi mukozal ülserler ve lenfadenopati bulguları sistemik bir mikozu, özellikle Paracoccidioidomycosis'i düşündürür.
Paracoccidioides brasiliensis Latin Amerika'da endemiktir ve tipik olarak mukokutanöz lezyonlarla seyreder.
2
Morfolojik bulguyu tanımla.
"Pilot dümeni" (mariner's wheel) görünümü, P. brasiliensis'in doku ve 37C37^{\circ}C formuna özgü patognomonik bir bulgudur.
Ana hücreden çok sayıda dar tabanlı tomurcuklanma bu spesifik görüntüyü oluşturur.
3
Termal dimorfizm özelliğini uygula.
Etken dimorfik olduğu için 25C25^{\circ}C'de küf formunda üreyecektir.
Sistemik (endemik) mantarların ortak özelliği düşük sıcaklıkta (25C25^{\circ}C) küf, vücut sıcaklığında (37C37^{\circ}C) maya formunda olmalarıdır.

Anahtar Kavram

Paracoccidioides brasiliensis morfolojisi ve termal dimorfizm özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

Mantar hücre membranının yapısal bütünlüğü, sinyal iletim süreçleri ve hücre canlılığı için kritik öneme sahip olan sfingolipidlerin sentez basamakları, memeli hücrelerinden temel farklılıklar gösterir. Memeli hücrelerinde sfingomiyelin sentezi gerçekleşirken; mantarlar, inositol1fosfatinositol-1-fosfat biriminin seramid yapısına transfer edildiği özgün bir biyosentez yolağını kullanır. Bu özgün yolağın anahtar basamağını katalizleyen ve memeli hücrelerinde bulunmadığı için yüksek seçicilik potansiyeline sahip olan "inositolfosforilseramid (IPCIPC) sentaz" enzimini inhibe eden antifungal ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aureobasidin A

Cevap

Aureobasidin A, mantar hücrelerine özgü olan inositolfosforilseramid (IPCIPC) sentaz enzimini inhibe ederek sfingolipid biyosentezini bozar.
Aureobasidin A, mantar hücre membranında bulunan ve yapısal/sinyal iletimi görevleri olan karmaşık sfingolipidlerin sentezinde rol oynayan inositolfosforilseramid (IPCIPC) sentaz enzimini bloke eder. Bu enzim memeli hücrelerinde bulunmadığı için ilaç, mantar hücresine karşı yüksek seçicilik gösteren modern bir antifungal adayıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Mantar membranındaki özgün lipid yapılarını tanımla.
Mantarlar, memelilerden farklı olarak inositol içeren sfingolipidler (örneğin IPCIPC) sentezler.
Memelilerde sfingomiyelin bulunurken, mantarların membran stabilitesi için IPCIPC elzemdir.
2
Hedef enzimi ve bu enzimi inhibe eden spesifik ajanı belirle.
Aureobasidin A, IPCIPC sentaz enziminin güçlü bir inhibitörüdür.
Enzim memeli hücrelerinde bulunmadığı için Aureobasidin A seçici toksisite gösterir.

Anahtar Kavram

Fungal Sfingolipid Biyosentezi ve IPC Sentaz İnhibisyonu

Alternatif Yöntem

Mantarlardaki sfingolipid yolağını memelilerdeki sfingomiyelin yolağı ile karşılaştırarak inositol kullanımının sadece mantarlara özgü olduğunu hatırlamak, doğru ilaca ulaşmayı sağlar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

64 yaşında, temporal arterit tanısıyla 2 aydır 60 mg/gu¨n60 \text{ mg/gün} dozunda metilprednizolon tedavisi alan erkek hasta; giderek artan nefes darlığı, kuru öksürük ve düşük dereceli ateş şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde ince raller duyuluyor. Toraks BT'de yaygın bilateral buzlu cam dansiteleri saptanıyor. Bronkoalveoler lavaj (BALBAL) örneğinin Gomori Methenamine Silver (GMSGMS) boyamasında "çökmüş pinpon topu" görünümünde kistler izleniyor. Bu etkenin biyolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması nedeniyle amfoterisin B'ye doğal dirençlidir.

Cevap

Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması nedeniyle amfoterisin B'ye doğal dirençlidir.
Pneumocystis jirovecii'nin en ayırıcı biyolojik özelliklerinden biri hücre membranında diğer mantarlarda bulunan ergosterol yerine kolesterol (veya diğer fitosteroller) içermesidir. Amfoterisin B ve nistatin gibi poliyen antifungaller doğrudan membrana bağlanabilmek için ergosterole ihtiyaç duyar. Ergosterolün yokluğu, bu etkenin poliyenlere karşı doğal dirençli olmasına neden olur. Ayrıca, bu yapısal fark tedavide neden antifungaller yerine trimetoprim-sülfametoksazol (TMPSMXTMP-SMX) gibi ilaçların tercih edildiğini de açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et.
Yüksek doz steroid kullanımı, buzlu cam manzarası ve GMS boyasında çökmüş pinpon topu görünümü Pneumocystis jirovecii enfeksiyonunu (PJP) gösterir.
Hastanın immün baskılanmış durumu ve tipik radyolojik/mikroskobik bulgular etkeni tanımlamak için yeterlidir.
2
Etkenin biyokimyasal özelliklerini hatırla.
P. jirovecii'nin hücre membranında temel sterol olarak ergosterol değil, kolesterol bulunur.
Bu biyolojik fark, etkenin klasik antifungal ilaçlara verdiği yanıtı belirler.
3
Tedavi ve direnç mekanizmasını eşleştir.
Ergosterol eksikliği poliyen direncine yol açar; tedavide folik asit sentezini engelleyen TMP-SMX kullanılır.
Antifungal direnç mekanizması ve alternatif tedavi seçeneği etkenin bu özgün yapısına dayanır.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması ve bunun amfoterisin B direncindeki rolü.
Soru 6Soru

Amerika Birleşik Devletleri'nin Ohio ve Mississippi nehri vadilerinde yaşayan, mağara gezisi sonrası ateş ve nefes darlığı şikayetiyle başvuran bir hastanın akciğer biyopsisi incelenmiştir. Yapılan mikroskobik incelemede makrofajlar içerisinde çok sayıda küçük, oval maya hücreleri saptanmıştır. 25C25^{\circ}C'de küf, 37C37^{\circ}C'de maya formunda üreyen bu termal dimorfik etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Histoplasma capsulatum

Cevap

Histoplasma capsulatum
Histoplasma capsulatum, Ohio ve Mississippi nehir vadilerinde toprakta, özellikle kuş ve yarasa dışkısıyla zenginleşmiş alanlarda (mağaralar gibi) bulunur. İnsan vücuduna inhalasyon yoluyla girer ve 37C37^{\circ}C'de (doku formu) makrofajlar tarafından fagosite edilen küçük (24μm2-4 \mu m), oval maya hücrelerine dönüşür. Bu morfoloji ve klinik öykü tanı için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Epidemiyolojik verileri analiz et.
Ohio/Mississippi nehri vadisi ve mağara (yarasa/kuş dışkısı) maruziyeti saptanmıştır.
Bu bilgiler Histoplasma capsulatum için klasik maruziyet yollarıdır.
2
Doku morfolojisini değerlendir.
Makrofajlar içinde küçük, oval maya hücreleri görülmüştür.
Histoplasma capsulatum, mononükleer fagositer sistem hücreleri (makrofajlar) içinde yaşayan tek intrasellüler sistemik mantardır.
3
Termal dimorfizm özelliğini doğrula.
25C25^{\circ}C ortamda küf, 37C37^{\circ}C vücut ısısında maya formu.
Tüm sistemik (endemik) mikoz etkenleri gibi Histoplasma da termal dimorfizm gösterir.

Anahtar Kavram

Histoplasma capsulatum, mağara/yarasa dışkısı maruziyeti sonrası dokuda makrofaj içi küçük maya hücreleri oluşturan termal dimorfik bir mantardır.

Daha Fazla Pratik

Histoplasma capsulatum'un kemik iliği ve retiküloendotelyal sistem tutulumu yapan 'var. duboisii' formunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

1010 yaşında bir çocuk, sokakta bulduğu bir yavru kediyle oynamasından yaklaşık 22 hafta sonra boyun bölgesinde kaşıntılı, dairesel, kenarları eritemli ve veziküllü, merkezi ise iyileşme eğiliminde olan bir lezyon nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Lezyondan alınan deri kazıntısının Sabouraud dekstroz agar kültüründe; iğ şeklinde (fuziform), kalın ve pürtüklü çeperli, içerisinde 8128-12 adet hücre barındıran ve uç kısmı asimetrik olarak kıvrılmış (hooked apex) makrokonidiler saptanıyor. Bu tabloya neden olan mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wood lambası incelemesinde lezyonlu bölgede parlak yeşil floresan verir

Cevap

Klinik ve morfolojik özellikleri verilen etken Microsporum canis olup, Wood lambası incelemesinde parlak yeşil floresan vermesi tipiktir.
Klinik vakada tanımlanan zoofilik özellikler ve spesifik makrokonidi morfolojisi (fuziform, kalın çeper, 8128-12 hücre, kıvrık uç) Microsporum canis için patognomoniktir. Bu türün en önemli tanısal özelliklerinden biri Wood lambası ile bakıldığında enfekte deri ve saçlarda parlak yeşil floresan vermesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve lezyonun değerlendirilmesi
Çocuk hasta, kedi teması ve dairesel lezyon (tinea corporis) zoofilik bir dermatofit enfeksiyonunu düşündürür.
Dermatofitler kaynağına göre (antropofilik, zoofilik, jeofilik) farklı klinik şiddet ve bulaş yolları sergiler.
2
Kültür morfolojisinin analizi
İğ şeklinde, kalın/pürtüklü çeperli, çok hücreli (>6>6) ve ucu kıvrık (hooked apex) makrokonidiler Microsporum canis tanısını koydurur.
Dermatofitlerin cins ve tür düzeyinde ayrımı büyük oranda makrokonidilerin morfolojik özelliklerine dayanır.
3
Tanımlanan etkenin biyolojik özelliklerinin sorgulanması
Microsporum canis türü Wood lambasında yeşil floresan verir ve ektotriks saç tutulumu yapar.
Wood lambası, bazı Microsporum türlerinin tanısında kullanılan hızlı bir klinik araçtır.

Anahtar Kavram

Dermatofitlerin (özellikle Microsporum canis) morfolojik ve laboratuvar ayırıcı özellikleri.
Soru 8Soru

3535 yaşında bir çiçekçi, sağ elinde bir hafta önce başlayan ve iyileşmeyen küçük bir ülser şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde, el sırtındaki primer lezyondan ön kola doğru lenfanjitik bir hat boyunca uzanan, ağrısız subkutan nodüller saptanıyor. Lezyondan alınan örneğin 25C25^{\circ}C’deki kültüründe, ince hiflerin uçlarında papatya benzeri dizilim gösteren konidyumlar (daisy-like) izleniyor. Bu etkenin 37C37^{\circ}C’de veya zenginleştirilmiş besiyerinde oluşturması beklenen tipik morfolojik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Puro şeklinde maya hücreleri

Cevap

Puro şeklinde maya hücreleri
Sporothrix schenckii termal dimorfik bir mantardır. Oda sıcaklığında (25C25^{\circ}C) hifli yapı ve papatya benzeri dizilen konidyumlar oluştururken; vücut ısısında (37C37^{\circ}C) veya dokuda puro şeklinde (cigar-shaped) maya hücreleri oluşturması karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Çiçekçi (bahçıvan) öyküsü, travmatik inokülasyon ve lenfanjitik yayılım gösteren subkutan nodüller Sporotrikoz tablosunu işaret eder.
Sporothrix schenckii klasik olarak gül dikeni veya bitki travması sonrası lenfokutanöz yayılım yapar.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
25°C'de kültürde 'daisy-like' (papatya benzeri) konidyum dizilimi Sporothrix schenckii'nin küf formudur.
Bu mantar termal dimorfik bir mantardır.
3
37°C morfolojisini belirle
Etkenin 37°C veya vücut ısısındaki (maya) formu 'puro şeklinde' (cigar-shaped) pleomorfik maya hücreleridir.
Termal dimorfizmin bir parçası olarak mantar yüksek sıcaklıkta maya formuna dönüşür.

Anahtar Kavram

Sporothrix schenckii'nin termal dimorfizmi ve morfolojik özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Akut miyeloid lösemi tanısıyla kemoterapi alan ve nötropenik dönemde flukonazol profilaksisi uygulanan 6262 yaşındaki kadın hastada, profilaksiye rağmen 38.8C38.8^\circ C ateş saptanmıştır. Hastanın kan kültüründe maya mantarı üremesi saptanması üzerine yapılan laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki bulgular elde edilmiştir:

- Germ tüp testi: Negatif
- Mısır unu-Tween 80 agarda mikroskobik inceleme: Sadece küçük, oval tomurcuklanan maya hücreleri (blastokonidyum) gözlenmiş; psödohif veya klamidospor saptanmamıştır.
- 37C37^\circ C’de trehaloz asimilasyon testi: 3 saat3 \text{ saat} içinde pozitif.

Bu klinik ve laboratuvar bulguları birlikte değerlendirildiğinde, etken olması en muhtemel mikroorganizma ve bu türün özelliği aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candida glabrata – Flukonazole karşı duyarlılığı azdır ve sıklıkla doza bağımlı duyarlılık (SDD) kategorisinde değerlendirilir.

Cevap

Etken Candida glabrata olup, bu tür flukonazole karşı azalmış duyarlılık gösterir (SDD).
Vakada tanımlanan etken, mısır unu agarda psödohif oluşturmaması (sadece blastokonidyum görülmesi) ve hızlı trehaloz asimilasyonu (3 saat3 \text{ saat}) özellikleri ile kesin olarak Candida glabrata'dır. Bu tür, flukonazole karşı düşük duyarlılık göstermesi ve klinik olarak 'doza bağımlı duyarlılık' (SDD) kategorisinde kabul edilmesiyle bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Psödohif saptanmaması
Candida türleri arasında yaygın olan psödohif yapısının saptanmaması, sadece blastokonidyumların görülmesi Candida glabrata (eski adıyla Torulopsis glabrata) için patognomonik bir morfolojik özelliktir.
2
Biyokimyasal testin yorumlanması
Hızlı trehaloz pozitifliği
Candida glabrata, 37C37^\circ C'de trehalozu hızla (3 saat3 \text{ saat} içinde) fermente/asimilasyon etme yeteneğiyle diğer türlerden ayrılır.
3
Klinik direnç profilinin analizi
Flukonazol profilaksisi altında üreme
Candida glabrata, flukonazole karşı intrinsik veya kazanılmış direnç potansiyeli yüksek bir türdür ve SDD (doza bağımlı duyarlılık) kategorisindedir.

Anahtar Kavram

Candida glabrata'nın psödohif oluşturmaması ve hızlı trehaloz pozitifliği ile tanınması.
Soru 10Soru

5050 yaşında kadın hasta, son 33 haftadır devam eden baş ağrısı, denge kaybı ve hafif ateş şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden Sjögren sendromu tanısıyla uzun süredir yüksek doz metilprednizolon kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde ense sertliği ve bilateral papil ödemi saptanıyor. BOS incelemesinde; açılış basıncı 380mmH2O380 mmH_2O, glikoz 18mg/dL18 mg/dL, protein 160mg/dL160 mg/dL ve hücre sayısı 25/mm325/mm^3 (%90 lenfosit) olarak bulunuyor. BOS'un Çini mürekkebi preparatında tomurcuklanan, geniş kapsüllü maya hücreleri izleniyor. Bu etkenin kan-beyin bariyerini parasellüler (hücreler arası) yolla geçerek santral sinir sistemine invazyonunda anahtar rol oynayan mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üreaz aktivitesi sonucu oluşan amonyağın, endotel hücreleri arasındaki sıkı bağlantıların (tight junctions) bütünlüğünü bozması

Cevap

Üreaz aktivitesi sonucu oluşan amonyağın, endotel hücreleri arasındaki sıkı bağlantıların bütünlüğünü bozması
Doğru seçenek olan mekanizma, Cryptococcus neoformans'ın üreaz enzimi aracılığıyla üreyi karbondioksit ve amonyağa dönüştürmesine dayanır. Üretilen amonyak lokal pH değerini değiştirir ve endotel hücreleri arasındaki sıkı bağlantı (tight junction) proteinlerinin (ZO-1, okludin) organizasyonunu bozarak mayaların damar dışına, beyin dokusuna sızmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Sjögren sendromu ve steroid kullanımı olan hastada subakut menenjit bulguları mevcuttur.
Steroidler T-hücre fonksiyonunu baskılayarak Cryptococcus gibi fırsatçı mantarlara zemin hazırlar.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
BOS'ta yüksek basınç, düşük şeker ve Çini mürekkebi pozitifliği saptanmıştır.
Bu bulgular patognomonik olarak Cryptococcus neoformans menenjitini gösterir.
3
İnvazyon mekanizmasının analizi
Kriptokokların kan-beyin bariyerini geçişte kullandığı iki ana yol (Truva Atı ve Parasellüler geçiş) hatırlanmalıdır.
Soruda özellikle parahücresel (parasellüler) yolun moleküler temeli sorgulanmaktadır.
4
Üreaz enziminin rolünün belirlenmesi
Üreaz enzimi üreyi parçalayarak amonyak üretir ve bu da sıkı bağlantıları bozar.
Amonyak, endotel hücreleri arasındaki protein komplekslerini destabilize ederek mikroorganizmanın aradan geçmesine olanak sağlar.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans'ın kan-beyin bariyerini geçişinde üreaz enziminin ve amonyak üretiminin parasellüler etkisi.
Soru 11Soru

Mantarların biyokimyasal yapı taşları, hücre duvarı organizasyonu ve laboratuvar tanı yöntemleri arasındaki ilişki dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantar hücre duvarındaki kitin tabakası, Calcofluor White boyası ile non-spesifik hidrojen bağları kurarak floresan mikroskobunda parlak mavi-beyaz görünüm oluşturur; bu esnada uygulanan potasyum hidroksit (KOHKOH) ise keratinize dokuları eriterek mantar elemanlarının görünürlüğünü artırır.

Cevap

Mantar hücre duvarındaki kitin tabakasına bağlanan Calcofluor White floresan görünüm sağlarken, KOH keratinize dokuları eriterek bu yapıların fark edilmesini kolaylaştırır.
Doğru ifade, mantarların alkaliye dirençli hücre duvarı ile KOHKOH arasındaki ilişkiyi ve Calcofluor White boyasının kitin tabakasına bağlanma mekanizmasını doğru şekilde açıklamaktadır. Calcofluor White molekülleri, kitin mikrofibrilleri arasındaki hidrojen bağlarına yerleşerek floresan ışıma yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre duvarı bileşenlerini tanımla.
Mantarlarda kitin (NAGNAG polimeri), glukan ve mannan ana bileşenlerdir.
Tanı yöntemlerinin hangi moleküler hedefi kullandığını anlamak için gereklidir.
2
Boyama mekanizmalarını analiz et.
Calcofluor White, kitindeki β\beta-bağlarına hidrojen bağları ile tutunur.
Boyanın çalışma prensibini doğrulamak için.
3
KOHKOH preparatının fonksiyonunu değerlendir.
KOHKOH proteinleri ve keratinli yapıları eritir ama alkaliye dirençli olan mantar hücre duvarına dokunmaz.
Direkt bakıdaki kolaylaştırıcı rolünü anlamak için.
4
Çeldiricilerdeki kavram hatalarını (sıcaklık, şeker yapısı, negatif boyama) ele.
B, C, D ve E seçeneklerindeki teknik ve biyokimyasal yanlışlar elendi.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Mantar hücre duvarı kitin yapısı ve tanısal yöntemlerin (Calcofluor/KOH) etki mekanizması.
Soru 12Soru

HIV pozitif tanılı, CD4+ T lenfosit sayısı 140/mm3140/mm^3 olan 40 yaşındaki bir hasta; ateş, kuru öksürük ve giderek artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer tomografisinde bilateral yaygın buzlu cam opasiteleri saptanıyor. Bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin Gomori Methenamine Silver (GMS) boyamasında 'çökmüş pin-pong topu' görünümünde kist yapıları izleniyor. Bu enfeksiyon etkeni ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunur.

Cevap

Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması, Pneumocystis jirovecii'nin temel biyolojik özelliklerinden biridir.
Pneumocystis jirovecii, mantarlar dünyasında istisnai bir özelliğe sahiptir: Hücre membranında çoğu mantarda bulunan ergosterol yerine kolesterol bulunur. Bu biyolojik fark, etkenin amfoterisin B gibi ergosterol üzerinden etki eden klasik antifungallere dirençli olmasının temel sebebidir. Tedavide bu nedenle trimetoprim-sulfametoksazol (TMP-SMX) tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
HIV pozitifliği, düşük CD4 sayısı ve buzlu cam manzarası fırsatçı bir pnömoniyi düşündürür.
Pneumocystis pnömonisi (PCP), AIDS hastalarında en sık görülen fırsatçı enfeksiyonlardan biridir.
2
Tanısal morfolojinin analizi
GMS boyasında 'çökmüş pin-pong topu' görünümü P. jirovecii kistleri için patognomoniktir.
Gümüşleme boyaları kist duvarını siyah/kahverengi boyayarak tipik morfolojiyi ortaya çıkarır.
3
Biyolojik özelliklerin hatırlanması
Etkenin membranında ergosterol bulunmadığı, yerine kolesterol bulunduğu bilgisi seçilir.
Bu özellik etkenin antifungal duyarlılığını ve biyokimyasal sınıflandırmasını belirler.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii biyolojik özellikleri ve tanısal morfolojisi
Soru 13Soru

Bir trafik kazası sonrası açık bacak fraktürü ve ciddi yumuşak doku travması gelişen 3535 yaşındaki erkek hastada, yara yerinde hızla ilerleyen nekrotik bir enfeksiyon saptanmıştır. Hastanın bilinen bir immünsüpresif durumu veya diyabet öyküsü yoktur. Yara debridman materyalinin direkt mikroskobik incelemesinde geniş çaplı, nadir bölmeli (pauciseptatepauciseptate) hifler görülmüştür. Rutin fungal kültürlerde (SDA gibi) üreme saptanmayan bu izolatın sporülasyonunu indüklemek amacıyla besin yönünden fakir bir ortamda su kültürü (waterwater cultureculture) yöntemi uygulanmış ve mikroskobide belirgin, 'çan şeklinde' (bellshapedbell-shaped) apofiz yapısına sahip sporangiyumlar gözlenmiştir.

Bu hastada enfeksiyona neden olan en olası mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Apophysomyces variabilis

Cevap

Apophysomyces variabilis
Vakada tanımlanan immünkompetan hastadaki travmatik nekrotizan enfeksiyon, rutin kültürlerde spor oluşturmaması ve ancak su kültürü ile indüklendiğinde ortaya çıkan 'çan şeklinde' apofiz yapısı, Apophysomyces variabilis tanısı için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hasta immünkompetandır ve travma öyküsü vardır. Bu durum, klasik Mucorales etkenlerinden ziyade Apophysomyces veya Saksenaea gibi cinsleri akla getirmelidir.
Apophysomyces variabilis, sağlıklı bireylerde travmatik implantasyon sonucu nekrotizan fasiit benzeri tablolara en sık neden olan Mucorales üyesidir.
2
Laboratuvar yöntemini analiz et.
Rutin kültürlerde ürememe ve sporülasyon için 'su kültürü' (indüksiyon) gerekliliği saptanmıştır.
Apophysomyces ve Saksenaea türleri standart besiyerlerinde (SDA gibi) spor oluşturmazlar; sporülasyon için besin yönünden fakir (distile su içeren) ortamlar gereklidir.
3
Morfolojik ayırımı yap.
Çan şeklinde (bell-shaped) apofiz yapısı gözlenmiştir.
Bu morfolojik özellik Apophysomyces variabilis için patognomoniktir. Saksenaea ise şişe/erlenmayer benzeri sporangiyumları ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Apophysomyces variabilis; immünkompetan konaklarda travma sonrası enfeksiyon, rutin kültürde zor üreme ve çan şeklinde apofiz morfolojisi ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Mucorales üyeleri arasındaki rizoid yerleşimi (nodal/internodal) ve sporülasyon özelliklerini karşılaştıran tabloları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Mikrobiyoloji laboratuvarına menenjit şüphesiyle gönderilen bir beyin omurilik sıvısı (BOS) örneğinin direkt mikroskobik incelemesinde, maya hücrelerinin etrafındaki geniş ve belirgin kapsül yapısını göstermek amacıyla kullanılan negatif boyama yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çini mürekkebi preparatı

Cevap

Doğru cevap, kapsüllü maya hücrelerini göstermek için kullanılan negatif boyama yöntemi olan çini mürekkebi preparatıdır.
Çini mürekkebi yöntemi, mürekkep partiküllerinin mantar kapsülüne girememesi esasına dayanır. Karanlık bir zemin üzerinde maya hücrelerinin etrafında şeffaf ve parlak bir alan (halo) oluşması, kapsülün varlığını kanıtlar. Bu yöntem özellikle *Cryptococcus neoformans* tanısında hızlı ve etkili bir ön tanı aracıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik örnekteki (BOS) anahtar bulguyu tanımla.
Geniş kapsüllü maya hücrelerinin varlığı tespit edildi.
Bu bulgu özellikle *Cryptococcus* enfeksiyonları için karakteristiktir.
2
Kapsül gösteriminde kullanılan mikolojik tanı yöntemlerini hatırla.
Negatif boyama prensibi ile çalışan çini mürekkebi yöntemi belirlendi.
Negatif boyamada zemin boyanırken kapsül boyayı reddettiği için ışık mikroskobunda belirginleşir.

Anahtar Kavram

Mantar tanısında negatif boyama (Çini mürekkebi) ile kapsül gösterimi.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

6565 yaşında Kronik Lenfositik Lösemi (KLLKLL) tanısı ile fludarabine ve siklofosfamid tedavisi alan erkek hastada; subakut seyirli ateş, kuru öksürük ve efor dispnesi gelişiyor. Fizik muayenede takipne ve siyanoz saptanıyor, oskültasyonda minimal raller duyuluyor. Laboratuvarda serum Laktat Dehidrogenaz (LDHLDH) düzeyi belirgin yüksek (>500 U/L>500 \text{ U/L}) saptanıyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCTHRCT) bilateral perihiler dağılımlı "buzlu cam" manzarası izleniyor. Bronkoalveoler lavaj örneğinde Metenamin Gümüş (GMSGMS) boyama ile tanısı kesinleştirilen bu etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitoplazmik membranında ergosterol bulunmadığı için amfoterisin B ve azol grubu ilaçlar klinik olarak etkisizdir.

Cevap

Sitoplazmik membranında ergosterol bulunmadığı için amfoterisin B ve azol grubu ilaçlar klinik olarak etkisizdir.
Pneumocystis jirovecii, taksonomik olarak mantar sınıfında yer alsa da, hücre membran yapısı diğer mantarlardan farklıdır. Membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması, ergosterole bağlanan amfoterisin B ve ergosterol sentezini bozan azollerin bu etkene karşı etkisiz kalmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Fludarabine alan (T-hücre immünsüpresyonu), yüksek LDH, buzlu cam manzarası ve GMS pozitifliği olan hasta.
Bu bulgular tipik bir Pneumocystis jirovecii pnömonisi (PJP) tablosunu işaret eder.
2
Etkenin biyolojik özelliklerinin hatırlanması
P. jirovecii bir mantardır ancak klasik mantarlardan farklı olarak membranında ergosterol yerine kolesterol içerir.
Bu fark, etkenin antifungal ilaçlara olan yanıtını belirleyen en kritik özelliktir.
3
İlaç mekanizması ile eşleştirme
Poliyenler (Amfoterisin B) membrana doğrudan ergosterol üzerinden bağlanır, azoller ise ergosterol sentezini inhibe eder.
Ergosterol yokluğu, bu iki temel antifungal grubunun PJP tedavisinde neden yer almadığını açıklar.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması, poliyen ve azol grubu antifungallere doğal direnç nedenidir.

Daha Fazla Pratik

P. jirovecii tanısında kullanılan Gomori Metenamin Gümüş boyamasının diğer mantarlar (örn. Aspergillus) ile ayırıcı tanısındaki görünüm farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

Orta Amerika seyahati sırasında bir mağarayı ziyaret eden ve burada yoğun miktarda yarasa dışkısına maruz kalan 3232 yaşındaki erkek hasta; seyahatten iki hafta sonra ateş, titreme ve prodüktif olmayan öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Göğüs radyografisinde hiler lenfadenopati ve akciğer parankiminde küçük nodüler infiltratlar saptanıyor. Bronkoalveolar lavaj örneğinin Wright-Giemsa boyamasında makrofajlar içerisinde çok sayıda küçük, oval maya hücreleri gözleniyor. Bu hastadan izole edilen etkenin 25C25^\circ\text{C}'deki kültüründe görülmesi beklenen karakteristik morfolojik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberkülat (çıkıntılı) makrokonidyumlar

Cevap

Histoplasma capsulatum'un küf fazında (25C25^\circ\text{C}) tüberkülat makrokonidyumlar görülür.
Tüberkülat makrokonidyumlar, Histoplasma capsulatum'un 25C25^\circ\text{C} sıcaklıkta üretilen küf formuna has, kalın duvarlı ve parmaksı çıkıntılara sahip yapılardır. Vaka sunumundaki mağara maruziyeti ve makrofaj içi yerleşim etkenin Histoplasma olduğunu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Mağara maruziyeti, yarasa dışkısı ve makrofaj içi küçük mayalar Histoplasma capsulatum enfeksiyonunu (Histoplazmoz) işaret eder.
Histoplasma capsulatum, kuş ve yarasa dışkısı ile kirlenmiş topraklarda bulunan, hücre içi yerleşimi seven endemik bir mantardır.
2
Etkenin termal dimorfizm özelliğini hatırla
Etken dokuda ve 37C37^\circ\text{C}'de maya, doğada ve 25C25^\circ\text{C}'de küf formundadır.
Sistemik mikoz etkenlerinin çoğu termal dimorfiktir ve tanı için her iki fazın morfolojisi bilinmelidir.
3
25C25^\circ\text{C}'deki (küf fazı) morfolojik yapıları belirle
H. capsulatum küf fazında hifler üzerinde tüberkülat (çıkıntılı/dikenli) makrokonidyumlar oluşturur.
Bu yapı laboratuvarda tür düzeyinde tanı koydurucu en önemli mikroskobik bulgudur.

Anahtar Kavram

Histoplasma capsulatum, 25C25^\circ\text{C}'de (küf fazı) karakteristik tüberkülat makrokonidyumlar üretirken; 37C37^\circ\text{C}'de veya dokuda makrofajlar içinde küçük maya hücreleri şeklinde görülür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

Akut miyeloid lösemi (AML) tanısıyla indüksiyon kemoterapisi alan ve derin nötropenisi olan 52 yaşındaki erkek hasta, profilaktik vorikonazol tedavisi altındayken gelişen yüksek ateş ve öksürük şikayetleriyle değerlendiriliyor. Toraks tomografisinde sağ üst lobda kavitasyon gösteren yeni bir infiltrasyon izlenmesi üzerine yapılan bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin direkt mikroskobik incelemesinde; yaklaşık 1015 μm10-15\ \mu m çapında, septum içermeyen ve hif gövdesinden yaklaşık 9090^\circ açıyla dallanan geniş hif yapıları gözleniyor. Mantar kültüründe 48 saat içinde besiyeri kapağını zorlayan (lid-lifter) gri-beyaz pamuksu koloniler ürüyor. Mikroskobik incelemede ise sporangioforların ucunda şişkin bir vezikül ve bu vezikülün etrafında tek bir spor barındıran çok sayıda küçük sporangium (sporangiol) yapısı dikkati çekiyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, enfeksiyondan sorumlu olması en muhtemel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cunninghamella bertholletiae

Cevap

Cunninghamella bertholletiae
Cunninghamella bertholletiae, Mukorales takımı içinde yer alan fırsatçı bir patojendir. Soruda verilen 'geniş, bölmesiz hif' ve 'vorikonazol altında üreme' bulguları bizi Mukorales'e yönlendirir. Mikroskobik olarak sporangioforun ucunda bir vezikül ve bu veziküle tutunmuş, içinde tek bir spor barındıran küçük kesecikler (sporangiol) görülmesi bu cinse özgüdür. Özellikle nötropenik hastalarda invaziv akciğer enfeksiyonuna yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hif morfolojisinin değerlendirilmesi
Geniş, septasız ve dik açıyla dallanan hifler, etkenin bir Mukorales (Zygomycetes) üyesi olduğunu gösterir.
Mukorales üyeleri klasik olarak 9090^\circ dallanma ve bölmesiz yapı ile Aspergillus gibi septalı küflerden ayrılır.
2
Antifungal direnç profilinin yorumlanması
Vorikonazol profilaksisi altında gelişen 'breakthrough' enfeksiyon, mantarın vorikonazole doğal dirençli olduğunu (Mukorales özelliği) kanıtlar.
Vorikonazol Aspergillus'a etkiliyken Mukorales üyelerine karşı etkinliği yoktur.
3
Mikroskobik detayların analizi
Vezikül üzerinde yerleşmiş sporangiol yapıları, Cunninghamella cinsi için patognomonik bir bulgudur.
Diğer Mukorales üyeleri (Rhizopus, Mucor vb.) standart sporangium yapısı oluştururken, Cunninghamella özelleşmiş sporangioller oluşturur.

Anahtar Kavram

Cunninghamella bertholletiae, Mukorales takımı içinde vorikonazole dirençli, 'lid-lifter' tarzında hızlı üreyen ve vezikül üzerinde sporangiol yapısıyla karakterize bir fırsatçı küf mantarıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

Ekinokandin grubu antifungallerin (örneğin kaspofungin), *in vitro* duyarlılık testlerinde minimum inhibitör konsantrasyonun (MİK) çok üzerindeki seviyelerde mantar üremesini engelleyememesi durumu 'paradoksal etki' (Eagle etkisi) olarak tanımlanır. Bu fenomen, mantar hücresinin ilaç maruziyetine bağlı gelişen hücre duvarı stresine karşı verdiği adaptif bir yanıtın sonucudur.

Buna göre, ekinokandin maruziyeti sonrası 1,31,3-β\beta-D-glukan sentezinin azalmasıyla tetiklenen ve kitin sentezini yukarı regüle ederek hücre duvarı bütünlüğünü korumaya çalışan temel hücre içi sinyal iletim mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protein kinaz C (PKC) ve kalsinörin yolağı

Cevap

Ekinokandinlerin neden olduğu hücre duvarı stresine yanıt olarak aktive olan Protein kinaz C (PKC) ve kalsinörin yolağı, kitin sentezini artırarak paradoksal etkiye neden olur.
Doğru seçenekte belirtilen Protein kinaz C (PKC) ve kalsinörin yolağı, mantarlarda 'Hücre Duvarı Bütünlüğü' (Cell Wall Integrity - CWI) yolağının temel bileşenleridir. Ekinokandinler tarafından β\beta-glukan sentezi engellendiğinde, Rho1 sensörü bu stresi algılayarak PKC ve kalsinörin aktivasyonuna yol açar. Bu sinyaller kitin sentaz enzimlerinin aktivitesini ve üretimini artırarak hücre duvarını mekanik olarak güçlendirir, böylece mantar yüksek ilaç konsantrasyonlarında dahi hayatta kalabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekinokandinlerin temel etkisini belirle.
Ekinokandinler 1,31,3-β\beta-D-glukan sentaz enzimini inhibe ederek hücre duvarı yapısını bozar.
Paradoksal etkinin başlangıç noktasını anlamak için ilacın primer hedefini bilmek gerekir.
2
Hücrenin bu inhibisyona verdiği yanıtı analiz et.
Hücre duvarındaki glukan azalması bir 'stres' sinyali oluşturur ve Rho1 GTPaz proteinini aktive eder.
Mantarlar dış ortamdaki mekanik hasarları hücre içi sinyal yolaklarına aktaran sensörlere sahiptir.
3
Aktive olan sinyal yolaklarını tanımla.
Rho1 aktivasyonu Protein Kinaz C (PKC) kaskadını tetikler; eş zamanlı olarak sitozolik Ca2+Ca^{2+} artışı kalsinörin yolağını devreye sokar.
Hücre duvarı bütünlüğü PKC ve kalsinörin gibi korunmuş sinyal yolakları tarafından denetlenir.
4
Sinyal yolağının sonucunu belirle.
Bu yolaklar kitin sentaz genlerinin (özellikle CHS2 ve CHS8) ekspresyonunu artırarak hücre duvarındaki kitin miktarını yükseltir.
Artan kitin, azalan glukanın yerini alarak duvara mekanik destek sağlar ve ilaca rağmen büyüme (paradoksal etki) gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Ekinokandin paradoksal etkisi, PKC ve kalsinörin yolakları aracılığıyla düzenlenen kompansatuar kitin sentezi artışıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

5252 yaşında Granülomatoz Polianjitis (Wegener) tanısıyla takip edilen ve altı aydır siklofosfamid ile yüksek doz metilprednizolon tedavisi alan kadın hasta; giderek artan nefes darlığı, kuru öksürük ve düşük dereceli ateş şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde takipne ve bilateral bazallerde hafif raller saptanan hastanın bilgisayarlı tomografisinde yaygın buzlu cam dansiteleri izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası fungal etkenin amfoterisin B gibi poliyen grubu ilaçlara doğal dirençli olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması

Cevap

Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması
Pneumocystis jirovecii pnömonisi (PJP), özellikle hücresel bağışıklığı baskılanmış hastalarda (HIV+, steroid kullanımı vb.) görülen tipik bir tablodur. Bu mikroorganizma taksonomik olarak bir mantar olmasına rağmen, diğer mantarların aksine hücre membranında ergosterol bulundurmaz. Bunun yerine memeli hücrelerine benzer şekilde kolesterol içerir. Amfoterisin B ve azol grubu ilaçlar etki göstermek için ergosterole veya onun sentez basamaklarına ihtiyaç duyduğundan, bu etkene karşı doğal olarak dirençlidirler. Bu nedenle tedavide antifungaller yerine folat sentezini inhibe eden trimetoprim-sulfametoksazol (TMP-SMX) ilk seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
İmmünsüpresif tedavi alan hastada bilateral buzlu cam manzarası Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJP) düşündürür.
PJP, CD4 sayısı düşük veya yoğun steroid alan hastalarda tipik bir fırsatçı enfeksiyondur.
2
Etkenin biyokimyasal özelliklerini hatırla
Pneumocystis jirovecii bir mantardır ancak hücre membranında ergosterol yoktur.
Bu mikroorganizma fungal taksonomide yer alsa da membran yapısında kolesterol bulundurmasıyla istisnadır.
3
İlaç direnç mekanizmasını kur
Amfoterisin B membrana ergosterol üzerinden bağlanır; ergosterol yoksa ilaç etkisiz kalır.
Poliyen grubu antifungallerin etki mekanizması doğrudan ergosterol ile etkileşime dayanır.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin amfoterisin B'ye doğal dirençli olmasının nedeni, hücre membranında ergosterol yerine kolesterol içermesidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

Amerika Birleşik Devletleri'nin Büyük Göller (Great Lakes) bölgesinde yaşayan ve boş zamanlarında nehir kenarındaki çürümüş odunlarla uğraşan 4040 yaşındaki erkek hasta; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde nodüler infiltrasyonlar saptanıyor. Balgam örneğinin mikroskobik incelemesinde 1015μm10-15 \mu m çapında, hücre duvarı oldukça kalın, geniş tabanlı tomurcuklanma (broad-based budding) gösteren maya hücreleri gözleniyor. Bu enfeksiyona neden olan etkenin termal dimorfizmi ve konak içindeki yaşam stratejisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maya fazında (37C37^\circ C) sentezlenen α\alpha-(1,3)(1,3)-glukan, hücre duvarındaki β\beta-(1,3)(1,3)-glukanı maskeleyerek Dectin-1 reseptörleri tarafından tanınmayı ve inflamatuar yanıtı engeller.

Cevap

Maya fazında (37C37^\circ C) sentezlenen alfa-glukanın, beta-glukanı maskeleyerek immün tanınmayı engellemesi doğru ifadedir.
Blastomyces dermatitidis, maya fazına (37C37^\circ C) geçtiğinde hücre duvarı kompozisyonunu değiştirir. Alfa-(1,3)(1,3)-glukan miktarını artırarak, bağışıklık sistemi hücreleri (özellikle makrofajlar) üzerindeki Dectin-1 reseptörleri tarafından saptanan pro-inflamatuar β\beta-glukanları maskeler. Bu durum patojenin konak savunmasından kaçmasına olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki klinik ve morfolojik ipuçlarını analiz et.
Büyük Göller bölgesi, çürümüş odun maruziyeti ve "geniş tabanlı tomurcuklanma" (broad-based budding) Blastomyces dermatitidis'i işaret eder.
Blastomyces dermatitidis endemik bir dimorfik mantardır ve morfolojisi tanı için karakteristiktir.
2
Etkenin termal dimorfizm özelliklerini hatırla.
25C25^\circ C'de küf (septalı hif ve mikrokonidyum), 37C37^\circ C'de (dokuda) maya formundadır.
Sistemik mikozlar çevrede küf, dokuda maya (Coccidioides hariç) formunda bulunan dimorfik mantarlardır.
3
Maya fazındaki moleküler virülans mekanizmasını değerlendir.
Maya fazına geçişte alfa-1,3-glukan sentezi artar ve bu tabaka, konak hücrelerindeki Dectin-1 reseptörlerinin tanıdığı beta-glukanları örter.
Bu mekanizma, mantarın fagositozdan ve erken inflamatuar yanıttan kaçmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Blastomyces dermatitidis Virülansı ve Glukan Maskeleme

Daha Fazla Pratik

Dimorfik mantarların hücre duvarındaki glukan değişimleri ile virülans arasındaki ilişkiyi diğer türler (örneğin Histoplasma) için de inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 30Sonraki
Mikoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin