Hipersensitivite Reaksiyonları

56 soru

Soru 1Soru →

3434 yaşında bir erkek hasta, son bir haftadır devam eden nefes darlığı ve kanlı balgam çıkarma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral akciğer bazallerinde raller duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3.23.2 mg/dL (N: 0.6−1.20.6 - 1.2) olarak saptanıyor ve idrar mikroskopisinde eritrosit silindirleri gözleniyor. Renal biyopsinin immünfloresan incelemesinde glomerül bazal membranları (GBM) boyunca lineer (çizgisel) tarzda IgG ve C3 depozitleri saptanıyor. Bu hastadaki patolojik süreci başlatan ve doku hasarından sorumlu olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sabit doku antijenlerine bağlanan antikorların klasik yoldan komplemanı aktive etmesi ve oluşan anafilatoksinler (C3aC3a, C5aC5a) aracılığıyla nötrofillerin bölgeye çekilerek hasar oluşturması

Cevap

Sabit doku antijenlerine (Tip IV kollajen) bağlanan antikorların klasik yolu aktive ederek nötrofilleri bölgeye çekmesi ve doku hasarına yol açması.
Vakadaki klinik tablo (akciğer-böbrek sendromu) ve biyopsi bulgusu (lineer IgG) Goodpasture sendromu ile uyumludur. Bu tablo, Tip II hipersensitivite reaksiyonunun bir örneğidir. Burada antikorlar bazal membrandaki Tip IVIV kollajene bağlanır, klasik kompleman yolunu aktive eder ve nötrofiller aracılığıyla doku hasarını başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hemoptizi (akciğer) ve hematüri (böbrek) birlikteliği Goodpasture sendromunu düşündürür.
Bu sendromda antikorlar hem akciğer alveol hem de renal glomerül bazal membranlarına karşı gelişir.
2
İmmünfloresan bulgusunun yorumlanması
Lineer (çizgisel) IgG birikimi, antikorun bazal membrandaki sabit bir yapısal antijene karşı geliştiğini gösterir.
Granüler birikim Tip III (immün kompleks) iken, lineer birikim Tip II (sitotoksik) hipersensitivite için karakteristiktir.
3
Efektör mekanizmanın belirlenmesi
Antikor-antijen etkileşimi klasik kompleman yolunu aktive eder, C3aC3a ve C5aC5a gibi kemotaktik faktörler nötrofilleri bölgeye çeker.
Nötrofillerden salınan proteazlar ve reaktif oksijen radikalleri bazal membranda doku hasarına (glomerülonefrit) neden olur.

Anahtar Kavram

Tip II Hipersensitivite: Sabit Doku Antijenlerine Karşı Antikor Aracılı Hasar

Daha Fazla Pratik

İmmün kompleks aracılı (Tip III) glomerülonefritler ile Goodpasture (Tip II) arasındaki immünfloresan farklarını tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru →

Otuz iki yaşında kadın hasta; gün içinde giderek artan halsizlik, merdiven çıkarken zorlanma ve her iki göz kapağında düşme (pitozis) şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede yorulmakla belirginleşen kas güçsüzlüğü saptanıyor. Yapılan tetkiklerde nöromüsküler kavşaktaki asetilkolin reseptörlerine karşı gelişmiş otoantikorlar saptanıyor. Bu hastadaki patolojik süreçten sorumlu olan temel hipersensitivite mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip II hipersensitivite: Antikorların hücre yüzey reseptör fonksiyonunu engellemesi

Cevap

Myasthenia Gravis, antikorların hücre yüzey reseptörlerine bağlanarak fonksiyonu engellediği veya değiştirdiği bir Tip II hipersensitivite reaksiyonudur.
Doğru yanıt olan seçenek, Myasthenia Gravis'in fizyopatolojisini tam olarak yansıtmaktadır. Bu hastalıkta antikorlar, nöromüsküler kavşaktaki asetilkolin reseptörlerine bağlanarak asetilkolinin bağlanmasını fiziksel olarak engeller (blokaj) ve reseptörlerin endositoz ile yıkımını hızlandırır. Bu durum, antikor aracılı hücre disfonksiyonu olarak bilinen Tip II hipersensitivite alt grubuna girer.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Pitozis, gün içinde artan kas güçsüzlüğü ve nöromüsküler kavşağa yönelik bulgular Myasthenia Gravis (MG) tanısını düşündürür.
Soruda verilen semptomlar tipik bir MG vakasını tarif etmektedir.
2
Etiyolojik ajanı ve hedefi belirle
Hastalıkta temel patoloji, postsinaptik membrandaki asetilkolin reseptörlerine (AChR) karşı oluşan antikorlardır.
Antikorların hedefi hücre yüzeyindeki spesifik bir reseptördür.
3
Hipersensitivite tipini sınıflandır
Antikorların hücre yüzeyindeki antijenlere veya reseptörlere bağlanması Coombs ve Gell sınıflamasına göre Tip II hipersensitivite kapsamındadır.
Hücre yüzeyine bağlı antijene karşı antikor oluşumu Tip II reaksiyonların temel özelliğidir.

Anahtar Kavram

Tip II hipersensitivite sadece hücre yıkımı (sitotoksisite) ile değil, reseptör fonksiyonlarının uyarılması veya engellenmesi (hücre dışı disfonksiyon) şeklinde de ortaya çıkabilir.

Daha Fazla Pratik

Diğer Tip II reseptör hastalıklarından Graves hastalığını (stimülan tip) inceleyerek farkı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 3Soru →

3232 yaşında, Myasthenia Gravis tanısıyla takip edilen bir anneden doğan bebekte, doğumdan sonraki ilk saatlerde yaygın kas güçsüzlüğü, ptozis ve emme güçlüğü saptanıyor. Bebeğin klinik tablosunun, maternal antikorların yarı ömrü tamamlandığında düzelmesi beklenmektedir. Bu vakadaki patogenezden sorumlu olan temel immünopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre yüzey reseptörlerine karşı oluşan antikorların fonksiyonel değişikliğe yol açması

Cevap

Hücre yüzey reseptörlerine karşı oluşan antikorların fonksiyonel değişikliğe yol açması
Myasthenia Gravis, antikor aracılı (Tip II) bir hastalıktır. Neonatal dönemde anneden geçen IgG antikorları, nöromüsküler kavşaktaki asetilkolin reseptörlerini bloke ederek post-sinaptik iletimi bozar. Bu durum, antikorlar hedef hücreyi parçalamadığı için 'fonksiyonel değişiklik' kategorisine girer.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Bebekte ptozis ve hipotoni varlığı, annenin Myasthenia Gravis (MG) öyküsü ile birleştirildiğinde 'Neonatal Myasthenia Gravis' tanısı konur.
Anneden bebeğe plevradan geçen IgG yapısındaki otoantikorlar bu tabloya neden olur.
2
İmmünolojik mekanizmanın belirlenmesi
MG, Coombs ve Gell sınıflandırmasına göre Tip II hipersensitivite reaksiyonudur.
Antikorlar hücre yüzeyinde yer alan sabit bir antijene (Asetilkolin reseptörü) karşı gelişmiştir.
3
Alt mekanizmanın ayırt edilmesi
Antikorlar reseptörleri lize etmek yerine onların fonksiyonunu bloke eder.
Tip II reaksiyonlar sitotoksik (örn. hemolitik anemi) veya fonksiyon değiştirici (örn. MG, Graves) olabilir.

Anahtar Kavram

Tip II hipersensitivite reaksiyonlarında antikorlar sadece hücre yıkımına değil, reseptör fonksiyonlarında artışa (Graves) veya azalmaya (Myasthenia Gravis) da neden olabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru →

4242 yaşında erkek hasta, gut atağı nedeniyle allopurinol tedavisine başlanmasından 1818 gün sonra ateş, halsizlik ve gövdesinde yaygın ağrılı eritematöz maküllerle başvuruyor. Fizik muayenede ağız mukozasında erozyonlar ve vücut yüzeyinin yaklaşık %15\%15’inde epidermis ayrışması (Nikolsky belirtisi pozitif) saptanıyor. Biyopsi örneğinde keratinositlerde yaygın apoptoz ve epidermal nekroz izleniyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel immünopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD8+CD8^+ T lenfositlerin perforin, granzim ve Fas-FasL etkileşimi ile keratinosit apoptozunu indüklemesi

Cevap

SJS/TEN spektrumundaki epidermal hasardan sorumlu temel mekanizma, sitotoksik T hücrelerinin (CD8+CD8^+) keratinosit apoptozunu tetiklediği Tip IVc hipersensitivite reaksiyonudur.
Doğru seçenek, Stevens-Johnson Sendromu ve Toksik Epidermal Nekroliz patogenezini tam olarak açıklar. Bu klinik tablolarda, spesifik ilaç antijenlerini tanıyan sitotoksik T hücreleri (CD8+CD8^+), özellikle granülizin salınımı ve Fas-FasL etkileşimi üzerinden keratinositlerin yaygın apoptozuna ve dolayısıyla epidermisin dermisten ayrılmasına neden olur. Bu süreç Tip IVc hipersensitivite reaksiyonu olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka analizi
Allopurinol kullanımı sonrası ateş, mukoza tutulumu ve epidermal ayrışma (Nikolsky+Nikolsky+) olması SJS/TEN tanısını koydurur.
Klinik bulgular ilaç ilişkili ciddi kutanöz advers reaksiyonları (SCARs) işaret etmektedir.
2
Hipersensitivite tipini belirleme
Gecikmiş tip duyarlılık reaksiyonları içinde sitotoksik T hücre aracılı hasar Tip IVc olarak sınıflandırılır.
Coombs-Gell sınıflandırmasının modern alt tiplerine göre hücre ölümü odaklı süreçler Tip IVc alt grubuna girer.
3
Efektör molekülleri tanımlama
CD8+CD8^+ T hücreleri granülizin, perforin, granzim ve FasL kullanarak keratinosit nekrozuna yol açar.
Bu moleküller keratinositlerin programlı hücre ölümüne (apoptoz) gitmesindeki temel mediyatörlerdir.

Anahtar Kavram

Tip IVc Hipersensitivite ve SJS/TEN Patogenezi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru →

24 yaşında erkek hasta; bir haftadır devam eden yüksek ateş, yaygın ürtiker benzeri deri döküntüleri ve her iki diz ekleminde ağrı şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden, 10 gün önce bir enfeksiyon nedeniyle penisilin tedavisi başlandığı öğreniliyor. Fizik muayenede yaygın lenfadenopati ve eklemlerde hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kompleman (C3C3 ve C4C4) düzeylerinde belirgin düşüş ve hafif proteinüri saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan temel immünopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dolaşan çözünür antijen-antikor komplekslerinin damar duvarlarında depolanması ve kompleman aktivasyonu

Cevap

Dolaşan çözünür antijen-antikor komplekslerinin damar duvarlarında depolanması ve kompleman aktivasyonu
Hastada gelişen klinik tablo klasik bir 'Serum Hastalığı' örneğidir. Penisilin gibi ilaçlar hapten görevi görerek proteinlere bağlanır ve antijenik hale gelir. Maruziyetten yaklaşık 7-14 gün sonra, bu antijenlere karşı oluşan antikorlar (IgG veya IgM), kanda dolaşan çözünür immün kompleksler oluşturur. Bu kompleksler küçük damar duvarlarında depolanır, klasik yoldan kompleman sistemini aktive eder (C3C3 ve C4C4 düşüklüğünün nedeni budur) ve nötrofilleri bölgeye çekerek vaskülite ve doku hasarına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
İlaç (penisilin) kullanımından 7-10 gün sonra gelişen ateş, döküntü, artralji ve hipokomplemanemi (C3C3, C4C4 düşüklüğü) saptandı.
Bu bulgular klasik 'Serum Hastalığı' (Serum Sickness) tablosunu işaret eder.
2
Serum hastalığının immünopatolojik tipini belirle
Serum hastalığı, sistemik bir Tip III hipersensitivite reaksiyonudur.
Coombs ve Gell sınıflandırmasına göre, çözünür antijenlere karşı oluşan immün komplekslerin depolanması Tip III mekanizmasıdır.
3
Mekanizmayı tanımlayan seçeneği bul
Çözünür antijen-antikor komplekslerinin damar duvarına çökmesi ve kompleman tüketimi süreci doğrulandı.
Kompleman seviyelerindeki düşüş, immün komplekslerin kompleman sistemini sistemik olarak aktive ettiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Serum hastalığı, dolaşan çözünür immün komplekslerin dokularda (özellikle damar duvarları ve böbrek glomerülleri) birikmesiyle karakterize sistemik bir Tip III hipersensitivite reaksiyonudur.

İpuçları

1
İlaç kullanımından yaklaşık 10 gün sonra ateş, döküntü ve eklem ağrısı gelişmesine odaklanın.
2
Laboratuvarda saptanan kompleman (C3C3 ve C4C4) düşüklüğü, sistemik bir antijen-antikor etkileşimine işaret eder.
3
Bu tablo, çözünür immün komplekslerin damar duvarlarında depolandığı Tip III hipersensitivite reaksiyonudur.

Daha Fazla Pratik

Tip III reaksiyonlarının lokal formu olan Arthus reaksiyonu ile sistemik formu olan Serum Hastalığı arasındaki farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru →

Çarpıntı, ellerde titreme ve ekzoftalmi şikayetleri ile polikliniğe başvuran 4242 yaşındaki hastanın fizik muayenesinde diffüz guatr saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum TSHTSH düzeyi ölçülemeyecek kadar düşük (<0,01 mU/L<0,01\ mU/L), serbest T4T4 düzeyi ise anlamlı derecede yüksek bulunuyor. Bu hastada TSHTSH reseptörlerini uyararak aşırı tiroid hormonu sentezine yol açan antikorların neden olduğu hipersensitivite mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre yüzey reseptörlerine bağlanan özgül antikorların, hücre içi sinyal yollarını tetikleyerek hücre fonksiyonunu aktive etmesi

Cevap

Graves hastalığında temel mekanizma, antikorların TSH reseptörlerine bağlanarak hücre içi sinyal yollarını tetiklemesi ve hücre fonksiyonunu aktive etmesidir.
Graves hastalığı, Coombs ve Gell sınıflandırmasına göre Tip II hipersensitivite reaksiyonudur. Bu tabloda antikorlar, tiroid folikül hücrelerindeki TSHTSH reseptörlerine bağlanarak TSHTSH hormonunun etkisini taklit eder (agonistik etki) ve hücreyi sürekli uyararak aşırı hormon sentezine neden olur. Bu durum 'antikor aracılı hücresel disfonksiyon' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Hastadaki çarpıntı, ekzoftalmi ve düşük TSH/yüksek T4 tablosu Graves hastalığına (hipertiroidi) işaret etmektedir.
Tanının doğru konulması, patolojik mekanizmanın belirlenmesi için ilk adımdır.
2
Patofizyolojik sürecin tanımlanması
Graves hastalığında TSH reseptörlerine karşı stimülan (uyarıcı) özellikte antikorlar (TRAb) gelişir.
Hipersensitivite tipini belirlemek için hangi immün bileşenin rol oynadığını anlamak gerekir.
3
Coombs-Gell sınıflandırmasına göre eşleştirme
Hücre yüzeyindeki reseptörlere karşı gelişen ve hücre fonksiyonunu değiştiren (uyaran veya baskılayan) antikorlar Tip II hipersensitivite kapsamında değerlendirilir.
Tip II reaksiyonlar sadece hücre ölümüyle değil, hücre disfonksiyonuyla da sonuçlanabilir.

Anahtar Kavram

Tip II hipersensitivite reaksiyonları sadece sitotoksik (hücre parçalayıcı) değil, aynı zamanda reseptör fonksiyonlarını değiştirici (stimülan veya inhiban) nitelikte de olabilir.
Soru 7Soru →

3232 yaşında erkek hasta, epilepsi tanısıyla yaklaşık 55 hafta önce karbamazepin tedavisine başlanıyor. Son 33 gündür devam eden yüksek ateş, yüzde ödem, gövdede yaygın makülopapüler döküntü ve servikal lenfadenopati şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde lökositoz (14.000/μL14.000/\mu L), belirgin eozinofili (2.500/μL2.500/\mu L) ve karaciğer fonksiyon testlerinde artış (ALT:320 U/LALT: 320\ U/L, AST:280 U/LAST: 280\ U/L) saptanıyor. Bu klinik tabloda baskın olan efektör hücrelerin dokuya göçünden ve aktivasyonundan sorumlu olan temel immünopatogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antijene özgü T hücrelerinden salınan IL−5IL-5 aracılığıyla gerçekleşen Tip IVb hipersensitivite

Cevap

Antijene özgü T hücrelerinden salınan IL−5IL-5 aracılığıyla gerçekleşen Tip IVb hipersensitivite reaksiyonu (DRESS Sendromu).
Vakadaki klinik tablo (karbamazepin kullanımı sonrası 5. haftada çıkan ateş, döküntü, organ tutulumu ve eozinofili) tipik bir DRESS sendromudur. DRESS sendromu, antijene duyarlı T hücrelerinin Th2 yönünde farklılaşarak yüksek miktarda IL−5IL-5 üretmesi sonucu gelişen bir Tip IVb hipersensitivite reaksiyonudur. IL−5IL-5, eozinofillerin maturasyonu ve kemotaksisi için kritik öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri sentezle.
İlaç kullanımı (karbamazepin), 22-88 haftalık latent dönem (55 hafta), ateş, döküntü, LAP ve visseral tutulum (hepatit) ile karakterize tablo.
Bu bulgular DRESS (Drug Reaction with Eosinophilia and Systemic Symptoms) sendromuna işaret eder.
2
Laboratuvar bulgularını immünolojik olarak yorumla.
Belirgin eozinofili (>1.500/μL>1.500/\mu L) ve karaciğer enzim yüksekliği saptanmıştır.
Eozinofillerin baskın olduğu hipersensitivite reaksiyonları Gell-Coombs sınıflandırmasının güncel formunda Tip IVb olarak tanımlanır.
3
Efektör mekanizmayı saptan.
İlaca özgü T hücreleri Th2 sitokinleri (IL−4IL-4, IL−5IL-5, IL−13IL-13) salgılar.
Özellikle IL−5IL-5, kemik iliğinden eozinofil üretimini, dokuya göçünü ve aktivasyonunu sağlayan temel sitokindir.

Anahtar Kavram

Tip IV hipersensitivite alt tipleri (özellikle Tip IVb ve DRESS sendromu mekanizması).

Daha Fazla Pratik

DRESS sendromunda sıklıkla HHV-6 reaktivasyonunun eşlik edebileceğini ve bunun klinik şiddeti artırabileceğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru →

2828 yaşında kadın hasta, bakteriyel bir enfeksiyon nedeniyle yüksek doz intravenöz penisilin tedavisi alırken tedavinin 1010. gününde ani gelişen halsizlik, solukluk ve skleralarda hafif ikter şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 8.28.2 g/dLg/dL, retikülosit oranı %5\%5 ve direkt Coombs testi pozitif saptanıyor. Bu hastada gelişen tablodan sorumlu olan hipersensitivite reaksiyonu ve temel efektör mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip II hipersensitivite; kompleman aktivasyonu ve fagositoz

Cevap

Tip II hipersensitivite reaksiyonu kapsamında gerçekleşen kompleman aktivasyonu ve fagositoz
Doğru olan seçenekte belirtildiği üzere, penisilin eritrosit membranına bağlandığında bir 'neoantijen' oluşturur. Bu yapıya karşı gelişen IgG tipi antikorlar eritrosit yüzeyine tutunur (direkt Coombs pozitifliği). Bu antikorlar ya klasik yoldan kompleman sistemini aktive ederek intravasküler hemolize yol açar ya da dalaktaki makrofajlar üzerindeki Fc reseptörleri aracılığıyla opsonizasyon ve fagositoza (ekstravasküler hemoliz) neden olur. Bu süreç Tip II hipersensitivite reaksiyonunun temel mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Halsizlik, solukluk, ikter ve düşük hemoglobin düzeyi akut hemolizi; pozitif direkt Coombs testi ise eritrosit yüzeyinde antikor varlığını gösterir.
Tanının immün hemolitik anemi olduğunu doğrulamak için gereklidir.
2
Etiyolojik ajanın belirlenmesi
Hastanın yüksek doz penisilin kullanıyor olması, ilaca bağlı gelişen bir hipersensitiviteyi düşündürür.
Penisilin, eritrosit membran proteinlerine bağlanarak immünojenik hale gelen klasik bir haptendir.
3
İmmünolojik mekanizmanın sınıflandırılması
Hücre yüzeyine bağlı antijenlere karşı oluşan antikorların (IgG/IgM) hücre yıkımına yol açması Coombs-Gell sınıflamasına göre Tip II (sitotoksik) hipersensitivitedir.
Doğru patogenetik yolu tanımlamak için sınıflama yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

İlaca bağlı Tip II hipersensitivite reaksiyonlarında hapten (ilaç) hücre yüzeyine bağlanır, oluşan antikorlar komplemanı aktive eder veya opsonizasyon ile fagositozu tetikler.
Soru 9Soru →

66 yaşında bir erkek çocuk, çilek yedikten yaklaşık 2020 dakika sonra vücudunda yaygın kaşıntılı, kızarık ve kabarık döküntüler (ürtiker) gelişmesi üzerine acil servise getiriliyor. Yapılan değerlendirmede hastanın semptomlarının Tip I hipersensitivite reaksiyonu ile uyumlu olduğu saptanıyor. Buna göre, bu klinik tabloda semptomların oluşmasına yol açan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antijene (alerjene) spesifik IgEIgE aracılığıyla mast hücrelerinden histamin gibi vazoaktif mediyatörlerin salınması

Cevap

Besin alerjisi gibi hızlı gelişen klinik tablolarda antijene spesifik IgEIgE aracılığıyla mast hücrelerinden histamin salınması temel mekanizmadır.
Tip I hipersensitivite (anafilaktik tip) reaksiyonlarında, vücuda giren alerjen (örneğin çilek proteini), daha önce duyarlı hale gelmiş mast hücreleri veya bazofillerin yüzeyindeki spesifik IgEIgE antikorlarına bağlanır. Bu bağlanma, IgEIgE moleküllerinin çapraz bağlanmasına ve hücrenin degranülasyonuna yol açar. Sonuçta salınan histamin, lökotrienler ve prostaglandinler; vazodilatasyon, vasküler geçirgenlik artışı ve düz kas kasılmasına neden olarak klinik ürtiker tablosunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin başlangıç süresini ve tipini değerlendir
Belirtiler maruziyetten 2020 dakika sonra (hızlı) ortaya çıkmıştır ve ürtiker (kurdeşen) formundadır.
Reaksiyon süresi Tip I (erken tip) ve Tip IV (geç tip) ayrımı için kritiktir.
2
Coombs-Gell sınıflandırmasına göre uygun hipersensitivite tipini belirle
Hızlı başlangıçlı besin alerjisi ve ürtiker Tip I hipersensitivite reaksiyonu olarak sınıflandırılır.
Tip I reaksiyonlar anafilaktik veya erken başlangıçlı reaksiyonlardır.
3
Belirlenen hipersensitivite tipinin temel efektör hücre ve mediyatörlerini eşleştir
Tip I reaksiyonlarda IgEIgE, mast hücreleri ve histamin temel bileşenlerdir.
Patogenezi anlamak için antikor tipi ve efektör hücre ilişkisi kurulmalıdır.

Anahtar Kavram

Tip I hipersensitivite reaksiyonu mekanizması
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru →

Tip III hipersensitivite reaksiyonlarının patogenezinde, dolaşan immün komplekslerin damar duvarlarına çökerek doku hasarı başlatması, bu komplekslerin kandan yeterince temizlenememesi ile doğrudan ilişkilidir.

Fizyolojik şartlarda, dolaşımdaki çözünür immün komplekslerin mononükleer fagositoz sistemi tarafından uzaklaştırılmak üzere karaciğer ve dalağa taşınmasında rol oynayan temel moleküler etkileşim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: C3b ile kaplı komplekslerin eritrositler üzerindeki CR1 (CD35) reseptörlerine bağlanması

Cevap

İmmün komplekslerin (İK) kandan uzaklaştırılmasında temel mekanizma, komplekslerin C3b ile kaplanması ve eritrositler üzerindeki CR1 reseptörlerine bağlanarak dalağa taşınmasıdır.
İmmün komplekslerin (İK) fizyolojik olarak kandan uzaklaştırılması 'immün kompleks klirensi' olarak adlandırılır. İK'lar klasik yoldan kompleman aktivasyonu yaparak C3b ile opsonize olurlar. Alyuvarlar (eritrositler) üzerinde bulunan CR1 reseptörleri bu C3b-İK yapılarını bağlar. Eritrositler bu yükü dalağa götürür ve burada makrofajlara teslim eder. Bu mekanizma, komplekslerin rastgele dokulara çökmesini engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Dolaşımdaki antijen-antikor komplekslerinin (İK) durumunu analiz et.
Sistemik Tip III hipersensitivitede, özellikle antijen fazlalığında oluşan küçük ve çözünür kompleksler kanda dolaşır.
Bu komplekslerin dokulara çökmemesi için hızla temizlenmesi gerekir.
2
Kompleman sisteminin bu süreçteki rolünü değerlendir.
Klasik yolun aktivasyonu ile İK'lar C3b ve C4b ile kaplanır (opsonizasyon).
Opsoninler, komplekslerin taşıyıcı hücrelere veya fagositleye bağlanmasını sağlar.
3
Taşıyıcı mekanizmayı belirle.
C3b ile kaplı İK'lar, eritrositlerin yüzeyinde bulunan CR1 (Kompleman Reseptörü 1 veya CD35) moleküllerine bağlanır.
Eritrositler, dolaşımda bu kompleksleri bir 'otobüs' gibi karaciğer ve dalağa taşır.
4
Elenme basamağını tanımla.
Dalak ve karaciğerdeki makrofajlar, eritrositlere zarar vermeden kompleksleri eritrosit yüzeyinden 'sıyırarak' fagosite eder.
Bu mekanizmadaki eksiklik (örn. kompleman eksikliği veya eritrosit CR1 düşüklüğü) komplekslerin dokulara çökmesine ve Tip III hastalıklara yol açar.

Anahtar Kavram

İmmün Kompleks Temizlenme Mekanizması (Eritrosit CR1 yolu)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru →

Tüberküloz şüphesi bulunan bir hastaya uygulanan tüberkülin saflaştırılmış protein türevi (PPDPPD) deri testi uygulamasından 48−7248-72 saat sonra, uygulama bölgesinde 1515 mm çapında bir endürasyon ve eritem gözlenmiştir. Bu hastada saptanan klinik tablonun oluşumundan sorumlu temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duyarlı TT lenfositlerden salınan sitokinler aracılığıyla makrofajların aktivasyonu

Cevap

Duyarlı T lenfositlerden salınan sitokinler aracılığıyla makrofajların aktivasyonu
Doğru cevap, Tip IV hipersensitivitenin temel hücresel mekanizmasını tarif etmektedir. PPDPPD (tüberkülin) testi, gecikmiş tip hipersensitivitenin prototipik örneğidir. Burada duyarlı CD4+Th1CD4+ Th1 hücreleri antijenle karşılaştığında IFN−γIFN-\gamma salgılar, bu da makrofajları aktive ederek lokal doku inflamasyonu ve sertliğine (indürasyon) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve zamanlamayı analiz edin.
PPDPPD testi sonrası 48−7248-72 saatte gelişen sertlik (endürasyon), klasik bir Tip IVIV (gecikmiş tip) hipersensitivite reaksiyonudur.
Tip IVIV reaksiyonları, duyarlı TT hücrelerinin antijenle karşılaşmasından sonra efektör hücrelerin bölgeye göçü için gereken süre nedeniyle geç başlar.
2
Hücresel mekanizmayı belirleyin.
Bu reaksiyon antikor aracılı değil, hücre (TT lenfosit) aracılıdır.
Antijen sunan hücreler (APCAPC), antijeni duyarlı Th1Th1 hücrelerine sunar.
3
Efektör fazı ve mediyatörleri tanımlayın.
Aktive olan Th1Th1 hücreleri IFN−γIFN-\gamma salgılayarak makrofajları aktive eder.
Aktif makrofajlardan salınan mediyatörler ve inflamasyon, bölgedeki karakteristik endürasyona yol açar.

Anahtar Kavram

Tip IV hipersensitivite, antikorlardan bağımsız olarak duyarlı T lenfositler ve makrofajlar aracılığıyla gerçekleşen gecikmiş bir immün yanıttır.
Soru 12Soru →

Kırk beş yaşında bir kadın hastaya cerrahi operasyon sırasında eritrosit süspansiyonu transfüzyonu başlatılmıştır. Transfüzyonun 1010. dakikasında hastada şiddetli bel ağrısı, titreme, ateş ve infüzyon bölgesinde ağrı gelişmiştir. İzlemde hastanın kan basıncının düştüğü (80/5080/50 mmHg) ve idrarının koyu renkli (hemoglobinüri) olduğu fark edilmiştir. Bu hastadaki akut hemolitik transfüzyon reaksiyonuna neden olan temel hipersensitivite mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hedef hücre yüzeyindeki antijenlere bağlanan antikorların kompleman aktivasyonu veya antikor bağımlı hücresel sitotoksisite (ADCC) yoluyla hücreyi yıkıma uğratması

Cevap

Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonundan sorumlu olan mekanizma, hedef hücre yüzeyindeki antijenlere (örneğin donör eritrositlerindeki A veya B antijenleri) alıcının önceden oluşmuş antikorlarının bağlanmasıyla tetiklenen Tip II (sitotoksik) hipersensitivite reaksiyonudur.
Doğru yanıt olan seçenek, akut hemolitik transfüzyon reaksiyonunun temelini oluşturan Tip II hipersensitivite mekanizmasını açıklamaktadır. Bu tabloda, hastanın kanındaki antikorlar transfüzyonla verilen eritrositlerin yüzeyindeki antijenlere bağlanır. Bu bağlanma, klasik yol üzerinden kompleman sistemini aktive ederek Membran Atak Kompleksi (MAC) oluşumuna ve eritrositlerin intravasküler yıkımına (hemoliz) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Bel ağrısı, ateş, hipotansiyon ve hemoglobinüri mevcudiyeti
Bu bulgular transfüzyon sırasında gelişen intravasküler hemolizi ve akut hemolitik transfüzyon reaksiyonunu işaret eder.
2
İmmünolojik sınıflandırmayı yapma
Tip II (Sitotoksik Tip) hipersensitivite
ABO uyumsuzluğu gibi durumlarda eritrosit yüzey antijenlerine karşı oluşan IgM veya IgG sınıfı antikorlar, kompleman sistemini (klasik yol) aktive ederek hücreyi parçalar.
3
Efektör mekanizmayı belirleme
Kompleman bağımlı lizis ve fagositoz
Kompleman aktivasyonu sonucu oluşan Membran Atak Kompleksi (MAC) hedef hücreyi doğrudan parçalar.

Anahtar Kavram

Tip II hipersensitivite, hücre yüzeyindeki antijenlere karşı oluşan antikorlar (IgG/IgM) aracılığıyla gerçekleşen ve kompleman aktivasyonu veya ADCC ile hücre yıkımına yol açan bir reaksiyondur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru →

35 yaşında bir kadın hasta, yeni başladığı karbamazepin tedavisinin üçüncü haftasında ateş, yüzde ödem ve gövdede yaygın makülopapüler döküntü ile başvuruyor. Fizik muayenesinde multipl lenfadenopatiler saptanırken, laboratuvar incelemesinde belirgin eozinofili (>1500/μL>1500/\mu L) ve transaminaz yüksekliği izleniyor. Bu hastada gelişen hipersensitivite reaksiyonunun alt tipi ve patogenezde anahtar rol oynayan efektör hücre/sitokin çifti aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip IVb - Eozinofiller / IL−5IL-5

Cevap

DRESS sendromu, ilaçlarla tetiklenen, Th2 yanıtı sonucu salınan IL−5IL-5 aracılığıyla eozinofillerin aktive olduğu bir Tip IVb hipersensitivite reaksiyonudur.
Vakada tanımlanan tablo DRESS sendromudur. Bu tablo, antijene (ilaca) özgü T hücrelerinin Th2 yönünde farklılaşması ve salınan IL−5IL-5 sitokini aracılığıyla eozinofillerin bölgeye çekilip aktive edilmesiyle karakterize Tip IVb hipersensitivite reaksiyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
DRESS Sendromu (Drug Reaction with Eosinophilia and Systemic Symptoms)
İlaç kullanımı sonrası gecikmiş (2-8 hafta) başlangıç, döküntü, ateş, lenfadenopati ve eozinofili kombinasyonu bu tanıyı koydurur.
2
Hipersensitivite mekanizmasının sınıflandırılması
Tip IV (Gecikmiş) - Alt tip b
Gell ve Coombs sınıflamasının modernizasyonuna göre, Th2 yanıtı ve eozinofili ile karakterize reaksiyonlar Tip IVb olarak adlandırılır.
3
Anahtar mediyatörün belirlenmesi
IL−5IL-5
Eozinofillerin kemotaksisi, proliferasyonu ve dokuda aktivasyonu için en kritik sitokin Th2 hücrelerinden salınan IL−5IL-5'tir.

Anahtar Kavram

Tip IV hipersensitivite reaksiyonları, efektör hücre ve sitokin profiline göre a'dan d'ye alt tiplere ayrılır; eozinofilik ilaç reaksiyonları Tip IVb kategorisindedir.
Soru 14Soru →

Otuz beş yaşında bir laboratuvar çalışanı, tetanoz aşısı uygulamasından yaklaşık 66 saat sonra enjeksiyon bölgesinde şiddetli ağrı, ödem ve belirgin eritem şikayetiyle başvuruyor. Yapılan biyopsi örneğinde küçük damar duvarlarında fibrinoid nekroz, immün kompleks birikimi ve yoğun nötrofil infiltrasyonu saptanıyor. Bu klinik tabloda baskın olan hipersensitivite mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip III hipersensitivite: Lokal immün kompleks birikimi ve vaskülit

Cevap

Arthus reaksiyonu olarak tanımlanan bu tablo, Tip III hipersensitivite mekanizmasıyla gerçekleşir.
Arthus reaksiyonu, yüksek düzeyde antikor bulunan bir bireye ilgili antijenin intradermal verilmesiyle oluşan lokal bir Tip III hipersensitivite örneğidir. Enjeksiyon yerinde immün komplekslerin damar duvarlarında birikmesi, kompleman aktivasyonu ve nötrofil kemotaksisi sonucu nekrotizan vaskülit ve doku hasarı gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin başlangıç zamanını analiz et
Belirtilerin 6 saat içinde başlaması, erken tip (Tip I) ve geç tip (Tip IV) yanıtlar arasında bir zaman dilimine işaret eder.
Hipersensitivite tiplerini ayırmada reaksiyon süresi kritik bir ipucudur.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Damar duvarında immün kompleks birikimi, fibrinoid nekroz ve nötrofil infiltrasyonu saptanmıştır.
Nötrofiller, immün kompleksler tarafından aktive edilen kompleman bileşenlerine (C5a) yanıt olarak bölgeye göç eder.
3
Mekanizmayı Coombs ve Gell sınıflandırmasına göre eşleştir
Lokalize antijen-antikor komplekslerinin doku hasarına yol açması Tip III (İmmün Kompleks Aracılı) hipersensitivitedir.
Tip III reaksiyonları, çözünür antijenlerin antikorlarla birleşerek dokularda çökmesi esasına dayanır.

Anahtar Kavram

Arthus Reaksiyonu (Lokal Tip III Hipersensitivite)
Soru 15Soru →

28 yaşında bir erkek hasta, sağ kolunda şiddetli ağrı, belirgin ödem ve yer yer hemorajik nekroz alanları şikayetiyle acil servise başvuruyor. Hastanın öyküsünden, 6 saat önce aynı bölgeye tetanoz aşısı (rapel dozu) uygulandığı ve hastanın 1 yıl önce de benzer bir aşıyı yaptırdığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde enjeksiyon bölgesinde yoğun nötrofil infiltrasyonu ve vaskülit saptanıyor. Bu klinik tabloda baskın olan immünopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dokularda lokalize antijen-antikor komplekslerinin birikimi ve kompleman aktivasyonu

Cevap

Vakada tanımlanan tablo Arthus reaksiyonu olup, dokularda lokalize antijen-antikor komplekslerinin birikimi ve kompleman aktivasyonu ile gerçekleşen Tip III hipersensitivite reaksiyonudur.
Doğru seçenek olan dokularda lokalize antijen-antikor komplekslerinin birikimi ve kompleman aktivasyonu ifadesi Arthus reaksiyonunun mekanizmasını tam olarak açıklar. Arthus reaksiyonu, yüksek düzeyde IgG antikoruna sahip bir bireye antijenin subkutan veya intramüsküler olarak tekrar uygulanmasıyla oluşur. Enjeksiyon yerinde oluşan kompleksler komplemanı aktive eder, vaskülit ve doku nekrozuna (Arthus fenomeni) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Tetanoz rapel aşısı sonrası 6 saat içinde gelişen lokal ödem, ağrı ve nekroz tablosu saptandı.
Zamanlama (saatler içinde) ve lokal nekrotik bulgular Tip III lokal reaksiyonunu (Arthus) düşündürür.
2
İmmünopatolojik mekanizmanın belirlenmesi
Daha önce oluşmuş antikorların (IgG), enjekte edilen antijenle doku içinde birleşerek immün kompleksler oluşturduğu belirlendi.
Arthus reaksiyonunun temelinde antijen-antikor komplekslerinin vasküler duvarda depolanması yatar.
3
Efektör mekanizmaların değerlendirilmesi
Kompleman aktivasyonu (C5a, C3a) sonucu bölgeye nötrofillerin çekilmesi ve doku hasarı gözlendi.
Nötrofil infiltrasyonu ve vaskülit, immün kompleks aracılı hasardaki temel patolojik süreçtir.

Anahtar Kavram

Arthus Reaksiyonu (Lokalize Tip III Hipersensitivite)
Soru 16Soru →

RhRh negatif bir annenin ikinci gebeliği sonucunda dünyaya gelen RhRh pozitif bir bebekte, doğumdan kısa süre sonra belirgin sarılık, hepatosplenomegali ve ağır anemi tablosu gelişiyor. Bebeğin laboratuvar testlerinde direkt Antiglobulin (Coombs) testi pozitif saptanıyor. Bu klinik tabloda gözlenen eritrosit yıkımının temelinde yatan hipersensitivite mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip II hipersensitivite; hedef hücrenin opsonizasyon ve fagositozu

Cevap

Tip II hipersensitivite kapsamında gerçekleşen opsonizasyon ve fagositoz mekanizması
Yenidoğanın hemolitik hastalığında anneden geçen IgGIgG yapısındaki RhRh antikorları, fetustaki eritrositlerin yüzeyine bağlanır. Antikorla kaplanan bu hücreler makrofajlar tarafından opsonize edilmiş olarak kabul edilir ve fagositozla yıkılırlar. Bu süreç, antikor aracılı hücresel sitotoksisite ve fagositozu içeren klasik bir Tip II hipersensitivite örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımlama
Yenidoğanın hemolitik hastalığı (RhRh uygunsuzluğu)
RhRh negatif anne ve RhRh pozitif bebek arasındaki etkileşim, doğum sonrası anemi ve pozitif Coombs testi bu tabloyu doğrular.
2
İmmünolojik sınıflandırmayı yapma
Tip II (Sitotoksik) Hipersensitivite
Antikorların hücre yüzeyindeki sabit antijenlere bağlanarak doku hasarı oluşturması Tip II reaksiyonların temel özelliğidir.
3
Efektör mekanizmayı belirleme
Opsonizasyon ve fagositoz
Eritrositlere bağlanan IgGIgG antikorları, dalak makrofajları üzerindeki FcFc reseptörleri tarafından tanınarak hücrelerin fagositozuna yol açar.

Anahtar Kavram

Tip II hipersensitivitede hücre yüzey antijenlerine bağlanan antikorlar, kompleman aktivasyonu veya opsonizasyon yoluyla hücre yıkımına neden olur.
Soru 17Soru →

4040 yaşında bir kadın hasta, ağız içinde ağrılı erozyonlar ve gövdesinde lateral bası ile sağlam deri yönünde kolayca ilerleyen (Nikolsky bulgusu pozitif) gevşek büller şikayetiyle başvuruyor. Deri biyopsisinin direkt immünofloresan (DİF) incelemesinde, epidermis tabakasındaki keratinositlerin çevresinde IgGIgG ve C3C3 birikimine bağlı karakteristik "balık ağı" görünümü saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tabloya neden olan temel immünolojik mekanizma ve Coombs-Gell sınıflamasına göre hipersensitivite tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Keratinositlerin yüzeyindeki desmozomal proteinlere karşı gelişen antikorların hücreler arası yapışmayı bozması - Tip II Hipersensitivite

Cevap

Hücre yüzeyindeki desmozomal proteinlere karşı gelişen antikorların akantolize yol açtığı Tip II Hipersensitivite
Doğru seçenek, Pemphigus Vulgaris'in patofizyolojisini tam olarak yansıtmaktadır. Bu hastalıkta antikorlar (IgGIgG), keratinositleri birbirine bağlayan desmogleinlere karşı gelişir. Bu bağlanma sonucunda hücreler arası yapışma kaybolur (akantoliz) ve intraepidermal büller oluşur. Sabit hücre yüzey antijenlerine karşı gelişen bu antikor yanıtı Tip II hipersensitivitenin klasik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Gevşek büller, Nikolsky pozitifliği ve ağız içi lezyonlar Pemphigus Vulgaris hastalığını düşündürür.
Nikolsky bulgusu, epidermisin hücreler arası bağlantılarının (akantoliz) bozulduğunu gösteren spesifik bir klinik işarettir.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
DİF incelemesindeki 'balık ağı' görünümü, antikorların keratinositlerin çevresindeki desmozomlara bağlandığını kanıtlar.
Desmoglein-3 proteinleri epidermis boyunca dağıldığı için antikor birikimi hücrelerin etrafını sararak bu görüntüyü oluşturur.
3
Mekanizmanın sınıflandırılması
Antikorların dokuya sabitlenmiş hücre yüzey antijenlerine bağlanması Tip II Hipersensitivite olarak tanımlanır.
Coombs-Gell sınıflamasına göre sitotoksik veya hücre fonksiyonunu bozan antikor aracılı reaksiyonlar Tip II grubuna girer.

Anahtar Kavram

Tip II Hipersensitivite: Antikorların hücre yüzeyi veya doku antijenlerine bağlanması.
Soru 18Soru →

2828 yaşında bir erkek hasta, öksürük, kanlı balgam ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde tansiyonu 160/100160/100 mmHgmmHg saptanıyor ve akciğer bazallerinde bilateral raller duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3,23,2 mg/dLmg/dL olarak bulunuyor ve idrar mikroskopisinde yaygın eritrosit silindirleri gözleniyor. Yapılan renal biyopsinin immünfloresan incelemesinde, glomerül bazal membranı boyunca kesintisiz, lineer (çizgisel) tarzda IgGIgG ve C3C3 birikimi saptanıyor. Bu hastada doku hasarına yol açan temel hipersensitivite mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dokuya fikse antijenlere karşı gelişen antikorların kompleman ve efektör hücreleri aktive etmesi

Cevap

Dokuya fikse antijenlere karşı gelişen antikorların kompleman ve efektör hücreleri aktive etmesi (Tip II Hipersensitivite)
Doğru cevap, dokuya fikse antijenlere karşı gelişen antikorların yol açtığı hasardır. Hastanın kliniği (hemoptizi ve hematüri) ve renal biyopsi bulgusu (lineer IgGIgG birikimi) Goodpasture sendromu ile tam uyumludur. Bu hastalıkta anti-GBM (glomerül bazal membran) antikorları, Tip IV kollajenin α3\alpha3 zincirine bağlanarak kompleman sistemini aktive eder ve nötrofiller aracılığıyla doku hasarı oluşturur; bu süreç Tip II hipersensitivitenin temel mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hemoptizi (akciğer) ve hematüri (böbrek) birlikteliği Goodpasture Sendromu'nu düşündürür.
Hastanın hem akciğer hem de böbrek tutulumu göstermesi spesifik bir sendromu işaret eder.
2
İmmünfloresan (IF) bulgusunu yorumla
Glomerül bazal membranı boyunca 'lineer' (çizgisel) IgGIgG birikimi, antikorların doğrudan doku üzerindeki antijenlere (Tip IV Kollajen) bağlandığını gösterir.
Lineer patern, Tip II hipersensitivite için karakteristiktir; Tip III'te ise granüler patern görülür.
3
Mekanizmayı Coombs ve Gell sınıflamasına göre eşleştir
Hücre yüzeyi veya hücre dışı matris antijenlerine karşı gelişen antikorlar (Tip II), fagositoz, kompleman aktivasyonu ve lökosit aracılı doku hasarına yol açar.
Tip II hipersensitivite 'sitotoksik' antikorlar aracılığıyla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Goodpasture sendromu, Tip II hipersensitivite örneğidir ve karakteristik olarak renal biyopsilerde lineer immünfloresan boyanma gösterir.

Alternatif Yöntem

İmmünfloresan (IF) boyanma paternini ezberlemek: 'Lineer = Tip II', 'Granüler = Tip III'. Bu kural, glomerülonefrit sorularının çoğunu hızlıca çözmenizi sağlar.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 19Soru →

2727 yaşında kadın hasta, farenjit nedeniyle amoksisilin-klavulanat kullanımının 2424. saatinde ani gelişen yüksek ateş ve gövdesinde yaygın eritemli zemin üzerinde, yüzlerce folikül dışı yerleşimli steril püstül saptanması üzerine dermatolojiye refere ediliyor. Yapılan deri biyopsisinde subkorneal püstüller ve yoğun nötrofil infiltrasyonu izleniyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel immünolojik mekanizma ve bu mekanizmada nötrofil kemotaksisini sağlayan temel sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip IVd hipersensitivite - IL−8IL-8 (CXCL8CXCL8)

Cevap

Klinik tablo Akut Generalize Ekzantematöz Püstüloz (AGEP) olup, Tip IVd hipersensitivite mekanizması ve IL−8IL-8 (CXCL8CXCL8) aracılı nötrofil infiltrasyonu ile gerçekleşir.
Verilen vaka Akut Generalize Ekzantematöz Püstüloz (AGEP) tablosudur. Bu reaksiyon, modifiye Coombs-Gell (Pichler) sınıflamasına göre Tip IVd hipersensitivite olarak tanımlanır. Bu mekanizmada, ilaca spesifik T hücreleri bol miktarda IL−8IL-8 (CXCL8CXCL8) salgılayarak nötrofilleri epidermis/dermis bileşkesine çeker ve steril püstüllerin oluşumuna neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
İlaç kullanımı sonrası kısa sürede (2424 saat) gelişen ateş ve yaygın steril püstüllerin varlığı saptanmıştır.
Bu bulgular tipik olarak Akut Generalize Ekzantematöz Püstüloz (AGEP) tablosunu işaret eder.
2
Hipersensitivite tipini belirleme
Gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarının sub-klasifikasyonunda nötrofilik infiltrasyon Tip IVd olarak sınıflandırılır.
Coombs-Gell sınıflandırmasının modifiye edilmiş halinde T hücre-nötrofil etkileşimi bu gruptadır.
3
Efektör sitokini tanımlama
T hücrelerinden salınan IL−8IL-8 (CXCL8CXCL8)'in nötrofiller için en güçlü kemotaktik faktör olduğu belirlenmiştir.
Biyopsi bulgusu olan nötrofilik infiltrasyonun temel nedeni bu sitokindir.

Anahtar Kavram

Tip IV hipersensitivite reaksiyonlarının sub-tipleri (Pichler Sınıflandırması) ve AGEP patogenezi.

Daha Fazla Pratik

İlaçla ilişkili diğer ağır deri reaksiyonlarının (DRESS, SJS/TEN) hipersensitivite alt tiplerini ve efektör hücrelerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru →

3535 yaşında, uzun süredir astım tanısıyla takip edilen bir kadın hasta; son birkaç aydır kontrol altına alınamayan öksürük, hırıltı ve zaman zaman balgamında kahverengi tıkaçlar fark etmesi üzerine başvuruyor. Fizik muayenede bilateral yaygın ronküsler duyuluyor. Akciğer tomografisinde santral bronşektazi ve "parmak eldiven" (finger-in-glove) manzarası izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde total IgEIgE düzeyi 12001200 IU/mLIU/mL, periferik eozinofili 1800/μL1800/\mu L ve *Aspergillus fumigatus*'a yönelik hem IgEIgE hem de IgGIgG (presipitan) tipi antikorlar pozitif saptanıyor. Bu hastanın klinik tablosunda rol oynayan temel hipersensitivite mekanizmaları, Coombs ve Gell sınıflandırmasına göre aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip I ve Tip III

Cevap

Allergic Bronchopulmonary Aspergillosis (ABPA) patogenezinde Tip I ve Tip III hipersensitivite reaksiyonları birlikte görülür.
Vakada tanımlanan Allergic Bronchopulmonary Aspergillosis (ABPA), astımlı hastalarda *Aspergillus* sporlarının kolonizasyonu sonucu gelişen immünolojik bir hastalıktır. Patogenezde *Aspergillus* antijenlerine karşı oluşan IgEIgE tipi antikorlar mast hücrelerinden mediyatör salınımına (Tip I) neden olurken, eş zamanlı olarak oluşan IgGIgG tipi antikorlar ve mantar antijenleri immün kompleksler oluşturarak doku hasarına (Tip III) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Astım, kahverengi balgam (müküs tıkaçları) ve radyolojik olarak santral bronşektazi/parmak eldiven bulguları saptandı.
Bu bulgular tipik olarak Allergic Bronchopulmonary Aspergillosis (ABPA) tablosuna işaret eder.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Yüksek total IgEIgE (>1000>1000 IU/mLIU/mL), periferik eozinofili ve *Aspergillus*'a özgü hem IgEIgE hem IgGIgG pozitifliği bulundu.
IgEIgE artışı Tip I, IgGIgG ve antijen etkileşimi sonucu oluşan presipitan antikorlar ise Tip III mekanizmasını yansıtır.
3
Hipersensitivite tiplerini eşleştir
Tip I (IgE-Mast hücre degranülasyonu) ve Tip III (İmmün kompleks çökelmesi) mekanizmalarının ABPA'da miks bir tablo oluşturduğu sonucuna varıldı.
Coombs ve Gell sınıflandırmasında ABPA, her iki mekanizmanın da aktif olduğu klasik bir örnektir.

Anahtar Kavram

Allergic Bronchopulmonary Aspergillosis (ABPA) miks tip (Tip I ve Tip III) bir hipersensitivite reaksiyonudur.

Daha Fazla Pratik

Tip III reaksiyonların klinik örneklerini (Serum hastalığı, Arthus reaksiyonu) Tip II reaksiyonlarla (Pemphigus, Goodpasture) karşılaştırarak tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 3Sonraki
Hipersensitivite Reaksiyonları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin