Mide Hastalıkları

46 soru

Soru 1Soru

2424 yaşında erkek hasta, trafik kazası sonrası gelişen kafa içi basınç artışı nedeniyle yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Takibinin 33. gününde hastada ani gelişen hematemez (kanlı kusma) ve epigastrik ağrı saptanıyor. Yapılan endoskopik incelemede mide mukozasında yaygın, çok sayıda, küçük ve yüzeyel ülserasyonlar izleniyor. Bu hastada kafa içi basınç artışına ikincil olarak gelişen patolojik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cushing ülseri

Cevap

Cushing ülseri, kafa içi basınç artışı veya cerrahisi sonrası vagal çekirdeklerin uyarılması ve buna bağlı aşırı gastrit asit salınımı sonucu midede gelişen akut stres ülseridir.
Doğru cevap olan Cushing ülseri, kafa içi basınç artışının vagal stimülasyon üzerinden mide asit salgısını artırmasıyla oluşan akut stres ülseridir. Genellikle midede çok sayıda, küçük ve yüzeyel yerleşimli lezyonlar olarak izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün analizi
Hastada kafa içi basınç artışı (kafa travması) ve ardından gelişen akut mide kanaması bulguları saptanmıştır.
Vakadaki tetikleyici faktör (santral sinir sistemi hasarı) ile mide patolojisi arasındaki ilişkiyi kurmak için gereklidir.
2
Patogenetik mekanizmanın belirlenmesi
Kafa içi basınç artışı vagus sinirini uyararak mide paryetal hücrelerinden aşırı asit (HClHCl) salınımına neden olur.
Cushing ülserinin temel oluşum mekanizması hiperasiditedir.
3
Doğru terminolojinin seçilmesi
Santral sinir sistemi patolojilerine ikincil gelişen stres ülserlerine 'Cushing ülseri' adı verilir.
Tıbbi terminolojide bu spesifik klinik tabloyu tanımlayan isim budur.

Anahtar Kavram

Stres Ülserleri (Cushing vs Curling)

Daha Fazla Pratik

Akut mide erozyonlarına yol açan diğer nedenlerden biri olan NSAİİ kullanımının prostaglandin sentezi üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 2Soru

3232 yaşında erkek hasta, geçirdiği trafik kazası sonrası kafa içi basınç artışı (KI˙BAKİBA) nedeniyle yoğun bakım ünitesinde takip edilmektedir. Takibinin 4.4. gününde nazogastrik sondasından kahve telvesi şeklinde içerik gelmesi üzerine yapılan endoskopide, mide ve proksimal duodenumda multipl, keskin sınırlı ve derin yerleşimli akut ülserler saptanıyor. Bu klinik tabloda ülser gelişiminden sorumlu temel patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vagal nükleusların direkt stimülasyonu sonucu mide asit sekresyonunun artması

Cevap

Vagal nükleusların direkt stimülasyonu sonucu mide asit sekresyonunun artması
Kafa içi patolojiler (travma, tümör, cerrahi) sonucunda gelişen akut gastrit veya ülserlere Cushing ülseri denir. Bu durumda kafa içi basınç artışı vagal nükleusları uyararak asit sekresyonunda belirgin artışa yol açar. Bu ülserler sıklıkla derin yerleşimlidir ve perforasyon riskleri yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryonun tanımlanması
Hastada kafa içi basınç artışı (merkezi sinir sistemi travması) sonrası gelişen akut mide ülserleri (Cushing ülseri) mevcuttur.
Kafa travması veya cerrahisi sonrası gelişen stres ülserleri Cushing ülseri olarak adlandırılır.
2
Patogenetik mekanizmanın belirlenmesi
KİBA, vagal nükleusları uyararak asetilkolin salınımını artırır.
Vagus uyarımı, mide paryetal hücrelerini direkt olarak stimüle eder.
3
Sonucun değerlendirilmesi
Paryetal hücrelerden aşırı hidrojen iyonu (asit) salınımı gerçekleşir ve mukozal hasar oluşur.
Hiperasidite, bu tip ülserlerdeki temel hasar yapıcı faktördür.

Anahtar Kavram

Cushing Ülseri Patogenezi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 3Soru

4848 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı, kilo kaybı ve bacaklarda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum albümin düzeyi 2.42.4 g/dLg/dL (N:3.55.0N: 3.5-5.0) olarak saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde midenin korpus ve fundusunda serebriform (beyin kıvrımı benzeri) görünümde dev mukozal katlantılar izlenirken, antrumun normal olduğu görülüyor. Mukozal biyopside foveolar hücrelerde belirgin hiperplazi, bezlerde "tirbuşon" görünümü ve paryetal hücre sayısında belirgin azalma saptanıyor. Bu hastadaki mevcut durumun patogenezi veya klinik seyri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme edici büyüme faktörü-alfa (TGFαTGF-\alpha) aşırı ekspresyonu

Cevap

Menetrier hastalığının patogenezinde transforme edici büyüme faktörü-alfa (TGFαTGF-\alpha) aşırı ekspresyonu rol oynar.
Vakada tanımlanan serebriform dev kıvrımlar, antrumun korunması, paryetal hücre kaybı ve hipoproteinemi (protein kaybeden enteropati) bulguları Menetrier hastalığı için klasiktir. Bu hastalığın patogenezinde EGFR (Epidermal Büyüme Faktörü Reseptörü) ligandı olan TGFαTGF-\alpha'nın aşırı ekspresyonu temel rol oynar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hipoproteinemi (albümin düşüklüğü) ve ödem ile birlikte dev gastrik kıvrımlar saptandı.
Bu tablo protein kaybeden enteropati yapan hipertrofik gastropatileri akla getirir.
2
Endoskopik ve histopatolojik ayırıcı tanı
Antrumun korunması ve biyopside paryetal hücre kaybı ile foveolar hiperplazi gözlendi.
Paryetal hücre artışı ile seyreden Zollinger-Ellison Sendromu'ndan (ZES) uzaklaşılarak Menetrier hastalığı tanısı konur.
3
Moleküler mekanizmanın eşleştirilmesi
TGF-alfa'nın EGFR üzerinden sinyal iletimini artırması patogenezde temel faktör olarak belirlendi.
Menetrier hastalığında foveolar hücrelerin aşırı çoğalmasından sorumlu olan ana mekanizma budur.

Anahtar Kavram

Menetrier Hastalığı Patogenezi

Daha Fazla Pratik

Hipertrofik gastropatilerde paryetal hücre sayısının arttığı (ZES) ve azaldığı (Menetrier) durumları bir tablo halinde karşılaştırınız.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4Soru

6565 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde antrumda 22 cm çapında, yüzeyel çökük (tip IIItip\ III) bir lezyon saptanıyor. Yapılan biyopsi sonucu adenokarsinom olarak raporlanıyor. Operasyon materyalinin histopatolojik incelemesinde tümörün submukoza tabakasında sınırlı olduğu, ancak iki adet perigastrik lenf nodunda metastaz bulunduğu izleniyor. Bu lezyonun "Erken Mide Kanseri" olarak sınıflandırılmasını sağlayan temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenf nodu metastazı varlığından bağımsız olarak invazyonun mukoza veya submukozada sınırlı olması

Cevap

Erken mide kanseri tanımı, lenf nodu metastazı varlığından bağımsız olarak tümör invazyonunun mukoza veya submukoza tabakalarında sınırlı olmasıdır.
Erken mide kanseri, lenf nodu metastazı olup olmamasından bağımsız olarak, sadece mukoza ve/veya submukoza tabakalarına sınırlı olan invaziv karsinomdur. Muskularis propria tabakasına invazyon başladığı andan itibaren tümör ileri evre mide kanseri olarak adlandırılır. Bu vakada tümörün submukozada sınırlı olması, lenf nodu metastazı bulunmasına rağmen EMK tanısı konulmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki tümörün derinliğini belirleyin.
Tümörün submukoza tabakasında sınırlı olduğu belirtilmiştir.
Mide kanserlerinde evreleme ve sınıflandırma primer tümörün duvar içindeki derinliğine göre yapılır.
2
Erken Mide Kanseri (EMK) tanımını hatırlayın.
EMK, invazyon derinliğinin submukozayı geçmediği durumdur.
Muskularis propria invazyonu başladığı an tümör 'İleri Evre' olarak kabul edilir.
3
Lenf nodu metastazının tanım üzerindeki etkisini değerlendirin.
Lenf nodu metastazı olsa bile derinlik kriteri karşılanıyorsa EMK tanısı konur.
EMK hastalarının yaklaşık %1020\%10-20'sinde lenf nodu tutulumu görülebilir; bu durum EMK tanısını dışlamaz.

Anahtar Kavram

Erken Mide Kanseri Tanımı

Daha Fazla Pratik

İleri evre mide kanserlerinin makroskobik sınıflaması olan Borrmann sınıflamasını ve Lauren sınıflamasındaki diffüz tip (taşlı yüzük hücreli) karsinomun özelliklerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

5555 yaşında erkek hastada, epigastrik dolgunluk şikayeti nedeniyle yapılan endoskopik incelemede mide korpusunda lümen içerisine protrüzyon gösteren, üzeri düzgün mukoza ile örtülü, 44 cm çapında subepitelyal bir kitle saptanıyor. Kitleden alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde iğsi (spindle) hücreli mezenkimal bir neoplazi saptanıyor. İmmünohistokimyasal incelemede CD117CD117 (ckitc-kit) ve DOG1DOG1 ile yaygın boyanma izleniyor. Bu tümörün köken aldığı hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cajal'ın interstisyel hücresi

Cevap

Cajal'ın interstisyel hücresi
Vakada tanımlanan submukozal/subepitelyal yerleşimli, iğsi hücreli morfolojiye sahip ve CD117CD117 (ckitc-kit) ile DOG1DOG1 pozitifliği gösteren neoplazi tipik bir Gastrointestinal Stromal Tümör'dür (GIST). GIST'ler, gastrointestinal sistemin müsküleris propria tabakasında bulunan ve bağırsak peristaltizmini düzenleyen 'pacemaker' hücreler olan Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik verilerin analizi
Mide korpusunda yer alan, üzeri sağlam mukoza ile kaplı subepitelyal kitle bulgusu mezenkimal (epitel dışı) bir tümöre işaret eder.
Mide kanserlerinin (adenokarsinom) çoğu mukozadan kaynaklanır ve genellikle ülsere/vejetan görünümdedir; subepitelyal yerleşim mezenkimal kökeni destekler.
2
Morfolojik ve immünohistokimyasal (İHK) bulguların değerlendirilmesi
İğsi hücreli yapı ile birlikte CD117 (c-kit) ve DOG1 pozitifliği, Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tanısı için spesifiktir.
CD117 pozitifliği GIST'lerin %95'inde görülen ve tanıda altın standart kabul edilen bir bulgudur.
3
Hücre kökeninin belirlenmesi
GIST'lerin sindirim sistemi duvarındaki Cajal'ın interstisyel hücrelerinden (pacemaker hücreler) köken aldığı bilinmektedir.
Cajal hücreleri de normalde CD117 eksprese eder, bu da GIST'lerin bu hücrelerden köken aldığı teorisini destekleyen en güçlü kanıttır.

Anahtar Kavram

Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) ve Cajal'ın İnterstisyel Hücreleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6Soru

Mide adenokarsinomlarının klinik ve patolojik evrelemesinde kullanılan 'erken mide kanseri' (earlyearly gastricgastric cancercancer) tanımı için en kritik histopatolojik kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümörün, lenf nodu metastazı varlığından bağımsız olarak, sadece mukoza veya submukoza tabakalarında sınırlı olması

Cevap

Erken mide kanseri, bölgesel lenf nodu metastazı olup olmamasından bağımsız olarak, invazyonun mukoza veya submukoza ile sınırlı kaldığı durumdur.
Erken mide kanseri, invazyon derinliğine göre tanımlanan bir kavramdır. Tümörün muskularis propria tabakasına ulaşmadığı, yani mukoza veya submukoza tabakalarında sınırlı kaldığı her durum, lenf nodu metastazı varlığından bağımsız olarak erken mide kanseri olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Mide duvarı katmanlarını belirle.
Mide duvarı içerden dışarıya doğru mukoza, submukoza, muskularis propria ve seroza tabakalarından oluşur.
Tümörün evrelenmesi invazyon derinliğine göre yapılır.
2
'Erken' ve 'İleri' ayrımındaki sınırı tanımla.
Sınır, muskularis propria tabakasıdır. Tümör bu tabakaya ulaştığı anda 'ileri evre' kabul edilir.
Erken mide kanseri tanımı için invazyonun submukozayı aşmaması gerekir.
3
Lenf nodu durumunun tanıma etkisini değerlendir.
Lenf nodu metastazı olsa dahi, primer tümör mukoza/submukozada ise 'erken' tanısı değişmez.
Bu terminoloji, prognozun muskularis propria tutulumundan sonra belirgin şekilde kötüleşmesi gerçeğine dayanır.

Anahtar Kavram

Erken mide kanseri (Early Gastric Cancer) tanımında tek kriter invazyon derinliğidir (mukoza/submukoza); lenf nodu tutulumu tanımı etkilemez.

İpuçları

1
Erken mide kanseri tanımı için lenf nodlarının durumu mu yoksa mide duvarındaki derinlik mi daha önemlidir?
2
Tümörün hangi tabakaya ulaşması durumunda artık 'erken' değil 'ileri' olarak sınıflandırıldığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Mide karsinomlarında Lauren sınıflandırmasına göre intestinal ve diffüz tiplerin özelliklerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

Mide adenokarsinomlarının Lauren sınıflamasına göre "intestinal tip" karsinom gelişiminde en önemli prekürsör (öncül) lezyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik atrofik gastrit ve intestinal metaplazi

Cevap

Kronik atrofik gastrit ve intestinal metaplazi, intestinal tip mide adenokarsinomunun gelişimindeki temel prekürsör basamaklardır.
İntestinal tip mide kanseri, kronik mukozal hasar sonucu gelişen metaplazi-displazi sekansı üzerinden ilerler. Özellikle H.pyloriH. pylori enfeksiyonuna bağlı gelişen atrofik gastrit ve sonrasındaki intestinal metaplazi, bu tip kanser için en iyi tanımlanmış prekürsör zemindir.

Adım Adım Çözüm

1
İntestinal tip mide karsinomunun patogenezini hatırla.
Bu tipin çevresel faktörler ve kronik inflamasyonla ilişkili olduğu bilinir.
Lauren sınıflamasındaki intestinal ve diffüz tip ayrımı etiyolojik farklılıklara dayanır.
2
Correa hipotezi (karsinogenez basamakları) ile lezyonları eşleştir.
Normal mukoza → Kronik gastrit → Atrofik gastrit → İntestinal metaplazi → Displazi → Adenokarsinom dizilimi saptanır.
İntestinal metaplazi, mide mukozasının bağırsak epiteline dönüşmesidir ve prekanseröz bir değişikliktir.

Anahtar Kavram

Correa Hipotezi (Mide Karsinogenez Dizilimi)
Tahmini Süre:45s
Soru 8Soru

6868 yaşında erkek hasta, epigastrik dolgunluk ve son 44 ayda 88 kg kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan endoskopik incelemede midede proksimal yerleşimli, lümene doğru polipoid kitle oluşturan sınırlı bir tümör izleniyor. Biyopsi materyalinin mikroskobik incelemesinde, yoğun bir lenfositik infiltrasyon ve lenfoid foliküller içinde adalar oluşturan, belirgin nükleollü atipik epitel hücreleri saptanıyor. Bu morfolojik görünüm "lenfoepitelyoma benzeri karsinom" olarak tanımlanıyor. Bu hastada saptanan tümörün patogenezinde aşağıdakilerden hangisinin rolü en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epstein-Barr virüsü (EBV) enfeksiyonu

Cevap

Mide karsinomu vakalarında izlenen lenfoepitelyoma benzeri morfolojik patern en yüksek oranda Epstein-Barr virüsü (EBV) enfeksiyonu ile ilişkilidir.
Mide adenokarsinomlarının moleküler sınıflamasında EBV-pozitif grup, tüm vakaların yaklaşık %10'unu oluşturur. Bu gruptaki tümörler sıklıkla mide proksimalinde (korpus veya kardia) yerleşir ve mikroskobik olarak belirgin lenfositik stroma (lenfoepitelyoma benzeri karsinom) ile karakterizedir. Bu tümörler genellikle tipik adenokarsinomlara göre daha iyi prognoza sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları değerlendir
İleri yaş, proksimal yerleşimli ve polipoid kitle.
Mide kanserinin yerleşimi ve makroskopisi patogenez hakkında ipucu verebilir.
2
Histopatolojik tanımı analiz et
"Lenfoepitelyoma benzeri karsinom" (yoğun lenfositik infiltrat içinde tümör adaları).
Bu spesifik morfolojik görünüm, patolojide belirli bir etiyolojik ajanı işaret eder.
3
Moleküler/Viral ilişkiyi saptan
EBV enfeksiyonu.
Mide kanserinin moleküler sınıflamasında EBV-pozitif grup, bu histolojik özellik ile tanımlanır.

Anahtar Kavram

Mide Adenokarsinomu Moleküler Sınıflaması ve EBV İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

6262 yaşında kadın hasta, son zamanlarda artan halsizlik ve dilde yanma şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin düzeyi düşük, ortalama eritrosit hacmi (MCVMCV) ise 110110 fLfL olarak saptanıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpus ve fundus mukozasının belirgin derecede incelmiş ve soluk olduğu, antrum mukozasının ise doğal görünümde olduğu izleniyor. Bu hastadan alınan mide korpus biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöroendokrin (ECL) hücrelerde lineer veya mikronodüler hiperplazi

Cevap

Mide korpus biyopsisinde nöroendokrin (ECL) hücrelerde lineer veya mikronodüler hiperplazi izlenmesi en olasıdır.
Doğru seçenek olan nöroendokrin (ECL) hücre hiperplazisi, otoimmün gastritin patognomonik olmayan ancak karakteristik bir sonucudur. Pariyetal hücrelerin otoimmün yıkımı sonucu mide asit üretimi azalır (aklorhidri). Bu durum, antral G hücrelerini negatif feedback ile uyararak serum gastrin seviyelerini aşırı yükseltir (hipergastrinemi). Gastrin, mide korpusundaki ECL hücrelerinin proliferasyonunu tetikleyerek lineer veya nodüler hiperplaziye, uzun vadede ise karsinoid tümörlere yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Makrositer anemi (MCV>100MCV > 100 fLfL) ve dilde yanma (glossit) vitamin B12B_{12} eksikliğini düşündürür.
Otoimmün gastrit, pernisiyöz anemiye yol açan intrinsik faktör eksikliğinin en sık nedenidir.
2
Endoskopik bulguları yorumla
Korpus ve fundusta atrofi varken antrumun korunmuş olması Tip A (Otoimmün) gastrit için karakteristiktir.
Otoimmün süreç mide asit sekresyonunu yapan pariyetal hücrelerin bulunduğu korpus/fundus bölgesine spesifiktir.
3
Fizyopatolojik mekanizmayı kur
Pariyetal hücre kaybı → Aklorhidri → G hücrelerinden aşırı gastrin salınımı (Hipergastrinemi) → ECL hücre uyarımı.
Gastrin, mide korpusundaki nöroendokrin hücreler (ECL) için güçlü bir trofik faktördür.

Anahtar Kavram

Otoimmün gastritte (Tip A) pariyetal hücre kaybına bağlı gelişen hipergastrinemi, nöroendokrin (ECL) hücre hiperplazisine ve karsinoid tümör riskinde artışa neden olur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

6464 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden epigastrik ağrı ve dispeptik şikayetler nedeniyle endoskopiye alınıyor. Mide antrumunda 3 cm3\text{ cm} çapında, düzensiz sınırlı ve ülserovejetan karakterde bir kitle saptanıyor. Alınan biyopsi örneklerinin histopatolojik incelemesinde; belirgin glandüler yapılar oluşturan malign epitel hücreleri ve çevre mukozada intestinal metaplazi alanları izleniyor. Bu hastadaki tümör tipi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik H.pyloriH. pylori enfeksiyonu ve intestinal metaplazi ile güçlü etiyolojik ilişki gösterir.

Cevap

İntestinal tip mide karsinomu, kronik H. pylori enfeksiyonu ve intestinal metaplazi ile güçlü etiyolojik ilişki gösterir.
Vakada tanımlanan glandüler yapı oluşumu ve intestinal metaplazi varlığı, Lauren sınıflamasına göre 'İntestinal Tip' mide karsinomunu tanımlar. Bu tümör tipi tipik olarak çevresel faktörler, diyet ve kronik H.pyloriH. pylori enfeksiyonu ile ilişkilidir. Antrumda yerleşen bu kitleler genellikle atrofik gastrit ve intestinal metaplazi zemininde gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve patolojik bulgularını Lauren sınıflamasına göre değerlendirmek.
İleri yaş (6464), antral yerleşimli kitle, glandüler yapı ve eşlik eden intestinal metaplazi varlığı 'İntestinal Tip Mide Karsinomu' tanısını koydurur.
Lauren sınıflamasına göre mide karsinomları intestinal ve diffüz tip olarak iki ana gruba ayrılır; morfoloji ve prekürsör lezyonlar bu ayrımda kritiktir.
2
İntestinal tip karsinomun etiyolojik faktörlerini gözden geçirmek.
Bu tip karsinomun H.pyloriH. pylori enfeksiyonu, tütsülenmiş gıdalar ve kronik gastrit-metaplazi zemininde geliştiği sonucuna varılır.
Çevresel faktörler ve kronik mukozal hasar, intestinal tip karsinom gelişiminde temel tetikleyicilerdir.
3
Seçenekleri diffüz tip karsinomun özellikleriyle karşılaştırarak elemeyi tamamlamak.
E-kadherin kaybı, linitis plastik ve taşlı yüzük hücreleri gibi bulguların diffüz tip için karakteristik olduğu teyit edilir.
İki tip arasındaki moleküler ve makroskobik farklar, ayırıcı tanıda sıkça sorgulanan TUS bilgileridir.

Anahtar Kavram

Lauren Sınıflaması: İntestinal Tip vs. Diffüz Tip Mide Karsinomu
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 11Soru

5252 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı ve son aylarda belirginleşen bacaklarda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum albümin düzeyi 2.42.4 g/dL (NN: 3.55.03.5-5.0) olarak saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpus ve fundusunda antrumu koruyan, beyin kıvrımları benzeri dev mukozal kıvrımlar izleniyor. Biyopside foveolar epitelde belirgin hiperplazi, bezlerde atrofi ve paryetal hücre sayısında azalma gözleniyor. Bu hastadaki klinik ve histopatolojik bulguların patogenezinden sorumlu olan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforming growth factor-alpha (TGF-α\alpha) aşırı ekspresyonu

Cevap

Ménétrier hastalığının patogenezinden sorumlu olan temel mekanizma TGF-α\alpha aşırı ekspresyonudur.
Ménétrier hastalığı, korpus ve fundustaki foveolar hücrelerin aşırı proliferasyonu (hiperplazi) sonucu dev mukozal kıvrımların oluştuğu bir tablodur. Bu süreci tetikleyen temel moleküler olay, TGF-α\alpha proteininin aşırı üretimi ve buna bağlı olarak EGFR reseptörünün sürekli uyarılmasıdır. Sonuçta mukoza üzerinden yoğun albümin kaybı (protein kaybeden enteropati) gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hipoalbuminemi (ödem) ve dev mide kıvrımları birlikteliği saptandı.
Bu tablo 'protein kaybeden enteropati' ile giden bir hipertrofik gastropatiyi düşündürür.
2
Histopatolojik ve endoskopik bulguları yorumla
Antrumun korunması ve foveolar hiperplazi ile glandüler atrofinin görülmesi Ménétrier hastalığını doğrular.
Zollinger-Ellison sendromunda foveolar değil, glandüler hiperplazi görülür ve asit salgısı artmıştır.
3
Moleküler mekanizmayı hatırla
Ménétrier hastalığında TGF-α\alpha aşırı ekspresyonunun EGFR (Epidermal Growth Factor Receptor) aktivasyonuna yol açtığı bilinmektedir.
Bu büyüme faktörü sinyali mukozal hücre proliferasyonunu tetikler.

Anahtar Kavram

Ménétrier hastalığı, TGF-α\alpha aşırı ekspresyonuna bağlı gelişen, foveolar hiperplazi ve protein kaybı ile karakterize bir hipertrofik gastropatidir.
Soru 12Soru

6565 yaşında erkek hastada, proksimal midede yerleşimli, ülsero-vejetan kitle saptanıyor. Biyopsi materyalinin histopatolojik incelemesinde; belirgin pleomorfizm gösteren malign epitelyal hücre adalarının, tümör içine sızmış ve tümör çevresinde kümelenmiş oldukça yoğun lenfositik ve plazmasitik bir stroma ile çevrili olduğu izleniyor. Bu tümörün moleküler patogenezi ve özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PIK3CAPIK3CA mutasyonları, PDL1PD-L1 ve PDL2PD-L2 gen amplifikasyonları ile karakterizedir.

Cevap

Mide karsinomunun yoğun lenfositik stroma ile karakterize lenfoepitelyoma benzeri morfolojisi, moleküler olarak PIK3CAPIK3CA mutasyonları ve PDL1/L2PD-L1/L2 amplifikasyonları gösteren EBV-pozitif alt tipi işaret eder.
Soruda tanımlanan "lenfoepitelyoma benzeri karsinom" morfolojisi, mide kanserinin moleküler sınıflamasında EBV-pozitif alt tipe özgüdür. Bu alt tipte PIK3CAPIK3CA gen mutasyonları oldukça sıktır ve immün kaçış mekanizması olarak PDL1PD-L1 ile PDL2PD-L2 gen amplifikasyonları (ve aşırı ekspresyonu) görülür. Bu tümörler genellikle midenin proksimalinde (kardiya/korpus) yerleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik bulguların analizi
Malign epitelyal adalar ve yoğun lenfositik stroma, "lenfoepitelyoma benzeri karsinom" morfolojisini tanımlar.
Bu spesifik morfoloji, mide karsinomlarının yaklaşık %10\%10'unu oluşturan EBV ilişkili vakalar için tipiktir.
2
Etiyolojik ajanın belirlenmesi
Bu tümör tipi EpsteinBarrEpstein-Barr virüsü (EBVEBV) ile güçlü bir ilişki gösterir.
EBVEBV, tümör hücrelerinin genomuna entegre olarak spesifik bir onkojenik yolak aktive eder.
3
Moleküler sınıflamanın (TCGA) uygulanması
EBV-pozitif alt tip; PIK3CAPIK3CA mutasyonları, PDL1/L2PD-L1/L2 gen amplifikasyonları ve global DNA hipermetilasyonu ile karakterizedir.
The Cancer Genome Atlas (TCGA) sınıflaması, mide kanserlerini dört moleküler gruba ayırır: EBV(+), MSI, CIN ve Genomik Stabil (GS).
4
Seçeneklerin ayırıcı tanısı
Diğer seçenekler GS (CDH1), MSI (MLH1) ve CIN (HER2/TP53) alt tiplerine aittir.
Her bir moleküler alt tipin kendine özgü mutasyonel yükü ve morfolojik korelasyonu vardır.

Anahtar Kavram

Mide karsinomunun TCGA (The Cancer Genome Atlas) moleküler sınıflaması ve EBV alt tipinin karakteristik özellikleri.
Soru 13Soru

7272 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden osteoartrit nedeniyle yüksek dozda non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAI˙I˙NSAİİ) kullanımı öyküsüne sahiptir. Son zamanlarda gelişen epigastrik yanma ve ağrı şikayetleri ile başvurmuştur. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde antrumda hiperemik ve erozyone alanlar saptanmıştır. Antrumdan alınan biyopsinin mikroskobik incelemesinde; foveolar hiperplazi, bezlerde kıvrımlaşma (tirbuşon görünümü), lamina propriada ödem, konjesyon ve muskularis mukozadan yukarı doğru uzanan düz kas liflerinde artış izlenmiştir. Ancak belirgin bir nötrofil veya plazma hücresi infiltrasyonu saptanmamıştır.

Bu hasta için en olası patolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif (kimyasal) gastropati

Cevap

Reaktif (kimyasal) gastropati
Reaktif (kimyasal) gastropati, tipik olarak NSAI˙I˙NSAİİ kullanımı veya safra reflüsü gibi kimyasal iritanlara bağlı olarak gelişen mukozal hasarı ifade eder. Mikroskobik olarak enflamasyonun minimal olması veya hiç olmaması, buna karşın foveolar hiperplazi (tirbuşon görünümü), lamina propriada ödem, konjesyon ve karakteristik olarak muskularis mukozadan yukarı doğru uzanan düz kas liflerinde artış (fibrozis/hiperplazi) izlenmesi tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve ilaç kullanımının değerlendirilmesi
Yüksek doz NSAI˙I˙NSAİİ kullanımına bağlı gastroduodenal hasar riski saptandı.
NSAI˙I˙NSAİİ'ler prostaglandin sentezini inhibe ederek mide mukozasının koruyucu bariyerini zayıflatır.
2
Histopatolojik bulguların analizi
Foveolar hiperplazi, tirbuşon görünümü ve lamina propriada düz kas proliferasyonu saptandı.
Bu bulgular, reaktif veya kimyasal bir hasara (örneğin ilaç veya safra) karşı mukozanın verdiği karakteristik 'gastropati' yanıtıdır.
3
Enflamasyon varlığının kontrolü
Belirgin nötrofil veya lenfoplazmasitik hücre infiltrasyonu saptanmadı.
Enflamatuar hücrelerin yokluğu, süreci aktif enfeksiyöz gastritlerden (H. pilori gibi) ayırır.

Anahtar Kavram

Reaktif (Kimyasal) Gastropati Histolojisi

Daha Fazla Pratik

NSAİİ kullanımına bağlı gelişen peptik ülserlerin komplikasyonlarını ve lokasyonlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

5252 yaşında erkek hasta, tekrarlayan üst gastrointestinal sistem kanaması şikayetiyle başvuruyor. Yapılan endoskopik incelemede mide büyük kurvatur yerleşimli, üzeri ülsere, yaklaşık 4 cm4\text{ cm} çapında, lümene doğru protrüzyon gösteren submukozal yerleşimli bir kitle saptanıyor. Kitleden alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde iğsi hücreli (spindle cell) tümöral proliferasyon izleniyor. İmmünohistokimyasal çalışmada tümör hücrelerinin CD117CD117 (c-KITc\text{-KIT}) ve DOG1DOG1 ile kuvvetli pozitif boyandığı görülüyor.

Bu hastada tanısı konulan neoplazinin köken aldığı hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cajal'ın interstisyel hücreleri

Cevap

Cajal'ın interstisyel hücreleri
Vakada tanımlanan submukozal yerleşim, iğsi hücre morfolojisi ve en önemlisi CD117CD117 (c-KITc\text{-KIT}) pozitifliği, tipik bir Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) tablosudur. GİST'ler, midenin en sık görülen mezenşimal tümörüdür ve GİS duvarındaki pacemaker hücreleri olan Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları analiz et
Submukozal yerleşimli, lümene uzanan iğsi hücreli kitle saptandı.
Midenin iğsi hücreli submukozal kitleleri arasında en sık GİST, leiomyom ve schwannom yer alır.
2
İmmünohistokimyasal belirteçleri değerlendir
CD117CD117 (c-KITc\text{-KIT}) ve DOG1DOG1 pozitifliği bulundu.
Bu belirteçler Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) için karakteristiktir.
3
Tümörün hücresel kökenini belirle
GİST'ler Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alır.
Cajal hücreleri GİS motilitesini düzenleyen pacemaker hücrelerdir ve GİST ile benzer fenotipik özellikler taşırlar.

Anahtar Kavram

Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) ve Cajal Hücreleri İlişkisi
Soru 15Soru

4545 yaşında erkek hasta, tekrarlayan epigastrik ağrı ve kronik ishal şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda belirgin mukoza kalınlaşması ile birlikte midede ve duodenumun ikinci kıtasında multipl peptik ülserler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde açlık serum gastrin düzeyi 1200 pg/mL1200\text{ pg/mL} (normal: <100 pg/mL<100\text{ pg/mL}) olarak ölçülüyor. Bu hastanın mide biyopsisinde görülmesi beklenen temel histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paryetal hücrelerde hiperplazi ve oksintik mukoza kalınlığında artış

Cevap

Paryetal hücrelerde hiperplazi ve oksintik mukoza kalınlığında artış
Doğru seçenek olan paryetal hücre hiperplazisi, Zollinger-Ellison sendromunun (ZE) karakteristik özelliğidir. ZE sendromunda, genellikle pankreas veya duodenum yerleşimli bir gastrinoma tarafından aşırı miktarda salgılanan gastrin, midenin asit salgılayan (oksintik) mukozasını sürekli uyarır. Bu trofik etki sonucunda paryetal hücrelerin sayısı artar (hiperplazi), bu da endoskopik olarak mide kıvrımlarının (rugaların) kalınlaşması ve biyopsi örneklerinde mukoza kalınlığının artışı olarak gözlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada multipl peptik ülserler (özellikle duodenumun distalinde) ve belirgin hipergastrinemi (1200 pg/mL1200\text{ pg/mL}) mevcuttur.
Bu kombinasyon klasik olarak gastrin salgılayan bir tümör olan gastrinomayı (Zollinger-Ellison Sendromu) işaret eder.
2
Gastrinin fizyolojik etkisini hatırla
Gastrin, mide korpusundaki paryetal hücrelerden asit salgısını uyarmanın yanı sıra bu hücreler üzerinde trofik (büyütücü) etkiye sahiptir.
Hormonal uyarı altındaki hücrelerde görülen sayısal artış hiperplazi olarak tanımlanır.
3
Patolojik bulguyu belirle
Gastrinomada sürekli gastrin uyarısı nedeniyle paryetal hücre sayısı ve buna bağlı olarak oksintik mukoza kalınlığı artar.
Bu durum, otoimmün gastritteki atrofi ve hipergastrinemi tablosundan (burada gastrin artışı paryetal hücre kaybına sekonderdir) ayrımı sağlar.

Anahtar Kavram

Zollinger-Ellison Sendromu (Gastrinoma) Patofizyolojisi

Daha Fazla Pratik

Mide rugalarında kalınlaşma yapan diğer bir patoloji olan Ménétrier hastalığını (TGF-alfa artışı, protein kaybı) ve ZE ile farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

3838 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden epigastrik ağrı, erken doyma ve 88 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde annesinin 4242 yaşında mide kanseri nedeniyle eksitus olduğu öğreniliyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide duvarının belirgin derecede kalınlaştığı, lümenin daraldığı (linitislinitis plasticaplastica görünümü) ancak lümene doğru uzanan ekzofitik bir kitle saptanmadığı izleniyor. Alınan biyopsilerin mikroskobik incelemesinde, mukoza ve duvar katmanları içine diffüz olarak dağılmış, sitoplazması müsin ile dolu ve nükleusu periferik yerleşimli taşlı yüzük hücreleri saptanıyor. Bu hastadaki klinik ve patolojik tabloya neden olan en olası moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CDH1CDH1 gen mutasyonu sonucu E-kaderin fonksiyon kaybı

Cevap

Mide kanserinin Lauren sınıflandırmasına göre diffüz tipinde (taşlı yüzük hücreli karsinom), temel moleküler bozukluk CDH1CDH1 gen mutasyonuna bağlı E-kaderin ekspresyon kaybıdır.
Vakada tanımlanan genç yaş, aile öyküsü, endoskopik olarak saptanan linitis plastik (mide duvarının yaygın sertleşmesi ve kalınlaşması) ve mikroskopideki taşlı yüzük hücreleri, Lauren sınıflandırmasına göre 'Diffüz Tip' mide adenokarsinomunu tanımlamaktadır. Bu tümör tipinin en karakteristik moleküler özelliği, CDH1CDH1 genindeki mutasyon veya epigenetik susturulma sonucu hücreler arası bağlantıyı sağlayan E-kaderin proteininin kaybıdır. Bu kayıp, tümör hücrelerinin bez yapısı oluşturmak yerine tek tek veya küçük gruplar halinde doku içine diffüz şekilde sızmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç yaş (3838), aile öyküsü ve endoskopide 'linitis plastica' (daralmış, kalınlaşmış mide duvarı) varlığı saptandı.
Mide kanserinin tipini belirlemek için klinik ve radyolojik/endoskopik görünüm ilk ipucudur.
2
Histopatolojik bulguyu tanımla
Mikroskopide 'taşlı yüzük hücreleri' (signet ring cells) ve diffüz infiltrasyon saptandı.
Taşlı yüzük hücreleri Lauren sınıflandırmasında 'Diffüz Tip' karsinomun patognomonik özelliğidir.
3
Moleküler mekanizmayı eşleştir
Diffüz tip mide kanseri ile CDH1CDH1 (E-kaderin) mutasyonu arasındaki ilişki kuruldu.
E-kaderin, hücrelerin birbirine tutunmasını sağlayan bir proteindir; kaybı hücrelerin diffüz olarak doku içinde yayılmasına (kohezyon kaybı) neden olur.

Anahtar Kavram

Mide Kanseri Lauren Sınıflandırması: Diffüz Tip ve E-kaderin İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Kalıtsal diffüz tip mide kanseri (HDGC) olan bireylerde ek olarak hangi organ kanserlerinin riski artmıştır? (Cevap: Lobüler meme kanseri)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

7070 yaşında kadın hasta, diz ağrıları nedeniyle son iki haftadır yüksek dozda naproksen sodyum (NSAİİ) kullanmaktadır. Epigastrik bölgede ani başlayan yanma hissi ve kahve telvesi şeklinde kusma şikayetiyle başvuran hastaya yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; mide mukozasında yaygın hiperemi, ödem, noktasal kanama odakları ve yüzeysel mukozal defektler saptanmıştır. Bu klinik ve endoskopik bulgular ışığında, hastadaki en olası patolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut gastrit (Eroziv gastrit)

Cevap

Akut gastrit (Eroziv gastrit)
Akut gastrit, mide mukozasının akut bir inflamatuar sürecidir ve sıklıkla NSAİİ kullanımı, alkol veya ağır stres (Curling/Cushing ülserleri) gibi faktörlerle tetiklenir. NSAİİ'ler siklooksijenaz (COX) enzimlerini inhibe ederek mideyi asit hasarından koruyan prostaglandinlerin üretimini azaltır. Bu durum mukozal bariyerin bozulmasına, hiperemiye, kanamaya ve erozyonlara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik öyküsünü ve risk faktörlerini analiz et.
Uzun süreli ve yüksek dozda NSAİİ (naproksen) kullanımı tespit edildi.
NSAİİ'ler mide mukozasındaki koruyucu mekanizmaları bozan en önemli ekzojen faktörlerden biridir.
2
Endoskopik bulguları patolojik süreçle eşleştir.
Mukozada hiperemi, kanama odakları ve yüzeysel defektler (erozyonlar) saptandı.
Bu bulgular mukozal hasarın tam katmanlı olmadığını ve akut bir süreci (erozyon) işaret ettiğini gösterir.
3
Etiyoloji ile morfolojik tanıyı birleştir.
NSAİİ kullanımına sekonder gelişen akut gastrit tanısına ulaşıldı.
Prostaglandin (PGE2PGE_2 ve PGI2PGI_2) sentezinin azalması, mukozal kan akımını ve bikarbonat salgısını azaltarak hasarı tetikler.

Anahtar Kavram

Akut Gastrit ve NSAİİ İlişkisi

İpuçları

1
Hastanın kullandığı ilacın (naproksen) mide mukozası üzerindeki yan etkilerini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Akut gastritin diğer nedenlerini (alkol, sigara, üremi) ve kronik gastritten farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

Peptik ülser hastalığı (PÜH), gastrointestinal sistem mukozasında asit ve pepsinin etkisiyle oluşan kronik defektlerle karakterizedir. Peptik ülser hastalığı seyri sırasında en sık karşılaşılan komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrointestinal kanama

Cevap

Peptik ülser hastalığının en sık görülen komplikasyonu gastrointestinal kanamadır.
Gastrointestinal kanama, peptik ülser hastalarında görülen en yaygın komplikasyondur. Genellikle ülserin bir arter duvarını erode etmesi sonucu gelişir ve akut hematemez veya melena ile kendini gösterebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Peptik ülserlerin klinik seyrini ve olası sonuçlarını değerlendirin.
Peptik ülserler; kanama, perforasyon, obstrüksiyon ve penetrasyon gibi çeşitli komplikasyonlara yol açabilir.
Komplikasyonların görülme sıklığı, hastanın tedaviye uyumu ve etiyolojik faktörlere bağlı olarak değişir.
2
Patoloji ve klinik tıp literatüründeki istatistiksel verileri karşılaştırın.
Gastrointestinal kanama vakaların yaklaşık %1520\%15-20'sinde görülürken, perforasyon yaklaşık %5\%5 oranında görülür.
Kanama, mukozal defektin bir damar duvarını aşındırması sonucu gelişen en yaygın olaydır.

Anahtar Kavram

Peptik ülser komplikasyonlarının sıklık sıralaması ve en yaygın komplikasyon olarak kanamanın tanınması.

Daha Fazla Pratik

Duodenal ülserler ile gastrik ülserler arasındaki H. pylori sıklığı ve malignite potansiyeli farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 19Soru

4848 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı ve her iki bacakta gode bırakan ödem şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar analizlerinde serum albumin düzeyi 2.2 g/dL2.2 \text{ g/dL} olarak saptanıyor. Endoskopik incelemede midenin fundus ve korpus bölgelerinde serebriform (beyin kıvrımı şeklinde) dev mukoza kıvrımları izleniyor. Alınan biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde foveoler epitelde belirgin hiperplazi, fundik bezlerde ise atrofi saptanıyor. Bu klinik ve patolojik bulgular ışığında, bu hastalıkla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patogenezinde Transforming Growth Factor-α\alpha (TGF-α\alpha) aşırı ekspresyonu birincil rol oynar.

Cevap

Menetrier hastalığının patogenezinde TGF-α\alpha aşırı ekspresyonu ve buna bağlı EGFR aktivasyonu temel mekanizmadır.
Hastada görülen serebriform dev kıvrımlar, foveoler hiperplazi ve protein kaybına (ödem/hipoalbuminemi) bağlı tablo tipik olarak Menetrier hastalığını işaret eder. Bu hastalığın patogenezindeki temel defekt, TGF-α\alpha (Transforming Growth Factor-alpha) düzeyindeki aşırı artıştır. Bu büyüme faktörü EGFR reseptörüne bağlanarak foveoler hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Ödem, hipoalbuminemi ve midede dev kıvrımlar protein kaybeden gastropatiyi düşündürür.
Serum albumin düşüklüğü protein sızıntısını, dev kıvrımlar ise hipertrofik yapıyı gösterir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Foveoler hiperplazi ve fundik bez atrofisi Menetrier hastalığı tanısını doğrular.
Mukoza kıvrımlarının büyümesinin nedeni foveoler hücre artışıdır, pariyetal hücre artışı değildir.
3
Moleküler mekanizmayı hatırla
TGF-α\alpha artışı epitel proliferasyonunu tetikler.
TGF-α\alpha, epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) üzerinden mitojenik etki yapar.

Anahtar Kavram

Menetrier Hastalığı (Hipertrofik Gastropati)

Daha Fazla Pratik

Menetrier hastalığının çocuklardaki formu (genellikle CMV ilişkili) ile erişkin formunu karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

42 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı, iştahsızlık ve ayak bileklerinde şişlik şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde pretibial 2+2+ ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde total protein ve albumin düzeyleri (2.1 g/dL2.1\text{ g/dL}) düşük bulunuyor. Endoskopik incelemede mide korpusunda beyin kıvrımlarını (serebriform) andıran dev mukoza katlantıları gözleniyor. Bu hastanın mukoza biyopsisi sonucunda foveoler hücrelerde belirgin hiperplazi, bezlerde ise atrofi izlenmesi durumunda, altta yatan patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme edici büyüme faktörü alfa (TGFαTGF-\alpha) aşırı ekspresyonu

Cevap

Ménétrier hastalığında temel mekanizma TGF-alfa (Transforme edici büyüme faktörü alfa) aşırı ekspresyonudur.
Vakada tanımlanan klinik (hipoalbuminemiye bağlı ödem) ve endoskopik (serebriform dev kıvrımlar) bulgular Ménétrier hastalığına işaret etmektedir. Bu hastalığın patogenezinde EGFR ligandı olan Transforme edici büyüme faktörü alfa (TGFαTGF-\alpha)'nın aşırı ekspresyonu temel rol oynar. Bu durum foveoler hücrelerin aşırı proliferasyonuna ve protein kaybına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hipoproteinemi/ödem (protein kaybeden enteropati) ve endoskopide 'serebriform' dev kıvrımlar saptandı.
Bu bulgular hipertrofik gastropatiler (Ménétrier veya Zollinger-Ellison) için karakteristiktir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Foveoler hiperplazi (müköz hücre artışı) ve bezlerde atrofi (asit salgılayan hücre kaybı) saptandı.
Foveoler hiperplazi ile birlikte asit azlığı Ménétrier hastalığını, paryetal hücre hiperplazisi ile birlikte asit artışı Zollinger-Ellison'u işaret eder.
3
Patogenezi hatırla.
Ménétrier hastalığının TGFαTGF-\alpha (EGFR ligandı) aşırı salınımıyla ilişkili olduğu bilinmektedir.
TGF-alfa büyüme sinyallerini artırarak müköz epitelin aşırı çoğalmasına yol açar.

Anahtar Kavram

Ménétrier hastalığı (Hipertrofik Gastropati)

Alternatif Yöntem

Vakada ödem ve düşük albumin varlığına odaklanarak 'protein kaybeden bir mide hastalığı' arandığında, patoloji literatüründe bu tabloya uyan tek hipertrofik gastropatinin Ménétrier olduğu hatırlanabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 3Sonraki
Mide Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin