Nefroloji

349 soru

Soru 21Soru

66 yaşında bir erkek çocuk, vücudunda yaklaşık iki haftadır giderek artan yaygın şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde pretiyal bölgede ve karında belirgin gode bırakan ödem (anasarka) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; idrarda 4+4+ proteinüri (150 mg/m2/saat150\text{ mg/m}^2/\text{saat}), serum albümin 1.6 g/dL1.6\text{ g/dL} ve total kolesterol 420 mg/dL420\text{ mg/dL} saptanarak nefrotik sendrom tanısı konuluyor.

Bu hastada idrarla protein kaybı mekanizmasına bağlı gelişen sekonder değişikliklerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tiroksin bağlayıcı globulin (TBG) kaybı nedeniyle hem total hem de serbest T4 düzeylerinde belirgin düşüş ve klinik hipotiroidi gelişir.

Cevap

Tiroksin bağlayıcı globulin (TBG) kaybına bağlı olarak total T4 düzeyi düşerken, serbest T4 düzeyinin normal kalması ve klinik hipotiroidi beklenmemesi doğru bilgidir; bu nedenle hem total hem de serbest T4'ün düştüğünü ve klinik hipotiroidi geliştiğini savunan seçenek yanlıştır.
Nefrotik sendromda glomerüler filtrasyon bariyerindeki hasar nedeniyle molekül ağırlığı düşük olan Tiroksin Bağlayıcı Globulin (TBG) idrarla kaybedilir. Bu durum serumda 'Total T4' düzeyinin düşük ölçülmesine neden olur. Ancak, serbest T4 (fT4) düzeyi ve TSH seviyeleri genellikle normal sınırlarda kalır ve hastalar klinik olarak eutiroiddir. Bu nedenle hem total hem de serbest T4'ün belirgin azaldığını ve klinik hipotiroidi geliştiğini belirten ifade patofizyolojik olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Hasta masif proteinüri, hipoalbüminemi ve ödem ile tipik bir nefrotik sendrom tablosundadır.
Tanıyı netleştirmek ve beklenen patofizyolojik süreçleri belirlemek için gereklidir.
2
Bazal membran geçirgenlik artışının proteinler üzerindeki etkisini değerlendir.
Sadece albüminin değil, AT-III, transferrin, TBG, Vitamin D bağlayıcı protein ve Faktör B gibi diğer taşıyıcı ve düzenleyici proteinlerin de idrarla kaybedildiği belirlenir.
Nefrotik sendromun multisistemik komplikasyonlarını anlamak için bu mekanizma kritiktir.
3
Tiroid hormon metabolizmasını taşıyıcı protein kaybı bağlamında incele.
TBG kaybı plazmadaki total T4 havuzunu azaltır, ancak homeostatik mekanizmalar serbest (biyolojik olarak aktif) T4 düzeyini ve TSH'ı normal sınırlarda tutar.
Total ve serbest hormon düzeyleri arasındaki ayrım, klinik hipotiroidi tanısı için belirleyicidir.

Anahtar Kavram

Nefrotik Sendromda İdrarla Spesifik Protein Kaybına Bağlı Sekonder Laboratuvar Değişiklikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 22Soru

1111 yaşında, evre 44 kronik böbrek yetmezliği (eGFR:18eGFR: 18 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2) tanısıyla takip edilen bir çocuk hastada rutin kontrollerde hemoglobin düzeyi 9.29.2 g/dLg/dL olarak ölçülüyor. Demir depoları (ferritin:250ferritin: 250 ng/mLng/mL, transferrintransferrin satu¨rasyonu:%30satürasyonu: \%30) hedef aralıkta olan hastaya rekombinant insan eritropoetini tedavisi başlanıyor. Bu tedavi süresince hastanın en dikkatli izlenmesi gereken yan etki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipertansiyon

Cevap

Hipertansiyon, rekombinant insan eritropoetini (EPO) tedavisinin en önemli ve en sık görülen yan etkisidir.
Doğru yanıt olan hipertansiyon, rekombinant insan eritropoetini (EPO) kullanan hastaların yaklaşık %2020-3030'unda görülür. Bu durum, hem kırmızı kan hücresi kitlesinin artışıyla vizkozitenin yükselmesine hem de EPO'nun endotel üzerindeki doğrudan vazokonstriktör etkilerine bağlıdır. Bu nedenle EPO tedavisi başlanan hastalarda kan basıncı takibi hayati önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın böbrek yetmezliği evresi ve anemi durumu değerlendirilir.
Hasta evre 44 kronik böbrek yetmezliği (KBY) hastasıdır ve hemoglobin değeri düşüktür (9.29.2 g/dLg/dL).
KBY'de eritropoetin eksikliğine bağlı normokrom normositer anemi gelişir.
2
Eritropoetin (EPO) tedavisi öncesi demir depoları kontrol edilir.
Ferritin (250250 ng/mLng/mL) ve transferrin satürasyonu (%30\%30) yeterli düzeydedir.
Demir depoları yetersizken EPO tedavisine yanıt alınamaz; bu nedenle önce demir depoları optimize edilmelidir.
3
EPO tedavisinin olası yan etkileri ve izlem parametreleri gözden geçirilir.
En sık ve kritik yan etkinin hipertansiyon olduğu belirlenir.
EPO tedavisi, hematokrit artışına bağlı kan vizkozitesinde artış ve doğrudan vazokonstriktör etkilerle kan basıncını yükseltir.

Anahtar Kavram

Kronik böbrek yetmezliği anemisinde eritropoetin tedavisinin yan etkileri

Alternatif Yöntem

Anemi yönetiminde öncelikle demir depolarının (ferritin > 100100 ng/mLng/mL, TSAT > %20\%20) doldurulması gerektiğini hatırlamak, sorudaki 'en dikkatli izlenmesi gereken yan etki' vurgusunu EPO'nun sistemik etkilerine yönlendirir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 23Soru

55 yaşında bir kız çocuk, idrar renginde çay rengi koyulaşma fark edilmesi üzerine polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde ödem saptanmıyor ve kan basıncı normal bulunuyor. İdrar tetkikinde mikroskobik hematüri saptanan bu hastada, hematürinin glomerüler kaynaklı olduğunu gösteren en spesifik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritrosit silindirleri

Cevap

Eritrosit silindirlerinin görülmesi hematürinin glomerüler kaynaklı olduğunu gösteren en spesifik bulgudur.
Eritrosit silindirleri, eritrositlerin böbrek tübüllerinden geçerken Tamm-Horsfall mukoproteini ile hapsedilmesi sonucu oluşur. Bu durum kanamanın kesinlikle böbrek parankimi (glomerül) seviyesinde olduğunu gösteren oldukça spesifik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumu değerlendir
Çay rengi idrar ve mikroskobik hematüri varlığı saptandı.
Glomerüler kanamalarda eritrositler asidik idrarda bekleyerek methemoglobine dönüştüğü için idrar genellikle kahverengi/çay rengi görülür.
2
Glomerüler ve non-glomerüler ayırıcı tanısını yap
Glomerüler kanamayı gösteren laboratuvar bulguları araştırılmalıdır.
Tedavi ve takip planının belirlenmesi için kanamanın kaynağının (böbrek parankimi vs. alt idrar yolları) bilinmesi kritiktir.
3
En spesifik bulguyu seç
Eritrosit silindirleri patognomonik bulgu olarak belirlendi.
Eritrositlerin tübüler sistemde silindir şeklinde organize olması, kanamanın doğrudan nefronun başlangıcından kaynaklandığını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Eritrosit silindirleri ve dismorfik eritrositler (akantositler) hematürinin glomerüler kaynaklı olduğunu gösteren en önemli laboratuvar bulgularıdır.

Daha Fazla Pratik

Dismorfik eritrositlerin (özellikle akantositler) varlığı ve %5'in üzerinde olması da glomerüler hematüri için yüksek duyarlılığa sahiptir.
Tahmini Süre:45s
Soru 24Soru

Yenidoğan ünitesinde izlenen bir günlük kız bebeğin yapılan ilk fizik muayenesi tamamen normal olarak değerlendirilmiştir. Ancak çekilen tarama amaçlı batın ultrasonografisinde sol renal lojun boş olduğu, sağ böbreğin ise normal yerleşimli ve 4.84.8 cm (yaşına göre hafif büyük) boyutta olduğu saptanıyor. Diğer batın içi organlar normal görünümde olup patolojik kitle saptanmamıştır.

Bu hastada eşlik edebilecek ek anomaliler açısından yapılan değerlendirmede, ilerleyen yaşlarda aşağıdaki klinik tablolardan hangisiyle karşılaşma riski en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer amenore

Cevap

Müller kanalı anomalileriyle olan güçlü ilişki nedeniyle primer amenore görülme riski en yüksektir.
Üreter tomurcuğunun (Wolff kanalı kökenli) gelişimi, Müller kanallarının normal gelişimi için bir rehber görevi görür. Bu nedenle tek taraflı renal agenezisi olan kız çocuklarında uterus didelfis, bikornuat uterus veya tam vajinal/uterin agenezi (MRKH sendromu) görülme riski çok yüksektir. MRKH sendromu olan hastalar normal over fonksiyonuna ve sekonder seks karakterlerine sahip olmalarına rağmen uterus yokluğu nedeniyle primer amenore ile başvururlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada tesadüfi saptanan tek taraflı renal agenezi (URA) ve karşı böbrekte kompansatuar hipertrofi mevcut.
URA'nın klinik önemini ve eşlik edebilecek sendromları belirlemek için ilk adımdır.
2
Cinsiyete özgü ilişkili anomalileri hatırla
Kız çocuklarında renal agenezi ile Müller kanalı (uterus, vajina üst kısmı) gelişimi arasında yakın embriyolojik ilişki vardır.
Üreter tomurcuğu ve Müller kanallarının gelişimi eş zamanlı ve komşu bölgelerde gerçekleşir.
3
Klinik sonuçla ilişkilendir
Mayer-Rokitansky-Küster-Hauser (MRKH) sendromu varlığında uterus ve vajina agenesi/hipoplazisi görülür.
Bu anatomik eksiklik, ergenlik döneminde primer amenore tablosuna yol açar.

Anahtar Kavram

Tek taraflı renal agenezili kız çocuklarında genital sistem anomalileri (özellikle Müller kanalı anomalileri) %25-40 gibi yüksek bir oranda eşlik eder.

Daha Fazla Pratik

Erkek çocuklarda tek taraflı renal agenezi saptandığında seminal vezikül kistleri ve vaz deferens agenezisi (Zinner sendromu) açısından dikkatli olunmalıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 25Soru

Antenatal takiplerinde belirgin bir özellik saptanmayan 5 yaşındaki kız çocuk, normal yolla idrarını yapabilmesine rağmen bezinin sürekli ıslak olması ve damla damla idrar kaçırma şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede vulvada sürekli bir sızıntı olduğu ve idrarın dış sfinkterin altından geldiği gözleniyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ektopik üreter

Cevap

Ektopik üreter
Kız çocuklarında ektopik üreter, idrar torbası boynu ve dış sfinkterin distalinde bir noktaya (vestibül, vajina, uterus) açıldığında, mesane dolumu ve normal işeme devam ederken bu üreterden sürekli damlama şeklinde idrar kaçağı gözlenir. Bu durum klinik olarak tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın cinsiyetini ve temel şikayetini analiz et.
Kız çocuk ve 'normal işeme + sürekli damlama' kombinasyonu saptandı.
Ektopik üreterin kız çocuklardaki en karakteristik klinik bulgusunu ayırt etmek için.
2
Anatomik yerleşimi değerlendir.
Ektopik üreterin mesane sfinkterinin altına (vestibül, vajina vb.) açıldığı sonucuna varıldı.
Normal işeme (mesane dolumu normal) gerçekleşirken sfinkter dışına açılan üreterden sürekli sızıntı olması anatomik bir zorunluluktur.
3
Tanıyı onayla.
Ektopik üreter tanısı kesinleşti.
Klinik tablo ektopik üreter ile tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Kız çocuklarda sürekli damlama şeklinde idrar kaçırma ile normal işemenin bir arada olması, sfinkter distalinde sonlanan bir ektopik üreterin (genellikle dubleks sistemin üst polünden gelen) patognomonik bir bulgusudur.

İpuçları

1
Hastanın hem normal işeyip hem de sürekli damlatması, idrarın bir kısmının sfinkteri baypas ettiğini gösterir.

Daha Fazla Pratik

Ektopik üreterin erkek çocuklardaki sunumunun kızlardan farkını ve neden damlama yapmadığını gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 26Soru

4 yaşında bir erkek çocuk, 2 gündür süren şiddetli ishal ve kusma sonrası idrar miktarında azalma nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanan hastanın yapılan laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

ParametreDeğer
Serum Kreatinin2.1mg/dL2.1 mg/dL
Kan Üre Azotu (BUN)64mg/dL64 mg/dL
İdrar Sodyumu12mEq/L12 mEq/L
İdrar Osmolalitesi580mOsm/kg580 mOsm/kg

Bu hastadaki akut böbrek hasarı tablosu için en olası tanı ve beklenen fraksiyone sodyum ekskresyonu (FENaFE_{Na}) değeri aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prerenal azotemi; FENa<%1FE_{Na} < \%1

Cevap

Prerenal azotemi ve buna eşlik eden %1\%1'in altında bir fraksiyone sodyum ekskresyonu (FENaFE_{Na}) değeridir.
Verilen klinik vaka dehidratasyona bağlı prerenal bir tabloyu temsil etmektedir. İdrar sodyumunun 20mEq/L20 mEq/L'nin altında olması ve idrar osmolalitesinin 500mOsm/kg500 mOsm/kg'ın üzerinde olması, böbreğin konsantrasyon yeteneğinin ve sodyum geri emiliminin korunduğunu gösterir. Bu durumda prerenal azotemi tanısı konur ve fraksiyone sodyum ekskresyonunun (FENaFE_{Na}) %1\%1'den küçük olması beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
İshal ve kusma öyküsü ile fizik muayene bulguları (dehidratasyon) prerenal bir nedene (sıvı kaybı) işaret etmektedir.
Böbrek yetmezliğinin başlangıç nedenini belirlemek tanı için ilk adımdır.
2
İdrar sodyum ve osmolalite değerlerini yorumla.
İdrar sodyumunun düşük (12mEq/L<2012 mEq/L < 20) ve idrar osmolalitesinin yüksek (580mOsm/kg>500580 mOsm/kg > 500) olması tübüler fonksiyonların sağlam olduğunu gösterir.
Tübüller sağlam olduğunda böbrek, hacmi korumak için sodyumu ve suyu aktif olarak geri emer.
3
Etiyoloji ve beklenen FENaFE_{Na} değerini belirle.
Tablo prerenal azotemidir ve korunan sodyum geri emilimi nedeniyle FENa<%1FE_{Na} < \%1 olması beklenir.
Prerenal azotemi ve intrinsik renal hasar (ATN) arasındaki en önemli ayırıcı fark tübüler fonksiyonların durumudur.

Anahtar Kavram

Prerenal azotemi ile Akut Tübüler Nekroz (ATN) ayrımında idrar indekslerinin (özellikle FENaFE_{Na} ve idrar osmolalitesi) kullanımı.

Daha Fazla Pratik

Akut böbrek hasarı olan bir hastada idrar sedimentinde 'çamur rengi' granüler silindirlerin görülmesinin hangi tanıyı desteklediğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 27Soru

Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları nedeniyle takip edilen 66 yaşındaki kız çocuğuna yapılan işeme sistoüretrografisinde (VCUGVCUG), kontrast maddenin sol tarafta yalnızca üretere dolduğu, ancak renal pelvis ve kalis yapılarına ulaşmadığı izlenmiştir. Üreterde herhangi bir dilatasyon saptanmamıştır.

Buna göre, bu hastadaki vezikoüreteral reflü (VURVUR) evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre II

Cevap

Radyoopak maddenin yalnızca üretere sınırlı kalması ve renal pelvise ulaşmaması durumu Evre II vezikoüreteral reflü olarak tanımlanır.
Uluslararası sınıflamaya göre, radyoopak maddenin yalnızca üretere kaçtığı, renal pelvise ve kalis yapılarına ulaşmadığı durum Evre II reflü olarak tanımlanır. Bu evrede üreterde dilatasyon görülmez.

Adım Adım Çözüm

1
VCUG bulgularını analiz et
Kontrast madde üreterde var, pelvis ve kalislerde yok, dilatasyon yok.
VUR evrelemesi kontrast maddenin ulaştığı seviyeye ve dilatasyon derecesine göre yapılır.
2
Uluslararası Reflü Çalışma Grubu (International Reflux Study Group) sınıflamasını uygula
Bulgular en düşük evre olan Evre II ile uyumludur.
Pelvise ulaşmayan reflü en hafif formdur.

Anahtar Kavram

Vezikoüreteral Reflü (VUR) Evrelemesi

İpuçları

1
Reflü derecelendirmesinde kontrast maddenin anatomik olarak nereye kadar ilerlediğine dikkat edin.
2
Radyoopak madde böbreğe ulaşmış mı yoksa sadece üreter seviyesinde mi kalmış?

Daha Fazla Pratik

VUR evrelemesini çalışırken her evre için VCUG görüntüsünü zihninizde canlandırmanız, Evre II ve III ayrımındaki 'dilatasyon' kriterini pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 28Soru

Sekiz aylık bir erkek bebek, gelişim geriliği ve aşırı su içme şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Annesinden alınan öyküde bebeğin çok sık bez değiştirdiği, iştahsız olduğu ve gebelik sırasında polihidramniyos öyküsünün bulunduğu öğreniliyor. Fizik muayenede vücut ağırlığı 3.3. persentilin altındadır. Laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuç
Kan pHpH7.527.52
Plazma HCO3HCO_3^-3232 mEq/L
pCO2pCO_24242 mmHg
Serum Sodyum (Na+Na^+)132132 mEq/L
Serum Potasyum (K+K^+)2.82.8 mEq/L
Serum Klor (ClCl^-)8888 mEq/L
Serum Kalsiyum (Ca2+Ca^{2+})9.29.2 mg/dL
Serum Magnezyum (Mg2+Mg^{2+})1.91.9 mg/dL
İdrar Kalsiyum/Kreatinin Oranı0.60.6

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bartter sendromu

Cevap

Verilen klinik ve laboratuvar bulguları (hipokalemik metabolik alkaloz ve hiperkalsiüri) Bartter sendromu ile tam uyumludur.
Doğru seçenek olan durumda, hastanın kan gazında alkaloz saptanması, serum potasyumunun düşük olması ve en önemlisi idrar kalsiyum atılımının belirgin derecede artmış olması, Henle kulpu düzeyindeki bir transport bozukluğu olan Bartter sendromunu kesinleştirir. Erken yaşta başlaması ve polihidramniyos öyküsü de bu tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı analizi yapılması
pH:7.52pH: 7.52 ve HCO3:32HCO_3^-: 32 mEq/L
Hastada metabolik alkaloz tablosu olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Serum elektrolitlerinin değerlendirilmesi
K+:2.8K^+: 2.8 mEq/L ve Cl:88Cl^-: 88 mEq/L
Alkalozun hipokalemik ve hipokloremik karakterde olduğunu teyit etmek için gereklidir.
3
İdrar kalsiyum atılımının incelenmesi
İdrar kalsiyum/kreatinin oranı 0.60.6 (Yüksek)
Bartter (hiperkalsiürik) ve Gitelman (hipokalsiürik) sendromları arasındaki en önemli ayırıcı tanıyı yapmak için gereklidir.
4
Klinik öykü ile birleştirme
Büyüme geriliği, poliüri ve polihidramniyos öyküsü
Erken süt çocukluğu döneminde başlayan tübüler kayıp tablosunu doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Bartter sendromu, Henle kulpunun çıkan kalın kolundaki sodyum-potasyum-2-klor (NKCC2NKCC2) kanalı veya ilgili kanallardaki defekt sonucu oluşan, hipokalemik metabolik alkaloz ve hiperkalsiüri ile karakterize tübüler bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru

99 yaşında bir kız çocuk, yaygın vücut ağrısı ve yüksek ateş nedeniyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 135135/dakika, ateş 39.2C39.2^{\circ}C ve kapiller dolum zamanı 44 saniye olarak saptanıyor. Septik şok ön tanısıyla yoğun bakım ünitesine yatırılan hastanın takibinde idrar miktarının 0.30.3 mL/kg/saat'e düştüğü gözleniyor.

Hastanın laboratuvar değerleri aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
Serum Kreatinin1.81.8 mg/dL (Bazal: 0.60.6 mg/dL)
Serum Üre8282 mg/dL
İdrar Sodyumu (UNaU_{Na})1212 mEq/L
İdrar Osmolalitesi610610 mOsm/kg
Fraksiyonel Sodyum Ekskresyonu (FENaFE_{Na})%0.7\%0.7

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki akut böbrek hasarının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prerenal azotemi

Cevap

Prerenal azotemi
Septik şoka bağlı perfüzyon bozukluğu olan hastada, idrarın konsantre edilebilmesi (osmolalite >500> 500 mOsm/kg) ve sodyumun etkin şekilde geri emilmesi (FENa<%1FE_{Na} < \%1 ve idrar sodyumu <20< 20 mEq/L) tübüler fonksiyonların sağlam olduğunu gösterir. Bu bulgular bütünüyle prerenal azotemi tanısını destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Hastada hipotansiyon, taşikardi ve uzamış kapiller dolum zamanı (septik şok) mevcuttur, bu da böbrek perfüzyonunun azaldığını düşündürür.
Prerenal akut böbrek hasarının temel nedeni renal kan akımının azalmasıdır.
2
Fraksiyonel sodyum ekskresyonunu (FENaFE_{Na}) yorumla.
FENa=%0.7FE_{Na} = \%0.7 (yani <%1< \%1).
Düşük FENaFE_{Na}, böbrek tübüllerinin sodyumu geri emme yeteneğinin (fonksiyonunun) sağlam olduğunu gösterir.
3
İdrar osmolalitesini ve idrar sodyumunu değerlendir.
İdrar osmolalitesi 610610 mOsm/kg (>500> 500) ve idrar sodyumu 1212 mEq/L (<20< 20).
Bu değerler böbreğin idrarı konsantre edebildiğini ve sodyumu koruyabildiğini teyit eder; bu durum prerenal azotemi için tipiktir.

Anahtar Kavram

Prerenal azotemi ile Akut Tübüler Nekroz (ATN) ayrımında idrar indekslerinin (FENaFE_{Na} ve idrar osmolalitesi) kullanımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

Üç yaşında bir erkek çocuk, üç gündür devam eden şiddetli ishal ve kusma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde turgor ve tonus azalmış, göz küreleri çökmüş ve mukozaları kuru saptanıyor. Son 12 saattir idrar çıkışı belirgin azalan hastanın laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi yaş sınırının üzerinde bulunuyor. Bu hastada mevcut tablonun prerenal azotemi olduğunu destekleyen laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fraksiyone sodyum ekskresyonunun (FENa) %1'den küçük olması

Cevap

Fraksiyone sodyum ekskresyonunun (FENa) %1'den küçük olması
Prerenal azotemide böbrek dokusu (tübüller) henüz hasar görmemiştir. Vücuttaki volüm kaybına yanıt olarak böbrekler sodyumu ve suyu tutmaya çalışır. Bu nedenle idrar sodyumu 20 mEq/L'nin altında, fraksiyone sodyum ekskresyonu (FENa) ise %1'in altında bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Hastada dehidratasyon bulguları (ishal, kusma, turgor azalması) ve oligüri mevcuttur.
Sıvı kaybına bağlı böbrek perfüzyonunun azalması en olası ön tanıyı prerenal azotemi yapar.
2
Böbreğin fizyolojik yanıtının analizi
Tübüller sağlam olduğu için azalmış perfüzyona yanıt olarak sodyum ve su maksimum düzeyde geri emilir.
Sağlam tübüler fonksiyon, idrarın konsantre edilmesini ve sodyumun korunmasını sağlar.
3
Laboratuvar parametrelerinin karşılaştırılması
FENa < %1 olması, idrar sodyumunun < 20 mEq/L olması ve idrar osmolalitesinin > 500 mOsm/kg olması prerenal durumu kanıtlar.
Bu değerler böbreğin perfüzyon eksikliğine rağmen işlevsel olarak normal olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Prerenal azotemi ve Akut Tübüler Nekroz (ATN) ayrımı
Soru 31Soru

22 yaşında bir erkek çocuk, büyüme geriliği, iştahsızlık ve son zamanlarda fark edilen hafif derecede poliüri-polidipsi yakınmalarıyla getiriliyor. Öyküsünde yenidoğan döneminde posterior üretral valv tanısıyla opere edildiği ve izlemde olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde boy ve ağırlığı 3.3. persentilde, kan basıncı ise 90/6090/60 mmHg (normal) ölçülüyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametreDeğer
Kan pH7,287,28
pCO2pCO_23232 mmHg
HCO3HCO_31616 mmol/L
Serum Sodyum (NaNa)136136 mEq/L
Serum Potasyum (KK)6,26,2 mEq/L
Serum Klor (ClCl)112112 mEq/L
Serum Kalsiyum (CaCa)9,59,5 mg/dL
Serum Magnezyum (MgMg)2,12,1 mg/dL
İdrar pH5,25,2

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanınız aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 4 renal tübüler asidoz

Cevap

Tip 4 renal tübüler asidoz
Vakada saptanan normal anyon açıklı metabolik asidoza hiperkaleminin eşlik etmesi ve idrar pH'ının 5,55,5'in altına düşebilmesi Tip 44 renal tübüler asidozun (hiperkalemik RTA) tipik bulgularıdır. Özellikle posterior üretral valv gibi obstrüktif üropatiler, tübüllerde aldosteron direncine yol açarak bu tabloya neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı ve elektrolit analizi yapılması
Düşük pH (7,287,28) ve düşük HCO3HCO_3 (1616) ile metabolik asidoz; yüksek potasyum (6,26,2) ile hiperkalemi saptandı.
Hastanın asit-baz ve elektrolit durumunu belirlemek.
2
Anyon açığının hesaplanması
136(112+16)=8136 - (112 + 16) = 8 (Normal aralık).
Metabolik asidozun tipini (normal veya yüksek anyon açıklı) ayırt etmek.
3
İdrar pH'ının ve potasyum düzeyinin değerlendirilmesi
İdrar pH'ı 5,25,2 (asidik) ve serum potasyumu yüksek.
Tübüler asidoz tiplerini birbirinden ayırmak; Tip 1'de idrar pH'ı > 5,5 iken Tip 4'te < 5,5'tir ve Tip 4 hiperkalemi ile seyreden tek RTA tipidir.
4
Klinik öykü ile birleştirme
Posterior üretral valv (obstrüktif üropati) öyküsü Tip 4 RTA (aldosteron direnci/eksikliği) için risk faktörüdür.
Altta yatan nedensel ilişkiyi doğrulamak.

Anahtar Kavram

Hiperkalemik Renal Tübüler Asidoz (Tip 4)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 32Soru

11 yaşında bir erkek çocuk, kronik böbrek yetmezliği (Evre 4, GFH=22GFH = 22 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2) nedeniyle nefroloji polikliniğinde izlenmektedir. Bu hastanın patofizyolojik süreçleri ve beklenen laboratuvar bulguları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif D vitamini (1,25(OH)2D31,25-(OH)_2D_3) sentezinin azalmasına bağlı olarak hipokalsemi ve ikincil hiperparatiroidi gelişmesi beklenir.

Cevap

Aktif D vitamini sentezinin azalması sonucu hipokalsemi ve ikincil hiperparatiroidi gelişmesi beklenir.
Kronik böbrek yetmezliğinde aktif vitamin D sentezinin (kalsitriol) azalması, barsaklardan kalsiyum emilimini düşürerek hipokalsemiye neden olur. Bu durum, hiperfosfatemi ile birleşerek paratiroid bezlerini uyarır ve ikincil hiperparatiroidiye yol açar. Bu mekanizma renal osteodistrofini temelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut böbrek fonksiyon evresini değerlendiriniz.
Hasta Evre 4 kronik böbrek yetmezliği (KBY) aşamasındadır (GFH<30GFH < 30 ml/dkml/dk).
Komplikasyonların şiddeti böbrek fonksiyon kaybı derecesiyle ilişkilidir.
2
KBY'de vitamin D metabolizmasını analiz ediniz.
Böbrek parankim kaybı nedeniyle 1-alfa hidroksilaz enzimi azalır ve kalsitriol (1,25(OH)2D31,25-(OH)_2D_3) üretilemez.
Kalsitriol eksikliği, barsaklardan kalsiyum emilimini azaltarak hipokalsemiye yol açar.
3
Kalsiyum ve fosfor dengesinin parathormon üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Düşük kalsiyum ve yüksek fosfor düzeyleri paratiroid bezini uyararak PTH salgısını artırır.
Bu durum renal osteodistrofiyi başlatan 'ikincil hiperparatiroidi' tablosudur.

Anahtar Kavram

Kronik böbrek yetmezliğinde mineral ve kemik bozukluklarının patofizyolojisi.

Daha Fazla Pratik

Böbrek yetmezliğinde kemik mineral bozukluklarının en erken laboratuvar göstergesi olan FGF-23 artışını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 33Soru

On beş günlük bir bebek, sadece anne sütü ile beslendiği ve son üç gündür emmesinin belirgin şekilde azaldığı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde doğum tartısına göre %18\%18 kilo kaybı olduğu, ön fontanelin çökük ve mukozaların kuru olduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; Na:162Na: 162 mEq/L, K:4.8K: 4.8 mEq/L, Cl:122Cl: 122 mEq/L, pH:7.29pH: 7.29, HCO3:14HCO_3: 14 mEq/L ve pCO2:28pCO_2: 28 mmHg olarak ölçülüyor. Bu hastadaki klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipernatremik metabolik asidoz

Cevap

Hipernatremik metabolik asidoz
Hastanın laboratuvar verilerinde sodyum düzeyi 162162 mEq/L (>145> 145) ölçüldüğü için 'hipernatremik', kan gazında ise pHpH 7.297.29 (<7.35< 7.35) ve bikarbonat 1414 mEq/L (<22< 22) olduğu için 'metabolik asidoz' tanısı konulur. Bu tablo, yenidoğanlarda 'anne sütü alamama dehidratasyonu' için klasik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Sodyum (NaNa) düzeyini değerlendiriniz.
Na:162Na: 162 mEq/L.
Sodyumun normal sınırı 135145135-145 mEq/L'dir. 145145 mEq/L üzeri değerler hipernatremi olarak tanımlanır.
2
Asit-baz dengesini (pHpH ve HCO3HCO_3) analiz ediniz.
pH:7.29pH: 7.29 ve HCO3:14HCO_3: 14 mEq/L.
pHpH değerinin 7.357.35 altında olması asidozu; beraberinde bikarbonatın (HCO3HCO_3) düşük olması ise bunun metabolik kökenli olduğunu gösterir.
3
Elde edilen bulguları birleştiriniz.
Hipernatremik metabolik asidoz.
Yenidoğan döneminde yetersiz anne sütü alımına bağlı ağır dehidratasyonlarda bu tablo sıklıkla görülür.

Anahtar Kavram

Yenidoğan döneminde yetersiz beslenme ve sıvı kaybına bağlı olarak gelişen dehidratasyonun biyokimyasal sınıflaması.
Tahmini Süre:50s
Soru 34Soru

44 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık bir haftadır devam eden göz kapaklarında şişlik ve karın şişliği şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede yaygın pretibial ödem ve asit saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

İncelemeSonuç
Serum Albümin1.81.8 g/dL
Total Kolesterol380380 mg/dL
Tam İdrar (Protein)4+4+
Tam İdrar (Eritrosit)Negatif

Minimal değişim hastalığı ön tanısıyla 22 mg/kg/gün prednizolon tedavisi başlanan hastanın, tedavinin 12.12. gününde aniden 39.2C39.2^\circ C ateşi çıkıyor ve yaygın karın ağrısı gelişiyor. Fizik muayenede batında yaygın hassasiyet, rebound ve defans saptanıyor.

Bu hastada gelişen klinik tablo için en olası tanı ve en sık etken mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spontan bakteriyel peritonit - Streptococcus pneumoniae

Cevap

Spontan bakteriyel peritonit - Streptococcus pneumoniae
Nefrotik sendromlu çocuklarda karın ağrısı ve ateş geliştiğinde aksi ispatlanana kadar spontan bakteriyel peritonit (SBP) düşünülmelidir. Bu hastalarda idrarla IgG, Faktör B ve Faktör D kaybı nedeniyle kapsüllü bakterilere (özellikle Streptococcus pneumoniae) karşı opsonizasyon bozulur ve fagositoz yetersiz kalır. Bu durum, asit sıvısının enfeksiyonu için uygun bir zemin hazırlar. SBP tanısı asit mayi incelemesinde lökosit sayısının >250/mm3>250/mm^3 (veya PNL hakimiyeti) olmasıyla konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hastada hipoalbüminemi, masif proteinüri ve hiperlipidemi eşliğinde yaygın ödem (asit) mevcuttur; bu bulgular Nefrotik Sendrom tanısını doğrular.
Primer hastalığın ne olduğunu belirlemek, gelişen komplikasyonun zeminini anlamak için gereklidir.
2
Akut gelişen semptomları analiz et
Steroid tedavisi altında (immünsüpresif durum) gelişen yüksek ateş ve akut batın bulguları (rebound, defans) peritonal bir enfeksiyona işaret eder.
Tedavi altındaki hastada yeni gelişen hayatı tehdit edici semptomların kaynağını belirlemek gerekir.
3
Nefrotik sendroma spesifik komplikasyonları hatırla
Nefrotik sendromda asit sıvısı varlığında en sık görülen enfeksiyöz komplikasyon Spontan Bakteriyel Peritonittir (SBP).
Nefrotik sendromda immünglobulinlerin ve kompleman faktörlerinin (Faktör B ve D) idrarla kaybı opsonizasyonu bozar ve kapsüllü bakterilere duyarlılığı artırır.
4
En sık etkeni belirle
Pediatrik nefrotik sendromlu hastalarda SBP'nin en sık etkeni Streptococcus pneumoniae'dir.
TUS sınavında klasikleşmiş bilgiye göre, sirozlu yetişkinlerin aksine çocuklarda NS-SBP tablosunda gram pozitif koklar (özellikle pnömokoklar) ilk sıradadır.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendromun en sık enfeksiyöz komplikasyonlarından biri spontan bakteriyel peritonittir ve en sık etken Streptococcus pneumoniae'dir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru

İdrar yolu enfeksiyonu öyküsü olan çocuklarda, geçirilmiş enfeksiyonlara sekonder gelişebilecek kalıcı böbrek parankim hasarını (renal skar) saptamada duyarlılığı en yüksek olan (altın standart) görüntüleme yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dimerkaptosüksinik asit (DMSADMSA) sintigrafisi

Cevap

İdrar yolu enfeksiyonu sonrası renal skar saptamada en duyarlı yöntem Dimerkaptosüksinik asit (DMSADMSA) sintigrafisidir.
Dimerkaptosüksinik asit (DMSADMSA) sintigrafisi, böbrek korteksindeki fonksiyonel proksimal tübül hücrelerine bağlanan bir radyofarmasötik kullanır. Enfeksiyon sonrası oluşan skar dokusu fonksiyonel olmadığı için tutulum göstermez ve bu durum DMSADMSA ile yüksek duyarlılıkla saptanır. Bu nedenle skar saptamada altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik şüphenin belirlenmesi
Geçirilmiş ateşli idrar yolu enfeksiyonu sonrası böbrek hasarı riski olduğu saptandı.
Pyelonefrit atakları böbrek parankiminde kalıcı hasara (skar) neden olabilir.
2
Görüntüleme yöntemlerinin duyarlılıklarının karşılaştırılması
Parankime bağlanan radyofarmasötiklerin kortikal defektleri göstermede en başarılı olduğu belirlendi.
DMSA proksimal tübül hücrelerine bağlanarak korteksin ayrıntılı görüntülenmesini sağlar.
3
Altın standart yöntemin seçilmesi
DMSADMSA sintigrafisi seçildi.
Skar dokusu radyonüklid tutulumu göstermeyen soğuk alanlar olarak en net DMSADMSA ile görülür.

Anahtar Kavram

Renal skar saptamada altın standart DMSADMSA sintigrafisidir.

Daha Fazla Pratik

Vezikoüreteral reflü (VURVUR) derecelendirmesinde kullanılan VCUGVCUG bulgularını ve hangi durumlarda cerrahi endikasyon doğduğunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru

Beş yaşında bir erkek çocuk, belirgin büyüme geriliği ve poliüri-polidipsi şikayetleriyle getirilmiştir. Öyküsünde geceleri sık su içme ihtiyacı olduğu ve boy uzamasının son bir yıldır durakladığı öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 3.3. persentilin altında, kan basıncı ise normal (92/6292/62 mmHg) saptanmıştır. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıdadır:

- Serum elektrolitleri: Na+:138Na^+: 138 mEq/L, K+:2.7K^+: 2.7 mEq/L, Cl:115Cl^-: 115 mEq/L, Ca2+:9.5Ca^{2+}: 9.5 mg/dL, Mg2+:1.9Mg^{2+}: 1.9 mg/dL
- Kan gazı: pH: 7.237.23, pCO2:27pCO_2: 27 mmHg, HCO3:11HCO_3^-: 11 mEq/L
- İdrar analizi: pH: 6.76.7, Dansite: 10081008, Glikoz ()(-), Protein ()(-)
- Görüntüleme: Renal ultrasonografide bilateral medüller piramitlerde yaygın ekojenite artışı (nefrokalsinoz) izlenmiştir.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 1 (Distal) renal tübüler asidoz

Cevap

Klinik ve laboratuvar verileri Tip 1 (Distal) renal tübüler asidoz tanısını desteklemektedir.
Hastada saptanan hiperkloremi ile birlikte giden normal anyon açıklı metabolik asidoz, hipokalemi ve sistemik asidoza rağmen idrar pH'ının 5.55.5 altına düşürülememesi (6.76.7) Tip 1 (Distal) RTA için tanısaldır. Ayrıca distal RTA'da görülen hiperkalsiüri, medüller nefrokalsinoz gelişimine neden olur ve bu durum Tip 2 RTA'da beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
Düşük pH (7.237.23) ve düşük HCO3HCO_3^- (1111 mEq/L) ile metabolik asidoz mevcuttur.
Hastadaki büyüme geriliği ve poliürinin nedenini anlamak için temel metabolik durumun saptanması gerekir.
2
Anyon açığını hesapla
Na(Cl+HCO3)=138(115+11)=12Na - (Cl + HCO_3) = 138 - (115 + 11) = 12 mEq/L. Anyon açığı normaldir.
Normal anyon açıklı metabolik asidoz (hiperkloremi ile birlikte), renal tübüler asidozları (RTA) ilk akla getiren bulgudur.
3
Potasyum düzeyini ve idrar pH'ını kontrol et
Potasyum düşüktür (2.72.7 mEq/L). Sistemik asidoza rağmen idrar pH'ı 5.55.5'in üzerindedir (6.76.7).
Distal tübülde hidrojen salınımı bozukluğu (Tip 1 RTA), idrarın asidifiye edilememesine ve potasyum kaybına yol açar.
4
Eşlik eden bulguları yorumla
Renal USG'deki nefrokalsinoz bulgusu distal RTA için karakteristiktir.
Tip 1 RTA'da hiperkalsiüri ve düşük idrar sitrat seviyeleri nedeniyle kalsiyum fosfat taşları ve nefrokalsinoz sık görülür.

Anahtar Kavram

Tip 1 (Distal) RTA'nın karakteristik triadı: Hipokalemi, uygunsuz yüksek idrar pH'ı (>5.5>5.5) ve medüller nefrokalsinozdur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 37Soru

Antenatal ultrasonografide bir fetüsün sol böbrek lojunda çok sayıda, farklı boyutlarda, birbirleriyle bağlantısı bulunmayan kistler saptanmış ve normal parankim dokusu izlenmemiştir. Doğum sonrası yapılan ilk fizik muayenede sol abdominal kitle palpe edilen yenidoğanda postnatal ultrasonografi de multikistik displastik böbrek tanısını doğrulamıştır. Bu bebekte en uygun yönetim ve izlem yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşı taraf (sağ) böbreğin vezikoüreteral reflü ve diğer obstrüktif anomaliler açısından dikkatle değerlendirilmesi

Cevap

Karşı taraf (sağ) böbreğin vezikoüreteral reflü ve diğer obstrüktif anomaliler açısından dikkatle değerlendirilmesi en uygun yaklaşımdır.
Multikistik displastik böbrek (MKDB), non-fonksiyone ve non-obstrüktif bir anomalidir. Bu hastalarda en kritik klinik yaklaşım, sağlam görünen karşı taraf böbreğin durumunu değerlendirmektir. Çünkü MKDB olgularının yaklaşık dörte birinde karşı tarafta vezikoüreteral reflü (VUR) saptanır ve bu durum sağlıklı böbreğin de hasar görmesine neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları yorumla.
Antenatal USG'de birbirleriyle bağlantısı olmayan (non-communicating) kistler ve normal parankim yokluğu Multikistik Displastik Böbrek (MKDB) tanısını koydurur.
Bu bulgular hidronefrozun (birbiriyle bağlantılı kalyks yapıları) aksine MKDB için patognomoniktir.
2
Eşlik eden anomalileri hatırla.
Tek taraflı MKDB olan olgularda karşı taraf (sağlam) böbrekte ek anomali riski yüksektir (1525%15-25\% VUR, %510\%5-10 UPJ darlığı).
Embriyolojik gelişim sürecindeki bozukluklar sıklıkla bilateral veya sistemik CAKUT spektrumu içinde yer alır.
3
Modern yönetim prensiplerini uygula.
Etkilenen böbrek için konservatif izlem (seri USG), karşı taraf böbrek için ise VUR ve fonksiyonel değerlendirme planlanmalıdır.
Çoğu MKDB zamanla küçülür veya kaybolur; asıl prognostik faktör karşı taraf böbreğin sağlığıdır.

Anahtar Kavram

Multikistik displastik böbrekte asıl prognostik faktör, karşı taraf (kontralateral) böbreğin fonksiyonu ve eşlik eden vezikoüreteral reflü gibi anomalilerin varlığıdır.

Daha Fazla Pratik

Bilateral MKDB'nin oligohidramniyos ve Potter sekansı ile ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

İki gündür devam eden ağır kusma ve ishal sonrası idrar miktarında azalma saptanan 33 yaşındaki bir erkek çocuğun laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi yüksek bulunmuştur. Hastanın idrar indeksleri aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

İndeksDeğer
İdrar Sodyumu1212 mEq/L
İdrar Osmolalitesi650650 mOsm/kg
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENa)%0.40.4
İdrar / Plazma Kreatinin Oranı4545

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki böbrek yetmezliğinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prerenal azotemi

Cevap

Prerenal azotemi
Verilen idrar indeksleri (İdrar Sodyumu <20< 20 mEq/L, İdrar Osmolalitesi >500> 500 mOsm/kg ve FENa << %1) böbreğin perfüzyonunun azaldığını ancak tübüler fonksiyonların (sodyum emilimi ve su tutulumu) tamamen korunduğunu gösterir. Bu tablo dehidratasyona bağlı gelişen prerenal azotemi için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
İdrar sodyum düzeyini değerlendir
İdrar sodyumunun 1212 mEq/L (<20< 20 mEq/L) olması
Böbreğin sodyumu geri emme yeteneğinin (tübüler fonksiyonun) korunduğunu gösterir.
2
İdrar osmolalitesini analiz et
İdrar osmolalitesinin 650650 mOsm/kg (>500> 500 mOsm/kg) olması
Böbreğin idrarı konsantre edebildiğini ve tübüllerin sağlam olduğunu kanıtlar.
3
Fraksiyone sodyum ekskresyonunu (FENa) yorumla
FENa değerinin %0.40.4 (%11'den küçük) olması
Prerenal azotemi tanısı için en güvenilir idrar indeksi bulgusudur.

Anahtar Kavram

Prerenal azotemide böbrek tübüler fonksiyonları sağlamdır; bu durum düşük FENa (%11 altı) ve yüksek idrar osmolalitesi (500500 mOsm/kg üstü) ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 39Soru

Antenatal 2222. hafta ultrasonografisinde sol böbrek lojunda birbiriyle bağlantısı olmayan multipl kistler izlenen ve postnatal 55. gün değerlendirmesinde sol tarafta Multicistik Displastik Böbrek (MCDB) tanısı kesinleşen erkek bebekte, sağ böbrek normal lokalizasyonda ve 5.4 cm5.4\text{ cm} (yaşına göre üst sınırın üzerinde) boyutunda ölçülmüştür. Bu hastanın izlemi ve olası eşlik eden durumlar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En sık eşlik eden kontralateral anomali vezikoüreteral reflü (VUR) olup, olguların yaklaşık %1525\%15-25'inde görülür.

Cevap

En sık eşlik eden kontralateral anomali vezikoüreteral reflü (VUR) olup, olguların yaklaşık %1525\%15-25'inde görülür.
Vezikoüreteral reflü (VUR), Multicistik Displastik Böbrek olgularında sağlam olan karşı böbrekte en sık saptanan anomalidir. Literatürde bu oran %1525\%15-25 aralığında bildirilmektedir ve hastanın uzun dönem prognozu için bu böbreğin reflü veya diğer tıkanıklıklar açısından taranması kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki klinik bulguları analiz etme
Hastada tipik 'üzüm salkımı' görünümü ve iştiraksiz multipl kistler ile tek taraflı Multicistik Displastik Böbrek (MCDB) mevcuttur.
Kistlerin birbiriyle iştirakinin olmaması, MCDB'yi hidronefrozdan ayıran en temel özelliktir.
2
Kontralateral (karşı taraf) böbrek durumunu değerlendirme
Sağ böbrekteki boyut artışı (5.4 cm5.4\text{ cm}) kompansatuar hipertrofi olarak yorumlanır.
Vücut, eksik olan renal kütleyi kompanse etmek için sağlam böbreği büyütür.
3
Eşlik eden CAKUT anomalilerini sorgulama
Literatür bilgisi olarak MCDB'ye en sık eşlik eden kontralateral anomalinin VUR olduğu hatırlanır.
MCDB, üriner sistemin yaygın gelişimsel bozukluğunun (CAKUT) bir parçasıdır ve diğer tarafta %1525\%15-25 oranında reflü görülür.

Anahtar Kavram

Multicistik Displastik Böbrek (MCDB) hastalarında prognozu belirleyen en önemli faktör, sağlam olan kontralateral böbreğin durumudur (kompansatuar hipertrofi ve eşlik eden VUR/UPJD varlığı).
Soru 40Soru

33 yaşında bir kız çocuk; büyüme geriliği, halsizlik, çok su içme ve sık idrara çıkma yakınmaları ile getirilmiştir. Öyküsünden bu şikayetlerinin bebeklik döneminden itibaren olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 33. persantilin altında saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; serum sodyum 138138 mEq/L, potasyum 2.62.6 mEq/L, klor 114114 mEq/L, kalsiyum 9.49.4 mEq/L ve magnezyum 2.02.0 mEq/L olarak bulunuyor. Kan gazı analizinde pH 7.227.22, pCO2pCO_2 2828 mmHg ve HCO3HCO_3 1212 mEq/L saptanıyor. İdrar tetkikinde pH 6.86.8, idrar sodyumu 4545 mEq/L, potasyumu 3535 mEq/L ve kloru 5555 mEq/L ölçülüyor. Renal ultrasonografide bilateral medüller nefrokalsinozis izleniyor. Bu hastada aşağıdaki klinik veya laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipositratüri

Cevap

Hipositratüri
Hastadaki hiperkloremik metabolik asidoz, hipokalemi, sistemik asidoza rağmen alkali idrar pH'sı (>5.5> 5.5) ve pozitif idrar anyon açığı bulguları Tip 1 (Distal) Renal Tübüler Asidoz (RTA) ile uyumludur. Distal RTA'da alfa-interkale hücrelerdeki H+H^+-ATPase veya Cl/HCO3Cl^-/HCO_3^- deyiştirici defekti nedeniyle H+H^+ atılamaz. Bu durum kronik asidoza, kemikten kalsiyum salınımına (hiperkalsiüri) ve tübüler sitrat geri emiliminin artmasına (hipositratüri) neden olur. Bazik idrar, hiperkalsiüri ve hipositratüri kombinasyonu medüller nefrokalsinozis oluşumunun temel nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
Düşük pH (7.227.22) ve düşük HCO3HCO_3 (1212 mEq/L) ile birlikte normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz mevcuttur (138(114+12)=12138 - (114+12) = 12).
Primer patolojinin asidoz tipi belirlenmelidir.
2
İdrar pH'sını ve potasyum düzeyini kontrol et
Sistemik asidoza rağmen idrar pH'sı >5.5> 5.5 (6.86.8) ve hastada hipokalemi (2.62.6 mEq/L) mevcuttur.
Distal RTA (Tip 1) tanısı için uygunsuz yüksek idrar pH'sı ve düşük potasyum anahtardır.
3
İdrar anyon açığını (UAG) hesapla
UAG=(Na+K)Cl(45+35)55=+25UAG = (Na + K) - Cl \Rightarrow (45 + 35) - 55 = +25.
Pozitif UAG, böbrekten amonyum atılımının yetersiz olduğunu ve asidozun renal kökenli (distal tübüler defekt) olduğunu kanıtlar.
4
Renal USG bulgularını ve asosiye bulguları eşleştir
Medüller nefrokalsinozis varlığı, distal RTA'daki hiperkalsiüri ve hipositratüri ile uyumludur.
Tip 1 RTA'da asidoz kemiklerden tamponlama yapar, hiperkalsiüri gelişir ve sitrat reabsorbsiyonu artarak idrarda sitrat azalır.

Anahtar Kavram

Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1), sistemik asidoza rağmen idrarın asidifiye edilememesi (idrar pH >5.5> 5.5), hipokalemi, pozitif idrar anyon açığı, nefrokalsinozis ve hipositratüri ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Distal RTA ile Tip 4 RTA'yı potasyum ve idrar pH'sı üzerinden ayırt eden bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
ÖncekiSayfa 2 / 18Sonraki
Nefroloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin