Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1661Soru

Parça:

Müzik, genellikle seslerin ritmik ve melodik bir düzen içinde bir araya gelmesiyle oluşturulan bir sanat dalı olarak tanımlanır. Ancak bir müzik eserini gerçekten var eden ve ona estetik değerini kazandıran unsur yalnızca duyulan sesler değil, bu seslerin arasına bilinçli bir biçimde yerleştirilen sessizlik anlarıdır. Müzikal terminolojide 'es' olarak adlandırılan sessizlik, sesin mutlak yokluğu ya da basit bir duraklama noktası olmaktan çok uzaktır. Aksine sessizlik; bir önceki sesin zihindeki yankısını koruyan, dinleyiciye duyduklarını sindirme imkânı sunan ve bir sonraki sese anlam derinliği kazandıran aktif bir anlatım ögesidir. Seslerin aşırı yoğunluğu ve kesintisiz aktarımı bir süre sonra algıyı körleştirip yapıtı gürültüye dönüştürebilirken, sessizlik esere nefes aldırır ve yapısal bütünlüğü korur. Bu yönüyle sessizlik, sesin karşıtı veya eksikliği değil; müziğin anlamlı bir sanat yapıtına dönüşmesini sağlayan, onunla eşit değerde kurucu bir ögedir.

Bu parçanın ana düşüncesi; sessizliğin, müziğin dışsal bir kesintisi değil, eserin yapısal dengesini ve anlamsal derinliğini kuran asli bir bileşeni olduğudur.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Bu parçada savunulan temel düşünce, sessizliğin müziğin yapısını kuran ve ona anlam katan asli bir bileşen olduğudur. Dolayısıyla ifade doğrudur.
Öncüldeki yargı parçanın ana düşüncesini doğru bir şekilde özetlemektedir. Yazar, sessizliği esere anlam katan ve yapısal bütünlüğü kuran asli bir öge olarak konumlandırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın bütününde ele alınan konuyu ve yazarın bu konuya yaklaşımını belirleme.
Parçada müzikteki sessizlik anlarının (eslerin) sadece teknik bir duraklama değil, esere anlam ve bütünlük kazandıran kurucu bir unsur olduğu üzerinde durulduğu görülür.
Ana düşünceyi belirlemek için yazarın konuyu işleme amacını saptamak gerekir.
2
Ana düşüncenin paragrafın son cümlelerindeki sentez ile karşılaştırılması.
Paragrafın sonundaki 'sessizlik, sesin karşıtı veya eksikliği değil; müziğin anlamlı bir sanat yapıtına dönüşmesini sağlayan... kurucu bir ögedir' ifadesi, sessizliğin asli bir bileşen olduğunu doğrular.
Yazarın vermeyi amaçladığı temel mesaj genellikle paragrafın sonunda bir sonuca bağlanır.
3
Öncüldeki yargı ile parçanın temel savının karşılaştırılması.
Öncüldeki yargı, sessizliğin müziğin yapısal dengesini ve anlamsal derinliğini kuran asli bir bileşen olduğunu söyleyerek parçanın ana fikrini doğru bir şekilde özetlemektedir.
Paragraftan çıkarılan ana fikir ile öncüldeki yargının anlamca örtüşmesi durumunda ifadenin 'Doğru' olarak işaretlenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Belirleme
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1662Soru

Aşağıdaki karşılıklı konuşmada bazı sözcükler numaralandırılmıştır:

Yolcu: Yahu (I), bu dağları aşmak ne kadar da zormuş!
Kılavuz: Sabret yolcu (II)! Şurada az bir yolumuz kaldı, gayret et!
Yolcu: Benim artık dayanacak gücüm kalmadı, içimden sadece derin bir of (III) çekmek geliyor.
Kılavuz: Amma yaptın ha (IV)! Genç yaşında bu kadar çabuk pes edilir mi?
Yolcu: Kardeşim (V), haklısın fakat yorgunluk insanın aklını başından alıyor.

Bu parçada numaralanmış sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V. sözcük, iyelik eki alarak adlaşmış ünlem durumuna gelmiştir.

Cevap

Kardeşim sözcüğünün iyelik eki alarak adlaşmış ünlem durumuna geldiğini belirten yargı yanlıştır. Bu sözcük aslen isimdir ve ünlemleşmiştir.
Kardeşim sözcüğü aslen ünlem değildir, bir isimdir. Cümlede hitap tonlaması kazanarak ünlemleşmiştir (ünlem değeri kazanmıştır). Dolayısıyla bu sözcük için 'adlaşmış ünlem' ifadesini kullanmak yanlıştır. Adlaşmış ünlem, 'of, ah, eyvah' gibi asıl ünlemlerin isim görevinde kullanılmasıyla (örneğin 'derin bir of çekmek') oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Numaralanmış sözcüklerin kökenlerini ve temel kelime türlerini incelemek.
I, III ve IV numaralı sözcüklerin asıl ünlem; II ve V numaralı sözcüklerin ise isim kökenli olduğu belirlenir.
Sözcüklerin asıl ünlem mi yoksa ünlemleşmiş sözcük mü olduğunu ayırt etmek.
2
Sözcüklerin cümledeki kullanım ve anlam özelliklerini değerlendirmek.
III numaralı sözcüğün sıfat alarak isimleştiği (adlaştığı), II ve V numaralı isimlerin ise seslenme yoluyla ünlemleştiği görülür.
Sözcük türü kaymalarını ve işlev değişikliklerini doğru tespit etmek.
3
Doğru ve yanlış yargıları karşılaştırarak sonuca ulaşmak.
Kardeşim sözcüğü ünlem kökenli bir sözcüğün adlaşması değil, isim kökenli bir sözcüğün ünlemleşmesidir. Dolayısıyla ilgili yargı yanlıştır.
İsimden ünlemleşme ile ünlemden adlaşma arasındaki farkı ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Ünlemleşmiş isimler ile adlaşmış ünlemlerin ayrımı
Soru 1663Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "etmek" yardımcı fiiliyle kurulan birleşik fiilin yazımı yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaşanan son olaylardan sonra durumu hemen farketti.

Cevap

Yaşanan son olaylardan sonra durumu hemen farketti.
Türkçede yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiillerde ilk kelimede ses düşmesi veya türemesi yoksa bu fiiller ayrı yazılır. 'durumu hemen farketti' cümlesindeki 'farketti' birleşik fiilinde hiçbir ses olayı gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla bu eylemin 'fark etti' şeklinde ayrı yazılması gerekirken bitişik yazılması yazım hatasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiillerin yazım kuralı hatırlanır.
'Etmek' yardımcı fiiliyle kurulan birleşik eylemlerde, ilk kelimede herhangi bir ses düşmesi veya ses türemesi yoksa birleşik fiil ayrı yazılır.
Sorunun temel çözüm kuralını belirlemek için.
2
Seçeneklerdeki 'etmek' yardımcı fiiliyle kurulan birleşik eylemler ses olayları yönünden incelenir.
'kabul etti', 'arz etti', 'terk etti' ve 'mutlu etti' eylemlerinde hiçbir ses olayı olmadığı ve bunların doğru şekilde ayrı yazıldığı görülür. Ancak 'farketti' eyleminde de herhangi bir ses olayı olmamasına rağmen bitişik yazıldığı tespit edilir.
Yazım yanlışı barındıran seçeneği ayırt etmek için.
3
Hatalı sözcüğün doğru yazılışı belirlenir.
Ses olayı barındırmayan bu birleşik fiilin doğru yazımının 'fark etti' şeklinde ayrı olması gerektiği sonucuna varılır.
Yanlışlığın nedenini kesinleştirerek doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Ses olayına uğramayan yardımcı fiillerin yazımı
Tahmini Süre:45s
Soru 1664Soru

Türkçede birleşik kelimelerin bitişik veya ayrı yazılması belirli kurallara bağlanmıştır. Kelimelerden her ikisi veya ikincisi anlam değişmesine uğradığında, ses düşmesi veya türemesi meydana geldiğinde ya da belirli eklerle kalıplaşma oluştuğunda birleşik kelimeler bitişik yazılır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumun her kesiminde okur yazar oranını artırmak, çağdaş bir geleceğin inşasında en öncelikli adımdır.

Cevap

Toplumun her kesiminde okur yazar oranını artırmak, çağdaş bir geleceğin inşasında en öncelikli adımdır.
Doğru cevap, içinde 'okur yazar' ifadesi geçen cümledir. Bu sözcük, her iki ögesi de geniş zaman eki alan birleşik kelimeler grubuna girdiğinden bitişik yazılmalıdır ('okuryazar'). Cümlede ayrı yazılarak yazım hatası yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen birleşik sözcükleri tespit etmek.
'kuşburnu', 'huzurevi', 'okur yazar', 'akaryakıt', 'gitgide' birleşik sözcükleri tespit edilmiştir.
Yazım yanlışının hangi sözcükten kaynaklandığını bulmak için öncelikle birleşik kelimelerin belirlenmesi gerekir.
2
Belirlenen birleşik sözcüklerin yazım kurallarına uygunluğunu kontrol etmek.
'kuşburnu', 'huzurevi', 'akaryakıt' ve 'gitgide' sözcüklerinin bitişik yazılması doğrudur. Ancak 'okur yazar' sözcüğü her iki ögesi de geniş zaman eki alan kalıplaşmış bir sözcüktür ve bitişik yazılmalıdır.
Türk Dil Kurumu kurallarına göre kalıplaşmış sıfat-fiil ve geniş zaman eki alan birleşik sözcükler bitişik yazılmak zorundadır.
3
Yanlış yazılan birleşik sözcüğün bulunduğu cümleyi belirlemek.
'okur yazar' ifadesğinin ayrı yazıldığı cümle tespit edilmiştir.
Yazım yanlışı barındıran cümlenin bulunması soruyu çözüme ulaştırır.

Anahtar Kavram

Her iki kelimesi de geniş zaman eki (-ar/-er) alarak kalıplaşmış birleşik kelimelerin bitişik yazılması kuralı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1665Soru

Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yerleri, parantez içinde verilen sözcüklerin Türk Dil Kurumu (TDK) yazım kurallarına uygun doğru yazılışlarıyla doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Edebiyat tarihçileri, bir sanatçının sanat anlayışını değerlendirirken onun sadece yayımlanmış yapıtlarını değil, yapıtlarının hazırlık aşaması niteliğindeki (ön söz) metinlerini de inceler; zira bu metinler yazarın poetikasıyla ilgili önemli ipuçları sunmanın (yanı sıra) onun estetik kaygılarını da açıkça ortaya koyar.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boşluklara sırasıyla 'ön söz' ve 'yanı sıra' birleşik kelimeleri getirilmelidir.
Türk Dil Kurumunun güncel yazım kurallarına göre, 'ön' sözcüğünün başa getirilmesiyle oluşan 'ön söz' ve 'sıra' sözcüğüyle oluşturulan 'yanı sıra' birleşik kelimeleri ayrı yazılmalıdır. Dolayısıyla boşluklara sırasıyla 'ön söz' ve 'yanı sıra' yazılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluktaki kelimeyi incelemek
'ön söz' ifadesinin doğru yazılışını belirlemek
TDK yazım kurallarına göre 'ön, art, arka, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peş, alt, üst' gibi sözcüklerin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelimeler ayrı yazılır. Bu kural gereğince 'önsöz' değil, 'ön söz' şeklinde ayrı yazılmalıdır.
2
İkinci boşluktaki kelimeyi incelemek
'yanı sıra' ifadesinin doğru yazılışını belirlemek
TDK yazım kurallarına göre 'dış, iç, sıra' sözleriyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır. Bu doğrultuda 'yanısıra' değil, 'yanı sıra' şeklinde ayrı yazılması gerekir.

Anahtar Kavram

Ayrı yazılan birleşik kelimeler kuralları (başta kullanılan 'ön' sözcüğü ve sonda kullanılan 'sıra' sözcüğü)
Soru 1666Soru

Muhabir:
(I) ----

Gastronomi Kültür Araştırmacısı:
— Yemek kültürünün sadece beslenme ihtiyacından doğduğunu düşünmek büyük bir yanılgıdır. Bir toplumun mutfak pratikleri; coğrafi göçler, inanç sistemleri ve toplumsal ritüellerle doğrudan ilişkilidir. Örneğin Anadolu'da taziye evlerinde helva kavrulması ya da düğünlerde keşkek dövülmesi, yemeğin sosyal dayanışmayı ve ortak belleği pekiştirme işlevini gösterir. Dolayısıyla tabağımızdaki her lezzet, aslında geçmişin kültürel kodlarını günümüze taşıyan birer tarihî belgedir.

Muhabir:
(II) ----

Gastronomi Kültür Araştırmacısı:
— Küreselleşmeyle birlikte yerel mutfakların standartlaşması ve fast-food kültürünün yaygınlaşması bu zenginliği tehdit ediyor, evet. Ancak bu durum, yerel tatlara olan ilgiyi büsbütün yok etmedi; aksine "yavaş gıda" (slow food) gibi akımların doğmasını sağlayarak yerelliğe yönelik yeni bir bilinç dalgası yarattı. İnsanlar artık sadece doymak değil, yedikleri yemeğin arkasındaki hikayeyi, emeği ve ekolojik döngüyü भी keşfetmek istiyor. Bu da geleneksel mutfakların modern dünyada kendine yeni ve güçlü bir savunma alanı bulmasını sağlıyor.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Yemek kültürünün toplumsal kimlik ve ortak hafıza ile ilişkisini nasıl açıklarsınız?
II. Küreselleşmenin yerel mutfak pratikleri üzerindeki baskısı geleneksel lezzetleri tamamen ortadan kaldırdı mı?

Cevap

Yemek kültürünün toplumsal kimlik ve ortak hafıza ile ilişkisini sorgulayan soru ile küreselleşmenin yerel mutfak pratikleri üzerindeki baskısının geleneksel lezzetleri tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığını sorgulayan sorunun yer aldığı seçenektir.
Doğru seçenekte yer alan ilk soru, konuşmacının yemek kültürünü toplumsal ritüeller, ortak bellek ve dayanışma kavramlarıyla açıklamasıyla örtüşmektedir. İkinci soru ise konuşmacının küreselleşmenin getirdiği tek tipleşmeyi kabul etmekle birlikte geleneksel lezzetlerin tamamen kaybolmadığını, aksine 'yavaş gıda' gibi akımlarla yeni bir bilinç ve savunma alanı kazandığını belirten açıklamasıyla birebir uyum içindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk paragrafın ana düşüncesini ve anahtar kavramlarını belirleyin.
Araştırmacı yemek kültürünün sadece beslenme ile ilgili olmadığını; toplumsal ritüeller, dayanışma, ortak bellek ve kültürel kodlar ile ilişkili olduğunu savunmaktadır. Bu durumda ilk soru 'toplumsal kimlik' ve 'ortak hafıza' kavramlarını içermelidir.
Diyalog tamamlama sorularında ilk yanıtın anahtar kelimeleri ile ilk sorunun odağı birbiriyle uyumlu olmalıdır.
2
İkinci paragrafın konusunu ve yazarın bakış açısını analiz edin.
Araştırmacı küreselleşmenin ve fast-food kültürünün yerel lezzetleri tehdit ettiğini doğrulamakta ancak bunların tamamen yok olmadığını, aksine yeni akımlarla geleneksel mutfağın korunduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla ikinci soru küreselleşmenin yok edici etkisinin sınırlarını sorgulamalıdır.
İkinci yanıtın başlangıcındaki onaylama ifadesi ve sonrasındaki açıklamalar, sorunun yöneltiliş tarzını ve içeriğini belirler.
3
Belirlenen odağa göre seçenekleri karşılaştırıp elleyin.
Yemek kültürünün toplumsal kimlik ve ortak hafızayla ilişkisini soran soru ile küreselleşmenin yerel lezzetleri tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığını soran sorunun bir arada verildiği seçenek doğru cevaptır.
Her iki bölümün de bağlamsal ve anlamsal olarak tam uyum sağladığı tek seçeneği tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Soru-Cevap ve Diyalog Tamamlama
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1667Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kısa çizgi (-) ötekilerden farklı bir işlevde kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Son kitabını -kimsenin beklemediği bir anda- yayımlayarak herkesi şaşırttı.

Cevap

Son kitabını -kimsenin beklemediği bir anda- yayımlayarak herkesi şaşırttı.
Ara söz veya ara cümlelerin başında ve sonunda kısa çizgi (-) kullanılır. 'Son kitabını -kimsenin beklemediği bir anda- yayımlayarak herkesi şaşırttı.' cümlesinde 'kimsenin beklemediği bir anda' ifadesi bir ara sözdür ve bu işlevle kısa çizgi arasında verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen kısa çizgilerin (-) kullanım amaçlarını tek tek analiz edin.
Dört cümlede kısa çizginin kelimeler veya sayılar arasında 've, ile, ila, ...-den ...-e' anlamlarını kattığını, bir cümlede ise farklı bir amaçla kullanıldığını tespit ederiz.
Kısa çizginin TDK kurallarına göre birden fazla işlevi vardır ve soruda farklı olan işlev sorulmaktadır.
2
Kelimeler ve sayılar arasında kullanılan kısa çizgileri gruplandırın.
'Beşiktaş-Fenerbahçe', '15-25 Ekim', 'Ankara-İstanbul' ve 'Türkçe-Fransızca' kullanımlarında kısa çizgi; kelimeler/sayılar arasında ilişki kurmak, 've, ile, ila, ...-den ...-e' anlamları vermek amacıyla kullanılmıştır.
Bu dört seçenekteki kısa çizgi kullanımı aynı dil bilgisel işleve sahiptir.
3
Geriye kalan seçenekteki kullanımı inceleyerek farklı işlevi belirleyin.
'Son kitabını -kimsenin beklemediği bir anda- yayımlayarak...' cümlesinde kısa çizgi, 'kimsenin beklemediği bir anda' ara sözünün başında ve sonunda yer almaktadır.
Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak kısa çizginin tamamen farklı bir işlevidir.

Anahtar Kavram

Kısa çizginin ara sözleri ayırma işlevi ile kelimeler/sayılar arasında ilişki (ve, ile, ila, ...-den ...-e) kurma işlevlerinin ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1668Soru

Türkçede kesme işaretinin (') kullanımıyla ilgili birçok kural ve bu kuralların kendine özgü istisnaları bulunmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde kesme işaretinin (') kullanımından kaynaklanan bir yazım yanlışı vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabancı turistlerin İstanbul’da en çok ilgi gösterdiği tarihî mekânların başında, restorasyonu yeni tamamlanan Kız Kulemiz'deki o eşsiz manzara geliyor.

Cevap

Yabancı turistlerin İstanbul’da en çok ilgi gösterdiği tarihî mekânların başında, restorasyonu yeni tamamlanan Kız Kulemiz'deki o eşsiz manzara geliyor.
Doğru cevap, içinde 'Kız Kulemiz'deki' ifadesi geçen cümledir. Türk Dil Kurumu kurallarına göre, sonunda 3. teklik şahıs iyelik eki (Kız Kulesi'ndeki -i eki) bulunan özel adlara bu ek dışında başka bir iyelik eki (birinci çoğul şahıs iyelik eki olan -miz) getirildiğinde kesme işareti kullanılmaz. Bu nedenle ifadenin 'Kız Kulemizdeki' şeklinde kesmesiz yazılması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncelikle 'Hisar'ın' sözcüğündeki kesme işareti kullanımını incelemek.
Yer adlarında kısaltmalı söyleyiş kullanıldığında ilk harf büyük yazılır ve ek kesme işaretiyle ayrılır. Dolayısıyla bu kullanım doğrudur.
TDK kurallarına göre yer bildiren özel isimlerde kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğunda ek kesmeyle ayrılır.
2
'Yönetmelik'in' sözcüğündeki kesme işareti kullanımını incelemek.
Belirli bir kanun, tüzük, yönetmelik kastedildiğinde bu sözcükler büyük harfle başlar ve gelen ekler kesme i��aretiyle ayrılır. Bu kullanım da doğrudur.
TDK kuralları uyarınca belirli bir yönetmelik kastediliyorsa kesme işareti kullanılır ve ünsüz yumuşaması yazıda gösterilmez.
3
'Türk Tarih Kurumunun' ifadesindeki kesme işareti kullanımını kontrol etmek.
Kurum, kuruluş, kurul ve iş yeri adlarına gelen eklerin kesme işaretiyle ayrılmaması kuralı gereğince bu kullanım doğrudur.
Kurum adlarına gelen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılmadığı için ek doğrudan kelimeye bitişik yazılmıştır.
4
'Kız Kulemiz'deki' ifadesindeki kesme işareti kullanımını incelemek.
Kız Kulesi özel adı sonunda 3. teklik şahıs iyelik eki (-i) barındırır. Bu ek yerine birinci çoğul şahıs iyelik eki (-miz) getirildiğinde kesme işareti kullanılmamalıdır.
TDK kurallarına göre sonunda 3. teklik şahıs iyelik eki olan özel ada, bu ek dışında başka bir iyelik eki getirildiğinde kesme işareti konmaz. Bu yüzden 'Kız Kulemiz'deki' yazımı yanlıştır, doğrusu 'Kız Kulemizdeki' olmalıdır.
5
'Avrupa Birliği'ne' ifadesindeki kesme işareti kullanımını kontrol etmek.
Avrupa Birliği kurum adı olmasına rağmen TDK tarafından kesme işaretiyle ayrılacağı özel olarak belirtilmiş bir istisnadır. Bu kullanım da doğrudur.
Avrupa Birliği kuruluşu, kurum/kuruluş adlarına getirilen eklerin ayrılmaması kuralının resmi istisnasıdır.

Anahtar Kavram

Özel adlara getirilen iyelik eklerinin değişmesi durumunda ve kurum/kuruluş adlarında kesme işareti kullanım kuralları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1669Soru

(I) Edebiyat araştırmacıları, Huzur romanında yansıtılan İstanbul'da, geçmişin izlerinin ve kültürel mirasın bireyin kimlik inşasındaki rolünü vurgularlar. (II) Romanın ana izleklerinden birini oluşturan Doğu ve Batı çatışması, musiki ve mimari gibi estetik unsurlar da kullanılarak derinleştirilir. (III) Tanpınar, bu eserinde zaman kavramını çizgisel bir doğrultuda değil, geçmiş ile şimdinin iç içe geçtiği bir bütünlükte ele almıştır. (IV) Romanın başkahramanı Mümtaz’ın içsel yolculuğu, Nuran'a duyduğu aşkın gölgesinde şekillenirken toplumsal çalkantılarıda satır aralarına taşır. (V) Eserdeki her karakter, kendi iç dünyasını sorgularken aslında Türkiye'nin geçiş dönemindeki sancılarını da kendi ruhunda hisseder.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde "de / da"nın yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümlede geçen 'çalkantılarıda' ifadesindeki 'da' bağlaçtır ve ayrı yazılması gerekir. Doğru yazım 'çalkantıları da' şeklinde olmalıdır.
Dördüncü cümlede geçen 'çalkantılarıda' sözcüğündeki 'da' bağlaçtır. Cümleye 'dahi, bile' anlamı katan bu bağlacın ayrı yazılması gerekir. Sözcüğün doğru yazımı 'çalkantıları da' şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki her cümlede bulunan 'de / da' ek veya bağlaçlarını tespit edin.
Birinci cümlede 'romanında', 'İstanbul'da' ve 'inşasındaki'; ikinci cümlede 'unsurlar da'; üçüncü cümlede 'eserinde', 'doğrultuda' ve 'bütünlükte'; dördüncü cümlede 'gölgesinde' ve 'çalkantılarıda'; beşinci cümlede 'sancılarını da' ve 'ruhunda' ifadeleri belirlenmiştir.
Yazım kurallarını inceleyeceğimiz hedef ögeleri belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Tespit edilen 'de / da' ögelerinin bulunma durum eki mi yoksa bağlaç mı olduğunu cümlenin bağlamına ve cümleden çıkarılabilirlik testine göre belirleyin.
Ek olanlar cümleye bulunma/yer/zaman anlamı katar ve bitişik yazılır (örn. İstanbul'da, gölgesinde). Bağlaç olanlar ise 'dahi, bile' anlamı katar, cümleden çıkarıldığında cümlenin yapısı bozulmaz ve ayrı yazılır (örn. unsurlar da, sancılarını da).
Ek ve bağlaç ayrımını yaparak doğru yazım kurallarını uygulamak için bu analiz şarttır.
3
Yazım hatası barındıran cümleyi saptayın.
Dördüncü cümlede yer alan 'çalkantılarıda' kelimesindeki 'da' bağlaçtır. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında bozulma olmaz ('...aşkın gölgesinde şekillenirken toplumsal çalkantıları satır aralarına taşır'). Bu nedenle 'da' bağlacının ayrı yazılması gerekmektedir.
Soru kökünde istenen yazım hatasını belirlemek ve doğru cevaba ulaşmak için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

"de" Bağlacı ve Bulunma Durum Ekinin (-de/-da/-te/-ta) Yazımı ile Ayrımı
Soru 1670Soru

“Türk Dili dergisinin haziran sayısında, Yakup Kadri'nin yaban romanı üzerine kaleme alınmış kapsamlı bir inceleme yazısı yer alıyor.” cümlesinde büyük harflerin yazımıyla ilgili herhangi bir yanlışlık yapılmamıştır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Cümlede kitap adı olan 'Yaban' sözcüğünün ilk harfi küçük yazıldığı için bir yazım yanlışı mevcuttur. Dolayısıyla cümlede yazım yanlışı yapılmadığını savunan önerme yanlıştır.
Cümledeki 'yaban' sözcüğü Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanının adıdır ve kitap adlarının ilk harfi büyük yazılmalıdır. Bu kural ihlal edildiğinden cümlede yazım yanlışı vardır, dolayısıyla önerme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki özel ada dâhil olmayan dergi adının yazımını kontrol edin.
'Türk Dili dergisi' ifadesinde 'dergi' sözcüğü özel ada dâhil olmadığı için küçük harfle yazılmıştır ve bu kullanım TDK kurallarına uygundur.
Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi vb. sözcükler büyük harfle başlamaz.
2
Cümledeki ay adının yazımını kontrol edin.
'haziran' sözcüğü, cümlede belirli bir gün veya yıl gibi kesin bir tarih bildirecek şekilde kullanılmadığı için küçük harfle yazılmıştır ve bu kullanım doğrudur.
Belirli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar.
3
Cümledeki yazar adı ve eser adının yazımını inceleyin.
Yazar adı 'Yakup Kadri' büyük harfle doğru yazılmıştır ancak eser adı olan 'Yaban' romanı kastedilmesine rağmen 'yaban' şeklinde küçük harfle yazılmıştır.
Kitap, dergi ve sanat eseri adlarının her sözcüğü büyük harfle başlamalıdır.

Anahtar Kavram

Kitap, dergi ve gazete adlarının yazımında büyük harf kullanımı ile belirli bir tarih bildirmeyen ay adlarının yazımı.
Soru 1671Soru

(I) Modern müzecilik anlayışı, sergilenen nesnelerin yalnızca korunup sergilenmesini değil, onların izleyiciyle dinamik bir bağ kurmasını da hedefler. (II) Bu doğrultuda küratörler, eserlerin mekân içindeki yerleşimini ve birbirleriyle olan tematik ilişkilerini titizlikle kurgularlar. (III) Eserlerin kronolojik ya da tematik bir izlek etrafında sunulması, ziyaretçinin sergi alanında bilinçli bir yolculuğa çıkmasını sağlar. (IV) Müzelerin yıllık bütçelerinin büyük bir kısmı, yeni eserlerin satın alınması ve restorasyon çalışmaları için ayrılmaktadır. (V) Böylece izleyici, sadece pasif bir gözlemci olmakla kalmayıp sergi mekânındaki anlatının aktif bir parçası haline gelir.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV)
Paragrafın genelinde modern müzelerde küratörlerin sergi kurguları ve bunun izleyici üzerindeki etkilerinden bahsedilmektedir. Ancak dördüncü cümlede aniden müzelerin bütçe planlamaları, eser alımları ve restorasyon çalışmalarına geçilmiştir. Bu cümle anlamsal olarak çevre cümlelerden tamamen kopuk olduğu için düşüncenin akışını bozmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ana konusunu belirlemek.
Paragrafın modern müzecilik tasarımı, küratörlük kurgusu ve bunun ziyaretçi deneyimi üzerindeki etkilerini ele aldığı tespit edilir.
Metnin bütünlüğünü bozan cümleyi bulmak için öncelikle hakim olan ana düşünceyi anlamak gerekir.
2
Cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal geçişleri incelemek.
Birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci cümlelerin birbiriyle uyumlu ve ardışık bir anlatım zinciri oluşturduğu görülür.
Cümleler arasındaki dilsel ve anlamsal bağlar akışın yönünü takip etmeyi sağlar.
3
Genel akıştan sapan cümleyi belirlemek.
Dördüncü cümlenin müze tasarımı ve ziyaretçiden saparak finansal-idari bir konu olan bütçe dağılımı ve restorasyona geçtiği ve bu yüzden akışı bozduğu saptanır.
Konu dışına çıkan veya farklı bir bakış açısıyla akışı bölen cümle çıkarılmalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümleyi bulma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1672Soru

Tarih boyunca farklı kültürlerle etkile��ime giren ve çeşitli coğrafyalarda devletler kuran Türkler, toplumsal, ekonomik ve dini ihtiyaçlarına göre farklı takvim sistemleri kullanmışlardır. Bu takvimlerin büyük bir kısmı Güneş yılı esas��na göre düzenlenmişken, yalnızca bir tanesi Ay yılı esasına dayanmaktadır.

Buna göre, Türklerin tarih boyunca kullandığı aşağıdaki takvimlerden hangisi, astronomik esas bakımından diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hicri Takvim

Cevap

Hicri Takvim
Hicri Takvim, Türklerin tarih boyunca kullandığı takvimler arasında Ay yılı esaslı tek takvimdir. Bu takvimde bir yıl yaklaşık 354 gün sürer ve başlangıç noktası olarak Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicreti (622 yılı) kabul edilir. Diğer takvimlerin tamamı Güneş yılı esasına (bir yılı 365 gün 6 saat olan sisteme) dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Türklerin tarih boyunca kullandığı takvimlerin astronomik esaslarını (Güneş yılı veya Ay yılı) listeleyin.
12 Hayvanlı Türk Takvimi, Celali Takvimi, Rumi Takvim ve Miladi Takvim Güneş yılı esasına dayanır. Hicri Takvim ise Ay yılı esasına dayanır.
Takvimlerin hangi astronomik esasa dayandığını belirlemek, farklı olan takvimi bulmamızı sağlayacaktır.
2
Astronomik esası diğerlerinden farklı olan seçeneği işaretleyin.
Hicri Takvim, Türklerin tarih boyunca kullandığı takvimler içinde tek Ay yılı esaslı takvim olarak öne çıkar.
Diğer tüm seçenekler Güneş yılı esasına dayanırken, Hicri Takvim Ay'ın Dünya etrafındaki dönüşünü esas alır.

Anahtar Kavram

Zaman ve Takvim Sistemlerinin Astronomik Esasları
Tahmini Süre:45s
Soru 1673Soru

Yapay aydınlatma teknolojilerindeki hızlı ilerleme, geceleri de gündüz gibi yaşayabilmemize olanak tanıdı. (I) Modern kentlerin yirmi dört saat yaşayan yapısı, bireylerin çalışma ve sosyal aktivite saatlerini esneterek üretkenliği artırdı. (II) Evlerimizde ve sokaklarda kullanılan yoğun mavi ışıklı LED'ler, beynin gece olduğunu algılamasını zorlaştırarak melatoninin salgılanmasını baskılamaktadır. (III) Hormonal dengedeki bu bozulma ise uyku kalitesini düşürerek uzun vadede metabolik ve psikolojik rahatsızlıklara zemin hazırlamaktadır. (IV) Dolayısıyla biyolojik saatimizi korumak adına akşam saatlerinden itibaren yapay ışık maruziyetini en aza indirmemiz gerekmektedir. (V)

Parçadaki düşünce silsilesinin mantıklı bir bütün oluşturabilmesi için "Ancak bu teknolojik gelişme, insan fizyolojisinin binlerce yıldır alışık olduğu doğal karanlık döngüsünü kesintiye uğratmaktadır." cümlesinin numaralanmış yerlerden hangisine getirilmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II

Cevap

İkinci boşluk (II)
İkinci boşluğa getirildiğinde cümle, ilk iki cümledeki olumlu teknolojik gelişmeleri (yapay aydınlatma ve kent üretkenliği) üçüncü cümledeki olumsuz biyolojik etkilere (mavi ışık ve melatonin baskılanması) bağlayan mükemmel bir köprü vazifesi görür. Yerleştirilen cümledeki 'bu teknolojik gelişme' ifadesi önceki cümlelere; 'karanlık döngüsünün kesintiye uğraması' ifadesi ise sonraki cümledeki fizyolojik açıklamalara yapısal ve anlamsal olarak bağlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ipuçlarını ve anahtar kelimeleri tespit etme.
İlk iki cümlede yapay aydınlatmanın olumlu yönleri anlatılırken, yerleştirilecek cümledeki 'bu teknolojik gelişme' ve 'ancak' ifadeleri bir yön değişimine işaret etmektedir.
Paragrafın anlam akışındaki geçiş noktalarını belirlemek için bağlayıcı ögelerin analiz edilmesi gerekir.
2
Yerleştirilecek cümlenin kendinden sonraki cümleyle ilişkisini inceleme.
Yerleştirilecek cümledeki 'karanlık döngüsünün kesintiye uğraması' ifadesi, üçüncü cümledeki 'mavi ışıklı LED'lerin melatonini baskılaması' biyolojik açıklamasıyla doğrudan bağlantılıdır.
Cümlenin paragraftaki mantıksal sıraya uygunluğunu doğrulamak gerekir.
3
Paragrafın genel akışını yeni cümleyle birlikte okuyarak kontrol etme.
Cümle ikinci boşluğa yerleştirildiğinde paragraftaki düşünce akışı mantıksal, kronolojik ve yapısal olarak eksiksiz bir bütünlük kazanır.
Yerleştirmenin paragrafta herhangi bir akış bozukluğuna yol açmadığından emin olmak için son kontrol yapılır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Cümle Yerleştirme ve Anlam Akışı
Soru 1674Soru

Türkçede kimi adlar, adıllar ya da eylemler, hitap ve duygu belirtecek biçimde cümlede kullanılarak ünlem değeri kazanabilir (ünlemleşmiş s��zcükler). Kimi asıl ünlemler ise ad çekim eklerini alarak isimleşebilir (adlaşmış ünlemler).

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem ünlemleşmiş bir sözcük hem de adlaşmış bir ünlem bir arada kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyler, kimsenin ahını almadan bu yolda ilerleyemezsiniz.

Cevap

Beyler, kimsenin ahını almadan bu yolda ilerleyemezsiniz.
Doğru seçenekte yer alan 'Beyler' sözcüğü normalde isim soylu bir kelimeyken cümlede hitap/seslenme göreviyle kullanılarak ünlemleşmiş sözcük değeri kazanmıştır. Aynı cümledeki 'ahını' sözcüğü ise bir asıl ünlem olan 'ah' kelimesinin ad çekim eklerini alması sonucu adlaşmış ünlem durumundadır. Her iki ünlem özelliği de bu cümlede mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen ünlem niteliği taşıyan veya ünlemlerle ilişkili tüm sözcükleri saptamak.
Analiz edilen cümlelerde 'Beyler', 'ahını', 'Ah', 'oflarına', 'Arkadaşlar', 'eyvah', 'ahları', 'Tüh' gibi sözcüklerin ünlem değeri veya kökeni taşıdığı belirlenmiştir.
Soruda istenen iki farklı ünlem tipini cümleler içinde arayabilmek için aday sözcüklerin bulunması gerekir.
2
Belirlenen sözcükleri 'ünlemleşmiş sözcük' ve 'adlaşmış ünlem' tanımlarına göre incelemek.
'Beyler' sözcüğü isim kökenli olup cümlede hitap bildirdiği için ünlemleşmiştir. 'ahını' sözcüğü ise asıl ünlem olan 'ah' kelimesinin iyelik ve durum eklerini alarak adlaşmasıyla oluşmuştur.
Sözcüklerin kökenleri ile aldıkları eklerin ve üstlendikleri görevlerin analiz edilmesi doğru sınıflandırma için şarttır.
3
Her iki özelliğin de yer aldığı seçeneği tespit etmek.
Hitap bildiren 'Beyler' ünlemleşmiş sözcüğü ile isim çekim eki almış 'ahını' adlaşmış ünleminin bir arada kullanıldığı cümle tespit edilmiştir.
Soru kökündeki iki şartı birden sağlayan tek cümleye ulaşarak çözümü tamamlamak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Ünlemlerde Ünlemleşme ve Adlaşma Durumları
Soru 1675Soru

Kolektif bellek ve kent mimarisi arasındaki ilişkiyi ele alan aşağıdaki parçada, düşünceyi geliştirme yollarından 'tanımlama', 'benzetme' ve 'karşılaştırma'ya başvurulduğu hâlde 'tanık gösterme'den yararlanılmadığı yönündeki değerlendirme doğru bir yargı mıdır?

"Kolektif bellek, bir toplumun ortak geçmişini, değerlerini ve kimliğini canlı tutan zihinsel bir kütüphanedir. Kent mimarisi ise bu belleğin mekânda somutlaşmış, nesiller boyu aktarılan en kararlı ve görünür biçimidir. Tarihî bir meydan veya asırlık bir yapı, geçmişten bugüne uzanan görünmez bir köprü gibi toplumsal hafızayı ayakta tutar. Örneğin Roma'daki Kolezyum, sadece taştan örülmüş antik bir yapı değil; İmparatorluk Dönemi'nin g��ç mücadelelerini ve sosyal hiyerarşisini günümüze taşıyan canlı bir vesikadır. Paris ve İstanbul gibi kadim kentler, modern gökdelenlerin soğuk gölgesine sığınmış tarihî sokaklarıyla geçmiş ile gelecek arasında her an deneyimlenebilen bir mukayese alanı sunar. Bu yönüyle mimari eserler, adeta sessiz birer tanık gibi tarihin sayfalarını bugünün insanına fısıldar."

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Parçada tanımlama, benzetme ve karşılaştırma yollarına yer verilirken herhangi bir tanık gösterme ögesinin bulunmaması sebebiyle değerlendirme doğrudur.
Değerlendirmenin doğru olmasının nedeni metinde tanımlama, benzetme ve karşılaştırma yollarına yer verilirken herhangi bir tanık gösterme ögesinin bulunmamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki tanımlama ögesinin belirlenmesi.
'Kolektif bellek ... zihinsel bir kütüphanedir' ifadesinin bir tanım cümlesi olduğu tespit edilir.
Tanımlama, bir kavramın ne olduğunu açıklamaktır.
2
Metindeki benzetme ögesinin belirlenmesi.
'görünmez bir köprü gibi' ve 'sessiz birer tanık gibi' ifadelerinde benzetme yapıldığı saptanır.
Benzetme, aralarında ilgi bulunan iki şeyden zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir.
3
Metindeki karşılaştırma ögesinin belirlenmesi.
Paris ve İstanbul gibi kadim kentler üzerinden 'geçmiş ile gelecek arasında bir mukayese' kurulduğu ve 'modern gökdelenler' ile 'tarihî sokaklar' karşılaştırıldığı görülür.
Karşılaştırma, kavramlar arasındaki benzerlik veya farklılıkları ortaya koymaktır.
4
Tanık gösterme unsurunun yokluğunun kontrol edilmesi.
Herhangi bir uzmanın veya düşünürün doğrudan ya da dolaylı sözünün aktarılmadığı anlaşılır.
Tanık gösterme, iddia edilen fikrin inandırıcılığını artırmak için başkalarının sözlerinden alıntı yapılmasıdır.

Anahtar Kavram

Düşünceyi Geliştirme Yolları (Tanımlama, Benzetme, Karşılaştırma, Örneklendirme, Tanık Gösterme)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1676Soru

xx ve yy birden büyük birer tam sayı olmak üzere,

x!(x+1)!=y!x! \cdot (x+1)! = y!

eşitliği sağlanmaktadır.

Buna göre, x+yx + y toplam��nın değeri kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 16

Cevap

İstenen toplamın değeri 16'dır.
Denklemin her iki tarafı (x+1)!(x+1)! ile bölündüğünde x!=y!(x+1)!x! = \frac{y!}{(x+1)!} elde edilir. Sağ taraf ardışık çarpım olarak yazıldığında x!=(x+2)(x+3)yx! = (x+2) \cdot (x+3) \dots y olur. x>1x > 1 için bu eşitliği sağlayan tek değer x=6x = 6 olup, 6!=720=89106! = 720 = 8 \cdot 9 \cdot 10 eşitliğinden y=10y = 10 bulunur. Buradan x+y=16x + y = 16 elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Denklemi sadeleştirme için düzenleme
x!=y!(x+1)!x! = \frac{y!}{(x+1)!}
Faktöriyel terimlerini bölme biçiminde yazarak ardışık sayıların çarpımı ilişkisini kurmak.
2
Sağ tarafı ardışık çarpanlarına ayırma
x!=(x+2)(x+3)yx! = (x+2) \cdot (x+3) \cdot \dots \cdot y
Faktöriyel tanımı gereği ardışık iki faktöriyelin bölümü, aradaki sayıların çarpımına eşittir.
3
Eşitliği sağlayan x ve y değerlerini bulma
x=6x = 6 ve y=10y = 10
x=6x=6 için 6!=7206! = 720 ve x+2=8x+2=8 ile başlayan ardışık çarpım 8910=7208 \cdot 9 \cdot 10 = 720 olduğundan eşitlik sağlanır. Buradan y=10y=10 elde edilir.
4
Değişkenlerin toplamını hesaplama
x+y=16x + y = 16
Soruda istenen x+yx + y değerini bulmak için elde edilen tam sayı değerleri toplanır.

Anahtar Kavram

Faktöriyel ifadelerde sadeleştirme ve ardışık çarpım ilişkisi
Soru 1677Soru

A��ağıdaki cümleleri, ögeleri bulurken söz öbeklerinin bölünmezliği kuralını dikkate alarak doğru öge dizilişleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla boğuşan bu küçük tekne, balıkçıların tek geçim kaynağıydı.
Kütüphanenin loş köşesinde oturan genç araştırmacı, eski el yazması eseri titizlikle inceliyordu.
Sonbaharın gelişiyle sararan yapraklar, rüzgârın etkisiyle bahçenin dört bir yanına savruluyordu.
Yıllardır beklenen o büyük projenin hayata geçirilmesi, tüm ülkeyi heyecanlandırdı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cümlelerin doğru öge dizilişleri sırasıyla şöyledir: Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla başlayan cümle 'Özne - Yüklem', Kütüphanenin loş köşesinde oturan ifadesiyle başlayan cümle 'Özne - Belirtili Nesne - Zarf Tümleci - Yüklem', Sonbaharın gelişiyle başlayan cümle 'Özne - Zarf Tümleci - Dolaylı Tümleç - Yüklem', Yıllardır beklenen diye başlayan cümle ise 'Özne - Belirtili Nesne - Yüklem' şablonuyla eşleşmelidir.
Cümlelerin her birinde yer alan söz öbekleri (sıfat-fiil grupları, isim tamlamaları, edat grupları) doğru biçimde tespit edildiğinde ve bölünmediğinde doğru öge şablonlarıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki söz öbeklerini saptamak ve ögeleri belirlemek.
'Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla boğuşan bu küçük tekne' bir sıfat-fiil grubudur (Özne). 'balıkçıların tek geçim kaynağıydı' ise bir zincirleme ad tamlamasıdır (Yüklem).
Söz öbekleri ve tamlamalar bölünemeyeceği için cümle sadece özne ve yüklemden oluşur.
2
İkinci cümledeki söz öbeklerini saptamak ve ögeleri belirlemek.
'Kütüphanenin loş köşesinde oturan genç araştırmacı' özne; 'eski el yazması eseri' belirtili nesne; 'titizlikle' zarf tümleci ve 'inceliyordu' yüklemdir.
Fiilimsi grupları ve sıfat tamlamaları bölünmeden tek birer öge olarak alınmalıdır.
3
Üçüncü cümledeki söz öbeklerini saptamak ve ögeleri belirlemek.
'Sonbaharın gelişiyle sararan yapraklar' özne; 'rüzgârın etkisiyle' zarf tümleci; 'bahçenin dört bir yanına' dolaylı tümleç ve 'savruluyordu' yüklemdir.
Sıfat-fiil grubu, edat grubu ve isim tamlaması bütünlüklerini koruyarak ilgili ögeleri oluşturur.
4
Dördüncü cümledeki söz öbeklerini saptamak ve ögeleri belirlemek.
'Yıllardır beklenen o büyük projenin hayata geçirilmesi' özne; 'tüm ülkeyi' belirtili nesne ve 'heyecanlandırdı' yüklemdir.
İsim-fiil grubu ve sıfat tamlaması kendi içinde bölünmeyerek sırasıyla özne ve belirtili nesne ögelerini oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Cümlenin ögeleri bulunurken tamlamalar (isim ve sıfat tamlamaları), fiilimsi grupları, edat grupları, ikilemeler ve birleşik fiiller/deyimler gibi söz öbekleri asla bölünmez; bir bütün olarak tek bir öge kabul edilir.
Soru 1678Soru

Noktalama işaretlerinin işlevlerini araştıran bir öğrenci, yaptığı çalışmada tırnak işareti, yay ayraç ve köşeli ayracın kullanım alanlarını incelemiştir.

Buna göre, bu öğrencinin incelediği aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu noktalama işaretlerinden herhangi birinin kullanımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Araştırmacının Türk Dili dergisindeki “Eski Türkçe Dönemi Eserleri”’nde yer alan tahlilleri, dil tarihimize ışık tutacak niteliktedir.

Cevap

Araştırmacının Türk Dili dergisindeki “Eski Türkçe Dönemi Eserleri”nde şeklinde yazılması gereken cümlede, tırnak işaretinden sonra kesme işaretinin kullanılması hatalıdır.
Türk Dil Kurumu kuralları gereği, tırnak içine alınan sözlerden sonra gelen ekleri ayırmak için kesme işareti kullanılmaz. Bu kurala göre tırnak işareti zaten bir ayırma işlevi gördüğü için kesme işareti mükerrer (gereksiz) olur. Eski Türkçe Dönemi Eserleri ifadesinin ardından gelen ekin kesme işaretiyle ayrılarak yazılması bu kuralı ihlal ettiği için noktalama hatası barındırır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki tırnak işareti, yay ayraç ve köşeli ayracın kullanımlarını tek tek analiz edin.
Her seçenekteki ilgili noktalama işaretlerinin kullanım kuralları belirlenir.
Hatalı kullanımı tespit edebilmek için her bir noktalama işaretinin bağlam içindeki görevini anlamak gerekir.
2
İkinci dereceden açıklamaların (ayraç içinde ayraç) doğru hiyerarşide kullanılıp kullanılmadığını denetleyin.
Dışta köşeli ayraç [ ], içte yay ayraç ( ) hiyerarşisinin doğru uygulandığı doğrulanır.
Türk Dil Kurumu kurallarına göre ayraç içinde ayraç kullanılması gerektiğinde dıştaki köşeli ayraç olmalıdır.
3
Tırnak işaretine getirilen eklerin yazımını kontrol edin.
Tırnak içine alınan sözlerden sonra gelen ekleri ayırmak için kesme işareti kullanılmaması gerektiği kuralı hatırlanır.
Tırnak işareti zaten bir ayırma işlevi gördüğünden ekstradan kesme işareti kullanılması mükerrerlik yaratır ve yazım/noktalama hatası oluşturur.
4
Hatalı ifadenin yer aldığı cümleyi belirleyin.
“Eski Türkçe Dönemi Eserleri”’nde ifadesinin hatalı olduğu, doğrusunun “Eski Türkçe Dönemi Eserleri”nde şeklinde yazılması gerektiği tespit edilir.
Tırnak işaretinden sonra kullanılan kesme işareti yazım kurallarına aykırıdır.

Anahtar Kavram

Tırnak işaretinden sonra gelen eklerin kesme işareti kullanılmadan doğrudan eklenmesi kuralı ve ayraç içi ayraç hiyerarşisi.
Soru 1679Soru

Klasik edebiyatımızın en önemli temsilcisi (I) kabul edilen şair, şiirlerinde kelimeleri adeta bir kuyumcu titizliğiyle işler. Onun eserlerinde dilin sınırı (II) yoktur; kelimeler yeni anlamlar kazanarak okuyucuya ulaşır. Şair, bu anlatımı (III) yakalayabilmek için yıllarca kelimeler üzerinde çalışmıştır. Şiirin özü (IV), insana ve evrene dair evrensel doğruları fısıldamaktır. Sanatseverlerin şaire gösterdiği ilgi, onun bu samimi arayışı (V) sayesinde anlam kazanır.

Bu parçada numaralanmış sözcüklerin hangisinde yer alan "-ı, -i, -u, -ü" eki, işlevi bakımından diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III

Cevap

Üçüncü sözcük olan 'anlatımı' kelimesindeki ek belirtme durum ekidir, diğer kelimelerdekiler ise iyelik ekidir.
Üçüncü sözcük olan 'anlatımı' kelimesindeki '-ı' eki belirtme durum ekidir. Bu sözcük, 'yakalayabilmek' fiilimsinin nesnesi durumundadır ve nesneleşmeyi sağlayan durum ekini almıştır. Diğer tüm sözcükler ('temsilcisi', 'sınırı', 'özü', 'arayışı') ise birer isim tamlamasında tamlanan konumundadır ve üçüncü tekil şahıs iyelik eki almışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Numaralanmış sözcüklerin cümle içindeki tamlama ve öge ilişkilerini belirlemek.
'edebiyatımızın temsilcisi' (isim tamlaması), 'dilin sınırı' (isim tamlaması), 'şiirin özü' (isim tamlaması), 'onun arayışı' (isim tamlaması) ve 'bu anlatımı yakalayabilmek' (sıfat tamlaması grubu içinde belirtili nesne) yapıları tespit edilmiştir.
Sözcüklerin dahil olduğu söz öbekleri, üzerlerindeki eklerin tamlanan (iyelik) mı yoksa durum (hal) eki mi olduğunu belirlemede en önemli ipucudur.
2
Sözcüklerin başına 'onun' zamiri getirilerek iyelik anlamı test edilir.
'(Onun) temsilcisi', '(onun) sınırı', '(onun) özü' ve '(onun) arayışı' ifadeleri anlam bütünlüğü sağlarken, 'Şair, onun bu anlatımı yakalayabilmek için...' ifadesinde 'anlatımı' sözcüğü iyelik değil, doğrudan yüklemin yöneldiği nesneyi işaret eden bir ek almıştır.
Türkçede üçüncü tekil şahıs iyelik eki olan '-ı / -i' eki ile belirtme durum eki olan '-ı / -i' ekini ayırt etmenin pratik yolu, kelimenin başına 'onun' zamiri getirmektir.
3
Elde edilen sonuçlara göre farklı olan seçeneği işaretlemek.
Üçüncü kelime hariç diğer tüm kelimelerde yer alan ekler iyelik eki işleviyle kullanılmıştır; üçüncü kelimedeki ek ise belirtme durum ekidir.
Soru kökü bizden işlevi yönüyle diğerlerinden farklı olan eki bulmamızı istemektedir.

Anahtar Kavram

İyelik ve Belirtme Durum Eki Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1680Soru

Bizim yörenin en sevilen lezzetleri şunlardır ( ) mantı, keşkek, gözleme ( ) komşu yörede ise sebze yemekleri ön plandadır.

Bu cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: : – ;

Cevap

İki nokta ve noktalı virgül (: – ;)
İlk boşluktan sonra örnekler sıralandığı için buraya iki nokta (:) getirilmelidir. İkinci boşluk ise ögeleri arasında virgül bulunan iki sıralı cümleyi birbirinden ayırmak amacıyla kullanılmıştır; bu nedenle buraya noktalı virgül (;) getirilmelidir. Dolayısıyla doğru sıralama iki nokta ve noktalı virgül şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluktan sonra gelen ifadenin işlevini belirleme.
İlk boşluktan sonra 'mantı, keşkek, gözleme' şeklinde örnekler sıralanmıştır.
Türkçede kendisiyle ilgili örnek verilecek veya açıklama yapılacak cümlelerin sonuna iki nokta (:) konur. Bu nedenle ilk boşluğa iki nokta gelmelidir.
2
İkinci bo��luktan sonra gelen kısmın yapısını inceleme ve iki cümleyi bağlama.
İkinci boşluktan sonra 'komşu yörede ise sebze yemekleri ön plandadır' şeklinde yeni bir cümle gelmektedir ve bu cümlenin baş harfi küçüktür.
Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için noktalı virgül (;) konur. İlk cümlede 'mantı, keşkek, gözleme' arasında virgül kullanıldığı için, bu iki sıralı cümleyi ayırmak üzere ikinci boşluğa noktalı virgül gelmelidir.

Anahtar Kavram

Noktalı virgül ile iki noktanın işlevsel farkları ve cümle içindeki doğru kullanımları.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 84 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin