Nefroloji

568 soru

Soru 181Soru

74 yaşında, tip 2 diyabet ve yaygın aterosklerotik vasküler hastalık öyküsü olan erkek hasta; 3 hafta önce yapılan koroner anjiyografi ve stent yerleştirilmesi işlemi sonrası progresif halsizlik ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 165/95165/95 mmHgmmHg saptanıyor; her iki ayak parmaklarında siyanotik "mavi parmak" görünümü ve gövdede livedo reticularis izleniyor. Yapılan laboratuvar incelemeleri aşağıdadır:

ParametreSonuç
Serum Kreatinin4.24.2 mg/dLmg/dL (Bazal: 1.21.2 mg/dLmg/dL)
Serum BUN7272 mg/dLmg/dL
İdrar Sodyumu (Na+Na^+)1212 mEq/LmEq/L
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFENa)%0.6\%0.6
Serum C3 DüzeyiDüşük
Periferik YaymaEozinofili mevcut

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ateromembolik böbrek hastalığı

Cevap

En olası tanı ateromembolik böbrek hastalığıdır.
Ateromembolik böbrek hastalığı (kolesterol emboli sendromu), sıklıkla yaygın aterosklerozu olan yaşlı hastalarda vasküler girişimlerden haftalar sonra ortaya çıkan bir tablodur. Hastadaki livedo reticularis ve 'mavi parmak' görünümü, vasküler yataktaki kolesterol kristallerinin perifere embolize olduğunu gösterir. Laboratuvarda eozinofili ve hipokomplemantemi (özellikle C3) saptanması bu tanı için çok karakteristiktir. Ayrıca, sanılanın aksine ateromembolik hastalıkta böbrekteki yamalı iskemi nedeniyle FENa değeri %1'in altında (prerenal gibi) saptanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman çizelgesini değerlendir.
Hasar vasküler girişimden 3 hafta sonra belirginleşmiştir.
Kontrast nefropatisi (erken) ile ateromembolik hastalık (geç) ayrımı için kritiktir.
2
Fizik muayene bulgularını analiz et.
Livedo reticularis ve mavi parmak sendromu saptanmıştır.
Bu bulgular kolesterol kristal embolizasyonunun sistemik vasküler etkilerini gösterir.
3
Laboratuvar verilerini (sistemik) yorumla.
Eozinofili ve kompleman (C3) düşüklüğü mevcuttur.
Bu bulgular ateromembolik hastalıkta kristallerin tetiklediği inflamatuar yanıtın göstergesidir.
4
Böbrek fonksiyon ve idrar analizini değerlendir.
FENa < %1 saptanmıştır.
Ateromembolik hastalıkta erken evrede yamalı (patchy) arteriyoler tıkanıklık prerenal benzeri (düşük FENa) bir tabloya neden olabilir; bu durum tanıyı dışlamaz.

Anahtar Kavram

Vasküler girişim sonrası gecikmiş AKH, sistemik emboli bulguları (livedo, mavi parmak) ve inflamatuar belirteçler (eozinofili, hipokomplemantemi) ateromembolik böbrek hastalığının tipik prezentasyonudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 182Soru

4545 yaşında erkek hasta, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle 66 ay önce canlı vericiden böbrek nakli yapılmıştır. Rutin poliklinik kontrolünde fizik muayenede diş etlerinde büyüme (gingival hiperplazi) ve vücut kıllanmasında artış (hirsutizm) saptanıyor. Hastanın kan basıncı 150/95150/95 mmHg, serum kreatinin düzeyi 1.11.1 mg/dL ve kan şekeri 105105 mg/dL olarak ölçülüyor. Bu klinik tabloya yol açma olasılığı en yüksek olan immünosupresif ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siklosporin

Cevap

Diş eti hiperplazisi ve hirsutizm ile seyreden klinik tabloya neden olan ilaç Siklosporin'dir.
Siklosporin kullanımı sonrası diş eti hiperplazisi ve hirsutizm (vücut kıllanmasında artış) sık görülen ve bu ilaca özgü olan yan etkilerdir. Ayrıca siklosporin, hipertansiyon ve dislipidemiye takrolimusa göre daha sık yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analiz edilmesi
Hastada diş eti büyümesi, kıllanma artışı ve hipertansiyon olduğu belirlendi.
Bu üçlü bulgu grubu belirli bir kalsinörin inhibitörü yan etkisini işaret eder.
2
Kalsinörin inhibitörlerinin (CNI) yan etki profillerinin karşılaştırılması
Siklosporin hirsutizm ve diş eti büyümesi yaparken, takrolimus alopesi ve daha sık hiperglisemi yapar.
İki ana CNI arasındaki en önemli klinik ayrım noktalarından biri tüy yapısı ve diş eti üzerindeki etkileridir.
3
Eşlik eden laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Kan şekerinin normal olması takrolimus olasılığını azaltırken, hipertansiyon varlığı siklosporini destekler.
Siklosporin hipertansiyon ve dislipidemiye daha sık yol açar.

Anahtar Kavram

İmmünosupresif İlaç Yan Etki Profilleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 183Soru

Akut böbrek hasarı gelişen bir hastada, idrar sedimentinin Wright veya Hansel boyaması ile incelenmesi sonucunda eozinofilüri saptanması ve beraberinde steril piyüri varlığı öncelikle aşağıdaki tanılardan hangisini destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut interstisyel nefrit

Cevap

İdrar sedimentinde saptanan eozinofilüri ve steril piyüri, öncelikle akut interstisyel nefrit tanısını destekleyen bulgulardır.
Akut interstisyel nefrit (AİN), böbrek interstisyumunda gelişen akut inflamasyonla karakterizedir ve vakaların büyük çoğunluğu ilaçlara (antibiyotikler, NSAİİ, PPI vb.) karşı gelişen hipersensitivite reaksiyonu sonucudur. İdrar tetkikinde steril piyüri (bakteri olmadan lökosit varlığı) ve Wright/Hansel boyaması ile gösterilen eozinofilüri, bu tanı için oldukça spesifik ve yardımcı bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki akut böbrek hasarı tablosuna eşlik eden idrar sedimenti bulgularını analiz et.
Steril piyüri (idrar kültürü negatif ancak lökosit varlığı) ve eozinofilüri saptandı.
İdrar sedimentindeki spesifik hücre tipleri, renal parankimal hasarın tipini belirlemede anahtar rol oynar.
2
Saptanan eozinofilürinin hangi nefrolojik patolojilerde görüldüğünü hatırla.
Eozinofilüri en sık ilaçlarla tetiklenen akut interstisyel nefritte (AİN) görülür.
AİN, interstisyumda lenfosit ve eozinofillerden zengin bir inflamasyonla karakterize immünolojik bir yanıttır.
3
Diğer akut böbrek hasarı nedenlerini sediment özelliklerine göre ele.
Granüler silindirler ATN'yi, eritrosit silindirleri GN'yi destekler; bu hastadaki bulgular interstisyel hasara işaret eder.
Doğru ayırıcı tanı, laboratuvar verileriyle patolojinin anatomik bölgesini (tübül, interstisyum, glomerül) eşleştirmeyi gerektirir.

Anahtar Kavram

Akut interstisyel nefritte (AİN) tanısal önemi olan klasik laboratuvar bulguları steril piyüri ve eozinofilüridir.

Daha Fazla Pratik

İlaç ilişkili akut interstisyel nefritte görülen klasik klinik triadın (ateş, döküntü, eozinofili) her hastada görülmediğini, ancak saptandığında tanıyı güçlendirdiğini unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 184Soru

55 yaşında kadın hasta, son 10 yıldır devam eden kronik bel ağrısı nedeniyle kontrolsüz şekilde yüksek doz naproksen sodyum kullanımı öyküsü ile başvuruyor. Son 2 haftadır bacaklarında belirgin şişlik ve genel halsizlik şikayeti mevcut. Fizik muayenesinde kan basıncı 145/90 mmHg145/90 \text{ mmHg}, pretibial 3+3+ gode bırakan ödem saptanıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Serum Kreatinin1.8 mg/dL1.8 \text{ mg/dL}
Serum Albümin2.4 g/dL2.4 \text{ g/dL}
Total Kolesterol285 mg/dL285 \text{ mg/dL}
24 Saatlik İdrar Proteini5.2 g/gu¨n5.2 \text{ g/gün}

Tam idrar tetkikinde protein 4+4+, mikroskopide her sahada 10-15 lökosit (kültür negatif), nadir lökosit silindirleri ve birkaç hyalen silindir gözleniyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NSAİİ ilişkili akut interstisyel nefrit ve minimal değişiklik hastalığı

Cevap

NSAİİ ilişkili akut interstisyel nefrit ve minimal değişiklik hastalığı
Naproksen gibi NSAİİ'lerin kullanımı, idrarda lökosit silindirleri ve steril piüri ile karakterize Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tablosuna ek olarak, glomerüler podosit hasarı üzerinden Minimal Değişiklik Hastalığı (MCD) ve buna bağlı nefrotik düzeyde proteinüriye yol açabilir. Bu vakada 5.2 g/gu¨n5.2 \text{ g/gün} proteinüri ve lökosit silindirlerinin birlikteliği bu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ilaç öyküsünü değerlendir.
Uzun süreli ve yüksek doz naproksen (NSAİİ) kullanımı saptandı.
NSAİİ'ler tübülointerstisyel hasarın en önemli nedenlerinden biridir.
2
Böbrek fonksiyonlarını ve proteinüri düzeyini analiz et.
Kreatinin yüksekliği (1.8 mg/dL1.8 \text{ mg/dL}) ve nefrotik düzeyde proteinüri (5.2 g/gu¨n5.2 \text{ g/gün}) saptandı.
Bu tablo hem interstisyel (nefrit) hem de glomerüler (nefrotik sendrom) bir patolojinin eşlik ettiğini düşündürür.
3
İdrar sedimentini yorumla.
Steril piüri ve lökosit silindirleri saptandı.
Lökosit silindirleri interstisyel inflamasyonun (akut interstisyel nefrit) doğrudan kanıtıdır.
4
Tanıları birleştir.
NSAİİ'lerin klasik interstisyel nefrit ile birlikte minimal değişiklik hastalığına yol açabildiği bilgisini uygula.
Bu spesifik kombinasyon (AIN + MCD) NSAİİ nefropatisinin karakteristik bir sunumudur.

Anahtar Kavram

NSAİİ'ler (özellikle propiyonik asit türevleri) akut interstisyel nefrit (AIN) ile birlikte minimal değişiklik hastalığına (MCD) bağlı nefrotik sendrom tablosuna neden olabilir.

Daha Fazla Pratik

Diğer ilaçların (örneğin PPI veya antibiyotikler) neden olduğu klasik AİN'de proteinürinin genellikle hafif düzeyde kaldığını hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 185Soru

6 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık üç gün önce başlayan göz kapaklarında ve bacaklarında şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede kan basıncı 90/60 mmHg90/60 \text{ mmHg} (normal) ölçülüyor ve her iki bacakta 2+2+ pretibial ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde tam idrar tetkikinde protein 4+4+, mikroskopide ise hücre veya silindir saptanmıyor. Serum albümin düzeyi 2.2 g/dL2.2 \text{ g/dL}, total kolesterol 280 mg/dL280 \text{ mg/dL}, serum kreatinin 0.4 mg/dL0.4 \text{ mg/dL} ve kompleman (C3C3, C4C4) düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor. Bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Minimal değişiklik hastalığı

Cevap

Minimal değişiklik hastalığı
Doğru yanıt olan hastalık, çocukluk çağında nefrotik sendromun en yaygın nedenidir. Vakada sunulan masif proteinüri, hipoalbüminemi ve ödem kompleksi nefrotik sendromu; normal kan basıncı, normal kreatinin ve normal kompleman düzeyleri ise bu tanıyı destekleyen klasik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Ödem, masif proteinüri (4+4+), hipoalbüminemi ve hiperlipidemi bulguları 'Nefrotik Sendrom' tablosunu doğrular.
Hastanın temel semptom ve laboratuvar bulgularının hangi sendroma uyduğunu belirlemek tanı için ilk adımdır.
2
Eşlik eden bulguların ve yaşın değerlendirilmesi
Hastanın 6 yaşında olması, kan basıncının normal olması, hematürinin olmaması ve kompleman düzeylerinin normal olması tipiktir.
Çocukluk çağında sekonder nedenler ve nefritik bileşenler (hipertansiyon, hematüri) dışlanarak en olası primer nedene odaklanılır.
3
En olası tanının belirlenmesi
Çocukluk çağındaki primer nefrotik sendromların %8090\%80-90'ından sorumlu olan minimal değişiklik hastalığı tanısına ulaşılır.
Epidemiyolojik veriler ve klinik uyum bu tanıyı en olası kılar.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağında ani gelişen, hipertansiyon ve hematürinin eşlik etmediği, kompleman düzeylerinin normal olduğu nefrotik sendrom tablosunda ilk düşünülmesi gereken tanı Minimal Değişiklik Hastalığıdır.

Daha Fazla Pratik

Minimal değişiklik hastalığının tedavisinde ilk basamak olan steroid yanıtını ve biyopsi endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 186Soru

6262 yaşında erkek hasta, 22 gün önce stabil angina pektoris nedeniyle yapılan elektif koroner anjiyografi sonrası kontrol muayenesine geliyor. Hastanın bilinen diabetes mellitus ve hipertansiyon öyküsü bulunmaktadır. Fizik muayenesinde kan basıncı 135/85135/85 mmHg, nabız 7272/dakika saptanıyor. Hastanın yapılan laboratuvar tetkikleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreDeğer
Serum Kreatinin2.42.4 mg/dL (Bazal: 1.21.2 mg/dL)
BUN5252 mg/dL
İdrar Sodyumu (UNaU_{Na})1414 mEq/L
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFE_{Na})%0.7\%0.7
İdrar SedimentindeNadir granüler silendirler

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontrast nefropatisi

Cevap

Kontrast nefropatisi
Kontrast nefropatisi, iyotlu kontrast maddelerin doğrudan tübüler toksisitesi ve indüklediği yoğun renal vazokonstriksiyon sonucu oluşur. Vazokonstriksiyon baskın olduğu için idrar sodyumu ve fraksiyone sodyum ekskresyonu (FENaFE_{Na}) tipik olarak düşük bulunur. Hastadaki anjiyografi öyküsü, zamanlama ve laboratuvar bulguları bu tanıyı en olası kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı değerlendir.
Hastada koroner anjiyografi (kontrast madde maruziyeti) sonrası 4848. saatte akut böbrek hasarı gelişmiştir.
Zamanlama kontrast nefropatisi için çok tipiktir (2424-4848 saat).
2
Laboratuvar verilerini ve fraksiyone sodyum ekskresyonunu analiz et.
FENa<%1FE_{Na} < \%1 saptanmıştır.
Kontrast nefropatisi, akut tübüler nekrozun (ATN) bir formu olmasına rağmen, yoğun renal vazokonstriksiyon nedeniyle prerenal benzeri düşük FENaFE_{Na} değeriyle seyreden önemli bir istisnadır.
3
İdrar sedimentini yorumla.
Granüler silendirler parankimal hasarı gösterir.
Prerenal azotemide sediment genellikle temizdir; granüler silendirler tübüler hasarı (ATNATN) doğrular.

Anahtar Kavram

Kontrast nefropatisi, FENa<%1FE_{Na} < \%1 ile seyreden 'intrinsic' bir akut böbrek hasarı nedenidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 187Soru

55 yaşında erkek hasta, 12 yıldır Tip 2 diyabet ve 8 yıldır hipertansiyon tanılarıyla izlenmektedir. Mevcut tedavisi Metformin 2×10002 \times 1000 mg, Perindopril 10 mg ve Amlodipin 5 mg şeklindedir. Poliklinik kontrolünde kan basıncı 142/88142/88 mmHg ölçülmüştür. Laboratuvar incelemesinde; serum kreatinin 1,81,8 mg/dL (eGFR: 3939 mL/dak/1,73m21,73 m^2), potasyum 4,64,6 mEq/L, HbA1c %7,27,2 ve idrar albumin/kreatinin oranı (ACR) 420420 mg/g saptanmıştır. Bu hasta için KDIGO (Kidney Disease: Improving Global Outcomes) kılavuzları doğrultusunda en uygun yönetim basamağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metformin dozu günlük 10001000 mg'a düşürülmeli ve tedaviye SGLT2 inhibitörü eklenmelidir.

Cevap

Metformin dozunun günlük 1000 mg'a düşürülmesi ve tedaviye bir SGLT2 inhibitörü eklenmesi en uygun yaklaşımdır.
KDIGO kılavuzlarına göre, eGFR değeri 304430-44 mL/dak arasında olan hastalarda Metformin tedavisi kesilmemeli, ancak maksimum doz günlük 10001000 mg olacak şekilde revize edilmelidir. Ayrıca, albuminürik diyabetik KBH hastalarında (eGFR 20\geq 20 ve ACR 200\geq 200) SGLT2 inhibitörlerinin böbrek koruyucu etkileri kanıtlandığı için tedaviye eklenmeleri ilk basamak öneriler arasındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın KBH evresini ve albuminüri kategorisini belirleyin.
eGFR 3939 (G3b) ve ACR 420420 (A3) ile hasta 'Çok Yüksek Risk' grubundadır.
Evreleme, tedavi eşiklerini ve prognozu belirlemek için temeldir.
2
Diyabet ilaçlarının eGFR'ye göre doz uygunluğunu kontrol edin.
Metformin eGFR 304430-44 arasında maksimum 10001000 mg/gün olacak şekilde dozlanır; eGFR <30< 30 olmadıkça kesilmez.
Laktik asidoz riskini minimize ederken glisemik kontrolü sürdürmek hedeflenir.
3
SGLT2 inhibitörü başlama kriterlerini değerlendirin.
KDIGO'ya göre eGFR 20\geq 20 ve ACR 200\geq 200 olan diyabetik KBH hastalarında SGLT2i güçlü öneridir.
SGLT2 inhibitörleri, KBH ilerlemesini yavaşlatır ve kardiyovasküler mortaliteyi azaltır.
4
Kan basıncı hedefini güncel kılavuzlara göre kontrol edin.
Mevcut kan basıncı 142/88142/88 mmHg, KDIGO hedefi olan sistolik <120< 120 mmHg'nin üzerindedir.
Sıkı kan basıncı kontrolü renal sonlanımları iyileştirir.

Anahtar Kavram

Diyabetik Kronik Böbrek Hastalığında Metformin Doz Ayarı ve SGLT2 İnhibitörü Endikasyonları
Soru 188Soru

3838 yaşında erkek hasta, son 22 haftadır giderek artan bacak ödemi ve halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde özellik saptanmayan hastanın fizik muayenesinde kan basıncı 155/95155/95 mmHg ölçülüyor ve pretibial bölgede 3+3+ ödem izleniyor. Yapılan laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Serum Kreatinin1.51.5 mg/dL0.71.30.7 - 1.3 mg/dL
Serum Albümin2.42.4 g/dL3.55.03.5 - 5.0 g/dL
Toplam Kolesterol310310 mg/dL<200< 200 mg/dL
2424 Saatlik İdrar Proteini5.85.8 g/gün<150< 150 mg/gün
Serum C3C3 ve C4C4Normal-

İdrar sedimentinde eritrosit saptanmıyor, ancak bol miktarda oval yağ cisimcikleri ve granüler silindirler görülüyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fokal segmental glomerüloskleroz

Cevap

Fokal segmental glomerüloskleroz
Fokal segmental glomerüloskleroz, erişkinlerde nefrotik sendromun en sık primer nedenlerinden biridir. Tipik olarak masif proteinüri ile seyreder ve diğer primer nefrotik süreçlerin aksine tanı anında hipertansiyon ve serum kreatinin düzeyinde hafif yükselme sıkça görülür. Kompleman düzeylerinin normal olması tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Nefrotik sendrom (Proteinüri > 3.53.5 g/gün, hipoalbüminemi, ödem, hiperlipidemi).
Hastanın idrar ve serum bulguları klasik nefrotik sendrom tanımına uymaktadır.
2
Kompleman düzeylerini değerlendir
Normal C3C3 ve C4C4 düzeyleri.
Düşük komplemanla seyreden hastalıkları (MPGN, PSGN, Lupus nefriti) ayırıcı tanıda dışlamak için kullanılır.
3
Erişkin yaş ve ek bulguları analiz et
Hipertansiyon ve hafif kreatinin yüksekliği fokal segmental glomerülosklerozu destekler.
Minimal değişim hastalığında hipertansiyon ve böbrek yetmezliği nadirdir; bu bulgular daha çok fokal segmental glomerülosklerozda görülür.

Anahtar Kavram

Erişkinlerde hipertansiyon ve böbrek fonksiyon bozukluğu ile birlikte görülen normokomplemantemik nefrotik sendrom tablolarında öncelikle fokal segmental glomerüloskleroz düşünülmelidir.

Daha Fazla Pratik

Fokal segmental glomerülosklerozun sekonder nedenlerini (HIV, obezite, eroin kullanımı) ve primer formun tedavisini (steroidler) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 189Soru

Böbrek nakli sonrası 55. yılında poliklinik kontrolüne gelen 4848 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde diş etlerinde belirgin büyüme ve vücut genelinde kıllanma artışı (hirsutizm) saptanıyor. Hastanın rutin biyokimyasında serum ürik asit düzeyi 9,5mg/dL9,5 mg/dL ve kan basıncı 160/100mmHg160/100 mmHg olarak ölçülüyor. Bu klinik bulgulara neden olması en olası immünsüpresif ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siklosporin

Cevap

Siklosporin, diş eti hiperplazisi, hirsutizm, hipertansiyon ve hiperürisemi gibi spesifik klinik bulgulara yol açan immünsüpresif bir ajandır.
Doğru seçenek olan ilaç, kalsinörin inhibitörleri grubunda yer alır ve renal vazokonstrüksiyona bağlı hipertansiyon ile ürik asit atılımında azalmaya (hiperürisemi) neden olur. Diş eti büyümesi (gingival hiperplazi) ve vücut kıllanmasında artış (hirsutizm) bu ilaca özgü karakteristik kozmetik yan etkilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Diş eti hiperplazisi ve hirsutizm saptandı.
Bu iki bulgu kalsinörin inhibitörleri arasındaki ayırıcı tanıda anahtardır.
2
Metabolik bulguları değerlendir
Hipertansiyon ve hiperürisemi (yüksek ürik asit) saptandı.
Bu bulgular Siklosporin'in sistemik yan etkileriyle tam uyumludur.
3
İlaç eşleştirmesini yap
Siklosporin kullanımı teşhis edildi.
Takrolimus hirsutizm yerine alopesi yapar; diğer ilaçların bu tür kozmetik yan etkileri yoktur.

Anahtar Kavram

İmmünsüpresif İlaçların Kozmetik ve Metabolik Yan Etkileri

Daha Fazla Pratik

Nakil hastalarında görülen Post-transplant Diyabet (PTDM) riskinin hangi kalsinörin inhibitörü ile daha yüksek olduğunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 190Soru

2828 yaşında kadın hasta, son iki yıl içinde üç kez böbrek taşı düşürme ve aralıklı makroskobik hematüri şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 115/75115/75 mmHgmmHg olup sistemik bir bulgu saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin 0.80.8 mg/dLmg/dL, kalsiyum 9.29.2 mg/dLmg/dL, fosfor 3.43.4 mg/dLmg/dL ve tam idrar tetkikinde bol eritrosit saptanıyor. Çekilen intravenöz piyelografide (I˙VPİVP), kontrast maddenin papiller bölgedeki genişlemiş toplayıcı kanallarda birikmesiyle oluşan "çiçek demeti" (bouquetbouquet ofof flowersflowers) görünümü izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medüller sünger böbrek

Cevap

Medüller sünger böbrek
Medüller sünger böbrek, böbrek piramitlerindeki toplayıcı kanalların dilatasyonu ile karakterize bir hastalıktır. Hastalar sıklıkla tekrarlayan kalsiyum taşları ve hematüri ile başvururlar. İntravenöz piyelografide kontrast maddenin bu genişlemiş kanallara dolması, 'çiçek demeti' veya 'fırça benzeri' görünüm oluşturur. Hastalarda genellikle böbrek yetmezliği gelişmez ve kan basıncı normaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosu değerlendirilir.
Genç erişkin yaşta, tekrarlayan nefrolitiyazis ve hematüri mevcuttur ancak böbrek fonksiyonları (kreatinin) ve kan basıncı normaldir.
Bu tablo, erken dönem kistik veya tübüler hastalıklardan ziyade tübüler dilatasyonlarla giden durumları düşündürür.
2
Radyolojik bulgu analiz edilir.
İVP'de papiller bölgede kontrast birikimi (ektatik kanallar) sonucu oluşan 'çiçek demeti' görünümü saptanmıştır.
Bu radyolojik bulgu, medüller sünger böbreğin patognomonik bir özelliğidir.
3
Ayırıcı tanı yapılır.
ADPKD kistler nedeniyle böbreği büyütür; Nefronofitizi ve ADTKD ise ilerleyici böbrek yetmezliği yapar.
Hastanın böbrek fonksiyonlarının normal olması ve taş eğilimi tanıyı medüller sünger böbreğe yönlendirir.

Anahtar Kavram

Medüller Sünger Böbrek (MSK), terminal toplayıcı kanalların (Bellini kanalları) kistik dilatasyonu ile karakterize, genellikle selim seyirli ancak taş ve hematüriye yatkınlık yaratan konjenital bir anomalidir.

Daha Fazla Pratik

Medüller sünger böbrek ile ilişkili distal renal tübüler asidoz ve hiperkalsiüri mekanizmalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 191Soru

5555 yaşında erkek hasta, geçirdiği majör abdominal cerrahi sonrası cerrahi yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Hastanın vücut ağırlığı 8080 kg olup, son 1414 saattir toplam idrar çıkışı 280280 mL olarak saptanmıştır. Ameliyat öncesi serum kreatinin değeri 090{}9 mg/dL olan hastanın güncel laboratuvar bulguları aşağıdadır:

* Serum Kreatinin: 202{}0 mg/dL
* BUNBUN: 4848 mg/dL
* İdrar Sodyumu: 1212 mEq/L
* Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFENa): %06\%0{}6

Bu hastanın KDIGOKDIGO (*Kidney Disease: Improving Global Outcomes*) kriterlerine göre akut böbrek hasarı evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre 22

Cevap

Hastanın hem kreatinin artış düzeyi hem de idrar çıkışı kriterleri KDIGO Evre 2 ile uyumludur.
Doğru yanıt olan 'Evre 2', KDIGOKDIGO kriterlerine göre hastanın durumunu tam olarak yansıtmaktadır. Hastanın kreatinin değeri bazal değerin 2222{}22 katına çıkmıştır (20292{}0-2{}9 kat arası Evre 22 dir). Ayrıca idrar çıkışı 1212 saatten uzun süredir 050{}5 mL/kg/saat değerinin altındadır (1414 saat boyunca 0250{}25 mL/kg/saat). Bu iki bulgudan herhangi birinin sağlanması evreleme için yeterliyken, bu hastada her iki kriter de Evre 22 yi işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Serum kreatinin artış oranını hesaplayın
Artış oranı: 20/092222{}0 / 0{}9 \approx 2{}22 kat
KDIGOKDIGO sınıflamasında bazalin 202{}0 ile 292{}9 katı arasındaki artışlar Evre 22 olarak kabul edilir.
2
İdrar çıkış hızını ve süresini hesaplayın
Hız: 280 mL/80 kg/14 saat=025 mL/kg/saat280\text{ mL} / 80\text{ kg} / 14\text{ saat} = 0{}25\text{ mL/kg/saat}
Son 1414 saattir idrar miktarının 05 mL/kg/saat0{}5\text{ mL/kg/saat} altında olması, 1212 saatlik eşiği aştığı için Evre 22 kriterini karşılar.
3
Bulguları KDIGO tablosu ile karşılaştırın
Evre 22
Hem biyokimyasal hem de klinik (idrar çıkışı) kriterler Evre 22 düzeyindedir.

Anahtar Kavram

KDIGO Akut Böbrek Hasarı Evrelemesi

Alternatif Yöntem

KDIGOKDIGO evrelemesinde hem serum kreatinin hem de idrar çıkışı kriterleri kullanılır. Hastayı evrelerken hangi kriter daha yüksek (ağır) evreyi işaret ediyorsa, hasta o evrede kabul edilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 192Soru

Anamnezinde uzun süreli kontrolsüz hipertansiyon öyküsü bulunan 5555 yaşındaki bir erkek hasta, ani gelişen konfüzyon ve idrar miktarında belirgin azalma şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde kan basıncı 230/130230/130 mmHg ölçülmüş, fundoskopik incelemede bilateral papil ödem saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 3.23.2 mg/dL (bazal: 1.11.1 mg/dL) ve idrar çıkışı <20<20 mL/saat olarak saptanmıştır. Bu hastada hipertansif acil durum (emergency) yönetimi kapsamında kan basıncını kontrol altına alırken, aynı zamanda renal kan akımını artırarak böbrek perfüzyonunu koruması nedeniyle tercih edilmesi en uygun parenteral antihipertansif ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenoldopam

Cevap

Fenoldopam, dopamin D1 reseptör agonisti olarak renal kan akımını artıran ve natriürezi uyaran etkisiyle bu tabloda en uygun seçenektir.
Doğru yanıt olan Fenoldopam, selektif bir dopamin D1 reseptör agonistidir. Hipertansif acil durumların tedavisinde kullanıldığında, sistemik arteriyel vazodilatasyon sağlayarak kan basıncını düşürürken, aynı zamanda renal arteriyollerde vazodilatasyon yaparak renal kan akımını, idrar çıkışını ve sodyum ekskresyonunu artırır. Bu özellikleri sayesinde, özellikle akut böbrek hasarının eşlik ettiği hipertansif acillerde böbrek fonksiyonlarını korumak adına en avantajlı ajandır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Hipertansif acil durum (emergency), ensefalopati ve akut böbrek hasarı (malign hipertansiyon tablosu).
Çok yüksek kan basıncı ile birlikte hedef organ hasarı (beyin ve böbrek) mevcuttur.
2
Renal perfüzyon ihtiyacının değerlendirilmesi
Böbrek perfüzyonunu bozmayan veya iyileştiren bir ajan gerekliliği.
Mevcut akut böbrek hasarı ve oligüri nedeniyle renal kan akımının korunması kritiktir.
3
Farmakolojik ajanın seçilmesi
Fenoldopam.
Dopamin D1 reseptörleri üzerinden hem sistemik hem de renal vazodilatasyon yaparak GFR'yi korur veya artırır.

Anahtar Kavram

Hipertansif acillerde (özellikle renal tutulum varsa) Fenoldopam kullanımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 193Soru

2424 yaşında erkek hasta, ani gelişen kanlı kusma (hematemez) şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir hastalığı olmayan hastanın fizik muayenesinde masif splenomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde karaciğer fonksiyon testleri normal bulunurken, portal hipertansiyona bağlı pansitopeni izleniyor. Yapılan batın ultrasonografisinde karaciğerde parankimal heterojenite (konjenital hepatik fibrozis bulguları) ve her iki böbrekte medüller bölgede toplayıcı kanallarda fuziform kistik genişlemeler (ektazi) saptanıyor. Bu hastada mevcut klinik tabloya neden olan en olası kalıtsal hastalık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otozomal resesif polikistik böbrek hastalığı

Cevap

Otozomal resesif polikistik böbrek hastalığı (ARPKD)
Otozomal resesif polikistik böbrek hastalığı (ARPKD), tipik olarak çocukluk çağı hastalığı olsa da, juvenil formunda böbrek yetmezliğinden ziyade konjenital hepatik fibrozis ve buna bağlı gelişen portal hipertansiyon (splenomegali, özofagus varis kanamaları) ile prezante olabilir. Böbreklerdeki toplayıcı kanallarda görülen fuziform genişlemeler (ektazi), ultrasonografide medüller bölgede kistik yapılar şeklinde izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Genç hastada portal hipertansiyon (hematemez, splenomegali, pansitopeni) ve normal karaciğer enzimleri saptanmıştır.
Bu tablo, siroz dışı portal hipertansiyon nedenlerini (özellikle konjenital hepatik fibrozis) düşündürür.
2
Renal bulguların entegrasyonu
Böbreklerde medüller bölgede toplayıcı kanallarda ektazi (fuziform kistler) izlenmektedir.
Konjenital hepatik fibrozis ile birlikte görülen renal kistik değişiklikler ARPKD için patognomoniktir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
ODPBH'de karaciğer kistleri portal hipertansiyon yapmaz; Medüller sünger böbrekte ise karaciğer tutulumu yoktur.
ARPKD'nin (özellikle juvenil form) en önemli prezantasyonlarından biri portal hipertansiyon ve hepatosplenomegalidir.

Anahtar Kavram

Otozomal Resesif Polikistik Böbrek Hastalığı (ARPKD) ve Konjenital Hepatik Fibrozis birlikteliği

İpuçları

1
Karaciğer enzimleri normal olan genç bir hastada portal hipertansiyon bulgularına (splenomegali) dikkat edin.
2
Konjenital hepatik fibrozis ile böbreklerde toplayıcı kanalların genişlemesi hangi genetik hastalıkta birlikte görülür?

Daha Fazla Pratik

ARPKD'nin genetik mutasyonu olan PKHD1PKHD1 genini ve Fibrosistin proteinini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 194Soru

45 yaşında erkek hasta, pnömoni nedeniyle başlanan trimetoprim-sülfametoksazol tedavisinin 7. gününde ateş ve yaygın makülopapüler döküntü şikayetleri ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinin 0.9 mg/dL0.9 \text{ mg/dL}'den 2.2 mg/dL2.2 \text{ mg/dL}'ye yükseldiği saptanıyor. Bu hastanın idrar tetkikinde saptanması en muhtemel bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Steril piyüri ve beyaz küre silindirleri

Cevap

Klinik tabloyla uyumlu olan sterıl piyüri ve beyaz küre silindirleri, akut interstisyel nefrit tanısını destekleyen en önemli idrar bulgusudur.
Vakadaki ateş, döküntü ve ilaç kullanımı sonrası gelişen akut böbrek hasarı tablosu tipik bir Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) sunumudur. AİN'de inflamatuar hücreler interstisyumu infiltre eder ve tübül lümenine geçerek idrarda beyaz küre silindirleri ile steril piyüriye (bakteri olmadan lökosit varlığı) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
İlaç kullanımı (antibiyotik), ateş, döküntü ve akut böbrek hasarı (kreatinin artışı).
Bu klasik triad, ilaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tanısını düşündürür.
2
Olası tanının idrar bulgularını hatırla
AİN'de idrarda lökositler, steril piyüri (kültürde üreme olmaması) ve beyaz küre silindirleri görülür.
İnterstisyumdaki inflamasyon tübülleri etkileyerek lökositlerin idrara geçmesine ve silindir oluşturmasına neden olur.

Anahtar Kavram

İlaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tanısında idrar sedimenti incelemesi kritiktir; beyaz küre silindirleri tübulointerstisyel inflamasyonun doğrudan kanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

Analjezik nefropatisinin kronik interstisyel nefrit ve papiller nekroz ile olan ilişkisini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 195Soru

Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ODPBH) tanısı ile nefroloji polikliniğinde takip edilen 29 yaşında kadın hasta, hipertansiyon tedavisi almasına rağmen kan basıncının hedef değerlerin üzerinde seyretmesi nedeniyle değerlendiriliyor. Hastanın güncel eGFR değeri 82 mL/dk/1.73m² olarak ölçülüyor. Hekim, hastada böbrek yetmezliğine gidiş riskinin yüksek olduğunu düşünerek vazopressin V2 reseptör antagonisti (Tolvaptan) tedavisi başlamayı planlıyor.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu hastada 'hızlı ilerleyen hastalık' tanımını karşılayan ve bu tedavinin başlanmasını en güçlü şekilde destekleyen bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Manyetik rezonans görüntülemede yaşa ve boya göre düzeltilmiş toplam böbrek hacminin Mayo Sınıf 1E ile uyumlu olması

Cevap

Manyetik rezonans görüntülemede yaşa ve boya göre düzeltilmiş toplam böbrek hacminin Mayo Sınıf 1E ile uyumlu olması
ODPBH (Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı) yönetiminde Tolvaptan tedavisi, hastalığı 'hızlı ilerleme' riski taşıyan bireyler için endikedir. Hızlı ilerlemenin en önemli göstergesi, yaşa ve boya göre düzeltilmiş Toplam Böbrek Hacminin (Total Kidney Volume - TKV) yüksek olmasıdır. Mayo Sınıflandırması (1A'dan 1E'ye kadar), TKV'ye dayanarak gelecekteki eGFR düşüşünü tahmin eder. Mayo Sınıf 1E, böbrek hacminin en büyük olduğu ve yıllık büyüme hızının en yüksek olduğu grubu temsil eder; bu nedenle Tolvaptan tedavisi için en güçlü adaylar bu gruptadır.

Adım Adım Çözüm

1
ODPBH'de hızlı ilerleme kriterlerini hatırla.
Hızlı ilerleme; böbrek fonksiyonlarında hızlı düşüş, böbrek hacminde hızlı artış veya yüksek riskli genetik mutasyonlarla tanımlanır.
Hastalığın prognozunu belirlemek ve tedavi kararını vermek için risk sınıflandırması gerekir.
2
Tolvaptan tedavisi için gerekli endikasyonları değerlendir.
Tolvaptan, böbrek hacmi hızlı artan ve eGFR kaybı riski yüksek (Hızlı İlerleyen) erişkin hastalarda endikedir.
Bu ilaç kist büyümesini yavaşlatarak etki gösterir.
3
Mayo sınıflandırması ve genetik özellikleri karşılaştır.
Mayo Sınıf 1E en hızlı büyümeyi ve en kötü prognozu gösterirken, PKD2 mutasyonu daha hafif seyirlidir.
Toplam Böbrek Hacmi (TBH), hastalığın ilerlemesini öngören en güçlü biyobelirteçtir.

Anahtar Kavram

ODPBH'de Hızlı İlerleme Kriterleri ve Tolvaptan Endikasyonu

İpuçları

1
Bu ilacın kullanım amacı kistlerin büyümesini yavaşlatmaktır. Hangi hastaların kistleri daha hızlı büyür?
2
PKD1 mi yoksa PKD2 mutasyonu mu daha agresiftir? Mayo sınıflandırmasında harf ilerledikçe (A->E) risk artar mı azalır mı?
3
Hızlı ilerlemenin (Rapid Progression) en objektif göstergesi 'Toplam Böbrek Hacmi'nin (TKV) yaşa göre yüksek olmasıdır (Mayo Sınıf 1C, 1D, 1E).

Daha Fazla Pratik

ODPBH'de intrakraniyal anevrizma tarama endikasyonlarını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 196Soru

2222 yaşında erkek hasta, çocukluğundan itibaren devam eden mikroskobik hematüri ve son iki yıldır giderek artan bilateral sensorineural işitme kaybı nedeniyle değerlendiriliyor. Oftalmolojik muayenesinde anterior lentikonus ve retinada "dot-and-fleck" görünümü saptanıyor. Aile öyküsünde benzer bulguların 1818 yaşındaki kız kardeşinde de olduğu öğreniliyor. Son dönem böbrek yetmezliği (SDBYSDBY) nedeniyle hastaya başarılı bir renal transplantasyon uygulanıyor. Transplantasyondan 33 ay sonra hızlı bir serum kreatinin artışı ve greft disfonksiyonu gelişen hastaya yapılan biyopside kresentik (ayçöreği) glomerulonefrit izleniyor. İmmünfloresan incelemede ise glomerüler bazal membranda (GBMGBM) lineer IgGIgG birikimi saptanıyor.

Bu hastada greft kaybına yol açan en olası patofizyolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alıcıda genetik olarak bulunmayan Tip IV kollajen α3,α4\alpha-3, \alpha-4 veya α5\alpha-5 zincirlerine karşı "de novo" anti-GBM antikorlarının gelişmesi

Cevap

Alıcıda genetik olarak bulunmayan Tip IV kollajen zincirlerine karşı gelişen anti-GBM antikorları greft kaybının en olası nedenidir.
Vakada tanımlanan hematüri, sensorineural işitme kaybı ve anterior lentikonus triadı Alport sendromu için klasiktir. Alport sendromlu hastalar Tip IV kollajenin belirli alfa zincirlerini genetik olarak sentezleyemezler. Renal transplantasyon sonrası, donörden gelen normal böbrekte bulunan bu protein zincirleri (özellikle α3\alpha-3 NC1 domaini) alıcının immün sistemi için "yabancı" bir antijen (neoantijen) görevi görür. Bu durum, greftin bazal membranına karşı anti-GBM antikorlarının oluşmasına ve immünfloresan incelemede karakteristik lineer IgG birikimi ile seyreden kresentik bir glomerulonefrite yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hematüri, işitme kaybı ve anterior lentikonus triadı Alport Sendromu tanısını koydurur.
Alport sendromu, Tip IV kollajen sentezindeki genetik bozukluk (COL4A3, COL4A4, COL4A5) sonucu gelişen kalıtsal bir hastalıktır.
2
Transplantasyon sonrası gelişen tablonun değerlendirilmesi
Greftte kresentik GN ve lineer IgG birikimi, Anti-GBM Hastalığı (Goodpasture benzeri tablo) lehinedir.
Alport hastaları, bazı kollajen zincirlerinden (genellikle α3,α4,α5\alpha-3, \alpha-4, \alpha-5) yoksun oldukları için vücutları bu zincirleri içeren normal bir greft böbreğini yabancı antijen olarak algılayabilir.
3
Patofizyolojik eşleştirme
Alıcı immün sistemi, greftteki normal bazal membran proteinlerine karşı antikor üretir.
Bu durum Alport hastalarının yaklaşık %3-5'inde görülen spesifik bir post-transplantasyon komplikasyonudur.

Anahtar Kavram

Alport Sendromu ve Post-Transplant Anti-GBM Hastalığı

Daha Fazla Pratik

Alport sendromunun kalıtım paternlerini (X-geçişli vs Otozomal) ve taşıyıcı kadınlardaki renal tutulum riskini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 197Soru

Pilor stenozu tanısı ile takip edilen 48 yaşındaki erkek hasta, son 10 gündür devam eden şiddetli bulantı ve kusma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 90/60 mmHg, nabız 112/dk ve deri turgoru azalmış olarak saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde pH: 7.54, HCO 3_3: 36 mEq/L, pCO 2_2: 49 mmHg, Na +^+: 132 mEq/L ve K +^+: 2.8 mEq/L bulunuyor. Bu hastada metabolik alkalozun nedeninin, renal tuz kaybı yapan tübülopatilerden (örneğin Bartter veya Gitelman sendromu) ayırt edilmesinde kullanılabilecek en güvenilir idrar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar klor konsantrasyonunun < 20 mEq/L olması

Cevap

İdrar klor konsantrasyonunun < 20 mEq/L olması
Metabolik alkaloz ayırıcı tanısında en kritik basamak, tablonun 'klora yanıtlı' (salin-responsive) mı yoksa 'klora dirençli' (salin-resistant) mi olduğunun belirlenmesidir. Pilor stenozu veya kusma gibi gastrointestinal kayıplarda, vücutta mutlak bir hacim ve klor eksikliği vardır. Böbrekler bu duruma yanıt olarak kloru avid bir şekilde geri emer ve idrar klor konsantrasyonu tipik olarak < 20 mEq/L (genellikle < 10 mEq/L) bulunur. Bartter ve Gitelman sendromlarında ise temel patoloji tübüler klor emilim bozukluğu olduğu için, hipovolemiye rağmen idrar kloru paradoksal olarak yüksektir (> 20-40 mEq/L). Bu nedenle, bu iki durumu ayırt etmenin en güvenilir yolu idrar klor düzeyidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve asit-baz bozukluğunu tanımla.
Hasta pilor stenozu nedeniyle kusuyor ve dehidrate (hipovolemik). Laboratuvar sonuçları hipokalemik metabolik alkalozu gösteriyor.
Kusma ile mide asidi (HCl) kaybı metabolik alkaloza, hacim kaybı ise sekonder hiperaldosteronizme ve hipokalemiye yol açar.
2
Metabolik alkalozun ayırıcı tanısında kullanılabilecek mekanizmaları değerlendir.
Metabolik alkalozlar 'klora yanıtlı' (hipovolemik/klor eksikliği olan) ve 'klora dirençli' (normovolemik/mineralokortikoid fazlalığı veya tübüler kayıp) olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrım için en güvenilir test idrar klor düzeyidir.
3
İdrar elektrolitlerinin beklenen değişimini analiz et.
Kusma gibi mide dışı kayıplarda böbrek hacmi korumak için Na ve Cl'u geri emer (İdrar Cl < 20 mEq/L). Ancak Bartter/Gitelman gibi tübülopatilerde tübüler geri emilim bozuk olduğu için İdrar Cl yüksektir (> 20 mEq/L).
İdrar Na düzeyi, bikarbonatüri (negatif yüklü bikarbonatın Na'yı beraberinde sürüklemesi) nedeniyle hipovolemiye rağmen yüksek çıkabilir, bu yüzden güvenilir değildir. En güvenilir belirteç idrar klorudur.

Anahtar Kavram

Metabolik alkalozun ayırıcı tanısında, hacim durumunu ve etyolojiyi belirlemek için idrar sodyumu yerine idrar kloru (UCl) kullanılır. UCl < 20 mEq/L ise klora yanıtlı (kusma, diüretik sonrası), UCl > 20 mEq/L ise klora dirençli (Bartter, Gitelman, hiperaldosteronizm) durumlar düşünülür.
Soru 198Soru

3838 yaşında erkek hasta, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle 11 yıl önce gerçekleştirilen kadavradan böbrek nakli sonrası rutin poliklinik kontrolüne geliyor. Hastanın fizik muayenesinde diş etlerinde belirgin büyüme (hiperplazi) ve vücut kıllanmasında artış (hipertrikoz) saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olduğu bilinen kalsinörin inhibitörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siklosporin

Cevap

Diş eti hiperplazisi ve hipertrikoz (kıllanma artışı) gibi yan etkilere neden olan kalsinörin inhibitörü Siklosporin'dir.
Siklosporin, böbrek nakli sonrası kullanılan temel kalsinörin inhibitörlerinden biridir. Hipertansiyon, nefrotoksisite ve hiperlipidemi dışında, diş eti hiperplazisi ve hipertrikoz (vücut kıllanmasında artış) gibi kendine has kozmetik yan etkilere sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Hastada diş eti hiperplazisi ve hipertrikoz saptandı.
Bu bulgular böbrek nakli sonrası kullanılan immünsüpresif ilaçların spesifik yan etkileridir.
2
Kalsinörin inhibitörlerinin yan etki profillerini karşılaştır.
Siklosporin'in diş eti büyümesi ve kıllanma artışı yaptığı, Takrolimus'un ise bu etkileri göstermediği saptandı.
Her iki ilaç aynı grupta olsa da yan etki spektrumları belirgin farklılıklar gösterir.

Anahtar Kavram

Siklosporin ve Takrolimus Yan Etki Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Kalsinörin inhibitörlerinin nefrotoksisite mekanizmalarını ve Takrolimus'un neden olduğu yeni gelişen diyabet (NODAT) riskini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 199Soru

8282 yaşında erkek hasta, huzurevinden konfüzyon ve ateş yüksekliği nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde turgor ve tonus azalmış, mukozalar kuru saptanıyor. Hastanın kan basıncı 105/65 mmHg105/65\text{ mmHg}, nabzı 112/dk112/\text{dk}, ateşi 38.7C38.7^{\circ}\text{C} ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde aşağıdaki bulgular saptanıyor:

ParametreDeğer
Sodyum (Na+Na^+)168 mEq/L168\text{ mEq/L}
Potasyum (K+K^+)4.1 mEq/L4.1\text{ mEq/L}
Glukoz115 mg/dL115\text{ mg/dL}
Kreatinin1.3 mg/dL1.3\text{ mg/dL}

Vücut ağırlığı 60 kg60\text{ kg} olan bu hastada, sodyum düzeyini 140 mEq/L140\text{ mEq/L} hedefine indirmek için gereken toplam serbest su açığı yaklaşık kaç litredir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 66

Cevap

Hesaplanan serbest su açığı 6 litredir.
Doğru yanıt olan 6 litre, yaşlı erkek hastanın toplam vücut sıvısının (TVS) vücut ağırlığının %50'si (30 L30\text{ L}) olduğu ve serbest su açığı formülünün [30×(168/1401)][30 \times (168/140 - 1)] şeklinde uygulandığı durumda elde edilen sonuçtur. Bu miktar, hastanın sodyum düzeyini normal sınırlara çekmek için gereken teorik su eksikliğini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Toplam vücut sıvısı (TVS) miktarını belirle.
TVS=60 kg×0.5=30 LTVS = 60\text{ kg} \times 0.5 = 30\text{ L}
Yaşlı erkeklerde vücut su oranı, gençlere göre azalarak yaklaşık %50 düzeyine iner.
2
Serbest su açığı formülünü uygula.
SuAc\cıg˘ı=TVS×[(O¨lc¸u¨len Na/Hedef Na)1]Su Açığı = TVS \times [(\text{Ölçülen } Na / \text{Hedef } Na) - 1]
Hipernatremide eksik olan su miktarını saptamak için standart formül kullanılır.
3
Matematiksel işlemi tamamla.
30×[(168/140)1]=30×[1.21]=30×0.2=6 L30 \times [(168/140) - 1] = 30 \times [1.2 - 1] = 30 \times 0.2 = 6\text{ L}
Sodyum fazlalığı oranına göre ihtiyaç duyulan serbest su miktarı bulunur.

Anahtar Kavram

Hipernatremide serbest su açığı hesabı ve yaşa/cinsiyete göre toplam vücut sıvısı oranları.
Soru 200Soru

4545 yaşında erkek hasta, son 11 haftadır tüm vücudunda aniden gelişen şişlik ve idrar miktarında azalma şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde kronik bel ağrısı nedeniyle son 11 aydır yüksek doz non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) kullanımı öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde tansiyonu 120/80120/80 mmHg, pretibial ++++++ ödem ve asit saptanıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Serum Kreatinin1.11.1 mg/dL
Serum Albümin1.81.8 g/dL
Total Kolesterol320320 mg/dL
24 Saatlik İdrar Proteini1212 g/gün
İdrar MikroskobisiSilendir veya eritrosit saptanmadı

Yapılan böbrek biyopsisinde ışık mikroskobisi normal bulunmuş, immünofloresan incelemede boyanma saptanmamıştır.

Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Minimal değişiklik hastalığı

Cevap

Minimal değişiklik hastalığı
Minimal değişiklik hastalığı, nefrotik sendromun klasik bir nedenidir ve en ayırt edici özelliği böbrek biyopsisinde ışık mikroskobisinin tamamen normal görünmesi, immünofloresan incelemede ise herhangi bir birikim saptanmamasıdır. Tanı ancak elektron mikroskobunda podositlerin ayakçıklarında silinme (foot process effacement) görülmesi ile doğrulanır. Erişkinlerde idiopatik olabileceği gibi, bu vakada olduğu gibi NSAİİ kullanımı ile tetiklenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hastada masif proteinüri (>3.5>3.5 g/gün), hipoalbüminemi ve ödem mevcuttur; bu tablo nefrotik sendrom ile uyumludur.
Tanıya gitmek için öncelikle hastanın hangi sendromik tablo (nefritik vs nefrotik) içinde olduğunu belirlemek gerekir.
2
Biyopsi bulgularını analiz et
Işık mikroskobisi normal ve immünofloresan inceleme negatiftir.
Biyopsi bulguları, nefrotik sendrom nedenleri arasında ayırıcı tanı yapılmasını sağlar.
3
Etyolojik faktörleri ve tanısal eşleşmeyi kur
Normal ışık mikroskobisi bulguları ve NSAİİ kullanımı minimal değişiklik hastalığı (MDH) tanısını destekler.
MDH, erişkinlerde NSAİİ veya Hodgkin lenfoma gibi ikincil nedenlerle tetiklenebilir ve tipik olarak biyopsisi normal görünür.

Anahtar Kavram

Minimal değişiklik hastalığı, ışık mikroskobunda normal görünmesine rağmen elektron mikroskobunda podosit ayakçıklarında silinme ile karakterize bir nefrotik sendrom nedenidir.

İpuçları

1
Hastadaki masif proteinüri ve yaygın ödem bir nefrotik sendrom tablosuna işaret etmektedir.
2
Böbrek biyopsisinde ışık mikroskobunun 'normal' olarak rapor edilmesi en kritik ayırt edici bulgudur.
3
NSAİİ kullanımı erişkinlerde minimal değişiklik hastalığı için bilinen bir risk faktörüdür.

Daha Fazla Pratik

Minimal değişiklik hastalığının elektron mikroskobu bulgularını ve steroid tedavisine yanıtını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 10 / 29Sonraki