Nefroloji

568 soru

Soru 201Soru

4242 yaşında erkek hasta, gut artriti nedeniyle yaklaşık 22 hafta önce başlanan allopurinol tedavisi sonrası ateş, gövdede döküntü ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 2.42.4 mg/dLmg/dL (bazal: 1.01.0 mg/dLmg/dL) saptanıyor. Tam idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri, bol lökosit ve lökosit silendirleri izlenirken, idrar kültüründe üreme saptanmıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut interstisyel nefrit

Cevap

İlaç kullanım öyküsü ve idrar bulguları eşliğinde en olası tanı Akut interstisyel nefrittir.
Doğru yanıt olan durum, bir ilaç kullanımını takiben gelişen sistemik hipersensitivite bulguları (ateş, döküntü) ve akut böbrek hasarı ile karakterizedir. İdrar tetkikinde görülen steril piyüri ve lökosit silendirleri, glomerüllerden ziyade tubulointerstisyel aralığın etkilendiğini gösteren en önemli ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlaç öyküsünü ve başlama zamanını değerlendir.
Allopurinol başlanmasından 22 hafta sonra semptomların geliştiği görüldü.
İlaç ilişkili akut interstisyel nefrit genellikle maruziyetten 7147-14 gün sonra ortaya çıkar.
2
Sistemik bulguları ve renal fonksiyonları analiz et.
Ateş, döküntü ve kreatinin artışı saptandı.
Bu klinik triad, ilaca karşı gelişen tip 44 aşırı duyarlılık reaksiyonunu (AİN) güçlü şekilde düşündürür.
3
İdrar sedimenti bulgularını yorumla.
İdrarda bakteri olmadan bol lökosit (steril piyüri) ve lökosit silendiri saptandı.
Steril piyüri ve lökosit silendirleri, tübulointerstisyel bölgedeki inflamatuar infiltrasyonun patognomonik olmayan ancak tipik bulgularıdır.

Anahtar Kavram

İlaçla tetiklenen Akut İnterstisyel Nefrit (AİN)

Daha Fazla Pratik

İlaç ilişkili AİN tanısında kesin tanı yönteminin böbrek biyopsisi olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 202Soru

3232 yaşında erkek hasta, kraniofaringioma tanısıyla opere ediliyor. Ameliyat sonrası takibinde hastanın klinik ve laboratuvar bulguları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

ZamanGünlük İdrar MiktarıSerum Na+Na^+ (mEq/LmEq/L)İdrar Osmolalitesi (mOsm/kgmOsm/kg)
Postoperatif 11. gün6.5 L6.5\text{ L}149149110110
Postoperatif 55. gün1.1 L1.1\text{ L}128128680680
Postoperatif 99. gün7.5 L7.5\text{ L}1541549595

Bu hastada postoperatif 55. günde saptanan hiponatreminin en olası fizyopatolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasar görmüş nörohipofizer aksonlardan depolanmış ADH'nin pasif ve kontrolsüz salınımı

Cevap

Hiponatreminin temel nedeni, dejenere olan nörohipofizer aksonlardan depolanmış olan ADH'nin (antidiüretik hormon) pasif ve kontrolsüz bir şekilde dolaşıma salınmasıdır.
Hipotalamo-hipofizer yolun hasar görmesi sonucu ortaya çıkan üç fazlı yanıtta, ikinci evre (gün 2-6) dejenere olan nöronlardan depolanmış ADH'nin pasif olarak salınmasıyla oluşur. Bu durum idrarın konsantre edilmesine (yüksek osmolalite) ve serum sodyumunun düşmesine neden olur. İlk evre nöronal şoka bağlı ADH eksikliği, son evre ise nöronların tamamen kaybına bağlı kalıcı ADH eksikliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin analiz edilmesi
Hastada postoperatif dönemde sırasıyla poliüri/hipernatremi, oligüri/hiponatremi ve tekrar poliüri/hipernatremi gelişmiştir.
Bu patern, hipofiz sapı veya hipotalamus hasarı sonrası görülen klasik 'üç fazlı yanıt' (triple-phase response) tablosudur.
2
Fazların mekanizmalarının belirlenmesi
1. Faz: Aksonal şok (Geçici DI); 2. Faz: ADH sızıntısı (SIADH benzeri tablo); 3. Faz: Kalıcı DI.
Soruda sorulan 5. gün bulguları, dejenere olan nöronlardan depolanmış hormonun sızdığı 2. faza karşılık gelmektedir.
3
Doğru mekanizmanın seçilmesi
ADH'nin pasif sızıntısı sonucunda serbest su geri emilimi artar, idrar osmolalitesi yükselir ve dilüsyonel hiponatremi gelişir.
Bu evre genellikle cerrahiden 2-5 gün sonra başlar ve birkaç gün sürer.

Anahtar Kavram

Nöroşirürjik girişimler sonrası gelişen 'Üç Fazlı Yanıt' (Triple Phase Response)

Daha Fazla Pratik

Santral diabetes insipidus ile nefrojenik diabetes insipidus ayırıcı tanısında kullanılan vazopressin (desmopressin) yanıt testini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 203Soru

4444 yaşındaki erkek hasta, yumuşak doku enfeksiyonu nedeniyle reçete edilen oral ampisilin tedavisinin 1414. gününde yaygın makülopapüler döküntü, hafif ateş ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinin 3.23.2 mg/dL (bazal: 1.01.0 mg/dL) olduğu saptanıyor. İdrar tetkikinde steril piyüri, lökosit silindirleri ve Hansel boyasında eozinofiller görülüyor. Bu hastada saptanan renal tablo için yapılması planlanan böbrek biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin izlenmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterstisyumda ödem ve yoğun lenfosit, plazma hücresi ve eozinofil infiltrasyonu

Cevap

İnterstisyumda ödem ve yoğun lenfosit, plazma hücresi ve eozinofil infiltrasyonu
Hastanın klinik tablosu (antibiyotik maruziyeti, döküntü, ateş) ve idrar bulguları (lökosit silindirleri, eozinofilüri) ilaca bağlı Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tanısını güçlü şekilde desteklemektedir. AİN'de böbrek biyopsisinde beklenen tipik bulgu, interstisyel alanda yaygın ödem ve başta lenfositler, plazma hücreleri ve eozinofiller olmak üzere mononükleer hücrelerin infiltrasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Ampisilin kullanımı (tetikleyici), 1414. gün (latent period), döküntü ve ateş (sistemik aşırı duyarlılık), serum kreatinin artışı (akut böbrek hasarı).
İlaca bağlı akut interstisyel nefrit (AİN) tanısını koymak için maruziyet ve klinik yanıt ilişkisi kurulmalıdır.
2
İdrar bulgularını analiz et
Steril piyüri, lökosit silindirleri ve eozinofilüri (Hansel boyası pozitifliği).
Lökosit silindirleri tübüler/interstisyel inflamasyonu, steril piyüri ise bakteriyel olmayan bir süreci (genellikle AİN) gösterir.
3
Patolojik tanıyı belirle
İnterstisyel ödem ve inflamatuar (lenfosit, eozinofil) hücre infiltrasyonu.
AİN patolojisi, glomerülleri koruyup interstisyel alanı etkileyen T-hücresi aracılı bir hipersensitivite yanıtıdır.

Anahtar Kavram

Akut İnterstisyel Nefrit (AİN)
Soru 204Soru

3232 yaşında erkek hasta, yaklaşık 22 aydır devam eden aşırı su içme (101210-12 litre/gün) ve sık idrara çıkma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmayan hastanın laboratuvar incelemelerinde kan glukozu ve serum elektrolitleri normal sınırlarda bulunuyor. Hastaya uygulanan su kısıtlama testi ve sonrasındaki desmopressin (dDAVPdDAVP) yanıtı aşağıda özetlenmiştir:

ParametreSu Kısıtlama Testi SonuDesmopressin (dDAVPdDAVP) Sonrası
Plazma Osmolalitesi306306 mOsm/kg302302 mOsm/kg
İdrar Osmolalitesi160160 mOsm/kg480480 mOsm/kg
İdrar MiktarıDeğişmediBelirgin Azaldı

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral diyabetes insipidus

Cevap

Santral diyabetes insipidus
Vakada su kısıtlaması sonrasında idrarın yeterince konsantre edilememesi (idrar osmolalitesinin düşük kalması) diyabetes insipidus (Dİ) varlığını gösterir. Desmopressin uygulaması sonrası idrar osmolalitesinin %50'den fazla (160480160 \rightarrow 480) artması, böbrek distal tübül ve toplayıcı kanallarının ADH'a duyarlı olduğunu ancak santral bir eksiklik (ADH sentez veya salınım kusuru) olduğunu kanıtlar. Bu tablo Santral Diyabetes İnsipidus için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Poliürik hastada su kısıtlama testi sonuçlarını değerlendir
Plazma osmolalitesinin yükselmesine (306306 mOsm/kg) rağmen idrarın konsantre edilememesi (160160 mOsm/kg) diyabetes insipidus tanısını doğrular.
Normal bir bireyde su kısıtlaması ADH salınımını uyararak idrar osmolalitesini artırmalıdır.
2
Desmopressin (dDAVP) uygulama yanıtını analiz et
İdrar osmolalitesi 160160'dan 480480 mOsm/kg'a çıkarak %200 artış göstermiştir.
İdrar osmolalitesinde %50'den fazla artış olması, böbreklerin ADH'a yanıt verebildiğini ancak vücutta ADH eksikliği olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanıyı netleştir
Eksojen ADH'a dramatik yanıt Santral Diyabetes İnsipidus tanısını koydurur.
Nefrojenik tipte yanıt minimaldir (<%10-50), psikojenik tipte ise su kısıtlamasıyla zaten konsantrasyon sağlanır.

Anahtar Kavram

Poliüri ayırıcı tanısında su kısıtlama ve desmopressin testi kullanımı

Daha Fazla Pratik

Santral diyabetes insipidus saptanan bir hastada etiyolojiyi aydınlatmak için istenmesi gereken bir sonraki tetkik (Hipofiz MR) üzerine çalışılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 205Soru

6565 yaşında kadın hasta, tarama amaçlı yapılan kolonoskopi işleminden 33 gün sonra halsizlik, bulantı ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 yıldır esansiyel hipertansiyon tanısı mevcut olup 55 mg/gün lisinopril ve 12.512.5 mg/gün hidroklorotiyazid kullanmaktadır. İşlem öncesi hazırlık amacıyla oral sodyum fosfat solüsyonu kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 145/90145/90 mmHg, nabız 8282/dk, vücut ısısı 36.836.8 °C saptanıyor; cilt turgoru doğal olup pretibial ödem izlenmiyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans
Serum Kreatinin3.43.4 mg/dL0.71.20.7 - 1.2
Kan Üre Azotu (BUN)4242 mg/dL102010 - 20
Serum Kalsiyum7.47.4 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor7.27.2 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
İdrar Sodyumu4545 mEq/L-
FENa%1.8\%1.8-

Bu hastada gelişen akut böbrek hasarının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut fosfat nefropatisi

Cevap

Akut fosfat nefropatisi
Hastanın klinik tablosu kolonoskopi öncesi oral sodyum fosfat kullanımıyla doğrudan ilişkilidir. Bu durum, tübül lümeninde kalsiyum fosfat kristallerinin çökmesine ve nefrokalsinozise bağlı 'Akut fosfat nefropatisi'ne yol açar. ACE inhibitörü (lisinopril) ve diüretik (HCTZ) kullanımı bu riskli tabloyu tetikleyen ana faktörlerdir. Hiperfosfatemi ve buna sekonder gelişen hipokalsemi tanı için pathognomonik laboratuvar bulgularıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü analizi
Kolonoskopi hazırlığı için oral sodyum fosfat (OSP) kullanımı saptandı.
OSP kullanımı, risk faktörleri varlığında (yaş, HTN, ACEi ve diüretik kullanımı) akut böbrek hasarına yol açabilir.
2
Elektrolit değerlerinin yorumlanması
Belirgin hiperfosfatemi (7.27.2 mg/dL) ve hipokalsemi (7.47.4 mg/dL) saptandı.
Yüksek fosfat yükü, tübüllerde kalsiyum fosfat kristallerinin birikmesine ve nefrokalsinozise neden olur.
3
İdrar tetkiki ve FENa değerlendirmesi
FENaFENa %1.8\%1.8 saptanması hasarın renal (intrinsek) kaynaklı olduğunu gösterdi.
Hasar direkt tübüler düzeyde olduğu için böbrek sodyumu geri emme yeteneğini kaybetmiştir.
4
Tanı sentezi
Akut fosfat nefropatisi tanısına ulaşıldı.
Klinik öykü, spesifik elektrolit bozuklukları ve renal tipteki ABH bu tanıyı doğrular.

Anahtar Kavram

Oral sodyum fosfat kullanımına bağlı gelişen akut böbrek hasarında karakteristik bulgu hiperfosfatemi ve hipokalsemidir; patolojik temel ise tübüler kalsiyum fosfat birikimidir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 206Soru

26 yaşında kadın hasta, ani gelişen şiddetli sağ yan ağrısı ve baş dönmesi şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenede kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 112112/dk saptanıyor. Özgeçmişinde çocukluk çağından beri epilepsi tanısı ile takip edildiği öğreniliyor. Cilt muayenesinde yüzde, özellikle burun kanatları çevresinde çok sayıda papüler lezyon (anjiyofibrom) ve sırtta hipopigmente maküller (dişbudak yaprağı) izleniyor. Çekilen batın tomografisinde sağ böbrekte 99 cm çapında, içerisinde 50-50 HU (Hounsfield ünitesi) dansitesinde yağ dokusu alanları içeren heterojen bir kitle ve kitle çevresinde kanama (perirenal hematom) saptanıyor.

Bu klinik tabloya neden olan en olası hastalık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tuberoz Skleroz Kompleksi

Cevap

Tuberoz Skleroz Kompleksi
Soruda verilen klinik tablo Tuberoz Skleroz Kompleksi (TSC) için tipiktir. Hastadaki bulgular:
1. Nörolojik: Epilepsi öyküsü.
2. Dermatolojik: Yüzde anjiyofibromlar (eski adıyla adenoma sebaseum) ve hipopigmente maküller (dişbudak yaprağı lekesi).
3. Renal: Bilgisayarlı tomografide 'negatif Hounsfield değeri' (50-50 HU) yağ dokusunu işaret eder. Böbrekte yağ içeren kitle denince akla Anjiyomiyolipom (AML) gelmelidir.

TSC hastalarının %80'inde renal AML görülür. 44 cm'den büyük AML'ler spontan kanayarak (Wunderlich sendromu) hipovolemik şok ve yan ağrısına neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Epilepsi öyküsü + Cilt bulguları (Yüzde anjiyofibrom, gövdede hipopigmente makül/dişbudak yaprağı) + Böbrek kitlesi.
Bu kombinasyon nörokutanöz bir sendromu işaret etmektedir.
2
Böbrek kitlesinin özelliklerini değerlendir
Tomografide 50-50 HU dansitesi yağ dokusunu gösterir. Böbrekte yağ içeren en sık benign tümör Anjiyomiyolipomdur (AML).
Renal hücreli karsinom veya basit kistlerde yağ dansitesi (negatif HU) beklenmez.
3
Tanıyı birleştir
Epilepsi, tipik cilt bulguları ve renal anjiyomiyolipom (AML) birlikteliği Tuberoz Skleroz Kompleksi (TSC) tanısını koydurur. Hastadaki akut tablo (hipotansiyon, yan ağrısı), dev bir AML'nin spontan kanaması (Wunderlich sendromu) ile uyumludur.
TSC hastalarının böbreklerinde en sık görülen lezyon AML'dir ve büyük boyutlu AML'ler kanama riski taşır.

Anahtar Kavram

Tuberoz Skleroz Kompleksi (TSC) tanısında Vogt triadının (Epilepsi, Mental rötardasyon, Adenoma sebaseum) yanı sıra renal tutulum olarak Anjiyomiyolipom (AML) görülmesi karakteristiktir.

İpuçları

1
Hastadaki cilt bulguları (yüzde papüller, vücutta açık renkli lekeler) ve epilepsi öyküsü, spesifik bir genetik sendromu işaret ediyor.
2
Tomografideki 'eksi' Hounsfield değeri (50-50 HU), kitlenin yağ dokusu içerdiğini gösterir. Böbrekte yağ içeren en sık tümör nedir?
3
Böbrekte Anjiyomiyolipom (AML), beyinde epilepsi ve ciltte anjiyofibromlar... Bu üçlü 'Tuberoz Skleroz' tanısı için patognomoniktir.

Daha Fazla Pratik

Tuberoz Skleroz hastalarında görülen diğer organ tutulumlarını (ör: kalpte rabdomyom, akciğerde LAM) gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 207Soru

4848 yaşında kadın hasta, akciğer tüberkülozu tanısıyla rifampin, izoniazid, pirazinamid ve etambutol içeren dörtlü antitüberküloz tedavi almaktadır. Tedavinin 6.6. haftasında, hastanın ilaçlarını bazen aksattığı ancak son bir haftadır tekrar düzenli kullanmaya başladığı öğreniliyor. Hastada ani gelişen oligüri, bel ağrısı ve halsizlik şikayetleri üzerine yapılan tetkiklerde; serum kreatinin düzeyi 3.8mg/dL3.8 mg/dL (bazal değeri 0.8mg/dL0.8 mg/dL) saptanıyor. Tam idrar tetkikinde dansite 10121012, protein (+), glukoz (+) olup mikroskobik incelemede bol lökosit (kültür negatif) ve Wright boyamasında eozinofiller saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut interstisyel nefrit

Cevap

Akut interstisyel nefrit
Hastanın rifampin kullanımı (özellikle kesintili tedavi) ve ardından gelişen akut böbrek hasarı tablosu, idrar tetkikindeki steril piyüri ve eozinofilüri ile birleştiğinde klasik bir Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) sunumudur. Rifampin, AİN'e en sık neden olan antitüberküloz ilaçtır ve genellikle hipersensitivite reaksiyonu yoluyla bu tabloya yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Rifampin kullanımı ve ilacın kesintili alımı saptandı.
Rifampin, AİN gelişiminde klasik bir tetikleyicidir ve kesintili kullanım immün yanıtı provoke edebilir.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
Serum kreatinin düzeyinde belirgin artış (3.8mg/dL3.8 mg/dL), steril piyüri ve eozinofilüri saptandı.
Steril piyüri (kültürde üreme olmaksızın lökosit varlığı) ve eozinofilüri, tubulointerstisyel inflamasyonu işaret eden güçlü tanısal ipuçlarıdır.
3
Ayırıcı tanı yapılması
ATN ve RPGN gibi diğer akut böbrek hasarı nedenleri elendi.
İlaç ilişkisi ve idrar sedimentindeki spesifik bulgular (eozinofilüri) tanıyı interstisyel patolojiye yönlendirir.

Anahtar Kavram

İlaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN), tipik olarak ilaç maruziyetinden sonra gelişen, idrar sedimentinde eozinofilüri ve steril piyüri ile karakterize immünolojik bir böbrek hasarıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 208Soru

5555 yaşında erkek hasta, 55 yıldır hipertansiyon ve 11 yıldır kronik böbrek hastalığı tanılarıyla nefroloji polikliniğinde takip edilmektedir. Fizik muayenesinde kan basıncı 135/85135/85 mmHg, nabız 7676/dakika ve pretibial 1+1+ ödem saptanıyor. Hastanın rutin kontrollerinde elde edilen laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Serum Kreatinin2.42.4 mg/dL
eGFReGFR2828 mL/dk/1.73m21.73m^2
Potasyum (K+K^+)4.84.8 mEq/L
Kalsiyum (CaCa)8.88.8 mg/dL
Fosfor (PP)4.24.2 mg/dL
Serum Bikarbonat (HCO3HCO_3^-)1818 mEq/L

Bu hastada asit-baz dengesinin yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum bikarbonat düzeyini 222622-26 mEq/L aralığında tutacak şekilde oral sodyum bikarbonat tedavisi başlanması

Cevap

Serum bikarbonat düzeyini 222622-26 mEq/L aralığında tutacak şekilde oral sodyum bikarbonat tedavisi başlanması
Kronik böbrek hastalığı olan hastalarda, özellikle Evre 353-5 döneminde, böbreğin asit ekskresyon kapasitesinin azalmasıyla metabolik asidoz gelişir. KDIGO kılavuzları, serum bikarbonat düzeyi 2222 mEq/L'nin altında olan hastalarda, düzeyi 222622-26 mEq/L (normal aralık) bandında tutmak amacıyla oral alkali (genellikle sodyum bikarbonat veya sodyum sitrat) replasmanına başlanmasını önermektedir. Bu yaklaşım, kemik demineralizasyonunu azaltır, protein katabolizmasını engeller ve böbrek fonksiyonlarındaki düşüş hızını yavaşlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın eGFReGFR ve serum bikarbonat düzeyini değerlendirin.
eGFR=28eGFR = 28 mL/dk (Evre 44 KBH) ve HCO3=18HCO_3^- = 18 mEq/L saptanmıştır.
Metabolik asidoz varlığını ve ciddiyetini belirlemek için gereklidir.
2
Kılavuzlara göre tedavi eşiğini kontrol edin.
KDIGO kılavuzları HCO3<22HCO_3^- < 22 mEq/L olduğunda tedavi önerir.
Tedaviye başlama kriterlerinin karşılanıp karşılanmadığını teyit etmek için gereklidir.
3
En uygun tedavi yöntemini ve hedefini belirleyin.
Oral sodyum bikarbonat ile hedef 222622-26 mEq/L olmalıdır.
Kemik mineral kaybını önlemek ve KBH ilerlemesini yavaşlatmak için standart yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

Kronik Böbrek Hastalığında Metabolik Asidoz Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 209Soru

Total tiroidektomi operasyonu geçiren 4242 yaşındaki kadın hastanın cerrahi sonrası 2424. saatteki takibinde, tansiyon ölçümü sırasında manşonun sistolik basıncın üzerine şişirilmesiyle el bileğinde fleksiyon ve parmaklarda adduksiyon (karpal spazm) geliştiği gözleniyor. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum7.1 mg/dL7.1\text{ mg/dL}8.510.5 mg/dL8.5 - 10.5\text{ mg/dL}
Serum Albümin4.1 g/dL4.1\text{ g/dL}3.55.0 g/dL3.5 - 5.0\text{ g/dL}
Serum Fosfor5.2 mg/dL5.2\text{ mg/dL}2.54.5 mg/dL2.5 - 4.5\text{ mg/dL}

Bu hastada izlenen klinik bulgu ve laboratuvar değerlerine göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokalsemi

Cevap

Hipokalsemi
Hastada saptanan 7.1 mg/dL7.1\text{ mg/dL} serum kalsiyum düzeyi hipokalsemik bir durumdur. Tansiyon manşonu şişirildiğinde ortaya çıkan karpal spazm (Trousseau işareti), bu düşük kalsiyum düzeyine bağlı gelişen nöromüsküler irritabilitenin klasik ve özgün bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene bulgusunun (Trousseau işareti) tanımlanması.
Tansiyon manşonu ile tetiklenen karpal spazmın varlığı saptandı.
Trousseau işareti, hipokalsemiye bağlı artmış nöromüsküler irritabilitenin (gizli tetani) en duyarlı klinik göstergesidir.
2
Laboratuvar verilerinin referans aralıkları ile karşılaştırılması.
Serum kalsiyum düzeyi 7.1 mg/dL7.1\text{ mg/dL} olarak düşük bulundu.
Serum albümin düzeyi normal (4.1 g/dL4.1\text{ g/dL}) olduğu için saptanan değer gerçek bir hipokalsemiyi yansıtmaktadır.
3
Klinik ve laboratuvar bulgularının sentezlenerek tanının konulması.
Klinik bulgular ve düşük kalsiyum düzeyi hipokalsemi tanısında birleşmektedir.
Özellikle tiroidektomi gibi paratiroid hasarı riski taşıyan cerrahiler sonrası en sık beklenen elektrolit bozukluğu hipokalsemidir.

Anahtar Kavram

Tiroidektomi sonrası gelişen ve Trousseau işareti ile karakterize olan klinik tablo hipokalseminin tipik sunumudur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 210Soru

5555 yaşında kadın hasta, geniş kapsamlı abdominal cerrahi sonrası 4.4. gününde idrar çıkışında azalma ve serum kreatinin düzeyinde artış nedeniyle konsülte ediliyor. Fizik muayenede kan basıncı 110/70110/70 mmHgmmHg, nabız 88/dk88/dk ve ödem saptanmıyor. Laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

TetkikSonuç
Serum Kreatinin2.82.8 mg/dLmg/dL (Bazal: 0.90.9 mg/dLmg/dL)
BUN5252 mg/dLmg/dL
İdrar Sodyumu (UNaU_{Na})5454 mEq/LmEq/L
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFENa)%2.4\%2.4
İdrar SedimentiÇamur rengi granüler silendirler

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut tübüler nekroz

Cevap

Akut tübüler nekroz
Hastada saptanan FENaFENa değerinin %2\%2 üzerinde olması, idrar sodyumunun yüksekliği ve idrar sedimentinde görülen çamur rengi granüler silendirler, tübüler hasarın (akut tübüler nekroz) en güçlü göstergeleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Fraksiyone sodyum ekskresyonu (FENaFENa) ve idrar sodyumu (UNaU_{Na}) değerlerini değerlendir.
FENa=%2.4FENa = \%2.4 ve UNa=54U_{Na} = 54 mEq/LmEq/L.
FENaFENa'nın %2\%2'den büyük olması ve UNaU_{Na}'nın 4040 mEq/LmEq/L üzerinde olması, böbreğin sodyum tutma yeteneğinin bozulduğunu ve hasarın renal (intrinsik) olduğunu gösterir.
2
İdrar sedimenti bulgularını incele.
Çamur rengi (muddy brown) granüler silendirler.
Bu tip silendirler, dökülen tübüler epitel hücrelerinden oluşur ve akut tübüler nekroz için patognomonik kabul edilir.
3
BUNBUN/Kreatinin oranını kontrol et.
52/2.818.552 / 2.8 \approx 18.5.
Oranın 2020'nin altında olması, prerenal azotemiden ziyade intrinsik renal hasarı destekler.

Anahtar Kavram

Akut Böbrek Hasarında Prerenal ve Renal (ATN) Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Akut tübüler nekrozun iskemik ve nefrotoksik nedenlerini karşılaştıran vakaları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 211Soru

4242 yaşında erkek hasta, canlı vericiden yapılan böbrek nakli operasyonundan 33 hafta sonra poliklinik kontrolüne çağrılıyor. Postoperatif dönemde 1.11.1 mg/dL'ye kadar düşen serum kreatinin düzeyi, bu kontrolde 1.81.8 mg/dL olarak ölçülüyor. Fizik muayenesinde greft lojunda hafif dolgunluk ve hassasiyet saptanan hastaya yapılan biyopsi sonucunda 'belirgin tübülit ve interstisyel lenfositik infiltrasyon' raporlanıyor. C4d boyaması ise negatif saptanıyor. Bu hastanın yönetiminde en uygun ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek doz (pulse) metilprednizolon

Cevap

Yüksek doz (pulse) metilprednizolon tedavisi, biyopsi ile kanıtlanmış akut hücresel rejeksiyonun standart ilk basamak tedavisidir.
Böbrek nakli sonrası ilk aylarda gelişen kreatinin artışı, greft hassasiyeti ve biyopside saptanan tübülit bulgusu tipik bir akut hücresel rejeksiyon (AHR) tablosudur. KDIGO rehberlerine göre AHR tanısı alan hastalarda ilk basamak tedavi yüksek doz (pulse) metilprednizolondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Kreatinin artışı (1.11.81.1 \rightarrow 1.8) ve greft hassasiyeti greft disfonksiyonunu gösterir.
Nakil sonrası erken dönemde kreatinin yükselişi mutlaka biyopsi ile aydınlatılmalıdır.
2
Biyopsi bulgularını yorumla.
Tübülit ve interstisyel infiltrasyon 'Akut Hücresel Rejeksiyon' (AHR) tanısını koydurur. C4d negatifliği antikor ilişkili süreci dışlar.
Banff sınıflamasına göre tübül epiteli içindeki lenfositler (tübülit) hücresel rejeksiyonun patognomonik bulgusudur.
3
KDIGO rehberine göre tedavi seç.
AHR atağında ilk seçenek 33 gün boyunca uygulanan pulse metilprednizolondur.
Kortikosteroidler lenfosit aktivitesini hızla baskılayarak greft fonksiyonunu geri döndürür.

Anahtar Kavram

Akut Hücresel Rejeksiyonun (AHR) Tanı Kriterleri ve İlk Basamak Tedavisi

Daha Fazla Pratik

Banff kriterlerinde evreleme sistemini (Tip I, II, III) ve hangi evrede vasküler tutulumun başladığını tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 212Soru

4242 yaşında erkek hasta, bilinç bulanıklığı ve karın ağrısı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 110/70110/70 mmHg, nabız 105105/dakika, solunum sayısı 2424/dakika ve derin (Kussmaul) karakterdedir. Laboratuvar incelemesinde elde edilen bulgular aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

ParametreDeğer
Serum Kreatinin2.92.9 mg/dL (Bazal: 0.90.9 mg/dL)
BUN3838 mg/dL
Serum Na+Na^+140140 mEq/L
Serum ClCl^-102102 mEq/L
Serum K+K^+5.15.1 mEq/L
Plazma Glukozu9090 mg/dL
Arteriyel Kan Gazı pH7.187.18
Arteriyel Kan Gazı HCO3HCO_31111 mEq/L
Arteriyel Kan Gazı pCO2pCO_22626 mmHg
Ölçülen Plazma Osmolalitesi325325 mOsm/kg H2OH_2O
İdrar Sodyumu4545 mEq/L
FENa%2.2\%2.2

İdrar mikroskopisinde bol miktarda zarf şeklinde kristaller gözlendiğine göre, bu hastada gelişen akut böbrek hasarının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etilen glikol intoksikasyonu

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (yüksek anyon açıklı metabolik asidoz, osmolar açık ve oksalat kristalleri) etilen glikol intoksikasyonunu göstermektedir.
Hastada saptanan yüksek anyon açıklı metabolik asidoz (2727 mEq/L) ve belirgin osmolar açık (26.526.5 mOsm/kg), plazmada ekzojen bir osmotik ajanın bulunduğunu kanıtlar. Bu tabloya eşlik eden akut böbrek hasarı (FENa %2.2\%2.2, ATN ile uyumlu) ve idrarda görülen patognomonik zarf şeklindeki kalsiyum oksalat dihidrat kristalleri, etilen glikol zehirlenmesi tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Anyon açığının (AA) hesaplanması.
AA=Na(Cl+HCO3)=140(102+11)=27AA = Na - (Cl + HCO_3) = 140 - (102 + 11) = 27 mEq/L.
Yüksek anyon açıklı metabolik asidozun varlığını doğrulamak için (Normal <12< 12).
2
Hesaplanan plazma osmolalitesinin bulunması.
HesaplananOsmolalite=(2×Na)+(Glukoz/18)+(BUN/2.8)=280+5+13.5=298.5Hesaplanan Osmolalite = (2 \times Na) + (Glukoz / 18) + (BUN / 2.8) = 280 + 5 + 13.5 = 298.5 mOsm/kg.
Plazmada ölçülemeyen osmotik aktif maddelerin (toksik alkoller vb.) varlığını araştırmak için.
3
Osmolar açığın hesaplanması.
OsmolarAc\cık=O¨lc\cu¨lenHesaplanan=325298.5=26.5Osmolar Açık = Ölçülen - Hesaplanan = 325 - 298.5 = 26.5 mOsm/kg.
Osmolar açığın 1010 mOsm/kg üzerinde olması, toksik alkol alımını güçlü şekilde destekler.
4
Klinik ve mikroskobik bulguların birleştirilmesi.
Zarf şeklinde kalsiyum oksalat kristalleri ++ AKI (FENa >%1> \%1) ++ Anyon ve Osmolar Açık == Etilen Glikol.
Oksalat kristalleri etilen glikolün metabolitlerinden kaynaklanır ve böbrek tübüllerinde birikerek AKI'ye yol açar.

Anahtar Kavram

Etilen glikol intoksikasyonunda anyon açıklı metabolik asidoz ile birlikte osmolar açığın görülmesi ve metabolitlerin (oksalat) böbrek tübüllerinde kristalizasyon yoluyla akut tübüler nekroza neden olması.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 213Soru

55 yaşında erkek hasta, 3 gündür devam eden bulantı, kusma ve karın ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde turgor ve tonus azalmış, mukozalar kuru olarak değerlendiriliyor. Özgeçmişinde kronik alkol kullanımı olduğu öğreniliyor.

Hastanın arteriyel kan gazı ve biyokimya değerleri aşağıdaki gibidir:

* pHpH: 7.407.40
* PaCO2PaCO_2: 4040 mmHgmmHg
* HCO3HCO_3^-: 2424 mEq/LmEq/L
* Na+Na^+: 140140 mEq/LmEq/L
* K+K^+: 3.23.2 mEq/LmEq/L
* ClCl^-: 9090 mEq/LmEq/L
* Albümin: 4.04.0 g/dLg/dL

Buna göre, hastadaki asit-baz dengesi bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek anyon açıklıklı metabolik asidoz + Metabolik alkaloz

Cevap

Yüksek anyon açıklıklı metabolik asidoz ve metabolik alkalozun birlikte bulunduğu miks bozukluktur.
Hastada kronik alkol kullanımı ve açlık (keton birikimi) veya şok tablosu nedeniyle 'Yüksek Anyon Açıklıklı Metabolik Asidoz' gelişmiştir. Ancak aynı zamanda şiddetli kusma nedeniyle klor kaybı ve 'Metabolik Alkaloz' gelişmiştir. Bu iki zıt metabolik süreç birbirini nötralize ederek pH, PaCO2PaCO_2 ve HCO3HCO_3^- düzeylerini normal sınırlarda tutmuştur. Tanı, Anyon Açığının (Na+[Cl+HCO3]Na^+ - [Cl^- + HCO_3^-]) yüksek (26) bulunması ve Delta oranının (Düzeltilmiş Bikarbonatın) yüksek çıkması ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
pH, PaCO2 ve HCO3 değerlerini kontrol et.
pH: 7.40 (Normal), PaCO2: 40 (Normal), HCO3: 24 (Normal). İlk bakışta normal görünüyor.
Temel asit-baz durumunu belirlemek için.
2
Anyon Açığını (Anion Gap) hesapla.
AG = Na - (Cl + HCO3) = 140 - (90 + 24) = 140 - 114 = 26 mEq/L.
Normal sınırlarda görünse bile gizli bir metabolik asidozu dışlamak için her zaman hesaplanmalıdır. AG > 12 olduğu için Yüksek Anyon Açıklıklı Metabolik Asidoz (HAGMA) vardır.
3
Delta-Delta (ΔAG / ΔHCO3) oranını veya Düzeltilmiş Bikarbonatı hesapla.
Düzeltilmiş HCO3 = Ölçülen HCO3 + (AG - 12) = 24 + (26 - 12) = 24 + 14 = 38 mEq/L.
Eşlik eden başka bir metabolik bozukluk olup olmadığını anlamak için. Düzeltilmiş HCO3 değeri normalden (24-26) yüksek olduğu için (38 > 26), eşlik eden bir Metabolik Alkaloz vardır.
4
Respiratuar komponenti değerlendir.
pH normal olduğu için (7.40), metabolik asidoz ve metabolik alkaloz birbirini tamamen dengelemiştir. Ek bir respiratuar bozukluk beklenmez.
Miks bozukluğun tam tanısını koymak için.

Anahtar Kavram

Normal pH ve normal bikarbonat düzeyi, asit-baz bozukluğu olmadığını göstermez. Yüksek anyon açığı varsa (AG > 12), pH ne olursa olsun metabolik asidoz mevcuttur. Kusma (alkaloz) ve alkolik ketoasidoz/laktik asidoz (asidoz) gibi zıt yönlü bozukluklar pH'ı normalize edebilir.

İpuçları

1
Kan gazı değerleri (pH, pCO2, HCO3) normal görünse bile, hastanın klinik tablosu (alkol, kusma) ciddi metabolik bozuklukları düşündürmelidir.
2
Gizli bir asidozu ortaya çıkarmak için mutlaka Anyon Açığını (Na+[Cl+HCO3]Na^+ - [Cl^- + HCO_3^-]) hesaplayın.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir tabloyu salisilat zehirlenmesinde (Respiratuar Alkaloz + HAGMA) de görebilirsiniz, ancak orada pH genellikle normal veya hafif alkalotik, pCO2 ise düşüktür.

Alternatif Yöntem

Delta Ratio (Delta-Delta) yöntemiyle de çözülebilir: (AG - 12) / (24 - HCO3). Burada (26-12) / (24-24) = 14/0. Tanımsız veya çok yüksek oran (>2) Metabolik Alkaloz + HAGMA varlığını gösterir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 214Soru

4242 yaşında erkek hasta, trigeminal nevralji tanısıyla karbamazepin tedavisi başlanmasından 55 hafta sonra 39C39^\circ\text{C} ateş, yüzde ödem, gövdede yaygın makülopapüler döküntü ve servikal lenfadenopati ile acil servise başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 14.500/mm314.500/\text{mm}^3, eozinofil oranı %16\%16, AST 110110 U/L, ALT 130130 U/L ve serum kreatinin düzeyi 2,92,9 mg/dL (bazal: 1,01,0 mg/dL) saptanıyor. İdrar mikroskopisinde her sahada 152015-20 lökosit izleniyor, eritrosit görülmüyor ve yapılan idrar kültüründe üreme olmuyor. Bu klinik tabloya göre hastada gelişen akut böbrek hasarının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut interstisyel nefrit

Cevap

Hastada saptanan bulgular ışığında en olası tanı, ilaç (karbamazepin) kullanımına ikincil gelişen DRESS sendromu tablosunun bir parçası olan akut interstisyel nefrittir.
Karbamazepin, fenitoin ve allopürinol gibi ilaçlar, DRESS (İlaç Reaksiyonu, Eozinofili ve Sistemik Semptomlar) sendromunu tetikleyebilir. Bu sendromun renal bileşeni genellikle akut interstisyel nefrittir. Hastadaki ateş, döküntü, eozinofili, karaciğer enzim yüksekliği ve idrardaki steril piyüri bulguları bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
İlaç öyküsü ve semptom süresini değerlendir
Karbamazepin kullanımı sonrası 55. haftada gelişen semptomlar, ilaç reaksiyonları için tipik latent süreyi (22-88 hafta) göstermektedir.
DRESS sendromu ve ilaç ilişkili AİN, genellikle ilaca maruziyetten haftalar sonra ortaya çıkar.
2
Sistemik bulguları analiz et
Ateş, yaygın döküntü, lenfadenopati ve eozinofili varlığı, sistemik bir aşırı duyarlılık reaksiyonuna işaret eder.
Bu bulgular klasik Akut Tübüler Nekroz veya Prerenal azotemide görülmez.
3
Renal ve karaciğer fonksiyonlarını idrar bulgularıyla birleştir
Kreatinin artışı ile birlikte görülen steril piyüri (kültür negatif lökositüri) ve karaciğer enzim yüksekliği, organ tutulumunu doğrular.
Steril piyüri, tubulointerstisyel enflamasyonun (AİN) en karakteristik idrar bulgularından biridir.

Anahtar Kavram

İlaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) ve DRESS Sendromu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 215Soru

Ani başlayan, "hayatımın en şiddetli baş ağrısı" olarak tanımladığı bir ağrı şikayeti ile acil servise getirilen 4545 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde bilateral lomber bölgede palpasyonla kitleler saptanıyor. Hastanın babasının da 4848 yaşında böbrek yetmezliği nedeniyle öldüğü öğreniliyor. Bu hastada mevcut klinik tabloya neden olan en olası ekstra-renal patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntrakraniyal (Berry) anevrizma rüptürü

Cevap

Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı (ODPBH) ile ilişkili olan intrakraniyal (Berry) anevrizma rüptürü, subaraknoid kanamaya neden olarak ani ve şiddetli baş ağrısı tablosunu açıklar.
Hastanın klinik tablosu (bilateral böbrek kistleri ve aile öyküsü) ODPBH ile uyumludur. Bu hastalarda görülen intrakraniyal (Berry) anevrizmaların rüptürü, ani ve şiddetli baş ağrısı ile karakterize subaraknoid kanamaya yol açan en önemli vasküler komplikasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarının sentezlenmesi
Hastadaki bilateral palpe edilen kitleler ve ailedeki erken yaşta böbrek yetmezliği öyküsü Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı'nı (ODPBH) işaret etmektedir.
Bilateral büyük böbrekler ve güçlü aile öyküsü ODPBH tanısı için tipik klinik bulgulardır.
2
Akut nörolojik semptomun değerlendirilmesi
"Hayatın en şiddetli baş ağrısı" ifadesi tıpta klasik olarak subaraknoid kanamayı (SAK) tanımlar.
Aniden gelişen ve maksimal şiddete ulaşan baş ağrıları (thunderclap headache) aksi ispatlanana kadar SAK kabul edilir.
3
Ekstra-renal komplikasyon eşleştirmesi
ODPBH hastalarında en önemli vasküler ekstra-renal bulgu intrakraniyal (Berry) anevrizmalardır.
ODPBH'de anevrizma rüptürü riski genel popülasyondan çok daha yüksektir ve bu durum SAK'ın temel nedenidir.

Anahtar Kavram

ODPBH'de görülen vasküler anomaliler ve subaraknoid kanama ilişkisi

İpuçları

1
Hastadaki bilateral böbrek kitleleri ve aile öyküsü kalıtsal bir kistik hastalığı düşündürmelidir.
2
Ani ve şiddetli baş ağrısı sıklıkla kafa içi bir kanamanın belirtisidir.
3
Polikistik böbrek hastalarında Circle of Willis (Willis poligonu) üzerindeki damar anevrizmaları sıktır.

Daha Fazla Pratik

ODPBH'de tarama amacıyla hangi görüntüleme yönteminin (USG) ne zaman kullanıldığını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 216Soru

35 yaşında erkek hasta, 4 gündür süren şiddetli sulu diyare ve iştahsızlık şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 118118/dakika saptanıyor; cilt turgoru azalmış ve ağız mukozası kuru olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Sodyum129129 mEq/L135145135-145 mEq/L
Serum Potasyum3,23,2 mEq/L3,55,03,5-5,0 mEq/L
Kan Üre Azotu (BUN)4848 mg/dL102010-20 mg/dL
Serum Kreatinin1,51,5 mg/dL0,71,20,7-1,2 mg/dL

Bu klinik tabloya göre, hastanın tedavisinde atılması gereken en uygun ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: %0,9 Sodyum klorür (izotonik salin) infüzyonu

Cevap

Hipovolemik hiponatremi tablosundaki bu hastada en uygun ilk adım %0,9 sodyum klorür (izotonik salin) infüzyonudur.
Hastada belirgin hipovolemi bulguları (hipotansiyon, taşikardi, mukozal kuruluk) mevcuttur. Hipovolemik hiponatremide, azalan efektif arteriyel volüm ADH salınımını uyarır (non-osmotik salınım). %0,9 sodyum klorür uygulaması volümü düzelterek bu ADH uyarısını ortadan kaldırır ve böbreğin fazla suyu atmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın volüm durumunun değerlendirilmesi
Hipotansiyon (85/5585/55 mmHg), taşikardi (118118/dak) ve kuru mukozalar hastanın hipovolemik olduğunu gösterir.
Tedavi stratejisi hiponatremideki volüm durumuna (hipo, övo, hiper) göre belirlenir.
2
Hiponatremi tipinin belirlenmesi
Diyareye bağlı sıvı ve elektrolit kaybı sonucu gelişen 'Hipovolemik Hiponatremi' tanısı konur.
Gastrointestinal kayıplar hem su hem de sodyum kaybına yol açar, ancak su alımı devam ederse sodyum daha fazla düşer.
3
Uygun replasman sıvısının seçilmesi
%0,9 NaCl (izotonik salin) infüzyonu başlanır.
İzotonik salin hem intravasküler volümü restore eder hem de volüm artışı sağlandığında ADH salınımını baskılayarak böbrekten serbest su atılımına izin verir.

Anahtar Kavram

Hipovolemik hiponatremide temel tedavi, volüm açığının izotonik sıvılarla kapatılmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Hipovolemik hiponatremi düzelirken sodyumun çok hızlı yükselmemesi (Ozmotik Demiyelinizasyon Sendromu riski) için idrar çıkışı yakından takip edilmelidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 217Soru

Primer hastalığı biyopsi ile kanıtlanmış fokal segmental glomeruloskleroz (FSGS) olan 28 yaşındaki bir hastaya, canlı vericili böbrek nakli gerçekleştirilmiştir. Postoperatif erken dönemde greft fonksiyonları normal seyreden hasta, 20. günde ani başlayan anazarka tarzı ödem tablosu ile başvurmuştur. Tetkiklerde serum kreatinin değerinin 1.11.1 mg/dL'den 1.91.9 mg/dL'ye yükseldiği, masif proteinüri (>3.5>3.5 g/gün) ve hipoalbüminemi saptandığı görülmüştür. Yapılan greft biyopsisinde ışık mikroskopisinde glomerüller normal görünümde olup, immünfloresan incelemede C4d negatiftir. Elektron mikroskopisinde ise yaygın ayak silinmesi (foot process effacement) izlenmiştir.

Bu klinik tablo ve bulgular eşliğinde en olası tanı ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FSGS nüksü - Plazmaferez

Cevap

Hastalığın FSGS nüksü olduğunu gösteren bulgular nedeniyle doğru yaklaşım Plazmaferez tedavisidir.
Primer hastalığı FSGS olan hastalarda transplantasyon sonrası nüks riski %30-50 civarındadır. Nüks genellikle erken dönemde (ilk haftalar/aylar) masif proteinüri ve nefrotik sendrom tablosu ile kendini gösterir. Biyopside ışık mikroskopisi erken dönemde normal olabilir (veya fokal skleroz henüz gelişmemiştir), ancak elektron mikroskopisinde podosit hasarını gösteren yaygın ayak silinmesi tipiktir. Patogenezde rol oynadığı düşünülen dolaşımdaki geçirgenlik faktörünü (permeability factor) temizlemek amacıyla tedavide Plazmaferez kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
FSGS tanılı hastada nakil sonrası erken dönemde (20. gün) nefrotik sendrom (ödem, masif proteinüri, hipoalbüminemi) gelişmiştir.
Primer hastalığın ne olduğu ve mevcut semptomların niteliği (nefrotik vs nefritik vs tübüler) ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Biyopsi bulgularını değerlendir
Işık mikroskopisi normal, C4d negatif (rejeksiyon dışlandı), EM'de yaygın ayak silinmesi var.
Yaygın ayak silinmesi podosit hasarını gösterir ve FSGS nüksü veya Minimal Değişiklik Hastalığı için tipiktir. Rejeksiyon veya CNI toksisitesi bu bulguyu açıklamaz.
3
Tanıyı kesinleştir ve tedaviyi belirle
Tanı: FSGS nüksü. Tedavi: Dolaşımdaki permeabilite faktörünü uzaklaştırmak için Plazmaferez.
FSGS nüksü greft kaybının önemli bir nedenidir ve standart tedavi plazmaferezdir.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası primer hastalık nüksleri, özellikle FSGS'nin erken dönemde nefrotik sendromla nüks edebileceği ve tedavisinde plazmaferezin yeri.

İpuçları

1
Hastanın nakil öncesi primer hastalığına (FSGS) ve semptomların (masif proteinüri) bu hastalıkla ilişkisine odaklanın.
2
Akut rejeksiyon ve ilaç toksisitesi genellikle kreatinin yüksekliği ile seyrederken, bu hastada ön planda olan 'nefrotik sendrom' tablosudur.
3
FSGS'nin böbrek nakli sonrası tekrarlama riski yüksektir ve bu durumdaki standart tedavi, dolaşımdaki faktörü temizlemeye yöneliktir.

Daha Fazla Pratik

Böbrek nakli sonrası gelişen diğer glomerüler hastalık nükslerinin (örneğin MPGN Tip 2) klinik özelliklerini ve prognozlarını inceleyin.

Alternatif Yöntem

Biyopsi bulgularını eleme yöntemiyle kullanın: C4d negatifliği antikor aracılı rejeksiyonu dışlar; tubülit yokluğu hücresel rejeksiyonu dışlar; ayak silinmesi podosit hastalığını (FSGS nüksü) doğrular.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 218Soru

2222 yaşında tip 11 diyabet tanılı erkek hasta; son 22 gündür devam eden karın ağrısı, bulantı ve buna eşlik eden şiddetli sulu diyare şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde turgor-tonus azalmış, mukozalar kuru ve solunumu derindir. Laboratuvar incelemelerinde idrarda yoğun keton saptanıyor.

Hastanın tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
pHpH7,187,18
pCO2pCO_22121 mmHgmmHg
HCO3HCO_3^-88 mEq/LmEq/L
Na+Na^+138138 mEq/LmEq/L
ClCl^-114114 mEq/LmEq/L
K+K^+5,15,1 mEq/LmEq/L

Bu hastadaki asit-baz bozukluğu en doğru şekilde aşağıdakilerden hangisinde tanımlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miks tip (yüksek ve normal anyon açıklıklı) metabolik asidoz

Cevap

Miks tip (yüksek ve normal anyon açıklıklı) metabolik asidoz
Hastanın pH değeri düşük (7,18) ve bikarbonat düzeyi (8 mEq/L) belirgin şekilde azalmıştır, bu da metabolik asidozu gösterir. Anyon açığı 16 mEq/L olarak hesaplanmıştır (HAGMA). Ancak anyon açığındaki artış (4 birim), bikarbonattaki düşüş (16 birim) ile orantılı değildir. Delta-delta oranı 0,25 saptanmıştır; bu değerin düşük olması, yüksek anyon açıklıklı sürece (diyabetik ketoasidoz) ek olarak bikarbonatın başka bir yolla (bu vakada diyare ile gastrointestinal sistemden) kaybedildiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
pH ve Bikarbonat değerlerini değerlendirerek temel bozukluğu saptayın.
pH: 7,18 (Asidemi) ve HCO3: 8 mEq/L (Düşük). Tanı: Metabolik Asidoz.
pH'ın 7,35'in altında olması ve bikarbonatın düşük olması metabolik kaynaklı asidemiye işaret eder.
2
Solunumsal kompansasyonun uygunluğunu Winter formülü ile kontrol edin.
Beklenen pCO2=(1,5×8)+8±2=20±2pCO_2 = (1,5 \times 8) + 8 \pm 2 = 20 \pm 2 (18-22). Ölçülen: 21 mmHg.
Ölçülen değer beklenen aralıkta olduğu için kompansasyon uygundur; ek bir solunumsal bozukluk yoktur.
3
Anyon Açığını (AA) hesaplayın.
AA=Na(Cl+HCO3)=138(114+8)=16AA = Na - (Cl + HCO_3) = 138 - (114 + 8) = 16 mEq/L.
Normal AA (12 ± 2) üzerindedir; yüksek anyon açıklıklı metabolik asidoz (HAGMA) mevcuttur.
4
Delta-Delta oranını (Delta AA / Delta HCO3) hesaplayarak miks bozuklukları araştırın.
ΔAA/ΔHCO3=(1612)/(248)=4/16=0,25\Delta AA / \Delta HCO_3 = (16 - 12) / (24 - 8) = 4 / 16 = 0,25.
Oranın 0,4-0,8'in altında olması, bikarbonattaki düşüşün anyon açığındaki artıştan çok daha fazla olduğunu, yani tabloya bir normal anyon açıklıklı metabolik asidozun (NAGMA) eklendiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Miks Metabolik Asidoz ve Delta-Delta Analizi

İpuçları

1
Önce pH ve bikarbonata bakarak temel bozukluğu belirleyin, ardından anyon açığını hesaplayın.
2
Anyon açığındaki artış (Delta AA), bikarbonattaki düşüşü (Delta HCO3) tamamen açıklıyor mu kontrol edin.

Daha Fazla Pratik

Delta-delta oranının 1 ile 2 arasında olduğu saf HAGMA vakaları ile karşılaştırma yapın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 219Soru

2828 yaşında erkek hasta, idrar renginde koyulaşma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tam idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri ve mikroskobik incelemede eritrosit silindirleri (RBCRBC castscasts) saptanıyor. Bu hastada hematürinin kaynağı için aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glomerüler patolojiler

Cevap

İdrar sedimentinde eritrosit silindirlerinin ve eşlik eden proteinürinin saptanması, hematürinin kesin olarak glomerüler kaynaklı olduğunu gösterir.
İdrar mikroskopisinde eritrosit silindirlerinin görülmesi, eritrositlerin glomerüler filtrasyon bariyerini aşarak tübüler sisteme girdiğini ve burada Tamm-Horsfall mukoproteini ile hapsolduğunu gösterir. Bu durum, hematürinin kaynağının glomerüller olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analiz edilmesi
Hastada hematüriye ek olarak 2+2+ proteinüri saptanmıştır.
Proteinüri ve hematüri birlikteliği parankimal/glomerüler hastalık şüphesini artırır.
2
Mikroskobik bulgunun (eritrosit silindiri) yorumlanması
Eritrosit silindirleri, eritrositlerin tübüler lümende Tamm-Horsfall proteini ile birleşerek silindir yapısı oluşturmasıdır.
Bu yapı ancak eritrositler glomerülden tübüllere geçtiğinde oluşabilir; dolayısıyla glomerüler hasarın göstergesidir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Üreter, mesane, üretra veya prostat kaynaklı (ürolojik) kanamalarda eritrositler tübüler sistemden geçmediği için silindir oluşamaz.
Hastalığın anatomik yerleşimini belirlemek tedavi yaklaşımını doğrudan etkiler.

Anahtar Kavram

Eritrosit silindirleri (RBCRBC castscasts), hematürinin glomerüler orijinli olduğunu gösteren patognomonik bir bulgudur.

Daha Fazla Pratik

Glomerüler hematürinin bir diğer önemli mikroskobik bulgusu olan akantositleri ve dismorfik eritrositleri gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 220Soru

Son dönem böbrek yetmezliği tanısıyla kadavradan böbrek nakli yapılan 5050 yaşındaki kadın hastada, operasyon sonrası 33. günde idrar miktarında belirgin azalma ve greft lojunda hassasiyet gelişmiştir. Serum kreatinin düzeyi 1.81.8 mg/dL'den 3.13.1 mg/dL'ye yükselen hastanın Doppler ultrasonografisi normaldir. Yapılan greft biyopsisinde peritübüler kapillerit ve yaygın C4d birikimi izlenmiştir.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut antikor aracılı rejeksiyon

Cevap

Akut antikor aracılı rejeksiyon
Peritübüler kapillerlerde C4d birikimi, donöre özgü antikorların (DSA) varlığını ve kompleman sisteminin klasik yolaktan aktivasyonunu gösterir. Banff kriterlerine göre bu bulgu, histolojik hasar (kapillerit gibi) ve greft disfonksiyonu ile birleştiğinde akut antikor aracılı rejeksiyon (AMR) tanısı koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri değerlendir
Erken dönem greft disfonksiyonu ve hassasiyeti saptandı.
Böbrek nakli sonrası gelişen ani böbrek hasarının ayırıcı tanısında ilk adım klinik ve laboratuvar verilerinin incelenmesidir.
2
Radyolojik inceleme ile vasküler nedenleri dışla
Doppler USG normal bulundu.
Greftin beslenmesini engelleyen vasküler tromboz gibi mekanik sorunların dışlanması gerekir.
3
Biyopsi bulgularını analiz et
C4d pozitifliği ve kapillerit belirlendi.
Histopatolojik incelemede C4d birikimi, kompleman aktivasyonunu ve antikor aracılı hasarı kanıtlayan en önemli bulgudur.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli biyopsisinde C4d pozitifliği akut antikor aracılı rejeksiyonun (AMR) temel tanısal işaretidir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 11 / 29Sonraki