Nefroloji

568 soru

Soru 281Soru

58 yaşında kadın hasta, son iki haftadır bacaklarında ortaya çıkan kırmızı-mor renkli döküntüler ve gezici eklem ağrıları şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 25 yıl önce geçirilmiş majör cerrahi ve kan transfüzyonu öyküsü bulunuyor. Fizik muayenede alt ekstremitelerde palpabl purpura ve hepatomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin 1.9 mg/dL1.9\text{ mg/dL}, Romatoid Faktör (RF) pozitif, serum C4 düzeyi düşük, C3 düzeyi ise normal sınırlarda bulunuyor. İdrar incelemesinde proteinüri (++++) ve eritrosit silendirleri izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kriyoglobulinemik Glomerülonefrit

Cevap

Kriyoglobulinemik Glomerülonefrit
Bu hasta tipik Kriyoglobulinemik Vaskülit/Glomerülonefrit tablosu sergilemektedir. Tanıyı destekleyen anahtar bulgular şunlardır: 1) Meltzer Triadı (Palpabl purpura, artralji, halsizlik), 2) Böbrek tutulumu (Eritrosit silendirleri, proteinüri, kreatinin artışı), 3) İzole veya orantısız C4 düşüklüğü (Klasik yol aktivasyonuna bağlı), 4) Romatoid Faktör (RF) pozitifliği (Tip II ve III kriyoglobulinler RF aktivitesine sahiptir), 5) Hepatit C için risk faktörü (Eski kan transfüzyonu). Kriyoglobulinemik GN genellikle Membranoproliferatif GN (MPGN) paterninde seyreder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı tanı
Palpabl purpura, artralji ve halsizlik (Meltzer Triadı) sistemik bir vasküliti işaret eder.
Hastanın başvuru şikayetleri glomerüler hastalığın sistemik bir hastalığın parçası olduğunu gösterir.
2
Serolojik belirteçleri ve risk faktörlerini analiz et
İzole C4 düşüklüğü, RF pozitifliği ve kan transfüzyonu öyküsü (Hepatit C riski).
RF aktivitesi gösteren kriyoglobulinler klasik kompleman yolunu aktive ederek özellikle C4'ü tüketir; C3 genellikle normal kalır veya hafif düşer.
3
Ayırıcı tanıyı daralt
İzole C4 düşüklüğü ve RF pozitifliği Kriyoglobulinemiyi, diğer hipokomplementemik nedenlerden (Lupus, APSGN) ayırır.
Lupus'ta her ikisi düşer, APSGN'de C3 baskın düşer.

Anahtar Kavram

Kriyoglobulinemik vaskülitte izole veya baskın C4 düşüklüğü, RF pozitifliği ve palpabl purpura tipik tanısal ipuçlarıdır.

İpuçları

1
Hastadaki cilt bulguları (palpabl purpura) ve eklem ağrıları sistemik bir vasküliti işaret ediyor.
2
Laboratuvar bulgularında 'Romatoid Faktör pozitifliği' ve 'C4 düşüklüğü' kombinasyonu spesifik bir etyolojiyi işaret eder.
3
Bu tablo sıklıkla Hepatit C enfeksiyonu ile ilişkilidir ve kanda soğukta çöken proteinler bulunur.

Daha Fazla Pratik

Kriyoglobulinemik glomerülonefritin en sık görülen histopatolojik paterninin Membranoproliferatif Glomerülonefrit (MPGN) olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 282Soru

6868 yaşında erkek hasta, dört farklı sınıftan antihipertansif tedavi almasına rağmen kontrol altına alınamayan kan basıncı (172/98172/98 mmHg) ve eforla artan nefes darlığı nedeniyle başvuruyor. Özgeçmişinde 2525 yıldır Tip 22 diabetes mellitus, 4040 paket-yıl sigara ve yaygın periferik arter hastalığı mevcuttur. Fizik muayenede her iki renal lojda sistolik üfürüm ve akciğer bazallerinde ince raller saptanıyor.

ParametreDeğer
Serum Kreatinin1.71.7 mg/dL (Bazal: 1.11.1 mg/dL)
Serum Potasyum4.64.6 mEq/L
İdrar Albümin/Kreatinin120120 mg/g

Bu hastanın klinik tablosu ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hastada öncelikli olarak optimal tıbbi tedavi uygulanmalı; tıbbi tedaviye dirençli hipertansiyon, flaş akciğer ödemi veya hızla bozulan böbrek fonksiyonları gelişmesi durumunda revaskülarizasyon (stent) planlanmalıdır.

Cevap

Dirençli hipertansiyon ve aterosklerotik renal arter darlığı olan bu hastada, revaskülarizasyon (stent) sadece tıbbi tedaviye direnç, flaş akciğer ödemi veya böbrek fonksiyonlarında hızlı bozulma gibi durumlarda tercih edilmelidir.
Aterosklerotik renal arter stenozunda güncel yaklaşım, tıbbi tedavi ile başlanması ve girişimsel tedavinin (stentleme) sadece medikal tedaviye dirençli hipertansiyon, tekrarlayan akciğer ödemi (Pickering sendromu) veya iskemik nefropati (hızla bozulan böbrek fonksiyonları) varlığında uygulanmasıdır. CORAL ve ASTRAL çalışmaları, rutin stentlemenin tıbbi tedaviye üstün olmadığını kanıtlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hasta yaşlı, sigara içicisi, yaygın damar sertliği (PAH) ve diyabet öyküsüne sahip. Dirençli HT ve bilateral üfürüm olması 'Aterosklerotik Renal Arter Stenozu (ARAS)' tanısını güçlü bir şekilde desteklemektedir.
Risk faktörleri ve fizik muayene bulguları sekonder hipertansiyon nedenini belirlemek için kritiktir.
2
Tanısal yöntemlerin değerlendirilmesi
Serum kreatinin düzeyi (1.71.7 mg/dL) ve bilateral darlık şüphesi nedeniyle kaptoprilli sintigrafi dışlanmalı; Doppler USG, BT veya MR anjiyografi tercih edilmelidir.
Bilateral hastalıkta ve azalmış GFR durumunda sintigrafi tanısal değerini yitirir.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
ASTRAL ve CORAL çalışmaları ışığında rutin stentleme yerine 'Optimal Tıbbi Tedavi' (statin, antiagregan ve kan basıncı kontrolü) önceliklidir.
Modern kanıta dayalı tıp verileri ARAS'ta cerrahi/girişimsel tedaviyi sadece komplike olgulara saklar.
4
Revaskülarizasyon endikasyonlarının kontrolü
Hastada flaş akciğer ödemi (Pickering sendromu) bulguları (akciğerde raller ve efor dispnesi) ve dirençli HT mevcuttur. Bu durumlar revaskülarizasyon için geçerli endikasyonlardır.
Tıbbi tedaviye yanıtsızlık veya hayatı tehdit eden komplikasyonlar girişim gerektirir.

Anahtar Kavram

Aterosklerotik Renal Arter Stenozu (ARAS) Yönetimi ve Endikasyonları

Daha Fazla Pratik

Renal arter stenozu ile fibromusküler displazi arasındaki epidemiyolojik ve teknik (PTRA vs Stent) farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 283Soru

Daha önce iki kez kan transfüzyonu öyküsü olan 3232 yaşındaki kadın hastaya, kadavradan böbrek nakli yapılıyor. Operasyon sonrası 4.4. günde idrar miktarında ani azalma, greft üzerinde hassasiyet ve ateş saptanıyor. Serum kreatinin değeri 1.11.1 mg/dL'den 3.23.2 mg/dL'ye yükselen hastanın yapılan Doppler ultrasonografisinde rezistif indeks (Rİ) 0.880.88 olarak ölçülüyor. Yapılan greft biyopsisinde peritübüler kapillerlerde yoğun nötrofil infiltrasyonu saptanıyor ve immunfloresan incelemede yaygın C4d boyanması gözleniyor. Bu hastada en olası tanı ve öncelikle planlanması gereken tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut antikor aracılı rejeksiyon — Plazmaferez ve İntravenöz immünglobulin (İVİG)

Cevap

En olası tanı akut antikor aracılı rejeksiyondur ve tedavide öncelikle plazmaferez ile İVİG uygulanmalıdır.
Hastanın öyküsündeki transfüzyonlar, verici antijenlerine karşı önceden oluşmuş antikorların varlığına (sensitizasyon) işaret eder. Klinik olarak 4. günde gelişen greft ağrısı, ateş ve kreatinin artışı akut bir reddi düşündürür. Biyopside peritübüler kapillerlerde nötrofil infiltrasyonu ve C4d birikimi saptanması, antikor aracılı rejeksiyonun (AMR) kesin kanıtıdır. KDIGO ve Banff kriterlerine göre bu tablonun standart tedavisi antikorları uzaklaştıran plazmaferez ve immün modülatör İVİG kombinasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini ve zamanlamayı değerlendir.
Hastanın transfüzyon öyküsü (duyarlılaşma/sensitizasyon riski) ve nakil sonrası 4. günde (erken akut dönem) gelişen greft disfonksiyonu saptandı.
Antikor aracılı rejeksiyon (AMR) riski, önceden antijenle karşılaşmış (gebelik, transfüzyon, eski nakil) hastalarda daha yüksektir.
2
Biyopsi ve immunfloresan bulgularını analiz et.
Peritübüler kapillerlerde nötrofil birikimi (kapillerit) ve C4d pozitifliği gözlendi.
C4d, klasik kompleman yolunun aktivasyonunun bir göstergesidir ve biyopside saptanması antikor aracılı hasarı (AMR) kanıtlayan en önemli kriterlerden biridir.
3
Tanı ile tedavi rehberlerini eşleştir.
KDIGO rehberlerine göre AMR tanısı alan hastada dolaşımdaki antikorların uzaklaştırılması ve üretiminin baskılanması gerekir.
Plazmaferez antikorları uzaklaştırırken, İVİG antikor üretimini modüle eder ve kompleman aktivasyonunu baskılar.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası erken dönemde gelişen greft disfonksiyonunda, biyopside C4d pozitifliği saptanması 'Antikor Aracılı Rejeksiyon' (AMR) tanısı koydurur ve tedavisi hücresel rejeksiyondan farklı olarak plazmaferez/İVİG içerir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 284Soru

6464 yaşında kadın hasta, dirençli üriner sistem enfeksiyonu nedeniyle hastaneye yatırılarak amikasin tedavisi başlanmıştır. Tedavisinin 99. gününde yapılan kontrollerinde hastanın asemptomatik olduğu, günlük idrar miktarının 1300 ml1300\text{ ml} (non-oligürik) olduğu ancak serum kreatinin düzeyinin bazal değer olan 0.8 mg/dL0.8\text{ mg/dL}'den 2.2 mg/dL2.2\text{ mg/dL}'ye yükseldiği saptanıyor. Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Serum Kreatinin2.2 mg/dL2.2\text{ mg/dL}
BUN38 mg/dL38\text{ mg/dL}
İdrar Sodyumu (Na+Na^+)52 mEq/L52\text{ mEq/L}
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFENa)%2.5\%2.5
İdrar Sediment MikroskobisiKirli kahverengi (çamur) granüler silindirler

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut tübüler nekroz (Aminoglikozid nefrotoksisitesi)

Cevap

En olası tanı, amikasin kullanımına bağlı gelişen non-oligürik Akut Tübüler Nekrozdur.
Doğru seçenek olan Akut Tübüler Nekroz (ATN), hastanın maruz kaldığı amikasin tedavisi, kreatinin yükselme zamanlaması (99. gün), idrarda sodyum kaybı (FENa>%1FENa > \%1) ve sedimentteki çamur rengi granüler silindirler ile tam uyumludur. Aminoglikozidler renal kortekste birikerek proksimal tübül hasarına yol açarlar.

Adım Adım Çözüm

1
İlaç öyküsü ve zamanlamayı değerlendir
Hastanın 99 gündür aminoglikozid (amikasin) aldığı görülmektedir.
Aminoglikozid nefrotoksisitesi tipik olarak tedavinin 7107-10. günlerinde ortaya çıkar.
2
İdrar sodyumu ve FENa değerlerini analiz et
FENaFENa (\%2.5) ve idrar sodyumu (52 mEq/L52\text{ mEq/L}) yüksektir.
Yüksek FENaFENa (\%1'in üzeri), renal tübüler hücrelerin sodyumu geri emme yeteneğini kaybettiğini, yani yapısal bir renal hasar (ATN) olduğunu gösterir.
3
İdrar sedimentini ve klinik seyri yorumla
Kirli kahverengi granüler silindirler ve non-oligürik seyir saptanmıştır.
Çamur rengi granüler silindirler ATN için patognomoniktir; aminoglikozid ATN'si sıklıkla non-oligürik karakterdedir.

Anahtar Kavram

Aminoglikozid ilişkili Akut Tübüler Nekroz
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 285Soru

5858 yaşında erkek hasta, karın şişliği ve sarılık şikayetiyle başvuruyor. Alkolik siroz tanısı olan hastanın fizik muayenesinde masif asit ve bacaklarda 2+2+ ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde aşağıdaki bulgular elde ediliyor:

ParametreDeğer
Serum Kreatinin2.42.4 mg/dLmg/dL (bazal: 1.11.1 mg/dLmg/dL)
BUN5454 mg/dLmg/dL
İdrar Sodyumu88 mEq/LmEq/L
FENa%0.4\%0.4

Hastanın mevcut diüretik tedavisi kesilip 22 gün boyunca 11 g/kg/gu¨ng/kg/gün dozunda albumin infüzyonu uygulanmasına rağmen, serum kreatinin düzeyinde düşüş saptanmıyor ve günlük idrar çıkışı 350350 mLmL civarında seyrediyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hepatorenal sendrom

Cevap

Hepatorenal sendrom
Hepatorenal sendrom (HRS), ilerlemiş karaciğer hastalığı olan bireylerde görülen, prerenal karakterde (düşük idrar sodyumu ve düşük FENa) ancak hacim genişletilmesine yanıt vermeyen fonksiyonel bir akut böbrek hasarı tablosudur. Tanı kriterleri arasında diüretiklerin kesilmesi ve en az 22 gün süreyle albumin ile hacim genişletilmesi sonrası kreatinin düzeyinde düzelme olmaması yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve bazal değerleri değerlendir.
2.42.4 mg/dLmg/dL kreatinin değeri ile akut böbrek hasarı (ABHABH) tanısı konur.
Serum kreatinin düzeyindeki bazal değerden itibaren gerçekleşen artış ABH tanısı için temeldir.
2
İdrar biyokimyasını ve hemodinamik parametreleri analiz et.
Düşük idrar sodyumu (<10<10 mEq/LmEq/L) ve düşük FENaFENa (%<1\%<1), renal perfüzyonun azaldığını (vazokonstriksiyon) gösterir.
Bu bulgular prerenal karakterli bir hasarı veya hepatorenal sendromu düşündürür.
3
Hacim genişletme testine (Albumin challenge) yanıtı değerlendir.
22 günlük albumin yüklemesine rağmen kreatinin düzeyinin düşmemesi.
Hacim genişletilmesine rağmen düzelmeyen fonksiyonel böbrek hasarı, Hepatorenal Sendrom (HRSHRS) tanı kriterlerini karşılar.

Anahtar Kavram

Hepatorenal sendrom tanısında albumin yükleme testinin ayırıcı tanıdaki yeri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 286Soru

6565 yaşında küçük hücreli akciğer kanseri tanısıyla takip edilen erkek hasta, son iki gündür gelişen belirgin halsizlik ve hafif kafa karışıklığı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 120/80 mmHg120/80\text{ mmHg}, nabız 78/dakika78\text{/dakika} ve övolemik (turgor-tonus normal, ödem yok) olarak saptanıyor. Hastanın yapılan laboratuvar tetkikleri aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuç
Serum Sodyum124 mEq/L124\text{ mEq/L}
Serum Osmolalitesi255 mOsm/kg255\text{ mOsm/kg}
İdrar Sodyumu50 mEq/L50\text{ mEq/L}
İdrar Osmolalitesi450 mOsm/kg450\text{ mOsm/kg}
Serum Ürik Asit22 mg/dL2{}2\text{ mg/dL}

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki elektrolit bozukluğunun en olası tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uygunsuz ADH sendromu

Cevap

Küçük hücreli akciğer kanseri zemininde gelişen hipoosmolar hiponatremi, idrar sodyumunun yüksekliği ve ürik asit düşüklüğü ile karakterize olan Uygunsuz ADH sendromu en olası tanıdır.
Laboratuvar verileri hipoosmolar bir hiponatremiyi göstermektedir. Fizik muayenede ödem veya dehidratasyon bulgusu saptanmaması hastanın övolemik olduğunu kanıtlar. Övolemik hiponatremi tablosunda idrar osmolalitesinin uygunsuz bir şekilde serum osmolalitesinden yüksek olması ve idrar sodyumunun 40 mEq/L40\text{ mEq/L}'nin üzerinde saptanması Uygunsuz ADH sendromu (SIADH) tanısı için klasiktir. Ayrıca hiponatremi ile birlikte görülen düşük serum ürik asit düzeyi bu tanıyı güçlü şekilde desteklemektedir. Küçük hücreli akciğer kanseri SIADH'nın en sık görüldüğü paraneoplastik süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Serum sodyum ve osmolalite değerlerini değerlendir.
Serum sodyumu (124 mEq/L124\text{ mEq/L}) ve osmolalitesi (255 mOsm/kg255\text{ mOsm/kg}) düşüktür; hastada gerçek bir hipoosmolar hiponatremi mevcuttur.
Tanıya başlamak için öncelikle hiponatremik durumun tipini belirlemek gerekir.
2
Hastanın hacim (volüm) durumunu analiz et.
Fizik muayenede turgor-tonusun normal olması ve ödem bulunmaması hastanın övolemik olduğunu gösterir.
Hiponatremi ayırıcı tanısında hacim durumu (hipovolemik, övolemik, hipervolemik) en kritik basamaktır.
3
İdrar bulgularını ve ek laboratuvar verilerini incele.
İdrar osmolalitesinin serumdan yüksek olması (450>255450 > 255) ve idrar sodyumunun >40 mEq/L>40\text{ mEq/L} olması ADH etkisinin sürdüğünü kanıtlar. Düşük ürik asit (22 mg/dL2{}2\text{ mg/dL}) tanıyı destekler.
Övolemik hiponatremide uygunsuz idrar konsantrasyonu ve yüksek idrar sodyumu direkt olarak Uygunsuz ADH sendromuna işaret eder.

Anahtar Kavram

Övolemik hiponatremide idrar sodyumunun >40 mEq/L>40\text{ mEq/L} ve idrar osmolalitesinin >100 mOsm/kg>100\text{ mOsm/kg} olması, özellikle malignite varlığında Uygunsuz ADH sendromunu (SIADH) düşündürür.

Alternatif Yöntem

Sadece klinik ipucu üzerinden gitmek: 'Küçük hücreli akciğer kanseri + Hiponatremi = SIADH' eşleşmesi TUS'ta en sık sorgulanan klasik paraneoplastik ilişkidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 287Soru

62 yaşında kadın hasta; son iki aydır giderek artan halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve yaklaşık 5 kg5\text{ kg} kilo kaybı şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 105/65 mmHg105/65\text{ mmHg}, nabız 78/dakika78\text{/dakika} ve övolemik olarak değerlendiriliyor. Cilt renginin soluk olduğu ancak hiperpigmentasyon saptanmadığı not ediliyor. Laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar saptanıyor:

ParametreDeğer
Serum Sodyum124 mEq/L124\text{ mEq/L}
Serum Potasyum4.1 mEq/L4.1\text{ mEq/L}
Serum Klor98 mEq/L98\text{ mEq/L}
Serum Glukoz72 mg/dL72\text{ mg/dL}
Serum Ürik Asit2.6 mg/dL2.6\text{ mg/dL}
Serum Ozmolalitesi258 mOsm/kg258\text{ mOsm/kg}
İdrar Sodyumu65 mEq/L65\text{ mEq/L}
İdrar Ozmolalitesi510 mOsm/kg510\text{ mOsm/kg}

Sıvı kısıtlaması tedavisine rağmen serum sodyum düzeyinde anlamlı bir düzelme gözlenmeyen bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder adrenal yetmezlik

Cevap

Sekonder adrenal yetmezlik
Sekonder adrenal yetmezlik tanısı, hastadaki övolemik hiponatremi, hipoglisemi, kilo kaybı ve sıvı kısıtlamasına dirençli tabloyu en iyi açıklayan durumdur. Glukokortikoidlerin eksikliği, normalde ADH salınımını baskılayan feedback mekanizmasını ortadan kaldırarak uygunsuz bir su tutulumuna ve dilüsyonel hiponatremiye neden olur. Mineralokortikoid (aldosteron) sentezi ACTH'dan bağımsız olduğu için potasyum düzeyi normal sınırlarda kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiponatremi tipini belirle
Serum sodyumu (124124) ve ozmolalitesi (258258) düşük; gerçek hiponatremi mevcut.
Tedavi yaklaşımını belirlemek için ozmolarite kontrolü şarttır.
2
Volemi durumunu ve idrar bulgularını analiz et
Hasta övolemik, idrar ozmolalitesi yüksek (>100>100) ve idrar sodyumu yüksek (>40>40).
Bu kombinasyon övolemik hiponatremi (SIADH, hipotiroidi veya sekonder adrenal yetmezlik) ayırıcı tanısına yönlendirir.
3
Klinik ipuçlarını değerlendir
Kilo kaybı, iştahsızlık ve hipoglisemi (72 mg/dL72\text{ mg/dL}) mevcut. Potasyum normal.
Normal potasyum ve hiperpigmentasyon olmaması, mineralokortikoidlerin korunduğu sekonder adrenal yetmezliğe işaret eder.
4
Tedavi yanıtını yorumla
Sıvı kısıtlamasına yanıt yok.
Sekonder adrenal yetmezlikte hiponatremi sıvı kısıtlamasına dirençlidir, glukokortikoid replasmanı ile hızla düzelir.

Anahtar Kavram

Övolemik hiponatremi tablosunda SIADH tanısı konulmadan önce mutlaka adrenal yetmezlik (özellikle sekonder form) ve hipotiroidi dışlanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Sekonder adrenal yetmezlikte ACTH uyarı testine verilen yanıtın (erken dönemde) neden normal olabileceğini ve bu durumda insülin tolerans testinin yerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 288Soru

52 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan halsizlik, iştahsızlık ve geceleri sık idrara çıkma (noktüri) şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 15 yıldır devam eden kronik bel ağrısı ve osteoartrit nedeniyle günlük olarak yüksek dozlarda kombine analjezik (aspirin ve parasetamol) kullanım öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde kan basıncı 150/95150/95 mmHg saptanıyor.

Laboratuvar bulguları şu şekildedir:

TetkikSonuç
Serum kreatinin2.12.1 mg/dL
Hemoglobin10.210.2 g/dL
İdrar Dansitesi10111011
İdrar KültürüÜreme yok
İdrar Mikroskopisi8-10 lökosit/saha

Renal ultrasonografide her iki böbrek boyutunun küçüldüğü (sağ 8.28.2 cm, sol 8.58.5 cm), konturların düzensizleştiği ve medüller bölgede (papillalarda) kalsifikasyonlar olduğu görülüyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Analjezik nefropatisi

Cevap

Analjezik nefropatisi
Analjezik nefropatisi, uzun süreli ve yüksek dozda analjezik kullanımı (özellikle kombine preparatlar) sonucunda gelişen bir kronik tübülointerstisyel nefrit tablosudur. Klinik olarak steril piyüri (kültürde üreme olmaksızın lökositüri), izostenüri, hipertansiyon ve yavaş ilerleyen böbrek yetmezliği ile karakterizedir. Radyolojik olarak saptanan bilateral küçük böbrekler, düzensiz konturlar ve özellikle papiller kalsifikasyonlar tanıyı güçlü bir şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ilaç öyküsünü değerlendir.
15 yıllık kombine analjezik (aspirin + parasetamol) kullanımı saptandı.
Analjezik nefropatisi, genellikle yıllar boyu süren yüksek dozda analjezik kullanımı sonrası gelişir.
2
İdrar ve kan bulgularını analiz et.
Steril piyüri (lökosit var, üreme yok), hafif proteinüri, izostenüri (10111011) ve anemi saptandı.
Kronik interstisyel nefritlerde tübüler fonksiyon bozukluğu nedeniyle konsantrasyon yeteneği kaybı ve steril piyüri sık görülür.
3
Görüntüleme bulgularını yorumla.
Bilateral küçük böbrekler ve papiller kalsifikasyonlar tespit edildi.
Papiller nekroz ve ardından gelişen kalsifikasyonlar analjezik nefropatisinin patognomonik radyolojik bulgularıdır.

Anahtar Kavram

Analjezik nefropatisi, kronik interstisyel nefrit ve papiller nekroz ile karakterize, uzun süreli analjezik kullanımına bağlı bir tablodur.

Daha Fazla Pratik

Analjezik nefropatisi olan hastalarda ürotelyal karsinom (mesane ve böbrek pelvisi kanseri) riskinin arttığını unutmayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 289Soru

5454 yaşında kadın hasta, son 33 haftadır dispeptik şikayetleri nedeniyle omeprazol kullanmaktadır. Halsizlik, hafif ateş ve gövdesinde yaygın makülopapüler döküntü şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerde elde edilen laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans / Bazal
Serum Kreatinin2,62,6 mg/dL0,80,8 mg/dL (Bazal)
BUNBUN5252 mg/dL102010-20 mg/dL
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENaFENa)%2,2\%2,2-
İdrar MikroskopisiSteril piyüri, lökosit silindirleri-

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut interstisyel nefrit

Cevap

Akut interstisyel nefrit
Akut interstisyel nefrit (AİN), sıklıkla ilaçlara (NSAİİ, PPI, antibiyotikler) karşı gelişen bir hipersensitivite reaksiyonudur. Olgudaki PPI kullanımı, ateş ve döküntü gibi sistemik bulguların yanı sıra laboratuvarda görülen steril piyüri ve lökosit silindirleri AİN tanısı için klasiktir. Ayrıca fraksiyone sodyum ekskresyonunun (FENaFENa) %1\%1'den yüksek olması renal parankimal hasarı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Akut böbrek hasarının (ABH) varlığını ve evresini belirle.
Kreatinin değerinin bazal düzeye göre 33 katından fazla artması (0,82,60,8 \rightarrow 2,6), hastanın KDIGO kriterlerine göre Evre 33 ABH tablosunda olduğunu gösterir.
Tanısal yaklaşımın ilk adımı böbrek fonksiyon kaybının şiddetini belirlemektir.
2
Klinik ipuçlarını ve ilaç öyküsünü değerlendir.
Proton pompası inhibitörü (omeprazol) kullanımı, ateş ve döküntü varlığı sistemik bir hipersensitivite reaksiyonuna işaret eder.
İlaçla tetiklenen immünolojik süreçler renal parankimi etkileyebilir.
3
İdrar sedimenti ve biyokimyasal parametreleri analiz et.
Steril piyüri (kültürde üreme olmaksızın lökosit varlığı) ve lökosit silindirleri interstisyel inflamasyonu; FENa>%1FENa > \%1 olması ise renal parankimal hasarı doğrular.
Lökosit silindirleri, inflamasyonun tübül-interstisyum kaynaklı olduğunu kanıtlayan spesifik bir bulgudur.

Anahtar Kavram

İlaca bağlı Akut İnterstisyel Nefrit (AİN), klasik triad olan ateş, döküntü ve eozinofili ile (her zaman hepsi bir arada olmasa da) ve idrar sedimentinde lökosit silindirleri ile karakterize bir renal parankimal ABH nedenidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 290Soru

6262 yaşında erkek hasta, tip 22 diyabet ve hipertansiyon tanılarıyla izlenmektedir. Rutin kontrollerinde serum kreatinin 1.91.9 mg/dL, eGFR 4242 ml/dk/1.73m21.73 m^2, spot idrarda albümin/kreatinin oranı 180180 mg/g ve serum bikarbonat düzeyi 1818 mEq/L saptanmıştır. Bu hastanın KDIGO sınıflamasına göre evresi ve asidoz yönetimi için önerilen en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: G3b A2 - Oral sodyum bikarbonat tedavisi başlanması

Cevap

Hastanın KDIGO evresi G3b A2 olup, metabolik asidoz tedavisi için oral sodyum bikarbonat başlanmalıdır.
KDIGO rehberine göre eGFR değeri 304430-44 ml/dk/1.73m21.73 m^2 arasında olan hastalar G3b evresinde, idrar albümin/kreatinin oranı 3030030-300 mg/g arasında olanlar ise A2 evresinde kabul edilir. Kronik böbrek hastalığında serum bikarbonat düzeyi <22<22 mEq/L olarak saptandığında, progresyonu yavaşlatmak amacıyla oral alkali (sodyum bikarbonat) replasmanı yapılması önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Glomerüler filtrasyon hızı (GFH) kategorisini belirle
eGFR 4242 ml/dk/1.73m21.73 m^2 olduğundan hasta G3b (304430-44) kategorisindedir.
KDIGO sınıflamasına göre G3b evresi orta-ileri derecede azalmış GFH'yi temsil eder.
2
Albüminüri kategorisini belirle
Spot idrar albümin/kreatinin oranı 180180 mg/g olduğundan hasta A2 (3030030-300) kategorisindedir.
A2 kategorisi 'orta derecede artmış' albüminüriyi (mikroalbüminüri) ifade eder.
3
Metabolik asidoz durumunu değerlendir ve tedavi kararını ver
Serum bikarbonat düzeyi 1818 mEq/L (<22<22 mEq/L) olduğu için tedavi endikedir.
KBH'de bikarbonatın 2222 mEq/L'nin üzerinde tutulması, böbrek fonksiyon kaybını yavaşlatır ve kemik demineralizasyonunu azaltır.

Anahtar Kavram

KDIGO KBH Sınıflaması ve Metabolik Asidoz Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 291Soru

4545 yaşında erkek hasta, bir binanın çökmesi sonucu 66 saat boyunca enkaz altında kaldıktan sonra kurtarılıyor. Acil servise getirildiğinde yaygın kas ağrısı ve halsizliği olan hastanın idrar renginin koyu (çay rengi) olduğu görülüyor. Fizik muayenede kan basıncı 110/70mmHg110/70 \, mmHg, nabız 105/dk105/dk saptanıyor.

Laboratuvar bulguları şu şekildedir:
- Serum Kreatinin: 3.2mg/dL3.2 \, mg/dL (Bazal: 0.9mg/dL0.9 \, mg/dL)
- BUN: 58mg/dL58 \, mg/dL
- Serum Potasyum: 5.9mEq/L5.9 \, mEq/L
- Serum Kalsiyum: 7.8mg/dL7.8 \, mg/dL
- İdrar Sodyumu: 35mEq/L35 \, mEq/L
- FENa: %1.8\%1.8
- İdrar Tetkiki: Dipstick ile "kan" 4(+)4(+) pozitif, mikroskopide her sahada 020-2 eritrosit ve granüler silendirler.

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre, hastada gelişen akut böbrek hasarının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rabdomiyolize bağlı akut tübüler nekroz

Cevap

Rabdomiyolize bağlı gelişen akut tübüler nekroz (ATN)
Ezilme yaralanması (crush syndrome) geçiren hastada kas ağrısı, hiperpotasemi ve hipokalsemi eşliğinde gelişen akut böbrek hasarı rabdomiyolizi düşündürür. İdrar çubuğunda kan testinin pozitif çıkmasına rağmen mikroskopide eritrosit saptanmaması, serbest miyoglobinin varlığını kanıtlayan patognomonik bir bulgudur. FENa değerinin %1.8\%1.8 olması ise hasarın parankimal (ATN) düzeyde olduğunu teyit eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve başlangıç bulgularının analizi
Hastanın enkaz altında kalması (ezilme/crush yaralanması) ve yaygın kas ağrısı rabdomiyoliz (iskelet kası yıkımı) şüphesini doğurur.
Kas hücrelerinin mekanik hasarı, hücre içi bileşenlerin dolaşıma salınmasına neden olur.
2
İdrar bulgularının yorumlanması
İdrar çubuğunda (dipstick) kan pozitifliği varken mikroskopide eritrosit görülmemesi, idrarda miyoglobin varlığını (miyoglobinüri) kanıtlar.
Dipstick testi hem grubu içeren hemoglobini ve miyoglobini ayırt edemez, her ikisine de pozitif yanıt verir.
3
Böbrek fonksiyon ve elektrolit değerlerinin değerlendirilmesi
Kreatinin artışı, hiperpotasemi, hipokalsemi ve yüksek FENa (%\%%1.8) değerleri saptanmıştır.
Miyoglobin böbrek tübülleri için direkt toksiktir ve tübüler nekroza (intrinsic renal hasar) yol açar. Hipokalsemi ise hasarlı kaslarda kalsiyum birikimi nedeniyle oluşur.
4
Tanının konulması
Klinik ve laboratuvar verileri birleştirildiğinde tanı Rabdomiyolize bağlı Akut Tübüler Nekroz'dur.
Tüm bulgular (ezilme öyküsü, miyoglobinüri, elektrolit bozuklukları ve böbrek hasarı) bu tabloyla tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Rabdomiyolizde miyoglobinüriye bağlı gelişen böbrek hasarı, idrar tetkikinde dipstick pozitifliği ile mikroskobik hematüri yokluğu arasındaki uyumsuzlukla karakterizedir.
Soru 292Soru

7575 yaşında bilinen kalp yetersizliği olan erkek hasta, son 33 gündür oral alımında azalma ve nefes darlığında artış şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde pretibial 2+2+ ödem ve juguler venöz dolgunluk saptanıyor. Hasta kronik olarak günlük 8080 mg furosemid kullanmaktadır. Laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin: 2.82.8 mg/dL (bazal: 1.21.2 mg/dL), BUNBUN: 7272 mg/dL, serum sodyum: 136136 mEq/L saptanıyor. İdrar tetkikinde; idrar sodyumu: 4848 mEq/L, idrar kreatinini: 6060 mEq/L, idrar üre azotu (UUNUUN): 180180 mg/dL olarak ölçülüyor.

Bu hastada böbrek hasarının etyolojisini belirlemede en güvenilir bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fraksiyone üre ekskresyonunun (FEUreaFE_{Urea}) %35’in altında olması

Cevap

Fraksiyone üre ekskresyonunun (FEUreaFE_{Urea}) %35’in altında olması, özellikle diüretik kullanan hastalarda prerenal azotemiyi doğrulamak için en güvenilir tanısal parametredir.
Fraksiyone üre ekskresyonunun (FEUreaFE_{Urea}) %35’in altında olması, böbreğin üreyi proksimal tübüllerde pasif olarak geri emme yeteneğinin (hipovolemi/prerenal yanıt) korunduğunu gösterir. Kıvrım diüretikleri Henle kulpunun çıkan kalın kolunda sodyum emilimini bozduğundan FENaFE_{Na} güvenilir değildir, ancak üre taşınımı bu ilaçlardan daha az etkilendiği için FEUreaFE_{Urea} prerenal-renal ayrımında üstün bir tanısal değere sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın bazal ve güncel kreatinin değerlerini karşılaştırarak böbrek hasarı varlığını teyit edin.
Kreatinin 1.21.2’den 2.82.8’e yükselmiştir, yani Akut Böbrek Hasarı (ABH) mevcuttur.
Tanısal süreci başlatmak için hasarın ciddiyetini belirlemek gerekir.
2
Hastanın ilaç kullanım öyküsünü ve idrar sodyum değerini analiz edin.
Furosemid kullanımı mevcuttur ve idrar sodyumu 4848 mEq/L ile yüksektir.
Diüretikler idrar sodyumunu ve buna bağlı olarak FENaFE_{Na} değerini prerenal tablolarda bile >> %1 yaparak yanıltır.
3
Fraksiyone üre ekskresyonunu (FEUreaFE_{Urea}) hesaplayın.
FEUrea=UUN/BUNUCr/PCr×100=180/7260/2.8×100%11.6FE_{Urea} = \frac{UUN / BUN}{U_{Cr} / P_{Cr}} \times 100 = \frac{180 / 72}{60 / 2.8} \times 100 \approx \%11.6
Üre geri emilimi diüretiklerden sodyum kadar etkilenmez ve prerenal durumda belirgin şekilde artar.
4
Hesaplanan değeri eşik değerlerle karşılaştırın.
Sonuç %35\%35’in altında olduğu için tablo Prerenal Azotemi olarak tanımlanır.
FEUrea<%35FE_{Urea} < \%35 prerenal, >%50> \%50 ise intrinsik ABH lehinedir.

Anahtar Kavram

Diüretik alan hastalarda prerenal azotemi tanısında Fraksiyone Üre Ekskresyonu (FEUreaFE_{Urea})

Daha Fazla Pratik

Akut böbrek hasarı olan bir hastada fraksiyone sodyum ekskresyonunun %1’in altında olduğu, ancak renal hasarın (intrinsik) mevcut olduğu özel durumları (örneğin kontrast nefropatisi, erken dönem miyoglobinüri) çalışmak faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 293Soru

4848 yaşında erkek hastaya 44 ay önce kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. İdame immünsüpresif tedavisi olarak takrolimus, mikofenolat mofetil ve prednizolon kullanmaktadır. Hastanın son 11 aydır kan basıncı 165/100165/100 mmHg seyretmektedir ve fizik muayenesinde takrolimus kullanımına bağlı olduğu düşünülen hafif bir el titremesi saptanmıştır. Bazal kreatinin düzeyi 1.11.1 mg/dL olan hastanın dirençli hipertansiyonu için tedaviye enalapril eklenmiştir. Tedavinin 11. haftasında yapılan kontrolde hastanın kreatinin düzeyi 1.91.9 mg/dL bulunmuş ve greft loju üzerinde sistolik bir üfürüm duyulmuştur.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transplant renal arter stenozu (TRAS)

Cevap

Transplant renal arter stenozu (TRAS)
Transplant renal arter stenozu (TRAS), böbrek nakli sonrası dirençli hipertansiyonun önemli bir cerrahi nedenidir. Alıcıda tek bir işlevsel böbrek bulunduğu için (fonksiyonel soliter böbrek), arterdeki darlık glomerüler filtrasyon hızının (GFH) korunmasını anjiyotensin II bağımlı efferent arteriyol konstriksiyonuna muhtaç hale getirir. ACE inhibitörleri veya ARB'ler bu mekanizmayı devre dışı bırakarak intraglomerüler basıncı ve dolayısıyla GFH'yi hızla düşürür. Greft üzerinde duyulan üfürüm ise tanıyı destekleyen spesifik bir fizik muayene bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tetikleyiciyi belirle
Antihipertansif olarak Enalapril (ACE inhibitörü) başlanması sonrası kreatinin düzeyinde %70'lik bir artış saptanmıştır.
Soliter böbrekli hastalarda (transplant alıcıları dahil) renal arter stenozu varlığında ACE inhibitörleri, efferent arteriyolü dilate ederek glomerüler filtrasyon basıncını kritik düzeyde düşürür.
2
Fizik muayene bulgusunu değerlendir
Greft loju üzerinde duyulan sistolik üfürüm, vasküler bir darlığa işaret eder.
Renal arterdeki anlamlı darlıklar, kan akımında türbülans yaratarak oskültasyonda üfürüme neden olur.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula
Dirençli hipertansiyon, ACE inhibitörü sonrası ABH ve üfürüm triadı Transplant Renal Arter Stenozu (TRAS) tanısını koydurur.
TRAS, nakil sonrası ilk yıl içinde görülen vasküler komplikasyonların en sık nedenlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Transplant alıcılarında ACE inhibitörü kullanımı sonrası gelişen akut böbrek hasarı, aksi ispatlanana kadar renal arter stenozunu (TRAS) düşündürmelidir.
Soru 294Soru

5858 yaşında, uzun süredir tip 2 diabetes mellitus ve hipertansiyon tanısı olan erkek hastanın halsizlik şikayetiyle yapılan tetkiklerinde; serum kreatinin düzeyi 4.1 mg/dL4.1 \text{ mg/dL}, BUN 75 mg/dL75 \text{ mg/dL} saptanmıştır. Tam idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri saptanmış olup mikroskobik incelemede çapı normal silindirlerden daha geniş, kenarları çentikli ve mat görünümlü "balmumu silindirleri" (waxy casts) izlenmiştir. Bu hastadaki mikroskobik bulgu aşağıdakilerden hangisi için en yüksek tanısal özgüllüğe sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İleri evre kronik böbrek hastalığı

Cevap

Balmumu silindirleri ve geniş silindirler, ileri evre kronik böbrek hastalığı için en yüksek tanısal özgüllüğe sahip mikroskobik bulgulardır.
Balmumu silindirleri, granüler silindirlerin dejenere olmasıyla oluşan, kenarları keskin ve çentikli, mat görünümlü yapılardır. Genellikle geniş silindirlerle (broad casts) birlikte bulunurlar. Bu yapılar, atrofiye uğramış ve genişlemiş tübüllerdeki düşük akım hızı (staz) nedeniyle oluşur ve ileri evre kronik böbrek hastalığının (kronik böbrek yetmezliği) en spesifik idrar bulgularından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Diyabet ve hipertansiyon öyküsü olan hastada kreatinin (4.1 mg/dL4.1 \text{ mg/dL}) ve BUN (75 mg/dL75 \text{ mg/dL}) belirgin yüksektir.
Hastanın mevcut laboratuvar değerleri ve özgeçmişi kronik böbrek hasarı zemininde ileri evre bir yetmezliği düşündürür.
2
İdrar sedimentindeki spesifik silindiri tanımla.
Geniş ve mat görünümlü "balmumu silindirleri" saptanmıştır.
Balmumu silindirleri, silindir oluşum sürecinin en son dejenere aşamasıdır ve aşırı tübüler stazın bir göstergesidir.
3
Silindir tipini patolojiyle eşleştir.
Geniş silindirler (renal failure casts), atrofik ve genişlemiş tübüllerde oluşarak ileri evre yetmezliği doğrular.
Bu silindirlerin varlığı böbrek hasarının kronik ve ileri düzeyde olduğunu gösteren spesifik bir semiyolojik bulgudur.

Anahtar Kavram

Geniş ve Balmumu Silindirler (Renal Yetmezlik Silindirleri)
Soru 295Soru

2828 yaşında kadın hasta, her iki bacağında şişlik ve idrar renginde koyulaşma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde spot idrar protein / kreatinin oranı 4.24.2 saptanıyor. Bu hastada klinik tablonun bir 'saf nefrotik sendrom'dan ziyade 'akut nefritik sendrom' lehine değerlendirilmesine neden olacak en önemli bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar sedimentinde dismorfik eritrositlerin saptanması

Cevap

İdrar sedimentinde dismorfik eritrositlerin saptanması
İdrar sedimentinde dismorfik eritrositlerin görülmesi, kanamanın glomerüler kaynaklı olduğunun ve dolayısıyla glomerüllerde aktif bir inflamatuar sürecin (nefritik tablo) bulunduğunun en spesifik kanıtıdır. Saf nefrotik sendromda genellikle hematüri beklenmez veya mikroskobik düzeyde/izomorfik yapıdadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
4.24.2 oranındaki proteinüri nefrotik düzeydedir (>3.5> 3.5 g/gu¨ng/gün).
Hastanın temel yakınması olan ödem ve saptanan ağır proteinüri hem nefrotik hem de nefritik süreçlerde karşımıza çıkabilir.
2
Nefrotik ve nefritik sendrom ayrımı
Nefrotik sendromda 'sessiz' bir idrar sedimenti (sadece protein ve yağlar) beklenirken, nefritik sendromda 'aktif' bir sediment (hematüri, silindirler) beklenir.
Nefritik sendrom, glomerüler inflamasyonun ön planda olduğu bir tablodur ve yapısal hasarın kanıtı olan hücreler sedimentte görülür.
3
Dismorfik eritrositlerin klinik önemi
Dismorfik eritrositler kanamanın glomerüler kaynaklı olduğunu kanıtlar.
Glomerüler bazal membrandaki inflamatuar hasar sonucu idrara geçen eritrositler şekil değiştirir (dismorfikleşir); bu da nefritik süreci destekler.

Anahtar Kavram

Nefritik ve Nefrotik Sendrom Ayrımında İdrar Sedimentinin Rolü

İpuçları

1
Nefrotik ve nefritik sendrom arasındaki temel fark, glomerüllerde aktif bir inflamasyon olup olmamasıdır.
2
İltihabi süreçler (nefritik sendrom) idrar sedimentinde kan hücrelerinin ve bunların oluşturduğu yapıların görülmesine neden olur.

Daha Fazla Pratik

Glomerüler hematüri ile ürolojik (post-glomerüler) hematüri arasındaki farkları idrar sedimenti üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 296Soru

6868 yaşında erkek hasta, 55 yıldır son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz programındadır. Kemik ağrıları ve son 11 yılda iki kez düşük enerjili kosta kırığı öyküsü olan hastanın yapılan laboratuvar incelemelerinde; serum kalsiyum 9.69.6 mg/dL, fosfor 4.84.8 mg/dL, alkalen fosfataz (ALPALP) 4545 U/L (N: 30-120) ve intakt paratiroid hormon (iPTHiPTH) 4242 pg/mL (N: 15-65) saptanıyor. Hastanın mevcut tedavisi kalsitriol 0.50.5 mcg/gün ve kalsiyum karbonat 3×10003 \times 1000 mg/gün şeklindedir. Bu hastada kemik metabolizmasını düzenlemek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalsitriolün kesilmesi ve kalsiyum bazlı bağlayıcıların dozunun azaltılması

Cevap

Kalsitriolün kesilmesi ve kalsiyum bazlı bağlayıcıların dozunun azaltılması en uygun yaklaşımdır.
Diyaliz hastalarında iPTHiPTH düzeyinin normal üst sınırın 22 katından az olması (<130<130 pg/mL), düşük kemik döngüsü yani adinamik kemik hastalığı ile ilişkilidir. Hastanın tedavisi olan kalsitriol ve kalsiyum karbonat PTH salınımını güçlü bir şekilde baskılar. Bu nedenle kemik döngüsünü normale döndürmek için bu baskılayıcı ajanların kesilmesi veya azaltılması önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut böbrek yetmezliği evresini ve paratiroid durumunu analiz et.
Hasta hemodiyaliz (Evre 5D) hastasıdır ve iPTHiPTH düzeyi 4242 pg/mL'dir.
Diyaliz hastalarında kemik döngüsünü değerlendirmek için PTH ve ALP düzeyleri birlikte değerlendirilmelidir.
2
Diyaliz hastaları için KDIGO kılavuzlarındaki PTH hedeflerini uygula.
Normal laboratuvar üst sınırının (6565 pg/mL) 22 ila 99 katı arası (130600130-600 pg/mL) hedeflenmelidir. Mevcut 4242 pg/mL değeri patolojik olarak düşüktür.
Üremiye bağlı paratiroid direnci nedeniyle diyaliz hastalarında normal sınırlardaki PTH düzeyleri kemik döngüsünün durduğuna işaret eder.
3
Klinik ve laboratuvar bulgularına göre tanı koy.
Düşük PTH, düşük/normal ALP ve kemik ağrıları/kırıklar "Adinamik Kemik Hastalığı" (AKH) tanısını destekler.
AKH, düşük kemik döngüsü ile karakterize bir renal osteodystrophy formudur.
4
Tedavi planını belirle.
PTH baskılanmasına neden olan kalsitriol (D vitamini analoğu) ve yüksek doz kalsiyum içeren bağlayıcıların azaltılması gerekir.
PTH'nın hedeflenen düzeye yükselmesi sağlanarak kemik döngüsü yeniden başlatılmalıdır.

Anahtar Kavram

Diyaliz hastalarında (Evre 5D) hedeflenen iPTHiPTH düzeyi normal üst sınırın 292-9 katıdır; bu sınırın altındaki değerler adinamik kemik hastalığına işaret eder.

Daha Fazla Pratik

KBH Evre 3-5 hastalarında kalsiyum ve PTH yönetimindeki güncel KDIGO farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 297Soru

6262 yaşında erkek hasta, yeni tanı konulan Burkitt lenfoma nedeniyle yoğun kemoterapi protokolü başlanmasından 2424 saat sonra gelişen oligüri ve halsizlik nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 130/80130/80 mmHg, nabız 8888/dakika, cilt turgoru ve tonusu normal saptanıyor. Hastanın laboratuvar incelemeleri aşağıdadır:

ParametreSonuç
Serum Kreatinin3.23.2 mg/dL (Bazal: 0.90.9)
BUN6464 mg/dL
Serum Ürik Asit1919 mg/dL
Serum Potasyum6.46.4 mEq/L
Serum Fosfor8.88.8 mg/dL
Serum Kalsiyum6.86.8 mg/dL
İdrar Sodyumu4545 mEq/L
İdrar Ürik Asit210210 mg/dL
İdrar Kreatinin120120 mg/dL

Bu hastada gelişen akut böbrek hasarının ayırıcı tanısında, etyolojik mekanizmayı belirlemede en yüksek özgüllüğe sahip olan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar ürik asit / idrar kreatinin oranının 1.01.0'den büyük olması

Cevap

İdrar ürik asit / idrar kreatinin oranının 1.01.0'den büyük olması
Akut ürat nefropatisi, tümör lizis sendromunda (TLS) ürik asit kristallerinin renal distal tübüllerde ve toplama kanallarında çökmesiyle karakterize bir intratübüler obstrüksiyon tablosudur. Bu hastadaki laboratuvar bulguları (hiperürisemi, hiperfosfatemi, hipokalsemi) tipik bir TLS tablosunu yansıtmaktadır. Ayırıcı tanıda, idrar ürik asit (mg/dL) değerinin idrar kreatinin (mg/dL) değerine bölünmesiyle elde edilen oranın 1.01.0 değerinden büyük olması, akut ürat nefropatisi için son derece spesifiktir. Diğer akut böbrek hasarı nedenlerinde (prerenal azotemi, ATN) bu oran genellikle 1.01.0'in altındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımlama
Burkitt lenfoma ve kemoterapi sonrası gelişen hiperürisemi, hiperfosfatemi, hiperpotasemi ve hipokalsemi bulguları 'Tümör Lizis Sendromu' (TLS) ile uyumludur.
Yüksek evreli lenfomaların tedavisinde hücre yıkımı sonucu intrasellüler elektrolitler ve nükleik asit metabolitleri kana salınır.
2
Akut böbrek hasarı (ABH) mekanizmasını belirleme
TLS bağlamında gelişen ABH'nin en sık nedeni, nükleik asit yıkımı sonucu oluşan aşırı ürik asidin renal tübüllerde kristalleşerek tıkanıklık yapmasıdır (Akut Ürat Nefropatisi).
Hiperürisemi düzeyi (>15>15 mg/dL) ve oligüri varlığı bu tanıyı öncelikle düşündürür.
3
Ayırıcı tanı için spesifik testi seçme
İdrar ürik asit / idrar kreatinin oranı hesaplanır: 210/120=1.75210 / 120 = 1.75.
Akut ürat nefropatisinde bu oran 1.01.0'in üzerindeyken, ATN veya prerenal ABH gibi diğer durumlarda genellikle 1.01.0'in altındadır.

Anahtar Kavram

Tümör lizis sendromunda gelişen akut ürat nefropatisinin tanısında idrar ürik asit / idrar kreatinin oranının >1.0>1.0 olması en özgül laboratuvar bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

Tümör lizis sendromu riskini azaltmak için kemoterapi öncesi profilaktik yaklaşım (hidrasyon, rasburikaz/allopurinol) prensiplerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 298Soru

2929 yaşında kadın hasta, birisi diüretik olmak üzere üçlü antihipertansif tedaviye rağmen kontrol altına alınamayan kan basıncı (170/105170/105 mmHg) ve son zamanlarda artan pulsatil tinnitus (nabızla uyumlu kulak çınlaması) şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki renal arter trasesi üzerinde ve her iki karotis arter komşuluğunda üfürüm saptanıyor. Yapılan renal arteriyografide her iki renal arterin orta ve distal segmentlerinde "inci dizisi" (string of beads) görünümü izleniyor. Bu hasta için güncel kılavuzlar ışığında en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diğer vasküler yataklardaki (karotis, vertebral, serebral, abdominal) olası anevrizma veya diseksiyonların taranması amacıyla en az bir kez baştan pelvise kadar damar görüntülemesi (BT veya MR anjiyografi) yapılmalıdır.

Cevap

Fibromusküler displazi tanısı alan hastalarda, sistemik bir arteriyopati olması nedeniyle diğer damar yataklarının (özellikle serebrovasküler ve abdominal) en az bir kez baştan pelvise kadar görüntülenmesi önerilir.
Dirençli hipertansiyonu olan genç bir kadın hastada renal arteriyografide saptanan "inci dizisi" görünümü medial tip fibromusküler displazi (FMD) tanısını kesinleştirir. FMD, sadece böbrek arterlerini değil, karotis, vertebral ve mezenterik arterler gibi diğer damar yataklarını da tutabilen sistemik bir non-inflamatuar arteriyopatidir. Bu hastalarda inme, diseksiyon veya anevrizma rüptürü riskini değerlendirmek amacıyla, tanı anında en az bir kez baştan pelvise kadar (serebral, karotis, vertebral, abdominal ve iliak arterleri içerecek şekilde) BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile tarama yapılması güncel kılavuzlar tarafından güçlü bir şekilde önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Genç kadın hasta, dirençli hipertansiyon, pulsatil tinnitus ve abdominal/karotis üfürümleri saptanmıştır.
Bu bulgular tipik olarak renovasküler hipertansiyona ve sistemik bir tutuluma işaret eder.
2
Görüntüleme bulgusunu yorumla
Renal arterlerin distalinde izlenen "inci dizisi" görünümü fibromusküler displazi (FMD) için karakteristiktir.
Aterosklerotik darlıklar genellikle proksimaldedir, FMD ise orta ve distal segmentleri tutar.
3
Yönetim planını belirle
FMD sistemik bir hastalık olduğu için sadece böbrekle sınırlı kalmayıp anevrizma ve diseksiyon riski taşır.
Güncel uluslararası konsensüs kararları, tanı anında tüm vücut vasküler taramasını (baştan pelvise) önermektedir.

Anahtar Kavram

Fibromusküler Displazi (FMD) Yönetimi

Alternatif Yöntem

FMD hastalarında radyasyon maruziyetini azaltmak için genç hastalarda tarama amaçlı MR anjiyografi tercih edilebilir; ancak anevrizmaların saptanmasında BT anjiyografinin çözünürlüğü daha yüksektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 299Soru

Bilinen kronik böbrek hastalığı (evre 3b3b, eGFR:42eGFR: 42 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2) nedeniyle izlenen 5454 yaşındaki erkek hastanın rutin kontrolünde kan basıncı 128/78128/78 mmHgmmHg saptanıyor. Özgeçmişinde diyabet veya bilinen kardiyovasküler hastalık öyküsü bulunmayan hastanın laboratuvar incelemesinde LDLLDL kolesterol düzeyi 112112 mg/dLmg/dL olarak ölçülüyor.

KDIGOKDIGO kılavuz önerileri uyarınca, bu hastanın kardiyovasküler risk yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyovasküler olay riskini azaltmak için statin tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Kardiyovasküler olay riskini azaltmak için statin tedavisi başlanmalıdır.
KDIGO lipid yönetimi kılavuzlarına göre, 50 yaş ve üzerindeki tüm kronik böbrek hastalarında (özellikle eGFR < 60 ml/dk olanlarda), başlangıç LDL kolesterol düzeyine bakılmaksızın kardiyovasküler risk azaltımı için statin tedavisi başlanması önerilmektedir. Diyaliz hastalarında statin başlanması önerilmezken, diyaliz öncesi evrelerde (Evre 1-4) kullanımı güçlü bir şekilde tavsiye edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaş ve KBH evresini değerlendir.
Hasta 54 yaşındadır ve Evre 3b (eGFR < 60) KBH hastasıdır.
Kardiyovasküler risk yönetimi stratejisi bu iki ana parametreye göre belirlenir.
2
KDIGO Lipid kılavuzundaki ilgili öneriyi uygula.
50 yaş ve üzeri tüm KBH hastalarında statin tedavisi endikedir.
KBH hastalarında kardiyovasküler ölüm riski, renal replasman tedavisi ihtiyacından daha yükseektir.
3
Laboratuvar değerlerini ve hedef stratejisini kontrol et.
LDL düzeyi ne olursa olsun tedaviye başlanır ve spesifik bir LDL hedefi izlenmez.
Çalışmalar, hedefe yönelik doz artırımının KBH hastalarında ek fayda sağlamadığını ve toksisite riskini artırabileceğini göstermiştir.

Anahtar Kavram

KBH hastalarında 50 yaş ve üzeri olması, LDL düzeyinden bağımsız olarak statin (veya statin/ezetimib) tedavisi için yeterli endikasyondur.

Alternatif Yöntem

Eğer hasta 50 yaşın altında olsaydı, sadece DM, geçirilmiş inme veya yüksek hesaplanmış 10 yıllık koroner risk varlığında statin önerilirdi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 300Soru

6060 yaşında erkek hasta, üriner sistem enfeksiyonu nedeniyle trimetoprim-sülfametoksazol tedavisi başlandıktan 1010 gün sonra ateş, yaygın döküntü ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 2.42.4 mg/dL (bazal: 1.01.0 mg/dL) saptanıyor. Tam idrar tetkikinde steril piyüri ve beyaz küre silindirleri izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut interstisyel nefrit (AİN)

Cevap

Akut interstisyel nefrit (AİN)
Hastada sülfonamid kullanımı sonrası gelişen ateş, döküntü ve böbrek fonksiyon bozukluğu triadı ile birlikte idrarda görülen beyaz küre silindirleri, ilaçla tetiklenen akut interstisyel nefrit tanısı için tipik klinik sunumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Tetikleyici faktörün belirlenmesi
Hastada sülfonamid grubu bir antibiyotik (TMP-SMX) kullanım öyküsü mevcut.
Akut interstisyel nefrit vakalarının çoğu ilaç kullanımına ikincil gelişir.
2
Sistemik bulguların değerlendirilmesi
Ateş ve yaygın döküntü saptandı.
İlaca bağlı AİN tablosunda hipersensitivite reaksiyonları (ateş, döküntü, eozinofili) sık görülür.
3
İdrar sedimentinin incelenmesi
Steril piyüri ve beyaz küre silindirleri saptandı.
Beyaz küre silindirleri tübülointerstisyel inflamasyonun (AİN, piyelonefrit vb.) spesifik bir göstergesidir; enfeksiyon yokluğunda (steril) AİN'i destekler.

Anahtar Kavram

İlaca bağlı akut interstisyel nefrit (AİN), tipik olarak ilaç maruziyetinden 7-14 gün sonra ateş, döküntü ve böbrek fonksiyonlarında bozulma ile karakterize bir tablodur.

Daha Fazla Pratik

İlaca bağlı akut interstisyel nefrit tanısında altın standart yöntemi ve idrarda eozinofilüri varlığının tanısal değerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 15 / 29Sonraki
Nefroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin