Hipertansiyon ve Renal Vasküler Hastalıklar

57 soru

Soru 1Soru →

Uzun süredir sigara içen 6565 yaşındaki bir erkek hasta, son üç ayda kan basıncının giderek yükselmesi ve serum kreatinin düzeyinin 1.11.1 mg/dL'den 1.71.7 mg/dL'ye çıkması üzerine polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki karotis trasesi üzerinde ve femoral arterlerde üfürüm duyuluyor. Renal ultrasonografide sağ böbrek boyutu 11.411.4 cm, sol böbrek boyutu ise 8.28.2 cm saptanıyor. Böbrek parankim ekoları doğal izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskemik nefropati (Sol renal arter stenozu)

Cevap

İskemik nefropati (Sol renal arter stenozu)
Doğru yanıt olan iskemik nefropati, özellikle aterosklerotik zeminde gelişen renal arter darlığının o taraftaki böbreği besleyememesi ve zamanla atrofisine neden olması durumudur. Hastanın yaşlı olması, yaygın damar sertliği (üfürümler) ve böbrekler arasında saptanan belirgin boyut farkı (>1.5>1.5 cm kuralı) bu tanıyı destekleyen en temel bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik bulgularını değerlendir
Yaşlı, sigara içen, yaygın aterosklerozu (karotis ve femoral üfürüm) olan bir hastada dirençli hipertansiyon ve böbrek yetmezliği saptandı.
Aterosklerotik renal arter stenozu (RAS) için bu profil yüksek risk taşır.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
Sağ böbrek 11.411.4 cm iken sol böbrek 8.28.2 cm saptanmıştır. Aradaki fark 3.23.2 cm'dir.
Böbrekler arası >1.5>1.5 cm fark olması, küçük olan tarafta renovasküler bir hastalık (stenoz) olduğunu gösteren güçlü bir kanıttır.
3
Tanıyı netleştir
İskemiye bağlı böbrek atrofisi ve fonksiyonda bozulma tablosuna iskemik nefropati denir.
Sol taraftaki belirgin küçülme ve sistemik ateroskleroz bulguları sol renal arter stenozuna bağlı iskemik nefropati tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

İskemik nefropati ve asimetrik böbrek boyutu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru →

Hipertansiyon tanısıyla izlenen 6262 yaşındaki bir erkek hastada, kan basıncı kontrolünün güçleşmesi üzerine yapılan renal ultrasonografide sağ böbrek boyutu 1212 cmcm, sol böbrek boyutu ise 8,58,5 cmcm saptanmıştır. Bu hastada öncelikle aşağıdaki tanılardan hangisi düşünülmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol renal arter stenozu

Cevap

Sol böbreğin sağ böbreğe göre belirgin derecede küçük olması (8,58,5 cmcm vs 1212 cmcm), hipertansiyonun nedeninin sol renal arterdeki bir darlık olduğunu düşündürür.
Renal arter stenozu (RAS), etkilenen böbreğe giden kan akımını azaltarak o böbreğin küçülmesine yol açar. 6262 yaşındaki bir hastada dirençli hipertansiyon ile birlikte bir böbreğin diğerinden belirgin şekilde küçük olması (3,53,5 cmcm fark), o tarafın renal arterinde darlık olduğunu gösteren klasik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Böbrek boyutlarını karşılaştır
Sağ böbrek (1212 cmcm) ile sol böbrek (8,58,5 cmcm) arasında 3,53,5 cmcm fark vardır.
Böbrekler arası >1,5>1,5 cmcm fark, tek taraflı renal arter stenozu için önemli bir ipucudur.
2
Patolojinin tarafını belirle
Daha küçük olan böbrek (sol) perfüzyonu azalan taraftır.
Renal arter darlığı, kronik iskemiye bağlı olarak ipsilateral (aynı taraf) böbrekte atrofiye neden olur.
3
Klinik tablo ile birleştir
Yaşlı bir hastada yeni gelişen dirençli hipertansiyon ve asimetrik böbrek boyutları aterosklerotik renal arter stenozunu destekler.
Renovasküler hipertansiyon, sekonder hipertansiyonun en sık nedenlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Böbrek boyutları arasındaki asimetri (>1,5>1,5 cmcm), tek taraflı renal arter stenozunun en önemli ultrasonografik bulgusudur ve küçük olan böbrek tarafındaki darlığı işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Renovasküler hipertansiyonun taramasında Doppler USG, altın standart tanısında ise DSA (Dijital Subtraksiyon Anjiyografi) kullanıldığını hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 3Soru →

2424 yaşında kadın hasta; halsizlik, son 33 ayda 66 kg kilo kaybı, gece terlemesi ve eforla belirginleşen sol kolda ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı sağ kolda 185/110185/110 mmHg, sol kolda 145/90145/90 mmHg saptanıyor. Karın oskültasyonunda epigastrik bölgede sistolik bir üfürüm duyuluyor ve her iki femoral nabzın zayıf olduğu fark ediliyor. Laboratuvar tetkiklerinde sedimentasyon hızı 9292 mm/saat ve C-reaktif protein (CRPCRP) düzeyinde belirgin yükseklik saptanıyor. Renal Doppler ultrasonografide sol böbrek 11.511.5 cm, sağ böbrek 8.88.8 cm olarak ölçülüyor. Bu hastadaki hipertansiyonun en olası nedeni ve planlanması gereken ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takayasu arteritine bağlı renovasküler hipertansiyon; öncelikle sistemik glukokortikoid tedavi başlanmalıdır.

Cevap

Hastanın klinik tablosu (genç kadın, kollar arası tansiyon farkı, sistemik inflamasyon, renal arter tutulumu) Takayasu arteritini işaret etmektedir ve yönetimi öncelikle glukokortikoidlerle sistemik inflamasyonun kontrol altına alınmasını gerektirir.
Hastanın demografik özellikleri (24 yaş, kadın), sistemik inflamasyon bulguları (sedimentasyon 9292, kilo kaybı), büyük damar tutulumu (kollar arası tansiyon farkı, nabız zayıflığı) ve asimetrik böbrek boyutları ile karakterize renovasküler hipertansiyon tablosu Takayasu arteriti ile tam uyumludur. Bu hastalığın aktif fazında tedaviye öncelikle inflamasyonu baskılamak amacıyla sistemik glukokortikoidlerle başlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Sistemik bulguların ve inflamasyon belirteçlerinin değerlendirilmesi
Kilo kaybı, halsizlik ve çok yüksek sedimentasyon hızı (9292 mm/saat) hastada sistemik bir vaskülit (enflamatuar süreç) olduğunu gösterir.
Renovasküler hipertansiyonun en sık nedenleri olan ateroskleroz ve fibromüsküler displazide bu tip inflamatuar bulgular beklenmez.
2
Vasküler muayene bulgularının analizi
Kollar arası tansiyon farkı (4040 mmHg fark) ve zayıf femoral nabızlar, arkus aorta ve inen aorta dallarının tutulduğunu (büyük damar vasküliti) gösterir.
Bu bulgular Takayasu arteritinin 'nabızsızlık hastalığı' karakterine ve subklavyen/aortik tutulumuna spesifiktir.
3
Böbrek boyutları ve tansiyon ilişkisinin kurulması
Sağ böbreğin belirgin küçük olması (8.88.8 cm vs 11.511.5 cm) sağ renal arterde stenoz olduğunu ve hipertansiyonun renovasküler kaynaklı olduğunu kanıtlar.
Renal arter stenozu, RAAS aktivasyonu üzerinden şiddetli hipertansiyona yol açar.
4
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Vaskülit aktif evrede olduğu için (yüksek sedimentasyon/CRP) ilk adım cerrahi veya anjiyoplasti değil, medikal inflamasyon kontrolüdür (Glukokortikoidler).
Aktif inflamasyon varken yapılan girişimsel işlemlerin başarı oranı düşük, komplikasyon riski yüksektir.

Anahtar Kavram

Takayasu arteriti, genç kadınlarda büyük damarları (aorta ve dalları) tutan, renovasküler hipertansiyon ve nabız farkı ile seyreden sistemik bir vaskülittir.

Daha Fazla Pratik

Takayasu arteritinde aktif faz geçtikten sonra dirençli arter stenozları için anjiyoplasti seçeneklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4Soru →

62 yaşında erkek hasta, 6 saat önce ani başlayan sağ yan ağrısı ve bulantı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve 1 yıl önce geçirilmiş iskemik inme öyküsü bulunuyor. Fizik muayenede kan basıncı 165/95165/95 mmHg, nabız 9696/dk ve düzensiz, ateş 37.2°C37.2°C ölçülüyor. Sağ kostovertebral açı hassasiyeti saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 1.41.4 mg/dL, LDH 12501250 U/L (N: 125−220125-220), lökosit 98009800/mm³ bulunuyor. Tam idrar analizinde her sahada 15−2015-20 eritrosit ve eser miktarda protein saptanırken, lökosit ve nitrit negatif bulunuyor. Renal ultrasonografide böbrek boyutları normal olup taş veya hidronefroz izlenmiyor. Bu hastanın tedavisinde en uygun başlangıç yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terapötik dozda antikoagülan tedavi başlanması

Cevap

Hastalığın klinik ve laboratuvar bulguları renal infarktı işaret ettiğinden, doğru yaklaşım terapötik dozda antikoagülan tedavidir.
Hastada atriyal fibrilasyonu düşündüren düzensiz nabız ve inme öyküsü mevcuttur. Ani yan ağrısı, hematüri ve özellikle LDH yüksekliği renal infarktı kuvvetle destekler. USG'nin normal olması taş ve hidronefrozu dışlar. Bu durumda en uygun yaklaşım, yeni embolileri önlemek ve trombüs progresyonunu durdurmak için terapötik dozda antikoagülan tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Ani yan ağrısı, hematüri ve hipertansiyon var. Ayrıca 'düzensiz nabız' (atriyal fibrilasyon) ve geçirilmiş inme öyküsü tromboembolik riskin yüksek olduğunu gösteriyor.
Risk faktörleri ve semptomlar vasküler bir olayı düşündürmektedir.
2
Ayırıcı tanıda piyelonefrit ve nefrolityazisi dışla.
Ateşin düşük olması, idrarda lökosit/nitrit olmaması piyelonefriti; USG'de taş veya hidronefroz olmaması nefrolityazisi dışlar.
Yan ağrısının en sık nedenleri ekarte edilerek vasküler patolojiye odaklanılmalıdır.
3
Laboratuvar bulgularındaki spesifik ipucunu değerlendir.
LDH düzeyinin çok yüksek (12501250 U/L) olması doku nekrozunu (infarkt) gösteren en önemli belirteçtir.
Böbrek taşında veya basit enfeksiyonda LDH bu kadar yükselmez; bu bulgu renal infarkt için tipiktir.
4
Tedavi kararını ver.
Tanı renal arter embolisi/infarktıdır. Standart tedavi sistemik antikoagülasyondur (Heparin/Warfarin/DOAC).
İskemiyi sınırlamak ve yeni embolileri önlemek için antikoagülasyon şarttır.

Anahtar Kavram

Atriyal fibrilasyon öyküsü olan, yan ağrısı ve hematüri ile başvuran, LDH düzeyi belirgin yüksek hastalarda renal arter embolisi/infarktı düşünülmeli ve antikoagülan tedavi başlanmalıdır.
Soru 5Soru →

6767 yaşında erkek hasta, 2020 yıldır Tip 22 diabetes mellitus ve dirençli hipertansiyon tanısıyla izlenmektedir. Hastanın tıbbi özgeçmişinde 1010 yıl önce sağ böbreğinde renal hücreli karsinom saptanması üzerine nefrektomi yapıldığı öğrenilmiştir. Mevcut antihipertansif tedavisi amlodipin 1010 mg/gün ve klortalidon 2525 mg/gün şeklindedir. Poliklinik başvurusunda kan basıncı 176/102176/102 mmHg olarak ölçülmüş, fizik muayenesinde sol üst kadranda sistolik üfürüm duyulmuştur. Hastaya tedavi amaçlı ramipril 55 mg/gün eklenmiştir. On gün sonra yapılan kontrol laboratuvar sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreBazal DeğerlerRamipril Sonrası (10. Gün)
Kan Basıncı (mmHg)176/102176/102162/96162/96
Serum Kreatinin (mg/dL)1,21,22,62,6
Serum Potasyum (mEq/L)4,24,25,75,7
eGFR (ml/dk/1,73m2ml/dk/1,73 m^2)72723232

Bu klinik tablo ve laboratuvar sonuçlarına göre, hastanın yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada soliter böbrekte renal arter stenozu mevcut olup, ACE inhibitörü kullanımıyla gelişen tablo 'fonksiyonel bilateral darlık' fizyopatolojisini yansıtır; bu durumda revaskülarizasyon endikedir.

Cevap

Soliter böbrekte renal arter stenozu mevcuttur; ACE inhibitörü kontrendikedir ve revaskülarizasyon endikasyonu vardır.
Doğru yanıt, hastanın soliter böbreğinde renal arter stenozu olduğunu ve bunun ACE inhibitörü kullanımıyla 'fonksiyonel bilateral darlık' mekanizması üzerinden akut böbrek hasarına yol açtığını belirten seçenektir. Soliter böbrekli hastalarda, mevcut tek böbreğin arterindeki darlık, sistemik olarak bilateral darlıkla aynı hemodinamik sonuçlara (renin bağımlı hipertansiyon ve eferent arteriyol direnciyle korunan GFR) yol açar. Bu hastalarda ACE inhibitörü eferent arteriyolü genişleterek glomerüler filtrasyonu durdurur. Klinik olarak dirençli hipertansiyon, soliter böbrek ve ilaç sonrası GFR kaybı revaskülarizasyon (PTRA/stent) endikasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kreatinin ve GFR değişimini analiz etme
Kreatinin 1,21,2'den 2,62,6 mg/dL'ye çıkmış, eGFR %50\% 50'den fazla azalmıştır.
ACE inhibitörü başlandıktan sonra kreatinin değerinde %30\% 30'dan fazla artış olması, hemodinamik anlamlı renal arter stenozunu düşündürür.
2
Anatomik durumu değerlendirme
Hasta sağ nefrektomilidir (soliter böbrek).
Soliter böbrekteki bir darlık, fizyopatolojik olarak her iki böbreğin de etkilendiği 'bilateral darlık' tablosuyla aynı sonuçları doğurur.
3
Hemodinamik mekanizmayı tanımlama
ACE inhibitörü eferent arteriyol dilatasyonu yaparak intraglomerüler basıncı düşürmüştür.
Darlık varlığında GFR'nin devamlılığı Anjiyotensin II aracılı eferent vazokonstriksiyona bağımlıdır; bu mekanizma ilaçla bloke edildiğinde böbrek yetmezliği gelişir.
4
Yönetim stratejisini belirleme
İlaç kesilmeli ve revaskülarizasyon (stent/cerrahi) planlanmalıdır.
Soliter böbrek darlığı ve ACEi sonrası gelişen böbrek hasarı, reaktif olmayan veya tıbbi tedaviye yanıtsız durumlarda revaskülarizasyon için güçlü bir endikasyondır.

Anahtar Kavram

Soliter böbrekte renal arter stenozu, ACE inhibitörü kullanımı sonrası gelişen akut böbrek hasarı ve revaskülarizasyon endikasyonları.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 6Soru →

2626 yaşında kadın hasta, baş ağrısı şikayetiyle başvurduğu poliklinikte kan basıncının 170/105170/105 mmHg olduğu saptanıyor. Özgeçmişinde herhangi bir kronik hastalık veya ilaç kullanım öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesinde sağ üst kadranda sistolik bir üfürüm duyuluyor. Bu hastada hipertansiyona neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fibromusküler displazi

Cevap

Fibromusküler displazi, genç kadınlarda saptanan ve abdominal üfürümle karakterize olan en olası renovasküler hipertansiyon nedenidir.
Fibromusküler displazi, renal arterin orta ve distal segmentlerini tutan bir patolojidir. Genç kadınlarda ve abdominal üfürüm varlığında hipertansiyonun en olası nedenidir. Anjiyografide tipik olarak 'tespih tanesi' (string of beads) görünümü verir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik verilerini değerlendir
2626 yaşında kadın hasta.
Genç yaşta ortaya çıkan hipertansiyon sekonder nedenleri araştırma endikasyonudur; fibromusküler displazi genç kadınlarda daha sıktır.
2
Fizik muayene bulgusunu yorumla
Sağ üst kadranda sistolik üfürüm.
Abdominal üfürüm, renal arterlerde bir darlık (renovasküler hipertansiyon) olduğunu güçlü bir şekilde düşündürür.
3
Yaş ve klinik bulguya göre ayırıcı tanı yap
Fibromusküler displazi tanısına yönel.
Genç yaş grubunda renovasküler hipertansiyonun en sık nedeni fibromusküler displazi iken, ileri yaşta aterosklerozdur.

Anahtar Kavram

Fibromusküler displazi, özellikle genç ve orta yaşlı kadınları etkileyen, inflamatuar olmayan, aterosklerotik olmayan damar hastalığıdır ve renovasküler hipertansiyonun en yaygın nedenlerinden biridir.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru →

7474 yaşında erkek hasta, son 33 haftadır kan basıncı kontrolünün bozulması ve halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde yaygın aterosklerotik damar hastalığı ve tip 22 diyabet öyküsü olan hastaya 33 hafta önce koroner anjiyografi yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 175/105175/105 mmHg saptanıyor; her iki alt ekstremitede livedo reticularis ve ayak parmaklarında ağrılı, siyanoze (mavi parmak) lezyonlar dikkati çekiyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3.93.9 mg/dL (bazal: 1.41.4 mg/dL) olarak saptanıyor. Bu hastanın klinik tablosu ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum kompleman (C3, C4) düzeylerinde düşüklük ve periferik eozinofili saptanması tanıyı destekleyen bulgulardır.

Cevap

Serum kompleman düzeylerinde düşüklük ve eozinofili saptanması tanıyı destekleyen önemli laboratuvar bulgularıdır.
Vasküler girişimlerden sonra görülenlivedo reticularis, mavi parmak sendromu, subakut böbrek hasarı ve dirençli hipertansiyon birlikteliği kolesterol embolizasyon sendromu için karakteristiktir. Bu tabloda eozinofili, eozinofilüri ve kompleman tüketimi (C3, C4 düşüklüğü) tanıyı destekleyen en tipik laboratuvar ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Vasküler girişim (anjiyografi) sonrası gelişen subakut böbrek hasarı, dirençli hipertansiyon ve livedo reticularis/mavi parmak sendromu saptandı.
Bu kombinasyon, damar içindeki aterom plaklarından kopan kolesterol kristallerinin küçük arterleri tıkadığı 'Kolesterol Embolizasyon Sendromu' (CES) için klasiktir.
2
Laboratuvar bulgularını ve ayırıcı tanıyı analiz et
Zamanlama (33 hafta) kontrast nefropatisinden (ilk 4848 saat) uzaklaştırır. Eozinofili ve hipokomplemanemi CES için spesifik olmayan ama destekleyici bulgulardır.
Kolesterol kristalleri kompleman sistemini aktive ederek C3 ve C4 düzeylerini düşürebilir.
3
Yönetim stratejisini belirle
Tedavi destekleyicidir; statinler plak stabilizasyonu için kullanılır, antikoagülanlardan ve yeni girişimlerden kaçınılmalıdır.
Aktif böbrek hasarı varken ACE inhibitörü kullanımı GFR'yi daha da düşürebilir.

Anahtar Kavram

Kolesterol Embolizasyon Sendromu (Ateroembolik Böbrek Hastalığı)
Soru 8Soru →

6565 yaşında erkek hasta, üç farklı grup antihipertansif ilaç kullanmasına rağmen kan basıncının 160/100160/100 mmHg seyretmesi üzerine polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde batın bölgesinde her iki üst kadranda belirgin sistolik üfürüm saptanıyor. Bu hastada renovasküler hipertansiyon tanısında "altın standart" olarak kabul edilen tanı yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dijital subtraksiyon anjiyografi (DSA)

Cevap

Renovasküler hipertansiyon tanısında altın standart yöntem Dijital subtraksiyon anjiyografi (DSA) yöntemidir.
Dijital subtraksiyon anjiyografi (DSA), renal arter lümenindeki daralmayı doğrudan görüntülemesi, eş zamanlı olarak arter içi basınç gradyenti ölçümüne izin vermesi ve gerektiğinde tedavi edici girişimlerin (balon/stent) aynı seansta uygulanabilmesine olanak sağlaması nedeniyle renovasküler hipertansiyon tanısında altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
İleri yaş (6565 yaş), dirençli hipertansiyon (3 ilaçla kontrol altına alınamayan HT) ve abdominal üfürüm varlığı.
Bu bulgular, özellikle aterosklerotik zeminli renal arter darlığını (Renovasküler HT) güçlü bir şekilde düşündürür.
2
Tanı basamaklarını belirle
Tarama için Doppler USG veya BT/MR anjiyografi tercih edilebilir.
Kesin tanı ve gerekirse müdahale için en güvenilir yöntemi seçmek gerekir.
3
Altın standart yöntemi seç
Dijital subtraksiyon anjiyografi (DSA).
DSA, vasküler yapıyı en yüksek çözünürlükle gösteren ve basınç ölçümü ile darlığın ciddiyetini kanıtlayan kesin referans yöntemdir.

Anahtar Kavram

Renovasküler hipertansiyonun tanısal yaklaşımı ve altın standart inceleme.
Soru 9Soru →

2222 yaşındaki bir üniversite öğrencisi, yaklaşık 11 ay önce bir futbol maçında karın bölgesine aldığı künt travma sonrası son haftalarda giderek şiddetlenen baş ağrısı ve çarpıntı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede kan basıncı 190/110190/110 mmHg olarak ölçülüyor; hastanın özgeçmişinde daha önce hipertansiyon öyküsü bulunmadığı ve travma öncesi kontrollerinin normal olduğu öğreniliyor. Batın ultrasonografisinde sol böbreği çepeçevre saran, renal parankimi belirgin şekilde dıştan sıkıştıran 55 cm kalınlığında organize subkapsüler hematom saptanıyor. Sağ böbrek ise normal boyut ve yapıdadır. Bu hastada görülen hipertansiyonun en olası patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hematomun yaptığı basının renal perfüzyonu azaltarak renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini aktive etmesi

Cevap

Hematomun yaptığı basının renal perfüzyonu azaltarak renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini aktive etmesi (Page Böbreği mekanizması)
Doğru seçenek, hematomun parankime yaptığı bası sonucu gelişen renal iskemi ve RAAS aktivasyonunu tanımlamaktadır. Bu tablo literatürde 'Page Böbreği' olarak adlandırılır. Hematomun dıştan yaptığı bası, jukstaglomerüler aparatta hipoperfüzyon algısı yaratarak renin salınımını tetikler ve bu da sistemik kan basıncının dramatik şekilde yükselmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın travma öyküsü ve klinik sunumunu analiz et
Travmadan 11 ay sonra başlayan ve ultrasonografide subkapsüler hematomun eşlik ettiği yeni başlangıçlı dirençli hipertansiyon saptandı.
Page böbreği, travma sonrası subkapsüler hematomun böbrek parankimine dıştan bası yaparak iskemiye yol açtığı klasik bir ikincil hipertansiyon nedenidir.
2
Renal parankimal basının hormonal etkisini değerlendir
Bası nedeniyle jukstaglomerüler hücrelerin perfüzyonu azalır ve renin salınımı artar.
Bu durum, deneysel Goldblatt '2-böbrek, 1-klip' modeline benzer şekilde renin-bağımlı bir hipertansiyon oluşturur.
3
Karşı böbreğin fizyolojik yanıtını incele
Sistemik kan basıncı yükseldiğinde normal olan karşı böbrek basınç natriürezi ile sodyum atar.
Bu mekanizma nedeniyle hastada belirgin bir volüm fazlalığı görülmez, hipertansiyon tamamen hormonal (renin) kaynaklıdır.

Anahtar Kavram

Page Böbreği (Page Kidney): Subkapsüler hematomun renal parankimi sıkıştırması sonucu gelişen renin-bağımlı hipertansiyon.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru →

Bilinen periferik arter hastalığı olan 6565 yaşındaki erkek hasta, üç farklı grup antihipertansif ilaç kullanmasına rağmen kontrol altına alınamayan kan basıncı yüksekliği nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenede epigastrik bölgede sistolik ve diyastolik komponenti olan bir üfürüm duyuluyor. Bu hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Renal arter stenozu

Cevap

Dirençli hipertansiyonu ve abdominal üfürümü olan bu hastada en olası tanı renal arter stenozudur.
Doğru seçenek olan renal arter stenozu, özellikle aterosklerotik risk faktörleri olan yaşlı hastalarda dirençli hipertansiyonun en sık sekonder nedenlerinden biridir. Fizik muayenede saptanan epigastrik veya renal loj bölgedeki sistolik-diyastolik üfürüm, bu tanı için patognomonik kabul edilebilecek kadar değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik ve klinik verilerini analiz et.
İleri yaş, aterosklerotik hastalık öyküsü ve dirençli hipertansiyon saptandı.
Sekonder hipertansiyon risk faktörlerini belirlemek için.
2
Fizik muayene bulgusunu yorumla.
Epigastrik bölgedeki sistolik-diyastolik üfürüm, renal arterlerdeki darlığın göstergesidir.
Vasküler üfürümler darlık olan bölgelerdeki türbülan akımı yansıtır.
3
Klinik tabloyu sentezleyerek tanıyı koy.
Aterosklerotik renal arter stenozu.
Dirençli hipertansiyon ve üfürüm kombinasyonu bu tanı için tipiktir.

Anahtar Kavram

Dirençli hipertansiyonu olan hastalarda abdominal üfürüm duyulması, renal arter stenozu için yüksek tanısal değere sahiptir.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru →

Bilateral (iki taraflı) renal arter stenozu saptanan bir hastada, aşağıdaki antihipertansif ilaç gruplarından hangisinin kullanımı intraglomerüler basıncı düşürerek akut böbrek hasarı gelişme riskini en fazla artırır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ACE inhibitörleri

Cevap

ACE inhibitörleri, bilateral renal arter stenozu olan hastalarda efferent arteriolde dilatasyon yaparak filtrasyon basıncını düşürdüğü için böbrek fonksiyonlarında bozulmaya yol açar.
Bilateral renal arter stenozunda, glomerüler filtrasyon basıncının korunması efferent arterioldeki Anjiyotensin II bağımlı vazokonstrüksiyona dayanır. ACE inhibitörleri, Anjiyotensin II üretimini baskılayarak efferent arteriolde vazodilatasyona neden olur. Bu durum intraglomerüler hidrostatik basıncın ani düşmesine ve filtrasyonun durmasına (akut böbrek hasarı) yol açar. Bu nedenle bilateral renal arter stenozu olanlarda bu ilaçlar kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın renal vasküler durumunu analiz edin.
Bilateral (iki taraflı) renal arter stenozu varlığı saptanmıştır.
Böbrek perfüzyonunun her iki tarafta da kısıtlı olduğunu belirlemek, filtrasyon basıncının korunması için gerekli kompanzatuar mekanizmaların anlaşılmasını sağlar.
2
Glomerüler hemodinamik dengeyi değerlendirin.
Düşen afferent perfüzyon basıncına karşılık, efferent arterioldeki vazokonstrüksiyon (Anjiyotensin II etkisi) sayesinde filtrasyon basıncı korunur.
Bu mekanizma, renal arter stenozu varlığında böbrek filtrasyonunun devamlılığı için hayati öneme sahiptir.
3
İlaç etkisini bu mekanizma ile ilişkilendirin.
ACE inhibitörleri Anjiyotensin II oluşumunu engelleyerek efferent arteriolde dilatasyona yol açar.
Efferent direncin kaybı, intraglomerüler hidrostatik basıncın çökmesine ve buna bağlı olarak akut böbrek hasarı (kreatinin artışı) gelişmesine neden olur.

Anahtar Kavram

Bilateral renal arter stenozunda ACE inhibitörü ve ARB kullanımı hemodinamik akut böbrek hasarına yol açabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 12Soru →

7272 yaşında erkek hasta, kararlı (stabil) anjina pektoris nedeniyle yapılan koroner anjiyografi sonrası taburcu ediliyor. İşlemden 44 gün sonra idrar miktarında azalma ve bacaklarda ağrılı cilt döküntüleri şikayeti ile tekrar başvuruyor. Özgeçmişinde yaygın ateroskleroz ve hipertansiyon öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde her iki ayak parmaklarında siyanotik görünüm (mavi parmak sendromu) ve alt ekstremitelerde livedo retikülaris saptanıyor. Kan basıncı 180/100180/100 mmHg ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde eozinofili ve serum kompleman düzeylerinde (C3C3, C4C4) düşüklük saptanan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolesterol emboli sendromu

Cevap

Vasküler girişim öyküsü, livedo retikülaris, eozinofili ve hipokomplemanemi bulguları ile seyreden tablo kolesterol emboli sendromudur.
Hastanın öyküsünde yer alan vasküler girişim (koroner anjiyografi), klinik tablosundaki mavi parmak sendromu ve livedo retikülaris ile laboratuvarındaki eozinofili ve hipokomplemanemi birlikteliği kolesterol emboli sendromu için patognomoniktir. Bu hastalıkta aterosklerotik plaklardan kopan kristaller böbrek arteriollerini ve distal deri damarlarını tıkayarak iskemiye ve inflamasyona yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Tetikleyici faktörü belirle.
Hastada koroner anjiyografi (vasküler girişim) öyküsü mevcuttur.
Kolesterol embolisi sıklıkla anjiyografi veya cerrahi müdahaleler sonrası plakların yerinden oynamasıyla tetiklenir.
2
Sistemik klinik bulguları değerlendir.
Mavi parmak sendromu ve livedo retikülaris saptanmıştır.
Kolesterol kristallerinin distal küçük arterleri tıkaması deri bulgularına yol açar.
3
Laboratuvar bulguları ile tanıyı doğrula.
Eozinofili ve kompleman (C3C3, C4C4) düşüklüğü saptanmıştır.
Kristallerin kompleman sistemini aktive etmesi ve inflamatuar yanıt oluşturması bu laboratuvar tablosunu açıklar.

Anahtar Kavram

Kolesterol kristal embolizasyonu (Ateroembolik böbrek hastalığı), vasküler girişimlerden sonra multisistemik organ hasarı ve dirençli hipertansiyon ile seyreden bir tablodur.
Soru 13Soru →

6262 yaşında, uzun süredir sigara içen ve bilinen periferik arter hastalığı olan erkek hasta; üçlü antihipertansif tedaviye (ACE inhibitörü, kalsiyum kanal blokeri ve diüretik) rağmen kontrol altına alınamayan kan basıncı (175/105175/105 mmHg) nedeniyle değerlendiriliyor. Renal anjiyografisinde sol renal arter proksimalinde %80\%80 darlık saptanıyor. Stenozun fonksiyonel önemini belirlemek amacıyla yapılan renal ven renin örneklemesi (RVRR) sonuçları aşağıdadır:

DamarRenin Düzeyi (ng/mL/saat)
Sol Renal Ven4848
Sağ Renal Ven1616
Vena Kava İnferior (VKI)1616

Bu verilere göre, hastanın durumu ve tedavi beklentisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol renal arterdeki darlık fonksiyonel olarak anlamlıdır ve revaskülarizasyon sonrası kan basıncı kontrolünde belirgin iyileşme beklenir.

Cevap

Sol renal arterdeki darlığın fonksiyonel olarak anlamlı olduğu ve revaskülarizasyon sonrası kan basıncı kontrolünde iyileşme beklendiği söylenebilir.
Renal ven renin oranlarının yorumlanmasında iki temel kriter vardır: 1) Stenotik tarafın sağlam tarafa oranının 1,51,5'tan büyük olması (burada 33); 2) Sağlam tarafın vena kava inferiora oranının yaklaşık 11 olması (baskılanma). Bu hastada her iki kriter de karşılandığı için revaskülarizasyonun başarılı olma olasılığı çok yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Lateralizasyon oranını hesapla
Sol/Sağ renin oranı = 48/16=3,048 / 16 = 3,0
Darlığın olduğu taraftaki renin salınımının karşı tarafa oranının 1,51,5 üzerinde olması fonksiyonel darlık lehinedir.
2
Karşı böbrek baskılanmasını (contralateral suppression) kontrol et
Sağ renal ven / VKI oranı = 16/16=1,016 / 16 = 1,0
Sağm taraftaki renin düzeyinin VKI ile aynı olması (ekstra renin salgılanmaması), o böbreğin sistemik hipertansiyona fizyolojik olarak renin salgısını durdurarak yanıt verdiğini gösterir.
3
Sonuçları sentezle
Hem lateralizasyon (>1,5> 1,5) hem de karşı baskılanma (≈1,0≈ 1,0) mevcuttur.
Bu iki bulgunun bir arada olması, hipertansiyonun tamamen tek taraflı renin bağımlı olduğunu ve revaskülarizasyonun (PTA/stent veya cerrahi) başarı şansının yüksek olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Renal ven renin örneklemesinde (RVRR) kür tahmini kriterleri: Lateralizasyon oranı > 1,5 ve karşı taraf renin baskılanması.

Daha Fazla Pratik

Bilateral renal arter darlığında ACE inhibitörü kullanımının neden akut böbrek hasarına yol açabileceği mekanizmasını (efferent arteriol tonusu) gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

VKI değerini referans alarak darlığın şiddetini dolaylı yoldan tahmin edebilirsiniz. (Stenotik taraf - VKI) / VKI formülü ile de stenotik böbreğin hipersekresyonu doğrulanabilir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 14Soru →

62 yaşında kadın hasta, son altı ay içinde üç kez ani gelişen akciğer ödemi (flash pulmonary edema) tablosu ile acil servise başvurmuştur. Hastanın öyküsünde bilinen koroner arter hastalığı olmadığı, ancak uzun süredir hipertansiyon nedeniyle çoklu ilaç tedavisi aldığı öğrenilmiştir. Ataklar dışında yapılan ekokardiyografide sol ventrikül sistolik fonksiyonları korunmuş (EF %60) ve ciddi kapak patolojisi izlenmemiştir. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 1.4 mg/dL ve potasyum 4.2 mEq/L saptanmıştır. Bu klinik tabloyu açıklayan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilateral aterosklerotik renal arter stenozu

Cevap

Bilateral aterosklerotik renal arter stenozu
Soruda tarif edilen klinik tablo 'Flash Pulmonary Edema' (Ani Akciğer Ödemi) olarak bilinir ve bilateral renal arter stenozunun (veya soliter böbrekte stenozun) en karakteristik klinik bulgularından biridir. Sistolik fonksiyonun (EF) normal olması primer pompa yetersizliğini dışlar. İleri yaş (62 yaş) ve hipertansiyon öyküsü, etyolojinin Fibromusküler Displazi'den (genç kadınlar) ziyade aterosklerotik olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta 62 yaşında (ileri yaş), hipertansif ve tekrarlayan ani akciğer ödemi (flash pulmonary edema) atakları geçiriyor.
Semptomlar ve demografik veriler ayırıcı tanı için kritik ipuçları taşır.
2
Kardiyak nedenleri dışla
Ekokardiyografide EF %60 (korunmuş) ve kapak patolojisi yok.
Akciğer ödeminin en sık nedeni olan sistolik kalp yetersizliği veya kapak hastalıkları dışlanmıştır.
3
Sendromu tanı
Korunmuş LV fonksiyonuna rağmen gelişen tekrarlayan akciğer ödemi (Pickering sendromu), bilateral renal arter stenozunun (veya tek böbrekli hastada darlığın) en tipik klinik yansımasıdır.
Renal hipoperfüzyona bağlı aşırı renin-anjiyotensin-aldosteron aktivasyonu ve volüm yüklenmesi bu tabloya yol açar.
4
Etyolojiyi belirle (Ateroskleroz vs FMD)
Hasta 62 yaşında olduğu için aterosklerotik zemin, fibromusküler displaziye (genç kadın hastalığı) göre çok daha olasıdır.
Yaş faktörü renal arter stenozunun alt tipini belirlemede ana kriterdir.

Anahtar Kavram

Pickering Sendromu (Flash Pulmonary Edema)

İpuçları

1
Hastanın kalbinin pompalama gücü (EF) normal olmasına rağmen akciğerleri su topluyor.
2
Bu duruma 'Flash Pulmonary Edema' denir ve genellikle böbrek damarlarındaki soruna işaret eder.
3
Yaşlı hastalarda bu durumun en sık nedeni damar sertliğine bağlı darlıklardır.

Daha Fazla Pratik

Renal arter stenozunda ACE inhibitörü kullanımının kreatinin üzerindeki etkilerini sorgulayan bir vaka çalışması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru →

4545 yaşında, tip 22 diabetes mellitus tanısıyla takip edilen bir hastanın rutin kontrollerinde kan basıncı 150/95150/95 mmHg, idrar tetkikinde ise belirgin albüminüri saptanmıştır. Bu hastada hipertansiyon tedavisi başlanırken, hem kan basıncı kontrolü hem de renal koruma sağlamak amacıyla ilk tercih edilmesi gereken ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri

Cevap

Diyabet ve albüminürisi olan hipertansif hastalarda ilk tercih edilmesi gereken ilaç grubu anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleridir.
Diyabetik hastalarda eşlik eden albüminüri veya kronik böbrek hastalığı varlığında, anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri (veya anjiyotensin reseptör blokerleri - ARB) ilk tercih edilen antihipertansif gruptur. Bu ilaçlar, efferent arteriolde dilatasyon sağlayarak intraglomerüler kapiller basıncı düşürür ve filtrasyonu azaltmadan proteinüriyi kontrol altına alır, böylece böbrek fonksiyonlarının kaybını geciktirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut komorbid durumlarını belirle.
Hasta tip 22 diyabetik ve hipertansif, ayrıca idrarında albüminüri mevcut.
Tedavi seçimi hastanın eşlik eden hastalıklarına göre yapılmalıdır.
2
Albüminüri varlığının klinik önemini değerlendir.
Albüminüri, diyabetik nefropatinin bir göstergesidir ve renal hasarı işaret eder.
Renal hasarı olan hastalarda sadece kan basıncını düşürmek değil, aynı zamanda böbreği korumak (renoproteksiyon) esastır.
3
Renal koruyucu etkisi kanıtlanmış ilk basamak antihipertansif grubu seç.
ACE inhibitörleri veya ARB'ler bu grupta ilk tercihtir.
Bu ilaçlar efferent arteriolde vazodilatasyon yaparak intraglomerüler basıncı ve proteinüriyi azaltır.

Anahtar Kavram

Diyabetik nefropatide ACE inhibitörlerinin renoprotektif etkisi.

Daha Fazla Pratik

Bilateral renal arter darlığı olan hastalarda ACE inhibitörü kullanımının etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 16Soru →

58 yaşında erkek hasta, son 6 ay içinde üç kez ani gelişen nefes darlığı şikayetiyle acil servise başvurmuş ve her seferinde akut akciğer ödemi tanısıyla tedavi edilmiştir. Hastanın öyküsünde koroner arter hastalığı veya bilinen kalp yetersizliği bulunmamaktadır. 12 yıldır hipertansiyon tanısı olan hastanın, diüretik dahil dört farklı antihipertansif ilaç kullanmasına rağmen kan basıncının poliklinik kontrollerinde 160/95 mmHg civarında seyrettiği öğrenilmiştir. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde raller duyulmakta, batında üfürüm alınmamaktadır. Yapılan ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %65 (normal) ölçülmüş ve orta derecede konsantrik sol ventrikül hipertrofisi saptanmıştır. Serum kreatinin değeri 1.7 mg/dL, potasyum düzeyi 4.1 mEq/L'dir. Bu hastada mevcut klinik tabloyu en iyi açıklayan tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilateral renal arter darlığı

Cevap

Bilateral renal arter darlığı, 'flash' (ani) akciğer ödemi ve dirençli hipertansiyon tablosunun en olası nedenidir.
Soruda tarif edilen klinik tablo 'Flash Akciğer Ödemi' veya Pickering Sendromu olarak bilinir. Bilateral renal arter darlığı (veya tek işleyen böbrekte darlık) olan hastalarda, renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin aktivasyonu ve basınç natriürezinin bozulması sonucu ani sıvı yüklenmesi ve şiddetli vazokonstriksiyon (artmış afterload) gelişir. Bu durum, sol ventrikül sistolik fonksiyonları (EF) normal olsa bile akut akciğer ödemine yol açar. Dirençli hipertansiyon ve hafif kreatinin yüksekliği tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Dirençli hipertansiyon, tekrarlayan akut akciğer ödemi atakları, normal sistolik fonksiyon (EF %65) ve hafif böbrek yetmezliği.
Semptomlar spesifik bir sendroma işaret etmektedir.
2
Ayırıcı tanıyı değerlendir
Kalp yetersizliği (sistolik) dışlandı (EF normal). Hipervolemik durumlar dışlandı (diüretik alıyor, ödemler 'flash' tarzında).
Kardiyak nedenlerin yokluğunda vasküler nedenler ön plana çıkar.
3
Pickering Sendromu ile eşleştir
Bilateral renal arter darlığında veya tek böbrekli hastalarda renal arter darlığında görülen, sıvı retansiyonu ve artmış afterload'a bağlı ani akciğer ödemi tablosudur.
Bu tablo bilateral renal arter darlığı için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Bilateral renal arter darlığı, sistolik fonksiyonun korunduğu hastalarda tekrarlayan 'flash' akciğer ödeminin (Pickering Sendromu) önemli bir nedenidir.

İpuçları

1
Hastanın kalp fonksiyonlarının normal (EF %65) olduğuna dikkat edin; bu durum sorunun kalpten ziyade hemodinamik veya vasküler bir yüklenmeye bağlı olduğunu düşündürür.
2
Dirençli hipertansiyonu olan bir hastada açıklanamayan ve tekrarlayan akut akciğer ödemi (flash pulmonary edema), böbrek damarlarını ilgilendiren spesifik bir patolojinin klasik bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

Bilateral renal arter darlığı olan bu hastada hangi antihipertansif ilaç grubunun akut böbrek yetmezliğine yol açabileceğini sorgulayan bir soru çalışılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru →

3434 yaşında kadın hasta, dirençli hipertansiyon (165/105165/105 mmHg) nedeniyle tetkik ediliyor. Özgeçmişinde sigara öyküsü bulunmayan hastanın, üçlü antihipertansif tedaviye rağmen kan basıncı hedeflenen değerlere ulaşılamamıştır. Fizik muayenede sağ renal lojda sistolik bir üfürüm saptanıyor. Renal arter anjiyografisinde sağ renal arterin orta ve distal segmentlerinde "tesbih tanesi" (string of beads) görünümü veren çok sayıda anevrizmatik genişleme ve aralarda darlıklar izleniyor. Bu hasta için en olası histopatolojik süreç ve ilk seçenek tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medial fibroplazi - Perkütan translüminal anjiyoplasti

Cevap

En olası süreç medial fibroplazi olup, ilk seçenek tedavi yaklaşımı perkütan translüminal anjiyoplastidir.
Dirençli hipertansiyonu olan genç bir kadın hastada, renal arterin orta ve distal segmentlerini tutan 'tesbih tanesi' görünümü fibromüsküler displazinin (FMD) en sık tipi olan medial fibroplazi için tanısal bir bulgudur. Bu hastalarda revaskülarizasyon gerektiğinde ilk seçenek, stent içermeyen perkütan translüminal anjiyoplastidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Genç kadın hasta, dirençli HT ve abdominal üfürüm varlığı Fibromüsküler Displazi (FMD) olasılığını güçlendirir.
Sekonder hipertansiyon nedenleri arasında FMD, genç kadın popülasyonunda ön planda düşünülmelidir.
2
Anjiyografik bulguyu yorumla
Orta-distal segmentteki 'tesbih tanesi' görünümü medial fibroplazi tipini işaret eder.
Medial fibroplazi, arter duvarındaki kolajen düzensizliği nedeniyle anevrizmatik genişlemelere ve daralmalara yol açarak bu spesifik radyolojik görüntüyü oluşturur.
3
Tedavi planını belirle
Revaskülarizasyon için perkütan translüminal anjiyoplasti (PTA) planlanır.
FMD'de PTA başarısı çok yüksektir ve aterosklerotik vakaların aksine genellikle stentleme gerektirmez.

Anahtar Kavram

Fibromüsküler Displazi (FMD) alt tipleri ve tedavi yönetimi
Soru 18Soru →

5858 yaşında erkek hasta, son 66 aydır evde yapılan ölçümlerde kan basıncının 160/100160/100 mmHg civarında seyretmesi şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmıyor ve her iki renal arter lojunda üfürüm duyulmuyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 1.21.2 mg/dL ve serum potasyum düzeyi 4.24.2 mEq/L olarak bulunuyor. Hastaya antihipertansif tedavi olarak ramipril 55 mg/gün başlanıyor. Tedavinin 1010. gününde yapılan kontrolde kan basıncı 132/82132/82 mmHg, serum kreatinin düzeyi 1.51.5 mg/dL ve serum potasyum düzeyi 4.54.5 mEq/L saptanıyor. Bu aşamada en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ramipril tedavisine mevcut dozda devam edilir.

Cevap

Ramipril tedavisine mevcut dozda devam edilmesi en uygun yaklaşımdır çünkü kreatinin artışı %30'luk kabul edilebilir sınırın altındadır.
ACE inhibitörleri ve ARB'ler, renal eferent arteriyollerde dilatasyon yaparak intraglomerüler filtrasyon basıncını azaltırlar. Bu mekanizma serum kreatinin düzeyinde bazal değere göre %30\%30'a kadar bir artışa yol açabilir. Hastada kreatinin artışı %25\%25 düzeyinde kaldığı ve eşlik eden hiperkalemi olmadığı için tedaviye aynı dozda devam edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal ve tedavi sonrası serum kreatinin düzeylerini karşılaştırarak artış oranını hesaplayınız.
Artış: 1.5−1.2=0.31.5 - 1.2 = 0.3 mg/dL. Oran: (0.3/1.2)×100=%25(0.3 / 1.2) \times 100 = \%25.
ACE inhibitörü veya ARB kullanımında GFR'deki fonksiyonel değişikliği değerlendirmek için yüzde hesaplaması gereklidir.
2
Hesaplanan artış oranını klinik kılavuzlarda belirtilen eşik değer ile kıyaslayınız.
%25<%30\%25 < \%30 olduğu saptanmıştır.
KDIGO ve AHA/ACC kılavuzlarına göre, ACE inhibitörü/ARB başlandıktan sonra kreatininde %30\%30'a kadar olan artışlar stabil kabul edilir.
3
Serum potasyum düzeyini ve kan basıncı kontrolünü değerlendiriniz.
Potasyum (4.54.5 mEq/L) normal sınırlardadır ve kan basıncı kontrol altına alınmıştır.
Hiperkalemi yoksa ve artış %30 altındaysa ilaca devam edilir; bu durum eferent arteriyol dilatasyonuna bağlı beklenen bir etkidir.

Anahtar Kavram

ACE inhibitörü ve ARB kullanımı sırasında, eferent arteriyollerin vazodilatasyonu sonucunda intraglomerüler basınç düşer. Bu durum, serum kreatinin düzeyinde %30\%30'a kadar hafif bir artışa (fizyolojik GFR düşüşü) neden olabilir ve bu artış ilacın kesilmesini gerektirmez.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru →

54 yaşında erkek hasta, ani başlayan sol yan ağrısı ve bulantı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir hastalık öyküsü yok. Fizik muayenede kan basıncı 175/100 mmHg, nabız 104/dk ve ritmik olmayan (düzensiz) yapıda, ateş 36.8°C olarak ölçülüyor. Batın muayenesinde sol kostovertebral açı hassasiyeti saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin 1.2 mg/dL, laktat dehidrogenaz (LDH) 1450 U/L (N: 125-220), idrar mikroskopisinde her sahada 15-20 eritrosit görülüyor, lökosit izlenmiyor. Çekilen kontrastsız batın tomografisinde üriner sistemde taş veya hidronefroz saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Renal arter embolisi

Cevap

Renal arter embolisi
Hastada atriyal fibrilasyonu düşündüren düzensiz nabız öyküsü mevcuttur. Ani başlayan yan ağrısı, hematüri ve özellikle belirgin LDH yüksekliği (>1000 U/L) renal arter embolisine bağlı renal enfarktüsü işaret eder. İskemiye yanıt olarak renin salınımının artması akut hipertansiyona (175/100 mmHg) neden olmuştur. Kontrastsız tomografide taş görülmemesi nefrolitiyazisi dışlar.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörlerini belirle
Düzensiz nabız (nabız 104/dk, aritmik) muhtemel Atriyal Fibrilasyonu işaret eder.
Atriyal fibrilasyon, sistemik tromboembolizm (renal arter embolisi) için en önemli risk faktörüdür.
2
Klinik ve laboratuvar bulgularını sentezle
Ani yan ağrısı, hematüri ve izole LDH yüksekliği (Taş yok).
Böbrek enfarktüsü doku nekrozuna neden olduğu için serum LDH düzeyini belirgin şekilde yükseltir (genellikle >1000 U/L).
3
Ayırıcı tanıyı yap
Tomografide taş yok, idrarda lökosit yok (enfeksiyon değil).
Taşın olmaması ve pyürinin yokluğu kolik ve piyelonefriti dışlar; tablo renal enfarktüs ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Renal arter embolisi (renal enfarktüs); atriyal fibrilasyon gibi embolik kaynağı olan hastalarda ani yan ağrısı, hematüri ve belirgin LDH yüksekliği ile karakterizedir.
Soru 20Soru →

2828 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden dirençli baş ağrısı ve poliklinikte yapılan ölçümlerde kan basıncının 170/110170/110 mmHg saptanması üzerine başvuruyor. Özgeçmişinde herhangi bir özellik saptanmayan hastanın fizik muayenesinde epigastrik bölgede sistolik bir üfürüm duyuluyor. Renal arter anjiyografisinde renal arterlerin distal 2/32/3’lük kısmında "tespih tanesi" (beads-on-a-string) görünümü veren ardışık daralma ve genişlemeler izleniyor.

Bu hastada en olası tanı olan fibromusküler displazi (FMD) ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalığın en sık görülen histolojik alt tipi medial fibroplazidir.

Cevap

Fibromusküler displazinin en sık görülen histolojik alt tipi medial fibroplazidir.
Fibromusküler displazi (FMD), non-aterosklerotik ve non-inflamatuar bir vasküler hastalıktır. Vakaların büyük çoğunluğunda (%75-80) patolojik süreç medial tabakayı tutan 'medial fibroplazi' şeklindedir. Bu tip, anjiyografide darlıklar ve anevrizmatik genişlemelerin ardışık gelmesiyle oluşan klasik 'tespih tanesi' görünümünden sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Genç kadın hasta, ciddi HT, abdominal üfürüm ve anjiyografide distal renal arterde 'tespih tanesi' görünümü saptandı.
Bu bulgular renovasküler hipertansiyonun en sık ikinci nedeni olan Fibromusküler Displazi'ye (FMD) işaret eder.
2
FMD'nin anatomik ve histolojik özelliklerini analiz et.
FMD genellikle arterlerin orta ve distal kesimlerini tutar ve en sık 'medial fibroplazi' tipinde görülür.
Aterosklerotik darlıklardan farklı olarak proksimal değil, distal yerleşimlidir.
3
Tedavi ve hedefleri belirle.
PTRA ilk seçenek girişimsel tedavidir ve stent gereksinimi düşüktür. Kan basıncı hedefleri ise komorbiditeye göre (DM varlığında <120 mmHg) belirlenir.
Genç hastalarda kür şansı yüksek olduğu için PTRA ön plandadır.

Anahtar Kavram

Fibromusküler Displazi (FMD) özellikleri: Genç kadın, distal tutulum, medial fibroplazi ve PTRA başarısı.

Daha Fazla Pratik

FMD saptanan bir hastada karotis ve intrakraniyal arterlerde de tutulum olabileceğini ve en az bir kez tüm vücut vasküler taraması (baş-pelvis arası) yapılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 3Sonraki