Paraneoplastik Sendromlar

56 soru

Soru 41Soru

45 yaşında bir kadın hasta, yaklaşık 2 yıldır devam eden yaygın kemik ağrıları ve giderek artan proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde özellik saptanmıyor. Fizik muayenede yürüme güçlüğü ve kas gücü kaybı (4/5) gözleniyor.

Laboratuvar tetkiklerinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum8.8 mg/dL8.5 - 10.5
Serum Fosfor1.6 mg/dL2.5 - 4.5
Alkalen Fosfataz (ALP)480 U/L40 - 130
Parathormon (PTH)60 pg/mL15 - 65
25-OH Vitamin D32 ng/mL>20
1,25-OH Vitamin DDüşük
İdrar FosforuYüksek

Radyolojik incelemelerde kemiklerde yaygın demineralizasyon ve psödokırık hatları (Looser zonları) izleniyor. Yapılan detaylı taramada yumuşak dokuda küçük, benign görünümlü bir mezenkimal tümör saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tablonun etyopatogenezinde rol oynayan en olası paraneoplastik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümör kaynaklı Fibroblast Büyüme Faktörü-23 (FGF-23) aşırı üretimi

Cevap

Tümör kaynaklı Fibroblast Büyüme Faktörü-23 (FGF-23) aşırı üretimi
Vaka, 'Tümörün İndüklediği Osteomalazi' (Onkojenik Osteomalazi) tablosudur. Genellikle benign mezenkimal tümörlerden (hemanjioperisitoma, fibrom vb.) salgılanan FGF-23 (Fibroblast Growth Factor 23), 'fosfatonin' etkisi gösterir. FGF-23'ün iki temel etkisi vardır: 1) Proksimal tübülden fosfor geri emilimini engeller (Fosfatüri -> Hipofosfatemi). 2) 1-alfa hidroksilaz enzimini inhibe eder (Düşük 1,25-OH Vit D). Sonuçta kemik mineralizasyonu bozulur (Osteomalazi) ve psödokırıklar gelişir. Kalsiyum genellikle normaldir çünkü PTH ikincil olarak hafif yükselebilir ve kalsiyumu dengeler.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularını analiz et
Hipofosfatemi (1.6 mg/dL), Normokalsemi (8.8 mg/dL), Yüksek ALP, Düşük 1,25-OH Vit D, İdrarda fosfor kaybı (Fosfatüri).
Bu profil, fosforun böbreklerden kaybedildiğini (renal wasting) ve normal 25-OH Vit D'ye rağmen aktif formun (1,25-OH) sentezlenemediğini gösterir.
2
Klinik tabloyu değerlendir
Yaygın kemik ağrısı, proksimal kas güçsüzlüğü, radyolojide psödokırıklar (Looser zonları).
Bu bulgular 'Osteomalazi' tanısı ile uyumludur. Erişkin çağda başlayan ve mezenkimal tümörle ilişkili olan bu tablo 'Tümörün İndüklediği Osteomalazi'dir (TİO).
3
Paraneoplastik nedenleri ele
FGF-23 (Fosfatonin) aşırı üretimi.
FGF-23, böbrek proksimal tübülünde Na-Pi kotransporterlarını inhibe ederek fosfatüri yapar; aynı zamanda 1-alfa hidroksilazı inhibe ederek 1,25-OH D vitamini düzeyini düşürür. Bu ikili etki, tanının anahtarıdır.

Anahtar Kavram

Tümör İndüklü Osteomalazi (Onkojenik Osteomalazi)

İpuçları

1
Laboratuvar tablosunda en dikkat çekici bulgu, kalsiyumun normal olmasına rağmen fosforun aşırı düşük (1.6 mg/dL) olmasıdır.
2
Normalde hipofosfatemi olduğunda böbrekte telafi mekanizması olarak D vitamini aktivasyonu artmalıdır; ancak bu hastada aktif D vitamini (1,25-OH) paradoksik olarak düşüktür.
3
Bu tabloya 'Fosfatonin' adı verilen ve böbrekten fosfor atılımını artırırken D vitamini aktivasyonunu baskılayan bir madde (FGF-23) neden olmaktadır.

Daha Fazla Pratik

Primer Hiperparatiroidizm ile TİO laboratuvar ayrımını (Kalsiyum ve 1,25-OH D vit düzeyleri üzerinden) gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 42Soru

56 yaşında, 5050 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son birkaç aydır bacaklarında giderek artan halsizlik, merdiven çıkmada zorlanma, ağız kuruluğu ve erektil disfonksiyon şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede proksimal kas gruplarında güçsüzlük saptanıyor; derin tendon refleksleri (DTR) başlangıçta alınamıyor ancak hastanın kaslarını birkaç saniye maksimal kasmasını takiben yapılan muayenede reflekslerin geri döndüğü ve kas gücünün arttığı (post-tetanik fasilitasyon) gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum, magnezyum ve kreatin kinaz (CK) düzeyleri normal saptanıyor. Toraks tomografisinde hiler yerleşimli, santral kitle izlenen bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Presinaptik voltaj bağımlı P/Q tipi kalsiyum kanallarına karşı antikor gelişimi

Cevap

Presinaptik voltaj bağımlı P/Q tipi kalsiyum kanallarına karşı antikor gelişimi
Vakadaki proksimal güçsüzlük, azalmış derin tendon reflekslerinin egzersizle geri dönmesi ve eşlik eden otonomik bulgular (ağız kuruluğu, erektil disfonksiyon) tipik bir Lambert-Eaton Myastenik Sendromu tablosudur. Bu sendromun temel mekanizması, presinaptik uçta bulunan voltaj bağımlı P/Q tipi kalsiyum kanallarına karşı oluşan otoantikorlardır. Bu durum asetilkolin salınımını bozarak nöromüsküler iletiyi engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Proksimal kas güçsüzlüğü, ağız kuruluğu (otonom bulgu) ve post-tetanik fasilitasyon saptandı.
DTR'lerin egzersizle geri dönmesi ve otonomik semptomlar Lambert-Eaton Sendromu (LEMS) için karakteristiktir.
2
Tümör ve sendrom ilişkisini kur
Ağır sigara öyküsü ve hiler kitle varlığı, Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (KHAK) zemininde gelişen bir tabloyu düşündürür.
LEMS olgularının yaklaşık %50-60'ı malignite ile ilişkilidir ve bunların büyük çoğunluğu KHAK'tır.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Tanı LEMS; mekanizma ise presinaptik P/Q tipi voltaj bağımlı kalsiyum kanallarıdır (VGCC).
Bu kanallar bloke edildiğinde, sinir uyarısı geldiğinde içeri kalsiyum giremez ve asetilkolin vezikülleri boşalamaz.

Anahtar Kavram

Lambert-Eaton Myastenik Sendromu (LEMS) Patofizyolojisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 43Soru

68 yaşında, 5050 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son bir aydır artan halsizlik, kabızlık, aşırı su içme ve sık idrara çıkma şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde kalsiyum düzeyi 13.2mg/dL13.2 \, mg/dL (normal: 8.510.58.5-10.5), fosfor düzeyi 2.1mg/dL2.1 \, mg/dL (normal: 2.54.52.5-4.5) ve paratiroid hormon (PTH) düzeyi baskılanmış olarak saptanıyor. Akciğer grafisinde hiler bölgede (santral) kitle izlenen bu hastada, mevcut klinik tabloya neden olan en olası akciğer kanseri tipi hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yassı (skuamöz) hücreli karsinom

Cevap

Hiperkalsemi ve düşük fosfor bulguları eşliğinde santral kitle izlenen sigara içicisi bir hastada en olası tanı yassı (skuamöz) hücreli karsinomdur.
Hastadaki hiperkalsemi, hipofosfatemi ve baskılanmış PTH bulguları, tümörden salgılanan PTHrP (paratiroid hormon benzeri protein) varlığını kanıtlamaktadır. Bu paraneoplastik tablo, akciğer maligniteleri arasında en sık santral yerleşimli yassı (skuamöz) hücreli karsinomda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtileri ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Poliüri, polidipsi ve kabızlık hiperkalsemiyi; yüksek kalsiyum, düşük fosfor ve baskılanmış PTH ise paratiroid dışı (paraneoplastik) bir hiperkalsemiyi işaret eder.
Maligniteye bağlı hiperkalsemide genellikle tümörden salgılanan PTHrP etkindir ve bu durum kemik/böbrek üzerinde PTH etkisini taklit ederek PTH'ı baskılar.
2
Akciğer kanseri tipi ile paraneoplastik sendromu eşleştir.
Santral yerleşimli tümör ve hiperkalsemi birlikteliği yassı hücreli karsinomu gösterir.
Yassı hücreli akciğer kanseri, PTHrP (paratiroid hormon benzeri protein) salgılamasıyla bilinen en karakteristik tümördür.

Anahtar Kavram

Akciğer kanserlerinde paraneoplastik sendrom-histoloji eşleşmesi (Skuamöz hücreli CA -> Hiperkalsemi).
Soru 44Soru

66 yaşında erkek hasta, 5050 paket-yıl sigara öyküsü ile başvuruyor. Son bir haftadır giderek artan halsizlik, iştahsızlık, ağız kuruluğu ve günlük idrar miktarında belirgin artış tarifliyor. Akciğer grafisinde sol hiler bölgede 44 cm çapında kitle izleniyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 13.513.5 mg/dL (N: 8.510.58.5-10.5), serum fosfor düzeyi 2.22.2 mg/dL (N: 2.54.52.5-4.5) ve PTH düzeyi <5<5 pg/mL (N: 156515-65) olarak saptanıyor.

Bu hastada saptanan klinik ve laboratuvar bulguları eşliğinde, akciğerdeki kitlenin en olası histopatolojik tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skuamöz (yassı) hücreli karsinom

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları Skuamöz (yassı) hücreli karsinom ile uyumludur.
Doğru yanıt olan Skuamöz hücreli karsinom, humoral hiperkalseminin en sık nedenidir. Bu tümörlerden salgılanan PTHrP (Paratiroid hormon ilişkili protein), PTH reseptörlerini aktive ederek kemik yıkımını artırır ve böbrekten kalsiyum geri emilimini artırıp fosfor atılımını uyarır. Sonuçta yüksek kalsiyum ve düşük fosfor izlenirken, negatif geri bildirim nedeniyle gerçek PTH seviyeleri baskılanır. Klinik olarak dehidratasyon, poliüri (nefrojenik diyabetes insipidus benzeri etki) ve halsizlik görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Elektrolit bozukluğunun belirlenmesi
Serum kalsiyumunun yüksek (13.513.5 mg/dL) ve fosforun düşük (2.22.2 mg/dL) olduğu saptandı.
Hiperkalsemi ve hipofosfatemi tablosu PTH etkisini veya PTH benzeri bir etkiyi düşündürür.
2
Paratiroid hormon (PTH) düzeyinin değerlendirilmesi
PTH düzeyi baskılanmış (<5<5 pg/mL) olarak bulundu.
PTH'nın düşük olması, hiperkalseminin primer hiperparatiroidizmden değil, paratiroid dışı bir kaynaktan (paraneoplastik süreç) kaynaklandığını kanıtlar.
3
Klinik-patolojik eşleştirme
Sigara içen bir hastada hiler kitle ve PTHrP aracılı humoral hiperkalsemi tablosu saptandı.
Akciğerin skuamöz hücreli karsinomu, PTHrP sekresyonuna bağlı Humoral Hiperkalsemi (HHM) yapan en tipik tümördür.

Anahtar Kavram

Paraneoplastik Humoral Hiperkalsemi (HHM) ve Skuamöz Hücreli Akciğer Kanseri İlişkisi
Soru 45Soru

64 yaşında, 5555 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; yaklaşık 22 aydır giderek artan ellerde ve ayaklarda uyuşma, yanma tarzında ağrı ve dengesizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde vibrasyon ve pozisyon duyusunda belirgin azalma, duyusal ataksi ve derin tendon reflekslerinde (DTR) yaygın arefleksi saptanıyor; ancak motor güç tam (5/55/5) olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemesinde sodyum: 138mEq/L138 mEq/L, kalsiyum: 9.4mg/dL9.4 mg/dL ve glukoz: 95mg/dL95 mg/dL saptanıyor. Toraks BT'de sol hiler bölgede 3cm3 cm boyutunda, düzensiz sınırlı kitle izleniyor. Bu klinik tabloya göre, en olası primer tanı ve saptanması beklenen paraneoplastik antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli akciğer kanseri - Anti-Hu (ANNA-1)

Cevap

Küçük hücreli akciğer kanseri tanısı konulan bir hastada görülen duyusal nöronopati tablosuna eşlik eden en olası antikor Anti-Hu (ANNA-1) antikorudur.
Hastanın subakut başlangıçlı ağrılı duyusal nöropatisi, derin duyu kaybı ve arefleksisi olması, motor gücün ise korunması 'Paraneoplastik Duyusal Nöronopati' tablosunu tanımlar. Bu tablo en sık Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (KHAK) ile ilişkilidir ve bu hastalarda %90'ın üzerinde Anti-Hu (ANNA-1) antikor pozitifliği saptanır. KHAK, nöroendokrin kökenli olması nedeniyle en fazla paraneoplastik sendrom oluşturan akciğer kanseridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların ve muayene bulgularının analizi
Duyusal nöronopati (subakut duyusal nöronopati)
Ağrılı parestezi, derin duyu kaybı (vibrasyon/pozisyon), duyusal ataksi ve arefleksi varken motor gücün korunması bu sendromu tanımlar.
2
Risk faktörleri ve görüntüleme bulgularının değerlendirilmesi
Akciğer kanseri şüphesi
Yoğun sigara öyküsü ve hiler yerleşimli kitle, akciğer kanserini (özellikle santral yerleşimli tipleri) düşündürür.
3
Paraneoplastik sendrom ile malignite tipinin eşleştirilmesi
Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK)
KHAK, nörolojik paraneoplastik sendromların (nöronopati, Lambert-Eaton, ensefalit) en sık görüldüğü akciğer kanseri tipidir.
4
Spesifik paraneoplastik antikorun belirlenmesi
Anti-Hu (ANNA-1) pozitifliği
Anti-Hu antikoru, KHAK ile ilişkili duyusal nöronopati ve limbik ensefalit tablolarında en spesifik biyobelirteçtir.

Anahtar Kavram

Paraneoplastik Nörolojik Sendromlar ve Malignite İlişkisi
Soru 46Soru

5252 yaşında kadın hasta, son 33 aydır her iki üst göz kapağında morumsu döküntü, ellerinin sırtında kızarıklık ve özellikle sandalyeden kalkarken zorlanma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede periorbital ödem eşliğinde heliotrop döküntü ve el eklemleri üzerinde viyole renkli papüller (Gottron papülleri) gözleniyor. Proksimal kas gücü 3/53/5 olarak değerlendirilen hastanın laboratuvar testlerinde serum kreatin kinaz (CKCK) düzeyi belirgin yüksek saptanıyor. Bu klinik tabloya eşlik eden paraneoplastik bir süreç varlığında, bu hasta grubu için taranması gereken en olası malignite aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Over kanseri

Cevap

Dermatomiyozit tablosuna sahip bir kadın hastada paraneoplastik süreç araştırılırken en sık beklenen malignite over kanseridir.
Dermatomiyozit (DM), deri bulguları (heliotrop döküntü, Gottron papülleri) ve proksimal kas güçsüzlüğü ile seyreden enflamatuar bir miyopatidir. Erişkinlerde DM tanısı konduğunda, altta yatan gizli bir malignite (paraneoplastik DM) olma olasılığı yüksektir. Kadın hastalarda bu tabloya en sık eşlik eden malignite over (yumurtalık) kanseridir. Bu nedenle tanı anında kapsamlı malignite taraması yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Heliotrop döküntü, Gottron papülleri ve proksimal kas güçsüzlüğü dermatomiyozit (DM) tanısını düşündürür.
Bu bulgular DM için patognomonik ve tipik deri/kas bulgularıdır.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
Yüksek kreatin kinaz (CKCK) düzeyi aktif miyozit varlığını destekler.
DM tanısında kas enzimlerinin yükselmesi tanısal kriterlerden biridir.
3
Malignite ilişkisini kur.
Erişkin yaşta ortaya çıkan dermatomiyozit vakalarının yaklaşık %2025\%20-25'i paraneoplastik kökenlidir.
DM, solid organ maligniteleri ile güçlü bir paraneoplastik ilişkiye sahiptir.
4
Cinsiyet ve yaşa özgü en sık maligniteyi belirle.
DM'li kadınlarda over kanseri en sık eşlik eden malignitedir (erkeklerde akciğer ve mide kanseri daha ön plandadır).
Epidemiyolojik veriler kadın DM hastalarında over kanseri taramasının önceliğini vurgular.

Anahtar Kavram

Dermatomiyozit-Malignite İlişkisi
Soru 47Soru

6161 yaşında, 4545 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son iki aydır bacaklarının üst kısmında giderek artan güçsüzlük ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetiyle başvuruyor. Hasta, sabahları hareket etmekte zorlandığını ancak yürüdükçe ve gün içinde hareket ettikçe şikayetlerinin bir miktar hafiflediğini ifade ediyor. Fizik muayenesinde ağız kuruluğu saptanıyor; patella refleksleri başlangıçta alınamıyor, ancak hastadan bacak kaslarını 1010 saniye boyunca maksimal seviyede kasması istendikten sonra reflekslerin geri döndüğü gözleniyor. Akciğer grafisinde sol hiler bölgede 33 cm çapında kitle izleniyor.

Bu klinik tabloya neden olan paraneoplastik sendrom ve en olası eşlik eden akciğer kanseri tipi aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lambert-Eaton Miyastenik Sendromu - Küçük hücreli akciğer karsinomu

Cevap

Lambert-Eaton Miyastenik Sendromu - Küçük hücreli akciğer karsinomu
Lambert-Eaton Miyastenik Sendromu'nda (LEMS), presinaptik kalsiyum kanallarına karşı antikorlar mevcuttur. Egzersiz veya ardışık uyarılar sinir ucunda kalsiyum birikimine neden olarak geçici olarak asetilkolin salınımını artırır ve güçsüzlükte düzelme ile reflekslerin geri dönmesini sağlar. Bu tablo en sık küçük hücreli akciğer kanseri olan hastalarda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Proksimal kas güçsüzlüğü, ağız kuruluğu (otonomik bulgu) ve egzersizle düzelme (fasilitasyon).
Hastanın yürüdükçe şikayetlerinin azalması ve reflekslerin kasılma sonrası geri dönmesi Lambert-Eaton sendromuna işaret eder.
2
Tanısal bulgunun belirlenmesi
Derin tendon reflekslerinin (DTR) post-tetanik fasilitasyonu.
DTR'lerin başlangıçta alınamaması ancak egzersizle dönmesi LEMS için patognomoniktir; Miyastenia Gravis'te refleksler normaldir.
3
Malignite ilişkisinin kurulması
Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK).
LEMS vakalarının yaklaşık %506050-60'ı bir malignite (en sık KHAK) ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Lambert-Eaton Miyastenik Sendromu'nda (LEMS) temel mekanizma, nöromüsküler kavşaktaki presinaptik voltaj bağımlı kalsiyum kanallarına karşı oluşan antikorlardır. Bu durum asetilkolin salınımını engeller.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru

56 yaşında bir kadın hasta, son üç haftadır giderek artan dengesizlik, konuşmada peltekleşme ve el becerilerinde azalma şikayetleriyle nöroloji polikliniğine başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir kronik hastalık öyküsü bulunmuyor. Nörolojik muayenesinde bilateral dismetri, dizartri, gövde ataksisi ve aşağı vuran nistagmus saptanıyor. Kraniyal MR görüntülemesinde serebellar hemisferlerde difüz sinyal artışı dışında yer kaplayan lezyon izlenmiyor. BOS incelemesinde lenfositik pleositoz ve oligoklonal bant pozitifliği görülüyor.

Bu klinik tabloya neden olan paraneoplastik sendrom düşünüldüğünde, saptanması en muhtemel antikor ve ilişkili tümör eşleştirmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Yo (PCA-1) – Over kanseri

Cevap

Anti-Yo (PCA-1) – Over kanseri seçeneği doğrudur.
Hastada tarif edilen klinik tablo Paraneoplastik Serebellar Dejenerasyon (PCD) ile uyumludur. PCD, tümörün tanısından aylar hatta yıllar önce ortaya çıkabilen subakut bir tablodur. Kadın hastalarda bu sendroma en sık eşlik eden nöronal antikor Anti-Yo (PCA-1) antikorudur. Anti-Yo pozitifliği saptanan hastalarda altta yatan malignite %90'ın üzerinde olasılıkla Over Kanseri veya Meme Kanseridir. Bu nedenle klinik tablo ve demografik özellikler en çok bu eşleşmeyi işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hasta; ataksi, dizartri, dismetri ve nistagmus gibi bulgularla 'Paraneoplastik Serebellar Dejenerasyon' (PCD) tablosu sergilemektedir.
Subakut gelişen serebellar semptomlar ve MR'da metastaz olmaması paraneoplastik süreci işaret eder.
2
Hasta demografisini ve risk profilini değerlendir
56 yaşında kadın hasta.
PCD tanısı alan kadın hastalarda en sık altta yatan maligniteler jinekolojik tümörlerdir.
3
Sendrom-Antikor-Tümör eşleştirmesini yap
Paraneoplastik Serebellar Dejenerasyon + Kadın Hasta = Anti-Yo (PCA-1) ve Over/Meme Kanseri.
Anti-Yo, saf serebellar dejenerasyonun en sık nedenidir ve neredeyse sadece kadınlarda (Over/Meme CA) görülür.

Anahtar Kavram

Paraneoplastik Serebellar Dejenerasyon (PCD), kadınlarda en sık Anti-Yo antikoru pozitifliği ile birlikte over veya meme kanseri zemininde gelişir.

İpuçları

1
Hastanın semptomları (ataksi, dizartri, nistagmus) saf bir serebellar tutuluma işaret etmektedir.
2
Bu sendromun (Paraneoplastik Serebellar Dejenerasyon) kadınlarda en sık görülen nedeni jinekolojik malignitelerdir.

Daha Fazla Pratik

Anti-NMDA reseptör ensefaliti ve over teratomu ilişkisini de gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru

6363 yaşında, 5050 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son üç haftadır giderek artan dengesizlik, konuşma bozukluğu ve baş dönmesi şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde belirgin gövde ve ekstremite ataksisi, dizartri ve nistagmus saptanıyor. Kraniyal MR incelemesinde parankimal metastaz saptanmıyor ve serebellar atrofi izlenmiyor. Akciğer grafisinde sağ hiler bölgede 33 cm çapında kitle izleniyor. Beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde protein 8585 mg/dL (hafif yüksek), glukoz normal ve hafif lenfositik pleositoz saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablo ve olası akciğer malignitesi göz önüne alındığında, aşağıdaki paraneoplastik antikorlardan hangisinin pozitif saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Hu (ANNA-1)

Cevap

Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) ve paraneoplastik serebellar dejenerasyon tablosu olan bir erkek hastada Anti-Hu (ANNA-1) antikorunun saptanması en olasıdır.
Anti-Hu (ANNA-1) antikoru, küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) ile en güçlü ilişkiye sahip paraneoplastik antikordur. Bu antikor, paraneoplastik ensefalomiyelit (PEM) sendromunun bir parçası olarak serebellar dejenerasyon, limbik ensefalit veya duyusal nöronopati tablolarında pozitif saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sendromun tanımlanması
Hastada subakut başlangıçlı ataksi, dizartri ve nistagmus gibi serebellar bulgular mevcuttur; MR'da kitle olmaması 'Paraneoplastik Serebellar Dejenerasyon' (PSD) düşündürür.
Paraneoplastik sendromlar, tümörün direkt metastatik veya kompresif etkilerinden bağımsız gelişen immunolojik süreçlerdir.
2
Hasta profili ve olası primer tümörün belirlenmesi
6363 yaşında, ağır sigara içicisi erkek hastada hiler kitle varlığı öncelikle Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (KHAK) düşündürür.
KHAK, nöroendokrin özellik gösteren ve paraneoplastik sendromların (SIADH, Cushing, LEMS, PSD) en sık görüldüğü akciğer kanseri türüdür.
3
Antikor-Tümör eşleştirmesi
KHAK zemininde gelişen nörolojik paraneoplastik tablolarda (özellikle ensefalomiyelit spektrumu içinde serebellar tutulumda) Anti-Hu (ANNA-1) antikoru spesifiktir.
Anti-Yo kadınlarda jinekolojik tümörlerle, Anti-Tr Hodgkin lenfoma ile, Anti-Ma2 ise testis kanseri ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Paraneoplastik Serebellar Dejenerasyon ve Antikor İlişkileri
Soru 50Soru

Bir aydır devam eden inatçı kabızlık ve karın şişkinliği nedeniyle başvuran 6363 yaşındaki erkek hastanın öyküsünde 5050 paket-yıl sigara kullanımı mevcuttur. Yapılan görüntülemelerinde mekanik bir tıkanıklık odağı saptanmamasına rağmen yaygın dilate bağırsak ansları izlenen hastada intestinal psödo-obstrüksiyon tanısı konuluyor. Ayrıntılı nörolojik muayenesinde distal ekstremitelerde derin duyu kaybı ve arefleksi de saptanan bu hastada, etiyolojide yer alması en olası paraneoplastik antikor ve altta yatan malignite eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Hu (ANNA-1) — Küçük hücreli akciğer kanseri

Cevap

Anti-Hu (ANNA-1) antikorunun küçük hücreli akciğer kanseri ile birlikteliği, bu hastadaki intestinal psödo-obstrüksiyon ve duyu nöronopatisi bulgularını en iyi açıklayan durumdur.
İntestinal psödo-obstrüksiyon (Ogilvie sendromu) ile birlikte duyu nöronopatisi bulgularının (arefleksi, derin duyu kaybı) görülmesi, mienterik pleksus ve dorsal kök ganglionlarının birlikte etkilendiğini gösterir. Bu tablo, paraneoplastik ensefalomiyelit spektrumunun bir parçasıdır ve en sık Anti-Hu (ANNA-1) antikorları ile ilişkilidir. Bu antikorların saptandığı hastaların %90\%90'ından fazlasında altta yatan neden küçük hücreli akciğer kanseridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle
İntestinal psödo-obstrüksiyon ve duyu nöronopatisi (arefleksi, derin duyu kaybı) bir arada bulunuyor.
Bu tablo, mienterik pleksus ve dorsal kök ganglionlarının birlikte etkilendiği bir paraneoplastik ensefalomiyelit spektrumunu gösterir.
2
Risk faktörlerini değerlendir
İleri yaş ve 5050 paket-yıl sigara öyküsü.
Bu profil, paraneoplastik sendromların en sık nedeni olan akciğer kanseri (özellikle küçük hücreli tip) için yüksek risk grubundadır.
3
Spesifik antikor-tümör eşleşmesini kur
Anti-Hu (ANNA-1) antikoru ve Küçük hücreli akciğer kanseri.
Anti-Hu antikorları KHAK hastalarında en sık görülen nörolojik antikorlardandır ve gastrointestinal motilite bozuklukları ile duyu nöronopatisinin klasik nedenidir.

Anahtar Kavram

Paraneoplastik Ensefalomiyelit ve Anti-Hu Antikoru
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 51Soru

6464 yaşında, 4545 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; halsizlik ve iştahsızlık şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde hastanın övolemik olduğu ve periferik ödemin bulunmadığı saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 122122 mEq/L, serum osmolalitesi 255255 mOsm/kg, idrar sodyumu 4545 mEq/L ve idrar osmolalitesi 400400 mOsm/kg saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde santral yerleşimli bir kitle saptanan bu hastadaki klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En olası histolojik tanı küçük hücreli akciğer kanseridir

Cevap

En olası histolojik tanı küçük hücreli akciğer kanseridir
Verilen laboratuvar bulguları (hipotonik hiponatremi, idrar osmolalitesinin serumdan yüksek olması ve idrar sodyumunun yüksekliği) övolemik bir hastada Uygunsuz ADH Sendromu (UADHS) tanısını doğrular. Akciğer kanserleri arasında bu sendromla en güçlü ilişki gösteren tip küçük hücreli akciğer kanseridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hiponatremi tipini belirle
Serum sodyumu 122122 ve serum osmolalitesi 255255 olduğu için hipotonik hiponatremi mevcuttur.
Tanısal yaklaşımın ilk adımı osmolaliteye göre sınıflandırmadır.
2
Volüm durumunu ve idrar tetkiklerini değerlendir
Övolemik hasta, yüksek idrar sodyumu (4545) ve yüksek idrar osmolalitesi (400400).
İdrarın uygunsuz şekilde konsantre olması ektopik ADH etkisini gösterir.
3
Klinik birlikteliği sorgula
Santral kitle ve sigara öyküsü varlığında bu tablo Uygunsuz ADH Sendromu (UADHS) ile uyumludur.
Küçük hücreli akciğer kanseri bu sendromun en tipik nedenidir.

Anahtar Kavram

Uygunsuz ADH Sendromu (UADHS) tanı kriterleri ve küçük hücreli akciğer kanseri ile ilişkisi.
Soru 52Soru

5757 yaşında, 4545 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son iki aydır artan öksürük ve iştahsızlık şikayetlerine eklenen son bir haftalık kabızlık, aşırı susama ve hafif konfüzyon nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ akciğer üst alanda solunum seslerinde azalma saptanıyor ve mukoza kuruluğu dikkat çekiyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum: 13,413,4 mg/dL, fosfor: 2,22,2 mg/dL, albumin: 4,14,1 g/dL ve parathormon (PTHPTH) düzeyi 55 pg/mL (Normal: 106510-65) olarak ölçülüyor. Göğüs tomografisinde sağ hiler bölgede 55 cm çapında, kavitasyon gösteren santral yerleşimli bir kitle izleniyor. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı ve paraneoplastik mekanizma eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yassı hücreli (skuamöz) karsinom — Paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrP) üretimi

Cevap

Yassı hücreli (skuamöz) karsinom tanısı ve paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrP) üretimi mekanizması
Hastanın kliniğinde görülen kalsiyum yüksekliği, fosfor düşüklüğü ve PTH baskılanması, tümörden salınan PTHrP'nin kemiklerden kalsiyum mobilizasyonunu artırması ve böbreklerden fosfor atılımını tetiklemesiyle açıklanır. Radyolojideki santral yerleşim ve kavitasyon, sigara öyküsüyle birleştiğinde yassı hücreli karsinom tanısını destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin analizi
Kabızlık, poliüri (aşırı susama) ve konfüzyon semptomları hiperkalsemiyi işaret eder.
Hiperkalsemi nöromüsküler irritabiliteyi azaltarak GIS motilitesini yavaşlatır ve santral sinir sistemi fonksiyonlarını bozar.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Yüksek kalsiyum, düşük fosfor ve baskılanmış PTH düzeyi mevcuttur.
Maligniteye bağlı humoral hiperkalsemi (HHM), PTHrP salınımı nedeniyle PTH'ı negatif geribildirimle baskılar.
3
Radyolojik ve patolojik korelasyon
Santral yerleşimli ve kavitasyon içeren kitle yassı hücreli karsinom için tipiktir.
Yassı hücreli akciğer kanseri, paraneoplastik olarak en sık hiperkalsemi (PTHrP üzerinden) yapan akciğer kanseri tipidir.

Anahtar Kavram

Malignitenin Humoral Hiperkalsemisi (HHM) ve Akciğer Kanseri İlişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 53Soru

6767 yaşında erkek hasta, 4545 paket-yıl sigara öyküsü mevcut. Son bir aydır giderek artan halsizlik, yaygın ödem ve bacaklarda güçsüzlük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 165/100mmHg165/100 mmHg saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde potasyum: 2.6mEq/L2.6 mEq/L (düşük), kan şekeri: 240mg/dL240 mg/dL (yüksek) ve plazma kortizol düzeyi yüksek bulunuyor. Toraks BT'de hiler bölgede kitle saptanan bu hastada en olası paraneoplastik sendrom hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ektopik ACTH sendromu

Cevap

Ektopik ACTH sendromu
Doğru seçenek olan sendrom, küçük hücreli akciğer kanserinde (KHAK) sık görülen bir paraneoplastik durumdur. Ektopik olarak salınan ACTH, sürrenal bezden aşırı kortizol salınımına yol açar. Çok yüksek düzeylere ulaşan kortizol, mineralokortikoid reseptörlerini de uyararak potasyum kaybına (hipokalemi) ve sodyum tutulumuna (hipertansiyon/ödem) neden olur. Ayrıca glukoneogenezi artırarak hiperglisemiye yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hasta yaşlı, ağır sigara öyküsü var ve akciğerinde santral (hiler) kitle mevcut. Bu durum öncelikle küçük hücreli akciğer kanserini (KHAK) düşündürür.
Paraneoplastik sendromlar ile tümör tipi arasındaki ilişkiyi kurmak için primer odak belirlenmelidir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Belirgin hipokalemi (2.6mEq/L2.6 mEq/L), hipertansiyon ve hiperglisemi saptanmıştır. Bu tablo ektopik bir hormon üretimine işaret etmektedir.
Yüksek kortizol düzeyleri ile birleşen bu bulgular mineralokortikoid etkinin baskın olduğu bir Cushing tablosunu gösterir.
3
Sendromu eşleştir
KHAK zemininde gelişen Cushing tablosunun en yaygın nedeni ektopik ACTH salınımıdır.
Küçük hücreli akciğer kanseri, ektopik ACTH üretiminin en sık görüldüğü malignitedir.

Anahtar Kavram

Küçük hücreli akciğer kanserinde ektopik ACTH salınımı; mineralokortikoid etki nedeniyle belirgin hipokalemik alkaloz, hipertansiyon ve hiperglisemi ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Küçük hücreli akciğer kanserindeki diğer yüksek verimli paraneoplastik sendromlar olan SIADH ve Lambert-Eaton sendromunun ayırt edici laboratuvar bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:50s
Soru 54Soru

65 yaşında, 50 paket-yıl sigara öyküsü olan bir erkek hasta, son zamanlarda artan halsizlik, iştahsızlık ve kabızlık şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde serum kalsiyum düzeyi 13.2mg/dL13.2 mg/dL, albumin 4.0g/dL4.0 g/dL, fosfor 2.1mg/dL2.1 mg/dL ve paratiroid hormon (PTH) düzeyi <5pg/mL<5 pg/mL (baskılanmış) olarak saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ hiler bölgede düzensiz sınırlı bir kitle izleniyor. Bu hastadaki paraneoplastik tabloya en sık yol açan akciğer kanseri tipi aşağıdakilerinden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yassı hücreli karsinom

Cevap

Yassı hücreli karsinom
Laboratuvar bulguları (yüksek kalsiyum, düşük fosfor ve baskılanmış PTH), tümörden paratiroid hormon ilişkili peptid (PTHrP) salgılandığını göstermektedir. Bu durum 'Humoral Malignite Hiperkalsemisi' olarak adlandırılır ve akciğer kanserleri arasında en sık yassı hücreli (skuamöz) karsinomda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın biyokimyasal değerlerini analiz et.
Yüksek kalsiyum (13.2mg/dL13.2 mg/dL) ve baskılanmış PTH (<5pg/mL<5 pg/mL), humoral malignite hiperkalsemisi (HHM) tablosuna işaret eder.
Maligniteye bağlı hiperkalsemide kalsiyum yüksekken, negatif geri bildirim nedeniyle endojen PTH baskılanır.
2
Paraneoplastik hiperkalsemi mekanizmasını belirle.
Solid tümörlerde hiperkalsemi genellikle tümörden salınan PTHrP (Paratiroid Hormon İlişkili Peptid) aracılığıyla gerçekleşir.
PTHrP, PTH reseptörlerine bağlanarak benzer etkiler gösterir ancak standart PTH ölçümlerinde saptanmaz.
3
Mekanizmayı en olası akciğer kanseri tipi ile eşleştir.
PTHrP salınımı ve buna bağlı hiperkalsemi, akciğerin yassı hücreli (skuamöz) karsinomunda en karakteristiktir.
TUS onkoloji sorularında spesifik sendrom-tümör eşleşmeleri temel bilgi olarak sorgulanır.

Anahtar Kavram

Humoral Malignite Hiperkalsemisi (HHM) ve PTHrP

İpuçları

1
Hastadaki hiperkalsemi tablosunun baskılanmış PTH ile birlikte olması, paratiroid dışı bir hormon benzeri maddeyi (PTHrP) düşündürür.

Daha Fazla Pratik

Diğer paraneoplastik sendromlar (SIADH, Lambert-Eaton) ile küçük hücreli akciğer kanseri ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 55Soru

67 yaşında erkek hasta, son 2 aydır devam eden iştahsızlık, 8kg8 kg ağırlık kaybı ve son 1 haftadır eklenen belirgin halsizlik ve konfüzyon şikayetleriyle getirilmiştir. Özgeçmişinde 50 paket-yıl sigara öyküsü mevcuttur. Fizik muayenede kan basıncı 125/80mmHg125/80 mmHg, nabız 82/dk82/dk ve övolemik saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde; serum sodyumu 118mEq/L118 mEq/L, serum osmolalitesi 246mOsm/kg246 mOsm/kg, idrar osmolalitesi 520mOsm/kg520 mOsm/kg, idrar sodyumu 45mEq/L45 mEq/L ve serum ürik asit düzeyi 2.2mg/dL2.2 mg/dL olarak ölçülmüştür. Akciğer grafisinde sağ hilusta santral yerleşimli kitle izlenen bu hastada, mevcut klinik tabloya en sık neden olan akciğer kanseri tipi ve bu sendromun patogenezinden sorumlu olan biyokimyasal belirteç aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli karsinom - Antidiüretik hormon (ADH)

Cevap

Küçük hücreli karsinom ve ektopik Antidiüretik hormon (ADH) üretimi
Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (övolemik hipotonik hiponatremi, yüksek idrar osmolalitesi ve sodyumu) tipik bir Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) tablosudur. Akciğer kanserleri arasında SIADH'a en sık neden olan tip Küçük Hücreli Karsinomdur ve bu durum tümör hücrelerinin otonom olarak ADH salgılamasından kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiponatremi tipinin belirlenmesi
Hipotonik hiponatremi
Serum sodyumunun 118mEq/L118 mEq/L ve serum osmolalitesinin 246mOsm/kg246 mOsm/kg (normal < 280280) olması gerçek hipotonik hiponatremiyi gösterir.
2
Volemi durumunun ve idrar parametrelerinin değerlendirilmesi
Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH)
Fizik muayenede övolemi saptanması, idrar osmolalitesinin serumdan yüksek olması (520>246520 > 246) ve idrar sodyumunun yüksek olması (>40mEq/L>40 mEq/L) SIADH tanısını koydurur. Düşük ürik asit düzeyi de tanıyı destekler.
3
Malignite ilişkisinin kurulması
Küçük hücreli akciğer kanseri
Sigara öyküsü olan bir hastada santral yerleşimli kitle ve SIADH birlikteliği en sık küçük hücreli akciğer kanserinde (SCLC) görülür.

Anahtar Kavram

Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH), en sık küçük hücreli akciğer kanserinden ektopik ADH salınımı sonucu gelişen bir paraneoplastik sendromdur.

Daha Fazla Pratik

SIADH tedavisinde sıvı kısıtlamasının yetersiz kaldığı durumlarda kullanılan vaptan grubu ilaçların (örneğin tolvaptan) etki mekanizmasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 56Soru

6161 yaşında erkek hasta, 4545 paket-yıl sigara öyküsü ile son 22 aydır devam eden öksürük, belirgin kilo kaybı ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 165/100165/100 mmHg ve ciltte yaygın hiperpigmentasyon saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; Serum K+:2.6K^+: 2.6 mEq/L, Na+:144Na^+: 144 mEq/L ve plazma ACTH düzeyi 450450 pg/mL (N: 106010-60) bulunuyor. Bu hastadaki klinik tablonun "ektopik ACTH üretimi"ne bağlı olduğunu en güçlü destekleyen tetkik sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 88 mg deksametazon supresyon testi ile serum kortizol düzeyinin baskılanmaması

Cevap

Yüksek doz (88 mg) deksametazon supresyon testi ile serum kortizol düzeyinin baskılanmaması
Ektopik ACTH üretimi, Küçük Hücreli Akciğer Kanseri gibi malignitelerde görülen klasik bir paraneoplastik sendromdur. Bu odaklarda ACTH salınımı otonom olduğu için yüksek doz (88 mg) deksametazon verilmesine rağmen kortizol düzeyleri baskılanmaz. Bu durum, glukokortikoid supresyonuna kısmi yanıt veren hipofizer adenomlardan (Cushing hastalığı) ayırıcı tanıda en kritik kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki hiperpigmentasyon, hipertansiyon, belirgin hipokalemi ve yüksek ACTH bulgularını klinik tabloyla birleştirmek.
ACTH bağımlı Cushing sendromu tanısı netleşir.
Yüksek plazma ACTH düzeyi, kortizol fazlalığının adrenal dışı bir kaynaktan (hipofiz veya ektopik odak) kaynaklandığını kanıtlar.
2
ACTH kaynağının ayırıcı tanısı için yüksek doz (88 mg) deksametazon supresyon testini değerlendirmek.
Ektopik odaklarda baskılanma görülmezken, hipofizer adenomlarda supresyon beklenir.
Ektopik ACTH salgılayan tümörler (özellikle küçük hücreli akciğer kanseri), hipofizer adenomların aksine glukokortikoidlerin negatif geri bildirim etkisine dirençlidir.

Anahtar Kavram

Paraneoplastik Cushing Sendromu (Ektopik ACTH)
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 3 / 3
Paraneoplastik Sendromlar Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin