Romatoloji

547 soru

Soru 241Soru

5252 yaşında kadın hasta, son 66 ay içerisinde ellerinde başlayarak ön kollara, üst kollara ve gövdeye hızla yayılan cilt sertleşmesi ve parmak uçlarında ağrılı yaralar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde parmak uçlarında dijital çukurcuklar (pitting scars) ve yaygın deri kalınlaşması saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde antinükleer antikor (ANA) pozitif (1/6401/640 titre, nükleoler patern) bulunurken; Anti-Scl-7070 (Anti-topoizomeraz I) ve Anti-sentromer antikorları negatif olarak sonuçlanıyor. Bu hastada diffüz deri tutulumu ve özellikle "skleroderma renal krizi" yönünden yüksek risk ile ilişkili olduğu bilinen en olası antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-RNA polimeraz III

Cevap

Anti-RNA polimeraz III antikoru, diffüz sistemik sklerozlu hastaların yaklaşık %10-20'sinde pozitif bulunur ve diffüz deri tutulumu ile skleroderma renal krizi için güçlü bir belirteçtir.
Doğru seçenek olan Anti-RNA polimeraz III, diffüz sistemik skleroz (SSc) tanılı hastalarda Anti-topoizomeraz I (Scl-70) negatif olduğunda sıklıkla saptanır. Bu antikorun varlığı, hastanın hızlı deri kalınlaşması seyri izleyeceğini ve mortaliteyi artıran bir komplikasyon olan skleroderma renal krizi (SRC) açısından yüksek risk altında olduğunu gösterir. Ayrıca nükleoler patern veren antikorlar arasında yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Hastanın gövde ve proksimal ekstremiteleri içeren hızlı seyirli cilt sertliği ve pitting scar bulguları Diffüz Sistemik Skleroz (SSc) tanısını desteklemektedir.
Cilt tutulumunun dirsek ve diz proksimaline geçmesi, sınırlı formdan ziyade diffüz formu tanımlar.
2
Mevcut laboratuvar verilerini değerlendirme
ANA pozitifliği mevcuttur ancak en yaygın görülen Anti-Scl-70 ve Anti-sentromer antikorları negatiftir.
Diffüz SSc vakalarının bir kısmında Scl-70 negatif olabilir; bu durumda diğer spesifik antikorlar aranmalıdır.
3
Spesifik antikor-klinik ilişkisini eşleştirme
Anti-RNA polimeraz III antikoru, diffüz tutulum ve renal kriz riski ile eşleşir.
Bu antikor, nükleoler patern veren ve progresif deri hastalığı ile birlikte hayatı tehdit eden renal krizlerin habercisidir.

Anahtar Kavram

Sistemik Sklerozda Antikor Özgüllüğü
Soru 242Soru

Bilinen Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısı olan ve homozigot M694VM694V mutasyonu taşıyan 2222 yaşında erkek hasta; 11 haftadır devam eden şiddetli, yaygın kas ağrısı ve 39,2C39,2^\circ C’ye varan ateş şikayetiyle başvuruyor. Hasta günlük 1,51,5 mg kolşisin tedavisini düzenli kullanmaktadır. Fizik muayenesinde ekstremite ve gövde kaslarında belirgin hassasiyet saptanıyor, ancak eklem şişliği veya aktif döküntü izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde; eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) 115115 mm/saat, C-reaktif protein (CRP) 150150 mg/L, kreatin fosfokinaz (CPK) 110110 U/L (N: 01700-170) olarak bulunuyor.

Bu hastadaki mevcut klinik tablo için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik kortikosteroid tedavisi başlanması

Cevap

Sistemik kortikosteroid tedavisi başlanması
Hastanın klinik tablosu, FMF’in nadir görülen ancak karakteristik bir tutulumu olan Uzamış Febril Miyalji Sendromu (PFMS) ile tam uyumludur. PFMS tanısı için; 1) Bilinen FMF tanısı (genellikle homozigot M694V), 2) Şiddetli, yaygın miyalji, 3) Bir haftadan uzun süren yüksek ateş, 4) Çok yüksek ESH/CRP değerleri ve 5) Normal CPK düzeyleri temel kriterlerdir. Bu tablo standart FMF ataklarının aksine kolşisine yanıt vermez ve tedavi edilmezse 4-6 hafta sürebilir. Sistemik kortikosteroidler (genellikle 1 mg/kg/gün prednizolon) semptomları 24-48 saat içinde dramatik olarak düzeltir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun süresi ve şiddetinin analizi
Atak süresinin 1 haftayı bulması, standart FMF atağından (1-3 gün) ayrıldığını gösterir.
Tipik FMF atakları kısa sürelidir; uzun süren tablolar komplikasyon veya spesifik sendromları düşündürür.
2
Kas ağrısı ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Şiddetli miyaljiye rağmen CPK düzeyinin normal olması, rabdomiyoliz veya inflamatuar miyozit olasılığını dışlar.
Uzamış febril miyalji sendromu (PFMS), yüksek akut faz yanıtı ile normal kas enzimlerinin birlikteliğiyle karakterizedir.
3
Genetik risk faktörü ve tanının netleştirilmesi
Homozigot M694V mutasyonu, PFMS ve amiloidoz gelişimi için en güçlü risk faktörüdür.
M694V mutasyonu pirin proteininin fonksiyonel bozukluğu ile en ilişkili olup daha ağır klinik seyirle seyreder.
4
Tedavi protokolünün belirlenmesi
PFMS tablosu kolşisine yanıtsızdır ve dramatik düzelme için steroid gerektirir.
Sistemik kortikosteroidler (prednizolon 1 mg/kg) ağrı ve ateşi hızla kontrol altına alır.

Anahtar Kavram

Uzamış febril miyalji sendromu (PFMS), FMF hastalarında (özellikle homozigot M694V taşıyıcılarında) görülen, haftalarca sürebilen, normal CPK seviyeleri ve yüksek inflamasyon belirteçleri ile seyreden, steroid tedavisine dramatik yanıt veren bir tablodur.
Soru 243Soru

Kronik sinüzit nedeniyle uzun süredir takip edilen ve son dönemde hemoptizi şikayeti başlayan 4242 yaşında erkek hastanın fizik muayenesinde semer burun deformitesi izleniyor. Akciğer tomografisinde multipl kaviter nodüller saptanan ve laboratuvar incelemesinde serumda c-ANCA (anti-PR3) pozitifliği saptanan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granülomatoz polianjiitis (Wegener)

Cevap

Granülomatoz polianjiitis (Wegener)
Granülomatoz polianjiitis (GPA), klasik olarak üst solunum yolu (sinüzit, semer burun deformitesi), alt solunum yolu (hemoptizi, kaviter nodüller) ve böbrek (glomerulonefrit) tutulumu ile seyreder. Vakada sunulan c-ANCA (anti-PR3) pozitifliği bu tanı için oldukça spesifiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada kronik sinüzit, semer burun (üst solunum yolu) ve kaviter nodüller/hemoptizi (alt solunum yolu) mevcuttur.
Vaskülit tanısında organ tutulum paternleri en önemli ipucudur.
2
Serolojik veriyi değerlendir
c-ANCA (anti-PR3) pozitifliği saptanmıştır.
c-ANCA, Granülomatoz polianjiitis (GPA) için %90'ın üzerinde özgüllüğe sahiptir.
3
Ayırıcı tanı yap ve sonuca ulaş
Üst ve alt solunum yolu tutulumu + c-ANCA birlikteliği GPA tanısını doğrular.
Diğer küçük damar vaskülitleri (MPA, EGPA) veya Goodpasture sendromu bu klinik tablonun tüm bileşenlerini karşılamaz.

Anahtar Kavram

Granülomatoz polianjiitis; üst solunum yolu, alt solunum yolu ve böbrek tutulumu (triad) ile karakterize, c-ANCA pozitifliği ile seyreden bir küçük damar vaskülitidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 244Soru

Eklemlerinde ağrı, şişlik ve sabah tutukluğu şikayetiyle başvuran bir hastada, Romatoid Artrit (RA) tanısını doğrulamada özgüllüğü (spesifitesi) en yüksek olan laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikoru

Cevap

Romatoid Artrit tanısında en yüksek özgüllüğe sahip olan test Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorudur.
Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikoru, Romatoid Artrit tanısında yaklaşık %95-98 oranında özgüllüğe sahiptir. RF ile benzer duyarlılığa (sensitivite) sahip olsa da, özellikle ayırıcı tanıda RA'yı diğer artropatilerden ayırt etmede en güvenilir laboratuvar parametresidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtileri değerlendir.
Eklemlerde şişlik ve sabah tutukluğu gibi bulgular Romatoid Artrit'i düşündürür.
Hastanın klinik tablosu RA ile uyumludur.
2
Tanısal laboratuvar testlerinin özelliklerini karşılaştır.
RF'nin duyarlılığı yüksek iken Anti-CCP'nin özgüllüğü çok daha yüksektir.
RF birçok kronik durumda pozitifleşebilirken, Anti-CCP %95-98 oranında RA'ya özgüdür.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit tanısında Anti-CCP antikoru, RF'ye göre çok daha yüksek özgüllüğe (%95-98) sahiptir.
Tahmini Süre:45s
Soru 245Soru

4242 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır devam eden Raynaud fenomeni, parmak uçlarında ağrılı kalsinozis odakları ve yüzünde yaygın telanjiektaziler şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde cilt sertleşmesinin (sklerodaktili) ellerde metakarpofalangeal eklemlerin distalinde ve yüzde sınırlı olduğu saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada saptanması en olası olan ve pulmoner arteriyel hipertansiyon gelişme riski ile ilişkili olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-sentromer

Cevap

Sınırlı deri tutulumlu sistemik sklerozda saptanması en olası olan ve pulmoner arteriyel hipertansiyon riski ile ilişkili antikor Anti-sentromer antikordur.
Vakada tanımlanan Raynaud fenomeni, kalsinozis, telanjiektazi ve sadece distal bölgelerle sınırlı sklerodaktili, 'Sınırlı deri tutulumlu sistemik skleroz' (lcSSc) tablosudur. Bu formda en sık görülen otoantikor Anti-sentromer antikordur (yaklaşık %6060-9090 oranında pozitif). Ayrıca bu antikorun varlığı, hastada izole pulmoner arteriyel hipertansiyon gelişme riskinin arttığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Raynaud fenomeni, kalsinozis, telanjiektazi ve dirsek/diz distalinde sınırlı cilt tutulumu saptandı.
Hastanın sistemik sklerozun hangi alt tipine (sınırlı veya yaygın) girdiğini belirlemek için cilt tutulumunun dağılımı kritiktir.
2
Hastalık alt tipini tanımlama
Sınırlı deri tutulumlu sistemik skleroz (lcSSc - eski adıyla CREST sendromu) tanısı konuldu.
Sklerodaktilinin metakarpofalangeal eklemlerin distalinde olması sınırlı tutulumu işaret eder.
3
Spesifik otoantikoru ve komplikasyonu eşleştirme
Anti-sentromer antikoru ve pulmoner arteriyel hipertansiyon ilişkisi belirlendi.
Her sistemik skleroz alt tipinin kendine özgü antikor profili ve ilişkili visseral organ tutulum riski vardır.

Anahtar Kavram

Sistemik Sklerozda Otoantikor Özgüllüğü ve Klinik İlişkiler

İpuçları

1
Cilt tutulumunun dirseklerin distalinde sınırlı kalması hangi sistemik skleroz alt tipini düşündürür?
2
Eski adı CREST sendromu olan bu tabloda kalsinozis ve telanjiektaziler sıktır.
3
Bu hastalık alt tipinde pulmoner fibrozis yerine pulmoner vasküler tutulum (hipertansiyon) daha ön plandadır ve buna spesifik bir antikor eşlik eder.

Daha Fazla Pratik

Yaygın sistemik sklerozda en korkulan komplikasyonlardan biri olan renal kriz ile ilişkili antikoru gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 246Soru

65 yaşında erkek hasta, sabah uyandığında sağ ayak başparmağında (1. metatarsofalegeal eklem) şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklık şikayetiyle acil servise başvuruyor. Öyküsünde hipertansiyon nedeniyle uzun süredir tiazid grubu diüretik kullanımı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede ilgili eklem sıcak, hiperemik ve dokunmakla hassas bulunuyor. Sistemik ateşi 37.8°C olarak ölçülüyor. Yapılan artrosentez sıvısının polarize ışık mikroskobundaki incelemesinde en olası bulgu ve tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İğne şeklinde, negatif çift kırılma özelliği gösteren kristaller - Akut Gut Artriti

Cevap

İğne şeklinde, negatif çift kırılma özelliği gösteren kristaller - Akut Gut Artriti
Hastanın kliniği (podagra, tiazid öyküsü, akut monoartrit) tipik Akut Gut Artriti tablosudur. Kesin tanı sinovyal sıvıda Monosodyum Ürat (MSU) kristallerinin görülmesiyle konur. MSU kristalleri 'İğne' şeklinde ve polarize ışık mikroskobunda 'Negatif' çift kırılma özelliği gösteren kristallerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
65 yaş erkek, 1. MTP eklemde (podagra) ani başlangıçlı monoartrit, tiazid (ürik asit atılımını azaltır) kullanımı.
Bu tablo tipik akut gut atağını işaret etmektedir.
2
Tanıya yönelik mikroskopi bulgularını hatırla
Gut artritinde monasodyum ürat (MSU) kristalleri görülür.
MSU kristalleri karakteristik olarak iğne şeklindedir ve polarize ışıkta sarı-mavi renk değişimiyle 'negatif çift kırılma' özelliği gösterir.
3
Seçenekleri eleyerek doğru eşleştirmeyi bul
İğne şekli + Negatif çift kırılma = Gut.
Diğer seçeneklerdeki kristal şekli ve kırılma özellikleri (romboid/pozitif gibi) farklı patolojilere aittir.

Anahtar Kavram

Kristal artropatilerinin ayırıcı tanısında sinovyal sıvı mikroskopisi altın standarttır; Gut iğne/negatif, Psödogut romboid/pozitif özellik gösterir.
Soru 247Soru

3131 yaşında kadın hasta; eklem ağrısı, yüzünde döküntü ve belirgin saç dökülmesi şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde malar eritem, yaygın non-skatrisyel alopesi ve ağrısız oral ülserler tespit ediliyor. Laboratuvar incelemesinde ANAANA 1:3201:320 (benekli), Anti-dsDNA pozitifliği, Anti-Sm pozitifliği ve C3C3 düzeyinde düşüklük (C4C4 normal) saptanıyor.

EULAR/ACR 20192019 Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) sınıflandırma kriterlerine göre, bu hastanın "Kutanöz (Cilt)" ve "İmmünolojik" kriter alanlarından (domain) alacağı puanlar aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kutanöz: 66, İmmünolojik: 99

Cevap

Kutanöz alan puanı 66, İmmünolojik alan puanı ise 99 olarak hesaplanır.
Doğru cevapta belirtilen değerler EULAR/ACR 20192019 puanlama sistemine tam uyumludur. Kutanöz domainde malar eritem (66), subakut/diskoid (44), oral ülser (22) ve alopesi (22) bulunur; hastada bunlardan üçü olsa da sadece en yükseği olan 66 puan alınır. İmmünolojik alanda ise kompleman domaininden (sadece C3C3 düşük olduğu için) 33 puan, spesifik antikor domaininden ise (Anti-dsDNA ve Anti-Sm her ikisi de 66 puan değerindedir) 66 puan alınarak toplam 99 puana ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş kriterini kontrol et.
ANAANA 1:80\geq 1:80 pozitifliği mevcuttur (1:3201:320).
EULAR/ACR 20192019 kriterlerine göre puanlamaya başlayabilmek için ANAANA pozitifliği şarttır.
2
Kutanöz (Cilt) domaini puanını hesapla.
Malar eritem (66), Alopesi (22), Oral ülser (22). En yüksek puan: 66.
Her klinik domain içinde sadece en yüksek puana sahip kriter puanlamaya dahil edilir.
3
İmmünolojik domainleri puanını hesapla.
Kompleman domaini (Düşük C3C3): 33 puan. SLE-spesifik antikor domaini (Anti-dsDNA ve Anti-Sm): En yüksek 66 puan. Toplam: 3+6=93 + 6 = 9.
İmmünolojik kriterler 33 ayrı domainden oluşur (Antifosfolipid, Kompleman, Spesifik antikorlar) ve her bir domainin en yüksek puanı toplanır.

Anahtar Kavram

EULAR/ACR 20192019 SLE Kriterlerinde Domain İçi ve Domainler Arası Puanlama Kuralları

Daha Fazla Pratik

Böbrek biyopsisinin (Evre III veya IV) tek başına 1010 puan vererek tanı eşiğini doldurduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 248Soru

4242 yaşında kadın hasta; son 66 aydır devam eden kronik pürülan sinüzit, tekrarlayan otitis media ve akciğer grafisinde saptanan, kavitasyon göstermeyen birkaç adet parankimal nodül nedeniyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde semer burun deformitesi ve burun mukozasında yer yer ülserasyonlar izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde böbrek fonksiyon testleri normal (Kreatinin:0.8mg/dLKreatinin: 0.8 mg/dL), idrar analizinde proteinüri veya hematüri saptanmıyor. Serumda cANCAc-ANCA (PR3ANCAPR3-ANCA) pozitifliği saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, hayati organ tehdidi olmayan (limite) formda Granülomatoz Polianjitis (GPA) tanısı konulan hasta için en uygun başlangıç remisyon indüksiyon tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metotreksat + Glukokortikoid

Cevap

Hayati organ tehdidi olmayan (limite) Granülomatoz Polianjitis tedavisinde Metotreksat ve Glukokortikoid kombinasyonu en uygun yaklaşımdır.
Granülomatoz Polianjitis (GPA) hastalarında tedavi yaklaşımı, hastalığın hayati organ tehdidi oluşturup oluşturmadığına göre belirlenir. Bu vaka örneğinde olduğu gibi böbrek tutulumu olmayan (normal kreatinin, normal idrar), sadece üst ve alt solunum yollarına sınırlı kalan olgular 'limite' veya 'hayati organ tehdidi olmayan' grup olarak sınıflandırılır. Güncel tedavi kılavuzları (EULAR 2022), bu hastalarda remisyon indüksiyonu için Siklofosfamid yerine Metotreksat (veya Mikofenolat Mofetil) ve glukokortikoid kombinasyonunu önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (üst ve alt solunum yolu tutulumu, c-ANCA pozitifliği) değerlendir.
Hastaya Granülomatoz Polianjitis (GPA) tanısı konur.
Üst solunum yolu (sinüzit, semer burun) ve alt solunum yolu (akciğer nodülleri) ile c-ANCA pozitifliği GPA için klasiktir.
2
Hastalığın şiddetini ve yaygınlığını (böbrek tutulumu varlığı) kontrol et.
Hastalık 'limite' (hayati organ tehdidi olmayan) formdadır.
Kreatinin düzeyinin normal olması ve idrar analizinde bulgu olmaması böbrek tutulumu olmadığını gösterir.
3
Güncel kılavuzlara göre limite GPA için uygun remisyon indüksiyon tedavisini belirle.
Metotreksat + Glukokortikoid tedavisi seçilir.
EULAR ve ACR kılavuzları, organ/yaşam tehdidi olmayan ANCA ilişkili vaskülitlerde Metotreksat veya Mikofenolat Mofetil ile steroid kombinasyonunu önermektedir.

Anahtar Kavram

ANCA ilişkili vaskülitlerde (GPA) tedavi seçimi hastalığın şiddetine (limite vs. sistemik/şiddetli) göre yapılır.

Daha Fazla Pratik

GPA'da remisyon sağlandıktan sonra hangi ilaçların idame tedavisinde kullanılabileceğini ve ANCA negatif GPA olabileceğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 249Soru

3838 yaşında kadın hasta, son 66 aydır her iki el ve ayak eklemlerinde sızlayıcı karakterde ağrı ve şişlik şikayetiyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın sabahları eklemlerini açmasının yaklaşık 9090 dakika sürdüğü öğreniliyor. Fizik muayenede sağ el 44. parmakta ve sol ayak 22. parmakta belirgin "sosis parmak" (daktilitdaktilit) görünümü saptanıyor. Her iki el distal interfalangeal (DI˙FDİF) eklemlerde hassasiyet ve şişlik mevcut olup, tırnaklarda toplu iğne başı şeklinde çöküntüler (pittingpitting) ve onikoliz izleniyor. Hastanın saçlı derisinde ve dirseklerinde skuamlı eritematöz plaklar mevcuttur. Laboratuvar incelemesinde RFRF ve AntiCCPAnti-CCP negatif, HLAB27HLA-B27 pozitif bulunuyor.

Bu klinik tablo ve tanı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dirseklerin ekstansör yüzeylerinde saptanan subkütan nodüller, bu hastalığın seyrinde görülen en sık ekstraartiküler bulgudur.

Cevap

Dirseklerin ekstansör yüzeylerinde saptanan subkütan nodüllerin bu hastalık için karakteristik olduğu ifadesi yanlıştır, çünkü nodüller Romatoid Artrit bulgusudur.
Doğru yanıt olan seçenekteki 'subkütan nodüller' ifadesi yanlıştır. Subkütan (romatoid) nodüller, Romatoid Artrit'in özellikle seropozitif olgularında görülen klasik bir ekstraartiküler bulgudur. Psoriyatik Artrit bir seronegatif spondiloartropatidir ve bu grupta nodül oluşumu beklenmez. Psoriyatik Artrit'te en sık görülen ekstraartiküler bulgu tırnak değişiklikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri sentezle
Daktilit, DİF tutulumu, tırnak bulguları ve psoriazis plakları Psoriyatik Artrit (PsAPsA) tanısını koydurur.
Hastanın hem deri hem de tipik eklem bulguları bu tanıyı destekler.
2
Hastalık grubunu belirle
Psoriyatik Artrit, seronegatif spondiloartropatiler (SpASpA) grubunda yer alır.
RFRF negatifliği ve HLAB27HLA-B27 pozitifliği bu sınıflamayı doğrular.
3
Ayırıcı tanı kriterlerini kontrol et
Subkütan nodüller Romatoid Artrit (RARA) için tipiktir; SpASpA grubunda görülmesi beklenmez.
Nodüller genellikle seropozitif (RF+RF+) RARA hastalarında görülen ekstraartiküler bir bulgudur.

Anahtar Kavram

Psoriyatik Artrit'in ayırıcı tanısında DİF eklem tutulumu, daktilit ve tırnak bulgularının önemi; seronegatif olması nedeniyle nodül içermemesi.

Daha Fazla Pratik

Psoriyatik artrit tiplerini (asimetrik oligoartrit, simetrik poliartrit, DİF baskın tutulum, artritis mutilans, spondilit) gözden geçirmek ayırıcı tanı için faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 250Soru

3434 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden, sabahları belirginleşen ve yaklaşık 22 saat süren el eklemlerinde ağrı ve şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki el metakarpofalangeal (MKFMKF), proksimal interfalangeal (PI˙FPİF) ve el bileği eklemlerinde simetrik sinovit saptanıyor; ancak distal interfalangeal (DI˙FDİF) eklemlerin doğal olduğu görülüyor. Laboratuvar incelemesinde Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikoru pozitif saptanıyor. Bu hastanın tanı ve tedavi süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedavide 'çapa' (anchor) ilaç olarak kabul edilen ve ilk seçenek olarak başlanması gereken hastalık modifiye edici ajan metotreksattır.

Cevap

Tedavide 'çapa' (anchor) ilaç olarak kabul edilen ve ilk seçenek olarak başlanması gereken hastalık modifiye edici ajan metotreksattır.
Romatoid Artrit tanısı konan bir hastada, tedavi kılavuzları (ACR/EULAR) kontrendikasyon bulunmadığı sürece ilk basamak tedavi olarak metotreksatın başlanmasını önerir. Metotreksat, hastalığın progresyonunu durdurma kapasitesi nedeniyle 'çapa' (anchor) ilaç olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç kadın hasta, 3 aydır süren simetrik küçük eklem tutulumu (MKF, PİF, el bileği), uzun süreli sabah tutukluğu ve Anti-CCP pozitifliği Romatoid Artrit (RA) tanısını koydurur.
ACR/EULAR 2010 kriterlerine göre eklem tutulum sayısı, seroloji (Anti-CCP), semptom süresi (>6 hafta) ve akut faz yanıtı puanlanarak RA tanısı konur.
2
Ayırıcı tanıyı değerlendir
DİF eklemlerin korunması RA'nın tipik özelliğidir; DİF tutulumu Osteoartrit ve Psoriyatik Artrit'te görülür.
Eklemlerin anatomik dağılımı romatolojik hastalıkların ayrımında kritiktir.
3
Tedavi protokolünü belirle
RA tanısı konan hastalarda kontrendikasyon yoksa ilk seçenek 'anchor' DMARD olan metotreksattır.
Metotreksat hem etkinlik hem de güvenilirlik profili nedeniyle tedavinin temel taşıdır.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit'te eklem tutulum paterni (DİF korunur), Anti-CCP'nin tanısal ve prognostik önemi ile Metotreksatın ilk seçenek tedavi olması.

İpuçları

1
Eklemlerin simetrisi ve sabah tutukluğunun süresi inflamatuar bir artriti (RA gibi) işaret eder.
2
RA'nın eldeki 'kurtarılmış bölgesi' hangi eklemdir hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Romatoid Artrit'te metotreksat kullanımına bağlı gelişebilecek yan etkileri (karaciğer toksisitesi, stomatit, sitopeni) ve folik asit desteğinin önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 251Soru

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısıyla izlenen 32 yaşındaki kadın hasta, son bir aydır artan bacak şişliği ve idrarda köpüklenme şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 115/75 mmHg ölçülüyor ve her iki alt ekstremitede gode bırakan (3+) ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum kreatinin 0.8 mg/dL, albümin 2.6 g/dL olarak bulunuyor. Tam idrar tetkikinde protein 4+, eritrosit ve lökosit görülmüyor; idrar mikroskopisinde aktif sediment (hücresel silendir) izlenmiyor. 24 saatlik idrar protein miktarı 5.2 gram olarak ölçülüyor. Bu hasta için klinik ve laboratuvar bulgularıyla en uyumlu lupus nefriti histolojik evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre V (Membranöz Lupus Nefriti)

Cevap

Evre V (Membranöz Lupus Nefriti)
Hastada belirgin nefrotik sendrom bulguları (ağır proteinüri, hipoalbüminemi, ödem) mevcuttur ancak nefritik bulgular (hematüri, aktif sediment, hipertansiyon, kreatinin yüksekliği) yoktur. Lupus nefriti sınıflamasında bu 'sessiz sedimentli nefrotik sendrom' tablosu tipik olarak Evre V (Membranöz Lupus Nefriti) ile ilişkilidir. Evre V'de glomerüler bazal membranda subepitelyal immün kompleks birikimi olur ve bu durum masif protein kaçağına yol açarken, proliferasyon ve inflamasyon az olduğu için sediment genellikle inaktiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu tanımla
Nefrotik sendrom (Ödem, Hipoalbüminemi, Masif Proteinüri >3.5g/gün)
Albümin 2.6 g/dL, 24 saatlik protein 5.2 g ve ödem nefrotik sendrom tanısı koydurur.
2
Nefritik bulguları ve aktif sediment varlığını değerlendir
Nefritik bulgu yok (Normal tansiyon, normal kreatinin, hematüri/silendir yok)
İdrar mikroskopisinin 'temiz' (inaktif) olması proliferatif formlardan (Evre III ve IV) uzaklaştırır.
3
SLE nefrit evreleri ile klinik korelasyon kur
Evre V (Membranöz)
SLE'de 'saf nefrotik sendrom' tablosu ve inaktif sediment, histolojik olarak Evre V (Membranöz Lupus Nefriti) ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Lupus Nefriti Klinik-Histolojik Korelasyonu

İpuçları

1
Hastanın idrarında eritrosit veya silendir olmaması (inaktif sediment), proliferatif (hücre artışı olan) bir süreçten ziyade membranöz bir süreci düşündürür.
2
Tablo 'Saf Nefrotik Sendrom' (Masif proteinüri + Hipoalbüminemi + Ödem) olarak tanımlanabilir. Hipertansiyonun eşlik etmemesi de önemli bir ipucudur.

Daha Fazla Pratik

Lupus nefriti evrelerine göre tedavi yaklaşımlarının (indüksiyon vs idame) sorgulandığı bir soru ile devam edilebilir.
Soru 252Soru

6262 yaşında kadın hasta, son 66 aydır her iki el başparmak kökünde özellikle kavanoz açarken ve anahtar çevirirken belirginleşen ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki el birinci karpometakarpal (KMK) eklem bölgesinde hassasiyet, kemiksel genişleme ve hareketle krepitasyon saptanıyor. Elin diğer eklemleri ve el bileği muayenesi doğal bulunuyor.

Bu hasta için en olası tanı ve bu tanıda görülmesi beklenen tipik radyolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rizartroz - Eklem aralığında daralma ve osteofit oluşumu

Cevap

En olası tanı rizartroz olup, radyolojide eklem aralığında daralma ve osteofit oluşumu beklenir.
Hastanın klinik tablosu (başparmak kökü ağrısı, mekanik karakter, kemiksel genişleme) birinci karpometakarpal eklem osteoartriti olan rizartroz ile tam uyumludur. Bu durumda radyolojide osteoartritin klasik bulguları olan eklem aralığında daralma ve osteofit oluşumu görülmesi beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrı lokalizasyonu ve karakterini analiz et.
Ağrı başparmak kökünde (1. KMK eklem) ve mekanik karakterdedir (aktiviteyle artan).
Bu lokalizasyon ve ağrı tipi tipik olarak rizartroz (başparmak kökü osteoartriti) ile uyumludur.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir.
Kemiksel genişleme ve krepitasyon dejeneratif bir süreci (osteoartrit) destekler.
İnflamatuar artritlerde kemiksel büyümeden ziyade yumuşak doku şişliği ön plandadır.
3
Radyolojik bulguları klinik ile eşleştir.
Osteoartritin dört temel radyolojik bulgusundan olan daralma ve osteofit saptanması beklenir.
Subkondral skleroz, osteofitler, eklem aralığında daralma ve subkondral kistler osteoartritin radyolojik hallmarklarıdır.

Anahtar Kavram

Rizartroz (1. Karpometakarpal Eklem Osteoartriti)

Daha Fazla Pratik

Osteoartrit ve Romatoid Artrit arasındaki eklem tutulum farklarını (DİF vs MKF) bir tablo üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 253Soru

Spondiloartropatiler (SpASpA), benzer genetik zemin ve klinik bulgularla karakterize bir grup inflamatuar romatizmal hastalığı kapsar.

Bu hastalık grubunun genel klinik ve laboratuvar özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serumda romatoid faktör (RFRF) ve antiCCPanti-CCP pozitifliği, aksiyel tutulumun şiddetini belirlemede kullanılan temel laboratuvar belirteçleridir.

Cevap

Spondiloartropatiler seronegatif karakterde hastalıklardır, bu nedenle serumda romatoid faktör (RFRF) ve antiCCPanti-CCP pozitifliği beklenmez.
Spondiloartropatiler (SpASpA), 'seronegatif inflamatuar artritler' olarak da adlandırılır. Bu gruptaki hastaların (Ankilozan Spondilit vb.) serumlarında romatoid faktör (RFRF) ve anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (antiCCPanti-CCP) negatif saptanır. Bu otoantikorların pozitifliği, spondiloartropati tanısını desteklemez, aksine ayırıcı tanıda hastayı Romatoid Artrit kategorisine yaklaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Spondiloartropati grubunun tanımını yapın.
Bu grup; Ankilozan Spondilit, Psöriatik Artrit, Reaktif Artrit ve İnflamatuar Bağırsak Hastalığı ilişkili artritleri içerir.
Hastalıkların ortak özelliklerini belirlemek için grubun kapsamını bilmek gerekir.
2
Serolojik özellikleri değerlendirin.
Bu hastalıkların en temel ortak özelliği 'seronegatif' olmalarıdır.
Bu özellik onları Romatoid Artrit (RARA) gibi seropozitif tablolardan ayırır.
3
Belirtilen laboratuvar testlerinin kullanım amacını sorgulayın.
RFRF ve antiCCPanti-CCP testleri RARA tanısı ve prognozu için kullanılır; SpASpA tanısında veya aksiyel tutulum takibinde yeri yoktur.
Yanlış olan seçeneği doğrulamak için spesifik laboratuvar bilgisini kullanın.

Anahtar Kavram

Spondiloartropatilerin seronegatif doğası ve entezit ile olan ilişkisi.
Soru 254Soru

4646 yaşında diffüz sistemik skleroz tanısıyla izlenen kadın hasta; son 22 gündür şiddetli baş ağrısı, bulantı ve idrar miktarında belirgin azalma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 205/110205/110 mmHg ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 3.43.4 mg/dL (11 hafta önce 0.80.8 mg/dL) ve periferik yaymasında şistositler saptanıyor. Bu hastada tanıyı netleştirmek ve böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı durdurmak için öncelikle başlanması gereken tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaptopril (ACE inhibitörü)

Cevap

Skleroderma renal krizi tablosunda ilk tercih edilmesi gereken tedavi kaptopril gibi bir ACE inhibitörüdür.
Skleroderma renal krizi (SRK), sistemik sklerozda (özellikle diffüz tip ve Anti-RNA polimeraz III pozitif hastalarda) görülen tıbbi bir acildir. Patogenezde anjiyotensin II aracılı şiddetli vazokonstriksiyon yattığı için, kreatinin düzeyi yüksek olsa bile ACE inhibitörleri (özellikle hızlı etkili kaptopril) tedavinin köşe taşıdır. Bu ilaçlar hem kan basıncını kontrol altına alır hem de böbrek hasarının ilerlemesini durdurarak sağkalımı artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut klinik verilerini (HT, hızlı kreatinin artışı, şistositler) analiz et.
Tanı: Skleroderma Renal Krizi (SRK).
Diffüz sistemik sklerozda ani gelişen malign hipertansiyon ve mikroanjiopatik hemolitik anemi (şistositler) SRK için tipiktir.
2
Patofizyolojiyi değerlendir.
Hiperreninemik vazokonstriksiyon saptanır.
Renal damarlarda endotel hasarı ve lümen daralması sonucu renin salınımı aşırı artmıştır.
3
Kreatinin yüksekliğine rağmen böbrek koruyucu tedaviyi seç.
ACE inhibitörü (Kaptopril) başlanır.
ACE inhibitörleri anjiyotensin II oluşumunu engelleyerek renal perfüzyonu korur ve bu tabloda yaşam kurtarıcıdır.

Anahtar Kavram

Skleroderma renal krizi, diffüz sistemik sklerozun en korkulan komplikasyonlarından biridir ve kreatinin artışına rağmen ACE inhibitörleri ile tedavi edilir.
Soru 255Soru

6565 yaşında obez kadın hasta, yaklaşık 33 yıldır merdiven inip çıkarken artan ve dinlenmekle azalan diz ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede dizlerde krepitus saptanıyor ve sabah tutukluğunun 1515 dakika sürdüğü öğreniliyor. Bu hastada en olası tanı için beklenen radyolojik veya laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Radyografide eklem aralığında asimetrik daralma ve subkondral skleroz

Cevap

Radyografide eklem aralığında asimetrik daralma ve subkondral skleroz saptanması en olası tanı olan osteoartrit için beklenen bir bulgudur.
Osteoartritte eklem kıkırdağının kaybı asimetrik eklem aralığı daralmasına yol açar ve kemiğin bu yüke yanıtı olarak eklem yüzeyinde kemik yoğunluğu artar (subkondral skleroz) ve kenarlarda osteofitler oluşur. Bu durum hastanın klinik tablosuyla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrı karakterinin ve tutukluk süresinin değerlendirilmesi
Hastanın ağrısının hareketle artıp istirahatle azalması (mekanik ağrı) ve sabah tutukluğunun 3030 dakikadan kısa sürmesi bizi osteoartrit (OAOA) tanısına yönlendirir.
Enflamatuar artropatilerde ağrı istirahatle artar ve sabah tutukluğu genellikle 11 saatten uzun sürer.
2
Fizik muayene ve laboratuvar bulgularının analizi
Dizlerde krepitus saptanması ve sistemik enflamatuar belirteçlerin (sedimentasyon, CRPCRP) normal olması OAOA tanısını destekler.
Mekanik eklem sorunlarında sistemik enflamatuar yanıt genellikle görülmez.
3
Radyolojik bulguların doğrulanması
Osteoartritte kıkırdak kaybına bağlı asimetrik daralma ve kemik dokunun yanıtı olarak skleroz/osteofit gelişimi görülür.
Bu bulgular hastalığın dejeneratif ve mekanik doğasını yansıtan temel radyolojik işaretlerdir.

Anahtar Kavram

Osteoartritin mekanik ağrı paterni ve radyolojik bulguları (skleroz, osteofit, asimetrik daralma) ile enflamatuar artritlerden ayrımı.
Soru 256Soru

2929 yaşında erkek hasta; yüzünde şişlik, boyun venlerinde belirginleşme ve nefes darlığı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Hastanın anamnezinden yılda 565-6 kez tekrarlayan ağrılı oral aftlar, bacaklarında ağrılı kırmızı nodüller (eritema nodosum) ve skrotal bölgede iyileşmiş ülser skarları olduğu öğreniliyor. Yapılan radyolojik incelemede vena kava süperior trombozu saptanıyor. Behçet hastalığına bağlı vasküler tutulum tanısı konulan bu hastada, venöz tromboz tedavisi için antikoagülan ilaçlar başlanmadan önce, tedaviye bağlı gelişebilecek potansiyel mortalite riski nedeniyle öncelikle dışlanması gereken klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner arter anevrizması

Cevap

Pulmoner arter anevrizması
Behçet hastalığı, vasküler yatağın her boyutunda hem venöz hem de arteriyel tutulum yapabilen benzersiz bir vaskülittir. Vena kava süperior trombozu gibi büyük ven tutulumlarında antikoagülan kullanımı tartışmalıdır; ancak antikoagülan başlanacaksa, hastada eş zamanlı bulunabilecek pulmoner arter anevrizmalarının (PAA) varlığı hayati önem taşır. PAA varlığında antikoagülan kullanımı anevrizmanın rüptüre olmasına ve hastanın dakikalar içinde ölümüne yol açabilecek şiddetli hemoptiziye neden olur. Bu nedenle tedavi öncesi tarama yapılması EULAR kılavuzları tarafından da önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tanı konulması
Tekrarlayan oral aft, genital skar ve vasküler tutulum (vena kava süperior trombozu) bulguları Behçet hastalığı tanısını doğrular.
Uluslararası Behçet tanı kriterlerine göre vasküler tutulum önemli bir tanısal bileşendir.
2
Vasküler tutulum tipinin analizi
Behçet'te venöz trombozlar (VKS sendromu gibi) hiperkoagülabiliteden ziyade damar duvarı inflamasyonuna bağlıdır.
Tedavide birincil olarak immünosüpresifler (glukokortikoidler ve siklofosfamid/azatioprin) kullanılır.
3
Antikoagülan tedavi risk değerlendirmesi
Antikoagülan kullanımı planlanıyorsa, eş zamanlı pulmoner arter anevrizması (PAA) varlığı mutlaka görüntüleme (BT anjiyo) ile dışlanmalıdır.
Eğer PAA varsa, antikoagülasyon anevrizma rüptürüne ve fatal hemoptiziye yol açabilir.

Anahtar Kavram

Behçet Hastalığında Pulmoner Arter Anevrizması ve Antikoagülasyon Kontrendikasyonu

Daha Fazla Pratik

Behçet hastalığında vena kava süperior sendromu ve diğer büyük ven trombozlarının tedavisinde glukokortikoidler ile birlikte kullanılan temel immünosüpresif ajanları (siklofosfamid, azatioprin) inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 257Soru

7878 yaşında kadın hasta, her iki el bileğinde ve 2.2. ve 3.3. metakarpofalangeal eklemlerde yaklaşık 33 aydır devam eden ağrı, şişlik ve 11 saati geçen sabah tutukluğu şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve gastroözofageal reflü hastalığı bulunan hastanın, son 55 yıldır düzenli olarak proton pompası inhibitörü kullandığı ve ara ara kas krampları tariflediği öğreniliyor. Fizik muayenede el bileklerinde ve MCP eklemlerinde sinovite bağlı duyarlılık ve ısı artışı saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Romatoid Faktör (RF) ve Anti-CCP negatif; eritrosit sedimentasyon hızı 5555 mm/saat olarak ölçülüyor. El bilek grafisinde triangüler fibrokartilaj bölgesinde lineer opasiteler izleniyor.

Bu hasta için en olası tanıya yönelik, eklem sıvısının polarize ışık mikroskobisi incelemesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mavi renkte parlayan, zayıf pozitif çift kırılım gösteren romboid (eşkenar dörtgen) şekilli kristaller

Cevap

Mavi renkte parlayan, zayıf pozitif çift kırılım gösteren romboid (eşkenar dörtgen) şekilli kristaller
Hastada tarif edilen klinik tablo (simetrik el bileği/MCP tutulumu), Romatoid Artriti taklit eden 'Psödo-romatoid' tip CPPD (Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığı) ile uyumludur. Uzun süreli PPI kullanımına bağlı gelişebilen hipomagnezemi (kas krampları ipucu), CPPD için bilinen bir metabolik tetikleyicidir. Radyografideki 'lineer opasiteler' (kondrokalsinozis), tanıyı destekler. CPPD'nin kesin tanısı, sinovyal sıvıda zayıf pozitif çift kırılım gösteren romboid (eşkenar dörtgen) şekilli Kalsiyum Pirofosfat kristallerinin gösterilmesiyle konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
78 yaş kadın, simetrik el bileği ve MCP tutulumu, sabah tutukluğu. Bu tablo 'Psödo-romatoid' (Romatoid Artrit taklidi yapan) tutulumu düşündürür.
Hastanın semptomları klasik RA'ya benzer ancak seronegatif (RF ve Anti-CCP negatif) olması alternatif tanıları gündeme getirmelidir.
2
Risk faktörlerini ve tetikleyicileri belirle
Uzun süreli PPI kullanımı ve kas krampları, hipomagnezemiyi işaret eder. Hipomagnezemi, CPPD için önemli bir metabolik risk faktörüdür.
PPI'lar magnezyum emilimini bozar; düşük magnezyum pirofosfataz enzimini inhibe ederek eklemde kristal birikimini kolaylaştırır.
3
Radyolojik bulguları yorumla
El bileğinde triangüler fibrokartilaj kompleksinde (TFCC) lineer kalsifikasyon = Kondrokalsinozis.
Kondrokalsinozis, Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığının (CPPD) radyolojik karşılığıdır.
4
Tanıyı kesinleştir ve mikroskopi bulgusunu eşleştir
Tanı: CPPD (Psödogut). Beklenen bulgu: Zayıf pozitif çift kırılımlı romboid kristaller.
CPPD kristalleri (Kalsiyum pirofosfat dihidrat) polarize ışıkta zayıf pozitif çift kırılım ve romboid şekil gösterir.

Anahtar Kavram

CPPD (Psödogut) hastalığının 'Psödo-romatoid' prezentasyonu ve PPI kullanımına bağlı hipomagnezemi ilişkisi.
Soru 258Soru

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısıyla takip edilen 28 yaşındaki kadın hasta, ailesi tarafından davranış değişikliği, ajitasyon ve etrafa saldırma şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Hastanın değerlendirmesinde akut psikoz tablosu saptanıyor. Kraniyal MR görüntülemesi, metabolik panel ve enfeksiyon belirteçleri normal sınırlarda bulunarak ikincil nedenler dışlanıyor. Bu hastada gelişen nöropsikiyatrik klinik tablo (psikoz ve depresyon) ile en yüksek özgüllüğe sahip olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Ribozomal P

Cevap

Anti-Ribozomal P antikorudur.
Soruda tanımlanan tablo Nöropsikiyatrik SLE (NPSLE) kapsamındaki akut psikozdur. Anti-Ribozomal P antikorları, SLE hastalarında psikoz ve ağır depresyon gelişimi ile yüksek oranda ve spesifik olarak ilişkilendirilmiş bir belirteçtir. Hastalık aktivitesi ile korelasyon gösterebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta bilinen SLE tanısına sahip ve akut psikoz (nöropsikiyatrik tutulum) ile başvuruyor. Diğer nedenler dışlanmış.
SLE hastalarında nöropsikiyatrik semptomlar (NPSLE) görülebilir; bu durumun serolojik belirteçlerini hatırlamak gerekir.
2
Otoantikor-klinik ilişki eşleştirmelerini değerlendir
Anti-dsDNA nefrit, Anti-Ro deri/yenidoğan, Anti-Histon ilaç ilişkili lupus ile bağlantılıdır.
Seçeneklerdeki antikorların spesifik organ tutulumları ile ilişkisi TUS için temel bir bilgidir.
3
Doğru antikoru belirle
Anti-Ribozomal P, özellikle psikoz ve depresyon gibi diffüz nöropsikiyatrik tutulumlarla en güçlü ilişkisi olan antikordur.
Literatürde ve sınavlarda 'psikoz' anahtar kelimesi Anti-Ribozomal P'ye işaret eder.

Anahtar Kavram

SLE Otoantikor Klinik İlişkileri

İpuçları

1
Bu antikor, protein sentezinden sorumlu bir hücre organeline (ribozom) karşı gelişmiştir.
2
Şıklardaki antikorlardan biri özellikle 'Psikoz' (P) harfiyle akılda tutulabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 259Soru

4242 yaşında kadın hasta, yaklaşık 11 yıldır devam eden gözlerde kumlanma hissi, ağız kuruluğu ve tekrarlayan parotis bez şişliği şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki parotiste ağrısız büyüme ve oral mukozada kuruluk saptanıyor. Hastanın acil servise ani gelişen yaygın kas güçsüzlüğü ile başvurması üzerine yapılan laboratuvar tetkiklerinde; serum potasyumu: 2.82.8 mEq/LmEq/L, sodyum: 140140 mEq/LmEq/L, klor: 112112 mEq/LmEq/L ve bikarbonat: 1616 mEq/LmEq/L olarak ölçülüyor. Bu hastada görülen klinik tablo ve laboratuvar bulguları temel alındığında, aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar pH değerinin 5.55.5 üzerinde saptanması

Cevap

Sjögren sendromu zemininde gelişen distal renal tübüler asidoza bağlı olarak idrar pH değerinin 5.5'in üzerinde saptanması beklenir.
Hastadaki sicca semptomları ve parotis büyümesi Primer Sjögren Sendromu'nu (pSS) düşündürmektedir. pSS'de görülen interstisyel nefrit sıklıkla Tip 1 (distal) RTA'ya neden olur. Bu klinik tabloda hidrojen iyonlarının idrara salgılanması bozulduğu için idrar asidifiye edilemez ve idrar pH'sı sistemik asidoza rağmen 5.5'in üzerinde kalır. Ayrıca distal RTA'da gelişen derin hipokalemi, hastadaki gibi kas güçsüzlüğü ve paralizi ile prezente olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tanının konulması
Primer Sjögren Sendromu
Göz ve ağız kuruluğu (sicca semptomları) ile tekrarlayan parotis büyümesi tipik Sjögren bulgularıdır.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Normal Anyon Açıklı Metabolik Asidoz ve Hipokalemi
Serum anyon açığı: 140(112+16)=12140 - (112 + 16) = 12 mEq/LmEq/L (normal). Potasyumun düşük olması renal tübüler asidozu destekler.
3
Organ tutulumu ile asidozun ilişkilendirilmesi
Tip 1 (Distal) RTA
Sjögren sendromunda en sık görülen böbrek tutulumu tübülointerstisyel nefrit sonucu gelişen distal RTA'dır. Bu durum şiddetli hipokalemiye ve kas felcine yol açabilir.
4
Ayırıcı tanı kriterinin belirlenmesi
İdrar pH > 5.5
Distal RTA'nın en karakteristik laboratuvar bulgusu, asidoza rağmen distal tübülün hidrojen salgılayamaması nedeniyle idrar pH'sının 5.5'in altına düşürülememesidir.

Anahtar Kavram

Sjögren Sendromunda Renal Tutulum ve Tip 1 RTA
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 260Soru

2828 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır sol kolunu kullandığında çabuk yorulma ve ağrı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde sağ kolda kan basıncı 145/95145/95 mmHgmmHg, sol kolda ise 105/70105/70 mmHgmmHg ölçülüyor. Sol radial nabız palpasyonla sağa göre belirgin derecede zayıf alınıyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) 8282 mm/saatmm/saat saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takayasu arteriti

Cevap

Takayasu arteriti
Takayasu arteriti, aorta ve ana dallarını tutan granülomatöz bir vaskülittir. Genellikle 4040 yaş altı kadınlarda görülür. Aort dallarındaki daralmalara bağlı olarak nabızların zayıflaması veya alınamaması (nabızsızlık), kollar arasında tansiyon farkı ve ekstremite kladikasyosu en tipik bulgularıdır. Yüksek sedimentasyon hızı aktif hastalığı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç yaş (<40<40), kadın cinsiyet, kollar arasında belirgin kan basıncı farkı (>10>10 mmHgmmHg) ve kladikasyo saptandı.
Bu bulgular aorta ve ana dallarında stenoz veya oklüzyon olduğunu gösterir.
2
İnflamatuar belirteçleri değerlendir
Eritrosit sedimentasyon hızının (8282 mm/saatmm/saat) belirgin yüksek olduğu görüldü.
Aktif vaskülit sürecini destekleyen sistemik inflamasyon göstergesidir.
3
Chapel Hill sınıflandırmasına göre eşleştirme yap
Büyük damar vaskülitleri arasında genç yaş grubuna en uygun tanının Takayasu arteriti olduğu belirlendi.
Dev hücreli arterit yaş nedeniyle, diğerleri ise damar çapı ve tipik klinik tutulum nedeniyle dışlanır.

Anahtar Kavram

Genç kadınlarda aorta ve dallarını tutan, 'nabızsızlık hastalığı' olarak da bilinen granülomatöz inflamasyon Takayasu arteritidir.

İpuçları

1
Hastanın yaşının 4040'ın altında olması ve büyük damar tutulum bulguları (nabız farkı) en önemli ipucudur.
2
Aorta ve kollar besleyen dalların daralması kladikasyo (egzersizle gelen ağrı) yapar.
3
Bu durum literatürde sıklıkla 'nabızsızlık hastalığı' olarak tanımlanan vaskülit tipidir.

Daha Fazla Pratik

Takayasu arteritinde altın standart tanı yönteminin konvansiyonel anjiyografi veya MR/BT anjiyografi olduğunu hatırlayın.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 13 / 28Sonraki
Romatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin