Bakteriyoloji

394 soru

Soru 21Soru

Bakterilerde hücre şeklinin korunması, hücre bölünmesi ve protein lokalizasyonu gibi süreçlerde görev alan hücre iskeleti elemanları, ökaryotik hücre iskeleti proteinlerine yapısal ve fonksiyonel benzerlik gösterir. Buna göre, bakteri hücresinin bölünme düzleminde bir halka (Z-halkası) oluşturarak septum oluşumunu başlatan ve yapısal olarak ökaryotik tübülin proteinine homoloji gösteren sitoskeletal protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FtsZ

Cevap

Bakteriyel hücre bölünmesinde Z-halkası oluşturarak septum gelişimini sağlayan ve ökaryotik tübülin homoloğu olan protein FtsZ'dir.
Doğru cevap olan protein, bakteriyel hücre bölünmesinde septum oluşumu için merkezi rol oynayan tübülin homoloğu FtsZ'dir. Bu protein sitoplazmada serbest dolaşan bir GTPaz olup, bölünme sırasında GTP hidrolizi ile polimerleşerek hücrenin orta hattında dinamik bir 'Z-halkası' oluşturur. Bu halka, diğer bölünme proteinlerini (divizom) bölgeye çağırarak hücrenin ikiye bölünmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Bakteriyel hücre iskeleti proteinlerinin ökaryotik homoloklarını belirle.
FtsZ (Tübülin), MreB (Aktin), Kresentin (Ara filaman).
Soruda tübülin homoloğu olan ve septum oluşumunda görev alan protein sorulmaktadır.
2
FtsZ proteininin fonksiyonunu analiz et.
Hücre bölünmesi sırasında orta hatta polimerize olarak Z-halkasını oluşturur ve divizom kompleksini toplar.
Hücre bölünmesinin başlangıcı ve lokasyonu için kritik moleküldür.

Anahtar Kavram

Bakteriyel Sitoskeleton ve Bölünme Mekanizması

Daha Fazla Pratik

Bakteriyel hücre duvarı sentezini inhibe eden antibiyotiklerin (örn. basitrasin, vankomisin, penisilin) sentezin hangi aşamasında ve hangi yapı üzerinde etkili olduğunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 22Soru

7070 yaşında, pankreas kanseri nedeniyle opere edilen ve postoperatif 10.10. günde karın içi apse gelişen bir hastanın apse drenaj kültüründe KlebsiellaKlebsiella pneumoniaepneumoniae suşu izole edilmiştir. İzole edilen suşun antibiyotik duyarlılık testinde seftazidim, meropenem ve siprofloksasine dirençli; amikasin ve kolistine ise duyarlı olduğu saptanmıştır. Yapılan ileri fenotipik testlerde, meropenemin inhibitörlü disk testlerinde boronik asit ve EDTAEDTA ile sinerji saptanmamış; ancak suşun seftazidim-avibaktama duyarlı olduğu bulunmuştur. Bu suşun sahip olduğu karbapenemaz enzimi ve bu enzimin özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ambler Sınıf DD (OXA48OXA-48 benzeri) bir enzimdir ve vaborbaktam tarafından inhibe edilemez.

Cevap

Söz konusu enzim Ambler Sınıf D (OXA-48 benzeri) bir karbapenemazdır ve vaborbaktam tarafından inhibe edilememe özelliğine sahiptir.
Laboratuvar verileri (Boronik asit ve EDTA negatifliği), suşun ne bir metallo-beta-laktamaz (Sınıf B) ne de bir KPC (Sınıf A) üreticisi olduğunu gösterir. Türkiye'de oldukça yaygın görülen OXA-48 (Sınıf D) enzimi karbapenemleri hidrolize eder, avibaktam tarafından inhibe edilir ancak vaborbaktam veya relebaktam tarafından inhibe edilemez. Bu nedenle seçeneklerdeki eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Direnç profilini analiz et.
Suş meropeneme dirençli (Karbapenem Dirençli Enterobacterales - CRE).
Tedavi ve mekanizma tayini için başlangıç noktasıdır.
2
İnhibitörlü disk testi sonuçlarını yorumla.
Boronik asit (-) ve EDTA (-) sonuçları, Sınıf A (KPC) ve Sınıf B (MBL) enzimlerini dışlar.
Boronik asit KPC'yi, EDTA ise metallo-enzimleri inhibe eder.
3
Avibaktam duyarlılığını değerlendir.
Avibaktam; Sınıf A, Sınıf C ve bazı Sınıf D (özellikle OXA-48) enzimlerini inhibe eder.
KPC ve AmpC dışlandığına göre, avibaktam ile duyarlılığın devam etmesi OXA-48 varlığına işaret eder.
4
Yeni nesil inhibitörlerin spektrumunu karşılaştır.
Vaborbaktam ve relebaktam Sınıf D enzimlerine (OXA-48) karşı etkisizdir.
OXA-48'in en önemli laboratuvar ve klinik farklarından biri budur.

Anahtar Kavram

Karbapenemazların Ambler sınıflandırması ve inhibitör duyarlılık paternleri arasındaki farklar.
Soru 23Soru

Hastanede yatan 6262 yaşında, çoklu ilaç dirençli KPC3KPC-3 pozitif *Klebsiella pneumoniae* kaynaklı ventilatörle ilişkili pnömonisi olan bir hastaya seftazidim-avibaktam tedavisi başlanmıştır. Tedavinin 1414. gününde hastanın klinik tablosunda kötüleşme gözlenmiş ve tekrar alınan trakeal aspirat kültüründe üreyen *K. pneumoniae* izolatının seftazidim-avibaktam dirençli (MIC>32/4MIC > 32/4 μg/mL\mu g/mL) hale geldiği, ancak ilginç bir şekilde meropenem duyarlılığının (MIC1MIC \leq 1 μg/mL\mu g/mL) geri döndüğü saptanmıştır. Bu fenotipik değişikliğe yol açan en olası moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: KPC enziminin omega-loop bölgesinde (D179Y gibi) nokta mutasyonu gelişmesi

Cevap

KPC enziminin omega-loop bölgesindeki aminoasit değişimleri (özellikle D179Y), enzimin avibaktam tarafından inhibisyonunu zorlaştırırken aynı zamanda karbapenemaz aktivitesini bozarak meropeneme tekrar duyarlı hale gelmesine neden olur.
Seftazidim-avibaktam direnci gelişen KPC üreten Klebsiella suşlarında en sık görülen mekanizma, enzimin omega halkasındaki (özellikle D179Y) aminoasit değişimleridir. Bu değişim, enzimin avibaktam tarafından baskılanmasını engellerken, ilginç bir şekilde enzimin karbapenemleri hidrolize etme yeteneğini de bozar. Sonuç olarak bakteri seftazidim-avibaktama dirençli hale gelirken, rutin testlerde meropeneme duyarlı görünür (KPC-31 gibi varyantlar oluşur).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve başlangıç izolatını analiz et.
Başlangıçta KPC3KPC-3 pozitif (karbapenem dirençli) bir suş mevcut.
KPCKPC bir Sınıf A karbapenemazdır ve seftazidim-avibaktam bu enzimlere karşı etkilidir.
2
Tedavi sonrası gelişen fenotipik değişikliği değerlendir.
Seftazidim-avibaktam direnci gelişmiş ancak meropenem duyarlılığı geri dönmüştür.
Bu durum direnç mekanizmasının enzimin substrat spesifisitesini değiştirdiğini gösterir.
3
Literatürdeki spesifik direnç mutasyonlarını hatırla.
KPCKPC enziminin omega-loop bölgesindeki (D179YD179Y) mutasyonu bu spesifik fenotipe yol açar.
Bu mutasyon enzimin yapısını değiştirerek avibaktam bağlamasını engeller ve seftazidim hidrolizini artırırken, karbapenemleri parçalama yeteneğini (katalitik verimliliğini) önemli ölçüde azaltır.

Anahtar Kavram

KPC karbapenemazlarında 'omega-loop' mutasyonları seftazidim-avibaktam direnci ve eş zamanlı meropenem duyarlılık restorasyonu (reversiyonu) ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Bu izolatın meropeneme duyarlı görünmesine rağmen tedavide meropenem kullanılmasının 'in vivo' başarısızlığa yol açabileceği ve direncin hızlıca geri dönebileceği unutulmamalıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 24Soru

4242 yaşında bir kasap, sağ el bileğinde üç gün önce başlayan, kaşıntılı ve giderek yayılan morumsu-kırmızı renkli bir lezyon şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede, el sırtında ağrılı, ödemli, keskin sınırlı ve süpürasyon (cerahat) göstermeyen bir plak saptanıyor. Lezyondan alınan biyopsi örneğinin kültüründe, kanlı agarda küçük, alfa-hemolitik koloniler oluşturan, Gram pozitif, katalaz negatif, hareketsiz ve spor yapmayan basiller üremiş; TSI agarda hidrojen sülfür (H2SH_2S) üretimi saptanmıştır. Bu klinik tabloya ve laboratuvar bulgularına göre, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erysipelothrix rhusiopathiae

Cevap

Erysipelothrix rhusiopathiae
Vakada tanımlanan klinik tablo (erizipeloid) ve laboratuvar bulguları (Gram pozitif sporsuz basil, katalaz negatif, hareketsiz, TSI agarda H2SH_2S üretimi) tipik olarak Erysipelothrix rhusiopathiae'ye işaret eder. Bu bakteri, özellikle kasaplar ve balıkçılar gibi hayvansal ürünlerle temas edenlerde lokalize deri enfeksiyonlarına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik hikaye ve fizik muayene bulgularını değerlendir
Kasaplık mesleği ve elde süpürasyon göstermeyen, morumsu-kırmızı (erizipeloid) lezyon varlığı saptandı.
Erizipeloid, mesleki maruziyetle (et, balık, kümes hayvanı işleme) yakından ilişkilidir.
2
Gram boyama ve morfolojik özellikleri incele
Gram pozitif, sporsuz ve hareketsiz basiller görüldü.
Bu bulgular Bacillus ve Clostridium gibi sporlu bakterileri eler.
3
Biyokimyasal test sonuçlarını analiz et
Katalaz negatifliği ve TSI agarda H2SH_2S pozitifliği saptandı.
Gram pozitif basiller arasında TSI agarda H2SH_2S üreten tek önemli insan patojeni Erysipelothrix rhusiopathiae'dir.

Anahtar Kavram

Gram pozitif basiller arasında Erysipelothrix rhusiopathiae'nin mesleki maruziyet (erizipeloid), katalaz negatifliği ve TSI'da H2SH_2S üretimi ile tanınması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 25Soru

Bir 'Düşük Sıcaklık Buhar ve Formaldehit' (LTSF) sterilizasyon sürecinde, indikatör olarak kullanılan Geobacillus stearothermophilusGeobacillus\ stearothermophilus sporları için 73C73^\circ C sıcaklıktaki DD değeri (D73D_{73}) 11 dakika ve ZZ değeri 10C10^\circ C olarak saptanmıştır. Bu süreçte, başlangıçta 10610^6 adet spor içeren bir popülasyonda 10610^{-6} Sterilite Güvence Düzeyine (SAL) ulaşmak amacıyla işlem sıcaklığı 63C63^\circ C olarak ayarlandığında, uygulanması gereken teorik minimum sterilizasyon süresi kaç dakikadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 120120

Cevap

Sıcaklığın 63C63^\circ C olduğu durumda gereken teorik minimum sterilizasyon süresi 120120 dakikadır.
Sterilizasyon süreçlerinde mikroorganizma ölümü birinci derece kinetik izler. DD değeri, popülasyonun %90\%90'ının yok edilmesi için gereken süredir. ZZ değeri ise DD değerini 1010 kat değiştirmek için gereken sıcaklık farkıdır. 73C73^\circ C'de DD değeri 11 dakika ve ZZ değeri 10C10^\circ C ise, sıcaklık 63C63^\circ C'ye düştüğünde DD değeri 1010 dakikaya çıkar. 10610^6 sporu 10610^{-6} SAL düzeyine indirmek için 1212 adet DD süresi geçmelidir. Bu da 12×10=12012 \times 10 = 120 dakikaya karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Hedef sıcaklıktaki (63C63^\circ C) yeni DD değerini hesaplayın.
D63=10D_{63} = 10 dakika
ZZ değeri 10C10^\circ C olduğundan, sıcaklıktaki her 10C10^\circ C'lik düşüş DD değerini 1010 kat artırır (73C63C73^\circ C \rightarrow 63^\circ C).
2
Hedeflenen Sterilite Güvence Düzeyi (SAL) için gereken toplam logaritmik azalma miktarını belirleyin.
1212 logaritmik azalma
10610^6 düzeyindeki bir popülasyondan 10610^{-6} SAL düzeyine ulaşmak için 6(6)=126 - (-6) = 12 basamaklı bir azalma gereklidir.
3
Toplam süreyi hesaplamak için azalma miktarını yeni DD değeri ile çarpın.
120120 dakika
Toplam süre = Gereken log azalma ×\times Hedef sıcaklıktaki DD değeri (12×10=12012 \times 10 = 120).

Anahtar Kavram

Sterilizasyon Kinetiği (DD ve ZZ değerleri) ve SAL Hesaplaması

Daha Fazla Pratik

Farklı sterilizasyon yöntemleri (Eto, Plazma) için kullanılan standart indikatör mikroorganizmaları ve bunların direnç özelliklerini tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Süreci şu formülle de çözebilirsiniz: Su¨re=Dref×10(TrefThedef)/Z×(logN0logNt)Süre = D_{ref} \times 10^{(T_{ref}-T_{hedef})/Z} \times (\log N_0 - \log N_t). Burada N0=106N_0 = 10^6 ve Nt=106N_t = 10^{-6}'dır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 26Soru

2 günlük bir yenidoğan; ateş, letarji ve solunum sıkıntısı şikayetleriyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Hastanın kan kültüründe Gram pozitif, zincir oluşturan koklar ürediği rapor ediliyor. Yapılan ileri laboratuvar incelemelerinde, izole edilen bakterinin katalaz negatif olduğu ve koyun kanlı agarda dar bir beta hemoliz alanı oluşturduğu saptanıyor. Bu etkenin kesin tanısı için aşağıdaki testlerden hangisinin pozitif sonuç vermesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CAMP testi

Cevap

CAMP testi pozitifliği
Yenidoğan dönemindeki sepsis tablolarında en sık saptanan Gram pozitif etken Streptococcus agalactiae'dir (Grup B Streptokok). Bu bakteri katalaz negatif olmasıyla stafilokoklardan, beta hemoliz yapmasıyla pnömokoklardan ayrılır. Spesifik olarak, Staphylococcus aureus'un beta lizini ile sinerjik etki göstererek hemoliz alanını genişlettiği CAMP testi pozitifliği, bu bakterinin kesin tanısında altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Yenidoğan sepsisi ön tanısı
Yenidoğanda yaşamın ilk günlerinde görülen ateş ve solunum sıkıntısı, erken başlangıçlı yenidoğan sepsisini düşündürür.
2
Mikroskobik ve ön biyokimyasal verileri değerlendir
Streptococcus türü izolatı
Gram pozitif zincir yapmış koklar ve katalaz negatifliği, izolatın bir Streptokok olduğunu gösterir.
3
Hemoliz karakteri ve spesifik test eşleşmesini yap
Streptococcus agalactiae (Grup B) tanısı
Dar beta hemoliz yapan ve yenidoğanda bu tabloya yol açan en olası etken S. agalactiae'dir; bu bakteri CAMP testi pozitifliği ile doğrulanır.

Anahtar Kavram

Streptococcus agalactiae (Grup B Streptokok) laboratuvar tanısı

Daha Fazla Pratik

Grup B streptokokların saptanmasında CAMP testi dışında sodyum hipürat hidrolizi testinin de pozitif olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 27Soru

Üretral akıntı şikayeti olan bir erkek hastadan alınan klinik örnekten patojen *Neisseria* türlerini izole etmek amacıyla Thayer-Martin besiyeri kullanılmıştır. Bu besiyerinin bileşimine vankomisin, kolistin ve nistatin (VCNVCN) gibi antibiyotikler eklenmektedir.

Besiyeri içeriğinde yer alan vankomisin, aşağıdaki mikroorganizma gruplarından hangisinin üremesini baskılamak amacıyla kullanılmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gram pozitif bakteriler

Cevap

Vankomisin, Thayer-Martin besiyerinde Gram pozitif bakterilerin üremesini baskılamak amacıyla kullanılır.
Vankomisin, bakteri hücre duvarındaki peptidoglikan öncüllerine (D-Ala-D-Ala) bağlanarak sentezi durdurur. Thayer-Martin besiyerinde Gram pozitif florayı baskılayarak hassas Neisseria türlerinin (N. gonorrhoeae ve N. meningitidis) izolasyonunu kolaylaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik örneğin ve hedeflenen mikroorganizmanın (Neisseria) özelliklerini değerlendir.
Neisseria türleri Gram negatif diplokoklardır ve Thayer-Martin gibi seçici besiyerlerinde üretilirler.
Üretral flora bakterilerinin baskılanması saf kültür elde etmek için gereklidir.
2
Thayer-Martin besiyerindeki VCN (Vankomisin, Kolistin, Nistatin) antibiyotiklerinin hedeflerini hatırla.
Vankomisin Gram pozitifleri, Kolistin Gram negatifleri, Nistatin mantarları baskılar.
Her antibiyotiğin etki spektrumu farklıdır.

Anahtar Kavram

Thayer-Martin besiyeri bileşenleri (VCN) ve selektif özellikleri.
Tahmini Süre:45s
Soru 28Soru

1212 yaşında bir erkek çocuk; sağ bacakta şiddetli ağrı, şişlik ve 39.5C39.5^{\circ}C ateş şikayetiyle başvuruyor. Akut osteomiyelit ön tanısıyla takip edilen hastanın kemik iliği aspirat kültüründe; kanlı agarda altın sarısı renginde koloniler oluşturan ve çevresinde belirgin beta-hemoliz alanı saptanan Gram pozitif koklar izole ediliyor. Bu izolatın laboratuvar tanımlanmasında kullanılan katalaz ve tüp koagülaz testlerinin her ikisinin de pozitif olduğu görülüyor.

Bu mikroorganizmanın tüp koagülaz testinde plazmayı pıhtılaştırabilmesi için aşağıdaki konak faktörlerinden hangisiyle bir kompleks oluşturması zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protrombin

Cevap

Serbest koagülazın aktivasyonu için plazmada bulunan protrombin ile kompleks oluşturması gereklidir.
Doğru yanıt olan protrombin, serbest koagülazın aktivasyonu için gereken temel kofaktördür. StaphylococcusaureusStaphylococcus aureus tarafından salgılanan serbest koagülaz, plazmada bulunan protrombin (CRF - Coagulase Reacting Factor) ile non-proteolitik bir kompleks oluşturarak stafilothrombini meydana getirir. Bu aktif kompleks, konak pıhtılaşma kaskadından bağımsız olarak fibrinojeni fibrine dönüştürerek tüp koagülaz testinde pıhtı oluşmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Hastadaki osteomiyelit tablosu ve izole edilen 'altın sarısı' kolonili, katalaz/koagülaz pozitif mikroorganizmanın StaphylococcusaureusStaphylococcus aureus olduğu belirlenir.
S.aureusS. aureus, osteomiyelitin en sık etkenidir ve koagülaz pozitifliği ile diğer stafilokoklardan ayrılır.
2
Koagülaz tiplerinin ve mekanizmalarının karşılaştırılması
Tüp koagülaz testi ile saptanan 'serbest koagülaz', doğrudan fibrinojene bağlanamaz; aktif hale geçmek için bir kofaktöre ihtiyaç duyar.
Lam koagülaz testi (clumping factor) fibrinojene doğrudan bağlanırken, serbest koagülazın enzimatik aktivite kazanması için kofaktör zorunludur.
3
Aktivasyon mekanizmasının belirlenmesi
Serbest koagülaz, plazmadaki protrombin (CRF) ile birleşerek 'stafilothrombin' adı verilen aktif bir kompleks oluşturur.
Bu kompleks, trombin benzeri bir aktivite göstererek fibrinojeni fibrine dönüştürür ve tüpte pıhtı oluşturur.

Anahtar Kavram

Staphylococcus aureus serbest koagülazının aktivasyon mekanizması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 29Soru

33 haftalık bir bebek; ateş, emme güçlüğü ve huzursuzluk şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede fontanelde kabarıklık ve ense sertliği saptanıyor. Beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde Gram pozitif basiller görülüyor. Etkenin laboratuvar tanısında 25C25^\circ C'de takla atan (tumbling) hareket sergilediği ve katalaz pozitif olduğu belirleniyor. Bu klinik tabloya neden olan etken ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Besiyerinde soğukta zenginleştirme (cold enrichment) yöntemiyle üretilebilir.

Cevap

Listeria monocytogenes besiyerinde soğukta zenginleştirme yöntemiyle üretilebilir.
Yenidoğan menenjitlerinde Gram pozitif basil olarak saptanan, oda ısısında takla atan hareket sergileyen ve katalaz pozitif olan mikroorganizma Listeria monocytogenes'tir. Bu bakterinin en önemli laboratuvar özelliklerinden biri, diğer birçok bakterinin üreyemediği düşük sıcaklıklarda (4C4^\circ C) üreyebilmesi ve bu sayede 'soğukta zenginleştirme' yöntemi ile izole edilebilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve Gram boyama sonucunu değerlendir
Yenidoğanda menenjit tablosu ve BOS'ta Gram pozitif basillerin görülmesi, öncelikle Listeria monocytogenes'i düşündürür.
Yenidoğan menenjitlerinin en sık nedenleri arasında S. agalactiae, E. coli ve L. monocytogenes bulunur; ancak bunlar arasında Gram pozitif basil olan tek etken Listeria'dır.
2
Laboratuvar ayırt edici özelliklerini kontrol et
25C25^\circ C'de takla atan hareket ve katalaz pozitifliği Listeria için karakteristiktir.
Corynebacterium türleri hareketsizdir, Streptococcus'lar ise katalaz negatiftir. Hareketin oda sıcaklığında (25C25^\circ C) belirgin olması ayırt edicidir.
3
Mikroorganizmanın diğer fizyolojik özelliklerini eşleştir
Soğukta zenginleştirme (cold enrichment) özelliği seçilir.
Listeria, psikrofilik (soğukseven) bir bakteri olup 4C4^\circ C'de çoğalabilir; bu özellik tanıda kullanılan önemli bir yöntemdir.

Anahtar Kavram

Listeria monocytogenes'in tipik laboratuvar özellikleri (takla atan hareket, katalaz pozitifliği ve soğukta üreme)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

5454 yaşında, multipl skleroz tanısıyla immünosüpresif tedavi alan ve nefrolitiazis nedeniyle internal stent (DJ stent) taşıyan kadın hastada; yüksek ateş, yan ağrısı ve dizüri şikayetleri gelişiyor. İdrar kültüründe 10510^5 CFU/mlCFU/ml *Klebsiella pneumoniae* ürüyor. Yapılan antibiyogram testinde suşun seftazidim, imipenem, meropenem ve seftazidim-avibaktama dirençli; kolistin ve amikasine duyarlı olduğu saptanıyor. Fenotipik doğrulama testlerinde boronik asit ile sinerji gözlenmezken, imipenem diski ile EDTAEDTA emdirilmiş disk arasında belirgin zon genişlemesi (sinerji) izleniyor.

Bu bakterideki yüksek düzey karbapenem direncinden sorumlu olan en olası enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NDM1NDM-1 (New Delhi Metallo-beta-lactamase)

Cevap

NDM1NDM-1 (New Delhi Metallo-beta-lactamase), EDTA ile inhibe edilen ve seftazidim-avibaktama dirençli olan bir metalo-beta-laktamazdır.
Vakadaki bakteride saptanan EDTAEDTA sinerjisi, enzimin metalo-beta-laktamaz (MBL) yapısında olduğunu kanıtlar. EDTAEDTA, bu enzimlerin çalışması için zorunlu olan çinko iyonlarını şelate ederek enzimi inaktive eder. Ayrıca metalo-beta-laktamazlar (NDM-1 gibi), klinik kullanımdaki seftazidim-avibaktam kombinasyonuna dirençlidir, çünkü avibaktam Sınıf B enzimlerini inhibe edemez.

Adım Adım Çözüm

1
Direnç profilini analiz et
Bakteri hem karbapenemlere hem de yeni bir ajan olan seftazidim-avibaktama dirençlidir.
Bu durum, enzimin avibaktam tarafından inhibe edilemediğini (Sınıf B) gösterir.
2
Fenotipik doğrulama test sonuçlarını yorumla
Boronik asit negatif, EDTA pozitiftir.
EDTA, çinko iyonlarını bağlayarak metalo-beta-laktamazları (Sınıf B) inhibe eder.
3
Enzim ve inhibitör eşleşmesini yap
EDTA sinerjisi gösteren başlıca enzimler NDM, VIM ve IMP'dir.
Ambler Sınıf B enzimlerin katalitik merkezinde çinko bulunur.

Anahtar Kavram

Metalo-beta-laktamazlar (MBL), aktif bölgelerinde çinko iyonu bulunduran (Sınıf B), bu nedenle EDTA ile inhibe edilen ancak avibaktam gibi serin-beta-laktamaz inhibitörlerinden etkilenmeyen karbapenemazlardır.
Soru 31Soru

Klinik uygulamalarda ısıya duyarlı (termolabil) lümenli cihazların dekontaminasyonunda kullanılan glutaraldehit gibi sıvı kimyasal ajanların 'yüksek düzey dezenfektan' veya 'sterilan' olarak sınıflandırılmasındaki kriterler ve kullanım özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2%2\%'lik glutaraldehit çözeltisi ile 2020 dakikalık temas süresi yüksek düzey dezenfeksiyon için yeterliyken, aynı çözeltinin sterilan etki göstermesi için yaklaşık 1010 saatlik temas süresi gerekmektedir.

Cevap

Yüksek düzey dezenfeksiyon ile sterilizasyon arasındaki en temel farklardan biri uygulama süresidir; glutaraldehit için bu süreler sırasıyla 20 dakika ve 10 saattir.
Glutaraldehit gibi ajanlar 'soğuk sterilizasyon' amacıyla da kullanılabilirler. Ancak sterilizasyon tanımı gereği tüm mikrobiyal yaşamın ve sporların yok edilmesini gerektirdiğinden, bu ajanların sterilan olarak kabul edilmesi için 1010 saat gibi çok uzun temas sürelerine ihtiyaç duyulur. Standart yüksek düzey dezenfeksiyon için ise 2020 dakika yeterli kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Spaulding sınıflamasına göre yarı-kritik aletlerin (endoskoplar gibi) gereksinimini belirle.
Yarı-kritik aletler mukoza ile temas eder ve en az 'yüksek düzey dezenfeksiyon' (HLD) gerektirir.
Mukoza bütünlüğü bozulmamış alanlarda yüksek düzey dezenfeksiyon güvenlidir.
2
Glutaraldehitin etki mekanizmasını ve süresini değerlendir.
Glutaraldehit 2020 dakikada HLD sağlar, ancak sporisidal (sterilan) etki için 1010 saat gibi çok daha uzun süreler gerektirir.
Bakteri sporları kimyasal ajanlara karşı vejetatif formlardan çok daha dirençlidir.
3
Sürecin izlenmesi (monitoring) yöntemini seç.
Likit dezenfektanlarda konsantrasyonun yeterliliği kimyasal striplerle (MEC testi) kontrol edilir.
Çözeltinin tekrar kullanımı sırasında dilüsyon veya kirlenme nedeniyle etkinliğin düşüp düşmediği bu şekilde anlaşılır.

Anahtar Kavram

Sıvı kimyasal sterilanlar ve yüksek düzey dezenfektanlar arasındaki fark 'temas süresi' ve 'sporisidal etkinlik' düzeyidir.
Soru 32Soru

2626 yaşında erkek hasta, penis şaftında yer alan, dokunmakla oldukça ağrılı, kenarları düzensiz ve tabanı pürülan (kirli) görünümlü bir ülser şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede sol inguinal bölgede ağrılı, fluktuasyon veren lenfadenopati (bubon) saptanıyor. Ülser tabanından alınan sürüntü örneğinin Gram boyamasında Gram-negatif kokobasillerin "balık sürüsü" (school of fish) benzeri dizilim gösterdiği izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan etken ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretilmesi için ekzojen hemin (XX faktörü) gereksinimi varken, NADNAD (VV faktörü) gereksinimi yoktur.

Cevap

Doğru yanıt, etkenin üretilmesi için ekzojen hemin (XX faktörü) gereksinimi varken, NADNAD (VV faktörü) gereksiniminin olmadığını belirten seçenektir.
Vaka takdiminde anlatılan ağrılı ülser ve inguinal bubon varlığı ile mikroskobik incelemedeki 'balık sürüsü' dizilimi Haemophilus ducreyi'yi işaret eder. H. ducreyi'nin en karakteristik biyokimyasal özelliği, üremek için besiyerinde sadece hemin (XX faktörü) bulunmasına ihtiyaç duyması, NADNAD (VV faktörü) gereksiniminin olmamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Ağrılı genital ülser, inguinal lenfadenopati (bubon) ve Gram boyamadaki 'balık sürüsü' görünümü Haemophilus ducreyi (Yumuşak şankr / Chancroid) tanısını koydurur.
Bu bulgular yumuşak şankr için patognomonik sayılabilecek özelliklerdir.
2
Haemophilus türlerinin biyokimyasal gereksinimlerini hatırla.
Haemophilus cinsi bakteriler üremek için X (hemin) ve/veya V (NAD) faktörlerine ihtiyaç duyarlar.
Tür düzeyinde ayrım bu faktör gereksinimlerine göre yapılır.
3
H. ducreyi'nin spesifik gereksinimini belirle.
H. ducreyi sadece X faktörü (hemin) ister, V faktörü (NAD) istemez.
Bu özellik onu hem X hem V isteyen H. influenzae'dan ve sadece V isteyen H. parainfluenzae'dan ayırır.

Anahtar Kavram

Haemophilus ducreyi'nin ayırıcı tanısı ve büyüme faktörü gereksinimleri
Soru 33Soru

6262 yaşında erkek hasta, protez kapak endokarditi nedeniyle hastaneye yatırılıyor. Kan kültürlerinde vankomisin dirençli *Enterococcus faecium* (VRE) üremesi üzerine hastaya yüksek doz (1212 mg/kg) daptomisin tedavisi başlanıyor. Tedavinin 1010. gününde hastanın ateşinin devam etmesi üzerine alınan kontrol kan kültürlerinde daptomisin minimum inhibitör konsantrasyonu (MİK) değerinin 22 μ\mu g/mL'den 1616 μ\mu g/mL'ye yükseldiği saptanıyor. Bu hastada gelişen daptomisin direncinden sorumlu olan ve hücre membran stres yanıtını koordine ederek ilacın septum bölgesinden uzaklaştırılmasına neden olan temel üç bileşenli regülatör sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: LiaFSR

Cevap

Enterokoklarda daptomisin direnci gelişimini koordine eden temel üç bileşenli regülatör sistem LiaFSR sistemidir.
Enterococcus türlerinde daptomisin direnci (non-susceptibility), hücre membranı stres yanıtını yöneten LiaFSR üç bileşenli regülatör sistemindeki mutasyonlar sonucu gelişir. Bu mutasyonlar, LiaR yanıt regülatörünün sürekli aktif kalmasına yol açarak hücre membranındaki anyonik fosfolipidlerin (özellikle kardiyolipin) septum bölgesinden uzaklaşmasına ve daptomisinin septumda yoğunlaşarak hücreyi öldürmesinin engellenmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
VRE kökenli bir endokardit vakasında daptomisin tedavisi sırasında MİK artışı (22 μ\mu g/mL'den 1616 μ\mu g/mL'ye) ile karakterize direnç gelişimi saptanmıştır.
Daptomisin, enterokok enfeksiyonlarında vankomisin direnci durumunda kullanılan önemli bir seçenektir ancak tedavi altında direnç gelişimi (non-susceptibility) bildirilmektedir.
2
Direnç mekanizmasının moleküler temelinin belirlenmesi
Enterokoklarda bu durumun birincil sorumlusu LiaFSR (Lipid-antigen fitness sensing and response) sistemindeki mutasyonlardır.
LiaFSR sistemi; LiaS (sensör), LiaR (yanıt regülatörü) ve LiaF (negatif regülatör) proteinlerinden oluşur ve membran bütünlüğünü korumakla görevlidir.
3
Sistemin işleyişinin analizi
Mutasyonlar sonucu sistemin aşırı aktifleşmesi, daptomisinin hedef aldığı septum bölgesindeki anyonik fosfolipidlerin (kardiyolipin gibi) yer değiştirmesine neden olur.
İlaç septum bölgesine bağlanamaz ve 'decoy' (tuzak) mekanizması ile membranın diğer bölgelerine dağılarak etkisiz kalır.

Anahtar Kavram

Enterokoklarda daptomisin direnci, LiaFSR sistemi aracılığıyla hücre membranının yeniden modellenmesi ve ilacın septuma bağlanmasının engellenmesiyle oluşur.
Soru 34Soru

6060 yaşında, yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilatör desteğinde izlenen bir hastanın endotrakeal aspirat kültüründe çok ilaca dirençli (XDR) *Acinetobacter baumannii* üremiştir. Suşun meropenem, siprofloksasin ve amikasin dirençli; tigesiklin duyarlı (MIC:1μg/mLMIC: 1 \, \mu g/mL) olduğu saptanmıştır. Tigesiklin tedavisi başlanan hastanın 10.10. gününde klinik tablosunun kötüleşmesi üzerine alınan kontrol kültürde tigesiklin MICMIC değerinin 16μg/mL16 \, \mu g/mL düzeyine yükseldiği görülmüştür. Bu bakteride gelişen tigesiklin direncinin en olası mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AdeABC dışa atım sisteminin aşırı ekspresyonu

Cevap

Acinetobacter baumannii suşlarında tigesiklin direncinin en olası mekanizması AdeABC dışa atım (efflüks) sisteminin aşırı ekspresyonudur.
Doğru yanıt olan AdeABC dışa atım sisteminin aşırı ekspresyonu, Gram negatif bakterilerde (özellikle Acinetobacter ve Enterobacteriaceae) tigesiklin direncinin en önemli sebebidir. AdeABC pompası RND (Resistance-Nodulation-Division) ailesine mensup olup ilacı hem sitoplazmadan hem de periplazmadan yakalayarak hücre dışına pompalar. Bu sistemin regülatör genlerinde (AdeRS) meydana gelen mutasyonlar pompanın aşırı sentezlenmesine ve tigesiklin MIC değerlerinin hızla yükselmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Başlangıçta tigesikline duyarlı olan Acinetobacter baumannii suşunun tedavi sırasında direnç kazandığı (MIC artışı) görülmektedir.
Tedavi altında gelişen ikincil direnç mekanizmalarını belirlemek için bakterinin türü ve antibiyotik grubu arasındaki ilişki kurulmalıdır.
2
Tigesiklin ve Acinetobacter direnç mekanizmalarını hatırla
Tigesiklin, tetrasiklinlerin ribozomal koruma (TetM) ve dışa atım (TetA-D) mekanizmalarını aşacak şekilde üretilmiştir. Ancak Acinetobacter'de geniş spektrumlu RND (Resistance-Nodulation-Division) pompaları bu ilacı dışarı atabilir.
Spesifik direnç mekanizmalarını eleyerek en yaygın ve olası olanı seçmek gerekir.
3
AdeABC pompasının rolünü belirle
AdeABC, çok ilaca dirençli Acinetobacter suşlarında tigesiklin MIC değerini yükselten temel mekanizmadır.
Klinik izolatlarda en sık saptanan mekanizma budur.

Anahtar Kavram

Acinetobacter baumannii'de tigesiklin direnci primer olarak AdeABC gibi RND tipi efflüks pompalarının up-regülasyonu ile gerçekleşir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 35Soru

28 yaşında bir kadın hasta, sağ koltuk altında gelişen ağrılı ve pürülan akıntılı şişlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede apse saptanarak drenaj yapılıyor ve örnek mikrobiyoloji laboratuvarına gönderiliyor. Kültürde *Staphylococcus aureus* üremesi saptanıyor. Laboratuvarda yapılan disk difüzyon testinde suşun eritromisine dirençli, klindamisine duyarlı olduğu belirleniyor. Ancak klindamisin diski eritromisin diskinin yakınına yerleştirildiğinde, klindamisin inhibisyon zonunun eritromisin tarafına bakan kısmında düzleşme (D-zonu pozitifliği) gözleniyor.

Bu bakteride gözlenen indüklenebilir klindamisin direncinin temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 23S23S ribozomal RNA metilasyonu

Cevap

23S23S ribozomal RNA metilasyonu, indüklenebilir klindamisin direncinin (D-test pozitifliği) temel mekanizmasıdır.
D-testi pozitifliği, bakteride bulunan *erm* genlerinin eritromisin varlığında indüklendiğini gösterir. Bu genler, 50S50S ribozom alt birimindeki 23S23S rRNA molekülünü metilleyerek ilacın bağlanma bölgesini değiştirir (hedef değişikliği). Bu durum Makrolid, Lincosamid ve Streptogramin B grubu ilaçlar arasında çapraz dirence (MLSB direnci) yol açar. Bu nedenle doğru cevap 23S23S ribozomal RNA metilasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Antibiyogram sonuçlarını değerlendir
Suş eritromisine dirençli, klindamisine duyarlı görünmektedir ancak D-testi pozitiftir.
D-testi pozitifliği, bakteride indüklenebilir bir direnç geninin (*erm*) varlığını gösterir.
2
İndüksiyon mekanizmasını belirle
Eritromisin, *erm* genini aktive ederek klindamisin direncini indüklemektedir.
Bakteri eritromisine maruz kaldığında direnç genleri aktive olur ve klindamisinin bağlanacağı bölgeyi değiştirir.
3
Biyokimyasal hedefi tanımla
23S23S rRNA molekülünün metillenmesi.
*erm* geni tarafından kodlanan metilaz enzimi, 50S50S ribozom alt birimindeki 23S23S rRNA'yı metilleyerek Makrolid, Lincosamid ve Streptogramin B (MLSB) grubu ilaçların bağlanmasını engeller.

Anahtar Kavram

İndüklenebilir MLSB Direnci (D-Testi Pozitifliği)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 36Soru

Klinik bir örnekten izole edilen çoklu antibiyotik dirençli bir bakteri suşunun, farklı direnç paternlerine sahip iki ayrı R-plazmidi taşıdığı saptanmıştır. Ancak laboratuvar ortamında yapılan pasajlar sırasında, bu plazmidlerden birinin kararlı bir şekilde korunurken diğerinin seçici bir baskı olmaksızın hücreden dışlandığı ve 'uyumsuzluk' (incompatibilityincompatibility) gösterdiği fark edilmiştir. İki plazmidin aynı bakteri hücresi içerisinde stabil olarak barınamamasına (IncInc grubu çakışması) yol açan temel moleküler süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Replikasyon kopya sayısını denetleyen negatif regülatörlerin veya DNA bölüştürülme (partitioningpartitioning) sistemlerinin ortak olması

Cevap

Plazmid uyumsuzluğunun temel nedeni, replikasyon kopya sayısını denetleyen negatif regülatörlerin (örneğin antisense RNA veya Rep proteinleri) veya DNA bölüştürülme (partitioning) sistemlerinin ortak olmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, plazmidlerin replikasyon kontrol mekanizmalarının veya bölüştürülme sistemlerinin aynı olmasının uyumsuzluğa yol açtığını belirtmektedir. Aynı 'Uyumsuzluk' (IncInc) grubuna dahil plazmidler, kopya sayılarını kontrol etmek için aynı negatif regülatörleri (örneğin RNARNA II veya RepRep proteinleri) kullanırlar. Hücre içindeki bu regülatörlerin toplam konsantrasyonu, her iki plazmidin toplam sayısını denetler; bu durum, plazmidlerden birinin replikasyonunun rastgele baskılanmasına ve zamanla popülasyondan kaybolmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Plazmid uyumsuzluğu (Incompatibility - Inc) kavramını tanımlayın.
Aynı Inc grubundaki iki plazmid aynı hücrede stabil olarak kalamaz.
Plazmidler, replikasyonlarını kontrol etmek için negatif feedback mekanizmaları kullanırlar.
2
Replikasyon kontrol elemanlarını inceleyin.
Hücredeki negatif regülatörler (antisense RNA gibi) iki plazmidin toplam kopya sayısını tek bir plazmidmiş gibi algılar.
Regülatörler özdeş olduğu için sistem hangi plazmidin replike olduğunu ayırt edemez.
3
Bölüştürülme (Partitioning) sisteminin etkisini değerlendirin.
Hücre bölünürken Par proteinleri iki plazmidi rastgele dağıtır, bu da bir süre sonra yavruların birinde sadece tek tip plazmid kalmasına neden olur.
Aynı bölüştürülme aparatını kullanan plazmidler birbiriyle rekabete girer.

Anahtar Kavram

Plazmid Uyumsuzluğu (Incompatibility - Inc)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 37Soru

2626 yaşında erkek hasta; diz ve el bileğinde gezici karakterde ağrı ve eklemlerde şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede gövdede ve ekstremitelerin distalinde az sayıda, püstüler karakterde hemorajik deri lezyonları saptanıyor. Eklem sıvısı örneğinin Thayer-Martin besiyerindeki kültüründe oksidaz pozitif, Gram negatif diplokoklar izole ediliyor. Mikrobiyolojik incelemede bu suşun penisiline oldukça duyarlı (MI˙KMİK değeri çok düşük) olduğu, ancak taze insan serumunun kompleman aracılı bakterisidal etkisine karşı ileri derecede dirençli olduğu saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan suşun serum direncinden sorumlu olan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lipooligosakkarit (LOSLOS) yapısındaki terminal galaktoz birimine konak kaynaklı CMPNANACMP-NANA aracılığıyla sialik asit eklenmesi

Cevap

Lipooligosakkarit (LOS) yapısına konaktan elde edilen sialik asidin eklenmesi, bakterinin konak hücrelerini taklit etmesini sağlayarak serum direncine yol açar.
Dissemine gonokokal enfeksiyon (DGIDGI) suşları, konak serumunda bulunan CMPNANACMP-NANA molekülünü sialiltransferaz enzimi aracılığıyla LOSLOS yapısına transfer ederler. Bu sialillenme işlemi, bakterinin yüzeyini sialik asit ile kaplayarak kompleman sisteminin alternatif yolunun aktivasyonunu ve C3bC3b opsonizasyonunu engeller. Böylece bakteri, serumun bakterisidal etkisinden korunur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinden hareketle etkeni tanımlamak.
Artrit, püstüler döküntü (dissemine tablo) ve Thayer-Martin'de üreyen Gram negatif diplokok bulguları *Neisseria gonorrhoeae*'yi (gonokok) işaret eder.
Gonokoklar dissemine enfeksiyonlarda (DGI) tipik olarak deri lezyonları ve artrit ile seyreder.
2
DGI suşlarının serum direnci ve antibiyotik duyarlılığı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek.
DGI'ya neden olan gonokok suşları genellikle penisiline duyarlıdır ancak taze serumun öldürücü etkisine (kompleman sistemine) dirençlidir.
Bu suşlar, lokal enfeksiyon yapan suşlardan farklı olarak serumdan kaçış mekanizmalarını daha etkin kullanırlar.
3
Serum direncinin moleküler mekanizmasını analiz etmek.
LOSLOS sialillenmesi, yüzeyde sialik asit tabakası oluşturarak kompleman proteinlerinin (özellikle C3bC3b) bağlanmasını engeller.
Bakteri, konaktaki CMPNANACMP-NANA havuzunu kullanarak kendi LOSLOS yapısını modifiye eder; bu durum 'moleküler mimikri' (taklitçilik) yoluyla bağışıklık sisteminden kaçış sağlar.

Anahtar Kavram

Neisseria gonorrhoeae'de serum direnci, konak kaynaklı sialik asidin LOS yapısına eklenmesi (sialillenme) ve PorB proteinlerinin kompleman regülatörlerini bağlaması ile sağlanır.

Daha Fazla Pratik

Neisseria meningitidis ve Neisseria gonorrhoeae arasındaki virülans faktörü farklarını (kapsül varlığı, şeker fermentasyonu) karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 38Soru

Isıya dayanıksız (termolabil) olan serum, vitamin veya antibiyotik çözeltileri gibi sıvı materyallerin mikroorganizmalardan arındırılmasında tercih edilen en uygun sterilizasyon yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membran filtrasyon

Cevap

Isıya duyarlı sıvıların sterilizasyonunda mikroorganizmaları fiziksel olarak tutan membran filtrasyon yöntemi kullanılır.
Membran filtrasyon, ısı uygulandığında yapısı bozulan (enzimler, vitaminler, antibiyotikler gibi) sıvıların sterilizasyonunda kullanılır. Bu yöntemde sıvı, mikroorganizmaları geçirmeyen çok küçük gözenekli (0.220.45μm0.22-0.45 \mu m) membranlardan süzülerek steril hale getirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Materyalin fiziksel özelliğini belirle.
Materyalin ısıya dayanıksız (termolabil) bir sıvı olduğu saptandı.
Yöntem seçimi materyalin ısı ve nem hassasiyetine göre yapılır.
2
Isı içermeyen sterilizasyon yöntemlerini değerlendir.
Filtrasyon, radyasyon ve gaz sterilizasyonu seçenekleri arasından sıvılara en uygun olanı belirlendi.
Sıvıların içindeki protein, vitamin ve antibiyotiklerin biyolojik aktivitesini korumak için fiziksel uzaklaştırma tercih edilir.
3
Membran filtrasyonun gözenek çapını kontrol et.
Genellikle 0.22μm0.22 \mu m çapındaki filtrelerin bakterileri tuttuğu onaylandı.
Bakterilerin boyutları bu gözeneklerden geçemeyecek kadar büyüktür, böylece süzüntü steril kalır.

Anahtar Kavram

Termolabil sıvıların (serum, ilaç, vitamin) sterilizasyonu filtrasyon yoluyla yapılır.
Tahmini Süre:45s
Soru 39Soru

Bakterilerde çoklu antibiyotik direnç genlerini taşıyan transpozonların, bir replikondan (örneğin plazmid) bir diğerine (örneğin kromozom) 'sıçrama' sürecinde görev alan; transpozon uçlarındaki ters tekrarlı (inverted repeat) dizileri tanıyan ve hedef DNA'da yer değiştirmeyi katalizleyen temel enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transpozaz

Cevap

Bakterilerde transpozonların yer değiştirmesini katalizleyen temel enzim transpozazdır.
Transpozaz enzimi, transpozonların her iki ucundaki ters tekrarlı dizilere bağlanarak DNA'yı keser ve transpozonu serbest bırakır. Ardından hedef DNA dizisinde basamaklı kesikler oluşturarak transpozonun buraya entegre olmasını sağlar. Bu işlem homolog rekombinasyon gerektirmez ve RecA proteininden bağımsızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Transpozonların (sıçrayan genler) hareket mekanizmasını incelemek.
Transpozonların uçlarında bulunan ters tekrarlı (inverted repeat) dizilerin, bu elemanların tanınması için kritik olduğu belirlendi.
Genetik elementin yer değiştirebilmesi için önce kendi sınırlarının belirlenmesi gerekir.
2
Bu süreci katalizleyen enzim fonksiyonunu tanımlamak.
Bu dizileri tanıyan, hedef DNA'da kesiler oluşturan ve transpozonu yeni yerine yerleştiren enzimin 'Transpozaz' olduğu tespit edildi.
Transpozisyon, konak hücrenin homolog rekombinasyon (RecA) sisteminden bağımsız, kendine özgü bir enzim gerektirir.

Anahtar Kavram

Transpozisyon ve Transpozaz Enzimi
Tahmini Süre:50s
Soru 40Soru

32 yaşında bir erkek hasta, sağ uyluğunda ağrılı ve kızarık bir şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede flüktüasyon veren apse odağı saptanarak drenaj yapılıyor. Apse materyalinin Gram boyamasında küme yapmış Gram pozitif koklar görülüyor. Kültürde altın sarısı koloniler oluşturan bu etkenin, konak IgGIgG moleküllerinin FcFc kısmına bağlanarak opsonizasyonu engelleyen Protein A'ya sahip olduğu bilinmektedir. Bu mikroorganizmanın diğer stafilokok türlerinden ayrılmasında kullanılan temel biyokimyasal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülaz pozitifliği

Cevap

Staphylococcus aureus'u diğer stafilokoklardan ayıran temel özellik koagülaz pozitifliğidir.
Klinik bulgular (apse) ve mikroskobik görünüm (küme yapmış gram pozitif koklar) stafilokokları işaret eder. Protein A virülans faktörü ve altın sarısı koloni oluşumu bu etkenin Staphylococcus aureus olduğunu kesinleştirir. S. aureus'un diğer stafilokoklardan laboratuvar ortamında ayrılmasını sağlayan en tipik özellik ise plazmayı pıhtılaştırma yeteneği olan koagülaz enziminin varlığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik değerlendirme yapılması
Gram pozitif küme yapan koklar ve apse materyali, klinik olarak Staphylococcus türlerini işaret eder.
Etkenin morfolojik grubunu belirlemek.
2
Virülans faktörünün tanımlanması
IgG'nin Fc kısmına bağlanan Protein A, Staphylococcus aureus için spesifik bir virülans faktörüdür.
Olası etkeni tür düzeyinde daraltmak.
3
Ayırıcı biyokimyasal testin seçilmesi
Staphylococcus aureus koagülaz pozitiftir, bu özelliği ile koagülaz negatif stafilokoklardan ayrılır.
Tanıyı biyokimyasal olarak doğrulamak.

Anahtar Kavram

Staphylococcus aureus ayırıcı tanısı ve Protein A fonksiyonu

Alternatif Yöntem

Altın sarısı koloni (altın = aurum) isminin kökenini hatırlamak, etkenin Staphylococcus aureus olduğunu hızlıca eleyebilir.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 2 / 20Sonraki