Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 61Soru →

2222 yaşında, uzun boylu ve zayıf yapılı bir erkek hasta, aniden başlayan şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ akciğerde solunum seslerinin azaldığı saptanıyor ve akciğer grafisinde sağda pnömotoraks izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan subplevral "bleb" oluşumlarından sorumlu olan ve asinusun distal kısımlarının tutulumuyla karakterize amfizem tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal asiner amfizem

Cevap

Distal asiner amfizem, plevra komşuluğunda yerleşen subplevral bleblerin oluşumuna neden olarak genç ve zayıf erkeklerde spontan pnömotoraksa yol açan amfizem tipidir.
Distal asiner amfizem (paraseptal amfizem), asinusun proksimal kısmı korunurken distal kısmının (alveolar kanallar ve keseler) tutulmasıdır. Genellikle plevra çevresinde, interlobüler septalar boyunca ve lobüllerin kenarlarında yerleşir. Bu yerleşim subplevral bleb ve bül oluşumuna zemin hazırlar. Bu bleblerin rüptürü, özellikle genç, uzun boylu ve zayıf erkeklerde spontan pnömotoraksın klasik nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Genç, uzun ve zayıf bir erkekte aniden gelişen pnömotoraks tablosu saptandı.
Spontan pnömotoraks vakalarında altta yatan patolojiyi belirlemek için hasta profili ve klinik başlangıç kritiktir.
2
Pnömotoraks mekanizmasını hatırla
Pnömotoraksın subplevral yerleşimli hava kistlerinin (bleb/bül) rüptürü sonucu geliştiği belirlendi.
Akciğerin dış yüzeyindeki (plevra altı) hasarlar hava sızıntısına en yatkın bölgelerdir.
3
Amfizem tipleriyle anatomik yerleşimi eşleştir
Asinusun distal kısımlarını (alveolar kanal ve keseler) tutan ve plevra komşuluğunda yerleşen tipin distal asiner (paraseptal) amfizem olduğu belirlendi.
Sentriasiner proksimali, panasiner tüm asinusu tutarken; plevraya en yakın olan distal asiner tiptir.

Anahtar Kavram

Distal asiner (paraseptal) amfizem, asinusun distalini tutar ve gençlerde spontan pnömotoraksın en sık nedenidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 62Soru →

Down sendromu tanısı ile izlenen 22 günlük bir yenidoğanda belirgin kalp yetmezliği bulguları saptanmıştır. Yapılan ekokardiyografik incelemede atriyoventriküler (AVAV) kapakların tek bir halka (annulusannulus) üzerinde birleştiği, primer atriyal septumun alt kısmında ve ventriküler septumun giriş (inletinlet) kısmında geniş defektlerin bulunduğu gözlenmiştir. Bu hastada sol ventrikül çıkış yolunun (LVOTLVOT) daralmasına ve anjiyografik olarak karakteristik 'kaz boynu' (gooseneckgooseneck) görünümüne yol açan temel anatomik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ventriküler septumun giriş kısmındaki defekt ve aort kapağının anterior-superior yerleşimi

Cevap

Ventriküler septumun giriş kısmındaki defekt ve aort kapağının anterior-superior yerleşimi, sol ventrikül çıkış yolunu daraltarak 'kaz boynu' görünümüne neden olan temel anatomik değişikliktir.
Komplet AVSD olgularında, endokardiyal yastıkların gelişim kusuru sonucu ventriküler septumun giriş kısmında geniş bir doku kaybı oluşur. Bu morfolojik eksiklik, aort kapağının ventriküller arasına 'gömülü' olan normal konumundan çıkıp anterior ve superiora doğru yer değiştirmesine neden olur. Sonuç olarak sol ventrikül çıkış yolu (LVOT) daralır ve uzar; bu durum anjiyografide tipik bir 'kaz boynu' görünümü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Down sendromu ve ekokardiyografide tanımlanan 'tek halka üzerinde birleşen AV kapaklar' ve 'inlet VSD' bulguları, komplet AVSD (endokardiyal yastık defekti) tanısını doğrular.
AVSD, Down sendromlu hastalarda en sık görülen konjenital kalp hastalığıdır.
2
Morfolojik sonuçları analiz et.
Komplet AVSD'de ventriküler septumun giriş (inlet) kısmı 'oyulmuş' (scooped-out) bir görünümdedir.
Bu durum, ventrikül tabanından kapaklara olan mesafenin kısalmasına neden olur.
3
LVOT anatomisini incele.
Aort kapağı, normal konumundan anterior ve superiora doğru kaymıştır. Bu durum sol ventrikül çıkış yolunu (LVOT) uzatır ve daraltır.
Bu uzama ve daralma, radyolojik olarak 'kaz boynu' (gooseneck) deformitesi olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Atriyoventriküler Septal Defekt (AVSD) Morfolojisi ve Kaz Boynu Deformitesi

Alternatif Yöntem

Down sendromu ile LVOT daralması ('gooseneck') arasındaki klasik ilişkiyi hatırlamak, karmaşık anatomik seçenekler arasından doğruya ulaşmayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 63Soru →

Otomotiv sanayisinde 2020 yıl boyunca fren balatası üretimi ve montajı alanında çalışan 5454 yaşındaki bir erkek hasta, son 33 yıldır giderek artan nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde raller saptanıyor. Solunum fonksiyon testlerinde FVCFVC değerinin azaldığı, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının ise %84\%84 (normal/artmış) olduğu görülüyor. Akciğer biyopsisinde yaygın interstisyel fibrozis ile birlikte altın sarısı-kahverengi renkli, uçları topuzlu ve demir içeren 'ferrujinöz cisimcikler' izleniyor. Bu klinik ve patolojik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asbest liflerinin amfibol grubu, mezotelyoma gelişimi açısından krizotil (serpentin) grubuna göre daha yüksek patojenite ve risk taşır.

Cevap

Amfibol grubu asbest liflerinin, mezotelyoma gelişimi açısından krizotil grubuna göre daha yüksek risk taşıdığı ifadesi doğrudur.
Asbest lifleri Serpentin (krizotil) ve Amfibol olmak üzere iki gruptur. Amfibol grubu lifler (krosidolit, amosit) daha düz ve sert yapıları sayesinde akciğerin periferine ve interstisyuma daha kolay sızarlar. Ayrıca dokuda çözünmeye karşı çok daha dirençli oldukları için kronik inflamasyonu ve karsinojenik mutasyonları daha güçlü tetiklerler; bu da onları mezotelyoma gelişimi açısından krizotillere göre çok daha tehlikeli kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testlerini ve meslek öyküsünü analiz et
Düşük FVCFVC ve korunmuş FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı restriktif paterni; fren balatası işçiliği ise asbest maruziyetini gösterir.
Restriktif akciğer hastalıklarında akciğerin genişleme kapasitesi azaldığı için total kapasite ve FVCFVC düşer, ancak havayolu direnci artmadığı için oran korunur.
2
Biyopsi bulgularını tanımla
İnterstisyel fibrozis ve ferrujinöz (asbest) cisimcikleri asbestozis tanısını doğrular.
Asbest liflerinin makrofajlar tarafından fagositozu sonrası liflerin etrafında demir ve protein birikmesi tanısal ferrujinöz cisimcikleri oluşturur.
3
Karsinojenite ve risk faktörlerini değerlendir
Amfibol tipi liflerin mezotelyoma ile ilişkisi ve sigara-mezotelyoma etkileşimsizliği bilgisini uygula.
Amfibol lifleri doku içinde daha dirençli ve reaktiftir; sigara ise sadece akciğer karsinomu riskini sinerjik artırır.

Anahtar Kavram

Asbestozis ve ilişkili neoplazilerin patogenezi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 64Soru →

Erişkinlerde en sık görülen primer kalp tümörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miksoma

Cevap

Miksoma
Erişkinlerde kalbin en sık görülen primer tümörü miksomadır. Bu tümörler genellikle benign karakterdedir ve %75-80 oranında sol atriyumda, interatriyal septum bölgesinde lokalize olurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaş grubunu belirle.
Hasta erişkin grubundadır.
Erişkin ve çocuklarda en sık görülen tümörler farklılık gösterir.
2
Primer kalp tümörleri prevalansını hatırla.
Miksoma en sık görülen benign ve toplam primer tümördür.
Erişkinlerde primer kalp tümörlerinin yaklaşık %50'si miksomadır.

Anahtar Kavram

Erişkinlerde primer kalp tümörleri arasında en sık görüleni miksomadır; çocuklarda ise rabdomyomdur.

İpuçları

1
Bu tümör en sık sol atriyumda görülür.
Tahmini Süre:30s
Soru 65Soru →

45 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden şiddetli öksürük, pürülan (kötü kokulu) balgam ve aralıklı hemoptizi şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın akciğer rezeksiyon materyalinin makroskobik incelemesinde, bronşların plevral yüzeye kadar takip edilebildiği ve lümenlerinin silindirik şekilde kalıcı olarak genişlemiş olduğu izleniyor. Bu hasta için en olası patolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bronşektazi

Cevap

Hastalık tablosu ve makroskobik bulgular göz önüne alındığında en olası tanı Bronşektazi'dir.
Doğru seçenek olan bronşektazi, bronşiyal duvarın kronik nekrotizan enfeksiyonlar sonucu yıkılmasıyla karakterizedir. Bu durum, bronşların kalıcı olarak genişlemesine ve plevra altına kadar makroskobik olarak görülebilmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları değerlendir.
Kronik pürülan balgam ve hemoptizi, kronik nekrotizan bir süreci düşündürür.
Bronşektazide enfeksiyonlar ve doku yıkımı bu semptomlara yol açar.
2
Makroskobik bulguyu analiz et.
Bronşların plevral yüzeye kadar takip edilebilmesi, patolojik bir dilatasyonun kanıtıdır.
Normal akciğerde bronşlar periferde plevraya ulaşmadan incelerek kaybolur.
3
Obstrüktif hastalıklar arasında ayırıcı tanı yap.
Kalıcı hava yolu dilatasyonu sadece bronşektazi için tanımlayıcıdır.
Amfizem parankim yıkımıdır, astım geri dönüşümlüdür, kronik bronşit ise bez hiperplazisiyle seyreder.

Anahtar Kavram

Bronşektazi, bronş ve bronşiyollerin kas ve elastik destek dokularının yıkımı nedeniyle ortaya çıkan kalıcı anormal dilatasyonudur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 66Soru →

7070 yaşında erkek hasta; yaygın ateroskleroz öyküsü ile izlenirken, geçirdiği abdominal aort cerrahisi sonrası ani gelişen karın ağrısı, oligüri ve alt ekstremitelerde ağrılı morarma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki ayak parmaklarında siyanotik değişiklikler ve bacaklarda 'livedo reticularis' saptanıyor. Böbrek biyopsisinde küçük arter lümenlerini tıkayan, çevresinde yabancı cisim dev hücrelerinin izlendiği bikkonveks, iğne şeklinde kristal boşlukları (clefts) gözleniyor. Bu hastada izlenen histopatolojik bulgu, aşağıdaki patolojik süreçlerin hangisinden kaynaklanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ateromatöz plak içeriğinin distal dolaşıma dökülmesi

Cevap

Histopatolojik olarak izlenen bikkonveks iğne şeklindeki kristal boşlukları, ateromatöz plaklardan kopan içeriğin distal dolaşımı tıkaması (kolesterol embolizasyonu) sonucu oluşur.
Hastanın klinik tablosu, yaygın aterosklerozu olan bir bireyde cerrahi girişim sonrası gelişen livedo reticularis ve oligüri ile karakterizedir. Histopatolojik olarak izlenen bikkonveks iğne şeklindeki kristal boşlukları, rüptüre olan ateromatöz plaklardan salınan kolesterol kristallerinin distal arteriyolleri tıkadığını kesinleştirir. Bu boşlukların çevresindeki dev hücre yanıtı, kristal varlığına karşı gelişen sekonder bir reaksiyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı analiz et
Cerrahi sonrası çoklu organ tutulumu ve livedo reticularis
Vasküler cerrahi, aterosklerotik plakların destabilize olması için klasik bir tetikleyicidir.
2
Morfolojik bulguları yorumla
Bikkonveks iğne şeklinde kristal boşlukları (clefts)
Bu yapı, doku takibi sırasında eriyen kolesterol kristallerinin bıraktığı patognomonik bir izdir.
3
Tanıyı netleştir
Kolesterol embolizasyonu (Ateroembolizm)
İğne şeklindeki boşluklar ve çevresindeki yabancı cisim dev hücre yanıtı kolesterol embolisini doğrular.

Anahtar Kavram

Kolesterol Embolizasyonu (Ateroembolizm) Patogenezi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 67Soru →

Annesinin gebelik öyküsünde bipolar bozukluk nedeniyle 1.1. trimesterde lityum kullanımı olduğu bilinen 11 günlük bir yenidoğanda, doğumdan kısa süre sonra derin siyanoz ve ağır sağ kalp yetmezliği bulguları gelişiyor. Akciğer grafisinde sağ atriyumun aşırı genişlemesine bağlı olarak toraksı neredeyse tamamen dolduran "duvardan duvara kalp" (wall−to−wallwall-to-wall heartheart) görünümü izleniyor. Bu hastada triküspit kapak ve sağ ventrikülün morfolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Triküspit kapağın septal ve posterior yaprakçıklarının sağ ventrikül apeksine doğru yer değiştirmesi ve ventrikülün proksimal kısmının atriyalize olması

Cevap

Ebstein anomalisinde triküspit kapağın septal ve posterior yaprakçıkları ventrikül apeksine doğru yer değiştirir ve bu durum sağ ventrikülün üst kısmının sağ atriyuma dahil olmasına (atriyalizasyon) neden olur.
Doğru yanıt olan seçenek, Ebstein anomalisinin patognomonik morfolojik özelliğini tanımlamaktadır. Bu patolojide triküspit kapağın septal ve posterior yaprakçıkları, ventrikülün giriş yolunun bir kısmını sağ atriyuma dahil edecek şekilde apikale doğru yer değiştirmiştir. Bu durum sağ atriyumun devasa boyutlara ulaşmasına ve radyolojik olarak toraksı dolduran bir kalp gölgesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Maternal lityum kullanımı ve radyolojik "duvardan duvara kalp" bulgusu saptandı.
Lityum maruziyeti Ebstein anomalisi için klasik bir risk faktörüdür ve devasa sağ atriyum bu radyolojik görünüme yol açar.
2
Morfolojik defekti tanımla.
Triküspit kapak yaprakçıklarının (özellikle septal ve posterior) normalden daha aşağıda (apikalde) konumlandığı belirlendi.
Bu deplasman, sağ ventrikül giriş yolunun bir kısmının atriyalize olmasına ve fonksiyonel sağ ventrikülün küçülmesine neden olur.
3
Eşlik eden diğer patolojik özellikleri hatırla.
Genişlemiş anterior yaprakçık, sağ ventrikülün incelmiş duvarı ve sıklıkla eşlik eden ASD/PFOASD/PFO.
Bu bulgular tanıyı doğrular ve hemodinamik bozukluğun (triküspit yetmezliği ve sağdan sola şant) temelini oluşturur.

Anahtar Kavram

Ebstein anomalisi, triküspit kapağın apikal deplasmanı ve sağ ventrikülün atriyalizasyonu ile karakterize, lityum maruziyeti ile ilişkili nadir bir konjenital defekttir.
Soru 68Soru →

5858 yaşında, 4545 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; yüzünde ve boynunda şişlik, nefes darlığı ve son bir haftadır gelişen belirgin konfüzyon şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki juguler vende dolgunluk ve yüzde belirgin ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 124124 mEq/L (Normal: 135−145135-145 mEq/L) olarak bulunuyor. Toraks BT'de trakea komşuluğunda, vasküler yapıları basılayan santral yerleşimli kitlesel lezyon izleniyor. Bronşiyal biyopsi örneğinde; dar sitoplazmalı, "tuz-biber" kromatini gösteren hiperkromatik nükleuslu ve nükleer kalıplanma (molding) izlenen küçük hücrelerden oluşan tümör saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli karsinom

Cevap

Bu hastada izlenen klinik ve patolojik bulgular Küçük hücreli karsinom tanısını koydurur.
Küçük hücreli karsinom, nöroendokrin kökenli olması nedeniyle sıklıkla SIADH (hiponatremi) ve Cushing sendromu gibi paraneoplastik tablolarla başvurur. Santral yerleşimi nedeniyle Vena Kava Süperior sendromuna yol açabilir. Histolojik olarak dar sitoplazmalı, nükleer kalıplanma gösteren ve ince taneli (tuz-biber) kromatini olan hücreler karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların ve laboratuvar bulgularının analizi
Vena Kava Süperior (VKS) sendromu ve Uygunsuz ADH Salınımı Sendromu (SIADH - hiponatremi) saptandı.
VKS sendromu santral kitle basısını, SIADH ise paraneoplastik bir süreci işaret eder.
2
Tümörün yerleşimi ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Ağır sigara öyküsü ve santral yerleşimli kitle.
Küçük hücreli ve skuamöz hücreli karsinomlar tipik olarak sigara ile ilişkili ve santral yerleşimlidir.
3
Histopatolojik özelliklerin incelenmesi
Nükleer kalıplanma (molding) ve tuz-biber kromatini gösteren küçük hücreler.
Bu bulgular küçük hücreli karsinom için patognomonik sayılabilecek morfolojik özelliklerdir.

Anahtar Kavram

Küçük hücreli karsinom, santral yerleşim gösteren, sigara ile güçlü ilişkisi olan ve SIADH gibi nöroendokrin paraneoplastik sendromlara en sık yol açan akciğer tümörüdür.

İpuçları

1
Hastadaki hiponatremi ve konfüzyon, tümörün bir hormon salgıladığını düşündürmelidir.
2
Nükleer kalıplanma (molding) ve santral yerleşim, sigara içenlerde görülen belirli bir maligniteyi işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Akciğerin diğer nöroendokrin tümörleri olan atipik karsinoid ve büyük hücreli nöroendokrin karsinomun mitoz sayıları ve nekroz varlığı açısından farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 69Soru →

2525 yaşında kadın hasta, 22 haftadır devam eden kuru öksürük, halsizlik ve eklem ağrıları şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde ateşi 37.5∘C37.5^{\circ}C ölçülüyor ve akciğer oskültasyonunda belirgin bir patoloji saptanmıyor. Akciğer grafisinde bilateral, alt loblarda daha belirgin olan yama tarzında retikülonodüler gölgelenmeler izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde soğuk aglütinin titresi yüksek bulunan bu hastadaki akciğer tutulumunun en karakteristik histopatolojik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alveol septalarında ödem ve mononükleer hücrelerden oluşan infiltrasyon

Cevap

Alveol septalarında ödem ve mononükleer (lenfosit, plazma hücresi) infiltrasyon görülmesi atipik pnömonilerin temel histopatolojik özelliğidir.
Atipik pnömonilerde (Mycoplasma pneumoniae, Chlamydia, virüsler) inflamatuar yanıt, bakteriyel lober pnömoninin aksine alveol boşluklarında eksüda birikimiyle değil, alveol septalarının mononükleer hücrelerce (lenfosit, plazma hücresi) infiltre edilmesi ve ödemle karakterizedir. Bu interstisyel yerleşim, hastanın klinik olarak 'yürüyen pnömoni' tablosu sergilemesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri değerlendir
Genç erişkin hasta, kuru öksürük, düşük ateş ve fizik muayene bulgularının radyolojik bulgulardan daha hafif olması 'atipik pnömoni' (yürüyen pnömoni) tablosunu düşündürür.
Bu tablo tipik lober pnömoniden klinik ve radyolojik olarak ayrılır.
2
Spesifik laboratuvar bulgusunu yorumla
Soğuk aglütinin pozitifliği, etkenin yüksek olasılıkla Mycoplasma pneumoniae olduğunu gösterir.
Mycoplasma pneumoniae, toplum kökenli atipik pnömonilerin en sık nedenidir.
3
Histopatolojik korelasyon kur
Atipik pnömonilerde inflamasyon alveol lümeninde değil, alveol septalarında (interstisyumda) gerçekleşir.
Bu durum radyolojik olarak interstisyel paternin ve fizik muayenede rallerin olmayışının patolojik temelidir.

Anahtar Kavram

Atipik pnömonilerin (Mycoplasma, Viral) temel histopatolojik özelliği 'interstisyel' (septal) yerleşimli mononükleer inflamasyondur.
Soru 70Soru →

7272 yaşında kadın hasta; son bir aydır belirginleşen şiddetli tek taraflı baş ağrısı, yemek yerken çene kaslarında çabuk yorulma ve görme bulanıklığı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı 115 mm/saat115\text{ mm/saat} olarak ölçülüyor. Bu hastada düşünülen olası tanı için yapılacak arter biyopsisinin histopatolojik değerlendirmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tutulumun segmental karakteri nedeniyle tanının dışlanabilmesi için arterin uzun bir segmentinin incelenmesi gereklidir.

Cevap

Dev hücreli (temporal) arteritte tutulumun segmental (atlamalı) karakteri nedeniyle, tanıyı kesinleştirmek veya dışlamak için arterin 2−3 cm2-3\text{ cm} gibi uzun bir segmentinin histopatolojik olarak incelenmesi gereklidir.
Dev hücreli (temporal) arterit, büyük damarları tutan granülomatöz bir vaskülittir. Bu hastalığın en önemli patolojik özelliklerinden biri 'atlamalı lezyonlar' (skip lesions) olarak bilinen segmental tutulum göstermesidir. Yani arterin bir kısmı tamamen normalken, hemen yanındaki segment şiddetli inflamasyon içerebilir. Bu durum, biyopsi sırasında hastalıklı bölgenin ıskalanması riskini doğurur. Bu nedenle, cerrahi olarak çıkarılan arter segmentinin yeterince uzun (2−3 cm2-3\text{ cm}) olması ve patolog tarafından çok sayıda seri kesit ile incelenmesi tanının atlanmaması için hayati öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
İleri yaş (7272), yeni başlangıçlı tek taraflı baş ağrısı, çene kladikasyosu ve çok yüksek sedimentasyon hızı (115 mm/saat115\text{ mm/saat}) Dev Hücreli (Temporal) Arteriti işaret eder.
Bu semptom kompleksi ve laboratuvar bulguları büyük damar vaskülitleri için klasiktir.
2
Morfolojik özellikleri hatırla
Temporal arteritte granülomatöz inflamasyon, dev hücreler ve internal elastik lamina fragmantasyonu görülür.
Hastalığın patogenezinde elastik liflere karşı gelişen T-hücre aracılı immün yanıt rol oynar.
3
Biyopsi prosedüründeki zorluğu değerlendir
Hastalık arter boyunca kesintisiz değil, odak odak (segmental) tutulum yapar.
Negatif bir biyopsi tanıyı dışlamaz; 'atlamalı lezyonlar' (skip lesions) nedeniyle örnekleme hatası riski yüksektir.

Anahtar Kavram

Dev hücreli arterit (GCA), yaşlılarda en sık görülen vaskülittir; segmental tutulum özelliği biyopsi uzunluğunu tanı için kritik hale getirir.

Daha Fazla Pratik

Dev hücreli arterit ile benzer klinik ve histolojik özellikler gösteren ancak yaş grubu ve tutulum yeri (aort arkı dalları) ile ayrılan Takayasu arteritini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 71Soru →

5555 yaşında erkek hasta, 2525 yıldır taş ocağında ve kum püskürtme (sandblasting) işlerinde çalıştığını belirtmektedir. Son aylarda giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayeti ile başvuran hastanın solunum fonksiyon testinde FVC değerinin azaldığı, FEV1/FVCFEV1/FVC oranının ise %85\%85 olduğu saptanıyor. Akciğer grafisinde hiler lenf nodlarında 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonu izleniyor. Akciğer biyopsisinde konsantrik dizilimli hyalinize kollajen lifleri içeren nodüller ve polarize ışık mikroskobunda çift kırılan (birefrenjan) partiküller gözleniyor. Bu klinik tabloya eşlik etme olasılığı en yüksek olan durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberküloz enfeksiyonuna karşı duyarlılık artışı

Cevap

Tüberküloz enfeksiyonuna karşı duyarlılık artışı
Doğru olan seçenek silikozis tablosunda Mycobacterium tuberculosis enfeksiyonuna duyarlılığın arttığını belirtmektedir. Silika partikülleri alveolar makrofajlar tarafından fagosite edildikten sonra fagozom-lizozom birleşmesini bozar ve makrofaj ölümüne yol açar. Bu durum, tüberküloz bakterilerine karşı en önemli savunma mekanizması olan makrofaj fonksiyonlarını felç ederek tüberküloz riskini artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve mesleki öyküyü değerlendir
Kum püskürtme (sandblasting) ve taş ocağı işçiliği Silikozis için spesifik risk faktörleridir.
Mesleki akciğer hastalıklarında maruziyet türü tanıda en önemli ipucudur.
2
Radyolojik ve SFT bulgularını yorumla
Düşük FVC ve artmış FEV1/FVCFEV1/FVC restriktif paternle uyumludur; 'yumurta kabuğu' kalsifikasyonu silikozisi destekler.
Restriktif patern akciğer parankiminin kompliyansının azaldığını gösterir.
3
Histopatolojik özellikleri analiz et
Hyalinize nodüller ve polarize ışıkta çift kırılan partiküller silikozis tanısını kesinleştirir.
Silika kristalleri polarize ışıkta karakteristik birefrenjan özellik gösterir.
4
Hastalığın komplikasyonlarını hatırla
Silika partiküllerinin makrofaj sitotoksisitesine yol açması, hücresel bağışıklığı zayıflatarak Mycobacterium tuberculosis duyarlılığını artırır.
Silikozis ve tüberküloz birlikteliği (Silikotüberküloz) tıp literatüründe iyi tanımlanmış bir risk artışıdır.

Anahtar Kavram

Silikozis ve Mycobacterium tuberculosis duyarlılığı arasındaki ilişki

İpuçları

1
Hastanın mesleği (kum püskürtme) ve 'yumurta kabuğu' kalsifikasyonu tanı için anahtardır.
2
Silikozis tablosunda makrofajların silika partikülleri tarafından hasarlanması hangi enfeksiyonun riskini artırır?

Daha Fazla Pratik

Silikozis ile asbestozis arasındaki radyolojik yerleşim farklarını (üst lob vs alt lob) gözden geçirmek faydalı olabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 72Soru →

5858 yaşında erkek hasta, 3030 paket-yıl sigara öyküsü ile birlikte ilerleyici nefes darlığı ve balgamlı öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan solunum fonksiyon testleri ve klinik değerlendirme sonucunda hastaya Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) tanısı konuluyor.

Bu hastanın hava yollarında ve akciğer parankiminde görülen inflamatuar infiltrasyonda, bronşiyal astımdan farklı olarak baskın olması beklenen hücre tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD8+CD8+ T lenfositler

Cevap

KOAH hastalarında inflamatuar infiltrasyonda baskın olan hücre tipi CD8+CD8+ T lenfositlerdir.
CD8+CD8+ T lenfositler, KOAH patogenezinde sigara dumanı gibi irritanların etkisiyle akciğerlere göç eder. Bu hücreler, salgıladıkları mediyatörler (perforin, granzim vb.) aracılığıyla epitelyal hücre hasarına ve alveolar duvar yıkımına (amfizem) katkıda bulunur. Nötrofiller ve makrofajlarla birlikte KOAH'ın karakteristik inflamatuar triadını oluştururlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hastanın sigara öyküsü ve semptomları Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ile uyumludur.
Sigara kullanımı ve kronik obstrüktif bulgular KOAH patogenezine yönlendirir.
2
KOAH ve Astım inflamasyon hücrelerinin karşılaştırılması
KOAH'ta nötrofiller, makrofajlar ve CD8+CD8+ T hücreleri; astımda ise CD4+CD4+ (Th2) T hücreleri, eozinofiller ve mast hücreleri baskındır.
İki obstrüktif hastalığın immünopatolojik mekanizmaları birbirinden farklıdır.
3
Spesifik hücre tipinin belirlenmesi
CD8+CD8+ T lenfositler (sitotoksik T hücreleri) KOAH'ta inflamasyon ve doku hasarının ana belirleyicilerinden biridir.
TUS sınavlarında KOAH ve astım arasındaki hücre tipi farkı sıkça sorgulanan bir konudur.

Anahtar Kavram

KOAH ve Bronşiyal Astım arasındaki inflamatuar hücre farkı

Daha Fazla Pratik

KOAH'ta amfizem gelişiminde rol oynayan proteaz-antiproteaz dengesizliğini ve MMP-12'nin (makrofaj elastazı) rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 73Soru →

5858 yaşında erkek hasta; üç haftadır devam eden halsizlik, iştahsızlık ve 37.8∘C37.8^{\circ}C civarında seyreden subfebril ateş şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde mitral kapak prolapsusu öyküsü olan hastanın yapılan ekokardiyografisinde mitral kapak üzerinde vejetasyonlar saptanıyor. Kan kültürlerinde α\alpha-hemolitik streptokok (viridans grubu) üremesi saptanıyor. Bu hastada görülmesi beklenen vejetasyonların morfolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genellikle daha önceden hasarlı olan kapakta yerleşir ve belirgin kapak destrüksiyonu yapmaz.

Cevap

Doğru yanıt, vejetasyonların genellikle daha önceden hasarlı olan kapakta yerleştiği ve belirgin kapak destrüksiyonu yapmadığı seçenektir.
Vakadaki klinik tablo (uzun süreli subfebril ateş, halsizlik) ve altta yatan kapak hastalığı (mitral kapak prolapsusu) ile birlikte viridans streptokokların üremesi, tipik bir 'Subakut Bakteriyel Endokardit' tablosudur. Bu tabloda vejetasyonlar, akut endokardite kıyasla daha az destrüktiftir ve kapağı delme veya çevre dokuya yayılma eğilimi daha düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Hasta subakut başlangıçlı (3 hafta), düşük ateşli ve önceden mevcut kapak hastalığı (mitral kapak prolapsusu) olan bir tablodur.
Bu bulgular subakut enfektif endokarditi işaret eder.
2
Mikrobiyolojik veriyi yorumla.
Kan kültüründe üreyen α-hemolitik streptokoklar (Streptococcus viridans), subakut enfektif endokarditin en sık nedenidir.
Etkenin belirlenmesi beklenen morfolojiyi doğrular.
3
Morfolojik özellikleri karşılaştır.
Subakut enfektif endokarditte vejetasyonlar akut endokardite göre daha az destrüktiftir, granülasyon dokusu içerebilir ve önceden hasarlı kapakları tercih eder.
Ayırıcı tanıda vejetasyonların destrüktif olup olmaması kritik bir kriterdir.

Anahtar Kavram

Enfektif endokarditlerde akut (destrüktif, sağlıklı kapak) ve subakut (az destrüktif, hasarlı kapak) ayrımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 74Soru →

4545 yaşında erkek hasta; son 33 aydır devam eden halsizlik, kilo kaybı, yaygın kas ağrıları ve yeni gelişen hipertansiyon şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hepatit B yüzey antijeni (HBsAgHBsAg) pozitif saptanıyor. Hastadan alınan böbrek arter biyopsisinde, orta çaplı arter duvarında segmental dağılım gösteren fibrinoid nekroz ile birlikte; aynı damar kesitinde hem nötrofil infiltrasyonunun olduğu akut evre bulguları hem de fibroblastik proliferasyon ve fibrozis alanları bir arada izleniyor.

Bu klinik ve patolojik bulgular ışığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliarteritis nodosa

Cevap

Poliarteritis nodosa (PAN)
Poliarteritis nodosa (PAN), orta ve küçük çaplı müsküler arterleri tutan sistemik bir vaskülittir. En karakteristik özelliği, damar duvarında segmental olarak izlenen fibrinoid nekrozla beraber, akut inflamasyon alanları ile fibrozis ve iyileşme odaklarının (farklı evrelerin) aynı anda bir arada bulunmasıdır. Vakaların önemli bir kısmında Hepatit B antijenemi pozitifliği saptanması tanıyı destekleyen güçlü bir klinik veridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
HBsAgHBsAg pozitifliği, hipertansiyon ve sistemik semptomların (kilo kaybı, miyalji) varlığı.
PAN hastalarının yaklaşık %30\%30'unda Hepatit B ilişkisi vardır ve renal arter tutulumuna bağlı hipertansiyon sıktır.
2
Morfolojik bulguların analizi
Orta çaplı arterde segmental fibrinoid nekroz ve farklı evrelerin (akut + iyileşme) birlikteliği.
Aynı damarda veya farklı damarlarda farklı zamanlara ait lezyonların görülmesi PAN için patognomoniktir; bu durum anjiyografide 'tespih tanesi' görünümüne neden olan anevrizmalara yol açar.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Akciğer tutulumunun olmaması ve histolojide granülom izlenmemesi.
PAN tipik olarak akciğer damarlarını korur; granülom olmaması onu GPA ve EGPA'dan ayırır.

Anahtar Kavram

Poliarteritis nodosa (PAN), lezyonların zamansal heterojenliği (farklı evrelerin birlikteliği) ve Hepatit B ilişkisi ile karakterize bir orta çaplı damar vaskülitidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 75Soru →

6868 yaşında erkek hasta, son aylarda giderek artan nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Alınan anamnezden hastanın geçmişte uzun yıllar gemi söküm tersanesinde yalıtım işçisi olarak çalıştığı öğreniliyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde sağ akciğeri çepeçevre saran, zırh tarzında nodüler plevral kalınlaşma saptanıyor. Kitleden alınan biyopside, tübülopapiller yapılar oluşturan epitelyoid hücreler ile iğsi hücrelerin bir arada bulunduğu bifazik patern izleniyor. İmmünohistokimyasal boyamalarda tümör hücrelerinde Calretinin, WT-1 ve sitokeratin 5/6 (CK5/6) pozitif; karsinoembriyojenik antijen (CEA) ve TTF-1 ise negatif olarak değerlendiriliyor. Bu hastada kesin tanıya ulaşmada kullanılabilecek elektron mikroskobik incelemede aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikokaliksten yoksun, uzun ve ince dallanan mikrovilluslar

Cevap

Doğru cevap, malign mezotelyomanın karakteristik elektron mikroskobik bulgusu olan glikokaliksten yoksun, uzun ve ince dallanan mikrovillusları ifade eden seçenektir.
Hastanın klinik öyküsü (asbest maruziyeti), radyolojik bulgusu (zırh tarzı plevral kalınlaşma), morfolojisi (bifazik tümör) ve immünohistokimyasal profili (Calretinin, WT-1, CK5/6 pozitif; CEA, TTF-1 negatif) malign mezotelyoma ile tam uyumludur. Malign mezotelyomanın en karakteristik ultrastrüktürel (elektron mikroskobik) bulgusu, hücre yüzeyinde yer alan, üzerinde glikokaliks örtüsü bulunmayan, çok sayıda uzun ve ince dallanan mikrovillusların varlığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu, hastanın meslek öyküsünü ve radyolojik bulguları değerlendir.
Tersane işçiliği (asbest maruziyeti) ve zırh tarzı plevral kalınlaşma, malign mezotelyoma tanısını güçlü bir şekilde düşündürür.
Asbest maruziyeti mezotelyoma için en önemli risk faktörüdür ve plevranın diffüz nodüler kalınlaşması bu hastalığın tipik radyolojik prezentasyonudur.
2
Histopatolojik ve immünohistokimyasal (İHK) bulguları analiz et.
Bifazik patern (epitelyoid ve iğsi hücreler) ve Calretinin(+), WT-1(+), CK5/6(+), CEA(-), TTF-1(-) profili malign mezotelyoma tanısını kesinleştirir.
Mezotelyoma epitelyoid, sarkomatoid veya bifazik olabilir. Ayırıcı tanıda en sık karışılan adenokarsinomları ekarte etmek için İHK kullanılır. Adenokarsinomlar TTF-1 ve CEA pozitifken; mezotelyomalar Calretinin, WT-1 ve D2-40 gibi mezotelyal belirteçlerle pozitif boyanır.
3
Malign mezotelyoma ile akciğer adenokarsinomunu ayıran elektron mikroskobik özellikleri hatırla.
Mezotelyomada glikokaliksten yoksun, çok uzun ve ince mikrovilluslar görülürken; adenokarsinomda belirgin glikokaliks içeren kısa ve küt mikrovilluslar izlenir.
Elektron mikroskopi, immünohistokimyanın yetersiz kaldığı durumlarda bu iki tümörün kesin ayrımı için altın standart yöntemlerden biridir.

Anahtar Kavram

Malign Mezotelyoma Morfolojik ve İmmünohistokimyasal Profili
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 76Soru →

2222 yaşında kadın hasta, yaklaşık 1010 gündür süren kuru öksürük, şiddetli baş ağrısı ve halsizlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 37.8∘C37.8^{\circ}C ölçülüyor; akciğer oskültasyonunda belirgin raller veya matite saptanmıyor. Akciğer grafisinde ise fizik muayene bulgularıyla orantısız şekilde, her iki akciğerde diffüz interstisyel gölgelenmeler izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan etkenin patogenezi ve morfolojisi düşünüldüğünde, akciğer dokusunun histopatolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alveol septumlarda ödem ve lenfosit ağırlıklı mononükleer hücre infiltrasyonu

Cevap

Alveol septumlarda ödem ve lenfosit ağırlıklı mononükleer hücre infiltrasyonu
Vakada tanımlanan klinik tablo 'atipik pnömoni' (interstisyel pnömoni) ile tam uyumludur. Atipik pnömonilerde inflamatuar hücreler (başlıca lenfositler ve plazma hücreleri) alveol boşluklarında değil, alveol duvarları (septumlar) içinde birikir. Bu durum septumlarda genişlemeye ve ödeme yol açarken, alveol boşluklarının nispeten temiz kalmasına neden olur. Bu nedenle oskültasyonda raller duyulmazken, radyolojide interstisyel tutulum izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç hasta, kuru öksürük, hafif ateş ve akciğer grafisinde diffüz interstisyel infiltrasyon 'atipik pnömoni' (walking pneumonia) tablosuna işaret eder.
Fizik muayene bulgularının (rallerin olmaması) radyolojik bulgularla uyumsuzluğu atipik pnömoninin en tipik özelliğidir.
2
Atipik pnömoninin morfolojik yerleşimini belirle
Atipik pnömonilerde (Mycoplasma pneumoniae, viral etkenler vb.) inflamasyon interstisyumda (alveol septumu) sınırlıdır.
Tipik bakteriyel pnömonilerin aksine, alveol boşluklarında intraalveoler eksüda birikimi izlenmez.
3
Histopatolojik karşılığı seç
Alveol duvarlarında genişleme, ödem ve mononükleer (lenfosit, plazma hücresi) infiltrasyon saptanır.
Bu morfolojik patern 'interstisyel pnömoni' olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Atipik (İnterstisyel) Pnömoni Morfolojisi

İpuçları

1
Hastanın fizik muayenesinin normal olması ama grafisinin bozuk olması (klinik-radyolojik diskordans) hangi pnömoni tipini düşündürür?
2
İnterstisyel pnömoni adından da anlaşılacağı gibi akciğerin hangi mikroskobik lokalizasyonunu etkiler?

Daha Fazla Pratik

Atipik pnömoni etkenlerinden olan Mycoplasma pneumoniae'nin soğuk aglütinin testi ile ilişkisini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 77Soru →

Konjenital kalp hastalıkları içinde en sık izole görülen anomali olan ventriküler septal defektlerin (VSDVSD) morfolojisi ve klinik seyri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük musküler defektler sıklıkla infant döneminde kendiliğinden kapanma eğilimi gösterirler.

Cevap

Küçük musküler ventriküler septal defektlerin infant döneminde kendiliğinden kapanma eğilimi göstermesi doğrudur.
Küçük musküler defektlerin spontan kapanma eğilimi göstermesi VSD'nin klinik seyrinde bilinen karakteristik bir özelliktir. Bu durum defektin büyüklüğüne ve yerleşimine bağlı olarak çocukluk çağında cerrahiye gerek kalmadan iyileşmeyi sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
VSD'nin temel anatomik yerleşimini belirle.
En sık (%90) membranöz septum yerleşimi görülür.
Konjenital kalp hastalıklarında morfolojik dağılımı bilmek ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Şant yönünü ve klinik seyri analiz et.
Sol-sağ şant görülür, bu nedenle başlangıçta asiyanotiktir.
Şantın yönü hastanın siyanotik olup olmayacağını belirler.
3
Küçük defektlerin prognozunu değerlendir.
Özellikle küçük musküler defektler yüksek oranda spontan kapanır.
Hastalığın doğal seyrini ve cerrahi endikasyon gerekliliğini anlamaya yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Ventriküler septal defektler (VSD), en sık görülen konjenital kalp hastalığı olup membranöz septumda daha sıktır; küçük olanlar spontan kapanabilirken büyük olanlar Eisenmenger sendromuna ilerleyebilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 78Soru →

İleri evre pankreas kanseri tanısıyla takip edilen bir hastanın otopsisinde, mitral kapak kapanma hatları üzerinde dizilmiş, steril, küçük ve kapak dokusunda herhangi bir yıkıma (destrüksiyona) yol açmayan vejetasyonlar saptanmıştır. Bu hastadaki kapak tutulumu için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Non-bakteriyel trombotik endokardit

Cevap

İleri evre kanser ve kaşeksi durumlarında görülen, kapanma hatları üzerinde dizili küçük ve steril vejetasyonlar Non-bakteriyel trombotik endokardit (Marantik endokardit) tanısı için karakteristiktir.
Non-bakteriyel trombotik endokardit (marantik endokardit), ileri evre kanser veya sepsis gibi hiperkoagülabilite durumlarında görülür. Bu tabloda, kapakların kapanma çizgileri boyunca küçük, steril ve non-destrüktif fibrin-trombosit vejetasyonları izlenir. Kapak dokusunda inflamasyon veya nekroz görülmemesi tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı analiz et
İleri evre malignite (pankreas kanseri) ve zayıflamış hasta profili (marantik tablo).
Bu durumlar vücutta hiperkoagülabiliteye (Trousseau sendromu ile ilişkili olabilir) zemin hazırlar.
2
Vejetasyon morfolojisini değerlendir
Steril, küçük ve kapak dokusuna zarar vermeyen (non-destrüktif) yapılar.
Enfektif (yıkıcı) ve immün kompleks (her iki yüzeyde) kaynaklı süreçlerden ayırt edilmesini sağlar.
3
Tanıyı netleştir
Non-bakteriyel trombotik endokardit (NBTE).
Klinik ve morfolojik bulguların tam uyumu.

Anahtar Kavram

Non-bakteriyel trombotik endokardit (NBTE), özellikle adenokarsinomlar ve kronik zayıflatıcı hastalıklar seyrinde, kapak kapanma hatlarında gelişen steril ve küçük fibrin birikimleridir.

Alternatif Yöntem

NBTE'yi hatırlamak için 'Marantik' (zayıflatan) kelimesini kanser ve kaşeksi ile eşleştirin. Steril ve non-destrüktif olması, 'bakteriyel olmayan' isminden gelir.
Tahmini Süre:45s
Soru 79Soru →

7070 yaşında, 5050 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hastada öksürük ve hemoptizi şikayetleri üzerine çekilen akciğer grafisinde hiler bölgede (santral) kitle saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hiperkalsemi (12 mg/dL12 \text{ mg/dL}) saptanan hastanın biyopsisinde neoplastik hücrelerin p40p40 pozitif olduğu ve belirgin keratin incileri içerdiği görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yassı hücreli (skuamöz) karsinom

Cevap

Verilen klinik ve patolojik bulgular ışığında en olası tanı yassı hücreli (skuamöz) karsinomdur.
Yassı hücreli (skuamöz) karsinom; sigara ile güçlü ilişkisi olan, santral (hiler) yerleşim gösteren, paraneoplastik olarak PTHrP sentezi yoluyla hiperkalsemiye neden olan ve histolojisinde keratin incileri ile hücreler arası köprüler barındıran bir tümördür. p40p40 ve p63p63 bu tümörün tanısında kullanılan spesifik belirteçlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özelliklerini değerlendir
İleri yaş, ağır sigara öyküsü ve santral (hiler) yerleşimli kitle.
Bu bulgular öncelikle yassı hücreli karsinom ve küçük hücreli karsinomu akla getirir.
2
Paraneoplastik sendromu ve immünohistokimyasal belirteçleri analiz et
Hiperkalsemi (PTHrP ilişkili) ve p40p40 pozitifliği.
Hiperkalsemi ve p40p40 (veya p63p63) belirteçleri skuamöz diferansiyasyonun güçlü göstergeleridir.
3
Histopatolojik bulguları yorumla
Keratin incileri saptanması.
Keratin incileri ve hücreler arası köprüler yassı hücreli karsinomun patognomonik histolojik özellikleridir.

Anahtar Kavram

Yassı hücreli karsinom; santral yerleşim, sigara ilişkisi, hiperkalsemi (PTHrP) ve keratinizasyon ile karakterizedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 80Soru →

88 yaşında bir erkek çocuk; bacaklarında ve kalça bölgesinde belirgin olan, basmakla solmayan ağrısız döküntüler, karın ağrısı ve diz eklemlerinde şişlik şikayetleriyle getirilmiştir. İdrar tetkikinde her sahada 10−1510-15 eritrosit saptanmıştır. Deri biyopsisinde dermal kapiller ve postkapiller venüllerde lökositoklastik vaskülit izlenmiştir.

Bu hastadaki patolojik sürecin temelini aşağıdakilerden hangisi oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Damar duvarında IgA içeren immün kompleks birikimi

Cevap

Henoch-Schönlein Purpurası patogenezinde damar duvarında IgA içeren immün komplekslerin birikimi görülür.
Henoch-Schönlein Purpurası (HSP), çocuklarda en sık görülen vaskülittir ve patogenezinde damar duvarında IgA içeren immün komplekslerin birikimi (Tip 33 hipersensitivite) temel rol oynar. Klinik olarak palpabl purpura, abdominal ağrı, artralji ve renal tutulum (IgA nefropatisi benzeri) ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et (Purpura, karın ağrısı, artrit ve hematüri).
Henoch-Schönlein Purpurası (IgA Vasküliti) ön tanısı konur.
Bu dörtlü bulgu çocukluk çağının en sık görülen sistemik vaskülitine işaret eder.
2
Biyopsi bulgularını (lökositoklastik vaskülit) değerlendir.
Küçük damar tutulumu doğrulanır.
Lökositoklazi (nötrofil parçalanması), dermal kapiller ve venülleri tutan vaskülitlerin morfolojik karşılığıdır.
3
Tanıyı kesinleştirecek immünolojik mekanizmayı belirle.
Damar duvarında IgA1 birikimi saptanması.
HSP, patogenezinde IgA içeren immün komplekslerin rol oynadığı bir Tip 3 hipersensitivite reaksiyonudur.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein Purpurası (IgA Vasküliti)
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 4 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 4 | Examkin