Enfeksiyon Hastalıkları

299 soru

Soru 81Soru →

55 yaşında bir çocuk, boynunda yaklaşık 11 aydır var olan, ağrısız ve giderek büyüyen kitle şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde sol servikal bölgede, birbirine yapışık (matmat) karakterde, ağrısız multipl lenfadenopati saptanıyor. Hastanın yapılan tüberkülin deri testi (TDTTDT) sonucu 18 mm18\text{ mm} olarak ölçülüyor. Akciğer grafisi normal olan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberküloz lenfadeniti

Cevap

Tüberküloz lenfadeniti (Skrofula)
Hastadaki kronik, ağrısız ve 'mat' (birbirine yapışık) karakterdeki servikal lenfadenopati ile birlikte saptanan tüberkülin deri testi (TDTTDT) pozitifliği, çocuklarda en sık görülen akciğer dışı tüberküloz formu olan tüberküloz lenfadenitini (skrofula) işaret etmektedir. 15 mm15\text{ mm} üzerindeki TDTTDT değerleri tüberküloz açısından yüksek tanısal değere sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Kronik, ağrısız ve 'mat' karakterde servikal lenfadenopati saptandı.
Çocuklarda akciğer dışı tüberkülozun en sık prezentasyonunu tanımlamak için.
2
Tanısal testi yorumla
TDT sonucunun 18 mm18\text{ mm} olması, BCG aşılı çocuklarda bile anlamlı pozitifliktir.
Enfeksiyonun varlığını doğrulamak için.
3
Ayırıcı tanı yap
Normal akciğer grafisi eşliğinde izole lenfadenopati ve TDT pozitifliği tüberküloz lenfadenitini destekler.
Diğer enfeksiyöz ve onkolojik nedenleri dışlamak için.

Anahtar Kavram

Tüberküloz lenfadeniti (skrofula), çocuklarda en sık görülen akciğer dışı tüberküloz formudur ve tipik olarak ağrısız, 'mat' karakterde lenfadenopati ile seyreder.

Daha Fazla Pratik

Tüberküloz lenfadeniti tanısında altın standart yöntemin ince iğne aspirasyon biyopsisi veya eksizyonel biyopsi ile kültür/PCR olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 82Soru →

Hepatit B yüzey antijeni (HBsAgHBsAg) pozitif olan bir anneden doğan; doğumda hepatit B aşısı ve hepatit B immünglobulini (HBIGHBIG) uygulanan, ardından aşı şeması uygun şekilde tamamlanan 1515 aylık bir bebeğin kontrol tetkikleri aşağıdadır:

Serolojik BelirteçSonuç
HBsAgHBsAgNegatif
Anti−HBsAnti-HBs55 mIU/mLmIU/mL
Anti−HBcAnti-HBc IgGIgGPozitif

Bu bebeğin klinik durumu ve izlemi ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bebeğe bir doz rapel hepatit B aşısı yapılmalı ve 1-2 ay sonra Anti−HBsAnti-HBs düzeyi tekrar değerlendirilmelidir.

Cevap

Bebeğe bir doz rapel hepatit B aşısı yapılmalı ve 1-2 ay sonra Anti-HBs düzeyi tekrar değerlendirilmelidir.
Doğru yanıt olan rapel doz uygulaması, perinatal hepatit B profilaksisi alan bebeklerde 9-15. aylarda yapılan kontrollerde Anti-HBs düzeyi 10 mIU/mL'nin altında saptandığında izlenmesi gereken standart algoritmadır. HBsAg negatif olduğu için çocuk enfekte değildir, ancak annenin taşıyıcı olması nedeniyle risk devam ettiğinden koruyucu düzeye ulaşılması hedeflenir.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik belirteçlerin yorumlanması
HBsAgHBsAg negatifliği bebeğin şu an enfekte olmadığını; Anti−HBsAnti-HBs düzeyinin 55 mIU/mLmIU/mL olması ise koruyucu antikor titrasyonunun eşik değerin (1010 mIU/mLmIU/mL) altında olduğunu gösterir.
Bebek enfekte değildir ancak koruyuculuk düzeyi yetersizdir.
2
Anti−HBcAnti-HBc IgGIgG pozitifliğinin değerlendirilmesi
Maternal antikorların pasif geçişi ile ilişkili olabilir.
Maternal IgGIgG tipi antikorlar bebeklerde 18−2418-24 aya kadar pozitif kalabilir.
3
Yönetim planının belirlenmesi
Bir doz rapel aşı yapılması ve yanıtın kontrol edilmesi kararlaştırılır.
HBsAgHBsAg pozitif anneden doğan riskli bebeklerde, aşı şeması sonrası Anti−HBs<10Anti-HBs < 10 ise rapel doz uygulanması standart yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

HBsAg pozitif anneden doğan bebeklerde perinatal profilaksi sonrası serolojik izlem ve Anti-HBs < 10 mIU/mL durumunda yönetim.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 83Soru →

66 yaşında bir erkek çocuk, kırsal bir yerleşim yerindeki tatili sırasında kaynağı belirsiz su tüketiminden 22 gün sonra aniden başlayan, karın ağrısı veya ateşin eşlik etmediği, günde 1515’ten fazla, çok bol miktarda, kokusuz ve sulu dışkılama şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde Rotavirus aşılarının takvime uygun olarak tamamlandığı öğrenilen hastanın fizik muayenesinde; kan basıncı 75/4075/40 mmHgmmHg, nabız 135/dk135/dk, deri turgor ve tonusu azalmış, göz küreleri çökmüş olarak saptanıyor. Dışkı incelemesinde kan veya mukus görülmezken "pirinç suyu" görünümü saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken ve patogenezinde rol oynayan temel hücresel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vibrio cholerae - Adenilat siklaz aktivasyonu ile intestinal sekresyon artışı

Cevap

Vibrio cholerae'nin neden olduğu adenilat siklaz aktivasyonu sonucu intestinal sekresyon artışı
Vibrio cholerae tarafından salınan kolera toksini, intestinal epitel hücrelerinde Gs proteinini ADP-ribozilleyerek adenilat siklaz enzimini sürekli aktif halde tutar. Bu durum hücre içi cAMP düzeylerini aşırı yükselterek kript hücrelerinden lümene yoğun klor, sodyum ve su sekresyonuna yol açar. Sonuçta ateşsiz, ağrısız ve 'pirinç suyu' görünümünde masif diyare gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Ateşsiz, ağrısız, masif sulu dışkılama ("pirinç suyu") ve ağır dehidratasyon bulguları saptandı.
Ayırıcı tanıda invaziv (kanlı) ve sekresuar (sulu) diyare ayrımı yapmak için ilk adımdır.
2
Olası etkeni belirle
Bu tablo klasik olarak Vibrio cholerae enfeksiyonunu (Kolera) işaret eder.
Pirinç suyu görünümü ve "çamaşırcı eli" gibi ağır dehidratasyon bulguları kolera için patognomoniktir.
3
Patogenetik mekanizmayı tanımla
Kolera toksini Gs proteinini ADP-ribozilleyerek adenilat siklazı sürekli aktif tutar, cAMP artar ve lümene klor ve su sekresyonu artar.
Hastalığın fizyopatolojik temelini ve tedavi yaklaşımını anlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kolera, Vibrio cholerae toksininin adenilat siklazı sürekli aktif hale getirerek masif, ağrısız ve 'pirinç suyu' benzeri sekresuar diyareye yol açtığı ciddi bir tablodur.

Alternatif Yöntem

Klinik sorularda 'pirinç suyu dışkı' ifadesi görüldüğünde, ateşin yokluğu ve ağır dehidratasyon varlığı doğrudan Kolera ve adenilat siklaz mekanizmasını hatırlatmalıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 84Soru →

55 yaşında bir erkek çocuk, vücudunda aniden çıkan ve yoğun kaşıntılı döküntüler nedeniyle polikliniğe getirilmiştir. Öyküsünden 11 gün önce hafif ateş ve halsizlik şikayeti başladığı, ardından gövdesinde başlayan döküntülerin hızla saçlı deri ve ekstremitelere yayıldığı öğrenilmiştir. Fizik muayenede; aynı anatomik bölgede makül, papül, eritemli zeminde vezikül (çiğ damlası görünümü) ve krutlanmış (kabuklanmış) lezyonların bir arada bulunduğu (pleomorfizm) saptanmıştır. Ayrıca oral mukozada birkaç adet ağrılı veziküler lezyon izlenmiştir.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suçiçeği

Cevap

Suçiçeği (Varisella), döküntülerin aynı anda farklı gelişim evrelerinde bulunması (pleomorfizm) ve kaşıntılı veziküler yapısıyla karakterizedir.
Suçiçeği döküntüleri tipik olarak gövdeden başlar, saçlı deri ve mukozalara yayılır. Lezyonlar hızla makül → papül → vezikül → püstül → krut (kabuk) evrelerinden geçer. En önemli tanısal ipucu, aynı bölgede bu evrelerin hepsinin bir arada görülmesidir (pleomorfizm). Veziküller 'eritemli zemin üzerinde çiğ damlası' (dewdrop on a rose petal) şeklinde tarif edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hafif prodromal belirtiler (ateş, halsizlik) ve kaşıntılı döküntü varlığı saptandı.
Viral döküntülü hastalıkların ayırıcı tanısında prodromal dönemin özellikleri kritiktir.
2
Döküntü karakterini değerlendir.
Makül, papül, vezikül ve krutun bir arada olması (pleomorfizm) ve çiğ damlası görünümü saptandı.
Pleomorfizm, Suçiçeği tanısı için patognomonik bir bulgudur.
3
Döküntü dağılımını ve mukoza tutulumunu kontrol et.
Saçlı deri tutulumu ve oral mukoza lezyonları saptandı.
Suçiçeğinde döküntü tipik olarak saçlı deriden başlar ve mukozaları tutabilir.

Anahtar Kavram

Suçiçeği (Varisella) döküntülerinin en karakteristik özelliği, aynı anatomik bölgede farklı evrelerdeki lezyonların bir arada görülmesi olan 'pleomorfizm'dir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru →

55 yaşında bir erkek çocuk; yaklaşık bir aydır devam eden karın şişkinliği, tenezm olmaksızın günde 3−43-4 kez gerçekleşen, kötü kokulu, bol miktarda ve yağlı görünümlü dışkılama ile kilo kaybı şikayetleriyle getiriliyor. Özgeçmişinde bebekliğinden itibaren çok sayıda sinopulmoner enfeksiyon nedeniyle hastaneye yatış öyküsü olduğu ve fizik muayenesinde servikal lenf nodları ile tonsiller dokunun izlenemediği saptanıyor. Bu klinik tablo ve altta yatan olası immün yetmezlik durumu göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hastada kronik ishal tablosundan sorumlu olması en muhtemel etken Giardia lamblia'dır.

Cevap

En muhtemel etkenin Giardia lamblia olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Verilen vaka Bruton hastalığı (X-linked agammaglobulinemia) zemininde gelişen kronik bir ishal tablosudur. B-hücre yetmezliklerinde, özellikle salgısal IgA eksikliğine bağlı olarak bağırsak lümeninde Giardia lamblia kolonizasyonu artar ve malabsorptif (yağlı, kötü kokulu, kansız) ishal tablosu gelişir. Bu hastalar için Giardia en muhtemel etkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendirme
Tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar ve fizik muayenede tonsil dokusunun yokluğu, X'e bağlı agammaglobulinemi (Bruton) hastalığını işaret eder.
Primer B-hücre yetmezliklerinde lenfoid doku (tonsiller, lenf nodları) gelişmez.
2
Gastrointestinal semptomları analiz etme
Kötü kokulu, yağlı ve bol miktarda dışkılama malabsorbsiyonu (steatore) gösterir.
Giardia lamblia ince bağırsak mukozasına yapışarak emilim yüzeyini bozar ve fırçamsı kenar enzimlerini inhibe eder.
3
İmmün yetmezlik ve patojen ilişkisini kurma
Lümen içi parazitlere karşı en önemli savunma mekanizması olan salgısal IgA, Bruton hastalarında eksiktir.
Salgısal IgA eksikliği, Giardia trofozoitlerinin mukozaya tutunmasını ve kolonizasyonunu kolaylaştırır.
4
Tanı yöntemini belirleme
Kesin tanı dışkıda kist/trofozoit görülmesi veya duodenal aspirat/biyopsi ile konur.
Hücre dışı parazit olduğu için antikor testi değil, doğrudan etkenin gösterilmesi gereklidir.

Anahtar Kavram

B-hücre yetmezliklerinde (Bruton, CVID, IgA eksikliği) en sık görülen paraziter gastrointestinal enfeksiyon etkeni Giardia lamblia'dır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 86Soru →

44 yaşında bir erkek çocuk, 22 gündür devam eden yüksek ateş (39.2∘C39.2^{\circ}C), titreme ve öksürük şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde solunum sayısı 45/dk45/dk, sağ akciğer orta alanda dinlemekle ince raller ve tübal sufl saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ orta lobda belirgin homojen konsolidasyon izleniyor. Bu klinik tabloya göre, hastada en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Streptococcus pneumoniae*

Cevap

En olası etken *Streptococcus pneumoniae*'dir.
Hastanın kliniği (akut başlangıç, yüksek ateş) ve fizik muayene/radyoloji bulguları (tübal sufl, lober konsolidasyon) tipik bakteriyel pnömoni ile tam uyumludur. *Streptococcus pneumoniae*, çocuklarda toplumdan edinilen tipik bakteriyel pnömonilerin en sık nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (yaş, ateş, FM) analiz et
44 yaşındaki çocukta akut başlangıçlı yüksek ateş (39.2∘C39.2^{\circ}C) ve lober tutulum bulguları (tübal sufl, ince raller) mevcut.
Bu bulgular tipik bakteriyel pnömoni tablosuna işaret eder.
2
Radyolojik bulguyu değerlendir
Akciğer grafisindeki sağ orta lobda homojen konsolidasyon, 'lober pnömoni' tanısını destekler.
Tipik pnömonilerde lober veya segmental tutulum, atipiklerde ise interstisyel tutulum beklenir.
3
Epidemiyolojik verilere göre en olası etkeni seç
Çocukluk çağında toplumdan edinilmiş lober pnömonilerin en sık etkeni *Streptococcus pneumoniae*'dir.
Pnömokoklar, her yaş grubunda (yenidoğan sonrası) bakteriyel pnömonilerin primer sorumlusudur.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağında toplumdan edinilmiş tipik pnömoni kliniği ve en sık etkeni.

İpuçları

1
Hastadaki yüksek ateş ve lober konsolidasyon, tablonun 'tipik' mi yoksa 'atipik' mi olduğunu düşünün.
2
Tübal sufl duyulması, akciğer dokusunun katılaştığını (konsolidasyon) gösteren önemli bir tipik pnömoni bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

Pnömokokal pnömoni şüphesi olan bu hastada ilk tercih edilecek antibiyotik tedavisini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 87Soru →

Hepatit B yüzey antijeni (HBsAgHBsAg) pozitifliği saptanan iki çocuk hastanın ileri serolojik tetkik sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

TetkikHasta 1Hasta 2
Anti−HBcAnti-HBc IgMIgMPozitifNegatif
Anti−HDVAnti-HDV IgMIgMPozitifPozitif
HDVHDV RNARNAPozitifPozitif

Bu tabloya göre, bu hastaların klinik seyri ve tanısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasta 2'de kronik hepatit gelişme riski Hasta 1'e göre anlamlı derecede yüksektir.

Cevap

Hasta 2'de kronik hepatit gelişme riski Hasta 1'e göre anlamlı derecede yüksektir.
Hasta 1'deki serolojik profil (Anti−HBcAnti-HBc IgMIgM pozitifliği), hem HBVHBV hem de HDVHDV enfeksiyonunun aynı anda alındığını (ko-enfeksiyon) gösterir. Ko-enfeksiyonlarda her iki virüs genellikle vücuttan temizlenir ve kronikleşme riski oldukça düşüktür (%5\%5'ten az). Hasta 2'deki profil (Anti−HBcAnti-HBc IgMIgM negatifliği) ise hastanın halihazırda bir kronik HBVHBV taşıyıcısı olduğunu ve üzerine yeni bir HDVHDV enfeksiyonu eklendiğini (süperenfeksiyon) gösterir. Süperenfeksiyonlarda HDVHDV enfeksiyonu neredeyse her zaman kronikleşir (%80\%80-%90\%90) ve siroz/karaciğer yetmezliği riski Hasta 1'e göre çok daha yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik belirteçleri analiz et
Hasta 1'de Anti−HBcAnti-HBc IgMIgM (+) olması akut HBVHBV enfeksiyonunu, Anti−HDVAnti-HDV IgMIgM (+) olması akut HDVHDV enfeksiyonunu gösterir (Ko-enfeksiyon). Hasta 2'de Anti−HBcAnti-HBc IgMIgM (-) olması hastanın zaten bir HBVHBV taşıyıcısı olduğunu, üzerine HDVHDV eklendiğini gösterir (Süperenfeksiyon).
Ko-enfeksiyon ve süperenfeksiyon ayrımı prognozun belirlenmesinde kritiktir.
2
Kronikleşme risklerini karşılaştır
Ko-enfeksiyonlarda kronikleşme riski %5'in altındayken, süperenfeksiyonlarda kronikleşme riski %80'in üzerindedir.
Hepatit D virüsünün biyolojik davranışını değerlendirmek.
3
Ekstrahepatik bulguları ve akut riskleri değerlendir
Membranöz GNGN HBVHBV ile ilişkilidir. Ko-enfeksiyon akut dönemde daha fulminan seyretme eğilimindedir.
Ayırıcı tanı ve komplikasyon yönetimi.

Anahtar Kavram

Hepatit D ko-enfeksiyonu ve süperenfeksiyonunun serolojik ayrımı ve prognostik farkları.

Alternatif Yöntem

Ayırımı yapmak için şu kuralı hatırla: IgMIgM (özellikle Anti−HBcAnti-HBc) pozitifse 'İkisini' birden şimdi almıştır (Ko-enfeksiyon). IgMIgM negatifse 'Sadece' HDVHDV yeni gelmiştir (Süperenfeksiyon).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 88Soru →

22 günlük bir yenidoğan bebek; emmeme, huzursuzluk ve vücut ısısında düzensizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde ön fontanelde bombelik saptanan ve yapılan beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesiyle bakteriyel menenjit tanısı konulan bu hastada, en olası etiyolojik etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus agalactiae (Grup B Streptokok)

Cevap

Streptococcus agalactiae (Grup B Streptokok)
Yenidoğan döneminde (yaşamın ilk 2828 günü) saptanan bakteriyel menenjit vakalarında en sık izole edilen etken Streptococcus agalactiae'dir (Grup B Streptokok). Bunu sırasıyla Escherichia coli ve Listeria monocytogenes izler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik veriler analiz edilir.
Hastanın 22 günlük (yenidoğan) olduğu ve menenjit bulguları gösterdiği belirlenir.
Menenjit etkenleri yaş gruplarına göre belirgin farklılık gösterir.
2
Yenidoğan dönemindeki en sık bakteriyel etkenler hatırlanır.
Grup B Streptokok, E. coli ve Listeria monocytogenes ilk üç sırada yer alır.
Bu etkenler doğum kanalından veya perinatal dönemde bulaşır.
3
En olası etken seçilir.
Grup B Streptokok (S. agalactiae) en sık saptanan etkendir.
Epidemiyolojik veriler bu yaş grubunda GBS'nin baskın olduğunu doğrular.

Anahtar Kavram

Yenidoğan döneminde bakteriyel menenjitin en sık etkeni Streptococcus agalactiae'dir.
Tahmini Süre:45s
Soru 89Soru →

88 yaşında bir erkek çocuk; ailesiyle çıktığı deniz tatili sonrası aniden başlayan, günde 15−2015-20 kez olan, ağrısız, çok bol miktarda, sulu dışkılama ve kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Ateşi olmayan hastanın fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları (turgor-tonus azalması, çökmüş göz küreleri, kuru mukozalar) saptanıyor. Dışkı incelemesinde kan ve mukus görülmediği, dışkının 'pirinç suyu' görünümünde olduğu bildiriliyor. Özgeçmişinde Rotavirus aşısı dahil tüm aşılarının takvime uygun yapıldığı öğrenilen bu hastada, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vibrio cholerae

Cevap

Vibrio cholerae
Vibrio cholerae tarafından salgılanan kolera toksini, adenilat siklazı aktive ederek cAMP düzeylerini artırır. Bu durum bağırsak lümenine net klor, sodyum ve su sekresyonuna yol açar. Sonuçta ağrısız, çok bol miktarda ve klasik 'pirinç suyu' görünümünde (kansız, mukuslu sıvı) dışkılama meydana gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları değerlendir
Ateşsiz, ağrısız, bol miktarda sekretuar (sulu) ishal saptandı.
Sekretuar ishal, bağırsak lümenine aktif elektrolit ve su sekresyonu olduğunu gösterir.
2
Dışkı görünümünü analiz et
'Pirinç suyu' (rice-water) dışkılama Vibrio cholerae için ayırt edici bir bulgudur.
Kolera toksini, cAMP artışı üzerinden bağırsak epiteli kanallarını etkileyerek bu spesifik tabloya yol açar.
3
Ayırıcı tanı ve aşı geçmişini kontrol et
Rotavirus aşısı olan bir çocukta bu derece şiddetli bir tablo kolerayı ön plana çıkarır.
Epidemiyolojik veriler (tatil, su kaynağı) ve dışkı özellikleri tanıyı destekler.

Anahtar Kavram

Vibrio cholerae'nin neden olduğu kolera; ağrısız, bol sulu, 'pirinç suyu' görünümünde dışkılama ve hızlı gelişen dehidratasyon ile karakterize sekretuar bir ishal tablosudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 90Soru →

Beş yaşında erkek çocuk, beş gündür devam eden suçiçeği döküntüleri sırasında aniden başlayan yüksek ateş, öksürük ve solunum güçlüğü şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumu kötü, toksik görünümde, solunum sayısı 48/dak48/dak, oda havasında SpO2SpO_2 %8989 saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda sağ hemitoraksta solunum sesleri alınamıyor ve perküsyonda matite saptanıyor. Akciğer grafisinde sağda masif plevral efüzyon izleniyor. Bu hasta için en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus pyogenes

Cevap

Suçiçeği (varisella) sonrası gelişen agresif pnömoni ve erken masif plevral efüzyon tablosunda en olası etken Streptococcus pyogenes (A grubu beta hemolitik streptokok) bakterisidir.
Streptococcus pyogenes (A Grubu Beta Hemolitik Streptokok), suçiçeği ve influenza gibi viral enfeksiyonlardan sonra gelişen sekonder bakteriyel pnömonilerde en agresif seyreden etkendir. Bu tablo, hızlı plevral efüzyon (ampiyem) gelişimi, toksik görünüm ve yüksek mortalite riski ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemini tanımlama
Hastanın suçiçeği geçirmekte olduğu ve döküntülerin 5. gününde (sekonder enfeksiyon riski dönemi) akut kötüleştiği belirlendi.
Suçiçeği, deri bütünlüğünü bozarak ve immün sistemi modüle ederek invaziv bakteriyel enfeksiyonlara (özellikle GAS ve Staph) zemin hazırlar.
2
Pnömoni şiddetini ve komplikasyonunu değerlendirme
Toksik görünüm, taşipne (48/dak48/dak), hipoksi (SpO2SpO_2 %8989) ve masif plevral efüzyon bulguları saptandı.
Nelson Pediatri bilgilerine göre, Streptococcus pyogenes pnömonisi tipik olarak viral enfeksiyonları (influenza, varisella) takip eder ve çok hızlı progresyon göstererek masif ampiyeme yol açar.
3
Ayırıcı tanı yapma
Staphylococcus aureus pnömotosel ile, Streptococcus pneumoniae daha az toksik seyirle, Mycoplasma ise atipik seyirle elendi.
Suçiçeği sonrası en spesifik ve korkulan bakteriyel pnömoni etkeni A Grubu Beta Hemolitik Streptokoklardır.

Anahtar Kavram

Suçiçeği sonrası gelişen invaziv Streptococcus pyogenes pnömonisi

Daha Fazla Pratik

Bakteriyel pnömonilerin plevral efüzyon özelliklerini (pH, glukoz, LDH) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 91Soru →

1818 aylık, bilinen atopik dermatit tanısı olan bir erkek çocuk; iki gündür devam eden 39.5∘C39.5^\circ C ateş, halsizlik ve deri döküntüsü şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede; her iki yanak ve boyun bölgesindeki ekzematöz zemin üzerinde çok sayıda, yaklaşık 2−32-3 mm çapında, ortası çökük veziküller ve yer yer birleşme eğilimi gösteren, zımba ile delinmiş görünümde (punched-out) erozyonlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egzema herpetikum

Cevap

Atopik dermatitli bir hastada yüksek ateşle birlikte görülen punched-out erozyonlar ve umbilike veziküllerin en olası tanısı Egzema herpetikumdur.
Egzema herpetikum, atopik dermatitli çocuklarda HSV-1 enfeksiyonunun ekzematöz alanlara yayılmasıyla oluşur. Klinik olarak yüksek ateş, huzursuzluk ve atopik dermatit alanlarında 'zımba ile delinmiş' (punched-out) görünümde hemorajik kurutlu erozyonlar ve umbilike veziküller ile karakterizedir. Tedavide acil sistemik asiklovir kullanımı hayati önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Zemin hastalığı ve semptomları değerlendir
Hastada kronik bir deri bariyer bozukluğu (atopik dermatit) mevcut ve akut yüksek ateş tablosu var.
Egzema herpetikum tipik olarak bozulmuş deri bariyeri olan bireylerde gelişir.
2
Döküntü morfolojisini analiz et
Lezyonların ortası çökük (umbilike) veziküllerden oluşması ve birleşerek 'zımba ile delinmiş' (punched-out) erozyonlara dönüşmesi gözlendi.
Bu morfoloji, Herpes Simplex Virüsü (HSV) enfeksiyonunun deri üzerindeki karakteristik yayılımını gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap ve sonuca ulaş
Lezyonların atopik dermatit sahasına lokalize olması ve spesifik görünümü nedeniyle tanı Egzema herpetikum olarak netleşti.
Diğer viral veya bakteriyel döküntüler bu spesifik dağılım ve morfolojik özellikleri bir arada taşımaz.

Anahtar Kavram

Egzema herpetikum (Kaposi'nin variselliform erüpsiyonu), Herpes Simplex Virüsünün (genellikle HSV-1) atopik dermatit gibi kronik deri hastalıkları olan bölgelerde yayılmasıyla oluşan tıbbi bir acildir.

Daha Fazla Pratik

Egzema herpetikumda tanı genellikle klinik olarak konur ancak şüpheli durumlarda Tzanck yaymasında çok çekirdekli dev hücrelerin görülmesi tanıyı destekler.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 92Soru →

Üç yaşında bir erkek çocuk, beş gündür devam eden yüksek ateş, şiddetli öksürük ve solunum sıkıntısı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ateş 39.4∘C39.4^\circ\text{C}, solunum sayısı 48/dak48/\text{dak}, kalp hızı 130/dak130/\text{dak} ve oksijen satürasyonu oda havasında %91\%91 ölçülüyor. Hastada bilateral konjonktival hiperemi ve farenkste eksüdatif tonsillofarenjit saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda yaygın raller ve ekspiryumda hafif uzama duyuluyor. Akciğer grafisinde bilateral yama tarzında infiltrasyonlar ve belirgin hiperaerasyon izleniyor. Bu klinik tabloya neden olma olasılığı en yüksek olan etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adenovirüs

Cevap

Adenovirüs, yüksek ateş ve alt solunum yolu bulgularına eşlik eden konjonktival hiperemi ve eksüdatif farenjit varlığında en olası etkendir.
Adenovirüs, çocuklarda alt solunum yolu enfeksiyonu yaparken aynı zamanda üst solunum yolu (eksüdatif farenjit) ve göz (konjonktivit) bulgularına yol açabilen karakteristik bir etkendir. Ayrıca akciğer grafisinde hem infiltrasyon hem de hava hapsi (hiperaerasyon) bulgularının birlikte görülmesi viral bir süreci desteklerken, yüksek ateş ve ağır seyir Adenovirüs'ü ön plana çıkarır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Yüksek ateş (39.4∘C39.4^\circ\text{C}), solunum sıkıntısı, yaygın raller ve akciğer grafisinde infiltrasyon saptanması alt solunum yolu enfeksiyonunu (pnömoni) doğrular.
Hastanın temel başvuru nedenini tanımlamak için gereklidir.
2
Ekstrapulmoner bulguların değerlendirilmesi
Konjonktival hiperemi ve eksüdatif farenjit bulgularının varlığı saptandı.
Viral etkenler arasında ayırıcı tanı yapmak için bu spesifik bulgular kritiktir.
3
Etken ile klinik tablonun eşleştirilmesi
Pnömoni + Konjonktivit + Farenjit üçlemesi tipik olarak Adenovirüs enfeksiyonunu (Faringokonjonktival ateş spektrumu) işaret eder.
TUS sınavında Adenovirüs sıklıkla bu klinik kombinasyonla sorgulanır.

Anahtar Kavram

Adenovirüs pnömonisi, şiddetli klinik seyri ve ekstrapulmoner (farenjit, konjonktivit) bulguları ile diğer viral pnömonilerden ayrılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 93Soru →

14 yaşında bir erkek hasta, bir haftadır devam eden ateş, boğaz ağrısı ve aşırı halsizlik şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 38.8∘C38.8^\circ C, her iki tonsilde yaygın eksüda, posterior servikal lenfadenopati ve kostal marjı 3 cm3\text{ cm} geçen splenomegali saptanıyor. Dış merkezde tonsillit ön tanısıyla amoksisilin tedavisi başlanan hastanın, tedavinin dördüncü gününde gövde ve ekstremitelerinde yoğun, kaşıntılı ve eritematöz makülopapüler döküntüler geliştiği görülüyor. Bu hastada döküntü gelişimine neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epstein-Barr Virüsü

Cevap

Epstein-Barr Virüsü
Epstein-Barr Virüsü (EBV) tarafından oluşturulan enfeksiyöz mononükleoz tablosunda, hastaya yanlışlıkla veya ikincil enfeksiyon şüphesiyle amoksisilin gibi aminopenisilinler verildiğinde karakteristik, eritematöz ve kaşıntılı bir makülopapüler döküntü gelişir. Sorudaki tonsillit, splenomegali ve LAP triadına eklenen ilaç döküntüsü bu tanı için patognomonik sayılacak kadar değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Ateş, eksüdatif tonsillit, posterior servikal LAP ve splenomegali varlığı Enfeksiyöz Mononükleoz (EBV) tablosuna işaret eder.
Bu tetrad, Epstein-Barr virüs enfeksiyonunun klasik pediatrik ve adolesan sunumudur.
2
İlaç ve döküntü ilişkisinin değerlendirilmesi
Amoksisilin kullanımı sonrası gelişen yaygın makülopapüler döküntü saptanmıştır.
EBV enfeksiyonu sırasında uygulanan aminopenisilinler (amoksisilin, ampisilin), immünolojik bir reaksiyonla %80-90 oranında kaşıntılı döküntüye yol açar.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Diğer viral döküntülü hastalıklar klinik seyir ve tetikleyici faktörler açısından dışlanmıştır.
Tablonun antibiyotik kullanımıyla kronolojik uyumu ve eşlik eden organomegali EBV tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Enfeksiyöz mononükleoz hastalarında aminopenisilin kullanımına bağlı olarak gelişen immün-aracılı makülopapüler döküntü.

Daha Fazla Pratik

EBV enfeksiyonunda periferik yayma bulguları (atipik lenfositler/Downey hücreleri) ve heterofil antikor (Monospot) testlerinin tanısal değerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 94Soru →

22 aylık bir bebek, son 2424 saattir devam eden yüksek ateş, emmede azalma ve huzursuzluk şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 39∘C39^{\circ}C, kalp hızı 160/dakika160/dakika saptanmış; ön fontanelin kabarık ve gergin olduğu gözlenmiştir. Yapılan lomber ponksiyon sonucunda beyin omurilik sıvısı (BOS) analizinde; görünümün bulanık, hücre sayısının 3.000/mm33.000/mm^3 (%95 nötrofil), proteinin 280280 mg/dLmg/dL, glukozun ise 1212 mg/dLmg/dL (eş zamanlı kan şekeri: 9595 mg/dLmg/dL) olduğu saptanmıştır. Bu hasta için en uygun ampirik tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ampisilin + Sefotaksim

Cevap

Ampisilin + Sefotaksim kombinasyonu, bu yaş grubundaki en uygun ampirik tedavidir.
Hastanın klinik bulguları (ateş, kabarık fontanel) ve BOS analizi (düşük glukoz, yüksek protein, PMN hakimiyeti) tipik bir akut bakteriyel menenjiti göstermektedir. 1−31-3 ay arası bebeklerde hem yenidoğan döneminin etkenleri olan Grup B Streptokoklar ve Listeria monocytogenes, hem de daha büyük çocuklarda görülen S. pneumoniae ve N. meningitidis risk altındadır. Listeria sefalosporinlere dirençli olduğu için tedaviye mutlaka Ampisilin eklenmelidir. Sefotaksim ise Gram negatifleri ve diğer kokları kapsamak için idealdir.

Adım Adım Çözüm

1
BOS bulgularının analizi
Bakteriyel Menenjit
Bulanık görünüm, belirgin PMN hakimiyeti (%95), yüksek protein (280280 mg/dLmg/dL) ve çok düşük glukoz (1212 mg/dLmg/dL) tipik bakteriyel menenjit bulgularıdır.
2
Yaşa özgü etkenlerin belirlenmesi
GBS, E. coli, Listeria, S. pneumoniae
1-3 ay arası bebekler geçiş dönemindedir; hem yenidoğan etkenleri (Listeria, GBS) hem de süt çocuğu etkenleri (S. pneumoniae, N. meningitidis) görülebilir.
3
Ampirik tedavi seçimi
Ampisilin + 3. Kuşak Sefalosporin
Listeria monocytogenes kapsama alanı için Ampisilin eklenmeli, diğer toplumsal kökenli etkenler için Sefotaksim (veya Seftriakson) kullanılmalıdır.

Anahtar Kavram

1-3 ay arası bebeklerde menenjit ampirik tedavisi hem yenidoğan hem de daha büyük çocukların etkenlerini kapsamalıdır.

Daha Fazla Pratik

Bakteriyel, viral ve tüberküloz menenjit ayrımı için BOS parametrelerini (şeker, protein, hücre tipi) içeren bir tabloyu incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 95Soru →

Dört yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık bir yıldır her 4 haftada bir tekrarlayan, 4-5 gün süren 39.5−40∘C39.5-40^\circ C ateş, eksüdatif tonsillofarenjit, ağız içinde ağrılı aftlar ve servikal lenfadenopati şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Atak dönemleri dışında tamamen sağlıklı olan çocuğun büyüme ve gelişmesi normal sınırlardadır. Ataklar sırasında bakılan laboratuvar incelemelerinde belirgin lökositoz ve sedimentasyon hızı yüksekliği saptanmış; ancak seri olarak alınan boğaz kültürlerinde üreme saptanmamıştır. Bu çocuk için en olası tanı ve bu durumun yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PFAPA sendromu; tek doz kortikosteroid tedavisi semptomları dramatik olarak düzeltir ancak ataklar arası süreyi kısaltabilir.

Cevap

PFAPA sendromu; tek doz kortikosteroid tedavisi semptomları dramatik olarak düzeltir ancak ataklar arası süreyi kısaltabilir.
Verilen vaka tipik bir PFAPA sendromu sunumudur. 5 yaş altı başlangıç, düzenli periyodik ateş, eşlik eden farenjit, aft ve servikal adenit tanıyı koydurur. PFAPA'nın en karakteristik özelliklerinden biri tek doz kortikosteroid tedavisine verilen çok hızlı yanıttır. Ancak bu tedavi, bir sonraki atağın daha erken (örneğin 4 hafta yerine 2-3 hafta sonra) ortaya çıkmasına yol açabilir (atak aralığının kısalması).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
4 haftada bir tekrarlayan ateş, farenjit, aft ve adenit saptandı (PFAPA tetradı).
Periyodik ateş sendromlarını ayırt etmek için atak süresi, sıklığı ve eşlik eden semptomlar kritiktir.
2
Ayırıcı tanıların dışlanması
Kültür negatifliği ve ataklar arası sağlıklı dönem enfeksiyöz nedenleri; farenjit ön planda olması ise serozit odaklı FMF'yi dışlar.
PFAPA'da boğaz kültürleri negatiftir ve çocuk ataklar arasında tamamen normaldir.
3
Tedavi yanıtının değerlendirilmesi
Steroid yanıtı PFAPA için tanısal bir ipucudur.
Prednizolon 1−2mg/kg1-2 mg/kg dozunda ateşi saatler içinde düşürür, ancak atak frekansını artırabilir.

Anahtar Kavram

PFAPA Sendromu (Periyodik Ateş, Aftöz Stomatit, Farenjit ve Adenit)

Daha Fazla Pratik

Diğer periyodik ateş sendromlarını (FMF, HIDS, TRAPS) karşılaştıran bir tabloyu incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 96Soru →

Boğaz ağrısı ve ateş şikayetiyle getirilen 77 yaşındaki bir çocuk hastada, fizik muayenede saptanan aşağıdaki bulgulardan hangisi, etkenin A grubu beta hemolitik streptokok (AGBHS) olma olasılığını en çok azaltır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öksürük

Cevap

Öksürük bulgusunun varlığı, bakteriyel farenjit olasılığını azaltan ve viral etiyolojiyi destekleyen önemli bir klinik göstergedir.
Öksürük, burun akıntısı, ses kısıklığı ve konjonktivit gibi bulgular viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının tipik bileşenleridir. Modifiye Centor kriterlerine göre, öksürüğün olmaması AGBHS farenjiti lehine +1+1 puan kazandırırken, öksürüğün varlığı klinik olarak bakteriyel olasılığı anlamlı derecede azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını değerlendir.
Boğaz ağrısı ve ateş mevcuttur (Hem viral hem bakteriyel olabilir).
Başvuru şikayetleri her iki etiyoloji için de ortaktır.
2
Centor kriterlerini ve viral bulguları karşılaştır.
Öksürük, konjonktivit, rinore ve ses kısıklığı viral enfeksiyonları; eksuda, LAP ve öksürük yokluğu AGBHS'yi destekler.
Spesifik klinik bulgular ayırıcı tanıda yol göstericidir.
3
Doğru seçeneği belirle.
Öksürüğün varlığı AGBHS lehine puan kazandırmaz, aksine olasılığı düşürür.
Centor skorlamasında öksürük yokluğu bakteriyel lehinedir.

Anahtar Kavram

AGBHS ve Viral Farenjit Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:45s
Soru 97Soru →

Beş yaşında bir çocuk; ani başlayan yüksek ateş, titreme ve öksürük şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde akciğer oskültasyonunda sağ alt bölgede krepitan raller saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda lober konsolidasyon izleniyor. Bu klinik tabloda toplumdan edinilmiş tipik bakteriyel pnömoninin en sık nedeni olan etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus pneumoniae

Cevap

Toplumdan edinilmiş tipik bakteriyel pnömoninin en sık nedeni Streptococcus pneumoniae'dir.
Streptococcus pneumoniae, hem süt çocukluğu hem de oyun ve okul çocukluğu döneminde toplumdan edinilmiş tipik bakteriyel pnömonilerin açık ara en sık nedenidir. Klinik olarak ani başlangıçlı ateş, lober tutulum ve raller ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et.
Ani başlayan yüksek ateş, titreme ve lober konsolidasyon bulguları mevcuttur.
Bu bulgular 'tipik pnömoni' tablosuna işaret eder.
2
Yaş grubuna göre en olası bakteriyel etkeni hatırla.
Beş yaşındaki bir çocukta pnömokok en yaygın etkendir.
Nelson Pediatri ve güncel rehberlere göre Streptococcus pneumoniae, yenidoğan sonrası her yaş grubunda toplumdan edinilmiş pnömonilerin lider etkenidir.

Anahtar Kavram

Çocuklarda toplumdan edinilmiş pnömoni etkenleri

Alternatif Yöntem

Yaş gruplarına göre pnömoni etkenlerini 'yenidoğan' ve 'yenidoğan sonrası' olarak ikiye ayırmak çözümü hızlandırır. Yenidoğan sonrası grupta bakteriyel nedenler sorulduğunda akla ilk gelen seçenek her zaman Pnömokok olmalıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 98Soru →

Tüberküloz menenjit tanısıyla izlenen 55 yaşında bir çocukta, tedavinin ikinci haftasında nörolojik tablonun kötüleştiği, idrar çıkışının belirgin arttığı ve serum sodyum düzeyinin 118118 mmol/Lmmol/L'ye düştüğü saptanıyor. Fizik muayenede hastanın taşikardik ve hipotansif olduğu, deri turgorunun azaldığı ve mukozalarının kuru olduğu gözleniyor. İdrar tetkikinde idrar sodyumu 110110 mmol/Lmmol/L ve idrar osmolalitesi yüksek (>serum>serum) bulunuyor. Bu hastada gelişen hiponatreminin en olası nedeni ve bu aşamada uygulanması gereken tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serebral tuz kaybı sendromu - Sıvı ve sodyum replasmanı

Cevap

Serebral tuz kaybı sendromu tanısı konularak sıvı ve sodyum replasmanı yapılmalıdır.
Serebral tuz kaybı sendromu (CSWS), tüberküloz menenjit gibi ağır intrakraniyal süreçlerde görülür. Hastada serum sodyumu düşük, idrar sodyumu yüksektir (>20−40>20-40 mEq/LmEq/L) ve idrar miktarı artmıştır (poliüri). En belirleyici özellik hastanın klinik olarak dehidrate olmasıdır. Bu vakada dehidratasyon bulgularının (hipotansiyon, taşikardi, deri turgorunda azalma) varlığı tanıyı kesinleştirir. Tedavide sıvı kısıtlaması değil, tam tersine agresif sıvı ve sodyum replasmanı gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın volüm durumunun değerlendirilmesi
Taşikardi, hipotansiyon ve deri turgorunda azalma hastanın hipovolemik (dehidrate) olduğunu gösterir.
Hiponatremi ayırıcı tanısında volüm durumu en kritik basamaktır.
2
Serum ve idrar biyokimyasının analizi
Düşük serum sodyumu (118118 mmol/Lmmol/L) ile birlikte yüksek idrar sodyumu (>20>20 mmol/Lmmol/L) saptanması renal yolla sodyum kaybına işaret eder.
Hem SIADH hem de CSWS'de idrar sodyumu yüksektir, ayrım volüm durumuyla yapılır.
3
CSWS ve SIADH ayırıcı tanısının yapılması
Hiponatremi + Hipovolemi + Yüksek idrar sodyumu = CSWS tanısına ulaşılır.
SIADH'ta hastanın övolemik olması beklenirdi.
4
Tedavi planının oluşturulması
İzotonik sıvı replasmanı ve ek sodyum desteği başlanır.
CSWS'de temel sorun sodyum ve beraberinde su kaybıdır; sıvı kısıtlaması (SIADH tedavisi) tabloyu daha da kötüleştirir.

Anahtar Kavram

Serebral Tuz Kaybı Sendromu (CSWS) vs SIADH Ayrımı
Soru 99Soru →

Ağır protein-enerji malnütrisyonu (KwashiorkorKwashiorkor) tanısı ile hastaneye yatırılan 33 yaşındaki bir çocukta, aktif akciğer tüberkülozu olan amcasıyla aynı evde yaşama öyküsü saptanmıştır. Hastanın akciğer grafisinde sağ paratrakeal lenfadenopati görülmesine rağmen, yapılan tüberkülin deri testi (PPDPPD) sonucu 2 mm2\ mm (negatif) olarak bulunmuştur. Bu hastada tüberküloz enfeksiyonu şüphesine rağmen PPDPPD testinin negatif saptanmasının en olası mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücresel bağışıklığın baskılanması sonucu gecikmiş tip aşırı duyarlılık yanıtının oluşmaması

Cevap

Hücresel bağışıklığın baskılanması sonucu gecikmiş tip aşırı duyarlılık yanıtının oluşmaması (anerji)
Doğru seçenek, hücresel bağışıklığın baskılanması sonucu anerji gelişmesidir. PPDPPD testi Tip IVIV gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu olup T-lenfositlerin fonksiyonuna dayanır. Kwashiorkor gibi ağır protein-enerji malnütrisyonu durumlarında T-hücre sayısı ve fonksiyonu azaldığı için tüberküloz enfeksiyonu olsa dahi deri testi yanıt vermeyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini analiz et.
33 yaşında, KwashiorkorKwashiorkor (ağır malnütrisyon) ve aktif TBTB temaslısı bir hasta söz konusudur. Radyolojik bulgu (LAPLAP) enfeksiyon lehinedir.
Klinik tablo tüberküloz enfeksiyonunu düşündürmektedir.
2
PPDPPD testinin immünolojik mekanizmasını hatırla.
PPDPPD (Mantoux) testi, Tip IVIV (gecikmiş tip) aşırı duyarlılık reaksiyonudur ve T-lenfositler aracılığıyla gerçekleşir.
Testin neden negatif çıktığını anlamak için hangi bağışıklık kolunu kullandığını bilmek gerekir.
3
Malnütrisyonun bağışıklık üzerindeki etkisini değerlendir.
Ağır malnütrisyon durumunda hücresel immünite baskılanır ve bu durum testlere karşı 'anerji' (yanıtsızlık) geliştirir.
Enfeksiyon varlığına rağmen negatif sonucun immünolojik açıklamasını oluşturur.

Anahtar Kavram

Ağır malnütrisyon (Kwashiorkor/Marasmus) hücresel bağışıklığı baskılayarak PPD testinde yalancı negatifliğe (anerji) neden olur.

İpuçları

1
PPDPPD testi hangi tip aşırı duyarlılık reaksiyonudur?

Daha Fazla Pratik

Tüberkülozda anerjiye neden olan diğer durumları (kızamık, steroid kullanımı, HIV) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 100Soru →

22 yaşında bir erkek çocuk, 33 gündür devam eden 39.5∘C39.5^\circ C ateş, huzursuzluk ve iştahsızlık şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki tonsilin hiperemik, ödemli olduğu ve üzerinde yaygın eksüda plaklarının bulunduğu saptanıyor. Ayrıca hastada konjonktival hiperemi, burun akıntısı ve hafif hepatomegali tespit ediliyor. Centor (McIsaac) kriterleri ve klinik bulgular birlikte değerlendirildiğinde, bu çocuk için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Viral etiyoloji (faringokonjonktival ateş) düşünülerek sadece destekleyici tedavi verilmesi

Cevap

Viral etiyoloji (faringokonjonktival ateş) düşünülerek sadece destekleyici tedavi verilmesi en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım olan destekleyici tedavi, hastanın yaşının 3'ten küçük olması ve bakteriyel tonsillit lehine olan bulgulardan ziyade viral enfeksiyonu işaret eden konjonktivit ve burun akıntısı gibi semptomların varlığına dayanır. Adenovirüs tarafından oluşturulan faringokonjonktival ateş tablosu, yüksek ateş ve eksüda ile seyretmesine rağmen antibiyotik gerektirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve klinik bulgularını (ateş, eksüdatif tonsillit, konjonktivit) değerlendir.
2 yaşındaki çocukta eksüdatif tonsillit + konjonktivit + viral bulgular (burun akıntısı) saptandı.
Ayırıcı tanıda bakteriyel ve viral etkenleri ayırt etmek için yaş ve ek semptomlar kritiktir.
2
Centor (McIsaac) kriterlerinin bu hasta için geçerliliğini kontrol et.
Centor kriterleri 3 yaş ve üzerindeki çocuklar ile yetişkinler için valide edilmiştir; 2 yaşındaki bu hastada puanlama yapılmaz.
3 yaş altı çocuklarda AGBHS enfeksiyonu ve romatizmal ateş komplikasyonu nadirdir.
3
Klinik tabloyu birleştirerek en olası tanıyı ve yönetim planını belirle.
Tanı: Adenoviral Faringokonjonktival Ateş. Yönetim: Destekleyici tedavi.
Viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin yeri yoktur; tedavi semptomatiktir.

Anahtar Kavram

Küçük çocuklarda (<3<3 yaş) eksüdatif tonsillit ve konjonktivit birlikteliği öncelikle Adenovirüs'ü düşündürür; bu yaş grubunda Centor kriterleri uygulanmaz.
ÖncekiSayfa 5 / 15Sonraki
Enfeksiyon Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 5 | Examkin