Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 soru

Soru 41Soru →

1010 yaşında bir çocuk, yaklaşık 33 aydır devam eden kanlı ishal ve karın ağrısı şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan kolonoskopik incelemede mukozanın frajil ve ödemli olduğu, inflamasyonun rektumdan başlayarak proksimale doğru kesintisiz (sürekli) bir tutulum sergilediği saptanmıştır. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülseratif kolit

Cevap

Rektumdan başlayarak proksimale doğru kesintisiz ilerleyen tutulum bulguları nedeniyle en olası tanı ülseratif kolittir.
Ülseratif kolit tanısı, inflamasyonun rektumdan başlayıp proksimale doğru kolon boyunca kesintisiz (sürekli/kontinü) bir şekilde ilerlemesi ile karakterizedir. Çocuklarda kronik kanlı ishalin en önemli inflamatuar nedenlerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik süreyi değerlendir
Belirtilerin 33 aydır sürmesi durumun kronik olduğunu gösterir.
Akut enfeksiyonları kronik inflamatuar süreçlerden ayırmak için süre kritiktir.
2
Endoskopik tutulum paternini analiz et
Rektum tutulumu ve 'kesintisiz/sürekli' (kontinü) inflamasyon saptandı.
Bu patern ülseratif kolitin patognomonik endoskopik özelliğidir; Crohn hastalığında tutulum atlayıcıdır.
3
Tanıyı netleştir
Ülseratif kolit tanısı konulur.
Klinik (kanlı ishal) ve endoskopik bulgular (kontinü rektal tutulum) bu tanıyı doğrular.

Anahtar Kavram

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığının anatomik tutulum farkları (Kontinü vs. Atlayıcı tutulum)
Tahmini Süre:45s
Soru 42Soru →

Doğumdan sonraki ilk 3636 saat içinde safralı kusma ve giderek artan karın şişliği şikayetiyle getirilen bir yenidoğanın fizik muayenesinde batın distandü saptanıyor. Özgeçmişinde mekonyum çıkışının ilk 2424 saat içinde gerçekleştiği öğrenilen hastanın ayakta direkt batın grafisinde, bağırsaklarda çok sayıda hava-sıvı seviyesi ve dilate anslar izleniyor. Bu hastada düşünülen en olası tanının gelişiminden sorumlu temel embriyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntrauterin dönemde meydana gelen mezenterik vasküler bir kaza

Cevap

İntrauterin dönemde meydana gelen mezenterik vasküler bir kaza
Safralı kusma, karın şişliği ve batın grafisinde çok sayıda hava-sıvı seviyesi olması distal ince bağırsak atrezisini (jejunoileal atrezi) düşündürür. Bu anomalinin temel oluşum mekanizması, bağırsak lümeni oluştuktan sonra meydana gelen intrauterin vasküler bir kazadır (iskemi). Bu nedenle hastalar genellikle normal zamanda mekonyum çıkarabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Safralı kusma ve çok sayıda hava-sıvı seviyesi distal (ince bağırsak) bir tıkanıklığı işaret eder.
Yenidoğanda safralı kusma cerrahi acil durumdur ve tıkanıklık seviyesi grafi ile belirlenir.
2
Mekonyum öyküsü ile ayırıcı tanı yap.
Mekonyumun ilk 2424 saatte çıkması, tıkanıklığın bağırsak gelişimi ve mekonyum oluşumu tamamlandıktan sonra geliştiğini gösterir.
Jejunoileal atreziler, lümen oluştuktan sonraki vasküler kazalarla geliştiği için hastaların %70\%70'i mekonyum çıkarabilir.
3
Patolojik mekanizmayı belirle.
Jejunoileal atrezinin temel nedeni vasküler kazadır (volvolus, invajinasyon veya herniasyon sonucu).
Duodenal atrezideki rekanalizasyon kusurunun aksine, distal atreziler iskemik kökenlidir.

Anahtar Kavram

Jejunoileal atreziler, intrauterin vasküler kazalar sonucu oluşur ve duodenal atreziden farklı olarak genellikleDown sendromu ile ilişkili değildir.

Daha Fazla Pratik

Jejunoileal atrezinin 'apple peel' (elma kabuğu) varyantının hangi damarın tıkanıklığı ile ilişkili olduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru →

88 yaşında bir erkek çocuk, ani başlayan bol miktarda taze kırmızı rektal kanama (hematokezya) ve eşlik eden hipotansiyon şikayetiyle acil servise getiriliyor. Hava yolu ve solunum güvenliği sağlanan, intravenöz sıvı resüsitasyonu ile hemodinamik stabilizasyon sağlanan hastada; kanama odağının üst gastrointestinal sistem kaynaklı olup olmadığını değerlendirmek amacıyla nazogastrik sonda takılıyor. Yapılan nazogastrik aspirasyon sonucunda aspiratın bol miktarda safra içerdiği ancak kan saptanmadığı görülüyor. Bu bulgu, kanama odağının yerleşimi hakkında öncelikle aşağıdakilerden hangisini düşündürmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanama odağının Treitz ligamanının distalinde (alt gastrointestinal sistem) olduğu

Cevap

Kanama odağının Treitz ligamanının distalinde (alt gastrointestinal sistem) olduğu seçeneği doğrudur.
Nazogastrik aspiratta safra (bilin) görülmesi, sondanın piloru geçtiğini ve duodenal içeriği örneklediğini gösterir. Bu örnekte kan saptanmaması, özofagus, mide ve duodenumu kapsayan üst gastrointestinal sistem kanamasını dışlar ve odağın Treitz ligamanının distalinde olduğunu destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Hematokezya ve hipotansiyon varlığı, masif bir üst GİS kanamasını veya alt GİS kanamasını düşündürür.
Masif üst GİS kanamaları, barsak pasajının hızlanması nedeniyle melena yerine hematokezya ile prezente olabilir.
2
Nazogastrik aspirat içeriğini analiz et.
Aspiratta safra var ancak kan yok.
Safranın varlığı, nazogastrik sondanın piloru geçerek duodenumdan örnek aldığını kanıtlar.
3
Kanama odağını lokalize et.
Kanama Treitz ligamanının distalindedir.
Duodenumda kan saptanmaması, kanamanın bu seviyenin (Treitz ligamanı) üzerinde olmadığını (üst GİS kanaması olmadığını) doğrular.

Anahtar Kavram

Nazogastrik aspiratta safra görülmesine rağmen kan görülmemesi, üst GİS kanamasını (duodenum dahil) dışlayan en güçlü bulgudur.

Daha Fazla Pratik

Üst GİS kanaması şüphesinde NG aspiratın 'berrak' (safrasız) gelmesi durumunda yaklaşımı inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 44Soru →

99 yaşında bir erkek çocuk, son 11 yıldır devam eden tekrarlayan karın ağrısı, iştahsızlık ve boy uzamasında yavaşlama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde tartı ve boy gelişimi 5.5. persentilin altında saptanmış; anal bölge muayenesinde ise ağrısız, hipertrofik deri katlantıları (skin tags) gözlenmiştir. Laboratuvar tetkiklerinde hipoalbüminemi, derin demir eksikliği anemisi ve sedimentasyon hızında belirgin artış (6565 mm/saatmm/saat) saptanmıştır. Bu hastada yapılan endoskopik değerlendirmede aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması, tanının Crohn hastalığı lehine olduğunu en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terminal ileumda yama tarzında (skip) lezyonlar ve kaldırım taşı görünümü

Cevap

Terminal ileumda yama tarzında (skip) lezyonlar ve kaldırım taşı görünümü
Crohn hastalığı, ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünü etkileyebilir ve lezyonlar arasında sağlam doku alanları bırakan 'atlamalı' (skip) tutulum gösterir. Terminal ileum en sık tutulan bölgedir ve derin ülserlerin birleşmesiyle 'kaldırım taşı' görünümü oluşur. Perianal skin tag'ler pediatrik Crohn vakalarında oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastanın 99 yaşında olması, büyüme geriliği (5.5. persentilin altı) ve perianal deri katlantıları (skin tags) pediatrik yaş grubunda Crohn hastalığına işaret eden en önemli klinik ipuçlarıdır.
Büyüme geriliği, çocuklarda Crohn hastalığının gastrointestinal semptomlardan önce ortaya çıkan ilk belirtisi olabilir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir.
Hipoalbüminemi, anemi ve yüksek sedimentasyon hızı (6565 mm/saatmm/saat) kronik bir inflamatuar süreci ve malabsorbsiyonu doğrular.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarında aktif dönemde akut faz reaktanları yükselir.
3
Endoskopik ayrıcı tanıyı yap.
Ülseratif Kolit ve Crohn hastalığı arasındaki en net ayırıcı farklar tutulumun şekli ve derinliğidir. Terminal ileum tutulumu ve 'skip' lezyonlar Crohn hastalığını kesinleştirir.
Ülseratif Kolit sadece mukozal tutulum ve rektumdan başlayan kesintisiz inflamasyon yaparken, Crohn transmuraldir ve sindirim kanalının her yerinde yamalı tutulum yapabilir.

Anahtar Kavram

Pediatrik Crohn hastalığı, sıklıkla büyüme geriliği ve perianal bulgularla prezante olur; endoskopik olarak atlamalı (skip) lezyonlar ve terminal ileum tutulumu ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 45Soru →

Doğum sonrası 10. günde olan ve o güne kadar sağlıklı olduğu bilinen bir yenidoğan, aniden başlayan yoğun safralı kusma ve huzursuzluk şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumu orta-kötü, letarjik ve taşikardik (KTA: 175175/dk) saptanırken, batın muayenesinde distansiyon gözlenmiyor ve batın yumuşak olarak değerlendiriliyor. Nazogastrik dekompresyon ile bol miktarda safralı içerik aspire ediliyor. Bu hastanın klinik tablosu ve yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıda altın standart yöntem olan üst GİS serisinde, duodenojejunal bileşkenin (Treitz ligamanı) normal anatomik pozisyonunda olmadığı ve 'tirbuşon' (corkscrew) görünümü saptanması tanıyı kesinleştirir.

Cevap

Midgut volvulus tanısında altın standart yöntem olan üst GİS serisinde, Treitz ligamanının anormal yerleşimi ve tirbuşon manzarası tanıyı doğrulatır.
Yenidoğan döneminde safralı kusmanın en tehlikeli ve acil nedeni midgut volvulustur. Tanıda altın standart yöntem olan üst GİS serisinde, duodenumun normal 'C' halkasının izlenmemesi, Treitz ligamanının orta hattın sağında veya vertebranın önünde aşağıda yerleşmesi ve tıkanıklık bölgesinde barsakların kendi etrafında dönmesine bağlı oluşan 'tirbuşon' (corkscrew) manzarası patognomonik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Safralı kusma ve yumuşak batın (distansiyon yokluğu), yenidoğanda cerrahi acil olan midgut volvulus şüphesini en üst sıraya çıkarır.
Yüksek obstrüksiyonlarda mide kusma ile boşaldığı için batın genellikle distandü değildir.
2
Ayırıcı tanıyı laboratuvar bulgularıyla değerlendir
Hipokloremik alkaloz pilor stenozunda görülürken, volvulusta iskemiye sekonder asidoz beklenir.
Kusma içeriğinin safralı olması tıkanıklığın Vater ampullasının distalinde olduğunu gösterir.
3
Kesin tanı için radyolojik altın standart yöntemi seç
Üst GİS serisinde Treitz ligamanının yerleşimi ve duodenumun bükülme şekli değerlendirilir.
Malrotasyon tanısında en sensitif ve spesifik bulgu Treitz ligamanının normal (L1-L2 seviyesi, vertebranın solu) yerinde olmamasıdır.

Anahtar Kavram

Midgut Volvulus ve Üst GİS Serisi Bulguları
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 46Soru →

Doğum sonrası ilk bir hafta sorunsuz beslenen 8 günlük bir yenidoğan, ani başlayan safralı kusma, huzursuzluk ve beslenme intoleransı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede batın distandü ve hassas saptanıyor. Ayakta direkt batın grafisinde mide ve duodenum proksimalinde gaz gölgesi izlenirken, distal barsak segmentlerinde gaz dağılımının belirgin derecede azaldığı fark ediliyor. Yapılan renkli Doppler ultrasonografide süperior mezenterik venin (SMV), süperior mezenterik arterin (SMA) solunda yer aldığı ve damarların birbirleri etrafında dönerek "girdap" (whirlpool) görünümü oluşturduğu saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı ve kesin tanı koydurucu altın standart tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Malrotasyon ve midgut volvulus - Üst gastrointestinal sistem pasaj grafisi

Cevap

En olası tanı malrotasyon ve midgut volvulustur; kesin tanı için üst gastrointestinal sistem pasaj grafisi ile duodenojejunal bileşkenin (Treitz bağı) konumu değerlendirilmelidir.
Vakada sunulan safralı kusma ve Doppler ultrasonografideki SMA/SMV ilişkisinin tersine dönmesi (SMV'nin SMA solunda olması) malrotasyon için oldukça karakteristiktir. Midgut volvulus şüphesinde, duodenojejunal bileşkenin anatomik yerleşimini en net gösteren yöntem olan üst GİS pasaj grafisi kesin tanı için altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Yenidoğanda ani başlayan safralı kusma, aksi ispatlanana kadar cerrahi bir acil olan midgut volvulus olarak kabul edilir.
Midgut volvulus, barsak gangreni ve nekroz riski nedeniyle hızlı tanı gerektiren kritik bir durumdur.
2
Radyolojik bulguların analizi
Doppler US'de SMA ve SMV arasındaki anatomik ilişkinin bozulması (SMV'nin solda olması) malrotasyonu destekler.
Normal anatomide SMV, SMA'nın sağında yer alır; bu ilişkinin tersine dönmesi malrotasyon için patognomoniktir.
3
Altın standart tetkikin seçilmesi
Üst GİS pasaj grafisinde Treitz bağının orta hattın solunda ve pilor seviyesinde saptanmaması.
Kontrastlı pasaj grafisi, malrotasyon tanısında en yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip tanı yöntemidir.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda safralı kusmanın ayırıcı tanısında malrotasyon ve volvulusun önemi ve SMA/SMV ilişkisinin radyolojik değerlendirilmesi.
Soru 47Soru →

66 yaşında bir erkek çocuk, ani başlayan ve bol miktarda olan parlak kırmızı renkli kan kusma (hematemez) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde yenidoğan döneminde sepsis nedeniyle umbilikal venöz kateterizasyon uygulandığı ve omfalit geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 95/6095/60 mmHg, nabız 115115/dakika, solunum sayısı 2424/dakika olarak saptanıyor. Batın muayenesinde karaciğer ele gelmiyor, ancak dalak kot altında 55 cm, sert kıvamda palpe ediliyor. Asit saptanmayan hastada laboratuvar tetkiklerinde karaciğer fonksiyon testleri normal, ancak hafif trombositopeni saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofagus varis kanaması

Cevap

Özofagus varis kanaması (Ekstrahepatik portal ven trombozuna ikincil)
Doğru seçenek olan özofagus varis kanaması, özellikle yenidoğan döneminde göbek kateterizasyonu öyküsü olan çocuklarda, portal ven trombozu sonrası gelişen portal hipertansiyonun en karakteristik sonucudur. Karaciğer fonksiyonlarının korunmuş olması ve fizik muayenede sadece dalak büyüklüğünün (izole splenomegali) saptanması, tıkanıklığın karaciğer öncesinde (pre-hepatik) olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada masif üst gastrointestinal sistem kanaması (hematemez) mevcuttur.
Tanısal yaklaşımın ilk basamağı kanamanın lokalizasyonunu belirlemektir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar bulgularını yorumla
Splenomegali ve trombositopeni varlığı portal hipertansiyonu; karaciğerin normal boyutta olması ve asit yokluğu ise 'ekstrahepatik' bir nedeni işaret eder.
Portal hipertansiyonun pre-hepatik, intra-hepatik ve post-hepatik ayrımı tanı için kritiktir.
3
Özgeçmiş verilerini birleştir
Yenidoğan dönemindeki umbilikal venöz kateterizasyon ve omfalit, portal ven trombozunun en klasik risk faktörleridir.
Pediatrik hastalarda vasküler girişim öyküsü vasküler komplikasyonların anahtarıdır.

Anahtar Kavram

Ekstrahepatik Portal Ven Trombozu ve Varis Kanaması

Daha Fazla Pratik

Portal ven trombozlu çocuklarda üst GİS endoskopisi ile varislerin değerlendirilmesi ve profilaktik yaklaşımları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 48Soru →

Doğum ağırlığı 12001200 gram olan bir prematüre bebekte, beslenme girişimi sırasında gelişen ani siyanoz ve ağızdan bol köpüklü salya gelmesi üzerine yapılan incelemelerde distal fistüllü özofagus atrezisi (Tip C) saptanıyor. Preoperatif hazırlık aşamasında çekilen ekokardiyografide geniş ventriküler septal defekt (VSDVSD) ve kalp yetmezliği bulguları izleniyor. Bu bebek, Spitz sınıflamasına göre hangi risk grubunda yer alır ve beklenen sağkalım oranı yaklaşık yüzde kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grup III, %22

Cevap

Spitz sınıflamasına göre her iki risk faktörüne de (düşük doğum ağırlığı ve majör kardiyak anomali) sahip olan bu bebek Grup III'te yer alır ve beklenen sağkalım oranı %22'dir.
Özofagus atrezisi (EA) ve trakeoözofageal fistül (TEF) vakalarında sağkalımı öngörmek için kullanılan Spitz sınıflamasına göre; hastada hem doğum ağırlığının 15001500 gramdan az olması hem de majör bir kardiyak anomalinin (kalp yetmezliğine yol açan VSD) bulunması, vakayı Grup III'e dahil eder. Bu gruptaki bebeklerin beklenen sağkalım oranı yaklaşık %22'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini belirle
Doğum ağırlığı 12001200 g (< 15001500 g) ve majör kardiyak anomali (kalp yetmezliği olan geniş VSD) mevcut.
Spitz sınıflaması doğum ağırlığı ve kardiyak anomalilere dayanır.
2
Spitz sınıflamasını uygula
İki risk faktörü de mevcut olduğu için hasta Grup III olarak sınıflandırılır.
Grup I: Faksör yok, Grup II: Bir faktör var, Grup III: İki faktör var.
3
İlgili grubun sağkalım oranını tespit et
Grup III için sağkalım oranı %22'dir.
Modern pediatrik cerrahi literatüründe kabul edilen istatistiksel veridir.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisinde prognozu belirleyen en önemli iki faktör doğum ağırlığı ve majör kardiyak anomalilerin varlığıdır (Spitz Sınıflaması).
Soru 49Soru →

77 aylık bir erkek bebek, 33 gündür devam eden günde 8−108-10 kez sulu, kansız dışkılama şikayetiyle ailesi tarafından hastaneye getiriliyor. Annesi, çocuğun başlangıçta birkaç kez kusması olduğunu ancak sonrasında azaldığını, iştahının tamamen kapandığını ve bezinin son 66 saattir kuru olduğunu ifade ediyor. Fizik muayenesinde; letarjik görünümde olan hastanın göz kürelerinin belirgin şekilde çöktüğü, oral mukozasının çok kuru olduğu ve ağlarken gözyaşı dökmediği gözleniyor. Ayrıca hastanın normalden çok daha derin ve hızlı (Kussmaul tipi) soluk alıp verdiği dikkati çekiyor.

Bu hastada mevcut klinik tablonun asit-baz ve elektrolit fizyolojisi üzerindeki en olası yansıması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz

Cevap

Normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz tablosu görülmesi en olasıdır.
Doğru yanıt olan normal anyon açıklı metabolik asidoz, ishal patofizyolojisinin temel bir sonucudur. Akut gastroenteritlerde bağırsaklardan yoğun miktarda bikarbonat (HCO3−HCO_3^-) kaybedilir. Bu baz kaybı kan pH'ını düşürerek metabolik asidoza neden olur. Vücut bu elektriksel negatiflik kaybını dengelemek için böbreklerden klor (Cl−Cl^-) iyonunun geri emilimini artırır. Klor seviyesinin yükselmesi (hiperkloremi), anyon açığı formülünde (Na+−[Cl−+HCO3−]Na^+ - [Cl^- + HCO_3^-]) toplam değeri sabit tutar. Bu nedenle diyare, normal anyon açıklı (veya hiperkloremik) metabolik asidozun klasik örneğidir. Hastanın fizik muayenesindeki Kussmaul solunumu ise bu asidozu düzeltmek için CO2CO_2'yi dışarı atarak kompansasyon sağlama çabasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik kayıpların kaynağını ve içeriğini analiz et.
Hastada kusmadan çok alt gastrointestinal sistemden sıvı kaybı (bol sulu ishal) ön plandadır. Bağırsak sıvıları yüksek oranda bikarbonat (HCO3−HCO_3^-) içerir.
Bikarbonatın vücuttan atılması, kan pH seviyesini düşürerek metabolik asidemi gelişimine zemin hazırlar.
2
Metabolik asidozun tipini (Anyon açığını) belirle.
Bikarbonat kaybedildiğinde, vücut elektriksel nötraliteyi sağlamak amacıyla böbreklerden klor (Cl−Cl^-) geri emilimini artırır.
Klor seviyesindeki bu telafi edici artış (hiperkloremi), ölçülemeyen anyonların miktarını değiştirmediği için anyon açığının normal kalmasını sağlar.
3
Kussmaul solunumunun asit-baz tablosundaki fizyolojik rolünü yorumla.
Derin ve hızlı solunum, düşen kan pH'ını düzeltmek amacıyla akciğerlerden karbondioksit (CO2CO_2) atılımını maksimize etmeye yönelik bir yanıttır.
Bu durum primer bir akciğer hastalığı veya hiperkapni değil, metabolik asidoza karşı verilen uygun bir kompansatuvar mekanizmadır.

Anahtar Kavram

Akut ishalde alt gastrointestinal sistemden bikarbonat kaybına bağlı olarak normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz gelişimi ve buna eşlik eden solunumsal kompansasyon.
Soru 50Soru →

4040 günlük bir erkek bebek; doğumdan itibaren devam eden sarılık ve son 22 haftadır dışkı renginde belirgin açılma şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde ikter, hepatomegali saptanıyor ve oskültasyonda kalp tepe atımının sağda olduğu (dekstrokardi) fark ediliyor. Batın ultrasonografisinde polispleni, vena cava inferior kesintisi (azigos devamlılığı) ve preduodenal portal ven izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve klinik gidişat ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En olası tanı biliyer atrezi olup; bu tablo "biliyer atrezi splenik malformasyon" (BASM) sendromu olarak tanımlanır ve Kasai operasyonu sonrası başarı şansı izole formlara göre daha düşüktür.

Cevap

En olası tanı biliyer atrezi (BASM sendromu) olup, prognozu izole formlara göre daha kötüdür.
Hastada görülen kolestaz (sarılık ve akolik dışkı) ile situs inversus, polispleni, vena cava inferior anomalileri ve preduodenal portal ven birlikteliği tipik olarak "Biliyer Atrezi Splenik Malformasyon" (BASM) sendromunu tanımlar. Biliyer atrezinin bu fetal/embriyonik formu, cerrahi tedavi olan Kasai operasyonu sonrası daha düşük başarı oranlarına ve daha kötü prognoza sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Bebekte kolestatik sarılık (direkt hiperbilirubinemi) ve akolik dışkı mevcuttur.
Yenidoğan döneminde uzamış sarılık ve dışkı renginde açılma, aksi kanıtlanana kadar biliyer atreziyi düşündürür.
2
Eşlik eden anomalileri yorumla.
Dekstrokardi, polispleni ve vasküler malformasyonlar saptanmıştır.
Biliyer atrezili hastaların %10-20'sinde görülen bu tablo "Biliyer Atrezi Splenik Malformasyon" (BASM) sendromu veya embriyonik tip biliyer atrezi olarak adlandırılır.
3
Tanı ve prognoz ilişkisini kur.
BASM sendromunda prognoz izole biliyer atreziye göre daha kötüdür.
Sendromik tipte eşlik eden anomaliler ve safra yollarındaki hasarın fetal dönemde başlaması, cerrahi başarı şansını (Kasai portoenterostomi) düşürür.

Anahtar Kavram

Biliyer Atrezi Splenik Malformasyon (BASM) Sendromu

Daha Fazla Pratik

Biliyer atrezi tanısında altın standart yöntemi ve Kasai operasyonu için ideal zamanlamayı gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 51Soru →

Doğumdan hemen sonra ağzından bol miktarda köpüklü salya gelen ve beslenmeye çalışıldığında boğulur tarzda öksürük ile siyanoz gelişen bir yenidoğanda, orogastrik sondanın mideye ilerletilememesi üzerine özofagus atrezisi (EAEA) tanısı konulmuştur. Bu hastada cerrahi onarım planlanana kadar aspirasyon riskini en aza indirmek için yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yatağın başucunun 30−4530-45 derece yükseltilmesi ve üst özofagus poşuna yerleştirilen sonda ile sürekli aspirasyon yapılması

Cevap

Yatağın başucunun yükseltilmesi ve proksimal özofagus poşunun sürekli aspire edilmesi
Özofagus atrezisi olan yenidoğanlarda en büyük risk, ağız içi salgıların ve (varsa) trakeoözofageal fistül aracılığıyla mide içeriğinin akciğerlere aspirasyonudur. Bebeğin başının yükseltilmesi (anti−reflu¨ pozisyonuanti-reflü\ pozisyonu) ve üst kör uçta (poş) biriken salgıların sürekli aspire edilmesi bu riski en aza indiren standart preoperatif yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Bol salya ve sondanın ilerletilememesi özofagus atrezisini doğrular.
Hastanın cerrahiye kadar stabil tutulması gerekir.
2
Aspirasyon risklerinin belirlenmesi
Riskler; üst poşta biriken tükürük ve distal fistül varsa mide içeriğinin reflüsüdür.
Pnömoni gelişimini önlemek sağkalım için kritiktir.
3
Koruyucu önlemlerin uygulanması
Yatak başı 30−4530-45 derece kaldırılır ve Replogle tipi sonda ile poş aspirasyonu yapılır.
Yerçekimi mide içeriğinin yukarı çıkmasını zorlaştırırken, sonda salyaların akciğere kaçmasını engeller.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezili yenidoğanda preoperatif dönemde aspirasyon pnömonisini önlemek için uygun pozisyon (baş yukarı) ve proksimal poş aspirasyonu hayati önem taşır.
Tahmini Süre:45s
Soru 52Soru →

44 yaşında bir kız çocuğu, ağabeyine çölyak hastalığı tanısı konulması üzerine tarama amacıyla getirilmiştir. Herhangi bir gastrointestinal şikayeti olmayan hastanın fizik muayenesi ve büyüme eğrileri yaş grubuna tamamen uygundur. Laboratuvar incelemelerinde; total IgAIgA düzeyi yaşa göre normal sınırlar içerisinde, doku transglutaminaz (anti-tTGtTG) IgAIgA düzeyi ise 150150 U/mL (Normal < 1010 U/mL) olarak saptanmıştır. Bu çocukta çölyak hastalığı tanısını kesinleştirmek için bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci bir kan örneği alınarak anti-endomisyum antikor (EMA) bakılması

Cevap

İkinci bir kan örneğinde anti-endomisyum antikor (EMA) bakılması, asemptomatik çocuklarda anti-tTG IgA değerinin normalin 10 katından fazla olduğu durumlarda biyopsisiz tanı için gerekli olan bir sonraki adımdır.
İkinci bir kan örneğinde EMA bakılması kararı, ESPGHAN 2020 rehberindeki en kritik değişikliklerden birine dayanır. Eğer bir çocukta (semptomatik olsun veya olmasın) anti-tTG IgA düzeyi normalin üst sınırının ≥10\geq 10 katı ise ve total IgA normalse, aile ile görüşülerek biyopsisiz tanı yoluna gidilebilir. Bu yolun bir sonraki adımı, farklı bir zamanda alınmış ikinci bir kan örneğinde EMA pozitifliğinin gösterilmesidir. HLA-DQ2/DQ8 testi artık bu algoritmanın zorunlu bir parçası değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik verilerin ve total IgA düzeyinin değerlendirilmesi
Total IgA normal, anti-tTG IgA düzeyi normalin 10 katından (10 U/mL vs 150 U/mL) fazladır.
Biyopsisiz tanı algoritmasına girip girmediğini belirlemek için eşik değer kontrol edilmelidir.
2
ESPGHAN 2020 kriterlerinin asemptomatik hastaya uygulanması
Asemptomatik çocuklarda da yüksek antikor titresi varlığında biyopsisiz yol seçilebilir.
Eski rehberlerde (2012) sadece semptomatik çocuklara tanınan bu hak, 2020'de asemptomatik çocuklara da genişletilmiştir.
3
Tanının serolojik olarak doğrulanması
İkinci bir kan örneğinde EMA bakılması istenir.
Yalancı pozitifliği dışlamak ve tanıyı kesinleştirmek için ikinci bir örnekte farklı bir antikor (EMA) bakılması şarttır.

Anahtar Kavram

ESPGHAN 2020 Çölyak Tanı Rehberi ve Biyopsisiz Tanı Kriterleri
Soru 53Soru →

1111 aylık, 1010 kg ağırlığında bir bebek; 44 gündür devam eden, günde 1515 kez sulu dışkılama ve sık kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; letarjik, mukoza ve dili kuru, fontaneli çökük, göz küreleri yumuşak ve içe çökmüş, deri turgoru 33 saniyede düzeliyor, kapiller geri dolum süresi 55 saniye olarak saptanıyor. Nabız 175175/dk ve zayıf, kan basıncı 70/4070/40 mmHg ölçülüyor. Hastaya 2020 ml/kg izotonik NaClNaCl bolusu uygulanıyor. Bolus sonrası idrar çıkışı başlayan ve yaşamsal bulguları stabil seyreden hastanın laboratuvar değerleri: Na:137Na: 137 mEq/L, K:3.1K: 3.1 mEq/L, Cl:106Cl: 106 mEq/L, pH:7.25pH: 7.25, HCO3:13HCO_3: 13 mEq/L olarak saptanıyor. Bu hastanın izlemindeki sıvı ve elektrolit tedavisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdame ve defisit sıvısına potasyum eklenerek (20−4020-40 mEq/L), toplam sıvı açığı 2424 saatte tamamlanacak şekilde tedaviye devam edilmelidir.

Cevap

İdame ve defisit sıvısına potasyum eklenerek (20−4020-40 mEq/L), toplam sıvı açığı 2424 saatte tamamlanacak şekilde tedaviye devam edilmelidir.
Hasta ağır dehidratasyon ve şok bulgularıyla başvurmuştur. İlk basamak olan 2020 ml/kg bolus sıvı tedavisi başarıyla uygulanmış ve hastanın idrar çıkışı başlamıştır. Laboratuvar incelemesinde saptanan 137137 mEq/L sodyum değeri, dehidratasyonun izonatremik olduğunu gösterir. İzonatremik dehidratasyonda, şok fazı geçildikten sonra kalan defisit ve idame sıvısı toplamda 2424 saate yayılarak verilir. Ayrıca hastanın idrar çıkışı olduğu kesinleştiği için (böbrek fonksiyonu varlığı), hipokalemiyi düzeltmek amacıyla intravenöz sıvıya 20−4020-40 mEq/L potasyum eklenmesi en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme yapılması
Hastada letarji, uzamış kapiller dolum ve hipotansiyon saptanması (Ağır dehidratasyon/Şok fazı).
Acil müdahale (bolus) gerekliliğini belirlemek için.
2
Şok fazı tedavisinin uygulanması
2020 ml/kg izotonik NaClNaCl bolusu sonrası yaşamsal bulguların düzelmesi ve idrar çıkışının görülmesi.
Doku perfüzyonunu sağlamak ve böbrek fonksiyonlarını canlandırmak için.
3
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Serum sodyumunun (137137 mEq/L) normal (izonatremik) ve potasyumun (3.13.1 mEq/L) düşük olduğunun belirlenmesi.
Sıvı replasman hızını ve eklenecek elektrolitleri belirlemek için.
4
İdame ve defisit tedavisinin planlanması
Toplam sıvı açığının 2424 saate yayılması ve idrar çıktığı için mayiye potasyum eklenmesi.
İzonatremik dehidratasyonda standart güvenli yönetim protokolünü uygulamak için.

Anahtar Kavram

İzonatremik ağır dehidratasyonda şok tedavisi sonrası idrar çıkışı ile birlikte potasyum replasmanına başlanması ve tedavinin 24 saate yayılması.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 54Soru →

Doğumdan sonraki 2. gününde ağızdan taze kan gelmesi (hematemez) ve bezinde katran rengi dışkılama (melena) şikayetleriyle getirilen erkek bebeğin fizik muayenesinde vital bulgular stabil, genel durumu iyi ve aktif olduğu gözleniyor. Anamnezde, bebeğin sadece anne sütü aldığı ve annenin emzirme sırasında meme başı ağrısı hissettiği öğreniliyor. Fizik muayenede annenin meme başlarında çatlaklar (ragad) saptanıyor. Bu hastada gastrointestinal kanamanın etiyolojisini aydınlatmak ve ayırıcı tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun ve spesifik tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Apt (Alkali denatürasyon) testi

Cevap

Apt (Alkali denatürasyon) testi
Bu vaka tipik bir 'Yutulmuş Anne Kanı' tablosudur. Yenidoğanlarda hematemez ve melenanın sık görülen, benign bir nedenidir. Ayırıcı tanıda bebeğin kendi gastrointestinal sisteminden kaynaklanan kanama ile doğum sırasında veya emzirme esnasında yuttuğu anne kanının ayrılması gerekir. Apt testi (Alkali Denatürasyon Testi), fetal hemoglobinin (HbF) alkali ortama (NaOH) karşı dirençli olması, erişkin hemoglobininin (HbA) ise denatüre olarak renk değiştirmesi (kahverengiye dönmesi) prensibine dayanır. Test sonucunda materyal pembe kalırsa kan bebeğe (HbF), kahverengiye dönerse anneye (HbA) aittir. Bu ayrım gereksiz tetkik ve tedavileri önler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
2 günlük yenidoğan, hematemez ve melena var, ancak genel durum iyi (stabil). Anne meme başında çatlaklar mevcut.
Bu bulgular 'Yutulmuş Anne Kanı Sendromu'nu (Swallowed Maternal Blood) kuvvetle düşündürür.
2
Ayırıcı tanıları belirle
Yutulmuş anne kanı vs. Yenidoğanın hemorajik hastalığı (veya diğer GİS kanama nedenleri).
Yenidoğanda GİS kanamasının en sık nedenlerinden biri yutulan anne kanıdır.
3
Tanısal testi seç
HbA (erişkin/anne) ile HbF (fetal) ayrımını sağlayan test Apt testidir.
Apt testi, fetal hemoglobinin alkaliye dirençli (pembe kalır), erişkin hemoglobininin ise dirençsiz (kahverengiye döner) olması prensibine dayanır.

Anahtar Kavram

Yutulmuş Anne Kanı Sendromu ve Apt Testi

İpuçları

1
Bebeğin genel durumunun iyi olması ve annenin meme başındaki çatlaklar, kanın kaynağı hakkında önemli bir ipucu verir.
2
Kanamanın bebeğe mi yoksa anneye mi ait olduğunu ayırt etmeniz gerekir.
3
Fetal hemoglobinin alkaliye dirençli olması prensibine dayanan testi hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Yenidoğanın hemorajik hastalığının profilaksisi ve klinik bulguları üzerine bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 55Soru →

Pilor kanalındaki darlık nedeniyle tekrarlayan safrasız fışkırır tarzda kusmaları olan bir bebekte, bu klinik tabloya bağlı olarak gelişmesi beklenen tipik metabolik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz

Cevap

Hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz
İnfantil hipertrofik pilor stenozunda (İHPS) görülen safrasız fışkırır tarzda kusmalar, mide asidinin (HClHCl) vücuttan dışarı atılmasına neden olur. Bu durum hem klor kaybına (hipokloremi) hem de hidrojen kaybına bağlı metabolik alkaloza yol açar. Vücut, gelişen dehidratasyon ve alkalozu dengelemek için böbreklerden hidrojen iyonu tutmaya çalışırken potasyum atılımını artırır, bu da hipokalemi ile sonuçlanır. Dolayısıyla tipik tablo hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloztur.

Adım Adım Çözüm

1
Kusma içeriğinin analiz edilmesi
Mideden H+H^+ ve Cl−Cl^- iyonlarının kaybı saptanır.
Hipertrofik pilor stenozunda tıkanıklık pilor seviyesindedir, bu nedenle kusma safrasızdır ve sadece mide içeriğini (HClHCl) kapsar.
2
Asit-baz dengesinin değerlendirilmesi
Metabolik alkaloz ve hipokloremi gelişir.
Hidrojen iyonu (H+H^+) kaybı serum pHpH değerini yükseltirken (alkaloz), klor (Cl−Cl^-) kaybı serum klor seviyesini düşürür (hipokloremi).
3
İkincil elektrolit değişikliklerinin incelenmesi
Hipokalemi tabloya eklenir.
Vücut alkalozu dengelemek ve hacim kaybını telafi etmek için böbreklerden hidrojen tutarken potasyum (K+K^+) atılımını artırır (paradoksal asidüri mekanizması).

Anahtar Kavram

İnfantil hipertrofik pilor stenozunda mide içeriği kaybına bağlı karakteristik asit-baz bozukluğu hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloztur.

Daha Fazla Pratik

Bu hastaların idrar tetkikinde saptanan 'paradoksal asidüri' mekanizmasını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 56Soru →

Term doğan, doğumdan sonraki 5050. saatte ilk mekonyumunu çıkaran ve sonrasında dışkılama düzeni düzensiz olan 11 haftalık erkek bebek; son 1212 saattir gelişen karın şişliği, safralı kusma ve kanlı-kötü kokulu ishal nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede letarjik görünümde olan bebeğin batın hassasiyeti ve belirgin distansiyonu saptanıyor. Rektal muayene yapıldığında, parmağın çekilmesiyle birlikte gaita ve gazın basınçlı bir şekilde boşaldığı (blast sign) gözleniyor. Bu hasta için en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hirschsprung hastalığına bağlı enterokolit

Cevap

Hirschsprung hastalığına bağlı enterokolit
Bu vaka için en olası tanı Hirschsprung hastalığına bağlı enterokolittir. Hastadaki gecikmiş mekonyum çıkışı (>48>48 saat) ve rektal tuşe sonrası görülen patlama tarzında gaita çıkışı (blast sign) Hirschsprung hastalığının temel klinik ipuçlarıdır. Bu tabloya eşlik eden letarji, karın şişliği, safralı kusma ve kanlı/kötü kokulu ishal ise barsak lümenindeki staza bağlı gelişen ve yaşamı tehdit eden enterokolit (HAEC) komplikasyonunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mekonyum çıkarma süresini değerlendir
5050. saatte mekonyum çıkarması patolojiktir (>48>48 saat).
Yenidoğanların %95'ten fazlası ilk 24 saatte, %99'u ise ilk 48 saatte mekonyum çıkarır; gecikme aganglionik segment varlığını düşündürür.
2
Rektal muayene bulgusunu analiz et
Patlama tarzında gaita ve gaz çıkışı (blast sign) saptanmıştır.
Bu bulgu, dar olan aganglionik segmentin proksimalindeki dilate barsak segmentinde biriken yüksek basınçlı içeriğin rektal tuşe ile mekanik olarak boşalmasını ifade eder ve Hirschsprung hastalığına özgüdür.
3
Eşlik eden semptomları (safralı kusma, ateş, kötü kokulu ishal) birleştir
Klinik tablo basit bir obstrüksiyondan enterokolite dönüşmüştür.
Hirschsprung-ilişkili enterokolit (HAEC), barsak stazı ve bakteriyel aşırı çoğalma sonucu gelişen, sepsis ve perforasyon riski taşıyan acil bir durumdur.

Anahtar Kavram

Hirschsprung Hastalığı ve Enterokolit Komplikasyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 57Soru →

Doğum sonrası 1212. saatte olan ve sadece anne sütü ile beslenen bir yenidoğan, taze kan kusması nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde vital bulguları stabil ve karın muayenesi doğal olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemogram ve koagülasyon parametreleri (PTPT, aPTTaPTT) normal sınırlarda bulunan bu hastada, yutulmuş anne kanını bebeğe ait aktif bir kanamadan ayırt etmek için öncelikle yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Apt-Downey testi

Cevap

Apt-Downey testi (alkali denatürasyon testi)
Apt-Downey testi, alkali denatürasyon prensibine dayanır. Yenidoğanın midesinden veya dışkısından alınan kan örneğine %1\%1'lik NaOHNaOH eklendiğinde, alkaliye dirençli olan fetal hemoglobin (HbFHbF) içeren bebek kanı pembe rengini korur. Alkaliye duyarlı olan erişkin hemoglobin (HbAHbA) içeren anne kanı ise denatüre olarak kahverengi-sarı bir renk alır. Sağlıklı görünen ve laboratuvarı normal olan bir yenidoğanda ilk yapılması gereken bu ayrımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik stabilitesini ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Bebek stabil ve koagülasyon testleri normal; bu durum cerrahi veya sistemik bir kanama bozukluğundan ziyade selim nedenleri düşündürür.
Yenidoğanda ilk 2424 saatteki kanamalarda en sık neden yutulmuş anne kanıdır.
2
Kanamanın kaynağını ayırt etmek için uygun testi seç.
Apt-Downey testi ile bebek kanı (HbF) ve anne kanı (HbA) ayrımı yapılabilir.
Fetal hemoglobin alkaliye dirençli iken, erişkin hemoglobin alkali ile denatüre olur.
3
Test sonucunu yorumla.
NaOH eklendiğinde pembe renk kalıyorsa HbF (bebeğe ait), kahverengiye dönüyorsa HbA (anneye ait) kanama olduğu saptanır.
Bu ayrım gereksiz invaziv girişimlerin önlenmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda yutulmuş anne kanı sendromu ve Apt-Downey testi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 58Soru →

Kırk iki günlük bir bebek; son bir haftadır her beslenme sonrası ortaya çıkan, fışkırır tarzda safrasız kusma ve tartı alamama şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları ve epigastrik bölgede palpasyonla yaklaşık 22 cm çapında, sert ve hareketli bir kitle saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde pH:7.52pH: 7.52, Cl−:84Cl^-: 84 mEq/L ve K+:3.2K^+: 3.2 mEq/L olduğu görülüyor.

Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saptanan metabolik alkaloz ve elektrolit dengesizliği cerrahi girişimden önce mutlaka düzeltilmelidir.

Cevap

Metabolik alkaloz ve elektrolit dengesizliğinin cerrahi öncesi düzeltilmesi gerektiği ifadesi doğrudur.
Hipertrofik pilor stenozu olan hastalarda mide içeriği kaybı nedeniyle derin bir hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz gelişir. Bu tablonun cerrahi (piloromiyotomi) öncesinde izotonik sıvılar ve potasyum desteği ile düzeltilmesi, postoperatif komplikasyonları önlemek adına en önemli yönetim basamağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
6 haftalık bebekte safrasız fışkırır tarzda kusma ve palpe edilen 'zeytin tanesi' kitle hipertrofik pilor stenozunu (HPS) gösterir.
HPS tipik olarak 3-6. haftalar arasında başlar ve fizik muayenede kitlenin palpe edilmesi tanısaldır.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz saptandı.
Mide içeriğindeki hidrojen ve klor kaybı alkaloz ve hipokloremiye; dehidratasyona bağlı sekonder hiperaldosteronizm ise renal potasyum kaybına yol açar.
3
Yönetim önceliklerinin belirlenmesi
Cerrahi öncesi tıbbi stabilizasyon önceliklidir.
Metabolik alkaloz düzeltilmeden yapılan cerrahi girişimler, postoperatif apne ve anestezi komplikasyonları riskini artırır.

Anahtar Kavram

Hipertrofik Pilor Stenozunda Preoperatif Stabilizasyon
Soru 59Soru →

1010 aylık bir erkek bebek, anne sütü aldığı ilk 66 ay boyunca tamamen sağlıklı iken; beslenmesine meyve suları, meyve püreleri ve şekerli muhallebilerin eklenmesiyle beraber ishal, karın şişliği ve aşırı gaz çıkarma şikayetleri başlıyor. Fizik muayenede tartı alımının yavaşladığı, karın distansiyonu ve perianal bölgede asit karakterli dışkıya ikincil yaygın eritem saptanıyor. Dışkı incelemesinde pH:5.0pH: 5.0 ve redüktan madde pozitifliği (++)(++) tespit ediliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sukraz-izomaltaz eksikliği

Cevap

Sukraz-izomaltaz eksikliği
Hastanın klinik tablosu tipik bir ozmotik ishaldir (asidik pH, redüktan madde pozitifliği, perianal dermatit). Semptomların anne sütü döneminde olmayıp sukroz içeren meyve ve şekerli gıdalara başlandıktan sonra ortaya çıkması, sukraz-izomaltaz enzim eksikliğini işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Dışkı pH ve redüktan madde değerlerini değerlendir
Düşük dışkı pH'ı (<5.5< 5.5) ve redüktan madde pozitifliği, tablonun bir karbonhidrat malabsorbsiyonu (ozmotik ishal) olduğunu kanıtlar.
Sindirilmemiş karbonhidratlar kolonda bakteriler tarafından laktik asit ve hidrojen gazına dönüştürülür, bu da pH'ı düşürür ve ozmotik yükü artırır.
2
Semptomların başlangıç zamanını ve tetikleyici gıdaları analiz et
Belirtilerin anne sütü (laktoz) kesilmeden, meyve (fruktoz/sukroz) ve şekerli gıdaların (sukroz) eklenmesiyle başladığı saptanır.
Bu spesifik zamanlama, eksikliğin laktozla ilgili değil, sukrozun sindirimiyle (sukraz enzimi) ilgili olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap
Doğumdan itibaren semptom veren glikoz-galaktoz malabsorbsiyonu ve glutenle tetiklenen Çölyak hastalığı elenir.
Sukraz-izomaltaz eksikliği, karakteristik olarak diyete sükrozun girmesiyle (meyveler, tatlılar) klinik verir.

Anahtar Kavram

Disakkaridaz eksikliklerinde tanı, diyete ilgili şekerin girmesiyle başlayan ozmotik ishal ve asidik dışkı (redüktan madde pozitifliği) ile konur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 60Soru →

Hipertrofik pilor stenozu ön tanısıyla yatırılan 5 haftalık erkek bebeğin yapılan tetkiklerinde saptanan bulgular aşağıdadır:

TetkikSonuç
Serum Sodyum131 mEq/L131 \text{ mEq/L}
Serum Potasyum3.0 mEq/L3.0 \text{ mEq/L}
Serum Klor86 mEq/L86 \text{ mEq/L}
Kan pH7.537.53
İdrar pH5.55.5

Bu hastada sistemik alkaloz mevcudiyetine rağmen idrarın asidik olmasının (paradoksal asidüri) temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal tübülde sodyumun geri emilimi sırasında, potasyum eksikliği nedeniyle hidrojen iyonlarının sekrete edilmesi

Cevap

Sistemik alkalozda idrarın asidik olmasının nedeni, distal tübülde sodyum geri emilirken potasyumun yetersizliği sebebiyle hidrojen iyonlarının atılmasıdır.
Hipertrofik pilor stenozunda tekrarlayan kusmalarla sıvı, hidrojen ve klor kaybı olur. Bu durum hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ve dehidratasyonla sonuçlanır. Dehidratasyon nedeniyle aktive olan aldosteron, distal tübülde sodyumu geri emmeye çalışır. Sodyum emilimi karşılığında normalde potasyum atılması gerekirken, hastada gelişen belirgin hipokalemi nedeniyle potasyum korunur ve yerine hidrojen iyonları sekrete edilir. Sonuçta, kan alkali olmasına rağmen idrar asidik hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Kusma içeriğinin değerlendirilmesi
HClHCl ve sıvı kaybı sonucu hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz gelişir.
Mide içeriğindeki asit ve klor kaybı alkalozun temel nedenidir.
2
Böbreğin volüm kaybına yanıtının analizi
Dehidratasyon RAAS (Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sistemi) aktivasyonuna yol açar.
Aldosteron, sodyum ve su tutulumunu artırmak için salgılanır.
3
Distal tübüldeki iyon değişiminin incelenmesi
Sodyum geri emilirken normalde potasyum atılır; ancak hipokalemi derinleştiğinde böbrek potasyumu korumak için hidrojen (H+H^+) iyonlarını sekrete eder.
Vücut potasyumu korumayı önceler ve sodyum emilimi karşılığında asit (H+H^+) atılır, bu da paradoksal asidüriye neden olur.

Anahtar Kavram

Paradoksal Asidüri Mekanizması

Daha Fazla Pratik

Hipertrofik pilor stenozunda cerrahi öncesi sıvı tedavisinde neden potasyum eklenmesinin kritik olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 16Sonraki
Gastroenteroloji ve Hepatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin