Göğüs Hastalıkları ve Alerji

218 soru

Soru 61Soru →

1010 günlük bir bebek, son birkaç gündür giderek belirginleşen solunum sıkıntısı ve hırıltı şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde sol hemitoraksta hipersonorite saptanmış, dinlemekle solunum seslerinin ileri derecede azaldığı fark edilmiştir. Akciğer grafisinde sol üst lobda aşırı havalanma artışı (hiperinflasyon), damarlanma gölgelerinde seyrelme, mediastenin sağa doğru itilmesi ve sol alt lobda bası atelektazisi izlenmiştir. Bu klinik tabloya en sık yol açan temel patolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bronşiyal kıkırdak dokusunun gelişimsel yetersizliği

Cevap

Konjenital lober amfizemde en sık görülen neden, bronşiyal kıkırdak dokusundaki gelişimsel bozukluk veya hipoplazidir.
Vakada tanımlanan lober hiperinflasyon ve mediastinal şift bulguları Konjenital Lober Amfizem (KLA) ile uyumludur. Bu hastalığın patogenezinde en sık saptanan neden (%50), bronşiyal kıkırdak dokusunun gelişimsel eksikliği veya gevşekliğidir. Bu defekt nedeniyle bronş, inspiryumda açılsa da ekspiryumda kollabe olur ve havayı hapsederek ilgili lobun aşırı büyümesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Yenidoğanda ilerleyici solunum sıkıntısı, tek taraflı hiperrezonans, grafide lobar hiperinflasyon ve mediastinal şift saptandı.
Bu bulgular tipik olarak Konjenital Lober Amfizem (KLA) tanısına yönlendirir.
2
En sık etkilenen bölgeyi ve patofizyolojiyi hatırla
KLA en sık sol üst lobda (%40-50) görülür. Temel mekanizma ekspiratuar hava hapsidir.
Tanının doğrulanması ve altta yatan nedenin belirlenmesi için gereklidir.
3
Etiyolojik mekanizmayı tanımla
Vakaların yaklaşık yarısında neden, ilgili lobun bronş kıkırdak dokusundaki defekttir.
Kıkırdak desteği yetersiz olduğunda bronş ekspiryumda kollabe olur (check-valve mekanizması) ve lobun aşırı havalanmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Konjenital lober amfizem (KLA), bronş kıkırdak zayıflığı nedeniyle gelişen ilerleyici bir hava hapsi tablosudur.
Soru 62Soru →

Bir aylık bir bebek, tekrarlayan hırıltı ve hafif solunum sıkıntısı şikayetleriyle getiriliyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) akciğerin sol alt lobunda yerleşim gösteren, çapları 11 ile 22 cm arasında değişen, homojen dağılımlı çok sayıda küçük kistik lezyon saptanıyor. Bu hastadaki klinik ve radyolojik bulgularla en uyumlu olan konjenital pulmoner havayolu malformasyonu (CPAMCPAM) tipinde, aşağıdakilerden hangisinin eşlik etme olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyovasküler veya genitoüriner sistem anomalileri

Cevap

Kardiyovasküler veya genitoüriner sistem anomalileri
Konjenital pulmoner havayolu malformasyonu (CPAMCPAM) Tip 2, orta büyüklükteki kistlerle (11-22 cm) karakterize olup hastaların yaklaşık yarısında ek konjenital anomaliler saptanır. Bu anomaliler arasında en sık kardiyovasküler sistem kusurları ve genitoüriner sistem (özellikle renal agenezis veya displazi) bozuklukları yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Kistlerin 11-22 cm boyutunda ve homojen olması hastanın CPAM Tip 2 (Stocker sınıflaması) olduğunu gösterir.
Tip 1 kistler genellikle >2>2 cm, Tip 3 ise mikrokistik/solid görünümlüdür.
2
CPAM Tip 2'nin klinik özelliklerinin hatırlanması
Bu tipin en önemli özelliği, vakaların yaklaşık yarısında ek konjenital anomalilerin bulunmasıdır.
Tip 1 genellikle izoledir, Tip 2 ise sistemik anomalilerle en sık ilişkili tiptir.
3
Eşlik eden anomalilerin belirlenmesi
En sık eşlik eden sistemler kardiyovasküler (VSD vb.) ve genitoüriner (renal agenezis/displazi) sistemlerdir.
Embriyolojik gelişim basamaklarındaki ortak etkilenme bu birlikteliğe yol açar.

Anahtar Kavram

CPAM Tip 2 ve eşlik eden anomaliler

Daha Fazla Pratik

CPAM ile pulmoner sekestrasyon arasındaki en önemli ayrıcı özellik olan kanlanma farkını (pulmoner vs sistemik arter) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 63Soru →

33 yaşında bir erkek çocuk, 22 gündür devam eden 38.5∘C38.5^\circ C ateş, halsizlik ve hafif öksürük şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ akciğer orta-alt bölgede lokalize ince raller duyuluyor. Akciğer grafisinde sağ akciğer alt lob superior segment yerleşimli, 3×33 \times 3 cm boyutlarında, düzgün sınırlı, kitle görünümünde homojen opasite saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 17.500/μL17.500/\mu L (%78 nötrofil), CRP 9292 mg/L olarak saptanıyor. Bu hastada saptanan radyolojik görünümün en olası etkeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus pneumoniae

Cevap

Radyolojik olarak kitleyi andıran düzgün sınırlı sferik pnömoni tablosunun çocuklardaki en olası etkeni Streptococcus pneumoniae'dir.
Çocuklarda sferik (yuvarlak) pnömoni, parankimal enfeksiyonun yan kanallar (Kohn gözenekleri ve Lambert kanalları) tam gelişmediği için sınırlı kalmasıyla oluşur. Bu radyolojik paternin en yaygın etkeni Streptococcus pneumoniae'dir. Uygun antibiyotik tedavisi sonrası bu 'kitle' görünümü hızla kaybolur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Akut ateş, öksürük ve raller bakteriyel pnömoniyi düşündürür.
Hastanın lökositozu ve yüksek CRP değeri akut bir enfeksiyonu desteklemektedir.
2
Radyolojik görünümün analizi
Sferik (yuvarlak) pnömoni saptanmıştır.
Çocuklarda Kohn gözenekleri ve Lambert kanalları yetersiz geliştiği için pnömonik infiltrasyon dairesel bir sınırda hapsolabilir.
3
En olası etkenin belirlenmesi
Streptococcus pneumoniae.
Sferik pnömonilerin %90'ından fazlası bu patojen kaynaklıdır ve uygun antibiyotik tedavisiyle hızla düzelir.

Anahtar Kavram

Sferik Pnömoni (Yuvarlak Pnömoni)
Soru 64Soru →

Çocukluk çağı tüberkülozu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çocuklar genellikle basil yükü düşük (pauci-bacillary) oldukları için bulaştırıcılıkları oldukça düşüktür.

Cevap

Çocuklar genellikle basil yükü düşük (pauci-bacillary) oldukları için bulaştırıcılıkları oldukça düşüktür.
Çocukluk çağı tüberkülozu, erişkinlerden farklı olarak genellikle basil yükü düşük (pauci-bacillary) bir enfeksiyondur. Çocuklarda kavitasyon oluşumu nadir olduğu ve öksürükle çevreye basil yayma kapasiteleri sınırlı olduğu için, aktif hastalığı olan çocuklar nadiren bulaştırıcı kabul edilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Çocukluk çağı tüberkülozunun mikrobiyolojik özelliklerini değerlendir.
Çocukların 'pauci-bacillary' (düşük basil yüküne sahip) olduğu saptanır.
Çocuklarda kavitasyonun nadir olması ve basil yoğunluğunun düşük olması bulaştırıcılığı belirleyen temel faktördür.
2
Tanı yöntemlerinin duyarlılığını analiz et.
Balgam yaymasında basil görme olasılığı çocuklarda düşüktür.
Düşük basil yükü nedeniyle mikroskopik inceleme sıklıkla negatif sonuç verir.
3
Erişkin ve çocuk tipi tüberküloz arasındaki farkları karşılaştır.
Çocuklarda kavitasyonun nadir olduğu, erişkinlerde ise tipik olduğu sonucuna ulaşılır.
Primer enfeksiyon (çocuk) ve reaktivasyon (erişkin) patogenezi farklı radyolojik görünümlere yol açar.

Anahtar Kavram

Çocuklarda tüberkülozun pauci-bacillary doğası ve düşük bulaştırıcılık özelliği.
Tahmini Süre:45s
Soru 65Soru →

Yüksek ateş (39.2∘C39.2^\circ \text{C}), öksürük ve sağ yan ağrısı şikayetleri ile getirilen 66 yaşındaki bir erkek hastanın fizik muayenesinde sağ akciğer alt alanında vibrasyon torasik artışı ve bronşiyal solunum duyulmuştur. Akciğer grafisinde sağ alt lobda 3 cm3 \text{ cm} çapında, düzgün kenarlı, küresel bir konsolidasyon alanı saptanmış olup bu lezyon içerisinde hava bronkogramları görülmektedir. Bu klinik tablo ve radyolojik bulgular eşliğinde en olası tanı ve etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yuvarlak pnömoni - StreptococcusStreptococcus pneumoniaepneumoniae

Cevap

Hava bronkogramı içeren küresel konsolidasyonun en olası nedeni yuvarlak pnömonidir ve en sık etken StreptococcusStreptococcus pneumoniaepneumoniae'dir.
Hastada saptanan akut ateşli tablo, konsolidasyon bulguları ve grafideki hava bronkogramı içeren yuvarlak opasite, 'yuvarlak pnömoni' tanısını kesinleştirir. Çocuklarda bu tablonun en yaygın etkeni StreptococcusStreptococcus pneumoniaepneumoniae'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Akut başlangıçlı yüksek ateş, öksürük ve yan ağrısı bakteriyel bir pnömoniyi desteklemektedir.
Hastanın fizik muayenesindeki vibrasyon torasik artışı ve bronşiyal solunum, konsolidasyon (alveoler dolum) bulgularıdır.
2
Radyolojik bulgunun analizi
Grafide görülen 3 cm3 \text{ cm}'lik küresel opasitenin içinde hava bronkogramlarının olması, lezyonun bir kitle (tümör) değil, akciğer parankimine ait bir konsolidasyon olduğunu kanıtlar.
Kohn delikleri ve Lambert kanallarının çocuklarda tam gelişmemiş olması, enfeksiyonun komşu lobüllere yayılmasını engelleyerek küresel bir görünüm (yuvarlak pnömoni) oluşturabilir.
3
Etiyolojik eşleştirme
Çocuklarda saptanan yuvarlak pnömoni vakalarının %90\%90'ından fazlasından StreptococcusStreptococcus pneumoniaepneumoniae sorumludur.
Yaş grubuna uygun olarak en sık görülen tipik pnömoni etkeni bu radyolojik görüntünün de ana nedenidir.

Anahtar Kavram

Hava bronkogramı içeren düzgün sınırlı küresel akciğer opasiteleri (yuvarlak pnömoni), çocuklarda aksi kanıtlanana kadar bakteriyel pnömoni kabul edilmeli ve en sık etken olan StreptococcusStreptococcus pneumoniaepneumoniae düşünülmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 66Soru →

Doğumdan sonraki ilk 4848 saat içerisinde mekonyum çıkaramayan, karın şişliği ve safralı kusma şikayetleri olan bir yenidoğanda yapılan incelemeler sonucunda mekonyum ileusu tanısı konulmuştur. Bu klinik tablo aşağıdaki genetik hastalıkların hangisi için karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kistik fibrozis

Cevap

Kistik fibrozis
Kistik fibrozis, CFTR proteinindeki bozukluk nedeniyle ekzokrin salgıların koyulaşmasıyla karakterizedir. Mekonyum ileusu, bu koyulaşmış salgıların yenidoğan döneminde ince bağırsağı tıkamasıdır ve kistik fibrozis için oldukça spesifik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Yenidoğanda mekonyum çıkışında gecikme (>48>48 saat), safralı kusma ve karın şişliği bir distal ince bağırsak tıkanıklığını işaret eder.
Mekonyum ileusu, anormal derecede yapışkan ve yoğun mekonyumun terminal ileumda tıkanıklık yapmasıdır.
2
En olası genetik ilişkiyi belirle
Mekonyum ileusu tanısı konulan yenidoğanların yaklaşık %90\%90'ında altta yatan neden kistik fibrozistir.
CFTR proteinindeki defekt, ekzokrin salgıların dehidratasyonuna ve bağırsak içeriğinin viskozitesinin artmasına neden olur.
3
Tanıyı onayla
Bu tablo, kistik fibrozis hastalarının yaklaşık %15−20\%15-20'sinde görülen karakteristik bir başlangıç bulgusudur.
Hastalığın erken tanısı için mekonyum ileusu kritik bir ipucudur.

Anahtar Kavram

Mekonyum ileusu, kistik fibrozisin yenidoğan dönemindeki en spesifik ve erken klinik prezentasyonudur.

Daha Fazla Pratik

Mekonyum ileusu saptanan bir bebekte tanıyı kesinleştirmek için yapılacak bir sonraki adım olan 'ter testi' ve sınır değerlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 67Soru →

2020 aylık bir kız çocuk, evde kuruyemiş tabağıyla oynarken aniden başlayan şiddetli öksürük ve morarma atağı sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ hemitoraksta lokalize hışıltı (wheezingwheezing) ve solunum seslerinde hafif azalma saptanıyor. Çekilen standart posteroanterior akciğer grafisi normal sınırlarda değerlendirilen ve ekspiryum grafisi için kooperasyon kurulamayan hastada, sağ yan yatar (laterallateral decubitusdecubitus) pozisyonda çekilen grafide sağ akciğerin havalanmasının azalmadığı ve mediastenin sola doğru yer değiştirmeye devam ettiği gözleniyor. Bu hastada saptanan radyolojik bulgunun patofizyolojisi ve izlenmesi gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Check-valve (çek-valf) mekanizmasına bağlı obstrüktif amfizem - Rijit bronkoskopi

Cevap

Radyolojik bulgu check-valve mekanizmasına bağlı gelişen obstrüktif amfizemdir ve tedavi rijit bronkoskopi ile yabancı cismin çıkarılmasıdır.
Hastanın ani başlayan öksürük öyküsü, fizik muayenede sağ akciğere lokalize asimetrik bulgular ve lateral dekubitus grafisinde sağ akciğerin sönmemesi (hava hapsi), sağ ana bronşta yabancı cisim varlığını ve havanın hapsolduğu check-valve mekanizmasını doğrular. Bu durumda kesin tanı ve tedavi genel anestezi altında yapılacak rijit bronkoskopidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Ani başlayan öksürük ve morarma atağı yabancı cisim aspirasyonu (YCA) için tipik penetrasyon sendromudur.
YCA tanısında en önemli basamak klinik şüphedir.
2
Fizik muayene bulgularının analizi
Sağ akciğerde lokalize wheezing ve azalmış solunum sesleri, obstrüksiyonun sağ ana bronş seviyesinde olduğunu düşündürür.
Asimetrik akciğer bulguları ayırıcı tanıda astım ve bronşiyolitten uzaklaşılmasını sağlar.
3
Lateral dekubitus grafisinin yorumlanması
Lateral dekubitus grafisinde altta kalan (bağımlı) akciğerin normalde sönmesi gerekirken sönmemesi, obstrüktif amfizem (hava hapsi) kanıtıdır.
Küçük çocuklarda ekspiryum grafisi alınamadığında lateral dekubitus grafisi ekspiryumun yerini tutan dinamik bir incelemedir.
4
Patofizyolojik mekanizmanın belirlenmesi
Havanın inspiryumda içeri girip ekspiryumda çıkamaması 'Check-valve' (çek-valf) mekanizması olarak adlandırılır.
Kısmi tıkanıklıklar hava hapsine, tam tıkanıklıklar (Stop-valve) ise atelektaziye neden olur.
5
Kesin tedavi planının oluşturulması
Altın standart tanı ve tedavi yöntemi rijit bronkoskopidir.
Rijit bronkoskopi, hava yolu kontrolünü tam sağladığı ve cisim çıkarılmasına olanak tanıdığı için tercih edilir.

Anahtar Kavram

Yabancı cisim aspirasyonlarında radyolojik olarak lateral dekubitus grafisinde bağımlı akciğerde havalanma azalmasının olmaması (hava hapsi), check-valve mekanizmasını gösterir.

Daha Fazla Pratik

Yabancı cisim aspirasyonu şüphesi olup fizik muayene ve radyolojik bulguları normal olan hastalarda klinik şüphe devam ediyorsa rijit bronkoskopi yapılmalı mıdır?

Alternatif Yöntem

Kooperasyon kurulamayan çocuklarda ekspiryum grafisi yerine, radyoskopi (floroskopi) altında mediasten hareketi de izlenebilir (Holzknecht belirtisi).
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 68Soru →

33 yaşında bir erkek çocuk; doğumdan itibaren başlayan büyüme geriliği, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve bol miktarda, kötü kokulu, yağlı dışkılama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde bilateral yaygın raller ve ronküşler saptanan hastanın yapılan ter testinde klor düzeyi 7070 mmol/L (normal: <40<40 mmol/L) bulunmuştur. Kistik fibrozis tanısı kesinleşen bu hasta ve hastalık süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ter testi klor konsantrasyonu için tanısal alt eşik değer 9090 mmol/L'dir; bu değerin altındaki sonuçlar hastalığı kesin olarak dışlar.

Cevap

Ter testi klor konsantrasyonu için tanısal alt eşik değer 6060 mmol/L'dir; bu değerin altında saptanan 30−5930-59 mmol/L arası sonuçlar ara değer olarak kabul edilir ve ileri inceleme gerektirir.
Kistik fibrozis tanısı için kabul edilen ter kloru eşik değeri 6060 mmol/L'dir. 30−5930-59 mmol/L arası değerler 'ara değer' (borderline) olarak kabul edilir ve klinik şüphe devam ediyorsa mutasyon analizi veya nazal potansiyel fark ölçümü gibi ileri testler istenir. Dolayısıyla, eşik değerin 9090 mmol/L olduğu ve altındaki değerlerin hastalığı dışladığı bilgisi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Büyüme geriliği, akciğer enfeksiyonları ve steatore (yağlı dışkı) üçlüsü kistik fibrozis için tipiktir.
Hastalığın temelini oluşturan ekzokrin bez disfonksiyonu akciğer ve GİS sistemini etkiler.
2
Ter testi sonucunu yorumla
Hastadaki 7070 mmol/L değeri tanısal eşik olan 6060 mmol/L'nin üzerindedir.
Uluslararası kılavuzlara göre 6060 mmol/L ve üzeri klor konsantrasyonu kistik fibrozis tanısını doğrular.
3
Yanlış olan seçeneği belirle
Tanısal eşiğin 9090 mmol/L olduğunu iddia eden ifade yanlıştır.
Eşik değerin yanlış bilinmesi tanı konulmasını geciktirebilir; standart sınır 6060 mmol/L'dir.

Anahtar Kavram

Kistik fibrozis tanısında altın standart terdeki klor konsantrasyonunun ölçülmesidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 69Soru →

2626 aylık bir erkek çocuk, yaklaşık 33 hafta önce kuruyemiş yerken aniden başlayan kısa süreli bir öksürük ve boğulma hissi sonrası tamamen düzelmiştir. Ailesi çocuğun o günden beri şikayeti olmadığını ancak son birkaç gündür koşarken veya ağlarken belirginleşen bir hırıltısının olduğunu fark ederek başvurmuştur. Fizik muayenede istirahatte her iki akciğerin havalanması eşit saptanırken, zorlu ekspiryumda sağ akciğer bazalinde lokalize monofonik ronküs (wheezingwheezing) duyulmaktadır. Çekilen ekspiryum akciğer grafisinde mediastenin sola yer değiştirdiği ve sağ akciğerin hiperlüsen kaldığı gözlenmiştir. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rijit bronkoskopi ile havayollarının değerlendirilmesi

Cevap

Rijit bronkoskopi ile havayollarının değerlendirilmesi
Çocukta ani başlayan öksürük sonrası görülen asemptomatik dönem ve sonrasında gelişen lokalize ronküs ile ekspiryum grafisindeki hava hapsi, sağ ana bronşta çek-valf (check-valve) mekanizması oluşturan bir yabancı cisim varlığına işaret eder. Bu durumun altın standart yönetimi rijit bronkoskopidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün analizi
Yabancı cisim aspirasyonu (YCA) şüphesi
Kuruyemiş yeme sırasında ani başlayan öksürük ve boğulma hissi YCA için tipik bir başlangıçtır.
2
Fizik muayene bulgularının yorumlanması
Lokalize hava yolu tıkanıklığı
Lokalize monofonik ronküs, bir lob veya segment düzeyinde kısmi tıkanıklığın (check-valve) göstergesidir.
3
Radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Obstrüktif amfizem ve mediastinal shift
Ekspiryumda hava hapsi (hiperlüsensi) ve karşı tarafa itilme, tıkanıklığın ekspiryumda havanın çıkışına izin vermediğini kanıtlar.
4
Yönetim planının belirlenmesi
Rijit Bronkoskopi
Klinik ve radyolojik şüphe varlığında kesin tedavi ve havayolu güvenliği için rijit bronkoskopi acilen veya uygun şartlarda uygulanmalıdır.

Anahtar Kavram

Yabancı cisim aspirasyonlarında 'asemptomatik interval' ve 'çek-valf (check-valve)' mekanizması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 70Soru →

22 yaşındaki bir erkek çocuk, fındık yerken aniden başlayan şiddetli öksürük ve morarma atağı sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ akciğerde lokalize hırıltı (wheezing) ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ akciğerde tek taraflı hava hapsi (obstrüktif amfizem) izleniyor.

Bu hasta için kesin tanı ve tedavi amacıyla yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rijit bronkoskopi yapılması

Cevap

Rijit bronkoskopi yapılması hem kesin tanı koydurur hem de yabancı cismin çıkarılmasını sağlayarak tedaviyi gerçekleştirir.
Kesin tanı ve tedavi amacıyla yapılması gereken işlem rijit bronkoskopidir. Çocuklarda hava yolu güvenliğini sağlamak ve yabancı cismi kontrollü bir şekilde çıkarmak için rijit bronkoskopi altın standart kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü analizi
Aniden başlayan öksürük ve morarma atağı yabancı cisim aspirasyonu (YCA) için tipiktir.
YCA genellikle 11-33 yaş arası çocuklarda kuruyemiş tüketimi sırasında aniden gelişir.
2
Fizik muayene ve radyolojik bulguların yorumlanması
Lokalize hırıltı ve grafideki hava hapsi, sağ ana bronşta 'çek-valf' mekanizmasını düşündürür.
Yabancı cisim havanın girmesine izin verip çıkmasını engelleyerek ekspiratuar hava hapsine yol açar.
3
Müdahale planı
Genel anestezi altında rijit bronkoskopi yapılması kararlaştırılır.
Rijit bronkoskopi çocuklarda yabancı cisim aspirasyonunda hem tanı hem de tedavide altın standarttır.

Anahtar Kavram

Yabancı cisim aspirasyonlarında ani başlangıçlı semptomlar ve lokalize bulgular varlığında altın standart rijit bronkoskopidir.
Soru 71Soru →

Aniden başlayan 39∘C39^{\circ}C ateş, şiddetli boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve ağızdan salya akması şikayetleri ile acil servise getirilen 44 yaşındaki bir çocukta, fizik muayenede hastanın öne doğru eğilerek, çenesi ileride ve ağzı açık bir şekilde ('tripod' pozisyonu) oturduğu gözleniyor. Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıyı kesinleştirmek ve havayolu güvenliğini sağlamak amacıyla ameliyathane koşullarında direkt laringoskopi planlanmalıdır.

Cevap

Epiglottit şüphesi olan hastalarda havayolu yönetimi en kritik basamaktır ve tanı koyma işlemi mutlaka entübasyon hazırlığının tam olduğu ameliyathane gibi kontrollü bir ortamda gerçekleştirilmelidir.
Epiglottit şüphesinde, hastanın havayolunu kaybetme riski çok yüksektir. Bu nedenle, epiglottun doğrudan görülmesi (vişne kırmızısı görünüm) sadece ameliyathane gibi acil entübasyon veya trakeostomi imkanlarının bulunduğu, uzman personelin hazır olduğu ortamlarda yapılmalıdır. Bu yaklaşım hem kesin tanıyı sağlar hem de havayolu güvenliğini garanti altına alır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Yüksek ateş, salya akması (drooling) ve tripod pozisyonu varlığı akut epiglottiti düşündürür.
Tanısal sürecin güvenliğini belirlemek için klinik şüphe esastır.
2
Tehlikeli manevralardan kaçınılması
Dil basacağı ile muayene veya hastayı ajite edecek girişimler ertelenir.
Supraglottik bölgedeki inflamasyon, fiziksel stimülasyon ile tam havayolu tıkanıklığına (laringospazm) yol açabilir.
3
Kesin tanı ve stabilizasyon planı
Hasta ameliyathaneye transfer edilir ve anestezi altında direkt laringoskopi ile 'kiraz kırmızısı' epiglott görülerek gerekirse entübe edilir.
Havayolu obstrüksiyonu riski nedeniyle tanı ve tedavi eş zamanlı yürütülmelidir.

Anahtar Kavram

Akut epiglottit, supraglottik dokuların hızla ilerleyen enfeksiyonudur ve en önemli yönetim kuralı 'havayolu güvenliği sağlanana kadar orofaringeal muayeneden kaçınmaktır'.

Daha Fazla Pratik

Krup ve epiglottit arasındaki yaş grubu, ateş derecesi ve radyolojik bulgu farklarını tablo halinde çalışmak konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru →

Kistik fibrozis patogenezinde yer alan kistik fibrozis transmembran kondüktans regülatörü (CFTRCFTR), temel olarak aşağıdaki iyonlardan hangisinin transportunu sağlayan bir kanaldır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klor

Cevap

Kistik fibroziste mutasyona uğrayan CFTRCFTR proteini temel olarak bir klor kanalıdır.
Kistik fibrozis, 7.7. kromozomun uzun kolunda yer alan CFTRCFTR genindeki mutasyonlar sonucu gelişir. Bu gen tarafından kodlanan CFTRCFTR proteini, apikal membranlarda yer alan cAMP bağımlı bir klor kanalıdır. Bu kanalın işlevsizliği sonucu klor hücre dışına çıkamaz, bu da lümenlerdeki suyun azalmasına ve sekresyonların dehidre/koyu hale gelmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
CFTRCFTR geninin ve proteininin temel görevini belirlemek.
CFTRCFTR (Cystic Fibrosis Transmembrane Conductance Regulator), epitel hücrelerinde iyon transportunu düzenleyen bir proteindir.
Hastalığın patogenezini anlamak için mutasyona uğrayan yapının işlevi bilinmelidir.
2
CFTRCFTR proteininin hangi spesifik iyonun geçişine izin verdiğini hatırlamak.
Bu protein, cAMP bağımlı bir klor (Cl−Cl^-) kanalı olarak işlev görür.
Kistik fibrozisteki temel sorun, klorun hücre dışına salınamaması ve buna bağlı gelişen sekresyon koyulaşmasıdır.
3
Diğer iyonlarla olan ilişkisini değerlendirmek.
Klor transportu bozulduğunda, sodyum ve su emilimi değişir ancak kanalın kendisi klora spesifiktir.
Kanalın birincil fonksiyonu ile ikincil etkileri (sodyum emilim artışı gibi) ayırt edilmelidir.

Anahtar Kavram

CFTR Proteini ve Klor Transportu

Daha Fazla Pratik

Kistik fibroziste ter bezlerindeki klor emilimi bozukluğunu ve bunun ter testi ile olan ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 73Soru →

44 yaşında bir erkek çocuk, 33 gündür devam eden burun akıntısı ve hafif öksürük şikayetlerini takiben aniden gelişen yüksek ateş, havlar tarzda öksürük ve inspiratuar stridor nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hastanın oldukça toksik görünümlü olduğu, ateşinin 39.8∘C39.8^{\circ}C olduğu saptanıyor. Hastada salya akması (drooling) izlenmiyor ancak belirgin interkostal çekilmeleri mevcut. Acil serviste uygulanan nebulize adrenalin ve deksametazon tedavisine klinik yanıt alınamıyor. Lateral boyun grafisinde subglottik bölgede belirgin düzensizlik ve trakeal hava sütununda "shaggy" (pürüzlü/kirli) görünüm saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel anestezi altında endoskopik muayene ve havayolu kontrolünün sağlanması

Cevap

Bakteriyel trakeit şüphesi olan toksik görünümlü ve adrenalin tedavisine yanıtsız bir çocukta en uygun yaklaşım, genel anestezi altında endoskopik havayolu değerlendirmesi ve endotrakeal entübasyondur.
Vakada tarif edilen tablo, viral krup kliniğiyle başlayıp (havlar tarzda öksürük) hızla toksik bir hal alan (yüksek ateş, adrenalin tedavisine yanıtsızlık) bakteriyel trakeittir. Epiglottitten en önemli farkı salya akmasının (drooling) olmaması ve öksürüğün varlığıdır. Radyolojik olarak trakeal lümendeki düzensiz 'shaggy' görünümü membranları simgeler. Bu durumda en güvenli ve kesin yaklaşım, havayolunun ameliyathane koşullarında endoskopik olarak değerlendirilmesi ve entübe edilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analizi
Yüksek ateş, toksik görünüm, adrenalin direncine rağmen stridor ve salya akması olmaması.
Bu tablo viral krup (adrenalin yanıtı yok) ve epiglottit (salya yok) dışındaki diğer bir acil durum olan bakteriyel trakeiti düşündürür.
2
Radyolojik bulguların yorumlanması
Trakeada 'shaggy' (pürüzlü) görünüm ve subglottik düzensizlik saptanması.
Bu bulgu trakea lümenindeki pürülan membranları ve eksudaları gösteren bakteriyel trakeit için patognomoniktir.
3
Acil müdahale kararının verilmesi
Genel anestezi altında cerrahi havayolu kontrolü ve membran temizliği.
Bakteriyel trakeitte pürülan sekresyonlar havayolunu aniden tıkayabileceği için en güvenli yaklaşım kontrollü bir ortamda entübasyon ve bronkoskopidir.

Anahtar Kavram

Bakteriyel trakeit (Psödomembranöz Krup), yüksek mortalite riski taşıyan, viral krup bulgularıyla başlayıp hızla toksik tabloya ilerleyen ve adrenalin tedavisine yanıtsız havayolu obstrüksiyonu nedenidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 74Soru →

77 aylık bir kız bebek, iki gündür devam eden hafif ateş ve burun akıntısı şikayetlerini takiben gelişen öksürük ve hırıltılı solunum nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde solunum sayısı 50/dakika50/\text{dakika}, SpO2SpO_2 oda havasında %93\%93, kalp hızı 140/dakika140/\text{dakika} saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda bilateral yaygın ekspiryum uzaması, hışıltı ve yer yer ince çatırdayan raller duyuluyor. Karaciğer kot kavsinin 22 cm altında yumuşak kıvamda palpabl saptanıyor. Bu hasta için en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nazal aspirasyon ve hidrasyonun korunması gibi destekleyici önlemler

Cevap

Nazal aspirasyon ve hidrasyonun korunması gibi destekleyici önlemler
Bronşiolit tanısı konulan 2 yaş altı çocuklarda, özellikle hafif ve orta vakalarda yönetim temel olarak destekleyicidir. Nazal aspirasyon ile hava yolunun açık tutulması ve yeterli sıvı alımının (hidrasyon) sağlanması tedavinin temel taşlarıdır. Güncel rehberler rutin olarak bronkodilatör, steroid veya antibiyotik kullanımını önermemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastanın yaşı (7 ay), viral prodrom (ateş, burun akıntısı) ve alt solunum yolu bulguları (wheezing, raller) tipik bronşiolit ile uyumludur.
Bronşiolit tanısı anamnez ve fizik muayene ile konulan klinik bir tanıdır.
2
Karaciğer bulgusunun yorumlanması
Karaciğerin 2 cm palpabl olması, akciğerlerdeki hava hapsine bağlı diyaframın düzleşmesi ve karaciğerin aşağı itilmesi (psödomegalı) ile açıklanır.
Hepatomegali ve psödomegali ayrımı, gereksiz kardiyolojik tetkikleri önlemek açısından kritiktir.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Hastanın SpO2 değeri (%93) ve solunum sıkıntısı düzeyi hafif-orta olup, kanıta dayalı tıp ilkeleri doğrultusunda destek tedavisi (aspirasyon ve hidrasyon) yeterlidir.
Rutin bronkodilatör, steroid veya antibiyotik kullanımının klinik iyileşmeye katkısı olmadığı gösterilmiştir.

Anahtar Kavram

Bronşiolit Yönetimi ve Hiperinflasyon Bulguları

Daha Fazla Pratik

Bronşiolit ile seyreden hastalarda RSV profilaksisi (palivizumab) endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 75Soru →

1313 aylık bir erkek çocuk, kreşe başladıktan bir hafta sonra gelişen burun akıntısı ve iştahsızlığı takip eden öksürük ve hırıltılı solunum şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde solunum sayısı 58/dakika58/\text{dakika}, yaygın ekspiratuar vizing, interkostal çekilmeler ve karaciğerin kosta kenarının 2.5 cm2.5\text{ cm} altında künt kenarlı palpe edildiği saptanmıştır. Bu hastada en olası etken ve uygulanması gereken en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) - Destek tedavisi (Hidrasyon ve oksijen desteği)

Cevap

En olası etken Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) olup, en uygun yaklaşım hidrasyon ve oksijen desteğini içeren destek tedavisidir.
Hastanın yaşı (1313 aylık), kış mevsimi/kreş öyküsü ve klinik seyri (prodromal ÜSYE sonrası vizing ve takipne) akut bronşiolit ile tam uyumludur. Bronşiolitin en sık etkeni Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV)'tür. Tedavide temel prensip, hastanın hidrasyonunun sağlanması ve hipoksemi durumunda oksijen desteği verilmesidir. Karaciğerin kosta altında ele gelmesi ise hiperinflasyon sonucu diyaframın düzleşmesiyle oluşan psödohepatomegali tablosudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Üst solunum yolu enfeksiyonunu takip eden alt solunum yolu bulguları (vizing, raller, takipne) saptandı.
İki yaş altı çocuklarda bu klinik tablo tipik olarak akut bronşioliti işaret eder.
2
Etiyolojiyi belirle
En olası etken Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) olarak tanımlandı.
RSV, tüm bronşiolit vakalarının yarısından fazlasından sorumlu olan en yaygın ajandır.
3
Fizik muayene bulgusunu (karaciğer palpasyonu) yorumla
Karaciğerin aşağıda palpe edilmesi 'psödohepatomegali' olarak değerlendirildi.
Akciğerlerdeki hiperinflasyon sonucu diyafram düzleşir ve karaciğeri aşağı iter; bu gerçek bir hepatomegali veya kalp yetersizliği bulgusu değildir.
4
Tedavi planını oluştur
Destek tedavisi (hidrasyonun korunması ve gereğinde oksijen) kararı verildi.
Güncel kılavuzlar bronşiolit yönetiminde rutin bronkodilatör, steroid veya antibiyotik kullanımını önermemektedir.

Anahtar Kavram

Akut bronşiolit tanısında RSV en sık etkendir; tedavi temel olarak destekleyicidir ve fizik muayenede hiperinflasyona bağlı psödohepatomegali görülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 76Soru →

Annesine doğum sırasında kaviteli ve yayma pozitif akciğer tüberkülozu tanısı konulan 33 günlük bir yenidoğan, anne ile temaslıdır. Bebeğin klinik değerlendirmesi, akciğer grafisi ve mide aspiratının mikroskopik incelemesi normal olarak raporlanmıştır. Bebeğe 5 mg/kg/gu¨n5\text{ mg/kg/gün} dozunda izoniazid profilaksisi başlanmış ve anneye yönelik standart tedavi düzenlenmiştir. Bebek 33 aylık olduğunda yapılan Tüberkülin Deri Testi (TDT) sonucu 3 mm3\text{ mm} olarak ölçülmüştür.

Bu vaka ile ilgili profilaksi yönetimi ve izlem süreci dikkate alındığında, aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzoniazid profilaksisi kesilmeli ve hemen BCG aşısı uygulanmalıdır.

Cevap

İzoniazid profilaksisi kesilmeli ve hemen BCG aşısı uygulanmalıdır.
Doğumdan hemen sonra yayma pozitif tüberkülozlu anne ile temas eden yenidoğanlarda standart yaklaşım; bebeğin hastalık yönünden değerlendirilmesi, negatifse 3 ay boyunca izoniazid profilaksisi uygulanması ve 3. ayın sonunda TDT ile kontrol edilmesidir. Henüz BCG aşısı yapılmamış bu bebeklerde TDT sınır değeri 5 mm5\text{ mm}'dir. Sonuç 3 mm3\text{ mm} (<5 mm<5\text{ mm}) olduğu için profilaksi kesilir ve bebeğe BCG aşısı yapılır. Eğer sonuç ≥5 mm\geq 5\text{ mm} olsaydı, profilaksi 6 aya tamamlanırdı.

Adım Adım Çözüm

1
Risk değerlendirmesi ve başlangıç tetkikleri
Bebek 'yayma pozitif' anne ile temaslı olduğu için yüksek risklidir. İlk değerlendirme (CXR, mide aspiratı) negatif bulunmuştur.
Konjenital tüberküloz veya aktif hastalık varlığını dışlamak için.
2
Pencere dönemi profilaksisi
Bebeğe 33 ay boyunca 5-10 mg/kg/gu¨n5\text{-}10\text{ mg/kg/gün} izoniazid başlanır.
TDT'nin pozitifleşmesi için gereken sürede (pencere dönemi) bebeği korumak için.
3
Üçüncü ay değerlendirmesi (TDT)
TDT sonucu 3 mm3\text{ mm} (negatif) olarak ölçülmüştür.
Enfeksiyonun gelişip gelişmediğini anlamak için (BCG'siz bebekte cutoff 5 mm5\text{ mm}'dir).
4
Nihai karar
Profilaksi kesilir ve BCG aşısı uygulanır.
Enfeksiyon kanıtı yoktur, ancak gelecekteki olası temaslara karşı koruma gereklidir.

Anahtar Kavram

Tüberküloz temaslısı yenidoğanlarda 'Pencere Dönemi' yönetimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 77Soru →

55 yaşında bir erkek çocuk, aniden başlayan yüksek ateş (39.5∘C39.5^\circ\text{C}), şiddetli boğaz ağrısı ve yutkunma güçlüğü şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hastanın hafif stridoru olduğu, öne doğru eğilerek ellerinden destek aldığı (tripod pozisyonu) ve salyasını yutamadığı için ağzından aktığı gözleniyor. Hastada öksürük saptanmıyor. Bu klinik tabloya sahip bir çocukta tanıya yönelik en olası radyolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lateral boyun grafisinde epiglottun kalınlaşmış, şiş ve yuvarlak görünümü (başparmak belirtisi)

Cevap

Lateral boyun grafisinde epiglottun kalınlaşmış, şiş ve yuvarlak görünümü (başparmak belirtisi) epiglottit tanısı için en olası radyolojik bulgudur.
Vakada sunulan yüksek ateş, yutkunma güçlüğü, salya akıtma ve tripod pozisyonu klasik akut epiglottit tablosudur. Bu hastalıkta lateral boyun grafisinde epiglottun ödem nedeniyle şişerek aldığı yuvarlak ve kalın görünüm 'başparmak belirtisi' (thumb sign) olarak adlandırılır ve tanı için oldukça değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Yüksek ateş, salya akıtma (drooling), tripod pozisyonu ve öksürüğün olmaması akut epiglottiti işaret eder.
Bu semptomlar üst solunum yolu obstrüksiyonu yapan nedenler arasında epiglottiti laringotrakeit (krup) ve yabancı cisim aspirasyonundan ayıran temel farklardır.
2
Tanısal radyolojik testi belirle.
Epiglottit şüphesinde ayakta çekilen lateral (yan) boyun grafisi istenir.
Hava yolu güvenliği sağlandıktan veya kontrol altına alındıktan sonra epiglottun kalınlığını değerlendirmek için en iyi radyolojik yöntemdir.
3
Radyolojik bulguyu tanımla.
Genişlemiş ve yuvarlaklaşmış epiglott, radyolojik olarak bir başparmağın ucuna benzetilir.
Normalde ince ve yapraksı olan epiglott, enflamasyon ve ödem nedeniyle bu görünümü alır.

Anahtar Kavram

Akut epiglottit tanısında 'başparmak belirtisi' (thumb sign) en spesifik radyolojik bulgudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 78Soru →

1414 yaşında, homozigot ΔF508\Delta F508 mutasyonu olan ve pankreatik yetmezlik nedeniyle yüksek doz enzim replasmanı alan kistik fibrozis tanılı bir hasta; son iki gündür giderek artan sağ alt kadran ağrısı, karında şişkinlik ve dışkı çıkışının tamamen durması şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda yaklaşık 44 cm boyutunda, dolgun, palpasyonla ağrılı kitle saptanıyor. Batın grafisinde sağ alt kadranda çekum ve terminal ileum trasesine uyan bölgede "sabun köpüğü" (bubbly) görünümü izleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı ve öncelikle planlanması gereken tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal intestinal obstrüksiyon sendromu (DİOS) - Oral veya nazogastrik yolla yüksek doz polietilen glikol (PEG) solüsyonu uygulaması

Cevap

Distal intestinal obstrüksiyon sendromu (DİOS) tanısı konularak, tedavi amacıyla oral veya nazogastrik yolla yüksek doz polietilen glikol (PEG) solüsyonu başlanmalıdır.
Klinik senaryoda sunulan sağ alt kadran ağrısı, kitle ve radyolojik olarak tarif edilen 'sabun köpüğü' görünümü, kistik fibrozisli hastalarda terminal ileum ve çekumda yapışkan mukofekal materyalin birikmesiyle karakterize olan Distal İntestinal Obstrüksiyon Sendromu (DİOS) için tipiktir. Bu tablonun ilk basamak tedavisi cerrahi değil, ozmotik bir laksatif olan polietilen glikol (PEG) solüsyonunun oral veya nazogastrik yoldan agresif bir şekilde (irrigasyon amacıyla) uygulanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel klinik verilerini ve risk faktörlerini analiz et.
1414 yaşında, homozigot ΔF508\Delta F508 mutasyonu ve pankreatik yetmezliği olan bir kistik fibrozis hastasının Distal İntestinal Obstrüksiyon Sendromu (DİOS) için yüksek riskli olduğu belirlendi.
DİOS, özellikle pankreatik yetmezliği olan ve belirli genotiplere sahip kistik fibrozisli adolesanlarda sık görülen bir gastrointestinal komplikasyondur.
2
Klinik ve radyolojik bulguları sentezleyerek ayırıcı tanı yap.
Sağ alt kadran ağrısı, palpabl kitle ve grafideki "sabun köpüğü" (bubbly) görünümü, terminal ileumda viskoz mukofekal materyal birikimini doğrular.
Sabun köpüğü görünümü, mekanik bir engel olmaksızın fekaloid materyal ile hava kabarcıklarının karışması sonucu oluşur ve DİOS için karakteristiktir.
3
Doğru tedavi stratejisini belirle.
Komplike olmayan (peritonit veya tam obstrüksiyon bulgusu olmayan) DİOS vakalarında öncelikle tıbbi tedavi (PEG ile irrigasyon) seçildi.
DİOS vakalarında cerrahi müdahale yapışıklık riskini artırdığı için, mekanik bir zorunluluk olmadıkça agresif laksatif tedavisi ilk seçenektir.

Anahtar Kavram

Distal İntestinal Obstrüksiyon Sendromu (DİOS), kistik fibrozisli hastalarda sağ alt kadranda fekaloid kitle ve sabun köpüğü grafi bulgusu ile karakterize, cerrahiden ziyade tıbbi (PEG) tedavi gerektiren bir tablodur.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 79Soru →

Üç aylık bir bebek, persistan öksürük ve hırıltı nedeniyle değerlendiriliyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde; sol akciğer alt lob posterior segmentte yerleşen, normal bronşiyal ağaçla bağlantısı saptanmayan ve doğrudan abdominal aortadan çıkan aksesuar bir arter tarafından beslenen kistik kitle benzeri bir yapı izleniyor.

Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner sekestrasyon

Cevap

Pulmoner sekestrasyon
Vakada tanımlanan lezyonun normal bronşiyal ağaçla bağlantısının olmaması ve beslenmesini doğrudan abdominal aortadan çıkan bir arterden alması, pulmoner sekestrasyon için patognomonik bir bulgudur. Bu anomali, embriyolojik gelişim sırasında akciğerden ayrılan ve aksesuar bir damar tarafından beslenen fonksiyonel olmayan akciğer dokusunu temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki anahtar bulgu olan damarsal beslenme kaynağı analiz edilir.
Kitlenin abdominal aortadan gelen sistemik bir arter tarafından beslendiği görülür.
Sistemik arteriyel beslenme, akciğer anomalileri arasında sekestrasyonu ayırt eden en önemli kriterdir.
2
Kitlenin hava yolları ile ilişkisi kontrol edilir.
Bronşiyal ağaçla bağlantı olmadığı saptanır.
Sekestrasyon dokusu embriyolojik olarak ana akciğer tomurcuğundan bağımsız geliştiği için hava yollarıyla bağlantısızdır.
3
Elde edilen veriler konjenital anomalilerle karşılaştırılarak tanı konur.
Sistemik beslenme ve bronşiyal bağlantısızlık pulmoner sekestrasyon tanısını doğrular.
Klinik ve radyolojik özelliklerin birleşimi tek bir tanıyı işaret eder.

Anahtar Kavram

Pulmoner sekestrasyonun ayırıcı tanısında en spesifik bulgu, aortadan kaynaklanan sistemik arteriyel beslenmedir.
Soru 80Soru →

55 yaşında bir erkek çocuk, aniden başlayan 39.5∘C39.5^\circ C ateş, sağ yan ağrısı ve solunum güçlüğü şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Şikayetlerinin henüz 2424 saattir var olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede genel durumu toksik, solunum sayısı 48/dakika48/dakika saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda sağ akciğer bazalinde solunum sesleri alınamıyor ve perküsyonda matite saptanıyor. Ayrıca hastanın gövdesinde basmakla solan, zımpara kağıdı kıvamında yaygın eritematöz döküntü izleniyor. Akciğer grafisinde sağ hemitoraksta masif plevral efüzyon saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus pyogenes

Cevap

Streptococcus pyogenes (A grubu beta hemolitik streptokok)
Streptococcus pyogenes (A grubu beta hemolitik streptokok), çocuklarda nadir fakat oldukça ağır seyirli pnömonilere neden olur. Bu tablonun en önemli özelliği, semptomların başlamasından itibaren çok kısa sürede (genellikle ilk 2424 saat içinde) masif plevral efüzyon veya ampiyem geliştirmesidir. Ayrıca, hastada görülen 'zımpara kağıdı' manzaralı döküntü, bakterinin salgıladığı eritrojenik toksine bağlı gelişen kızıl hastalığının göstergesidir. Bu iki spesifik bulgunun birlikteliği bizi doğrudan doğruya Streptococcus pyogenes seçeneğine götürür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin hızı ve ciddiyetini değerlendir
Semptomların ilk 2424 saatinde masif plevral efüzyon gelişmesi, çok agresif ve hızlı ilerleyen bir bakteriyel etkene işaret eder.
Streptococcus pyogenes ve Staphylococcus aureus gibi invaziv bakteriler bu kadar hızlı efüzyon yapabilir.
2
Döküntü karakterini analiz et
'Zımpara kağıdı' kıvamındaki eritematöz döküntü, A grubu beta hemolitik streptokokların (GAS) eritrojenik toksinine bağlı gelişen skarlatiniform döküntüdür (Kızıl).
Spesifik döküntü tipleri, etken patojeni belirlemede kritik ipuçları sağlar.
3
Radyolojik ve klinik bulguları birleştir
Hızlı gelişen masif efüzyon + skarlatiniform döküntü kombinasyonu bizi Streptococcus pyogenes tanısına yönlendirir.
Bu iki bulgunun birlikteliği pediatrik pnömonilerde GAS için oldukça ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Hızlı ilerleyen pediatrik pnömonilerde erken dönem masif efüzyon ve skarlatiniform döküntü varlığı Streptococcus pyogenes'i düşündürür.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 4 / 11Sonraki
Göğüs Hastalıkları ve Alerji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 4 | Examkin