Neonatoloji

406 soru

Soru 181Soru

3838 haftalık gebelikten 41504150 gram olarak doğan bir erkek bebeğin ilk fizik muayenesinde; sağ parietal bölgede sınırları belirgin, sütür hatlarını aşmayan ve palpasyonla fluktuasyon veren bir şişlik saptanıyor. Bebeğin 1.1. dakika değerlendirmesinde; kalp hızının 115115/dakika olduğu, solunumunun yüzeysel ve düzensiz olduğu, ekstremitelerinin hafif fleksiyon postüründe durduğu, burun sondasına sadece yüz buruşturma ile yanıt verdiği ve gövdesinin pembe, ellerinin ve ayaklarının siyanotik (akrosiyanoz) olduğu gözleniyor. Bu bebek için yapılan sınıflandırma, APGAR skoru ve kraniyal bulgu tanımlamalarından hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miadında - LGA - 66 - Sefal hematom

Cevap

Bebek miadında ve gestasyonel yaşa göre büyük (LGA) olup, APGAR skoru 6'dır ve saptanan bulgu sefal hematomdur.
Doğru seçenekte bebeğin 38 haftalık olması nedeniyle 'miadında' olduğu, 4150 gram ağırlığıyla 'LGA' (Large for Gestational Age) sınıfına girdiği, APGAR parametrelerinin (2+1+1+1+1) toplamının 6 olduğu ve sütür hatlarını geçmeyen şişliğin sefal hematom olduğu doğru olarak verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Gestasyonel yaş ve ağırlık sınıflandırması
Miadında (Term) ve LGA
374237-42 hafta arası miadında kabul edilir. 3838 haftada >4000>4000 g veya >90.>90. persentil ağırlık LGA (Large for Gestational Age) olarak tanımlanır.
2
Kraniyal bulgunun değerlendirilmesi
Sefal hematom
Sütür hatlarını aşmayan, fluktuasyon veren şişlik subperiostal kanama olan sefal hematomu işaret eder. Kaput suksedaneum ise sütürleri geçer.
3
APGAR skorunun hesaplanması
66 Puan
Kalp hızı (115>100115 > 100): 22; Solunum (yüzeysel/düzensiz): 11; Kas tonusu (hafif fleksiyon): 11; Refleks (yüz buruşturma): 11; Renk (akrosiyanoz): 11. Toplam: 2+1+1+1+1=62+1+1+1+1 = 6.

Anahtar Kavram

Yenidoğan muayenesinde APGAR skorlaması, gestasyonel yaş/ağırlık ilişkisi ve kraniyal travmatik şişliklerin ayırıcı tanısı.
Soru 182Soru

Miadında doğan bir bebekte, doğum sonrası yapılan ilk değerlendirmede apne saptanması üzerine ilk basamak işlemler uygulanmış, ancak apnenin devam etmesi üzerine pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) başlatılmıştır. PBV'nin 1515. saniyesinde yapılan ilk kalp hızı değerlendirmesinde, kalp hızının artmadığı ancak göğüs hareketlerinin var olduğu saptanmıştır.

Bu aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PBV uygulamasına devam edilerek 15 saniye sonra kalp hızının tekrar değerlendirilmesi

Cevap

Pozitif basınçlı ventilasyon uygulamasına devam edilerek 15 saniye sonra kalp hızının tekrar değerlendirilmesi gerekir.
Yenidoğan canlandırmasında (NRP 8. Baskı), PBV başlandıktan 15 saniye sonra ilk kalp hızı değerlendirmesi yapılır. Eğer kalp hızı artmıyorsa ancak göğüs hareketleri izleniyorsa, ventilasyonun akciğerlere ulaştığı varsayılır. Bu durumda PBV'ye devam edilir ve 15 saniye sonra (PBV'nin 30. saniyesinde) ikinci bir kalp hızı değerlendirmesi yapılır. Şayet göğüs hareketi olmasaydı, ventilasyon düzeltme adımları (MR. SOPA) uygulanmalıydı.

Adım Adım Çözüm

1
İlk kalp hızı değerlendirmesini yorumla (1515. saniye).
Kalp hızı artmıyor fakat göğüs hareketi var.
Göğüs hareketinin olması, havayolunun açık ve ventilasyonun akciğerlere ulaştığını gösterir.
2
NRP algoritmasına göre karar ver.
PBV'ye devam kararı.
Kalp hızı hemen artmayabilir; etkin ventilasyonun kalp hızını yükseltmesi için bir süre daha (toplam 3030 saniye olacak şekilde) beklenmelidir.
3
Bir sonraki değerlendirme zamanını belirle.
1515 saniye sonra (PBV'nin 3030. saniyesinde) tekrar kontrol.
3030 saniyelik etkin PBV sonrası kalp hızı halen düşükse ileri basamaklara geçilir.

Anahtar Kavram

NRP'de İlk 15 Saniyelik PBV Değerlendirmesi

Daha Fazla Pratik

Göğüs hareketinin izlenmediği bir senaryoda MR. SOPA basamaklarının sırasını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 183Soru

3939 haftalık, 33003300 gram ağırlığında, sağlıklı bir anneden normal vajinal yolla doğan ilk bebek, yaşamının 1818. saatinde gövdesine yayılan sarılık nedeniyle muayene ediliyor. Annenin kan grubu OO Rh (+)(+), bebeğin kan grubu BB Rh (+)(+) olarak belirleniyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde total bilirubin 1414 mg/dL, hemoglobin 14.214.2 g/dL, retikülosit %7\%7 ve direkt Coombs testi (+)(+) saptanıyor. Fizik muayenesinde hepatosplenomegali saptanmayan bu bebekle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fizik muayenede belirgin hepatosplenomegali saptanmaması nedeniyle bu tanıdan uzaklaşılmalıdır.

Cevap

Belirgin hepatosplenomegali saptanmaması nedeniyle tanıdan uzaklaşılması gerektiği ifadesi yanlıştır; çünkü ABO uygunsuzluğunda organomegali genellikle beklenmez.
ABO kan grubu uygunsuzluğunda, Rh uygunsuzluğundan farklı olarak belirgin hepatosplenomegali görülmesi beklenmez. Bu nedenle fizik muayenede organomegali saptanmaması tanıyı dışlatan bir bulgu değil, aksine ABO uygunsuzluğunun klinik seyri ile uyumlu bir durumdur. Diğer klinik veriler (kan grupları, Coombs pozitifliği ve hemoliz bulguları) tanıyı kesinleştirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gruplarının analizi
Anne OO Rh (+)(+), bebek BB Rh (+)(+) olması ABO uygunsuzluğu için riskli bir durumdur.
Annenin OO grubu olması durumunda, doğal olarak bulunan anti-A ve anti-B antikorlarının bir kısmı IgGIgG yapısındadır ve plasentayı geçebilir.
2
Klinik zamanlama ve hemoliz bulgularının değerlendirilmesi
Sarılığın 1818. saatte başlaması, retikülositoz (%7\%7) ve Coombs testi pozitifliği hemolitik patolojik sarılığa işaret eder.
Yaşamın ilk 2424 saati içinde çıkan sarılıklar her zaman patolojiktir ve altta yatan bir hemoliz (kan grubu uygunsuzluğu gibi) aranmalıdır.
3
ABO ve Rh uygunsuzluğu klinik farklarının karşılaştırılması
Hastada hepatosplenomegali (HSM) olmaması ve sferositlerin varlığı ABO uygunsuzluğunu Rh uygunsuzluğuna göre daha olası kılar.
Rh uygunsuzluğunda HSM ve belirgin anemi (Eritroblastozis fetalis) ön plandayken, ABO uygunsuzluğunda HSM nadirdir ve sferositler karakteristiktir.

Anahtar Kavram

ABO Kan Grubu Uygunsuzluğu ve Klinik Özellikleri

İpuçları

1
Bebeğin ve annenin kan gruplarına bakarak hangi tip uygunsuzluk olduğunu belirleyin.
2
ABO uygunsuzluğu ile Rh uygunsuzluğunu ayırt eden temel klinik ve laboratuvar bulgularını (örneğin HSM ve sferosit varlığı) hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Rh uygunsuzluğu ile ABO uygunsuzluğunu karşılaştıran bir tabloyu inceleyerek farkları pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 184Soru

Gestasyonel yaşı 3939 hafta olan bir gebelikten, sezaryen operasyonu ile 3400 gram3400\text{ gram} ağırlığında bir bebek dünyaya gelmiştir. Doğum odasında başlangıç basamakları (ısıtma, kurulama, pozisyon verme ve havayolu temizliği) uygulanan bebeğin yapılan ilk değerlendirmesinde; spontan solunumunun olduğu ancak belirgin inleme (grunting) ve interkostal çekilmelerinin bulunduğu saptanmıştır. Kalp hızı 130/dakika130\text{/dakika} ve 1.1. dakika preduktal SpO2SpO_2 değeri %64\%64 (Hedef: %6065\%60-65) olarak ölçülen bu bebek için bir sonraki aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CPAP (Sürekli pozitif havayolu basıncı) uygulaması

Cevap

Spontan solunumu olan ve kalp hızı 100/dakika100\text{/dakika}'nın üzerinde olan ancak belirgin solunum sıkıntısı bulguları (inleme, çekilmeler) gösteren yenidoğanda en uygun yaklaşım CPAP uygulamasıdır.
Yenidoğan Canlandırma Programı (NRP) güncel kılavuzlarına göre, doğum sonrası başlangıç basamakları uygulanan bir bebekte kalp hızı 100/dakika100\text{/dakika} üzerinde ve spontan solunum mevcutsa ancak inleme (grunting), burun kanadı solunumu veya interkostal çekilmeler gibi solunum güçlüğü bulguları devam ediyorsa Sürekli Pozitif Havayolu Basıncı (CPAP) uygulaması en uygun seçenektir. Bu vakada bebeğin kalp hızı normaldir ve satürasyonu hedef aralıktadır, ancak klinik distres bulguları mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme yapılması
Bebek spontan soluyor, kalp hızı 130/dk130\text{/dk} (normal), ancak inleme ve çekilmeler mevcut.
NRP algoritmasında bir sonraki adımın belirlenmesi için solunum çabası ve kalp hızının değerlendirilmesi gerekir.
2
SpO2SpO_2 hedeflerinin kontrol edilmesi
1.1. dakikada %64\%64 olan değer hedef aralıktadır (%6065\%60-65).
Oksijenizasyonun yeterli olup olmadığını ve ek oksijen gereksinimini belirlemek için preduktal satürasyon kritiktir.
3
Destekleyici tedavinin seçilmesi
Solunum güçlüğü bulguları nedeniyle CPAP kararı verilmesi.
Apneik olmayan ancak solunum iş yükü artmış bebeklerde CPAP, akciğer volümünü koruyarak PBV gereksinimini azaltabilir.

Anahtar Kavram

NRP Algoritmasında CPAP Endikasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 185Soru

Diyabetik bir annenin 3838 haftalık gebeliğinden sezaryen ile doğan 42004200 gram ağırlığındaki erkek bebeğin fizik muayenesinde; kulak kıkırdağının kalın olduğu ve katlandığında anında eski haline döndüğü, ayak tabanı çizgilerinin topuğa kadar uzandığı ve testislerin skrotuma inmiş olduğu saptanıyor. Ayrıca baş muayenesinde sağ paryetal kemik üzerinde sütür hatlarını geçmeyen, fluktuasyon veren bir şişlik fark ediliyor.

Bebeğin 1.1. dakika APGAR değerlendirmesinde; kalp atım hızı 130130/dakika, solunumu yavaş ve düzensiz, ekstremitelerinde hafif fleksiyon mevcut, burun aspirasyonuna sadece yüzünü buruşturarak yanıt veriyor ve gövdesi pembe, el ve ayakları mor renkte gözleniyor.

Buna göre, bu yenidoğan bebeğin değerlendirmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bebeğin 1.1. dakika APGAR skoru 66'dır ve değerlendirmede tam puan (22 puan) aldığı tek parametre kalp atım hızıdır.

Cevap

Doğru cevap, bebeğin APGAR skorunun 66 olduğu ve değerlendirmede tam puan aldığı tek parametrenin kalp atım hızı olduğunu belirten ifadedir.
Bebeğin APGAR skoru her bir sistem için değerlendirildiğinde; kalp atım hızı >100>100/dk olduğu için 22 puan, solunumu yavaş ve düzensiz olduğu için 11 puan, ekstremitelerinde hafif fleksiyon olduğu için 11 puan, aspirasyona sadece yüzünü buruşturarak yanıt verdiği için 11 puan ve akrosiyanoz (gövde pembe, el-ayak mor) tablosundan dolayı 11 puan alır. Beş parametrenin toplamı 66'dır ve parametreler arasında sadece kalp atım hızı değerlendirmede tavan puan olan 22'yi alabilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ağırlık ve Gebelik Yaşının Değerlendirilmesi
3838 haftalık gebelik ve 42004200 gram ağırlık LGA (Gestasyonel Yaşına Göre Büyük) sınıflandırmasına girer.
Normalde 3838 haftalık bir bebeğin ağırlığı yaklaşık 300035003000-3500 gram aralığındadır. 42004200 gram, büyüme eğrilerinde 90.90. persentilin üzerinde yer alır.
2
Baş Muayenesindeki Şişliğin Tanımlanması
Sütür hatlarını geçmeyen şişlik sefal hematom olarak tanımlanır.
Kaput suksedaneum saçlı derideki cilt altı ödemi olduğu için sütür hatlarını geçerken, sefal hematom periost altı kanama olduğu için ait olduğu kemiğin sınırlarını (sütürleri) aşamaz.
3
Fiziksel Olgunluk ve Nörolojik Reflekslerin Yorumlanması
Ayak tabanı çizgilerinin varlığı ve kalın kulak kıkırdağı term bebek bulgusudur. Ayrıca bu haftada ilkel refleksler tam aktiftir.
Moro ve yakalama gibi refleksler 2832.28-32. haftalarda belirmeye başlar ve miada yaklaşıldıkça olgunlaşır. Bu nedenle prematürelik düşünülmez.
4
APGAR Skorunun Hesaplanması
Kalp hızı (22), solunum (11), tonus (11), refleks yanıtı (11) ve renk (11) toplanarak 66 değeri bulunur.
Sadece kalp hızı >100>100/dk olduğu için 22 puan almıştır. Solunumun yavaş olması, hafif fleksiyon, sadece yüz buruşturma ve akrosiyanoz (el-ayak morluğu) bulgularının her biri standart skorlamada 11 puana karşılık gelir.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda APGAR skorlaması, gestasyonel yaş tayini ve doğum travmaları ayrımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 186Soru

Doğum eylemi (travay) başlamadan gerçekleştirilen elektif sezaryen ile doğumlarda, alveolar sıvının emilimindeki gecikmeye bağlı olarak en sık görülen ve genellikle 247224-72 saat içinde kendiliğinden düzelen solunum sorunu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yenidoğanın geçici takipnesi (TTN)

Cevap

Yenidoğanın geçici takipnesi (TTN), elektif sezaryen sonrası alveolar sıvının yetersiz emilimiyle karakterize en sık görülen tablodur.
Yenidoğanın geçici takipnesi (TTN), özellikle doğum eylemi başlamadan elektif sezaryen ile doğan term bebeklerde, akciğerdeki alveolar sıvının (fetal akciğer sıvısı) emiliminin gecikmesi sonucu oluşur. Klinik olarak doğumdan hemen sonra başlayan takipne ile karakterizedir ve genellikle destekleyici tedavi ile 232-3 gün içinde tamamen düzelir.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörünü analiz et
Doğum ağrıları (travay) başlamadan yapılan elektif sezaryen saptandı.
Travay sırasında salgılanan katekolaminler ve göğüs kafesine uygulanan mekanik bası, alveolar sıvının emilimi için kritiktir.
2
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Alveolar sıvı emiliminde gecikme (ıslak akciğer).
Sezaryen ile doğanlarda bu mekanizmaların eksikliği akciğer sıvısının temizlenmesini geciktirir.
3
Klinik seyri değerlendir
Genellikle 247224-72 saat içinde kendiliğinden düzelen takipne.
Sıvı lenfatikler ve kan damarları yoluyla emildikçe semptomlar geriler.

Anahtar Kavram

Yenidoğanın Geçici Takipnesi (TTN) - Islak Akciğer

Daha Fazla Pratik

TTN'nin akciğer grafisindeki karakteristik bulgusu olan 'fissürlerde sıvı' görünümünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 187Soru

Annesinde gestasyonel diyabet öyküsü olan, 3636 haftalık gebelik haftasında travay başlamadan elektif sezaryen ile 32003200 gram olarak doğan erkek yenidoğanda, doğumdan sonraki 22. saatte inleme, taşipne (8585/dakika) ve belirgin interkostal çekilmeler gelişiyor. Akciğer grafisinde her iki akciğer alanında yaygın retikülogranüler buzlu cam görünümü ve hava bronkogramları izleniyor. Bu klinik ve radyolojik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Respiratuar distres sendromu (RDS)

Cevap

Respiratuar distres sendromu (RDS)
Diyabetik anne bebeklerinde (IDM) gelişen hiperinsülinemi, akciğer olgunlaşmasını geciktirir ve sürfaktan proteinlerinin (özellikle SP-A ve SP-B) sentezini baskılar. Bu durum, bebeğin 3636 haftalık olması gibi göreceli olarak ileri bir gestasyonel yaşa rağmen, klinik ve radyolojik olarak RDS tablosunun ortaya çıkmasına neden olur. Radyolojide görülen yaygın retikülogranüler görünüm ve hava bronkogramları, sürfaktan eksikliğini teyit eder.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörlerinin ve gestasyonel yaşın analizi
3636 haftalık (geç preterm), diyabetik anne çocuğu, erkek cinsiyet ve travaysız sezaryen verileri saptandı.
Diyabetik annelerdeki yüksek insülin seviyeleri, sürfaktan sentezinden sorumlu proteinleri ve fosfolipidleri inhibe ederek RDS riskini artırır.
2
Radyolojik bulguların yorumlanması
Yaygın retikülogranüler (buzlu cam) görünüm ve hava bronkogramları saptandı.
Bu bulgular sürfaktan eksikliğine bağlı yaygın alveolar kollapsın (mikro-atelektazilerin) patognomonik radyolojik görüntüsüdür.
3
Ayırıcı tanının netleştirilmesi
TTN ve MAS dışlanarak RDS tanısına gidildi.
TTN'de perihiler sıvı artışı beklenirken, RDS'de buzlu cam görünümü ön plandadır; MAS için ise mekonyum öyküsü eksiktir.

Anahtar Kavram

Diyabetik anne çocuklarında (IDM) insülinin sürfaktan sentezini inhibe etmesi sonucu geç preterm ve term bebeklerde bile RDS görülebilir.

Daha Fazla Pratik

Sürfaktan uygulamasının RDS kliniği üzerindeki etkisini ve sürfaktan protein mutasyonlarını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Radyolojik bulguları ezberlemek yerine fizyopatolojiyi düşünmek: 'Buzlu cam' alveolar sönmeyi, 'havalanma artışı' ise hava hapsini temsil eder. RDS bir sönme (kollaps), TTN ve MAS ise sıvı/tıkanıklık problemidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 188Soru

Huzursuzluk ve jitteriness (titreme) şikayetleriyle yaşamının 7. gününde getirilen bir yenidoğanda bakılan serum kalsiyum düzeyi 6.5 mg/dL6.5 \text{ mg/dL} olarak saptanmıştır. Bu bebeğin elektrokardiyografik (EKG) incelemesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: QT aralığının uzaması

Cevap

Hipokalsemi saptanan yenidoğanda EKG'de QT aralığının uzaması beklenir.
Doğru cevap olan bulgu, hipokalsemi durumunda miyokard hücrelerindeki aksiyon potansiyelinin 2. fazının (plato fazı) uzaması sonucu ortaya çıkar. Bu durum EKG'de QT mesafesinin (özellikle ST segmentinin) uzaması şeklinde kendini gösterir. Yenidoğanlarda QTcQTc değerinin 0.44 s0.44 \text{ s} üzerinde olması anlamlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analiz edilmesi.
Sonuç: Bebekte yaşamın 7. gününde ortaya çıkan ve laboratuvarla onaylanan belirgin bir hipokalsemi (<7 mg/dL< 7 \text{ mg/dL}) tablosu mevcuttur.
Neden: Jitteriness ve irritabilite, neonatal hipokalseminin en sık görülen nöro-musküler bulgularıdır.
2
Kalsiyum düşüklüğünün kardiyak elektriksel aktivite üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi.
Sonuç: EKG'de düzeltilmiş QT (QTcQTc) mesafesinin uzadığı saptanır.
Neden: Düşük kalsiyum düzeyleri, aksiyon potansiyelinin 2. fazındaki (plato fazı) kalsiyum girişini yavaşlatarak repolarizasyonun gecikmesine yol açar.

Anahtar Kavram

Neonatal Hipokalsemi ve EKG İlişkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 189Soru

Otuz haftalık gebe olan bir kreş öğretmeninin yapılan prenatal ultrasonografik incelemesinde; fötusta asit, plevral efüzyon ve yaygın kafa derisi ödemi (hidrops fetalis) saptanıyor. Annenin tıbbi öyküsünde iki hafta önce eklem ağrıları ve yüzünde belirgin eritematöz döküntü olduğu öğreniliyor. Kordon kanı örneklemesinde bebekte şiddetli anemi ve retikülositopeni tespit edildiğine göre, bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parvovirüs B19

Cevap

Klinik tabloya neden olan en olası etken Parvovirüs B19'dur.
Parvovirüs B19, kemik iliğindeki eritroid progenitör hücreleri (P antijeni aracılığıyla) enfekte eder ve sitolitik etkisiyle eritropoezi durdurur. Fötusta bu durum ağır anemiye, yüksek debili kalp yetmezliğine ve sonuç olarak hidrops fetalise (asit, ödem, efüzyon) neden olur. Annenin mesleği (çocuklarla temas) ve döküntü/artrit öyküsü tanıyı destekleyen en güçlü verilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Fötusta asit, efüzyon ve ödem (hidrops fetalis) ile birlikte şiddetli anemi ve retikülositopeni saptandı.
Hidropsun en sık enfeksiyöz nedenini ve aneminin tipini belirlemek için.
2
Maternal anamnezin analizi
Annenin kreş öğretmeni olması, döküntü ve poliartrit öyküsü Parvovirüs B19 (Beşinci hastalık) maruziyetine işaret eder.
Erişkinlerde Parvovirüs B19 enfeksiyonu sıklıkla eklem ağrıları ve döküntü ile seyreder.
3
Patofizyolojik korelasyon
Parvovirüs B19, fötal kemik iliğindeki eritroid öncül hücreleri hedef alarak lize eder.
Fötal hayatın kısalmış eritrosit ömrü nedeniyle eritropoezin durması hızla ağır anemiye ve kalp yetmezliğine yol açar.

Anahtar Kavram

Parvovirüs B19 enfeksiyonunun fötal eritropoezi baskılayarak hidrops fetalise neden olması.
Soru 190Soru

Yenidoğan döneminden itibaren izlenen ilkel reflekslerin muayenesi, nörolojik gelişimin değerlendirilmesinde kritik öneme sahiptir. Miadında doğan sağlıklı bir bebekte, bu ilkel refleksler ve normal gelişim sürecinde kaybolması beklenen zamanlar ile ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Moro refleksi: 464-6 ay

Cevap

Moro refleksi: 464-6 ay
Moro refleksi, yenidoğanın ani bir uyaran karşısında kollarını açıp kapatması şeklinde izlenen bir savunma refleksidir. Bu refleksin miadında doğan sağlıklı bir bebekte 4.4. aydan itibaren zayıflaması ve en geç 6.6. ay civarında tamamen ortadan kalkması beklenir. Bu süreden sonra devam etmesi nörolojik bir gelişim geriliğine işaret edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
İlkel reflekslerin fizyolojik gelişim süreçlerini gözden geçir.
Moro, yakalama, arama ve adım atma gibi reflekslerin miadında doğanlarda belirli aylarda kaybolması gerektiği, Babinski'nin ise daha uzun sürdüğü bilgisine ulaşılır.
Nörolojik matürasyonun takibi için normal sürelerin bilinmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki refleks-zaman eşleşmelerini kontrol et.
Moro refleksinin 46.4-6. ayda kaybolması literatürle uyumlu en doğru eşleşmedir.
Diğer seçeneklerdeki süreler normal gelişim basamaklarına göre çok uzun veya çok kısa verilmiştir.

Anahtar Kavram

İlkel reflekslerin (primitive reflexes) ortaya çıkış ve kaybolma zamanları merkezi sinir sistemi matürasyonunun bir göstergesidir.

İpuçları

1
Babinski refleksinin kaybolma zamanının diğerlerinden çok daha geç olduğunu hatırlayın.
2
Moro refleksi, bebeğin kollarını adeta birini kucaklıyormuş gibi kapatmasıyla sonlanan bir reflekstir ve genellikle destekli oturma çabalarının arttığı dönemde kaybolur.

Daha Fazla Pratik

Moro refleksinin asimetrik alınması durumunda hangi klinik durumların (örn. klavikula kırığı, brakiyal pleksus hasarı) düşünülmesi gerektiğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 191Soru

3939. gebelik haftasında olan ve planlı sezaryen doğumu bekleyen bir gebenin, 3636. gebelik haftasında yapılan tarama kültüründe vajinal Grup B Streptokok (GBS) kolonizasyonu saptanmıştır. Doğum eylemi başlamadan ve membran rüptürü gelişmeden elektif sezaryen operasyonu ile sağlıklı bir bebek dünyaya gelmiştir. Bu yenidoğan için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rutin yenidoğan bakımı uygulanmalı ve bebek klinik olarak izlenmelidir.

Cevap

Rutin yenidoğan bakımı uygulanmalı ve bebek klinik olarak izlenmelidir.
Grup B Streptokok (GBS) taşıyıcısı olan gebelerde, doğum eylemi başlamadan ve amniyotik membranlar açılmadan gerçekleştirilen elektif sezaryen operasyonlarında, bebeğe GBS geçiş riski ihmal edilecek kadar düşüktür. Bu nedenle anneye intrapartum antibiyotik profilaksisi (İAP) uygulanması gerekmez. Annenin İAP almasına gerek olmayan, miadında ve asemptomatik doğan bu bebeklerde rutin yenidoğan bakımı ve klinik gözlem en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Annenin GBS durumunu ve doğum şeklini değerlendir.
Anne GBS pozitif ancak doğum eylemi başlamadan, membranlar sağlamken elektif sezaryen yapılmıştır.
GBS profilaksi endikasyonlarını belirlemek için doğumun nasıl gerçekleştiği kritiktir.
2
Anne için intrapartum antibiyotik profilaksisi (İAP) gerekliliğini belirle.
Bu vakada anneye İAP verilmesi endike değildir.
Membran rüptürü ve doğum eylemi gerçekleşmeden yapılan sezaryenlerde GBS geçiş riski çok düşüktür.
3
Bebek için yönetim planı oluştur.
37 \geq 37 haftalık ve asemptomatik olan bu bebekte rutin izlem yeterlidir.
Annenin profilaksi almasına gerek duyulmayan bu güvenli senaryoda bebekte ek tetkik gerekmez.

Anahtar Kavram

Grup B Streptokok (GBS) profilaksi endikasyonları ve yenidoğan yönetimi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 192Soru

3232. gebelik haftasında, 1550 g1550\text{ g} ağırlığında, erken membran rüptürü ve annede doğumdan bir hafta önce görülen ateşli bir hastalık öyküsüyle doğan bir yenidoğanın amniyon sıvısının "kirli-kahverengi" renkte olduğu saptanmıştır. Doğum sonrası ağır solunum yetmezliği ve hipotansiyon gelişen bebeğin fizik muayenesinde hepatosplenomegali ile birlikte gövde, farenks ve ekstremitelerde yaygın, milier tarzda, grimsi-pembe renkli granülomatöz papüler lezyonlar gözlenmiştir. Bu klinik tabloya neden olan en olası patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Listeria monocytogenes

Cevap

Vakadaki klinik bulgular ve patognomonik granülomatöz papüller (Granulomatosis infantiseptica) nedeniyle en olası patojen Listeria monocytogenes'tir.
Listeria monocytogenes, transplasental yolla bulaştığında erken başlangıçlı ağır sepsis ve 'Granulomatosis infantiseptica' adı verilen tabloya yol açar. Bu tabloda en tipik bulgular; preterm doğum, kirli-kahverengi amniyon sıvısı ve vücutta yaygın grimsi-pembe granülomatöz papüllerdir. Ayrıca farenks ve visseral organlarda da granülomlar bulunabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Maternal öykü ve amniyon sıvısı özelliklerini analiz et.
Gebelikte ateşli hastalık öyküsü ve kirli-kahverengi amniyon sıvısı saptandı.
Listeria monocytogenes plasentada mikroapselere yol açarak amniyon sıvısının rengini bozar.
2
Cilt bulgularının tipini ve dağılımını değerlendir.
Yaygın, milier tarzda, grimsi-pembe granülomatöz papüller (Granulomatosis infantiseptica) saptandı.
Bu döküntü tipi yenidoğanda Listeria enfeksiyonu için tanı koydurucu bir bulgudur.
3
Ayırıcı tanıdaki diğer enfeksiyonları ekarte et.
Grup B Streptokok, Sifiliz ve HSV'nin karakteristik cilt bulgularının bu tabloya uymadığı belirlendi.
Sepsis etkenleri içinde sadece Listeria bu spesifik papüler lezyonlara neden olur.

Anahtar Kavram

Granulomatosis infantiseptica
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 193Soru

38 gebelik haftasında, 3600 gram ağırlığında doğan bir erkek bebek, postnatal 2. saatte kan şekeri düşüklüğü nedeniyle izleme alınıyor. İzleminin 3. gününde bebekte emmeme, safralı kusma ve belirgin abdominal distansiyon gelişiyor. Fizik muayenede bebeğin cildinin pletorik (koyu kırmızı) görünümde olduğu ve kapiller dolum zamanının uzadığı saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde venöz hematokrit değeri %72 olarak ölçülüyor. Ayakta direkt batın grafisinde sağ alt kadranda pnömatozis intestinalis görünümü izleniyor.

Bu hastada gelişen nekrotizan enterokolit tablosunun etyopatogenezinde rol oynayan en olası temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperviskoziteye bağlı mezenterik kan akımının bozulması

Cevap

Hiperviskoziteye bağlı mezenterik kan akımının bozulması
Verilen vakada 38 haftalık term bir bebekte NEC tablosu gelişmiştir. NEC, ağırlıklı olarak prematüre bebeklerin hastalığı olsa da (%90), term bebeklerde de görülebilir. Term bebeklerde NEC gelişiminde en önemli risk faktörleri arasında polisitemi, konjenital kalp hastalıkları ve perinatal asfiksi yer alır. Hastadaki 'pletorik görünüm' ve '%72 hematokrit' değeri, belirgin polisitemi ve hiperviskozite sendromunu göstermektedir. Hiperviskozite, kanın akışkanlığını azaltarak özellikle mezenterik damarlarda staza ve doku hipoksisine (iskemi) yol açar. Bu iskemik hasar, mukozal bütünlüğü bozarak NEC gelişimine zemin hazırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik özelliklerini ve klinik bulgularını analiz et.
Hasta 38 haftalık (term) bir bebek, pletorik görünümde ve NEC bulguları (safralı kusma, distansiyon, pnömatozis) var.
Term bebeklerde NEC nadirdir ve genellikle spesifik bir altta yatan neden (risk faktörü) bulunur.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir.
Venöz hematokrit %72.
Venöz hematokritin %65'in üzerinde olması yenidoğan polisitemisi tanısını koydurur.
3
Polisitemi ile NEC arasındaki patofizyolojik ilişkiyi kur.
Yüksek hematokrit kan viskozitesini artırır (hiperviskozite).
Artan viskozite, mezenterik mikrosirkülasyonda yavaşlamaya, tromboz eğilimine ve doku hipoksisine neden olarak bağırsak mukozasında iskemik hasar ve NEC gelişimini tetikler.

Anahtar Kavram

Term bebeklerde Nekrotizan Enterokolit (NEC) gelişimi sıklıkla konjenital kalp hastalıkları, polisitemi veya perinatal asfiksi gibi mezenterik kan akımını bozan spesifik durumlarla ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Polisitemili yenidoğanda parsiyel kan değişimi (exchange) endikasyonlarını ve hesaplama yöntemini gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 194Soru

4242 haftalık olarak, mekonyumlu amniyotik sıvı varlığında vajinal yolla doğan bir yenidoğanda, doğumdan hemen sonra belirgin takipne, göğüs duvarında çekilmeler ve "fıçı göğüs" görünümü saptanıyor. Bu bebekte çekilen akciğer grafisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yama tarzında infiltrasyonlar ve hiperenflasyon

Cevap

Yama tarzında infiltrasyonlar ve hiperenflasyon görülmesi en olasıdır.
Mekonyum aspirasyon sendromu (MAS), genellikle post-term veya miyadında doğan bebeklerde, mekonyumlu amniyotik sıvının aspire edilmesi sonucu gelişir. Klinik olarak belirgin solunum sıkıntısı ve akciğerlerdeki hava hapsine bağlı olarak göğüs ön-arka çapında artış (fıçı göğüs) görülür. Radyolojik olarak ise akciğerlerde yaygın, düzensiz, yama tarzında infiltrasyonlar (atelektazi ve inflamasyon alanları) ile beraber belirgin hiperenflasyon (hava hapsi) tipik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın gestasyonel yaşını ve doğum öyküsünü değerlendir.
Bebek 4242 haftalık (post-term) ve mekonyumlu amniyotik sıvı varlığında doğmuş.
Mekonyum aspirasyon sendromu (MAS) risk faktörlerini belirlemek için gereklidir.
2
Fizik muayene bulgularını analiz et.
Solunum sıkıntısı ve "fıçı göğüs" (barrel chest) mevcut.
Fıçı göğüs, akciğerlerde hava hapsi (air trapping) olduğunu gösterir.
3
Klinik tabloya en uygun radyolojik bulguyu seç.
MAS'ta görülen tipik radyolojik bulgu yama tarzı infiltrasyonlar ve hiperenflasyondur.
Mekonyumun havayollarında tıkaç oluşturması 'check-valve' mekanizmasıyla hava hapsine ve inflamasyona neden olur.

Anahtar Kavram

Mekonyum Aspirasyon Sendromu (MAS) Klinik ve Radyolojik Tanısı

Daha Fazla Pratik

Mekonyum aspirasyon sendromunun en sık komplikasyonlarından biri olan pnömotoraks ve persistan pulmoner hipertansiyon (PPHN) konularını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 195Soru

2727 haftalık, 900900 gram ağırlığında doğan bir prematüre bebek postnatal 1414. gününde abdominal distansiyon, tekrarlayan apne atakları ve hipotansiyon nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede batın duvarında belirgin ödem ve eritem (selülit görünümü) saptanıyor. Direkt batın grafisinde yaygın barsak anslarında pnömatozis intestinalis ve batında serbest sıvı (asit) saptanıyor; ancak pnömoperitonyum izlenmiyor. Modifiye Bell evrelemesine göre bu hasta için en uygun sınıflandırma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIIA

Cevap

Modifiye Bell evrelemesine göre bu klinik ve radyolojik tablo Evre IIIA ile uyumludur.
Hipotansiyon ve apne gibi ağır sistemik bulgulara, batın duvarında ödem/eritem ve radyolojik asit eşlik etmesi, ancak henüz bir barsak perforasyonunun (pnömoperitonyum) gelişmemiş olması Modifiye Bell evrelemesinde Evre IIIA'nın tipik tanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın sistemik bulgularını değerlendir
Hipotansiyon ve tekrarlayan apne atakları hastanın sistemik olarak instabil (ağır hasta) olduğunu gösterir; bu durum Bell Evre III'ü düşündürür.
Evre I ve II'de sistemik bulgular daha hafif veya orta düzeydedir.
2
Lokal abdominal bulguları incele
Batın duvarında ödem ve eritem (selülit) varlığı, inflamasyonun ilerlediğini ve barsak duvar bütünlüğünün ağır hasar gördüğünü gösterir.
Bu bulgular ileri evre (Evre III) Nekrotizan Enterokolit (NEC) için tipiktir.
3
Radyolojik bulguları analiz et
Pnömatozis intestinalis ve asit varlığı ancak pnömoperitonyum (serbest hava) yokluğu saptanmıştır.
Asit varlığı barsak bütünlüğünün korunduğu en ağır evre olan IIIA'yı; pnömoperitonyum varlığı ise perforasyonun olduğu IIIB'yi tanımlar.

Anahtar Kavram

Modifiye Bell kriterlerinde Evre IIIA (İleri evre - İntakt barsak) ile Evre IIIB (Perfore barsak) ayrımı pnömoperitonyum varlığına dayanır.

Daha Fazla Pratik

Bell Evre IIIB'nin tedavisinde cerrahi eksplorasyon veya peritoneal drenaj endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 196Soru

3030 haftalık, 1200 gram1200\text{ gram} olarak sezaryen ile doğan bir prematüre bebekte, doğum sonrası ilk değerlendirmede apne ve bradikardi (KH:40 vuru/dakikaKH: 40\text{ vuru/dakika}) saptanmıştır. Uygun ısıtma ve kurulama sonrası başlanan pozitif basınçlı ventilasyonun (PBV) 30. saniyesinde30\text{. saniyesinde} yapılan değerlendirmede; bebeğin göğüs hareketlerinin PBV ile sağlandığı, ancak kalp hızının 50 vuru/dakika50\text{ vuru/dakika} olduğu belirlenmiştir.

Bu durumda yapılması gereken bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göğüs basısına başlanmalı ve oksijen konsantrasyonu %100\%100'e yükseltilmelidir.

Cevap

Göğüs basısına başlanmalı ve oksijen konsantrasyonu %100'e yükseltilmelidir.
Yenidoğan Canlandırma Programı (NRP) 8. Edisyon güncel rehberine göre; en az 3030 saniye süreyle göğüs hareketlerini sağlayan etkin pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) uygulanmasına rağmen kalp hızı 60 vuru/dakika60\text{ vuru/dakika}'nın altında kalmaya devam ediyorsa, göğüs basısına başlanmalıdır. Bu aşamada en kritik kural, göğüs basısına başlandığı anda kullanılan oksijen konsantrasyonunun %100\%100'e yükseltilmesidir. Bu yaklaşım, dokulara oksijen sunumunu en üst düzeye çıkarmayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
PBV sonrası kalp hızının değerlendirilmesi
Kalp hızının 50 vuru/dakika50\text{ vuru/dakika} (yani 6060'ın altında) olduğu saptandı.
NRP algoritmasında bir sonraki basamağa karar vermek için eşik değerlerin kontrol edilmesi gerekir.
2
Ventilasyonun etkinliğinin kontrolü
Göğüs hareketlerinin izlendiği belirtilmiş, yani ventilasyon etkindir.
Göğüs basısına geçmeden önce ventilasyonun etkinliğinden emin olunmalıdır (MR SOPA gerekip gerekmediği).
3
Göğüs basısı ve oksijen ayarının yapılması
Göğüs basısına başlanır ve FiO2 %100\%100'e artırılır.
Kalp hızı <60< 60 ise göğüs basısı endikedir. Bası sırasında doku oksijenasyonunu maksimize etmek için %100\%100 oksijen kullanımı NRP protokolüdür.

Anahtar Kavram

NRP'de Göğüs Basısı Endikasyonu ve Oksijen Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Göğüs basısı sırasında kompresyon-ventilasyon oranının (3:13:1) ve dakikadaki toplam döngü sayısının (120120) önemini tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 197Soru

Gebelik haftası 2929 hafta, doğum ağırlığı 1200 gram1200 \text{ gram} olan bir prematüre bebek, respiratuvar distres sendromu nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine kabul edilmiştir. Bebeğin klinik durumu nedeniyle parenteral sıvı tedavisi başlanmasına karar verilmiştir.

Bu bebeğin postnatal ilk 2424 saatlik sıvı ve elektrolit yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıvı içeriğine potasyum, bebek idrar yapmaya başladıktan ve serum potasyum düzeyi görüldükten sonra eklenmelidir.

Cevap

Sıvı içeriğine potasyumun eklenmesi için bebeğin idrar çıkışının görülmesi ve genellikle ilk 24 saatin geçmesi beklenmelidir.
Doğru yaklaşım, potasyumun parenteral sıvıya eklenmesi için idrar çıkışının (böbrek fonksiyonlarının) teyit edilmesini beklemektir. Yenidoğanlar, doku yıkımı ve ESS daralması nedeniyle ilk gün hiperkalemiye eğilimlidirler; bu nedenle idrar çıkışı görülmeden potasyum verilmesi tehlikelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Bebeğin fizyolojik evresini belirle.
Bebek postnatal ilk 24 saatte 'ebb' (pre-diüretik) evresindedir.
Bu evrede ekstrasellüler sıvının (ESS) daralması ve vücut ağırlığının %5-10 azalması fizyolojiktir.
2
Elektrolit gereksinimlerini değerlendir.
Sodyum ve potasyum ilk gün genellikle verilmez.
Sodyum ESS daralmasını engellememek için, potasyum ise böbrek fonksiyonları teyit edilene kadar hiperkalemi riskinden kaçınmak için bekletilir.
3
Glukoz ve kalsiyum ihtiyacını belirle.
Glukoz 46 mg/kg/dk4-6 \text{ mg/kg/dk} ve kalsiyum ilk günden başlanır.
Bazal metabolizma için glukoz, prematüre riskleri nedeniyle de kalsiyum desteği gereklidir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan sıvı tedavisinin üç evresi (Pre-diüretik, Diüretik, Büyüme) ve elektrolit ekleme zamanlaması.

Daha Fazla Pratik

Yenidoğanlarda 'geç hiponatremi' (sodyum kaybı evresi) ile bu 'erken evre' arasındaki farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 198Soru

2626 haftalık, 850850 gram olarak doğan ve postnatal 1414. gününde olan bir prematüre bebekte, enteral beslenme sonrası batın distansiyonu, safralı mide rezidüsü ve apne atakları gelişiyor. Fizik muayenede bağırsak sesleri azalmış, karın duvarında hassasiyet ve yaygın eritem gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde trombosit sayısı 42.000/mm342.000/mm^3, lökosit sayısı 4.200/mm34.200/mm^3 ve pH:7,22pH: 7,22 (metabolik asidoz) saptanıyor. Ayakta direkt batın grafisinde (ADBG) bağırsak duvarlarında pnömatozis intestinalis ve portal ven trasesinde hava ile uyumlu lineer radyolüsensiler izleniyor. Bu hasta için Bell evrelemesine göre en olası tanı ve yönetim yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIB; portal venöz gaz mevcuttur, enteral beslenme kesilerek geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanmalı ve cerrahi konsültasyonu ile yakın takip edilmelidir.

Cevap

Doğru yanıt, hastanın Evre IIB olduğunu belirten ve portal venöz gaz mevcudiyetine vurgu yaparak agresif medikal tedaviyi öneren seçenektir.
Doğru yanıt, hastanın klinik ve radyolojik tablosunu Bell Evre IIB olarak doğru tanımlamakta ve standard medikal tedavi protokolünü önermektedir. Portal venöz gaz, laboratuvar bozuklukları (asidoz ve trombositopeni) ile birlikte Evre IIB için belirleyicidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hastada sistemik (apne, trombositopeni, asidoz) ve lokal (distansiyon, eritem) bulgular mevcut.
Bell evrelemesinde sistemik bulguların varlığı hastalığın en az Evre II olduğunu gösterir.
2
Radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Pnömatozis intestinalis (patognomonik) ve portal venöz gaz saptandı.
Portal venöz gazın varlığı, hastalığın Evre IIA'dan IIB'ye ilerlediğini gösteren spesifik bir radyolojik kriterdir.
3
Ayırıcı tanı ve evreleme
Evre IIB tanısı konuldu. Serbest hava (pnömoperitoneum) olmadığı için Evre IIIB dışlandı.
Trombositopeni (<100.000/mm3<100.000/mm^3) ve metabolik asidoz gibi laboratuvar değişiklikleri portal venöz gaz ile birleştiğinde Evre IIB (Orta derece ağır hastalık) tanısını kesinleştirir.
4
Yönetim planının belirlenmesi
Medikal tedavi (NPO, IV sıvı, antibiyotik, dekompresyon) ve yakın cerrahi takip.
Perforasyon gelişmedikçe (Evre IIIB) cerrahi müdahale mutlak endikasyon değildir, ancak Evre IIB ve sonrası cerrahi konsültasyon ile izlenmelidir.

Anahtar Kavram

Bell Evreleme Sisteminde portal venöz gaz, trombositopeni ve metabolik asidoz varlığı Evre IIB'yi tanımlar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 199Soru

3500 gram3500 \text{ gram} ağırlığında, 3939 haftalık olarak normal vajinal yolla doğan ve şu an postnatal 44. gününde olan sağlıklı bir bebek, patolojik sınırda saptanan indirekt hiperbilirubinemi nedeniyle fototerapi tedavisi için yenidoğan servisine yatırılıyor. Fizik muayenesinde hidrasyonu normal, emmesi aktif ve vital bulguları stabildir. Bu bebekte fototerapi uygulamasına bağlı olarak günlük sıvı gereksiniminde yapılması gereken en uygun düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Günlük toplam sıvı miktarı %1020\%10-20 oranında artırılmalıdır.

Cevap

Günlük toplam sıvı miktarı %1020\%10-20 oranında artırılmalıdır.
Doğru yanıt olan sıvı miktarının %1020\%10-20 artırılması seçeneği, yenidoğan standart kaynakları ile uyumludur. Yenidoğan bebeklerde insensibl sıvı kaybı; gebelik haftası, postnatal yaş, vücut ısısı ve çevresel koşullardan etkilenir. Fototerapi uygulaması, deri kan akımını ve transepidermal su kaybını artırarak IWL değerini yükseltir. Bu ek kayıp genellikle günlük sıvı ihtiyacına %1020\%10-20 (veya 1020 ml/kg/gu¨n10-20 \text{ ml/kg/gün}) eklenerek karşılanır.

Adım Adım Çözüm

1
Bebeğin mevcut klinik durumunu ve tedavi yöntemini değerlendir.
Postnatal 44. gününde olan term bebek fototerapi almaktadır.
Yenidoğanlarda sıvı ihtiyacı postnatal yaşa ve çevresel faktörlere göre değişir.
2
Fototerapinin insensibl sıvı kaybı (IWL) üzerindeki etkisini belirle.
Fototerapi IWL miktarını %1025\%10-25 oranında artırır.
Deri yoluyla su buharlaşması ve termal etki sıvı kaybını tetikler.
3
Günlük idame sıvı gereksinimini güncelle.
Mevcut idame sıvıya %1020\%10-20 (ortalama %20\%20) ekleme yapılır.
Dehidratasyonu önlemek için artan kayıplar kompanse edilmelidir.

Anahtar Kavram

Fototerapi ve İnsensibl Sıvı Kaybı (IWL) Yönetimi
Soru 200Soru

4040 haftalık, zorlu bir vakum ekstraksiyonu sonrası doğan, mekonyum aspire eden ve 1010. dakika APGAR skoru 33 olan bir yenidoğanda; postnatal 66. saatte başlayan dirençli nöbetler ve derin koma tablosu mevcuttur. Terapötik hipotermi uygulanan hastanın postnatal 9696. saatte çekilen kranial MRG incelemesinde; bilateral talamus ve putamenlerde difüzyon kısıtlanması (sinyal artışı) ile birlikte *capsula interna* arka bacağında (PLICPLIC) normalde beklenen miyelinizasyon sinyalinin kaybı izlenmiştir. Serebral korteks ve subkortikal ak madde nispeten korunmuş görünmektedir. Bu hastadaki beyin hasarı mekanizması ve beklenen klinik seyir ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu tablo "akut derin (total) hipoksi" sonucudur ve gelecekte ciddi motor defisit/serebral palsi gelişimi için yüksek risk taşır.

Cevap

Hasar mekanizması akut derin hipoksidir ve ciddi motor defisit riski mevcuttur.
Talamus ve putamen tutulumu ile birlikte *capsula interna* arka bacağında (PLICPLIC) normal miyelinizasyon sinyalinin izlenememesi, term yenidoğanlarda akut ve derin bir hipoksik-iskemik atağın (örneğin kordon sarkması, ablasyo plasenta veya vakum komplikasyonu) tipik sonucudur. Bu anatomik bölge, beynin motor yollarının geçtiği kritik bir kavşaktır ve buradaki hasar, ileride ağır motor engellilik ve serebral palsi gelişimi ile çok güçlü bir korelasyon gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ciddiyetini değerlendir.
1010. dakika APGAR 33, nöbetler ve koma; Evre 33 Hipoksik İskemik Ensefalopati (HI˙EHİE) olduğunu gösterir.
Prognoz ve hasar paternini anlamak için klinik evreleme kritiktir.
2
MRG'deki anatomik tutulum paternini analiz et.
Talamus, Putamen ve PLIC (Capsula Interna Arka Bacağı) tutulumu saptanmıştır.
Term bebeklerde bazal ganglion-talamus tutulumu asfiksinin doğasını (akut vs. kronik) belirler.
3
Paterni hasar mekanizmasıyla ilişkilendir.
Bilateral bazal ganglion/talamus tutulumu ve korteksin korunması "akut derin (total) hipoksi"ye işaret eder.
Hızlı gelişen ağır hipokside kan akımı hayati merkezlere yönlendirilemez ve metabolik hızı en yüksek alanlar (bazal ganglionlar) ilk hasar görür.
4
Prognostik belirteçleri yorumla.
PLIC'te normal sinyal kaybı (anormal sinyal artışı), motor gelişim açısından en kötü prognostik işarettir.
Internal kapsül hasarı, kortikospinal yolların kesintiye uğradığını gösterir ve serebral palsi riskini doğrudan yansıtır.

Anahtar Kavram

HİE'de MRG Paternleri ve PLIC İşareti

Daha Fazla Pratik

Term bebeklerdeki watershed (sınır bölge) hasarı ile preterm bebeklerdeki periventriküler lökomalazi (PVL) arasındaki mekanizma ve yerleşim farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 10 / 21Sonraki
Neonatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 10 | Examkin