Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1881Soru

Lozan Barış Antlaşması sonrasında Türk dış politikasında ulusal egemenliğin pekiştirilmesi, tam bağımsızlığın sağlanması ve Lozan'dan kalan pürüzlerin giderilmesi amacıyla diplomatik adımlar atılmıştır.

Aşağıda 1923-1932 yılları arasında Türk dış politikasında yaşanan bazı gelişmeler verilmiştir.

Bu gelişmeleri en erken tarihliden en geç tarihliye doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı sırasıyla; Musul Sorunu için Haliç Konferansı'nın toplanması (1924), Osmanlı borçlarına dair Paris Antlaşması'nın imzalanması (1928), Adana-Mersin Demiryolu hattının satın alınarak millileştirilmesi (1929) ve Yunanistan ile nüfus mübadelesi (etablis) sorununun Ankara Antlaşması ile kesin olarak çözülmesi (1930) şeklindedir.
Türk dış politikasında 1923-1932 yılları arasındaki gelişmeler kronolojik olarak incelendiğinde; Musul Sorunu için toplanan Haliç Konferansı 1924 yılında gerçekleşmiştir. Osmanlı borçlarının taksitlendirilmesini düzenleyen Paris Antlaşması 1928 yılında imzalanmıştır. Adana-Mersin Demiryolu'nun yabancı imtiyazından alınarak millileştirilmesi 1929 yılında yasalaşmıştır. Yunanistan ile nüfus mübadelesi (etablis) sorununun kesin çözümü ise 1930 tarihli Ankara Antlaşması ile sağlanmıştır. Bu sıralama olayların doğru akışını vermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği tarihleri belirleme
Gelişmelerin yılları: Haliç Konferansı (1924), Borçlar Paris Antlaşması (1928), Adana-Mersin Demiryolu millileştirmesi (1929) ve Mübadele Ankara Antlaşması (1930).
Sıralama yapabilmek için öncelikle her gelişmenin hangi yıllarda meydana geldiği saptanmalıdır.
2
Tarihleri eskiden yeniye doğru sıralama
1924 < 1928 < 1929 < 1930 sıralaması elde edilir.
Kronolojik sıralama geçmişten günümüze (en erken tarihten en geç tarihe) doğru yapılır.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması sonrası dönemde Türk dış politikasında (1923-1932) kronolojik gelişmeler ve egemenlik mücadeleleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1882Soru
nn bir doğal sayı olmak üzere,
(n+2)!(n+1)!n!=48n!(n+2)! - (n+1)! - n! = 48 \cdot n!
eşitliğini sağlayan nn değeri kaçtır?
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 6

Cevap

Eşitliği sağlayan nn doğal sayısı 6'dır.
Verilen denklemde sol taraf n!n! ortak parantezine alındığında n!n(n+2)=48n!n! \cdot n(n+2) = 48 \cdot n! elde edilir. Her iki taraf n!n! ile sadeleştirildiğinde ardışık iki çift sayının çarpımı 48 olan tek pozitif tam sayı değerinin 6 olduğu görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Faktöriyel ifadelerini ortak terim cinsinden yazma
(n+2)!=(n+2)(n+1)n!(n+2)! = (n+2)(n+1)n! ve (n+1)!=(n+1)n!(n+1)! = (n+1)n!
Sol taraftaki tüm terimleri en küçük faktöriyelli ifade olan n!n! ortak parantezine alabilmek için.
2
Ortak paranteze alma ve sadeleştirme
n![(n+2)(n+1)(n+1)1]=n!(n2+2n)n! \cdot [(n+2)(n+1) - (n+1) - 1] = n! \cdot (n^2 + 2n)
Sol taraftaki ifadeyi tek bir terim haline getirmek için.
3
Eşitliğin her iki tarafını n!n! ile sadeleştirme
n(n+2)=48n(n+2) = 48
nn bir doğal sayı olduğundan n!n! değeri sıfırdan büyüktür ve sadeleştirilebilir.
4
İkinci dereceden denklemi çözme
n2+2n48=0    (n6)(n+8)=0    n=6n^2 + 2n - 48 = 0 \implies (n-6)(n+8) = 0 \implies n = 6
nn doğal sayı olmak zorunda olduğundan negatif kök olan 8-8 elenir ve n=6n = 6 bulunur.

Anahtar Kavram

Faktöriyel içeren ifadelerde ortak çarpan parantezine alarak sadeleştirme yapılması ve elde edilen denklemin çözülmesi.

Alternatif Yöntem

Denklem n(n+2)=48n(n+2) = 48 aşamasına geldikten sonra, aralarında 2 fark bulunan ve çarpımları 48 olan iki pozitif tam sayının 66 ve 88 olduğu doğrudan görülerek n=6n=6 bulunabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1883Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde hukuk alanında gerçekleştirilen aşağıdaki inkılapları, laikleşme ve demokratikleşme adımlarının kronolojik gelişimini dikkate alarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması (1924), Türk Medeni Kanunu'nun kabulü (1926), Anayasa'dan devletin dini ibaresinin çıkarılması (1928) ve Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi (1934) şeklindedir.
Cumhuriyet döneminde hukuk alanındaki laikleşme ve demokratikleşme adımları aşamalı bir sıra izlemiştir. İlk olarak dini hukuk yapısının kurumsal temeli olan Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti kaldırılmış (1924), ardından toplumsal eşitliği kuran Medeni Kanun kabul edilmiş (1926), sonrasında anayasadaki din ibaresi çıkartılmış (1928) ve en son siyasi eşitlik kadınlara seçme seçilme hakkı verilerek (1934) tamamlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Laikleşme yolundaki ilk kurumsal düzenlemenin belirlenmesi
Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin 3 Mart 1924'te kaldırılması ilk sıraya yerleştirilir.
Laik hukuk düzenine geçilmeden önce dini kurumlara dayalı eski idari ve hukuki yapıların tasfiye edilmesi gerekiyordu.
2
Toplumsal ve medeni alandaki köklü hukuk reformunun tarihlendirilmesi
Türk Medeni Kanunu'nun 17 Şubat 1926'da kabul edilmesi ikinci sıraya yerleştirilir.
Hukuk alanında birliği sağlamak ve aile yapısını çağdaşlaştırmak amacıyla din temelli Mecelle yerine laik karakterli İsviçre Medeni Kanunu kabul edilmiştir.
3
Anayasanın laikleşme sürecinin tespit edilmesi
1924 Anayasası'ndan 'Devletin dini İslâm'dır' ibaresinin 10 Nisan 1928'de çıkarılması üçüncü sıraya yerleştirilir.
Hukuk sisteminin laikleşmesi doğrultusunda anayasadaki teokratik unsurların temizlenmesi aşamalı bir gereklilikti.
4
Siyasi haklar alanındaki demokratikleşme reformunun belirlenmesi
Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının 5 Aralık 1934'te verilmesi son sıraya yerleştirilir.
Medeni Kanun ile sosyal ve ekonomik hakları kazanan Türk kadını, 1930'lu yıllarda aşamalı olarak elde ettiği siyasi haklarını 1934'te milletvekilliği hakkı ile tamamlamıştır.

Anahtar Kavram

Hukuk alanındaki inkılapların laikleşme, çağdaşlaşma ve demokratikleşme süreçleri doğrultusunda kronolojik gelişimi
Soru 1884Soru
Birer tam sayı olan xx, yy ve zz sayıları arasında
x+2y=3z+1x + 2y = 3z + 1
eşitliği bulunmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi her zaman çift sayıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: xzx \cdot z

Cevap

xzx \cdot z ifadesi her zaman çift sayıdır.
Biri tek, diğeri çift olan iki tam sayının çarpımı (xzx \cdot z), çarpanlardan biri kesinlikle çift sayı olacağından her zaman çift sayı olmak zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eşitlikteki terimlerin teklik-çiftlik durumlarını analiz etmek.
x+2y=3z+1x + 2y = 3z + 1 eşitliğinde, 2y2y terimi yy bir tam sayı olduğu için her zaman çift bir sayıdır. Dolayısıyla eşitlik x+C¸ift=3z+1x + \text{Çift} = 3z + 1 biçimini alır.
Bir tam sayının 2 ile çarpımı daima çifttir.
2
xx ve zz değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek.
xx ile 3z+13z + 1 ifadelerinin teklik-çiftlik durumları aynı olmalıdır. Bu durumda xx tek sayı ise 3z3z çift (yani zz çift) olur; xx çift sayı ise 3z3z tek (yani zz tek) olur. Sonuç olarak, xx ile zz sayılarının teklik-çiftlik durumları terstir.
Eşitliğin sol tarafındaki çift sayı toplama işleminin paritesini değiştirmez, bu nedenle sol tarafın paritesi xx ile aynıdır.
3
Her zaman çift olan ifadeyi bulmak.
xx ve zz sayılarından biri çift, diğeri tek olduğundan çarpımları olan xzx \cdot z ifadesi her zaman çift sayıdır.
Çarpanlardan en az birinin çift sayı olması, çarpımın sonucunu daima çift sayı yapar.

Anahtar Kavram

Tek ve çift sayı özellikleri ile tam sayılarda toplama ve çarpma işlemlerinin paritesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1885Soru

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında oluşan merkezkaç kuvvetinin etkisiyle Ekvator'dan şişkin, kutuplardan basık kendine özgü şekline geoid adı verilir. Bu şekil, Dünya'nın tam bir küre olmamasından kaynaklanan bazı özel durumlara yol açar.

Buna göre, coğrafya dersinde tahtaya yazılan;

I. Ekvator yarıçapının kutup yarıçapından yaklaşık 21 km21\text{ km} daha uzun olması,
II. Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe yer çekimi ivmesinin artış göstermesi,
III. Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe Güneş ışınlarının düşme açısının daralması ve buna bağlı olarak sıcaklık değerlerinin azalması

öncüllerinden hangileri Dünya'nın geoid şeklinin doğrudan sonuçları arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerini içeren seçenek (Ekvator yarıçapının kutup yarıçapından uzun olması ve yer çekiminin kutuplarda daha fazla olması).
I ve II öncüllerini içeren seçenek doğrudur. Çünkü Dünya'nın geoid şekli (kutuplardan basık, Ekvator'dan şişkin olması) üç temel coğrafi sonuca yol açar: Ekvator yarıçapının kutup yarıçapından uzun olması (6378 km6378\text{ km}'ye karşı 6357 km6357\text{ km}), Ekvator çevresinin bir meridyen dairesinin çevre uzunluğundan daha uzun olması ve yer çekiminin kutuplarda Ekvator'a göre daha fazla olmasıdır. Üçüncü öncülde belirtilen Güneş ışınlarının düşme açısının daralması ve buna bağlı olarak sıcaklığın azalması ise Dünya'nın küresel şeklinin (enlem etkisi) bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya'nın kendine özgü geoid şeklinin tanımı ve bu şekle bağlı olarak ortaya çıkan temel geometrik ve fiziksel sonuçlar hatırlanır.
Geoid şeklin; Ekvator yarıçapının kutup yarıçapından büyük olmasına, Ekvator çevresinin kutup çevresinden uzun olmasına ve yer çekiminin kutuplarda daha fazla olmasına neden olduğu belirlenir.
Soru öncüllerinde verilen ifadelerin hangilerinin geoid şeklin doğrudan sonucu olduğunu sınıflandırabilmek için teorik temel oluşturulur.
2
Birinci ve ikinci öncüller analiz edilir.
Birinci öncülde belirtilen yarıçap farkı (21 km21\text{ km}) ve ikinci önc��lde belirtilen yer çekimi farkı, doğrudan Dünya'nın kutuplardan basık olmasının (merkeze yakınlık farkının) bir sonucu olarak doğrulanır.
Geoid şeklin temel sonuçlarını tespit ederek doğru cevabın bileşenlerini belirlemek.
3
Üçüncü öncül analiz edilerek elenir.
Güneş ışınlarının düşme açısının daralması ve sıcaklığın azalması, Dünya'nın basıklığından değil, genel küresel yüzey yapısından (enlem etkisinden) kaynaklanır. Bu nedenle üçüncü öncül geoid şeklin sonucu değildir.
Kavram yanılgısına yol açabilecek küresel şekil sonuçlarını geoid şekil sonuçlarından ayırt etmek.
4
Doğrulanan öncüller birleştirilerek doğru seçenek tespit edilir.
Yalnızca I ve II numaralı öncüllerin Dünya'nın geoid şeklinin doğrudan sonuçları olduğu sonucuna ulaşılır.
Soru kökündeki verilere dayanarak doğru cevabı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Dünya'nın geoid şeklinin sonuçları ile küresel şeklinin (enlem etkisi) sonuçları arasındaki farklar ve yer çekimi ivmesi ile yarıçap ilişkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1886Soru

2022 yılının Ocak ayında Pasifik Okyanusu'ndaki Tonga Adaları yakınlarında bulunan Hunga Tonga-Hunga Ha'apai denizaltı volkanının patlaması, küresel ölçekte okyanus havzasında yıkıcı tsunami dalgalarına yol açmıştır. Bu doğa olayının gelişimi, yayılışı ve kıyı şeridine etkisiyle ilgili coğrafya dersinde öğrenciler şu yorumları yapmıştır:

* Ece: Volkan patlaması esnasında meydana gelen deniz tabanı çökmesi (kaldera oluşumu) ve denizaltı kütle hareketleri, büyük bir su kütlesini dikey yönlü harekete geçirerek tsunamiyi başlatmışt��r.
* Can: Tsunami dalgaları açık denizden sığ kıyılara doğru ilerlerken, taban sürtünmesinin azalmasıyla dalga boyu uzamış ve yayılma hızı maksimum seviyeye ulaşmıştır.
* Defne: Bu tsunaminin oluşumunda, volkanik patlamanın yarattığı sismik sarsıntıların yanı sıra patlama anındaki şiddetli fırtınalar ve yüksek basınç koşulları gibi atmosferik olaylar da tetikleyici bir rol oynamıştır.
* Barış: Tsunami dalgalarının yeryüzündeki dağılışı, aktif volkanlar ve deprem alanları ile büyük oranda örtüşür; bu durum coğrafyanın nedensellik ilkesi ile açıklanır.

Buna göre, öğrencilerden hangilerinin yaptığı yorumlar coğrafi açıdan doğru ve bilimsel bilgiler içermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız Ece

Cevap

Yalnız Ece'nin yaptığı yorum doğrudur.
Ece'nin tespiti doğrudur; çünkü deniz tabanındaki kaldera oluşumları ve denizaltı heyelanları devasa su kütlelerini dikey yönlü harekete geçirerek tsunami dalgalarını başlatır. Can'ın ifadesi yanlıştır; çünkü kıyıya yaklaşıldıkça sürtünme artar, dalga boyu kısalır ve dalga hızı azalır. Defne'nin ifadesi yanlıştır; çünkü atmosferik olaylar tsunami oluşturamaz. Barış'ın ifadesi yanlıştır; çünkü dağılış alanlarının örtüşmesi karşılıklı ilgi ilkesinin konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Ece'nin yorumunu tsunami oluşum mekanizmaları açısından incelemek.
Denizaltındaki volkanik patlamalar, kaldera çökmeleri ve bunlara bağlı denizaltı heyelanları üstteki su kütlesini dikey yönlü hareket ettirerek tsunami dalgalarını tetikler. Bu bilgi bilimsel olarak doğrudur.
Tsunaminin jeolojik/tektonik kökenli başlangıç koşullarını doğrulamak.
2
Can'ın yorumunu dalga mekaniğinin sığ sulardaki değişimi açısından analiz etmek.
Tsunami dalgaları kıyıya yaklaştık��a derinlik azalır, bu da taban sürtünmesini artırır (azaltmaz). Sürtünmenin artmasıyla dalga hızı azalır, dalga boyu kısalır ve dalga yüksekliği artar. Can'ın ifadesi yanlıştır.
Dalgaların derin denizden sığ deniz bölgesine geçişindeki fiziksel değişimleri kontrol etmek.
3
Defne'nin yorumunu tsunaminin kökensel sınıflandırması açısından değerlendirmek.
Tsunami jeolojik ve jeomorfolojik kökenli bir afettir. Fırtına, kasırga veya basınç değişimleri gibi atmosferik olaylar tsunamiye neden olamaz. Defne'nin ifadesi yanlıştır.
Atmosferik olaylar ile jeolojik olayların ayrımını yapmak.
4
Barış'ın yorumunu coğrafya ilkeleri kapsamında incelemek.
Aktif volkanlar, depremler ve tsunami alanlarının yeryüzündeki dağılışının benzerlik göstermesi veya örtüşmesi coğrafyanın 'karşılıklı ilgi ve bağlantı' (veya dağılış) ilkesi ile açıklanır. Nedensellik ilkesi ise olayların oluşum nedenini (örneğin volkanizmanın tsunamiye yol açması) ifade eder. Barış'ın yorumu yanlıştır.
Mekânsal dağılış çakışmalarının hangi coğrafi ilkeye girdiğini saptamak.

Anahtar Kavram

Volkanizma ve tsunami oluşumu, yayılması ve coğrafya ilkeleriyle ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1887Soru

Aşağıda coğrafya biliminin bazı araştırma konuları ile bu konuları inceleyen beşeri coğrafyanın alt dalları verilmiştir. Araştırma konularını, doğru beşeri coğrafya alt dallarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Devletlerin sınır güvenliği politikaları çerçevesinde, sınır aşan suların yönetim haklarının egemenlik alanları üzerindeki stratejik etkilerinin incelenmesi.
Fosil kaynak havzalarından tüketim merkezlerine doğru uzanan nakil hatlarının güzergâh seçimi ve bu hatların bölgesel arz güvenliği üzerindeki etkilerinin araştırılması.
Geçici ve kalıcı kırsal konut tiplerinin mesken yapımında kullanılan doğal malzemeler ile yükselti faktörüne bağlı dağılış ilişkisinin çözümlenmesi.
Doğal sit alanları ile kültürel miras bölgelerinde yürütülen rekreasyonel faaliyetlerin, yerel halkın sosyoekonomik yapısı ve taşıma kapasitesi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Sınır güvenliği ve sınır aşan suların stratejik etkileri konusunu araştıran dal 'Siyasi Coğrafya'; fosil kaynak nakil hatları ve arz güvenliği konusunu araştıran dal 'Enerji Coğrafyası'; konut tipleri ve yerleşmelerin dağılışını araştıran dal 'Yerleşme Coğrafyası'; rekreasyonel faaliyetlerin taşıma kapasitesi üzerindeki etkilerini araştıran dal ise 'Turizm Coğrafyası'dır.
Araştırma konularındaki anahtar kelimeler ve kavramlar (sınır aşan suların siyasi etkileri, boru hatları güzergâhı, kırsal mesken tipleri ve rekreasyonel faaliyetler) sırasıyla siyasi coğrafya, enerji coğrafyası, yerleşme coğrafyası ve turizm coğrafyasının temel inceleme alanlarıyla doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletlerin sınır güvenliği politikaları, egemenlik alanları ve sınır aşan suların stratejik etkileri incelenen araştırma konusunu analiz etmek.
Bu unsurlar devlet yönetimi, jeopolitik, sınırlar ve uluslararası hukuk ile ilişkili olduğundan siyasi coğrafyanın çalışma alanına dahil edilir.
Siyasi coğrafya, siyasi olayların coğrafi çevreyle olan karşılıklı ilişkilerini ve devletlerin jeopolitik konumlarını inceler.
2
Fosil kaynak havzalarından tüketim merkezlerine doğru uzanan nakil hatları ve bölgesel arz güvenliği ile ilgili araştırma konusunu analiz etmek.
Petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarının çıkarılması, taşınması ve arz güvenliği enerji coğrafyası kapsamında değerlendirilir.
Enerji coğrafyası, enerji kaynaklarının oluşumu, üretimi, taşınması ve tüketimi gibi süreçlerin mekansal analizini yapar.
3
Kırsal konut tipleri, mesken yapımında kullanılan doğal malzemeler ve yükselti faktörünün dağılışa etkisini konu alan çalışmayı analiz etmek.
Mesken tiplerinin fiziki çevre koşullarına (iklim, bitki örtüsü, jeolojik yapı) ve yükseltiye göre dağılımı yerleşme coğrafyasının konusudur.
Yerleşme coğrafyası, yerleşim birimlerinin (kent, kır), meskenlerin ve yerleşme dokularının dağılışını ve gelişimini inceler.
4
Doğal sit alanları ve kültürel miras bölgelerindeki rekreasyonel faaliyetler ile taşıma kapasitesi etkilerini konu alan çalışmayı analiz etmek.
Dinlenme, eğlenme ve seyahat amaçlı yapılan rekreasyonel faaliyetler turizm coğrafyası bünyesinde ele alınır.
Turizm coğrafyası, turizm etkinliklerinin, tesislerinin ve turist akışının coğrafi çevre ile olan ilişkilerini inceler.

Anahtar Kavram

Beşeri coğrafyanın alt dalları ve araştırma konuları arasındaki ilişki.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1888Soru

Bir bölgedeki kırsal yerleşmelerin toplu veya dağınık dokuda olmasını etkileyen faktörleri, meskenlerde kullan��lan yapı malzemelerini ve bu yerleşmelerin geçici veya kalıcı olma durumlarını inceleyen coğrafya alt dalı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerleşme coğrafyası

Cevap

Yerleşme coğrafyası
Kırsal yerleşme dokusu, mesken yapı malzemeleri ve geçici/kalıcı yerleşme türleri beşeri coğrafyanın alt dallarından olan yerleşme coğrafyasının doğrudan çalışma konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları (kırsal yerleşme dokusu, yapı malzemeleri, geçici/kalıcı yerleşmeler) belirlemek.
Bu kavramların tamamının doğrudan insan faaliyetleriyle ve yerleşim alanlarıyla ilgili olduğu görülür.
İncelenen konuların fiziki coğrafya ile mi yoksa beşeri coğrafya ile mi ilgili olduğunu belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen dalların fiziki ve beşeri coğrafya olarak sınıflandırılmasını yapmak.
Klimatoloji, jeomorfoloji, hidrografya ve biyocoğrafya fiziki coğrafya alt dalıyken; yerleşme coğrafyası beşeri coğrafya alt dalıdır.
Konunun beşeri boyutunu inceleyen tek seçeneği tespit etmek amacıyla bu ayrım yapılır.
3
Bulunan beşeri coğrafya alt dalını sorudaki unsurlarla karşılaştırarak doğrulamak.
Kırsal yerleşmelerin dokusu ve yapısı doğrudan yerleşme coğrafyasının konusudur.
Doğru cevabın sağlamasını yapmak için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Beşeri coğrafyanın alt dalları ve yerleşme coğrafyasının inceleme konuları
Tahmini Süre:45s
Soru 1889Soru

Antik Yunan'da 'sophia' kavramı, eksiksiz ve mutlak bir bilgiye sahip olma durumunu, yani bilgeliği ifade ediyordu. Ancak insan aklının sınırlarını fark eden Pythagoras, kendisini bir bilge (sophos) olarak nitelemekten kaçınmış; bilgiyi hazır bir mülk gibi elinde tutan değil, onun peşinden koşan anlamında 'philosophos' (bilgelik dostu/severi) terimini tercih etmiştir. Bu yaklaşım, felsefenin özünün ne olduğunu ortaya koyan tarihi bir dönüm noktasıdır.

Bu parçadan hareketle felsefe teriminin kökeni ve anlamı göz önünde bulundurulduğunda, felsefe yapmakla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bitmiş bir bilgi birikimine sahip olmaktan ziyade, bilgiye ulaşma yönündeki sürekli bir arayış ve yönelimdir.

Cevap

Bitmiş bir bilgi birikimine sahip olmaktan ziyade, bilgiye ulaşma yönündeki sürekli bir arayış ve yönelimdir.
Felsefe (philosophia) kelime kökeni itibarıyla 'philo' (sevgi/arama) ve 'sophia' (bilgi/bilgelik) sözcüklerinin birleşmesinden oluşur. Parçada da belirtildiği gibi, felsefe yapmak bilgiyi elinde bulunduran bilge bir kişi olmaktan ziyade, sürekli bir arayış, yönelim ve yolda olma durumudur. Dolayısıyla bitmiş bir bilgi birikimine sahip olmaktan ziyade, bilgiye ulaşma yönündeki sürekli bir arayış ve yönelim olduğunu belirten seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen 'sophia' ve 'philosophia' kavramlarının anlam farkını analiz edin.
'Sophia' kesin ve eksiksiz bilgiye sahip olmayı, 'philosophia' ise bu bilgiye ulaşma çabasını ve sevgisini ifade etmektedir.
Felsefe kelimesinin kökenindeki 'arayış' ve 'sevgi' niteliğini kavramak doğru cevaba ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Pythagoras'ın neden 'bilge' yerine 'bilgelik arayan' ifadesini kullandığını değerlendirin.
İnsanın her şeyi bilen bir varlık olamayacağı, dolayısıyla felsefenin bitmiş bir sonuç değil, sürekli devam eden bir süreç ve yönelim olduğu sonucuna varılır.
Paragraftaki ana düşünceyle felsefi etkinliğin temel özelliğini eşleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Felsefe sözcüğünün kökeni (philosophia) ve bu kavramın bilgiyi arama süreci (yolda olmak) olarak niteliği.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1890Soru

Psikocoğrafya, coğrafi ortamın ve kentsel mekânların bireylerin duygu dünyası ile davranışları üzerindeki do��rudan ya da dolaylı etkilerini araştıran disiplinler arası bir yaklaşımdır. Durumcu Enternasyonal akımıyla kuramsallaşan bu kavram, modern kentlerin insanı belirli rutinlere hapseden rasyonel ve işlevselci planlamasına karşı bir tür estetik başkaldırı niteliği taşır. Kent sakininin, kendisi için önceden belirlenmiş tüketim odaklı ve pratik güzergâhları reddederek mekân içinde tamamen amaçsız ve sezgisel bir biçimde sürüklenmesi (dérive), psikocoğrafyanın temel eylemidir. Bu eylemle birlikte sokaklar, yalnızca bir noktadan diğerine ulaşmak için kullanılan işlevsel şeritler olmaktan çıkıp bireyin kendi içsel keşiflerini gerçekleştirdiği duyusal ve psikolojik deneyim haritalarına dönüşür.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Modern kentlerin tek tipleştirici ve işlevsel yapısına karşı, bireyin mekânla kurduğu duygusal ve sezgisel bağı merkeze alan psikocoğrafya yaklaşımı

Cevap

Modern kentlerin tek tipleştirici ve işlevsel yapısına karşı, bireyin mekânla kurduğu duygusal ve sezgisel bağı merkeze alan psikocoğrafya yaklaşımı
Doğru cevap olan ifade, metnin konusunu tam olarak yansıtmaktadır. Paragrafta, rasyonel kent planlamasının getirdiği tekdüzeliğe karşı psikocoğrafya yaklaşımının, bireyin mekânla sezgisel ve duygusal bir ilişki kurmasını sağlayan yönü anlatılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genelini okuyarak anahtar kelimeleri ve metnin yazılış amacını belirleyin.
Metinde 'psikocoğrafya', 'kentsel mekân', 'işlevselci planlama', 'dérive (amaçsız yürüyüş)' gibi kavramların öne çıktığı ve bu kavramların bireyin mekânla ilişkisi bağlamında açıklandığı görülmektedir.
Paragrafın konusunu belirlemek için metinde en çok tekrar eden ve üzerinde durulan kavramların tespit edilmesi gerekir.
2
Yazarın psikocoğrafya kavramını hangi yönüyle ele aldığını çözümleyin.
Psikocoğrafyanın modern kentlerin dayattığı tekdüze ve rasyonel planlamaya karşı estetik bir başkaldırı olduğu, bireye mekânla sezgisel ve duygusal bir bağ kurma imkânı sunduğu anlaşılmaktadır.
Konu sorularında, ele alınan kavramın hangi sınırlılıklar veya bakış açısı içinde işlendiğini saptamak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Seçenekleri inceleyerek parçanın ana düşüncesini ve sınırlarını en iyi kapsayan şıkkı bulun.
Psikocoğrafyanın modern kentlerin işlevsel yapısına karşı bireyin mekânla kurduğu duygusal ve sezgisel bağı merkeze alan bir yaklaşım olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu görülür.
Doğru seçenek metnin ne eksik ne de fazla, tam olarak kapsamını ve konusunu karşılamalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafın Konusu ve Kapsamı
Soru 1891Soru

I. Dünya Savaşı'nın başlarında Osmanlı Devleti'nin tarafsız konumdan aktif savaşan devlet statüsüne geçiş sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama şu şekildedir: Osmanlı-Alman gizli ittifakının kurulması, Alman gemilerinin Osmanlı'ya sı��ınması, kapitülasyonların kaldırılması, Karadeniz Baskını ile Rus limanlarının bombalanması ve son olarak halifenin kutsal cihat ilan etmesi.
Kronolojik sıralama, Osmanlı Devleti'nin diplomatik hazırlıklarından fiili savaşa girişine ve ardından gelen dini-siyasi adımlara doğru ilerler. İlk olarak 2 Ağustos'ta gizli Osmanlı-Alman ittifakı imzalanmış, ardından 10 Ağustos'ta Goben ve Breslau zırhlıları Çanakkale'den geçmiştir. Osmanlı Devleti, tarafsızlık sürecinde fırsattan istifade ederek 9 Eylül'de kapitülasyonları tek taraflı kaldırmış, 29 Ekim'de Karadeniz limanlarını bombalayarak savaşa fiilen katılmış ve nihayetinde 14 Kasım'da halife sıfatıyla Cihad-ı Ekber ilan etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Almanya ile diplomatik yakınlaşmanın başlangıcını tespit etme
2 Ağustos 1914'te Osmanlı-Alman İttifakı'nın imzalandığı belirlenir.
Savaş öncesi yapılan gizli ittifak antlaşması, sonraki askeri ve diplomatik hamlelerin temelini oluşturur.
2
İttifakın ilk fiili askeri yansımasını bulma
10 Ağustos 1914'te Alman gemilerinin Çanakkale'den geçişi belirlenir.
Alman gemilerinin Osmanlı sularına sığınması, ittifak antlaşmasının uygulanmaya başlandığının fiili göstergesidir.
3
Fiili savaşa girilmeden önce atılan bağımsızlık adımlarını analiz etme
9 Eylül 1914'te kapitülasyonların tek taraflı olarak kaldırılması belirlenir.
Osmanlı Devleti, savaşa girmeden önceki tarafsızlık/hazırlık döneminde ekonomik prangalardan kurtulmak amacıyla bu kararı almıştır.
4
Savaşa fiilen girilmesine yol açan askeri eylemi belirleme
29 Ekim 1914'te Yavuz ve Midilli'nin Rus limanlarını bombalaması belirlenir.
Karadeniz'deki bu saldırı, Osmanlı Devleti'ni İtilaf Devletleri ile doğrudan sıcak çatışmaya sokan ve savaşa fiilen sokan olaydır.
5
Savaşa resmen dahil olunmasının ardından dini ve siyasi ilanı bulma
14 Kasım 1914'te Cihad-ı Ekber ilan edilmesi belirlenir.
Resmi savaş ilanlarından sonra padişah, halifelik makamını kullanarak dünya Müslümanlarını savaşa çağırmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na giriş süreci ve kronolojisi
Soru 1892Soru

A, B ve C merkezlerinin yükselti ve sıcaklık özelliklerine dair bazı bilgiler aşağıdaki tabloda verilmiştir:

MerkezYükselti (mm)Gerçek Sıcaklık (C^{\circ}\text{C})İndirgenmiş Sıcaklık (C^{\circ}\text{C})
AHAH_A66Tind,AT_{\text{ind}, A}
BHBH_BTgerc¸ek,BT_{\text{gerçek}, B}Tind,BT_{\text{ind}, B}
CHCH_C?Tind,CT_{\text{ind}, C}

Bu merkezlerin sıcaklık ve yükselti ilişkileriyle ilgili şunlar bilinmektedir:
* A merkezinin indirgenmiş sıcaklığı ile gerçek sıcaklığı arasındaki fark 4C4^{\circ}\text{C}'dir.
* B merkezinin yükseltisi (HBH_B), A merkezinin yükseltisinin (HAH_A) 1,51,5 katıdır.
* B merkezinin gerçek sıcaklığı (Tgerc¸ek,BT_{\text{gerçek}, B}), A merkezinin gerçek sıcaklığından 3C3^{\circ}\text{C} daha düşüktür.
* C merkezinin yükseltisi (HCH_C), A ve B merkezlerinin yükseltileri toplamının yarısı kadardır.
* C merkezinin indirgenmiş sıcaklığı (Tind,CT_{\text{ind}, C}), B merkezinin indirgenmiş sıcaklığından (Tind,BT_{\text{ind}, B}) 2C2^{\circ}\text{C} daha fazladır.

Buna göre, tablodaki soru işareti (?) ile gösterilen C merkezinin gerçek sıcaklığı kaç C^{\circ}\text{C}'dir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 6

Cevap

C merkezinin gerçek sıcaklığı 6C6^{\circ}\text{C}'dir.
C merkezinin gerçek sıcaklığı hesaplanırken sırasıyla A'nın yükseltisi (800 m800\text{ m}), B'nin yükseltisi (1200 m1200\text{ m}) ve gerçek sıcaklığı (3C3^{\circ}\text{C}), B'nin indirgenmiş sıcaklığı (9C9^{\circ}\text{C}), C'nin yükseltisi (1000 m1000\text{ m}) ve C'nin indirgenmiş sıcaklığı (11C11^{\circ}\text{C}) hesaplanmıştır. Son olarak C'nin yükseltisinden kaynaklanan sıcaklık kaybı (5C5^{\circ}\text{C}) indirgenmiş sıcaklığından çıkarılarak gerçek sıcaklığı 6C6^{\circ}\text{C} olarak bulunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
A merkezinin yükseltisini ve indirgenmiş sıcaklığını bulmak.
A merkezinin yükseltisi 800 m800\text{ m}, indirgenmiş sıcaklığı ise 10C10^{\circ}\text{C} olarak bulunur.
Gerçek ve indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark 4C4^{\circ}\text{C} ise, her 200 m200\text{ m}'de sıcaklık 1C1^{\circ}\text{C} değiştiğinden yükselti 4×200=800 m4 \times 200 = 800\text{ m} olur. İndirgenmiş sıcaklık ise gerçek sıcaklığa bu fark eklenerek 6+4=10C6 + 4 = 10^{\circ}\text{C} bulunur.
2
B merkezinin yükseltisini ve gerçek sıcaklığını hesaplamak.
B merkezinin yükseltisi 1200 m1200\text{ m}, gerçek sıcaklığı ise 3C3^{\circ}\text{C} olarak bulunur.
B'nin yükseltisi A'nın 1,51,5 katı olduğundan 800×1,5=1200 m800 \times 1,5 = 1200\text{ m}'dir. B'nin gerçek sıcaklığı A'dan 3C3^{\circ}\text{C} düşük olduğundan 63=3C6 - 3 = 3^{\circ}\text{C}'dir.
3
B merkezinin indirgenmiş sıcaklığını hesaplamak.
B merkezinin indirgenmiş sıcaklığı 9C9^{\circ}\text{C} olarak bulunur.
B'nin yükseltisinden (1200 m1200\text{ m}) kaynaklanan sıcaklık farkı 1200/200=6C1200 / 200 = 6^{\circ}\text{C}'dir. İndirgenmiş sıcaklığı bulmak için gerçek sıcaklığa bu fark eklenir: 3+6=9C3 + 6 = 9^{\circ}\text{C}.
4
C merkezinin yükseltisini ve indirgenmiş sıcaklığını bulmak.
C'nin yükseltisi 1000 m1000\text{ m}, indirgenmiş sıcaklığı ise 11C11^{\circ}\text{C} olarak bulunur.
C'nin yükseltisi A ve B'nin ortalaması olduğundan (800+1200)/2=1000 m(800 + 1200) / 2 = 1000\text{ m}'dir. C'nin indirgenmiş sıcaklığı B'den 2C2^{\circ}\text{C} fazla olduğundan 9+2=11C9 + 2 = 11^{\circ}\text{C}'dir.
5
C merkezinin gerçek sıcaklığını hesaplamak.
C merkezinin gerçek sıcaklığı 6C6^{\circ}\text{C} olarak bulunur.
C'nin yükseltisinden (1000 m1000\text{ m}) kaynaklanan sıcaklık farkı 1000/200=5C1000 / 200 = 5^{\circ}\text{C}'dir. Gerçek sıcaklığı bulmak için indirgenmiş sıcaklıktan bu fark çıkarılır: 115=6C11 - 5 = 6^{\circ}\text{C}.

Anahtar Kavram

Gerçek sıcaklık ile indirgenmiş sıcaklık arasındaki ilişki ve yükseltinin sıcaklığa etkisi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 1893Soru

Bir boya fabrikasında bulunan AA, BB ve CC tanklarındaki boya miktarları ve bu tankların kapasiteleriyle ilgili aşağıdakiler bilinmektedir:

* Tankların kapasiteleri sırasıyla VAV_A, VBV_B ve VCV_C litredir.
* AA tankındaki boyanın 13\frac{1}{3}BB tankına aktarıldığında BB tankı tamamen dolmaktadır.
* Daha sonra, son durumdaki BB tankında bulunan boyanın 13\frac{1}{3}CC tankına aktarıldığında CC tankı tamamen dolmaktadır.
* Son olarak, son durumdaki CC tankında bulunan boyanın 14\frac{1}{4}AA tankına aktarılmaktadır.
* Bu son aktarım işleminden sonra AA tankındaki boya miktarının, AA'nın başlangıçtaki boya miktarına oranı 1112\frac{11}{12} olmuştur.

Başlangıçta CC tankında bulunan boya miktarı, CC tankının kapasitesinin yarısına eşit olduğuna göre; başlangıçta BB tankında bulunan boya miktarının, BB tankının kapasitesine oranı kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 79\frac{7}{9}

Cevap

Başlangıçta B tankındaki boya miktarının B tankının kapasitesine oranı 7/9'dur.
Denklemleri sırasıyla kurduğumuzda: Birinci aktarımdan sonra B dolduğu için VB=b+a/3V_B = b + a/3 ve A'da kalan 2a/32a/3 olur. İkinci aktarımdan sonra C dolduğu için VC=c+VB/3V_C = c + V_B/3 olur. Üçüncü aktarımdan sonra A'daki son miktar 2a/3+VC/4=11a/122a/3 + V_C/4 = 11a/12 olur. Buradan VC=aV_C = a elde edilir. Başlangıçta c=VC/2=a/2c = V_C/2 = a/2 olduğu için a=a/2+VB/3    VB=3a/2a = a/2 + V_B/3 \implies V_B = 3a/2 bulunur. VB=b+a/3V_B = b + a/3 denkleminde yerine konulduğunda 3a/2=b+a/3    b=7a/63a/2 = b + a/3 \implies b = 7a/6 elde edilir. Dolayısıyla başlangıçtaki boya miktarının kapasiteye oranı b/VB=(7a/6)/(3a/2)=7/9b / V_B = (7a/6) / (3a/2) = 7/9 olarak bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Tanklardaki başlangıç boya miktarlarını aa, bb, cc ve kapasiteleri VAV_A, VBV_B, VCV_C olarak tanımlayıp birinci aktarım denklemini yazalım.
AA'dan BB'ye a3\frac{a}{3} boya aktarıldığında BB dolmaktadır. Bu durumda BB'nin son durumdaki boya miktarı kapasitesine eşit olur: VB=b+a3V_B = b + \frac{a}{3}. AA'da kalan boya miktarı ise 23a\frac{2}{3}a olur.
Aktarım sonrasında B tankının tamamen dolduğu belirtilmiştir.
2
İkinci aktarım denklemini yazalım.
Tamamen dolu olan BB tankındaki (VBV_B) boyanın 13\frac{1}{3}CC'ye aktarıldığında CC dolmaktadır. Bu durumda CC'nin son boya miktarı kapasitesine eşit olur: VC=c+VB3V_C = c + \frac{V_B}{3}. BB'de kalan boya miktarı 23VB\frac{2}{3}V_B olur.
B tankındaki boyanın üçte birinin aktarılmasıyla C tankının tamamen dolduğu belirtilmiştir.
3
Üçüncü aktarım denklemini ve son durumdaki AA tankının oranını kullanarak VCV_C ile aa arasındaki ilişkiyi bulalım.
Tamamen dolu olan CC tankındaki (VCV_C) boyanın 14\frac{1}{4}AA'ya aktarılıyor. AA'daki son boya miktarı: 23a+VC4\frac{2}{3}a + \frac{V_C}{4} olur. Bu miktar başlangıçtaki aa miktarının 1112\frac{11}{12}'sine eşittir: 23a+VC4=1112a    VC4=1112a812a=312a=14a    VC=a\frac{2}{3}a + \frac{V_C}{4} = \frac{11}{12}a \implies \frac{V_C}{4} = \frac{11}{12}a - \frac{8}{12}a = \frac{3}{12}a = \frac{1}{4}a \implies V_C = a.
Son durumdaki A tankındaki boya miktarının başlangıca oranı 11/12 olarak verilmiştir.
4
Başlangıçtaki cc boya miktarını aa cinsinden bulalım ve VBV_B'yi hesaplayalım.
Başlangıçta c=12VCc = \frac{1}{2}V_C olarak verilmiştir. VC=aV_C = a olduğundan c=12ac = \frac{1}{2}a olur. İkinci adımdaki denklemde yerine yazarsak: a=12a+VB3    12a=VB3    VB=32aa = \frac{1}{2}a + \frac{V_B}{3} \implies \frac{1}{2}a = \frac{V_B}{3} \implies V_B = \frac{3}{2}a.
C tankındaki başlangıç boyasının kapasitesinin yarısı olduğu bilgisi kullanılmıştır.
5
Başlangıçtaki bb boya miktarını aa cinsinden bulalım ve istenen oranı hesaplayalım.
Birinci adımdaki denklemde VB=32aV_B = \frac{3}{2}a yazarsak: 32a=b+a3    b=32aa3=76a\frac{3}{2}a = b + \frac{a}{3} \implies b = \frac{3}{2}a - \frac{a}{3} = \frac{7}{6}a bulunur. İstenen oran: bVB=76a32a=7623=79\frac{b}{V_B} = \frac{\frac{7}{6}a}{\frac{3}{2}a} = \frac{7}{6} \cdot \frac{2}{3} = \frac{7}{9} olur.
Başlangıçtaki b miktarının B tankının kapasitesi olan V_B'ye oranı sorulmuştur.

Anahtar Kavram

Çok adımlı kesir problemlerinde transfer edilen miktarların hangi referans değer (kapasite, başlangıç miktarı, kalan miktar) üzerinden hesaplanacağını doğru belirlemek ve adımları tersten veya değişkenler arası oran kurarak takip etmek.

Alternatif Yöntem

Değişkenler arasında kolayca işlem yapabilmek için A tankındaki başlangıç boya miktarına a=12xa = 12x diyelim. Birinci transferden sonra A tankında 8x8x boya kalır. Son durumda A tankında 11x11x boya olduğuna göre, son transferle C tankından A'ya 3x3x boya gelmiştir. Bu miktar C'nin kapasitesinin 14\frac{1}{4}'ü olduğuna göre C tankının kapasitesi VC=12xV_C = 12x olur. C'nin başlangıçtaki miktarı c=VC/2=6xc = V_C/2 = 6x olur. C tankına B'den gelen boya miktarı 12x6x=6x12x - 6x = 6x'dir. Bu gelen miktar B'nin kapasitesinin 13\frac{1}{3}'ü olduğuna göre B'nin kapasitesi VB=18xV_B = 18x olur. B tankına A'dan gelen boya miktarı 12x/3=4x12x/3 = 4x'tir. B tankının dolması için 4x4x gerektiğine göre başlangıçtaki boya miktarı b=18x4x=14xb = 18x - 4x = 14x olur. İstenen oran ise b/VB=14x/18x=7/9b/V_B = 14x/18x = 7/9 olarak çok daha hızlı bir şekilde bulunur.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 1894Soru

I. Dünya Savaşı'nın başlarında Osmanlı Devleti'nin fiilen savaşa girmesine giden süreçte yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: Osmanlı-Alman Gizli İttifakı'nın imzalanması -> Goben ve Breslau gemilerinin Osmanlı'ya sığınması -> Kapitülasyonların tek taraflı kaldırıldığının ilan edilmesi -> Osmanlı donanmasının Rus limanlarını bombalaması -> İtilaf Devletleri'nin Osmanlı'ya savaş ilan etmesi.
Doğru kronolojik sıralama, olaylerin birbirinin nedeni ve sonucu olacak şekilde ilerlediği diplomatik ve askeri süreci yansıtmaktadır. İlk olarak Almanya ile 2 Ağustos'ta gizli bir ittifak yapılmış, bu ittifakın hemen ardından 10 Ağustos'ta Goben ve Breslau gemileri sığınmıştır. Osmanlı Devleti savaşa fiilen katılmadan önce, eylül ayında egemenlik haklarını korumak amacıyla kapitülasyonları kaldırdığını duyurmuştur. 29 Ekim'de donanmanın Rus limanlarını bombalaması savaşı fiilen başlatmış, bunun üzerine kasım ayı başında İtilaf Devletleri resmi savaş ilanıyla süreci hukuki boyuta taşımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk diplomatik ittifakın tespit edilmesi
Almanya ile yapılan gizli ittifak antlaşması (2 Ağustos 1914) sürecin başlangıcıdır.
Osmanlı yönetimi, savaşa girmeden hemen önce diplomatik yalnızlığını sonlandırmak amacıyla Almanya ile gizli anlaşma imzalamıştır.
2
Sığınma krizinin ve satın alma açıklamasının konumlandırılması
Goben ve Breslau gemilerinin sığınması (10 Ağustos 1914).
Bu gemilerin Osmanlı'ya sığınması ve ardından satın alındıklarının duyurulması, 2 Ağustos'taki gizli ittifakın fiili sahaya yansıyan ilk sonucudur.
3
Ekonomik bağımsızlık hamlesinin zamanının bulunması
Kapitülasyonların kaldırıldı��ının ilan edilmesi (9 Eylül 1914).
Osmanlı Devleti, Avrupa'da savaşın yayılmasını fırsat bilerek henüz savaşa fiilen katılmadan önce bu bağımsızlık hamlesini gerçekleştirmiştir.
4
Fiili savaşa giriş olayının belirlenmesi
Osmanlı donanmasının Rus limanlarını bombalaması (29 Ekim 1914).
Alman komutan Souchon idaresindeki donanmanın bu taarruzu, Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesine yol açan nihai askeri eylemdir.
5
Resmi savaş durumunun belirlenmesi
İtilaf Devletleri'nin savaş ilanları (Kasım 1914).
Karadeniz'deki saldırı sonrasında İtilaf Devletleri diplomatik ilişkileri kesmiş ve sırasıyla savaş ilan ederek süreci tamamlamıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na giriş kronolojisi ve nedensellik ilişkileri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 1895Soru

Felsefe terimi, etimolojik olarak 'philein' (sevmek, yönelmek) ve 'sophia' (bilgelik) kavramlarının bir araya gelmesiyle oluşur. Buradaki 'sevgi' (philia) sözcüğü, romantik bir duygu durumundan ziyade bir şeye duyulan yoğun ilgi, onu elde etme arzusu ve bu uğurda sarf edilen sürekli çabayı ifade eder. Dolayısıyla 'philosophia', bilgelik üzerinde tekel kurmak ya da ona sahip olduğunu iddia etmek yerine, bilgeliğe doğru kesintisiz bir yönelişi temsil eder.

Buna göre, felsefe teriminin kökenindeki bu anlamsal yapı dikkate alındığında, aşağıdaki durumlardan hangisi felsefi tavra en uygun örneği oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir düşünürün, ulaştığı kuramsal sonuçları nihai birer durak olarak görmeyip bu sonuçları yeni sorularla sürekli bir biçimde sorgulamaya ve aşmaya çalışması.

Cevap

Bir düşünürün, ulaştığı kuramsal sonuçları nihai birer durak olarak görmeyip bu sonuçları yeni sorularla sürekli bir biçimde sorgulamaya ve aşmaya çalışması.
Felsefe kelimesinin kökenindeki yönelim kavramı, nihai bir bilgiye sahip olmak yerine bilgiyi kesintisiz bir arayışla talep etmeyi ifade eder. Bu doğrultuda, ulaşılan kuramsal sonuçları son nokta olarak görmeyip onları sürekli sorgulamak, felsefenin özündeki arama ruhuna en uygun davranış örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen etimolojik köken bilgisini analiz etmek.
Felsefe teriminin 'philein' (sevmek/yönelmek) ve 'sophia' (bilgelik) kelimelerinden türediği, buradaki sevginin bilgeliğe sahip olmak değil, ona kesintisiz yönelmek anlamına geldiği belirlenir.
Soru kökündeki temel iddiayı ve kavramsal çerçeveyi anlamak için.
2
Seçenekleri felsefi tavrın 'bilgiyi arama süreci' olma özelliği açısından değerlendirmek.
Ulaşılan kuramsal sonuçları nihai görmeyip sürekli sorgulamaya devam etme seçeneğinin, bilgeliğe sahip olmak yerine ona yönelme tavrıyla birebir örtüştüğü görülür.
Paragraftaki 'bilgeliğe doğru kesintisiz bir yöneliş' ifadesini en iyi örneklendiren durumu saptamak için.

Anahtar Kavram

Felsefe, bilgeliğe sahip olma iddiası değil, bilgiyi sürekli arama ve ona yönelme sürecidir.
Soru 1896Soru

İnsanlar, çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla doğal çevreye müdahale etmekte ve bu durum doğal sistemlerde (kürelerde) değişimlere yol açmaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen insan müdahalelerini, öncelikle etkiledikleri doğal ortam unsurları (küreler) ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fosil yakıt kullanımının artması sonucu karbon döngüsünün bozularak küresel ısınmanın yaşanması
Dağlık engebeli alanlarda ulaşım ağını geliştirmek amacıyla tünel ve viyadüklerin yapılması
Tarımsal sulama ve enerji üretimi amacıyla akarsular üzerinde büyük barajların inşa edilmesi
Orman yangınları ve aşırı otlatma sonucu bazı bitki ve hayvan türlerinin neslinin tehlikeye girmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fosil yakıt kullanımı ile Atmosfer, tünel/viyadük yapımı ile Litosfer, baraj inşası ile Hidrosfer, tür çeşitliliğinin azalması ile Biyosfer eşleşir.
Doğru eşleştirmede; atmosferin yapısını bozan fosil yakıtlar hava küre ile, yeryüzü şekillerini değiştiren tüneller taş küre ile, su kaynaklarına yapılan müdahaleler su küre ile ve canlı yaşamını etkileyen orman tahribatı canlılar küresi ile eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk ifadedeki 'fosil yakıt kullanımı' ve 'küresel ısınma' kavramlarını analiz etmek.
Bu durum gazların atmosferdeki oranını değiştirdiği için Atmosfer (Hava Küre) ile eşleşir.
Atmosferin gaz dengesinin beşeri faaliyetlerle bozulması hava küreye yapılan bir müdahaledir.
2
İkinci ifadedeki 'tünel ve viyadük yapımı' faaliyetinin doğrudan yer şekilleri üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Bu durum yer kabuğuyla ilişkili olduğundan Litosfer (Taş Küre) ile eşleşir.
Ulaşım yolları açılırken yer şekillerinin değiştirilmesi taş küre üzerindeki beşeri müdahaleleri temsil eder.
3
Üçüncü ifadedeki 'akarsular üzerinde barajların inşa edilmesi' faaliyetini incelemek.
Bu durum doğrudan su kaynakları ve akarsu rejimi ile ilgili olduğundan Hidrosfer (Su Küre) ile eşleşir.
Baraj inşası ve akarsu yatağının değiştirilmesi su küre üzerindeki beşeri etkiler kapsamındadır.
4
Dördüncü ifadedeki 'bitki ve hayvan türlerinin neslinin tehlikeye girmesi' durumunu incelemek.
Canlı yaşamıyla doğrudan ilişkili olduğundan Biyosfer (Canlılar Küresi) ile eşleşir.
Flora ve faunada meydana gelen tahribatlar doğrudan canlılar küresini etkiler.

Anahtar Kavram

İnsanın doğal ortamlar (litosfer, atmosfer, hidrosfer, biyosfer) üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1897Soru

Lozan Barış Antlaşması sonrasında Türkiye ile Fransa arasında yaşanan önemli sorunlardan biri de Fransız sermayeli Adana-Mersin Demiryolu Hattı'nın Türk Hükümeti tarafından satın alınarak millileştirilmek istenmesidir. Fransa bu girişime kendi şirketinin çıkarlarını korumak adına sert tepki göstermiş ve konuyu diplomatik bir baskı unsuru olarak kullanmaya çalışmıştır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti, egemenlik haklarından ve iktisadi bağımsızlık ilkesinden taviz vermeyerek demiryolunu satın almış ve millileştirmiştir.

Buna göre, Adana-Mersin Demiryolu'nun satın alınma süreci ve yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, 1923-1932 dönemi Türk dış politikası ile ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik bağımsızlığı ve ulusal egemenliği güçlendirmeye yönelik adımların, dış ilişkilerde dönemsel anlaşmazlıklara yol açabildiği

Cevap

Ekonomik bağımsızlığı ve ulusal egemenliği güçlendirmeye yönelik adımların, dış ilişkilerde dönemsel anlaşmazlıklara yol açabildiği
Ekonomik bağımsızlığı ve ulusal egemenliği güçlendirmeye yönelik adımların, dış ilişkilerde dönemsel anlaşmazlıklara yol açabildiği seçeneği doğrudur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi sınırları içindeki yabancı yatırımları kamulaştırması egemenlik hakkı olup, bu durum hak sahibi olan devletlerle (örneğin Fransa) ilişkilerin gerilmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamın ve aktörlerin analiz edilmesi
Soruda 1923-1932 yılları arasında Türkiye ile Fransa arasında yaşanan Adana-Mersin Demiryolu'nun millileştirilmesi konusu ele alınmaktadır.
Tarihsel sürecin doğru kavranması ve dönemsel sınırların belirlenmesi için önemlidir.
2
Millileştirme eyleminin niteliğinin değerlendirilmesi
Yabancı bir şirkete ait demiryolunun satın alınması, kapitülasyon kalıntılarının temizlenmesi, ekonomik bağımsızlık (iktisadi bağımsızlık) ve ulusal egemenliğin pekiştirilmesine yönelik bir adımdır.
Atatürk dönemi dış politika ve ekonomi ilkeleri arasındaki bağın kurulmasını sağlar.
3
Eylemin dış politikadaki etkilerinin çözümlenmesi
Fransa'nın bu duruma sert tepki göstermesi, egemenlik adımlarının dış ilişkilerde dönemsel olarak anlaşmazlıklara ve diplomatik gerginliklere yol açtığını gösterir.
Soruda istenen ana fikre ve savunulabilecek yargıya ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Türk Dış Politikası (1923-1932)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1898Soru

Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyeti'ne ��ye olmuş; 1934'te Balkan Antantı'nın, 1937'de ise Sadabat Paktı'nın kurulmasına öncülük etmiştir.

Türkiye'nin 1932-1939 yılları arasında dış politikada attığı bu adımların ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaklaşan savaş tehlikesine karşı sınır güvenliğini korumak ve bölgesel barışı sağlamak

Cevap

Yaklaşan savaş tehlikesine karşı sınır güvenliğini korumak ve bölgesel barışı sağlamak
Milletler Cemiyeti üyeliği (1932), Balkan Antantı (1934) ve Sadabat Paktı (1937), II. Dünya Savaşı öncesinde İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Türkiye'nin sınırlarını güvence altına alma ve barışı koruma çabalarının birer sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Milletler Cemiyeti üyeliği, Balkan Antantı ve Sadabat Paktı gelişmelerinin tarih aralığını ve amacını belirleme.
Bu gelişmeler 1932-1939 yılları arasında, II. Dünya Savaşı öncesinde yükselen İtalyan ve Alman tehditlerine karşı güvenlik arayışları çerçevesinde gerçekleşmiştir.
Soruda verilen gelişmelerin hangi amaca hizmet ettiğini anlamak için dış politikadaki dönemsel tehditlerin analizi gerekir.
2
Ortak amacı yansıtan seçeneği tespit etme.
Söz konusu uluslararası ve bölgesel iş birliklerinin temel amacı, Türkiye'nin sınır güvenliğini korumak ve dünya barışına katkıda bulunmaktır.
Seçenekler arasında yer alan sınır güvenliği ve bölgesel barış ifadesi bu üç gelişmenin ortak paydasıdır.

Anahtar Kavram

1932-1939 yılları arası Türk dış politikasının güvenlik ve barış odaklı çok yönlü iş birliği arayışları.
Soru 1899Soru

Aslı ile Hakan'ın bugünkü yaşları farkı 1010'dur. Aslı, Hakan'dan büyüktür. 44 yıl önce ikisinin yaşları toplamı 2424 olduğuna göre, Aslı'nın bugünkü yaşı kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 21

Cevap

21
İki kişinin yaşları farkı sabittir ve zamanla değişmez. Dolayısıyla Aslı ile Hakan'ın 44 yıl önce de yaşları farkı 1010'dur. 44 yıl önceki yaşları toplamı 2424 olduğuna göre, bu dönemde büyük olan Aslı'nın yaşı 24+102=17\frac{24 + 10}{2} = 17 olur. Aslı'nın bugünkü yaşını bulmak için bu değere 44 ekleriz: 17+4=2117 + 4 = 21 elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişilerin bugünkü yaşlarını bilinmeyenler cinsinden belirleme.
Hakan'ın bugünkü yaşı xx olsun. Aslı, Hakan'dan büyük ve yaş farkı 1010 olduğu için Aslı'nın bugünkü yaşı x+10x + 10 olur.
Verilen yaş farkı ilişkisini matematiksel ifadeye dökmek amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
2
4 yıl önceki yaşlar�� bulma ve toplamlarını veren denklemi kurma.
44 yıl önce Hakan x4x - 4 yaşında, Aslı ise (x+10)4=x+6(x + 10) - 4 = x + 6 yaşındadır. Bu yaşların toplamı: (x4)+(x+6)=24(x - 4) + (x + 6) = 24 olur.
Geçmişteki yaşları bulmak için her iki kişinin yaşından da geçen yıl sayısı kadar eksiltme yapılır.
3
Denklemi çözerek bilinmeyeni ve Aslı'nın bugünkü yaşını bulma.
2x+2=242x=22x=112x + 2 = 24 \Rightarrow 2x = 22 \Rightarrow x = 11 (Hakan'ın bugünkü yaşı). Aslı'nın bugünkü yaşı: x+10=11+10=21x + 10 = 11 + 10 = 21 olarak bulunur.
Elde edilen birinci dereceden denklemin çözülmesiyle hedeflenen yaş değeri hesaplanır.

Anahtar Kavram

İki kişinin yaşları farkı yıllar geçse de değişmez. Geçen süre, gruptaki her bireyin yaşına aynı miktarda eklenir veya eksiltilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1900Soru

Aşağıda sol sütunda verilen levha tektoniği sınırları ile sağ sütunda yer alan sismik ve volkanik olayların genel özelliklerini en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Okyanusal ve karasal levhaların karşılaştığı dalma-batan (yitim) zonları
Okyanus ortası sırtlarını oluşturan uzaklaşan levha sınırları
Levhaların yatay doğrultuda birbirini sıyırdığı dönüşüm (transform) fay sınırları
Levha sınırlarından bağımsız, manto kökenli sıcak noktalar (hot spot)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Okyanusal-karasal dalma-batan zonları derin odaklı depremler ve patlamalı asidik volkanizma ile; okyanus ortası sırtları sığ odaklı depremler ve bazaltik yeni taban oluşumu ile; dönüşüm faylar volkanizmasız sığ tektonik depremler ile; sıcak noktalar ise kalkan biçimli volkan adaları ile eşleşir.
Dalma-batan zonlarının derin odaklı depremler ve asidik patlamalı volkanizma ile; uzaklaşan sınırların sığ odaklı depremler ve bazaltik yeni taban oluşumu ile; transform fayların volkanizmasız sığ tektonik depremler ile; sıcak noktaların ise kalkan biçimli volkan adaları ile eşleştirilmesi coğrafi ve jeolojik prensiplere tamamen uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Levha sınırlarının hareket yönlerini ve buna bağlı mekanik kuvvetleri belirlemek.
Yitim zonlarında çarpışma ve dalma, okyanus sırtlarında uzaklaşma-ayrılma, transform faylarda yanal sürtünme gerçekleşir.
Depremlerin odağını ve kabukta magmanın çıkış yollarını bu hareket mekanizmaları doğrudan belirler.
2
Magmanın kimyasal bileşimini ve yüzeye çıkış tarzını analiz etmek.
Mantodan doğrudan yükselen magma bazaltik (akışkan), kıtasal kabukla temas edip yükselen magma ise asidik (viskozitesi yüksek) özellik taşır.
Bu kimyasal fark, patlamalı veya sakin püskürme biçimlerini ortaya çıkarır.
3
Deprem odak derinlikleri ile levha etkileşimlerini eşleştirmek.
Dalma-batan levha boyunca yüzlerce kilometre derine inen Benioff zonu nedeniyle derin odaklı depremler oluşurken, diğer sınırlarda kırılmalar sığ odaklıdır.
Tektonik depremlerin odak derinliği, levhaların birbiriyle temas ettiği derinlik düzeyiyle ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Levha tektoniği sınırlarına bağlı sismik odak derinlikleri ve volkanik magma tiplerinin özellikleri
ÖncekiSayfa 95 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin