Endokrinoloji

539 soru

Soru 181Soru

3838 yaşında kadın hasta, yaklaşık bir yıldır devam eden yaygın kemik ağrısı ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünden uzun süredir devam eden steatore ve kilo kaybı olduğu öğreniliyor. Laboratuvar incelemelerinde serum kalsiyum düzeyi 8.3 mg/dL8.3 \text{ mg/dL}, fosfor düzeyi 2.1 mg/dL2.1 \text{ mg/dL}, alkalen fosfataz (ALP) düzeyi 380 U/L380 \text{ U/L} ve paratiroid hormon (PTH) düzeyi 160 pg/mL160 \text{ pg/mL} olarak saptanıyor. Kemik mineral yoğunluğu ölçümünde lomber vertebra ZZ-skoru 2.7-2.7 olarak raporlanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteomalazi

Cevap

Düşük kalsiyum ve fosfor ile birlikte yüksek ALP ve PTH düzeyleri görülen, proksimal kas güçsüzlüğü olan malabsorpsiyonlu hastada en olası tanı Osteomalazi'dir.
Hastanın biyokimyasal profilinde kalsiyum ve fosforun düşük olması, kemik mineralizasyonunun bozulduğunu gösterir. ALP yüksekliği artmış osteoblastik aktiviteyi (telafi çabası), PTH yüksekliği ise düşük kalsiyuma karşı gelişen sekonder hiperparatiroidizmi yansıtır. Steatore ve kilo kaybı öyküsü, D vitamini malabsorpsiyonunu destekler; bu klinik tablo osteomalazi için klasiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar değerlerini analiz et
Kalsiyum (8.3 mg/dL8.3 \text{ mg/dL}) ve fosfor (2.1 mg/dL2.1 \text{ mg/dL}) düşük; ALP (380 U/L380 \text{ U/L}) ve PTH (160 pg/mL160 \text{ pg/mL}) yüksektir.
Bu patern, mineralizasyon bozukluğuna bağlı sekonder hiperparatiroidizmi gösterir.
2
Klinik ipuçlarını değerlendir
Steatore, kilo kaybı ve proksimal kas güçsüzlüğü mevcuttur.
Malabsorpsiyon (steatore) D vitamini eksikliğine yol açarak osteomalaziye neden olur.
3
DEXA ve yaş ilişkisini yorumla
ZZ-skoru 2.7-2.7, kronolojik yaşa göre beklenenden düşük kemik yoğunluğunu ifade eder.
Premenopozal kadınlarda T-skoru yerine Z-skoru kullanımı tanısal açıdan daha doğrudur ve 2.0-2.0 altı değerler sekonder nedenleri düşündürür.

Anahtar Kavram

Osteomalazi laboratuvarında hipokalsemi, hipofosfatemi, ALP yüksekliği ve sekonder hiperparatiroidizm (PTH yüksekliği) görülür.
Soru 182Soru

Gebeliğinin 26.26. haftasında Gestasyonel Diyabetes Mellitus (GDM) tanısı alan ve gebelik sürecinde kan şekeri regülasyonu diyetle sağlanan 3030 yaşındaki kadın hasta, miadında sorunsuz bir doğum gerçekleştirdikten 88 hafta sonra kontrol amacıyla başvuruyor. Emzirmeye devam eden hastanın bilinen başka bir sistemik hastalığı yoktur. Bu aşamada hastanın glukoz metabolizması durumunu (kalıcı diyabet veya pre-diyabet varlığını) değerlendirmek için kılavuzlara göre yapılması önerilen en uygun tarama testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 7575 gram Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT)

Cevap

7575 gram Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT)
Gestasyonel Diyabetes Mellitus (GDM) öyküsü olan kadınlarda, doğumdan sonraki 4-12. haftalar arasında kalıcı diyabet veya pre-diyabet varlığını araştırmak için 7575 gram Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) yapılması önerilir. Bu test, hem açlık hem de tokluk (2. saat) değerlerini değerlendirdiği için bozulmuş glukoz toleransını (IGT) saptamada en duyarlı yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve risk faktörlerini belirle.
GDM öyküsü olan, postpartum 8.8. haftada (erken dönem) ve emziren bir hasta.
GDM öyküsü, ileride Tip 2 Diyabet gelişimi için majör bir risk faktörüdür ve doğum sonrası erken dönemde (4-12. hafta) mutlaka yeniden değerlendirme gerektirir.
2
Bu dönem için önerilen tarama testlerini değerlendir.
Kılavuzlar (ADA, TEMD), postpartum erken dönemde 7575 gram OGTT yapılmasını önerir.
Gebelik ve doğum sırasındaki kan kayıpları ve artmış eritrosit yapım-yıkımı nedeniyle HbA1c bu dönemde yanıltıcı olabilir. Açlık kan şekeri (APG) ise tek başına yeterli duyarlılığa sahip değildir.
3
Doğru seçeneği belirle.
7575 gram OGTT en uygun testtir.
Hem bozulmuş açlık glukozunu hem de bozulmuş glukoz toleransını en hassas şekilde tespit eden yöntemdir.

Anahtar Kavram

Postpartum GDM Taraması
Soru 183Soru

1414 yaşında bir erkek çocuk; dilde ve dudaklarda çok sayıda nodüler lezyon (mukozal nöromlar) ile uzun ince parmaklar ve ekstremiteler (Marfanoid vücut yapısı) nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede tiroid sol lobda 1.51.5 cm'lik sert bir nodül palpe ediliyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsitonin düzeyi 640640 pg/mL (N: <10<10) olarak saptanıyor. Bu hastada tiroid cerrahisi planlanmadan önce yapılması gereken en öncelikli adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plazma serbest metanefrinleri veya 2424 saatlik idrar metanefrinlerinin ölçümü

Cevap

Plazma serbest metanefrinleri veya 2424 saatlik idrar metanefrinlerinin ölçümü
Hastanın klinik tablosu (mukozal nöromlar, Marfanoid habitus ve yüksek kalsitonin) MENMEN 2B2B sendromunu kesin olarak düşündürmektedir. MENMEN 22 sendromlarının (hem 2A2A hem 2B2B) yönetiminde altın kural, eşlik edebilecek feokromositomanın cerrahi öncesi mutlaka dışlanmasıdır. Bu amaçla ilk adım metanefrin düzeylerinin ölçülmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (mukozal nöromlar, Marfanoid yapı) ve laboratuvarın (yüksek kalsitonin) sentezlenmesi.
Hastada Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2B2B (MENMEN 2B2B) sendromu ve Medüller Tiroid Karsinomu (MTKMTK) olduğu saptanır.
MENMEN 2B2B klinik olarak nöromlar ve iskelet anomalileri ile karakterizedir.
2
Eşlik eden diğer endokrin patolojilerin risk değerlendirmesinin yapılması.
MENMEN 2B2B hastalarında yaklaşık %5050 oranında feokromositoma görülebilir.
MENMEN 22 sendromlarında MTKMTK ve feokromositoma birlikteliği kuraldır.
3
Cerrahi öncesi güvenlik protokolünün uygulanması.
Herhangi bir cerrahi girişimden önce feokromositoma ekarte edilmelidir.
Tanısı konulmamış bir feokromositoma, anestezi ve cerrahi sırasında ölümcül hipertansif krizlere yol açabilir.

Anahtar Kavram

MEN 2 sendromu olan hastalarda, medüller tiroid karsinomu ne kadar agresif olursa olsun, feokromositoma taranmadan ve (varsa) tedavi edilmeden cerrahi yapılamaz.
Soru 184Soru

7272 yaşında erkek hasta; yakınları tarafından bilinç bulanıklığı ve uyandırılamama şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde 1010 yıl önce radyoaktif iyot tedavisi aldığı ve levotiroksin kullandığı ancak son 11 yıldır ilaçlarını bıraktığı öğreniliyor. Fizik muayenede; genel durum kötü, stupor tablosunda, vücut ısısı 34.234.2 °C, nabız 4848/dakika, kan basıncı 90/6090/60 mmHg saptanıyor. Cilt kuru ve kaba, periorbital ödem mevcut.

Laboratuvar incelemesinde:

TetkikSonuçReferans Aralık
TSH8282 mU/L0.44.00.4 - 4.0
Serbest T40.20.2 ng/dL0.81.80.8 - 1.8
Sodyum128128 mEq/L135145135 - 145
Glukoz6565 mg/dL7010070 - 100

Bu hastanın acil yönetiminde levotiroksin replasmanına ek olarak yapılması gereken en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz hidrokortizon uygulanması

Cevap

İntravenöz hidrokortizon uygulanması
Miksödem koması tablosundaki hastalarda azalmış adrenal rezerv veya eşlik eden sekonder adrenal yetmezlik riski nedeniyle, tiroid hormonu replasmanı öncesinde veya replasmanla beraber intravenöz hidrokortizon verilmelidir. Tiroid hormonları metabolik hızı artırarak mevcut kortizolün daha hızlı yıkılmasına neden olur ve bu durum adrenal kriz gelişimini tetikleyebilir. Bu nedenle, doğru yaklaşım intravenöz hidrokortizon uygulanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının sentezlenmesi
Hipotermi, bradikardi, hipotansiyon ve stupor tablosuna eşlik eden derin primer hipotiroidi (yüksek TSH, düşük sT4) bulguları ile 'Miksödem Koması' tanısı konur.
Acil müdahale gerektiren hayatı tehdit edici tabloyu tanımlamak için gereklidir.
2
Eşlik eden endokrin yetmezliklerin değerlendirilmesi
Miksödem komasında sekonder adrenal yetmezlik eşlik edebilir veya tiroid replasmanı adrenal rezervi hızla tüketerek krize yol açabilir.
Tiroid hormonlarının metabolizmayı hızlandırıcı etkisi adrenal krizi tetikleyebilir.
3
Tedavi önceliklerinin belirlenmesi
Levotiroksin replasmanından önce veya replasmanla eş zamanlı olarak 100100 mg intravenöz hidrokortizon uygulanır.
Hastanın adrenal kriz nedeniyle kaybedilmesini önlemek temel önceliktir.

Anahtar Kavram

Miksödem koması yönetiminde adrenal kriz riskini önlemek için ampirik glukokortikoid desteği şarttır.

Alternatif Yöntem

Bazı klinik yaklaşımlarda başlangıçta IV levotiroksine ek olarak düşük doz IV liotironin (T3) eklenmesi düşünülse de, hidrokortizon desteği her zaman değişmez bir önceliktir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 185Soru

4242 yaşında kadın hasta, çarpıntı ve terleme şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde serbest T3T3 ve serbest T4T4 düzeyleri yüksek, TSHTSH düzeyi ise 3.83.8 mIU/LmIU/L (N: 0.44.00.4-4.0) olarak saptanıyor. Bu hastada TSH salgılayan hipofiz adenomu (TSHoma) tanısını, tiroid hormon direnci sendromundan (RTH) ayırt etmek için aşağıdakilerden hangisinin saptanması en değerlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum serbest alfa-subünit (αGSUα-GSU) düzeyinin artmış olması

Cevap

Serum serbest alfa-subünit (αGSUα-GSU) düzeyinin artmış olması, TSH salgılayan hipofiz adenomunu tiroid hormon direncinden ayırmada en değerli parametrelerden biridir.
TSH salgılayan hipofiz adenomları (TSHoma), glikoprotein yapısındaki TSH'ın yanı sıra sıklıkla serbest alfa-subünit (αGSUα-GSU) de üretirler. Serbest alfa-subünit düzeyinin yüksekliği ve αGSU/TSHα-GSU/TSH molar oranının >1>1 olması, hipofizdeki lezyonun otonom karakterini gösteren ve tiroid hormon direnci sendromundan (RTH) ayrılmasını sağlayan en spesifik biyokimyasal bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın biyokimyasal profilini analiz et.
Yüksek serbest tiroid hormonlarına rağmen baskılanmamış TSH varlığı, 'Uygunsuz TSH Salınımı Sendromu' (SITSH) olarak tanımlanır.
Primer hipertiroidide TSH baskılanmış olmalıydı; bu tablo TSHoma veya RTH ayrımını gerektirir.
2
Hipofiz otonomisini ve periferik duyarlılığı değerlendir.
TSHoma'da hipofizden kontrolsüz salınım (alfa-subünit artışı) ve periferik dokularda hipertiroidi etkisi (SHBG artışı) beklenir.
RTH'da ise hem hipofizde hem de periferik dokularda (karaciğer gibi) direnç söz konusudur.
3
Spesifik ayırıcı testleri karşılaştır.
Alfa-subünit yüksekliği ve TRH yanıtının olmaması TSHoma lehine en güçlü kanıtlardır.
Bu belirteçler adenomun otonom doğasını doğrular.

Anahtar Kavram

Uygunsuz TSH Salınımı Sendromu (SITSH) Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 186Soru

Halsizlik ve hafif kalsiyum yüksekliği nedeniyle tetkik edilen iki farklı kadın hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda karşılaştırmalı bir tablo olarak sunulmuştur:

ParametreHasta 1 (5252 yaş)Hasta 2 (4848 yaş)Referans Aralığı
Serum Kalsiyum (mg/dLmg/dL)11.111.110.810.88.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor (mg/dLmg/dL)2.32.32.72.72.54.52.5 - 4.5
Serum PTH (pg/mLpg/mL)1251259090156515 - 65
2424 sa. İdrar Kalsiyumu (mg/gu¨nmg/gün)3603607575100300100 - 300

Bu laboratuvar verileri dikkate alındığında, Hasta 1 ve Hasta 2 için en olası klinik tanılar aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer hiperparatiroidizm - Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi

Cevap

Hasta 1 için primer hiperparatiroidizm, Hasta 2 için ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi
Laboratuvar bulguları incelendiğinde, her iki hastada da 'PTH bağımlı hiperkalsemi' tablosu mevcuttur. Hasta 1'de idrar kalsiyumunun yüksek olması (>200>200 mg/gün), kalsiyumun böbrekten atılımının devam ettiğini gösterir ki bu durum primer hiperparatiroidizm için tipiktir. Hasta 2'de ise idrar kalsiyumunun düşük olması (<100<100 mg/gün), böbreklerin kalsiyumu aşırı geri emdiğini gösterir ve bu durum kalsiyum duyarlı reseptör (CaSR) mutasyonu ile seyreden ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi (FHH) tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Serum kalsiyum ve PTH düzeylerini değerlendir.
Her iki hastada da hiperkalsemiye eşlik eden yüksek PTH düzeyleri saptanmıştır.
Yüksek kalsiyum ile birlikte baskılanmamış PTH, paratiroid kaynaklı bir patolojiyi (primer HPT veya FHH) düşündürür.
2
2424 saatlik idrar kalsiyum atılımını analiz et.
Hasta 1'de idrar kalsiyumu yüksek (360360 mg/gün), Hasta 2'de ise düşüktür (7575 mg/gün).
Primer hiperparatiroidizmde kalsiyumun idrarla atılımı genellikle artarken, FHH'de böbrekteki kalsiyum reseptör mutasyonu nedeniyle kalsiyum geri emilimi artar ve idrar kalsiyumu düşer.
3
Klinik tanıları birleştir.
Hasta 1: Primer Hiperparatiroidizm; Hasta 2: FHH.
İdrar kalsiyum atılımı bu iki klinik tabloyu ayırt etmede en önemli kriterdir.

Anahtar Kavram

Hiperkalsemiye eşlik eden yüksek PTH durumunda primer hiperparatiroidizm ile ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi (FHH) ayrımı 2424 saatlik idrar kalsiyumu veya kalsiyum/kreatinin klirens oranı ile yapılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 187Soru

4545 yaşında erkek hasta, yaygın vücut ağrısı, kas güçsüzlüğü ve yürüme zorluğu şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Öyküsünden 2020 yıldır epilepsi tanısıyla fenitoin tedavisi aldığı öğreniliyor. Fizik muayenede proksimal kas gücünde azalma (4/5) ve kostalarda palpasyonla hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkikleri aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum8.28.2 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor2.12.1 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Alkalen Fosfataz (ALP)550550 U/L4015040 - 150
Parathormon (PTH)120120 pg/mL156515 - 65
25-OH Vitamin D77 ng/mL>30> 30
Kreatinin0.80.8 mg/dL0.71.20.7 - 1.2

Hastaya yapılan kemik mineral yoğunluğu (DEXA) ölçümünde L1-L4 T-skoru 3.1-3.1 olarak bulunuyor.

Buna göre, bu hastanın kemik dokusunun histopatolojik incelemesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteoid doku miktarında artış ve mineralizasyon süresinde belirgin uzama

Cevap

Osteoid doku miktarında artış ve mineralizasyon süresinde belirgin uzama
Hastadaki tablo, uzun süreli fenitoin kullanımına bağlı gelişen D vitamini eksikliği ve buna sekonder Osteomalazi tablosudur. Fenitoin, karaciğerde mikrozomal enzimleri indükleyerek D vitamininin inaktif metabolitlere yıkımını hızlandırır. Osteomalazinin temel histopatolojik özelliği, osteoid adı verilen organik kemik matriksinin sentezlenmeye devam etmesi ancak kalsiyum ve fosfor yetersizliği nedeniyle mineralize olamamasıdır. Bu durum biyopside osteoid doku hacminde artış ve mineralizasyon lag time (gecikme süresi) uzaması olarak görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve risk faktörlerini analiz et.
45 yaşında erkek, uzun süreli antiepileptik (fenitoin) kullanımı, kemik ağrısı ve proksimal miyopati.
Fenitoin gibi antiepileptikler sitokrom P450 enzimlerini indükleyerek D vitamini katabolizmasını artırır ve eksikliğe yol açar.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla.
Hipokalsemi, Hipofosfatemi, Yüksek ALP, Yüksek PTH (Sekonder), Çok düşük D vitamini.
D vitamini eksikliği bağırsaktan kalsiyum ve fosfor emilimini bozar. Düşen kalsiyum PTH'yı uyarır (sekonder hiperparatiroidizm). PTH kemikten kalsiyum çeker ve böbrekten fosfor atılımını artırır (fosfatüri), bu da hipofosfatemiye ve mineralizasyon bozukluğuna yol açar.
3
Tanıyı koy ve histopatolojik karşılığını belirle.
Tanı: Osteomalazi. Histopatoloji: Mineralize olmamış osteoid doku artışı.
Osteomalazinin temel patolojisi, kemik matriksinin (osteoid) sentezlenmesi ancak kalsiyum-fosfor çarpımının düşüklüğü nedeniyle yeterince mineralize olamamasıdır. Bu durum biyopside genişlemiş osteoid dikişleri (seams) olarak görülür.

Anahtar Kavram

Antiepileptik kullanımına bağlı D vitamini eksikliği ve gelişen osteomalazinin histopatolojik özellikleri.
Soru 188Soru

1919 yaşında bir erkek hasta, çocukluk yaşlarından itibaren dirsek ve dizlerinde görülen tüberöz ksantomlar ve 1212 yaşında geçirilmiş miyokard enfarktüsü öyküsü ile başvuruyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde total kolesterol 780780 mg/dL, LDLLDL kolesterol 710710 mg/dL ve trigliserid 120120 mg/dL saptanıyor. Her iki ebeveyninde de erken yaşta koroner arter hastalığı ve belirgin hiperkolesterolemi öyküsü mevcut olan hastaya yapılan genetik analiz sonucunda, LDLLDL reseptör geni için her iki alelde de 'null' mutasyon (tam fonksiyon kaybı) taşıdığı doğrulanıyor.

Bu hasta için, etki mekanizması LDLLDL reseptör ekspresyonu veya fonksiyonundan tamamen bağımsız olan ve plazma LDLLDL düzeylerini düşürmede en etkili olması beklenen tedavi seçeneği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evinacumab

Cevap

Evinacumab, ANGPTL3ANGPTL3 (anjiyopoietin benzeri protein 33) inhibitörü olarak, LDLLDL reseptör fonksiyonundan bağımsız bir mekanizmayla LDLLDL kolesterolü düşürebilen en uygun seçenektir.
Doğru yanıt olan seçenek, anjiyopoietin benzeri protein 33 (ANGPTL3ANGPTL3) inhibitörü olan bir monoklonal antikordur. ANGPTL3ANGPTL3, normalde endotelyal lipaz ve lipoprotein lipazı inhibe eden bir proteindir. Bu ajan ile ANGPTL3ANGPTL3 inhibe edildiğinde, özellikle endotelyal lipaz aktivitesi artar. Endotelyal lipazın artması, VLDLVLDL prekürsörlerinin ve LDLLDL partiküllerinin LDLLDL reseptöründen tamamen bağımsız bir yolak üzerinden plazmadan temizlenmesini sağlar. Bu benzersiz mekanizma sayesinde, 'null' mutasyonu olan (hiç reseptör fonksiyonu olmayan) homozigot ailesel hiperkolesterolemi hastalarında LDLLDL düzeylerinde %4545-5050 oranında ek düşüş sağlayabilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve genetik verilerini analiz edin.
Hasta, 'null' mutasyona (tam fonksiyon kaybı) sahip homozigot ailesel hiperkolesterolemi (HoAH) tanısına sahiptir.
Bu durumda hepatosit yüzeyinde işlevsel LDLLDL reseptörü bulunmamaktadır.
2
Seçeneklerdeki ilaçların etki mekanizmalarını değerlendirin.
Alirocumab, Evolocumab, Inclisiran ve Bempedoic asit; temel olarak LDLLDL reseptör sayısını veya aktivitesini artırarak etki ederler.
Fonksiyonel reseptör yokluğunda bu ilaçların LDLLDL düşürücü etkisi minimaldir veya yoktur.
3
Evinacumab'ın etki mekanizmasını inceleyin.
Evinacumab, ANGPTL3ANGPTL3 proteinini inhibe ederek endotelyal lipaz (EL) üzerindeki baskıyı kaldırır.
Artan EL aktivitesi, VLDLVLDL ve LDLLDL partiküllerinin LDLLDL reseptöründen bağımsız yollarla katabolize edilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Homozigot ailesel hiperkolesterolemide (HoAH) 'null' mutasyon varlığında LDLLDL reseptör bağımlı tedaviler (statin, PCSK9PCSK9 inh, ezetimib) yetersiz kalırken, ANGPTL3ANGPTL3 inhibitörleri reseptörden bağımsız temizlenme sağlar.

Daha Fazla Pratik

Homozigot ailesel hiperkolesterolemide LDLLDL reseptör bağımsız diğer bir yöntem olan 'lipoprotein aferezi' ve 'MTP inhibitörü' (Lomitapid) kullanımını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 189Soru

2828 yaşında erkek hasta, son 66 aydır libido kaybı ve erektil disfonksiyon şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde sekonder seks karakterlerinin doğal olduğu görülüyor, jinekomastisi saptanmıyor ve testis hacimleri bilateral 1212 ml olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde saptanan bulgular aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralık
Total Testosteron180180 ng/dL3001000300 - 1000
LH1,21,2 mIU/mL2122 - 12
FSH1,51,5 mIU/mL1121 - 12
Prolaktin240240 ng/mL<20< 20

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prolaktinoma

Cevap

Düşük testosteron ve gonadotropinler ile birlikte saptanan belirgin hiperprolaktinemi nedeniyle en olası tanı Prolaktinoma'dır.
Hastada saptanan düşük testosteron düzeyine karşın LH ve FSH'ın yükselmemiş olması (sekonder hipogonadizm) ve eşlik eden belirgin prolaktin yüksekliği (>200>200 ng/mL), GnRH sekresyonunun baskılanmasına bağlı gelişen bir prolaktinomayı en güçlü tanı haline getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Testosteron düzeyini analiz et.
Total testosteron 180180 ng/dL (Düşük).
Hastanın semptomlarının hipogonadizm ile uyumlu olduğunu doğrulamak için gereklidir.
2
Gonadotropin (LH/FSH) düzeylerini değerlendir.
LH ve FSH düzeyleri düşük/normal aralıkta saptandı.
Düşük testosterona rağmen yükselmeyen gonadotropinler, tablonun sekonder (hipogonadotropik) hipogonadizm olduğunu gösterir.
3
Etiyolojik faktörü (Prolaktin) belirle.
Prolaktin 240240 ng/mL (Yüksek).
Hiperprolaktinemi, GnRH salınımını baskılayarak sekonder hipogonadizme yol açan önemli bir nedendir ve bu düzeydeki bir yükseklik genellikle bir adenom (prolaktinoma) ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Sekonder (hipogonadotropik) hipogonadizm ve hiperprolaktinemi ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Hiperprolaktinemiye bağlı gelişen hipogonadizmde ilk adımın medikal tedavi (dopamin agonistleri) olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 190Soru

5858 yaşında erkek hasta, 1212 yıldır son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle haftada üç gün hemodiyalize girmektedir. Son kontrollerinde kemik ağrısı ve medikal tedaviye dirençli şiddetli kaşıntı tanımlayan hastanın laboratuvar değerleri aşağıdadır:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Serum Kalsiyum11.211.2 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor7.17.1 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Serum PTH16501650 pg/mL106510 - 65
Alkalen Fosfataz480480 U/L3012030 - 120
Serum Albümin4.04.0 g/dL3.55.03.5 - 5.0

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tersiyer hiperparatiroidizm

Cevap

Tersiyer hiperparatiroidizm (Paratiroid bezlerinde otonom nodüler hiperplazi gelişimi)
Tersiyer hiperparatiroidizm, kronik böbrek yetmezliği zemininde gelişen sekonder hiperparatiroidizmin uzun sürmesi sonucu paratiroid bezlerinin poliklonal hiperplaziden monoklonal otonom nodüllere dönüşmesi durumudur. Bu hastada olduğu gibi hiperkalsemi, hiperfosfatemi ve aşırı yüksek PTH düzeyleri ile karakterizedir. Yüksek ALP düzeyi de artmış kemik yıkımını (yüksek döngülü kemik hastalığı) desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve fosfor düzeylerini analiz et
Kalsiyum 11.211.2 mg/dL (Yüksek), Fosfor 7.17.1 mg/dL (Yüksek)
Diyaliz hastalarında genellikle kalsiyum düşük/normal, fosfor ise yüksektir. Kalsiyum yüksekliği otonom bir süreci işaret eder.
2
PTH ve ALP düzeylerini değerlendir
PTH 16501650 pg/mL (Çok yüksek), ALP 480480 U/L (Yüksek)
Yüksek kemik döngüsünü (Osteitis fibrosa cystica) gösterir. PTH'nın hedef değerlerin (üst sınırın 2-9 katı) çok üzerinde olması tanıyı destekler.
3
Klinik belirtilerle korelasyon kur
Kaşıntı ve kemik ağrısı
Kontrolsüz hiperparatiroidizm ve kalsiyum-fosfor çarpımının yüksekliği bu semptomlara yol açar.

Anahtar Kavram

Kronik böbrek yetmezliğinde sekonder hiperparatiroidizmden tersiyer hiperparatiroidizme geçişin en önemli göstergesi hiperkalsemi gelişmesidir.

Daha Fazla Pratik

Tersiyer hiperparatiroidizm tedavisi için cinacalcet kullanımı ve cerrahi endikasyonları gözden geçirilmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 191Soru

29 yaşında kadın hasta, son 6 aydır giderek artan tüylenme, ses kalınlaşması ve adet görememe şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede vücut genelinde kaba kıllanma (hirsutizm), temporal bölgede saç dökülmesi ve klitoromegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum Total Testosteron düzeyi 240 ng/dL (N: 15-70), DHEAS düzeyi normal sınırlarda saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sertoli-Leydig hücreli tümör

Cevap

Sertoli-Leydig hücreli tümör
Hastadaki tablo basit bir tüylenme artışı (hirsutizm) değil, ses kalınlaşması ve klitoromegali ile giden 'virilizasyon' tablosudur. Virilizasyon varlığı ve kısa sürede (6 ay) hızlı gelişim, androjen salgılayan bir tümörü güçlü şekilde telkin eder. Laboratuvar ayrımında DHEAS kritik öneme sahiptir. DHEAS sadece adrenal bezden salgılanan bir androjendir. Hastada Total Testosteron tümör düzeyinde (>200 ng/dL) yüksekken, DHEAS'ın normal olması, androjen kaynağının adrenal bez olmadığını, dolayısıyla over kaynaklı olduğunu (Sertoli-Leydig hücreli tümör) gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (hızlı başlangıç, ses kalınlaşması, klitoromegali) değerlendir.
Bu bulgular basit hirsutizm değil, 'Virilizasyon' olduğunu gösterir. Virilizasyon neredeyse her zaman androjen salgılayan bir tümörü (Ovaryan veya Adrenal) işaret eder.
Virilizasyon ayrımı tümör şüphesi için kritiktir.
2
Laboratuvar sonuçlarını (Total Testosteron ve DHEAS) analiz et.
Total Testosteron >200 ng/dL olması tümör tanısını destekler. DHEAS'ın normal olması, kaynağın adrenal bez olmadığını gösterir.
DHEAS sadece adrenal bezden salgılanır; normal olması adrenal tümörü dışlar.
3
Bulguları birleştirerek kaynağı belirle.
Virilizasyon + Yüksek Testosteron + Normal DHEAS = Ovaryan kaynaklı tümör (Sertoli-Leydig hücreli tümör).
Ovaryan tümörler DHEAS salgılamaz, sadece testosteron üretir.

Anahtar Kavram

Kadınlarda virilizasyon varlığında ayırıcı tanı: Yüksek Testosteron ve Normal DHEAS tablosu ovaryan kaynaklı tümörleri (Sertoli-Leydig), Yüksek DHEAS ise adrenal kaynaklı tümörleri düşündürür.

İpuçları

1
Hastadaki 'ses kalınlaşması' ve 'klitoromegali' bulguları basit bir tüylenme artışından fazlasını, yani 'virilizasyon' olduğunu gösterir.
2
Virilizasyon varlığı neredeyse her zaman bir tümörü işaret eder. Tümörün yerini (Over vs Adrenal) ayırt etmek için DHEAS düzeyine bakın.
3
DHEAS sadece adrenal bezden salgılanır. Testosteron çok yüksek ama DHEAS normalse, sorun adrenal bezde olamaz; over kaynaklıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 192Soru

1818 yaşında kadın hasta; hiç adet görmeme ve ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişmemesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 175/105175/105 mmHgmmHg, boyu yaşıtlarına göre uzun ve Tanner evre 11 meme gelişimi saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum potasyum düzeyi 2.72.7 mEq/LmEq/L, plazma renin aktivitesi ve aldosteron düzeyleri ise belirgin olarak baskılanmış bulunuyor. Bu hastada aşağıdaki biyokimyasal değişikliklerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plazma 11-deoksikortikosteron (DOC) düzeyinde artış

Cevap

Plazma 11-deoksikortikosteron (DOC) düzeyinde artış saptanması en olası bulgudur.
Hastada görülen primer amenore ve ikincil cinsiyet özelliklerinin yokluğu, östrojen ve androjen sentezindeki bloğu gösterir. Eşlik eden hipertansiyon ve hipokalemi ise mineralokortikoid fazlalığını işaret eder. 17-alfa-hidroksilaz enzimi bloke olduğunda, pregnenolon ve progesteron 17-hidroksilasyon yoluna giremez ve mineralokortikoid yolu olan 11-deoksikortikosteron (DOC) ve kortikosteron sentezine kayar. DOC güçlü bir mineralokortikoiddir; birikimi hipertansiyon ve hipokalemiye neden olurken, negatif geri bildirimle renin ve dolayısıyla aldosteron düzeylerini baskılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Primer amenore, seksüel infantilizm (Tanner 1), hipertansiyon ve hipokalemi.
Hipertansiyonlu bir hastada seksüel gelişim geriliği olması, androjen ve östrojen sentezini engelleyen ancak mineralokortikoid yolunu açık bırakan bir enzim defektini (17-alfa-hidroksilaz) düşündürür.
2
Hormonal aksı değerlendir
Düşük renin ve düşük aldosteron varlığında mineralokortikoid etkisi.
Bu tablo, aldosteron dışı bir mineralokortikoidin (DOC) arttığını doğrular.
3
Enzim bloğunu doğrula
17-alfa-hidroksilaz (CYP17A1) eksikliği.
Bu enzim hem 17-hidroksilasyon (kortizol yolu) hem de 17,20-liyaz (androjen yolu) aktivitelerinden sorumludur. Eksikliğinde sadece mineralokortikoid yolu (progesteron → DOC → kortikosteron) çalışır.

Anahtar Kavram

17-alfa-hidroksilaz eksikliği, konjenital adrenal hiperplazinin hipertansiyon ve hipogonadizm ile seyreden nadir bir formudur.

Daha Fazla Pratik

11-beta-hidroksilaz eksikliği ile 17-alfa-hidroksilaz eksikliğinin ayırıcı tanısında androjen düzeylerinin (virilizasyon vs. infantilizm) önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 193Soru

5050 yaşında erkek hasta, rutin sağlık taramasında değerlendiriliyor. Hastanın fizik muayene ve laboratuvar tetkik sonuçları şu şekildedir:

- Bel çevresi: 106106 cm
- Trigliserid: 165165 mg/dL
- HDL kolesterol: 4444 mg/dL
- Kan basıncı: 125/80125/80 mmHg
- Açlık plazma glukozu: 9292 mg/dL

Bu hastada National Cholesterol Education Program Adult Treatment Panel III (NCEP ATP III) kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı konulabilmesi için aşağıdaki bulgulardan hangisinin eşlik etmesi yeterlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Açlık plazma glukozunun 105105 mg/dL olması

Cevap

Açlık plazma glukozunun 105105 mg/dL olması, hastanın mevcut kriterlerine (bel çevresi ve trigliserid) üçüncü bir kriter ekleyerek metabolik sendrom tanısını kesinleştirir.
NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı için bel çevresi (E>102102 cm), TG (150\geq 150 mg/dL), HDL (E<4040 mg/dL), KB (130/85\geq 130/85 mmHg) ve Açlık Glukozu (100\geq 100 mg/dL) parametrelerinden üçünün varlığı gereklidir. Sorudaki hastada bel çevresi ve TG yüksekliği mevcuttur (22 kriter). Açlık glukozunun 105105 mg/dL olması (100100 mg/dL eşiğinin üzeri) üçüncü kriteri tamamlayarak tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut verilerini NCEP ATP III kriterlerine göre analiz et.
Bel çevresi (106106 cm > 102102 cm) ve Trigliserid (165165 mg/dL 150\geq 150 mg/dL) olmak üzere hastada 22 kriter mevcuttur.
Tanı için 55 kriterden en az 33 tanesinin karşılanması gerekir.
2
Eksik olan kriterlerin eşik değerlerini hatırla.
HDL < 4040 mg/dL (erkek), Kan Basıncı 130/85\geq 130/85 mmHg veya Açlık Glukozu 100\geq 100 mg/dL.
Tanıyı tamamlamak için bu üç parametreden birinin eşik değeri geçmesi gerekir.
3
Seçenekleri bu eşik değerlerle karşılaştır.
Açlık plazma glukozunun 105105 mg/dL olması (105100105 \geq 100) tanı kriterini sağlar.
Diğer seçeneklerdeki değerler (kan basıncı 128/84128/84 veya HDL 4141) ilgili parametrelerin tanısal eşik değerlerinin altında veya dışındadır.

Anahtar Kavram

NCEP ATP III Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 194Soru

48 yaşında kadın hasta, boynunda fark ettiği şişlik şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde tiroid sağ lobunda palpe edilen nodül nedeniyle istenen ultrasonografide; sağ lobda 2 cm2\text{ cm} çapında, hipoekoik özellikli solid bir nodül saptanıyor. Hastanın laboratuvar tetkiklerinde serum TSH düzeyi 2.1 mIU/L2.1\text{ mIU/L} (Normal: 0.44.0 mIU/L0.4 - 4.0\text{ mIU/L}) olarak bulunuyor. Bu hastada bir sonraki en uygun yönetim basamağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnce iğne aspirasyon biyopsisi

Cevap

İnce iğne aspirasyon biyopsisi
Tiroid nodülü saptanan bir hastada ilk yapılması gereken tetkik TSH ölçümüdür. Eğer TSH düzeyi normal veya yüksek ise, nodül boyutu 1 cm1\text{ cm}'den büyükse (veya şüpheli USG bulguları varsa) doğrudan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) yapılmalıdır. Bu vakada nodül 2 cm2\text{ cm} olduğu ve TSH normal saptandığı için en uygun bir sonraki adım biyopsidir.

Adım Adım Çözüm

1
Serum TSH düzeyinin değerlendirilmesi
TSH düzeyi 2.1 mIU/L2.1\text{ mIU/L} ile normal sınırlarda saptandı.
Tiroid nodülü saptanan her hastada ilk basamak TSH ölçümüdür; çünkü bu sonuç sonraki adımı belirler.
2
Nodül özelliklerinin ve boyutunun kontrol edilmesi
Nodül 2 cm2\text{ cm} çapında, solid ve hipoekoiktir.
1 cm'den büyük solid nodüller veya ultrasonografik olarak şüpheli özellik taşıyan nodüller biyopsi endikasyonu taşır.
3
Yönetim planının belirlenmesi
TSH normal olduğu için sintigrafiye gerek duyulmadan doğrudan biyopsi planlanır.
TSH normal veya yüksekse nodülün fonksiyonel (sıcak) olma ihtimali düşüktür, bu nedenle malignite ekarte edilmelidir.

Anahtar Kavram

Tiroid nodülü yönetiminde normal TSH varlığında biyopsi endikasyonu

Alternatif Yöntem

Biyopsi öncesi serum kalsitonin düzeyi ölçümü bazı merkezlerde medüller tiroid kanseri taraması için önerilse de, rutin yönetim algoritmasında İİAB'den önce yer almaz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 195Soru

Bilinen koroner arter hastalığı ve tip 22 diyabet tanılarıyla izlenen 5454 yaşındaki erkek hasta, poliklinik kontrolüne gelmiştir. Hasta, yüksek yoğunluklu atorvastatin (80 mg/gu¨n80 \text{ mg/gün}) ve ezetimib (10 mg/gu¨n10 \text{ mg/gün}) tedavisi altında iken tekrarlayan yaygın kas ağrıları ve belirgin kreatin kinaz (CKCK) yüksekliği (>5×u¨st sınır> 5 \times \text{üst sınır}) nedeniyle statin tedavisini tolere edememektedir. Hastanın güncel LDLLDL kolesterol düzeyi 118 mg/dl118 \text{ mg/dl} olarak saptanmıştır.

Bu hastada LDLLDL kolesterol düzeyini düşürmek amacıyla tedaviye eklenmesi planlanan, iskelet kasında aktif formuna dönüşmesini sağlayan "çok uzun zincirli açil-CoA sentetaz 1" (ACSVL1ACSVL1) enziminin bulunmaması nedeniyle miyopati riskini minimalize eden ilacın etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ATPATP sitrat liyaz enziminin inhibisyonu

Cevap

İskelet kasında aktifleşmediği için miyopati riski düşük olan ve ATP sitrat liyaz enzimini inhibe eden ilaç bempedoik asittir.
Doğru seçenek olan ATP sitrat liyaz inhibisyonu, bempedoik asit adlı ilacın mekanizmasıdır. Bu ilaç bir ön ilaç (prodrug) olup, aktif formuna dönüşmesi için gereken ACSVL1 enzimi sadece karaciğerde bulunur, iskelet kasında bulunmaz. Bu sayede statinlerin aksine kasta yan etki yapma potansiyeli minimaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk kategorisini belirle.
Koroner Arter Hastalığı (KAH) + Diyabet mevcudiyeti hastayı "Çok Yüksek Risk" grubuna sokar.
ESC kılavuzlarına göre aterosklerotik kardiyovasküler hastalık veya hedef organ hasarlı DM varlığı en yüksek risk grubudur.
2
LDLLDL kolesterol hedefini belirle.
Hedef LDL<55 mg/dlLDL < 55 \text{ mg/dl} ve bazal değerden en az %50\%50 düşüş olmalıdır.
Çok yüksek riskli hastalarda kardiyovasküler olayları önlemek için LDL'nin bu sınırın altına çekilmesi önerilir.
3
Mevcut tedavi kısıtlılığını analiz et.
Hasta statin tedavisine bağlı şiddetli miyopati ve CKCK yüksekliği yaşamaktadır; bu durum "Statin İntoleransı" olarak tanımlanır.
Statinler HMG-CoA redüktazı inhibe ederken kasta da aktif olduklarından yan etki yapabilirler.
4
Doku seçici aktivasyon gösteren yeni ajanı tanımla.
Bempedoik asit, karaciğerde ACSVL1ACSVL1 enzimi ile aktifleşir ancak bu enzim kasta bulunmaz. Bu sayede ATP sitrat liyazı sadece karaciğerde inhibe ederek LDL'yi düşürürken kas ağrısını tetiklemez.
Bu biyokimyasal özellik, statin intoleransı olan hastalarda bempedoik asidi avantajlı kılar.

Anahtar Kavram

Bempedoik asit, karaciğer spesifik aktivasyon gösteren bir ATP sitrat liyaz inhibitörüdür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 196Soru

4242 yaşında kadın hasta, 88 yıl önceki son doğumunda gerçekleşen masif postpartum kanama sonrası laktasyonun olmaması ve amenore şikayetleriyle Sheehan sendromu tanısı almıştır. Hasta o tarihten beri hidrokortizon (2020 mg/gün), LL-tiroksin (100100 μg\mu g/gün) ve siklik östrojen-progesteron tedavisi almaktadır. Son 22 yıldır giderek artan halsizlik, kas gücünde azalma, vücut yağ kütlesinde artış ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenede santral obezite ve ince cilt yapısı saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde yaş ve cinsiyetine göre serum IGF1IGF-1 düzeyi 2.5-2.5 standart sapma (SDSD) skorunda (belirgin düşük) bulunuyor. Bu hastada yetişkin tip büyüme hormonu eksikliği (YBHEYBHE) tanısı için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut klinik ve laboratuvar bulguları tanı için yeterli olup, ek bir stimülasyon testi yapılmadan GHGH replasman tedavisine geçilebilir.

Cevap

Mevcut klinik ve laboratuvar bulguları (Sheehan sendromu, 3 aks eksikliği ve düşük IGF-1) tanı için yeterli olup, doğrudan GH replasman tedavisine geçilebilir.
Güncel endokrinoloji kılavuzlarına göre, bilinen bir organik hipofiz hastalığı olan ve en az üç adet hipofiz hormonu eksikliği (bu hastada kortizol, tiroid ve gonadotropin) bulunan kişilerde, serum IGF1IGF-1 düzeyinin yaşa göre düzeltilmiş referans aralığının belirgin altında (2.0-2.0 SDSD altı) saptanması, yetişkin tip büyüme hormonu eksikliği tanısı için yeterlidir. Bu spesifik klinik tabloda, insülin tolerans testi gibi zahmetli ve riskli uyarı testlerinin yapılmasına gerek duyulmadan tanı kesinleştirilebilir ve replasman tedavisine başlanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojik zeminin değerlendirilmesi
Hastanın Sheehan sendromu öyküsü, organik bir hipofiz hasarı olduğunu gösterir.
Etiyoloji, tanı algoritmasının başlangıç noktasıdır.
2
Eşlik eden hipofiz hormon eksikliklerinin analizi
Hastanın ACTH, TSH ve Gonadotropin aksları için replasman alması, 3 ana aksın eksik olduğunu kanıtlar.
Eksik aks sayısı, GH eksikliği olasılığını belirgin şekilde artırır.
3
Serum IGF1IGF-1 düzeyinin yorumlanması
2.5-2.5 SDSD skoru, hastanın yaş ve cinsiyetine göre belirgin bir düşüklüğü ifade eder.
IGF1IGF-1, GHGH eksikliği için önemli bir biyobelirteçtir.
4
Tanı kriterlerinin sentezi
Organik hipofiz hastalığı + 3\geq 3 hormon eksikliği + düşük IGF1IGF-1 varlığında stimülasyon testine gerek yoktur.
Uluslararası kılavuzlar (Endocrine Society) bu kombinasyonu tanısal kabul eder.

Anahtar Kavram

Yetişkin Tip Büyüme Hormonu Eksikliği (YBHEYBHE) Tanı Kriterleri
Soru 197Soru

34 yaşında, gebeliğinin 36. haftasında olan kadın hasta, son iki haftadır giderek artan baş ağrısı ve çift görme şikayetleri ile başvuruyor. Özgeçmişinde herhangi bir özellik bulunmuyor. Fizik muayenede kan basıncı 105/70 mmHg saptanıyor ve nörolojik muayenede sol gözde dışa bakış kısıtlılığı izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde; sT4 düşük, TSH normal sınırlarda, sabah kortizolü düşük (< 3 µg/dL) ve prolaktin düzeyi hafif yüksek saptanıyor. Hipofiz MR görüntülemesinde; hipofiz bezinde diffüz simetrik büyüme ve infundibulumda (hipofiz sapı) belirgin kalınlaşma izleniyor, ancak adenom ile uyumlu fokal bir lezyon görülmüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfositik hipofizit

Cevap

Lenfositik hipofizit
Soruda verilen vaka, lenfositik hipofizit için oldukça tipiktir. Bu hastalık klasik olarak gebeliğin son trimesteri veya postpartum dönemde ortaya çıkan otoimmün bir süreçtir. Klinik olarak baş ağrısı, görme alanı defektleri (kitle etkisine bağlı) ve hipofiz hormon eksiklikleri (özellikle ACTH ve TSH eksikliği sık görülür) ile başvurur. Tanıda en kritik ayrım radyolojiktir: Hipofiz adenomları genellikle asimetrik büyüme yapar ve hipofiz sapını karşı tarafa iterken; lenfositik hipofizitte bez 'simetrik' olarak büyür ve karakteristik olarak hipofiz sapı (infundibulum) santralde kalıp kalınlaşır. Bu bulgular ve gebelik öyküsü tanıyı lenfositik hipofizite yönlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik özelliklerini ve sunumunu analiz et
34 yaşında, 3. trimester (36. hafta) gebe hasta. Baş ağrısı, görme bozukluğu ve hipopituitarizm (ACTH ve TSH eksikliği) bulguları var.
Tanısal yaklaşımda hastanın risk faktörlerini belirlemek için.
2
Laboratuvar ve görüntüleme bulgularını yorumla
Santral hipotiroidi ve adrenal yetmezlik var. MR'da 'diffüz simetrik büyüme' ve 'infundibulum kalınlaşması' mevcut.
Radyolojik ayrım yapmak için kritik basamaktır.
3
Ayırıcı tanıyı gebelik fizyolojisi ile birleştir
Gebeliğin son döneminde veya doğum sonrasında görülen, adenomu taklit eden ancak sap kalınlaşması ile ayrılan otoimmün tablo Lenfositik Hipofizit'tir.
Doğru tanıya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Lenfositik hipofizit, genellikle gebeliğin son döneminde veya postpartum erken dönemde görülen, hipofiz bezinin otoimmün inflamasyonudur. MR'da adenomdan farklı olarak diffüz simetrik büyüme ve infundibulumda (sap) kalınlaşma (kalınlığı > 3-4 mm) tipiktir.

İpuçları

1
Hastanın hamile olması ve MR'da 'sap kalınlaşması' olması anahtar ipucudur.
2
Adenomlar genellikle asimetrik olur ve sapı iter; bu hastalıkta ise bez simetrik büyür ve sapın kendisi kalınlaşır.
3
Otoimmün bir süreçtir ve 'Hipofizit' olarak adlandırılır.

Daha Fazla Pratik

Hipofiz adenomlarında cerrahi endikasyonları ve medikal tedavi seçeneklerini (Dopamin agonistleri, Somatostatin analogları) gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 198Soru

26 yaşında erkek hasta, işe giriş muayenesi sırasında saptanan kalsiyum yüksekliği nedeniyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Hastanın herhangi bir şikayeti bulunmuyor ve fizik muayenesi tamamen doğal saptanıyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde şu bulgular elde ediliyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum11.2 mg/dL11.2 \text{ mg/dL}8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor2.8 mg/dL2.8 \text{ mg/dL}2.54.52.5 - 4.5
Albümin4.0 g/dL4.0 \text{ g/dL}3.55.03.5 - 5.0
Kreatinin0.9 mg/dL0.9 \text{ mg/dL}0.61.20.6 - 1.2
Serum PTHPTH58 pg/mL58 \text{ pg/mL}106510 - 65
24 saatlik idrar kalsiyumu85 mg/gu¨n85 \text{ mg/gün}100250100 - 250
24 saatlik idrar kreatinini1200 mg/gu¨n1200 \text{ mg/gün}8001800800 - 1800

Hastanın öyküsü derinleştirildiğinde, babasının da benzer şekilde tesadüfen saptanan hafif kalsiyum yüksekliği olduğu ancak herhangi bir tedavi veya operasyon geçirmediği öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi

Cevap

Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi
Vakada sunulan hafif hiperkalsemi, baskılanmamış PTH düzeyi ve idrar kalsiyum ekskresyonunun belirgin şekilde düşük olması (<100 mg/gu¨n< 100 \text{ mg/gün}), ayrıca asemptomatik seyreden aile öyküsü, kalsiyum duyarlı reseptör (CaSR) inaktive edici mutasyonuna bağlı gelişen Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH) için klasik bir sunumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve PTH düzeylerini değerlendir
Serum kalsiyumu yüksek (11.2 mg/dL11.2 \text{ mg/dL}), PTH ise baskılanmamış ve normalin üst sınırına yakın (58 pg/mL58 \text{ pg/mL}).
Bu tablo PTH bağımlı bir hiperkalsemiyi (Primer Hiperparatiroidizm veya FHH) düşündürür.
2
İdrar kalsiyum ekskresyonunu analiz et
24 saatlik idrar kalsiyumu 85 mg/gu¨n85 \text{ mg/gün} ile düşüktür (hipokalsiüri).
Primer hiperparatiroidizmde genellikle hiperkalsiüri görülürken, FHH'de renal kalsiyum geri emilimi arttığı için hipokalsiüri görülür.
3
Kalsiyum/Kreatinin klerens oranını (CCCRCCCR) hesapla
CCCR=I˙drar Ca×Serum CrSerum Ca×I˙drar Cr=85×0.911.2×12000.0057CCCR = \frac{\text{İdrar Ca} \times \text{Serum Cr}}{\text{Serum Ca} \times \text{İdrar Cr}} = \frac{85 \times 0.9}{11.2 \times 1200} \approx 0.0057.
CCCR değerinin 0.010.01'in altında olması (<0.01< 0.01) FHH tanısını desteklerken, 0.020.02'nin üzerinde olması Primer Hiperparatiroidizm lehinedir.
4
Aile öyküsü ile birleştir
Babanın da benzer şekilde asemptomatik hiperkalsemisi olması otozomal dominant geçişli FHH ile uyumludur.
FHH genellikle benign seyirlidir ve paratiroidektomi gerektirmez; bu nedenle ayırıcı tanı kritiktir.

Anahtar Kavram

PTH bağımlı hiperkalsemilerde (Primer Hiperparatiroidizm vs. FHH) ayırıcı tanıda en değerli parametre idrar kalsiyum ekskresyonu ve kalsiyum/kreatinin klerens oranıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 199Soru

3232 yaşında bir hemşire; son iki aydır devam eden çarpıntı, aşırı terleme ve 55 kg zayıflama şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde nabız 105105/dk, cilt nemli ve sıcak bulunuyor. Tiroid muayenesi normal sınırlarda olup palpabl nodül veya hassasiyet saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde TSH: 0.010.01 mIU/L (0.44.00.4-4.0), serbest T4: 3.23.2 ng/dL (0.81.90.8-1.9) olarak ölçülüyor. Yapılan 2424 saatlik radyoaktif iyot tutulum (RAIU) testi %\% 1.51.5 (referans: %\% 103010-30) bulunuyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için bakılması gereken laboratuvar parametresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tiroglobulin düzeyi

Cevap

Tiroglobulin düzeyi
Tiroglobulin düzeyi, eksojen tiroid hormonu kullanımı ile endojen hormon fazlalığını (tiroiditler gibi) ayırt eden en spesifik testtir. Faktisiyöz tirotoksikozda, dışarıdan alınan hormon tiroid bezini ve dolayısıyla tiroglobulin sentezini baskıladığı için serum tiroglobulin seviyesi supresedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tiroid fonksiyon testlerini (TFT) yorumla
TSH baskılı ve sT4 yüksek; bu durum tirotoksikozu doğrular.
Primer hipertiroidi veya tirotoksikoz ayırıcı tanısına girmek için ilk adımdır.
2
Radyoaktif iyot tutulum (RAIU) sonucunu değerlendir
RAIU %\% 1.51.5 ile belirgin düşük (suprese) bulunmuştur.
Düşük RAIU, tiroid bezinin yeni hormon sentezlemediğini, dolaşımdaki hormonun ya tiroid yıkımına bağlı kana sızdığını ya da dışarıdan alındığını gösterir.
3
Klinik ipuçlarını birleştir
Hastanın sağlık çalışanı olması, guatr (tiroid büyümesi) veya ağrı olmaması 'faktisiyöz tirotoksikoz' şüphesini artırır.
Meslek öyküsü ve fizik muayene bulguları tanısal yaklaşımı yönlendirir.
4
Tanıyı kesinleştir
Tiroglobulin düzeyine bakılır; eksojen hormon alımında bu değer düşüktür.
Tiroglobulin sadece tiroid bezi tarafından üretilir. Dışarıdan alınan hormon bezi baskıladığı için tiroglobulin düzeyi supresedir.

Anahtar Kavram

Düşük RAIU ile giden tirotoksikoz ayırıcı tanısında tiroglobulin düzeyi; faktisiyöz tirotoksikozda düşük, tiroiditlerde ise yüksektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 200Soru

4242 yaşında kadın hasta, halsizlik şikayeti ile başvurduğu merkezde bakılan hemoglobin A1c (HbA1c) düzeyinin %6.7\%6.7 saptanması üzerine diyabet polikliniğine sevk ediliyor. Hastanın yapılan değerlendirmesinde; açlık plazma glukozu 104104 mg/dL, oral glukoz tolerans testi (OGTT) 2. saat glukozu 136136 mg/dL saptanıyor. Tam kan sayımında; hemoglobin 9.89.8 g/dL, MCV 7070 fL, RDW %18\%18; biyokimyasında ise serum ferritini 66 ng/mL bulunuyor. Bu hastadaki glisemik parametreler arasındaki uyumsuzluğun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisinin HbA1c düzeyini yalancı olarak yükseltmesi

Cevap

Demir eksikliği anemisi olan hastalarda HbA1c düzeyleri, plazma glukoz düzeylerinden bağımsız olarak yalancı bir şekilde yüksek saptanabilmektedir.
Demir eksikliği anemisi, HbA1c düzeylerini glisemi düzeyinden bağımsız olarak yaklaşık %0.20.5\%0.2-0.5 oranında yalancı olarak yükseltebilir. Bu durum genellikle malonik asit düzeylerindeki artışın glikozillenmeyi tetiklemesi veya eritrosit populasyonunun yaşlanması ile açıklanır. Hastanın glukoz değerleri normal/hafif yüksekken HbA1c'nin diyabetik sınırda olması bu klinik fenomene bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Glisemik parametrelerin karşılaştırılması
Açlık glukozu (104104) ve OGTT (136136) normal/prediyabetik sınırlardayken, HbA1c (%6.7\%6.7) diyabetik sınırdadır.
Tanısal testler arasındaki uyumsuzluğun (discordance) klinik nedenini belirlemek gerekir.
2
Hemogram ve demir parametrelerinin analizi
Düşük Hgb, düşük MCV ve çok düşük ferritin (66 ng/mL) düzeyleri derin demir eksikliği anemisinin varlığını doğrular.
HbA1c ölçümü eritrosit yapısı ve ömründen doğrudan etkilenen bir parametredir.
3
Patofizyolojik mekanizmanın kurulması
Demir eksikliği, eritrositlerin yaşlanma sürecini etkileyerek ve muhtemelen hemoglobinin glikozillenme hızını değiştirerek HbA1c'yi yükseltir.
Anemilerde kural genellikle HbA1c'nin düşük çıkmasıyken, demir eksikliği ve B12B_{12} eksikliği bu kuralın istisnasıdır ve değerleri yükseltir.

Anahtar Kavram

HbA1c ölçümünde interferanslar (Demir eksikliği anemisi yalancı yükseklik yapar).
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 10 / 27Sonraki
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 10 | Examkin