Endokrinoloji

539 soru

Soru 61Soru

Diabetes Mellitus (DM) tanısı ve laboratuvar değerlendirme süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klasik hiperglisemi semptomları veya hiperglisemik krizi olan bir hastada, rastgele ölçülen plazma glukozunun 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} veya üzerinde olması tanı koydurucudur.

Cevap

Klasik semptomların eşlik ettiği rastgele plazma glukoz yüksekliği (200 mg/dL200 \text{ mg/dL} ve üzeri) tanı için yeterlidir.
Diyabet tanısında, poliüri, polidipsi ve kilo kaybı gibi klasik hiperglisemi semptomları gösteren bir bireyde rastgele plazma glukozunun 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} veya daha yüksek saptanması tanısal kabul edilir. Bu durumda testin başka bir gün veya başka bir yöntemle doğrulanmasına gerek yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Diyabet tanı kriterlerini gözden geçir.
Tanı için 4 temel kriter vardır: Açlık plazma glukozu (APG) 126 mg/dL\geq 126 \text{ mg/dL}, OGTT 2. saat glukozu 200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL}, HbA1c %6.5\geq \%6.5 veya semptom varsa rastgele glukoz 200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL}.
Tanısal doğruluğu sağlamak için standart eşik değerleri bilmek gerekir.
2
Semptomların varlığını değerlendir.
Eğer poliüri, polidipsi gibi klasik semptomlar varsa, tek bir rastgele glukoz ölçümü (200 mg/dL200 \text{ mg/dL} ve üzeri) veya tek bir APG ölçümü (126 mg/dL126 \text{ mg/dL} ve üzeri) tanı koydurur.
Semptomlar klinik olarak hipergliseminin kanıtıdır ve testin tekrarlanması ihtiyacını ortadan kaldırır.
3
Yanlış seçeneklerdeki terminolojiyi analiz et.
HbA1c %6.06.4\%6.0-6.4 ve APG 115 mg/dL115 \text{ mg/dL} prediyabetik durumlardır. IGT ve IFG tanımları karıştırılmamalıdır.
TUS sınavında sıklıkla Bozulmuş Açlık Glukozu (IFG) ile Bozulmuş Glukoz Toleransı (IGT) kavramları yer değiştirilerek sorulur.

Anahtar Kavram

Diabetes Mellitus tanısında 'aşikar hiperglisemi' (semptom + yüksek şeker) varlığında tek bir test sonucunun yeterli olması, asemptomatik durumlarda ise doğrulama gerekliliğidir.
Soru 62Soru

1818 yaşında erkek hasta, dilinde ve dudaklarında uzun süredir var olan ağrısız kabarıklıklar ve boynunda hızla büyüyen bir kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; dilde ve konjonktivada multipl nöromalar, dudaklarda belirgin kalınlaşma ve gövdesine oranla uzun ekstremiteler (marfanoid habitus) saptanıyor. Yapılan biyopsi sonucu "medüller tiroid karsinomu" ile uyumlu gelen bu hastada, sendromik birliktelik açısından aşağıdaki klinik bulgulardan hangisinin saptanması en az olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer hiperparatiroidizm

Cevap

Primer hiperparatiroidizm, MENMEN 2B2B sendromunun bir bileşeni değildir; bu bulgu MENMEN 2A2A ve MENMEN 11 sendromlarında görülür.
Vakada tanımlanan dilde multipl nöromalar, kalın dudaklar, marfanoid habitus ve medüller tiroid karsinomu birlikteliği tipik bir MENMEN 2B2B tablosudur. MENMEN 2B2B sendromunda feokromositoma eşlik edebilir, ancak primer hiperparatiroidizm (paratiroid adenomu/hiperplazisi) bu sendromun bir bileşeni değildir. Hiperparatiroidizm daha çok MENMEN 11 ve MENMEN 2A2A sendromlarında karşımıza çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada mukozal nöromalar (dil, dudak), marfanoid habitus ve medüller tiroid karsinomu saptanmıştır.
Bu kombinasyon spesifik olarak MENMEN 2B2B (MENMEN 33) sendromuna işaret eder.
2
MENMEN 2B2B bileşenlerini hatırla.
MENMEN 2B2B bileşenleri: Medüller tiroid karsinomu (agresif seyirli), Feokromositoma, Mukozal nöromalar ve Marfanoid habitus.
Sendromun ayırıcı tanısını yapabilmek için bileşenlerin net bilinmesi gerekir.
3
MENMEN 2A2A ve MENMEN 2B2B ayrımını yap.
MENMEN 2A2A'da paratiroid hiperplazisi (hiperparatiroidizm) varken, MENMEN 2B2B'de bu bulgu yoktur. MENMEN 2B2B'ye özgü olan ise mukozal nöromalar ve marfanoid yapıdır.
Soru kökündeki 'en az olası' ifadesi, bu iki sendrom arasındaki temel farkı sorgulamaktadır.

Anahtar Kavram

MENMEN 2B2B sendromu, mukozal nöromalar ve marfanoid habitus ile MENMEN 2A2A'dan ayrılır; ancak paratiroid tutulumu içermez.
Soru 63Soru

62 yaşında erkek hasta, tip 2 diyabet ve hipertansiyon nedeniyle takip edildiği poliklinikte rutin kontrollerini yaptırıyor. Hastanın yapılan fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyinin 2.2mg/dL2.2 \, mg/dL olduğu görülüyor. Kalsiyum metabolizmasına yönelik diğer laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum8.7mg/dL8.7 \, mg/dL8.510.5mg/dL8.5 - 10.5 \, mg/dL
Serum Fosfor5.1mg/dL5.1 \, mg/dL2.54.5mg/dL2.5 - 4.5 \, mg/dL
İntakt PTH240pg/mL240 \, pg/mL1565pg/mL15 - 65 \, pg/mL
24 Saatlik İdrar Kalsiyumu65mg/gu¨n65 \, mg/gün100300mg/gu¨n100 - 300 \, mg/gün
25-OH Vitamin D12ng/mL12 \, ng/mL>30ng/mL>30 \, ng/mL

Bu hastadaki klinik ve laboratuvar tabloyu açıklayan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder hiperparatiroidizm

Cevap

Sekonder hiperparatiroidizm
Sekonder hiperparatiroidizm tanısı, kronik böbrek hastalığı olan bir hastada yüksek PTH düzeyi ile birlikte kalsiyumun normal veya düşük, fosforun ise yüksek olmasıyla konur. Bu hastada kreatinin yüksekliği renal yetmezliği, düşük 25-OH Vitamin D ve yüksek fosfor ise paratiroid bezini uyaran temel faktörleri temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi
Serum kreatinin düzeyi 2.2mg/dL2.2 \, mg/dL olarak saptanmış olup, hastada kronik böbrek hastalığı mevcuttur.
Kalsiyum ve fosfor metabolizması bozukluklarının etiyolojisini belirlemek için renal fonksiyonların bilinmesi kritiktir.
2
Kalsiyum, fosfor ve idrar kalsiyum değerlerinin analizi
Kalsiyumun normalin alt sınırında (8.7mg/dL8.7 \, mg/dL), fosforun yüksek (5.1mg/dL5.1 \, mg/dL) ve idrar kalsiyumunun düşük olduğu görülmektedir.
Kronik böbrek yetmezliğinde fosfor atılımı azalır (hiperfosfatremi) ve kalsiyum emilimi kalsitriol eksikliğine bağlı düşer.
3
PTH ve Vitamin D düzeylerinin yorumlanması
PTH belirgin şekilde yüksek (240pg/mL240 \, pg/mL) ve 25-OH Vitamin D düşüktür.
Düşük kalsiyum, yüksek fosfor ve vitamin D eksikliği paratiroid bezlerini doğrudan uyararak PTH salgısını artırır.
4
Ayırıcı tanı ve sonuç
Böbrek yetmezliği zemininde gelişen bu tablo sekonder hiperparatiroidizm ile uyumludur.
Primer ve tersiyer formlarda kalsiyum yüksekliği beklenirken, bu vakada kalsiyum normal/düşük seyretmektedir.

Anahtar Kavram

Kronik böbrek hastalığında sekonder hiperparatiroidizm gelişimi; hiperfosfatremi, kalsitriol sentez azalması ve hipokalsemiye sekonder paratiroid aktivasyonudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 64Soru

19 yaşında erkek hasta, akranlarına göre gelişiminin geride kalması, sesinin kalınlaşmaması ve sakallarının çıkmaması şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 182182 cm, kol açıklığı 185185 cm, bilateral testis volümleri 33 mL (prepubertal) ve pubik kıllanma evre 1 olarak saptanıyor. Hastanın ayrıntılı anamnezinde çocukluğundan beri koku alma duyusunun olmadığı öğreniliyor.

Laboratuvar sonuçları aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Total Testosteron4242 ng/dL240950240 - 950 ng/dL
FSH0.60.6 mIU/mL1.512.41.5 - 12.4 mIU/mL
LH0.40.4 mIU/mL1.78.61.7 - 8.6 mIU/mL
Prolaktin1010 ng/mL4154 - 15 ng/mL

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kallmann sendromu

Cevap

Kallmann sendromu
Kallmann sendromu, GnRH üreten nöronların embriyolojik dönemde olfaktör plakoddan hipotalamusa göç edememesi sonucu oluşur. Bu durum hem GnRH eksikliğine (hipogonadotropik hipogonadizm) hem de olfaktör bulbus aplazisi/hipoplazisine bağlı koku alma bozukluğuna (anosmi/hipozmi) neden olur. Hastadaki düşük testosteron, düşük gonadotropinler ve koku alamama bulguları bu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene ve antropometrik verilerin değerlendirilmesi
Hastada puberte gecikmesi, prepubertal testisler ve önikoid yapı mevcuttur.
Gonadal eksen yetersizliğinin klinik yansımasını belirlemek için gereklidir.
2
Hormonal profilin analizi
Düşük testosteron ile birlikte düşük FSH ve LH (hipogonadotropik hipogonadizm) saptanmıştır.
Hipogonadizmin primer (gonadal) mi yoksa sekonder (hipotalamik/hipofizer) mi olduğunu ayırt etmek için gereklidir.
3
Eşlik eden semptomun (anosmi) tanı ile ilişkilendirilmesi
GnRH nöronlarının migrasyon kusuruna bağlı gelişen anosmi ve sekonder hipogonadizm birlikteliği Kallmann sendromuna işaret eder.
Sekonder hipogonadizmin spesifik nedenini belirlemek için kilit bulgudur.

Anahtar Kavram

Kallmann sendromu, GnRH sentez veya salınım kusuruna bağlı gelişen hipogonadotropik hipogonadizm ile anosmi veya hipozminin birlikteliğidir.
Soru 65Soru

Babasına MEN1 (Wermer) sendromu tanısı konulması nedeniyle genetik tarama yapılan 24 yaşındaki kadın hastada, *MEN1* geninde (menin proteini) inaktive edici mutasyon saptanmıştır. Hastanın şu an için aktif bir şikayeti bulunmamaktadır. Bu hastada yaşla birlikte penetransı en yüksek olan ve taramalarda biyokimyasal olarak saptanması beklenen ilk ve en sık bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Albüminle düzeltilmiş serum kalsiyum yüksekliği

Cevap

Albüminle düzeltilmiş serum kalsiyum yüksekliği (Primer Hiperparatiroidizm)
MEN1 (Wermer Sendromu) otozomal dominant geçişli bir hastalıktır. Sendromun en tutarlı ve erken bulgusu Primer Hiperparatiroidizmdir. Hastaların %90'ından fazlasında 40 yaşına kadar, çoğu hastada ise 20'li yaşlarda asemptomatik hiperkalsemi gelişir. Bu nedenle *MEN1* taşıyıcısı olduğu bilinen bireylerde periyodik kalsiyum ve PTH taraması en kritik takiptir. Hiperparatiroidizm genellikle çok bezli hiperplazi şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanıyı ve Sendromu Belirle
MEN1 Sendromu (Wermer Sendromu), 11q13 kromozomundaki *MEN1* gen mutasyonu ile karakterizedir.
Soruda genetik mutasyon ve aile öyküsü açıkça verilmiştir.
2
Klinik Bileşenleri Hatırla (3P)
Paratiroid (Hiperplazi), Pankreas (NET'ler), Pitüiter (Hipofiz adenomları).
Sendromun ana bileşenleri prognoz ve tarama stratejisini belirler.
3
Bileşenlerin Sıklığını ve Ortaya Çıkış Zamanını Karşılaştır
Primer Hiperparatiroidizm (PHPT) en sık (%95-100) ve en erken (genellikle 20-25 yaş) görülen bulgudur.
Diğer tümörler (prolaktinoma, gastrinoma) daha düşük penetransa sahiptir veya daha ileri yaşlarda ortaya çıkar.
4
Doğru Seçeneği Belirle
Hiperkalsemi (PHPT'nin biyokimyasal göstergesi) doğru cevaptır.
Tarama programlarında asemptomatik taşıyıcılarda ilk aranan bulgu hiperkalsemidir.

Anahtar Kavram

MEN1 sendromunda en yüksek penetransa sahip olan ve en erken ortaya çıkan klinik tablo Primer Hiperparatiroidizmdir.

İpuçları

1
MEN1 sendromunun '3 P' kuralını hatırlayın: Paratiroid, Pankreas, Pitüiter.
2
Bu üç P arasında penetransı (görülme sıklığı) en yüksek olan organ tutulumunu düşünün. Neredeyse %100 oranında görülür.
3
Kalsiyum metabolizması bozukluğu bu sendromun en erken ve en yaygın bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

MEN2A sendromunda profilaktik tiroidektomi kararını etkileyen RET mutasyon kodonlarını inceleyin.
Soru 66Soru

3939 yaşında kadın hasta, son bir yılda yaklaşık 1212 kgkg aldığını ve diyetle kilo veremediğini belirterek polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde bel çevresi 7979 cmcm, kan basıncı 136/88136/88 mmHgmmHg ve vücut kitle indeksi (BKI˙BKİ) 3333 kg/m2kg/m^2 saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; açlık plazma glukozu 108108 mg/dlmg/dl, serum trigliserid düzeyi 152152 mg/dlmg/dl ve HDL-kolesterol 4545 mg/dlmg/dl olarak ölçülüyor. Hastanın özgeçmişinde ailesinde (babası ve ablası) medüller tiroid karsinomu tanısı olduğu öğreniliyor. Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı alırken, IDF kriterlerine göre tanı almaz.

Cevap

Hastanın NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı alırken, zorunlu bel çevresi kriterini karşılamadığı için IDF'e göre tanı almaması doğrudur.
Verilen klinik tabloda hasta; trigliserid düzeyi (152152 mg/dlmg/dl), HDL düzeyi (4545 mg/dlmg/dl), kan basıncı (136/88136/88 mmHgmmHg) ve açlık kan şekeri (108108 mg/dlmg/dl) olmak üzere NCEP ATP III'ün 5 kriterinden 4'ünü karşılamaktadır. NCEP tanı için bel çevresini zorunlu tutmaz. Ancak IDF kriterleri, tanı için bel çevresinin (kadınlarda 80\geq 80 cmcm) mutlaka artmış olmasını şart koşar. Hastanın bel çevresi 7979 cmcm olduğu için IDF'e göre tanı alamaz. Bu nedenle 'NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı alırken, IDF kriterlerine göre tanı almaz' ifadesi tam olarak doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
NCEP ATP III (2005 Revizyonu) Kriterlerini Değerlendir
Hasta şu kriterleri karşılar: Trigliserid (152 >= 150), HDL (45 < 50), Kan Basıncı (136/88 >= 130/85), Açlık Glukozu (108 >= 100). Toplam 4 kriter mevcut.
NCEP'e göre 3/5 kriter tanı koydurur, bel çevresi (hastada 79, sınır >88) zorunlu değildir.
2
IDF Kriterlerini Değerlendir
Zorunlu kriter olan bel çevresi (kadınlarda >= 80 cm) hasta 79 cm olduğu için karşılanmamıştır.
IDF'e göre metabolik sendrom tanısı için santral obezite (bel çevresi artışı) olmazsa olmaz koşuldur.
3
Obezite Yönetimini ve Kontrendikasyonları İncele
BKİ 33 (Obezite sınıf I) farmakoterapi endikasyonudur ancak Liraglutid ailesel medüller CA öyküsü nedeniyle kontrendikedir.
Klinik pratikte hastanın güvenliği için ilaçların yan etki ve kontrendikasyon profili tanı kadar kritiktir.

Anahtar Kavram

Metabolik sendrom tanı kriterleri arasındaki en temel fark, IDF'in bel çevresi artışını zorunlu tutması, NCEP ATP III'ün ise herhangi üç kriterin birlikteliğini yeterli görmesidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 67Soru

4242 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır ellerinde ve ayaklarında büyüme, yüzde kaba hatların oluşması ve aşırı terleme şikayetleriyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede belirgin frontal tümsekleşme, prognatizm ve dilde makroglossi saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde IGF1IGF-1 düzeyi 850ng/mL850 ng/mL (N: 100300100-300) olarak ölçülüyor. Kranial MRMR görüntülemesinde hipofiz bezi normal sınırlarda değerlendiriliyor. Hastanın medikal öyküsünde 3535 yaşında tekrarlayan nefrolitiazis nedeniyle opere edildiği ve patolojisinin paratiroid adenomu ile uyumlu geldiği saptanıyor. Batın BTBT görüntülemesinde pankreas gövdesinde 3cm3 cm çapında, yoğun kontrast tutan hipervasküler kitle izleniyor.

Bu hastadaki klinik tabloyu en iyi açıklayan tanı ve mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pankreatik nöroendokrin tümörden ektopik büyüme hormonu salgılatıcı hormon (GHRHGHRH) salınımı ve MEN 1 sendromu

Cevap

Pankreatik nöroendokrin tümörden ektopik GHRHGHRH salınımı ve MEN 1 sendromu
Hastada saptanan akromegali bulguları ve yüksek IGF1IGF-1 düzeyine rağmen hipofiz MRMR'ının normal olması, hipofiz dışı bir kaynağın hipofizi uyardığını (GHRHGHRH) veya direkt GHGH salgıladığını gösterir. Özgeçmişteki paratiroid adenomu ve mevcut pankreatik kitle, MEN 1 (Wermer Sendromu) tanısını koydurur. MEN 1 kapsamında görülen pankreatik nöroendokrin tümörler nadiren ektopik olarak GHRHGHRH salgılayabilir; bu da hipofiz somatotrof hücrelerini uyararak akromegali tablosuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve biyokimyasal verileri değerlendir
Yüksek IGF1IGF-1 ve akromegali bulguları varlığı doğrulanır.
Tanısal sürecin ilk adımı hormon fazlalığını kanıtlamaktır.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
Hipofiz MRMR'ının normal olması primer bir adenomu dışlar; ektopik kaynak aranmalıdır.
Normal hipofiz MRMR'ı varlığında akromegali, ektopik GHRHGHRH veya nadiren GHGH üretimi ile oluşur.
3
Sistemik bulguları ve özgeçmişi birleştir
Paratiroid adenomu (geçmişteki öykü) + Pankreatik kitle + Akromegali bulguları MEN 1 sendromuna işaret eder.
MEN 1 triadını (Paratiroid, Pankreas, Pituiter) tamamlayan bir tablo mevcuttur.
4
Nihai mekanizmayı belirle
Pankreatik tümörden salınan ektopik GHRHGHRH, hipofizi uyararak aşırı GHGH salınımına neden olur.
Ektopik GHRHGHRH salınımı, nöroendokrin tümörlerin (özellikle pankreas ve akciğer) nadir ama klasik bir paraneoplastik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Ektopik Acromegaly ve MEN 1 İlişkisi

İpuçları

1
Akromegali tanısında hipofiz görüntüsü normal ise hormonun kaynağı hipofiz dışında aranmalıdır.
2
Paratiroid adenomu öyküsü ve pankreatik kitle birlikteliği sizi spesifik bir Multiple Endokrin Neoplazi tipine yönlendirmelidir.
3
MEN 1'deki pankreatik tümörler sadece insülin veya gastrin değil, nadiren hipofizi uyaran GHRHGHRH da salgılayabilir.

Daha Fazla Pratik

Ektopik GHRHGHRH salgılayan bir tümör varlığında hipofiz patolojisinde ne tür bir değişiklik beklenir? (Cevap: Diffüz Somatotrof Hiperplazi)
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 68Soru

Rutin sağlık kontrolleri sırasında yapılan boyun muayenesinde tiroid sağ lobunda yaklaşık 1,5 cm çapında, yutkunmakla hareketli, ağrısız bir nodül saptanan 54 yaşındaki kadın hastanın laboratuvar sonuçları inceleniyor. Hastanın TSH düzeyi 0,15 mIU/L (Referans: 0,4-4,0 mIU/L) olarak ölçülürken, serbest T4 ve T3 değerleri normal sınırlarda bulunuyor. Hastanın bilinen ek bir hastalığı veya ilaç kullanım öyküsü yoktur.

Buna göre, bu hastada nodülün değerlendirilmesi açısından en uygun sonraki basamak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tiroid sintigrafisi çekilmesi

Cevap

Tiroid sintigrafisi çekilmesi
Tiroid nodülü saptanan bir hastada ilk bakılması gereken laboratuvar parametresi TSH'dır. Eğer TSH düşükse (baskılanmışsa), nodülün otonom çalışıp çalışmadığını (toksik adenom) ayırt etmek için tiroid sintigrafisi çekilmelidir. Eğer sintigrafide nodül 'sıcak' (hiperaktif) ise, bu nodüllerin kanser riski ihmal edilebilir düzeyde olduğundan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) yapılmasına gerek yoktur. Eğer nodül 'soğuk' (hipoaktif) ise, o zaman ultrasonografik özelliklerine göre İİAB kararı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hastada tiroid nodülü var ve TSH baskılanmış (düşük), sT3/sT4 normal (Subklinik Hipertiroidi).
Nodül yaklaşımında ilk adım TSH düzeyine bakmaktır.
2
TSH düzeyine göre algoritmada izlenecek yolu belirle.
TSH düşük olduğu için nodülün hiperaktif (sıcak) olup olmadığını anlamak gerekir.
Hiperaktif nodüllerin (toksik adenom) malign olma ihtimali çok düşüktür ve biyopsi gerektirmez.
3
Tanısal testi seç.
Tiroid sintigrafisi.
Sintigrafi, nodülün fonksiyonel durumunu (sıcak/soğuk ayrımı) gösteren tek tetkiktir.

Anahtar Kavram

Tiroid Nodülü Yaklaşımı: Düşük TSH
Soru 69Soru

40 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolleri sırasında kan kalsiyum düzeyinin yüksek saptanması üzerine endokrinoloji polikliniğine yönlendiriliyor. Hastanın belirgin bir şikayeti bulunmuyor. Özgeçmişinde özellik saptanmayan hastanın laboratuvar tetkikleri aşağıdaki gibi sonuçlanıyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum11.5 mg/dL8.5 - 10.5 mg/dL
Serum Fosfor2.2 mg/dL2.5 - 4.5 mg/dL
Serum Parathormon (PTH)95 pg/mL15 - 65 pg/mL
Serum Kreatinin0.9 mg/dL0.7 - 1.2 mg/dL
25-OH Vitamin D28 ng/mL20 - 50 ng/mL
24 Saatlik İdrar Kalsiyumu62 mg/gün100 - 300 mg/gün

Hastanın aile öyküsü sorgulandığında, erkek kardeşinde de benzer şekilde hafif kalsiyum yüksekliği olduğu ancak tedavi almadığı öğreniliyor.

Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Familyal Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH)

Cevap

En olası tanı Familyal Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH)'dir.
Hastada PTH bağımlı hiperkalsemi (Yüksek Ca, Yüksek PTH) mevcuttur. Bu tablonun ayırıcı tanısında Primer Hiperparatiroidizm ve FHH öne çıkar. Ayırıcı tanıda kilit nokta idrar kalsiyum atılımıdır. Primer hiperparatiroidizmde artan kalsiyum yükü nedeniyle hiperkalsiüri (veya normal atılım) beklenirken, FHH'de kalsiyum sensör reseptör (CaSR) inaktivasyonu nedeniyle böbrekten kalsiyum geri emilimi artar ve hipokalsiüri (<100 mg/gün) görülür. Aile öyküsünün varlığı da otozomal dominant geçişli FHH tanısını güçlü bir şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularını ve PTH bağımlılığını değerlendir.
Hasta Hiperkalsemik (11.5) ve PTH yüksektir (95). Bu durum PTH bağımlı bir süreci (Primer HPT, FHH, Tersiyer HPT, Lityum kullanımı) gösterir.
PTH yüksekliği malignite ve vitamin D intoksikasyonu gibi PTH-bağımsız nedenleri dışlar.
2
Böbrek fonksiyonlarını kontrol et.
Kreatinin normaldir (0.9 mg/dL).
Normal böbrek fonksiyonları, kronik böbrek yetmezliğine sekonder veya tersiyer hiperparatiroidizmi dışlar.
3
İdrar kalsiyum atılımını ve aile öyküsünü değerlendir.
24 saatlik idrar kalsiyumu belirgin düşüktür (62 mg/gün). Ailede benzer öykü vardır.
Primer hiperparatiroidizmde idrar kalsiyumu genellikle artmış veya normaldir. FHH'de ise böbreklerdeki kalsiyum algılayan reseptör (CaSR) mutasyonu nedeniyle tübüler kalsiyum geri emilimi artar ve idrar kalsiyumu düşer (<100 mg/gün veya Kalsiyum/Kreatinin klerens oranı < 0.01).

Anahtar Kavram

PTH bağımlı hiperkalsemide, Primer Hiperparatiroidizm ile Familyal Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH) ayrımında en kritik parametre idrar kalsiyum atılımıdır. FHH'de idrar kalsiyumu paradoksal olarak düşüktür.

İpuçları

1
Hastanın hem kalsiyumu hem de parathormonu (PTH) yüksek. Bu durum hangi ana grubu işaret eder?
2
Böbrek fonksiyonları normal, ancak idrarla atılan kalsiyum miktarı şaşırtıcı derecede düşük.
3
Primer hiperparatiroidizmde vücut fazla kalsiyumu idrarla atmaya çalışır; ancak bu hastada idrar kalsiyumu düşük ve aile öyküsü var.

Daha Fazla Pratik

FHH ile Primer Hiperparatiroidizm ayrımında kullanılan Kalsiyum/Kreatinin Klerens Oranı (CCCR) hesaplamasını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 70Soru

27 yaşında kadın hasta, Graves hastalığı tanısıyla başlanan metimazol tedavisine (20 mg/gu¨n20\text{ mg/gün}) devam etmektedir. Tedavinin 18. gününde hastada ani gelişen yüksek ateş (39.4C39.4^{\circ}\text{C}) ve yutma güçlüğü şikayetleri ortaya çıkmıştır. Fizik muayenede orofarenks ödemli ve tonsiller hipertrofik, yer yer eksüdalı görülmüştür. Bu klinik tabloda öncelikle yapılması gereken yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metimazolün hemen kesilmesi ve mutlak nötrofil sayısının ölçülmesi

Cevap

İlacın derhal kesilerek mutlak nötrofil sayısının değerlendirilmesi
Tiyonamid (metimazol, propiltiyourasil) tedavisi alan bir hastada ateş ve boğaz ağrısı gelişmesi, yaşamı tehdit eden agranülositozun (<500/mm3< 500/\text{mm}^3) en önemli belirtisidir. Bu durumda vakit kaybetmeden ilaç kesilmeli ve tam kan sayımı ile mutlak nötrofil sayısı kontrol edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin analizi
Hastadaki yüksek ateş ve eksüdatif tonsillit tablosu tiyonamid yan etkisi ile ilişkilendirilir.
Metimazol kullanan bir hastada tedavinin ilk aylarında gelişen bu semptomlar agranülositoz için uyarıcıdır.
2
Acil müdahale ve tanı yöntemi
Metimazol kesilir ve tam kan sayımı ile mutlak nötrofil sayısı (MNS) bakılır.
MNS'nin 500/mm3500/\text{mm}^3'ün altında olması agranülositoz tanısı koydurur ve hastanın hemen hospitalizasyonunu gerektirir.

Anahtar Kavram

Tiyonamid kullanımında agranülositoz yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 71Soru

Anterior miyokard enfarktüsü öyküsü nedeniyle günlük 8080 mgmg atorvastatin kullanmakta olan 6464 yaşında erkek hastanın rutin kontrollerinde elde edilen laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
LDL kolesterol5252 mg/dLmg/dL
Trigliserid190190 mg/dLmg/dL
HDL kolesterol3838 mg/dLmg/dL

Fizik muayenesi doğal olan ve uygun yaşam tarzı değişiklikleri önerilen bu hastada, mevcut tedaviye eklendiğinde kardiyovasküler olay (MACE) riskini azalttığı kanıtlanmış olan en uygun farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkosapent etil

Cevap

Mevcut statin tedavisine ikosapent etil eklenmesi, hedeflenen LDL değerine ulaşmış ancak hafif-orta düzeyde hipertriglisidemisi olan çok yüksek riskli hastalarda kardiyovasküler olay riskini azaltan en uygun yaklaşımdır.
Çok yüksek kardiyovasküler risk grubundaki hastalarda (örneğin geçirilmiş miyokard enfarktüsü), yüksek yoğunluklu statin tedavisiyle LDL kolesterol düzeyi hedefe (<55< 55 mg/dLmg/dL) getirilmiş olsa bile, eşlik eden hafif-orta dereceli hipertriglisidemi (135135-499499 mg/dLmg/dL) varlığı önemli bir rezidüel risk oluşturur. Bu spesifik klinik tabloda, günlük 44 gg dozunda ikosapent etil (saf EPA formu) kullanımının, majör istenmeyen kardiyovasküler olayları (MACE) ve kardiyovasküler mortaliteyi azalttığı REDUCE-IT çalışmasıyla gösterilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kardiyovasküler risk kategorisinin belirlenmesi.
Geçirilmiş miyokard enfarktüsü öyküsü nedeniyle hasta 'çok yüksek risk' grubundadır.
Klinik aterosklerotik kardiyovasküler hastalığı olan tüm bireyler ESC/EAS kılavuzlarına göre bu grupta yer alır.
2
LDL kolesterol hedefinin ve mevcut değerin kontrol edilmesi.
Çok yüksek risk grubunda hedef LDL < 5555 mg/dLmg/dL'dir; hastanın değeri 5252 mg/dLmg/dL olup hedef kapsamındadır.
Tedavi etkinliğinin ve rezidüel riskin değerlendirilmesi için önce primer hedefin (LDL) kontrolü gerekir.
3
Rezidüel risk faktörü olan hipertriglisideminin yönetimi için ilaç seçimi.
Trigliserid düzeyi 135135-499499 mg/dLmg/dL arasında olan ve LDL'si hedefte olan çok yüksek riskli hastalarda ikosapent etil (44 g/gu¨ng/gün) tercih edilir.
REDUCE-IT çalışması, bu spesifik hasta grubunda saf EPA kullanımının majör kardiyovasküler olayları belirgin şekilde azalttığını kanıtlamıştır.

Anahtar Kavram

Statine bağlı LDL hedefi sağlanmış hastalarda, 135135-499499 mg/dLmg/dL arasındaki trigliserid düzeyleri için ikosapent etil ile rezidüel risk yönetimi.

Daha Fazla Pratik

İkosapent etil ile fibratların (özellikle fenofibrat) kullanım endikasyonları arasındaki farkı (MACE azaltma vs. pankreatit önleme) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 72Soru

2626 yaşında kadın hasta, check-up sırasında saptanan kalsiyum yüksekliği nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Herhangi bir klinik şikayeti olmayan hastanın fizik muayenesi tamamen normaldir. Yapılan laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

- Serum kalsiyum: 10.810.8 mg/dL (N: 8.510.58.5-10.5)
- Fosfor: 2.62.6 mg/dL (N: 2.54.52.5-4.5)
- PTH: 8585 pg/mL (N: 156515-65)
- Serum kreatinin: 0.80.8 mg/dL
- 24 saatlik idrar kalsiyumu: 6060 mg/gün (N: 100300100-300)
- 24 saatlik idrar kreatinini: 12001200 mg/gün

Hastanın annesinde de geçmişte benzer şekilde "hafif kalsiyum yüksekliği" saptandığı ancak herhangi bir tedavi önerilmediği öğreniliyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi

Cevap

Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi
Hastada saptanan kalsiyum yüksekliği ile birlikte uygunsuz normal/yüksek PTH düzeyi, primer hiperparatiroidizm ile ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi (FHH) arasında ayırıcı tanı yapılmasını gerektirir. Hastanın 24 saatlik idrar kalsiyumunun düşük olması (<100< 100 mg/gün) ve hesaplanan kalsiyum/kreatinin klirens oranının (CCCR) 0.010.01'in altında olması, ayrıca asemptomatik seyreden aile öyküsü, paratiroid bezindeki kalsiyum algılayan reseptör (CaSR) mutasyonuna bağlı gelişen FHH tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve PTH düzeylerini analiz etme
Serum kalsiyum (10.810.8 mg/dL) ve PTH (8585 pg/mL) yüksek bulunmuştur. Bu kombinasyon paratiroid bezinin kalsiyum seviyesini yanlış algıladığı veya otonom çalıştığı durumları (Primer hiperparatiroidizm veya FHH) gösterir.
Normal şartlarda hiperkalsemi varlığında PTH'nın baskılanması beklenir; baskılanmaması primer bir patolojiye işaret eder.
2
İdrar kalsiyum atılımını ve CCCR oranını hesaplama
24 saatlik idrar kalsiyumu 6060 mg/gün saptanmıştır. Kalsiyum/Kreatinin Klirens Oranı (CCCR): CCCR=UCa×PCrPCa×UCr=60×0.810.8×12000.0037CCCR = \frac{U_{Ca} \times P_{Cr}}{P_{Ca} \times U_{Cr}} = \frac{60 \times 0.8}{10.8 \times 1200} \approx 0.0037 olarak hesaplanır.
CCCR değerinin 0.010.01 altında olması, kalsiyumun böbreklerden aşırı geri emildiğini (hipokalsiüri) gösterir ve FHH için en güçlü tanısal kriterdir.
3
Klinik bağlamı ve aile öyküsünü birleştirme
Hastanın asemptomatik olması ve annesinde benzer laboratuvar bulgularının bulunması otozomal dominant geçişli FHH tanısını destekler.
Primer hiperparatiroidizm genellikle cerrahi gerektirirken, FHH benign bir durumdur ve genellikle tedavi gerektirmez.

Anahtar Kavram

FHH ve Primer Hiperparatiroidizm ayrımında en önemli kriter kalsiyum/kreatinin klirens oranı (CCCR) ve idrar kalsiyum düzeyidir.

Daha Fazla Pratik

FHH şüphesi olan bir hastada kesin tanı için genetik test (CaSR mutasyon analizi) yapılabileceğini unutmayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 73Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan çarpıntı, aşırı terleme ve 55 kg zayıflama şikayetleriyle iç hastalıkları polikliğine başvuruyor. Hastanın tıbbi özgeçmişinde 22 yıldır dirençli atriyal fibrilasyon nedeniyle 200200 mg/gün amiodaron kullanımı mevcut. Fizik muayenesinde nabız 114114/dakika ritmik, kan basıncı 145/85145/85 mmHg ve ellerde ince tremor saptanıyor. Tiroid bezi palpasyonda normal boyutlarda olup hassasiyet saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; TSH:<0.01TSH: <0.01 mIU/L (N: 0.44.00.4-4.0), serbest T4:4.2T_4: 4.2 ng/dL (N: 0.81.90.8-1.9), serbest T3:8.5T_3: 8.5 pg/mL (N: 2.04.42.0-4.4) bulunuyor. Tiroid renkli Doppler ultrasonografisinde tiroid bezinde vaskülaritenin belirgin olarak azaldığı (hipovaskülarite) izleniyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glukokortikoid tedavisi başlanması

Cevap

Hipovasküler Doppler bulgusu ile karakterize Amiodaron ilişkili tirotoksikoz Tip 2 tedavisinde glukokortikoid tedavisi başlanması
Amiodaron ilişkili tirotoksikoz Tip 2, tiroid foliküllerinin doğrudan ilaç toksisitesine bağlı yıkımıyla (tiroidit benzeri) karakterizedir. Renkli Doppler ultrasonografide tiroid bezinde kanlanmanın azalmış olması bu tipin en önemli ayırıcı bulgusudur. Tedavide amaç hormon sentezini durdurmak değil, yıkım sürecini (inflamasyonu) kontrol altına almaktır; bu nedenle glukokortikoid tedavisi en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Hastada amiodaron kullanımına bağlı hipertiroidi (tirotoksikoz) tablosu mevcut.
TSH düşük, sT3 ve sT4 yüksek olması hipertiroidiyi doğrular.
2
Amiodaron ilişkili tirotoksikoz (AIT) tipinin belirlenmesi
Renkli Doppler USG'de vaskülaritenin azalmış olması Tip 2 AIT (destrüktif tip) lehinedir.
Tip 1 AIT genellikle altta yatan bir Graves veya MNG zemininde iyot yüküyle (Jod-Basedow) gelişir ve hipervaskülerdir; Tip 2 ise ilacın doğrudan toksik etkisiyle oluşan destrüktif bir tiroidittir.
3
Tedavi seçimi
Tip 2 AIT vakalarında glukokortikoidler (prednizolon) ilk seçenektir.
Destrüktif süreç inflamatuar karakterde olduğu için steroidlere hızlı yanıt verir; tiyonamidler ise hormon sentezini hedeflediği için bu tipte etkisizdir.

Anahtar Kavram

Amiodaron ilişkili tirotoksikoz tiplerinin ayırıcı tanısında renkli Doppler USG kullanımı ve Tip 2'de steroid tedavisi.
Soru 74Soru

5252 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolü için polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayene ve laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

ParametreDeğer
Boy / Kilo175175 cm / 110110 kg
Bel Çevresi9898 cm
Kan Basıncı136/86136/86 mmHg
Trigliserid160160 mg/dL
HDL-kolesterol3838 mg/dL
Açlık Plazma Glukozu108108 mg/dL

Hastanın öyküsünde Tip 2 Diyabetes Mellitus (Metformin kullanıyor) ve Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OUAS) mevcuttur. Bu hastanın metabolik sendrom tanısı ve obezite yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut vücut kitle indeksi (35.935.9 kg/m2kg/m^2) ve eşlik eden Tip 2 DM ve OUAS varlığı, hastayı bariatrik cerrahi için uygun bir aday yapar.

Cevap

Vücut kitle indeksi 35.935.9 kg/m2kg/m^2 olan ve Tip 2 DM ile OUAS gibi komorbiditeleri bulunan hasta bariatrik cerrahi endikasyonuna sahiptir.
Bariatrik cerrahi, vücut kitle indeksi 40\geq 40 kg/m2kg/m^2 olan veya 35\geq 35 kg/m2kg/m^2 olup eşlik eden tip 2 diyabet, obstrüktif uyku apnesi veya hipertansiyon gibi metabolik hastalıkları olan hastalarda endikedir. Bu vakada VKIVKI 35.935.9 kg/m2kg/m^2 olup hem DM hem de OUAS mevcuttur, bu nedenle hasta cerrahi adayıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Vücut Kitle İndeksi (VKI) hesaplanması
VKI=110/(1.75)235.9VKI = 110 / (1.75)^2 \approx 35.9 kg/m2kg/m^2
Obezite sınıflandırması ve tedavi yöntemini belirlemek için gereklidir.
2
NCEP ATP III kriterlerinin değerlendirilmesi
Bel çevresi (9898 << 102102) karşılanmadı; ancak TG (160160 \geq 150150), HDL (3838 << 4040), KB (136/86136/86 \geq 130/85130/85) ve Glukoz (108108 \geq 100100 + DM öyküsü) kriterleri karşılandı. Toplam 4/54/5 kriter.
Metabolik sendrom tanısı için 3/53/5 kriter gereklidir.
3
IDF kriterlerinin değerlendirilmesi
Zorunlu kriter olan bel çevresi (Europid erkek için 94\geq 94 cm) karşılandı (9898 cm). Ek olarak diğer 4 kriterden hepsi mevcut.
IDF tanısı için santral obezite + 2 ek kriter gereklidir.
4
Cerrahi endikasyon kontrolü
VKI35VKI \geq 35 kg/m2kg/m^2 ve obezite ilişkili komorbidite (DM ve OUAS) varlığı cerrahi için yeterlidir.
Tedavi algoritmasında cerrahi sınırlarını belirlemek için kullanılır.

Anahtar Kavram

Metabolik sendrom tanı kriterleri (NCEP vs IDF) ve bariatrik cerrahi endikasyonları.

Daha Fazla Pratik

NCEP ATP III ve IDF kriterlerindeki bel çevresi eşik değerlerinin cinsiyet ve etnik kökenlere göre farklılıklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 75Soru

4646 yaşında kadın hasta, son birkaç yıldır ellerinde ve ayaklarında genişleme, yüz hatlarında kabalaşma ve sesinde kalınlaşma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde makroglosi, ellerde ve ayaklarda büyüme ile beraber belirgin prognatizm saptanıyor. Hastanın yapılan ilk laboratuvar incelemesinde yaş ve cinsiyete göre düzeltilmiş serum insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF1IGF-1) düzeyi, referans aralığının üzerinde bulunuyor.

Bu hastada akromegali tanısını kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 7575 gram glikoz ile oral glikoz tolerans testi (OGTTOGTT) sırasında GHGH süpresyonu

Cevap

Akromegali tanısını kesinleştirmek için 7575 gram glikoz ile yapılan oral glikoz tolerans testi (OGTTOGTT) sırasında GHGH süpresyonu değerlendirilmelidir.
Akromegali tanısında serum IGF1IGF-1 düzeyi yaş ve cinsiyete göre yüksek saptandığında, kesin tanı için 7575 gram glikoz ile yapılan oral glikoz tolerans testi (OGTTOGTT) uygulanır. Normal sağlıklı bireylerde glikoz yüklemesi sonrası büyüme hormonu (GHGH) düzeyi 11 μg/L\mu g/L (yeni nesil hassas yöntemlerle 0.40.4 μg/L\mu g/L) altına iner. Akromegalide ise otonom salınım nedeniyle bu baskılanma gerçekleşmez ve GHGH düzeyi yüksek kalmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik şüphe varlığında ilk basamak testi seçilir.
Serum IGF1IGF-1 düzeyi ölçülür.
IGF1IGF-1 gün boyu stabil seyrettiği için en iyi tarama testidir.
2
IGF1IGF-1 yüksek saptanan hastada doğrulama testi uygulanır.
7575 g glikoz ile OGTTOGTT sırasında GHGH süpresyonu kontrol edilir.
Hiperglisemi normalde GHGH salınımını baskılar; akromegalide bu baskılanma izlenmez (GH>1GH > 1 μg/L\mu g/L veya hassas ölçümle >0.4> 0.4 μg/L\mu g/L kalır).
3
Biyokimyasal doğrulama sonrası lokalizasyon çalışması yapılır.
Hipofiz MRGMRG çekilir.
Adenomun boyutunu ve çevre dokularla ilişkisini belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Akromegali tanı algoritmasında tarama testi IGF1IGF-1, kesin tanı (doğrulama) testi ise OGTTOGTT ile GHGH süpresyonudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 76Soru

1717 yaşında kız hasta, hiç adet görmeme şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 176176 cm (>95.>95. persentil), bilateral meme gelişimi Tanner evre 44 olarak saptanıyor. Ancak aksiller ve pubik kıllanmanın belirgin derecede az olduğu fark ediliyor. Pelvik ultrasonografide uterus ve overler izlenmiyor; inguinal kanalda bilateral kitleler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum testosteron düzeyi 700700 ng/dL (erkek referans aralığı: 3001000300-1000 ng/dL) ve LH düzeyi yüksek bulunuyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam androjen duyarsızlığı sendromu

Cevap

Tam androjen duyarsızlığı sendromu
Tam androjen duyarsızlığı sendromu tanısı; hastanın uzun boylu olması (46,XY46,XY etkisi), meme gelişiminin bulunması (testosteronun östrojene dönüşümü), ancak aksiller ve pubik kıllanmanın olmaması (androjen reseptör direnci) ve uterusun yokluğu (testis kaynaklı AMH etkisi) ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (meme varlığı, kıllanma yokluğu, uterus yokluğu) analiz et.
Meme gelişiminin olması (östrojen etkisi) ve aksiller/pubik kıllanmanın yokluğu (androjen etkisizliği) androjen reseptör defektine işaret eder.
Androjen reseptörü çalışmadığı için vücut testosterona yanıt vermez, ancak bu testosteronun periferal aromatizasyonu ile oluşan östrojen meme gelişimini sağlar.
2
Görüntüleme ve laboratuvar sonuçlarını değerlendir.
Uterusun olmaması AMH (Anti-Müllerian Hormon) etkisini, inguinal kitleler ise testislerin varlığını gösterir.
Testislerin varlığı 46,XY46,XY karyotipini ve Müller kanallarının gerilemesine neden olan AMH salınımını doğrular.
3
Ayırıcı tanı yap.
Testosteronun erkek düzeyinde olması ve LH yüksekliği androjen duyarsızlığı ile uyumludur.
Androjen direnci nedeniyle hipotalamo-hipofizer akstaki negatif geri bildirim bozulur, bu da LH artışına ve sonuçta testosteron üretiminin stimülasyonuna yol açar.

Anahtar Kavram

Tam Androjen Duyarsızlığı Sendromu (CAIS) tanısında; 46,XY46,XY karyotipi, erkek düzeyinde testosteron, yüksek LH, meme gelişimi varlığı ve pubik/aksiller kıllanma yokluğu karakteristik bir triaddır.
Soru 77Soru

1818 yaşında kadın hasta, hiç adet görmeme ve sekonder cinsiyet özelliklerinin gelişmemesi şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 176176 cm (+2+2 SD), memeler Tanner evre 11, aksiller ve pubik tüylenme Tanner evre 22 olarak saptanıyor. Pelvik ultrasonografide rudimenter bir uterus ve fallop tüpleri izleniyor, ancak her iki lojda over dokusu seçilemiyor. Laboratuvar tetkiklerinde FSH: 8484 mIU/mL, LH: 3939 mIU/mL, Estradiol: <10<10 pg/mL ölçülüyor. Karyotip analizi 46,XY46,XY olarak sonuçlanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Swyer sendromu

Cevap

Swyer sendromu (46,XY Saf Gonadal Disgenezi)
Swyer sendromu (46,XY46,XY saf gonadal disgenezi), SRYSRY geni veya ilişkili yolaklardaki bozukluk sonucu gonadların farklılaşamaması durumudur. Gonadlar fonksiyonel olmadığı için ne testosteron ne de Anti-Müllerian Hormon (AMHAMH) üretilir. AMHAMH yokluğu, Müller kanallarının (uterus, fallop tüpleri) gelişmesine izin verir. Östrojen eksikliği sonucu meme gelişimi olmaz (Tanner 11) ve negatif feedback kalktığı için FSH/LHFSH/LH çok yükselir. Epifizlerin geç kapanması nedeniyle hastalar tipik olarak uzun boyludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik fenotip ve boy uzunluğunu değerlendir
Hasta kadın fenotipinde, primer amenoreik ve uzun boyludur. Uzun boy, epifizlerin östrojen eksikliği nedeniyle geç kapanmasına ve Y kromozomu üzerindeki boy genlerine işaret eder.
Ayırıcı tanıda Turner (kısa boy) ve Swyer (uzun boy) ayrımı için kritiktir.
2
Laboratuvar bulgularını (Gonadotropinler ve Östrojen) analiz et
FSH ve LH belirgin yüksek (hipergonadotropik), estradiol ise düşüktür (hipogonadizm).
Sorunun primer (gonadal) bir yetmezlik olduğunu doğrular; sekonder (hipofizer) nedenleri (Kallmann vb.) eler.
3
Görüntüleme ve Karyotip bulgularını birleştir
Uterus mevcut ve karyotip 46,XY'dir.
46,XY karyotipine rağmen uterusun varlığı, embriyolojik dönemde Anti-Müllerian Hormon (AMH) salgılanmadığını kanıtlar. Bu durum streak (iz) gonadlara sahip Swyer sendromu ile tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Swyer sendromunda 46,XY karyotipine rağmen gonadlar gelişmediği (streak gonad) için AMH ve testosteron üretilemez; bu nedenle Müller kanalları gerilemez ve uterus gelişir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 78Soru

2020 yaşında erkek hasta, sakal tıraşı olmama, sesinde kalınlaşma gerçekleşmemesi ve cinsel gelişimde gerilik şikayetleriyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 182 cm182\text{ cm}, kulaç açıklığı 188 cm188\text{ cm} olarak ölçülüyor. Testis volümleri bilateral 2 mL2\text{ mL} saptanırken jinekomasti gözlenmiyor. Hastanın anamnezi derinleştirildiğinde, çocukluğundan beri koku alma duyusunun olmadığını ifade ediyor. Laboratuvar incelemesinde saptanan değerler şöyledir:

- Total testosteron: 45 ng/dL45\text{ ng/dL} (Normal: 3001000300-1000)
- LH: 0.9 mIU/mL0.9\text{ mIU/mL} (Normal: 1.78.61.7-8.6)
- FSH: 1.1 mIU/mL1.1\text{ mIU/mL} (Normal: 1.512.41.5-12.4)

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kallmann sendromu

Cevap

Kallmann sendromu
Düşük testosteron seviyeleri ile birlikte LH ve FSH'nin de düşük saptanması merkezi (sekonder) bir yetmezliği gösterir. Klinik tabloda bu duruma 'anosmi' (koku alamama) eşlik ediyorsa, bu durum GnRH sentezleyen nöronların olfaktör sistemle birlikte migrasyon yapamaması sonucu oluşan Kallmann sendromudur.

Adım Adım Çözüm

1
Testosteron düzeyini değerlendir
45 ng/dL45\text{ ng/dL} (Düşük)
Hastada klinik olarak görülen puberte gecikmesinin biyokimyasal olarak hipogonadizm olduğunu doğrulamak için.
2
Gonadotropin (LH ve FSH) düzeylerini değerlendir
LH ve FSH düzeyleri düşük (Hipogonadotropik)
Hipogonadizmin primer (testis kaynaklı) mi yoksa sekonder (merkezi kaynaklı) mi olduğunu ayırt etmek için.
3
Klinik ipuçlarını (Anosmi) birleştir
Hipogonadotropik hipogonadizm + Anosmi = Kallmann sendromu
GnRH nöronlarının koku soğancığı (olfaktör bulb) ile birlikte embriyolojik göç kusuru bu spesifik sendromu tanımlar.

Anahtar Kavram

Kallmann sendromu, hipogonadotropik hipogonadizm ile anosmi veya hiposminin birlikteliğiyle karakterize, GnRH eksikliğine bağlı bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 79Soru

Primer hiperparatiroidizm nedeniyle paratiroidektomi uygulanan 56 yaşında kadın hasta, ameliyat sonrası 3. günde ellerde ve dudak çevresinde uyuşma şikayetiyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede Trousseau işareti pozitif bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 7.1 mg/dL, albümin düzeyi 4.0 g/dL ve magnezyum düzeyi 1.8 mg/dL olarak ölçülüyor. Bu hastada gelişen hipokalseminin nedenini belirlerken, 'Aç Kemik Sendromu' (Hungry Bone Syndrome) tanısını 'İatrogenik Hipoparatiroidizm'den ayırmada aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisi en değerlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum fosfor düzeyinin düşük saptanması

Cevap

Serum fosfor düzeyinin düşük saptanması
Paratiroidektomi sonrası gelişen hipokalseminin ayırıcı tanısında en önemli belirteç serum fosfor düzeyidir. 'Aç Kemik Sendromu'nda (Hungry Bone Syndrome), uzun süre yüksek PTH etkisine maruz kalmış kemik dokusu, PTH'nın aniden düşmesiyle birlikte kandan hızla kalsiyum ve fosfor çeker. Bu durum hem hipokalsemiye hem de hipofosfatemiye neden olur. Buna karşın, cerrahiye bağlı kalıcı veya geçici 'Hipoparatiroidizm' durumunda, PTH eksikliği nedeniyle böbrekten fosfor atılımı azalır ve serum fosfor düzeyi yükselir (hiperfosfatemi). Dolayısıyla düşük fosfor düzeyi Aç Kemik Sendromunu, yüksek fosfor düzeyi Hipoparatiroidizmi destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kliniğini tanımla
Postoperatif 3. günde hipokalsemi (7.1 mg/dL) ve semptomatik (Trousseau pozitif).
Paratiroidektomi sonrası hipokalseminin nedenini belirlemek için klinik tabloyu netleştir.
2
Olası nedenleri listele
1. İatrogenik Hipoparatiroidizm (Paratiroid hasarı)
2. Aç Kemik Sendromu (Hızlı kemik remineralizasyonu)
Her iki durum da cerrahi sonrası hipokalsemi yapar ancak mekanizmaları farklıdır.
3
Fosfor metabolizması üzerinden ayrım yap
Aç Kemik Sendromu: Kemik kalsiyum ve fosforu 'emer' -> Hipokalsemi + Hipofosfatemi.
Hipoparatiroidizm: PTH yokluğu böbrekten fosfor atılımını azaltır -> Hipokalsemi + Hiperfosfatemi.
Fosfor düzeyi, bu iki patolojiyi ayıran en güvenilir metabolik belirteçtir.

Anahtar Kavram

Paratiroidektomi sonrası hipokalsemi ayırıcı tanısında fosfor düzeyi

İpuçları

1
Her iki durum da kalsiyumu düşürür, ancak kemiğin iştahı (Aç Kemik) fosforu da etkiler.
2
Parathormonun (PTH) böbrek üzerindeki fosfor atıcı etkisini hatırlayın. PTH yoksa fosfor ne olur?
3
Aç Kemik Sendromunda kemik hem kalsiyumu hem de fosforu içine çeker (her ikisi de düşer). Hipoparatiroidizmde ise PTH yokluğuna bağlı fosfor atılamaz (fosfor yükselir).

Daha Fazla Pratik

Primer hiperparatiroidizmde cerrahi endikasyonları ve preoperatif hazırlık aşamaları gözden geçirilebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 80Soru

4545 yaşındaki erkek hasta; yeni başlangıçlı hafif seyirli diyabet, epigastrik bölgede künt karın ağrısı ve yağlı ishal (steatore) şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde safra kesesinde çok sayıda taş saptanırken, batın tomografisinde pankreas gövdesinde 33 cm çapında kitle izleniyor. Bu hastada klinik tabloya neden olan en olası nöroendokrin tümör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Somatostatinoma

Cevap

Diyabet, safra kesesi taşları ve steatore semptomları ile başvuran hastada en olası tanı somatostatinomadır.
Somatostatinoma; insülin ve glukagonu inhibe ederek diyabete, kolesistokinin salınımını ve safra kesesi kontraksiyonunu engelleyerek safra taşlarına, pankreatik enzim ve bikarbonat salınımını azaltarak ise yağ emilim bozukluğuna (steatore) yol açan nadir bir nöroendokrin tümördür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada diyabet, steatore ve kolesistolitiyazis (safra taşı) mevcuttur.
Bu üçlü bulgu, inhibitör bir hormonun aşırı salgılandığını düşündürmektedir.
2
Hormon etkilerinin değerlendirilmesi
Somatostatin; insülin salınımını (diyabet), kolesistokinin salınımını (safra kesesi stazı/taş) ve pankreatik enzim salınımını (steatore) inhibe eder.
Somatostatinin sistemik inhibitör etkisi bu çoklu organ disfonksiyonunu açıklar.
3
Ayırıcı tanı ve lokalizasyon
Pankreasta saptanan kitle ve bu klinik tablo somatostatinomayı doğrular.
Somatostatinomalar en sık pankreas veya duodenumda yerleşim gösterir.

Anahtar Kavram

Somatostatinoma Triadı
ÖncekiSayfa 4 / 27Sonraki
Endokrinoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 4 | Examkin