Diabetes Mellitus

52 soru

Soru 21Soru →

2222 yaşında erkek hasta, son zamanlarda artan halsizlik ve ağız kuruluğu şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 2323 kg/m2kg/m^2 saptanıyor ve akantozis nigrikans izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde açlık kan şekeri 198198 mg/dLmg/dL, HbA1cHbA1c %7,6\%7,6, C-peptid düzeyi normal sınırlarda ve diyabetle ilişkili otoantikorlar (GADAGADA, ICAICA) negatif bulunuyor. Hastanın babasının ve dedesinin de benzer yaşlarda diyabet tanısı aldığı ve düşük doz sülfonilüre tedavisine çok iyi yanıt verdikleri öğreniliyor. Ayrıca hastanın kan şekeri 145145 mg/dLmg/dL iken idrar tetkikinde belirgin glikozüri saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MODY 3 (HNF1A mutasyonu)

Cevap

MODY 3 (HNF1A mutasyonu)
MODY 3 (HNF1A mutasyonu), genç yaşta başlayan, otozomal dominant geçiş gösteren ve insülin rezervinin korunduğu bir diyabet formudur. Bu vakada vurgulanan düşük doz sülfonilüreye mükemmel yanıt ve kan şekeri normalin üzerindeyken ancak renal eşiğin (180180 mg/dLmg/dL) altındayken saptanan glikozüri, HNF1A mutasyonuna bağlı gelişen MODY 3 için patognomonik sayılabilecek klinik ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik ve klinik özelliklerini değerlendir.
Genç (2222 yaş), zayıf (VKI˙VKİ: 2323), insülin direnci bulgusu yok.
Tip 2 diyabet olasılığını dışlamak ve monogenetik diyabet formlarını düşünmek için.
2
Laboratuvar verilerini ve aile öyküsünü analiz et.
C-peptid normal (insülin rezervi var), antikorlar negatif (otoimmünite yok), 3 kuşakta diyabet (otozomal dominant geçiş).
Tip 1 diyabet ve LADA'yı dışlayıp MODY (Maturity-Onset Diabetes of the Young) tanısına yönelmek için.
3
Spesifik klinik ipuçlarını birleştir.
Düşük doz sülfonilüreye yüksek yanıt ve 180180 mg/dLmg/dL altındaki kan şekerinde glikozüri (düşük renal eşik).
En sık görülen MODY tipi olan MODY 3'ü (HNF1A mutasyonu), daha hafif seyreden MODY 2'den ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

MODY 3 (HNF1A mutasyonu), monogenetik diyabetin en sık formudur ve sülfonilürelere belirgin duyarlılık ile proksimal tübülde glikoz reabsorbsiyonunun azalması sonucu ortaya çıkan düşük renal eşik ile karakterizedir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 22Soru →

2222 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolünde saptanan kan şekeri yüksekliği (145145 mg/dLmg/dL) nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın polidipsi veya poliüri şikayeti bulunmuyor. Fizik muayenesinde özellik saptanmayan hastanın laboratuvar incelemesinde HbA1cHbA1c: %6.8\%6.8, serum magnezyum düzeyi: 1.41.4 mg/dLmg/dL (Normal: 1.7−2.41.7-2.4 mg/dLmg/dL) ve ürik asit düzeyi: 8.48.4 mg/dLmg/dL olarak bulunuyor. Yapılan batın ultrasonografisinde her iki böbrekte büyüklükleri 1−21-2 cmcm arasında değişen multipl kistler izleniyor. Hastanın aile öyküsünde babasında genç yaşta başlayan diyabet ve kronik böbrek yetmezliği olduğu öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HNF1BHNF1B mutasyonu (MODYMODY 55)

Cevap

HNF1BHNF1B mutasyonu (MODYMODY 55)
Diyabet ile birlikte renal kistler, renal displazi veya genitoüriner anomalilerin bulunması tipik olarak HNF1BHNF1B mutasyonunu (MODYMODY 55) düşündürür. Bu tablo aynı zamanda RCADRCAD (Renal Cysts and Diabetes) sendromu olarak da adlandırılır. Ayrıca bu hastalarda renal distal tübül fonksiyon bozukluğuna bağlı gelişen hipomagnezemi ve erken başlangıçlı hiperürisemi/gut önemli tanısal ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç yaşta başlangıçlı diyabet (MODYMODY şüphesi) + Renal kistler + Hipomagnezemi + Hiperürisemi + Aile öyküsü.
Hastadaki bulguların tek bir genetik defektle açıklanıp açıklanamayacağını belirlemek.
2
MODYMODY tiplerini karşılaştır
HNF1BHNF1B mutasyonu (MODYMODY 55), böbrek kistleri ve diyabet (RCADRCAD) sendromu olarak bilinir.
Diyabetin yanındaki ekstrapankreatik bulguların (böbrek kistleri, magnezyum düşüklüğü) ayırıcı tanıdaki değerini kullanmak.
3
Ekstrapankreatik bulguları doğrula
HNF1BHNF1B mutasyonunda renal displazi/kistler, hipomagnezemi (böbrekten magnezyum kaybı nedeniyle) ve hiperürisemi karakteristik özelliklerdir.
Tanıyı kesinleştiren spesifik laboratuvar ve görüntüleme bulgularını eşleştirmek.

Anahtar Kavram

MODYMODY 55 (HNF1BHNF1B mutasyonu), diyabetin yanı sıra renal kistler, genitoüriner anomaliler, hipomagnezemi ve hiperürisemi ile karakterize multisistemik bir hastalıktır.
Soru 23Soru →

64 yaşında erkek hasta, 12 yıldır Tip 2 Diabetes Mellitus tanısı ile takip edilmektedir. Tedavi olarak günde 2000 mg metformin ve 4 mg glimepirid kullanmaktadır. Hasta son 6 aydır giderek artan halsizlik, unutkanlık ve ayak tabanlarında uyuşma, karıncalanma şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede konjonktivalar hafif soluk, nörolojik muayenede bilateral distal vibrasyon duyusu azalmış olarak saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde HbA1c %7.4 olarak ölçülüyor. Bu hastada mevcut klinik tablonun etiyolojisini aydınlatmak için öncelikle istenmesi gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum Vitamin B12 düzeyi

Cevap

Serum Vitamin B12 düzeyi
Hastanın 12 yıldır yüksek doz metformin kullanması, B12 vitamini eksikliği için majör bir risk faktörüdür. Metformin, kalsiyum bağımlı bir mekanizma ile ileal membrandan B12 emilimini bozar. B12 eksikliği klinik olarak megaloblastik anemi (halsizlik, solukluk) ve nörolojik semptomlarla (el-ayaklarda parestezi, vibrasyon kaybı, kognitif değişiklikler) seyreder. Bu tablo diyabetik nöropati ile karışabilir. ADA (Amerikan Diyabet Derneği) kılavuzları, uzun süreli metformin kullanan hastalarda periyodik B12 ölçümünü önermektedir. Bu nedenle etiyolojiyi aydınlatmak ve tedavi edilebilir bir durumu atlamamak için öncelikle B12 düzeyi görülmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik tablosunu analiz et.
12 yıldır yüksek doz (2000 mg/gün) metformin kullanımı mevcut. Semptomlar: Nöropati (uyuşma, vibrasyon kaybı), Anemi (solukluk, halsizlik) ve Kognitif değişiklikler (unutkanlık).
Klinik tablo standart diyabetik nöropatinin ötesinde, hematolojik ve santral sinir sistemi bulgularını da içeriyor.
2
Metforminin bilinen yan etkilerini hatırla.
Metformin, terminal ileumdan B12 vitamini emilimini bozarak uzun dönem kullananların %30'a varan oranında B12 eksikliğine yol açabilir.
İlaç yan etkisi, diyabetik komplikasyonlardan önce ekarte edilmelidir.
3
Ayırıcı tanı için en uygun tetkiki seç.
Serum Vitamin B12 düzeyi ölçümü hem anemiyi hem de nörolojik bulguları açıklayabilecek geri döndürülebilir bir nedeni gösterir.
Diyabetik hastalarda B12 eksikliği, diyabetik nöropatiyi taklit edebilir veya şiddetlendirebilir.

Anahtar Kavram

Metformin ilişkili Vitamin B12 eksikliği

İpuçları

1
Hastanın 12 yıldır kullandığı oral antidiyabetik ilacın gastrointestinal sistem üzerindeki emilim yan etkilerini düşünün.
2
Metformin kullanımı, terminal ileumdan emilen ve eksikliğinde hem hematolojik hem de nörolojik semptomlar veren bir vitaminin seviyesini düşürebilir.
3
Diyabetik hastalarda 'unutkanlık' ve 'anemi' (solukluk) eşlik ediyorsa, sadece diyabetik nöropati değil, B12 vitamini eksikliği araştırılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 24Soru →

3636 yaşında kadın hasta, polidipsi ve kilo kaybı şikayetleri ile başvurmuş; açlık plazma glukozu 148148 mg/dLmg/dL ve HbA1cHbA1c %7,8\%7,8 saptanması üzerine Tip 2 Diyabetes Mellitus tanısı almıştır. Hastaya metformin başlanmış ve yaşam tarzı düzenlemesi önerilmiştir. Tedavi uyumu tam olan ve vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 2323 kg/m2kg/m^2 olan hastanın, 66 ay sonraki kontrolünde HbA1cHbA1c değeri %8,6\%8,6 olarak ölçülmüştür. Özgeçmişinde Hashimoto tiroiditi bulunan hastanın fizik muayenesinde akantozis nigrikans saptanmamıştır.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Latent otoimmün diyabet (LADA)

Cevap

Latent otoimmün diyabet (LADA)
Doğru yanıt olan latent otoimmün diyabet (LADA), erişkin yaşta başlayan, başlangıçta Tip 2 DM gibi OAD'lerle kontrol edilebilen ancak yavaş seyirli bir otoimmün beta hücre yıkımı olan tablodur. Hastanın düşük VKİ'ye sahip olması, Hashimoto tiroiditi gibi başka bir otoimmün hastalığının bulunması ve metformin tedavisine rağmen glisemik kontrolün hızla bozulması bu tanıyı kesinleştirir. Tanı için anti-GAD (Glutamik Asit Dekarboksilaz) antikorlarına bakılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özelliklerini analiz et.
Hasta 3636 yaşında (erişkin), düşük VKİ'ye sahip (2323 kg/m2kg/m^2), insülin direnci bulgusu yok ve ek otoimmün hastalığı (Hashimoto) mevcut.
Bu bulgular, klasik Tip 2 DM'den ziyade otoimmün bir süreci işaret eder.
2
Tedavi yanıtını değerlendir.
Metformin tedavisine rağmen 66 ay içinde glisemik kontrolde belirgin kötüleşme (HbA1cHbA1c %7,8→%8,6\%7,8 \rightarrow \%8,6) gözlenmiştir.
Otoimmün beta hücre yıkımı nedeniyle LADA hastaları oral antidiyabetiklere (OAD) başlangıçta yanıt verse de kısa sürede insülin ihtiyacı duyarlar.
3
Ayırıcı tanıları dışla.
MODY için aile öyküsü eksik, Tip 2 DM için metabolik risk faktörleri yok, Tip 3c için pankreatik hasar öyküsü yok.
Klinik tabloyu en iyi açıklayan tanı, yavaş seyirli Tip 1 DM olarak da bilinen LADA'dır.

Anahtar Kavram

Latent Otoimmün Diyabet (LADA) Klinik Prezentasyonu

Daha Fazla Pratik

LADA hastalarında tanısal doğruluğu kesinleştirmek için hangi laboratuvar testinin (anti-GAD) öncelikle istenmesi gerektiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 25Soru →

Klasik hiperglisemi semptomları (poliüri, polidipsi, açıklanamayan kilo kaybı) olmayan bir bireyde, aşağıdakilerin hangisinin saptanması Diabetes Mellitus tanısı koymak için tek başına (ek bir doğrulama testi olmaksızın) yeterli değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rastgele ölçülen plazma glukozunun 210 mg/dL210 \text{ mg/dL} saptanması

Cevap

Semptomu olmayan bir bireyde rastgele ölçülen plazma glukozunun 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} üzerinde olması tanı için yeterli değildir; doğrulanması veya semptom varlığı gerekir.
Diabetes Mellitus tanısında 'rastgele plazma glukozu ≥200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL}' kriteri, sadece hastada klasik hiperglisemi semptomları (poliüri, polidipsi, kilo kaybı) varsa ek bir test gerektirmeden tanı koydurur. Semptomsuz bir bireyde bu değerin saptanması durumunda tanı koymak için mutlaka açlık plazma glukozu, OGTT veya HbA1c gibi standart testlerden biriyle doğrulama yapılması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Diabetes Mellitus tanı kriterlerini hatırla.
Tanı için açlık plazma glukozu ≥126 mg/dL\geq 126 \text{ mg/dL}, OGTT 2. saat glukozu ≥200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL}, HbA1c ≥%6.5\geq \%6.5 veya rastgele plazma glukozu ≥200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL} (semptomlarla birlikte) kriterleri kullanılır.
Tanı koymak için uluslararası standart eşik değerlerin bilinmesi gerekir.
2
Semptomların tanı üzerindeki etkisini analiz et.
Rastgele kan şekeri ölçümü sadece poliüri, polidipsi veya kilo kaybı gibi klasik semptomların varlığında tek bir ölçümle tanı koydurur.
Semptomsuz hastalarda rastgele ölçüm, standardizasyon eksikliği nedeniyle güvenilir bir tanı aracı değildir.
3
Asemptomatik bireylerde doğrulama gerekliliğini kontrol et.
Semptomu olmayan bireylerde diğer üç kriterden (AKŞ, HbA1c, OGTT) en az birinin iki farklı zamanda yüksek çıkması veya aynı kan örneğinde iki farklı kriterin yüksek çıkması gerekir.
Hatalı pozitiflikleri önlemek için asemptomatik hastalarda doğrulama şarttır.

Anahtar Kavram

Diabetes Mellitus Tanı Kriterleri ve Semptom İlişkisi

İpuçları

1
Diyabet tanısı için kullanılan dört ana kriteri ve bunların eşik değerlerini (126126, 200200, %6.5\%6.5) düşünün.
2
Hangi kriterin tanımında 'klasik semptomların varlığı' özellikle belirtilmiştir?
3
Rastgele (random) ölçülen kan şekeri, semptomsuz bir hastada tarama için kullanılabilir ancak tek başına tanı koydurmaz.

Daha Fazla Pratik

Prediyabet (IFG ve IGT) kriterlerini ve HbA1c'nin diyabet tanısında kullanılamayacağı durumları (anemiler, hemoglobinopatiler vb.) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 26Soru →

1919 yaşında kistik fibrozis tanısıyla izlenen erkek hasta, son 66 aydır akciğer fonksiyonlarında belirgin azalma ve açıklanamayan kilo kaybı nedeniyle kontrole geliyor. Hastanın yapılan laboratuvar incelemelerinde açlık plazma glukozu 112112 mg/dLmg/dL, HbA1cHbA1c değeri ise %5.9\%5.9 olarak saptanıyor.

Bu hastada kistik fibrozis ile ilişkili diyabet (CFRDCFRD) tanısını koymak veya dışlamak için uygulanması gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 7575 gram oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) yapılması

Cevap

7575 gram oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) yapılması en uygun adımdır.
Kistik fibrozis ile ilişkili diyabet (CFRDCFRD), kistik fibrozisli hastaların yaklaşık %40−50\%40-50'sini etkileyen özel bir diyabet formudur. Bu hastalarda HbA1cHbA1c ölçümü, eritrosit turnover'ındaki değişiklikler nedeniyle glisemiyi olduğundan düşük gösterir ve tarama testi olarak kullanılması önerilmez. Güncel kılavuzlar, 1010 yaşından itibaren tüm kistik fibrozisli hastalarda yıllık rutin 7575 gg OGTTOGTT yapılmasını önermektedir. Özellikle akciğer fonksiyonlarında gerileme ve kilo kaybı gibi durumlarda, açlık kan şekeri normal olsa bile OGTTOGTT ile postprandiyal hiperglisemi mutlaka değerlendirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel hastalığı (Kistik Fibrozis) ve semptomları (kilo kaybı, akciğer fonksiyonlarında azalma) değerlendirilir.
Kistik fibrozisli hastalarda bu bulgular sıklıkla kistik fibrozis ile ilişkili diyabet (CFRDCFRD) gelişimine işaret eder.
CFRDCFRD, kistik fibrozis prognozunu olumsuz etkileyen en önemli komplikasyonlardan biridir.
2
Mevcut laboratuvar değerleri (APGAPG: 112112 mg/dLmg/dL, HbA1cHbA1c: %5.9\%5.9) analiz edilir.
Bu değerler standart diyabet tanı kriterlerine göre diyabetik olmasa da, kistik fibrozisli hastalarda HbA1cHbA1c'nin duyarlılığının düşük olduğu bilinmelidir.
Artmış eritrosit yıkımı ve kronik inflamasyon gibi nedenlerle HbA1cHbA1c kistik fibrozisli hastalarda glisemik durumu yansıtmakta yetersiz kalır.
3
Kistik fibrozis kılavuzlarına göre uygun tanı yöntemi seçilir.
Diyabet varlığını kesinleştirmek için 7575 gg OGTTOGTT uygulanmalıdır.
CFRDCFRD tanısında OGTTOGTT 22. saat glukoz değeri >200> 200 mg/dLmg/dL olması altın standarttır.

Anahtar Kavram

Kistik fibrozisli hastalarda HbA1cHbA1c ve açlık kan şekeri taramada yetersizdir; diyabet tanısı için yıllık rutin OGTTOGTT yapılması zorunludur.

Daha Fazla Pratik

CFRDCFRD hastalarında ilk tercih edilen tedavi yönteminin insülin olduğunu ve oral antidiyabetiklerin (örn. sülfonilüreler) etkinliğinin sınırlı olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 27Soru →

4545 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısıyla takip edilmektedir. Son 33 ay içerisinde gelişen, diyet ve egzersize dirençli, hızlı kilo kaybı (8 kg8\text{ kg}) ve şiddetli poliüri-polidipsi şikayetleri mevcuttur. Fizik muayenesinde boyun, aksilla ve kasık bölgelerinde yaygın, kadifemsi hiperpigmente deri lezyonları (akantozis nigrikans) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; açlık plazma glukozu 420 mg/dL420\text{ mg/dL}, açlık insülini 350 mU/L350\text{ mU/L} (Normal: 2−20 mU/L2-20\text{ mU/L}), C-peptid 12 ng/mL12\text{ ng/mL} (Normal: 1.1−4.4 ng/mL1.1-4.4\text{ ng/mL}) bulunuyor. Hastaya başlanan günlük 12001200 ünite subkutan insülin tedavisine rağmen kan şekeri düzeyleri 300 mg/dL300\text{ mg/dL}'nin altına düşürülemiyor. Bu hastadaki klinik tabloya yol açan en olası patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsülin reseptörüne karşı gelişen antagonist etkili poliklonal IgG antikorları

Cevap

İnsülin reseptörüne karşı gelişen antagonist etkili poliklonal IgG antikorları
Hastadaki klinik tablo (SLE öyküsü, hızlı kilo kaybı, şiddetli akantozis nigrikans) ve laboratuvar bulguları (aşırı yüksek endojen insülin ve ekstrem insülin ihtiyacı), Tip B İnsülin Direnci Sendromu'nun klasik sunumudur. Bu hastalıkta, insülin reseptörünün α-alt birimine karşı gelişen poliklonal IgG yapısındaki antikorlar, insülinin bağlanmasını antagonist bir etkiyle bloke ederek şiddetli diyabete yol açarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı analiz etmek
SLE + Akantozis Nigrikans + Şiddetli İnsülin Direnci (>1000 ünite/gün)
Bu kombinasyon kazanılmış, otoimmün kaynaklı bir insülin direnci tablosuna işaret eder.
2
Laboratuvar verilerini değerlendirmek
Hiperglisemi ile birlikte eş zamanlı çok yüksek açlık insülini ve C-peptid düzeyi
Yüksek C-peptid, sorunun insülin eksikliği değil, post-reseptör veya reseptör düzeyindeki bir direnç olduğunu kanıtlar.
3
Ayırıcı tanı yapmak
Tip B İnsülin Direnci Sendromu tanısına ulaşılması
Tip B sendromu, insülin reseptörlerine karşı gelişen ve insülinin bağlanmasını engelleyen antikorlar nedeniyle oluşur; sıklıkla SLE gibi diğer otoimmün hastalıklarla birliktelik gösterir.

Anahtar Kavram

Tip B İnsülin Direnci Sendromu, insülin reseptörüne karşı gelişen antagonist antikorlarla karakterize, sıklıkla otoimmün hastalıklarla seyreden ve ekstrem insülin direnci yaratan nadir bir durumdur.
Soru 28Soru →

4242 yaşında kadın hasta, son 44 aydır devam eden belirgin halsizlik ve efor dispnesi ile başvuruyor. Özgeçmişinde kronik menoraji öyküsü olan hastanın yapılan fizik muayenesinde konjonktivalar ve palmar çizgiler soluk saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hemoglobin: 9,89,8 g/dLg/dL, Hematokrit: %30\%30, MCVMCV: 7272 fLfL, Ferritin: 66 ng/mLng/mL (N:15−150N: 15-150), Açlık Plazma Glukozu (APGAPG): 114114 mg/dLmg/dL ve HbA1cHbA1c: %6,9\%6,9 olarak saptanıyor. Bu hasta için en uygun tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı doğrulaması için 75 gram glukoz ile Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) yapılmalıdır.

Cevap

Demir eksikliği anemisi varlığında HbA1c düzeyi yalancı olarak yüksek saptanabileceğinden, tanı koymak için 75 gram glukoz ile Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) yapılması en uygun yaklaşımdır.
Demir eksikliği anemisi, HbA1c değerlerini yalancı olarak yükselten klinik bir durumdur. Bu hastada açlık plazma glukozu diyabet sınırının (126126 mg/dLmg/dL) altında olmasına rağmen HbA1c diyabet sınırının (%6,5\%6,5) üzerinde saptanmıştır. HbA1c'nin güvenilirliğini etkileyen bir durum (anemi) söz konusu olduğunda, tanı koymak için tek başına HbA1c kullanılmamalı; plazma glukoz ölçümleri (APG veya OGTT) ile tanı doğrulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anemi durumunun değerlendirilmesi.
Düşük Hb, MCV ve Ferritin değerleri ile demir eksikliği anemisi (DEA) tanısı konur.
Anemi tipi, HbA1c ölçümünün güvenilirliğini belirlemek için kritiktir.
2
DEA'nın HbA1c üzerindeki etkisinin analizi.
Demir eksikliği, eritrosit ömrünü veya glikozillenme kinetiğini etkileyerek HbA1c düzeyini gerçek kan şekerinden daha yüksek gösterir.
Klinik kararda hangi testin yanıltıcı olabileceğini saptamak gerekir.
3
Mevcut glukoz değerleri ile HbA1c'nin karşılaştırılması.
APG (114114 mg/dLmg/dL) pre-diyabetik sınırdayken, HbA1c (%6,9\%6,9) diyabetik sınırdadır (uyumsuzluk).
Tanı kriterleri arasındaki uyumsuzluk ek test gerektirir.
4
En güvenilir tanı yönteminin seçilmesi.
HbA1c'nin güvenilmez olduğu durumlarda ADA kılavuzlarına göre plazma glukoz bazlı testler (APG tekrarı veya OGTT) tercih edilir.
Tanı hatasını önlemek için altın standart yöntemlere başvurulur.

Anahtar Kavram

HbA1c ölçümü; eritrosit ömrünü kısaltan (hemoliz, splenomegali) veya uzatan/glikozillenmeyi etkileyen (demir eksikliği, B12 eksikliği) durumlarda tanısal değerini kaybeder.
Soru 29Soru →

6464 yaşında erkek hasta, rutin kontrolleri sırasında değerlendiriliyor. Özgeçmişinde 1212 yıldır tip 2 diabetes mellitus ve 33 yıl önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü sonrası gelişen kalp yetersizliği (sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %35\%35) öyküsü bulunuyor. Mevcut tedavisinde metformin 2000 mg/gu¨n2000 \text{ mg/gün}, ramipril, bisoprolol ve spironolakton bulunuyor. Fizik muayenede bilateral pretibial ödem (++) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde HbA1c %8.4\%8.4, eGFR 58 mL/dk/1.73m258 \text{ mL/dk}/1.73\text{m}^2 olarak bulunuyor.

Güncel kılavuzlara göre, bu hastanın tedavisinde glisemik kontrolü sağlamak ve kardiyovasküler mortalite ile kalp yetersizliği nedenli hospitalizasyon riskini azaltmak için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedaviye empagliflozin eklenmesi

Cevap

Kalp yetersizliği (HFrEF) olan tip 2 diyabetli hastalarda SGLT-2 inhibitörü (empagliflozin) eklenmesi en uygun yaklaşımdır.
Hastada düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFrEF) mevcuttur. Güncel ADA/EASD diyabet kılavuzları, kalp yetersizliği olan hastalarda HbA1c hedefinden bağımsız olarak, kardiyovasküler mortaliteyi ve kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatışları azalttığı kanıtlanmış olan SGLT-2 inhibitörlerinin (bu seçenekte empagliflozin) tedaviye eklenmesini en güçlü düzeyde önermektedir. Ayrıca SGLT-2 inhibitörlerinin diüretik etkisi, hastadaki ödem kontrolüne de katkı sağlayabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın komorbiditelerini belirle
Tip 2 DM, Kalp Yetersizliği (HFrEF, EF %35), pretibial ödem.
Diyabet tedavisinde ilaç seçimi, eşlik eden aterosklerotik kalp hastalığı (ASCVD) veya kalp yetersizliği (KY) varlığına göre yapılmalıdır.
2
Güncel kılavuzlara göre KY varlığında tercih edilen ilaç sınıfını belirle
SGLT-2 inhibitörleri.
ADA ve EASD kılavuzları, KY veya yüksek KY riski olan hastalarda, glisemik kontrolden bağımsız olarak SGLT-2 inhibitörlerinin (empagliflozin, dapagliflozin, kanagliflozin) kullanılmasını önermektedir.
3
Kontrendike veya riskli ilaçları ekarte et
Pioglitazon ve Saksagliptin risklidir.
Pioglitazon sıvı tutulumu yaparak KY'yi kötüleştirir. Saksagliptin KY yatışlarını artırabilir.

Anahtar Kavram

Kalp Yetersizliği ve Diyabet Tedavisi

İpuçları

1
Hastanın en önemli komorbiditesi kalp yetersizliğidir; diyabet ilacı seçerken bu duruma fayda sağlayan bir ajan düşünülmelidir.
2
Bazı diyabet ilaçları (örneğin glitazonlar) ödem ve sıvı yükünü artırabilirken, bazıları (yeni nesil ajanlar) hem şekeri düşürür hem de diüretik etkiyle kalbi rahatlatır.
3
Sodyum-Glikoz Kotransporter-2 (SGLT-2) inhibitörleri, kalp yetersizliğinde mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış tek oral antidiyabetik grubudur.

Daha Fazla Pratik

Kalp yetersizliği olmayan ancak aterosklerotik kalp hastalığı (ASCVD) ön planda olan bir diyabet hastasında GLP-1 analoglarının yerini sorgulayan bir soru.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru →

3838 yaşında, kalıtsal sferositoz nedeniyle splenektomi planlanan bir erkek hasta, preoperatif değerlendirme sırasında bakılan açlık plazma glukozunun 118118 mg/dLmg/dL gelmesi üzerine endokrinoloji polikliniğine yönlendiriliyor. Hastanın vücut kitle indeksi 2828 kg/m2kg/m^2 olup, tıbbi öyküsünde belirgin bir şikayeti saptanmıyor. Bu hastada glukoz metabolizmasının değerlendirilmesi ve diyabet tanısının kesinleştirilmesi sürecinde, aşağıdaki parametrelerden hangisinin kullanılması en az güvenilirdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikozillenmiş hemoglobin (HbA1cHbA1c)

Cevap

Glikozillenmiş hemoglobin (HbA1cHbA1c), alyuvar ömrünün kısaldığı hemolitik durumlarda en az güvenilir parametredir.
Glikozillenmiş hemoglobin (HbA1cHbA1c), alyuvar ömrüne bağlı bir parametredir. Kalıtsal sferositoz gibi hemolizle seyreden durumlarda alyuvarların dolaşımda kalma süresi kısaldığı için hemoglobinin glikozillenme süresi de azalır. Bu durum, hastanın gerçek kan şekeri ortalaması yüksek olsa bile HbA1cHbA1c değerinin yapay olarak düşük ölçülmesine yol açar. Bu tür durumlarda tanı koymak için açlık plazma glukozu veya oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) tercih edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın altta yatan hematolojik durumunu tanımlama
Hastada kalıtsal sferositoz (hemolizle seyreden bir hastalık) mevcuttur.
Hemolitik hastalıklarda alyuvarların yarı ömrü kısalır.
2
Tanı testlerinin mekanizmasını analiz etme
Glikozillenmiş hemoglobin (HbA1cHbA1c), alyuvarların yaklaşık 120120 günlük ömrü boyunca glukoza maruz kalma düzeyini yansıtır.
Testin doğruluğu alyuvarların normal bir yaşam süresine sahip olmasına bağlıdır.
3
Hastalığın test üzerindeki etkisini belirleme
Alyuvar ömrü kısaldığında glukozun hemoglobine bağlanma süresi azalır, bu da HbA1cHbA1c değerinin yapay olarak düşük çıkmasına neden olur.
Plazma glukozuna dayalı testler (APGAPG, OGTTOGTT) bu durumdan etkilenmezken hemoglobin temelli testler güvenilirliğini yitirir.

Anahtar Kavram

HbA1cHbA1c ölçümünün güvenilirliği normal alyuvar ömrüne bağlıdır; hemoliz gibi alyuvar yıkımının arttığı durumlarda HbA1cHbA1c düzeyi yalancı düşük bulunur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 31Soru →

2424 yaşında erkek hasta, polidipsi ve poliüri şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde açlık plazma glukozu 142mg/dL142 mg/dL, HbA1cHbA1c değeri ise %7.27.2 olarak saptanıyor. Hastanın vücut kitle indeksi (VKİ) 22kg/m222 kg/m^2 olup fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmıyor. Hastanın özgeçmişinden doğum ağırlığının 4650gram4650 gram olduğu ve yenidoğan döneminde geçici hipoglisemi nedeniyle takip edildiği öğreniliyor. Soygeçmişinde babasının ve dedesinin de benzer şekilde 2020'li yaşlarda diyabet tanısı aldığı biliniyor. Bu hasta için en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HNF4A (Hepatocyte nuclear factor 4-alpha) mutasyonu

Cevap

HNF4A (Hepatocyte nuclear factor 4-alpha) mutasyonu
HNF4A mutasyonu (MODY 1), pankreatik beta hücrelerinde transkripsiyon faktörü eksikliğine yol açar. Bu mutasyona sahip bireylerde fetal dönemde insülin aşırı salgılanır, bu da makrozomi ve neonatal hipoglisemiye neden olur. Ancak ergenlik ve genç erişkinlik döneminde beta hücre fonksiyonları progresif olarak azalarak klinik diyabet tablosu gelişir. Sorudaki hastanın doğum kilosu ve yenidoğan öyküsü bu tanı için patognomonik bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını topla ve temel tanıyı belirle.
Genç yaş (<25<25), düşük VKİ (22kg/m222 kg/m^2) ve en az 3 kuşakta görülen diyabet öyküsü (otozomal dominant geçiş), hastada MODY (Maturity-Onset Diabetes of the Young) olduğunu düşündürür.
Tip 2 DM için yaş ve VKİ uyumsuzdur, aile öyküsü ise monojenik diyabeti işaret eder.
2
Özgeçmişteki spesifik bulguları analiz et.
Doğum ağırlığının 4500gram4500 gram üzerinde olması (makrozomi) ve yenidoğan döneminde hipoglisemi öyküsü mevcuttur.
Bu bulgular, intrauterin dönemde artmış insülin sekresyonuna işaret eder ve MODY tipleri arasında ayırıcı tanıda kritiktir.
3
MODY tipleri arasında ayırıcı tanı yap.
HNF4A (MODY 1) mutasyonu, fetal dönemde insülin salgısını artırarak makrozomiye ve doğum sonrası geçici hipoglisemiye neden olur; ilerleyen yaşlarda ise beta hücre yetmezliği ile diyabet gelişir.
Diğer MODY tipleri (HNF1A, GCK) bu spesifik neonatal fenotipi göstermez.

Anahtar Kavram

HNF4A (MODY 1) mutasyonunun yenidoğan dönemindeki makrozomi ve hipoglisemi ile yetişkinlikteki diyabet birlikteliği.

Daha Fazla Pratik

MODY 1 ve MODY 3 hastalarının tedavisinde sülfonilürelere olan aşırı duyarlılığı ve düşük doz ilaç kullanımının önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 32Soru →

Daha önce bilinen bir sağlık sorunu olmayan 2424 yaşında erkek hasta, işe giriş muayenesi sırasında saptanan hafif hiperglisemi nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde VKI˙VKİ 21 kg/m221 \text{ kg/m}^2 ve kan basıncı 115/75 mmHg115/75 \text{ mmHg} saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde babasına 2222, halasına 1919 ve babaannesine 2525 yaşında diyabet tanısı konulduğu ve her üçünün de insülin kullanmadığı öğreniliyor. Hastaya başlangıçta Tip 2 Diyabetes Mellitus düşünülerek düşük doz sülfonilüre tedavisi başlanıyor, ancak hastada kısa sürede semptomatik hipoglisemi gelişiyor. Bu hasta için en olası tanı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MODY Tip 3 (HNF1A mutasyonu)

Cevap

MODY Tip 3 (HNF1A mutasyonu)
Bu vakada sunulan genç yaşta başlangıç, düşük vücut kitle indeksi ve en az üç kuşaktır devam eden diyabet öyküsü (otozomal dominant geçiş), MODY (Maturity-Onset Diabetes of the Young) tanısını destekler. Özellikle düşük doz sülfonilüre kullanımına bağlı gelişen şiddetli hipoglisemi, MODY Tip 3 (HNF1A mutasyonu) için oldukça karakteristiktir. HNF1A mutasyonu olan bireyler, sülfonilürelere karşı aşırı duyarlıdır ve genellikle düşük dozlarla tedavi edilebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik profilini analiz et
Genç yaş (<25<25), düşük VKİ (21 kg/m221 \text{ kg/m}^2) ve üç kuşaktır devam eden otozomal dominant bir diyabet öyküsü mevcut.
Bu tablo, monogenik diyabet formlarını (MODY) akla getirir.
2
Tedavi yanıtını değerlendir
Düşük doz sülfonilüre ile şiddetli hipoglisemi gelişmiş.
Sülfonilürelere karşı aşırı duyarlılık, MODY Tip 3 (HNF1A) ve MODY Tip 1 (HNF4A) için tipiktir.
3
Ayırıcı tanı yap
MODY Tip 3, en yaygın formdur ve renal glukoz eşiğinin düşmesiyle de karakterizedir.
MODY Tip 2 hafif seyirlidir ve sülfonilüre duyarlılığı ile ön plana çıkmaz.

Anahtar Kavram

Genç yaşta başlayan, obezite ile ilişkili olmayan ve sülfonilürelere aşırı duyarlılık gösteren otozomal dominant geçişli diyabet formlarında öncelikle MODY Tip 3 düşünülmelidir.

Alternatif Yöntem

Aile öyküsünde her kuşakta görülme (otozomal dominant) ve insülin ihtiyacının olmaması monogenik diyabeti; sülfonilüre ile hipoglisemi ise MODY 3 veya MODY 1'i (HNF4A) işaret eder. Klinik pratik ve sınavlarda en sık sorulan form MODY 3'tür.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 33Soru →

4848 yaşında, vücut kitle indeksi (VKİ) 31 kg/m231 \text{ kg/m}^2 olan asemptomatik bir kadın hastanın rutin kontrolünde açlık plazma glukozu 118 mg/dL118 \text{ mg/dL} olarak saptanmıştır. Hastaya uygulanan 75 gram75 \text{ gram} oral glukoz tolerans testinde (OGTT) 22. saat plazma glukozu 164 mg/dL164 \text{ mg/dL} olarak ölçülmüştür. Bu hasta için en uygun tanısal sınıflandırma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bozulmuş açlık glukozu ve bozulmuş glukoz toleransı

Cevap

Hastanın hem açlık hem de OGTT 2. saat değerleri prediyabetik aralıkta olduğu için tanı 'bozulmuş açlık glukozu ve bozulmuş glukoz toleransı'dır.
Doğru yanıt olan hem bozulmuş açlık glukozu hem de bozulmuş glukoz toleransı seçeneği hastanın laboratuvar bulgularıyla tam uyumludur. Hastanın açlık plazma glukozu 118 mg/dL118 \text{ mg/dL} (100−125100-125 aralığında) olması BAG tanısını; OGTT 2. saat glukozunun 164 mg/dL164 \text{ mg/dL} (140−199140-199 aralığında) olması ise BGT tanısını doğrular. Bu iki durum klinik olarak sıklıkla birlikte görülür ve diyabet gelişimi için yüksek risk taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Açlık plazma glukozu (APG) değerini değerlendiriniz.
APG 118 mg/dL118 \text{ mg/dL}'dir ve 100−125 mg/dL100-125 \text{ mg/dL} aralığında olduğu için 'Bozulmuş Açlık Glukozu (BAG)' kriterini karşılar.
Amerikan Diyabet Cemiyeti (ADA) ve ulusal kılavuzlara göre açlık kan şekerinin bu aralıkta olması prediyabetik bir durum olan BAG olarak tanımlanır.
2
OGTT 2. saat plazma glukozu değerini değerlendiriniz.
OGTT 2. saat değeri 164 mg/dL164 \text{ mg/dL}'dir ve 140−199 mg/dL140-199 \text{ mg/dL} aralığında olduğu için 'Bozulmuş Glukoz Toleransı (BGT)' kriterini karşılar.
OGTT 2. saat değerinin 140140 ile 199199 arasında olması, glukozun dokular tarafından alımında bir bozukluk olduğunu (prediyabet) gösterir.
3
Her iki bulguyu birleştirerek nihai tanıyı belirleyiniz.
Hasta hem BAG hem de BGT kriterlerini aynı anda karşılamaktadır.
Hastada tek bir prediyabetik bileşen değil, iki farklı fizyopatolojik mekanizmayı (bozulmuş bazal hepatik glukoz üretimi ve bozulmuş periferik glukoz kullanımı) temsil eden iki bileşen de mevcuttur.

Anahtar Kavram

Prediyabet Tanı Kriterleri (BAG ve BGT)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 34Soru →

Herhangi bir klinik semptomu olmayan 5050 yaşındaki bir hastanın rutin sağlık kontrollerinde açlık plazma glukozu 134134 mg/dL saptanmıştır. Bu hastada Diabetes Mellitus tanısını kesinleştirmek için izlenmesi gereken en uygun basamak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Açlık plazma glukozu ölçümünün başka bir gün tekrarlanması

Cevap

Tanıyı kesinleştirmek için açlık plazma glukozu ölçümü başka bir gün tekrarlanmalıdır.
Diabetes Mellitus tanısı için açlık plazma glukozunun ≥126\geq 126 mg/dL olması gerekir. Ancak hasta asemptomatikse (poliüri, polidipsi, kilo kaybı gibi şikayetleri yoksa), bu sonucun başka bir gün yapılacak ikinci bir ölçümle veya HbA1c, OGTT gibi diğer tanısal testlerle doğrulanması şarttır. Bu nedenle en uygun yaklaşım ölçümün tekrarlanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve laboratuvar sonucunu değerlendir
Hasta asemptomatiktir ve açlık plazma glukozu 134134 mg/dL (126126 mg/dL eşiğinin üzerinde) bulunmuştur.
Tanı kriterlerinin hangi klinik senaryoda uygulandığını belirlemek için.
2
Kılavuzlardaki (ADA/EASD) tanı algoritmasını uygula
Klasik hiperglisemi semptomları olmayan bireylerde, tek bir laboratuvar yüksekliği tanı için yeterli değildir.
Hatalı tanı koyma riskini önlemek ve sonucu doğrulamak için.
3
En uygun doğrulama yöntemini seç
Aynı testin (açlık glukozu) veya alternatif bir testin (HbA1c veya OGTT) başka bir gün tekrarlanması kararı verilir.
Tanının kesinleşmesi (konfirmasyonu) için standart protokol budur.

Anahtar Kavram

Asemptomatik bireylerde Diabetes Mellitus tanısı için en az iki patolojik test sonucu (aynı gün veya farklı günlerde) gereklidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 35Soru →

3434 yaşında erkek hasta, son 33 aydır artan halsizlik, sık idrara çıkma ve ağız kuruluğu şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut kitle indeksi (VKİ) 21.521.5 kg/m² saptanıyor. Özgeçmişinde 2424 yaşından beri bilateral sensörinöral işitme kaybı nedeniyle işitme cihazı kullandığı öğreniliyor. Soygeçmişinde annesinin ve teyzesinin de diyabet hastası olduğu ve her ikisinde de erken yaşta işitme kaybı geliştiği, ancak babasının ve kardeşlerinin sağlıklı olduğu belirtiliyor. Laboratuvar incelemesinde açlık plazma glukozu 192192 mg/dL, HbA1c %8.4\%8.4, C-peptid düzeyi ise alt sınıra yakın saptanıyor. Fundus muayenesinde makula çevresinde ince pigmenter değişiklikler izleniyor. Bu hastada en olası tanısal patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mitokondriyal DNA m.3243A>G nokta mutasyonu

Cevap

Diyabet, sensörinöral işitme kaybı ve maternal kalıtım paterni ile karakterize olan en olası durum Mitokondriyal DNA m.3243A>G nokta mutasyonudur.
Maternal Kalıtımlı Diyabet ve İşitme Kaybı (MIDD), mitokondriyal DNA'daki m.3243A>G nokta mutasyonu (tRNA Leu mutasyonu) nedeniyle oluşur. Bu hastalar genellikle zayıf yapılıdır, insülin sekresyon kusuru nedeniyle C-peptid düzeyleri düşüktür ve sensorinöral işitme kaybı ile makulada pigmenter değişiklikler (retinopati) eşlik eder. Kalıtım paterni sadece anne üzerinden gerçekleşir; etkilenmiş bir erkek mutasyonu çocuklarına aktaramaz.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı tanımlama
Diyabet + Bilateral sensörinöral işitme kaybı + Zayıf fenotip
Hastanın multisistemik tutulumunu açıklayacak spesifik diyabet tiplerini daraltmak için gereklidir.
2
Kalıtım paternini analiz etme
Maternal (anneden geçişli) kalıtım
Annenin ve teyzenin etkilenmiş olması, babanın sağlıklı olması mitokondriyal geçişi düşündürür.
3
Ekstrapankreatik bulguları değerlendirme
Pigmenter retinopati (tuz-biber görünümü)
MIDD (Maternal Inherited Diabetes and Deafness) sendromu için karakteristik bir bulgudur.
4
Genetik korelasyon kurma
m.3243A>G mutasyonu
Bu sendromun en sık saptanan genetik nedenidir.

Anahtar Kavram

Maternal Kalıtımlı Diyabet ve İşitme Kaybı (MIDD)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 36Soru →

5454 yaşında erkek hasta, son 33 haftadır devam eden belirgin ağız kuruluğu, çok su içme ve sık idrara çıkma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın yapılan fizik muayenesinde vücut kitle indeksi (VKİ) 29kg/m229 kg/m^2 olarak hesaplanıyor, diğer sistem muayeneleri doğal bulunuyor. Poliklinik şartlarında rastgele (tokluk gözetilmeksizin) ölçülen plazma glukoz düzeyi 242mg/dL242 mg/dL olarak saptanıyor. Bu hasta için en uygun tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diabetes Mellitus tanısı konur.

Cevap

Klasik diyabet semptomları gösteren bir hastada rastgele ölçülen plazma glukoz düzeyinin 200mg/dL200 mg/dL veya üzerinde olması durumunda Diabetes Mellitus tanısı konur.
Diyabet tanısı dört farklı yöntemle konulabilir: Açlık plazma glukozunun ≥126mg/dL\geq 126 mg/dL olması, OGTT 22. saat glukozunun ≥200mg/dL\geq 200 mg/dL olması, HbA1cHbA1c düzeyinin %6.56.5 veya üzerinde olması veya klasik hiperglisemi semptomları varlığında rastgele glukozun ≥200mg/dL\geq 200 mg/dL olmasıdır. Bu vakada hasta semptomatiktir ve rastgele glukozu 200mg/dL200 mg/dL üzerindedir, bu nedenle doğrudan tanı konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Hastada poliüri, polidipsi ve ağız kuruluğu gibi klasik hiperglisemi semptomları mevcuttur.
Tanı algoritmasında semptom varlığı, testin tekrarlanma gerekliliğini belirler.
2
Laboratuvar verisinin analizi
Rastgele plazma glukozu 242mg/dL242 mg/dL olarak saptanmıştır.
Laboratuvar değerinin ADA/EASD tarafından belirlenen eşik değerlerle karşılaştırılması gerekir.
3
Tanı kriterlerinin uygulanması
Semptom + Rastgele Glukoz ≥200mg/dL\geq 200 mg/dL kriteri karşılandığı için Diabetes Mellitus tanısı kesinleşir.
Bu spesifik durumda ikinci bir testle teyit gerekmez.

Anahtar Kavram

Diabetes Mellitus Tanı Kriterleri (Semptomatik Hasta)

Daha Fazla Pratik

Asemptomatik bir hastada açlık kan şekeri 130mg/dL130 mg/dL saptanırsa tanısal yaklaşımın nasıl değişeceğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 37Soru →

Tip 2 Diabetes Mellitus tanısıyla 3 yıldır metformin 2x1000 mg ve empagliflozin 10 mg/gün tedavisi alan 54 yaşında erkek hasta, elektif inguinal herni onarımı operasyonu geçirdikten 24 saat sonra şiddetli bulantı, kusma ve hızlı derin solunum (Kussmaul solunumu) şikayetiyle değerlendiriliyor. Hastanın operasyon öncesi gece saat 22:00'den itibaren oral alımının kesildiği öğreniliyor.

Yapılan laboratuvar tetkiklerinde:
Glukoz: 185 mg/dL185 \text{ mg/dL}
Arter Kan Gazı pH: 7.247.24
HCO3\text{HCO}_3: 12 mEq/L12 \text{ mEq/L}
Anyon Açığı: 22 mEq/L22 \text{ mEq/L}
Kan Ketonu (Beta-hidroksibütirat): 4.2 mmol/L4.2 \text{ mmol/L} (N: <0.6)

olarak saptanıyor. Bu hastada mevcut klinik tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SGLT-2 inhibitörü kullanımına bağlı öglisemik diyabetik ketoasidoz

Cevap

SGLT-2 inhibitörü kullanımına bağlı öglisemik diyabetik ketoasidoz
Bu hasta tipik bir Öglisemik Diyabetik Ketoasidoz tablosundadır. SGLT-2 inhibitörleri (Empagliflozin), proksimal tübülden glukoz geri emilimini engelleyerek glukozüri (şeker atılımı) yapar. Bu durum kan şekerinin klasik DKA düzeylerine (genellikle >250 mg/dL) çıkmasını engeller. Ancak cerrahi stres ve açlık durumunda, azalan insülin/artan glukagon oranı lipolizi ve ketogenezi şiddetlendirir. Sonuç olarak hasta, kan şekeri çok yüksek olmasa bile derin ketoasidoz tablosu ile başvurur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın asit-baz ve metabolik durumunu analiz et.
pH 7.24 ve HCO3 12 mEq/L ile metabolik asidoz mevcut. Anyon açığı 22 mEq/L (Yüksek). Ketonlar pozitif.
Yüksek anyon açıklı metabolik asidoz nedenlerini (MUDPILES) düşündürür.
2
Kan şekeri düzeyini DKA kriterleri açısından değerlendir.
Glukoz 185 mg/dL. Klasik DKA tanısı için genellikle >250 mg/dL beklenir.
Düşük/Normal kan şekeri varlığında ketoasidoz (Öglisemik DKA) ayırıcı tanısına gidilmelidir.
3
İlaç geçmişi ve tetikleyici faktörleri kontrol et.
Hasta SGLT-2 inhibitörü (Empagliflozin) kullanıyor ve cerrahi stres/açlık döneminde.
SGLT-2 inhibitörleri, glukozüri nedeniyle kan şekerini yükseltmeden ketogenezi tetikleyebilir (Öglisemik DKA).

Anahtar Kavram

SGLT-2 inhibitörleri (gliflozinler), kan şekerini aşırı yükseltmeden ciddi diyabetik ketoasidoza (Öglisemik DKA) neden olabilir. Cerrahi, enfeksiyon veya açlık gibi stres durumlarında risk artar.

İpuçları

1
Hastanın kullandığı antidiyabetik ilaçların yan etki profillerini ve etki mekanizmalarını düşünün.
2
Kan şekerinin 200 mg/dL civarında olması Diyabetik Ketoasidoz (DKA) tanısını ekarte ettirir mi? Hangi ilaç bu maskelemeyi yapabilir?
3
Empagliflozin bir SGLT-2 inhibitörüdür ve idrarla glukoz atarak kan şekerini düşürür, ancak ketogenezi durdurmaz.

Daha Fazla Pratik

SGLT-2 inhibitörlerinin perioperatif yönetimi (ameliyattan kaç gün önce kesilmeli?) ile ilgili kuralları gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 38Soru →

7272 yaşında erkek hasta, son 33 gündür giderek ağırlaşan halsizlik ve bilinç bulanıklığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde Tip 22 Diabetes Mellitus öyküsü bulunan hastanın fizik muayenesinde turgor ve tonus azalmış, mukozalar kuru, kan basıncı 95/6095/60 mmHg ve kalp hızı 110110/dakika saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; plazma glukozu 850850 mg/dL, serum sodyumu 150150 mEq/L, arter kan gazında pH 7.337.33, bikarbonat 2222 mEq/L ve idrar incelemesinde keton negatif olarak saptanıyor. Hesaplanan efektif plazma ozmolalitesi 347347 mOsm/kg bulunuyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperozmolar hiperglisemik durum

Cevap

Hiperozmolar hiperglisemik durum
Hiperozmolar hiperglisemik durum tanısı; hastanın ileri yaşı, Tip 2 DM öyküsü, 600600 mg/dL üzerindeki plazma glukozu (850850 mg/dL), normal sınırlardaki pH ve bikarbonat değerleri ile keton negatifliği ve 320320 mOsm/kg üzerindeki efektif plazma ozmolalitesi ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın plazma glukoz düzeyini değerlendiriniz.
Glukoz 850850 mg/dL (>600>600 mg/dL).
Yüksek glukoz düzeyi akut hiperglisemik krizlerin ayırıcı tanısında ilk adımdır.
2
Asit-baz durumunu ve keton varlığını kontrol ediniz.
pH 7.337.33 (>7.30>7.30), Bikarbonat 2222 mEq/L (>18>18 mEq/L) ve keton negatif.
Metabolik asidozun ve ketozisin olmaması tabloyu ketoasidozdan uzaklaştırır.
3
Efektif plazma ozmolalitesini analiz ediniz.
Ozmolalite 347347 mOsm/kg (>320>320 mOsm/kg).
Belirgin hiperozmolalite, Hiperozmolar Hiperglisemik Durum'un temel tanımlayıcı özelliğidir.

Anahtar Kavram

Hiperozmolar Hiperglisemik Durum (HHD) tanı kriterleri: Belirgin hiperglisemi (>600>600 mg/dL), hiperozmolalite (>320>320 mOsm/kg) ve asidozun (pH >7.30>7.30, HCO3>18HCO_3 >18) olmamasıdır.

Daha Fazla Pratik

Hiperozmolar hiperglisemik durum ve Diyabetik ketoasidoz arasındaki laboratuvar farklarını içeren karşılaştırma tablolarını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 39Soru →

3030 yaşında kadın hasta, son bir haftadır belirginleşen aşırı su içme (günde yaklaşık 66 litre) ve sık idrara çıkma yakınmaları ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları dışında özellik saptanmayan hastanın, herhangi bir zamanda (tokluk durumuna bakılmaksızın) ölçülen plazma glukoz düzeyi 215 mg/dL215 \text{ mg/dL} olarak bulunuyor. Bu hastanın tanısal değerlendirmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klasik hiperglisemi semptomları mevcudiyetinde, rastgele ölçülen plazma glukozunun 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} veya üzerinde olması diyabet tanısı için yeterlidir.

Cevap

Klasik hiperglisemi semptomları olan bir hastada, herhangi bir zamanda ölçülen plazma glukozunun 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} veya üzerinde olması Diabetes Mellitus tanısı koymak için yeterlidir.
Amerikan Diyabet Cemiyeti (ADA) ve uluslararası kılavuzlara göre, diyabetin klasik semptomları (poliüri, polidipsi, açıklanamayan kilo kaybı) olan bir bireyde, günün herhangi bir saatinde ölçülen (rastgele) plazma glukozunun 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} (veya 11,1 mmol/L11,1 \text{ mmol/L}) veya üzerinde olması tanı koydurucudur. Bu durumda tanıyı doğrulamak için testin tekrarlanmasına gerek yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları değerlendir.
Hastada poliüri ve polidipsi gibi klasik hiperglisemi semptomları mevcuttur.
Tanı kriterlerinin hangisinin uygulanacağını belirlemek için semptom varlığı kritiktir.
2
Laboratuvar verisini ve eşik değerini karşılaştır.
Rastgele plazma glukozu 215 mg/dL215 \text{ mg/dL} (eşik değer 200 mg/dL200 \text{ mg/dL}).
Semptomatik hastada tanısal eşik 200 mg/dL200 \text{ mg/dL}'dir.
3
Doğrulama testi gerekip gerekmediğine karar ver.
Semptomatik bireyde bu bulgu tanı koydurucudur, ikinci bir test gerekmez.
ADA ve ulusal kılavuzlar, semptom varlığında tek bir yüksek rastgele glukoz ölçümünü tanı için yeterli kabul eder.

Anahtar Kavram

Diabetes Mellitus Tanı Kriterleri: Semptom + Rastgele PG ≥200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL}

İpuçları

1
Hastanın poliüri ve polidipsi gibi belirgin şikayetleri olduğunu göz önünde bulundurun.
2
Diyabet tanısında 'semptom varlığı' ile 'asemptomatik tarama' arasındaki kriter farkını hatırlayın.
3
Semptomatik bir hastada rastgele kan şekeri 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} eşiğini aştığında tanı için ikinci bir onaya ihtiyaç duyulup duyulmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Asemptomatik bir hastada sadece APG veya HbA1c yüksekliği saptandığında izlenmesi gereken doğrulama yollarını tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 40Soru →

Tip 2 Diabetes Mellitus tanısı olan ve tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) 55 mL/dk/1.73m² saptanan 62 yaşındaki kadın hastanın tedavisine, kardiyorenal koruyucu etkileri nedeniyle bir SGLT-2 inhibitörü eklenmiştir. Bu ilaç grubunun diyabetik nefropatiyi yavaşlatmasındaki temel hemodinamik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Makula densaya sodyum sunumunun artması sonucu aferent arteriyol vazokonstriksiyonu

Cevap

SGLT-2 inhibitörleri, makula densaya sodyum sunumunu artırarak tübüloglomerüler geri bildirimi (feedback) aktive eder ve aferent arteriyol vazokonstriksiyonuna neden olur.
Diyabetik nefropatinin erken evresinde, hiperglisemiye bağlı olarak proksimal tübülden aşırı sodyum ve glukoz geri emilimi olur. Bu durum makula densaya ulaşan sodyumu azaltır ve tübüloglomerüler geri bildirimi (TGF) kapatarak aferent arteriyolün genişlemesine (vazodilatasyon) ve hiperfiltrasyona yol açar. SGLT-2 inhibitörleri bu süreci tersine çevirir: Proksimal sodyum emilimini bloke ederek makula densaya sodyum sunumunu artırır, TGF'yi tekrar aktive eder ve aferent arteriyol vazokonstriksiyonu sağlayarak intraglomerüler basıncı düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
SGLT-2 inhibitörlerinin etki yerini belirle
Proksimal tübülde glukoz ve sodyum geri emilimi engellenir.
İlacın temel farmakolojik etkisi budur.
2
Distal tübüle ulaşan sodyum miktarındaki değişimi analiz et
Makula densaya (distal tübül) ulaşan sodyum miktarı artar.
Proksimalde emilmeyen sodyum distale akar.
3
Tübüloglomerüler geri bildirim (TGF) mekanizmasını hatırla
Artan sodyum, adenozin salınımını tetikler ve bu da aferent arteriyolde vazokonstriksiyon yapar.
Böbreğin otoregülasyon mekanizması bu şekilde çalışır.
4
Sonuç hemodinamik etkiyi belirle
Aferent vazokonstriksiyon, intraglomerüler basıncı ve hiperfiltrasyonu azaltır.
Hiperfiltrasyonun azalması, diyabetik nefropatinin ilerlemesini yavaşlatan ana faktördür.

Anahtar Kavram

Tübüloglomerüler Geri Bildirim ve SGLT-2 İnhibisyonu
ÖncekiSayfa 2 / 3Sonraki
Diabetes Mellitus Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin