Enfeksiyon Hastalıkları

346 soru

Soru 61Soru →

3232 yaşında, pirinç tarlasında çalışan erkek hasta; ani başlayan yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, fotofobi ve özellikle baldır kaslarında belirgin hassasiyet şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinden son bir hafta içinde tarlada çıplak ayakla ve su içerisinde çalıştığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde vücut ısısı 39.2∘C39.2^\circ\text{C}, genel durumu orta, ikterik görünüm ve her iki gözde konjonktival süfüzyon (kanlanma) saptanıyor.

Laboratuvar bulguları şu şekildedir:

ParametreDeğerReferans
Lökosit14.500/mm314.500\text{/mm}^34.000−10.0004.000 - 10.000
Trombosit92.000/mm392.000\text{/mm}^3150.000−450.000150.000 - 450.000
Total Bilirubin8.5 mg/dL8.5\text{ mg/dL}0.2−1.20.2 - 1.2
Kreatinin3.1 mg/dL3.1\text{ mg/dL}0.7−1.30.7 - 1.3
AST / ALT95/88 U/L95 / 88\text{ U/L}5−405 - 40

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Leptospiroz (Weil hastalığı)

Cevap

Leptospiroz (Weil hastalığı)
Leptospirozun ağır formu olan Weil hastalığında ateş, şiddetli kas ağrısı (baldır), sarılık, konjonktival süfüzyon ve akut böbrek yetmezliği görülür. Hastanın pirinç tarlasında çıplak ayakla çalışma öyküsü, kemirgen idrarı ile kontamine su temasını destekleyen klasik bir maruziyet hikayesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarının analizi
Hastanın çıplak ayakla pirinç tarlasında (su/çamur) çalışma öyküsü, kemirgen idrarıyla kontamine su temasına bağlı leptospiroz şüphesini doğurur.
Leptospira bakterileri kontamine su ve toprak yoluyla derideki çatlaklardan bulaşır.
2
Patognomonik bulgunun saptanması
Fizik muayenede görülen 'konjonktival süfüzyon' (eksüdasız kanlanma), leptospiroz için oldukça spesifik bir bulgudur.
Bu bulgu, hastalığın ilk fazında (leptospiremik faz) yaygın vaskülit ve kapiller hasardır.
3
Weil Sendromu triadının doğrulanması
Hastada sarılık (ikter), akut böbrek yetmezliği (kreatinin yüksekliği) ve trombositopeni/kanama eğilimi birlikteliği Weil hastalığını tanımlar.
Weil hastalığı, leptospirozun en ağır seyreden, multisistem tutulumlu formudur.

Anahtar Kavram

Weil hastalığı (Leptospiroz); konjonktival süfüzyon, sarılık ve böbrek yetmezliği triadı ile karakterize ağır zoonotik bir enfeksiyondur.

Alternatif Yöntem

Leptospiroz tanısında altın standart yöntem 'Mikroskopik Aglütinasyon Testi' (MAT) olarak bilinir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 62Soru →

5858 yaşında erkek hasta, son 22 gündür devam eden sağ bacakta kızarıklık, şişlik ve yüksek ateş şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ kruriste ısı artışı, hassasiyet ve yaygın eritem saptanıyor. Hastanın vital bulguları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreDeğer
Ateş38.9∘C38.9^\circ C
Nabız110/dk110/dk
Solunum Sayısı24/dk24/dk
Kan Basıncı98/6298/62 mmHgmmHg
Bilinç DurumuAçık, koopere (GKS: 1515)

Sepsis-3 (Üçüncü Uluslararası Sepsis ve Septik Şok Tanımları Uzlaşı Raporu) kriterlerine göre, bu hastada sepsis tanısının konulabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin saptanması gereklidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bazal duruma göre SOFA (Sequential Organ Failure Assessment) skorunda ≥2\geq 2 puanlık artış saptanması

Cevap

Bazal duruma göre SOFA (Sequential Organ Failure Assessment) skorunda ≥2\geq 2 puanlık artış saptanması
Sepsis-3 kılavuzuna göre sepsis, enfeksiyona karşı gelişen konak yanıtının bozulması sonucu ortaya çıkan ve hayatı tehdit eden organ disfonksiyonudur. Klinik olarak bu durum, enfeksiyon şüphesi olan bir hastada SOFA skorunun bazal değerine göre 22 puan veya daha fazla artmasıyla tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut verileriyle qSOFA (Hızlı SOFA) skorunu hesapla.
Solunum sayısı 24/dk24/dk (11 puan) ve Sistolik KB 9898 mmHgmmHg (11 puan) olduğu için qSOFA = 22 bulunur.
Yoğun bakım dışı ünitelerde sepsis şüphesi olan hastaları taramak için qSOFA kullanılır.
2
qSOFA ≥2\geq 2 olan hastada sepsis tanısını doğrulamak için ileri değerlendirme yap.
SOFA (Sequential Organ Failure Assessment) skoru hesaplanmalıdır.
Sepsis-3 tanımına göre organ disfonksiyonunun kanıtı SOFA skorundaki artıştır.
3
Sepsis tanısı için gerekli eşik değeri belirle.
SOFA skorunda bazal duruma göre ≥2\geq 2 puanlık artış sepsis tanısını koydurur.
Bu artış, yaklaşık %10'luk bir hastane içi mortalite riski ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 Tanımı ve SOFA Skoru

İpuçları

1
Yeni sepsis tanımlarında (Sepsis-3) SIRS kriterlerinin yerini hangi skorlama sistemi almıştır?

Daha Fazla Pratik

Septik şok tanısı için gerekli olan MAP ve laktat eşik değerlerini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 63Soru →

5555 yaşında diyabetik bir erkek hasta; sol bacağında ani başlayan şiddetli ağrı, kızarıklık ve 39.5∘C39.5^\circ\text{C} ateş şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sol kruris anteriorunda parlak kırmızı renkli, ödemli, ağrılı ve çevresindeki sağlam deriden keskin sınırlarla ayrılan (yükselmiş kenarlı) bir lezyon saptanıyor. Bu hastada en olası tanısal etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus pyogenes

Cevap

Streptococcus pyogenes
Yılancık (erizipel), üst dermis ve yüzeyel lenfatikleri tutan, klinik olarak parlak kırmızı renkli ve çevresindeki deri dokusundan keskin bir şekilde ayrılan bir enfeksiyondur. Bu tabloya en sık neden olan patojen A grubu beta hemolitik streptokok olan Streptococcus pyogenes'tir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastadaki 'parlak kırmızı renk', 'ödem' ve en önemlisi 'keskin sınırlar' bulgusu yılancık (erizipel) tanısını koydurur.
Erizipel, selülitten farklı olarak dermisin üst tabakasını ve yüzeyel lenfatikleri tutar; bu da sınırların net olmasını sağlar.
2
Erizipel için en sık etkenin belirlenmesi
Erizipel vakalarının büyük çoğunluğundan A grubu beta-hemolitik streptokoklar sorumludur.
Streptococcus pyogenes, deri ve yumuşak doku enfeksiyonlarında klasik 'yılancık' tablosunun primer etkenidir.

Anahtar Kavram

Yılancık (Erizipel) ve Selülit ayırıcı tanısı
Soru 64Soru →

64 yaşında kadın hasta, yaklaşık bir aydır devam eden halsizlik, iştahsızlık ve aralıklı ateş şikayetleriyle polikiliniğe başvuruyor. Fizik muayenede vücut sıcaklığı 37,9°C olarak ölçülüyor ve kardiyak oskültasyonda apeksde 2/6 şiddetinde sistolik üfürüm duyuluyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz ve sedimentasyon yüksekliği saptanıyor. Alınan üç set kan kültürünün ikisinde *Streptococcus gallolyticus* (eski adıyla *S. bovis* biotip I) üremesi oluyor ve transtorasik ekokardiyografide mitral kapakta vejetasyon görülüyor. Enfektif endokardit tanısı konularak hastaya uygun antibiyotik tedavisi başlanıyor.

Bu hastada altta yatan patolojiyi saptamak amacıyla, tedavinin planlandığı bu aşamada yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Total Kolonoskopi

Cevap

S. gallolyticus (S. bovis) saptanan hastalarda eşlik eden kolorektal patolojileri dışlamak için Total Kolonoskopi yapılmalıdır.
Soruda verilen klinik tablo *Streptococcus gallolyticus* (eski sınıflandırmada *S. bovis* biotip I) kaynaklı bir enfektif endokardittir. Tıbbi literatürde ve klinik pratikte *S. gallolyticus* bakteriyemisi veya endokarditi ile kolorektal neoplaziler (kolon kanseri veya villöz adenomlar) arasında çok güçlü bir ilişki tanımlanmıştır. Bu ilişki o kadar belirgindir ki, bu bakterinin kanda izole edilmesi gastrointestinal sistemde bir malignite veya premalign lezyon için 'marker' (işaretçi) kabul edilir. Bu nedenle, hastada gastrointestinal semptom olsun veya olmasın, etyolojiyi aydınlatmak ve olası bir kanseri erken evrede yakalamak için mutlaka kolonoskopi yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Etken mikroorganizmayı tanımla
Streptococcus gallolyticus (S. bovis)
Kan kültüründe üreyen bakteri, klinik yaklaşımı belirleyen temel faktördür.
2
Bakteri ile ilişkili sistemik hastalıkları hatırla
Kolorektal karsinom ve polipler
S. gallolyticus bakteriyemisi olan hastaların %25-80'inde kolorektal tümör veya polip bulunur.
3
Tanısal yaklaşımı belirle
Kolonoskopi
Altta yatan maligniteyi saptamak için gastrointestinal sistemin görüntülenmesi şarttır.

Anahtar Kavram

Streptococcus gallolyticus (S. bovis) bakteriyemisi veya endokarditi saptanan her hastada, asemptomatik olsa bile kolorektal kanser taraması (kolonoskopi) yapılmalıdır.

İpuçları

1
Bu bakteri gastrointestinal florada bulunur ve kana geçişi genellikle bağırsak mukozasındaki bir patolojiden kaynaklanır.
2
Tıp literatüründe 'S. bovis ve kanser' ilişkisi klasik bir bilgidir.
3
Bağırsak lümenindeki tümör veya poliplerden kana karışan bu bakteri endokardite neden olmuştur; bağırsağı incelemek gerekir.

Daha Fazla Pratik

S. gallolyticus ve S. pasteurianus (eski biotip II) arasındaki klinik farkları (endokardit vs menenjit/sepsis) ve malignite ilişkisi oranlarını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 65Soru →

2828 yaşında erkek hasta; ani başlayan, karın ağrısı olmaksızın gelişen, günde 1515’ten fazla "pirinç suyu" (rice-water) görünümünde bol sulu dışkılama ve kusma şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5085/50 mmHgmmHg, nabız 115115/dakika, cilt turgor ve tonusu azalmış, mukozalar kuru olarak saptanıyor. Bu klinik tabloda tanıya yönelik en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vibrio cholerae

Cevap

Klinik tabloda tarif edilen pirinç suyu benzeri dışkılama ve ciddi dehidratasyon bulguları Vibrio cholerae enfeksiyonunu işaret eder.
Vibrio cholerae, ağrısız, ateşsiz ve çok bol miktarda sulu dışkılama ile karakterize bir tabloya yol açar. Dışkının "pirinç suyu" (rice-water stool) şeklinde tarif edilmesi, kolera tanısı için klasik ve ayırt edici bir bulgudur. Hastadaki ciddi dehidratasyon bulguları (hipotansiyon, turgor kaybı) bu etkenin yol açtığı masif sıvı kaybı ile uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada ağrısız, bol miktarda ve sekretuar karakterde (pirinç suyu) bir ishal mevcut.
Diyare tipini (sekretuar vs. inflamatuar) belirlemek ayırıcı tanı için ilk adımdır.
2
Dehidratasyon düzeyini değerlendir.
Hipotansiyon ve turgor azalması ciddi sıvı kaybını gösteriyor.
Vibrio cholerae, enterotoksini aracılığıyla masif sıvı kaybına yol açan en tipik etkendir.
3
Patognomonik bulgu ile etkeni eşleştir.
"Pirinç suyu" görünümü Vibrio cholerae için tipiktir.
TUS sınavında bu ifade doğrudan kolera tanısına yönlendirir.

Anahtar Kavram

Vibrio cholerae, enterotoksini ile cAMP düzeyini artırarak ince bağırsaklardan masif su ve elektrolit sekresyonuna (sekretuar diyare) neden olur.
Tahmini Süre:45s
Soru 66Soru →

4848 yaşında kadın hasta, yaklaşık 2424 saat önce başlayan yutma güçlüğü, ağız kuruluğu ve her iki göz kapağında düşüklük şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral ptozis, oftalmopleji, dilate ve ışık refleksinin alınamadığı pupiller saptanıyor. Kas gücü muayenesinde proksimal kaslarda daha belirgin olan simetrik, yukarıdan aşağıya (descending) yayılan flask felç izleniyor. Derin tendon refleksleri (DTR) azalmış olarak saptanan hastanın duyusal muayenesi normaldir.

Bu hastada en olası tanı ve bu tabloyu benzer klinik bulgularla seyreden Miller-Fisher varyantı Guillain-Barré sendromundan (MFS) ayıran en önemli özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Botulizm; dilate ve ışığa yanıtsız pupillerin varlığı

Cevap

Botulizm; dilate ve ışığa yanıtsız pupillerin varlığı
Botulizm, Clostridium botulinum toksininin presinaptik asetilkolin salınımını geri dönüşümsüz engellemesiyle oluşur. Bu durum sadece motor sinirleri değil, parasempatik otonomik sinirleri de etkileyerek midriyazis, dilate pupiller ve ağız kuruluğuna yol açar. Miller-Fisher sendromunda pupiller genellikle etkilenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Simetrik descending flask paralizi, kraniyal sinir tutulumu (ptozis, oftalmopleji) ve otonomik bulgular (mydriasis, ağız kuruluğu) saptandı.
Bu bulgular presinaptik nöromüsküler kavşak blokajını düşündürür.
2
Ayırıcı tanı yap
Miller-Fisher sendromu (MFS) ve Botulizm ana ön tanılardır.
Her iki durum da benzer kraniyal sinir ve motor tutulumla seyreder.
3
Ayırt edici bulguyu belirle
Botulizmde pupiller genellikle dilate ve ışığa yanıtsızdır; MFS'de ise pupiller genellikle korunur.
Botulizm otonomik kolinerjik blokaja neden olurken, MFS tipik olarak sadece somatik motor lifleri etkiler.

Anahtar Kavram

Botulizmde dilate/fikse pupiller ve otonomik semptomlar (ağız kuruluğu vb.) Miller-Fisher sendromu ve Myasthenia Gravis'ten ayrımda en önemli klinik ipuçlarıdır.

İpuçları

1
Hastadaki ağız kuruluğu ve ışığa yanıt vermeyen genişlemiş göz bebeklerine (mydriasis) odaklanın.
2
Guillain-Barré sendromu varyantlarında BOS bulgularının genellikle anormal olduğunu, botulizmde ise normal kaldığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Botulizmde görülen elektrofizyolojik (EMG) bulguları ile Lambert-Eaton sendromu arasındaki benzerlikleri gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 67Soru →

5858 yaşında erkek hasta, ateş ve üşüme-titreme şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde yeni gelişen üfürüm saptanıyor ve kan kültürlerinde *Enterococcus faecalis* üremesi olması üzerine hastaya infektif endokardit tanısıyla Ampisilin ve Gentamisin kombinasyon tedavisi başlanıyor.

Bu antimikrobiyal kombinasyonunda Ampisilin kullanımının Gentamisin ile sağlanan sinerjideki temel rolü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre duvarı sentezini bozarak Gentamisinin hücre içine girişini kolaylaştırmak

Cevap

Hücre duvarı sentezini bozarak Gentamisinin hücre içine girişini kolaylaştırmak
Doğru seçenek olan hücre duvarı sentezinin bozulması, enterokokların aminoglikozidlere karşı sahip olduğu doğal düşük geçirgenlik bariyerini aşar. Ampisilin bir beta-laktam olarak hücre duvarı sentezini (transpeptidasyonu) inhibe eder. Bu durum, Gentamisin gibi aminoglikozidlerin bakteriyel sitoplazmaya girişini dramatik şekilde artırarak protein sentezini (30S üzerinden) engellemesine ve bakterisidal etki oluşmasına olanak sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Etkeni ve ilaç mekanizmalarını tanımla
Etken *Enterococcus faecalis*; Ampisilin (hücre duvarı aktifi) ve Gentamisin (protein sentez inhibitörü) kombinasyonu.
Enterokoklar aminoglikozidlere karşı doğal olarak düşük geçirgenliğe sahiptir.
2
Sinerji mekanizmasını analiz et
Ampisilin peptidoglikan sentezini engelleyerek hücre duvarında açıklıklar oluşturur.
Bozulan duvar yapısı, Gentamisinin hedefi olan 30S30S ribozomuna ulaşmasını sağlar.
3
Klinik önemi değerlendir
İnfektif endokardit gibi zorlu enfeksiyonlarda bakterisidal etkinlik için bu sinerji şarttır.
Enterokoklar tek başlarına beta-laktamlara dirençli olmasa da, beta-laktamlar bu bakterilere karşı sadece bakteriyostatiktir.

Anahtar Kavram

Antimikrobiyal Sinerji: Hücre Duvarı Aktif İlaç + Aminoglikozid
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 68Soru →

Toplumda gelişen pnömoni tanısıyla hastaneye yatırılan ve seftriakson ile klaritromisin tedavisi başlanan 6868 yaşında erkek hastada, tedavinin 55. gününde günde 66-77 kez olan sulu dışkılama, karın ağrısı ve 38.2∘C38.2^\circ C ateş gelişiyor. Fizik muayenede yaygın abdominal hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 18.500/mm318.500/mm^3 olarak bulunuyor. Yapılan sigmoidoskopide kolon mukozasında yaygın sarı-beyaz renkli psödomembranlar gözleniyor. Bu hasta için en uygun ilk seçenek tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral vankomisin

Cevap

Oral vankomisin seçeneği, psödomembranöz kolit tanısı alan bu hastada güncel kılavuzlara göre en uygun ilk seçenek tedavidir.
Hastada seftriakson kullanımı sonrası gelişen sulu ishal ve endoskopide görülen psödomembranlar Clostridioides difficile enfeksiyonuna işaret eder. Güncel IDSA/SHEA kılavuzlarına göre, ilk atağın tedavisinde 'Oral vankomisin' (veya alternatif olarak fidaksomisin) en uygun ilk seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Antibiyotik kullanımı sonrası gelişen ishal, ateş, lökositoz ve endoskopik olarak saptanan psödomembranlar 'Psödomembranöz Kolit' (Clostridioides difficile enfeksiyonu) tanısını doğrular.
Psödomembranlar bu hastalık için patognomonik bir bulgudur.
2
Hastalık şiddetini ve tedavi ilkelerini belirle
Lökosit sayısının 15.000/mm315.000/mm^3 üzerinde olması non-severe (ancak vankomisin gerektiren) kategorisindedir.
Tedavi protokolü hastalığın ilk atak veya nüks olması durumuna göre seçilir.
3
En uygun ilacı ve uygulama yolunu seç
Oral vankomisin (4×1254 \times 125 mg) veya fidaksomisin başlanmalıdır.
Oral yol, ilacın kolon lümenindeki etkene doğrudan ulaşmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Clostridioides difficile enfeksiyonunda tanı psödomembranların görülmesiyle konur ve ilk seçenek tedavi oral vankomisindir.

İpuçları

1
Geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı sonrası gelişen ishal vakalarında psödomembran varlığına dikkat edin.
2
C. difficile tedavisinde ilacın barsak lümenine ulaşması şarttır. Hangi uygulama yolu buna uygundur?

Daha Fazla Pratik

C. difficile enfeksiyonunun nükslerinde (rekürrens) fidaksomisin veya fekal mikrobiyota transplantasyonu gibi seçenekleri inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 69Soru →

6565 yaşında erkek hasta, evde bakım hastası olup idrar sondası mevcuttur. Ateş, titreme ve konfüzyon nedeniyle acil servise getiriliyor. İlk değerlendirmede kan basıncı 80/4580/45 mmHg, solunum sayısı 2626/dk ve laktat düzeyi 4.54.5 mmol/L saptanıyor. Hastaya 3030 ml/kg kristaloid resüsitasyonu uygulanıyor. Resüsitasyon sonrası kan basıncı 92/5892/58 mmHg, nabız 105105/dk ve laktat düzeyi 3.23.2 mmol/L olarak ölçülüyor. Sepsis-3 kriterleri göz önüne alındığında, bu hastanın klinik durumu için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıvı resüsitasyonu sonrası ortalama arter basıncı 6565 mmHg ve üzerinde tutulabildiği için, vazopressör ihtiyacı saptanana kadar hasta septik şok değil, sepsis olarak tanımlanmalıdır.

Cevap

Sıvı resüsitasyonu sonrası ortalama arter basıncı 6565 mmHg ve üzerinde tutulabildiği için hasta sepsis olarak tanımlanmalıdır.
Sepsis-3 tanımına göre septik şok; uygun sıvı resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncını (OAB) 6565 mmHg ve üzerinde tutmak için vazopressör gereksinimi OLMASI ve serum laktat düzeyinin 22 mmol/L'den yüksek olması durumudur. Sorudaki hastada resüsitasyon sonrası OAB 69.369.3 mmHg olarak hesaplanmıştır ve bu değer vazopressör desteği olmadan 6565 mmHg eşiğinin üzerindedir. Dolayısıyla hasta sepsis tablosundadır ancak henüz septik şok kriterlerini karşılamamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Ortalama Arter Basıncı (OAB) hesaplanması
OAB = Diyastolik + (Sistolik - Diyastolik) / 3 = 58+(92−58)/3=69.358 + (92 - 58) / 3 = 69.3 mmHg
Septik şok tanımı için OAB'nin 6565 mmHg eşik değerinin altında olup olmadığını belirlemek gerekir.
2
Sepsis-3 Septik Şok kriterlerinin kontrol edilmesi
Hasta laktat >2> 2 mmol/L kriterini karşılamaktadır, ancak vazopressör ihtiyacı olmadan OAB ≥65\geq 65 mmHg düzeyindedir.
Septik şok için hem vazopressör gereksinimi hem de laktat yüksekliği şarttır.
3
Tanının netleştirilmesi
Hasta sepsis kriterlerini (enfeksiyon + organ disfonksiyonu) karşılar ancak septik şok kriterlerini tam olarak karşılamaz.
Yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen vazopressör desteği gerekmediği için tablo şok değil, sepsistir.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 Septik Şok Tanımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 70Soru →

Antimikrobiyal tedavi planlanırken ilacın etki mekanizması (bakterisidal veya bakteriyostatik olması) ile hastanın immün durumu arasındaki ilişki, klinik başarının en önemli belirleyicilerinden biridir. Bazı klinik tablolarda konak savunma mekanizmalarının yetersizliği veya enfeksiyon bölgesinin özelliği nedeniyle doğrudan mikroorganizmayı öldürücü etkisi olan ajanların kullanılması zorunludur. Buna göre, aşağıdaki klinik durumların hangisinde ampirik tedavide mutlaka bakterisidal etkili bir antibiyotik tercih edilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nötropenik ateş

Cevap

Nötropenik ateş tablosunda, hastanın fagositoz yapacak nötrofillerinin yetersiz olması nedeniyle bakterileri doğrudan öldüren bakterisidal ajanların kullanılması zorunludur.
Nötropenik ateş durumunda hastanın mutlak nötrofil sayısı anlamlı düzeyde düşüktür. Nötrofiller fagositoz yaparak bakterileri temizleyen ana hücreler olduğu için, bu hücrelerin yokluğunda sadece üremesi durdurulmuş (bakteriyostatik) bakteriler vücuttan uzaklaştırılamaz. Bu nedenle ampirik tedavide penisilinler, sefalosporinler veya karbapenemler gibi doğrudan öldürücü (bakterisidal) etkisi olan ajanlar tercih edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Antibiyotik etki mekanizmalarının sınıflandırılması
Bakterisidal ilaçlar (penisilinler, sefalosporinler vb.) bakteriyi öldürürken; bakteriyostatik ilaçlar (makrolidler, tetrasiklinler vb.) üremeyi durdurur.
Tedavi seçiminde ilacın konak savunmasıyla nasıl etkileşime gireceğini anlamak gerekir.
2
Konak faktörlerinin değerlendirilmesi
Normal bir immün sistemde bakteriyostatik ilaçla üremesi durdurulan bakteriler, fagositoz ve kompleman sistemince temizlenir.
Konak savunması sağlamsa 'statik' etki yeterli olabilir.
3
Kritik durumların belirlenmesi
Nötropenik ateş, akut bakteriyel menenjit ve enfektif endokardit gibi durumlarda konak savunması yetersizdir veya enfeksiyon odağına (vejetasyon gibi) savunma hücreleri ulaşamaz.
Bu tablolarda bakteriyi temizlemek için 'cidal' (öldürücü) etki mutlak gerekliliktir.

Anahtar Kavram

Bakterisidal ve Bakteriyostatik İlaç Seçimi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 71Soru →

2222 yaşında, Beta-talasemi majör tanısıyla izlenen ve düzenli kan transfüzyonu ile demir şelasyon tedavisi (desferrioksamin) alan bir erkek hasta; ani başlayan sağ alt kadran ağrısı, ateş ve sulu dışkılama şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda belirgin hassasiyet ve rebound saptanıyor; bu tablo başlangıçta akut apandisiti düşündürüyor (psödoapandisit). Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz saptanıyor. Hastadan alınan dışkı örneğinin kültüründe, oda ısısında (25∘C25^\circ C) hareketli ancak vücut ısısında (37∘C37^\circ C) hareketsiz olan Gram negatif bir kokobasil izole ediliyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yersinia enterocolitica

Cevap

Klinik senaryoda belirtilen psödoapandisit tablosu, demir yüklenmesi/şelasyon tedavisi ilişkisi ve oda ısısında hareketli olma özelliği Yersinia enterocolitica enfeksiyonunu işaret etmektedir.
Doğru cevap Yersinia enterocolitica'dır. Bu bakteri, özellikle terminal ileum ve mezenterik lenf nodlarını tutarak akut apandisiti taklit eden 'psödoapandisit' (mezenterik lenfadenit) tablosuna yol açar. Siderofilik bir organizma olduğu için, beta-talasemi veya hemokromatozis gibi demir yüklenmesi olan hastalarda ve bu demiri bakterinin kullanımına sunan desferrioksamin tedavisi alanlarda enfeksiyon riski belirgin şekilde artar. Mikrobiyolojik olarak Gram negatif kokobasil yapısında olması ve oda ısısında (25∘C25^\circ C) peritrik flagellaları sayesinde hareketliyken vücut ısısında (37∘C37^\circ C) bu özelliği kaybetmesi tanısal açıdan tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sendromu ve risk faktörlerini tanımlayın.
Hasta psödoapandisit (sağ alt kadran ağrısı + ateş) ve gastroenterit tablosuyla başvurmuştur. Beta-talasemi ve desferrioksamin kullanımı nedeniyle demir yüklenmesi mevcuttur.
Yersinia enterocolitica, demiri şelatörlerden (desferrioksamin) alabildiği için bu tip hastalarda virülansı artan siderofilik bir bakteridir.
2
Mikrobiyolojik verileri yorumlayın.
Etken Gram negatif kokobasildir ve 25∘C25^\circ C'de hareketliyken 37∘C37^\circ C'de hareketsizdir.
Bu sıcaklığa bağlı hareketlilik özelliği Yersinia türleri için karakteristiktir ve tanıda önemli bir ipucudur.
3
Ayırıcı tanıyı yapın.
Campylobacter da psödoapandisit yapabilir ancak demir yüklenmesi ilişkisi ve hareket özelliği Yersinia'yı ön plana çıkarır.
Klinik ve laboratuvar bulgularının tamamı Yersinia enterocolitica ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Yersinia enterocolitica'nın siderofilik doğası ve demir yüklenmesi olan konaklardaki klinik prezentasyonu (psödoapandisit).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru →

7474 yaşında kronik lenfositik lösemi (KLL) tanılı erkek hasta, son 2424 saattir devam eden yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve konfüzyon şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 38.8∘C38.8^\circ\text{C}, kan basıncı 110/70 mm Hg110/70\text{ mm Hg} ve nabız 105/dakika105/\text{dakika} saptanıyor. Ense sertliği pozitif olan hastaya yapılan lomber ponksiyon sonrası BOS incelemesinde lökosit sayısı 1200/mm31200/\text{mm}^3 (%85\text{\%}85 polimorf nüveli lökosit), glukoz 25 mg/dL25\text{ mg/dL} (eş zamanlı kan glukozu 100 mg/dL100\text{ mg/dL}) ve protein 180 mg/dL180\text{ mg/dL} bulunuyor. BOS Gram boyamasında lökositler içerisinde ve dışında Gram pozitif basiller görülüyor. Bu hastanın ampirik tedavi rejimine, standart menenjit tedavisine (vankomisin + seftriakson) ek olarak aşağıdakilerden hangisinin ilave edilmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ampisilin

Cevap

İleri yaş ve immünsupsresyonu (KLL) olan hastada Gram pozitif basillerle seyreden menenjit tablosunda ampirik tedaviye Ampisilin eklenmelidir.
Ampisilin, *Listeria monocytogenes*'e bağlı menenjitlerin tedavisinde altın standarttır. İleri yaş (>50>50 yaş), yenidoğanlar ve immün sistemi baskılanmış hastalar (bu vakada KLL ve ileri yaş) Listeria açısından yüksek risk altındadır. Bu hastalarda ampirik tedavide kullanılan vankomisin ve seftriaksonun Listeria etkinliği olmadığı için rejime ampisilin ilave edilmesi zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Akut bakteriyel menenjit (ateş, ense sertliği, BOS bulguları) ve risk faktörü olarak ileri yaş (>50>50) ile KLL tanısı saptandı.
Listeria monocytogenes menenjiti için risk gruplarını belirlemek.
2
BOS Gram boyamasının yorumlanması
Gram pozitif basiller görüldü.
Listeria monocytogenes'in tipik Gram boyama morfolojisini tanımlamak.
3
Ampirik tedavi rejiminin belirlenmesi
Standart rejime (vankomisin + seftriakson) ek olarak Listeria kapsama amacıyla Ampisilin seçildi.
Listeria'ya karşı sefalosporinlerin etkinliği olmadığı için spesifik tedavi eklemek.

Anahtar Kavram

Listeria monocytogenes menenjiti risk grupları ve ampirik tedavi yönetimi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 73Soru →

3232 yaşında bir kadın hasta, Meksika seyahatinin üçüncü gününde başlayan, karın ağrısı ve krampların eşlik ettiği, günde 1010 kez olan bol sulu ishal şikayetiyle başvuruyor. Ateş saptanmayan hastanın dışkı incelemesinde lökosit veya eritrosite rastlanmıyor. Bu hastadaki klinik tabloya en sık neden olan patojenin ishal oluşturma mekanizmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Isıya dayanıksız (LTLT) toksin, adenilat siklazı aktive ederek cAMPcAMP artışına neden olur.

Cevap

En olası patojen olan Enterotoksijenik Escherichia coli (ETEC), ısıya dayanıksız (LT) toksini aracılığıyla adenilat siklazı uyararak cAMP düzeyini artırır ve sulu ishale yol açar.
Vaka sunumu tipik bir 'Turist İshali' tablosudur ve bu tablonun en sık etkeni Enterotoksijenik E.coliE. coli (ETECETEC)'dir. ETECETEC, ısıya dayanıksız (LTLT) enterotoksini aracılığıyla bağırsak epitel hücrelerinde adenilat siklaz enzimini aktive eder. Bu aktivasyon sonucunda hücre içi cAMPcAMP düzeyleri artar, bu da bağırsak lümenine klor ve su sekresyonunu artırırken sodyum emilimini inhibe ederek bol sulu ishale neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Seyahat öyküsü, ateşsiz seyreden bol sulu ishal ve dışkıda inflamasyon bulgusu (lökosit/eritrosit) olmaması, non-invaziv bir enterotoksik tabloyu düşündürür.
Turist ishali (traveler's diarrhea) vakalarının en sık nedeni ETEC'dir.
2
Olası patojenin virülans faktörlerini hatırla.
ETEC iki temel enterotoksin üretir: Isıya dayanıksız (LT) ve Isıya dayanıklı (ST).
Bu toksinler bağırsak lümenine su ve elektrolit sekresyonunu artırır.
3
Toksinlerin biyokimyasal etki mekanizmalarını eşleştir.
LT toksini adenilat siklazı (cAMP artışı), ST toksini ise guanilat siklazı (cGMP artışı) uyarır.
Mnemonic: 'Labile-Adenylate, Stable-Guanylate' (L-A, S-G).

Anahtar Kavram

Enterotoksijenik Escherichia coli (ETEC) patogenezinde LT (cAMP artışı) ve ST (cGMP artışı) toksinleri rol oynar.
Soru 74Soru →

5050 yaşında kadın hasta, son 2424 saattir devam eden yan ağrısı, bulantı ve yüksek ateş şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde sistolik kan basıncı 110110 mmHg, nabız 105105/dakika, solunum sayısı 2424/dakika ve vücut sıcaklığı 39.2∘C39.2^\circ\text{C} olarak ölçülüyor. Hastanın bilinci açık, koopere ve oryante olarak değerlendiriliyor. Sepsis-33 kılavuzuna göre, bu hastada yatak başı hızlı tarama amacıyla kullanılan qSOFA (quick SOFA) skorlamasında puan kazandıran klinik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Solunum sayısının 2222/dakika veya üzerinde olması

Cevap

Solunum sayısının 2222/dakika veya üzerinde olması
Sepsis-3 kılavuzuna göre qSOFA (quick SOFA), yatak başında organ disfonksiyonu şüphesini değerlendirmek için kullanılan pratik bir tarama aracıdır. Üç bileşenden oluşur: Solunum hızının 2222/dakika veya üzerinde olması, mental durum değişikliği (GCS < 15) ve sistolik kan basıncının 100100 mmHg veya altında olması. Bu vakada hastanın solunum sayısı 2424/dakika olduğu için bu parametre qSOFA'da pozitif olarak değerlendirilir ve hastaya 11 puan kazandırır.

Adım Adım Çözüm

1
qSOFA (quick SOFA) kriterlerini hatırla.
Kriterler: 1) Solunum sayısı ≥22\geq 22/dk, 2) Mental durum değişikliği (GKS < 15), 3) Sistolik kan basıncı ≤100\leq 100 mmHg.
Sepsis-3 tanımına göre yoğun bakım dışı birimlerde sepsis şüphesi olan hastaları hızlıca taramak için bu 3 kriter kullanılır.
2
Hastadaki verileri bu kriterlerle karşılaştır.
Solunum sayısı (2424) ≥22\geq 22 (+1 puan). Sistolik kan basıncı (110110) >100> 100 (0 puan). Bilinç açık (0 puan).
Hastanın sadece solunum sayısı eşik değerin üzerindedir.
3
Hangi bulgunun puan kazandırdığını belirle.
Sadece solunum sayısı (takipne) puan kazandırmaktadır.
Diğer bulgular ya qSOFA kriteri değildir (ateş, nabız) ya da eşik değeri karşılamamaktadır.

Anahtar Kavram

qSOFA (quick SOFA) Kriterleri

Daha Fazla Pratik

Sepsis tanımı için gerekli olan SOFA skorundaki artış miktarını ve septik şok tanımı için laktat eşik değerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 75Soru →

60 yaşında bir erkek hasta, toplumdan edinilmiş pnömoni tanısıyla hastaneye yatırılıyor. Ampirik tedavisinde zaman bağımlı (time-dependent) bakterisidal etkinlik gösteren bir beta-laktam antibiyotik başlanması planlanıyor. Bu antibiyotiğin klinik etkinliğini maksimize etmek için en kritik farmakodinamik parametre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum konsantrasyonunun MİK değerinin üzerinde kaldığı süre (T>MI˙KT > MİK)

Cevap

Serum konsantrasyonunun MİK değerinin üzerinde kaldığı süre (T>MI˙KT > MİK)
Beta-laktam antibiyotikler (penisilinler, sefalosporinler, karbapenemler) zaman bağımlı öldürme kinetiğine sahiptir. Bu gruptaki ilaçların klinik başarısı, serum ilaç konsantrasyonunun hedeflenen mikroorganizmanın minimum inhibitör konsantrasyonunun (MİK) üzerinde kaldığı sürenin doz aralığına yüzdesine bağlıdır. Bu nedenle, serum konsantrasyonunun MİK değerinin üzerinde kaldığı sürenin uzunluğu en kritik parametredir.

Adım Adım Çözüm

1
Antibiyotik grubunun farmakodinamik özelliğini belirle.
Beta-laktamlar zaman bağımlı (time-dependent) antibiyotiklerdir.
Klinik etkinlikleri doruk konsantrasyondan ziyade, bakterinin ilaca maruz kaldığı süre ile ilişkilidir.
2
Zaman bağımlı antibiyotikler için ilgili parametreyi seç.
T>MI˙KT > MİK parametresi hedeflenmelidir.
Doz aralığı boyunca serum konsantrasyonunun MİK değerinin üzerinde tutulması, bakterisidal etkinin devamlılığını sağlar.

Anahtar Kavram

Beta-laktam antibiyotiklerin farmakodinamik etkinliği konsantrasyona değil, zamana (T>MI˙KT > MİK) bağlıdır.

Daha Fazla Pratik

Aminoglikozidlerin neden günde tek doz kullanıldığını post-antibiyotik etki (PAE) ve konsantrasyon bağımlı etkinlik üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 76Soru →

6262 yaşında erkek hasta, hematolojik malignite tanısıyla izlenirken nötropenik ateş gelişiyor. Fizik muayenesinde sağ kolda santral venöz kateter giriş yerinde selülit saptanıyor. Kan kültürlerinde *Pseudomonas aeruginosa* üremesi üzerine tedaviye amikasin eklenmesi planlanıyor. Amikasinin "uzatılmış aralıklı dozlama" (günde tek doz) stratejisiyle verilmesinin temel farmakolojik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konsantrasyona bağlı öldürme ve belirgin post-antibiyotik etki (PAE) ile bakterisidal aktivitenin maksimize edilmesi; eş zamanlı olarak renal kortikal alımın doyurulabilir (satüre edilebilir) olması sayesinde nefrotoksisite riskinin azaltılması.

Cevap

Konsantrasyona bağlı öldürme ve post-antibiyotik etki ile bakterisidal aktivitenin maksimize edilmesi; renal kortikal alımın doyurulabilir olması sayesinde nefrotoksisite riskinin azaltılması.
Aminoglikozidler, tepe konsantrasyonun (CmaxC_{max}) minimum inhibitör konsantrasyona (MI˙KMİK) oranı (Cmax/MI˙KC_{max}/MİK) arttıkça daha güçlü bakterisidal etki gösterirler. Ayrıca ilacın etkisi serum düzeyi düşse bile devam eder (PAE). Renal korteksteki proksimal tübüler hücrelere alım ise satüre edilebilir (doyurulabilir) bir transport sistemiyle gerçekleşir. Tek seferde verilen yüksek doz, bu sistemi hızla doyurarak ilacın parankim içine geçişini sınırlar, böylece nefrotoksisite azalırken etkinlik artar.

Adım Adım Çözüm

1
Aminoglikozidlerin farmakodinamik karakterini belirle.
Konsantrasyona bağlı öldürme (Cmax/MI˙KC_{max}/MİK) ve belirgin post-antibiyotik etki (PAE).
Bu ajanlar ne kadar yüksek tepe konsantrasyonuna ulaşırsa o kadar hızlı öldürürler.
2
Toksisite mekanizmasını analiz et.
Proksimal tübül hücrelerindeki Megalin/Kübilin reseptörleri aracılığıyla alım doyurulabilir (saturable) bir süreçtir.
Yüksek konsantrasyonlu tek dozda reseptörler hızla doyar ve ilacın çoğu idrarla atılır; bölünmüş dozlarda ise reseptörler sürekli aktif kalarak daha fazla ilaç biriktirir.
3
Uzatılmış aralıklı dozlamanın avantajını değerlendir.
Daha yüksek etkinlik ve daha düşük toksisite.
Yüksek pik düzeyi etkinliği artırırken, uzun doz aralığı hem renal birikimi azaltır hem de adaptif direncin geçmesine izin verir.

Anahtar Kavram

Aminoglikozidlerde Uzatılmış Aralıklı Dozlama (Extended Interval Dosing) Rasyoneli

Daha Fazla Pratik

Aminoglikozidlerin sepsisteki dağılım hacmi değişikliklerini ve yükleme dozu hesaplamasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 77Soru →

Kronik lenfositik lösemi (KLL) tanısıyla izlenen 7272 yaşında erkek hasta, 22 gündür devam eden yüksek ateş, baş ağrısı ve bilinç bulanıklığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede ense sertliği pozitif saptanıyor ve ateş 38.8∘C38.8^{\circ}\text{C} olarak ölçülüyor. Lomber ponksiyon analizinde; hücre sayısı 1200/mm31200/\text{mm}^3 (%90\%90 nötrofil), protein 180 mg/dL180\text{ mg/dL} ve glikoz 35 mg/dL35\text{ mg/dL} bulunuyor. Mikroskobik incelemede nadir Gram pozitif kokobasiller görülüyor. Hastaya ampirik olarak seftriakson ve vankomisin kombine tedavisi başlanıyor; ancak tedavinin 4848. saatinde klinik yanıt alınamıyor ve hastanın bilinci kapanıyor. BOS kültüründe 22∘C22^{\circ}\text{C}'de hareketli, 37∘C37^{\circ}\text{C}'de hareketsiz bakteriler üüyor.

Bu hastada uygulanan antibiyotik tedavisine yanıtsızlığın en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etken bakterinin tüm sefalosporinlere karşı doğal (intrensek) direncinin bulunması

Cevap

Etken bakterinin tüm sefalosporinlere karşı doğal (intrensek) direncinin bulunması
Vaka; yaşı (>50>50), zemindeki malignitesi (KLL) ve BOS bulguları ile *Listeria monocytogenes* menenjitini işaret etmektedir. Mikrobiyolojik olarak 22∘C22^{\circ}\text{C}'de hareketli olması *Listeria* için patognomoniktir. *Listeria monocytogenes*, tüm sefalosporin gruplarına karşı intrensek (doğal) dirençlidir. Ayrıca vankomisin de *Listeria* tedavisinde etkisiz kabul edilir. Bu nedenle, standart ampirik menenjit rejimine (Seftriakson + Vankomisin) Ampisilin eklenmemesi, tedavinin başarısız olmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et
İmmün yetmezliği (KLL, yaşlı hasta) olan bir hastada akut bakteriyel menenjit tablosu mevcut. BOS bulguları bakteriyel enfeksiyonu destekliyor.
Hasta profili ve BOS bulguları etken tahmininde kilit rol oynar.
2
Etken mikroorganizmayı tanımla
Gram pozitif kokobasil görünümü ve 22∘C22^{\circ}\text{C}'de (oda ısısı) hareketli olup 37∘C37^{\circ}\text{C}'de hareketsiz olması *Listeria monocytogenes* için tipiktir.
Listeria'nın karakteristik 'takla atar tarzda' hareketi ve ısıya bağlı hareket değişikliği tanısaldır.
3
Uygulanan tedaviyi değerlendir
Hastaya Seftriakson (3. kuşak sefalosporin) + Vankomisin verilmiştir.
Standart ampirik menenjit tedavisidir ancak Listeria kapsayıcılığı sorgulanmalıdır.
4
Tedavi başarısızlığının nedenini belirle
*Listeria monocytogenes* tüm sefalosporinlere doğal (intrensek) olarak dirençlidir. Vankomisin ise Listeria'ya karşı etkisizdir veya çok sınırlı etkiye sahiptir. Bu nedenle hasta etkili tedavi almamıştır.
Listeria tedavisinde ampisilin (veya penisilin G) eklenmesi zorunludur; sefalosporinler kullanılmaz.

Anahtar Kavram

Listeria monocytogenes'in sefalosporinlere doğal direnci ve immün yetmezlikli hastalarda ampirik menenjit tedavisine ampisilin eklenmesi gerekliliği.

İpuçları

1
Hastanın yaşı ve bağışıklık durumu (KLL), standart menenjit etkenlerinin ötesinde bir bakteriyi düşündürmelidir.
2
Bakterinin oda ısısında hareketli olması *Listeria* tanısı koydurucudur.
3
*Listeria* tedavisinde 3. kuşak sefalosporinler (Seftriakson) etkisizdir; tedaviye mutlaka Ampisilin eklenmelidir.

Daha Fazla Pratik

Listeria enfeksiyonlarında ampisilin alerjisi olan hastalarda kullanılabilecek alternatif antibiyotiklerin (TMP-SMX) sorgulandığı bir soru ile devam edilebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 78Soru →

6262 yaşında, bilinen tip 22 diyabet ve evre 22 kronik böbrek hastalığı olan kadın hasta; yüksek ateş, titreme ve sağ yan ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuruyor. Yapılan tetkiklerde piyüri ve lökositoz saptanıyor. İdrar kültüründe MI˙KMİK değeri 2μg/mL2 \mu g/mL olan *Pseudomonas aeruginosa* ürüyor. Hastaya amikasin tedavisi başlanmasına karar veriliyor.

Bu hastada amikasinin günde tek doz (uzatılmış aralıklı) verilmesinin, bölünmüş doz uygulamasına göre hem terapötik etkinliği artırması hem de nefrotoksisite riskini azaltmasının temel farmakolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Renal kortekste ilacın hücre içine alınmasını sağlayan transport sisteminin doyurulabilir (saturable) olması ve konsantrasyon bağımlı bakterisid etki

Cevap

Renal kortekste ilacın hücre içine alınmasını sağlayan transport sisteminin doyurulabilir (saturable) olması ve konsantrasyon bağımlı bakterisid etki.
Aminoglikozidlerin (amikasin) nefrotoksisitesi, ilacın renal kortekste (proksimal tübül) birikme miktarıyla ilişkilidir. Bu birikimi sağlayan megalin-kübilin transport sistemi sınırlı kapasiteye sahiptir ve doyurulabilir (saturable) özelliktedir. Tek seferde verilen yüksek doz, bu sistemi hızla doyurarak ilacın büyük kısmının idrarla atılmasını sağlar ve dokuda birikimi azaltır. Etkinlik açısından ise aminoglikozidler konsantrasyon bağımlı öldürme yaptıkları için zirve konsantrasyonunun (CmaxC_{max}) yüksek olması tedavinin başarısını artırır.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın PK/PD özelliklerini tanımla
Amikasin (aminoglikozid) konsantrasyon bağımlı öldürme (Cmax/MI˙KC_{max}/MİK) ve belirgin post-antibiyotik etki (PAE) gösterir.
Bu özellikler yüksek zirve konsantrasyonunun bölünmüş düşük dozlardan daha etkili olduğunu açıklar.
2
Nefrotoksisite mekanizmasını analiz et
Böbrek proksimal tübüllerindeki megalin-kübilin taşıma sistemi doyurulabilir (saturable) bir yapıdadır.
Tek ve yüksek bir doz verildiğinde taşıyıcılar hızla doyar ve ilacın büyük kısmı geri emilmeden atılır; bölünmüş dozlarda ise taşıyıcılar doymadığı için 24 saatlik toplam birikim daha fazla olur.
3
Direnç mekanizmasını (Adaptif Direnç) değerlendir
Tek doz uygulama, bakterilerdeki "ilk temas etkisi" kaynaklı geçici direnci (adaptive resistance) minimize eder.
Sık dozlama bakterinin ilacı içeri alım mekanizmalarını sürekli baskılayarak etkinliği azaltabilir.

Anahtar Kavram

Aminoglikozidlerin proksimal tübül hücrelerine alımı doyurulabilir (saturable) bir süreçtir; bu nedenle yüksek doz-tek sefer uygulaması, bölünmüş dozlara göre daha az renal birikim ve dolayısıyla daha az nefrotoksisite ile sonuçlanır.
Soru 79Soru →

7070 yaşında bilinen dekompanse karaciğer sirozu (Child−PughChild-Pugh CC) olan bir hasta, acil servise son iki gündür devam eden öksürük ve artan konfüzyon şikayetiyle başvuruyor. Hastanın bir ay önceki bazal laboratuvar değerlerinde; total bilirubin 3.83.8 mg/dL, trombosit sayısı 65.00065.000/mm³, kreatinin 1.11.1 mg/dL ve bilincinin açık (GKS:15GKS: 15) olduğu bilinmektedir.

Başvurusundaki bulgular şu şekildedir:

ParametreDeğer
Kan Basıncı95/6095/60 mmHg (MAP≈72MAP \approx 72 mmHg)
Solunum Sayısı2424/dakika
Ateş38.3∘C38.3^\circ C
Glasgow Koma Skalası (GKSGKS)1414
Total Bilirubin4.14.1 mg/dL
Trombosit Sayısı62.00062.000/mm³
Kreatinin1.11.1 mg/dL
Arteriyel Laktat1.91.9 mmol/L

Akciğer grafisinde sağ alt lobda konsolidasyon saptanan bu hasta için **Sepsis-3 (20162016)** tanımlamalarına göre en doğru klinik değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bazal SOFASOFA skorundaki akut artış (delta) sadece 11 olduğu için hasta "sepsis" olarak tanımlanamaz.

Cevap

Sepsis-3 kriterlerine göre bu hastada bazal SOFA skorundaki artışın (delta) sadece 1 puan olması nedeniyle sepsis tanısı konulamaz.
Sepsis-3 kılavuzuna göre sepsis, enfeksiyona bağlı olarak gelişen ve toplam SOFASOFA skorunda bazale göre ≥2\geq 2 puanlık akut artışla karakterize olan tablodur. Hastanın bazal SOFASOFA skoru (karaciğer sirozu nedeniyle bilirubin ve trombosit düşüklüğünden dolayı) 44 puandır. Başvuru anında sadece Glasgow Koma Skalası'ndaki düşüş nedeniyle 11 puan eklenmiş ve skor 55'e çıkmıştır. Delta SOFASOFA değeri 11 olduğu için sepsis kriteri karşılanmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal SOFA skorunun hesaplanması
Bilirubin 3.83.8 mg/dL (22 puan), Trombosit 65.00065.000 (22 puan), Kreatinin 1.11.1 (00 puan), GKSGKS 1515 (00 puan) →\rightarrow Toplam: 44 puan.
Sepsis tanımı için hastanın kronik hastalıklarından kaynaklanan bazal organ disfonksiyonunun belirlenmesi gerekir.
2
Mevcut (başvuru anındaki) SOFA skorunun hesaplanması
Bilirubin 4.14.1 mg/dL (22 puan), Trombosit 62.00062.000 (22 puan), GKSGKS 1414 (11 puan), MAPMAP 7272 mmHg (00 puan), Kreatinin 1.11.1 (00 puan) →\rightarrow Toplam: 55 puan.
Akut enfeksiyon sürecindeki güncel organ fonksiyon bozukluğunun derecesi ölçülür.
3
Delta SOFA hesaplanması ve Sepsis-3 tanımı ile karşılaştırılması
Delta SOFA=5−4=1SOFA = 5 - 4 = 1. Sepsis tanımı için akut artış ≥2\geq 2 olmalıdır.
Sepsis, enfeksiyona karşı gelişen düzensiz konak yanıtı sonucu oluşan ve ≥2\geq 2 puanlık akut SOFASOFA artışıyla karakterize hayati tehdit eden organ disfonksiyonudur.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 tanımı için qSOFA tarama amaçlıdır, asıl tanı bazal SOFA skorunda enfeksiyona bağlı gelişen ≥2 puanlık akut artıştır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 80Soru →

2626 yaşında, 1414 haftalık gebe hasta rutin antenatal kontrolleri sırasında saptanan serolojik test sonuçları nedeniyle konsülte ediliyor. Hastanın fizik muayenesinde genital veya ekstragenital herhangi bir aktif lezyon saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde RPR (Rapid Plasma Reagin) 1:321:32 pozitif ve Treponema pallidum partikül aglütinasyon (TPPA) testi pozitif olarak raporlanıyor. Özgeçmişinde çocukluk döneminde penisilin kullanımı sonrası yaygın ürtiker ve hırıltılı solunum (anafilaksi şüphesi) öyküsü olan bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Penisilin desensitizasyonu uygulanması ve ardından benzatin penisilin G tedavisi başlanması

Cevap

Penisilin desensitizasyonu uygulanması ve ardından benzatin penisilin G tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
Sifiliz tanısı almış gebelerde, fetüse geçişi ve konjenital sifilizi önlemek için penisilin tedavisi şarttır. Hastanın anafilaktik tipte penisilin alerjisi öyküsü olsa dahi, gebelik durumu nedeniyle başka bir antibiyotik (doksisiklin, azitromisin vb.) kullanımı güvenli veya yeterli değildir. Bu nedenle hastanede uygun şartlarda penisilin desensitizasyonu yapılması ve hastanın altın standart olan penisilin G ile tedavi edilmesi güncel kılavuzlar tarafından önerilen tek yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik testlerin yorumlanması
RPR (non-treponemal) ve TPPA (treponemal) testlerinin her ikisinin de pozitif olması aktif veya geçirilmiş sifiliz tanısını doğrular.
Sifiliz tanısı için tarama ve doğrulama testlerinin birlikte pozitifliği gereklidir.
2
Gebelik ve tedavi gerekliliğinin değerlendirilmesi
Gebelikte saptanan sifiliz, fetüsü korumak ve konjenital sifilizi önlemek için acilen tedavi edilmelidir.
Treponemalar plasentayı geçerek fetüste ciddi morbidite ve mortaliteye yol açabilir.
3
Alerji varlığında ilaç seçimi
Penisilin, gebelikte ve konjenital sifiliz önlenmesinde etkinliği kanıtlanmış tek ajandır. Alerji durumunda desensitizasyon yapılarak penisilin verilmelidir.
Alternatif ilaçlar (eritromisin, azitromisin, seftriakson) plasentayı yeterince geçemez veya direnç sorunları nedeniyle fetal tedavi için yetersiz kalır.

Anahtar Kavram

Gebelikte sifiliz tedavisi için penisilin alternatifsizdir; penisilin alerjisi olan gebelerde desensitizasyon mutlak endikasyondur.
ÖncekiSayfa 4 / 18Sonraki
Enfeksiyon Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 4 | Examkin