Enfeksiyon Hastalıkları

346 soru

Soru 41Soru

2424 yaşında daha önce sağlıklı olan bir erkek hasta, yaklaşık 1010 gün önce geçirdiği şiddetli boğaz ağrısı sonrasında gelişen yüksek ateş, titreme ve boyunda ağrılı şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sol sternokleidomastoid kası trasesi boyunca belirgin hassasiyet, ödem ve endürasyon saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda her iki bazalde raller duyuluyor ve hastanın plöritik yan ağrısı mevcut. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 19.500/mm319.500/mm^3 (%8888 nötrofil) ve C-reaktif protein düzeyi 245mg/L245 mg/L olarak bulunuyor. Kontrastlı boyun BT'de sol internal jugüler vende lümen içi dolum defekti; akciğer grafisinde ise her iki akciğer periferinde multipl, bazıları kavitasyon gösteren nodüler opasiteler izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Fusobacterium necrophorum*

Cevap

Bu hastada izlenen post-farenjeal septik tromboflebit ve metastatik pulmoner apselerden oluşan Lemierre sendromunun en olası etkeni *Fusobacterium necrophorum*'dur.
Hastadaki bulgular (geçirilmiş farenjit, boyunda ağrılı şişlik/İJV trombozu ve kavitasyonlu pulmoner nodüller) klasik Lemierre sendromunu tarif etmektedir. Bu tablonun en yaygın etkeni oral flora üyesi olan zorunlu anaerob *Fusobacterium necrophorum*'dur. Bakteri, damar duvarına invaze olarak septik tromboflebit ve takiben metastatik enfeksiyonlara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik üçlemeyi değerlendir
Orofarenjeal enfeksiyon öyküsü, boyunda hassas şişlik (İJV tromboflebiti) ve akciğerde kavitasyonlu nodüller (septik emboli) saptandı.
Bu bulguların birleşimi Lemierre sendromu tanısını koydurur.
2
Tanıyı radyolojik bulgularla doğrula
Boyun BT'de dolum defekti venöz trombozu, akciğer grafisindeki kavitasyonlar ise septik emboliyi konfirme eder.
Ayırıcı tanıda yer alan basit farenjit veya tipik pnömoni tablolarından bu şekilde uzaklaşılır.
3
Spesifik mikrobiyolojik etkeni belirle
Bu tablonun klasik ve en sık etkeni Gram-negatif bir anaerob olan *Fusobacterium necrophorum*'dur.
Diğer anaeroblar veya aerobik bakteriler bu spesifik sendromu nadiren oluşturur.

Anahtar Kavram

Lemierre Sendromu (Post-anjinal septisemi)

Daha Fazla Pratik

Lemierre sendromu tedavisinde Beta-laktamaz üretimi riski nedeniyle Ampisilin-sulbaktam veya Metronidazol + Penisilin kombinasyonlarının önemi gözden geçirilmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 42Soru

6262 yaşında tip 2 diabetes mellitus tanısı olan erkek hasta, sağ ayağında yaklaşık bir haftadır devam eden, kötü kokulu ve akıntılı yara şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ ayak birinci metatars başı hizasında derin bir ülser saptanıyor; palpasyonda yumuşak dokuda krepitasyon (çıtırtı sesi) alınıyor. Radyolojik incelemede yumuşak doku içinde gaz imajı izleniyor. Bu hastanın yara kültüründe üremesi en muhtemel anaerobik Gram-negatif basilin (Bacteroides fragilis grubu) ampirik tedavisinde aşağıdakilerden hangisi en uygun seçenektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metronidazol

Cevap

Diyabetik ayak enfeksiyonlarında krepitasyon ve kötü koku anaerobik etkenleri, özellikle de en sık izole edilen Gram-negatif anaerob olan Bacteroides fragilis grubunu düşündürür. Bu etkenin tedavisinde metronidazol en uygun seçenektir.
Metronidazol, doku penetrasyonu yüksek olan ve Bacteroides fragilis grubu dahil Gram-negatif anaeroblara karşı en etkili ajanlardan biridir. Bu vakada tarif edilen krepitasyon ve gaz varlığı ciddi bir anaerobik enfeksiyonu (non-klostridiyal anaerobik selülit veya mikst enfeksiyon) düşündürdüğü için metronidazol kullanımı en uygun ampirik yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Kötü koku, krepitasyon ve radyolojik gaz varlığı anaerobik enfeksiyonu işaret eder.
Anaeroblar metabolik faaliyetleri sonucu dokuda gaz üretir ve karakteristik kötü kokuya neden olur.
2
Muhtemel etkenin tanımlanması
Diyabetik ayak ve intraabdominal enfeksiyonlarda en sık saptanan Gram-negatif anaerobik basil Bacteroides fragilis grubudur.
B. fragilis, insan kolon ve mukoza florasının baskın anaerobudur.
3
Uygun antibiyotiğin seçilmesi
Metronidazol veya karbapenemler tercih edilmelidir.
B. fragilis suşlarının neredeyse tamamı metronidazole duyarlıdır, ancak penisilinlere dirençlidir.

Anahtar Kavram

Bacteroides fragilis, beta-laktamaz üretimi nedeniyle penisilinlere dirençli, ancak metronidazole son derece duyarlı olan klinik olarak en sık saptanan anaerobik Gram-negatif basildir.
Soru 43Soru

72 yaşında erkek hasta, ateş, baş ağrısı ve bilinç bulanıklığı şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde Hodgkin lenfoma tanısı ile kemoterapi öyküsü bulunuyor. Fizik muayenede ense sertliği pozitif saptanıyor. Lomber ponksiyon ile alınan beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde protein yüksek, glukoz düşük (BOS/Kan oranı < 0.4) ve nötrofil hakimiyetli pleositoz görülüyor. BOS Gram boyamasında Gram pozitif kokobasiller izleniyor. Hastaya başlanan ampirik vankomisin ve seftriakson tedavisine, olası etkene yönelik aşağıdaki antibiyotiklerden hangisinin eklenmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ampisilin

Cevap

Ampisilin eklenmesi gerekir.
Hastanın ileri yaşı, immünsüpresif durumu (lenfoma) ve Gram boyamada görülen Gram pozitif kokobasiller *Listeria monocytogenes* menenjitini işaret etmektedir. *Listeria monocytogenes*, tüm sefalosporinlere (Seftriakson, Sefepim vb.) karşı doğal dirençlidir. Bu nedenle, standart ampirik menenjit tedavisinde kullanılan Vankomisin ve Seftriakson kombinasyonu bu etkeni kapsamaz. *Listeria* menenjitinde tercih edilen ve en etkili tedavi ajanı Ampisilindir (genellikle tek başına veya Gentamisin ile kombine). Bu vakada ampirik tedaviye mutlaka Ampisilin eklenmesi hayati önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik tablosunu değerlendir.
72 yaş (ileri yaş) ve lenfoma (immünsüpresyon) öyküsü olan hastada akut bakteriyel menenjit tablosu mevcuttur.
Bu risk faktörleri standart etkenlere (Pnömokok, Meningokok) ek olarak Listeria monocytogenes riskini artırır.
2
Gram boyama sonucunu yorumla.
Gram pozitif kokobasiller görülmüştür.
BOS örneğinde Gram pozitif kokobasil görünümü Listeria monocytogenes için tipiktir.
3
Mevcut tedaviyi (Vankomisin + Seftriakson) değerlendir ve eksikliği belirle.
Seftriakson ve diğer sefalosporinler Listeria monocytogenes'e karşı etkisizdir.
Listeria'nın sefalosporinlere doğal direnci vardır; bu nedenle rejime mutlaka Ampisilin eklenmelidir.

Anahtar Kavram

Listeria monocytogenes menenjiti tedavisi

İpuçları

1
Gram boyamada görülen 'kokobasil' morfolojisi ve hastanın yaşlı/immünsüpresif olması, standart menenjit etkenlerinden farklı bir bakteriyi düşündürmelidir.
2
Bu bakteri, süt ve süt ürünleri ile bulaşabilen, buzdolabı ısısında çoğalabilen bir Gram pozitif çomaktır.
3
Bu bakteri tüm sefalosporinlere dirençlidir, bu yüzden standart tedaviye bir penisilin türevi eklenmelidir.

Daha Fazla Pratik

Listeria monocytogenes'in neden olduğu diğer klinik tabloları (granulomatosis infantiseptica) ve gıda kaynaklı bulaş yollarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Penisilin alerjisi olan hastalarda alternatif olarak Trimetoprim-Sulfametoksazol (TMP-SMX) kullanılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 44Soru

6060 yaşında erkek hasta, yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde solunum sayısı 2828/dakika, kan basıncı 80/5080/50 mmHg ve konfüzyon saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda konsolidasyon izleniyor. Hastaya 3030 mL/kg kristaloid sıvı resüsitasyonu yapılıyor. Sıvı tedavisi sonrası hastanın kan basıncı 115/75115/75 mmHg düzeyine yükseliyor ve serum laktat düzeyi 1.81.8 mmol/L olarak ölçülüyor. Bu bulgular ışığında, Sepsis-3 (Üçüncü Uluslararası Konsensüs Tanımları) kriterlerine göre bu hasta için en uygun klinik tanımlama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sepsis

Cevap

Sepsis-3 kriterlerine göre, enfeksiyon odağı olan ve organ disfonksiyonu (qSOFA 2\geq 2) saptanan bu hasta 'Sepsis' olarak tanımlanır.
Hastada saptanan solunum sayısının 2222/dk üzerinde olması, sistolik kan basıncının 100100 mmHg altında olması ve mental durum değişikliği (konfüzyon) qSOFA skorunun 33 olduğunu gösterir. Enfeksiyon odağı (pnömoni) ile birlikte bu organ disfonksiyonu göstergeleri Sepsis-3 kılavuzuna göre 'Sepsis' tanısı için yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik veriler üzerinden qSOFA skorunu hesapla.
Solunum sayısı 2828 (+1+1), sistolik KB 8080 (+1+1), konfüzyon (+1+1) olmak üzere toplam qSOFA puanı 33'tür.
Sepsis şüphesi olan hastalarda kötü prognozu ve organ disfonksiyonu olasılığını hızlıca değerlendirmek için qSOFA kullanılır.
2
Sıvı resüsitasyonu sonrası hemodinamik durumu ve laktat düzeyini değerlendir.
Kan basıncı normale dönmüş (115/75115/75 mmHg) ve laktat düzeyi 22 mmol/L'nin altında (1.81.8) kalmıştır.
Septik şok tanısı için sıvı tedavisine rağmen vazopresör ihtiyacı ve laktat yüksekliğinin devam etmesi gerekir.
3
Güncel terminolojiye göre tanıyı koy.
Hasta sepsis kriterlerini karşılar ancak septik şok kriterlerini karşılamaz.
Sepsis-3 kılavuzunda ağır sepsis tanımı kaldırılmış, organ disfonksiyonu varsa tablo sepsis olarak kabul edilmiştir.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 Tanımları (Sepsis vs Septik Şok)
Soru 45Soru

65 yaşında erkek hasta acil servise sağ bacağında ani başlayan şiddetli ağrı, şişlik ve cilt renginde morarma şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın öyküsünde yakın zamanda geçirilmiş bir travma, cerrahi girişim veya enjeksiyon bulunmamaktadır. Fizik muayenede vücut sıcaklığı 38.8°C, kan basıncı 90/50 mmHg olarak ölçülüyor. Sağ uyluk bölgesinde belirgin ödem, palpasyonla krepitasyon ve üzerinde hemorajik büller izleniyor. Aspirasyon materyalinin incelenmesi sonucu etkenin *Clostridium septicum* olduğu saptanıyor. Acil cerrahi debridman ve uygun antibiyotik tedavisi başlanan bu hastada, altta yatan en olası etiyolojiyi aydınlatmak için planlanması gereken en öncelikli tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolonoskopi

Cevap

Kolonoskopi
*Clostridium septicum*, travma öyküsü olmayan hastalarda gelişen spontan gazlı gangrenin (travmatik olmayan miyonekroz) en önemli etkenidir. Bu bakteri aerotolerandır ve normal bağırsak florasında az miktarda bulunabilir. Ancak, bağırsak mukozasında bütünlüğün bozulduğu durumlarda (kolon kanseri, polip, nötropenik enterokolit) kan dolaşımına karışarak uzak bölgelerde fulminan miyonekroza yol açabilir. Literatürde *C. septicum* enfeksiyonu saptanan hastaların çok büyük bir kısmında eşlik eden bir malignite (özellikle kolon kanseri veya lösemi/lenfoma) bulunduğu gösterilmiştir. Bu nedenle bu hastalarda iyileşme sonrası veya uygun dönemde mutlaka gastrointestinal sistem taraması (Kolonoskopi) yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanı
Travma öyküsü olmayan hastada ani başlayan krepitasyon, büller ve ağır sepsis tablosu 'Spontan Gazlı Gangren' (Miyonetroz) tanısını koydurur.
C. perfringens genellikle travmatik gazlı gangren yaparken, C. septicum spontan (travmatik olmayan) gazlı gangrenin en sık nedenidir.
2
Etken ile altta yatan hastalık ilişkisini kur
*Clostridium septicum* bakteriyemisi veya miyonekrozu, bağırsak mukozasındaki bir defektten (tümör, polip, nötropenik enterokolit) kaynaklanır.
Bu hastaların yaklaşık %80-90'ında altta yatan bir malignite (en sık kolon kanseri, ikinci sıklıkta lösemi/lenfoma) mevcuttur.
3
Tanısal tetkiki seç
Kolon kanserini ekarte etmek için kolonoskopi yapılmalıdır.
Etiyolojideki en güçlü ilişki gastrointestinal sistem tümörleridir.

Anahtar Kavram

Travmatik olmayan spontan gazlı gangren vakalarında *Clostridium septicum* etkeni saptanırsa, mutlaka altta yatan kolorektal kanser veya hematolojik malignite araştırılmalıdır.
Soru 46Soru

6262 yaşında kadın hasta, sağ bacağında ani başlayan kızarıklık, şişlik ve ağrı şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenede sağ pretibial bölgede parlak kırmızı renkli, ödemli, sıcak ve çevre sağlam deriden keskin sınırla ayrılan ağrılı lezyon saptanıyor. Hastanın ateşinin 38.5C38.5^\circ C olduğu ve sağ inguinal lenfadenopatisinin bulunduğu gözleniyor. Bu klinik tabloya en sık neden olan mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus pyogenes

Cevap

Klinik bulgular erisipel ile uyumlu olup en sık etken Streptococcus pyogenes'dir.
Doğru seçenek olan Streptococcus pyogenes, erisipelin en sık nedenidir. Erisipel, dermisin üst tabakasını ve yüzeysel lenfatikleri tutan, klinik olarak parlak kırmızı renk ve sağlam deriden keskin bir sınırla ayrılma ile karakterize bir enfeksiyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Hastada ani başlayan ateş ve pretibial bölgede parlak kırmızı, ödemli, sağlam deriden keskin sınırla ayrılan bir lezyon mevcuttur.
Erisipel ile selülit arasındaki en önemli klinik fark, erisipelde lezyon sınırlarının çok net (keskin) olmasıdır.
2
Tanıyı koy.
Erisipel.
Üst dermis ve yüzeysel lenfatiklerin tutulumu sonucu oluşan bu tablo tipik olarak erisipeldir.
3
Etiyolojiyi belirle.
Streptococcus pyogenes (Grup A Beta-Hemolitik Streptokok).
Erisipel vakalarının büyük çoğunluğundan streptokoklar sorumludur.

Anahtar Kavram

Erisipel ve Selülit Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru

5858 yaşında kadın hasta, son 44 gündür giderek artan ateş, şiddetli baş ağrısı, dengesizlik ve çift görme şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 yıldır romatoid artrit tanısı olduğu ve son 11 yıldır düşük doz metilprednizolon ile infliksimab kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde ateş 38.8C38.8^{\circ}\text{C}, ense sertliği pozitif, sağ gözde ptozis ve lateral bakış kısıtlılığı (66. kraniyal sinir felci) saptanıyor. Hasta yürütülmeye çalışıldığında belirgin gövde ataksisi izleniyor. Kraniyal MRG'de beyin sapı ve serebellar pedinküllerde T2 ve FLAIR sekanslarında hiperintens sinyal değişiklikleri izleniyor. Yapılan beyin omurilik sıvısı (BOS) analizinde protein 105 mg/dL105\text{ mg/dL}, glukoz 40 mg/dL40\text{ mg/dL} (eş zamanlı kan şekeri 105 mg/dL105\text{ mg/dL}), hücre sayısı 240/mm3240/\text{mm}^3 (%70\%70 lenfosit, %30\%30 polimorfnüveli lökosit) saptanıyor. Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Listeria monocytogenes

Cevap

En olası etken, hem hastanın immünsüpresif (TNF-alfa inhibitörü) durumuyla hem de rombensefalit (beyin sapı tutulumu) klinik tablosuyla uyumlu olan Listeria monocytogenes'tir.
Listeria monocytogenes, özellikle yaşlılarda, yenidoğanlarda ve TNF-alfa inhibitörü gibi biyolojik ajan kullanan immünsüpresif hastalarda menenjit ve rombensefalit (beyin sapı ensefaliti) etkenidir. Rombensefalit tablosu; ateş, kraniyal sinir felçleri (özellikle VI ve VII), ataksi ve bilinç değişikliği ile karakterizedir. BOS bulgularında diğer bakterilerin aksine lenfositik hakimiyet görülebilmesi tipiktir ve bu durum viral veya tüberküloz menenjit ile karışmasına neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörlerinin belirlenmesi
Hastanın infliksimab (TNF-alfa inhibitörü) ve steroid kullanıyor olması, hücresel immünite kusuruna ve Listeria enfeksiyonlarına yatkınlığa işaret eder.
Listeria monocytogenes intraselüler bir patojen olup kontrolünde hücresel immünite (T-lenfositler) kritiktir.
2
Klinik sendromun tanımlanması
Ataksi, kraniyal sinir felçleri ve MRG'de beyin sapı tutulumu 'Rombensefalit' tablosunu doğrular.
Listeria'nın merkezi sinir sisteminde en karakteristik ama nadir prezentasyonlarından biri rombensefalittir.
3
BOS bulgularının yorumlanması
BOS'ta lenfositik pleositoz ve orta derecede glukoz düşüklüğü izlenmiştir.
Listeria enfeksiyonlarında, diğer bakteriyel etkenlerin aksine lenfositik veya monositik pleositoz görülebilmesi tanıda karışıklığa yol açabilir.

Anahtar Kavram

Listeria monocytogenes rombensefaliti ve hücresel immünite kusuru olan hastalardaki klinik önemi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 48Soru

6262 yaşında erkek hasta; son 22 aydır devam eden subfebril ateş, gece terlemesi ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 33 yıl önce biyoprotez aort kapak replasmanı öyküsü mevcut olan hastanın fizik muayenesinde; aortik odak üzerinde 3/63/6 şiddetinde yeni duyulan üfürüm ve splenomegali saptanıyor. Hastadan farklı zamanlarda alınan 33 set kan kültüründe üreme saptanmıyor. Transözofageal ekokardiyografide (TEETEE) protez kapak üzerinde 1,21,2 cm'lik mobil vejetasyon izleniyor. Yapılan serolojik incelemede *Coxiella burnetii* Faz I IgG titresi 1:20481:2048, Faz II IgG titresi 1:5121:512 olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun tedavi protokolü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doksisiklin + Hidroksiklorokin (182418-24 ay)

Cevap

Doksisiklin ve hidroksiklorokin kombinasyonunun 182418-24 ay süreyle kullanılması
Hastanın klinik bulguları ve serolojik sonuçları (Faz I IgG >1:800> 1:800) kronik Q ateşi endokarditi ile uyumludur. Bu tabloda doksisiklinin asidik fagozom ortamında etkisinin azalması nedeniyle, ortam pH'ını yükselten hidroksiklorokin ile kombine edilmesi zorunludur. Protez kapak enfeksiyonlarında tedavi süresi genellikle 2424 ay (veya seroloji negatifleşene kadar) olarak önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Protez kapak öyküsü, splenomegali ve vejetasyon varlığı 'Kültür Negatif Endokardit' tablosunu düşündürür.
Q ateşi, kültür negatif endokarditlerin en sık nedenlerinden biridir.
2
Serolojik verileri yorumla
Faz I IgG titresinin (1:20481:2048), Faz II'den (1:5121:512) yüksek olması ve 1:8001:800 eşiğinin üzerinde olması 'Kronik Q Ateşi' tanısını doğrular.
Akut enfeksiyonda Faz II antikorları, kronik enfeksiyonda ise Faz I antikorları hakimdir.
3
Güncel tedavi kılavuzlarını uygula
Kronik Q ateşi endokarditinde doksisikline eklenen hidroksiklorokin, fagozom pH'ını artırarak doksisiklinin bakterisidal etki göstermesini sağlar.
Protez kapak varlığında tedavi süresi en az 2424 aya kadar uzatılmalıdır.

Anahtar Kavram

Kronik Q Ateşi Endokarditi Tanı Kriterleri ve Tedavi Protokolü
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 49Soru

5555 yaşında erkek hasta, son aylarda artan nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle kardiyoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan tetkiklerde asendan aort anevrizması ve aort yetmezliği saptanıyor. Hastanın anamnezinden yaklaşık 3030 yıl önce genital bölgesinde ağrısız bir yara çıktığı ancak herhangi bir tedavi almadığı öğreniliyor. Sifiliz şüphesiyle istenen serolojik testlerde VDRLVDRL negatif, FTAABSFTA-ABS (FluorescentFluorescent TreponemalTreponemal AntibodyAntibody AbsorptionAbsorption) ise pozitif bulunuyor. Bu hastanın klinik tablosu ve serolojik sonuçları ile ilgili aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: VDRLVDRL gibi non-treponemal testler geç sifiliz evresinde vakaların bir kısmında negatifleşebileceği için FTAABSFTA-ABS pozitifliği tanıyı desteklemek için yeterlidir.

Cevap

VDRL gibi non-treponemal testlerin geç evrelerde negatifleşebileceği, bu nedenle treponemal testlerin (FTA-ABS/TPPA) tanıda esas alınması gerektiği bilgisi doğrudur.
Tersiyer sifiliz (kardiyovasküler sifiliz) evresinde, VDRL ve RPR gibi non-treponemal testlerin reaktivitesi zamanla azalabilir ve hastaların yaklaşık üçte birinde negatif sonuç alınabilir. Buna karşılık, FTA-ABS ve TPPA gibi treponemal testler enfeksiyonun geç evrelerinde bile son derece yüksek duyarlılığa sahiptir ve genellikle ömür boyu pozitif kalarak tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve anamnezi değerlendir.
Asendan aort anevrizması, aort yetmezliği ve geçmişte ağrısız şankr öyküsü, tersiyer (geç) sifiliz (kardiyovasküler sifiliz) tablosunu düşündürür.
Tersiyer sifiliz, tedavi edilmemiş primer enfeksiyondan yıllar sonra ortaya çıkan vasküler ve nörolojik tutulumlarla karakterizedir.
2
Serolojik testlerin evrelere göre duyarlılığını analiz et.
VDRL/RPR gibi non-treponemal testler sekonder evrede en yüksek duyarlılığa sahipken, tersiyer evrede vakaların %25-30'unda negatifleşebilir.
Zamanla antikor titrelerinin düşmesi non-treponemal testlerin saptama sınırının altına inmesine neden olabilir.
3
Treponemal testlerin kalıcılığını hatırla.
FTA-ABS ve TPPA gibi treponemal testler, başarılı tedavi edilse bile genellikle ömür boyu pozitif kalır.
Spesifik treponemal antikorlar enfeksiyonun hangi evresinde olunursa olunsun en hassas göstergelerdir.

Anahtar Kavram

Tersiyer sifilizde serolojik tanı paradoksu (Non-treponemal testlerin negatifleşebilmesi)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 50Soru

Rutin sağlık taraması sırasında saptanan Treponema pallidumTreponema \ pallidum spesifik kemilüminesans immünolojik testi (CIA) pozitifliği nedeniyle konsülte edilen 4040 yaşında erkek hastanın bilinen bir hastalık öyküsü yoktur ve fizik muayenesi doğaldır. Hastaya yapılan RPR (Rapid Plasma Reagin) testi negatif sonuçlanmıştır. Bu klinik tabloya göre, izlenmesi gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TPPA (Treponema pallidum partikül aglütinasyon) veya FTA-ABS testi istenmesi

Cevap

Farklı bir treponemal test olan TPPA veya FTA-ABS testi istenmesi
Güncel rehberlere göre 'ters tarama' algoritmasında, EIA veya CIA gibi treponemal spesifik bir test pozitif gelip RPR/VDRL negatif gelirse, bu durumun gerçek bir sifiliz antikorunu mu yoksa yalancı pozitifliği mi yansıttığını ayırt etmek için TPPA veya FTA-ABS gibi farklı bir treponemal test istenmelidir. Eğer bu üçüncü test de pozitif gelirse hasta 'geçirilmiş sifiliz' veya 'geç latent sifiliz' (tedavi öyküsü yoksa) olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk tarama testinin (CIA/EIA) sonucunu değerlendir
Treponemal spesifik antikorlar pozitif (aktif, geçirilmiş veya yalancı pozitiflik olabilir).
Modern tarama algoritmalarında (ters algoritma) ilk olarak treponemal testler kullanılır.
2
Yansıtma testi olan RPR sonucunu incele
RPR negatif (aktif enfeksiyon olasılığı düşer ancak dışlanmaz).
Non-treponemal testler aktif enfeksiyon varlığını ve tedavi yanıtını izlemek için kullanılır.
3
İki test arasındaki uyumsuzluğu çözmek için doğrulama testi seç
TPPA veya FTA-ABS istenmesi kararı.
EIA/CIA pozitifliğinin gerçek bir treponemal antikor varlığını mı yoksa laboratuvar hatasını mı (yalancı pozitiflik) yansıttığını anlamak için farklı bir treponemal yöntem gereklidir.

Anahtar Kavram

Sifilizde Ters Tarama Algoritması (Reverse Screening Algorithm)
Soru 51Soru

3535 yaşında erkek hasta, sol diz arkasında yaklaşık bir haftadır giderek büyüyen, ağrısız ve kaşıntısız kırmızı bir döküntü şikayetiyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden 1010 gün önce Kırklareli'nin ormanlık bir bölgesinde doğa yürüyüşü yaptığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde sol popliteal bölgede merkezi soluk, kenarları eritematöz, yaklaşık 1212 cm çapında "hedef tahtası" görünümünde maküler lezyon saptanıyor. Sistemik muayenesinde hafif halsizlik dışında özellik saptanmıyor. Bu hastada en olası tanıya yönelik en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serolojik testlerin erken evrede duyarlılığı düşük olduğu için doğrudan oral doksisiklin tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Eritema migrans varlığında tanı klinik olarak konulmalı ve serolojik testlerin düşük duyarlılığı nedeniyle sonuç beklenmeden oral doksisiklin tedavisi başlanmalıdır.
Lyme hastalığının (Borrelia burgdorferi) en erken ve en sık görülen bulgusu olan eritema migrans, klinik bir tanıdır. Endemik bölge öyküsü ve tipik lezyonun varlığında, serolojik testlerin (ELISA ve Western Blot) duyarlılığının bu evrede çok düşük olması nedeniyle test sonucu beklenmeden ampirik tedaviye başlanması önerilir. Doksisiklin bu evrede en uygun seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Eritema Migrans (Lyme Hastalığı - Evre 1)
Ormanlık alan öyküsü ve popliteal bölgedeki hedef tahtası (bull's eye) görünümü patognomoniktir.
2
Tanı yönteminin seçilmesi
Klinik Tanı
Erken lokalize evrede serolojik testlerin (ELISA/Western Blot) duyarlılığı %20-50 arasındadır; negatif sonuç hastalığı dışlatmaz.
3
Tedavi planının oluşturulması
Oral Doksisiklin
Lyme borreliosis'in erken evresinde oral doksisiklin (2×1002 \times 100 mg, 101410-14 gün) standart ilk seçenek tedavidir.

Anahtar Kavram

Eritema migrans varlığı Lyme hastalığı için klinik olarak tanı koydurucudur ve erken evrede serolojiye güvenilmemelidir.

Alternatif Yöntem

Doksisiklin kontrendike ise (örneğin hamilelik veya 88 yaş altı çocuklar), oral amoksisilin veya sefuroksim aksetil alternatif olarak kullanılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru

Akut başlangıçlı 39.5C39.5^\circ C ateş, şiddetli karın ağrısı, tenesmus ve günde 1515-2020 kez, az miktarda, kanlı-mukuslu dışkılama şikayetleri olan 2424 yaşındaki bir erkek hastanın fizik muayenesinde alt kadranlarda belirgin hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 48,000/mm348,000/mm^3 (4848 G/LG/L) olarak bulunuyor. Dışkı mikroskopisinde bol polimorfonüveli lökosit ve eritrosit izlenen bu hasta için en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Shigella dysenteriae

Cevap

Dizanteri tablosu (kanlı-mukuslu ishal, tenesmus, ateş) ve eşlik eden lökemoid reaksiyon varlığında en olası etken Shigella türleridir.
Hastada görülen akut başlangıçlı yüksek ateş, tenesmus (dışkılama sonrası rahatlayamama hissi) ve kanlı-mukuslu ishal kombinasyonu 'Dizanteri' olarak adlandırılır. Shigella türleri, özellikle S. dysenteriae, bağırsak epitelinde yoğun invazyon ve Shiga toksini aracılığıyla bu tabloya neden olur. 48,000/mm348,000/mm^3 gibi çok yüksek lökosit değerleri (lökemoid reaksiyon), Shigellosis için ayırıcı tanıda önemli bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Dizanteri (kanlı-mukuslu ishal) ve tenesmus saptanmıştır.
Bu tablo, bağırsak mukozasında invazyon ve inflamasyon yapan bir etkene işaret eder.
2
Laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Lökosit sayısının 48,000/mm348,000/mm^3 olması (lökemoid reaksiyon) kritik bulgudur.
Gram negatif enterik patojenler arasında lökemoid reaksiyona en sık Shigella neden olur.
3
Ayırıcı tanı yapılması
EHEC ve ETEC gibi diğer E. coli türleri ve Vibrio elenir.
EHEC'te ateş düşüktür/yoktur ve lökosit azdır; ETEC ve Vibrio ise non-inflamatuardır.

Anahtar Kavram

Shigellosis kliniğinde yüksek ateş, dizanteri tablosu ve belirgin lökemoid reaksiyon tipik bulgulardır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 53Soru

4242 yaşında bir erkek hastaya, geçirdiği parmak replantasyonu sonrası gelişen venöz konjesyonu gidermek amacıyla sülük (HirudoHirudo medicinalismedicinalis) tedavisi uygulanmıştır. Uygulamadan yaklaşık 3636 saat sonra sülüklerin yapıştırıldığı deri bölgelerinde şiddetli ağrı, ekimoz ve hemorajik büllerle karakterize, hızla yayılan nekrotizan bir selülit tablosu gelişmiştir. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aeromonas hydrophila

Cevap

Sülük tedavisi sonrası gelişen nekrotizan selülitin en olası etkeni Aeromonas hydrophila'dır.
Doğru yanıt olan mikroorganizma, tıbbi sülüklerin sindirim sisteminde simbiyotik olarak yaşar ve sülük tedavisi (hirudoterapi) uygulanan hastaların yaklaşık %20'sine kadarında enfeksiyona yol açabilir. Bu tablo sıklıkla hızlı ilerleyen selülit ve nekroz ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın maruziyet öyküsünü değerlendir.
Hastaya venöz konjesyon için tıbbi sülük (Hirudo medicinalis) uygulanmıştır.
Spesifik maruziyetler, nadir görülen mikroorganizmalar için ipucu sağlar.
2
Sülüklerle simbiyotik yaşayan bakteriyi hatırla.
Aeromonas hydrophila, sülüklerin sindirim kanalında simbiyotik olarak yaşar.
Sülüklerin kanı sindirmesine yardımcı olan bu bakteri, tedavi sırasında insana bulaşabilir.
3
Klinik tabloyu etkenle eşleştir.
Aeromonas enfeksiyonları selülit, büllöz lezyonlar ve nekroz ile seyredebilir.
Tanı konulması, uygun ampirik tedavinin (örneğin siprofloksasin) başlanması için kritiktir.

Anahtar Kavram

Sülük tedavisi (Hirudo medicinalis) ve Aeromonas hydrophila ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru

3838 yaşında erkek hasta, yaklaşık 11 aydır devam eden, öğleden sonraları belirginleşen ateş, gece terlemesi ve bel ağrısı yakınmasıyla polikliniğe başvuruyor. Öyküsünden hayvancılıkla uğraştığı ve taze süt ürünleri tükettiği öğreniliyor. Fizik muayenede ateş 38,238,2 ^\circ C, karaciğer kosta kenarında 22 cmcm, dalak ise 33 cmcm palpabl saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökopeni ve relatif lenfositoz saptanıyor. Bu hastada ön tanıyı kesinleştirmek için kullanılan altın standart tanı yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan veya kemik iliği kültürü

Cevap

Bruselloz tanısında altın standart yöntem, etkenin kan, kemik iliği veya doku örneklerinden kültüre edilmesidir.
Hastanın kliniği (dalgalı ateş, terleme, organomegali) ve maruziyet öyküsü tipik Bruselloz tablosudur. Bruselloz tanısında serolojik testler (Wright, Rose Bengal) pratik ve yaygın olsa da, mikrobiyolojik olarak tanıyı kesinleştiren altın standart yöntem kan veya kemik iliği kültüründe BrucellaBrucella türlerinin üretilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve öyküyü değerlendir.
Uzun süren ateş, gece terlemesi, hepatosplenomegali ve taze süt ürünü tüketimi Bruselloz (Bruselloz) tanısını düşündürür.
Bruselloz, Türkiye gibi endemik bölgelerde zoonotik enfeksiyonlar arasında öncelikli ayırıcı tanıdır.
2
Tanı basamaklarını belirle.
Tarama için Rose Bengal, doğrulama için Wright testi yapılır ancak kesin tanı kültürdür.
Mikrobiyolojik tanıda etkenin üretilmesi en özgül yöntemdir.

Anahtar Kavram

Brusellozda kesin tanı (altın standart) etkenin kültürde gösterilmesidir.
Soru 55Soru

2828 yaşında kadın hasta, Bangladeş seyahati dönüşünden 1010 gün sonra başlayan, basamaklı şekilde yükselen ateş, halsizlik ve kabızlık şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ateşi 39.2C39.2^\circ C, nabzı 74/dak74/dak (relatif bradikardi) saptanıyor. Karın muayenesinde yaygın hassasiyet ve splenomegali saptanıyor. Alınan kan kültüründe üreyen *Salmonella enterica* serotip *Typhi* izolatının florokinolonlara (siprofloksasin) dirençli olduğu saptanıyor.

Bu hastanın tedavisinde ilk seçenek olarak tercih edilmesi gereken antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seftriakson

Cevap

Seftriakson, florokinolon dirençli Salmonella Typhi enfeksiyonlarının tedavisinde ilk seçenek olarak kullanılmalıdır.
Seftriakson, florokinolon dirençli Salmonella Typhi vakalarında klinik etkinliği kanıtlanmış, yüksek penetrasyonlu ve direnç bariyeri daha yüksek olan bir üçüncü kuşak sefalosporindir. Hastanın seyahat öyküsü ve laboratuvarca doğrulanmış direnci göz önüne alındığında tedavide ilk seçenek olarak yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Basamaklı ateş, relatif bradikardi (Faget belirtisi) ve splenomegali bulguları tifo (Enterik ateş) tablosunu düşündürür.
Tanı konulması için spesifik klinik ipuçlarının birleştirilmesi gerekir.
2
Kültür ve duyarlılık sonucunu yorumla
Etkenin Salmonella Typhi olduğu ve siprofloksasine (florokinolon) dirençli olduğu doğrulanmıştır.
Tedavi seçimi, mikroorganizmanın duyarlılık profiline göre yapılmalıdır.
3
Tedavi klavuzlarına göre ilaç seç
Florokinolon dirençli suşlarda Seftriakson veya Azitromisin kullanımı önerilmektedir.
Dirençli suşlarda tedavi başarısını sağlamak ve komplikasyonları önlemek için spektrumu uygun etkili ilaç seçilmelidir.

Anahtar Kavram

Güney Asya kökenli florokinolon dirençli Salmonella Typhi (Tifo) vakalarında temel tedavi yaklaşımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru

Sekonder sifiliz tanısı alan 35 yaşında erkek hastaya 2.4 milyon ünite benzatin penisilin G intramüsküler olarak uygulanıyor. Enjeksiyondan yaklaşık 6 saat sonra hastada aniden başlayan ateş, titreme, yaygın kas ağrısı ve vücudundaki makülopapüler döküntülerin geçici olarak daha belirgin hale geldiği gözleniyor. Bu klinik durum aşağıdakilerden hangisi ile en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Jarisch-Herxheimer reaksiyonu

Cevap

Jarisch-Herxheimer reaksiyonu
Jarisch-Herxheimer reaksiyonu, spiroket enfeksiyonlarının (başta sifiliz olmak üzere) antibiyotik tedavisi sırasında, mikroorganizmaların hızla ölmesiyle açığa çıkan lipoproteinlerin ve sitokinlerin neden olduğu geçici bir inflamatuar yanıttır. Genellikle tedaviden sonraki ilk 24 saat (özellikle 4-8. saatler) içinde gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsünü ve tedavi geçmişini analiz et.
Sifiliz tedavisi (penisilin) sonrası kısa sürede gelişen sistemik semptomlar.
Zamanlama tanı koymada kritiktir (ilk 24 saat içinde).
2
Klinik bulguları karşılaştır.
Ateş, miyalji ve mevcut lezyonların şiddetlenmesi.
Bu bulgular spiroketlerin toplu yıkımıyla uyumludur.
3
Ayırıcı tanı yap ve sonuca ulaş.
Jarisch-Herxheimer reaksiyonu tanısı.
Tablo tipik olarak kendini sınırlar ve destekleyici tedaviyle düzelir.

Anahtar Kavram

Sifiliz tedavisinde görülen Jarisch-Herxheimer reaksiyonu
Tahmini Süre:45s
Soru 57Soru

26 yaşında kadın hasta, 5 gün önce elektif gebelik terminasyonu (kürtaj) öyküsü ile acil servise başvuruyor. Başvurusunda ani başlayan nefes darlığı, çarpıntı ve tüm vücutta yaygın şişlik saptanıyor. Fizik muayenede; ateş: 36.1C36.1^{\circ}C, nabız: 135/dk135/dk (filiform), kan basıncı: 65/40mmHg65/40 \, mmHg ölçülüyor. Hastanın genel durumu kötü ve konfüze olup, fizik muayenede yaygın anasarka tarzında periferik ödem mevcuttur; ancak ciltte krepitasyon saptanmıyor ve orofarenks muayenesinde psödomembran izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde; lökosit sayısı: 118.000/μL118.000/\mu L (parçalı hakimiyeti), hemoglobin: 19.8g/dL19.8 \, g/dL, hematokrit: %60\%60 ve albümin: 1.7g/dL1.7 \, g/dL saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral plevral efüzyon izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası anaerob mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Clostridium sordellii

Cevap

Clostridium sordellii
Vakada tanımlanan afebrile seyir, masif kapiller kaçışa bağlı yaygın ödem, hemokonsantrasyon (hematokrit yüksekliği) ve belirgin lökemoid reaksiyon (>100.000/μL>100.000/\mu L) post-abortus veya post-partum dönemdeki kadınlarda Clostridium sordellii enfeksiyonu için patognomonik bir klinik triaddır. Bu tablo oldukça ölümcüldür ve toksin aracılı gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Post-abortus dönemde gelişen ani hipotansiyon ve şok tablosunu değerlendir.
Hastanın toksik şok sendromu benzeri bir tablo içerisinde olduğu saptanır.
Gebelik terminasyonu sonrası anaerobik bakterilerin ürettiği toksinler bu tabloyu tetikleyebilir.
2
Fizik muayenede ateşin olmaması ve aşırı lökositozu (118.000/μL118.000/\mu L) analiz et.
Tipik bakteriyel sepsislerden farklı olarak 'lökemoid reaksiyon' ve 'ateş yokluğu' saptanır.
Clostridium sordellii'nin letal toksini (TcsL) kemik iliğini aşırı uyarırken, sitokin yanıtını ateş oluşturmayacak şekilde modifiye edebilir.
3
Hemokonsantrasyon ve masif ödem (anasarka) bulgularını yorumla.
Ağır kapiller kaçış sendromu varlığı doğrulanır.
Patojenin salgıladığı toksinler endotel bütünlüğünü bozarak plazmanın interstisyel alana kaçışına neden olur.

Anahtar Kavram

Post-partum/Post-abortus Clostridium sordellii Toksik Şok Sendromu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 58Soru

6868 yaşında erkek hasta, son bir aydır devam eden halsizlik ve aralıklı ateş şikayeti ile başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde iki hafta önce benign prostat hiperplazisi (BPHBPH) nedeniyle transüretral prostat rezeksiyonu (TURPTUR-P) yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenede ateş 38.2C38.2^\circ C, nabız 9292/dakika ve aort odağında yeni duyulan 2/62/6 dereceden diyastolik üfürüm saptanıyor. Yapılan transözofageal ekokardiyografide aort kapakta 11 cmcm boyutunda vejetasyon izleniyor. Kan kültürlerinin üç setinde de EnterococcusEnterococcus faecalisfaecalis üremesi saptanıyor.

Bu hastanın tedavisinde aminoglikozidlere bağlı gelişebilecek nefrotoksisite riskinden kaçınmak ve etkili bir sinerjistik tedavi sağlamak amacıyla seçilmesi gereken en uygun antibiyotik kombinasyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ampisilin + Seftriakson

Cevap

Ampisilin ve seftriakson kombinasyonu, aminoglikozid nefrotoksisitesinden kaçınmak istenen Enterococcus faecalis endokarditi vakalarında tercih edilen sinerjistik rejimdir.
Enterococcus faecalis endokarditinde, özellikle yaşlı veya böbrek fonksiyonu riskli hastalarda aminoglikozid toksisitesinden kaçınmak için ampisilin ve seftriakson kombinasyonu kullanılır. Bu kombinasyon, farklı penisilin bağlayan proteinlerin (PBPPBP) eş zamanlı doyumuna dayanarak sinerji sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve risk faktörlerini değerlendir.
Genitoüriner girişim (TURPTUR-P) sonrası gelişen subakut enfektif endokardit ve etken olarak EnterococcusEnterococcus faecalisfaecalis belirlendi.
Enterokoklar, genitoüriner sistem girişimleri sonrası gelişen endokarditlerin en sık nedenlerinden biridir.
2
Tedavi hedefini ve kısıtlılıkları analiz et.
Sinerjistik etki gerekli ancak aminoglikozid nefrotoksisitesinden kaçınılmalı.
Enterokoklar penisilinlere karşı göreceli dirençli olduklarından, endokardit gibi durumlarda mutlaka sinerji sağlayan bir kombinasyon (genellikle bir hücre duvarı aktifi + aminoglikozid veya çift beta-laktam) kullanılmalıdır.
3
Güncel kılavuzlara göre uygun rejimi seç.
Ampisilin + Seftriakson kombinasyonu seçildi.
Ampisilin PBP4PBP-4 ve PBP5PBP-5'e, seftriakson ise PBP2PBP-2 ve PBP3PBP-3'e bağlanarak penisilin bağlayan proteinlerin tam doyumunu sağlar ve aminoglikozid kullanmadan bakterisidal sinerji oluşturur.

Anahtar Kavram

Double Beta-Lactam Synergy for Enterococci

Alternatif Yöntem

Eğer suş aminoglikozidlere duyarlı olsaydı ve böbrek fonksiyonları normal olsaydı, Ampisilin + Gentamisin de doğru bir seçenek olabilirdi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru

5252 yaşında erkek hasta, son 22 gündür devam eden yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve karın ağrısı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde saptanan bulgular ve laboratuvar sonuçları aşağıda özetlenmiştir:

ParametreDeğer
Kan Basıncı90/60 mmHg90/60 \text{ mmHg}
Nabız120/dk120/\text{dk}
Solunum Sayısı26/dk26/\text{dk}
Vücut Isısı39.2C39.2^\circ C
Glasgow Koma Skoru (GKSGKS)1313
Kreatinin2.4 mg/dL2.4 \text{ mg/dL} (bazal: 0.90.9)
Serum Laktat3.5 mmol/L3.5 \text{ mmol/L}

Sepsis-33 (20162016) tanımlamaları ve enfeksiyon hastalıkları genel prensipleri dikkate alındığında, bu hastanın klinik durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastanın qSOFA skoru 33 olup, bu durum enfeksiyona bağlı artmış mortalite riski ve sepsis olasılığı ile ilişkilidir.

Cevap

qSOFA skoru 33 olan bu hastada sepsis olasılığı yüksektir ve bu durum artmış mortalite riski ile ilişkilidir.
Doğru seçenek olan ifade, hastanın klinik bulgularının qSOFA kriterleriyle tam uyumlu olduğunu ve bu durumun sepsis riskini yansıttığını belirtir. qSOFA; sistolik kan basıncı 100 mmHg\leq 100 \text{ mmHg}, solunum sayısı 22/dk\geq 22/\text{dk} ve bilinç değişikliği kriterlerinden oluşur. Hastada bu üç kriterin de bulunması mortalite riskinin yüksek olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın qSOFA (quick SOFA) kriterlerini hesapla.
Sistolik Kan Basıncı 90 mmHg90 \text{ mmHg} (100\leq 100 ise +1+1), Solunum Sayısı 26/dk26/\text{dk} (22\geq 22 ise +1+1), GKS 1313 (<15< 15 ise +1+1). Toplam qSOFA = 33.
Acil serviste veya yoğun bakım dışı servislerde sepsis şüphesi olan hastaları hızlıca taramak için qSOFA kullanılır.
2
qSOFA skorunu yorumla.
Skorun 22 veya üzerinde olması, sepsisle ilişkili kötü sonlanım ve yoğun bakıma yatış riskinin yüksek olduğunu gösterir.
Sepsis-3 tanımı, qSOFA'yı bir tanı aracı değil, risk belirleyici bir tarama aracı olarak konumlandırır.
3
Sepsis tanımını gözden geçir.
Sepsis = Enfeksiyon + Organ Disfonksiyonu (SOFA skorunda bazale göre 2\geq 2 artış).
Hastanın kreatinin değerindeki artış (0.92.40.9 \rightarrow 2.4) akut organ disfonksiyonunu doğrulamaktadır.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 kılavuzuna göre qSOFA skoru ve sepsis tanımı.
Soru 60Soru

5454 yaşında erkek hasta, yaygın peritonit tanısıyla opere ediliyor. Postoperatif dönemde gelişen yüksek ateş ve hipotansiyon nedeniyle alınan kan kültürlerinde Gram pozitif, katalaz negatif, çiftler ve kısa zincirler oluşturan koklar saptanıyor. Mikrobiyolojik incelemede etkenin safralı eskülini hidrolize ettiği ve %6.5\%6.5 NaCl içeren besiyerinde üreyebildiği belirleniyor. Yapılan antibiyogramda izolatın ampisiline dirençli, vankomisine ise duyarlı olduğu saptanıyor.

Bu hastada en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enterococcus faecium

Cevap

Hastadaki klinik ve mikrobiyolojik bulgular (Gram pozitif kok, katalaz negatif, %6.5\%6.5 NaCl'de üreme ve ampisilin direnci) en olası etkenin Enterococcus faecium olduğunu göstermektedir.
Vakada tanımlanan mikroorganizma, hem safra-eskülini hidrolize edebilmesi hem de %6.5\%6.5 NaCl içeren besiyerinde üreyebilmesi nedeniyle bir Enterokok türüdür. Enterokoklar arasında ampisiline direnç göstermesi, bu etkeni Enterococcus faecalis'ten ayırarak Enterococcus faecium olarak tanımlamamızı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Mikroorganizmanın temel morfolojik ve biyokimyasal özelliklerini değerlendir.
Gram pozitif kokların katalaz negatif olması, bizi Streptokok veya Enterokok ayırıcı tanısına yönlendirir.
Katalaz testi, Stafilokoklar (+) ile Streptokok/Enterokokları (-) ayırmada ilk adımdır.
2
Seçici besiyeri ve direnç testlerini analiz et.
Safra-eskülin hidrolizi ve %6.5\%6.5 NaCl'de üreme, etkenin bir Enterokok olduğunu kesinleştirir.
Grup D Streptokoklar (S. bovis grubu) safra-eskülini hidrolize eder ancak yüksek tuz konsantrasyonunda (%6.5\%6.5 NaCl) üreyemezler; bu özellik Enterokoklara özgüdür.
3
Tür düzeyinde ayrım için antibiyotik duyarlılık profilini kullan.
Ampisiline dirençli olması, türün Enterococcus faecium olduğunu gösterir.
Enterococcus faecalis suşlarının çoğu ampisiline duyarlıyken, Enterococcus faecium suşları genellikle yüksek düzey ampisilin direnci gösterir.

Anahtar Kavram

Enterokoklarda tür ayrımı ve direnç profilleri
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 18Sonraki
Enfeksiyon Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin