Gastrointestinal Kanamalar

50 soru

Soru 1Soru

6262 yaşında erkek hasta, makattan taze kırmızı kan gelmesi (hematokezyahematokezya) ve halsizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde kronik diz ağrısı nedeniyle düzensiz NSAI˙I˙NSAİİ kullanımı öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde kan basıncı 105/65105/65 mmHgmmHg, nabız 110110/dakika ve turgor-tonus azalmış olarak saptanıyor.

Hastanın laboratuvar inceleme sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin9,29,2 g/dLg/dL13,517,513,5-17,5 g/dLg/dL
BUNBUN4848 mg/dLmg/dL7207-20 mg/dLmg/dL
Kreatinin0,90,9 mg/dLmg/dL0,61,20,6-1,2 mg/dLmg/dL

Bu hastada kanama odağını belirlemek amacıyla yapılması gereken ilk tanısal işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gastrointestinal endoskopi

Cevap

Üst gastrointestinal endoskopi yapılması en uygun ilk tanısal işlemdir.
Üst gastrointestinal endoskopi yapılmalıdır çünkü hastadaki yüksek BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranı (53,353,3), sindirilmiş kan proteinlerinin emilimine bağlı olarak gelişen üre artışını gösterir ve bu durum hematokezyaya rağmen odağın üst GİS'te olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Hasta hematokezya ile başvurmuş ancak taşikardik ve BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranı oldukça yüksektir (53,353,3).
Hematokezya (parlak kırmızı kan) genellikle alt GİS kanaması olsa da, üst GİS kanamalarında bağırsak pasajı çok hızlıysa hematokezya görülebilir.
2
BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranının anlamını yorumla.
Oranın 3030'un üzerinde olması üst gastrointestinal sistem kanamasını işaret eder.
Üst GİS'ten gelen kanın ince bağırsaklarda sindirilmesi ve geri emilmesi sonucu kan üre azotu (BUNBUN) yükselirken, kreatinin düzeyi genellikle sabit kalır veya prerenal etkilenme ile daha az yükselir.
3
Tanısal önceliği belirle.
Üst gastrointestinal endoskopi seçeneğine yönel.
Üst GİS kanaması şüphesi olan hemodinamik olarak anstabil veya belirgin anemisi olan hastada odak saptamak için ilk ve en önemli işlem endoskopidir.

Anahtar Kavram

Hematokezyası olan bir hastada BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranının >30>30 olması, kanama odağının üst gastrointestinal sistemde olduğunu güçlü bir şekilde düşündürür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

Kronik alkol kullanımına bağlı karaciğer sirozu tanısı olan 62 yaşında erkek hasta, ağızdan taze kan gelmesi (hematemez) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Hemodinamik stabilizasyonu sağlanan hastaya yapılan acil üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; özofagusta kanama stigmata taşımayan orta boy varisler, duodenumda ise aktif sızıntı şeklinde kanayan (Forrest Ib) 1,5 cm çaplı ülser saptanıyor. Bu aşamada hastaya uygulanması gereken en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülser zeminine endoskopik tedavi (klips veya termal) uygulanması ve yüksek doz intravenöz proton pompası inhibitörü infüzyonu

Cevap

Ülser zeminine endoskopik tedavi (klips veya termal) uygulanması ve yüksek doz intravenöz proton pompası inhibitörü infüzyonu
Hastada karaciğer sirozu olmasına rağmen, endoskopik bulgular kanamanın varislerden değil, duodenumdaki aktif sızıntı gösteren (Forrest Ib) ülserden kaynaklandığını göstermektedir. Forrest Ib sınıfındaki ülserler 'aktif kanamalı' kabul edilir ve en uygun tedavi yaklaşımı endoskopik hemostaz yöntemleri (klips, termal koagülasyon, skleroterapi vb.) ile birlikte yüksek doz intravenöz PPI tedavisidir. Bu kombinasyon re-kanama riskini ve mortaliteyi anlamlı ölçüde azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanama kaynağını belirle
Endoskopide varisler 'kanama stigmata taşımayan' (temiz) görünümdeyken, duodenum ülseri 'aktif sızıntı' (Forrest Ib) halindedir. Kanama kaynağı ülserdir.
Siroz hastalarında her üst GİS kanaması varis kaynaklı değildir; %15-20 oranında peptik ülser görülebilir.
2
Forrest sınıflandırmasına göre risk belirle
Forrest Ib (Aktif sızıntı), yüksek re-kanama riski taşıyan ve mutlaka endoskopik tedavi gerektiren bir gruptur.
Forrest Ia ve Ib aktif kanamayı, Forrest IIa görünür damarı ifade eder ve hepsi endoskopik müdahale endikasyonudur.
3
Uygun tedaviyi seç
Endoskopik hemostaz (mekanik, termal veya enjeksiyon) + Yüksek doz IV PPI.
Sadece medikal tedavi (PPI) aktif kanamayı durdurmada yetersiz kalır. Vasoaktif ilaçlar (terlipressin/somatostatin) ise sadece varis kanamasında etkilidir.

Anahtar Kavram

Sirozlu hastalarda GİS kanaması yönetimi ve Forrest sınıflandırmasına göre peptik ülser tedavisi
Soru 3Soru

4848 yaşında erkek hasta, ani başlayan masif hematemez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 100/60100/60 mmHg, nabız 105/dakika105/dakika saptanıyor. Özgeçmişinde alkol, NSAİİ kullanımı veya bilinen kronik bir hastalık öyküsü bulunmayan hastaya yapılan acil üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; midenin kardia bölgesine yakın, küçük kurvatur komşuluğundaki proksimal mukoza yüzeyinde, çevresinde ülser veya belirgin inflamasyon odağı bulunmayan, yaklaşık 22 mm'lik mukoza defektinden arteriyel fışkırır tarzda aktif kanama odağı saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dieulafoy lezyonu

Cevap

Mide proksimalinde ülser zemini olmaksızın izlenen fışkırır tarzdaki arteriyel kanama odağı Dieulafoy lezyonu ile uyumludur.
Dieulafoy lezyonu, endoskopik olarak midenin proksimalinde (genellikle küçük kurvatur veya kardia komşuluğunda), çevresinde inflamasyon veya ülser zemini olmayan, normal görünümlü mukoza ortasındaki milimetrik bir defektten kaynaklanan pulsatif, arteriyel fışkırır tarzda kanama ile karakterize edilen bir vasküler lezyondur. Patofizyolojisinde mukozaya çok yakın seyreden, gelişimsel olarak anormal genişlikteki (caliber persistence) bir submukozal arterin mukoza yüzeyini aşındırarak ani ve masif kanamaya yol açması yatar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik sunumunu analiz et.
Aniden başlayan masif hematemez ve arteriyel kanama bulguları mevcut.
Kanamanın şiddeti ve arteriyel karakteri, mukoza altındaki bir damar erozyonunu düşündürür.
2
Endoskopik bulguları yerleşim ve morfoloji açısından değerlendir.
Mide proksimalinde (kardia yakınında), çevresi normal görünen mukoza ortasından fışkıran arter saptandı.
Dieulafoy lezyonunun karakteristik yerleşimi midenin proksimali ve küçük kurvatur bölgesidir.
3
Diğer vasküler ve mekanik nedenleri ekarte et.
Ülserin, yırtığın veya siroz bulgularının olmamasıyla Dieulafoy lezyonu tanısı doğrulanır.
Geniş kalibreli submukozal arterin (caliber persistence) mukoza yüzeyine erozyonu bu tabloyu açıklar.

Anahtar Kavram

Dieulafoy lezyonu, midenin proksimalinde yerleşen, belirgin bir mukoza defekti veya ülserin eşlik etmediği, geniş kalibreli anormal bir submukozal arterin mukoza yüzeyini aşındırması sonucu gelişen masif arteriyel kanama odağıdır.

Daha Fazla Pratik

Dieulafoy lezyonu tanısı konulan bir hastada endoskopik olarak uygulanabilecek tedavi seçeneklerini (hemoklips, bant ligasyonu veya termal koagülasyon) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

34 yaşında erkek hasta, yoğun alkol alımını takiben önce birkaç kez şiddetli ve kan içermeyen kusmaların olduğunu, sonrasında ise kusma ile birlikte taze kan geldiğini belirterek acil servise başvurmuştur. Hastanın fizik muayenesinde kan basıncı 120/80120/80 mmHgmmHg, nabız 82/dakika82/dakika olup epigastrik bölgede hafif hassasiyet dışında ek bulgu saptanmamıştır. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mallory-Weiss sendromu

Cevap

Mallory-Weiss sendromu
Doğru seçenek, hastanın öyküsündeki 'önce kansız kusma, sonra kanlı kusma' (Mallory-Weiss sekansı) ile tam uyumludur. Bu durum, artan abdominal basınç nedeniyle gastroözofageal bileşkedeki mukozanın yırtılması sonucu oluşur ve çoğu zaman kendiliğinden iyileşir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anamnezindeki semptom sıralamasını değerlendir
Önce kan içermeyen şiddetli kusmaların olması, ardından hematemez gelişmesi
Bu sıralama, kusma eylemi sırasında oluşan basınç artışının mukozal bir hasara yol açtığını düşündürür.
2
Hemodinamik stabilite ve fizik muayene bulgularını kontrol et
Stabil hemodinami ve hafif epigastrik hassasiyet
Tam kat rüptür (Boerhaave) veya masif varis kanaması gibi daha ağır tabloları dışlamaya yardımcı olur.
3
Klinik tabloyu patolojik mekanizmalarla eşleştir
Gastroözofageal bileşkede uzunlamasına mukozal yırtık (Mallory-Weiss)
Alkol alımı ve tekrarlayan kusma sonrası gelişen bu tablo için klasik bir patognomonik tanımlamadır.

Anahtar Kavram

Mallory-Weiss sendromu, şiddetli kusma veya öğürme sonrası gastroözofageal bileşkede oluşan mukozal yırtıklardır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5Soru

5858 yaşında erkek hasta, bilinen alkolik siroz (ChildPughChild-Pugh BB) tanısıyla izlenirken, siyah renkli dışkılama (melena) ve halsizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 95/6095/60 mmHg, nabız 110/dk110/dk, batında asit ve splenomegali saptanıyor. Hemoglobin düzeyi 8.28.2 g/dL olarak ölçülüyor. Yapılan üst GI˙SGİS endoskopisinde özofagusta evre 11 varisler saptanıyor ancak aktif kanama bulgusuna rastlanmıyor. Mide antrumunda ise 1.51.5 cm çapında, ortasında kanamayan görünür damar izlenen bir ülser (Forrest IIAIIA) saptanıyor ve endoskopik hemostaz başarıyla uygulanıyor. Bu hastanın takibi ve tedavisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Re-kanama riskini azaltmak amacıyla 7272 saat yüksek doz intravenöz PPI infüzyonu ve seftriakson tedavisi birlikte uygulanmalı; transfüzyon hedefi ise kısıtlayıcı tutulmalıdır.

Cevap

Sirozlu bir hastada Forrest IIAIIA peptik ülser kanaması saptandığında, tedavi yaklaşımı hem ülserin yüksek re-kanama riskini (Forrest IIAIIA) hem de sirozun getirdiği ek riskleri (enfeksiyon ve portal hipertansiyon) kapsamalıdır. Bu doğrultuda 7272 saat IVIV PPIPPI infüzyonu, antibiyotik profilaksisi ve kısıtlayıcı transfüzyon stratejisi birlikte uygulanmalıdır.
Sirozlu hastalarda üst gastrointestinal kanama yönetimi kısıtlayıcı transfüzyon stratejisi (hedef Hb 797-9 g/dL) ve antibiyotik profilaksisi (Seftriakson gibi) üzerine kuruludur. Peptik ülser saptandığında ise Forrest sınıflamasına göre yüksek riskli (Forrest IAIA, IBIB, IIAIIA) lezyonlar saptanan hastalarda endoskopik hemostaz sonrası 7272 saatlik intravenöz proton pompası inhibitörü (PPIPPI) infüzyonu re-kanama riskini anlamlı düzeyde azaltmaktadır. Bu vaka özelinde Forrest IIAIIA görünümü bu protokolün uygulanmasını gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik durumun değerlendirilmesi ve resüsitasyon hedeflerinin belirlenmesi.
Hipovolemik şok tablosunda kısıtlayıcı strateji ile hemoglobin hedefi 797-9 g/dL olarak belirlendi.
Sirozlu hastalarda aşırı hacim yüklemesi portal basıncı artırarak varis kanamasını tetikleyebilir veya mevcut kanamayı artırabilir.
2
Endoskopik bulguların Forrest sınıflamasına göre evrelenmesi ve tedavisi.
Kanamayan görünür damar (Forrest IIAIIA) saptandı ve hemostaz sağlandı.
Forrest IIAIIA lezyonlar tedavi edilmezse yaklaşık %50\%50 re-kanama riskine sahiptir; başarılı tedavi sonrası da yüksek riskli takibi gerekir.
3
İşlem sonrası farmakolojik tedavinin düzenlenmesi.
7272 saat IVIV PPIPPI infüzyonu ve intravenöz seftriakson başlandı.
PPIPPI ülser iyileşmesini sağlar ve pıhtı stabilitesini artırır; antibiyotikler ise sirozlu hastalarda enfeksiyonu (özellikle SBPSBP) önleyerek mortaliteyi azaltır.

Anahtar Kavram

Sirozlu hastalarda varis dışı üst GI˙SGİS kanamalarının yönetimi (Forrest sınıflaması ve spesifik siroz protokolleri).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

6565 yaşında erkek hasta, kronik diz ağrısı nedeniyle son 22 haftadır yüksek doz naproksen kullanımı sonrası gelişen siyah renkli dışkılama (melenamelena) ve halsizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 105/65105/65 mmHg, nabız 105/dakika105/dakika saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenum bulbusu posterior duvarında 1,51,5 cm çapında, tabanında sızıntı şeklinde kanama izlenmeyen ancak pigmente, kabarık bir vasküler yapı (non-bleeding visible vessel) bulunan ülser saptanıyor. Bu hastanın yönetimi ve prognozu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülser Forrest IIa olarak sınıflandırılır; posterior duvar yerleşimi ve gastroduodenal arter komşuluğu nedeniyle yüksek re-kanama riski taşır.

Cevap

Ülser Forrest IIa olarak sınıflandırılır; posterior duvar yerleşimi ve gastroduodenal arter komşuluğu nedeniyle yüksek re-kanama riski taşır.
Endoskopide görülen 'non-bleeding visible vessel' (kanamayan görünür damar), Forrest IIa sınıflamasına girer. Bu lezyonlar, müdahale edilmediğinde yüksek re-kanama riskine sahiptir. Ayrıca, duodenum bulbusunun posterior duvarı anatomik olarak gastroduodenal arterin seyri ile komşudur; bu bölgedeki derin ülserler bu arterin erozyonuna ve hayati tehdit eden masif kanamalara neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulgunun Forrest sınıflamasına göre tanımlanması.
Tabanda kanama yok ancak 'visible vessel' (görünür damar) varlığı Forrest IIa olarak tanımlanır.
Forrest sınıflaması kanama riskini ve tedavi stratejisini belirlemek için kullanılır.
2
Anatomik lokalizasyonun risk analizine dahil edilmesi.
Duodenum bulbusu posterior duvarı, gastroduodenal arterin (GDA) hemen önünde yer alır.
GDA gibi büyük bir arterin komşuluğundaki ülserler, damar duvarı erozyonu sonucu masif ve durdurulması zor kanamalara yol açabilir.
3
Prognoz ve yönetim planının belirlenmesi.
Endoskopik tedavi (epinefrin + termal/mekanik yöntem) uygulanmalı ve sonrasında 7272 saat IV PPI infüzyonu verilmelidir.
Forrest IIa ülserlerde tedavi edilmediğinde re-kanama riski yaklaşık %40-50 civarındadır.

Anahtar Kavram

Peptik Ülser Kanamalarında Forrest Sınıflaması ve Anatomik Risk Faktörleri

İpuçları

1
Görünür damar (visible vessel) ile pigmente nokta (flat spot) arasındaki yükseklik farkına dikkat edin.
2
Duodenum bulbusunun arkasından geçen büyük arteri hatırlayın.
3
Forrest I ve IIa lezyonlar 'yüksek riskli' kabul edilir ve endoskopik tedavi sonrası 7272 saatlik özel bir ilaç protokolü gerektirir.

Daha Fazla Pratik

Üst GİS kanamalarında risk skorlama sistemlerini (Rockall ve Glasgow-Blatchford) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

4848 yaşında erkek hasta, acil servise makattan taze kan gelmesi (hematokezyahematokezya) ve baş dönmesi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHgmmHg, nabız 120/dk120/dk saptanıyor. Hastaya yapılan nazogastrik aspirasyonda taze kan gelmesi üzerine hızlı sıvı resüsitasyonuna başlanıyor. Bu hastada tanı ve tedavi amacıyla yapılması gereken en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil üst gastrointestinal endoskopi

Cevap

Nazogastrik aspirasyonu pozitif olan ve hemodinamik instabilite gösteren hematokezyalı bir hastada en uygun bir sonraki adım acil üst gastrointestinal endoskopidir.
Üst gastrointestinal endoskopi seçeneği doğrudur çünkü hastada şok bulguları ile birlikte pozitif nazogastrik aspirat mevcuttur. Hematokezyalı hastaların yaklaşık %10-15'inde kanama odağı üst GİS'tir ve bu durum genellikle masif kanamayı, dolayısıyla yüksek morbidite/mortaliteyi işaret eder. Endoskopi, odağın kesinleşmesini ve anında tedavi edilmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini değerlendir.
Hipotansiyon (85/5585/55 mmHgmmHg) ve taşikardi (120/dk120/dk) saptandı.
Hastanın şok tablosunda olduğunu ve acil müdahale gerektiğini belirlemek için.
2
Nazogastrik sonda ile aspirasyon uygula.
Aspirasyonda taze kan saptandı.
Hematokezya (taze kan) ile başvuran instabil hastaların yaklaşık %10-15'inde kanama odağının üst GİS olduğunu doğrulamak için.
3
Tanısal ve terapötik prosedürü seç.
Üst gastrointestinal endoskopi kararı verildi.
Üst GİS kanaması kanıtlanmış bir hastada kanama odağını görmek ve endoskopik olarak (ligasyon, skleroterapi, klips vb.) müdahale etmek için.

Anahtar Kavram

Hemodinamik instabilitesi olan hematokezyalı hastalarda üst gastrointestinal sistem kanaması dışlanmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

5858 yaşında erkek hasta, son 2424 saattir devam eden siyah renkli ve kötü kokulu dışkılama (melena) şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 125/80125/80 mmHg, nabız 7878/dakika ve epigastrik bölgede hafif hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 1111 g/dL bulunuyor. Hastanın biyokimya sonuçları aşağıdaki gibidir:

TetkikSonuçReferans
Üre9090 mg/dL105010 - 50
Kreatinin1.01.0 mg/dL0.71.30.7 - 1.3

Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide antrumunda 1.21.2 cm çapında, tabanı temiz ve beyaz fibrin ile kaplı ülser saptanıyor. Ülser zemininde aktif kanama, damar yapısı veya pıhtı izlenmiyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki lezyonun Forrest sınıflaması ve en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Forrest III olarak evrelenmesi ve ağızdan asit baskılayıcı tedavi ile ayaktan takip edilmesi

Cevap

Lezyonun Forrest III olarak evrelenmesi ve ağızdan asit baskılayıcı tedavi ile ayaktan takip edilmesi
Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde saptanan temiz tabanlı ve beyaz fibrinli ülserler Forrest III olarak tanımlanır. Bu lezyonlar tekrardan kanama açısından en düşük riskli grubu temsil ederler ve endoskopik tedavi gerektirmezler. Klinik olarak stabil olan bu hastalar, ağızdan asit süpresif tedavi (PPI) başlanarak güvenle ayaktan takip edilebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik ve laboratuvar verilerinin değerlendirilmesi
Hastanın Üre/Kreatinin oranı 90/1.0=9090/1.0 = 90 olarak hesaplanır.
Üre/Kreatinin oranının 3030'un üzerinde olması, gastrointestinal sistemdeki kanın sindirilmesine bağlı olarak üst gastrointestinal sistem kanamasını güçlü bir şekilde destekler.
2
Endoskopik bulgunun Forrest sınıflamasına göre kategorize edilmesi
Tabanı temiz ve beyaz fibrinli ülser, Forrest III sınıflamasına girer.
Aktif kanama (I), damar (IIa), pıhtı (IIb) veya leke (IIc) içermeyen ülserler bu kategoriye dahildir.
3
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Forrest III lezyonlarda tekrardan kanama riski çok düşüktür (<%3<\%3).
Düşük riskli bu hastalarda endoskopik tedavi gerekmez; hastalar oral proton pompası inhibitörü ile taburcu edilebilirler.

Anahtar Kavram

Forrest sınıflamasına göre peptic ülser kanamalarında risk belirlenmesi ve yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

78 yaşında kadın hasta, halsizlik ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın öyküsünde son bir yıl içinde üç kez açıklanamayan demir eksikliği anemisi nedeniyle eritrosit süspansiyonu transfüzyonu yapıldığı öğreniliyor. Dış merkezde yapılan üst ve alt gastrointestinal sistem endoskopilerinde aktif kanama odağı veya tümöral lezyon saptanmadığı belirtiliyor. Fizik muayenede soluk görünüm dışında, sağ 2. interkostal aralıkta boyuna yayılım gösteren 4/6 şiddetinde kaba sistolik üfürüm duyuluyor.

Bu klinik tabloya neden olan patoloji ile en olası kanama lezyonunun anatomik yerleşimi aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anjiodisplazi - Çıkan kolon (Çekum)

Cevap

Anjiodisplazi - Çıkan kolon (Çekum)
Sorudaki vaka tipik bir Heyde Sendromu örneğidir. Heyde sendromu; kalsifik aort darlığı, edinsel tip 2A von Willebrand sendromu ve kanayan gastrointestinal anjiodisplazilerin birlikteliğidir. Aort darlığındaki yüksek kayma gerilimi (shear stress), yüksek molekül ağırlıklı vWF multimerlerinin proteolizine neden olur. Bu durum, özellikle intestinal anjiodisplazilerden kanama riskini artırır. Anjiodisplaziler, gastrointestinal sistemde en sık sağ kolonda (çekum ve çıkan kolon) yerleşen, dejeneratif vasküler malformasyonlardır. Tanıda kolonoskopi esastır ancak bazen lezyonlar sönük olduğu için gözden kaçabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Yaşlı hasta, tekrarlayan açıklanamayan gastrointestinal kanama (demir eksikliği anemisi) ve ciddi aort darlığı bulguları (sistolik üfürüm) mevcut.
Bu üçlü (GİS kanaması + Aort Darlığı + Yaşlılık) spesifik bir sendromu işaret eder.
2
Sendromik ilişkiyi tanımla
Heyde Sendromu (Aort darlığına bağlı edinsel von Willebrand Faktör eksikliği ve kanayan intestinal anjiodisplaziler).
Aort kapağındaki yüksek türbülans, vWF multimerlerinin parçalanmasına neden olarak kanama eğilimini artırır.
3
Lezyonun tipik yerleşim yerini belirle
Anjiodisplaziler gastrointestinal sistemde en sık çekum ve çıkan kolonda (sağ kolon) yerleşir.
Anjiodisplaziler %77 oranında çekum ve çıkan kolonda görülür; sol kolon yerleşimi daha nadirdir.

Anahtar Kavram

Heyde Sendromu

İpuçları

1
Hastadaki kardiyak bulgu (aort darlığı) ile gastrointestinal kanama arasında spesifik bir sendromik ilişki vardır.
2
Bu sendromda, kapak patolojisi nedeniyle kan pıhtılaşma faktörlerinden biri (vWF) bozulur ve belirli damarsal lezyonlardan kanama eğilimi artar.
3
Heyde sendromu olarak bilinen bu tabloda kanama kaynağı genellikle sağ kolondaki damar genişlemeleridir.

Daha Fazla Pratik

Aort darlığı olan bu hastada kanama kontrolü sağlanamazsa yapılması gereken en kesin tedavi yöntemi nedir? (Cevap: Aort kapak replasmanı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

6262 yaşında erkek hasta, daha önce herhangi bir mide şikayeti veya kronik hastalık öyküsü olmaksızın ani gelişen masif hematemez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Alkol veya NSAİİ kullanım öyküsü saptanmayan hastanın yapılan acil üst GİS endoskopisinde; mide proksimalinde (kardia komşuluğunda), çevresinde herhangi bir ülser veya enflamasyon bulgusu olmayan, tamamen normal görünümlü bir mukoza zemininde, yaklaşık 22 mm'lik bir mukoza defektinden fışkırır tarzda aktif arteriyel kanama (pulsatil) izleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı ve kanama nüksünü önlemede en etkili endoskopik tedavi yöntemi aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dieulafoy lezyonu - Mekanik hemostatik tedavi (Hemoklip veya band ligasyonu)

Cevap

Dieulafoy lezyonu tanısı konulmalı ve nüksü önlemek için mekanik hemostatik tedavi (hemoklip veya band ligasyonu) uygulanmalıdır.
Vakada tanımlanan 'normal görünümlü mukoza zemininde fışkırır tarzda arteriyel kanama' bulgusu Dieulafoy lezyonunun klasik tanımıdır. Bu lezyonlar genellikle mide proksimalinde (kardia yakınında) yerleşir. Yönetiminde ise mekanik yöntemler (hemoklip veya band ligasyonu), enjeksiyon tedavisine göre hemostaz başarısı ve nüksü önleme açısından daha üstündür.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulguları analiz et.
Mide proksimalinde, normal mukoza zemininde 22 mm'lik bir mukoza defektinden fışkırır tarzda arteriyel kanama saptandı.
Dieulafoy lezyonu, submukozadaki geniş kalibreli bir arterin (arteria malformans) mukoza yüzeyine erozyonu sonucu oluşur.
2
Tanıyı netleştir.
Kardia yakınındaki yerleşim ve çevrede ülser olmaması Dieulafoy lezyonunu doğrular.
Peptik ülserlerde (Forrest Ia) belirgin bir ülser krateri izlenirken, Dieulafoy'da mukoza normaldir.
3
Tedavi yöntemini seç.
Mekanik yöntemler (hemoklip veya band ligasyonu) tercih edildi.
Kılavuzlar, Dieulafoy lezyonlarında mekanik tedavinin nüks riskini tek başına enjeksiyon tedavisine göre daha fazla azalttığını göstermektedir.

Anahtar Kavram

Dieulafoy lezyonu, normal görünümlü mukozada aniden ortaya çıkan masif arteriyel kanamaların önemli bir nedenidir ve mekanik tedavi (klip/ligasyon) altın standarttır.
Soru 11Soru

Karaciğer sirozu tanısıyla takip edilen 54 yaşında erkek hasta poliklinik kontrolüne geliyor. Daha önce hiç gastrointestinal kanama öyküsü olmayan hastaya yapılan tarama endoskopisinde, yemek borusunda lümeni daraltan ve üzerinde kırmızı renk değişiklikleri (red signs) bulunan büyük boy (Grade III) özofagus varisleri saptanıyor. Hastanın vital bulgularında nabız 7676/dakika, kan basıncı 120/70120/70 mmHg olarak ölçülüyor.

Bu hastada ilk varis kanamasını önlemek (primer profilaksi) amacıyla uygulanması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Non-selektif beta bloker tedavisi başlanması

Cevap

Kanama öyküsü olmayan ve yüksek riskli (büyük boy, red signs pozitif) varisleri olan hastalarda primer profilaksi endikedir; en uygun yaklaşım non-selektif beta blokerler (veya endoskopik bant ligasyonu) kullanılmasıdır.
Soruda tanımlanan hasta 'yüksek riskli' özofagus varislerine (büyük boy ve kırmızı renk değişiklikleri) sahiptir ancak henüz kanama geçirmemiştir. Bu durumda 'primer profilaksi' endikedir. Güncel kılavuzlara göre (Baveno kriterleri), yüksek riskli varislerin primer profilaksisinde ya Non-Selektif Beta Blokerler (NSBB) ya da Endoskopik Varis Ligasyonu (EVL) ilk seçenek olarak önerilir. Seçenekler arasında EVL bulunmadığından, farmakolojik yaklaşım olan beta bloker tedavisi doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk grubunu belirle
Daha önce kanamamış ancak 'büyük boy' ve 'kırmızı nokta' (red signs) içeren varisler = Yüksek kanama riski.
Risk belirleme, tedavi gerekliliğini (profilaksi) ortaya koyar.
2
Primer profilaksi endikasyonunu değerlendir
Yüksek riskli varislerde ilk kanamayı önlemek (primer profilaksi) zorunludur.
Tedavi edilmezse kanama riski yüksektir.
3
Uygun tedavi seçeneğini belirle
Kılavuzlara göre ilk seçenekler: Non-selektif beta blokerler (Propranolol, Nadolol, Karvedilol) VEYA Endoskopik Varis Ligasyonu (EVL).
Seçenekler arasında EVL olmadığı için doğru yanıt beta bloker tedavisidir.

Anahtar Kavram

Özofagus varis kanaması primer profilaksisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 12Soru

6060 yaşında kadın hasta, son 22 gündür devam eden melena ve halsizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde romatizmal şikayetleri nedeniyle sık non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) kullanım öyküsü mevcut. Kan basıncı 115/75115/75 mmHgmmHg, nabız 9292/dakika ölçülüyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide antrumunda 22 cmcm çapında bir ülser ve ülser tabanında aktif sızıntı tarzında (oozing) kanama izleniyor. Bu hastadaki lezyonun Forrest sınıflaması ve en uygun yönetim yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Forrest Ib - Endoskopik tedavi ve intravenöz proton pompa inhibitörü

Cevap

Forrest Ib evresindeki aktif sızıntı tarzındaki kanama için endoskopik tedavi ve intravenöz proton pompa inhibitörü uygulanmalıdır.
Endoskopik olarak saptanan 'aktif sızıntı' (oozing), Forrest sınıflamasında Ib olarak adlandırılır. Bu evre yüksek riskli kabul edilir ve aktif kanamanın durdurulması için endoskopik girişim (epinefrin enjeksiyonu, koterizasyon veya hemoklip) ile asit supresyonu için intravenöz PPI tedavisi standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulgunun Forrest sınıflamasına göre evrelendirilmesi.
Ülser tabanındaki aktif sızıntı (oozing) kanama, Forrest Ib olarak tanımlanır.
Yönetim stratejisinin belirlenmesi için kanamanın tipi ve re-bleeding (tekrar kanama) riskinin saptanması gerekir.
2
Lezyonun risk düzeyine göre tedavi yönteminin seçilmesi.
Forrest Ib yüksek riskli bir lezyondur ve endoskopik tedavi (enjeksiyon, termal veya mekanik) gerektirir.
Aktif kanama gösteren lezyonlarda mortalite ve morbiditeyi azaltmak için hemostaz sağlanmalıdır.
3
Farmakolojik desteğin planlanması.
Yüksek doz intravenöz proton pompa inhibitörü (PPI) başlanır.
Mide pH'ının 66'nın üzerine çıkarılması pıhtı stabilitesini artırarak tekrar kanama riskini azaltır.

Anahtar Kavram

Peptik ülser kanamalarında Forrest sınıflaması, hem kanama riskini belirlemede hem de endoskopik/medikal tedavi kararında temel rehberdir.

İpuçları

1
Üst GİS kanamalarında Forrest sınıflaması, endoskopik görünümdeki aktif kanama, yakın zamanda kanama belirtileri ve düşük riskli bulguları ayırır.
2
Aktif kanamalar Ia (fışkıran) ve Ib (sızan) olarak ikiye ayrılır. Her ikisi de yüksek riskli kabul edilir.
3
Varis kanaması ile non-varis kanaması (ülser gibi) tedavilerini karıştırmayın; vazokonstrüktör ilaçlar ülser kanamasında etkili değildir.

Daha Fazla Pratik

Forrest sınıflamasındaki diğer evreleri (özellikle IIa ve IIb) ve bunların tekrar kanama risk yüzdelerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Karaciğer sirozu tanısıyla takip edilen 58 yaşında erkek hasta, rutin kontrolleri sırasında değerlendiriliyor. Hastanın şimdiye kadar hiç gastrointestinal kanama öyküsü olmamıştır. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; özofagus alt uçta lümeni daraltan, üzerinde 'kırmızı nokta' (red wale) bulguları izlenen geniş çaplı varisler saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde, sık ataklarla seyreden ve inhaler steroid tedavisi altında olan zor kontrollü astım bronşiale öyküsü bulunmaktadır.

Buna göre, bu hastada varis kanamasından korunma (birincil profilaksi) amacıyla seçilmesi gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik varis ligasyonu (EVL)

Cevap

Endoskopik varis ligasyonu (EVL)
Gastroözofageal varislerde birincil profilaksi (ilk kanamanın önlenmesi), yüksek riskli varisleri (büyük boyutlu veya üzerinde kırmızı nokta bulgusu olan) bulunan hastalarda endikedir. Bu amaçla standart yaklaşım ya Non-Selektif Beta Blokerler (NSBB) (propranolol, nadolol, karvedilol) ya da Endoskopik Varis Ligasyonu (EVL) uygulanmasıdır. Ancak hastada astım bronşiale gibi NSBB kullanımı için kesin kontrendikasyon oluşturan bir durum varsa, ilaç tedavisi yerine mekanik bir yöntem olan EVL tercih edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk profilini belirle
Siroz + Geniş Varisler + Kırmızı Nokta Bulgusu (Yüksek Kanama Riski) + Hiç Kanamamış (Birincil Profilaksi Endikasyonu).
Tedavi stratejisini belirlemek için hastanın profilaksi kategorisini netleştirmek gerekir.
2
Birincil profilaksi seçeneklerini değerlendir
Kılavuzlara göre seçenekler: Non-selektif Beta Blokerler (NSBB) VEYA Endoskopik Varis Ligasyonu (EVL).
Her iki yöntem de kanama riskini azaltmada etkilidir.
3
Hasta özelindeki kontrendikasyonları kontrol et
Hastada 'zor kontrollü astım' öyküsü var.
Propranolol, Nadolol, Karvedilol gibi NSBB'ler bronkokonstriksiyon yaparak astım atağını tetikleyebilir.
4
En uygun tedaviyi seç
Beta bloker kontrendike olduğu için diğer birinci basamak seçenek olan Endoskopik Varis Ligasyonu (EVL) uygulanmalıdır.
Kontrendikasyon durumunda alternatif standart tedaviye geçilir.

Anahtar Kavram

Varis Kanaması Birincil Profilaksisi

İpuçları

1
Tedavi seçiminde hastanın ek hastalıklarını (komorbidite) göz önünde bulundurun.
2
Varis kanaması profilaksisinde standart ilaç tedavisi solunum yolları üzerinde olumsuz etki yapabilir.
3
Astım hastalarında beta blokerler kullanılamaz; bu durumda mekanik/endoskopik yöntem seçilmelidir.

Daha Fazla Pratik

Beta bloker kullanımının diğer kontrendikasyonlarını (av blok, ciddi periferik arter hastalığı) ve karvedilolün farkını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 14Soru

6262 yaşında erkek hasta, bilinen kronik Hepatit B'ye bağlı karaciğer sirozu (ChildPughChild-Pugh CC) tanısıyla izlenirken, masif hematemez ve melena şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede konjonktivalar soluk, karında asit ve bacaklarda ödem saptanıyor; kan basıncı 85/5585/55 mmHgmmHg, nabız 120/dk120/dk ölçülüyor. Yapılan acil üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus ve mide fundusunda varis izlenmiyor; ancak mide küçük kurvaturda 2,52,5 cmcm çaplı, tabanında kanamayan belirgin damar (nonbleedingnon-bleeding visiblevisible vesselvessel) izlenen bir peptik ülser odağı saptanıyor. Bu hastanın klinik durumu ve Forrest sınıflaması dikkate alındığında, yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülser tabanındaki Forrest IIa lezyona endoskopik kombinasyon tedavisi (adrenalin enjeksiyonu ve termal/mekanik yöntem) uygulanmalı ve ardından 72 saat intravenöz PPI infüzyonu verilmelidir.

Cevap

Forrest IIa lezyona sahip sirozlu hastada, endoskopik kombinasyon tedavisi ile birlikte profilaktik antibiyotik ve 72 saatlik PPI infüzyonu uygulanması en doğru yaklaşımdır.
Sirozlu hastalarda üst GİS kanamaların yaklaşık %15-20'si peptik ülser kaynaklıdır. Forrest IIa (kanamayan görünür damar) lezyonlar yüksek riskli kabul edilir ve endoskopik kombinasyon tedavisi (örn. adrenalin enjeksiyonu + hemoklip) gerektirir. Ayrıca, sirozlu hastalarda kanama odağından bağımsız olarak enfeksiyon profilaksisi (Seftriakson) ve ülser kanaması sonrası re-kanamayı önlemek için 72 saatlik yüksek doz PPI infüzyonu standart tedavi protokolüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik stabilizasyon
Kristaloid ve kısıtlı eritrosit süspansiyonu (hedef Hb 7-9 g/dL) ile resüsitasyon sağlanır.
Sirozlu hastalarda aşırı sıvı yüklemesi portal basıncı artırarak kanamayı kötüleştirebilir.
2
Endoskopik evreleme ve müdahale
Görünür damar içeren peptik ülser Forrest IIa olarak evrelenir ve kombinasyon tedavisi (enjeksiyon + hemoklip/termal) uygulanır.
Yüksek riskli stigmata (Ia, Ib, IIa) varlığında endoskopik tedavi re-kanama ve mortaliteyi azaltır.
3
Farmakolojik tedavi
72 saatlik IV PPI infüzyonu ve intravenöz seftriakson profilaksisi başlanır.
PPI asit baskılayarak pıhtı stabilizasyonunu sağlar; seftriakson ise sirozlu hastalarda enfeksiyon ve mortalite riskini düşürür.

Anahtar Kavram

Sirozlu Hastada Non-Varis Üst GİS Kanama Yönetimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

6868 yaşında erkek hasta, koroner arter hastalığı nedeniyle düşük doz aspirin kullanmaktadır. Son 2424 saattir olan siyah renkli, kötü kokulu dışkılama (melena) şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 115/75115/75 mmHg, nabız 8282/dakika saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 10.810.8 g/dL bulunuyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde prepilorik bölgede 11 cm çapında, tabanı temiz ancak üzerinde düz, pigmente (kırmızı-kahverengi) bir nokta bulunan (Forrest IIc) ülser saptanıyor. Bu hasta için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral proton pompası inhibitörü (PPI) başlanarak hastanın taburcu edilmesi

Cevap

Hemodinamik olarak stabil olan ve endoskopisinde Forrest IIc (düz, pigmente nokta) ülser saptanan hastada oral PPI başlanarak taburculuk planlanması en uygun yaklaşımdır.
Forrest sınıflaması, peptic ülser kanamalarında prognozu ve tedavi yaklaşımını belirler. Forrest IIc (düz pigmente leke) ve Forrest III (temiz tabanlı ülser) düşük riskli lezyonlar olarak kabul edilir. Bu gruptaki hastaların rebleeding riskleri oldukça düşüktür (%5-10'un altı). Eğer hasta hemodinamik olarak stabilse ve ciddi bir eşlik eden hastalığı yoksa, endoskopik tedaviye veya IV PPI infüzyonuna gerek duyulmadan oral PPI ile taburcu edilmeleri standart yönetim algoritmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumunun ve endoskopik bulgusunun (Forrest evresi) değerlendirilmesi.
Hasta stabil (nabız ve kan basıncı normal) ve endoskopi bulgusu Forrest IIc (düşük riskli) olarak belirlendi.
Yönetim stratejisi rebleeding riskine göre belirlenir.
2
Forrest IIc için uygun tedavi kılavuzlarının kontrol edilmesi.
Forrest IIc lezyonların rebleeding riski < %10 olduğu için endoskopik müdahaleye gerek olmadığı görüldü.
Düşük riskli lezyonlarda invaziv işlemlerden kaçınılır.
3
Taburculuk ve idame tedavi kararı verilmesi.
Oral PPI başlanması ve hastanın ayaktan takibi kararlaştırıldı.
Yatış gerektiren yüksek risk faktörü bulunmamaktadır.

Anahtar Kavram

Forrest sınıflamasına göre düşük riskli (IIc ve III) peptik ülser kanamalarında endoskopik tedaviye gerek yoktur ve bu hastalar oral PPI ile taburcu edilebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

Bilinen karaciğer sirozu tanısı olan 58 yaşında bir erkek hasta, ani başlayan masif hematemez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde konfüzyonel olan hastanın kan basıncı 85/55 mmHg85/55\text{ mmHg}, nabzı 115/dk115\text{/dk} ölçülüyor ve batında asit saptanıyor. Havayolu güvenliği sağlanan ve kristaloid sıvı resüsitasyonu başlanan hastada, şüpheli varis kanamasını durdurmaya yönelik en uygun akut farmakolojik tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terlipressin

Cevap

Akut varis kanaması şüphesi olan sirotik bir hastada kanamayı durdurmaya yönelik en uygun farmakolojik ajan Terlipressin'dir.
Terlipressin, bir vazopressin analoğu olup splanknik bölgede vazokonstriksiyon yaparak portal venöz akımı azaltır. Akut varis kanamalarında hem kanamayı durdurma hem de sağkalım üzerinde olumlu etkisi kanıtlanmış ilk basamak farmakolojik tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini değerlendir.
85/55 mmHg85/55\text{ mmHg} kan basıncı ve 115/dk115\text{/dk} nabız, hastanın şok tablosunda olduğunu gösterir.
Üst gastrointestinal kanamalarda ilk adım her zaman resüsitasyon ve stabilizasyondur.
2
Hastanın özgeçmişi ve fizik muayene bulgularına göre kanama odağını tahmin et.
Siroz öyküsü, asit varlığı ve masif hematemez, kanamanın yüksek olasılıkla özofagus varislerinden kaynaklandığını düşündürür.
Etiyolojiye yönelik spesifik tedavi kararı almak için klinik ipuçları değerlendirilmelidir.
3
Varis kanamasına yönelik spesifik vazoaktif tedaviyi başla.
Terlipressin veya somatostatin analogları (oktreotid) splanknik yatakta vazokonstriksiyon yaparak portal basıncı düşürür.
Portal basıncın düşürülmesi, varislerdeki hidrostatik basıncı azaltarak kanamanın kontrol altına alınmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Akut Varis Kanaması Yönetimi

İpuçları

1
Hastada siroz bulguları (asit) ve masif kanama olması, portal hipertansiyona bağlı bir kanama odağına işaret eder.
2
Tedavide amaç, portal venöz basıncı acilen düşürerek varislerdeki gerilimi azaltmaktır.
3
Splanknik vazokonstriksiyon yapan vazoaktif ajanlar (Terlipressin, Oktreotid gibi) bu durumda hayat kurtarıcıdır.

Daha Fazla Pratik

Varis kanaması kontrol altına alındıktan sonra ikincil profilaksi için hangi tedavi kombinasyonunun (Örn: Beta bloker + Bant ligasyonu) en uygun olduğunu inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

Acil servise ani başlayan bol miktarda kan kusma (hematemez) şikayetiyle getirilen 4545 yaşında erkek hastanın yapılan ilk değerlendirmesinde; konfüzyon saptanıyor, kan basıncı 80/50 mmHg80/50\text{ mmHg} ve nabzı 125/dakika125/\text{dakika} ölçülüyor. Bu hastanın yönetiminde atılması gereken ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hava yolu güvenliğinin sağlanması ve geniş lümenli iki adet intravenöz damar yolu açılarak kristaloid sıvı resüsitasyonuna başlanması

Cevap

Hava yolu güvenliğinin sağlanması ve agresif sıvı resüsitasyonuna başlanması hastanın yönetimindeki ilk adımdır.
Hastada saptanan düşük kan basıncı (80/50 mmHg80/50\text{ mmHg}) ve yüksek nabız (125/dakika125/\text{dakika}), akut kan kaybına bağlı gelişen hipovolemik şoku göstermektedir. Bu durumda tıbbi yönetimin en temel ve ilk adımı, ABC (Hava yolu, Solunum, Dolaşım) prensiplerine uygun olarak hastanın stabilize edilmesidir. Geniş lümenli damar yolları üzerinden yapılacak hızlı sıvı resüsitasyonu, hayati organ perfüzyonunu sürdürmek için zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın vital bulgularının (kan basıncı ve nabız) ve bilinç durumunun değerlendirilmesi.
Hastada hipotansiyon (80/50 mmHg80/50\text{ mmHg}), taşikardi (125/dakika125/\text{dakika}) ve konfüzyon saptanarak hipovolemik şok tanısı konulur.
Kanamalı bir hastada yönetimi belirleyen en önemli faktör hemodinamik stabilitedir.
2
Acil stabilizasyon önceliklerinin (ABC) uygulanması.
Hava yolunun korunması, yüksek akımlı oksijen desteği ve geniş lümenli (14-16G) iki adet damar yolu açılması.
Şok tablosundaki hastada doku perfüzyonunu korumak için hızlı volüm replasmanı hayati önem taşır.
3
Kristaloid sıvı ve gerekirse kan ürünleri ile resüsitasyonun başlatılması.
Hastanın vital bulguları stabilize edilene kadar agresif sıvı tedavisine devam edilmesi.
Endoskopi gibi tanısal ve girişimsel işlemler ancak hasta stabilize edildikten sonra güvenle yapılabilir.

Anahtar Kavram

Akut gastrointestinal kanama yönetiminde 'Resüsitasyon Önce, Endoskopi Sonra' kuralı esastır.
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

6565 yaşında erkek hasta, 22 saattir devam eden kahve telvesi şeklinde kusma ve baş dönmesi şikayetiyle acil servise getiriliyor. Hastanın özgeçmişinde osteoartrit nedeniyle günde 22 kez 500500 mgmg naproksen kullanımı mevcuttur. Fizik muayenesinde kan basıncı 105/65105/65 mmHgmmHg, nabız 98/dk98/dk ve konjunktivalar soluk saptanıyor. Yapılan acil üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide antrumunda 1.51.5 cmcm çapında, tabanında kuvvetli yıkama (vigorousvigorous irrigationirrigation) ile yerinden ayrılmayan yapışık pıhtı (adherentadherent clotclot) izlenen bir ülser tespit ediliyor. Bu hastadaki ülserin Forrest sınıflaması ve en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Forrest IIb - Pıhtı mekanik olarak uzaklaştırılmalı ve altındaki vasküler yapıya yönelik endoskopik tedavi uygulanmalıdır.

Cevap

Ülser Forrest IIb olarak sınıflandırılmalı, pıhtı uzaklaştırılmalı ve alttaki vasküler yapıya endoskopik tedavi uygulanmalıdır.
Yapışık pıhtı izlenen ülserler Forrest IIb olarak sınıflandırılır. Bu lezyonlar, kuvvetli irrigasyon ile yerinden ayrılmıyorsa mekanik olarak uzaklaştırılmalı ve altındaki olası vasküler yapı (görünür damar) endoskopik yöntemlerle (epinefrin + termal/mekanik) tedavi edilmelidir. Bu yaklaşım nüks kanama oranlarını anlamlı ölçüde azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulgunun tanımlanması
Yapışık pıhtı (adherentadherent clotclot) saptandı.
Peptik ülser kanamalarında Forrest sınıflamasına göre yapışık pıhtı evre IIb olarak adlandırılır.
2
Risk analizi yapılması
Forrest IIb ülserlerde sadece medikal tedavi ile nüks kanama riski %25-30 civarındadır.
Yüksek riskli stigmata (Ia, Ib, IIa, IIb) varlığında endoskopik tedavi endikedir.
3
Müdahale stratejisinin belirlenmesi
Pıhtının irrige edilmesi, ayrılmazsa mekanik olarak (soğuk snare veya aspirasyon) çıkarılması.
Güncel kılavuzlar (ESGE/ACG), pıhtı altındaki asıl vasküler odağın (çoğunlukla IIa lezyonu) tedavi edilmesini önermektedir.

Anahtar Kavram

Peptik Ülser Kanamalarında Forrest IIb Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

6262 yaşında erkek hasta, bilinen alkolik siroz tanısıyla izlenmektedir. Acil servise ani başlayan masif parlak kırmızı renkli rektal kanama (hematokezya) ve halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; konfüzyonel olduğu gözlenen hastanın kan basıncı 80/5080/50 mmHg, nabzı 126126/dakika saptanıyor. Nazogastrik tüp aspirasyonunda kahve telvesi şeklinde içerik gelmesi üzerine üst gastrointestinal sistem (GİS) kanaması ön tanısıyla resüsitasyon başlanıyor. Yapılan acil üst GİS endoskopisinde; özofagusta varis saptanmazken, mide fundusunda aktif kanayan geniş gastrik varisler (İzole Gastrik Varis Tip 11 - IGV1) izleniyor. Bu hastada kanama kontrolünü sağlamak için en uygun endoskopik tedavi yöntemi hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doku yapıştırıcısı (Siyanoakrilat) enjeksiyonu

Cevap

Mide fundusunda yerleşen ve aktif kanayan izole gastrik varislerin (IGV1) tedavisinde en uygun endoskopik yöntem doku yapıştırıcısı (siyanoakrilat) enjeksiyonudur.
Doğru seçenek mide fundusunda yerleşen izole gastrik varislerin (IGV1) tedavisinde en yüksek başarı oranına sahip olan doku yapıştırıcısı (siyanoakrilat) kullanımıdır. Bu yöntem, geniş çaplı fundal varislerin lümenini hızla tıkayarak hemostaz sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik instabilitesi olan hastada rektal parlak kan varlığına rağmen üst GİS kanaması dışlanmalıdır.
Nazogastrik aspirasyonun 'kahve telvesi' gelmesi kanamanın üst GİS kaynaklı olduğunu doğrular.
Masif üst GİS kanamaları bağırsak pasajının hızlanması nedeniyle hematokezya ile prezante olabilir.
2
Acil endoskopi ile kanama odağı saptanmalıdır.
Endoskopide mide fundusunda IGV1 tipi varisler saptanmıştır.
Gastrik varislerin tipi (GOV vs IGV) tedavi seçimini belirler.
3
Fundal varisler için en etkili endoskopik yöntemi seçilmelidir.
Siyanoakrilat (doku yapıştırıcısı) enjeksiyonu uygulanır.
Fundal varisler özofagus varislerine göre daha geniştir ve band ligasyonu bu bölgede genellikle yetersiz kalır.

Anahtar Kavram

Sarin sınıflamasına göre mide fundusunda yerleşen izole gastrik varislerin (IGV1) ve gastroözofageal varis tip 2'nin (GOV2) tedavisinde doku yapıştırıcıları (siyanoakrilat), band ligasyonuna üstündür.

Daha Fazla Pratik

Sarin sınıflamasını (GOV1, GOV2, IGV1, IGV2) ve bu tiplerin endoskopik yönetim farklarını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 20Soru

Bilinen karaciğer sirozu (Child-Pugh B) tanısı olan 55 yaşında erkek hasta, ani başlayan hematemez ve melena şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 90/6090/60 mmHg, nabız 110110/dk saptanıyor. Hastaya uygun kristaloid resüsitasyonu başlanıyor. Bu hastanın akut yönetiminde vasoaktif tedaviye ek olarak komplikasyonları ve mortaliteyi azalttığı bilinen en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Profilaktik antibiyotik tedavisi başlanması

Cevap

Sirozlu hastalarda akut gastrointestinal kanama yönetiminde vazoaktif tedaviye profilaktik antibiyotik eklenmesi sağkalımı artıran kritik bir adımdır.
Sirozlu hastalarda gastrointestinal kanama, immün yetmezlik ve bakteriyel translokasyon nedeniyle ciddi bir enfeksiyon riskini (özellikle SBP) beraberinde getirir. Antibiyotik profilaksisi uygulanması, enfeksiyonu önlemenin yanı sıra erken dönemde tekrar kanama riskini azaltır ve sağkalımı artırır. Bu nedenle vazoaktif ilaçlar ve endoskopik tedaviye mutlaka eşlik etmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik değerlendirme ve resüsitasyon
Hastanın sıvı açığı kristaloidlerle karşılanır, gerekirse kan transfüzyonu planlanır.
Kanamalı hastada ilk öncelik vital bulguları stabilize etmektir.
2
Ampirik vazoaktif tedavi başlanması
Splanchnic vazokonstriksiyon sağlanarak portal basınç düşürülür.
Varis kanaması şüphesinde kanamayı kontrol altına almak için terlipressin, somatostatin veya oktreotid endoskopiden önce başlanmalıdır.
3
Profilaktik antibiyotik tedavisi eklenmesi
Enfeksiyon riski azaltılır ve re-bleeding (yeniden kanama) oranı düşürülür.
Sirozlu kanamalarda seftriakson gibi geniş spektrumlu antibiyotiklerin mortaliteyi azalttığı kanıtlanmıştır.

Anahtar Kavram

Siroz zeminindeki GİS kanamalarında antibiyotik profilaksisinin önemi

İpuçları

1
Sirozlu bir hastada GİS kanaması olduğunda en sık görülen enfeksiyon komplikasyonu nedir?
2
Bu hastaların yönetiminde antibiyotiklerin rolü sadece enfeksiyonu tedavi etmek değil, aynı zamanda re-bleeding riskini azaltmaktır.

Daha Fazla Pratik

Sirozda varis kanamasından korunmak için kullanılan birincil (primer) profilaksi yöntemlerini ve Child-Pugh skorlamasının klinik önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 3Sonraki
Gastrointestinal Kanamalar Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin