İnce ve Kalın Bağırsak Hastalıkları

46 soru

Soru 1Soru →

4848 yaşında kadın hasta, bilinen sistemik skleroz tanısıyla izlenmektedir. Son 44 aydır artan karın şişkinliği, kramplar ve günde 3−43-4 kez olan, kötü kokulu, tuvalete yapışan ve yüzen dışkılama şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ciltte diffüz sertleşme ve parmaklarda sklerodaktili saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 10.210.2 g/dL, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 108108 fL, serum B12B_{12} vitamini düzeyi düşük (130130 pg/mL), serum folat düzeyi ise normalin üst sınırının üzerinde (2222 ng/mL) bulunuyor. Bu hastadaki klinik tabloya ve laboratuvar bulgularına neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnce bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma

Cevap

Sistemik skleroz zemininde gelişen ince bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma (SIBO), staza bağlı bakterilerin B12B_{12} vitaminini kullanması ve folat sentezlemesi sonucu karakterize vitamin dissosiasyonuna neden olur.
Doğru seçenek olan ince bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma (SIBO), sistemik skleroz gibi bağırsak motilitesini bozan durumlarda sık görülür. Bakteriler lümendeki B12B_{12} vitaminini tüketerek eksikliğine yol açarken, kendi sentezledikleri folatı lümene salarak serum folat düzeyinin yükselmesine neden olurlar. Bu 'vitamin dissosiasyonu' (düşük B12B_{12}, yüksek folat) SIBO tanısı için oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın primer hastalığı ve malabsorbsiyon bulgularını değerlendir
Sistemik sklerozda intestinal dismotiliteye bağlı staz gelişir, bu da SIBO için zemin hazırlar.
Motilite bozuklukları ince bağırsak içeriğinin ilerlemesini yavaşlatarak bakteriyel kolonizasyona izin verir.
2
Anemi tipini ve vitamin düzeylerini analiz et
Makrositer anemi (yüksek MCV) ile birlikte düşük B12B_{12} ve yüksek folat düzeyi saptanmıştır.
Bu spesifik laboratuvar kombinasyonu (B12 düşük, Folat yüksek) SIBO için patognomonik sayılabilir.
3
Bakteriyel aşırı çoğalmanın metabolik etkilerini belirle
Lümen içindeki bakteriler diyetle alınan B12B_{12} vitaminini kendileri için kullanır, ancak metabolik aktiviteleri sonucu folat üretip dolaşıma verirler.
Bakterilerin B12B_{12} tüketimi ve folat sentezi arasındaki bu fark, ayırıcı tanıda anahtar rol oynar.

Anahtar Kavram

İnce Bağırsak Bakteriyel Aşırı Çoğalma (SIBO) ve Vitamin Dissosiasyonu

Alternatif Yöntem

Laboratuvar bulgularında 'B12 ↓' ve 'Folat ↑' kombinasyonu görüldüğünde, sistemik hastalık öyküsü (skleroderma, diyabetik otonom nöropati, cerrahi kör lup) varlığında doğrudan SIBO düşünülmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru →

5252 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır devam eden, günde 6−86-8 kez tekrarlayan, kansız ve sulu ishal şikayetiyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesi ve laboratuvar tetkikleri (tam kan sayımı, sedimentasyon, CRP, dışkı incelemesi) normal olarak değerlendiriliyor. Yapılan kolonoskopik incelemede mukoza tamamen normal görünümde olup, alınan seri biyopsilerin histopatolojik incelemesinde yüzey epitelinin hemen altında 1515 μm\mu m kalınlığında eozinofilik bir bant saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kollajenöz kolit

Cevap

Kollajenöz kolit
Kollajenöz kolit, orta ve ileri yaştaki kadınlarda daha sık görülen, endoskopik olarak mukozanın normal olduğu ancak mikroskobik incelemede subepitelyal mesafede kollajen tabakasının (genellikle >10>10 μm\mu m) kalınlaştığı kronik bir kolit tipidir. Hastaların temel şikayeti ağrısız, sulu ishaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Orta yaşlı bir kadında kronik sulu ishal ve normal laboratuvar bulguları
Fonksiyonel bağırsak hastalıkları ile mikroskopik kolit ayrımı için başlangıç noktasıdır.
2
Endoskopik bulguların yorumlanması
Normal kolonoskopik görünüm
Enflamatuar bağırsak hastalıkları gibi makroskopik hasar yapan nedenleri dışlar.
3
Histopatolojik korelasyon
Subepitelyal mesafede 1010 μm\mu m'den kalın kollajen bant saptanması
Bu bulgu kollajenöz kolit için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Normal kolonoskopik görünüme rağmen kronik sulu ishal şikayeti olan hastalarda mikroskopik kolitler (kollajenöz ve lenfositik) akla gelmelidir; biyopside kalın kollajen bandı görülmesi kollajenöz koliti tanımlar.

Alternatif Yöntem

Normal endoskopik bulgulara rağmen 'organik' bir ishal (gece uyandıran, ciddi hacimli) varlığında mikroskopik koliti düşünmek tanıyı hızlandırır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 3Soru →

5252 yaşında erkek hasta, yaklaşık 22 yıldır devam eden gezici karakterde eklem ağrıları şikayetiyle başvuruyor. Son 44 aydır bu şikayetlerine karın ağrısı, şişkinlik, günde 3−43-4 kez olan bol miktarda, kötü kokulu, yağlı ishal ve 1010 kg kilo kaybı eklenmiştir. Fizik muayenede ciltte yaygın hiperpigmentasyon ve generalize lenfadenopati saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hipoalbüminemi ve anemi izleniyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenumda soluk sarı renkli mukozal plaklar görülüyor. Biyopsi örneğinde lamina propriada genişlemiş villuslar ve PASPAS pozitif makrofajlar saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Whipple hastalığı

Cevap

Klinik bulgular ve biyopsi sonucu ışığında en olası tanı Whipple hastalığıdır.
Whipple hastalığı, TropherymawhippleiTropheryma whipplei bakterisinin neden olduğu sistemik bir hastalıktır. Klasik olarak orta yaşlı erkeklerde görülür; gezici poliartrit, steatore, kilo kaybı, hiperpigmentasyon ve lenfadenopati ile karakterizedir. İnce bağırsak biyopsisinde lamina propriada PASPAS pozitif ve diastaza dirençli makrofajların görülmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Gezici poliartrit, malabsorpsiyon (ishal, kilo kaybı), hiperpigmentasyon ve lenfadenopati saptandı.
Bu multisistemik tablo Whipple hastalığını (Tropheryma whipplei) güçlü bir şekilde düşündürür.
2
Endoskopik ve histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Duodenumda sarımtırak plaklar ve lamina propriada PAS(+)PAS (+) makrofajlar saptandı.
İnce bağırsak biyopsisinde PAS(+)PAS (+) diastaz dirençli makrofajların görülmesi Whipple hastalığı için patognomoniktir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
MAC enfeksiyonu dışlandı (asidorezistan boyanma farkı ve hastanın immün durumu nedeniyle).
Hastada immün yetmezlik öyküsü olmaması ve klasik eklem bulguları tanıyı Whipple'a yönlendirir.

Anahtar Kavram

Whipple hastalığı; poliartrit, malabsorpsiyon ve hiperpigmentasyon üçlemesiyle seyreden, ince bağırsak biyopsisinde PAS(+)PAS (+) makrofajlarla tanınan sistemik bir bakteriyel enfeksiyondur.

İpuçları

1
Hastadaki eklem ağrılarının intestinal şikayetlerden yıllar önce başladığına dikkat edin.
2
Ciltteki koyulaşma ve lenf düğümü büyümeleri sistemik bir tabloyu işaret eder.
3
İnce bağırsak biyopsisindeki spesifik PASPAS boyanması tanıda altın standarttır.

Daha Fazla Pratik

Whipple hastalığının tedavisinde kullanılan antibiyotikler (Seftriakson sonrası TMP-SMX) ve tedavi süresini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru →

2828 yaşında erkek hasta, çocukluğundan itibaren tekrarlayan pnömoni ve sinüzit atakları öyküsü ile son 11 yıldır giderek artan kronik ishal ve 1212 kg zayıflama nedeniyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde serum IgGIgG: 190190 mg/dL, IgAIgA: 1212 mg/dL ve IgMIgM: 2222 mg/dL saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenumda scalloping (çentiklenme) ve villöz düzleşme izleniyor. Bu hastadan alınan duodenal biyopsi örneğinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi, mevcut tablonun Çölyak hastalığından ayırt edilmesini sağlayan en özgül bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lamina propriada plazma hücrelerinin izlenmemesi

Cevap

Lamina propriada plazma hücrelerinin izlenmemesi
Hastada saptanan tekrarlayan enfeksiyon öyküsü ve laboratuvardaki derin hipogammaglobulinemi, Yaygın Değişken İmmün Yetmezlik (CVID) tanısını doğrular. CVID ile ilişkili enteropati, histolojik olarak villöz atrofi, kript hiperplazisi ve intraepitelyal lenfosit artışı ile Marsh 3 evresindeki Çölyak hastalığına birebir benzer. Ancak, CVID hastalarında B hücrelerinin plazma hücrelerine dönüşümü bozuk olduğu için lamina propriada plazma hücreleri hiç yoktur veya çok seyrektir. Çölyak hastalığında ise aksine plazma hücresi infiltrasyonu artmıştır. Bu nedenle plazma hücrelerinin yokluğu, bu iki tabloyu ayıran en özgül histopatolojik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar ve belirgin hipogammaglobulinemi (düşük IgG, IgA, IgM) varlığı saptandı.
Hastanın öyküsü ve laboratuvar bulguları temel immün yetmezliklerden biri olan Yaygın Değişken İmmün Yetmezlik (CVID) tablosuna işaret eder.
2
Gastrointestinal tutulumu analiz et
Endoskopik olarak villöz atrofi (scalloping) bulguları saptandı.
CVID hastalarının yaklaşık %10-20'sinde Çölyak hastalığına çok benzer bir enteropati tablosu gelişir.
3
Histopatolojik ayırıcı tanıyı yap
Çölyak hastalığında plazma hücre infiltrasyonu varken, CVID'de bu hücrelerin yokluğu görüldü.
CVID'de B hücreleri plazma hücrelerine farklılaşamadığı için biyopsi örneğinde lamina propriada plazma hücreleri izlenmez; bu en önemli ayırıcı kriterdir.

Anahtar Kavram

CVID enteropatisi, histolojik olarak villöz atrofi ile Çölyak hastalığını taklit eder ancak lamina propriada plazma hücrelerinin yokluğu ile ondan ayrılır.

Daha Fazla Pratik

CVID enteropatisi olan hastalarda glutensiz diyet yerine IVIG replasmanı ve gerekirse steroid/immünsupresif tedavi yaklaşımlarını gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Hastanın öyküsündeki tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar (Giardia dahil) ve hipogammaglobulinemi doğrudan CVID'yi düşündürmelidir. Çölyak serolojisinin (Anti-tTG, EMA) bu hastalarda immünglobulin eksikliği nedeniyle yalancı negatif sonuç verebileceği de unutulmamalıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru →

Ülseratif kolit tanısıyla takip edilen 34 yaşında kadın hasta, şiddetli kanlı ishal ve karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Günde 10-12 kez kanlı dışkılama ve ateşi (38.2°C) olan hasta servise yatırılıyor. Dışkı incelemesinde C. difficile toksin A ve B negatif saptanıyor. Hastaya intravenöz 60 mg/gün metilprednizolon tedavisi başlanıyor. Tedavinin 5. gününde dışkılama sayısı azalmayan, CRP değerleri yüksek seyreden ve genel durumunda belirgin düzelme olmayan hastanın ayakta direkt batın grafisinde kolon çapı normal sınırlarda izleniyor.

Bu aşamada hastanın klinik yönetiminde atılması gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fleksibl sigmoidoskopi yapılarak biyopsi alınması ve CMV araştırılması

Cevap

Fleksibl sigmoidoskopi yapılarak biyopsi alınması ve CMV araştırılması
Şiddetli ülseratif kolit atağı ile başvuran ve 3-5 günlük intravenöz steroid tedavisine yanıt vermeyen hastalarda 'Steroid Dirençli Ülseratif Kolit' tablosu söz konusudur. Bu hastalarda kurtarma tedavisine (İnfliksimab veya Siklosporin) geçmeden önce, tedavi başarısızlığına neden olabilecek süperenfeksiyonlar mutlaka dışlanmalıdır. C. difficile toksini negatif olduğu belirtilmiştir. Bu hasta grubunda Sitomegalovirüs (CMV) koliti prevalansı %30-40 oranındadır ve steroid direncini taklit edebilir. Tanı için en uygun yöntem fleksibl sigmoidoskopi ile biyopsi alınması ve dokuda CMV inklüzyon cisimciklerinin veya PCR pozitifliğinin gösterilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hasta 'Şiddetli Ülseratif Kolit Atağı' tablosunda ve 5 günlük IV steroid tedavisine yanıtsız (Steroid Dirençli).
Truelove ve Witts kriterlerine göre şiddetli atak ve 3-5. günde yanıt alınamaması direnç göstergesidir.
2
Ayırıcı tanıları değerlendir
Steroid dirençli vakalarda en sık süperenfeksiyon nedenleri C. difficile ve CMV'dir. C. difficile zaten dışlanmıştır.
Steroid dirençli ciddi UC ataklarının yaklaşık %30'unda doku invaziv CMV koliti eşlik eder.
3
Yönetim planını belirle
İkinci basamak tedaviye (Siklosporin/İnfliksimab) geçmeden önce mutlaka CMV dışlanmalıdır.
CMV varlığında immünsupresyonun artırılması mortaliteyi artırır; tanı için sigmoidoskopi ve biyopsi (inklüzyon cisimcikleri/PCR) şarttır.

Anahtar Kavram

Steroid Dirençli Ülseratif Kolit Yönetimi ve CMV Süperenfeksiyonu

İpuçları

1
Steroid tedavisine 5 gündür yanıt vermeyen bir hastada, tedaviyi değiştirmeden önce 'tedaviye direnç gibi görünen' gizli enfeksiyonları düşünmelisiniz.
2
Bu hasta grubunda C. difficile'den sonra en sık görülen ve steroid direncini taklit eden viral etken nedir?
3
İmmünsupresif tedavi alan kolit hastalarında CMV reaktivasyonu sıktır ve tanısı için doku örneği gerekir.

Daha Fazla Pratik

Toksik megacolon gelişen bir hastada cerrahi zamanlaması ve radyolojik takip kriterlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru →

7070 yaşında erkek hasta, 22 gündür devam eden sol alt kadran ağrısı, iştahsızlık ve ateş şikayeti ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sol alt kadranda belirgin hassasiyet ve defans saptanıyor; ancak rebound bulgusu saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 16.200/mm316.200/mm^3 ve CRP değeri 110110 mg/Lmg/L (N<5N < 5) olarak bulunuyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için ilk aşamada yapılması en uygun olan tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontrastlı batın bilgisayarlı tomografisi (BT)

Cevap

Kontrastlı batın bilgisayarlı tomografisi (BT), akut divertikülit şüphesi olan hastalarda tanıyı kesinleştirmek ve olası apsis veya perforasyon gibi komplikasyonları değerlendirmek için seçilmesi gereken en uygun ilk aşama tetkiktir.
Kontrastlı batın bilgisayarlı tomografisi, hem bağırsak duvarındaki inflamasyonu (kalınlaşma) hem de çevre dokulardaki değişiklikleri (yağlı planlarda kirlenme) mükemmel şekilde gösterdiği için tanıda altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Yaşlı bir hastada sol alt kadran ağrısı, ateş ve lökositoz varlığı 'sol taraflı apandisit' olarak da bilinen akut divertikülit ön tanısını güçlü kılar.
Hastanın semptomları ve fizik muayene bulguları divertikülit tanısı ile uyumludur.
2
Tanısal modaliteleri karşılaştır
Kolonoskopi ve baryumlu grafi perforasyon riski nedeniyle akut dönemde elenir. Ultrasonografi bir seçenek olsa da tomografi kadar kapsamlı değildir.
Güvenli ve yüksek duyarlılığa sahip yöntem seçilmelidir.
3
Altın standart yöntemi belirle
Kontrastlı batın BT, divertikülit tanısında >%90>\%90 duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir.
Duvar kalınlaşması ve perikolik yağ dokusundaki değişiklikleri en iyi gösteren yöntemdir.

Anahtar Kavram

Akut divertikülit tanısında bilgisayarlı tomografi (BT) kullanımı
Soru 7Soru →

4848 yaşında kadın hasta, sistemik skleroz tanısıyla 1010 yıldır takip edilmektedir. Son 66 aydır giderek artan karın şişkinliği, yaygın karın ağrısı ve günde 4−54-5 kez olan, klozetin yüzeyinden zor temizlenen, pis kokulu dışkılama şikayetleri başlamıştır. Hastanın fizik muayenesinde ciltte gerginlik, sklerodaktili, Raynaud fenomeni ve batında yaygın timpanizm saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 9.89.8 g/dL, MCV 112112 fL, serum B12B_{12} vitamini 120120 pg/mL (N: 200−900200-900), folat 2424 ng/mL (N: 3−173-17) ve albumin 3.23.2 g/dL olarak ölçülmüştür. Periferik yaymada hipersegmente nötrofiller görülmüştür.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnce bağırsakta aşırı bakteri çoğalması (SİBO)

Cevap

İnce bağırsakta aşırı bakteri çoğalması (SİBO)
Sistemik skleroz hastalarında bağırsak motilitesinin azalması intestinal staza yol açarak ince bağırsakta aşırı bakteri çoğalmasına (SİBO) zemin hazırlar. SİBO'nun en karakteristik laboratuvar bulgusu, bakterilerin B12B_{12} vitaminini kullanması sonucu gelişen B12B_{12} eksikliği ve aynı bakterilerin folat sentezlemesi sonucu görülen serum folat yüksekliğidir. Steatorre ise safra tuzlarının bakteriler tarafından dekonjüge edilmesi sonucu yağ emiliminin bozulmasından kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel hastalığını ve bağırsak üzerindeki etkisini değerlendir.
Sistemik skleroz (skleroderma), intestinal düz kas atrofisi ve fibrozis yaparak motilite bozukluğuna (intestinal psödo-obstrüksiyon) ve staza neden olur.
Intestinal staz, bakterilerin ince bağırsakta anormal şekilde kolonize olması için en önemli risk faktörüdür.
2
Klinik semptomları malabsorbsiyon açısından analiz et.
Pis kokulu ve yağlı dışkılama (steatorre) ile karın şişkinliği, yağların ve karbonhidratların sindiriminin bozulduğunu gösterir.
Bakteriler safra tuzlarını dekonjüge ederek yağ miseli oluşumunu engeller ve steatorreye yol açar.
3
Laboratuvar bulgularındaki vitamin dengesini yorumla.
Düşük B12B_{12} düzeyi ve yüksek folat düzeyi (dissosiye vitamin profili) saptanmıştır.
İnce bağırsaktaki aşırı bakteri yükü, hostun alacağı B12B_{12} vitaminini tüketirken (rekabet), yan ürün olarak folat sentezler ve serum folat düzeyini yükseltir.
4
Ayırıcı tanıda anemi tipini netleştir.
Yüksek MCV ve hipersegmente nötrofiller megaloblastik anemiyi gösterir, bu da B12B_{12} eksikliğiyle uyumludur.
SİBO, megaloblastik anemiye neden olabilen nadir malabsorbsiyon nedenlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Sistemik skleroz zemininde gelişen SİBO vakalarında, bağırsak bakterilerinin B12B_{12}'yi tüketip folat sentezlemesi sonucu 'düşük B12B_{12} - yüksek folat' tablosu oluşur.

Daha Fazla Pratik

SİBO tanısında altın standart yöntemin jejunal aspirat kültürü (>103>10^3 veya 10510^5 CFU/mL) olduğunu ve non-invaziv testler arasında glukoz veya ksiloz nefes testlerinin kullanıldığını hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru →

2828 yaşında kadın hasta, son 66 aydır devam eden, günde 3−43-4 kez olan, kan içermeyen sulu ishal ve yemeklerden sonra artan sağ alt kadran ağrısı şikayeti ile başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde tekrarlayan oral aft öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda palpasyonla hassas, fikse olmayan bir kitle saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 10.210.2 g/dL, MCV 7676 fL, lökosit 11.50011.500/mm³, CRP 4242 mg/L (N: <55) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn hastalığı

Cevap

Sunulan klinik tablo (sağ alt kadran ağrısı, kitle, oral aftlar ve kronik seyir) en çok Crohn hastalığı ile uyumludur.
Doğru seçenek olan Crohn hastalığı, sindirim sisteminin herhangi bir bölümünü tutabilen, transmural inflamasyon yapan bir hastalıktır. Terminal ileum tutulumu en sık görülen formdur ve sağ alt kadran ağrısı, palpabl kitle (flegmon veya fibrozis nedeniyle) ve non-bloody ishal ile karakterizedir. Ayrıca oral aftlar Crohn hastalığında sık görülen bir ekstraintestinal bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
66 aylık kronik ishal, postprandial sağ alt kadran ağrısı ve oral aftlar saptandı.
Bu bulgular inflamatuar bağırsak hastalıklarını, özellikle de ince bağırsak tutulumu olan formları akla getirir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar verilerinin analizi
Sağ alt kadranda hassas kitle, mikrositer anemi ve yüksek CRP saptandı.
Anemi ve CRP yüksekliği organik bir patolojiyi doğrular; sağ alt kadrandaki kitle ise transmural tutulum sonucu gelişen Crohn hastalığının (flegmon veya bağırsak anslarının birbirine yapışması) tipik bir bulgusudur.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Kanlı ishalin olmaması ve kitlenin varlığı Crohn lehinedir.
Ülseratif kolit daha çok kolonik ve kanlı seyretmesiyle, enfeksiyöz nedenler ise daha akut seyretmesiyle dışlanır.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı, ağızdan anüse kadar her yeri tutabilen, transmural inflamasyonla karakterize, atlamalı lezyonlar gösteren bir hastalıktır ve sıklıkla terminal ileum tutulumu ile sağ alt kadran kitle/ağrısına neden olur.

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığında en sık görülen komplikasyon olan fistül formasyonlarını ve bunların cerrahi endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru →

2222 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır özellikle süt ve dondurma gibi gıdalar tükettikten yaklaşık 11 saat sonra ortaya çıkan karın ağrısı, aşırı şişkinlik ve sulu ishal şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın fizik muayenesi normal sınırlarda olup kilo kaybı saptanmıyor. Semptomların süt ürünlerini tüketmediği dönemlerde tamamen geçtiğini belirtiyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laktoz intoleransı

Cevap

Süt tüketimiyle tetiklenen ve diyet kısıtlamasıyla düzelen klinik tablo Laktoz intoleransı olarak tanımlanır.
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın şikayetlerinin tam olarak süt tüketimiyle tetiklenmesini ve diyet kısıtlamasıyla düzelmesini açıklar. Laktaz eksikliğinde emilemeyen laktoz, ince bağırsak lümeninde suyu tutarak ozmotik ishale; kolonda ise bakteriyel fermentasyon sonucu hidrojen gazı, metan ve karbondioksit oluşumuna yol açarak şişkinliğe neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarının tetikleyici faktörünü belirle.
Semptomlar süt ve süt ürünleri tüketiminden kısa bir süre sonra (11 saat) ortaya çıkıyor.
Zamanlama, besin intoleransı veya hızlı gelişen ozmotik süreçleri düşündürür.
2
Klinik bulguları ve diyet ilişkisini değerlendir.
Şişkinlik, kramp ve sulu ishal mevcut; süt ürünleri kesildiğinde semptomlar tamamen düzeliyor.
Diyetle düzelme, laktaz enzim eksikliğine bağlı emilemeyen laktozun ozmotik yük oluşturduğunu doğrular.
3
Ayırıcı tanıda inflamatuar ve fonksiyonel nedenleri dışla.
Kilo kaybı olmaması ve fizik muayenenin normal olması malabsorpsiyon sendromlarını ve inflamatuar bağırsak hastalıklarını uzaklaştırır.
Basit laktaz eksikliğinde sistemik bulgu beklenmez.

Anahtar Kavram

Laktoz intoleransı, laktaz enzim eksikliği nedeniyle sindirilemeyen laktozun ince bağırsakta ozmotik yük oluşturması ve kolonda bakterilerce fermente edilmesi sonucu gelişir.

Alternatif Yöntem

Hidrojen nefes testi, laktoz intoleransı tanısında altın standart non-invaziv test olarak kullanılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru →

24 yaşında erkek hasta, süt ve süt ürünleri tükettikten yaklaşık 1−21-2 saat sonra başlayan karın şişkinliği, kramp tarzında ağrı ve sulu ishal şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın şikayetlerinin bu gıdaları tüketmediği zamanlarda tamamen düzeldiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde karında hafif distansiyon dışında patolojik bulgu saptanmayan bu hastada, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laktoz intoleransı

Cevap

Laktoz intoleransı
Doğru seçenek olan laktoz intoleransı, hastanın süt tüketimi ile başlayan ve diyetten çıkarılmasıyla düzelen tipik şişkinlik, kramp ve ozmotik ishal tablosunu tam olarak açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anamnezindeki tetikleyici faktörü belirle.
Semptomların süt ve süt ürünleri tüketimi ile doğrudan ilişkili olduğu saptandı.
Laktoz intoleransında laktaz enzimi eksikliği nedeniyle süt şekerinin (laktoz) sindirilememesi temel sorundur.
2
Semptomların oluşma mekanizmasını değerlendir.
Sindirilmeden ince bağırsağa geçen laktoz, ozmotik yük oluşturarak su çeker ve bakteriler tarafından fermente edilerek gaz açığa çıkarır.
Bu mekanizma hastadaki sulu ishal, şişkinlik ve kramp tarzı ağrıları açıklar.
3
Tanıyı doğrula.
Semptomların süt içilmediğinde düzelmesi (eliminasyon) tanıyı klinik olarak doğrular.
En olası tanı laktaz enzim eksikliğine bağlı gelişen laktoz intoleransıdır.

Anahtar Kavram

Süt tüketimi sonrası gelişen ozmotik diyare ve gaz şikayetlerinde öncelikle laktaz eksikliği düşünülmelidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru →

Kronik ishal ve kilo kaybı nedeniyle tetkik edilen 3434 yaşındaki erkek hastanın tıbbi öyküsünde, çocukluk çağından itibaren tekrarlayan sinüzit ve pnömoni atakları nedeniyle çok sayıda hastaneye yatış ve antibiyotik kullanım öyküsü saptanmıştır. Fizik muayenesinde oskültasyonda her iki akciğer bazalinde ince raller duyulurken batında hafif distansiyon izlenmiştir. Laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Total Protein4.84.8 g/dL6.4−8.36.4 - 8.3 g/dL
Albumin3.13.1 g/dL3.5−5.03.5 - 5.0 g/dL
Hemoglobin10.510.5 g/dL13.5−17.513.5 - 17.5 g/dL

Hastaya yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenum ikinci kıtadan alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde; total villöz atrofi ve kript hiperplazisi izlenmiş, ancak lamina propriada plazma hücrelerinin izlenmediği bildirilmiştir.

Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaygın değişken immün yetmezlik

Cevap

Yaygın değişken immün yetmezlik (CVID)
Yaygın değişken immün yetmezlik (CVID), hem hipogammaglobulinemiye bağlı tekrarlayan enfeksiyonlar hem de çölyak hastalığını taklit eden bir enteropati ile prezente olabilir. Histopatolojik incelemede görülen villöz atrofi çölyakla ortak olsa da, CVID'de lamina propriada plazma hücrelerinin belirgin eksikliği veya yokluğu patognomonik bir ayırıcı bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve enfeksiyon öyküsünü değerlendirmek
Hastada kronik malabsorpsiyon (ishal, kilo kaybı, hipoalbuminemi) ile birlikte tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyon öyküsü saptanmıştır.
Bu kombinasyon, hümoral immün yetmezlik zemininde gelişen bir gastrointestinal tutulumu (CVID enteropatisi) düşündürür.
2
Histopatolojik bulguları analiz etmek
Biyopside villöz atrofi saptanmış ancak lamina propriada plazma hücrelerinin olmadığı görülmüştür.
Villöz atrofi çölyak hastalığı gibi pek çok durumda görülebilir, ancak plazma hücrelerinin yokluğu immünglobulin üretimindeki yetersizliği yansıtan ve CVID tanısını çölyaktan ayıran temel histolojik bulgudur.
3
Kesin tanıya ulaşmak
Klinik (enfeksiyonlar) ve patolojik (plazma hücresi yokluğu) veriler Yaygın Değişken İmmün Yetmezlik tanısını doğrular.
Tanı için düşük serum immünglobulin seviyelerinin (total protein düşüklüğü ile uyumlu) ve plazma hücresi eksikliğinin gösterilmesi esastır.

Anahtar Kavram

CVID enteropatisi ve Çölyak hastalığı arasındaki histolojik ayırım

Daha Fazla Pratik

CVID hastalarında bağırsakta villöz atrofiye eşlik edebilecek nodüler lenfoid hiperplazi ve Giardia enfeksiyonu riskini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 12Soru →

2424 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır giderek artan her iki bacakta şişlik, karın şişkinliği ve günde 2−32-3 kez olan, yağlı ve şekilsiz dışkılama şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral 3+3+ pretibial ödem ve asit saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; albumin: 2.12.1 g/dL, total protein: 4.24.2 g/dL, total kolesterol: 110110 mg/dL, kalsiyum: 7.87.8 mg/dL ve tam kan sayımında lenfosit sayısı 550/mm3550/mm^3 olarak saptanıyor. İdrar tetkikinde proteinüri saptanmayan hastanın yapılan ince bağırsak biyopsisinde lamina propriada belirgin genişlemiş lenfatik kanallar izleniyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta zincirli yağ asitlerinden zengin, uzun zincirli yağ asitlerinden fakir diyet

Cevap

Orta zincirli yağ asitlerinden zengin, uzun zincirli yağ asitlerinden fakir diyet uygulaması bu hasta için en uygun yaklaşımdır.
Hastanın klinik tablosu (ödem, asit, ishal) ve laboratuvar bulguları (ciddi hipoalbüminemi, lenfositopeni) ile biyopsi sonucu (dilate lenfatikler), Waldmann Hastalığı (Primer İntestinal Lenfanjiektazi) tanısını doğrulamaktadır. Bu hastalıkta lenfatik kanallar geniştir ve basınç artışı sonucu lümene lenf sızıntısı olur. Uzun zincirli yağ asitleri (LCT) şilomikron oluşturarak lenfatik akımı artırdığı için tabloyu ağırlaştırır. Tedavide LCT'ler kısıtlanırken, doğrudan portal ven yoluyla emilen ve lenfatik basıncı artırmayan orta zincirli yağ asitleri (MCT) verilmesi esastır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının sentezi
Hipoalbüminemi, hipoproteinemi ve ödem varlığında idrarda protein kaybı olmaması 'Protein Kaybeden Enteropati' (PKE) tablosunu gösterir.
Ödemin nedenini belirlemek için renal ve hepatik fonksiyonların ayırıcı tanısı yapılmalıdır.
2
Lenfositopeni ve biyopsi bulgularının değerlendirilmesi
Lenfositopeni (<1000/mm3< 1000/mm^3) ve biyopsindeki dilate lenfatikler, PKE'nin spesifik bir nedeni olan Waldmann Hastalığına (Primer İntestinal Lenfanjiektazi) işaret eder.
Lenfatik kanallardan lümene sızan lenf sıvısı, proteinlerle birlikte T-lenfositlerin de kaybına neden olur.
3
Patofizyolojiye yönelik tedavi seçimi
Uzun zincirli yağ asitleri (LCT) lenfatik akımı uyarırken, orta zincirli yağ asitleri (MCT) portal ven yoluyla emilir.
Lenfatik basıncı düşürmek ve protein/lenfosit sızıntısını durdurmak için yağ kısıtlaması ve MCT desteği esastır.

Anahtar Kavram

Primer İntestinal Lenfanjiektazi (Waldmann Hastalığı), protein kaybeden enteropati ve lenfositopeni ile karakterize, tedavisinde yağ kısıtlaması ve MCT desteği kullanılan bir hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Protein kaybeden enteropati nedenleri arasında yer alan Menetrier hastalığı ve konstriktif perikardit ile ayırıcı tanıyı gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 13Soru →

Yaklaşık 22 yıldır devam eden gezici karakterde büyük eklem ağrıları nedeniyle takip edilen 4242 yaşındaki erkek hastada; son 66 aydır günde 4−54-5 kez olan kötü kokulu ve yağlı ishal, kramp tarzında karın ağrısı ve 1212 kg kilo kaybı gelişmiştir. Fizik muayenede ciltte yaygın hiperpigmentasyon ve generalize lenfadenopati saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 10.210.2 g/dL, albümin 2.82.8 g/dL ve dışkıda yağ tayini pozitif bulunuyor. Bu hastada kesin tanıya ulaşmak amacıyla yapılacak ince bağırsak biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lamina propriada PAS (Periyodik Asit-Schiff) pozitif boyanan granüler makrofajlar

Cevap

Lamina propriada PAS (Periyodik Asit-Schiff) pozitif boyanan granüler makrofajların saptanması
Whipple hastalığı, Tropheryma whipplei etkenine bağlı gelişen sistemik bir hastalıktır. En sık orta yaşlı erkeklerde görülür. Klinik triadında gezici poliartrit, malabsorpsiyon (ishal, kilo kaybı) ve abdominal ağrı yer alır. Ayrıca fizik muayenede hiperpigmentasyon ve lenfadenopati sıktır. Tanı, ince bağırsak biyopsisinde lamina propriada PAS (+) granüler makrofajların gösterilmesi ile kesinleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Gezici artrit, kronik ishal (malabsorpsiyon), kilo kaybı, hiperpigmentasyon ve lenfadenopati birlikteliği saptandı.
Bu multisistemik tablo Whipple hastalığının klasik sunumudur.
2
Olası etkenin belirlenmesi
Tropheryma whipplei bakteriyel enfeksiyonu.
Hastalığın patogenezinde bu gram pozitif aktinomiset yer alır.
3
Tanısal biyopsi bulgusunun hatırlanması
İnce bağırsak biyopsisinde lamina propriada PAS (+) granüler makrofajlar.
Makrofajlar içindeki bakteriyel duvar yapıları PAS boyası ile karakteristik mor/pembe renk alır.

Anahtar Kavram

Whipple hastalığı; artrit, malabsorpsiyon ve hiperpigmentasyon ile karakterize sistemik bir enfeksiyondur ve tanısı biyopsi ile konur.

Alternatif Yöntem

Whipple hastalığı tanısında son yıllarda biyopsinin yanı sıra PCR ile etkenin (T. whipplei) gösterilmesi de oldukça duyarlı ve özgül bir yöntemdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru →

Atriyal fibrilasyon tanısı ile takip edilen 7272 yaşındaki erkek hasta, yaklaşık 44 saat önce aniden başlayan, periumbilikal bölgede lokalize, çok şiddetli karın ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede batın yumuşak, defans ve rebound saptanmıyor; ancak bağırsak sesleri azalmış olarak duyuluyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz (18.500/mm318.500/mm^3) ve belirgin laktik asidoz belirleniyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut mezenter iskemi

Cevap

Sunulan klinik senaryoda en olası tanı akut mezenter iskemidir.
Akut mezenter iskemi, özellikle embolik kökenli olduğunda (hastadaki AF öyküsü), aniden başlayan ve fizik muayenede belirgin bir hassasiyet/defans saptanmamasına rağmen çok şiddetli olan periumbilikal ağrı ile karakterizedir. Laktat yüksekliği bağırsak iskemisini destekleyen en önemli laboratuvar bulgularından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörlerinin belirlenmesi
Hastanın atriyal fibrilasyon (AF) öyküsü olması, bağırsak damarlarına (özellikle Süperior Mezenter Arter - SMA) emboli atılması için önemli bir risk faktörüdür.
Akut mezenter iskemilerin yaklaşık %50'si kardiyak kaynaklı embolilere bağlı gelişir.
2
Klinik bulguların fizik muayene ile korelasyonu
Şiddetli karın ağrısı olmasına rağmen fizik muayenede batının yumuşak olması (fizik muayene bulgusuyla uyumsuz şiddetli ağrı) saptanmıştır.
Bu bulgu, iskemi başlangıcında mukoza hasarı varken serozal irritasyon (peritonit) henüz gelişmediği için mezenter iskemiye özgü bir durumdur.
3
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Yüksek lökosit sayısı ve laktik asidoz varlığı belirlenmiştir.
Bağırsak dokusunun hipoksik kalması sonucu anaerobik metabolizma devreye girer ve laktat seviyesi yükselir; lökositoz ise doku nekrozunun bir göstergesidir.

Anahtar Kavram

Akut mezenter iskemi: Fizik muayene ile uyumsuz şiddetli karın ağrısı + Risk faktörü (AF, Kapak hastalığı) + Laktik asidoz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru →

6565 yaşında erkek hasta, bir hafta önce başlayan toplumdan edinilmiş pnömoni nedeniyle sefuroksim aksetil ve klaritromisin tedavisi almaktayken, tedavinin 5.5. gününde başlayan günde 8−108-10 kez sulu dışkılama, karın ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde batında yaygın hassasiyet ve distansiyon saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 18.500/mm318.500/mm^3 ve serum kreatinin düzeyi 1,4mg/dL1,4 mg/dL (bazal değeri: 0,8mg/dL0,8 mg/dL) olarak bulunuyor. Yapılan kolonoskopik incelemede kolon mukozasında yaygın sarı-beyaz renkli plaklar (psödomembranlar) gözleniyor. Bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral vankomisin

Cevap

En uygun ilk basamak tedavi oral vankomisin seçeneğidir.
Hastada antibiyotik ilişkili ishal ve kolonoskopik olarak kanıtlanmış psödomembranöz kolit mevcuttur. Lökosit sayısının 15.000/mm315.000/mm^3 üzerinde olması durumu 'şiddetli enfeksiyon' olarak sınıflandırır. Güncel tedavi rehberleri, bu tablonun ilk atağında oral vankomisin (125mg125 mg, 4×14 \times 1) veya alternatif olarak fidaksomisin kullanılmasını en güçlü kanıt düzeyiyle önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Antibiyotik kullanımı öyküsü, sulu ishal ve kolonoskopide saptanan psödomembranlar tespit edildi.
Bu bulgular Clostridioides difficile enfeksiyonu (psödomembranöz kolit) için tipiktir.
2
Hastalığın şiddetini belirle.
Lökosit sayısının 15.000/mm315.000/mm^3 üzerinde olması (18.50018.500) şiddetli (severe) enfeksiyon kriteridir.
Tedavi seçimi hastalığın şiddetine (şiddetli, şiddetli olmayan veya fulminan) göre değişmektedir.
3
Güncel tedavi kılavuzlarını uygula.
Şiddetli ilk atak için ilk basamak tedavi seçildi.
IDSA kılavuzlarına göre ilk atakta oral vankomisin (125mg125 mg, 4×14 \times 1) veya fidaksomisin önerilmektedir.

Anahtar Kavram

Psödomembranöz kolit (C. difficile enfeksiyonu) tanısı ve güncel tedavi protokolleri.

Daha Fazla Pratik

C. difficile enfeksiyonunun fulminan seyrettiği (toksik megakolon, ileus, şok) durumlarda tedaviye IV metronidazol eklenmesi ve vankomisin dozunun artırılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru →

72 yaşında erkek hasta, ani başlayan kramp tarzında sol alt kadran ağrısı ve bunu takiben gelişen taze kanlı dışkılama şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde koroner arter hastalığı ve son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz öyküsü bulunuyor. Fizik muayenede sol alt kadranda hafif hassasiyet saptanıyor, defans ve rebound alınmıyor. Yapılan kolonoskopide splenik fleksura düzeyinde mukoza ödemli, frajil, yer yer ülserasyonlar ve submukozal kanama alanları izlenirken, rektum mukozası doğal bulunuyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz sıvı replasmanı ve barsak istirahati

Cevap

İntravenöz sıvı replasmanı ve barsak istirahati
Hastanın kliniği (yaşlı, hemodiyaliz/hipotansiyon riski, ani sol alt kadran ağrısı ve kanlı diyare) ve endoskopik bulguları (splenik fleksura tutulumu, rektal sparing) İskemik Kolit ile tam uyumludur. İskemik kolit, akut mezenter iskemisinden farklı olarak genellikle tıkayıcı olmayan (non-oklüzif) nedenlerle, kolonun kanlanmasının en zayıf olduğu 'watershed' bölgelerinde (splenik fleksura ve rektosigmoid bileşke) görülür. Peritonit bulguları (defans, rebound) olmayan hastalarda tedavi konservatif yaklaşımdır (intravenöz hidrasyon, bağırsak istirahati ve geniş spektrumlu antibiyotikler). Cerrahi sadece gangren, perforasyon veya tedaviye yanıtsızlık durumunda endikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanıyı belirle
İskemik Kolit
İleri yaş, hemodiyaliz (hipotansiyon riski) öyküsü, ani sol alt kadran ağrısı ve kanlı dışkılama tipiktir. Splenik fleksura (Griffiths noktası) en sık tutulan 'watershed' (sulama alanı sınırı) bölgesidir ve rektumun korunması karakteristiktir.
2
Hastalığın şiddetini ve komplikasyonları değerlendir
Komplike olmayan (gangrensiz) form
Fizik muayenede peritonit bulgularının (defans, rebound) olmaması, bağırsağın henüz gangrene gitmediğini gösterir.
3
Uygun tedaviyi seç
Konservatif tedavi
Peritonit olmayan iskemik kolit vakalarının çoğu, bağırsak perfüzyonunu artıracak suportif önlemlerle (sıvı, istirahat, antibiyotik) kendiliğinden düzelir.

Anahtar Kavram

İskemik kolit tanısı ve konservatif yönetimi

İpuçları

1
Hastanın hemodiyaliz öyküsü geçici hipotansiyon ataklarına yatkınlık yaratır; bu durum bağırsağın kanlanmasının sınırda olduğu bölgeleri etkiler.
2
Splenik fleksura (Griffiths noktası), Superior Mezenterik Arter ile İnferior Mezenterik Arter arasındaki anastomoz bölgesidir ve iskemiye en duyarlı 'watershed' alanıdır.
3
Akut mezenter iskemisinden farklı olarak, bu tabloda büyük damar tıkanıklığı nadirdir ve bağırsak genellikle canlılığını korur; bu nedenle agresif cerrahi veya anjiyografiden kaçınılır.

Daha Fazla Pratik

İskemik kolit ile Akut Mezenter İskemisi arasındaki klinik ve radyolojik farkları karşılaştıran bir soru çözülmesi önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru →

6868 yaşında erkek hasta, 22 hafta önce geçirdiği pnömoni nedeniyle 1010 gün süreli klindamisin tedavisi almıştır. Antibiyotik kullanımı bittikten 33 gün sonra başlayan, günde 8−108-10 kez olan bol sulu dışkılama, kramp tarzında karın ağrısı ve 38.8∘C38.8^\circ C ateş şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 18.500/mm318.500/mm^3 saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psödomembranöz enterokolit

Cevap

Psödomembranöz enterokolit
Psödomembranöz enterokolit, genellikle klindamisin, sefalosporinler veya florokinolonlar gibi geniş spektrumlu antibiyotiklerin kullanımından sonra normal bağırsak florasının bozulması ve Clostridioides difficile suşlarının toksin üreterek kolona hasar vermesiyle oluşur. Hastanın ateş, lökositoz ve klindamisin sonrası ishal öyküsü bu tanı için klasiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsündeki anahtar bulguyu belirle.
Yakın zamanda (klindamisin gibi) geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı saptanmıştır.
Antibiyotik kullanımı normal kolon florasını bozarak Clostridioides difficile aşırı çoğalmasına zemin hazırlar.
2
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Yüksek ateş (38.8∘C38.8^\circ C), bol sulu diyare ve belirgin lökositoz (18.500/mm318.500/mm^3) mevcuttur.
Bu bulgular bağırsakta toksin aracılı akut bir inflamatuar sürecin (kolit) varlığını gösterir.
3
Bulguları birleştirerek tanıya ulaş.
Antibiyotik sonrası gelişen akut inflamatuar ishal tablosu Psödomembranöz enterokoliti işaret eder.
Tıp pratiğinde bu klinik kombinasyon aksi kanıtlanana kadar C. difficile enfeksiyonu olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Antibiyotik kullanımı sonrası gelişen ishal vakalarında Clostridioides difficile enfeksiyonu (Psödomembranöz enterokolit) öncelikli tanıdır.

Daha Fazla Pratik

C. difficile tanısında kullanılan en duyarlı ve en spesifik testleri (GDH antijeni, toksin A/B, PCR) gözden geçirmeniz önerilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru →

1616 yaşında erkek hasta, çocukluğundan beri aralıklı olarak tekrarlayan kramp tarzında karın ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde hastanın dudaklarında, ağız mukozasında ve parmak uçlarında melanin pigmentasyonuna bağlı küçük, koyu renkli lekeler (maküller) saptanıyor. Hastanın babasında da benzer cilt bulgularının olduğu ve geçmişte bağırsak düğümlenmesi (invajinasyon) nedeniyle opere olduğu öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peutz-Jeghers sendromu

Cevap

Peutz-Jeghers sendromu, ağız çevresinde melanin pigmentasyonu ve sindirim sisteminde hamartomatöz poliplerle karakterize bir hastalıktır.
Peutz-Jeghers sendromu, dudaklarda, ağız mukozasında ve ellerde görülen karakteristik melanin pigmentasyonu ile ince bağırsak ağırlıklı olmak üzere tüm gastrointestinal kanalda görülen hamartomatöz poliplerle karakterize, otozomal dominant geçişli bir hastalıktır. Hastada görülen kramp tarzı ağrılar poliplerin neden olduğu invajinasyona bağlı olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Dudak, ağız mukozası ve parmak uçlarındaki pigmentasyon saptandı.
Peutz-Jeghers sendromunun en karakteristik dış bulgusu bu bölgelerdeki hiperpigmente maküllerdir.
2
Aile öyküsü ve komplikasyonları analiz et
Babada benzer bulgular ve invajinasyon öyküsü mevcut.
Hastalık otozomal dominant geçişlidir ve polipler invajinasyona (bağırsak düğümlenmesi) neden olabilir.
3
Tanıyı netleştir
Peutz-Jeghers sendromu tanısına ulaşıldı.
Klinik triad (pigmentasyon, polipler ve aile öyküsü) bu tanıyı desteklemektedir.

Anahtar Kavram

Peutz-Jeghers sendromu
Tahmini Süre:45s
Soru 19Soru →

3434 yaşında erkek hasta, Karayipler'de geçirdiği 11 yıllık görev süresinin ardından Türkiye'ye döndükten 33 ay sonra başlayan kronik ishal, steatore ve 88 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk ve dilde düzleşme (glossit) saptanıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Hemoglobin9.29.2 g/dL
MCV112112 fL
Serum B12B_{12}120120 pg/mL (Düşük)
Serum Folat2.12.1 ng/mL (Düşük)
D-ksiloz emilim testiPatolojik

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tropikal sprue

Cevap

Karayipler seyahati sonrası gelişen yaygın malabsorbsiyon ve hem B12 hem de folat eksikliğine bağlı megaloblastik anemi tablosu Tropikal Sprue tanısını desteklemektedir.
Tropikal sprue; Karayipler, Hindistan ve Güneydoğu Asya gibi bölgelerde yaşayanlarda veya bu bölgelere seyahat edenlerde görülen bir malabsorbsiyon sendromudur. İnce bağırsağın tüm segmentlerini tutma eğiliminde olduğu için hem proksimalden emilen folat hem de distalden emilen B12 vitamini eksikliği birlikte görülür. Bu durum hastada megaloblastik anemi (yüksek MCV) gelişimine neden olur. D-ksiloz emilim testinin patolojik olması, emilim bozukluğunun mukoza kaynaklı olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Seyahat öyküsü ve malabsorbsiyon bulgularını değerlendir.
Karayipler seyahati, steatore ve kilo kaybı belirlendi.
Tropikal bölgelere maruziyet ve ince bağırsak fonksiyon bozukluğu şüphesi oluşturmak.
2
Anemi tipini ve vitamin düzeylerini analiz et.
B12 ve folat eksikliğine bağlı makrositik (megaloblastik) anemi saptandı.
İnce bağırsağın hem proksimal (folat) hem de distal (B12) kısımlarının yaygın tutulduğunu doğrulamak.
3
D-ksiloz testi ve klinik tabloyu birleştirerek ayırıcı tanı yap.
D-ksiloz testinin bozuk olması mukoza hasarını gösterir; seyahat öyküsüyle Tropikal Sprue tanısı konur.
Diğer malabsorbsiyon nedenlerini dışlayıp özgül endemik tabloya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Tropikal sprue, endemik bölge seyahati sonrası tüm ince bağırsağı tutan mukoza hasarı, steatore ve megaloblastik anemi ile karakterize bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru →

3535 yaşında erkek hasta, 33 aydır devam eden, günde 3−43-4 kez olan, pis kokulu ve bol miktarda ishal, karın şişkinliği ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın son 66 aydır Karayipler'de bir insani yardım projesinde görev yaptığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin: 9.59.5 g/dL, MCV: 105105 fL (Normal: 80−10080-100 fL) ve serum folat ile vitamin B12B_{12} düzeyleri düşük saptanıyor. İnce bağırsak biyopsisinde total villöz atrofi ve lamina propriada mononükleer hücre infiltrasyonu izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tropikal spru

Cevap

Tropikal spru (Karayipler hikayesi, hem folat hem de vitamin B12B_{12} eksikliği ve biyopside villöz atrofi ile uyumlu)
Tropikal spru tanısı, hastanın Karayipler gibi endemik bir bölgede bulunmuş olması, steatore ile uyumlu ishal şikayetleri ve ince bağırsağın hem proksimal (folat) hem de distal (B12B_{12}) kısımlarının etkilendiğini gösteren laboratuvar bulguları ile konur. Biyopside görülen villöz atrofi bu tabloyu tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün analizi
Hastanın Karayipler (endemik bölge) geçmişi olması tropikal malabsorpsiyon sendromlarını akla getirir.
Tropikal spru, Karayipler, Hindistan ve Güneydoğu Asya'da endemik olarak görülür.
2
Laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Makrositik anemi (MCV=105MCV=105) ile birlikte hem folat hem de B12B_{12} düşüklüğü saptanmıştır.
Tropikal spru hem jejunumu (folat) hem de ileumu (B12B_{12}) yaygın olarak etkiler.
3
Biyopsi ve ayırıcı tanı
Total villöz atrofi bulgusu Çölyak ve Tropikal Spru'da ortaktır; ancak öykü ve yaygın emilim bozukluğu tanıyı belirler.
Çölyak hastalığında B12B_{12} eksikliği tropikal spru'ya göre çok daha nadirdir.

Anahtar Kavram

Tropikal spru, endemik bölge öyküsü olan hastalarda görülen ve ince bağırsağın tüm segmentlerini etkileyerek multipl besin eksikliğine (özellikle folat ve B12B_{12}) yol açan bir hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Tropikal spru ve Çölyak hastalığının biyopsi farklarını ve tedavi yanıtlarını (antibiyotik vs glutensiz diyet) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 3Sonraki
İnce ve Kalın Bağırsak Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin