Hematoloji

406 soru

Soru 181Soru

45 yaşında erkek hastada rutin kan sayımında hemoglobin 18.8 g/dL18.8 \text{ g/dL} ve hematokrit %57\%57 saptanmıştır. Fizik muayenesi normal olan ve sigara öyküsü bulunmayan hastada, Polisitemia Vera (PV) ile sekonder polisitemi ayrımını yapmak amacıyla ilk aşamada istenmesi en uygun olan laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum eritropoietin (EPO) düzeyi

Cevap

Serum eritropoietin (EPO) düzeyi
Serum eritropoietin (EPO) düzeyi, primer polisitemi (PV) ile sekonder nedenlerin ayrımında en kritik ilk basamak testidir. PV'de eritrosit üretimi otonomdur ve yüksek eritrosit kitlesi EPO üretimini baskılayarak düşük seviyelere (<5 mU/mL< 5 \text{ mU/mL}) inmesine neden olur. Sekonder nedenlerde (örneğin hipoksi veya EPO salgılayan tümörler) ise EPO düzeyi genellikle yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki eritrosit yüksekliğinin mutlak bir eritrositoz olup olmadığını doğrula.
Hemoglobin ve hematokrit değerleri WHO 2022 kriterlerine göre PV şüphesi uyandıracak düzeydedir.
Eritrositoz saptanan her hastada primer (MPN) ve sekonder nedenlerin ayrılması gerekir.
2
Eritropoietin (EPO) düzeyini ölçerek feedback mekanizmasını değerlendir.
Düşük EPO düzeyi primer (otonom) bir süreci destekler.
Sekonder polisitemilerde (hipoksi, tümörler) EPO düzeyi yüksek veya normaldir; PV'de ise baskılanmıştır.

Anahtar Kavram

Polisitemia Vera tanısında serum eritropoietin (EPO) düzeyinin düşük olması karakteristik bir bulgudur ve sekonder nedenlerden ayrımda temel bir tarama testidir.
Soru 182Soru

2828 yaşında erkek hasta, son 22 aydır devam eden gece terlemesi ve 5 kg5\text{ kg} ağırlık kaybı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sol servikal bölgede 3 cm3\text{ cm} ve sağ inguinal bölgede 2 cm2\text{ cm} çapında, ağrısız, lastik kıvamında lenfadenopatiler saptanıyor. Çekilen toraks ve batın BT'de mediastinal lenfadenopati ve dalakta multipl nodüler tutulum izleniyor. Kemik iliği biyopsisi normal olarak değerlendirilen hastaya yapılan lenf nodu eksizyonel biyopsisi ile Hodgkin Lenfoma tanısı konuluyor. Bu hastanın Ann Arbor sistemine göre evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre III B

Cevap

Hastanın hem diyafram üstü hem diyafram altı lenf nodu bölgeleri ve dalak tutulumu olduğundan, ayrıca sistemik semptomlar eşlik ettiğinden evresi Evre III B'dir.
Hastada diyaframın hem üstünde (servikal, mediastinal) hem de altında (inguinal) lenfatik tutulum mevcuttur. Hodgkin lenfomada dalak tutulumu da evre III kapsamında değerlendirilir. Hastanın gece terlemesi ve kilo kaybı şikayetleri sistemik 'B' semptomlarını tanımladığı için doğru tanı Evre III B'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Lenfatik istasyonların diyafram ile ilişkisini değerlendir.
Servikal ve mediastinal bölgeler diyafram üstü, inguinal bölge ve dalak diyafram altıdır.
Ann Arbor evrelemesinde ana ayrım kriteri tutulumun diyaframa göre yerleşimidir.
2
Ekstranodal tutulumun (dalak) evreye etkisini belirle.
Dalak tutulumu Hodgkin lenfomada Evre III olarak kabul edilir.
Dalak, lenfoma evreleme sistemlerinde lenfatik bir organ olarak sınıflandırılır.
3
Sistemik (B) semptomların varlığını kontrol et.
Gece terlemesi ve 5 kg5\text{ kg} kilo kaybı 'B semptomları' kategorisindedir.
Ateş, gece terlemesi ve son 6 ayda vücut ağırlığının %10'undan fazla kilo kaybı evreye 'B' eki getirir.

Anahtar Kavram

Hodgkin Lenfoma Ann Arbor Evrelemesi

İpuçları

1
Lenf nodu tutulumlarının diyaframın hangi tarafında kaldığını belirleyin.
2
Dalak tutulumu Hodgkin lenfomada evre IV değil, evre III olarak sınıflandırılır.
3
Kilo kaybı ve gece terlemesi varlığında evreye hangi harfin eklendiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Ann Arbor evrelemesinde dalak tutulumu (S) ve ekstralenfatik tutulum (E) arasındaki farkları tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 183Soru

7070 yaşında erkek hasta, 33 yıl önce halsizlik şikayetiyle başvurduğunda Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) tanısı almış ve o dönemden beri herhangi bir tedavi verilmeden "izle ve bekle" stratejisiyle takip edilmektedir. Hastanın yapılan son fizik muayenesinde servikal ve aksiller bölgelerde çapları 2 cm2 \text{ cm} olan birkaç ağrısız lenfadenopati dışında patoloji saptanmamıştır. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 11.8 g/dL11.8 \text{ g/dL}, trombosit sayısı 132.000/mm3132.000/\text{mm}^3 ve lökosit sayısı 105.000/mm3105.000/\text{mm}^3 (%88\%88 lenfosit) olarak saptanmıştır. Hasta, son 22 aydır her gece yastık değiştirmesini gerektirecek düzeyde gece terlemelerinden ve günlük işlerini yapmasını engelleyen şiddetli halsizlikten yakınmaktadır. Uluslararası KLL Çalışma Grubu (iwCLL) kriterlerine göre, bu hastada tedavi başlanması için en uygun endikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalıkla ilişkili semptomatik gece terlemeleri ve şiddetli halsizliğin olması

Cevap

Hastalıkla ilişkili semptomatik gece terlemeleri ve şiddetli halsizliğin varlığı, Uluslararası KLL Çalışma Grubu (iwCLL) kriterlerine göre aktif hastalık göstergesidir ve tedavi başlanması için en uygun endikasyondur.
Doğru seçenek olan semptomatik gece terlemeleri ve şiddetli halsizlik, iwCLL (International Workshop on CLL) kriterlerine göre 'aktif hastalık' tanımı içerisindedir. Bu kriterlere göre; son 6 ayda %10'dan fazla kilo kaybı, ciddi halsizlik (ECOG PS ≥ 2), 2 haftadan uzun süren enfeksiyon dışı ateş veya 1 aydan uzun süren gece terlemeleri tedavi başlanması için yeterli endikasyonlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut klinik ve laboratuvar bulgularını iwCLL 'aktif hastalık' kriterleri ile karşılaştırın.
Hastada hemoglobin >11 g/dL>11 \text{ g/dL} ve trombosit >100.000/mm3>100.000/\text{mm}^3 olduğu için kemik iliği yetmezliği kriteri karşılanmamaktadır.
Tedavi kararında evrelemeden ziyade aktif hastalık kriterleri belirleyicidir.
2
Hastanın semptomlarını (B semptomları) değerlendirin.
Hastada son 22 aydır devam eden gece terlemeleri ve günlük yaşamı kısıtlayan halsizlik (ECOG performans statüsünde bozulma) mevcuttur.
B semptomları iwCLL kriterlerine göre doğrudan tedavi endikasyonudur.
3
Fizik muayenedeki lenfadenopatilerin ve lökosit sayısının tedavi için yeterli olup olmadığını inceleyin.
Lenf nodları masif (>10 cm>10 \text{ cm}) değildir ve lökosit sayısı tek başına bir tedavi eşiği değildir.
Sadece sayısal lökosit artışı veya küçük lenf nodları tedavi gerektirmez.

Anahtar Kavram

Kronik Lenfositik Lösemi'de (KLL) tedavi kararı sadece laboratuvar değerlerine veya evreye göre değil, Uluslararası KLL Çalışma Grubu (iwCLL) tarafından tanımlanan 'aktif hastalık' kriterlerine (semptomlar, hızlı progresyon, kemik iliği yetmezliği) göre verilir.

İpuçları

1
KLL'de her hastaya tanı anında tedavi başlanmaz; birçok hasta yıllarca asemptomatik olarak izlenebilir.

Daha Fazla Pratik

iwCLL kriterleri içindeki lökosit ikiye katlanma süresi ve progresif kemik iliği yetmezliği sınırlarını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 184Soru

42 yaşında erkek hasta, rutin sağlık taramasında saptanan belirgin lökositoz (115.000/mm3115.000/mm^3) nedeniyle hematoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde splenomegali saptanan hastanın periferik yaymasında miyeloid serinin tüm aşamalarından hücreler (miyeloblasttan segmente kadar) ve bazofili görülüyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitogenetik veya moleküler yöntemlerle t(9;22)t(9;22) (BCRABL1BCR-ABL1) gösterilmesi

Cevap

Sitogenetik veya moleküler yöntemlerle t(9;22)t(9;22) (BCRABL1BCR-ABL1) gösterilmesi
Hastada görülen lökositoz, splenomegali ve periferik yaymadaki miyeloid sol kayma (blasttan segmente kadar tüm hücrelerin bulunması) tipik bir Kronik Miyeloid Lösemi (KMLKML) tablosudur. Dünya Sağlık Örgütü (WHOWHO) kriterlerine göre KMLKML tanısı, sitogenetik olarak t(9;22)t(9;22) (Philadelphia kromozomu) veya moleküler yöntemlerle (PCRPCR) BCRABL1BCR-ABL1 füzyon geninin gösterilmesi ile kesinleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Yüksek lökosit sayısı, splenomegali ve periferik yaymada 'tüm maturasyon basamaklarının' izlenmesi öncelikle Kronik Miyeloid Lösemiyi (KMLKML) düşündürür.
KML, kemik iliğinde aşırı miyeloid hücre üretimi ve bunların periferik kana dökülmesiyle karakterize bir miyeloproliferatif neoplazidir.
2
KML tanısı için altın standart testi belirle.
t(9;22)t(9;22) translokasyonu veya bunun moleküler karşılığı olan BCRABL1BCR-ABL1 füzyon geninin saptanması.
Philadelphia kromozomu (PhPh), KML hastalarının %95'inden fazlasında tanıyı doğrulayan karakteristik genetik değişikliktir.

Anahtar Kavram

Kronik Miyeloid Lösemi (KMLKML) tanısında t(9;22)t(9;22) (BCRABL1BCR-ABL1) mutlak gerekliliktir.

İpuçları

1
Hastada splenomegali ve her basamaktan miyeloid hücrelerin olduğu bir kronik süreç düşünün.
Tahmini Süre:45s
Soru 185Soru

3232 yaşında kadın hasta, son bir aydır artan halsizlik ve sağ gözünde dışarıya doğru büyüme şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde konjonktivalarda belirgin solukluk ve sağ orbital bölgede sert, fikse kitle (kloroma) tespit ediliyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 8.2g/dL8.2 g/dL, lökosit 2.800/μL2.800/\mu L ve trombosit 42.000/μL42.000/\mu L olarak saptanıyor. Periferik yaymada %40\%40 oranında, sitoplazmalarında belirgin Auer çubukları bulunan miyeloblastlar görülüyor. Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına sahip hastada en olası sitogenetik anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: t(8;21)t(8;21)

Cevap

Auer çubukları ve kloroma (granülositik sarkom) varlığıyla karakterize bu tabloda en olası sitogenetik anomali t(8;21)t(8;21) translokasyonudur.
Hastada saptanan Auer çubukları AML tanısını kesinleştirirken, orbital bölgedeki kloroma (granülositik sarkom) varlığı özellikle AML-M2 (matürasyon gösteren AML) alt tipini ve bu tiple ilişkili olan t(8;21)t(8;21) translokasyonunu düşündürür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Pansitopeni ve %40\%40 blast oranı ile Akut Miyeloid Lösemi (AML) tanısı konuldu.
Kemik iliği veya periferik kanda %20\%20 ve üzeri blast varlığı akut lösemi tanısı için yeterlidir.
2
Morfolojik belirteçlerin değerlendirilmesi
Auer çubuklarının varlığı tanının miyeloid seri (AML) olduğunu kesinleştirdi.
Auer çubukları lenfoblastlarda bulunmaz, sadece miyeloid seriye ait blastlarda (miyeloblast) görülür.
3
Ekstramedüller bulguların yorumlanması
Orbital kitle (kloroma/granülositik sarkom) varlığı AML-M2 alt tipiyle ilişkilendirildi.
AML-M2 alt tipi, ekstramedüller bir miyeloid kitle olan kloroma ile en sık ilişkili formdur.
4
Sitogenetik korelasyonun kurulması
AML-M2 için karakteristik olan t(8;21)t(8;21) translokasyonu belirlendi.
AML-M2 olgularının yaklaşık %1520\%15-20'sinde t(8;21)t(8;21) saptanır ve bu durum genellikle iyi prognoza işaret eder.

Anahtar Kavram

AML alt tiplerinde spesifik klinik bulgular ve sitogenetik anomaliler arasındaki ilişki (Örn: AML-M2 ve t(8;21)t(8;21)).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 186Soru

4545 yaşında kadın hasta, iki yıl önce evre IIII meme kanseri tanısıyla adriyamisin (antrasiklin) ve etoposid içeren kemoterapi protokolü almıştır. Rutin kontrollerinde halsizlik şikayeti olan hastanın tam kan sayımında Hb:8.5g/dLHb: 8.5 g/dL, WBC:3.200/μLWBC: 3.200/\mu L, Plt:62.000/μLPlt: 62.000/\mu L saptanıyor. Periferik yaymada %40\%40 oranında, geniş sitoplazmalı, nükleolü belirgin blastik hücreler görülüyor. Kemik iliği biyopsisi "Akut Monositik Lösemi" (AML-M5) morfolojisi ile uyumlu geliyor. Bu hastada saptanması en olası sitogenetik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 11q2311q23 (KMT2AKMT2A) rearanjmanı

Cevap

Topoizomeraz II inhibitörü olan etoposid kullanımına bağlı gelişen tedavi ilişkili AML'de en olası anomali 11q2311q23 (KMT2AKMT2A) rearanjmanıdır.
Doğru yanıt olan 11q2311q23 (KMT2AKMT2A) rearanjmanı, etoposid ve antrasiklinler gibi topoizomeraz II inhibitörlerine bağlı gelişen sekonder AML'lerin (t-AML) tipik özelliğidir. Bu vakalarda latens süre kısa (131-3 yıl) olup, genellikle öncül bir miyelodisplastik sendrom (MDS) fazı görülmez ve morfoloji sıklıkla AML-M4 veya M5 (monositik) karakterindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojik faktörü tanımla
Hastanın 22 yıl önce etoposid (Topoizomeraz II inhibitörü) aldığı saptandı.
Sekonder AML tiplerini ayırt etmek için kullanılan ilaç grubu kritiktir.
2
Latens süreyi ve morfolojiyi değerlendir
22 yıllık kısa latens süre ve monositik morfoloji (M5) izlendi.
Topoizomeraz II inhibitörleri kısa sürede (131-3 yıl) ve genellikle monositik ağırlıklı lösemilere yol açar.
3
Sitogenetik eşleştirmeyi yap
Kısa latensli, monositik morfolojili t-AML için tipik bulgu 11q2311q23 hasarıdır.
Alkilleyici ajanların aksine bu grupta 5/75/7 delesyonu değil, dengeli translokasyonlar/kırılmalar ön plandadır.

Anahtar Kavram

Tedavi ilişkili (Sekonder) AML ayırıcı tanısı

Daha Fazla Pratik

Sekonder AML'lerde alkilleyici ajanlar ve topoizomeraz inhibitörleri arasındaki farkları içeren bir tabloyu tekrar inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 187Soru

Doğumdan sonraki ilk 66 ayda normal olan ancak sonrasında belirginleşen halsizlik, solukluk ve karın şişliği şikayetleriyle 1414 aylık bir erkek çocuk polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede belirgin konjonktival solukluk, hepatosplenomegali ve kafa kemiklerinde (frontal ve maksiller bölgelerde) belirginleşme saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde aşağıdaki bulgular elde ediliyor:

ParametreDeğer
Hemoglobin5.25.2 g/dL
MCV6262 fL
Periferik YaymaHedef hücreler, belirgin eritrosit morfoloji bozukluğu, çekirdekli eritrositler
Hb ElektroforeziHbAHbA: %00, HbFHbF: %9595, HbA2HbA_2: %55

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beta talasemi majör

Cevap

Beta talasemi majör
Hastada görülen belirtilerin 66. aydan sonra başlaması, ağır mikrositer anemi, hepatosplenomegali ve 'chipmunk facies' (sincap yüzü) görünümü klasik bir beta talasemi majör tablosudur. Tanı, hemoglobin elektroforezinde HbAHbA'nın hiç saptanmaması ve HbFHbF'in çok yüksek (%9595) bulunması ile kesinleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve yaşı değerlendirmek
Belirtilerin 66. aydan sonra başlaması ve kemik değişiklikleri
Beta globin zincir sentezi eksikliği, HbFHbF'den HbAHbA'ya geçişin tamamlanması gereken 66. aydan itibaren klinik bulgu verir.
2
Laboratuvar verilerini ve elektroforezi analiz etmek
Ağır mikrositoz ve %9595 HbFHbF oranı
Beta zinciri hiç sentezlenemediği için (HbAHbA: %00) vücut kompansatuar olarak HbFHbF üretimini artırır.
3
Fizik muayene bulgularıyla birleştirmek
Ekstramedüller hematopoez bulguları
Eritropoezin yetersiz kalması sonucu karaciğer, dalak ve kafa kemiklerinde (diploik mesafede genişleme) kompansatuar kan yapımı başlar.

Anahtar Kavram

Beta talasemi majörde beta globin zincir sentezi yoktur veya çok azalmıştır; bu durum ağır anemi, HbFHbF baskınlığı ve iskelet deformiteleri ile karakterizedir.

Alternatif Yöntem

Mikrositer anemi ayırıcı tanısında Mentzer indeksi (MCV/Eritrosit sayısı) kullanılabilir; indeksi <13<13 olması talasemi lehinedir, ancak bu hastada olduğu gibi elektroforez ve ağır klinik tablo doğrudan tanı koydurucudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 188Soru

2424 yaşında erkek hasta, evlilik öncesi tarama testlerinde anemi saptanması üzerine polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmayan hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreBaşvuru DeğeriReferans Aralığı
Hemoglobin (Hb)10.810.8 g/dL13.517.513.5 - 17.5
Eritrosit Sayısı (RBC)5.9×106/μL5.9 \times 10^6/\mu L4.55.94.5 - 5.9
Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV)6262 fL8010080 - 100
Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW)%16.2\%16.2%11.514.5\%11.5 - 14.5
Serum Ferritini77 ng/mL2025020 - 250
Hb Elektroforezi (HbA2)%2.6\%2.6%2.03.5\%2.0 - 3.5

Hastaya 33 ay süreyle oral demir replasman tedavisi veriliyor. Tedavi sonrası yapılan kontrolde Hb değeri 11.811.8 g/dL'ye, MCV değeri ise 7272 fL'ye yükseliyor. Tekrarlanan Hb elektroforezinde HbA2 düzeyi %4.8\%4.8 olarak ölçülüyor.

Bu klinik seyir ve laboratuvar bulguları temel alındığında, hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği ile maskelenmiş β\beta-talasemi minör

Cevap

Demir eksikliği ile maskelenmiş β-talasemi minör
Doğru seçenek, hastadaki anemi tablosunun hem demir eksikliği hem de β-talasemi taşıyıcılığından kaynaklandığını açıklar. Başlangıçta düşük olan ferritin düzeyi demir eksikliğini kanıtlarken, Mentzer indeksinin düşük olması ve demir tedavisi sonrası anemisinin tam düzelmeyip HbA2'nin tanısal sınıra (%4.8) çıkması, demir eksikliğinin altta yatan talasemi bulgusunu maskelediğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Başvuru anındaki parametreleri değerlendir
Belirgin mikrositoz (MCV 62), eritrositoz (RBC 5.9) ve düşük ferritin (7 ng/mL) saptandı.
Mentzer indeksi (MCV/RBC = 62/5.9 = 10.5) hesaplandığında sonucun 13'ten küçük olması hastada talasemi taşıyıcılığı şüphesini doğurur, ancak düşük ferritin eşlik eden demir eksikliğini gösterir.
2
HbA2 düzeyini yorumla
HbA2 düzeyi %2.6 (normal sınırlarda) bulundu.
Beta-talasemi taşıyıcılığında HbA2 > %3.5 olması beklenir. Ancak demir eksikliği, globin zincir sentezini etkileyerek HbA2 düzeyini yalancı normal sınırlara çekebilir (maskeleme).
3
Tedavi sonrası değişimi analiz et
Demir tedavisi sonrası anemi tam düzelmedi (Hb 11.8) ve HbA2 düzeyi %4.8'e (tanısal düzey) çıktı.
Demir eksikliği ortadan kalkınca β-talasemi taşıyıcılığının tipik bulgusu olan HbA2 yüksekliği görünür hale gelmiştir.

Anahtar Kavram

Demir eksikliğinin β-talasemi elektroforez bulguları üzerindeki maskeleyici etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 189Soru

48 yaşında erkek hasta, sağ boyun bölgesinde yaklaşık 2 aydır bulunan, ağrısız ve lastik kıvamında şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ servikal ve sağ aksiller bölgede lenfadenopatiler saptanıyor. Yapılan lenf nodu eksizyonel biyopsisinde Reed-Sternberg hücreleri izlenmiş; immünhistokimyasal incelemede CD15(+)CD15(+) ve CD30(+)CD30(+) saptanmıştır. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) mediastinal lenfadenopatiler ve sağ akciğer üst lobda, hiler lenf nodu istasyonuna komşu ve doğrudan invazyonla uyumlu fokal parankimal tutulum izleniyor. Hastada ateş, gece terlemesi veya kilo kaybı saptanmıyor; diyafram altı görüntülemeler ve kemik iliği biyopsisi normaldir. Bu hasta için Ann Arbor evreleme sistemine göre en uygun evre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIE

Cevap

Hastanın durumu Ann Arbor evreleme sistemine göre Evre IIE olarak sınıflandırılır.
Hastanın diyaframının aynı tarafında (üst kısmında) birden fazla lenf nodu istasyonu (servikal, aksiller ve mediastinal) tutulmuştur, bu durum Evre II kriterlerini karşılar. Akciğer parankimindeki tutulumun bağımsız bir odak değil, hiler lenf nodlarından doğrudan yayılım (invazyon) şeklinde olması, evreye 'E' (extranodal) takısının eklenmesini gerektirir. Bu nedenle en uygun tanımlama Evre IIE şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Lenf nodu tutulum bölgelerini ve diyaframla ilişkisini belirle.
Sağ servikal, sağ aksiller ve mediastinal tutulum mevcut; tümü diyaframın üzerinde (aynı tarafında).
Ann Arbor sisteminde diyaframın aynı tarafındaki iki veya daha fazla bölge tutulumu en az Evre II'dir.
2
Ekstralenfatik organ tutulumunun niteliğini analiz et.
Sağ akciğerde hiler lenf nodundan doğrudan invazyonla uyumlu fokal tutulum mevcut.
Lenf nodundan komşu bir organa doğrudan (limitli) yayılım, evreye 'E' (extranodal) takısı eklenerek belirtilir.
3
Sistemik (B) semptomların varlığını kontrol et.
Ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı yok.
B semptomlarının yokluğu hastanın evresinin 'A' (asemptomatik) olduğunu gösterir (Evre IIEA).
4
Bulguları birleştirerek nihai evreyi belirle.
Evre II + E takısı = Evre IIE.
Hastada diyafram altı tutulum (Evre III) veya yaygın parankimal metastaz (Evre IV) bulgusu yoktur.

Anahtar Kavram

Ann Arbor Evrelemesinde 'E' (Extranodal Extension) Takısı
Soru 190Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan halsizlik ve efor dispnesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde konjonktivalar soluk saptanıyor, organomegali veya lenfadenopati izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde şu sonuçlar elde ediliyor:

TetkikSonuç
Hemoglobin8.88.8 g/dL
MCV106106 fL
Lökosit4.200/mm34.200/mm^3
Mutlak Nötrofil Sayısı1.900/mm31.900/mm^3
Trombosit165.000/mm3165.000/mm^3
Retikülosit%0.6\%0.6

Kemik iliği aspirasyonunda hücresellik artmış, eritroid seride belirgin displazi ve megaloblastoid değişiklikler izleniyor. Blast oranı %2\%2 olarak hesaplanıyor. Demir boyamasında (Prusya mavisi) eritroid öncüllerin %22\%22'sinde halkalı (ring) sideroblastlar görülüyor.

Bu hasta için en olası moleküler genetik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SF3B1SF3B1 gen mutasyonu

Cevap

Halkalı sideroblast artışı ile karakterize Miyelodisplastik Sendrom tablosunda en olası moleküler bozukluk SF3B1 gen mutasyonudur.
Vakada sunulan makrositer anemi, düşük blast oranı ve belirgin halkalı sideroblast varlığı (%20\%20 üzerinde), hastayı WHO sınıflamasına göre halkalı sideroblastlı MDS (MDS-RS) kategorisine sokmaktadır. Bu spesifik alt tipte en sık saptanan ve tanısal önemi olan moleküler bozukluk bir RNA splicing faktörü olan SF3B1SF3B1 genindeki mutasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Hematolojik verilerin analizi
Hastada makrositer anemi (MCV>100MCV > 100 fL) ve düşük retikülosit oranıyla seyreden etkisiz hematopoez bulguları mevcuttur.
Anemi ayırıcı tanısında morfoloji ve kemik iliği yanıtını değerlendirmek gerekir.
2
Kemik iliği bulgularının değerlendirilmesi
Düşük blast oranı (%2\%2) ve belirgin halkalı sideroblast varlığı (%22\%22) saptanmıştır.
WHO kriterlerine göre halkalı sideroblastların %15\%15 (veya SF3B1 mutasyonu varlığında %5\%5) üzerinde olması spesifik bir MDS alt tipine işaret eder.
3
Moleküler eşleşmenin yapılması
SF3B1 mutasyonu, halkalı sideroblastlarla seyreden MDS'nin en tipik genetik özelliğidir.
Splicing faktör gen mutasyonları MDS patogenezinde kritik rol oynar.

Anahtar Kavram

Halkalı sideroblastlı MDS (MDS-RS) ve SF3B1 mutasyonu ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

MDS'de IPSS-R risk skorlamasında kullanılan parametreleri (blast yüzdesi, sitogenetik, hemoglobin, trombosit, mutlak nötrofil sayısı) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 191Soru

5555 yaşında erkek hasta, küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısıyla takip edilmektedir. Son kontrollerinde halsizlik ve eforla gelen nefes darlığı şikayeti olan hastanın laboratuvar incelemesinde Hemoglobin: 10.510.5 g/dL, Hematokrit: %32, Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV): 8282 fL, RDW: %13.5, Serum demiri: 3030 μ\mu g/dL, Total demir bağlama kapasitesi (TDBK): 220220 μ\mu g/dL ve Ferritin: 450450 ng/mL saptanıyor. Bu hastadaki anemi tablosunda, demirin bağırsaklardan emilimini azaltan ve makrofajlarda hapsedilmesine neden olan temel mediyatör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hepsiydin

Cevap

Kronik hastalık anemisinde demir blokajından sorumlu olan temel mediyatör hepsiydindir.
Kronik hastalık anemisinde, enflamatuar durumlarda karaciğerden sentezi artan hepsiydin; demir taşıyıcı kanalı olan ferroportine bağlanarak onu yıkar. Bu durum demirin makrofajlarda hapsedilmesine (sekestrasyon) ve bağırsaktan emiliminin durmasına neden olarak fonksiyonel bir demir eksikliği tablosu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın laboratuvar bulgularını analiz et.
Düşük serum demiri, düşük TDBK ve yüksek ferritin düzeyleri, kronik bir hastalık olan akciğer kanseri ile birleştiğinde 'Kronik Hastalık Anemisi' tanısını koydurur.
Anemi ayırıcı tanısında demir parametrelerinin paternini belirlemek ilk adımdır.
2
Kronik hastalık anemisinin patofizyolojisini hatırla.
Enflamatuar sitokinler (özellikle IL-6) karaciğerden hepsiydin sentezini artırır.
Bu aneminin temelinde demirin kullanılamaması yatar.
3
Hepsiydinin etki mekanizmasını belirle.
Hepsiydin, ferroportin kanallarını degrade ederek demirin bağırsaktan emilimini ve makrofajlardan salınımını engeller.
Soru, bu süreci başlatan temel mediyatörü sormaktadır.

Anahtar Kavram

Kronik Hastalık Anemisi ve Hepsiydin Mekanizması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 192Soru

62 yaşında erkek hasta, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle son bir yıldır haftada üç kez subkütan rekombinant insan eritropoietini (rHuEPOrHuEPO) tedavisi almaktadır. Son bir ayda giderek artan halsizlik ve efor dispnesi şikayetleri ile başvuran hastanın yapılan tetkiklerinde, daha önce 10.5 g/dL10.5\text{ g/dL} düzeyinde stabil seyreden hemoglobin değerinin 6.2 g/dL6.2\text{ g/dL}'ye düştüğü saptanıyor.

Laboratuvar bulguları:
- Lökosit sayısı: 5.900/mm35.900/\text{mm}^3
- Trombosit sayısı: 225.000/mm3225.000/\text{mm}^3
- Retikülosit oranı: %0.1\%0.1
- Kemik iliği biyopsisi: Normoselüler ilik, eritroid öncüller %1\%1'in altında, miyeloid seri ve megakaryositler normal.

Bu hastadaki klinik tabloya yol açan en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritropoietine karşı gelişen nötralizan antikorlar

Cevap

Eritropoietine karşı gelişen nötralizan antikorlar, bu hastadaki saf eritroid aplazi tablosunun en olası nedenidir.
Hastada lökosit ve trombosit sayıları normal iken sadece eritrosit serisinde ağır bir üretim kusuru (retikülositopeni ve kemik iliğinde eritroid öncüllerin yokluğu) mevcuttur. Bu tablo 'Saf Eritroid Aplazi' olarak tanımlanır. Kronik böbrek yetmezliği olan ve rekombinant eritropoietin tedavisi alan hastalarda, ilaca karşı gelişen nötralizan antikorlar hem verilen ilacı hem de hastanın kendi eritropoietinini etkisiz hale getirerek bu ağır anemiyi tetikler.

Adım Adım Çözüm

1
Hemogram ve retikülosit değerlerinin analizi
Derin normositik anemi ve retikülositopeni (%0.1\%0.1) saptandı.
Aneminin kemik iliği üretim yetersizliğine bağlı olup olmadığını anlamak için retikülosit kritik bir parametredir.
2
Diğer hücre serilerinin ve kemik iliği bulgularının değerlendirilmesi
Lökosit ve trombositlerin normal olması, iliğin normoselüler ancak eritroid öncüllerin seçici olarak yokluğu saptandı.
Bu bulgular tabloyu aplastik anemiden ayırarak 'Saf Eritroid Aplazi' (PRCA) tanısına yönlendirir.
3
Etyolojik faktörlerin klinik öykü ile birleştirilmesi
Uzun süreli rHuEPO kullanımı öyküsü ile PRCA tablosu ilişkilendirildi.
rHuEPO tedavisi alanlarda gelişen nötralizan antikorlar, ekzojen ve endojen eritropoietini bloke ederek ağır PRCA tablosuna neden olur.

Anahtar Kavram

Saf Eritroid Aplazi (PRCA), kemik iliğinde eritroid öncüllerin seçici olarak yokluğu ile karakterize, arejeneratif bir anemidir; edinsel nedenleri arasında timoma, ilaçlar (rHuEPO vb.) ve virüsler (Parvovirüs B19) yer alır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 193Soru

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2022 kriterlerine göre, Polisitemia Vera (PVPV) tanısında kullanılan minör kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük serum eritropoetin (EPOEPO) düzeyi

Cevap

Düşük serum eritropoetin (EPOEPO) düzeyi
DSÖ 2022 sınıflamasına göre Polisitemia Vera tanısı için 3 majör kriter (Hb/Hct yüksekliği, kemik iliği panmiyelozu, JAK2JAK2 mutasyonu) ve 1 minör kriter (EPOEPO düşüklüğü) belirlenmiştir. Tanı için ya 3 majör kriterin tamamı ya da ilk 2 majör kriter ile minör kriterin varlığı gereklidir. Serum eritropoetin düzeyinin normalin altında olması, sekonder polisitemilerden ayrımda da önemli bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Polisitemia Vera (PVPV) için DSÖ 2022 tanı kriterlerini hatırla.
Tanı için 3 majör kriter ve 1 minör kriter tanımlanmıştır.
Majör ve minör kriterlerin ayrımı tanı koymak için temel adımdır.
2
Seçeneklerdeki bulguları majör ve minör olarak sınıflandır.
Hemoglobin yüksekliği, kemik iliği panmiyelozu ve JAK2JAK2 mutasyonu majör kriterlerdir.
Hastalığın patofizyolojisiyle doğrudan ilişkili temel bulgular majör kategorisindedir.
3
Tek minör kriteri belirle.
Serum EPOEPO düzeyinin düşüklüğü tek minör kriterdir.
Eritroid hiperplaziye yanıt olarak sekonder olmayan (primer) durumlarda EPOEPO baskılanır.

Anahtar Kavram

Polisitemia Vera DSÖ 2022 Tanı Kriterleri
Soru 194Soru

24 yaşında kadın hasta, son 6 aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve toprak yeme şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde konjonktivalar soluk saptanıyor ve kaşık tırnak (koilonişi) görünümü izleniyor.

Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Hemoglobin (Hb)9.59.5 g/dL
Hematokrit (Hct)%29\%29
MCV6868 fL
RDW%19.5\%19.5
Serum Demiri1818 μ\mug/dL
TDBK (Total Demir Bağlama Kapasitesi)480480 μ\mug/dL
Ferritin55 ng/mL

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastada saptanan mikrositer anemiye (düşük MCV) eşlik eden çok düşük ferritin düzeyi, yüksek TDBK ve yüksek RDW, demir eksikliği anemisi tanısını kesinleştirir. Pika (toprak yeme) ve koilonişi gibi klinik bulgular da bu tanıyı destekleyen klasik belirtilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini analiz et.
Hb 9.59.5 g/dL ve MCV 6868 fL (normali 80-100 fL) olması hastada mikrositer anemi olduğunu gösterir.
Aneminin morfolojik sınıflandırmasını yapmak tanısal yaklaşımın ilk adımıdır.
2
Demir parametrelerini ve RDW değerini değerlendir.
Ferritin düzeyinin çok düşük (55 ng/mL) olması ve TDBK'nın yüksek olması vücut demir depolarının tükendiğini gösterir. RDW'nin yüksek olması (19.519.5) ise eritrosit boyutlarındaki değişkenliği (anizositoz) gösterir ve demir eksikliğini destekler.
Ferritin düşüklüğü demir eksikliği anemisi için en spesifik laboratuvar bulgusudur.
3
Klinik bulgularla laboratuvar verilerini birleştir.
Toprak yeme (pika) ve kaşık tırnak (koilonişi) demir eksikliğine özgü klinik belirtilerdir.
Klinik ve laboratuvar uyumu kesin tanıya ulaştırır.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisinde laboratuvar bulguları: Düşük Hb, düşük MCV, yüksek RDW, düşük ferritin ve yüksek TDBK.

Daha Fazla Pratik

Demir eksikliği anemisi saptanan erişkin bir erkekte veya postmenopozal bir kadında bir sonraki adımın gastrointestinal sistem taraması olması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 195Soru

42 yaşında kadın hasta, rutin sağlık taramasında saptanan trombositoz (780.000780.000/μ\mu L) nedeniyle hematoloji polikliniğine başvuruyor. Öyküsünde el parmaklarında zaman zaman belirginleşen yanıcı ağrı ve kızarıklık (eritromelalji) tarifliyor. Fizik muayenesi normal sınırlarda saptanıyor; splenomegali eşlik etmiyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin: 13.213.2 g/dL, lökosit: 8.4008.400/μ\mu L bulunuyor. İnflamatuar belirteçler (CRP, ESR) normal saptanıyor. Moleküler analizde CALRCALR mutasyonu pozitif, BCRABL1BCR-ABL1 ise negatif sonuçlanıyor. Bu hastada WHO 2022 kriterlerine göre esansiyel trombositemi (ET) tanısı koyabilmek için kemik iliği biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyük, matür, "geyik boynuzu" (staghorn) görünümlü hiperlobüle nükleuslu megakaryositler

Cevap

Doğru yanıt, kemik iliğinde büyük, matür ve "geyik boynuzu" (staghorn) görünümlü hiperlobüle nükleuslu megakaryositlerin izlenmesidir.
WHO 2022 kriterlerine göre esansiyel trombositemi (ET) tanısında kemik iliği biyopsisi kritik bir majör kriterdir. ET'de megakaryositlerin matür, büyük ve "geyik boynuzu" (staghorn) olarak adlandırılan hiperlobüle nükleuslara sahip olması beklenir. Ayrıca granülositik veya eritroid dizide belirgin bir sola kayma veya artış izlenmemesi ET'yi diğer miyeloproliferatif hastalıklardan ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et
İzole trombositoz (780.000780.000/μ\mu L), eritromelalji öyküsü, normal inflamatuar belirteçler ve CALRCALR pozitifliği saptandı.
Bu bulgular hastada bir miyeloproliferatif neoplazi (özellikle ET veya PMF) olabileceğini düşündürür.
2
WHO 2022 ET tanı kriterlerini hatırla
Trombosit sayısı >450.000>450.000, BCRABL1BCR-ABL1 negatifliği ve sürücü mutasyon (CALRCALR) varlığı majör kriterleri karşılar.
Tanıyı kesinleştirmek için kemik iliği biyopsisindeki morfolojik majör kriterin doğrulanması gerekir.
3
Hastalığa özgü megakaryosit morfolojisini belirle
ET'de megakaryositler büyük, matür ve staghorn (geyik boynuzu) nükleusludur; granülositik veya eritroid seride belirgin artış izlenmez.
Bu morfolojik özellik, ET'yi özellikle pre-fibrotik PMF'den (bulut benzeri nükleus, hipersellülarite) ayıran en önemli kriterdir.

Anahtar Kavram

WHO 2022 Esansiyel Trombositemi Tanı Kriterleri ve Megakaryosit Morfolojisi

İpuçları

1
ET tanısı için kemik iliğinde megakaryositlerin matür olup olmadığına ve nükleer lobülasyon şekline dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Primer miyelofibrozisin (PMF) minör kriterlerini ve 'pre-fibrotik' evre özelliklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 196Soru

6565 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolünde saptanan lökositoz nedeniyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde bilateral servikal 22 cm ve aksiller 1,51,5 cm lenfadenopatiler saptanıyor; dalak kosta kenarını 22 cm geçiyor. Hastanın ateş, gece terlemesi veya kilo kaybı şikayeti bulunmuyor.

Laboratuvar bulguları:
- Lökosit: 82.000/μL82.000/\mu L ( ⁣%88\!\%88 olgun görünümlü lenfosit)
- Hemoglobin: 13,4g/dL13,4 g/dL
- Trombosit: 185.000/μL185.000/\mu L
- Periferik yayma: Yaygın Gumprecht hücreleri (ezilme hücreleri) izleniyor.
- Akım sitometrisi: CD5(+)CD5(+), CD19(+)CD19(+), CD23(+)CD23(+), CD20CD20 (zayıf ++), sIgsIg (zayıf ++).
- Sitogenetik ve Moleküler: FISH ile del(17p)del(17p), CD38(+)CD38(+) ve ZAP70(+)ZAP-70(+) saptanıyor.

Bu hasta için bir sonraki en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedavi başlama kriterleri oluşana kadar semptomsuz izlem

Cevap

Tedavi başlama kriterleri oluşana kadar semptomsuz izlem stratejisi uygulanmalıdır.
Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) tanılı hastalarda tedaviye başlama kararı iwCLL tarafından belirlenen 'aktif hastalık' kriterlerine dayanır. Bu kriterler arasında ilerleyici kemik iliği yetmezliği (Hb <11g/dL< 11 g/dL, Plt <100.000/μL< 100.000/\mu L), masif veya semptomatik splenomegali/lenfadenopati, otoimmün sitopenilerin tedaviye yanıtsızlığı ve belirgin B semptomları yer alır. del(17p)del(17p), ZAP70ZAP-70 ve CD38CD38 gibi faktörler hastalığın kötü seyredeceğine işaret etse de, bu belirteçlerin varlığı tek başına (hasta asemptomatikken) tedavi endikasyonu oluşturmaz. Bu nedenle semptomsuz izlem en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın evresini belirle
Rai Evre II (Lenfadenopati + Splenomegali)
Rai sınıflamasına göre lenfosit artışı ile birlikte lenf nodu ve organomegali tutulumu orta riskli Evre II'yi gösterir.
2
Aktif hastalık kriterlerini değerlendir
Negatif
Hastada B semptomu (ateş, kilo kaybı), kemik iliği yetmezliği (anemi, trombositopeni) veya masif/progresif organomegali (dalak >6>6 cm) bulunmamaktadır.
3
Prognostik belirteçlerin tedavi kararındaki yerini analiz et
Endikasyon yok
iwCLL 2018 kriterlerine göre del(17p)del(17p), TP53TP53 mutasyonu, ZAP70ZAP-70 veya CD38CD38 gibi belirteçler sadece prognozu ve tedavi seçimini belirler; asemptomatik hastada tedaviye başlama nedeni değildir.

Anahtar Kavram

KLL'de Tedavi Endikasyonları ve Prognostik Belirteçler

Daha Fazla Pratik

CLL'de Richter transformasyonu şüphesinde hangi tetkikin tanısal olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 197Soru

6262 yaşında erkek hasta, 22 yıldır B-hücreli kronik lenfositik lösemi (KLL) tanısıyla izlenmektedir. Son 22 haftadır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve idrar renginde koyulaşma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, skleralar ikterik saptanıyor; dalak kosta kenarını 33 cm geçiyor. Laboratuvar incelemesinde Hb: 7.47.4 g/dL, MCV: 104104 fL, retikülosit: %11\%11, indirekt bilirubin: 3.83.8 mg/dL ve LDH: 880880 U/L (N:<250N: <250) saptanıyor. Periferik yaymada polikromazi ve yaygın sferositler izleniyor. Direkt Coombs testi IgG ile (+)(+) sonuç veriyor.

Bu hastada hemolize neden olan otoantikorların en olası antijenik hedefi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rh sistem antijenleri

Cevap

Sıcak tip otoimmün hemolitik anemide otoantikorların en olası antijenik hedefi Rh sistem antijenleridir.
Sıcak tip AIHA, en sık görülen otoimmün hemolitik anemi tipidir ve KLL gibi malignitelerle sık birliktelik gösterir. Bu tabloda oluşan IgG tipi otoantikorlar, eritrosit membranındaki Rh sistem antijenlerine (özellikle Rh protein kompleksinin temel bileşenlerine) karşı spesifite gösterirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz etme
Hastada KLL zemini, hemolitik anemi bulguları (Hb düşüklüğü, retikülositoz, indirekt bilirubin ve LDH yüksekliği) ve periferik yaymada sferositler mevcuttur.
KLL gibi lenfoproliferatif hastalıklar sekonder otoimmün hemolitik anemilerin en sık nedenlerinden biridir.
2
İmmünolojik test sonucunu yorumlama
Direkt Coombs testinin IgG ile (+)(+) olması, 'Sıcak Tip Otoimmün Hemolitik Anemi' (W-AIHA) tanısını doğrular.
W-AIHA tipik olarak IgG aracılıdır; oysa soğuk aglütinin hastalığı IgM aracılıdır ve Coombs testinde genellikle sadece C3d pozitifliği saptanır.
3
Otoantikor spesifitesini tanımlama
Sıcak tip AIHA'da saptanan IgG tipi otoantikorlar genellikle Rh sistemi (D, C, E, c, e gibi) antijenlerine karşı spesifiktir.
Antijenik hedefin bilinmesi, hastalığın immunopatogenezini ve laboratuvar ayrımını (soğuk tip ve PCH'den) sağlar.

Anahtar Kavram

Sıcak tip AIHA'da otoantikorların Rh sistem antijenlerine karşı gelişmesi.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 198Soru

5454 yaşında erkek hasta, sol üst kadranda dolgunluk hissi ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede dalak kosta yayını 44 cm geçiyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 11.811.8 g/dL, lökosit 12.40012.400/μ\mu L, trombosit 980.000980.000/μ\mu L ve laktat dehidrogenaz (LDH) 580580 U/L (N<250N < 250) saptanıyor. JAK2 V617F mutasyonu pozitif bulunan hastada, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2022 kriterlerine göre "Prefibrotik Primer Miyelofibrozis" (Pre-PMF) tanısını "Esansiyel Trombositemi"den (ET) ayıran en temel kemik iliği bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atipik, kümelenmiş ve nükleer lobülasyonu azalmış (bulutsu/cloudy) megakaryosit artışına eşlik eden granülositik proliferasyon ve artmış ilik sellülaritesi

Cevap

Atipik, kümelenmiş ve nükleer lobülasyonu azalmış (bulutsu) megakaryosit artışına eşlik eden granülositik proliferasyon ve artmış ilik sellülaritesi
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2022 sınıflamasına göre, Prefibrotik Primer Miyelofibrozis (Pre-PMF) tanısı için kemik iliğinde artmış sellülarite, granülositik proliferasyon ve azalmış eritropoez ile birlikte atipik megakaryositlerin (nükleer lobülasyonu azalmış, 'cloudy' veya bulutsu görünümlü) bulunması şarttır. Bu hastada saptanan anemi, splenomegali ve yüksek LDH seviyeleri klinik olarak ET'den ziyade Pre-PMF'yi desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hastada belirgin trombositoz ile birlikte anemi, splenomegali ve yüksek LDH saptanmıştır.
Esansiyel Trombositemi'de (ET) genellikle anemi, belirgin splenomegali ve yüksek LDH beklenmez; bu bulgular Primer Miyelofibrozis (PMF) lehinedir.
2
WHO 2022 tanı kriterlerine göre ayırıcı tanıyı değerlendir.
Vakada fibrozis evresinden bahsedilmediği için ET ile Prefibrotik PMF (Pre-PMF) arasında kalınmıştır.
Pre-PMF, klinik olarak ET'ye çok benzeyebilir ancak prognozu daha kötüdür ve kemik iliği morfolojisi ile ayırt edilir.
3
Kemik iliği morfolojik farklarını belirle.
Pre-PMF'de megakaryositler atipiktir (bulutsu nükleus) ve granülositik seri artmıştır; ET'de ise megakaryositler matürdür (geyik boynuzu) ve granülositik artış yoktur.
Ayırıcı tanıdaki en kritik nokta megakaryosit morfolojisi ve eşlik eden granülositik proliferasyondur.

Anahtar Kavram

WHO 2022 kriterlerine göre Pre-PMF ve ET arasındaki en temel morfolojik fark, megakaryosit atipisi (bulutsu/cloudy nükleus) ve eşlik eden granülositik proliferasyondur.

Daha Fazla Pratik

WHO 2022 kriterlerinde PV için hemoglobin ve hematorit sınır değerlerini ve minör kriter olan EPO düzeyini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 199Soru

6262 yaşında erkek hasta, yaklaşık 1010 yıldır Tip 2 Diyabet tanısıyla Metformin kullanmaktadır. Son 66 aydır giderek artan halsizlik, yorgunluk ve her iki ayak tabanında "karıncalanma" ve uyuşma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde derin tendon reflekslerinde azalma ve vibrasyon duyusunda kayıp saptanıyor.

Hastanın laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin10.210.2 g/dLg/dL13.517.513.5 - 17.5
Hematokrit%31\%31%4153\%41 - 53
MCV110110 fLfL8010080 - 100
Lökosit3.800/μL3.800/\mu L4.00010.0004.000 - 10.000
Trombosit145.000/μL145.000/\mu L150.000450.000150.000 - 450.000

Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularından sorumlu olması en muhtemel neden aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vitamin B12B_{12} eksikliği

Cevap

Uzun süreli Metformin kullanımına bağlı gelişen Vitamin B12B_{12} eksikliği
Doğru seçenek olan Vitamin B12B_{12} eksikliği, hastadaki makrositik anemi, hafif dereceli lökopeni/trombopeni ve nörolojik semptomları (vibrasyon kaybı, refleks azalması) tam olarak açıklar. Metformin, terminal ileumda kalsiyum bağımlı olan intrinsic faktör-vitamin B12B_{12} kompleksinin reseptörüne bağlanmasını bozarak malabsorpsiyona neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Anemi tipinin belirlenmesi
Hemoglobin 10.210.2 g/dLg/dL ve MCV 110110 fLfL olması, hastada makrositik anemi olduğunu gösterir.
MCV değerinin 100100 fLfL üzerinde olması makrositoz olarak tanımlanır.
2
Eşlik eden bulguların analizi
Hastada vibrasyon duyusu kaybı ve DTR azalması gibi nörolojik bulgular ile hafif lökopeni/trombopeni (pansitopeni eğilimi) mevcuttur.
Vitamin B12B_{12} eksikliği, folat eksikliğinden farklı olarak nörolojik tutulum (subakut kombine dejenerasyon) yapar.
3
Etiyolojik bağlantının kurulması
Uzun süreli Metformin kullanımı, terminal ileumda IF-B12 kompleksinin emilimini kalsiyum bağımlı mekanizma üzerinden bozar.
Diyabetik hastalarda Metformin kullanımı, B12 eksikliği için önemli ve sık gözden kaçan bir risk faktörüdür.

Anahtar Kavram

Metformin kullanımı ve Vitamin B12B_{12} eksikliği ilişkisi
Soru 200Soru

3232 yaşında kadın hasta, halsizlik ve son üç aydır özellikle sabahları belirginleşen, gün içinde ise rengi açılan koyu renkli idrar şikayeti ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk ve hafif skleral ikter saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; hemoglobin 9.5 g/dL9.5 \text{ g/dL}, retikülosit %7\%7, serum laktat dehidrogenaz (LDH) 1250 U/L1250 \text{ U/L} (N: 140280140-280), haptoglobin <5 mg/dL5 \text{ mg/dL} ve direkt Coombs testi negatif olarak bulunuyor. İdrar analizinde hemoglobinüri saptanırken, mikroskopik incelemede eritrosit görülmüyor.

Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için öncelikle yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akım sitometrisi ile kan hücrelerinde CD55 ve CD59 ekspresyonunun değerlendirilmesi

Cevap

Akım sitometrisi ile kan hücrelerinde CD55 ve CD59 ekspresyonunun değerlendirilmesi
Hastanın klinik tablosu (sabah hemoglobinürisi) ve laboratuvar verileri (Coombs negatif intravasküler hemoliz) Paroksizmal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH) tanısını işaret etmektedir. PNH, PIGA geni mutasyonu sonucu glikozilfosfatidilinositol (GPI) çapası sentezlenememesi nedeniyle oluşur. Bu durum, hücre yüzeyinde komplemanı inhibe eden CD55 (DAF) ve CD59 (MIRL) proteinlerinin eksikliğine yol açar. Tanıyı kesinleştirmek için akım sitometrisi ile bu proteinlerin yokluğunun gösterilmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada sabahları belirginleşen hemoglobinüri (koyu renkli idrar) ve intravasküler hemoliz bulguları (yüksek LDH, düşük haptoglobin) mevcuttur.
Bu tablo klasik olarak Paroksizmal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH) hastalığını düşündürür.
2
Bağışıklık kökenli nedenlerin dışlanması
Direkt Coombs testinin negatif olması hemolizin otoimmün olmadığını gösterir.
PNH, akkiz ancak genetik tabanlı bir non-immün hemolitik anemidir.
3
Tanısal testin belirlenmesi
PNH tanısında altın standart tetkik, GPI-çapalı proteinlerin (CD55, CD59) eksikliğini gösteren akım sitometrisidir.
PIGA gen mutasyonu sonucu bu proteinlerin sentezlenememesi, eritrositleri kompleman aracılı yıkıma duyarlı hale getirir.

Anahtar Kavram

Paroksizmal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH), kompleman düzenleyici proteinlerin (CD55/CD59) eksikliği sonucu oluşan, Coombs negatif intravasküler hemoliz ile karakterize bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 10 / 21Sonraki
Hematoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 10 | Examkin