Böbrek Nakli

45 soru

Soru 21Soru

4242 yaşında erkek hasta, canlı vericiden yapılan böbrek nakli operasyonundan 33 hafta sonra poliklinik kontrolüne çağrılıyor. Postoperatif dönemde 1.11.1 mg/dL'ye kadar düşen serum kreatinin düzeyi, bu kontrolde 1.81.8 mg/dL olarak ölçülüyor. Fizik muayenesinde greft lojunda hafif dolgunluk ve hassasiyet saptanan hastaya yapılan biyopsi sonucunda 'belirgin tübülit ve interstisyel lenfositik infiltrasyon' raporlanıyor. C4d boyaması ise negatif saptanıyor. Bu hastanın yönetiminde en uygun ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek doz (pulse) metilprednizolon

Cevap

Yüksek doz (pulse) metilprednizolon tedavisi, biyopsi ile kanıtlanmış akut hücresel rejeksiyonun standart ilk basamak tedavisidir.
Böbrek nakli sonrası ilk aylarda gelişen kreatinin artışı, greft hassasiyeti ve biyopside saptanan tübülit bulgusu tipik bir akut hücresel rejeksiyon (AHR) tablosudur. KDIGO rehberlerine göre AHR tanısı alan hastalarda ilk basamak tedavi yüksek doz (pulse) metilprednizolondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Kreatinin artışı (1.11.81.1 \rightarrow 1.8) ve greft hassasiyeti greft disfonksiyonunu gösterir.
Nakil sonrası erken dönemde kreatinin yükselişi mutlaka biyopsi ile aydınlatılmalıdır.
2
Biyopsi bulgularını yorumla.
Tübülit ve interstisyel infiltrasyon 'Akut Hücresel Rejeksiyon' (AHR) tanısını koydurur. C4d negatifliği antikor ilişkili süreci dışlar.
Banff sınıflamasına göre tübül epiteli içindeki lenfositler (tübülit) hücresel rejeksiyonun patognomonik bulgusudur.
3
KDIGO rehberine göre tedavi seç.
AHR atağında ilk seçenek 33 gün boyunca uygulanan pulse metilprednizolondur.
Kortikosteroidler lenfosit aktivitesini hızla baskılayarak greft fonksiyonunu geri döndürür.

Anahtar Kavram

Akut Hücresel Rejeksiyonun (AHR) Tanı Kriterleri ve İlk Basamak Tedavisi

Daha Fazla Pratik

Banff kriterlerinde evreleme sistemini (Tip I, II, III) ve hangi evrede vasküler tutulumun başladığını tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 22Soru

Primer hastalığı biyopsi ile kanıtlanmış fokal segmental glomeruloskleroz (FSGS) olan 28 yaşındaki bir hastaya, canlı vericili böbrek nakli gerçekleştirilmiştir. Postoperatif erken dönemde greft fonksiyonları normal seyreden hasta, 20. günde ani başlayan anazarka tarzı ödem tablosu ile başvurmuştur. Tetkiklerde serum kreatinin değerinin 1.11.1 mg/dL'den 1.91.9 mg/dL'ye yükseldiği, masif proteinüri (>3.5>3.5 g/gün) ve hipoalbüminemi saptandığı görülmüştür. Yapılan greft biyopsisinde ışık mikroskopisinde glomerüller normal görünümde olup, immünfloresan incelemede C4d negatiftir. Elektron mikroskopisinde ise yaygın ayak silinmesi (foot process effacement) izlenmiştir.

Bu klinik tablo ve bulgular eşliğinde en olası tanı ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FSGS nüksü - Plazmaferez

Cevap

Hastalığın FSGS nüksü olduğunu gösteren bulgular nedeniyle doğru yaklaşım Plazmaferez tedavisidir.
Primer hastalığı FSGS olan hastalarda transplantasyon sonrası nüks riski %30-50 civarındadır. Nüks genellikle erken dönemde (ilk haftalar/aylar) masif proteinüri ve nefrotik sendrom tablosu ile kendini gösterir. Biyopside ışık mikroskopisi erken dönemde normal olabilir (veya fokal skleroz henüz gelişmemiştir), ancak elektron mikroskopisinde podosit hasarını gösteren yaygın ayak silinmesi tipiktir. Patogenezde rol oynadığı düşünülen dolaşımdaki geçirgenlik faktörünü (permeability factor) temizlemek amacıyla tedavide Plazmaferez kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
FSGS tanılı hastada nakil sonrası erken dönemde (20. gün) nefrotik sendrom (ödem, masif proteinüri, hipoalbüminemi) gelişmiştir.
Primer hastalığın ne olduğu ve mevcut semptomların niteliği (nefrotik vs nefritik vs tübüler) ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Biyopsi bulgularını değerlendir
Işık mikroskopisi normal, C4d negatif (rejeksiyon dışlandı), EM'de yaygın ayak silinmesi var.
Yaygın ayak silinmesi podosit hasarını gösterir ve FSGS nüksü veya Minimal Değişiklik Hastalığı için tipiktir. Rejeksiyon veya CNI toksisitesi bu bulguyu açıklamaz.
3
Tanıyı kesinleştir ve tedaviyi belirle
Tanı: FSGS nüksü. Tedavi: Dolaşımdaki permeabilite faktörünü uzaklaştırmak için Plazmaferez.
FSGS nüksü greft kaybının önemli bir nedenidir ve standart tedavi plazmaferezdir.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası primer hastalık nüksleri, özellikle FSGS'nin erken dönemde nefrotik sendromla nüks edebileceği ve tedavisinde plazmaferezin yeri.

İpuçları

1
Hastanın nakil öncesi primer hastalığına (FSGS) ve semptomların (masif proteinüri) bu hastalıkla ilişkisine odaklanın.
2
Akut rejeksiyon ve ilaç toksisitesi genellikle kreatinin yüksekliği ile seyrederken, bu hastada ön planda olan 'nefrotik sendrom' tablosudur.
3
FSGS'nin böbrek nakli sonrası tekrarlama riski yüksektir ve bu durumdaki standart tedavi, dolaşımdaki faktörü temizlemeye yöneliktir.

Daha Fazla Pratik

Böbrek nakli sonrası gelişen diğer glomerüler hastalık nükslerinin (örneğin MPGN Tip 2) klinik özelliklerini ve prognozlarını inceleyin.

Alternatif Yöntem

Biyopsi bulgularını eleme yöntemiyle kullanın: C4d negatifliği antikor aracılı rejeksiyonu dışlar; tubülit yokluğu hücresel rejeksiyonu dışlar; ayak silinmesi podosit hastalığını (FSGS nüksü) doğrular.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

Son dönem böbrek yetmezliği tanısıyla kadavradan böbrek nakli yapılan 5050 yaşındaki kadın hastada, operasyon sonrası 33. günde idrar miktarında belirgin azalma ve greft lojunda hassasiyet gelişmiştir. Serum kreatinin düzeyi 1.81.8 mg/dL'den 3.13.1 mg/dL'ye yükselen hastanın Doppler ultrasonografisi normaldir. Yapılan greft biyopsisinde peritübüler kapillerit ve yaygın C4d birikimi izlenmiştir.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut antikor aracılı rejeksiyon

Cevap

Akut antikor aracılı rejeksiyon
Peritübüler kapillerlerde C4d birikimi, donöre özgü antikorların (DSA) varlığını ve kompleman sisteminin klasik yolaktan aktivasyonunu gösterir. Banff kriterlerine göre bu bulgu, histolojik hasar (kapillerit gibi) ve greft disfonksiyonu ile birleştiğinde akut antikor aracılı rejeksiyon (AMR) tanısı koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri değerlendir
Erken dönem greft disfonksiyonu ve hassasiyeti saptandı.
Böbrek nakli sonrası gelişen ani böbrek hasarının ayırıcı tanısında ilk adım klinik ve laboratuvar verilerinin incelenmesidir.
2
Radyolojik inceleme ile vasküler nedenleri dışla
Doppler USG normal bulundu.
Greftin beslenmesini engelleyen vasküler tromboz gibi mekanik sorunların dışlanması gerekir.
3
Biyopsi bulgularını analiz et
C4d pozitifliği ve kapillerit belirlendi.
Histopatolojik incelemede C4d birikimi, kompleman aktivasyonunu ve antikor aracılı hasarı kanıtlayan en önemli bulgudur.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli biyopsisinde C4d pozitifliği akut antikor aracılı rejeksiyonun (AMR) temel tanısal işaretidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 24Soru

4242 yaşında erkek hastaya 66 yıl önce kadavradan başarılı bir böbrek nakli yapılmıştır. Son 11 yıldır kontrollerini aksatan ve immünsüpresif ilaç dozlarını düzensiz kullandığı öğrenilen hastanın yapılan tetkiklerinde; serum kreatinin düzeyinin 1.3 mg/dL1.3 \text{ mg/dL}'den 2.7 mg/dL2.7 \text{ mg/dL}'ye yükseldiği ve idrar incelemesinde 3.2 g/gu¨n3.2 \text{ g/gün} yeni gelişen proteinüri saptanıyor. Yapılan immünolojik incelemede yüksek titreli HLA Sınıf II (anti-DQ) donör spesifik antikor (DSA) pozitifliği belirleniyor. Greft biyopsisinde ışık mikroskobunda glomerüler bazal membranda çift kontur görünümü (transplant glomerulopatisi) ve peritubüler kapillerlerde bazal membran tabakalanması izleniyor; C4d boyaması ise fokal pozitif saptanıyor. Bu klinik ve patolojik bulgular ışığında, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik aktif antikor aracılı rejeksiyon

Cevap

Klinik ve patolojik bulgular bir arada değerlendirildiğinde en olası tanı kronik aktif antikor aracılı rejeksiyondur.
Kronik aktif antikor aracılı rejeksiyon (caABMR), tanısal olarak üç ana kritere dayanır: (1) Greft fonksiyon kaybı ve proteinüri gibi klinik bulgular, (2) De novo DSA (özellikle HLA-DQ) pozitifliği ve (3) Biyopside transplant glomerulopatisi (GBM'de çift kontur görünümü) ve peritubüler kapillerlerde bazal membran çok katmanlılığı. Vaka sunumundaki ilaç uyumsuzluğu hikayesi de bu tanıyı destekleyen klasik bir tetikleyici faktördür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik gidişatın analizi
Nakilden yıllar sonra gelişen yavaş seyirli greft disfonksiyonu ve nefrotik düzeyde proteinüri saptanmıştır.
Bu tablo genellikle kronik süreçli greft hasarlarını (rejeksiyon veya ilaç toksisitesi) düşündürür.
2
Serolojik inceleme
De novo HLA Sınıf II donör spesifik antikor (DSA) pozitifliği bulunmuştur.
HLA Sınıf II antikorları, özellikle de DQ antikorları, kronik antikor aracılı rejeksiyonun en güçlü serolojik göstergesidir.
3
Patolojik bulguların yorumlanması
Işık mikroskobunda transplant glomerulopatisi (çift kontur) ve peritubüler kapiller tabakalanma izlenmiştir.
Transplant glomerulopatisi (Banff cg skoru), endotelyal hücrelerin kronik hümoral hasarı sonucu gelişen ve kronik antikor aracılı rejeksiyonun tanısal kriteri olan bir bulgudur.

Anahtar Kavram

Kronik aktif antikor aracılı rejeksiyon (caABMR), geç dönem böbrek greft kaybının en sık nedenidir ve tanı için serolojik (DSA), histolojik (transplant glomerulopatisi) ve immünopatolojik (C4d veya mikro-enflamasyon) kriterlerin kombinasyonu gerekir.
Soru 25Soru

5555 yaşında erkek hasta, 44 ay önce kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. Donör sitomegalovirüs (CMV) pozitif (D+D+), alıcı CMV negatiftir (RR-). İndüksiyon tedavisi olarak antitimosit globülin (ATGATG) alan hastanın idame immünsüpresif tedavisi takrolimus, mikofenolat mofetil ve prednizolondan oluşmaktadır. Son 1010 gündür halsizlik, iştahsızlık ve 38,2C38,2^{\circ} C'ye varan ateş şikayetleri olan hastanın laboratuvar incelemesinde lökopeni (2.400/mm32.400/mm^3), trombositopeni (115.000/mm3115.000/mm^3) ve transaminazlarda hafif yükselme (AST:90AST: 90 U/LU/L, ALT:105ALT: 105 U/LU/L) saptanmıştır. Serum kreatinin düzeyi 1,31,3 mg/dLmg/dL (bazal: 1,21,2 mg/dLmg/dL) olarak ölçülmüştür. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CMV sendromu

Cevap

D+/R- serostatüsü, ATG indüksiyonu ve 1-6. aylar arasındaki klinik tablo (ateş, sitopeni, hepatit) en çok sitomegalovirüs (CMV) sendromu ile uyumludur.
Sitomegalovirüs (CMV) sendromu tanısı; ateş (>38C>38^{\circ} C), lökopeni (<3.500/mm3<3.500/mm^3 veya %20 azalma) ve transaminazlarda yükselme ile konur. Bu vakada donörün pozitif alıcının negatif olması (D+/RD+/R-) ve ATGATG gibi güçlü bir indüksiyon tedavisi alınmış olması riski belirgin artırır. Nakil sonrası 1-6. aylar arası bu enfeksiyonun en sık görüldüğü dönemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Donör pozitif, alıcı negatif (D+/RD+/R-) olması ve T-hücre tüketici bir ajan olan ATGATG kullanılması CMV riskini en üst düzeye çıkarır.
CMV riski serostatüye ve immünsüpresyonun yoğunluğuna göre değişir.
2
Klinik semptomların ve zamanlamanın analizi
Nakil sonrası 4. ay (tipik olarak 1-6. ay arası), halsizlik, iştahsızlık ve ateş CMV enfeksiyonu için klasik dönemdir.
Post-transplant enfeksiyonlar zaman çizelgesine göre sınıflandırılır.
3
Laboratuvar bulgularının yorumlanması
Lökopeni, trombositopeni ve transaminaz yüksekliği (hepatit) CMV sendromunun tipik bileşenleridir.
Sitomegalovirüs kemik iliği ve karaciğer gibi organlarda doku invazyonu veya baskılanma yapabilir.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası CMV sendromu, özellikle yüksek riskli hastalarda (D+/RD+/R-) ateş ve hematolojik bulgularla seyreder.

Daha Fazla Pratik

CMV tanısında kantitatif DNA PCR testi ve tedavide valgansiklovir veya gansiklovir kullanımını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru

Daha önce iki kez kan transfüzyonu öyküsü olan 3232 yaşındaki kadın hastaya, kadavradan böbrek nakli yapılıyor. Operasyon sonrası 4.4. günde idrar miktarında ani azalma, greft üzerinde hassasiyet ve ateş saptanıyor. Serum kreatinin değeri 1.11.1 mg/dL'den 3.23.2 mg/dL'ye yükselen hastanın yapılan Doppler ultrasonografisinde rezistif indeks (Rİ) 0.880.88 olarak ölçülüyor. Yapılan greft biyopsisinde peritübüler kapillerlerde yoğun nötrofil infiltrasyonu saptanıyor ve immunfloresan incelemede yaygın C4d boyanması gözleniyor. Bu hastada en olası tanı ve öncelikle planlanması gereken tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut antikor aracılı rejeksiyon — Plazmaferez ve İntravenöz immünglobulin (İVİG)

Cevap

En olası tanı akut antikor aracılı rejeksiyondur ve tedavide öncelikle plazmaferez ile İVİG uygulanmalıdır.
Hastanın öyküsündeki transfüzyonlar, verici antijenlerine karşı önceden oluşmuş antikorların varlığına (sensitizasyon) işaret eder. Klinik olarak 4. günde gelişen greft ağrısı, ateş ve kreatinin artışı akut bir reddi düşündürür. Biyopside peritübüler kapillerlerde nötrofil infiltrasyonu ve C4d birikimi saptanması, antikor aracılı rejeksiyonun (AMR) kesin kanıtıdır. KDIGO ve Banff kriterlerine göre bu tablonun standart tedavisi antikorları uzaklaştıran plazmaferez ve immün modülatör İVİG kombinasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini ve zamanlamayı değerlendir.
Hastanın transfüzyon öyküsü (duyarlılaşma/sensitizasyon riski) ve nakil sonrası 4. günde (erken akut dönem) gelişen greft disfonksiyonu saptandı.
Antikor aracılı rejeksiyon (AMR) riski, önceden antijenle karşılaşmış (gebelik, transfüzyon, eski nakil) hastalarda daha yüksektir.
2
Biyopsi ve immunfloresan bulgularını analiz et.
Peritübüler kapillerlerde nötrofil birikimi (kapillerit) ve C4d pozitifliği gözlendi.
C4d, klasik kompleman yolunun aktivasyonunun bir göstergesidir ve biyopside saptanması antikor aracılı hasarı (AMR) kanıtlayan en önemli kriterlerden biridir.
3
Tanı ile tedavi rehberlerini eşleştir.
KDIGO rehberlerine göre AMR tanısı alan hastada dolaşımdaki antikorların uzaklaştırılması ve üretiminin baskılanması gerekir.
Plazmaferez antikorları uzaklaştırırken, İVİG antikor üretimini modüle eder ve kompleman aktivasyonunu baskılar.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası erken dönemde gelişen greft disfonksiyonunda, biyopside C4d pozitifliği saptanması 'Antikor Aracılı Rejeksiyon' (AMR) tanısı koydurur ve tedavisi hücresel rejeksiyondan farklı olarak plazmaferez/İVİG içerir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 27Soru

4848 yaşında erkek hastaya 44 ay önce kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. İdame immünsüpresif tedavisi olarak takrolimus, mikofenolat mofetil ve prednizolon kullanmaktadır. Hastanın son 11 aydır kan basıncı 165/100165/100 mmHg seyretmektedir ve fizik muayenesinde takrolimus kullanımına bağlı olduğu düşünülen hafif bir el titremesi saptanmıştır. Bazal kreatinin düzeyi 1.11.1 mg/dL olan hastanın dirençli hipertansiyonu için tedaviye enalapril eklenmiştir. Tedavinin 11. haftasında yapılan kontrolde hastanın kreatinin düzeyi 1.91.9 mg/dL bulunmuş ve greft loju üzerinde sistolik bir üfürüm duyulmuştur.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transplant renal arter stenozu (TRAS)

Cevap

Transplant renal arter stenozu (TRAS)
Transplant renal arter stenozu (TRAS), böbrek nakli sonrası dirençli hipertansiyonun önemli bir cerrahi nedenidir. Alıcıda tek bir işlevsel böbrek bulunduğu için (fonksiyonel soliter böbrek), arterdeki darlık glomerüler filtrasyon hızının (GFH) korunmasını anjiyotensin II bağımlı efferent arteriyol konstriksiyonuna muhtaç hale getirir. ACE inhibitörleri veya ARB'ler bu mekanizmayı devre dışı bırakarak intraglomerüler basıncı ve dolayısıyla GFH'yi hızla düşürür. Greft üzerinde duyulan üfürüm ise tanıyı destekleyen spesifik bir fizik muayene bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tetikleyiciyi belirle
Antihipertansif olarak Enalapril (ACE inhibitörü) başlanması sonrası kreatinin düzeyinde %70'lik bir artış saptanmıştır.
Soliter böbrekli hastalarda (transplant alıcıları dahil) renal arter stenozu varlığında ACE inhibitörleri, efferent arteriyolü dilate ederek glomerüler filtrasyon basıncını kritik düzeyde düşürür.
2
Fizik muayene bulgusunu değerlendir
Greft loju üzerinde duyulan sistolik üfürüm, vasküler bir darlığa işaret eder.
Renal arterdeki anlamlı darlıklar, kan akımında türbülans yaratarak oskültasyonda üfürüme neden olur.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula
Dirençli hipertansiyon, ACE inhibitörü sonrası ABH ve üfürüm triadı Transplant Renal Arter Stenozu (TRAS) tanısını koydurur.
TRAS, nakil sonrası ilk yıl içinde görülen vasküler komplikasyonların en sık nedenlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Transplant alıcılarında ACE inhibitörü kullanımı sonrası gelişen akut böbrek hasarı, aksi ispatlanana kadar renal arter stenozunu (TRAS) düşündürmelidir.
Soru 28Soru

Böbrek nakli yapılmasının üzerinden 66 yıl geçmiş olan 4242 yaşındaki erkek hastanın, Siklosporin, mikofenolat mofetil ve prednizolon tedavisi altında stabil seyrederken son 11 yıldır kreatinin düzeyinin 1.41.4 mg/dL'den 2.82.8 mg/dL'ye progresif olarak yükseldiği ve 3.53.5 g/gün proteinürisi geliştiği saptanıyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 165/100165/100 mmHg, pretibial ödem ve belirgin diş eti hiperplazisi saptanıyor. Yapılan böbrek biyopsisinde ışık mikroskobunda glomerüler bazal membranlarda dublizasyon (çift kontur) ve mezanjiyal genişleme; elektron mikroskobunda ise peritübüler kapillerlerde bazal membran multilaminasyonu görülüyor. Bu hasta için en olası renal tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik antikor ilişkili rejeksiyon (Transplant glomerulopatisi)

Cevap

Kronik antikor ilişkili rejeksiyon (Transplant glomerulopatisi)
Kronik antikor ilişkili rejeksiyon, genellikle donör spesifik antikorların (DSA) endotel üzerindeki kronik hasarı sonucu gelişir. En tipik bulgusu 'transplant glomerulopatisi' olup ışık mikroskobunda glomerüler bazal membran dublizasyonu (çift kontur) ve elektron mikroskobunda peritübüler kapiller multilaminasyonu ile karakterizedir. Klinik olarak progresif böbrek yetmezliği, hipertansiyon ve proteinüri ile seyreder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Nakil sonrası 6. yılda progresif kreatinin artışı, hipertansiyon ve nefrotik düzeyde proteinüri saptanmıştır.
Bu kombinasyon kronik greft disfonksiyonunu ve özellikle glomerüler tutulumu düşündürür.
2
Fizik muayene bulgusunu değerlendir
Diş eti hiperplazisi Siklosporin (kalsinörin inhibitörü) kullanımına bağlı bir yan etkidir.
Bu bulgu kalsinörin inhibitörü toksisitesi için bir ipucu gibi görünse de renal tanı için biyopsi belirleyicidir.
3
Biyopsi bulgularını yorumla
GBM dublizasyonu (çift kontur) ve peritübüler kapiller multilaminasyonu saptanmıştır.
Bu patolojik bulgular 'Transplant Glomerulopatisi' için patognomoniktir ve kronik hümoral (antikor ilişkili) rejeksiyonun temel göstergesidir.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası kronik antikor ilişkili rejeksiyonun (Transplant Glomerulopatisi) klinik ve patolojik tanısı.

Alternatif Yöntem

Vakadaki patolojik bulgulardan 'çift kontur' ve 'peritübüler kapiller multilaminasyonu' anahtar kelimelerini hümoral rejeksiyon ile eşleştirmek en hızlı çözümdür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru

3434 yaşında kadın hasta, kadavradan böbrek nakli yapıldıktan 44 ay sonra rutin kontrole geliyor. Takrolimus (vadi düzeyi: 1010 ng/mL), mikofenolat mofetil (22 g/gün) ve prednizolon (55 mg/gün) tedavisi alan hastanın son iki haftada serum kreatinin değeri 1.11.1 mg/dL'den 1.81.8 mg/dL'ye yükselmiştir. Fizik muayenede kan basıncı 130/80130/80 mmHg saptanıyor ve greft lojunda hassasiyet bulunmuyor. İdrar sitolojisinde bazofilik intranükleer inklüzyon içeren "decoy" (tuzak) hücreleri görülüyor. Böbrek biyopsisinde tübüler epitelyal hücrelerde viral inklüzyonlar izleniyor ve SV40 immünohistokimyasal boyaması pozitif sonuçlanıyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmünosupresif ilaç dozlarının azaltılması

Cevap

En uygun yaklaşım immünosupresif ilaç dozlarının azaltılmasıdır.
Böbrek nakli sonrası dönemde kreatinin yüksekliği ile başvuran, idrar sedimentinde bazofilik inklüzyonlu epitel hücreleri (decoy cells) saptanan ve biyopsisinde SV40 immünohistokimyasal boyanması pozitif olan hastada tanı BK virüs nefropatisidir. KDIGO rehberlerine göre bu durumun yönetiminde ilk basamak, antimetabolit (MMF) dozunun azaltılması veya kesilmesi ve kalsinörin inhibitörü (Takrolimus) vadi düzeyinin düşürülmesi gibi yöntemlerle immünosupresyonun azaltılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hastada greft disfonksiyonu (kreatinin artışı), idrarda decoy hücreleri ve biyopside SV40 pozitifliği saptanmıştır.
SV40 (Simian Virus 40) antikoru, Polyomavirüs (özellikle BK virüsü) proteinleri ile çapraz reaksiyon vererek biyopside tanıyı doğrular.
2
Ayırıcı tanı yapılması
Akut rejeksiyon ile BK virüs nefropatisi (BKVN) ayrımı yapılır.
BKVN sıklıkla nakil sonrası ilk 11 yılda, özellikle güçlü immünosupresyon alanlarda görülür ve biyopsi bulguları rejeksiyonu taklit edebilir; ancak SV40 boyanması tanısaldır.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
KDIGO rehberlerine uygun olarak immünosupresif yükün azaltılmasına karar verilir.
BKVN'de spesifik ve çok etkili bir antiviral ilaç bulunmadığından, vücudun virüsle savaşabilmesi için bağışıklık baskılamasının gevşetilmesi (genellikle MMF doz azaltımı veya Takrolimus hedef düzeyinin düşürülmesi) birincil yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

BK Virüs Nefropatisi (BKVN) Tanı ve Yönetimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 30Soru

2828 yaşında kadın hasta, 55 yıl önce tanı alan ve plazmafereze dirençli seyreden atipik Hemolitik Üremik Sendrom (aHUS) nedeniyle 33 hafta önce canlı vericili böbrek nakli yapılmıştır. İndüksiyon tedavisinde Anti-timosit globülin (ATG) kullanılmış; idame tedavisi olarak takrolimus, mikofenolat mofetil ve prednizolon başlanmıştır. Graft fonksiyonları başlangıçta iyi seyreden hastanın (kreatinin: 1.11.1 mg/dL), son 22 günde kreatinin düzeyi 2.42.4 mg/dL’ye yükselmiş ve idrar çıkışı azalmıştır. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 8.28.2 g/dL, trombosit 62.000/μL62.000/\mu L, LDH 12001200 U/L ve haptoglobin ölçülemeyecek kadar düşük saptanmıştır. Periferik yaymada her sahada 343-4 adet şistosit görülmektedir. Yapılan graft biyopsisinde glomerüler kapiller lümenlerde fibrin trombusları ve endotelial şişme izlenmiştir. Bu klinik tabloda en olası tanı ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tekrarlayan atipik Hemolitik Üremik Sendrom (aHUS) ve eculizumab tedavisi

Cevap

Tekrarlayan atipik Hemolitik Üremik Sendrom (aHUS) ve eculizumab tedavisi
Doğru yanıt olan 'Tekrarlayan aHUS ve eculizumab tedavisi' seçeneği, hastanın tıbbi geçmişindeki primer hastalık olan aHUS'un nakil sonrası yüksek nüks potansiyelini ve klinik tablodaki TMA (şistositler, LDH yüksekliği, haptoglobin düşüklüğü) bulgularını en iyi açıklayan tanıdır. KDIGO ve uluslararası kılavuzlar, bu durumda terminal kompleman inhibitörü olan eculizumab'ın kullanılmasını önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hastada anemisi, trombositopeni, yüksek LDH, düşük haptoglobin ve şistosit varlığı saptandı.
Bu bulgular Mikroanjiyopatik Hemolitik Anemi (MAHA) ve Trombotik Mikroanjiyopati (TMA) varlığını gösterir.
2
Primer hastalık ve zamanlama ilişkisini kur
Hastanın temel hastalığı aHUS'tur ve nakil sonrası 3. haftada graft disfonksiyonu gelişmiştir.
aHUS, kompleman regülasyon bozukluğu nedeniyle nakil sonrası çok yüksek nüks oranına sahiptir.
3
Ayırıcı tanı yap
CNI toksisitesi ve antikor aracılı reddetme dışlandı.
Primer hastalık öyküsü nüksü ilk sıraya koyar; biyopsi bulguları (fibrin trombusları) TMA'yı doğrular.
4
Tedavi planla
Eculizumab başlanmasına karar verildi.
Eculizumab, C5'i inhibe ederek alternatif yolak aktivasyonunu durdurur ve aHUS tedavisinde altın standarttır.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası tekrarlayan glomerüler hastalıklar ve aHUS nüksünde terminal kompleman inhibisyonu.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 31Soru

3232 yaşında erkek hastaya, canlı vericiden (kardeşinden) 33 hafta önce böbrek nakli yapılmıştır. İdame immünsüpresif tedavisi olarak takrolimus, mikofenolat mofetil ve prednizolon almaktadır. Poliklinik kontrolünde serum kreatinin düzeyinin bazal değeri olan 1,11,1 mg/dLmg/dL'den 1,81,8 mg/dLmg/dL'ye yükseldiği saptanmıştır. Hastanın fizik muayenesinde greft lojunda hafif hassasiyet ve idrar miktarında azalma mevcuttur. Yapılan böbrek biyopsisinde tübülit ve yoğun interstisyel lenfositik infiltrasyon saptanmıştır.

Bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek doz (nabız) metilprednizolon

Cevap

Biyopside tübülit ve interstisyel inflamasyon saptanan hastada en uygun ilk basamak tedavi yüksek doz (nabız) metilprednizolondur.
Biyopside saptanan tübülit ve yoğun interstisyel inflamasyon bulguları, Banff sınıflandırmasına göre Akut T-hücre aracılı (hücresel) rejeksiyonu işaret eder. KDIGO kılavuzlarına göre, bu tablonun standart ilk basamak tedavisi 353-5 gün süreyle uygulanan yüksek doz (nabız) metilprednizolondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Nakil sonrası erken dönemde (33 hafta) kreatinin artışı, greft hassasiyeti ve oligüri; akut rejeksiyonu düşündürür.
Ayırıcı tanıda rejeksiyon, ilaç toksisitesi veya enfeksiyonu dışlamak gerekir.
2
Biyopsi bulgularının yorumlanması
Tübülit ve yoğun interstisyel lenfositik infiltrasyon, Banff kriterlerine göre Akut T-hücre aracılı rejeksiyonu (ACR) doğrular.
Biyopsi, rejeksiyon tipini (hücresel vs humoral) belirlemek için altın standarttır.
3
Tedavi protokolünün belirlenmesi
KDIGO kılavuzlarına göre hücresel rejeksiyonun ilk basamak tedavisi nabız steroiddir.
Steroidler, lenfositik inflamasyonu hızla baskılayarak greft fonksiyonlarını düzeltir.

Anahtar Kavram

Akut T-Hücre Aracılı (Hücresel) Rejeksiyon Tanı ve Tedavisi

İpuçları

1
Biyopsideki 'tübülit' bulgusu hangi rejeksiyon tipine özgüdür?
2
Akut hücresel rejeksiyonun tedavisinde immün sistemi hızla baskılamak için kullanılan en yaygın ilk basamak ajan hangisidir?

Daha Fazla Pratik

Akut humoral (antikor aracılı) rejeksiyonda biyopside saptanması beklenen spesifik immünhistokimyasal bulguyu (C4d) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

4242 yaşında erkek hastaya 1010 ay önce canlı vericiden başarılı bir böbrek nakli yapılmıştır. Postoperatif takibinde hiç rejeksiyon atağı geçirmeyen ve greft fonksiyonları mükemmel seyreden (Kreatinin:0,9mg/dLKreatinin: 0,9 mg/dL) hastanın rutin kontrollerinde Hemoglobin:18,8g/dLHemoglobin: 18,8 g/dL ve Hematokrit:%56Hematokrit: \%56 saptanıyor. Fizik muayenede pletorik yüz görünümü dışında patoloji saptanmayan ve sigara içmeyen bu hastada, gelişen post-transplant eritrositoz (PTE) tablosunun tedavisinde ilk basamakta tercih edilmesi gereken ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ACE inhibitörleri

Cevap

Post-transplant eritrositoz tedavisinde ilk basamak seçenek ACE inhibitörleri veya ARB'lerdir.
Post-transplant eritrositoz (PTE), böbrek nakli sonrası %10-15 oranında görülen bir komplikasyondur. Tedavisinde anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri veya anjiyotensin reseptör blokerleri (ARB), eritropoietin üretimini ve kemik iliğindeki öncü hücrelerin duyarlılığını azaltarak hematokrit seviyelerini etkili bir şekilde düşürür. Bu nedenle KDIGO rehberlerinde de ilk basamak tedavi olarak önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Post-transplant eritrositoz (PTE)
Böbrek nakli sonrası ilk 6-12 ayda, iyi greft fonksiyonu olan hastalarda (özellikle erkek ve sigara içenlerde) hematokritin %51'in üzerine çıkması PTE olarak tanımlanır.
2
Patofizyolojinin belirlenmesi
Eritropoietin (EPO) aşırı üretimi veya duyarlılığı
Nakledilen böbrek veya nativ böbreklerden kaynaklanan kontrolsüz EPO salınımı ve anjiyotensin II'nin EPO üzerindeki uyarıcı etkisi temel mekanizmadır.
3
Tedavi seçiminin yapılması
ACE inhibitörü veya ARB kullanımı
Bu ilaçlar anjiyotensin II üzerinden EPO üretimini baskılayarak hematokrit düzeyini güvenle düşürürler.

Anahtar Kavram

Post-transplant eritrositoz (PTE) ve ACE inhibitörlerinin tedavi edici rolü.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

4242 yaşında erkek hasta, 1414 ay önce kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. Poliklinik kontrolünde genel durumu iyi, fizik muayenesi doğal ve greft fonksiyonları stabildir (Serum kreatinin: 1,11,1 mg/dL). Kan basıncı 135/85135/85 mmHg saptanmıştır. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde Hemoglobin: 18,818,8 g/dL ve Hematokrit: %57\%57 olarak bulunmuştur. Hastanın sigara öyküsü yoktur, fizik muayenesinde splenomegali saptanmamıştır ve arteriyel kan gazında hipoksi bulgusuna rastlanmamıştır. Bu hastada görülen hematolojik tablonun tedavisinde öncelikle tercih edilmesi gereken ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörleri

Cevap

Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörleri
Böbrek nakli sonrası eritrositoz (Post-transplant erythrocytosis - PTE), nakil alıcılarının yaklaşık %10-15'inde görülen ve genellikle nakilden sonraki ilk 2 yıl içinde ortaya çıkan bir komplikasyondur. Stabil greft fonksiyonlarına rağmen hematokritin %51'in üzerine çıkmasıyla karakterizedir. Patofizyolojisinde anjiyotensin II'nin eritropoetin üretimini uyarması ve kemik iliğinde eritroid progenitör hücreleri doğrudan stimüle etmesi rol oynar. Bu nedenle, tedavisinde ilk tercih anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörleri veya ARB'lerdir. Bu ilaçlar hem kan basıncını kontrol eder hem de hematokrit düzeyini etkin bir şekilde düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Böbrek nakli sonrası yüksek hematokrit (%57) ve hemoglobin (18,8 g/dL) değerleri ile greft fonksiyonlarının stabil olması 'Böbrek Nakli Sonrası Eritrositoz' (PTE) lehinedir.
Sekonder nedenlerin (sigara, hipoksi) dışlanması tanıyı kesinleştirir.
2
Patofizyolojinin değerlendirilmesi
PTE'de renin-anjiyotensin sisteminin (RAS) aktivasyonu eritropoetin üretimini ve eritroid prekürsörlerin duyarlılığını artırır.
Tedavide bu mekanizmanın hedeflenmesi gerekir.
3
Tedavi seçimi
Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörleri veya Anjiyotensin Reseptör Blokerleri (ARB) kullanımı.
KDIGO kılavuzları ve klinik çalışmalar PTE tedavisinde RAS blokajını ilk seçenek olarak önermektedir.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası eritrositozda (PTE) anjiyotensin sistemi üzerinden eritropoetin sentezini baskılamak amacıyla ADE inhibitörleri veya ARB'ler öncelikli tedavi olarak kullanılır.
Soru 34Soru

Böbrek nakli yapılan 4242 yaşındaki bir erkek hastada, operasyondan sonraki 10.10. günde idrar miktarında azalma ve greft üzerinde hassasiyet gelişiyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinin bazal değerine göre %25\%25 oranında arttığı saptanıyor. Yapılan böbrek biyopsisinde yoğun interstisyel lenfositik infiltrasyon ve tübülit izleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut hücresel reddi

Cevap

Akut hücresel reddi
Akut hücresel reddi, nakilden sonraki ilk birkaç hafta veya ay içinde sıkça görülen bir durumdur. Klinik olarak idrar çıkışında azalma, greft üzerinde hassasiyet ve böbrek fonksiyon testlerinde bozulma ile karakterizedir. Tanı için altın standart biyopsidir ve biyopside tübülit (tübül epiteli arasında mononükleer hücreler) ile interstisyel infiltrasyon görülmesi bu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın postoperatif süresini değerlendir
Semptomlar nakilden sonraki 10.10. günde başlamıştır.
Rejeksiyon tipleri zamanlama açısından farklılık gösterir; 10. gün akut süreçler için tipiktir.
2
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Oligüri, greft ağrısı ve kreatinin artışı greft disfonksiyonunu gösterir.
Bu bulgular hem cerrahi komplikasyonlarda hem de rejeksiyonda görülebilir, ayırıcı tanı için biyopsi gereklidir.
3
Biyopsi bulgularını yorumla
İnterstisyel lenfositik infiltrasyon ve tübülit izlenmiştir.
Tübülit (tübül epiteli içine lenfosit sızması), akut hücresel rejeksiyonun patognomonik histolojik bulgusudur.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası akut hücresel reddi tanısı, zamanlama (ilk aylar) ve biyopsi bulgularına (tübülit) dayanır.

İpuçları

1
Biyopsi bulgusundaki 'tübülit' ifadesi spesifik bir tanıya işaret eder.
2
Belirtilerin nakilden sonraki 10. günde çıkması, sürecin ne hiperakut ne de kronik olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Akut antikor aracılı rejeksiyon (humoral) ile hücresel rejeksiyon arasındaki biyopsi farklarını (C4d birikimi gibi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 35Soru

55 yaşında erkek hastaya son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle 6 ay önce canlı donörden böbrek nakli yapılmıştır. İdame immünsüpresif tedavisi olarak takrolimus, mikofenolat mofetil ve düşük doz prednizolon kullanılmaktadır. Son kontrollerinde takrolimus düzeyleri terapötik aralıkta olmasına rağmen serum kreatinin düzeyinde progresif artış saptanan ve biyopsisinde kronik kalsinörin inhibitörü nefrotoksisitesi bulguları izlenen hastada, takrolimus kesilerek tedaviye sirolimus eklenmiştir.

Bu tedavi değişikliği sonrası hastanın klinik takibinde aşağıdakilerden hangisinin gelişmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum kolesterol ve trigliserid düzeylerinde artış

Cevap

Serum kolesterol ve trigliserid düzeylerinde artış
Böbrek nakli sonrası kullanılan mTOR inhibitörleri (sirolimus ve everolimus), kalsinörin inhibitörlerinin (siklosporin, takrolimus) aksine nefrotoksik değildir. Ancak bu ilaçlar lipid metabolizmasını etkileyerek serum kolesterol ve trigliserid düzeylerinde belirgin artışa (hiperlipidemi) neden olurlar. Vaka sorusunda belirtilen kalsinörin inhibitörü nefrotoksisitesinden kaçınmak için yapılan bu ilaç değişikliği, hastada en olası laboratuvar anomalisi olarak hiperlipidemiyi karşımıza çıkarır.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsinörin inhibitörü (Kİ) nefrotoksisitesi nedeniyle yapılan ilaç değişikliğini değerlendiriniz.
Hastanın takrolimus (Kİ) tedavisinden sirolimus (mTOR inhibitörü) tedavisine geçtiği saptanmıştır.
Tedavi rejimindeki değişikliğin hangi yeni yan etkilere yol açabileceğini belirlemek için bu ayrım kritiktir.
2
mTOR inhibitörlerinin (sirolimus, everolimus) karakteristik yan etkilerini hatırlayınız.
Bu ilaç grubunun en önemli yan etkileri hiperlipidemi (hipertrigliseridemi ve hiperkolesterolemi), anemi, trombositopeni, yara iyileşmesinde gecikme ve proteinüridir.
mTOR inhibitörleri, Kİ'lerden farklı olarak nefrotoksik olmasalar da belirgin metabolik yan etkilere sahiptirler.
3
Kalsinörin inhibitörlerine (siklosporin, takrolimus) özgü yan etkileri eleyiniz.
Diş eti hiperplazisi, hipertansiyon ve hirsutizm gibi bulgular elenmiştir.
Bu bulgular genellikle siklosporin kullanımıyla ilişkilidir.

Anahtar Kavram

mTOR İnhibitörlerinin (Sirolimus/Everolimus) Metabolik Yan Etkileri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 36Soru

4848 yaşında erkek hasta, kadavradan böbrek nakli yapıldıktan 22 hafta sonra cerrahi yara yerinde iyileşme gecikmesi ve insizyon hattından seröz karakterli akıntı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde yara dudaklarında ayrışma (dehissans) ve o bölgede sıvı koleksiyonu (lenfosele sekonder) saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olma olasılığı en yüksek olan immünsupresif ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sirolimus

Cevap

Sirolimus (mTOR inhibitörü), fibroblast aktivitesini baskılayarak yara iyileşmesini geciktiren ve lenfosel oluşumuna zemin hazırlayan temel ajandır.
Sirolimus ve Everolimus gibi mTOR inhibitörleri, hücre siklusunu ve protein sentezini inhibe ederek fibroblastların yara bölgesine göçünü ve proliferasyonunu engeller. Bu durum, nakil sonrası erken dönemde kullanıldıklarında yara dudaklarının ayrılmasına (dehissans), insizyonel hernilerin artışına ve lenf drenajının bozulmasına bağlı olarak lenfosel gelişimine neden olur. Bu nedenle genellikle cerrahi stabilizasyon sağlandıktan sonra (yaklaşık 11 ay sonra) tedaviye eklenirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada yara dehissansı, iyileşme gecikmesi ve lenfosel (sıvı koleksiyonu) saptanmıştır.
Bu bulgular cerrahi komplikasyonlardan ziyade spesifik bir ilaç yan etkisini düşündürmektedir.
2
İlaç yan etki profillerini değerlendirme
mTOR inhibitörlerinin (Sirolimus, Everolimus) antiproliferatif etkilerinin cerrahi iyileşme fazını bozduğu bilinmektedir.
Böbrek nakli sonrası ilk aylarda bu ilaçların kullanımı genellikle bu yan etkiler nedeniyle tercih edilmez.
3
Ayırıcı tanı yapma
Steroidler de yara iyileşmesini etkiler ancak lenfosel oluşumu ile birincil ilişkili olan mTOR inhibitörüdür.
KDIGO kılavuzları yara iyileşmesi tamamlanana kadar mTOR inhibitörlerine başlanmamasını veya dikkatli olunmasını önerir.

Anahtar Kavram

mTOR inhibitörlerinin (Sirolimus) cerrahi komplikasyonlar (yara iyileşmesi bozukluğu, lenfosel) üzerindeki etkisi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 37Soru

5252 yaşında erkek hastaya 1010 ay önce kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. Takiplerinde stabil seyreden serum kreatinin düzeyinin son bir ayda 1,5mg/dL1,5 mg/dL'den 2,2mg/dL2,2 mg/dL'ye yükselmesi üzerine hasta değerlendirmeye alınıyor. İdrar sitolojisinde "decoy" hücreleri saptanırken, greft biyopsisinde tübüler epitel hücrelerinde intranükleer viral inklüzyonlar ve tübülointerstisyel inflamasyon izleniyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmünsüpresif tedavi dozlarının azaltılması

Cevap

İmmünsüpresif tedavi dozlarının azaltılması
Böbrek nakli sonrası progresif greft disfonksiyonu ile başvuran hastada idrarda görülen "decoy" hücreleri (viral enfekte tübüler hücreler) ve biyopsindeki intranükleer viral inklüzyonlar BK virüs nefropatisi için karakteristiktir. Bu enfeksiyon aşırı immünsüpresyon sonucu ortaya çıkar ve temel tedavi yaklaşımı immünsüpresif ilaçların (genellikle mikofenolat mofetil veya kalsinörin inhibitörleri) dozunun azaltılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Böbrek nakilli hastada progresif kreatinin artışı, idrarda decoy hücreleri ve biyopsinde intranükleer inklüzyonlar saptandı.
Bu bulgular tipik olarak BK virüs nefropatisini (BKVN) işaret eder.
2
Ayırıcı tanı yap
Akut rejeksiyon ile BK virüs nefropatisi benzer histolojik bulgular (inflamasyon) verebilir ancak inklüzyonlar BKVN lehinedir.
Tedavi yaklaşımları birbirinin tam zıttıdır; rejeksiyonda immünsüpresyon artırılırken, BKVN'de azaltılır.
3
Güncel kılavuzlara göre tedavi belirle
BK virüs nefropatisi tedavisinde ilk basamak immünsüpresyonun azaltılmasıdır.
KDIGO kılavuzları, viral replikasyonu kontrol altına almak için mevcut immünsüpresif yükün düşürülmesini önermektedir.

Anahtar Kavram

BK virüs nefropatisi (BKVN) tanısı ve yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

Kadavradan böbrek nakli yapılmış 4545 yaşında erkek hasta, nakil sonrası 1414. ayında poliklinik kontrolüne geliyor. Hastanın poliklinik izlemlerinde greft fonksiyonları stabil seyretmekte olup güncel kreatinin değeri 1,11,1 mg/dL'dir. Fizik muayenesinde kan basıncı 138/88138/88 mmHg, nabız 7878/dakika saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 18,418,4 g/dL, hematokrit %56\%56 bulunuyor. Hastanın nakil öncesi ve sonrası sigara öyküsü bulunmadığı ve arteryel kan gazında hipoksemi saptanmadığı biliniyor. Bu hastada saptanan hematolojik anormalliğin tedavisinde ilk basamakta kullanılması en uygun ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enalapril

Cevap

Post-transplant eritrositoz tedavisinde anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri (örneğin Enalapril) ilk basamak tedavi olarak tercih edilmelidir.
Böbrek nakli sonrası gelişen eritrositoz (Hct >%51> \%51), sıklıkla RAS (Renin-Anjiyotensin Sistemi) üzerinden artan eritropoietin üretimi ile ilişkilidir. KDIGO rehberlerine göre, post-transplant eritrositozun ilk basamak tedavisinde ACE inhibitörleri veya anjiyotensin reseptör blokörleri (ARB) önerilmektedir. Bu ajanlar hematokrit düzeyini etkili bir şekilde düşürerek tromboembolik komplikasyon riskini azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut laboratuvar bulgularına göre tanı koyulması.
Hemoglobin ve hematokrit değerlerinin yüksekliği (>17>17 g/dL veya %51\%51), greft fonksiyonunun normal olması ve sekonder nedenlerin (sigara, hipoksemi) dışlanmasıyla 'Post-transplant eritrositoz' tanısı konur.
Böbrek nakli sonrası hastaların %1015\%10-15'inde görülen ve genellikle nakil sonrası ilk 22 yılda ortaya çıkan bir komplikasyondur.
2
Patofizyolojik mekanizmaya yönelik tedavi seçilmesi.
ACE inhibitörleri veya ARB (Anjiyotensin Reseptör Blokörü) kullanımı kararlaştırılır.
Post-transplant eritrositozda anjiyotensin II, eritropoietin üretimini ve kemik iliği yanıtını artırır. ACE inhibitörleri bu yolu bloke ederek hematokriti düşürür.
3
Tedavi yanıtının değerlendirilmesi.
İlaç tedavisine yanıt alınamayan veya hematokrit değeri >%60>\%60 olan çok riskli vakalarda flebotomi düşünülmelidir.
ACE inhibitörleri vakaların büyük çoğunluğunda yeterli kontrol sağlar.

Anahtar Kavram

Post-transplant eritrositoz (PTE) yönetimi
Soru 39Soru

3535 yaşında kadın hasta, 11 ay önce kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. Son 11 haftadır idrar miktarında azalma ve bacaklarda ödem şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde greft lojunda hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin değeri 1.21.2 mg/dL'den 2.42.4 mg/dL'ye yükselmiş; idrar sodyumu 1515 mEq/L saptanıyor. Greft biyopsisinde peritübüler kapillerlerde mononükleer hücre birikimi (kapillerit), glomerülit ve peritübüler kapiller boyunca lineer C4dC4d boyanması izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut antikor ilişkili rejeksiyon – Plazmaferez ve intravenöz immünglobulin (IVIG)

Cevap

Akut antikor ilişkili rejeksiyon – Plazmaferez ve intravenöz immünglobulin (IVIG)
Vakadaki klinik tablo (akut greft disfonksiyonu) ve biyopsi bulguları (kapillerit, glomerülit, C4d+) 'Akut antikor ilişkili rejeksiyon' (AMR) tanısını doğrulamaktadır. AMR'nin güncel tedavisinde, antikorların plazmaferez yoluyla temizlenmesi ve ardından IVIG ile immün modülasyon sağlanması altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Greft fonksiyonunda akut bozulma (kreatinin artışı, oligüri) ve greft lojunda hassasiyet saptandı.
Nakil sonrası erken dönemde (1 ay) gelişen fonksiyon kaybı rejeksiyon, toksisite veya enfeksiyonu düşündürür.
2
Histopatolojik bulguların analizi
Peritübüler kapillerit, glomerülit ve lineer C4d pozitifliği saptandı.
Banff kriterlerine göre peritübüler kapiller boyunca lineer C4d boyanması, antikor aracılı rejeksiyonun (AMR) en spesifik göstergesidir.
3
Tedavi planının oluşturulması
Plazmaferez ve IVIG kombinasyonu tercih edildi.
Akut AMR tedavisinde dolaşımdaki antikorları uzaklaştırmak ve nötralize etmek amacıyla KDIGO kılavuzları bu kombinasyonu önermektedir.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli biyopsisinde lineer C4d pozitifliği, antikor ilişkili rejeksiyon (AMR) için patognomoniktir ve tedavisinde plazmaferez/IVIG kullanılır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

Böbrek nakli yapılan hastalarda kullanılan immünsüpresif ilaçlar ve bunların sık karşılaşılan yan etkileri ile ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikofenolat mofetil — Nefrotoksisite ve tremor

Cevap

Mikofenolat mofetil — Nefrotoksisite eşleşmesi yanlıştır.
Mikofenolat mofetil (MMF), bir inozin monofosfat dehidrogenaz (IMPDH) inhibitörüdür. En önemli yan etkileri gastrointestinal sistem üzerinedir (bulantı, kusma, diyare) ve kemik iliğini baskılayarak lökopeniye neden olabilir. Kalsinörin inhibitörlerinin (Takrolimus, Siklosporin) aksine, Mikofenolat mofetil nefrotoksik değildir ve tremor yapması beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Böbrek nakli sonrası kullanılan temel ilaç gruplarının (Kalsinörin inhibitörleri, mTOR inhibitörleri, Antimetabolitler) yan etki profillerini karşılaştırın.
Siklosporin ve Takrolimus (Kalsinörin inhibitörleri) nefrotoksik iken Mikofenolat Mofetil (Antimetabolit) değildir.
İlaç seçiminde nefrotoksisite riskini minimize etmek için bu ayrımın bilinmesi kritiktir.
2
İlaçlara özgü karakteristik yan etkileri analiz edin.
Siklosporin'in diş eti büyümesi ve hirsutizm; Takrolimus'un tremor, alopesi ve yüksek diyabet riski; Sirolimus'un hiperlipidemi ile ilişkili olduğu doğrulanır.
Bu yan etkiler klinik takipte ayırıcı tanıda yol göstericidir.
3
Yanlış olan eşleşmeyi belirleyin.
Mikofenolat mofetilin temel yan etkileri gastrointestinal semptomlar ve kemik iliği supresyonudur, böbrek hasarı yapmaz.
Soruda istenen 'yanlış' ifade bu seçenekte verilmiştir.

Anahtar Kavram

İmmünsüpresif ilaçların spesifik yan etki profilleri ve nefrotoksik potansiyel farkları.

İpuçları

1
Hangi immünsüpresif ilaç grubunun nefrotoksik *olmadığı* için özellikle tercih edildiğini hatırlayın.
2
Tremor ve diyabet riski genellikle kalsinörin inhibitörleri ile ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Nakil sonrası greft rejeksiyon tiplerini (hiperakut, akut, kronik) ve mekanizmalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 3Sonraki
Böbrek Nakli Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin